<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yüksek teknoloji arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yuksek-teknoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yuksek-teknoloji</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2025 16:05:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Müfit Akyos ve Orhan Bursalı ile &#8220;İsrail savaş makinesi ve yüksek teknoloji&#8221;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/mufit-akyos-ve-orhan-bursali-ile-israil-savas-makinesi-ve-yuksek-teknoloji</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 16:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Müfit Akyos]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknoloji Yönetimi Danışmanı Müfit Akyos, &#8220;Gazze&#8217;de Filistin halkına yönelik saldırıların bir an önce son bulması&#8221; dileğini paylaşırken, İsrail&#8217;in silah gücünün kökenlerinden söz etti. Akyos&#8217;a göre, İsrail&#8217;de savunma sanayisinin alt yapısını, kuruluşundan bu yana yüksek teknolojiye verilen önem oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/mufit-akyos-ve-orhan-bursali-ile-israil-savas-makinesi-ve-yuksek-teknoloji">Müfit Akyos ve Orhan Bursalı ile &#8220;İsrail savaş makinesi ve yüksek teknoloji&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="yt-core-attributed-string yt-core-attributed-string--white-space-pre-wrap" dir="auto"><span class="yt-core-attributed-string--link-inherit-color" dir="auto">Teknoloji Yönetimi Danışmanı Müfit Akyos, &#8220;Gazze&#8217;de Filistin halkına yönelik saldırıların bir an önce son bulması&#8221; dileğini paylaşırken, İsrail&#8217;in silah gücünün kökenlerinden söz etti. </span></span></p>
<p><span class="yt-core-attributed-string yt-core-attributed-string--white-space-pre-wrap" dir="auto"><span class="yt-core-attributed-string--link-inherit-color" dir="auto">Akyos&#8217;a göre, İsrail&#8217;de savunma sanayisinin alt yapısını, kuruluşundan bu yana yüksek teknolojiye verilen önem oluşturuyor.</span></span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/mufit-akyos-ve-orhan-bursali-ile-israil-savas-makinesi-ve-yuksek-teknoloji">Müfit Akyos ve Orhan Bursalı ile &#8220;İsrail savaş makinesi ve yüksek teknoloji&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32113</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Feb 2024 13:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[çin halk cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[devlet planlama teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[silikon vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi değil, Çin devleti. Devlet, araştırma ve üniversiteleri geniş kaynaklarla destekliyor: Çin’in önde gelen araştırma üniversitelerinin yıllık bütçeleri, milyar dolar mertebesinde. Bu konuda daha önce, HBT’de bir yazı yazmış ve Çin’de 3.000 üniversite olsa da, en üst seviyedeki elit üniversitelerini büyük kaynaklarla desteklediklerini anlatmıştım. Misafirim, Shenzen şehrinden geliyor. Shenzen, 1979 yılında Hong Kong’un ana karaya bağlandığı yerde, tam karşısında özel bir ekonomik bölge olarak kurulmuş bir şehir. Kurulduğundan beri teknoloji yatırımları ile büyüyerek, 44 yılda İstanbul büyüklüğüne gelmiş: 17,5 milyon nüfusu var. Ülkenin elektronik-bilgisayar endüstrisinin merkezi, Çin’in Silikon Vadisi diye de anılıyor. Huawei ve Tencent gibi teknoloji devlerinin ana merkezi Shenzen’de. Genç ve eğitimli bir nüfusu var. Tabii ki bunun için eğitime büyük önem vermişler. Misafirimin geldiği SusTech Üniversitesi, 2010’da kurulmuş. 10 sene içinde, dünyanın ilk 150 üniversitesi içine girmiş. Bu çok büyük bir başarı. Çin yeni üniversite kuruyor, 10 senede dünyanın en iyileri arasına giriyor; biz var olan kurumlarımızı yıkıyor, yerine yenisini koyamıyoruz. 