<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yatırım arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yatirim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yatirim</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 02 Mar 2024 14:20:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Feb 2024 13:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[çin halk cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[devlet planlama teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[silikon vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi değil, Çin devleti. Devlet, araştırma ve üniversiteleri geniş kaynaklarla destekliyor: Çin’in önde gelen araştırma üniversitelerinin yıllık bütçeleri, milyar dolar mertebesinde. Bu konuda daha önce, HBT’de bir yazı yazmış ve Çin’de 3.000 üniversite olsa da, en üst seviyedeki elit üniversitelerini büyük kaynaklarla desteklediklerini anlatmıştım. Misafirim, Shenzen şehrinden geliyor. Shenzen, 1979 yılında Hong Kong’un ana karaya bağlandığı yerde, tam karşısında özel bir ekonomik bölge olarak kurulmuş bir şehir. Kurulduğundan beri teknoloji yatırımları ile büyüyerek, 44 yılda İstanbul büyüklüğüne gelmiş: 17,5 milyon nüfusu var. Ülkenin elektronik-bilgisayar endüstrisinin merkezi, Çin’in Silikon Vadisi diye de anılıyor. Huawei ve Tencent gibi teknoloji devlerinin ana merkezi Shenzen’de. Genç ve eğitimli bir nüfusu var. Tabii ki bunun için eğitime büyük önem vermişler. Misafirimin geldiği SusTech Üniversitesi, 2010’da kurulmuş. 10 sene içinde, dünyanın ilk 150 üniversitesi içine girmiş. Bu çok büyük bir başarı. Çin yeni üniversite kuruyor, 10 senede dünyanın en iyileri arasına giriyor; biz var olan kurumlarımızı yıkıyor, yerine yenisini koyamıyoruz. 2013 senesinde ilk 150’deki Boğaziçi Üniversitesi 10 sene sonra ilk 600’de bile yok. Çin ne yapıyor, biz niye geri gidiyoruz? Neden ilerlemiyoruz? Bilim Akademisi, Ekim başında üç değerli bilim insanını bir araya getirdi: MIT öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, ve Boğaziçi Üniversitesi’nin emekli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Şevket Pamuk. Katılamayanlar için “Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken ekonomi: kurumlar ve politika” başlıklı bu konferansın videosu Bilim Akademisi YouTube kanalında mevcut. Üç değerli bilim insanının özgün saptamalarını içeren bu videoyu baştan sona dinlemenizi öneririm; ancak Şevket Pamuk’un Türkiye ekonomisinin 200 yılını ayrıntılı grafiklerle açıkladığı gidişatını ve neyi yanlış yaptığımıza dair saptamalarını özetlemek istiyorum. Üç konuşmacının da konuşmalarında vurguladıkları şey, dünyadaki ekonomik büyümenin kaynağının teknolojik gelişmeler olduğu. Bu teknolojileri geliştiren ve en iyi şekilde yararlanan ülkeler, Amerika ve Batı Avrupa devletleri. Diğer ülkeler, sanayi devriminin başladığı yıllardan birinci dünya savaşına kadar onlara göre fakirleşiyorlar, geriliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, bu fakirleşmeyi gören bir grup aydının, bu gerilemeyi durdurmak üzere harekete geçmesiyle kuruluyor ve yavaş yavaş ara kapanmaya başlıyor. Daha hızlı ilerleme dönemleri var, ancak son dönemde duraklama yaşıyoruz. Aynı dönemde Japonya, Kore, hatta İspanya, İtalya bizden daha hızlı ilerliyor, biz benzer bir atılım yapamadığımız gibi son dönemde bir duraklama devrine giriyoruz. Atılım yapamamamızın, gerilememizin çok çeşitli sebepleri var: Hukukun işlememesi, kurumların zayıflığı, eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, düşük katma değerli sektörlere yatırım yapılması, yüksek teknolojiye yapılmaması. Şevket Pamuk’un bir saptamasını aktarmak istiyorum: Çin, başarılı devlet politikaları yoluyla kalkınması ile önemli bir örnek oluşturuyor. Şevket Pamuk, Türkiye’de devlete yakın olan kişilerin kayırılmasının kural haline gelmesi nedeniyle Türkiye’de devletin etkili olmaktan çıktığını düşünüyor. Etkisiz hale gelen devlet kurumlarının pek çok örneği var: Birincisi pek tabii ki kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı. İkincisi ise üniversiteler&#8230; Değerli emekli hocalarının emekli kartlarını iptal ederek üniversite ile bağlarını zayıflatmaya çalışan, bu gibi bilimsel toplantıların kampüste düzenlenmesine izin vermeyen, gerileyen, düşünce üretemeyen üniversiteler. Lale Akarun *Bu yazı, HBT Dergi 394. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu">Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi değil, Çin devleti.</p>
<div class="page" title="Page 3">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Devlet, araştırma ve üniversiteleri geniş kaynaklarla destekliyor: Çin’in önde gelen araştırma üniversitelerinin yıllık bütçeleri, milyar dolar mertebesinde. Bu konuda daha önce, HBT’de bir yazı yazmış ve Çin’de 3.000 üniversite olsa da, en üst seviyedeki elit üniversitelerini büyük kaynaklarla desteklediklerini anlatmıştım.</p>
<p>Misafirim, Shenzen şehrinden geliyor. Shenzen, 1979 yılında Hong Kong’un ana karaya bağlandığı yerde, tam karşısında özel bir ekonomik bölge olarak kurulmuş bir şehir. Kurulduğundan beri teknoloji yatırımları ile büyüyerek, 44 yılda İstanbul büyüklüğüne gelmiş: 17,5 milyon nüfusu var. Ülkenin elektronik-bilgisayar endüstrisinin merkezi, Çin’in Silikon Vadisi diye de anılıyor. Huawei ve Tencent gibi teknoloji devlerinin ana merkezi Shenzen’de. Genç ve eğitimli bir nüfusu var. Tabii ki bunun için eğitime büyük önem vermişler. Misafirimin geldiği SusTech Üniversitesi, 2010’da kurulmuş. 10 sene içinde, dünyanın ilk 150 üniversitesi içine girmiş. Bu çok büyük bir başarı.</p>
<p><strong>Çin yeni üniversite kuruyor, 10 senede dünyanın en iyileri arasına giriyor</strong>; biz var olan kurumlarımızı yıkıyor, yerine yenisini koyamıyoruz. 2013 senesinde ilk 150’deki Boğaziçi Üniversitesi 10 sene sonra ilk 600’de bile yok. Çin ne yapıyor, <strong>biz niye geri gidiyoruz?</strong></p>
<p><strong>Neden ilerlemiyoruz?</strong></p>
<p>Bilim Akademisi, Ekim başında üç değerli bilim insanını bir araya getirdi: MIT öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, ve Boğaziçi Üniversitesi’nin emekli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Şevket Pamuk. Katılamayanlar için “Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken ekonomi: kurumlar ve politika” başlıklı bu konferansın videosu <strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=LnwvGpXqXSc&amp;ab_channel=BilimAkademisi">Bilim Akademisi YouTube</a></strong> kanalında mevcut.</p>
<p>Üç değerli bilim insanının özgün saptamalarını içeren bu videoyu baştan sona dinlemenizi öneririm; ancak Şevket Pamuk’un Türkiye ekonomisinin 200 yılını ayrıntılı grafiklerle açıkladığı gidişatını ve neyi yanlış yaptığımıza dair saptamalarını özetlemek istiyorum.</p>
<p>Üç konuşmacının da konuşmalarında vurguladıkları şey, dünyadaki ekonomik büyümenin kaynağının teknolojik gelişmeler olduğu. Bu teknolojileri geliştiren ve en iyi şekilde yararlanan ülkeler, Amerika ve Batı Avrupa devletleri. Diğer ülkeler, sanayi devriminin başladığı yıllardan birinci dünya savaşına kadar onlara göre fakirleşiyorlar, geriliyorlar.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, bu fakirleşmeyi gören bir grup aydının, bu gerilemeyi durdurmak üzere harekete geçmesiyle kuruluyor ve yavaş yavaş ara kapanmaya başlıyor. Daha hızlı ilerleme dönemleri var, ancak son dönemde duraklama yaşıyoruz.</p>
<p>Aynı dönemde Japonya, Kore, hatta İspanya, İtalya bizden daha hızlı ilerliyor, biz benzer bir atılım yapamadığımız gibi son dönemde bir duraklama devrine giriyoruz. Atılım yapamamamızın, gerilememizin çok çeşitli sebepleri var: Hukukun işlememesi, kurumların zayıflığı, eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, düşük katma değerli sektörlere yatırım yapılması, yüksek teknolojiye yapılmaması.</p>
