<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>virüs arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/virus/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/virus</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Feb 2025 07:24:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Afrika’da tanımlanamayan hastalık: 5 haftada 50&#8217;den fazla kişi öldü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/afrikada-tanimlanmayan-hastalik-5-haftada-50den-fazla-kisi-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Feb 2025 06:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Kongo Cumhuriyeti']]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[ebola]]></category>
		<category><![CDATA[epidemi]]></category>
		<category><![CDATA[Marburg virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne (WHO) göre, henüz tanımlanamayan bir hastalık, Ocak ortasından bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#8217;nde 50&#8217;den fazla kişinin ölümüne neden oldu. Sağlık yetkilileri, kuzeybatıdaki Boloko köyünde gizemli bir hastalığın ilk vakalarını bildirdi. Buna göre 10-13 Ocak tarihleri ​​arasında 3 çocuk bu sebeple yaşamını yitirdi. WHO&#8217;nun Afrika Bölge Ofisi&#8217;nin bildirdiğine göre, çocukların ateş, baş ağrısı, ishal ve yorgunluk olarak başlayan ve daha sonra kan kusma gibi şiddetli semptomlar geliştirmeden önce yarasa yediği öğrenildi. 431 vaka, 53 ölüm Hastalık vakaları sonraki günlerde yakındaki Danda köyüne ve ardından Bomate’ye ulaştı. Raporda, 15 Şubat itibarıyla iki bölgede 431 vaka ve 53 ölüm belirlendi. Verilere göre, ölüm oranı %12&#8217;nin biraz üzerinde ve ölümlerin neredeyse yarısı, semptomların gelişmesinden sonraki 48 saat içinde gerçekleşmiş durumda. Bu arada uzmanlar, Boloko, Danda ve Bomate arasında oluşan iki salgın kümesinin potansiyel olarak ayrı hastalıklar olabileceğini bildiriyor. Yaygın bir virüs değil Bununla birlikte yetkililerin, bu bölgelerden alarak inceledikleri örnekler, ilgili virüsün, Ebola ve Marburg virüslerinin arkasındaki yaygın virüslerden birisi olmadığını gösterdi. Şu anda Bomate, Boloko ve Danda&#8217;daki hastalıklar hakkında çok az bilgi var. Ancak DSÖ soruşturması devam ediyor. Bildirilen vakalarda görülen ana belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, vücut ağrıları, terleme, boyun sertliği, öksürük, kusma, ishal ve karın krampları yer alıyor. 1 yılda %63 arttı 2022 tarihli DSÖ raporuna göre, 2012 ve 2022 yılları arasında Afrika&#8217;da hayvanlardan insanlara yayılan hastalık salgınlarının sayısında %63&#8217;lük bir artış yaşandı. Uzmanlar, insanlar ile yabani yaşam alanları arasındaki sınırları muğlaklaştıran nüfus artışı ve kentsel genişlemenin barındırdığı tehlikeye işaret ediyor. Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/afrikada-tanimlanmayan-hastalik-5-haftada-50den-fazla-kisi-oldu">Afrika’da tanımlanamayan hastalık: 5 haftada 50&#8217;den fazla kişi öldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne (WHO) göre, henüz tanımlanamayan bir hastalık, Ocak ortasından bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#8217;nde 50&#8217;den fazla kişinin ölümüne neden oldu.</p>
<p>Sağlık yetkilileri, kuzeybatıdaki Boloko köyünde gizemli bir hastalığın ilk vakalarını bildirdi. Buna göre 10-13 Ocak tarihleri ​​arasında 3 çocuk bu sebeple yaşamını yitirdi.</p>
<p>WHO&#8217;nun Afrika Bölge Ofisi&#8217;nin bildirdiğine göre, çocukların ateş, baş ağrısı, ishal ve yorgunluk olarak başlayan ve daha sonra kan kusma gibi şiddetli semptomlar geliştirmeden önce yarasa yediği öğrenildi.</p>
<h4><strong>431 vaka, 53 ölüm</strong></h4>
<p>Hastalık vakaları sonraki günlerde yakındaki Danda köyüne ve ardından Bomate’ye ulaştı. Raporda, 15 Şubat itibarıyla iki bölgede 431 vaka ve 53 ölüm belirlendi.</p>
<p>Verilere göre, ölüm oranı %12&#8217;nin biraz üzerinde ve ölümlerin neredeyse yarısı, semptomların gelişmesinden sonraki 48 saat içinde gerçekleşmiş durumda.</p>
<p>Bu arada uzmanlar, Boloko, Danda ve Bomate arasında oluşan iki salgın kümesinin potansiyel olarak ayrı hastalıklar olabileceğini bildiriyor.</p>
<h4><strong>Yaygın bir virüs değil</strong></h4>
<p>Bununla birlikte yetkililerin, bu bölgelerden alarak inceledikleri örnekler, ilgili virüsün, Ebola ve Marburg virüslerinin arkasındaki yaygın virüslerden birisi olmadığını gösterdi.</p>
<p>Şu anda Bomate, Boloko ve Danda&#8217;daki hastalıklar hakkında çok az bilgi var. Ancak DSÖ soruşturması devam ediyor.</p>
<p>Bildirilen vakalarda görülen ana belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, vücut ağrıları, terleme, boyun sertliği, öksürük, kusma, ishal ve karın krampları yer alıyor.</p>
<h4><strong>1 yılda %63 arttı</strong></h4>
<p>2022 tarihli DSÖ raporuna göre, 2012 ve 2022 yılları arasında Afrika&#8217;da hayvanlardan insanlara yayılan hastalık salgınlarının sayısında %63&#8217;lük bir artış yaşandı.</p>
<p>Uzmanlar, insanlar ile yabani yaşam alanları arasındaki sınırları muğlaklaştıran nüfus artışı ve kentsel genişlemenin barındırdığı tehlikeye işaret ediyor.</p>
<p><a href="https://www.livescience.com/health/viruses-infections-disease/unidentified-illnesses-have-killed-over-50-people-in-congo-in-last-5-weeks-who-reports" target="_blank" rel="noopener"><strong>Kaynak</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/afrikada-tanimlanmayan-hastalik-5-haftada-50den-fazla-kisi-oldu">Afrika’da tanımlanamayan hastalık: 5 haftada 50&#8217;den fazla kişi öldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32125</post-id>	</item>
		<item>
		<title>JN.1 virüsü: Omicron’un çok bulaşıcı olan en son varyantı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/jn-1-virusu-omicronun-cok-bulasici-olan-en-son-varyanti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[DSÖ]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[JN1 virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[omicron]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[varyant]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni COVID-19 varyantları Kalabalık toplantılardan mümkün olduğunca kaçınmaya, usulüne uygun maske kullanmaya, solunum yolu belirtilerimiz varsa evde izole olmaya, kapalı ortamları iyi havalandırmaya, el hijyenini uygulamaya ve insanların yüzüne aksırmamaya çok özen göstermemiz gerekiyor. Gerek solunum yolu virüslerinin en sık görüldüğü mevsimde olmamız, gerekse yeni bulaşıcı COVID-19 varyantlarının sıklığının artması nedeniyle, solunum yollarından bulaşan virüslere karşı korunma önlemlerinin mutlaka alınması gerekli. Virüsler çoğalır ve yayılırken genetik materyallerinde değişiklikler meydana gelir. Mutasyon denen bu değişiklikler, en sık genetik materyali RNA olan virüslerde oluşur. Özellikle AIDS etkeni olan HIV, her yıl salgınlar ve arada tüm dünyayı ilgilendiren pandemiler yapan influenza-grip virüsü ve yüzyılımızın pandemisi COVID-19 etkeni SARS-CoV-2’de sık mutasyonlar görülür. Mutasyon gelişen ve orijinal virüsten farklılık gösteren virüse varyant adı verilir. Bazı mutasyonlar virüsün herhangi bir özelliğine yansımayabilirken, bazı mutasyonlar ise virüsün insanlara bulaşabilmesini kolaylaştırabilir, ağır hastalık yapıcı etkisini arttırabilir, aşıyla sağlanan bağışıklığa ve ilaçlara karşı dirence yol açabilir. Özellikle bulaştırıcılık arttığı takdirde hızla enfeksiyona yol açan varyant, en sık karşılaşılan etken olarak karşımıza çıkabilir. Varyantlar özellikle virüsün yoğun bulaştığı ortamlarda ve bağışıklık yetersizliği olan bireylerde ortaya çıkmaktadır. Bulaşıcılığı yüksek COVID-19 pandemisinin başından beri virüs genetik yapısı açısından detaylı izlenmekte ve yeni çıkan varyantlar takibe alınmaktadır. Moleküler sürveyans ile toplumlarda sıklıkla görülen virüsler özel yöntemlerle incelenerek önemli olabilecek varyantlar isimlendirilmekte ve izlenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından orijinal virüse göre yapısal ve davranış değişikliği gösteren, toplumda dolaştığı bilinen, vaka kümeleri oluşturan ya da çeşitli ülkelerde de saptanan varyantlar, dikkate alınması gereken varyantlar (Variant of Interest=VOI) olarak isimlendirilmiştir. Mutasyonlar nedeni ile bulaşıcılığı artmış, COVID-19 yayılımını olumsuz yönde etkileyebilecek, hastalık oluşturma özelliği artmış, klinik tabloda değişikliğe yol açan, halk sağlığı önlemlerinin etkinliğini azaltan ya da mevcut tanı testlerinin, aşı veya ilaçların etkinliğini azaltan varyantlar da, endişe uyandıran varyantlar (Variant of Concern=VOC) olarak adlandırılmıştır. Gelişen varyantlarda tüm genetik materyalde değişiklikler olabilmekte ancak virüsün S (spike-çıkıntı) bölgesi adı verilen kısmında bulunan değişiklikler özellikle bulaşma hızını artıran, bağışıklık yanıtından kaçıp aşı ya da hastalığı geçirmiş olmaya rağmen enfeksiyona tekrar yakalanabilme durumuna yol açan ve hastalığı ağırlaştırabilen etkileri nedeni ile önemle ele alınmaktadır. İlk varyantlar dolaşımdan kalktı 2019 yılının sonunda ilk kez Wuhan’dan bildirilen SARS-CoV-2, Wuhan suşu olarak anılmaktadır. Daha sonra gelişen ve VOC olarak sınıflandırılan alfa, beta, gama ve delta gibi halk arasında bilinen ilk varyantlar şu anda dolaşımdan kalkmış durumdadır. Omicron varyantı 2021 yılı sonunda ilk çıktığında spike-çıkıntı proteininde çok sayıda mutasyona sahip olması ile dikkatleri üzerine toplamıştır. 2021 yılından beri de COVID-19 etkeni virüs, Omicron&#8217;dan türemiş çok sayıda alt-tip ile enfeksiyon oluşturmaya devam etmektedir. İlk farklı yapıdaki aşılar orijinal Wuhan suşuna karşı geliştirilmiş ve pandeminin en önemli dönemlerinde oldukça etkili olmuştur. Bunu takiben, önce Omicron&#8217;un iki en sık alt-tipine karşı ikili aşı ve sonra 2023 yılında en sık görülen etken olan XBB.1.5’e karşı tekli aşı geliştirilmiştir. Ancak bu aşılar dünyada yaygın kullanıma girememiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bile Aralık 2023 sonu itibari ile maalesef %18 erişkin ve %7 çocuk bu yeni onaylanan tekli Monovalan aşı ile aşılıdır. 18 Aralık 2023’te, JN.1 isimli yeni Omicron alt varyantını Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dikkate alınması gereken varyantlar (Variant of Interest=VOI) grubuna almıştır. JN.1 daha önce dikkatleri üzerine toplayan Omicron alt-tipi BA.2.86 takma adı Pirola olan varyanttan türemiştir. JN.1 moleküler sürveyansın çok iyi yapıldığı ve güncel olarak paylaşıldığı ülkelerde çok bulaşıcı olması ve çok hızla artması nedeni ile bu sınıfa alınmıştır. Tüm dünyada EG.5 takma adı ERİS olan varyant da halen en sık bildirilen bir Omicron alt-tipi olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm dünyada 20 Kasım-17 Aralık tarihleri arasında 28 günde bir bildirilen yeni COVID-19 olguları, önceki 28 güne göre 850000 üzeri olgu ile %52 oranında artmış bulunmaktadır. Ancak ölüm oranı %8 oranında azalmıştır. 