2013 senesinde ilk 150’deki Boğaziçi Üniversitesi 10 sene sonra ilk 600’de bile yok. Çin ne yapıyor, biz niye geri gidiyoruz? Neden ilerlemiyoruz? Bilim Akademisi, Ekim başında üç değerli bilim insanını bir araya getirdi: MIT öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, ve Boğaziçi Üniversitesi’nin emekli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Şevket Pamuk. Katılamayanlar için “Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken ekonomi: kurumlar ve politika” başlıklı bu konferansın videosu Bilim Akademisi YouTube kanalında mevcut. Üç değerli bilim insanının özgün saptamalarını içeren bu videoyu baştan sona dinlemenizi öneririm; ancak Şevket Pamuk’un Türkiye ekonomisinin 200 yılını ayrıntılı grafiklerle açıkladığı gidişatını ve neyi yanlış yaptığımıza dair saptamalarını özetlemek istiyorum. Üç konuşmacının da konuşmalarında vurguladıkları şey, dünyadaki ekonomik büyümenin kaynağının teknolojik gelişmeler olduğu. Bu teknolojileri geliştiren ve en iyi şekilde yararlanan ülkeler, Amerika ve Batı Avrupa devletleri. Diğer ülkeler, sanayi devriminin başladığı yıllardan birinci dünya savaşına kadar onlara göre fakirleşiyorlar, geriliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, bu fakirleşmeyi gören bir grup aydının, bu gerilemeyi durdurmak üzere harekete geçmesiyle kuruluyor ve yavaş yavaş ara kapanmaya başlıyor. Daha hızlı ilerleme dönemleri var, ancak son dönemde duraklama yaşıyoruz. Aynı dönemde Japonya, Kore, hatta İspanya, İtalya bizden daha hızlı ilerliyor, biz benzer bir atılım yapamadığımız gibi son dönemde bir duraklama devrine giriyoruz. Atılım yapamamamızın, gerilememizin çok çeşitli sebepleri var: Hukukun işlememesi, kurumların zayıflığı, eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, düşük katma değerli sektörlere yatırım yapılması, yüksek teknolojiye yapılmaması. Şevket Pamuk’un bir saptamasını aktarmak istiyorum: Çin, başarılı devlet politikaları yoluyla kalkınması ile önemli bir örnek oluşturuyor. Şevket Pamuk, Türkiye’de devlete yakın olan kişilerin kayırılmasının kural haline gelmesi nedeniyle Türkiye’de devletin etkili olmaktan çıktığını düşünüyor. Etkisiz hale gelen devlet kurumlarının pek çok örneği var: Birincisi pek tabii ki kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı. İkincisi ise üniversiteler&#8230; Değerli emekli hocalarının emekli kartlarını iptal ederek üniversite ile bağlarını zayıflatmaya çalışan, bu gibi bilimsel toplantıların kampüste düzenlenmesine izin vermeyen, gerileyen, düşünce üretemeyen üniversiteler. Lale Akarun *Bu yazı, HBT Dergi 394. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu">Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi değil, Çin devleti.</p>
<div class="page" title="Page 3">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Devlet, araştırma ve üniversiteleri geniş kaynaklarla destekliyor: Çin’in önde gelen araştırma üniversitelerinin yıllık bütçeleri, milyar dolar mertebesinde. Bu konuda daha önce, HBT’de bir yazı yazmış ve Çin’de 3.000 üniversite olsa da, en üst seviyedeki elit üniversitelerini büyük kaynaklarla desteklediklerini anlatmıştım.</p>
<p>Misafirim, Shenzen şehrinden geliyor. Shenzen, 1979 yılında Hong Kong’un ana karaya bağlandığı yerde, tam karşısında özel bir ekonomik bölge olarak kurulmuş bir şehir. Kurulduğundan beri teknoloji yatırımları ile büyüyerek, 44 yılda İstanbul büyüklüğüne gelmiş: 17,5 milyon nüfusu var. Ülkenin elektronik-bilgisayar endüstrisinin merkezi, Çin’in Silikon Vadisi diye de anılıyor. Huawei ve Tencent gibi teknoloji devlerinin ana merkezi Shenzen’de. Genç ve eğitimli bir nüfusu var. Tabii ki bunun için eğitime büyük önem vermişler. Misafirimin geldiği SusTech Üniversitesi, 2010’da kurulmuş. 10 sene içinde, dünyanın ilk 150 üniversitesi içine girmiş. Bu çok büyük bir başarı.</p>