<p>Şevket Pamuk’un bir saptamasını aktarmak istiyorum: Çin, başarılı devlet politikaları yoluyla kalkınması ile önemli bir örnek oluşturuyor. Şevket Pamuk, Türkiye’de devlete yakın olan kişilerin kayırılmasının kural haline gelmesi nedeniyle Türkiye’de devletin etkili olmaktan çıktığını düşünüyor.</p>
<p>Etkisiz hale gelen devlet kurumlarının pek çok örneği var: Birincisi pek tabii ki kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı. İkincisi ise üniversiteler&#8230; Değerli emekli hocalarının emekli kartlarını iptal ederek üniversite ile bağlarını zayıflatmaya çalışan, bu gibi bilimsel toplantıların kampüste düzenlenmesine izin vermeyen, gerileyen, düşünce üretemeyen üniversiteler.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Lale Akarun</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-394-26-ekim-2023-dijital-pdf/">394. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu">Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30889</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Depremler neden bu kadar yıkıcı oldu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/depremler-neden-bu-kadar-yikici-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 09:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yerküre]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[denetim]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[japonya]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[kandilli rasathanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey anadolu fay hattı]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[tavşancıl]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye ve Suriye’yi etkileyen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin yüksek can kayıplarına ve büyük maddi hasarlara neden olması uzmanlara göre yalnızca depremlerin büyüklüğü ile açıklanamaz. Yapı stoğunun yapım evresinde bilimsel anlayış ve tarafsız denetimden uzak olması bu yıkıcılığın boyutlarını artıran en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Bu felaketten elde edilecek bulgular olası İstanbul depremi için de yol gösterici olacak. Dünyanın saygın bilim dergilerinden Nature’da yer alan bir makaleye göre, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), Türkiye’deki binaların depremlere karşı savunmasız olduğunu öne sürüyor. Buradaki nüfusun genellikle 2-3 katlı, tuğla duvarlı yığma binalarda oturduğunu belirten USGS, bu malzemelerin esneme kabiliyetinin çok düşük olduğunu, depremin ürettiği sarsıntılara dayanamadıkları için yıkıldığını ileri sürüyor. Ancak yüksek betonarme binaların da aynı akıbete uğraması, inşaat standartlarının sorgulanmasını da gündeme taşıyor. New York Times’a konuşan Köln’de yaşayan inşaat mühendisi Erol Kirtaş, “İnsanlar yeni ve modern binalarda oturdukları zaman kendilerini daha güvende hissediyorlar. Ancak Malatya ve diğer kentlerde depreme dayanıklı diye pazarlanan yeni binaların da yıkıldığını gördük. Türkiye’deki inşaat sektörü nitelikten çok niceliğe ve kâra öncelik tanıyor. Depremlerde bu kadar çok can kaybının olmasının nedeni bu” diyor. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği yetersiz mi? Başta Hatay ve Adıyaman olmak üzere 10 kentte bu kadar çok yapının yıkılmasını sadece depremin şiddetine bağlamanın yanıltıcı olacağından hareketle, bir uzman görüşüne başvurduk. İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Stoğu ve Betonarme Birimi’nden deprem mühendisi Dr. Haluk Sesigür, Türkiye’de geçerli olan bina deprem yönetmeliğine ve denetim mekanizmalarına açıklık getirdi. Deprem yönetmelikleri ülkemizde bugüne dek 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998, 2007 ve en son 2018’de kapsamlı olarak yenilendi. Dr. Sesigür tasarım, denetim ve malzeme açısından bu son yönetmeliğin dünyanın sayılı yönetmeliklerinden biri olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Konutların 500 yılda bir,  hastane gibi kamusal hizmet binalarının 2.500 yılda bir meydana gelebilecek normalin üzerindeki büyük depremlere dayanacak güçte olması için bu yönetmelik hazırlandı. Yönetmelikte bir sorun yok. Uygulamada sorun yaşıyoruz.” Uygulamada yaşanan sorunlar-denetim sorunu Dr. Sesigür, öncelikle malzeme kontrolünde sorunlar yaşandığına dikkat çekiyor: “Şantiyelerde malzeme kontrolü yapılmıyor; betonun santralden geldiği gibi kullanılması gerekiyor; örneğin içindeki çakılın çökmemesi, su ilave edilmemesi gerekiyor; dayanımı bilinmiyor. İster yığma ister betonarme, binaların hepsi gereği gibi yapılmazsa çöker. İşte bu noktada denetim sistemleri devreye giriyor.” Yapı denetim sistemlerinde yaşanan sorunlar ise kronikleşmiş durumda. Hem proje aşamasında hem de inşaat sürecinde denetimin önemine dikkat çeken Dr. Sesigür, denetimin bağımsız denetim firmalarında, bağımsız denetmenler tarafından yapılması gerektiğine inanıyor: “Müteahhitin denetim firması üzerinde en ufak bir etkisinin bulunmaması gerekiyor. Ne yazık ki küçük yerleşim birimlerine yapı denetim firmaları ile müteahhidin arasındaki kronik bağın koparılması çok güç.” Maliyet sorunu Dr. Sesigür’e göre depremlere dayanıklı yapılarda sismik yalıtım yöntemleri veya başka bir deyişle taban izolasyonu, binanın sarsıntılardan minimum ölçüde etkilenmesinin en etkili yolu. Bu izolasyonların aslında şehir hastanelerinde kullanılması zorunlu. Üstelik Ülkemizde de üretiliyor. Maliyeti yüksek olacağı için konutlarda pek tercih edilmiyor. Bu donanımın köprülerde de kullanılması da gerekiyor. Deprem bölgesindeki yıkılan hastanelerde bu sismik yalıtım yöntemlerinin kullanılmadığı açık. Japonya’daki yıkıcı depremlerde bu kadar az sayıda yapının hasar görmesinin birinci nedeni bu izolasyonlar. İstanbul için yol gösterici Dr. Sesigür, binlerce binanın yıkıldığı bir felakette delil tespitinin vakit geçirilmeden yapılmasının önemine değiniyor. Avukat ve mühendislerden oluşan uzman heyetler tarafından delil tespitinin enkaz kaldırma çalışmalarından önce, hemen şimdi yapılmasını bir zorunluluk olduğunu söylüyor. Öyle ki bu çalışmalardan elde edilecek bulgular başta İstanbul olmak üzere, büyük bir risk altındaki Anadolu kentlerinin olası depremlere karşı daha hazırlıklı olmalarına zemin hazırlayabilir. Japonya’daki inşaatlardan çıkartacağımız dersler Dünyada tek bir ülke depreme dayanıklılık konusunda rakip tanımıyor. Bu ülke Japonya.  Depreme dayanıklı inşaat teknolojisinde, tüm ülkelerin Japonya’dan öğreneceği çok şey var. Özet olarak en önemli dersler şunlar: -Güçlü yönetmelikler yaşamsal önem taşır: Dayanıklılık için minumum standartlar yönetmeliklerde açıkça belirtilmiştir. Japon müreahhitler bu kurallara harfiyen uyarlar. Ve bu yapılarda yaşayanlar güvende olduklarından emindirler ve geceleri korkmadan uyuyabilirler. -İnovasyon gereklidir: Japon tasarımcılar binalarının depreme daha dayanıklı olmasını sağlamak için sürekli yenilik yapmaya kendilerini mecbur hissederler. -Yatırım kaçınılmazdır: Depreme dayanıklı yapılar, standart yapılara göre %20 daha pahalıya mal olur. Ne var ki uzun vadede bu yaklaşım müteahhitlere para kazandırır, zira deprem vurduğunda binaları hasar görmez. 17 Ağustos depreminin merkezindeki Tavşancıl’da nasıl ‘çivi bile oynamadı’? 