17 Aralık itibari ile 772 milyon kişi COVID-19’a yakalanmış ve yaklaşık 7 milyon kişi bu nedenle kaybedilmiştir. 13 Kasım-10 Aralık tarihleri arasında yeni COVID-19 enfeksiyonu ile hastaneye yatışlarda 118000 vaka olmak üzere %23 ve yoğun bakıma yatışlarda 1600 vaka olmak üzere %51 oranında artış görülmüştür. Bu artış mevsimsel olarak çok sık görülen ve en sık hastalığa neden olan solunum yolu virüsleri İnfluenza ve RSV’den dolayı da olabilir. Ama bu artışın yeni çok bulaşıcı olan COVID-19 varyantına bağlı olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. EG.5 takma adı ile ERIS, XBB.1.9.2’nin uzantısıdır. Yeni bir alt-varyant olan HV.1 de EG.5’den türemiştir. Moleküler sürveyansın çok iyi yapılıp güncel paylaşıldığı Amerika Birleşik Devletleri’nde EG.5, Ağustos’ta ön planda iken sonra %5 oranına düşmüştür. Şu anda HV.1 %22 oranında görülmektedir. EG.5 ve HV.1’in önceki Omicron alt-tiplerinden daha bulaşıcı olmadığı ve daha ağır hastalığa yol açmadığı izlenmekle birlikte, XBB ilişkili yeni Monovalan aşının bu iki alt-tipe karşı etkisinin sürdüğünü bildiren çalışmalar da bulunmaktadır. Ancak sonbaharda HV.1’in önüne geçip ABD’nde %44 olgudan sorumlu olan ve 18 Aralık’ta çok bulaşıcı olması nedeniyle dikkate alınması gereken varyantlar (Variant of Interest=VOI) sınıfına alınan JN.1 varyantından yola çıkarak herkesin çok yorulduğu pandemi döneminde bunca kayba rağmen, çoğunluğumuzun dirsek büklümüne aksırmayı öğrenemediği de göz önünde bulundurularak, koruyucu önlemlerin mutlaka hatırlatılması gerekmektedir. JN.1, Omicron’un çok bulaşıcı olan en son varyantıdır ve ilk kez Ağustos 2023’te bildirilmiştir. DSÖ’ne göre 41 ülkeye yayılmış ve ABD’nde ilk kez Eylül’de görülmüştür. JN.1, ABD’nde Kasım sonu COVID-19 olgularının sadece %8’ini oluştururken, 23 Aralık’ta olguların %44’ünden sorumlu hale gelmiştir. Bunu %22’lik oranla HV.1 alt-varyantı izlemektedir. JN.1, babası sayılan BA.2.86 ilk türediğinde, BA.2.86’dan (Pirola) çok mutasyon içermesi ve aşının oluşturduğu bağışıklığın koruyucu olmama olasılığı nedeniyle ürkütmüştür. Ama hızla BA.2.86’nın azaldığı, daha az sıklıkla enfeksiyona yol açtığı, tahmin edilen kadar bulaşıcı olmadığı ve bağışık yanıttan kaçmadığı görülmüş ve korkulan olmamıştır. Ancak ondan ek bir mutasyonla (spike proteininde ek L455S) türeyen JN.1 varyantının diğer varyantlardan daha bulaşıcı olduğu saptanmıştır ve bağışık yanıttan kaçma riski olabileceği düşünülmektedir. Bu varyant şu anda diğer varyantların önüne geçmiş durumdadır. Diğer varyantlardan farklı bulgulara ve daha şiddetli hastalığa yol açtığı henüz bilinmemektedir ve yakından izlenmektedir. Diğer varyantlar gibi ana belirtiler yine boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, akıntısı, öksürük, yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı, ateş ve terleme, koku ve tat duyu kaybıdır. Hastalığın ağır seyri varyant tipinden çok kişinin bağışıklık durumu ve altta yatan hastalık varlığına bağlıdır. Çoğu hastalık hafif seyirlidir. Kuzey yarım kürede solunum yolu virüslerinin neden olduğu hastalıkların zirve yapacağı döneme girdik ve çok hızla yayılan yeni bir varyantla karşı karşıyayız. Bu nedenle şu an elimizdeki en değerli önlemlerden olan kalabalık toplantılardan mümkün olduğunca kaçınmaya, usulüne uygun maske kullanmaya, solunum yolu belirtilerimiz varsa evde izole olmaya, kapalı ortamları iyi havalandırmaya, el hijyenini uygulamaya ve insanların yüzüne aksırmamaya çok özen göstermemiz gereklidir. Prof. Dr. Gülden Çelik / BAU Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Kaynaklar https://www.ecdc.europa.eu/en/covid-19/variants-concern https://www.nytimes.com/article/covid-variant.html https://www.who.int/publications/m/item/covid-19-epidemiological-update&#8212;22-december-2023 https://www.today.com/health/coronavirus/jn-1-covid-variant-symptoms-rcna129344</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/jn-1-virusu-omicronun-cok-bulasici-olan-en-son-varyanti">JN.1 virüsü: Omicron’un çok bulaşıcı olan en son varyantı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni COVID-19 varyantları</strong></p>
<p>Kalabalık toplantılardan mümkün olduğunca kaçınmaya, usulüne uygun maske kullanmaya, solunum yolu belirtilerimiz varsa evde izole olmaya, kapalı ortamları iyi havalandırmaya, el hijyenini uygulamaya ve insanların yüzüne aksırmamaya çok özen göstermemiz gerekiyor.</p>
<p>Gerek solunum yolu virüslerinin en sık görüldüğü mevsimde olmamız, gerekse yeni bulaşıcı COVID-19 varyantlarının sıklığının artması nedeniyle, solunum yollarından bulaşan virüslere karşı korunma önlemlerinin mutlaka alınması gerekli.</p>
<p>Virüsler çoğalır ve yayılırken genetik materyallerinde değişiklikler meydana gelir. Mutasyon denen bu değişiklikler, en sık genetik materyali RNA olan virüslerde oluşur. Özellikle AIDS etkeni olan HIV, her yıl salgınlar ve arada tüm dünyayı ilgilendiren pandemiler yapan influenza-grip virüsü ve yüzyılımızın pandemisi COVID-19 etkeni SARS-CoV-2’de sık mutasyonlar görülür.</p>
<p>Mutasyon gelişen ve orijinal virüsten farklılık gösteren virüse varyant adı verilir. Bazı mutasyonlar virüsün herhangi bir özelliğine yansımayabilirken, bazı mutasyonlar ise virüsün insanlara bulaşabilmesini kolaylaştırabilir, ağır hastalık yapıcı etkisini arttırabilir, aşıyla sağlanan bağışıklığa ve ilaçlara karşı dirence yol açabilir. Özellikle bulaştırıcılık arttığı takdirde hızla enfeksiyona yol açan varyant, en sık karşılaşılan etken olarak karşımıza çıkabilir. Varyantlar özellikle virüsün yoğun bulaştığı ortamlarda ve bağışıklık yetersizliği olan bireylerde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Bulaşıcılığı yüksek</strong></p>
<p>COVID-19 pandemisinin başından beri virüs genetik yapısı açısından detaylı izlenmekte ve yeni çıkan varyantlar takibe alınmaktadır. Moleküler sürveyans ile toplumlarda sıklıkla görülen virüsler özel yöntemlerle incelenerek önemli olabilecek varyantlar isimlendirilmekte ve izlenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü<strong> (DSÖ)</strong> tarafından orijinal virüse göre yapısal ve davranış değişikliği gösteren, toplumda dolaştığı bilinen, vaka kümeleri oluşturan ya da çeşitli ülkelerde de saptanan varyantlar, <strong>dikkate alınması gereken varyantlar</strong> (Variant of Interest=VOI) olarak isimlendirilmiştir. Mutasyonlar nedeni ile bulaşıcılığı artmış, COVID-19 yayılımını olumsuz yönde etkileyebilecek, hastalık oluşturma özelliği artmış, klinik tabloda değişikliğe yol açan, halk sağlığı önlemlerinin etkinliğini azaltan ya da mevcut tanı testlerinin, aşı veya ilaçların etkinliğini azaltan varyantlar da, <strong>endişe uyandıran varyantlar</strong> (Variant of Concern=VOC) olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Gelişen varyantlarda tüm genetik materyalde değişiklikler olabilmekte ancak virüsün S (spike-çıkıntı) bölgesi adı verilen kısmında bulunan değişiklikler özellikle bulaşma hızını artıran, bağışıklık yanıtından kaçıp aşı ya da hastalığı geçirmiş olmaya rağmen enfeksiyona tekrar yakalanabilme durumuna yol açan ve hastalığı ağırlaştırabilen etkileri nedeni ile önemle ele alınmaktadır.</p>
<p><strong>İlk varyantlar dolaşımdan kalktı</strong></p>
<p>2019 yılının sonunda ilk kez Wuhan’dan bildirilen SARS-CoV-2, Wuhan suşu olarak anılmaktadır. Daha sonra gelişen ve VOC olarak sınıflandırılan alfa, beta, gama ve delta gibi halk arasında bilinen ilk varyantlar şu anda dolaşımdan kalkmış durumdadır. Omicron varyantı 2021 yılı sonunda ilk çıktığında spike-çıkıntı proteininde çok sayıda mutasyona sahip olması ile dikkatleri üzerine toplamıştır. 2021 yılından beri de COVID-19 etkeni virüs, Omicron&#8217;dan türemiş çok sayıda alt-tip ile enfeksiyon oluşturmaya devam etmektedir. İlk farklı yapıdaki aşılar orijinal Wuhan suşuna karşı geliştirilmiş ve pandeminin en önemli dönemlerinde oldukça etkili olmuştur. Bunu takiben, önce Omicron&#8217;un iki en sık alt-tipine karşı ikili aşı ve sonra 2023 yılında en sık görülen etken olan XBB.1.5’e karşı tekli aşı geliştirilmiştir. Ancak bu aşılar dünyada yaygın kullanıma girememiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bile Aralık 2023 sonu itibari ile maalesef %18 erişkin ve %7 çocuk bu yeni onaylanan tekli Monovalan aşı ile aşılıdır.</p>
<p>18 Aralık 2023’te, JN.1 isimli yeni Omicron alt varyantını Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dikkate alınması gereken varyantlar (Variant of Interest=VOI) grubuna almıştır. JN.1 daha önce dikkatleri üzerine toplayan Omicron alt-tipi BA.2.86 takma adı Pirola olan varyanttan türemiştir. JN.1 moleküler sürveyansın çok iyi yapıldığı ve güncel olarak paylaşıldığı ülkelerde çok bulaşıcı olması ve çok hızla artması nedeni ile bu sınıfa alınmıştır. Tüm dünyada EG.5 takma adı ERİS olan varyant da halen en sık bildirilen bir Omicron alt-tipi olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Tüm dünyada 20 Kasım-17 Aralık tarihleri arasında 28 günde bir bildirilen yeni COVID-19 olguları, önceki 28 güne göre 850000 üzeri olgu ile %52 oranında artmış bulunmaktadır. Ancak ölüm oranı %8 oranında azalmıştır. 17 Aralık itibari ile 772 milyon kişi COVID-19’a yakalanmış ve yaklaşık 7 milyon kişi bu nedenle kaybedilmiştir. 13 Kasım-10 Aralık tarihleri arasında yeni COVID-19 enfeksiyonu ile hastaneye yatışlarda 118000 vaka olmak üzere %23 ve yoğun bakıma yatışlarda 1600 vaka olmak üzere %51 oranında artış görülmüştür. Bu artış mevsimsel olarak çok sık görülen ve en sık hastalığa neden olan solunum yolu virüsleri İnfluenza ve RSV’den dolayı da olabilir. Ama bu artışın yeni çok bulaşıcı olan COVID-19 varyantına bağlı olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.</p>
<p>EG.5 takma adı ile ERIS, XBB.1.9.2’nin uzantısıdır. Yeni bir alt-varyant olan HV.1 de EG.5’den türemiştir. Moleküler sürveyansın çok iyi yapılıp güncel paylaşıldığı Amerika Birleşik Devletleri’nde EG.5, Ağustos’ta ön planda iken sonra %5 oranına düşmüştür. Şu anda HV.1 %22 oranında görülmektedir. EG.5 ve HV.1’in önceki Omicron alt-tiplerinden daha bulaşıcı olmadığı ve daha ağır hastalığa yol açmadığı izlenmekle birlikte, XBB ilişkili yeni Monovalan aşının bu iki alt-tipe karşı etkisinin sürdüğünü bildiren çalışmalar da bulunmaktadır.</p>
<p>Ancak sonbaharda HV.1’in önüne geçip ABD’nde %44 olgudan sorumlu olan ve 18 Aralık’ta çok bulaşıcı olması nedeniyle dikkate alınması gereken varyantlar (Variant of Interest=VOI) sınıfına alınan JN.1 varyantından yola çıkarak herkesin çok yorulduğu pandemi döneminde bunca kayba rağmen, çoğunluğumuzun dirsek büklümüne aksırmayı öğrenemediği de göz önünde bulundurularak, koruyucu önlemlerin mutlaka hatırlatılması gerekmektedir.</p>
