<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yapay zeka arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yapay-zeka/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yapay-zeka</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Apr 2025 11:28:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yazılımların tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulması niçin sorun yaratabilir? Ne yapmalı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/yazilimlarin-tamamen-yapay-zeka-tarafindan-olusturulmasi-nicin-sorun-yaratabilir-ne-yapmali</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 11:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Jordi Cabot]]></category>
		<category><![CDATA[LLM'ler]]></category>
		<category><![CDATA[Lüksemburg Bilim ve Teknoloji Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[makine öğrenimi]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazılımlar hayatımızın her yerinde… Sadece bir arabadaki bilgisayarlı sistem bile onlarca milyon satır kod içeriyor. Gün geçtikçe artan dijital dönüşümle birlikte daha fazla ve daha iyi yazılıma olan talep de artıyor. Ancak ortada bir sorun var: Artan talebi karşılayacak yeterli sayıda insan programcı yok! Hal böyle olunca da her gün kullandığımız yazılımların giderek daha fazlası yapay zekâ (YZ) yardımıyla yapılmaya başladı. Yazılım geliştiriciler ve programcılar, ChatGPT gibi araçlara aşina. Bu tip teknolojiler, insan programcıların üretkenliğini artırmak için akıllı bir otomatik tamamlama aracı, bir nevi yardımcı gibi çalışıyor. Ancak işler değişiyor, boynuz kulağı geçmek üzere! Tamamen özerkleşiyor Lüksemburg Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (LIST) yardımcı araştırmacı Iván Alfonso ve aynı üniversiteden Yazılım Mühendisliği Birimi Başkanı Yrd. Doç. Jordi Cabot, yakın gelecekte birçok yazılım uygulamasının tamamen, özerk bir şekilde YZ tarafından oluşturulacağını öngörüyor. Bakıldığında yapay zekânın, bir insan programcıya ihtiyaç duymadan program yazması, yazılım programlama becerileri olmayan kullanıcıların ihtiyaçlarına göre yazılım oluşturulmasını veya uyarlamasını sağlayabilir. Bu olumlu gibi görünse de potansiyel olumsuz sonuçları da söz konusu. Çünkü her YZ modelinde olduğu gibi yazılım oluşturan YZ’ler de mükemmel olmaktan uzak ve saldırılara karşı savunmasız. Ayrıca belirli topluluklara karşı önyargılı kodlar oluşturma ihtimalleri var. Örneğin, işe alım yazılımı oluşturan bir YZ, onu eğitmek veya geliştirmek için kullanılan verilerdeki önyargılar nedeniyle erkek adayları kadın adaylara tercih edebilir. Bu nedenle, bu tür riskleri en aza indirmek için AB&#8217;nin Yapay Zekâ Yasası gibi mekanizmalar oluşturulması gerekiyor. “İnsan geliştiricilerin bariyerler kurması gerekiyor” Günümüzde insan yazılım geliştiricileri, doğruluk, güvenlik açıkları ve önyargılar gibi bir dizi endişeye karşı tüm LLM&#8217;leri (büyük dil modelleri) analiz ederek en iyi ve etik olanları seçiyor. Bu da belirli bir miktarda etik davranışın sağlanmasına yardımcı oluyor. Ancak araştırmacılar soruyor: “Talimatlarımızı anlayıp takip ettiklerinden nasıl emin olabiliriz?” Alfonso ve Cabot’a göre çözüm, inşa edilecek yazılımın tasarımında açık kapı bırakmamaktan geçiyor. Geliştirdikleri açık kaynaklı BESSER isimli platform, uygulamaların tasarımdan itibaren etik olacak şekilde inşa edilmesine ön ayak oluyor, açık kapı bırakmıyor. Alfonso ve Cabot, şunları söylüyor: “Biz ve diğer birçok araştırmacı, yazılım oluşturan yapay zekâların davranışlarını kontrol altında tutmak için bariyerler (olası zararları önleme mekanizmaları) koymak için çalışıyoruz. Bunlar, her vatandaşı ve şirketi, ideal yazılım çözümlerini özerk bir şekilde oluşturma gücüne sahip, yetenekli bir geliştiriciye dönüştürmeye yardımcı olacaktır.” Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/yazilimlarin-tamamen-yapay-zeka-tarafindan-olusturulmasi-nicin-sorun-yaratabilir-ne-yapmali">Yazılımların tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulması niçin sorun yaratabilir? Ne yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılımlar hayatımızın her yerinde… Sadece bir arabadaki bilgisayarlı sistem bile onlarca milyon satır kod içeriyor.</p>
<p>Gün geçtikçe artan dijital dönüşümle birlikte daha fazla ve daha iyi yazılıma olan talep de artıyor. Ancak ortada bir sorun var: Artan talebi karşılayacak yeterli sayıda insan programcı yok!</p>
<p>Hal böyle olunca da her gün kullandığımız yazılımların giderek daha fazlası yapay zekâ (YZ) yardımıyla yapılmaya başladı.</p>
<p>Yazılım geliştiriciler ve programcılar, ChatGPT gibi araçlara aşina. Bu tip teknolojiler, insan programcıların üretkenliğini artırmak için akıllı bir otomatik tamamlama aracı, bir nevi yardımcı gibi çalışıyor. Ancak işler değişiyor, boynuz kulağı geçmek üzere!</p>
<h4><strong>Tamamen özerkleşiyor</strong></h4>
<p>Lüksemburg Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (LIST) yardımcı araştırmacı Iván Alfonso ve aynı üniversiteden Yazılım Mühendisliği Birimi Başkanı Yrd. Doç. Jordi Cabot, yakın gelecekte birçok yazılım uygulamasının tamamen, özerk bir şekilde YZ tarafından oluşturulacağını öngörüyor.</p>
<p>Bakıldığında yapay zekânın, bir insan programcıya ihtiyaç duymadan program yazması, yazılım programlama becerileri olmayan kullanıcıların ihtiyaçlarına göre yazılım oluşturulmasını veya uyarlamasını sağlayabilir. Bu olumlu gibi görünse de potansiyel olumsuz sonuçları da söz konusu.</p>
<p>Çünkü her YZ modelinde olduğu gibi yazılım oluşturan YZ’ler de mükemmel olmaktan uzak ve saldırılara karşı savunmasız. Ayrıca belirli topluluklara karşı önyargılı kodlar oluşturma ihtimalleri var.</p>
<p>Örneğin, işe alım yazılımı oluşturan bir YZ, onu eğitmek veya geliştirmek için kullanılan verilerdeki önyargılar nedeniyle erkek adayları kadın adaylara tercih edebilir. Bu nedenle, bu tür riskleri en aza indirmek için AB&#8217;nin Yapay Zekâ Yasası gibi mekanizmalar oluşturulması gerekiyor.</p>
<h4><strong>“İnsan geliştiricilerin bariyerler kurması gerekiyor”</strong></h4>
<p>Günümüzde insan yazılım geliştiricileri, doğruluk, güvenlik açıkları ve önyargılar gibi bir dizi endişeye karşı tüm LLM&#8217;leri (büyük dil modelleri) analiz ederek en iyi ve etik olanları seçiyor.</p>
<p>Bu da belirli bir miktarda etik davranışın sağlanmasına yardımcı oluyor. Ancak araştırmacılar soruyor: “Talimatlarımızı anlayıp takip ettiklerinden nasıl emin olabiliriz?”</p>
<p>Alfonso ve Cabot’a göre çözüm, inşa edilecek yazılımın tasarımında açık kapı bırakmamaktan geçiyor. Geliştirdikleri açık kaynaklı BESSER isimli platform, uygulamaların tasarımdan itibaren etik olacak şekilde inşa edilmesine ön ayak oluyor, açık kapı bırakmıyor.</p>
<p>Alfonso ve Cabot, şunları söylüyor:</p>
<p>“Biz ve diğer birçok araştırmacı, yazılım oluşturan yapay zekâların davranışlarını kontrol altında tutmak için bariyerler (olası zararları önleme mekanizmaları) koymak için çalışıyoruz. Bunlar, her vatandaşı ve şirketi, ideal yazılım çözümlerini özerk bir şekilde oluşturma gücüne sahip, yetenekli bir geliştiriciye dönüştürmeye yardımcı olacaktır.”</p>
<p><a href="https://theconversation.com/software-is-increasingly-being-built-by-ai-so-its-vital-to-know-if-it-can-be-trusted-251728" target="_blank" rel="noopener">Kaynak</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/yazilimlarin-tamamen-yapay-zeka-tarafindan-olusturulmasi-nicin-sorun-yaratabilir-ne-yapmali">Yazılımların tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulması niçin sorun yaratabilir? Ne yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32335</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DeepSeek ile düşünen yapay zekaya doğru</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/deepseek-ile-dusunen-yapay-zekaya-dogru</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 18:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[DeepSeek]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin&#8217;de geliştirilen DeepSeek neleri değiştirecek? Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Cem Say, yapay zekada bundan sonra neleri beklememiz gerektiğini HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı&#8217;ya anlattı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/deepseek-ile-dusunen-yapay-zekaya-dogru">DeepSeek ile düşünen yapay zekaya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="yt-core-attributed-string yt-core-attributed-string--white-space-pre-wrap" dir="auto"><span class="yt-core-attributed-string--link-inherit-color" dir="auto">Çin&#8217;de geliştirilen DeepSeek neleri değiştirecek? </span></span></p>