17 Ağustos depreminde Tavşancıl’da hiçbir bina yıkılmadı ve kimsenin  ‘burnu bile kanamadı’. BBC’nin haberine göre bu şans veya tesadüf değil, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda hareket etmelerinin sonucu. Binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve on binlerce binanın yıkılmasına neden olan 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi’nin üzerinden 24 yıl geçti. Bilim insanları, depremin merkezinde olmasına rağmen bir beldenin nasıl hasar almadığını araştırdı. Herkesin dikkatini çeken bu yer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesine bağlı Tavşancıl’dı. Habere göre süreç şöyle gelişti: Tavşancıl 1987’de belde belediyesi oldu. 1989 yerel seçimlerinde belediyenin başkanlığını Salih Gün kazandı. Geçen yıl Covid nedeniyle hayatını kaybeden Gün, başkan seçildikten sonra imar planı için Kocaeli Üniversitesi’nden bilim insanlarına başvurdu. Bilim insanları, hazırladıkları zemin etüt raporunda deprem riskine dikkat çekti. Beldenin Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı belirtilerek, buna uygun bir plan çizildi. Gün, tam da bu rapora uygun adımlar attı. Gün’o zaman tepki görse de en fazla üç katlı binalara izin verdi. Genelde evler iki katlı ve birbirlerine yakın değildi. Mahalle sakinleri, o zaman evine çatı katı atmak istediklerinde bile buna izin alamadıklarını açıklıyorlar. Gün’den sonra imar planının gevşediğine dikkat çekiliyor. Bir mahalle sakini, yeni belediye başkanlarının daha fazla oy için imar planındaki o katı tavırdan vazgeçtiğini ve kaçak yapılaşmanın arttığını söylüyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nden Doç. Dr. Doğan Kalafat’a göre Gün’ün taviz vermemesi depremin bertaraf edilmesini sağladı. Yeni bir depremin muhakkak olacağını belirten Kalafat, “Belediye başkanları hiçbir şekilde taviz vermemeli” dedi. Reyhan Oksay *Bu yazı 16.02.2023 tarihli HBT Dergi&#8217;nin 359. sayısında yayınlanmıştır. Kaynak: https://www.washingtonpost.com/science/2023/02/06/turkey-earthquake-magnitude/ https://www.nature.com/articles/d41586-023-00364-y https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&#38;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building https://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.htmlhttps://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.html https://www.nytimes.com/live/2023/02/05/world/turkey-earthquake https://www.diken.com.tr/bbc-arastirdi-marmara-depreminin-merkezindeki-tavsancilda-nasil-civi-bile-oynamadi/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/depremler-neden-bu-kadar-yikici-oldu">Depremler neden bu kadar yıkıcı oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><b>Türkiye ve Suriye’yi etkileyen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin yüksek can kayıplarına ve büyük maddi hasarlara neden olması uzmanlara göre yalnızca depremlerin büyüklüğü ile açıklanamaz. Yapı stoğunun yapım evresinde<span class="Apple-converted-space"> </span>bilimsel anlayış ve tarafsız denetimden uzak olması bu yıkıcılığın boyutlarını artıran en önemli faktör olarak öne çıkıyor.<span class="Apple-converted-space"> </span>Bu felaketten elde edilecek bulgular olası İstanbul depremi için de yol gösterici olacak.</b></p>
<p class="p2">Dünyanın saygın bilim dergilerinden <strong><i>Nature</i></strong>’da yer alan bir makaleye göre, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), Türkiye’deki binaların depremlere karşı savunmasız olduğunu öne sürüyor. Buradaki nüfusun genellikle 2-3 katlı, tuğla duvarlı yığma binalarda oturduğunu belirten USGS, bu malzemelerin esneme kabiliyetinin çok düşük olduğunu, depremin ürettiği sarsıntılara dayanamadıkları için yıkıldığını ileri sürüyor. Ancak yüksek betonarme binaların da aynı akıbete uğraması, inşaat standartlarının sorgulanmasını da gündeme taşıyor.</p>
<p class="p2"><strong><i>New York Times</i></strong>’a konuşan Köln’de yaşayan inşaat mühendisi <b>Erol Kirtaş</b>, “İnsanlar yeni ve modern binalarda oturdukları zaman kendilerini daha güvende hissediyorlar. Ancak Malatya ve diğer kentlerde depreme dayanıklı diye pazarlanan yeni binaların da yıkıldığını gördük. Türkiye’deki inşaat sektörü nitelikten çok niceliğe ve kâra öncelik tanıyor. Depremlerde bu kadar çok can kaybının olmasının nedeni bu” diyor.</p>
<p class="p2"><strong>Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği yetersiz mi?</strong></p>
<p class="p2">Başta Hatay ve Adıyaman olmak üzere 10 kentte bu kadar çok yapının yıkılmasını sadece depremin şiddetine bağlamanın yanıltıcı olacağından hareketle, bir uzman görüşüne başvurduk. İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Stoğu ve Betonarme Birimi’nden deprem mühendisi <b>Dr. Haluk Sesigür,</b> Türkiye’de geçerli olan bina deprem yönetmeliğine ve denetim mekanizmalarına açıklık getirdi.</p>
<p class="p2">Deprem yönetmelikleri ülkemizde bugüne dek 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998, 2007 ve en son 2018’de kapsamlı olarak yenilendi. Dr. Sesigür tasarım, denetim ve malzeme açısından bu son yönetmeliğin dünyanın sayılı yönetmeliklerinden biri olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Konutların 500 yılda bir,<span class="Apple-converted-space">  </span>hastane gibi kamusal hizmet binalarının 2.500 yılda bir meydana gelebilecek normalin üzerindeki büyük depremlere dayanacak güçte olması için bu yönetmelik hazırlandı. Yönetmelikte bir sorun yok. Uygulamada sorun yaşıyoruz.”</p>
<p class="p2"><strong>Uygulamada yaşanan sorunlar-denetim sorunu</strong></p>
<p class="p2">Dr. Sesigür, öncelikle malzeme kontrolünde sorunlar yaşandığına dikkat çekiyor: “Şantiyelerde malzeme kontrolü yapılmıyor; betonun santralden geldiği gibi kullanılması gerekiyor; örneğin içindeki çakılın çökmemesi, su ilave edilmemesi gerekiyor; dayanımı bilinmiyor. İster yığma ister betonarme, binaların hepsi gereği gibi yapılmazsa çöker. İşte bu noktada denetim sistemleri devreye giriyor.”</p>
<p class="p2">Yapı denetim sistemlerinde yaşanan sorunlar ise kronikleşmiş durumda. Hem proje aşamasında hem de inşaat sürecinde denetimin önemine dikkat çeken Dr. Sesigür, denetimin bağımsız denetim firmalarında, bağımsız denetmenler tarafından yapılması gerektiğine inanıyor: “Müteahhitin denetim firması üzerinde en ufak bir etkisinin bulunmaması gerekiyor. Ne yazık ki küçük yerleşim birimlerine yapı denetim firmaları ile müteahhidin arasındaki kronik bağın koparılması çok güç.”</p>
<p class="p2"><strong>Maliyet sorunu</strong></p>
<p class="p2">Dr. Sesigür’e göre depremlere dayanıklı yapılarda <b>sismik yalıtım yöntemleri</b> veya başka bir deyişle <b>taban izolasyonu</b>, binanın sarsıntılardan minimum ölçüde etkilenmesinin en etkili yolu. Bu izolasyonların aslında şehir hastanelerinde kullanılması zorunlu. Üstelik Ülkemizde de üretiliyor. Maliyeti yüksek olacağı için konutlarda pek tercih edilmiyor. Bu donanımın köprülerde de kullanılması da gerekiyor. Deprem bölgesindeki yıkılan hastanelerde bu sismik yalıtım yöntemlerinin kullanılmadığı açık. Japonya’daki yıkıcı depremlerde bu kadar az sayıda yapının hasar görmesinin birinci nedeni bu izolasyonlar.</p>
<p class="p2"><strong>İstanbul için yol gösterici</strong></p>
<p class="p2">Dr. Sesigür, binlerce binanın yıkıldığı bir felakette delil tespitinin vakit geçirilmeden yapılmasının önemine değiniyor. Avukat ve mühendislerden oluşan uzman heyetler tarafından delil tespitinin enkaz kaldırma çalışmalarından önce, hemen şimdi yapılmasını bir zorunluluk olduğunu söylüyor. Öyle ki bu çalışmalardan elde edilecek bulgular başta İstanbul olmak üzere, büyük bir risk altındaki Anadolu kentlerinin olası depremlere karşı daha hazırlıklı olmalarına zemin hazırlayabilir.</p>
<p class="p2"><strong>Japonya’daki inşaatlardan çıkartacağımız dersler</strong></p>
<p class="p2">Dünyada tek bir ülke depreme dayanıklılık konusunda rakip tanımıyor. Bu ülke Japonya.<span class="Apple-converted-space">  </span>Depreme dayanıklı inşaat teknolojisinde, tüm ülkelerin Japonya’dan öğreneceği çok şey var. Özet olarak en önemli dersler şunlar:</p>