<p>JN.1, Omicron’un çok bulaşıcı olan en son varyantıdır ve ilk kez Ağustos 2023’te bildirilmiştir. DSÖ’ne göre 41 ülkeye yayılmış ve ABD’nde ilk kez Eylül’de görülmüştür. JN.1, ABD’nde Kasım sonu COVID-19 olgularının sadece %8’ini oluştururken, 23 Aralık’ta olguların %44’ünden sorumlu hale gelmiştir. Bunu %22’lik oranla HV.1 alt-varyantı izlemektedir. JN.1, babası sayılan BA.2.86 ilk türediğinde, BA.2.86’dan (Pirola) çok mutasyon içermesi ve aşının oluşturduğu bağışıklığın koruyucu olmama olasılığı nedeniyle ürkütmüştür. Ama hızla BA.2.86’nın azaldığı, daha az sıklıkla enfeksiyona yol açtığı, tahmin edilen kadar bulaşıcı olmadığı ve bağışık yanıttan kaçmadığı görülmüş ve korkulan olmamıştır. Ancak ondan ek bir mutasyonla (spike proteininde ek L455S) türeyen JN.1 varyantının diğer varyantlardan daha bulaşıcı olduğu saptanmıştır ve bağışık yanıttan kaçma riski olabileceği düşünülmektedir. Bu varyant şu anda diğer varyantların önüne geçmiş durumdadır. Diğer varyantlardan farklı bulgulara ve daha şiddetli hastalığa yol açtığı henüz bilinmemektedir ve yakından izlenmektedir. Diğer varyantlar gibi ana belirtiler yine boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, akıntısı, öksürük, yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı, ateş ve terleme, koku ve tat duyu kaybıdır. Hastalığın ağır seyri varyant tipinden çok kişinin bağışıklık durumu ve altta yatan hastalık varlığına bağlıdır. Çoğu hastalık hafif seyirlidir.</p>
<p>Kuzey yarım kürede solunum yolu virüslerinin neden olduğu hastalıkların zirve yapacağı döneme girdik ve çok hızla yayılan yeni bir varyantla karşı karşıyayız. Bu nedenle şu an elimizdeki en değerli önlemlerden olan kalabalık toplantılardan mümkün olduğunca kaçınmaya, usulüne uygun maske kullanmaya, solunum yolu belirtilerimiz varsa evde izole olmaya, kapalı ortamları iyi havalandırmaya, el hijyenini uygulamaya ve insanların yüzüne aksırmamaya çok özen göstermemiz gereklidir.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gülden Çelik / BAU Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p><a href="https://www.ecdc.europa.eu/en/covid-19/variants-concern"><strong>https://www.ecdc.europa.eu/en/covid-19/variants-concern</strong></a></p>
<p><a href="https://www.nytimes.com/article/covid-variant.html"><strong>https://www.nytimes.com/article/covid-variant.html</strong></a></p>
<p><a href="https://www.who.int/publications/m/item/covid-19-epidemiological-update---22-december-2023"><strong>https://www.who.int/publications/m/item/covid-19-epidemiological-update&#8212;22-december-2023</strong></a></p>
<p><a href="https://www.today.com/health/coronavirus/jn-1-covid-variant-symptoms-rcna129344"><strong>https://www.today.com/health/coronavirus/jn-1-covid-variant-symptoms-rcna129344</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/jn-1-virusu-omicronun-cok-bulasici-olan-en-son-varyanti">JN.1 virüsü: Omicron’un çok bulaşıcı olan en son varyantı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30904</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türeci ve Şahin’e ödül neden verilmedi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN BURSALI]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 14:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[Covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[Drew Weissman]]></category>
		<category><![CDATA[Katalin Karikó]]></category>
		<category><![CDATA[mRNA]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü 2023]]></category>
		<category><![CDATA[özlem türeci]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uğur şahin]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devrim niteliğindeki büyük buluşa en büyük ödül Yazılmayı hak eden bir ödül. Devrim niteliğindeki mRNA aşısının gerçekleştirilmesine yol açan temel bilimsel buluşu gerçekleştiren iki bilimciye, Katalin Karikó ve Drew Weissman’a Nobel Tıp/Fizyoloji ödülü verildi. Dikkat ederseniz Nobel, bu teknolojiyi/yöntemi kullanarak ilk aşıyı üreten Türk kökenli iki bilim insanı Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye verilmedi. Çünkü önemli olan mRNA teknolojisini bulmaktı. Bu teknoloji olmasaydı, mRNA aşısı gerçekleştirilemezdi. Bu konuda iki yıl önce, 2021 Tıp Nobeli’nin mRNA aşısına neden verilmediği tartışma konusu olmuştu. Çok erken demiştim, çünkü aşı kendini kanıtlamalıydı ve henüz 1.5 yıl olmuştu&#8230; “Nobel Komitesi’nin ise acelesi yok. Komite, güncel davranmaya pek yanaşmıyor; çünkü verdikleri Nobeller bazen 30 yıl öncesinin çok önemli buluşları bile olabiliyor. Aziz Sancar ve Nobel’i paylaştığı diğer iki bilim insanının buluşları da Nobel aldıkları tarihten 20 yıl öncesine dayanıyor!” Türeci ve Şahin’i Nobel adayı gösterenler için de devamında şöyle yazmıştım: Hemen “verilseydi, Nobelleri yakından izleyen bilim gazetecisi yönüme sürpriz olurdu&#8230; Hele BioNTech’in kurucuları, mRNA aşısının üreticileri ve bu yöntemle mesela bir çeşit deri kanserini iyileştirme çalışmalarında hayli ilerleyen, bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye verilmesi çok daha büyük sürpriz olurdu&#8230; Gelecek yıl ödül Katalin Karikó ve Drew Weissman’ın.” 2022’de verilir diyordum ama bir yıl hata payıyla bu yıl gerçekleşti. Önceki yazımın linki: www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tip-nobeli-niye-asiya-tureci-ve-sahine-verilmedi-1875509 Temel bilim çok önemli Ödülü her zaman veya genellikle temel bilim araştırmaları alıyor. mRNA (DNA’mızın protein üretilmesi talimatını ileten kısmı) teknolojisi üzerinde 30 yıl boyunca uğraşıldı. Böyle çok temel, çığır açıcı buluşlara neden olacak konular üzerinde çok uzun çalışmalar yapıldığı bilinir. mRNA ile hastalıklara karşı etkili aşı ve tedavi edici başka yöntemler geliştirilebileceği 30 yıl önceden görülmüş ancak laboratuvar deneyleri iyi sonuçlar vermemişti. Önceki yazımdan: “Hikâye, birçok bilimsel keşfin yaşamı değiştiren yeniliklere dönüşme şeklini aydınlatıyor: Onlarca yıllık çıkmaz sokaklar, reddedilmeler ve potansiyel kârlar için verilen mücadeleler, aynı zamanda cömertlik, merak, şüphecilik ve inatçı ısrar&#8230;” Evet müthiş bir alınteri, uykusuz geceler ve sonuçta gelen başarı&#8230; İnsanlığa ne büyük hizmet! Bilim olumsuz sonuçlardan hep öğrenir, nerede işlerin ters gittiğini arar bulur, bilim insanları ve taş üzerine taş koyarak gerçeği yakalar. Bu teknoloji ile üretilen aşının önemi, eski klasik aşıya karşı, çok daha etkili ve hızlı bağışıklık sistemini hastalık etkenlerine karşı (COVID virüsü gibi) hızla harekete geçirmesi. Kilit konu bağışıklık sistemimizdir. Onu uygun şekilde uyarabilirseniz belki de savaşamayacağı hastalık etkeni olmayacaktır. Büyük buluşlar bekliyoruz mRNA teknolojisi ile bilim olağanüstü yeni başarılara imza atmanın eşiğinde. İlk mRNA aşısını hızla geliştiren Türeci ve Uğur, deri kolon vb. gibi kanser türlerine karşı da mRNA aşıları üretiyor, bunların ilk denemelerini yapıyor. İngiltere’de ilk başarılı sonuçları almaya başladıklarını duyuyoruz. Türeci ve Uğur’un bu teknoloji ile aşıyı çok hızlı geliştirmelerinin sırrı ise uzun zamandır mRNA üzerinde çalışıyor olmalarındandır. Pandemi çıkınca, tamam arkadaşlar hemen aşıya girişiyoruz dediler ve bir yıl sürmedi başarıya imza atmaları. Bizim aşı? Ne kadar geri olduğumuzu anlamanız için anımsatayım. COVID’e karşı klasik yöntemlerle aşı geliştirilmesi için 20 kadar üniversite, merkez vb. kolları sıvadı. TURKOVAC adı verilen bir aşı geliştirildiği açıklandı zar zor. Kimsenin klasik aşı kullanmadığı bir safhada&#8230; Kaç aşılanma oldu, bunların sonuçları üzerine bir bilgi ulaşmadı. İktidar birkaç Afrika ülkesine bu aşıları hediye diye götürdü. Oralarda kullanıldı mı, yoksa hediyedir koyalım bir kenara mı denildi, bilgimiz yok. COVID, tıp bilimimizin yaratıcılığını teste tabi tuttu. Demek ki bu tür önemli olaylara bilimimiz hazır değil. Siyasal ve bilimsel kafalar hazır değil&#8230; Yarın olur mu bilemem&#8230; Orhan Bursalı *Bu yazı, 3 Ekim 2023 tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi">Türeci ve Şahin’e ödül neden verilmedi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Devrim niteliğindeki büyük buluşa en büyük ödül</strong></p>
<p>Yazılmayı hak eden bir ödül. Devrim niteliğindeki mRNA aşısının gerçekleştirilmesine yol açan temel bilimsel buluşu gerçekleştiren iki bilimciye, <strong>Katalin Karikó</strong> ve <strong>Drew Weissman</strong>’a Nobel Tıp/Fizyoloji ödülü verildi.</p>
<p>Dikkat ederseniz Nobel, bu teknolojiyi/yöntemi kullanarak ilk aşıyı üreten Türk kökenli iki bilim insanı <strong>Uğur Şahin</strong> ve <strong>Özlem Türeci</strong>’ye verilmedi. Çünkü önemli olan mRNA teknolojisini bulmaktı. Bu teknoloji olmasaydı, mRNA aşısı gerçekleştirilemezdi.</p>
<div id="gpt_unit_/11357266/haberdetay-haberici-kare1_0" data-google-query-id="CNfcypzQ3IEDFe2P_QcdFi0C0w">
<p>Bu konuda iki yıl önce, 2021 Tıp Nobeli’nin mRNA aşısına neden verilmediği tartışma konusu olmuştu. Çok erken demiştim, çünkü aşı kendini kanıtlamalıydı ve henüz 1.5 yıl olmuştu&#8230; “<em>Nobel Komitesi’nin ise acelesi yok. Komite, güncel davranmaya pek yanaşmıyor; çünkü verdikleri Nobeller bazen 30 yıl öncesinin çok önemli buluşları bile olabiliyor. Aziz Sancar ve Nobel’i paylaştığı diğer iki bilim insanının buluşları da Nobel aldıkları tarihten 20 yıl öncesine dayanıyor!</em>”</p>
<p>Türeci ve Şahin’i Nobel adayı gösterenler için de devamında şöyle yazmıştım:</p>
<p>Hemen “<em>verilseydi, Nobelleri yakından izleyen bilim gazetecisi yönüme sürpriz olurdu&#8230; Hele BioNTech’in kurucuları, mRNA aşısının üreticileri ve bu yöntemle mesela bir çeşit deri kanserini iyileştirme çalışmalarında hayli ilerleyen, bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye verilmesi çok daha büyük sürpriz olurdu&#8230; Gelecek yıl ödül Katalin Karikó ve Drew Weissman’ın.</em>”</p>
<p>2022’de verilir diyordum ama bir yıl hata payıyla bu yıl gerçekleşti.</p>
<p>Önceki yazımın linki: <a title="TIKLAYINIZ..." href="https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tip-nobeli-niye-asiya-tureci-ve-sahine-verilmedi-1875509" target="_blank" rel="noopener">www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tip-nobeli-niye-asiya-tureci-ve-sahine-verilmedi-1875509</a></p>
<p><strong>Temel bilim çok önemli</strong></p>
<p>Ödülü her zaman veya genellikle temel bilim araştırmaları alıyor.</p>
<p>mRNA (DNA’mızın protein üretilmesi talimatını ileten kısmı) teknolojisi üzerinde 30 yıl boyunca uğraşıldı.</p>
<p>Böyle çok temel, çığır açıcı buluşlara neden olacak konular üzerinde çok uzun çalışmalar yapıldığı bilinir.</p>
<p>mRNA ile hastalıklara karşı etkili aşı ve tedavi edici başka yöntemler geliştirilebileceği 30 yıl önceden görülmüş ancak laboratuvar deneyleri iyi sonuçlar vermemişti.</p>
<p>Önceki yazımdan: “<em>Hikâye, birçok bilimsel keşfin yaşamı değiştiren yeniliklere dönüşme şeklini aydınlatıyor: Onlarca yıllık çıkmaz sokaklar, reddedilmeler ve potansiyel kârlar için verilen mücadeleler, aynı zamanda cömertlik, merak, şüphecilik ve inatçı ısrar&#8230;</em>”</p>