<p><span class="yt-core-attributed-string yt-core-attributed-string--white-space-pre-wrap" dir="auto"><span class="yt-core-attributed-string--link-inherit-color" dir="auto">Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Cem Say, yapay zekada bundan sonra neleri beklememiz gerektiğini HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı&#8217;ya anlattı.</span></span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/deepseek-ile-dusunen-yapay-zekaya-dogru">DeepSeek ile düşünen yapay zekaya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32225</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Matrix ve yapay zekâ</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/matrix-ve-yapay-zeka</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Mar 2025 08:32:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[dijital göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[makineler]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32219</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 sene sonra Matrix filmini nemli gözlerle seyretmek (yaş da dikkate alınırsa) makul karşılanabilir. Ancak bütün hikâyenin yapay zekâ ile insanlık arasında geçtiğini (yeniden) görmek-anımsamak şaşırtıcı. Şaşırtıcı çünkü ChatGPT ile ateşlenen yapay zekâ çılgınlığı iki buçuk sene sonra bugün hala son sürat devam ediyor ancak tüm bu süre boyunca iki cephede de bu ikisini irtibatlandıran güçlü bir ses çıkmıyor. İki cephe derken: Filmi önce seyretmiş olan dijital göçmenler ile çılgınlığı önce yaşamış olan dijital yerliler! Yerlilerin dönüp de yirmi beş sene önce ebeveynlerinin seyrettikleri filmi keşfetmeleri zor ama göçmenlerin ChatGPT’yi gördüklerinde “A-ha da başlıyor!” dememiş olmaları tam bir sorumsuzluk örneği! Aksiyon sahneleri başlamadan önce Morpheus’un Neo’ya verdiği brifingde her şeyin yapay zekânın kafesten kaçmasıyla başladığı ifade edilir. Ne zaman? 21. Yüzyılın ilk kısmında. Matrix’te tarih 1999 gibi bilinse de “gerçek dünya”da tarih (artık tam olarak bilinmiyor da olsa) 2199 civarındadır. Filmin öngördüğü “kavga” belli ki bugün AGI denilen yapay zekânın insan (ya da genel) seviyesine ulaşmasıyla başlayan ve süper zeka (ASI) düzeyine geldiğinde zirve yapan kavga olacak! 2025 yılında “bu seviyelere ulaşılabilir mi” tartışması devam ediyor. 2029 “tekillik” (singularity) fanatikleri tarafından özel yıl ilan edilmiş durumda. 2029’da yapay zekâ AGI seviyesine ulaşabilir mi? “Artık bana karışamazsınız!” diye ergen isyanlarına başlayabilir mi? Filmdeki savaş belli ki çok yıkıcı geçmiş! İnsanlar süper düzeye gelmiş, organize olup ortak hareket etmeye başlamış yapay zekâ uygarlığına karşı tek çıkış yolu olarak temel enerji kaynaklarını kesmeyi denemiş. Yani dünyaya gelen güneş ışınlarını gölgelemek! Çözüm mantıklı ancak makineler buna karşı bir hamle yapacak kadar da zeki! Makineler insan vücudunun da enerji ürettiğini keşfedince yok olan yapay zekâ uygarlığı değil insanlık olmuş! Makineler insanları pile çevirmiş. Onların enerjisiyle varlıklarını sürdürmüş. Ancak burada filmde tam olarak anlatılmayan bir detay söz konusu: Fiziksel vücutları özel bir mekanda esir eder, yeni insan eker hale geldikleri halde makineler neden onca yatırımı yapıp da Matrix’i, gerçek olmayan bir metaverse ortamını yaratıp insanları 1999’da yapay zekâdan uzak, kapitalist dünyanın klasik sorunlarıyla yaşar durumda tutmaktadır? Bu soruyu ChatGPT kolayca yanıtlayabildi. İnsan vücudunun enerji üretebilmesi ve bu sürenin kısa sürmemesi için pil hale gelmiş gerçek insanların beyinlerin düzenli olarak çalışması gerekir. Bunu sağlayabilmek için de pil-insanlar 7&#215;24 bir metaverse ortamında yaşatılır. Yani Matrix’te! Geriye tek bir soru kalıyor: Onca zahmete değer miydi? Neden kaynaklarını ve yapay zekâlarını güneş ışıklarını dünyaya yeniden getirebilmek için kullanmadı? Sorunun post-modern cevabı şu olabilir: Bu insan yapımı bir film! Eğer filmi yapay zekâ üretmiş olsaydı, senaristi-kurgusu yapay zekâ tarafından geliştirilmiş olsaydı olasılıkla insanlık savaş sonucunda topyekun yok edilir, kaynaklar yeniden güneşe çevrilirdi. Ayrıca şu da var: İnsanlığın bir başka gezegene sıçrayabilmesi için gerekli şartların bulunması çok zorken makinelerin güneş görmeyen bir dünyada kalmaları için sebep yok! Ay var şurada, Mars var! Yazı: Tanol Türkoğlu (TanolTurkoglu@Gmail.com) * Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 458. sayısında, yazarın DİJİTAL KÜLTÜR köşesinde yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/matrix-ve-yapay-zeka">Matrix ve yapay zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-5987 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/tanol-300x278.jpg" alt="" width="176" height="163" />25 sene sonra Matrix filmini nemli gözlerle seyretmek (yaş da dikkate alınırsa) makul karşılanabilir. Ancak bütün hikâyenin yapay zekâ ile insanlık arasında geçtiğini (yeniden) görmek-anımsamak şaşırtıcı. Şaşırtıcı çünkü ChatGPT ile ateşlenen yapay zekâ çılgınlığı iki buçuk sene sonra bugün hala son sürat devam ediyor ancak tüm bu süre boyunca iki cephede de bu ikisini irtibatlandıran güçlü bir ses çıkmıyor. İki cephe derken: Filmi önce seyretmiş olan dijital göçmenler ile çılgınlığı önce yaşamış olan dijital yerliler!</p>
<p>Yerlilerin dönüp de yirmi beş sene önce ebeveynlerinin seyrettikleri filmi keşfetmeleri zor ama göçmenlerin ChatGPT’yi gördüklerinde “A-ha da başlıyor!” dememiş olmaları tam bir sorumsuzluk örneği! Aksiyon sahneleri başlamadan önce Morpheus’un Neo’ya verdiği brifingde her şeyin yapay zekânın kafesten kaçmasıyla başladığı ifade edilir. Ne zaman? 21. Yüzyılın ilk kısmında. Matrix’te tarih 1999 gibi bilinse de “gerçek dünya”da tarih (artık tam olarak bilinmiyor da olsa) 2199 civarındadır.</p>
<p>Filmin öngördüğü “kavga” belli ki bugün AGI denilen yapay zekânın insan (ya da genel) seviyesine ulaşmasıyla başlayan ve süper zeka (ASI) düzeyine geldiğinde zirve yapan kavga olacak! 2025 yılında “bu seviyelere ulaşılabilir mi” tartışması devam ediyor. 2029 “tekillik” (singularity) fanatikleri tarafından özel yıl ilan edilmiş durumda. 2029’da yapay zekâ AGI seviyesine ulaşabilir mi? “Artık bana karışamazsınız!” diye ergen isyanlarına başlayabilir mi?</p>
<p>Filmdeki savaş belli ki çok yıkıcı geçmiş! İnsanlar süper düzeye gelmiş, organize olup ortak hareket etmeye başlamış yapay zekâ uygarlığına karşı tek çıkış yolu olarak temel enerji kaynaklarını kesmeyi denemiş. Yani dünyaya gelen güneş ışınlarını gölgelemek! Çözüm mantıklı ancak makineler buna karşı bir hamle yapacak kadar da zeki!</p>
<p>Makineler insan vücudunun da enerji ürettiğini keşfedince yok olan yapay zekâ uygarlığı değil insanlık olmuş! Makineler insanları pile çevirmiş. Onların enerjisiyle varlıklarını sürdürmüş. Ancak burada filmde tam olarak anlatılmayan bir detay söz konusu: Fiziksel vücutları özel bir mekanda esir eder, yeni insan eker hale geldikleri halde makineler neden onca yatırımı yapıp da Matrix’i, gerçek olmayan bir metaverse ortamını yaratıp insanları 1999’da yapay zekâdan uzak, kapitalist dünyanın klasik sorunlarıyla yaşar durumda tutmaktadır?</p>
<p>Bu soruyu ChatGPT kolayca yanıtlayabildi. İnsan vücudunun enerji üretebilmesi ve bu sürenin kısa sürmemesi için pil hale gelmiş gerçek insanların beyinlerin düzenli olarak çalışması gerekir. Bunu sağlayabilmek için de pil-insanlar 7&#215;24 bir metaverse ortamında yaşatılır. Yani Matrix’te!</p>
<p>Geriye tek bir soru kalıyor: Onca zahmete değer miydi? Neden kaynaklarını ve yapay zekâlarını güneş ışıklarını dünyaya yeniden getirebilmek için kullanmadı?</p>
<p>Sorunun post-modern cevabı şu olabilir: Bu insan yapımı bir film! Eğer filmi yapay zekâ üretmiş olsaydı, senaristi-kurgusu yapay zekâ tarafından geliştirilmiş olsaydı olasılıkla insanlık savaş sonucunda topyekun yok edilir, kaynaklar yeniden güneşe çevrilirdi. Ayrıca şu da var: İnsanlığın bir başka gezegene sıçrayabilmesi için gerekli şartların bulunması çok zorken makinelerin güneş görmeyen bir dünyada kalmaları için sebep yok! Ay var şurada, Mars var!</p>
<p><strong>Yazı: Tanol Türkoğlu</strong> (<a href="mailto:TanolTurkoglu@Gmail.com">TanolTurkoglu@Gmail.com</a>)</p>
<p><em>* Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 458. sayısında, yazarın DİJİTAL KÜLTÜR köşesinde yayımlanmıştır.</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/matrix-ve-yapay-zeka">Matrix ve yapay zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32219</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tanol Türkoğlu ve Orhan Bursalı ile &#8220;b.ktanlaşma&#8221; ve &#8220;beyin çürümesi&#8221;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/tanol-turkoglu-ve-orhan-bursali-ile-b-ktanlasma-ve-beyin-curumesi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 15:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beyin çürümesi]]></category>
		<category><![CDATA[boktanlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[brain rot]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32186</guid>

					<description><![CDATA[<p>HBT yazarı; dijital kültür, bilgi toplumu, internet, sosyal medya ve yapay zeka konularında kitapları bulunan Tanol Türkoğlu, HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı&#8217;nın, yılın sözcükleri olan &#8220;b.ktanlaşma&#8221; ve &#8220;beyin çürümesi&#8221; üzerine sorularını yanıtladı. Türkoğlu&#8217;na göre, sosyal medyada &#8220;sanal gerçeklikte&#8221; yaşanan hayatın belki tek iyi yanı, gençlerin ileride Alzheimer&#8217;a daha az yakalanacak olması&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/tanol-turkoglu-ve-orhan-bursali-ile-b-ktanlasma-ve-beyin-curumesi">Tanol Türkoğlu ve Orhan Bursalı ile &#8220;b.ktanlaşma&#8221; ve &#8220;beyin çürümesi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HBT yazarı; dijital kültür, bilgi toplumu, internet, sosyal medya ve yapay zeka konularında kitapları bulunan <span data-offset-key="6pod4-1-0">Tanol Türkoğlu, HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı&#8217;nın, yılın sözcükleri olan &#8220;b.ktanlaşma&#8221; ve &#8220;beyin çürümesi&#8221; üzerine sorularını yanıtladı.</span></p>