<p class="p2"><strong>-Güçlü yönetmelikler yaşamsal önem taşır:</strong> Dayanıklılık için minumum standartlar yönetmeliklerde açıkça belirtilmiştir. Japon müreahhitler bu kurallara harfiyen uyarlar. Ve bu yapılarda yaşayanlar güvende olduklarından emindirler ve geceleri korkmadan uyuyabilirler.</p>
<p class="p2"><strong>-İnovasyon gereklidir:</strong> Japon tasarımcılar binalarının depreme daha dayanıklı olmasını sağlamak için sürekli yenilik yapmaya kendilerini mecbur hissederler.</p>
<p class="p2"><strong>-Yatırım kaçınılmazdır: </strong>Depreme dayanıklı yapılar, standart yapılara göre %20 daha pahalıya mal olur. Ne var ki uzun vadede bu yaklaşım müteahhitlere para kazandırır, zira deprem vurduğunda binaları hasar görmez.</p>
<p class="p2"><strong>17 Ağustos depreminin merkezindeki Tavşancıl’da nasıl ‘çivi bile oynamadı’?</strong></p>
<p class="p2">17 Ağustos depreminde Tavşancıl’da hiçbir bina yıkılmadı ve kimsenin  ‘burnu bile kanamadı’. <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/99-depreminde-yikilmayan-tek-yer-tavsancil">BBC’nin haberine</a> göre bu şans veya tesadüf değil, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda hareket etmelerinin sonucu.</p>
<p class="p2">Binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve on binlerce binanın yıkılmasına neden olan 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi’nin üzerinden 24 yıl geçti. Bilim insanları, depremin merkezinde olmasına rağmen bir beldenin nasıl hasar almadığını araştırdı. Herkesin dikkatini çeken bu yer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesine bağlı Tavşancıl’dı.</p>
<p class="p2">Habere göre süreç şöyle gelişti: Tavşancıl 1987’de belde belediyesi oldu. 1989 yerel seçimlerinde belediyenin başkanlığını <b>Salih Gün</b> kazandı. Geçen yıl Covid nedeniyle hayatını kaybeden Gün, başkan seçildikten sonra imar planı için Kocaeli Üniversitesi’nden bilim insanlarına başvurdu.</p>
<p class="p2">Bilim insanları, hazırladıkları zemin etüt raporunda deprem riskine dikkat çekti. Beldenin Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı belirtilerek, buna uygun bir plan çizildi. Gün, tam da bu rapora uygun adımlar attı. Gün’o zaman tepki görse de en fazla üç katlı binalara izin verdi.</p>
<p class="p2">Genelde evler iki katlı ve birbirlerine yakın değildi. Mahalle sakinleri, o zaman evine çatı katı atmak istediklerinde bile buna izin alamadıklarını açıklıyorlar.</p>
<p class="p2">Gün’den sonra imar planının gevşediğine dikkat çekiliyor. Bir mahalle sakini, yeni belediye başkanlarının daha fazla oy için imar planındaki o katı tavırdan vazgeçtiğini ve kaçak yapılaşmanın arttığını söylüyor.</p>
<p class="p2">Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nden Doç. Dr. Doğan Kalafat’a göre Gün’ün taviz vermemesi depremin bertaraf edilmesini sağladı. Yeni bir depremin muhakkak olacağını belirten Kalafat, “Belediye başkanları hiçbir şekilde taviz vermemeli” dedi.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 16.02.2023 tarihli HBT Dergi&#8217;nin 359. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.washingtonpost.com/science/2023/02/06/turkey-earthquake-magnitude/">https://www.washingtonpost.com/science/2023/02/06/turkey-earthquake-magnitude/</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-023-00364-y">https://www.nature.com/articles/d41586-023-00364-y</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&amp;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building">https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&amp;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.htmlhttps://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.html">https://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.htmlhttps://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.html</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.nytimes.com/live/2023/02/05/world/turkey-earthquake">https://www.nytimes.com/live/2023/02/05/world/turkey-earthquake</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.diken.com.tr/bbc-arastirdi-marmara-depreminin-merkezindeki-tavsancilda-nasil-civi-bile-oynamadi/">https://www.diken.com.tr/bbc-arastirdi-marmara-depreminin-merkezindeki-tavsancilda-nasil-civi-bile-oynamadi/</a></span></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/depremler-neden-bu-kadar-yikici-oldu">Depremler neden bu kadar yıkıcı oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29031</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Erken uyarı sistemi: Meksika ve ABD&#8217;den örnekler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yerkure/erken-uyari-sistemi-meksika-ve-abdden-ornekler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yerküre]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[erken uyarı sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[japonya]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meksika, 1985’te 8.1 büyüklüğündeki depremle sarsılmış ve 9.000’den fazla insan hayatını kaybetmişti. Aradan 30 yılı aşkın bir süre geçti. 2017 yılında Meksika bu sefer de iki büyük depremle sarsıldı. Biri Puebla’da 7.1 diğeri de Chiapas açıklarında meydana gelen 8.2 büyüklüğündeki depremlerdi bunlar. Ancak can kaybı ise 30 yıl öncekine göre çok azdı. Birinde 98 diğerinde 370 can kaybı yaşanmıştı. Peki ama ölüm sayısındaki bu çarpıcı düşüş nasıl olmuştu? Meksika&#8216;nın sismoloji otoritesi Centro de Instrumentación y Registro Sísmico (CIRES), etkili bir deprem erken uyarı sistemi (EEW) geliştirdi. 5.0’ın üzerindeki büyüklükleri bildiren sistem, okullardaki, devlet dairelerindeki ve TV ile radyo istasyonlarındaki özel alıcıların, yaklaşan sarsıntı uyarısını alması ve yayması yoluyla işliyor. Bu uyarı sistemi, deprem bölgesindeki insanlara, önce 10 saniyelik bir zaman tanırken bugün geldiği noktada 60 saniye önceden haber verebiliyor. Bu da depremin yıkıcı etkilerinden kurtulabilmek için kritik önemde bir süre. Tabii Meksika’da en fazla 5 katlı binalara inşaat izni verildiğini de ekleyelim. 1 dakikada insanların binalarını tahliye edebilecek zamanları olabiliyor. Buna benzer sistem ABD’de de var. MyShake ve ShakeAlert gibi telefon aplikasyonları, 5.0 büyüklüğünün üzerinde bir deprem gerçekleşmeden 20 saniye kadar önceden uyarı gönderebiliyor. Veriler, West Coast’un yukarısında ve aşağısında yer sensörleri bulunan ABD Jeolojik Etütleri ağından alınıyor. Tabi bu önceden bildirme süresi, deprem odağının yakınlığı ve uzaklığı vb ile ilişkili olarak artıp eksiliyor. https://eos.org/features/lessons-from-mexicos-earthquake-early-warning-system Japonya’daki inşaatlardan çıkartacağımız dersler Dünyada tek bir ülke depreme dayanıklılık konusunda rakip tanımıyor. Bu ülke Japonya. Depreme dayanıklı inşaat teknolojisinde, tüm ülkelerin Japonya’dan öğreneceği çok şey var. Özet olarak en önemli dersler şunlar: Güçlü yönetmelikler yaşamsal önem taşır: Dayanıklılık için minimum standartlar yönetmeliklerde açıkça belirtilmiştir. Japon müteahhitler bu kurallara harfiyen uyarlar. Ve bu yapılarda yaşayanlar güvende olduklarından emindirler ve geceleri korkmadan uyuyabilirler. İnovasyon gereklidir: Japon tasarımcılar binalarının depreme daha dayanıklı olmasını sağlamak için sürekli yenilik yapmaya kendilerini mecbur hissederler. Yatırım kaçınılmazdır: Depreme dayanıklı yapılar, standart yapılara göre %20 daha pahalıya mal olur. Ne var ki uzun vadede bu yaklaşım müteahhitlere para kazandırır, zira deprem vurduğunda binaları hasar görmez. https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&#38;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yerkure/erken-uyari-sistemi-meksika-ve-abdden-ornekler">Erken uyarı sistemi: Meksika ve ABD&#8217;den örnekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meksika, 1985’te 8.1 büyüklüğündeki depremle sarsılmış ve 9.000’den fazla insan hayatını kaybetmişti. Aradan 30 yılı aşkın bir süre geçti. 2017 yılında Meksika bu sefer de iki büyük depremle sarsıldı. Biri Puebla’da 7.1 diğeri de Chiapas açıklarında meydana gelen 8.2 büyüklüğündeki depremlerdi bunlar. Ancak can kaybı ise 30 yıl öncekine göre çok azdı. Birinde 98 diğerinde 370 can kaybı yaşanmıştı. Peki ama ölüm sayısındaki bu çarpıcı düşüş nasıl olmuştu?</p>