<p>Evet müthiş bir alınteri, uykusuz geceler ve sonuçta gelen başarı&#8230; İnsanlığa ne büyük hizmet!</p>
<p>Bilim olumsuz sonuçlardan hep öğrenir, nerede işlerin ters gittiğini arar bulur, bilim insanları ve taş üzerine taş koyarak gerçeği yakalar.</p>
<p>Bu teknoloji ile üretilen aşının önemi, eski klasik aşıya karşı, çok daha etkili ve hızlı bağışıklık sistemini hastalık etkenlerine karşı (COVID virüsü gibi) hızla harekete geçirmesi. Kilit konu <strong>bağışıklık</strong> sistemimizdir. Onu uygun şekilde uyarabilirseniz belki de savaşamayacağı hastalık etkeni olmayacaktır.</p>
<p><strong>Büyük buluşlar bekliyoruz</strong></p>
<p>mRNA teknolojisi ile bilim olağanüstü yeni başarılara imza atmanın eşiğinde. İlk mRNA aşısını hızla geliştiren Türeci ve Uğur, deri kolon vb. gibi kanser türlerine karşı da mRNA aşıları üretiyor, bunların ilk denemelerini yapıyor. İngiltere’de ilk başarılı sonuçları almaya başladıklarını duyuyoruz.</p>
<p>Türeci ve Uğur’un bu teknoloji ile aşıyı çok hızlı geliştirmelerinin sırrı ise uzun zamandır mRNA üzerinde çalışıyor olmalarındandır. Pandemi çıkınca, tamam arkadaşlar hemen aşıya girişiyoruz dediler ve bir yıl sürmedi başarıya imza atmaları.</p>
<p><strong>Bizim aşı?</strong></p>
<p>Ne kadar geri olduğumuzu anlamanız için anımsatayım. COVID’e karşı <strong>klasik yöntemlerle</strong> aşı geliştirilmesi için 20 kadar üniversite, merkez vb. kolları sıvadı. <strong>TURKOVAC</strong> adı verilen bir aşı geliştirildiği açıklandı zar zor. Kimsenin klasik aşı kullanmadığı bir safhada&#8230; Kaç aşılanma oldu, bunların sonuçları üzerine bir bilgi ulaşmadı. İktidar birkaç Afrika ülkesine bu aşıları hediye diye götürdü. Oralarda kullanıldı mı, yoksa hediyedir koyalım bir kenara mı denildi, bilgimiz yok.</p>
<p><strong>COVID, tıp bilimimizin yaratıcılığını teste tabi tuttu. Demek ki bu tür önemli olaylara bilimimiz hazır değil. Siyasal ve bilimsel kafalar hazır değil&#8230; Yarın olur mu bilemem&#8230;</strong></p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, 3 Ekim 2023 tarihli <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi-2125869">Cumhuriyet Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</strong></em></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi">Türeci ve Şahin’e ödül neden verilmedi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30271</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hepimiz gerçekten aynı gemide miyiz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/hepimiz-gercekten-ayni-gemide-miyiz-3</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[P. Dilara Çolak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 12:16:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[P. Dilara Çolak]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[izolasyon]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[salgın hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Slavoj Zizek]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün popüler filozoflarındanSlavoj Zizek, Koronavirüs pandemisine ilişkin olarak 27 Şubat’ta yayınladığı yazısında “Acı Gerçek, Felakete İhtiyacımız Var!” diyordu. Yazıda pandeminin beklenmedik ve bir o kadar korkutucu etkilerini kabullendikten sonra faydalı olma potansiyeli taşıyan yan etkilerinden korkmamamız gerektiğini söylüyordu. Bu faydalı yan etkiler ekonomik ve entelektüel olarak iki gruba ayrılabilir. Fakat ben gerçekdışı bulduğum için yalnızca ekonomi konusuna değinmek istiyorum. Post-Marxist ideolojinin bir temsilcisi olarak Zizek, pandemi sürecinin geleceğin dünyasında kapitalizme ve milliyetçi popülizme yer olmadığını gösterdiğini savundu. Nitekim “kapitalizm, sınırsız büyümenin mümkün ve zorunlu olduğu kanıtlanması mümkün olmayan bir hipoteze dayanır. Bu ön varsayım, artı-değer çıkarmayı zorunlu kılar. Bunun ardı sıra gelen bütün mantıksal ve ekonomik çıkarımlar, bu aksiyoma uygundur ve bunun dışında hiçbir şey düşünülemez.” Buna karşın İspanya’da devletin özel hastanelere el koyması, Türkiye’de krizi fırsata çevirmek isteyen satıcılara yönelik devletin geliştirdiği fiyat kontrol mekanizması, Küba’dan Avrupa’ya yardıma giden doktorlar, Çin’den farklı ülkelere gönderilen ücretsiz gönderilen tıbbi malzemeler gibi süreç içerisinde şahit olduğumuz kimi gelişmeler ilk bakışta pandeminin kapitalizme bir darbe indirdiğini düşündürebilir. Çünkü küresel felaketlerde, ulus-devletin ötesinde küresel dayanışma ortamı sağlanmak zorundadır. Virüsün herkese bulaşıyor olması gerçeğini dikkate aldığımızda cinsiyet, ırk, toplumsal sınıf gibi farklılıklar önemsizleşir. Bunun iki ironik örneği, İngiltere’nin Başbakanı Boris Johnson ve İran Sağlık Bakanı Iraj Harirchi, koronavirüsün yayılmasının o kadar da ciddi olmadığını söyledikten sonra hastalığa yakalanmasıydı. Harirchi’nin de dediği gibi, “Virüs devlet büyüğü falan dinlemiyor!” Bu açıdan Zizek haklıydı, hepimiz aynı gemideyiz. Pandemi süreci uzak diyarlarda yalnızca bir kişiyi etkileyen şeyin tüm dünyadaki herkesi etkileyebileceğini, birlikte çalışmamızın zorunluluğunu, bir türün parçası olduğumuz gerçeğini farketmemizi sağladı. Yine de yazıyı okuduktan sonra yaşadığım ikna olmamışlık geçen sürede katlanarak arttı. Yale Üniversitesi’nde tarih ve tıp tarihi profesörü olan Frank M. Snowden, “Salgınlar ve Toplum: Kara Ölümden Günümüze” adlı kitabında salgın hastalıkların ne olduğu veya doğrudan sonuçlarını değil; salgılar üzerinden dönemin siyasetini inceler. Örneğin; kolera ve tüberkülozun yayılımını inceleyerek o toplumdaki ırksal ve ekonomik ayrımcılıkların gözler önüne serilebileceğini iddia eder. Snowden’ın ifadesiyle, “Salgın hastalıklar gerçekte kim olduğumuza dair insanlara aynayı tutan bir hastalık kategorisidir; salgınları incelemek toplumun yapısını, yaşam standardını ve siyasi önceliklerini anlamaktır.” Virüs ayırım yapmıyor mu? Virüsün ayrım yapmadığı doğru fakat bulaşma riski ya da sosyal izolasyon günlerinde evde olmak herkes için aynı değil. Multi milyarderler özel uçaklarıyla kendi adalarında tatil yaparken evde çalışma imkanına sahip olmayan işçi için hastalığın bulaşma riski aynı değil. Ev karantinasında aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için evde kal çağrısına uymak o kadar kolay değil. Sırf Çinli olduğu için Amerika’da ayrımcılığa maruz kalanlar için küresel birlik içerisinde salgınla savaşma söylemi pek gerçekçi değil. O yüzden virüs ayrım yapmıyor olabilir ama toplumda bu ayrımlar fazlasıyla mevcut. Bu yüzden hepimiz batmakta olan bir gemide olabiliriz fakat hepimizin aynı gemide olması, hepimizin gemideki imkanlardan eşit ölçüde faydalandığını göstermiyor. Bu yüzden bu gemi olsa olsa sınıfların farklı biletler alarak farklı kompartmanlarda kaldığı farklı yemekler yediği farklı filikalara sahip olduğu Titanik-vari bir gemi olabilir. P. Dilara Çolak / pelindilaracolak@hotmail.com Bu yazı HBT&#8217;nin 223. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/hepimiz-gercekten-ayni-gemide-miyiz-3">Hepimiz gerçekten aynı gemide miyiz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Günümüzün popüler filozoflarındanSlavoj Zizek, Koronavirüs pandemisine ilişkin olarak 27 Şubat’ta yayınladığı yazısında “Acı </span><span lang="de-DE" style="color: #000000;">Ger</span><span style="color: #000000;">çek, Felakete İhtiyacımız Var!” diyordu. Yazıda pandeminin beklenmedik ve bir o kadar korkutucu etkilerini kabullendikten sonra faydalı olma potansiyeli taşıyan yan etkilerinden korkmamamız gerektiğini söylüyordu. Bu faydalı yan etkiler ekonomik ve entelektüel olarak iki gruba ayrılabilir. Fakat ben gerçekdışı bulduğum için yalnızca ekonomi konusuna değinmek istiyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Post-Marxist ideolojinin bir temsilcisi olarak Zizek, pandemi sürecinin geleceğin dünyasında kapitalizme ve milliyetçi popülizme yer olmadığını gösterdiğini savundu. Nitekim “kapitalizm, sınırsız büyümenin mümkün ve zorunlu olduğu kanıtlanması mümkün olmayan bir hipoteze dayanır. Bu ön varsayım, artı-değer çıkarmayı zorunlu kılar. Bunun ardı sıra gelen bütün mantıksal ve ekonomik çıkarımlar, bu aksiyoma uygundur ve bunun dışında hiçbir şey düşünülemez.” </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Buna karşın İspanya’da devletin özel hastanelere el koyması, Türkiye’de krizi fırsata çevirmek isteyen satıcılara yönelik devletin geliştirdiği fiyat kontrol mekanizması, Küba’dan Avrupa’ya yardıma giden doktorlar, Çin’den farklı ülkelere gönderilen ücretsiz gönderilen tıbbi malzemeler gibi süreç içerisinde şahit olduğumuz kimi gelişmeler ilk bakışta pandeminin kapitalizme bir darbe indirdiğini düşündürebilir. Çünkü küresel felaketlerde, ulus-devletin <span lang="sv-SE">ö</span>tesinde küresel dayanışma ortamı sağlanmak zorundadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span lang="it-IT">Vir</span>üsün herkese bulaşıyor olması gerçeğini dikkate aldığımızda cinsiyet, ırk, toplumsal sınıf gibi farklılıklar önemsizleşir. Bunun iki ironik örneği, İngiltere’nin Başbakanı Boris Johnson ve İran Sağlık Bakanı Iraj Harirchi, koronavirüsün yayılmasının o kadar da ciddi olmadığını söyledikten sonra hastalığa yakalanmasıydı. Harirchi’nin de dediği gibi, “Virüs devlet büyüğü falan dinlemiyor!” </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu açıdan Zizek haklıydı, hepimiz aynı gemideyiz. Pandemi süreci uzak diyarlarda yalnızca bir kişiyi etkileyen şeyin tüm dünyadaki herkesi etkileyebileceğini, birlikte çalışmamızın zorunluluğunu, bir türün parçası olduğumuz gerçeğini farketmemizi sağladı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yine de yazıyı okuduktan sonra yaşadığım ikna olmamışlık geçen sürede katlanarak arttı. Yale <span lang="de-DE">Ü</span>niversitesi’nde tarih ve tıp tarihi profes<span lang="sv-SE">ö</span>rü <span lang="de-DE">olan Frank M. Snowden, </span><span lang="ar-SA">“</span><span lang="pt-PT">Salg</span>ınlar ve Toplum: Kara Ölümden Günümüze” adlı kitabında salgın hastalıkların ne olduğu veya doğrudan sonuçlarını değ<span lang="pt-PT">il; salg</span>ılar üzerinden d<span lang="sv-SE">ö</span>nemin siyasetini inceler. Örneğin; kolera ve tüberkülozun yayılımını inceleyerek o toplumdaki ırksal ve ekonomik ayrımcılıkların g<span lang="sv-SE">ö</span>zler <span lang="sv-SE">ö</span>nüne serilebileceğini iddia eder. Snowden’ın ifadesiyle, <span lang="ar-SA">“</span>S<span lang="es-ES">alg</span>ın hastalıklar gerçekte kim olduğumuza dair insanlara aynayı tutan bir hastalık kategorisidir; salgınları incelemek toplumun yapısını, yaşam standardını ve siyasi <span lang="sv-SE">ö</span>nceliklerini anlamaktır.” </span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Virüs ayırım yapmıyor mu?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><span lang="it-IT">Vir</span>üsün ayrım yapmadığı doğru fakat bulaşma riski ya da sosyal izolasyon günlerinde evde olmak herkes için aynı değil. Multi milyarderler özel uçaklarıyla kendi adalarında tatil yaparken evde çalışma imkanına sahip olmayan işç<span lang="it-IT">i i</span>çin hastalığın bulaşma riski aynı değil. Ev karantinasında aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için evde kal çağrısına uymak o kadar kolay değ<span lang="pt-PT">il. </span>Sırf Çinli olduğu iç<span lang="nl-NL">in Amerika</span>’da ayrımcılığa maruz kalanlar için küresel birlik içerisinde salgınla savaşma s<span lang="sv-SE">ö</span>ylemi pek gerçekç<span lang="it-IT">i de</span>ğ<span lang="pt-PT">il.</span> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">O yüzden virüs ayrım yapmıyor olabilir ama toplumda bu ayrımlar fazlasıyla mevcut. Bu yüzden hepimiz batmakta olan bir gemide olabiliriz fakat hepimizin aynı gemide olması, hepimizin gemideki imkanlardan eşit ölçüde faydalandığını göstermiyor. Bu yüzden bu gemi olsa olsa sınıfların farklı biletler alarak farklı kompartmanlarda kaldığı farklı yemekler yediği farklı filikalara sahip olduğu Titanik-vari bir gemi olabilir.</span></p>