<p>Türkoğlu&#8217;na göre, sosyal medyada &#8220;sanal gerçeklikte&#8221; yaşanan hayatın belki tek iyi yanı, gençlerin ileride Alzheimer&#8217;a daha az yakalanacak olması&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/tanol-turkoglu-ve-orhan-bursali-ile-b-ktanlasma-ve-beyin-curumesi">Tanol Türkoğlu ve Orhan Bursalı ile &#8220;b.ktanlaşma&#8221; ve &#8220;beyin çürümesi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32186</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/yapay-zeka-3</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 11:47:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ali Akurgal]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu konuda yazmadım. Çünkü üzerinde başarılı olabilecek bir üretkenlik beklemiyorum. Yapay zekâ, insan yapısı bir aygıtın (elektronik veya mekanik, belki de kimyasal veya bunların karışımı) insandan hızlı ve doğru düşünebilmesi ve bunun gereğini yapabilmesi şeklinde çalışıyor. Biz yapabilir miyiz diye, Türk toplumu nasıl yönetiliyor ona bakmak gerek. Yasaklarla. İktidarın hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek hattâ düşünmek bile yasak. Keşfedilirse, girersiniz “içeriye” kalırsınız hakkınızda iddianâme bile hazırlanmadan senelerce orada. Örnekleri çok. “Intelligence” sözünün karşılığı çok: haber alma, akıl, idrak, anlama, akıllı kimse, izân, kafa, havsala, zihin, beyin, zekâ sâhibi gibi. Burada kullanılan anlamının idrak ve anlama olduğunu varsayıyorum. Yasaklarla yönetilmeye alışmış kişilerin, idrâk ve anlama kulvarlarında kafa çalıştırmasına gerek yok. Onlara “yasak” dersiniz, yasak olur. Bir ”biat” gene karşımıza çıktı. Kimse bu neden yasak diye düşünmez bile. İş böyle olunca yapay zekâya işlevi kim kazandıracak? Yoksa yeni bir sınıf mı yaratacağız “kafası çalışanlar sınıfı”? Yapay zekâ nasıl hızlandırılır? Üç sene önce tasarladığım bir basit bilgisayar kartında bile ışık hızıyla savaşmak zorunda kaldım. Kart kredi kartından küçüktü ve 100Mhz hızında aynı anda çalışan giriş ve çıkışı vardı. Bunu bir şirket için yaptım. Şirketin sâhibi “ben bu ufacık kartı nasıl 185$a satacağım” diye sızlanınca etrafına 2şer cm bakır alan çizdim. “Hah, şimdi olmuş” sözü geldi. Sonra 6 ay çalışamaz oldum. O sırada Almanya’da “uzman” getirtmişler, o da devreyi o boş alana yaymış. 300Mhz’de çalışan kartın hızı 80Mhz’e düşmüş. Şirket beni aradı, ben de “eski tasarımı kullanın” dedim. Eski tasarımı yok etmişler. Ben de yok etmiştim, proje öldü. Bu kartta, işlemciden belleğe erişim, yollarda geçen vakit nedeniyle 137 piko saniye idi (saniye, mili-, mikro-, nano-, piko-). 185$a satılacak bir kartta bile ışık hızı ile güreş tutmak gerekiyorsa yapay zekâ kartlarının işlemcilerini hesaplayın bakalım. Bunlar, bellekleri işlemcilerinin içinde olan çiplerle yapılacak demektir. Çip yaptınız da bellekleri işlemcinin içine yerleştirmek kaldı!! Demek ki yapay zekâ için hem çip yapabilmek hem de çipi iyi tasarlamak gerekiyor. Bu arada çip içi yerleşimi en (kısa sürede işlem yapacak) biçimde yapan ilk yazılım Erşed Akçasu imzasını taşıyor. Intelligence Diyelim kartı ve çipleri elde ettiniz. Biri bunlara yazılım yazacak. Yazılımı insan deneyimlerine göre yazmak durumundasınız. Deneyiminiz “yasak”lar nedeniyle yoksa nasıl yazacaksınız, 137 piko-saniye hesabı tutan benim gibi çatlaklarla mı çalışacaksınız, yoksa Almanya’dan uzman mı getireceksiniz? Yoksa YÖK başkanının belirttiği gibi bunları MYO’larda (meslek yüksek okulu) mı yetiştireceksiniz? Belli okullarda özel programları bu sene açacaklarmış. Haydi bakalım… Neşter tutmayı bilmeyen doktorun falçatayla ameliyata kalkışması gibi. Intelligence (idrak ve anlama) yetilerine sâhip öğretmenleri nereden bulacaksınız? Bunları Almanya’dan mı getireceksiniz, yoksa siz mi yetiştireceksiniz? Çabalar zurnanın alt deliğini anımsatıyor. Geçerli olan yöntem, her durumda, çip tasarımı ile başlamak. Böylece yazacağınız yazılımın akışına en uygun, belki de içinde birden fazla değişik işlemcisi olan çipler tasarlarsınız. Hem de bunları elmas hammaddesi üzerinde tasarlarsınız çip üretiminde de kulvar atlamış olursunuz. Sonuç İşin felsefî yanına bakacak olursanız, doğalı olmayan bir şeyin yapayını yapmaya kalkışmak deli işi. Önce doğal idrak ve anlayışı yüksek insanlarınız olacak, ancak yapayını ondan sonra planlayacaksınız. Pardon, eğitim sistemi bunun tam tersini yapmaya çalışmıyor mu? O zaman, kitapta ne yazıyorsa o. Geçiniz yapay zekâyı. Yazı: Ali Akurgal *Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 456. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/yapay-zeka-3">Yapay zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-4845 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/12/kurgal-300x300.jpg" alt="" width="170" height="170" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/12/kurgal-300x300.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/12/kurgal-150x150.jpg 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/12/kurgal.jpg 337w" sizes="(max-width: 170px) 100vw, 170px" /> Bu konuda yazmadım. Çünkü üzerinde başarılı olabilecek bir üretkenlik beklemiyorum. Yapay zekâ, insan yapısı bir aygıtın (elektronik veya mekanik, belki de kimyasal veya bunların karışımı) insandan hızlı ve doğru <strong>düşünebilmesi</strong> ve bunun gereğini yapabilmesi şeklinde çalışıyor. Biz yapabilir miyiz diye, Türk toplumu nasıl yönetiliyor ona bakmak gerek. Yasaklarla. İktidarın hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek hattâ düşünmek bile yasak. Keşfedilirse, girersiniz “içeriye” kalırsınız hakkınızda iddianâme bile hazırlanmadan senelerce orada. Örnekleri çok.</p>
<p>“<strong>Intelligence</strong>” sözünün karşılığı çok: haber alma, akıl, idrak, anlama, akıllı kimse, izân, kafa, havsala, zihin, beyin, zekâ sâhibi gibi. Burada kullanılan anlamının idrak ve anlama olduğunu varsayıyorum. <strong>Yasaklar</strong>la yönetilmeye alışmış kişilerin, idrâk ve anlama kulvarlarında kafa çalıştırmasına gerek yok. Onlara “yasak” dersiniz, yasak olur. Bir ”<strong>bia</strong>t” gene karşımıza çıktı. Kimse bu neden yasak diye düşünmez bile. İş böyle olunca yapay zekâya <strong>işlevi</strong> kim kazandıracak? Yoksa <strong>yeni bir sınıf</strong> mı yaratacağız “<strong>kafası çalışanlar</strong> sınıfı”?</p>
<p><strong>Yapay zekâ nasıl hızlandırılır?</strong></p>
<p>Üç sene önce tasarladığım bir basit bilgisayar kartında bile ışık hızıyla savaşmak zorunda kaldım. Kart kredi kartından küçüktü ve 100Mhz hızında aynı anda çalışan giriş ve çıkışı vardı. Bunu bir şirket için yaptım. Şirketin sâhibi “ben bu ufacık kartı nasıl 185$a satacağım” diye sızlanınca etrafına 2şer cm bakır alan çizdim. “Hah, şimdi olmuş” sözü geldi. Sonra 6 ay çalışamaz oldum.</p>
<p>O sırada Almanya’da “<strong>uzman</strong>” getirtmişler, o da devreyi o boş alana yaymış. 300Mhz’de çalışan kartın hızı 80Mhz’e düşmüş. Şirket beni aradı, ben de “eski tasarımı kullanın” dedim. Eski tasarımı yok etmişler. Ben de yok etmiştim, proje öldü. Bu kartta, işlemciden belleğe erişim, yollarda geçen vakit nedeniyle 137 piko saniye idi (saniye, mili-, mikro-, nano-, piko-). 185$a satılacak bir kartta bile <strong>ışık hızı ile güreş tutmak</strong> gerekiyorsa yapay zekâ kartlarının işlemcilerini hesaplayın bakalım. Bunlar, bellekleri işlemcilerinin içinde olan çiplerle yapılacak demektir. Çip yaptınız da bellekleri işlemcinin içine yerleştirmek kaldı!!</p>
<p>Demek ki yapay zekâ için hem çip yapabilmek hem de çipi iyi tasarlamak gerekiyor. Bu arada çip içi yerleşimi en (kısa sürede işlem yapacak) biçimde yapan ilk yazılım <strong>Erşed Akçasu</strong> imzasını taşıyor.</p>
<p><strong>Intelligence</strong></p>
<p>Diyelim kartı ve çipleri elde ettiniz. Biri bunlara yazılım yazacak. Yazılımı insan deneyimlerine göre yazmak durumundasınız. Deneyiminiz “yasak”lar nedeniyle yoksa nasıl yazacaksınız, 137 piko-saniye hesabı tutan benim gibi <strong>çatlak</strong>larla mı çalışacaksınız, yoksa Almanya’dan <strong>uzman</strong> mı getireceksiniz? Yoksa YÖK başkanının belirttiği gibi bunları MYO’larda (meslek yüksek okulu) mı yetiştireceksiniz? Belli okullarda özel programları bu sene açacaklarmış. Haydi bakalım… Neşter tutmayı bilmeyen doktorun falçatayla ameliyata kalkışması gibi.</p>
<p>Intelligence (idrak ve anlama) yetilerine sâhip öğretmenleri nereden bulacaksınız? Bunları Almanya’dan mı getireceksiniz, yoksa siz mi yetiştireceksiniz? Çabalar zurnanın alt deliğini anımsatıyor. Geçerli olan yöntem, her durumda, <strong>çip tasarımı ile başlamak</strong>. Böylece yazacağınız yazılımın akışına en uygun, belki de içinde birden fazla değişik işlemcisi olan çipler tasarlarsınız. Hem de <strong>bunları elmas hammaddesi</strong> üzerinde tasarlarsınız çip üretiminde de kulvar atlamış olursunuz.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İşin felsefî yanına bakacak olursanız, doğalı olmayan bir şeyin yapayını yapmaya kalkışmak deli işi. Önce doğal idrak ve anlayışı yüksek insanlarınız olacak, ancak yapayını ondan sonra planlayacaksınız. Pardon, <strong>eğitim sistemi bunun tam tersini</strong> yapmaya çalışmıyor mu? O zaman, kitapta ne yazıyorsa o. Geçiniz yapay zekâyı.</p>
<p><strong>Yazı: Ali Akurgal</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 456. sayısında yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/yapay-zeka-3">Yapay zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32123</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DeepSeek yıldızı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/deepseek-yildizi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Feb 2025 12:42:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[DeepSeek]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32121</guid>