<p><strong>Meksika</strong>&#8216;nın sismoloji otoritesi Centro de Instrumentación y Registro Sísmico (CIRES), etkili bir deprem erken uyarı sistemi (EEW) geliştirdi. 5.0’ın üzerindeki büyüklükleri bildiren sistem, okullardaki, devlet dairelerindeki ve TV ile radyo istasyonlarındaki özel alıcıların, yaklaşan sarsıntı uyarısını alması ve yayması yoluyla işliyor.</p>
<p>Bu uyarı sistemi, deprem bölgesindeki insanlara, önce 10 saniyelik bir zaman tanırken bugün geldiği noktada <strong>60 saniye önceden</strong> haber verebiliyor. Bu da depremin yıkıcı etkilerinden kurtulabilmek için kritik önemde bir süre. Tabii Meksika’da en fazla 5 katlı binalara inşaat izni verildiğini de ekleyelim. 1 dakikada insanların binalarını tahliye edebilecek zamanları olabiliyor.</p>
<p>Buna benzer sistem <strong>ABD</strong>’de de var. MyShake ve ShakeAlert gibi telefon aplikasyonları, 5.0 büyüklüğünün üzerinde bir deprem gerçekleşmeden <strong>20 saniye kadar önceden</strong> uyarı gönderebiliyor. Veriler, West Coast’un yukarısında ve aşağısında yer sensörleri bulunan ABD Jeolojik Etütleri ağından alınıyor. Tabi bu önceden bildirme süresi, deprem odağının yakınlığı ve uzaklığı vb ile ilişkili olarak artıp eksiliyor.</p>
<p><a href="https://eos.org/features/lessons-from-mexicos-earthquake-early-warning-system">https://eos.org/features/lessons-from-mexicos-earthquake-early-warning-system</a></p>
<p><strong>Japonya’daki inşaatlardan çıkartacağımız dersler</strong></p>
<p>Dünyada tek bir ülke depreme dayanıklılık konusunda rakip tanımıyor. Bu ülke Japonya. Depreme dayanıklı inşaat teknolojisinde, tüm ülkelerin Japonya’dan öğreneceği çok şey var. Özet olarak en önemli dersler şunlar:</p>
<p><strong>Güçlü yönetmelikler yaşamsal önem taşır:</strong> Dayanıklılık için minimum standartlar yönetmeliklerde açıkça belirtilmiştir. Japon müteahhitler bu kurallara harfiyen uyarlar. Ve bu yapılarda yaşayanlar güvende olduklarından emindirler ve geceleri korkmadan uyuyabilirler.</p>
<p><strong>İnovasyon gereklidir: </strong>Japon tasarımcılar binalarının depreme daha dayanıklı olmasını sağlamak için sürekli yenilik yapmaya kendilerini mecbur hissederler.</p>
<p><strong>Yatırım kaçınılmazdır: </strong>Depreme dayanıklı yapılar, standart yapılara göre %20 daha pahalıya mal olur. Ne var ki uzun vadede bu yaklaşım müteahhitlere para kazandırır, zira deprem vurduğunda binaları hasar görmez.</p>
<p><a href="https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&amp;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building">https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&amp;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yerkure/erken-uyari-sistemi-meksika-ve-abdden-ornekler">Erken uyarı sistemi: Meksika ve ABD&#8217;den örnekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29010</post-id>	</item>
		<item>
		<title>TTGV Dijital Sağlık Ideathon’u</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/ttgv-dijital-saglik-ideathonu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Aug 2018 08:14:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[ağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Sağlıks]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ideathon]]></category>
		<category><![CDATA[TTGV]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10579</guid>

					<description><![CDATA[<p>TTGV, 2018 yılında HİT Yatırım Programı ile başlattığı sağlık sektörü odağındaki faaliyetlere Ideathon etkinliği ile devam ediyor. TTGV, sağlık sektörü ve teknolojileri pazarında fark yaratan yenilikler ve çözümler için 11 Ağustos Cumartesi günü Yeditepe Üniversitesi Kayışdağı Kampüsü’nde bir gün sürecek Ideathon etkinliği ‘Dijital Sağlık’ temasında gerçekleşecek. Ideathon başvuruları ise http://www.ideathon.ttgv.org.tr/ adresinde online olarak yapılabiliyor. Gerçekleşecek Ideathon ile amaç “Dijital Sağlık” konu başlığında ihtiyaç olarak karşılığı doğrulanmış özgün yenilikçi çözümlerin oluşmasını tetiklemek ve ekosistemde yeni sağlık girişimlerinin filizlenmesine için bir kaynak oluşturulmasına olanak sağlamak. Sağlık sektöründen katılımcılar yaşadıkları ya da gözlemledikleri problemleri/ ihtiyaçları ortaya koyarken girişim geliştiriciler ise fikrin nasıl bir girişim olacağını simüle etmeye çalışacaklar. Bu sayede daha ilk günden gerçek anlamda pazarda karşılığı bulunacak ticari ürün fikirlerinin girişimciler tarafından ortaya konulması hedefleniyor. Ideathon’da sağlık sektörü profesyonelleri ile birlikte, yine sağlık sektöründeki ihtiyacı ya da problemi anlamış fakat bunu işe dönüştürememiş uzmanların ve girişim kurma heyecanına sahip girişimcilerle aynı ortamda bir gün süre ile birlikte çalışmalarının sağlanması öngörülmüştür. Uzun vadede Ideathon ve benzeri etkinliklerde oluşturulan fikirleri HİT Yatırım Programında desteklemek isteyen TTGV yeni yatırım fırsatlarını daha erken aşamada etkileyerek, yönlendirme fırsatını sunmayı hedeflemektedir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/ttgv-dijital-saglik-ideathonu">TTGV Dijital Sağlık Ideathon’u</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-10588 " src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/ttgv-734x1024.jpeg" alt="" width="299" height="417" />TTGV, 2018 yılında HİT Yatırım Programı ile başlattığı sağlık sektörü odağındaki faaliyetlere Ideathon etkinliği ile devam ediyor.</p>
<p>TTGV, sağlık sektörü ve teknolojileri pazarında fark yaratan yenilikler ve çözümler için 11 Ağustos Cumartesi günü Yeditepe Üniversitesi Kayışdağı Kampüsü’nde bir gün sürecek Ideathon etkinliği ‘Dijital Sağlık’ temasında gerçekleşecek. Ideathon başvuruları ise <a href="http://www.ideathon.ttgv.org.tr/">http://www.ideathon.ttgv.org.tr/</a> adresinde online olarak yapılabiliyor.</p>
<p>Gerçekleşecek Ideathon ile amaç “Dijital Sağlık” konu başlığında ihtiyaç olarak karşılığı doğrulanmış özgün yenilikçi çözümlerin oluşmasını tetiklemek ve ekosistemde yeni sağlık girişimlerinin filizlenmesine için bir kaynak oluşturulmasına olanak sağlamak. Sağlık sektöründen katılımcılar yaşadıkları ya da gözlemledikleri problemleri/ ihtiyaçları ortaya koyarken girişim geliştiriciler ise fikrin nasıl bir girişim olacağını simüle etmeye çalışacaklar. Bu sayede daha ilk günden gerçek anlamda pazarda karşılığı bulunacak ticari ürün fikirlerinin girişimciler tarafından ortaya konulması hedefleniyor.</p>
<p>Ideathon’da sağlık sektörü profesyonelleri ile birlikte, yine sağlık sektöründeki ihtiyacı ya da problemi anlamış fakat bunu işe dönüştürememiş uzmanların ve girişim kurma heyecanına sahip girişimcilerle aynı ortamda bir gün süre ile birlikte çalışmalarının sağlanması öngörülmüştür.</p>