<p><strong>P. Dilara Çolak / <a href="mailto:pelindilaracolak@hotmail.com">pelindilaracolak@hotmail.com</a></strong></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT&#8217;nin 223. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/hepimiz-gercekten-ayni-gemide-miyiz-3">Hepimiz gerçekten aynı gemide miyiz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29124</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Toplu taşıma araçlarında COVID-19’e yakalanma riski</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/toplu-tasima-araclarinda-covid-19e-yakalanma-riski</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2020 15:54:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[taşımacılık]]></category>
		<category><![CDATA[toplu taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=19791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplu taşıma araçlarında COVID-19 kapma riski nerede oturduğunuza, en yakın kişi ile aranızdaki mesafeye, en yakın kişinin enfekte olup olmadığına, yolculuğun ne kadar sürdüğüne bağlı olarak değişiyor. Araştırma, Çin’in G trenleri denilen yüksek-hızlı trenleriyle seyahat eden kişiler üzerinde yürütüldü. Araştırmanın sonuçlarına göre hastalığın bulaşma riski %0 ile %10 arasında değişiyor. %10 bulaşma riski uzun yolculuk sürelerinde ve enfekte olan bir hastaya yakın oturmakla ortaya çıkıyor. Çalışmanın başyazarı Southampton Üniversitesi&#8217;nden Dr. Shengjie Lai, araştırmanın sonuçları ile ilgili şunları söylüyor: “Çalışmamız trenlerde COVID-19 bulaşma riskinin arttığını ortaya koyuyor. Yolcunun nerede oturduğu, yolculuk süresi ve enfekte olan bir kişinin yakınlarında olup olmaması büyük fark yaratıyor. Bu çalışma toplu taşıma araçlarında yoğunluğu azaltmanın önemini ve araca binmeden önce yolcularının ateşlerinin ölçülmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.” Clinical Infectious Diseases isimli bilim dergisinde yayımlanan araştırmada “endeks hastaları” olarak belirlenen 2.300 kişi incelendi. Bunlarda trenlerle yolculuktan 14 gün sonra COVID-19 geliştiği saptandı. Ayrıca hastalarının yakınlarında oturan (üç sıra önünde veya arkasında) 72.000 yolcu mercek altına alındı. Kısaca bu 72.000 kişiden 234’ünde COVID- 19 geliştiği görüldü. Bu da “saldırı hızının” %0.32 olduğuna işaret ediyor. Bu oran, enfekte hastanın tam yanına oturanlarda %3.5 olarak bulundu. Ancak enfekte hastanın tam yanındaki koltuğa değil de aynı sırada oturan yolcu için bu saldırı hızı %1.5 olarak hesaplandı. Yolcu, enfekte olan hastanın bir-iki sıra gerisinde oturuyor olsaydı bu oran 10 misli düşük çıkacaktı. Yolculuk süresi de riski etkiliyor. Örneğin saldırı hızı, enfekte hastayla birlikte yolculuk yapan kişi için saat başına %0.15 oranında artıyor. Bir diğer ilginç bulgu da şu: Enfekte hastanın boşalttığı koltuğa oturan kişide hastalığı kapma riskinin çok düşük olduğu görüldü. Örneğin enfekte olan hastalardan boşalan koltuklara oturan 1.342 kişinin yalnızca birinde COVID-19 gelişti. Araştırmayı yürütenlerin trenlerle yolculuk yapanlara önerileri şöyle: Yolcular aynı sırada aralarında en az iki koltuk bırakacak şekilde oturmalı ve yolculuk süresi 3 saati aşmamalı. Derleyen: Reyhan Oksay Kaynak: https://www.livescience.com/covid19-risk-train.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/toplu-tasima-araclarinda-covid-19e-yakalanma-riski">Toplu taşıma araçlarında COVID-19’e yakalanma riski</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Toplu taşıma araçlarında COVID-19 kapma riski nerede oturduğunuza, en yakın kişi ile aranızdaki mesafeye, en yakın kişinin enfekte olup olmadığına, yolculuğun ne kadar sürdüğüne bağlı olarak değişiyor.</p></blockquote>
<p>Araştırma, Çin’in G trenleri denilen yüksek-hızlı trenleriyle seyahat eden kişiler üzerinde yürütüldü. Araştırmanın sonuçlarına göre hastalığın bulaşma riski %0 ile %10 arasında değişiyor. %10 bulaşma riski uzun yolculuk sürelerinde ve enfekte olan bir hastaya yakın oturmakla ortaya çıkıyor.</p>
<p>Çalışmanın başyazarı Southampton Üniversitesi&#8217;nden Dr. Shengjie Lai, araştırmanın sonuçları ile ilgili şunları söylüyor: “Çalışmamız trenlerde COVID-19 bulaşma riskinin arttığını ortaya koyuyor. Yolcunun nerede oturduğu, yolculuk süresi ve enfekte olan bir kişinin yakınlarında olup olmaması büyük fark yaratıyor. Bu çalışma toplu taşıma araçlarında yoğunluğu azaltmanın önemini ve araca binmeden önce yolcularının ateşlerinin ölçülmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.”</p>
<p><em>Clinical Infectious Diseases</em> isimli bilim dergisinde yayımlanan araştırmada “endeks hastaları” olarak belirlenen 2.300 kişi incelendi. Bunlarda trenlerle yolculuktan 14 gün sonra COVID-19 geliştiği saptandı. Ayrıca hastalarının yakınlarında oturan (üç sıra önünde veya arkasında) 72.000 yolcu mercek altına alındı.</p>
<p>Kısaca bu 72.000 kişiden 234’ünde COVID- 19 geliştiği görüldü. Bu da “saldırı hızının” %0.32 olduğuna işaret ediyor. Bu oran, enfekte hastanın tam yanına oturanlarda %3.5 olarak bulundu. Ancak enfekte hastanın tam yanındaki koltuğa değil de aynı sırada oturan yolcu için bu saldırı hızı %1.5 olarak hesaplandı. Yolcu, enfekte olan hastanın bir-iki sıra gerisinde oturuyor olsaydı bu oran 10 misli düşük çıkacaktı.</p>
<p>Yolculuk süresi de riski etkiliyor. Örneğin saldırı hızı, enfekte hastayla birlikte yolculuk yapan kişi için saat başına %0.15 oranında artıyor.</p>
<p>Bir diğer ilginç bulgu da şu: Enfekte hastanın boşalttığı koltuğa oturan kişide hastalığı kapma riskinin çok düşük olduğu görüldü. Örneğin enfekte olan hastalardan boşalan koltuklara oturan 1.342 kişinin yalnızca birinde COVID-19 gelişti.</p>
<p>Araştırmayı yürütenlerin trenlerle yolculuk yapanlara önerileri şöyle: Yolcular aynı sırada aralarında en az iki koltuk bırakacak şekilde oturmalı ve yolculuk süresi 3 saati aşmamalı.</p>
<p><strong>Derleyen:</strong> Reyhan Oksay</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="https://www.livescience.com/covid19-risk-train.html">https://www.livescience.com/covid19-risk-train.html</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/toplu-tasima-araclarinda-covid-19e-yakalanma-riski">Toplu taşıma araçlarında COVID-19’e yakalanma riski</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19791</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir büyük insanlık felaketi virüsler dosyası</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bir-buyuk-insanlik-felaketi-virusler-dosyasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2020 14:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[5G]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[buzul]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[lityum]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba. Bu hafta ana konumuz yine koronavirüs. Daha doğrusu tarih boyunca insanlığı tehdit eden, büyük kitlesel ölümler yaşanmasına yol açan vebadan korona’ya ölümcül virüsler&#8230; Büyük bir mücadele yıllardır sürüyor insan ile virüs arasında. İnsanlar aşılar ve ilaçlar geliştirerek virüsleri yok etmeye çalışırken, virüsler de sürekli evrimleşerek hayatta kalıyorlar. Birkaç dosya halinde ele aldık konuları. İlk dosyada çocukların korona virüsünden neden etkilenmedikleri ve yakalansalar bile olayı çok hafif atlattıkları haberi var. Konu geliyor bağışıklık sisteminin güçlülüğüne dayanıyor! Reyhan Oksay derledi. Batuhan Sarıcan dünyanın en ölümcül 9 virüsünü anlattı: Ebola’dan AIDS’e, Rotavirüs’ten kuduz’a&#8230; Ayrıca bir diğer yazı da türler arasında geçiş yapan, yani hayvandan insana ve insandan hayvana bulaşan en ölümcül 7 hastalığı derledi. Yalancılar bilgisizler komplocular  Dördüncü bir dosya olarak da, bazı gazeteci-yazarların, bilimle zerre ilişkileri olmadıkları halde, bu son salgın üzerine döktürdükleri yalan-yanlışları ve komplo teorilerini ele alıyor. Bunu sorumlu bir bilim gazeteciliği çerçevesinde önemsedik, çünkü yarattıkları “otorite yazar kimliği” nedeniyle derhal yazdıkları yalanlara inanan müritler türüyor ve onlar bu yalanları doğru kabul ederek yayıyorlar. Mesela “SARS virüsünün insan yapısı olduğu biliniyor” lafını uyduruyorlar! Bilim kültürünün son derece eksik olduğu ülkemizde, bu komplolarla da en yazık ki mücadele görevi bize düşüyor. Bu konuyu biz yazmadık, Prof. Dr. Haluk Ertan’dan rica ettik, SARS ile gerçekleri araştırıp yazdı.. Mustafa Çetiner, koronavirüs konusunu bu hafta da sürdürerek dosya konusuna katkıda bulundu. “Ulusal hamlemiz yok”, “Toplum 5” “Modern bir savaşın içindeyiz; buna karşın bir ulusal hamlemiz kalmadı”. Doğan Kuban Hoca böyle diyerek, Türkiye’nin teknolojik kalkınmasını destekleyecek bir dizi öneride bulunuyor. Ali Akurgal, kapımıza gelip dayanan 5 G konusunu, yaşadığımız felaketlerde haberleşmenin önemiyle ve kesilmeyecek bir sistem ile bağdaştırarak yazdı. Çok önemli! Robert Frost’un “Yol İkiye Ayrıldı” şiiri şu dizelerle biter: “Ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben&#8230; / Ben az gidilmiş olanı seçtim / Ve bütün farkı yaratan da bu oldu”.  