<p><strong>Çin yeni üniversite kuruyor, 10 senede dünyanın en iyileri arasına giriyor</strong>; biz var olan kurumlarımızı yıkıyor, yerine yenisini koyamıyoruz. 2013 senesinde ilk 150’deki Boğaziçi Üniversitesi 10 sene sonra ilk 600’de bile yok. Çin ne yapıyor, <strong>biz niye geri gidiyoruz?</strong></p>
<p><strong>Neden ilerlemiyoruz?</strong></p>
<p>Bilim Akademisi, Ekim başında üç değerli bilim insanını bir araya getirdi: MIT öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, ve Boğaziçi Üniversitesi’nin emekli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Şevket Pamuk. Katılamayanlar için “Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken ekonomi: kurumlar ve politika” başlıklı bu konferansın videosu <strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=LnwvGpXqXSc&amp;ab_channel=BilimAkademisi">Bilim Akademisi YouTube</a></strong> kanalında mevcut.</p>
<p>Üç değerli bilim insanının özgün saptamalarını içeren bu videoyu baştan sona dinlemenizi öneririm; ancak Şevket Pamuk’un Türkiye ekonomisinin 200 yılını ayrıntılı grafiklerle açıkladığı gidişatını ve neyi yanlış yaptığımıza dair saptamalarını özetlemek istiyorum.</p>
<p>Üç konuşmacının da konuşmalarında vurguladıkları şey, dünyadaki ekonomik büyümenin kaynağının teknolojik gelişmeler olduğu. Bu teknolojileri geliştiren ve en iyi şekilde yararlanan ülkeler, Amerika ve Batı Avrupa devletleri. Diğer ülkeler, sanayi devriminin başladığı yıllardan birinci dünya savaşına kadar onlara göre fakirleşiyorlar, geriliyorlar.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, bu fakirleşmeyi gören bir grup aydının, bu gerilemeyi durdurmak üzere harekete geçmesiyle kuruluyor ve yavaş yavaş ara kapanmaya başlıyor. Daha hızlı ilerleme dönemleri var, ancak son dönemde duraklama yaşıyoruz.</p>
<p>Aynı dönemde Japonya, Kore, hatta İspanya, İtalya bizden daha hızlı ilerliyor, biz benzer bir atılım yapamadığımız gibi son dönemde bir duraklama devrine giriyoruz. Atılım yapamamamızın, gerilememizin çok çeşitli sebepleri var: Hukukun işlememesi, kurumların zayıflığı, eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, düşük katma değerli sektörlere yatırım yapılması, yüksek teknolojiye yapılmaması.</p>
<p>Şevket Pamuk’un bir saptamasını aktarmak istiyorum: Çin, başarılı devlet politikaları yoluyla kalkınması ile önemli bir örnek oluşturuyor. Şevket Pamuk, Türkiye’de devlete yakın olan kişilerin kayırılmasının kural haline gelmesi nedeniyle Türkiye’de devletin etkili olmaktan çıktığını düşünüyor.</p>
<p>Etkisiz hale gelen devlet kurumlarının pek çok örneği var: Birincisi pek tabii ki kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı. İkincisi ise üniversiteler&#8230; Değerli emekli hocalarının emekli kartlarını iptal ederek üniversite ile bağlarını zayıflatmaya çalışan, bu gibi bilimsel toplantıların kampüste düzenlenmesine izin vermeyen, gerileyen, düşünce üretemeyen üniversiteler.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Lale Akarun</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-394-26-ekim-2023-dijital-pdf/">394. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu">Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30889</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yüksek teknoloji için eylem çağrısı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yuksek-teknoloji-icin-eylem-cagrisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 05:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kuban]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[henrietta lacks]]></category>
		<category><![CDATA[meraklı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[otorite]]></category>