<p>Uzun vadede Ideathon ve benzeri etkinliklerde oluşturulan fikirleri HİT Yatırım Programında desteklemek isteyen TTGV yeni yatırım fırsatlarını daha erken aşamada etkileyerek, yönlendirme fırsatını sunmayı hedeflemektedir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/ttgv-dijital-saglik-ideathonu">TTGV Dijital Sağlık Ideathon’u</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10579</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanayi (4.0)’ün derinliklerinden Türkiye’ye bakınca gördüklerimiz…</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/sanayi-4-0un-derinliklerinden-turkiyeye-bakinca-gorduklerimiz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 13:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></category>
		<category><![CDATA[arge]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomik forumu]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[The Global Competitiveness Report]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanayi devriminin çekirdeğini oluşturan chiplerin fiyatları düşerken, performansları hızla artıyor ve bu nedenle giderek yaygınlaşıyor, artık her evde bir bilgisayar var ve internet güncel hayatın temel iletişim ağlarından en önemlisi olmaya başladı… Dördüncü sanayi devriminin ekonomi başta olmak üzere sosyal hayatın tüm alanlarında alt-üst oluşlara neden olması kaçınılmaz. Peki, Türkiye Sanayi 4.0’ün neresinde? Bunun için kimi nicel göstergelerin çözümlenmesi gerekiyor. Bu kısa yazıda eğitim, ARGE, inovasyon ve patent göstergelerine ilişkin uluslararası bulgular çözümleniyor. Sanayi 4.0 için nitelikli eğitim şart 21.yüzyıl koşullarında eğitimin niteliğini, dolayısıyla beşeri sermaye stokunun düzeyini yükseltmeden Sanayi 4.0’e geçmek olsa olsa bir fantezi olabilir. İnsan gücünün, eğitimin niteliğini ölçmeye yönelik birçok göstergeden yararlanılabilir. Uluslararası karşılaştırmaya imkân verdiği için PISA (Program for International Student Assessment &#8211; Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı) bulgularına başvuralım İlki 2000 yılında yapılan ve Türkiye’yi içermeyen PISA uygulamasının sonuncusu 2012 yılı için yayınlandı. Türkiye 2012 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında sondan 3.sırada yer alırken, 65 ülke arasında Matematikte 44. Sırada, Fen’de 43. ve okuduğunu anlamada 41.sırada yer almış. Kısaca okuduğunu anlamayan, bilim ve Matematikte sınıfta kalmış bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız… İlk beş sırada ise Çin, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Finlandiya gibi ülkeler yer alıyor. İlk beş sırada Uzak Doğu Asya ülkelerinin (sadece bilimde Finlandiya ilk beşte yer alıyor) bulunması bu ülkelerin tempolu kalkınmalarında eğitimin önemine işaret ediyor. Hiç kuşkusuz nitelikli eğitimin ve hızlı teknolojik gelişmenin (Sanay, 4.0) temel belirleyeni olan yüksek sabit yatırımların önemine, yani reel birikime. Teknoloji üretmeyen sanayi inovasyon yapar mı? Çok genel olarak bilginin ürüne, üretim yöntemlerine, hizmetlere dönüştürülmesi olarak görülebilecek inovasyon olgusu, Sanayi 4.0’ün en temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. 19. yüzyılın sonlarına kadar mucitlerin icatlarına dayalı gelişen teknolojik yenilikler, 19. yüzyılın sonlarında araştırma laboratuvarlarının kurulmasıyla sistemli ve kurumsallaşmış araştırmalara dayanıyor ve böylelikle icat süreci de sanayinin bir parçası haline geliyor. Dünya Ekonomik Formu’nun (WEF) her yıl yayınladığı The Global Competitiveness Report çalışmasında ülkelerin rekabet gücü 12 göstergeden hareketle ölçülüyor. Bu göstergelerden birisini de inovasyon oluşturuyor. İnovasyon ise 7 alt gösterge çerçevesinde değerlendiriliyor (Tablo 2). Çalışmanın inovasyon bulgularına kısaca değinelim: Türkiye inovasyon kapasitesine (CI) göre 114 ülke arasında 3.8 puan ile 83.sırada konumlanmış. Araştırma kurumlarının kalitesi (QSRI) göstergesine göre 82. sırada ancak kendine yer bulabilmiş. Şirketlerin Ar-Ge harcamaları göstergesine (CSR&#38;D) göre 79. sırada yer alan Türkiye, Ar-Ge’de sanayi üniversite işbirliği (U-ICR&#38;D) göstergesine göre 61.sıra ile düşük bir başarım sergilemiş. Yüksek teknoloji ürünlerinin hükümet tarafından tedariki (GPATP) göstergesine göre 39. sırada, bilim adamları ve mühendislerin uygunluğu göstergesine göre (ASE) 50. ve PCT patent başvuruları (PCTPA) göstergesine göre ise 42.sırada yer almış. Kısaca sanayide giderek dışa bağımlı hale gelen Türkiye inovasyon yaparak sanayisini geliştiremiyor&#8230; Orta ve düşük teknoloji tuzağına saplanmış gözüküyor. ARGE ve patentler Türkiye gibi İthal teknolojiye bağımlı sanayileri ARGE faaliyetlerine yönlendirmek oldukça zor. ARGE ile yeni bir teknolojinin geliştirilmesi, iyileştirilmesi yerine, lisansa ve montaja dayalı bir sanayileşme söz konusu. Oysa bugünün metropol ülkeleri yüksek ARGE yoğunluğu sayesinde yenilik yapmakta, yeni teknolojiler geliştirmekte ya da var olan teknolojiyi iyileştirerek uluslararası pazarlarda rekabet gücü elde etmektedir&#8230; Tablo 3 Türkiye’nin ARGE ve patentteki hal-i pür melalini ortaya koyuyor. Türkiye GSYH’dan ancak %0.92’sini ARGE’ye ayırıyor, İsrail ise %4.3’ünü. Patent verileri Sanayi 4.0’ün en temel göstergelerinden biri. Seçilmiş ekonomilere ilişkin “triadic patent sayıları” incelendiğinde, Türkiye 14.2 patent sayısı ile Finlandiya, İsrail ve Güney Kore gibi bilim ve teknolojide önemli gelişmeler sağlayan ülkelerin oldukça gerisinde. Kore’nin triadic patent sayısı Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar yüksek… Bu bulgu, Güney Kore’nin 1960’lardan günümüze bilim ve teknolojide sağaldığı muazzam gelişmenin arkasındaki dinamiği sergiliyor. Bu tablodan Sanayi 4.0 çıkmaz, çıksa çıksa harc-ı âlem sektörlere (gıda, tekstil vb) dayalı bir uzmanlaşmanın sürekliliği çıkar. Bu da “azgelişmişiliğin gelişmesi”nden başka bir şey değildir&#8230; Çözüm mü? Öncellikle eğitim sisteminin yeniden yapılandırılarak vasıflı/kalifiye iş gücünün yaratılması şart. Son yıllarda giderek %20’lerde durağanlık kazanan sabit yatırım oranlarının artırılması son derece önemli. İmalat sanayi gibi üretken sektörlerde sabit yatırım oranlarını %30-40 platosuna yerleştirmeden Türkiye’nin bırakınız Sanayi 4.0 hedefini yakalamayı var olan ve giderek aşınan sermaye stokunu koruması da zor. Diğer taraftan kısa ve orta dönemde ulusal gelirin %4’ü oranında bir kaynağın ARGE harcamalarına ayrılması gerekiyor… Kısaca üretimi, sabit yatırımları, ARGE faaliyetlerini, teknolojik gelişmeyi ve yenilikleri teşvik eden bir sanayi politikası ve tüm bunları kapsayan ve diğer ögeler ile desteklenen yeni bir kalkınma stratejisi temel çözüm olarak öne çıkıyor. Bayram Ali Eşiyok</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/sanayi-4-0un-derinliklerinden-turkiyeye-bakinca-gorduklerimiz">Sanayi (4.0)’ün derinliklerinden Türkiye’ye bakınca gördüklerimiz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi devriminin çekirdeğini oluşturan chiplerin fiyatları düşerken, performansları hızla artıyor ve bu nedenle giderek yaygınlaşıyor, artık her evde bir bilgisayar var ve internet güncel hayatın temel iletişim ağlarından en önemlisi olmaya başladı… Dördüncü sanayi devriminin ekonomi başta olmak üzere sosyal hayatın tüm alanlarında alt-üst oluşlara neden olması kaçınılmaz.</p>
<p>Peki, Türkiye Sanayi 4.0’ün neresinde? Bunun için kimi nicel göstergelerin çözümlenmesi gerekiyor. Bu kısa yazıda eğitim, ARGE, inovasyon ve patent göstergelerine ilişkin uluslararası bulgular çözümleniyor.</p>
<p><strong>Sanayi 4.0 için nitelikli eğitim şart</strong></p>
<p>21.yüzyıl koşullarında eğitimin niteliğini, dolayısıyla beşeri sermaye stokunun düzeyini yükseltmeden Sanayi 4.0’e geçmek olsa olsa bir fantezi olabilir. İnsan gücünün, eğitimin niteliğini ölçmeye yönelik birçok göstergeden yararlanılabilir. Uluslararası karşılaştırmaya imkân verdiği için PISA (Program for International Student Assessment &#8211; Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı) bulgularına başvuralım</p>