					<description><![CDATA[<p> NASA’nın uzayda astronotların sorun yaşamadan tükenmez kalem kullanabilmeleri için bir milyon dolarlık Ar-Ge yaptırdığı, buna karşılık Rusların benzer bir sorunu bedavaya çözdükleri zamanında çok konuşulmuştu. Rusların bedavaya buldukları çözüm şuydu: Kurşun kalem kullanmak! Benzer bir durum şimdi yapay zeka konusunda yaşanıyor. ABD’nin rakibi bu kez Rusya değil, Çin! 100 milyon doların üstünde bir yatırımla üretilmiş olan ChatGPT’ye karşılık Çin’in Ocak ayı içinde tüm dünyaya duyurduğu alternatif yapay zeka modeli DeepSeek beş küsur milyon dolara mal olmuş durumda. Öncelikle yanlış bir isim seçmişler: “Deep” ile başlayan bir isim günümüzde ister istemez akla “Deep Fake” gibi olumsuz, sahtekarlığa açık şeyleri getiriyor. DeepSeek ile ilgili en yaygın inanç da Çin’in tüm dünyanın verisini toplamak üzere böyle bir yapay zeka aracını piyasaya sürdüğü yönünde. Sanki diğer ülkelerin piyasaya sürdüğü yapay zekalar benzer bir şekilde dünyanın verisini toplamıyormuş gibi! Facebook gibi sosyal medya siteleri nereden para kazanıyor? Şu an tüm dünyaya ücretsiz olarak sunulan DeepSeek, örneğin Türkçe anlıyor, Türkçe sorulara Türkçe cevap verebiliyor. Diğerleri gibi. ChatGPT’ye göre avantajlarının neler olduğu sorulduğunda DeepSeek birkaç hususu öne çıkarıyor. Bunların başında da daha güncel veri setini baz alarak cevap üretiyor olması geliyor. Ayrıca daha hızlı cevap veriyor olmakla övünüyor. “Merhaba” dediğinizde size bazı rakiplerimin yaptığı gibi “Hello” diyerek cevap vermem diyor! Yerelliğe önem veririm!” Google firmasının eski CEO’su Eric Schmidt de geçtiğimiz günlerde DeepSeek çıkışının stratejik açıdan önemli bir noktayı gündeme getirdiğinin altını çizdi. Çin DeepSeek ile yapay zeka alanında ABD’nin gerisinde olmadığını tüm dünyaya ilan etmiş oldu. Yapay zeka ya da kuantum bilişim gibi stratejik alanlarda tam olarak hangi seviyede olduklarını açıklama konusunda şeffaf davranmayan Çin öteden beri kafalarda soru işaretleri oluşturuyordu. Acaba ABD kadar ileri düzeydeler mi yoksa öyle bir imaj mı çiziyorlar? Şimdi DeepSeek ile bunu kıyaslamak bir gösterge olabilir. Dileyen aynı sufleleri ChatGPT, CoPilot ya da bir başka batı merkezli yapay zekalara ve DeepSeek’e girerek performansı, sonuçları vb. kıyaslayabilir. Batı yakasında DeepSeek’in ani yükselişine ilk tepki başta Nvidia olmak üzere ilgili teknoloji şirketlerinin hisselerindeki dalgalanmalar şeklinde gerçekleşti. Örneğin Nvidia’da birkaç gün içinde yüzde on ile yirmi arasında bir değer kaybı gözlendi. İkinci reaksiyon çamur atma yönünde. Güya yaz aylarında bazı hesaplardan OpenAI firmasının yapay zekalarına erişimler konusunda güvenlik unsurlarını zedeleyici şeyler gözlenmiş ve bu hesapların erişimleri kapatılmış da.. Şimdi de o hesapların DeepSeek ile ilgili olabileceği yorumu yapılıyor. Malum post-truth devrindeyiz yalan yanlış da olsa bir şeyler ortaya atılsın ki destekçiler ona bel bağlasın! Grönland halkının yüzde seksen küsuru ABD’ye hayır diyor ama Trump inatla Grönland’da yaşayanlar ABD’ye bağlanmak istiyor demeye devam ediyor. Evet diyen birkaç kişinin varlığı böyle bir açıklama yapmak için yeter nasılsa! Çin’in topa girmesiyle yapay zeka savaşları beklendiği üzere çok boyutlu bir evreye geçmiş oldu. Tanol Türkoğlu (TanolTurkoglu@Gmail.com) *Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 459. sayısında, yazarın DİJİTAL KÜLTÜR köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/deepseek-yildizi">DeepSeek yıldızı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-5987 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/tanol-300x278.jpg" alt="" width="177" height="164" /> NASA’nın uzayda astronotların sorun yaşamadan tükenmez kalem kullanabilmeleri için bir milyon dolarlık Ar-Ge yaptırdığı, buna karşılık Rusların benzer bir sorunu bedavaya çözdükleri zamanında çok konuşulmuştu. Rusların bedavaya buldukları çözüm şuydu: Kurşun kalem kullanmak! Benzer bir durum şimdi yapay zeka konusunda yaşanıyor. ABD’nin rakibi bu kez Rusya değil, Çin!</p>
<p>100 milyon doların üstünde bir yatırımla üretilmiş olan ChatGPT’ye karşılık Çin’in Ocak ayı içinde tüm dünyaya duyurduğu alternatif yapay zeka modeli DeepSeek beş küsur milyon dolara mal olmuş durumda. Öncelikle yanlış bir isim seçmişler: “Deep” ile başlayan bir isim günümüzde ister istemez akla “Deep Fake” gibi olumsuz, sahtekarlığa açık şeyleri getiriyor. DeepSeek ile ilgili en yaygın inanç da Çin’in tüm dünyanın verisini toplamak üzere böyle bir yapay zeka aracını piyasaya sürdüğü yönünde. Sanki diğer ülkelerin piyasaya sürdüğü yapay zekalar benzer bir şekilde dünyanın verisini toplamıyormuş gibi! Facebook gibi sosyal medya siteleri nereden para kazanıyor?</p>
<p>Şu an tüm dünyaya ücretsiz olarak sunulan DeepSeek, örneğin Türkçe anlıyor, Türkçe sorulara Türkçe cevap verebiliyor. Diğerleri gibi. ChatGPT’ye göre avantajlarının neler olduğu sorulduğunda DeepSeek birkaç hususu öne çıkarıyor. Bunların başında da daha güncel veri setini baz alarak cevap üretiyor olması geliyor. Ayrıca daha hızlı cevap veriyor olmakla övünüyor. “Merhaba” dediğinizde size bazı rakiplerimin yaptığı gibi “Hello” diyerek cevap vermem diyor! Yerelliğe önem veririm!”</p>
<p>Google firmasının eski CEO’su Eric Schmidt de geçtiğimiz günlerde DeepSeek çıkışının stratejik açıdan önemli bir noktayı gündeme getirdiğinin altını çizdi. Çin DeepSeek ile yapay zeka alanında ABD’nin gerisinde olmadığını tüm dünyaya ilan etmiş oldu. Yapay zeka ya da kuantum bilişim gibi stratejik alanlarda tam olarak hangi seviyede olduklarını açıklama konusunda şeffaf davranmayan Çin öteden beri kafalarda soru işaretleri oluşturuyordu. Acaba ABD kadar ileri düzeydeler mi yoksa öyle bir imaj mı çiziyorlar? Şimdi DeepSeek ile bunu kıyaslamak bir gösterge olabilir. Dileyen aynı sufleleri ChatGPT, CoPilot ya da bir başka batı merkezli yapay zekalara ve DeepSeek’e girerek performansı, sonuçları vb. kıyaslayabilir.</p>
<p>Batı yakasında DeepSeek’in ani yükselişine ilk tepki başta Nvidia olmak üzere ilgili teknoloji şirketlerinin hisselerindeki dalgalanmalar şeklinde gerçekleşti. Örneğin Nvidia’da birkaç gün içinde yüzde on ile yirmi arasında bir değer kaybı gözlendi. İkinci reaksiyon çamur atma yönünde. Güya yaz aylarında bazı hesaplardan OpenAI firmasının yapay zekalarına erişimler konusunda güvenlik unsurlarını zedeleyici şeyler gözlenmiş ve bu hesapların erişimleri kapatılmış da.. Şimdi de o hesapların DeepSeek ile ilgili olabileceği yorumu yapılıyor.</p>
<p>Malum post-truth devrindeyiz yalan yanlış da olsa bir şeyler ortaya atılsın ki destekçiler ona bel bağlasın! Grönland halkının yüzde seksen küsuru ABD’ye hayır diyor ama Trump inatla Grönland’da yaşayanlar ABD’ye bağlanmak istiyor demeye devam ediyor. Evet diyen birkaç kişinin varlığı böyle bir açıklama yapmak için yeter nasılsa! Çin’in topa girmesiyle yapay zeka savaşları beklendiği üzere çok boyutlu bir evreye geçmiş oldu.</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong> (<a href="mailto:TanolTurkoglu@Gmail.com">TanolTurkoglu@Gmail.com</a>)</p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 459. sayısında, yazarın DİJİTAL KÜLTÜR köşesinde yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/deepseek-yildizi">DeepSeek yıldızı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32121</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kuantum bombasını patlatmadan denetlemek</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/kuantum-bombasini-patlatmadan-denetlemek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cem Say]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 11:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cem Say]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bomba]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aynı anda iki durumda birden olabilen sistemlere biz bilgisayarcılar “kubit” diyoruz. Kuantum bilgisayarları bunlardan yapılıyor. Elitzur-Vaidman bombasını sağsalim kontrol edebilmek için de böyle bir kubit kullanıyoruz. Fizikteki kuantum devrimi, doğanın sağduyumuza ters davrandığı birçok örneği ortaya saçtı. Gelin, bu tuhaflıkların anlatması en kolay olanlarından birini, İran ve SSCB doğumlu İsrailli fizikçiler Avşalom Elitzur ve Lev Vaidman’ın keşfettiği “etkileşimsiz ölçüm” yöntemine dayanan “bomba kontrol algoritması”nı bir gözden geçirelim. Dünyanın bin türlü hali var. Diyelim ki bir silah tüccarından güçlü bir bomba satın almanız gerekti. Tüccar size bombanın sağlam durumda olduğu konusunda güvence veriyor ama onun sözüne körükörüne inanmıyorsunuz; bir kontrol etmeden o kadar para verilmez. Ne yazık ki bu tür bombaları kontrol etmenin tek bir yolu var, o da patlatma komutunu vermek! Bombanın bir tetik mekanizması var. Bu mekanizmaya bombanın solundaki bir delikten 0 veya 1 değerini alabilecek bir sayı (yani biz bilgisayarcıların deyimiyle bir “bit”) giriliyor. Sağlam durumdaki bir bomba “0” komutunu aldığında hiçbir şey olmuyor ama “1” alırsa patlıyor. Fakat unutmayın, tüccar sahtekâr da olabilir. Size sunduğu cihaz belki sahtedir? Böyle “sahte” bombalara 0 da 1 de verseniz hiçbir şey olmuyor tabii. Bir düşünün, bombanın sahte mi gerçek mi olduğunu nasıl test edebilirsiniz? “0” verirseniz gerçeği sahteden ayıramıyorsunuz, “1” verirseniz ise ayırabiliyorsunuz ama bombayı patlatmış oluyorsunuz, değil mi? Bu kontrolü bombayı patlatmadan yapmanın bir yolu olabilir mi? Kuantumun klasik fizik kurallarından farkı Klasik fizik kurallarına göre bu bulmacanın çözümü yok. Ama kuantum işi değiştiriyor. Sağduyumuzu şekillendiren “klasik” dünyanın aksine, kuantum aleminde aynı nesne (örneğin, bir foton veya elektron) aynı anda iki farklı durumda (mesela hem “dikey” hem de “yatay”) olabiliyor. Bu iki durumun kendi aralarındaki “ağırlık”larını kimi basit cihazlar kullanarak değiştirebiliyoruz. Nesneler sadece gözlenene dek bu “hem şöyle, hem böyle” halinde olabiliyorlar; gözlendikleri (örneğin, “dikey mi yatay mı” diye bakıldığı) anda bu iki durumdan birine “çöküyor”lar. Hangi duruma çökecekleri de durumların gözlemden önceki ağırlıklarına göre çekilen doğal bir “piyango” ile belirleniyor. Çok tuhaf, farkındayım. Ama gerçek bu. Tüm deneyler doğanın bu garip şekilde çalıştığını gösteriyor. Aynı anda iki durumda birden olabilen böyle sistemlere biz bilgisayarcılar “kubit” diyoruz. Kuantum