Tanol Türkoğlu bu sözlerle başladığı yazısında “Türkiye için teknoloji yolu şu sıralarda dörde ayrılıyor” diyerek Sanayi 4.0’den dijital dönüşüme Japonların bir sonraki evreyi hedefleyerek ortaya attıkları Toplum 5 stratejisini özetliyor. Müthiş bir dedektiflik öyküsü İklim araştırmalarında yeni gelişmelere sayfalarımızda sıklıkla yer veririz. Bu hafta da 232 milyon yıl öncesini yağmurlarının bugünkü yaşamın yollarını açması ile ilgili. O dönemlerde tamamen kurak olan gezegendeki canlı yaşamında evrimsel değişiklikler yaptı. Araştırmacıları bulgulara kayalarda Triyas dönemine ilişkin izler sürerek ulaştılar. Çok güzel, dahası müthiş bir geçmişi anlamaya yönelik bilimsel dedektiflik öyküsü! Gezegenimize özgü koşullarda bir değişiklik olmadıkça günümüzün gıda sistemini yalnızca 3.4 milyar insanı beslemeye yetebiliyor. Peki, nüfus arttıkça ne olacak? Almanya Postdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nden Dieter Gerten ve ekibinin çözüm önerileri sayfalarımızda&#8230; Bekârlar daha başarılı, evliler ise daha huzurlu.. Yeni bir araştırmanın sonuçları sayfalarımızda. Otomobil büyüklüğünde kaplumbağa fosili En büyük kaplumbağa türlerinden birine ait 4 metre boyutunda fosiller keşfedildi. Kolombiya ve Venezüella’da keşfedilen kalıntılar, 13 ila 7 yıl öncesinde Güney Amerika&#8217;nın akarsu ve göllerinde yaşamış olan dev Stupendemys geographicus kaplumbağalarına dair şimdiye kadarki en kapsamlı bilgileri sunuyor. Hayvanlar Dünyası sayfamızda&#8230; Bilim ve beslenme sayfamızda ise dünyanın en güzel kokulu ağaçlarından biri olan iğde ağacının yemişi var. Küçük boyutuna karşın içindeki çok sayıda yağ asitleri ile, müthiş bir C vitamini deposu olması ile şaşırtıcı bilgiler okuyacaksınız. İstanbul Kültür Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihal Sarıer 2019 Nobel Kimya Ödülü’nü 3 bilim insanına kazandıran lityum iyon pillerinin gelişim öyküsünü yazdı. Araştırma Gündemi’nde neler var, kısaca Yarasalardan bulaşan virüslerin neden bu kadar öldürücü olduğu.. Cep telefonları ile artık enfeksiyon testi bile yapılabilir hale geldiği&#8230; Deniz akıntılarının neden hızlandığı..  Plasebo’nun sırt ağrılarına iyi gelmesi&#8230; Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma gündemi son gelişmelerle dopdolu.. *** “HBT, bir çöl ortasında bulunan bir vaha” diye yazdı bir okurumuz. Ama henüz hak ettiği yerde ve satışta değil. Bayilerde dergi bırakmamamız gerekir. Yayalım lütfen, alalım, hediye edelim ve binlerce HBT-Bilim tiryakisi daha yaratalım.. Burada geleceğimizi konuşuyoruz! Gelecek Cuma yeniden birlikte olacağız. Sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bir-buyuk-insanlik-felaketi-virusler-dosyasi">Bir büyük insanlık felaketi virüsler dosyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17181" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Merhaba. Bu hafta ana konumuz yine koronavirüs. Daha doğrusu tarih boyunca insanlığı tehdit eden, büyük kitlesel ölümler yaşanmasına yol açan vebadan korona’ya ölümcül virüsler&#8230; Büyük bir mücadele yıllardır sürüyor insan ile virüs arasında. İnsanlar aşılar ve ilaçlar geliştirerek virüsleri yok etmeye çalışırken, virüsler de sürekli evrimleşerek hayatta kalıyorlar. Birkaç dosya halinde ele aldık konuları.</p>
<p>İlk dosyada çocukların korona virüsünden neden etkilenmedikleri ve yakalansalar bile olayı çok hafif atlattıkları haberi var. Konu geliyor bağışıklık sisteminin güçlülüğüne dayanıyor! <strong>Reyhan Oksay</strong> derledi. <strong>Batuhan Sarıcan</strong> dünyanın en ölümcül 9 virüsünü anlattı: Ebola’dan AIDS’e, Rotavirüs’ten kuduz’a&#8230; Ayrıca bir diğer yazı da türler arasında geçiş yapan, yani hayvandan insana ve insandan hayvana bulaşan en ölümcül 7 hastalığı derledi.</p>
<p><strong>Yalancılar bilgisizler komplocular</strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Dördüncü</strong> bir dosya olarak da, bazı gazeteci-yazarların, bilimle zerre ilişkileri olmadıkları halde, bu son salgın üzerine döktürdükleri yalan-yanlışları ve komplo teorilerini ele alıyor. Bunu sorumlu bir bilim gazeteciliği çerçevesinde önemsedik, çünkü yarattıkları “otorite yazar kimliği” nedeniyle derhal yazdıkları yalanlara inanan müritler türüyor ve onlar bu yalanları doğru kabul ederek yayıyorlar. Mesela “SARS virüsünün insan yapısı olduğu biliniyor” lafını uyduruyorlar! Bilim kültürünün son derece eksik olduğu ülkemizde, bu komplolarla da en yazık ki mücadele görevi bize düşüyor. Bu konuyu biz yazmadık, Prof. Dr. <strong>Haluk Ertan</strong>’dan rica ettik, SARS ile gerçekleri araştırıp yazdı..</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong>, koronavirüs konusunu bu hafta da sürdürerek dosya konusuna katkıda bulundu.</p>
<p><strong>“Ulusal hamlemiz yok”, “Toplum 5”</strong></p>
<p>“Modern bir savaşın içindeyiz; buna karşın bir ulusal hamlemiz kalmadı”. <strong>Doğan Kuban</strong> Hoca böyle diyerek, Türkiye’nin teknolojik kalkınmasını destekleyecek bir dizi öneride bulunuyor.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong>, kapımıza gelip dayanan 5 G konusunu, yaşadığımız felaketlerde haberleşmenin önemiyle ve kesilmeyecek bir sistem ile bağdaştırarak yazdı. Çok önemli!</p>
<p><strong>Robert Frost’un </strong>“Yol İkiye Ayrıldı” şiiri şu dizelerle biter: “Ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben&#8230; / Ben az gidilmiş olanı seçtim / Ve bütün farkı yaratan da bu oldu”.  <strong>Tanol Türkoğlu</strong> bu sözlerle başladığı yazısında “Türkiye için teknoloji yolu şu sıralarda dörde ayrılıyor” diyerek Sanayi 4.0’den dijital dönüşüme Japonların bir sonraki evreyi hedefleyerek ortaya attıkları <strong>Toplum 5</strong> stratejisini özetliyor.</p>
<p><strong>Müthiş bir dedektiflik öyküsü</strong></p>
<p>İklim araştırmalarında yeni gelişmelere sayfalarımızda sıklıkla yer veririz. Bu hafta da 232 milyon yıl öncesini yağmurlarının bugünkü yaşamın yollarını açması ile ilgili. O dönemlerde tamamen kurak olan gezegendeki canlı yaşamında evrimsel değişiklikler yaptı. Araştırmacıları bulgulara kayalarda Triyas dönemine ilişkin izler sürerek ulaştılar. Çok güzel, dahası müthiş bir geçmişi anlamaya yönelik bilimsel dedektiflik öyküsü!</p>
<p>Gezegenimize özgü koşullarda bir değişiklik olmadıkça günümüzün gıda sistemini yalnızca 3.4 milyar insanı beslemeye yetebiliyor. Peki, nüfus arttıkça ne olacak? Almanya Postdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nden <strong>Dieter Gerten</strong> ve ekibinin çözüm önerileri sayfalarımızda&#8230;</p>
<p>Bekârlar daha başarılı, evliler ise daha huzurlu.. Yeni bir araştırmanın sonuçları sayfalarımızda.</p>
<p><strong>Otomobil büyüklüğünde kaplumbağa fosili </strong></p>
<p>En büyük kaplumbağa türlerinden birine ait 4 metre boyutunda fosiller keşfedildi. Kolombiya ve Venezüella’da keşfedilen kalıntılar, 13 ila 7 yıl öncesinde Güney Amerika&#8217;nın akarsu ve göllerinde yaşamış olan dev <em>Stupendemys geographicus</em> kaplumbağalarına dair şimdiye kadarki en kapsamlı bilgileri sunuyor. Hayvanlar Dünyası sayfamızda&#8230;</p>
<p>Bilim ve beslenme sayfamızda ise dünyanın en güzel kokulu ağaçlarından biri olan iğde ağacının yemişi var. Küçük boyutuna karşın içindeki çok sayıda yağ asitleri ile, müthiş bir C vitamini deposu olması ile şaşırtıcı bilgiler okuyacaksınız.</p>
<p>İstanbul Kültür Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. <strong>Nihal Sarıer</strong> 2019 Nobel Kimya Ödülü’nü 3 bilim insanına kazandıran lityum iyon pillerinin gelişim öyküsünü yazdı.</p>
<p><strong>Araştırma Gündemi’nde neler var, kısaca</strong></p>
<p>Yarasalardan bulaşan virüslerin neden bu kadar öldürücü olduğu.. Cep telefonları ile artık enfeksiyon testi bile yapılabilir hale geldiği&#8230; Deniz akıntılarının neden hızlandığı..  Plasebo’nun sırt ağrılarına iyi gelmesi&#8230; <strong>Nilgün Özbaşaran Dede</strong>’nin hazırladığı Araştırma gündemi son gelişmelerle dopdolu..</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>“<strong>HBT, bir çöl ortasında bulunan bir vaha</strong>” diye yazdı bir okurumuz. Ama henüz hak ettiği yerde ve satışta değil. Bayilerde dergi bırakmamamız gerekir. Yayalım lütfen, alalım, hediye edelim ve binlerce HBT-Bilim tiryakisi daha yaratalım.. Burada geleceğimizi konuşuyoruz!</p>
<p>Gelecek Cuma yeniden birlikte olacağız. Sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bir-buyuk-insanlik-felaketi-virusler-dosyasi">Bir büyük insanlık felaketi virüsler dosyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17185</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 204. Sayı – 21 Şubat 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-204-sayi-21-subat-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2020 11:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[5G]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[buzul]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[lityum]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17180</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlığın virüslerle ölümcül dansı Modern bir savaşın içindeyiz; buna karşın bir ulusal hamlemiz kalmadı! &#8211; Doğan Kuban Dördüncü yol &#8211; Tanol Türkoğlu 5G için politikalar, öneriler &#8211; Ali Akurgal SARS-CoV: Sınır tanımayan komplo virüsleri &#8211; Haluk Ertan İklimle birlikte yeryüzündeki hayat da kökten değişiyor Deniz akıntıları hızlandı. Peki neden? Endüstri devrimi Himalaya buzunda bile izler bırakmış 2 bin yıllık antik tohumlardan hurma yetiştirildi Cep telefonuyla enfeksiyon testi Plasebo, sırt ağrılarına iyi geliyor Bekarlar daha başarılı, evliler daha huzurlu Küresel servetin %85’i 15 ülkenin elinde Yarasalardan bulaşan virüsler niçin bu kadar öldürücü? 11 Şubat Bilimde Kadınlar Günü: Oyuncakçı dükkanından laboratuvara gide(meye)n yol &#8211; Meltem Lara Bilikmen Gıda sistemi yalnızca 3.4 milyar kişiyi besleyebiliyor Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar (5): Yemeği yavaş yavaş ve başkalarıyla birlikte yiyin! İğde: Dünyanın en güzel kokusuna sahip ağaç Lityum iyon pilleri: Nobel 2019 Kimya Ödülü &#8211; Nihal Sarıer Koronavirüs dedikleri (3) &#8211; Mustafa Çetiner Otomobil büyüklüğünde kaplumbağa fosili bulundu Karadenizli istilacının sırrı bağışıklık sistemi mi? Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-204-sayi-21-subat-2020">HBT Dergi 204. Sayı – 21 Şubat 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17181" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/204.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />İnsanlığın virüslerle ölümcül dansı<br />
Modern bir savaşın içindeyiz; buna karşın bir ulusal hamlemiz kalmadı! &#8211; Doğan Kuban<br />
Dördüncü yol &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
5G için politikalar, öneriler &#8211; Ali Akurgal<br />
SARS-CoV: Sınır tanımayan komplo virüsleri &#8211; Haluk Ertan<br />
İklimle birlikte yeryüzündeki hayat da kökten değişiyor<br />
Deniz akıntıları hızlandı. Peki neden?<br />
Endüstri devrimi Himalaya buzunda bile izler bırakmış<br />
2 bin yıllık antik tohumlardan hurma yetiştirildi<br />
Cep telefonuyla enfeksiyon testi<br />
Plasebo, sırt ağrılarına iyi geliyor<br />
Bekarlar daha başarılı, evliler daha huzurlu<br />
Küresel servetin %85’i 15 ülkenin elinde<br />
Yarasalardan bulaşan virüsler niçin bu kadar öldürücü?<br />