<p>İlki 2000 yılında yapılan ve Türkiye’yi içermeyen PISA uygulamasının sonuncusu 2012 yılı için yayınlandı. Türkiye 2012 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında sondan 3.sırada yer alırken, 65 ülke arasında Matematikte 44. Sırada, Fen’de 43. ve okuduğunu anlamada 41.sırada yer almış. Kısaca okuduğunu anlamayan, bilim ve Matematikte sınıfta kalmış bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız…</p>
<p>İlk beş sırada ise Çin, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Finlandiya gibi ülkeler yer alıyor. İlk beş sırada Uzak Doğu Asya ülkelerinin (sadece bilimde Finlandiya ilk beşte yer alıyor) bulunması bu ülkelerin tempolu kalkınmalarında eğitimin önemine işaret ediyor. Hiç kuşkusuz nitelikli eğitimin ve hızlı teknolojik gelişmenin (Sanay, 4.0) temel belirleyeni olan yüksek sabit yatırımların önemine, yani reel birikime.</p>
<div id="attachment_5770" style="width: 740px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5770" class="wp-image-5770 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1-1024x257.jpg" alt="" width="730" height="183" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1-1024x257.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1-300x75.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1.jpg 1766w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-5770" class="wp-caption-text">Tablo 1: PISA sonuçlarına göre ilk 5 ülke ve Türkiye (2012) (65 Ülke) Kaynak: OECD</p></div>
<p><strong>Teknoloji üretmeyen sanayi inovasyon yapar mı?</strong></p>
<p>Çok genel olarak bilginin ürüne, üretim yöntemlerine, hizmetlere dönüştürülmesi olarak görülebilecek inovasyon olgusu, Sanayi 4.0’ün en temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. 19. yüzyılın sonlarına kadar mucitlerin icatlarına dayalı gelişen teknolojik yenilikler, 19. yüzyılın sonlarında araştırma laboratuvarlarının kurulmasıyla sistemli ve kurumsallaşmış araştırmalara dayanıyor ve böylelikle icat süreci de sanayinin bir parçası haline geliyor.</p>
<p>Dünya Ekonomik Formu’nun (WEF) her yıl yayınladığı <strong><em>The Global Competitiveness Report </em></strong>çalışmasında ülkelerin rekabet gücü 12 göstergeden hareketle ölçülüyor. Bu göstergelerden birisini de inovasyon oluşturuyor. İnovasyon ise 7 alt gösterge çerçevesinde değerlendiriliyor (Tablo 2).</p>
<p>Çalışmanın inovasyon bulgularına kısaca değinelim: Türkiye inovasyon kapasitesine (CI) göre 114 ülke arasında 3.8 puan ile 83.sırada konumlanmış. Araştırma kurumlarının kalitesi (QSRI) göstergesine göre 82. sırada ancak kendine yer bulabilmiş. Şirketlerin Ar-Ge harcamaları göstergesine (CSR&amp;D) göre 79. sırada yer alan Türkiye, Ar-Ge’de sanayi üniversite işbirliği (U-ICR&amp;D) göstergesine göre 61.sıra ile düşük bir başarım sergilemiş. Yüksek teknoloji ürünlerinin hükümet tarafından tedariki (GPATP) göstergesine göre 39. sırada, bilim adamları ve mühendislerin uygunluğu göstergesine göre (ASE) 50. ve PCT patent başvuruları (PCTPA) göstergesine göre ise 42.sırada yer almış. Kısaca sanayide giderek dışa bağımlı hale gelen Türkiye inovasyon yaparak sanayisini geliştiremiyor&#8230; Orta ve düşük teknoloji tuzağına saplanmış gözüküyor.</p>
<div id="attachment_5771" style="width: 740px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5771" class="wp-image-5771 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2-1024x127.jpg" alt="" width="730" height="91" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2-1024x127.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2-300x37.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2.jpg 1804w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-5771" class="wp-caption-text">Tablo 2: İnovasyon bileşenlerine göre Türkiye’nin dünyadaki sırası (2015) Kaynak: WEF</p></div>
<p><strong>ARGE ve patentler</strong></p>
<p>Türkiye gibi İthal teknolojiye bağımlı sanayileri ARGE faaliyetlerine yönlendirmek oldukça zor. ARGE ile yeni bir teknolojinin geliştirilmesi, iyileştirilmesi yerine, lisansa ve montaja dayalı bir sanayileşme söz konusu. Oysa bugünün metropol ülkeleri yüksek ARGE yoğunluğu sayesinde yenilik yapmakta, yeni teknolojiler geliştirmekte ya da var olan teknolojiyi iyileştirerek uluslararası pazarlarda rekabet gücü elde etmektedir&#8230; Tablo 3 Türkiye’nin ARGE ve patentteki hal-i pür melalini ortaya koyuyor. Türkiye GSYH’dan ancak %0.92’sini ARGE’ye ayırıyor, İsrail ise %4.3’ünü.</p>
<p>Patent verileri Sanayi 4.0’ün en temel göstergelerinden biri. Seçilmiş ekonomilere ilişkin “triadic patent sayıları” incelendiğinde, Türkiye 14.2 patent sayısı ile Finlandiya, İsrail ve Güney Kore gibi bilim ve teknolojide önemli gelişmeler sağlayan ülkelerin oldukça gerisinde. Kore’nin triadic patent sayısı Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar yüksek… Bu bulgu, Güney Kore’nin 1960’lardan günümüze bilim ve teknolojide sağaldığı muazzam gelişmenin arkasındaki dinamiği sergiliyor.</p>
<p>Bu tablodan Sanayi 4.0 çıkmaz, çıksa çıksa harc-ı âlem sektörlere (gıda, tekstil vb) dayalı bir uzmanlaşmanın sürekliliği çıkar. Bu da “azgelişmişiliğin gelişmesi”nden başka bir şey değildir&#8230;</p>
<p>Çözüm mü? Öncellikle eğitim sisteminin yeniden yapılandırılarak vasıflı/kalifiye iş gücünün yaratılması şart. Son yıllarda giderek %20’lerde durağanlık kazanan sabit yatırım oranlarının artırılması son derece önemli. İmalat sanayi gibi üretken sektörlerde sabit yatırım oranlarını %30-40 platosuna yerleştirmeden Türkiye’nin bırakınız Sanayi 4.0 hedefini yakalamayı var olan ve giderek aşınan sermaye stokunu koruması da zor.</p>
<p>Diğer taraftan kısa ve orta dönemde ulusal gelirin %4’ü oranında bir kaynağın ARGE harcamalarına ayrılması gerekiyor… Kısaca üretimi, sabit yatırımları, ARGE faaliyetlerini, teknolojik gelişmeyi ve yenilikleri teşvik eden bir sanayi politikası ve tüm bunları kapsayan ve diğer ögeler ile desteklenen yeni bir kalkınma stratejisi temel çözüm olarak öne çıkıyor.</p>
<div id="attachment_5773" style="width: 740px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5773" class="wp-image-5773 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3-1024x151.jpg" alt="" width="730" height="108" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3-1024x151.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3-300x44.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3.jpg 1400w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-5773" class="wp-caption-text">Tablo 3: Seçilmiş ülkelerde ADGE yoğunluğu ve Triadic* Patent Sayıları (2012) Kaynak: OECD, MSTI veritabanı. (*) Triadic patent; Avrupa Patent Ofisi (EPO); ABD Patent ve Marka Tescili Ofisi (USPTO) ve Japon Patent Ofisinde (JPO) dosyalanmış patentlere verilen isim olarak tanımlanmaktadır.</p></div>