bilgisayarları bunlardan yapılıyor. Elitzur-Vaidman bombasını sağ salim kontrol edebilmek için de böyle bir kubit kullanıyoruz. Bir kubitin yazı-tura atmak için özel bir tür “hileli para” olarak kullanılabileceğini görebiliyor musunuz? Mesela fotonunuzu ölçüldüğünde belli bir ihtimalle “dikey”, geri kalan ihtimalle “yatay” olarak görülecek bir hale sokabilirsiniz. Bu haldeki bir foton gözlendikten sonra hangi değer ölçüldüyse o değere çökecek, yani o büyülü karışım yok olacak. Ama fizik böyle bir kubiti gözlemeden “döndürmenize” de izin veriyor. Örneğin yatay doğrultudan dikey doğrultuya doğru 0,000036 derecelik küçücük açıyla bir döndürme işlemi tastamam “yatay” konumdaki bir kubiti “on trilyonda dört ihtimalle dikey, geri kalan ihtimalle yatay” haline getirebiliyor, dahası, (arada ölçüm yapıp kubiti çöktürmezseniz) aynı işlemi art arda defalarca uygulayarak “dikey” ağırlığını daha da artırıp “yatay” ağırlığını azaltabilirsiniz. Artık bomba kontrol sorunumuzu nasıl çözeceğimizi anlatabiliriz. Gerçek bombalardaki tetik mekanizmasının yukarıda anlatılan kuantum hallerde olabilecek bir nesneyi, sözgelimi bir fotonu ölçüp “yatay” gözlerse hiçbir şey yapmayacak, “dikey” gözlerse de bombayı patlatacak bir cihaz olduğunu düşünelim. Sahte bombalarda ise mekanizma falan yok, foton delikten içeri girdiği gibi hiç ölçülmeden bombanın öbür yanından dışarı çıkıyor. Bu şekilde çıkan bir fotonu istersek önce o sözünü ettiğimiz küçük açı ile biraz daha “dikey” olacak şekilde döndürüp sonra da yine girdi deliğine girecek şekilde dolaştırabilen bir aynalar sistemi kuralım. Algoritmamız sırasında bombanın patlamayacağını garanti edemem. Ama bu olayın ihtimalini istediğiniz küçüklükte pozitif bir değere düşürebilirim. Siz bana kabul edebileceğiniz riskin ne kadar olduğunu söyleyeceksiniz, ben de algoritmada yapacağım döndürmelerin sayısını ve açısını buna göre ayarlayacağım. Mesela “bomba gerçek ise patlama ihtimalimiz milyonda biri aşmasın!” derseniz şu algoritma isteğinizi karşılıyor: Kubiti yatay konuma getir. Şunu tam 2.500.000 kez tekrarla: “Kubiti 0,000036 derece açıyla dikeye doğru döndür; kubiti bombaya sok; (patlamadıysa) bombadan çıkan kubiti geri getir” Kubiti ölç. “Yatay” görürsen “bomba gerçek” de. “Dikey” görürsen “bomba sahte” de. Algoritmamızı inceleyelim: Eğer bomba sahteyse kubit 2. adımda hiç ölçülmüyor ve bu adımın sonunda (o iki sayıyı çarparak görebileceğiniz gibi) tastamam 90 derece dönmüş, yani tam “dikey” konuma gelmiş oluyor. 3. adımdaki ölçümde “dikey” görüp “bomba sahte” diyoruz. Bomba gerçekse azıcık bir ihtimalle patlıyoruz, ama bu ihtimal kaç acaba? Bu durumda 2. adımdaki her ölçümde kubitimiz sadece on trilyonda dört ihtimalle “dikey”, geri kalan çok çok büyük ihtimalle de “yatay” değere çöküyor. İkinci adımdan sağ çıkamama ihtimalimiz milyonda birden büyük değil. Çok büyük olasılıkla her ölçüm gibi son ölçüm de kubiti “yatay” görüyor ve “bomba gerçek” diyoruz. Yani bombayı patlatmadan kontrol etmeyi başarmış oluyoruz. Cem Say</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/kuantum-bombasini-patlatmadan-denetlemek">Kuantum bombasını patlatmadan denetlemek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı anda iki durumda birden olabilen sistemlere biz bilgisayarcılar “kubit” diyoruz. Kuantum bilgisayarları bunlardan yapılıyor. Elitzur-Vaidman bombasını sağsalim kontrol edebilmek için de böyle bir kubit kullanıyoruz.</p>
<p>Fizikteki kuantum devrimi, doğanın sağduyumuza ters davrandığı birçok örneği ortaya saçtı. Gelin, bu tuhaflıkların anlatması en kolay olanlarından birini, İran ve SSCB doğumlu İsrailli fizikçiler Avşalom Elitzur ve Lev Vaidman’ın keşfettiği “etkileşimsiz ölçüm” yöntemine dayanan “bomba kontrol algoritması”nı bir gözden geçirelim.</p>
<p>Dünyanın bin türlü hali var. Diyelim ki bir silah tüccarından güçlü bir bomba satın almanız gerekti. Tüccar size bombanın sağlam durumda olduğu konusunda güvence veriyor ama onun sözüne körükörüne inanmıyorsunuz; bir kontrol etmeden o kadar para verilmez. Ne yazık ki bu tür bombaları kontrol etmenin tek bir yolu var, o da patlatma komutunu vermek! Bombanın bir tetik mekanizması var. Bu mekanizmaya bombanın solundaki bir delikten 0 veya 1 değerini alabilecek bir sayı (yani biz bilgisayarcıların deyimiyle bir “bit”) giriliyor. Sağlam durumdaki bir bomba “0” komutunu aldığında hiçbir şey olmuyor ama “1” alırsa patlıyor.</p>
<p>Fakat unutmayın, tüccar sahtekâr da olabilir. Size sunduğu cihaz belki sahtedir? Böyle “sahte” bombalara 0 da 1 de verseniz hiçbir şey olmuyor tabii.</p>
<p>Bir düşünün, bombanın sahte mi gerçek mi olduğunu nasıl test edebilirsiniz? “0” verirseniz gerçeği sahteden ayıramıyorsunuz, “1” verirseniz ise ayırabiliyorsunuz ama bombayı patlatmış oluyorsunuz, değil mi? Bu kontrolü bombayı patlatmadan yapmanın bir yolu olabilir mi?</p>
<p>Kuantumun klasik fizik kurallarından farkı</p>
<p>Klasik fizik kurallarına göre bu bulmacanın çözümü yok. Ama kuantum işi değiştiriyor.</p>
<p>Sağduyumuzu şekillendiren “klasik” dünyanın aksine, kuantum aleminde aynı nesne (örneğin, bir foton veya elektron) aynı anda iki farklı durumda (mesela hem “dikey” hem de “yatay”) olabiliyor. Bu iki durumun kendi aralarındaki “ağırlık”larını kimi basit cihazlar kullanarak değiştirebiliyoruz. Nesneler sadece gözlenene dek bu “hem şöyle, hem böyle” halinde olabiliyorlar; gözlendikleri (örneğin, “dikey mi yatay mı” diye bakıldığı) anda bu iki durumdan birine “çöküyor”lar. Hangi duruma çökecekleri de durumların gözlemden önceki ağırlıklarına göre çekilen doğal bir “piyango” ile belirleniyor.</p>
<p>Çok tuhaf, farkındayım. Ama gerçek bu. Tüm deneyler doğanın bu garip şekilde çalıştığını gösteriyor.</p>
<p>Aynı anda iki durumda birden olabilen böyle sistemlere biz bilgisayarcılar “kubit” diyoruz. Kuantum bilgisayarları bunlardan yapılıyor. Elitzur-Vaidman bombasını sağ salim kontrol edebilmek için de böyle bir kubit kullanıyoruz.</p>
<p>Bir kubitin yazı-tura atmak için özel bir tür “hileli para” olarak kullanılabileceğini görebiliyor musunuz? Mesela fotonunuzu ölçüldüğünde belli bir ihtimalle “dikey”, geri kalan ihtimalle “yatay” olarak görülecek bir hale sokabilirsiniz. Bu haldeki bir foton gözlendikten sonra hangi değer ölçüldüyse o değere çökecek, yani o büyülü karışım yok olacak. Ama fizik böyle bir kubiti gözlemeden “döndürmenize” de izin veriyor. Örneğin yatay doğrultudan dikey doğrultuya doğru 0,000036 derecelik küçücük açıyla bir döndürme işlemi tastamam “yatay” konumdaki bir kubiti “on trilyonda dört ihtimalle dikey, geri kalan ihtimalle yatay” haline getirebiliyor, dahası, (arada ölçüm yapıp kubiti çöktürmezseniz) aynı işlemi art arda defalarca uygulayarak “dikey” ağırlığını daha da artırıp “yatay” ağırlığını azaltabilirsiniz.</p>
<p>Artık bomba kontrol sorunumuzu nasıl çözeceğimizi anlatabiliriz. Gerçek bombalardaki tetik mekanizmasının yukarıda anlatılan kuantum hallerde olabilecek bir nesneyi, sözgelimi bir fotonu ölçüp “yatay” gözlerse hiçbir şey yapmayacak, “dikey” gözlerse de bombayı patlatacak bir cihaz olduğunu düşünelim. Sahte bombalarda ise mekanizma falan yok, foton delikten içeri girdiği gibi hiç ölçülmeden bombanın öbür yanından dışarı çıkıyor. Bu şekilde çıkan bir fotonu istersek önce o sözünü ettiğimiz küçük açı ile biraz daha “dikey” olacak şekilde döndürüp sonra da yine girdi deliğine girecek şekilde dolaştırabilen bir aynalar sistemi kuralım.</p>
<p>Algoritmamız sırasında bombanın patlamayacağını garanti edemem. Ama bu olayın ihtimalini istediğiniz küçüklükte pozitif bir değere düşürebilirim. Siz bana kabul edebileceğiniz riskin ne kadar olduğunu söyleyeceksiniz, ben de algoritmada yapacağım döndürmelerin sayısını ve açısını buna göre ayarlayacağım. Mesela “bomba gerçek ise patlama ihtimalimiz milyonda biri aşmasın!” derseniz şu algoritma isteğinizi karşılıyor:</p>
<p>Kubiti yatay konuma getir.</p>
<p>Şunu tam 2.500.000 kez tekrarla: “Kubiti 0,000036 derece açıyla dikeye doğru döndür; kubiti bombaya sok; (patlamadıysa) bombadan çıkan kubiti geri getir”</p>
<p>Kubiti ölç. “Yatay” görürsen “bomba gerçek” de. “Dikey” görürsen “bomba sahte” de.</p>
<p>Algoritmamızı inceleyelim: Eğer bomba sahteyse kubit 2. adımda hiç ölçülmüyor ve bu adımın sonunda (o iki sayıyı çarparak görebileceğiniz gibi) tastamam 90 derece dönmüş, yani tam “dikey” konuma gelmiş oluyor. 3. adımdaki ölçümde “dikey” görüp “bomba sahte” diyoruz.</p>
<p>Bomba gerçekse azıcık bir ihtimalle patlıyoruz, ama bu ihtimal kaç acaba? Bu durumda 2. adımdaki her ölçümde kubitimiz sadece on trilyonda dört ihtimalle “dikey”, geri kalan çok çok büyük ihtimalle de “yatay” değere çöküyor. İkinci adımdan sağ çıkamama ihtimalimiz milyonda birden büyük değil. Çok büyük olasılıkla her ölçüm gibi son ölçüm de kubiti “yatay” görüyor ve “bomba gerçek” diyoruz. Yani bombayı patlatmadan kontrol etmeyi başarmış oluyoruz.</p>
<p><strong>Cem Say</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/kuantum-bombasini-patlatmadan-denetlemek">Kuantum bombasını patlatmadan denetlemek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30367</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ukrayna savaşı yapay zekalı büyük drone savaşlarına dönüştü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ukrayna-savasi-yapay-zekali-buyuk-drone-savaslarina-donustu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 14:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[drone]]></category>
		<category><![CDATA[insansız hava aracı]]></category>