11 Şubat Bilimde Kadınlar Günü: Oyuncakçı dükkanından laboratuvara gide(meye)n yol &#8211; Meltem Lara Bilikmen<br />
Gıda sistemi yalnızca 3.4 milyar kişiyi besleyebiliyor<br />
Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar (5): Yemeği yavaş yavaş ve başkalarıyla birlikte yiyin!<br />
İğde: Dünyanın en güzel kokusuna sahip ağaç<br />
Lityum iyon pilleri: Nobel 2019 Kimya Ödülü &#8211; Nihal Sarıer<br />
Koronavirüs dedikleri (3) &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Otomobil büyüklüğünde kaplumbağa fosili bulundu<br />
Karadenizli istilacının sırrı bağışıklık sistemi mi?</p>
<p><a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-204-sayi-21-subat-2020">HBT Dergi 204. Sayı – 21 Şubat 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17180</post-id>	</item>
		<item>
		<title>200. sayımız, yol göstericilerimiz, sırtımızı dayadıklarımız, sizler… Ve sürpriz bir sayı…</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/200-sayimiz-yol-gostericilerimiz-sirtimizi-dayadiklarimiz-sizler-ve-surpriz-bir-sayi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jan 2020 14:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çevrecilik]]></category>
		<category><![CDATA[cıvık mantar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[wikipedia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ve 200. sayımızla karşınızdayız. İşin açıkçası biz de şaşırdık. 1 Nisan 2016 yılında ilk sayımızı hazırlarken yaşadığımız heyecanı, hatta dışa vurmadığımız kaygıyı anımsadık: Herkese Bilim Teknoloji adını verdiğimiz dergimiz umduğumuz ilgiyi görecek ve okurlar bu derginin ekonomik olarak ayakları üzerinde kalmasını sağlayacak mı? Türkiye’nin çağdaşlaşma, refah içinde kalkınma, aydınlanma yolunun bilim ve teknolojiden geçtiğini düşünerek, dünyada ve ülkemizde bu alanlardaki gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dilde aktaracağız, ülkemizde bilim ve teknoloji güçlerinin gelişmesine destek sağlayacağız diye yola çıkmıştık. Arkamızda da 30 yıllık Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji deneyimimiz, birikimimiz vardı. Bir de baktık ki göz açıp kapayıncaya kadar 200 haftayı geride bırakmışız. Siz okurlarımızdan gelen katkılarla kocaman bir aile olmuşuz&#8230; Yeterli mi? Hayır tabii ki&#8230; 80 milyonluk Türkiye’de daha içine girmek istediğimiz çok ev, çok kurum, çok okul var. Çünkü yaptığımız yayıncılığa inanıyoruz. Ekibimiz büyük bir özveri ile çalışıyor: Reyhan Oksay, Tüles Hasdemir, Batuhan Sarıcan, Murat Altaş, Meral Doğan, Mercan Bursalı, Nilgün Özbaşaran Dede, Rita Urgan, Sevda Deniz Karali HBT’nin küçük ofisinde&#8230; Yazarlarımız var, başta dev çınarımız Doğan Kuban; Müfit Akyos, Ali Akurgal, Tanol Türkoğlu, Mustafa Çetiner, Erdal Musoğlu, Ahmet Yavuz, Tevfik Uyar, Cem Say, karikatürleriye dergimize farklı bir renk katan Tayfun Akgül&#8230; Sıklıkla katkı veren dostlarımız var: Tınaz Titiz, Erhan Karaesmen, Oktay Kaynak, Bilgehan Gürlek, Haluk Ertan, Coşkun Özdemir ve diğerleri&#8230; Kaybettiğimiz var, diğer bir dev çınar Bozkurt Güvenç.. Ve daha önceki dergiden ve ruhu bizimle berber olan Aykut Göker&#8230; Büyüyerek ve çoğalarak geleceğe doğru Türkiye için, bilim için, güzellik için yürümeyi sürdüreceğiz.. El ele ve hep beraber! İçeriğe katkıda bulunanlar kadar, okurlarımızın da bugünlere ulaşmamızda ana kaynak olduğunu hiç bir zaman unutmadık&#8230; Hele bu dergiye yazılarıyla düzenli destek veren üniversitelerimize gönül borcumuz çok büyük.. Hepsi sağ olsunlar, hep beraber daha güzel bir ülke için çalıştığımızın farkındayız.. Bu yıla yön verecek bilimsel gelişmeler Henüz yeni adım attığımız 2020 yılında sağlıktan uzaya, fizikten mikrobiyolojiye kadar bilimin her dalından birçok olay, proje ve bulgu geleceğe yön verecek. Biz de bu yıla damga vurması beklenen bilimsel gelişme ve çalışmalardan bir demeti sizlerin gündemine getirelim dedik. 2020 yılının bir özelliği de tarihsel süreç içinde önemli keşiflerin, başarıların ama bir yandan da felaketlerin yıl dönümlerine denk gelmesi. Florence Nightingale’in 100. yaşı, Bacon’ın 800., Rosalind Franklin’in 100. doğum günleri&#8230; Elektromanyetizmanın keşfinin, X-ray ışınlarının, nöronun keşfinin de yıldönümleri&#8230; Bu yıldönümlerini, yıl içine yayarak daha geniş hacimde sizlerle paylaşacağız. Şimdi başka neleri sunuyoruz sizlere kısaca bir göz atalım. Kadın, dul ve bekârlarda, eğitim seviyesi düşüklerde, ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlıkların daha çok olduğuna ilişkin raporu değerlendirmeyi sürdürüyor Bahçeşehir Üniversitesi’nden Fırat Kara bu haftaki yazısında da. Para yerine kakao çekirdeği Bilim ve beslenme sayfamızda çok severek ve sıkça tükettiğimiz çok uzaklardan gelen bir ürün var: Kakao. Mayalar ve Aztekler için kakao çekirdeği o kadar değerliydi ki bir dönem alışverişlerinde para yerine kakao kullanmışlardı. Önce içecek olarak başlayan kakaonun yolculuğu kakao yağının bulunması ile bize çikolatanın yolunu açtı. Faydaları, yan etkileri ve ilginç yönleri ile kakao sayfalarımızda&#8230; Bilgehan Gürlek “Döngüsel ekonomi ve yeşil büyüme ne kadar mümkün” diye soruyor, ekolojik ve kapitalist krizin kapıya dayandığı günümüzde&#8230; Ünlü arkeolog Halet Çambel’in aramızdan ayrılışının 6. yılında İstanbul Üniversitesi tarih Öncesi Arkeoloji Bilim Dalı hocalarının ardından bir buluşma konferansı düzenlediler ve Prof. Çambel’in topluma yetirince anlatılmayan yönlerini tartıştılar. Gülçin Gülan izledi ve yazdı. Coşkun Özdemir de anılarını yazdı. 200 milyon yıldır var olan bir balık türünün soyu tükendi. Psephurus gladius dinozorları ortadan kaldıran kitlesel yok oluş da dahil birçok zorlu koşulda varlığını devam ettirmişti. Murat Altaş’ın Hayvanlar Dünyası sayfasında&#8230; Nobelli bilimcilerle görüşme Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyabetik Bölümü’nden Pelin Cin depresyonun alternatif tedavilerinden biri olan Optimal Beslenme üzerine yazdı. İlginç bir yazı da lityum piller üzerine. Kullanım alanı giderek artıyor; hatta taşımacılığın geleceği lityum piller olacak deniyor. Öte yandan bir tartışmada süre gidiyor. Bu hafif metal gerçekten temiz bir alternatif mi, yoksa çevre için yeni bir tehdit mi? Biliyorsunuz, bu yıl Nobel Tıp Ödülü bedenin oksijene tepkisini araştıran ve mekanizmasını çözen 3 bilim insanına verildi. Kültür Koleji öğrencileri bir gelenek haline getirdikleri Nobel Ödül törenini izlemeyi bu yıl da sürdürdüler ve Tıp Nobel Ödülü’nü kazanan üç bilim insanından Prof. Dr. Peter Ratcliffe ile söyleşi yaptılar. Ratcliffe gençlere şöyle diyor: “Bilim dünyasındaki moda eğilimlere kapılmayın, farklı bir şey yapın ve bu işe odaklanın..” Lityum iyon bataryayı keşfeden Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Akira Yoshino ise “İcadımın bu kadar yaygın kullanılacağını hayal bile edemezdim” diyor. Buyurun sayfalarımıza! 21. Yüzyılın Cehaleti Doğan Kuban Hocamız ‘21.Yüzyılın Cehaleti’ni yazdı. Çağımızın en önemli sorunu olarak, Hocamız “bilimsel okumamışlık”tır diyor. Mükemmel bir yazı topluma, bize ve dünyaya ışık tutuyor. Mustafa Çetiner, acı yemek iyidir derken, Ali Akurgal Kanal İstanbul üzerine değişik bir yazı kaleme aldı. Tanol Türkoğlu ülkemizde yıllar sonra yeniden açılan Wikipedia’yı konu aldı. Siz de oraya nasıl katkıda bulunursunuz? Üçüncü sayfamızda yeni bir buluş var: Çimentonun yerini alacak “canlı” beton! Sürekli köşemizde ise hijyen alışkanlıklarımızı değiştirmeye çağıran yazı var. Ve daha pek çok yazı haber fotoğraf grafik. Hafta boyunca size eşlik edecek. Bilimde kalın, sevgiyle kalın, HBT’yi daha yukarılara yükseltelim. &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/200-sayimiz-yol-gostericilerimiz-sirtimizi-dayadiklarimiz-sizler-ve-surpriz-bir-sayi">200. sayımız, yol göstericilerimiz, sırtımızı dayadıklarımız, sizler… Ve sürpriz bir sayı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-16651" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Ve 200. sayımızla karşınızdayız. İşin açıkçası biz de şaşırdık. 1 Nisan 2016 yılında ilk sayımızı hazırlarken yaşadığımız heyecanı, hatta dışa vurmadığımız kaygıyı anımsadık: <em>Herkese Bilim Teknoloji</em> adını verdiğimiz dergimiz umduğumuz ilgiyi görecek ve okurlar bu derginin ekonomik olarak ayakları üzerinde kalmasını sağlayacak mı?</p>
<p>Türkiye’nin çağdaşlaşma, refah içinde kalkınma, aydınlanma yolunun bilim ve teknolojiden geçtiğini düşünerek, dünyada ve ülkemizde bu alanlardaki gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dilde aktaracağız, ülkemizde bilim ve teknoloji güçlerinin gelişmesine destek sağlayacağız diye yola çıkmıştık. Arkamızda da 30 yıllık Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji deneyimimiz, birikimimiz vardı.</p>
<p>Bir de baktık ki göz açıp kapayıncaya kadar 200 haftayı geride bırakmışız. Siz okurlarımızdan gelen katkılarla kocaman bir aile olmuşuz&#8230; Yeterli mi? Hayır tabii ki&#8230; 80 milyonluk Türkiye’de daha içine girmek istediğimiz çok ev, çok kurum, çok okul var. Çünkü yaptığımız yayıncılığa inanıyoruz.</p>
<p>Ekibimiz büyük bir özveri ile çalışıyor: Reyhan Oksay, Tüles Hasdemir, Batuhan Sarıcan, Murat Altaş, Meral Doğan, Mercan Bursalı, Nilgün Özbaşaran Dede, Rita Urgan, Sevda Deniz Karali HBT’nin küçük ofisinde&#8230; Yazarlarımız var, başta dev çınarımız Doğan Kuban; Müfit Akyos, Ali Akurgal, Tanol Türkoğlu, Mustafa Çetiner, Erdal Musoğlu, Ahmet Yavuz, Tevfik Uyar, Cem Say, karikatürleriye dergimize farklı bir renk katan Tayfun Akgül&#8230; Sıklıkla katkı veren dostlarımız var: Tınaz Titiz, Erhan Karaesmen, Oktay Kaynak, Bilgehan Gürlek, Haluk Ertan, Coşkun Özdemir ve diğerleri&#8230; Kaybettiğimiz var, diğer bir dev çınar Bozkurt Güvenç.. Ve daha önceki dergiden ve ruhu bizimle berber olan Aykut Göker&#8230;</p>
<p>Büyüyerek ve çoğalarak geleceğe doğru Türkiye için, bilim için, güzellik için yürümeyi sürdüreceğiz.. El ele ve hep beraber!</p>
<p>İçeriğe katkıda bulunanlar kadar, okurlarımızın da bugünlere ulaşmamızda ana kaynak olduğunu hiç bir zaman unutmadık&#8230;</p>
<p>Hele bu dergiye yazılarıyla düzenli destek veren üniversitelerimize gönül borcumuz çok büyük.. Hepsi sağ olsunlar, hep beraber daha güzel bir ülke için çalıştığımızın farkındayız..</p>
<p><strong>Bu yıla yön verecek bilimsel gelişmeler</strong></p>
<p>Henüz yeni adım attığımız 2020 yılında sağlıktan uzaya, fizikten mikrobiyolojiye kadar bilimin her dalından birçok olay, proje ve bulgu geleceğe yön verecek. Biz de bu yıla damga vurması beklenen bilimsel gelişme ve çalışmalardan bir demeti sizlerin gündemine getirelim dedik.</p>
<p>2020 yılının bir özelliği de tarihsel süreç içinde önemli keşiflerin, başarıların ama bir yandan da felaketlerin yıl dönümlerine denk gelmesi. Florence Nightingale’in 100. yaşı, Bacon’ın 800., Rosalind Franklin’in 100. doğum günleri&#8230; Elektromanyetizmanın keşfinin, X-ray ışınlarının, nöronun keşfinin de yıldönümleri&#8230; Bu yıldönümlerini, yıl içine yayarak daha geniş hacimde sizlerle paylaşacağız. Şimdi başka neleri sunuyoruz sizlere kısaca bir göz atalım.</p>