<p><strong>Bayram Ali Eşiyok</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/sanayi-4-0un-derinliklerinden-turkiyeye-bakinca-gorduklerimiz">Sanayi (4.0)’ün derinliklerinden Türkiye’ye bakınca gördüklerimiz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5769</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Girişimciye notlar: Türkiye’de girişimcilik ve yatırım ekosistemi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/girisimciye-notlar-turkiyede-girisimcilik-yatirim-ekosistemi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Can Gürses]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2017 14:39:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Can Gürses]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[parametre]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Portaldaki yazılarımda artık biraz da girişimcilik camiasından bahsetmek istiyorum. Ağırlıklı olarak Türkiye’deki yatırım-girişim camiası ve sorunsalları üzerine olacak yazdıklarım… Girişimcilik Türkiye’nin önünü açabilecek çok önemli bir kavram. Ancak doğru şekilde algılanması şartıyla… Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin sadece “girişimcilerden” oluştuğu gibi genel bir algı var, veya o şekilde oluşturulmaya çalışılıyor. Oysaki tamamen ticari bir faaliyet olan girişimcilik ekosisteminin yarısı girişimci insanlar ve onların fikirleriyse diğer yarısı da bu fikirlere para yatıracak olan yatırımcılardır. Bu konuda bir seri yazmak istememin sebeplerini ve özellikle Türkiye’de yatırımcıların durumu hakkındaki düşüncelerimi yüzeysel de olsa Twitter’da yazmıştım. Türkiye’de girişimcilik konferanslarında konuşan insan profili ve TR tabanlı girişimlerden ‘unicorn’ çıkmaması sorunsalını anlattığım burada: https://twitter.com/canitti/status/834137860051709953?ref_src=twsrc%5Etfw Türkiye’deki melek yatırımcı-özel fon kavramlarına kısaca değindiğim seri de burada: https://twitter.com/canitti/status/834776353371193345?ref_src=twsrc%5Etfw Bu yazıda mevzuyu biraz evrenin gaz ve toz bulutu olmasından alıp; bir girişimin en temel parametreleri olan Fikir, Para, Network üçgenini… Ve bu parametrelerden Fikir’i de kendi başına ayrıca inceleyeceğim. İnternette ve konuyla ilgili kitaplarda bir girişimin ve onun özündeki fikrin sahip olması gereken en temel parametreler hakkında çokça makale bulunabilir ancak önemli bir oranı gürültüden ibaret… Bu yazacaklarım ve ilgili tablolar profesyonel bir girişimci veya iş insanına muhtemelen trivial gelecektir ancak örneğin yeni başlayan genç girişimcinin kendi girişimini alıp bu matrislerdeki girişim tiplerinden birine oturtup ihtiyacını şekillendirmesi açısından da bir baz teşkil edeceğini düşündüğüm için hazırladım. Ayrıca ileride belki bir girişimin ne tipte olduğunu uzun uzun anlatacağıma 1A tipi girişim deyip kendime ve hepimize kolaylık verme amacım da yok değil! Gelin önce PNF parametrelerini ve kombinasyonlarını inceleyelim: Girişim yapmak isteyen bir insan olarak her zaman girişim fikrinin ana sahibi olmak gerekmiyor görüldüğü gibi ancak her ne olursa olsun bu 3 parametreden en önemlisi fikir… O olmazsa girişim de yok çünkü. O halde biraz da Fikir parametresinin üzerine gidelim: Matriste çok daha fazla kombinasyon da mümkün tabii 1AB, 2AB, 1AB, 12AB vs. Ben biraz sallantıda olan seçenekleri irdelemeyi tercih ettim. Bir fikir bu 4 kategoriden 3’ünü sağlıyorsa bir şekilde iyi durumdadır diye düşünüyorum. Kendi girişim fikrinizin ve girişimci olarak profilinizin bu parametrelerden hangileri ile örtüştüğünü keşfetmek özellikle başlangıç aşamasında planlarınızın şekillenmesinde oldukça işinize yarayacaktır diye düşünüyorum. Özellikle yeni girişimciye faydası olur ümidiyle… Not: Sonraki yazım Türkiye’deki yatırımcılık ekosistemi hakkında olacak. Can Gürses / @canitti</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/girisimciye-notlar-turkiyede-girisimcilik-yatirim-ekosistemi">Girişimciye notlar: Türkiye’de girişimcilik ve yatırım ekosistemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Portaldaki yazılarımda artık biraz da girişimcilik camiasından bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Ağırlıklı olarak Türkiye’deki yatırım-girişim camiası ve sorunsalları üzerine olacak yazdıklarım…</p>
<p>Girişimcilik Türkiye’nin önünü açabilecek çok önemli bir kavram. Ancak doğru şekilde algılanması şartıyla…</p>
<p>Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin sadece “girişimcilerden” oluştuğu gibi genel bir algı var, veya o şekilde oluşturulmaya çalışılıyor. Oysaki tamamen ticari bir faaliyet olan girişimcilik ekosisteminin yarısı girişimci insanlar ve onların fikirleriyse diğer yarısı da bu fikirlere para yatıracak olan yatırımcılardır.</p>
<p>Bu konuda bir seri yazmak istememin sebeplerini ve özellikle Türkiye’de yatırımcıların durumu hakkındaki düşüncelerimi yüzeysel de olsa Twitter’da yazmıştım.</p>
<p>Türkiye’de girişimcilik konferanslarında konuşan insan profili ve TR tabanlı girişimlerden ‘unicorn’ çıkmaması sorunsalını anlattığım burada:</p>
<p><a href="https://twitter.com/canitti/status/834137860051709953?ref_src=twsrc%5Etfw">https://twitter.com/canitti/status/834137860051709953?ref_src=twsrc%5Etfw</a></p>
<p>Türkiye’deki melek yatırımcı-özel fon kavramlarına kısaca değindiğim seri de burada:</p>
<p><a href="https://twitter.com/canitti/status/834776353371193345?ref_src=twsrc%5Etfw">https://twitter.com/canitti/status/834776353371193345?ref_src=twsrc%5Etfw</a></p>
<p>Bu yazıda mevzuyu biraz evrenin gaz ve toz bulutu olmasından alıp; bir girişimin en temel parametreleri olan Fikir, Para, Network üçgenini… Ve bu parametrelerden Fikir’i de kendi başına ayrıca inceleyeceğim. İnternette ve konuyla ilgili kitaplarda bir girişimin ve onun özündeki fikrin sahip olması gereken en temel parametreler hakkında çokça makale bulunabilir ancak önemli bir oranı gürültüden ibaret…</p>
<p>Bu yazacaklarım ve ilgili tablolar profesyonel bir girişimci veya iş insanına muhtemelen trivial gelecektir ancak örneğin yeni başlayan genç girişimcinin kendi girişimini alıp bu matrislerdeki girişim tiplerinden birine oturtup ihtiyacını şekillendirmesi açısından da bir baz teşkil edeceğini düşündüğüm için hazırladım.</p>
<p>Ayrıca ileride belki bir girişimin ne tipte olduğunu uzun uzun anlatacağıma 1A tipi girişim deyip kendime ve hepimize kolaylık verme amacım da yok değil!</p>
<p>Gelin önce PNF parametrelerini ve kombinasyonlarını inceleyelim:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5528 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg1-648x1024.png" width="648" height="1024" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg1-648x1024.png 648w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg1-190x300.png 190w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg1.png 923w" sizes="auto, (max-width: 648px) 100vw, 648px" /></p>
<p>Girişim yapmak isteyen bir insan olarak her zaman girişim fikrinin ana sahibi olmak gerekmiyor görüldüğü gibi ancak her ne olursa olsun bu 3 parametreden en önemlisi fikir…</p>
<p>O olmazsa girişim de yok çünkü. O halde biraz da Fikir parametresinin üzerine gidelim:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5529 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg2-936x1024.png" width="730" height="799" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg2-936x1024.png 936w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg2-274x300.png 274w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/cg2.png 984w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p>Matriste çok daha fazla kombinasyon da mümkün tabii 1AB, 2AB, 1AB, 12AB vs.</p>
<p>Ben biraz sallantıda olan seçenekleri irdelemeyi tercih ettim. Bir fikir bu 4 kategoriden 3’ünü sağlıyorsa bir şekilde iyi durumdadır diye düşünüyorum.</p>
<p>Kendi girişim fikrinizin ve girişimci olarak profilinizin bu parametrelerden hangileri ile örtüştüğünü keşfetmek özellikle başlangıç aşamasında planlarınızın şekillenmesinde oldukça işinize yarayacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Özellikle yeni girişimciye faydası olur ümidiyle…</p>
<p>Not: Sonraki yazım Türkiye’deki yatırımcılık ekosistemi hakkında olacak.</p>
<p>Can Gürses / <a href="https://twitter.com/canitti">@canitti</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/girisimciye-notlar-turkiyede-girisimcilik-yatirim-ekosistemi">Girişimciye notlar: Türkiye’de girişimcilik ve yatırım ekosistemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5527</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