		<category><![CDATA[kiev]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvar]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ukrayna-Rusya savaşı, yapay zeka destekli insansız otonom silahlarıyla sürdürülen bir savaşa dönüştü. Ukrayna’da yüksek nitelikli İHA savaş araçları üretiliyor. Savaş ülkeyi bir tür süper icat laboratuvarına dönüştürü. Eski Google CEO&#8217;su Eric Schmidt de dahil olmak üzere iş dünyasının önde gelen isimleri drone üretiyor. Drone üretiminde yer alan 200&#8217;den fazla Ukraynalı şirket, düşmanı öldürme ve casusluk yapma yeteneklerini geliştirmek için droneları değiştiriyor, droneların yeteneklerini artırmak için cephedeki askeri birimlerle el ele çalışıyor. Pentagon&#8217;a yapay zeka teknolojisi konusunda danışmanlık yapan Schmidt, Ukrayna&#8217;nın drone teknolojisindeki YZ yazılımı ve GPS rehberliği olmadan çalışan İHA&#8217;lar da dahil olmak üzere büyük ilerlemeler yaptığını söyledi. Dronelar gelecekte karada, havada ve denizde mayın temizlemede ve &#8220;yapay zeka destekli kamikaze insansız hava araçlarının acımasız sürüleri&#8221; oluşturmada belirleyici bir rol oynayacak dedi. Öte yandan Lübnan&#8217;daki Hizbullah, Yemen&#8217;deki Husiler, Irak ve Suriye&#8217;deki İslam Devleti ve Meksika merkezli uyuşturucu kartelleri dahil olmak üzere İHA&#8217;ları ölümcül amaçlarla kullanan devlet dışı aktörlerin sayısındaki artış göz önüne alındığında, drone teknolojisinin hızlanması ve yayılması güvenlik uzmanlarını endişelendiriyor. Ukrayna&#8217;nın inovasyon, eğitim, bilim ve teknolojiden sorumlu başbakan yardımcısı Mikhailo Fedorov, drone üretim ve kullanımı için büyük bir programı devreye soktu. Program, önümüzdeki altı ay içinde 10.000 ek eğitim hedefiyle özel şirketlere geçen yıl 10.000&#8217;den fazla drone operatörünün eğitiminde yardımcı oldu. 32 yaşındaki Fedorov, Rusya&#8217;nın hava ve topçu gücündeki büyük avantajını dengelemek için Kiev&#8217;in keşif ve saldırı uçağı kullanımını en üst düzeye çıkarma çabası olan Ukrayna&#8217;nın “Drone Ordusu” programından sorumlu. Rusya hava kuvvetlerinin Ukrayna&#8217;nınkinden 10 kat daha büyük olduğu tahmin ediliyor. Dronelar, Ukrayna&#8217;nın konvansiyonel topçularının isabetliliğini artırırken, düşman hatlarının çok gerisindeki hassas hedefleri gözetlemesine ve vurmasına izin verdi. Gerçi insansız hava araçlarının ateş gücü savaş uçaklarından çok daha az, ancak bu nedenle Kiev, F-16&#8217;ları ve ATACMS (Ordu Taktik Füze Sistemi) uzun menzilli füze sistemleri gibi diğer yüksek fiyatlı ürünleri talep etti. Bu arada, yerli bir drone endüstrisi geliştirmek en önemli öncelik. Kiev merkezli drone üreticisi Warbirds of Ukraine&#8217;in kurucu ortaklarından Dmytro Kovalchuk, Fedorov&#8217;un ekibinin şirketler ile Savunma Bakanlığı arasındaki drone tedarik sözleşmelerini hızlandırması, süreci &#8220;iki yıldan iki aya&#8221; indirdiğini söyledi. İki ülke arasında büyük bir drone savaşı sürüyor. Rusya da elektronik karıştırıcılar kullanarak drone saldırısını önleyici yeni yapay zeka yazılımını devreye sokuyor. Yapay zeka yetenekleri, var olan droneların vurucu kapasitesini bir üst düzeye yükseltiyor. Hedefi hareket etse bile dronenun saldırısından kaçamıyor. Artan sayıda Ukraynalı insansız hava aracı şirketi tarafından geliştirilmekte olan bu tür yapay zeka teknolojisi, Kiev&#8217;in yerel insansız hava aracı pazarında insansız savaşın ölümcüllüğünü hızlandırıyor ve dronelara yenilikçi karakter kazandırıyor. Hız, uçuş menzili, taşıma kapasitesi ve diğer yeteneklerdeki iyileştirmeler savaş alanında ani bir etki yaratarak Ukrayna&#8217;nın geçen hafta bir operasyonda Rus araçlarını imha etmesine, gözetleme noktalarını havaya uçurmasına ve hatta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin&#8217;in değerli Kırım Köprüsü&#8217;nün bazı kısımlarını yıkmasına olanak verdi. Tasarım ve yazılım yeniliklerinin yanı sıra, pilotaj teknik bilgisinin kitlesel olarak yayılması, Ukrayna&#8217;daki savaşın çok ötesinde insansız hava araçlarının kullanılma şeklini de etkilemesi muhtemel ve bu durum teknolojik üstünlük yaratıyor. Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan CNA&#8217;da insansız hava aracı uzmanı olan Samuel Bendett, &#8220;Bu savaşın her iki tarafında on binlerce insan insansız hava aracı eğitiminden geçtiği için, bu deneyimin çok geniş bir alana yayılması çok muhtemel, dahası kötü amaçlıların bile eline geçme olasılığı var&#8221; dedi. Ukrayna drone geliştirmede müthiş bir laboratuvar alanına dönüştü Ukrayna Savunma Bakanlığı, Rus elektronik karıştırma teknolojisiyle ilgili bilgileri insansız hava aracı şirketleriyle paylaşarak, ürünlerini dünyanın en gelişmiş elektronik savaş silahlarından bazılarına karşı test etmelerine izin verdi. Ukrayna&#8217;nın savaş çabalarına yardım etmek için Silikon Vadisi&#8217;nden Ukrayna’ya transfer olan eski Über yöneticisi Andrey Liscovich, &#8220;Batı&#8217;da, yalnızca ürününüzü test etmek için bir sinyal bozucuyu ateşleyip spektrumun büyük bölümlerine müdahale edemezsiniz&#8221; dedi. &#8220;Özel bir lisansa ihtiyacınız var ve buna sahip olduğunuzda bile, bu yalnızca kordonla çevrili dar bir alan için geçerli. Bu nedenle, Ukrayna&#8217;nın birinci sınıf bir çözüm geliştirmek için çok gerçek bir fırsata sahip olduğu alanlardan biri bu&#8221; dedi. Drone üreticileri ayrıca ön saflardan sürekli geri bildirim alıyor ve bu da güvenlik açıklarını azaltmak ve ölümcüllüğü artırmak için anında ayarlamalar yapmalarına olanak tanıyor. Çatışmada insansız hava araçlarının önemini anlamakta yavaş davranan Rusya, son zamanlarda kendi gönüllü insansız hava aracı ordusunu kurarak ve sahaya yeni elektronik karıştırıcı silahlar sokarak yanıt verdi. ZALA Lancet ve İran yapımı Shahed dahil olmak üzere kendi kendini patlatan droneları kullanması, Ukrayna şehirlerini tehdit etti ve Ukrayna&#8217;nın karşı saldırısını köreltici önlemler aldı. Fedorov, Rusya&#8217;nın ayda yaklaşık 1000 Ukrayna insansız hava aracını imha ettiğini tahmin ettiğini söyledi. Diğer tahminler, kayıp oranını ayda 10.000 olarak gösteriyor ve Kiev&#8217;i, hızla tarihteki en büyük insansız hava aracı savaşı haline gelen bu olayda mürettebatsız hava araçlarının (İHA&#8217;lar) üretimini artırmanın yollarını bulmaya itiyor. Kaynak: https://www.washingtonpost.com/world/2023/07/26/drones-ai-ukraine-war-innovation/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ukrayna-savasi-yapay-zekali-buyuk-drone-savaslarina-donustu">Ukrayna savaşı yapay zekalı büyük drone savaşlarına dönüştü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna-Rusya savaşı, yapay zeka destekli insansız otonom silahlarıyla sürdürülen bir savaşa dönüştü. Ukrayna’da yüksek nitelikli İHA savaş araçları üretiliyor. Savaş ülkeyi bir tür süper icat laboratuvarına dönüştürü. Eski Google CEO&#8217;su Eric Schmidt de dahil olmak üzere iş dünyasının önde gelen isimleri drone üretiyor. Drone üretiminde yer alan 200&#8217;den fazla Ukraynalı şirket, düşmanı öldürme ve casusluk yapma yeteneklerini geliştirmek için droneları değiştiriyor, droneların yeteneklerini artırmak için cephedeki askeri birimlerle el ele çalışıyor.</p>
<p>Pentagon&#8217;a yapay zeka teknolojisi konusunda danışmanlık yapan Schmidt, Ukrayna&#8217;nın drone teknolojisindeki YZ yazılımı ve GPS rehberliği olmadan çalışan İHA&#8217;lar da dahil olmak üzere büyük ilerlemeler yaptığını söyledi. Dronelar gelecekte karada, havada ve denizde mayın temizlemede ve &#8220;yapay zeka destekli kamikaze insansız hava araçlarının acımasız sürüleri&#8221; oluşturmada belirleyici bir rol oynayacak dedi.</p>
<p>Öte yandan Lübnan&#8217;daki Hizbullah, Yemen&#8217;deki Husiler, Irak ve Suriye&#8217;deki İslam Devleti ve Meksika merkezli uyuşturucu kartelleri dahil olmak üzere İHA&#8217;ları ölümcül amaçlarla kullanan devlet dışı aktörlerin sayısındaki artış göz önüne alındığında, drone teknolojisinin hızlanması ve yayılması güvenlik uzmanlarını endişelendiriyor.</p>
<p>Ukrayna&#8217;nın inovasyon, eğitim, bilim ve teknolojiden sorumlu başbakan yardımcısı Mikhailo Fedorov, drone üretim ve kullanımı için büyük bir programı devreye soktu. Program, önümüzdeki altı ay içinde 10.000 ek eğitim hedefiyle özel şirketlere geçen yıl 10.000&#8217;den fazla drone operatörünün eğitiminde yardımcı oldu. 32 yaşındaki Fedorov, Rusya&#8217;nın hava ve topçu gücündeki büyük avantajını dengelemek için Kiev&#8217;in keşif ve saldırı uçağı kullanımını en üst düzeye çıkarma çabası olan Ukrayna&#8217;nın “Drone Ordusu” programından sorumlu.</p>
<p>Rusya hava kuvvetlerinin Ukrayna&#8217;nınkinden 10 kat daha büyük olduğu tahmin ediliyor. Dronelar, Ukrayna&#8217;nın konvansiyonel topçularının isabetliliğini artırırken, düşman hatlarının çok gerisindeki hassas hedefleri gözetlemesine ve vurmasına izin verdi.</p>
<p>Gerçi insansız hava araçlarının ateş gücü savaş uçaklarından çok daha az, ancak bu nedenle Kiev, F-16&#8217;ları ve ATACMS (Ordu Taktik Füze Sistemi) uzun menzilli füze sistemleri gibi diğer yüksek fiyatlı ürünleri talep etti. Bu arada, yerli bir drone endüstrisi geliştirmek en önemli öncelik.</p>
<p>Kiev merkezli drone üreticisi Warbirds of Ukraine&#8217;in kurucu ortaklarından Dmytro Kovalchuk, Fedorov&#8217;un ekibinin şirketler ile Savunma Bakanlığı arasındaki drone tedarik sözleşmelerini hızlandırması, süreci &#8220;iki yıldan iki aya&#8221; indirdiğini söyledi.</p>
<p>İki ülke arasında büyük bir drone savaşı sürüyor. Rusya da elektronik karıştırıcılar kullanarak drone saldırısını önleyici yeni yapay zeka yazılımını devreye sokuyor. Yapay zeka yetenekleri, var olan droneların vurucu kapasitesini bir üst düzeye yükseltiyor. Hedefi hareket etse bile dronenun saldırısından kaçamıyor.</p>
<p>Artan sayıda Ukraynalı insansız hava aracı şirketi tarafından geliştirilmekte olan bu tür yapay zeka teknolojisi, Kiev&#8217;in yerel insansız hava aracı pazarında insansız savaşın ölümcüllüğünü hızlandırıyor ve dronelara yenilikçi karakter kazandırıyor.</p>