<p>Kadın, dul ve bekârlarda, eğitim seviyesi düşüklerde, ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlıkların daha çok olduğuna ilişkin raporu değerlendirmeyi sürdürüyor Bahçeşehir Üniversitesi’nden <strong>Fırat Kara</strong> bu haftaki yazısında da.</p>
<p><strong>Para yerine kakao çekirdeği</strong></p>
<p>Bilim ve beslenme sayfamızda çok severek ve sıkça tükettiğimiz çok uzaklardan gelen bir ürün var: Kakao. Mayalar ve Aztekler için kakao çekirdeği o kadar değerliydi ki bir dönem alışverişlerinde para yerine kakao kullanmışlardı. Önce içecek olarak başlayan kakaonun yolculuğu kakao yağının bulunması ile bize çikolatanın yolunu açtı. Faydaları, yan etkileri ve ilginç yönleri ile kakao sayfalarımızda&#8230;</p>
<p><strong>Bilgehan Gürlek </strong>“Döngüsel ekonomi ve yeşil büyüme ne kadar mümkün” diye soruyor, ekolojik ve kapitalist krizin kapıya dayandığı günümüzde&#8230;</p>
<p>Ünlü arkeolog <strong>Halet Çambel</strong>’in aramızdan ayrılışının 6. yılında İstanbul Üniversitesi tarih Öncesi Arkeoloji Bilim Dalı hocalarının ardından bir buluşma konferansı düzenlediler ve Prof. Çambel’in topluma yetirince anlatılmayan yönlerini tartıştılar. <strong>Gülçin Gülan</strong> izledi ve yazdı. <strong>Coşkun Özdemir</strong> de anılarını yazdı.</p>
<p>200 milyon yıldır var olan bir balık türünün soyu tükendi. <em>Psephurus gladius </em>dinozorları ortadan kaldıran kitlesel yok oluş da dahil birçok zorlu koşulda varlığını devam ettirmişti. <strong>Murat Altaş</strong>’ın Hayvanlar Dünyası sayfasında&#8230;</p>
<p><strong>Nobelli bilimcilerle görüşme</strong></p>
<p>Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyabetik Bölümü’nden <strong>Pelin Cin</strong> depresyonun alternatif tedavilerinden biri olan Optimal Beslenme üzerine yazdı.</p>
<p>İlginç bir yazı da lityum piller üzerine. Kullanım alanı giderek artıyor; hatta taşımacılığın geleceği lityum piller olacak deniyor. Öte yandan bir tartışmada süre gidiyor. Bu hafif metal gerçekten temiz bir alternatif mi, yoksa çevre için yeni bir tehdit mi?</p>
<p>Biliyorsunuz, bu yıl Nobel Tıp Ödülü bedenin oksijene tepkisini araştıran ve mekanizmasını çözen 3 bilim insanına verildi. <strong>Kültür Koleji öğrencileri</strong> bir gelenek haline getirdikleri Nobel Ödül törenini izlemeyi bu yıl da sürdürdüler ve Tıp Nobel Ödülü’nü kazanan üç bilim insanından Prof. Dr. <strong>Peter</strong> <strong>Ratcliffe</strong> ile söyleşi yaptılar. Ratcliffe gençlere şöyle diyor: “Bilim dünyasındaki moda eğilimlere kapılmayın, farklı bir şey yapın ve bu işe odaklanın..” Lityum iyon bataryayı keşfeden Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan <strong>Akira Yoshino</strong> ise “İcadımın bu kadar yaygın kullanılacağını hayal bile edemezdim” diyor. Buyurun sayfalarımıza!</p>
<p><strong>21. Yüzyılın Cehaleti</strong></p>
<p>Doğan Kuban Hocamız ‘21.Yüzyılın Cehaleti’ni yazdı. Çağımızın en önemli sorunu olarak, Hocamız “bilimsel okumamışlık”tır diyor. Mükemmel bir yazı topluma, bize ve dünyaya ışık tutuyor.</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong>, acı yemek iyidir derken, <strong>Ali Akurgal</strong> Kanal İstanbul üzerine değişik bir yazı kaleme aldı. <strong>Tanol Türkoğlu</strong> ülkemizde yıllar sonra yeniden açılan Wikipedia’yı konu aldı. Siz de oraya nasıl katkıda bulunursunuz? Üçüncü sayfamızda yeni bir buluş var: Çimentonun yerini alacak “canlı” beton! Sürekli köşemizde ise hijyen alışkanlıklarımızı değiştirmeye çağıran yazı var. Ve daha pek çok yazı haber fotoğraf grafik. Hafta boyunca size eşlik edecek.</p>
<p>Bilimde kalın, sevgiyle kalın, HBT’yi daha yukarılara yükseltelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/200-sayimiz-yol-gostericilerimiz-sirtimizi-dayadiklarimiz-sizler-ve-surpriz-bir-sayi">200. sayımız, yol göstericilerimiz, sırtımızı dayadıklarımız, sizler… Ve sürpriz bir sayı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16656</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 200. Sayı – 24 Ocak 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-200-sayi-24-ocak-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jan 2020 12:52:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çevrecilik]]></category>
		<category><![CDATA[cıvık mantar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[wikipedia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizi bekleyen sürprizler: Büyük bilimsel atılım yılındayız Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün? &#8211; Bilgehan Gürlek Ormanların yok olması, insan türünün de sonu demek! Türk öğrenciler sordu Nobelli bilimciler yanıtladı 21. yüzyılın cehaleti &#8211; Doğan Kuban Wikipedia bitleri &#8211; Tanol Türkoğlu Kanal &#8211; Ali Akurgal HALET ÇAMBEL, büyük arkeoloğumuzun ardından &#8211; Coşkun Özdemir Kültürel mirası korumada bir öncü: Halet Çambel &#8211; Gülçin Gülan Çimentonun yerini alabilecek “canlı” beton Çin’de yayılan akciğer hastalığından yeni bir virüs sorumlu 100 milyon yıllık cıvık mantar bulundu Zaman kapsülünde 7 milyar yıllık yıldız tozu Beden sıcaklığımız 150 yıldan beri düşüyor Uykusuzluk kan testiyle tespit edilebilecek Acı yemek iyidir! &#8211; Mustafa Çetiner Maya ve Azteklerden bize kalan en değerli miras: Kakao Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar &#8211; 1: Hijyen ile ilgili alışkanlıklarımıza ufak dokunuşlar Kadınlarda, dul ve bekarlarda, eğitim seviyesi düşüklerde ve ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlık daha çok &#8211; Fırat Kara Depresyonun alternatif tedavisi: Optimal beslenme &#8211; Pelin Cin Çevresel sürdürülebilirlik finansmanı için ilk Türk uluslararası tahvil ihracı &#8211; Neslihan Turguttopbaş 200 milyon yıldır var olan balığın soyu tükendi Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-200-sayi-24-ocak-2020">HBT Dergi 200. Sayı – 24 Ocak 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-16651" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200.jpg 1654w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" />Bizi bekleyen sürprizler: Büyük bilimsel atılım yılındayız<br />
Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün? &#8211; Bilgehan Gürlek<br />
Ormanların yok olması, insan türünün de sonu demek!<br />
Türk öğrenciler sordu Nobelli bilimciler yanıtladı<br />
21. yüzyılın cehaleti &#8211; Doğan Kuban<br />
Wikipedia bitleri &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Kanal &#8211; Ali Akurgal<br />
HALET ÇAMBEL, büyük arkeoloğumuzun ardından &#8211; Coşkun Özdemir<br />
Kültürel mirası korumada bir öncü: Halet Çambel &#8211; Gülçin Gülan<br />
Çimentonun yerini alabilecek “canlı” beton<br />
Çin’de yayılan akciğer hastalığından yeni bir virüs sorumlu<br />
100 milyon yıllık cıvık mantar bulundu<br />
Zaman kapsülünde 7 milyar yıllık yıldız tozu<br />
Beden sıcaklığımız 150 yıldan beri düşüyor<br />
Uykusuzluk kan testiyle tespit edilebilecek<br />
Acı yemek iyidir! &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Maya ve Azteklerden bize kalan en değerli miras: Kakao<br />
Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar &#8211; 1: Hijyen ile ilgili alışkanlıklarımıza ufak dokunuşlar<br />
Kadınlarda, dul ve bekarlarda, eğitim seviyesi düşüklerde ve ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlık daha çok &#8211; Fırat Kara<br />
Depresyonun alternatif tedavisi: Optimal beslenme &#8211; Pelin Cin<br />
Çevresel sürdürülebilirlik finansmanı için ilk Türk uluslararası tahvil ihracı &#8211; Neslihan Turguttopbaş<br />
200 milyon yıldır var olan balığın soyu tükendi</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-200-sayi-24-ocak-2020">HBT Dergi 200. Sayı – 24 Ocak 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16653</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni virüs Asya&#8217;da yayılıyor: Çin&#8217;de 100&#8217;den fazla yeni vaka, Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/yeni-virus-asyada-yayiliyor-cinde-100den-fazla-yeni-vaka-guney-korede-ilk-enfeksiyon</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 12:17:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asya&#8217;da yayılan yeni virüse dair endişeler artıyor. Virüs kaynaklı solunum yolu rahatsızlığı görülen vakaların sayısı son birkaç günde iki katından fazla arttı. 20 Ocak&#8217;ta Çinli yetkililer, salgının başladığı Wuhan&#8217;da 136 yeni vaka görüldüğünü bildirdi. Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon tespit edildi. 20 Ocak itibariyle doğrulanmış vakaların sayısı, 217&#8217;si Çin&#8217;de, 2’si Tayland’da ve biri Japonya’da olmak üzere toplam 221’e ulaştı. Ne derece bulaşıcı olduğu henüz netlik kazanmasa da insandan insana yayılabildiği görülen virüs, 20 Ocak itibariyle 3 kişinin ölümüne neden oldu. İlk enfeksiyon Çin’de Aralık ayında görülmüştü. Ülkenin en önemli yıllık tatili olan Çin Yeni Yılı&#8217;nın (25 Ocak) yaklaştığı göz önüne alındığında, vakalardaki bu artış kaygıları artırıyor. Tatil süresinde yüz milyonlarca insan memleketlerine veya yurtdışına gidecek. Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/yeni-virus-asyada-yayiliyor-cinde-100den-fazla-yeni-vaka-guney-korede-ilk-enfeksiyon">Yeni virüs Asya&#8217;da yayılıyor: Çin&#8217;de 100&#8217;den fazla yeni vaka, Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Asya&#8217;da yayılan yeni virüse dair endişeler artıyor. Virüs kaynaklı solunum yolu rahatsızlığı görülen vakaların sayısı son birkaç günde iki katından fazla arttı. 20 Ocak&#8217;ta Çinli yetkililer, salgının başladığı Wuhan&#8217;da 136 yeni vaka görüldüğünü bildirdi. Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon tespit edildi. 20 Ocak itibariyle doğrulanmış vakaların sayısı, 217&#8217;si Çin&#8217;de, 2’si Tayland’da ve biri Japonya’da olmak üzere toplam 221’e ulaştı.</p>
<p>Ne derece bulaşıcı olduğu henüz netlik kazanmasa da insandan insana yayılabildiği görülen virüs, 20 Ocak itibariyle 3 kişinin ölümüne neden oldu. İlk enfeksiyon Çin’de Aralık ayında görülmüştü.</p>
<p>Ülkenin en önemli yıllık tatili olan Çin Yeni Yılı&#8217;nın (25 Ocak) yaklaştığı göz önüne alındığında, vakalardaki bu artış kaygıları artırıyor. Tatil süresinde yüz milyonlarca insan memleketlerine veya yurtdışına gidecek.</p>
<p><em><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-020-00129-x">Kaynak</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/yeni-virus-asyada-yayiliyor-cinde-100den-fazla-yeni-vaka-guney-korede-ilk-enfeksiyon">Yeni virüs Asya&#8217;da yayılıyor: Çin&#8217;de 100&#8217;den fazla yeni vaka, Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16604</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