<p>Hız, uçuş menzili, taşıma kapasitesi ve diğer yeteneklerdeki iyileştirmeler savaş alanında ani bir etki yaratarak Ukrayna&#8217;nın geçen hafta bir operasyonda Rus araçlarını imha etmesine, gözetleme noktalarını havaya uçurmasına ve hatta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin&#8217;in değerli Kırım Köprüsü&#8217;nün bazı kısımlarını yıkmasına olanak verdi.</p>
<p>Tasarım ve yazılım yeniliklerinin yanı sıra, pilotaj teknik bilgisinin kitlesel olarak yayılması, Ukrayna&#8217;daki savaşın çok ötesinde insansız hava araçlarının kullanılma şeklini de etkilemesi muhtemel ve bu durum teknolojik üstünlük yaratıyor.</p>
<p>Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan CNA&#8217;da insansız hava aracı uzmanı olan Samuel Bendett, &#8220;Bu savaşın her iki tarafında on binlerce insan insansız hava aracı eğitiminden geçtiği için, bu deneyimin çok geniş bir alana yayılması çok muhtemel, dahası kötü amaçlıların bile eline geçme olasılığı var&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Ukrayna drone geliştirmede müthiş bir laboratuvar alanına dönüştü</strong></p>
<p>Ukrayna Savunma Bakanlığı, Rus elektronik karıştırma teknolojisiyle ilgili bilgileri insansız hava aracı şirketleriyle paylaşarak, ürünlerini dünyanın en gelişmiş elektronik savaş silahlarından bazılarına karşı test etmelerine izin verdi.</p>
<p>Ukrayna&#8217;nın savaş çabalarına yardım etmek için Silikon Vadisi&#8217;nden Ukrayna’ya transfer olan eski Über yöneticisi Andrey Liscovich, &#8220;Batı&#8217;da, yalnızca ürününüzü test etmek için bir sinyal bozucuyu ateşleyip spektrumun büyük bölümlerine müdahale edemezsiniz&#8221; dedi. &#8220;Özel bir lisansa ihtiyacınız var ve buna sahip olduğunuzda bile, bu yalnızca kordonla çevrili dar bir alan için geçerli. Bu nedenle, Ukrayna&#8217;nın birinci sınıf bir çözüm geliştirmek için çok gerçek bir fırsata sahip olduğu alanlardan biri bu&#8221; dedi.</p>
<p>Drone üreticileri ayrıca ön saflardan sürekli geri bildirim alıyor ve bu da güvenlik açıklarını azaltmak ve ölümcüllüğü artırmak için anında ayarlamalar yapmalarına olanak tanıyor.</p>
<p>Çatışmada insansız hava araçlarının önemini anlamakta yavaş davranan Rusya, son zamanlarda kendi gönüllü insansız hava aracı ordusunu kurarak ve sahaya yeni elektronik karıştırıcı silahlar sokarak yanıt verdi. ZALA Lancet ve İran yapımı Shahed dahil olmak üzere kendi kendini patlatan droneları kullanması, Ukrayna şehirlerini tehdit etti ve Ukrayna&#8217;nın karşı saldırısını köreltici önlemler aldı.</p>
<p>Fedorov, Rusya&#8217;nın ayda yaklaşık 1000 Ukrayna insansız hava aracını imha ettiğini tahmin ettiğini söyledi. Diğer tahminler, kayıp oranını ayda 10.000 olarak gösteriyor ve Kiev&#8217;i, hızla tarihteki en büyük insansız hava aracı savaşı haline gelen bu olayda mürettebatsız hava araçlarının (İHA&#8217;lar) üretimini artırmanın yollarını bulmaya itiyor.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><a href="https://www.washingtonpost.com/world/2023/07/26/drones-ai-ukraine-war-innovation/"><strong>https://www.washingtonpost.com/world/2023/07/26/drones-ai-ukraine-war-innovation/</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ukrayna-savasi-yapay-zekali-buyuk-drone-savaslarina-donustu">Ukrayna savaşı yapay zekalı büyük drone savaşlarına dönüştü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29821</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beyin-bilgisayar arayüzü uygulamaları güvenli bulundu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/beyin-bilgisayar-arayuzu-uygulamalari-guvenli-bulundu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kayım Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 12:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özlem Kayım Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[BCI]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin-bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[beyin-bilgisayar arayüzü]]></category>
		<category><![CDATA[brain-computer interface]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu uygulamalarının güvenliliği, ciddi felç tablosu ve engelliliği olan sınırlı bir hasta grubunda değerlendirildi ve ilk veriler umut verici bulundu. Henüz genel popülasyona uyarlanamaz olduğunu unutmayalım&#8230; Bilinç ve bilişsel aktivitelerin korunduğu ancak inme, amyotrofik lateral skleroz, kafa travması, kas hastalıkları gibi çeşitli nedenlerle gelişen felç tablosu nedeniyle çevreyle iletişimin kurulamadığı hastalıklarda beyin korteksi ile teknolojik aletler arasında doğrudan bağlantı kurulması ile iletişimin sürdürülebilmesini ve fonksiyonel bağımsızlığın kazanılmasını hedefleyen beyin-bilgisayar arayüzü (brain-computer interface, BCI) uygulamaları on yıllardır geliştirilmekte. Her ne kadar bugüne kadarki preklinik (klinik öncesi aşama, insan uygulamaları öncesi aşama) araştırmalar yöntemin yapılabilirliğini desteklese de, beyine yerleştirilen elektrotlarla BCI uygulamalarının insanda uzun dönemde güvenli olup olmadığı yakın zamana dek bilinmiyordu. Rubin ve arkadaşlarının 13 Ocak 2023’te Neurology dergisinde yayınlanan makaleleri, cerrahi olarak insan beynine yerleştirilen cihazlarla BCI uygulamalarının güvenli olabileceğine işaret ediyor (https://doi. org/10.1212/WNL.0000000000201707). Umut verici makalede bahsedilen BrainGate uygulanabilirlik çalışması (https://www.braingate.org/), bugüne dek konu üzerine yapılmış en büyük ve uzun süreli çalışma. 2004-2021 yılları arasında yapılan çalışmaya omurilik hasarı, beyin sapı inmesi, amyotrofik lateral skleroz ve kas hastalıkları nedeniyle dört uzvunda da güç kaybı olan, 18-75 yaş arası 14 erişkin dahil edildi. Katılımcıların baskın beyin yarıkürelerindeki motor kortekse (karşı vücut yarısının hareketlerini sağlayan beyin bölgesi) cerrahi olarak mikroelektrotlar yerleştirildi. İşlem sonrası katılımcı- larda cihazla ilişkili olumsuz etkilerin gelişip gelişmediği değerlendirildi. 14 erişkinde cihaz ortalama 872 gün süreyle beyinde kaldı ve 12.203 günlük güvenlik deneyimi elde edildi. Toplamda 68 olumsuz olay ve 6 ciddi olumsuz olayla karşılaşıldı. En yaygın olumsuz olay deri iritasyonu idi; öngörülemeyen olay, kafa içi enfeksiyon, engellilik yaratan olay ya da ölümle karşılaşılmadı. Bu veriler BCI uygulamalarının, Parkinson hastalığı ve epilepsi gibi diğer nörolojik hastalıklarda yıllardır uygulanmakta olan beyin elektrotlarına benzer bir güvenlik profiline sahip olduğunu gösterdi. Korunmuş bilinçlilikle birlikte vücuda hapsolmaya yol açan nörolojik hastalıkları olan kişilerde BCI uygulamalarının iletişimi sağlayabildiği ve yaşam kalitesinde artışa yol açtığı gösterilmiştir. İletişime olanak tanımaya ek olarak BCI sistemlerinin, hastaların yardımcı robotları veya elektriksel uyarımla kendi uzuvlarını kullanabilmelerini de sağladığı bildirilmiştir. Çalışmada BCI uygulamalarının güvenliliğinin ciddi felç tablosu ve engelliliği olan sınırlı bir hasta grubunda değerlendirilmiş ve genel popülasyona uyarlanamaz olduğunu akılda tutmak gerekmekle birlikte bu ilk veriler umut verici. Özlem Kayım Yıldız  *Bu yazı, HBT Dergi 357. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/beyin-bilgisayar-arayuzu-uygulamalari-guvenli-bulundu">Beyin-bilgisayar arayüzü uygulamaları güvenli bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu uygulamalarının güvenliliği, ciddi felç tablosu ve engelliliği olan sınırlı bir hasta grubunda değerlendirildi ve ilk veriler umut verici bulundu. Henüz genel popülasyona uyarlanamaz olduğunu unutmayalım&#8230;</p>
<p>Bilinç ve bilişsel aktivitelerin korunduğu ancak inme, amyotrofik lateral skleroz, kafa travması, kas hastalıkları gibi çeşitli nedenlerle gelişen felç tablosu nedeniyle çevreyle iletişimin kurulamadığı hastalıklarda beyin korteksi ile teknolojik aletler arasında doğrudan bağlantı kurulması ile iletişimin sürdürülebilmesini ve fonksiyonel bağımsızlığın kazanılmasını hedefleyen beyin-bilgisayar arayüzü (brain-computer interface, BCI) uygulamaları on yıllardır geliştirilmekte. Her ne kadar bugüne kadarki preklinik (klinik öncesi aşama, insan uygulamaları öncesi aşama) araştırmalar yöntemin yapılabilirliğini desteklese de, beyine yerleştirilen elektrotlarla BCI uygulamalarının insanda uzun dönemde güvenli olup olmadığı yakın zamana dek bilinmiyordu.</p>
<p>Rubin ve arkadaşlarının 13 Ocak 2023’te <em>Neurology</em> dergisinde yayınlanan makaleleri, cerrahi olarak insan beynine yerleştirilen cihazlarla BCI uygulamalarının güvenli olabileceğine işaret ediyor (https://doi. org/10.1212/WNL.0000000000201707). Umut verici makalede bahsedilen <em>BrainGate</em> uygulanabilirlik çalışması (https://www.braingate.org/), bugüne dek konu üzerine yapılmış en büyük ve uzun süreli çalışma. 2004-2021 yılları arasında yapılan çalışmaya omurilik hasarı, beyin sapı inmesi, amyotrofik lateral skleroz ve kas hastalıkları nedeniyle dört uzvunda da güç kaybı olan, 18-75 yaş arası 14 erişkin dahil edildi.</p>
<p>Katılımcıların baskın beyin yarıkürelerindeki motor kortekse (karşı vücut yarısının hareketlerini sağlayan beyin bölgesi) cerrahi olarak mikroelektrotlar yerleştirildi. İşlem sonrası katılımcı- larda cihazla ilişkili olumsuz etkilerin gelişip gelişmediği değerlendirildi. 14 erişkinde cihaz ortalama 872 gün süreyle beyinde kaldı ve 12.203 günlük güvenlik deneyimi elde edildi.</p>
<p>Toplamda 68 olumsuz olay ve 6 ciddi olumsuz olayla karşılaşıldı. En yaygın olumsuz olay deri iritasyonu idi; öngörülemeyen olay, kafa içi enfeksiyon, engellilik yaratan olay ya da ölümle karşılaşılmadı. Bu veriler BCI uygulamalarının, Parkinson hastalığı ve epilepsi gibi diğer nörolojik hastalıklarda yıllardır uygulanmakta olan beyin elektrotlarına benzer bir güvenlik profiline sahip olduğunu gösterdi.</p>
<p>Korunmuş bilinçlilikle birlikte vücuda hapsolmaya yol açan nörolojik hastalıkları olan kişilerde BCI uygulamalarının iletişimi sağlayabildiği ve yaşam kalitesinde artışa yol açtığı gösterilmiştir. İletişime olanak tanımaya ek olarak BCI sistemlerinin, hastaların yardımcı robotları veya elektriksel uyarımla kendi uzuvlarını kullanabilmelerini de sağladığı bildirilmiştir. Çalışmada BCI uygulamalarının güvenliliğinin ciddi felç tablosu ve engelliliği olan sınırlı bir hasta grubunda değerlendirilmiş ve genel popülasyona uyarlanamaz olduğunu akılda tutmak gerekmekle birlikte bu ilk veriler umut verici.</p>
<p><strong>Özlem Kayım Yıldız </strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-357-2-subat-2023-dijital-pdf/">357. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/beyin-bilgisayar-arayuzu-uygulamalari-guvenli-bulundu">Beyin-bilgisayar arayüzü uygulamaları güvenli bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29457</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yazılarımı ChatGPT&#8217;ye mi yazdırsam?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/yazilarimi-chatgptye-mi-yazdirsam</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 11:42:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gücü]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel makale]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[intihal]]></category>
		<category><![CDATA[konu]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yazı yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29455</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artık iki haftada bir yazar mısın teklifi gelince ilk düşüncem bu oldu: Yazılarımı sohbet robotu ChatGPT’ye mi yazdırsam? Okurlar anlar mı acaba böyle yapsam? Muhtemelen anlarlar! Çünkü her insanın belli bir yazım dili oluyor, belli bir üslupla yazıyor, belli kelimeleri seviyor ve kullanıyor. Hatta belli yanlışları düzenli yapıyor. Kullandığı kelimelerden kaç yaşında olduğunu anlıyorsunuz: Mesela, gençler büyük ihtimalle mesela demez; olasıdır ki örneğin derler. Bir mühendis çok kullandığı terimleri konuşmasına serpiştirir, Boğaziçi hocası ise İngilizce terimleri Türkçe ile karıştırır. Buradan yazıyı kimin yazdığını anlayabilirsiniz. Ya yapay zeka da bunları biliyorsa? ChatGPT’ye belli bir konuyu 150 IQ (dahi), 100 IQ (normal) ve 50 IQ (geri) zeka gibi yazmasını istemişler. Dahi model, üst düzey bilimsel bilgiler kullanarak yazmış; normal model, sokaktaki bir insan gibi anlatmış konuyu; geri model ise, imla hataları ile dolu bir yazı yazmış. Nereden biliyor bunları? Demek ki daha önce bunun üzerine kaynaklar ile eğitilmiş. Bir akademisyen gibi makale yaz demişler; mükemmel makaleler yazmış, öyle ki, okuyanlar yapay zeka tarafından yazıldığını anlamamış. Hatta bu yüzden, yapay zeka üzerine bir konferans, ICML, yapay zeka tarafından yazılan, ya da yazımında yapay zeka yardımı alınan makale yollamak yasaktır demiş. Sebep olarak, bu konuda politikalar oluşturmadık, onun için kabul edemiyoruz, yeterli bilgiye sahip olunca bu konuyu tekrar değerlendireceğiz demişler. Tabii ki en büyük sakınca, ChatGPT’nin bir yerden kopya çekmesi; intihal yapması. Bu durumda, telif hakkı sorunları doğabilir; bu hukuki durumu çözene kadar yapay zekaya temkinli yaklaşmaları doğal. Nature’da yayınlanan bir yazıya göre, bu aslında yersiz bir korkuymuş: Tıp alanında ChatGPT’ye yazdırılan 50 özet, intihal tespit yazılımlarından sorunsuz geçmiş: Yüzde yüz özgün bulunmuş. Şimdi tartışılan, eğer yapay zekadan yardım alınacaksa, onun bir yazar olarak yazarlar listesinde yer alıp almayacağı, alacaksa adının, soyadının ne olacağı! Ne günlere kaldık! Şimdiye dek, sahte makale, tez yazdırma servisleri, başka insanlara yazdırılan makaleleri sanki parayı veren yazmış gibi sunuyordu. Bundan sonra bu işi yapay zeka yapacak. Bu işin gevezeliği bir yana; akademide makale sayısına da- yalı yükselme kriterlerini tekrar düşünmenin zamanı geldi geçiyor. &#8220;Bana iyi bir konu bul&#8221; Gelelim Herkese Bilim Teknoloji dergisi yazılarıma: Acaba yapay zeka benim gibi de yazabilir mi? “60 yaşında bir kadın bilgisayar mühendisliği öğretim üyesi gibi yaz” desem? Ya da daha iyisi, Lale Akarun’un yazılarını bul; analiz et, onun gibi yaz desem? Peki, ilgi çekici bir konu bul desem? Benim en çok zamanımı bu alıyor; bir kere konu bulduktan sonrası kolay. Yapay zeka bu tip şeylerde genelde zorlanıyor: Ne ilgi çeker, ne çekmez, bilecek mi? Ya magazine sardırırsa? Bunu denemeliyim. Ancak maalesef şöyle bir problem var: ChatGPT’nin ana dili İngilizce. Türkçe ile çalışıyor gibi görünse de, siz Türkçe bir soru sorduğunuzda, İngilizce&#8217;ye çeviriyor, cevabını İngilizce oluşturuyor ve sonra Türkçe&#8217;ye çevirip size sunuyor. Tercümesi henüz pek zayıf. Ülkemizde uzun süredir otursa da hala komik hatalar yapan bir yabancı gibi konuşuyor. Kayın, dünür, yenge, hala gibi İngilizce&#8217;de karşılığı olmayan kelimelerin arasındaki farkları anlamakta zorlanıyor. Bir anne çocuğuna nasıl hitap eder bilmiyor. Bir hikaye yazmış; anne oğluna “aferin oğlum” diyeceğine, “iyi, iş, çocuk” diyor! Çok komik! İyisi mi şimdilik ben kendi yazılarımı kendim yazayım, yoksa okurların alay konusu olabilirim. Lale Akarun / akarun@boun.edu.tr Bu yazı HBT Dergi 356. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/yazilarimi-chatgptye-mi-yazdirsam">Yazılarımı ChatGPT&#8217;ye mi yazdırsam?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Artık iki haftada bir yazar mısın teklifi gelince ilk düşüncem bu oldu: Yazılarımı sohbet robotu ChatGPT’ye mi yazdırsam? Okurlar anlar mı acaba böyle yapsam? Muhtemelen anlarlar!</p>
<p>Çünkü her insanın belli bir yazım dili oluyor, belli bir üslupla yazıyor, belli kelimeleri seviyor ve kullanıyor. Hatta belli yanlışları düzenli yapıyor. Kullandığı kelimelerden kaç yaşında olduğunu anlıyorsunuz: Mesela, gençler büyük ihtimalle mesela demez; olasıdır ki örneğin derler. Bir mühendis çok kullandığı terimleri konuşmasına serpiştirir, Boğaziçi hocası ise İngilizce terimleri Türkçe ile karıştırır. Buradan yazıyı kimin yazdığını anlayabilirsiniz.</p>
<p>Ya yapay zeka da bunları biliyorsa? ChatGPT’ye belli bir konuyu 150 IQ (dahi), 100 IQ (normal) ve 50 IQ (geri) zeka gibi yazmasını istemişler. Dahi model, üst düzey bilimsel bilgiler kullanarak yazmış; normal model, sokaktaki bir insan gibi anlatmış konuyu; geri model ise, imla hataları ile dolu bir yazı yazmış. Nereden biliyor bunları?</p>
<p>Demek ki daha önce bunun üzerine kaynaklar ile eğitilmiş. Bir akademisyen gibi makale yaz demişler; mükemmel makaleler yazmış, öyle ki, okuyanlar yapay zeka tarafından yazıldığını anlamamış. Hatta bu yüzden, yapay zeka üzerine bir konferans, ICML, yapay zeka tarafından yazılan, ya da yazımında yapay zeka yardımı alınan makale yollamak yasaktır demiş. Sebep olarak, bu konuda politikalar oluşturmadık, onun için kabul edemiyoruz, yeterli bilgiye sahip olunca bu konuyu tekrar değerlendireceğiz demişler. Tabii ki en büyük sakınca, ChatGPT’nin bir yerden kopya çekmesi; intihal yapması. Bu durumda, telif hakkı sorunları doğabilir; bu hukuki durumu çözene kadar yapay zekaya temkinli yaklaşmaları doğal.</p>
<p>Nature’da yayınlanan bir yazıya göre, bu aslında yersiz bir korkuymuş: Tıp alanında ChatGPT’ye yazdırılan 50 özet, intihal tespit yazılımlarından sorunsuz geçmiş: Yüzde yüz özgün bulunmuş. Şimdi tartışılan, eğer yapay zekadan yardım alınacaksa, onun bir yazar olarak yazarlar listesinde yer alıp almayacağı, alacaksa adının, soyadının ne olacağı! Ne günlere kaldık! Şimdiye dek, sahte makale, tez yazdırma servisleri, başka insanlara yazdırılan makaleleri sanki parayı veren yazmış gibi sunuyordu. Bundan sonra bu işi yapay zeka yapacak. Bu işin gevezeliği bir yana; akademide makale sayısına da- yalı yükselme kriterlerini tekrar düşünmenin zamanı geldi geçiyor.</p>
<p>&#8220;Bana iyi bir konu bul&#8221;</p>
<p>Gelelim Herkese Bilim Teknoloji dergisi yazılarıma: Acaba yapay zeka benim gibi de yazabilir mi? “60 yaşında bir kadın bilgisayar mühendisliği öğretim üyesi gibi yaz” desem? Ya da daha iyisi, Lale Akarun’un yazılarını bul; analiz et, onun gibi yaz desem? Peki, ilgi çekici bir konu bul desem?</p>
<p>Benim en çok zamanımı bu alıyor; bir kere konu bulduktan sonrası kolay. Yapay zeka bu tip şeylerde genelde zorlanıyor: Ne ilgi çeker, ne çekmez, bilecek mi? Ya magazine sardırırsa? Bunu denemeliyim. Ancak maalesef şöyle bir problem var: ChatGPT’nin ana dili İngilizce. Türkçe ile çalışıyor gibi görünse de, siz Türkçe bir soru sorduğunuzda, İngilizce&#8217;ye çeviriyor, cevabını İngilizce oluşturuyor ve sonra Türkçe&#8217;ye çevirip size sunuyor. Tercümesi henüz pek zayıf. Ülkemizde uzun süredir otursa da hala komik hatalar yapan bir yabancı gibi konuşuyor.</p>
<p>Kayın, dünür, yenge, hala gibi İngilizce&#8217;de karşılığı olmayan kelimelerin arasındaki farkları anlamakta zorlanıyor. Bir anne çocuğuna nasıl hitap eder bilmiyor. Bir hikaye yazmış; anne oğluna “aferin oğlum” diyeceğine, “iyi, iş, çocuk” diyor! Çok komik! İyisi mi şimdilik ben kendi yazılarımı kendim yazayım, yoksa okurların alay konusu olabilirim.</p>
<p><strong>Lale Akarun / </strong><strong><a href="mailto:akarun@boun.edu.tr">akarun@boun.edu.tr</a></strong></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-356-26-ocak-2023-dijital-pdf/">356. sayısında</a> yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/yazilarimi-chatgptye-mi-yazdirsam">Yazılarımı ChatGPT&#8217;ye mi yazdırsam?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29455</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