		<category><![CDATA[pazartesi sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[taş devri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29337</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜSİAD ve TÜBİSED&#8217;in (Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği) Türkiye’nin İkinci Yüzyılı’na yönelik olarak, dünyayı saran büyük teknolojik ve dijital dönüşümü yakalaması için bir rapor yayımladı ve çağrı yaptı. Ülkenin yüksek teknoloji üreten ve satan bir ülke olabilmekten başka çaresi yok. 9 bin dolarlık milli gelir tuzağından kurtulabilmesi ve yoksulluğu yenebilmesi için Türkiye’nin tek çıkış yolu. Rapor: Yüksek teknoloji ve dijital çağın neresindeyiz, içinde bulunduğumuz büyük dijital ve teknolojik dönüşüm hangi geleneksel sektörleri nasıl etkileyecek ve dönüştürecek, bunların ekonomik ve parasal etkileri, Türkiye’nin dünya ile kıyaslamaları, ne yapmamız gerektiği, bu dijital ve teknolojik dönüşümün ülkeye yapacağı büyük katkılar konularını rakamsal olarak ortaya koyuyor. Yeni buluşlar yeni malzemeler&#8230; Dergide hemen her fırsatta bu tür haberlere yer veriyoruz. İklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek için son derece önemli. Bu hafta elektrik tüketmeden serinleten bitki bazlı yeni malzemeyi okuyacaksınız. Güneş ışığına maruz kaldığında soğuyan bitki bazlı bir film olan malzeme, gelecekte enerji tüketimine ihtiyaç duymadan binaları, araçları ve diğer yapıları soğutma potansiyeline sahip. Bir diğeri diyabetik yaraları yüzde 30 daha hızlı iyileştiren bir yara bandı. Bir diğeri ise elektrikli araçların menzilini 10 kat artırabilecek buluş. Henrietta Lacks’in 100 yıllık öyküsü Lack siyahiydi. Kanserli hücrelerinden biyopsi örnekleri kendisinden ve ailesinden izin alınmadan çoğaltıldı. 70 yıldır deney amaçlı kullanılıyor. HeLa hücreleriyle yapılan çalışmalar modern tıbbın temelini oluşturdu; kanser, immünoloji ve bulaşıcı hastalık dahil birçok alanda önemli keşiflere aracı oldu. Ama bunlar bilimsel etiğe uygunsuz davranıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Yağmur Kan yazdı. ‘Bir rüya gördüm 14 Mayıs günü Alaaddin’in cini sandıktan çıktı; bana “üç dilek tut; üçünü de gerçekleştireceğim” diyor. Ne dilesem? Ne zor!’ Lale Akarun 14 Mayıs sonrası hayallerini paylaştı. 10 yıl sonra ne olacak? Doğan Kuban bu eski yazısında “Ben bir gelecek tahmincisi (Futurologue) değilim. Geleceğe çakşır (elbise) biçmek gibi bir amacım yok. Fakat dünyanın bütün politikacıları olayları başını gözünü yararak yorumlayıp, gerçekleşmeyen projelerden söz ederken seksen yıldan fazla yaşamış ve yirminci yüzyılın bütün politik palavralarını dinlemiş olan birinin, enerji buhranı, çölleşme ve ekonomik krizi kapımızda bulduğumuz şu günlerde on, on beş yıl sonrasına ilişkin bazı endişelerden söz etmesi olağan sayılmalı’ diyor. Yazı ufuk açıcı. ‘Bu birkaç fotoğraf karesinin deşifre edilmesi ne yazık ki büyünün de bozulmasına neden olacak. Artık pek bir önemi yok. Çünkü tüm o büyünün sahibi, hiç olmak zorunda bırakılmış, sihirbaz M. Sami Gürel (benim sevgili ilkokul öğretmenim) 5 Nisan 2023’te, 91 yaşında vefat etti! Tanol Türkoğlu’ndan&#8230; Ali Akurgal seçim sonrası enerji politikaları üzerine, hidrojenin %10 doğal gaza katılmasıyla yenilikçi bir yakıt üzerine yazdı. Hukuksuzluk, otoriterleşme Dergimizin 365. sayısında, Müfit Aksoy imzalı “Demokrasiyi otokrasiye taşıyan üçlü: Yolsuzluk, Cezasızlık, Suçluluk” başlıklı bir yazı yayımlanmıştı. Enver Kumbasar bu üçlüyü hukukçu gözlüğü ile irdeliyor. Komplo kuramlarıyla mücadele mümkün… Ama nasıl? Komplo kuramlarına inanmak hem toplumlara hem de bireylere zarar verebiliyor. Bunlara karşı çıkmak içi kullanılan geleneksel yaklaşımların yarar sağlamadığı artık biliniyor; fakat bazı alternatifler umut verici. Reyhan Oksay derledi. Brokoli bağırsak duvarını koruyor, hastalık riskini azaltıyor. Aralıklı oruç diyeti tip 2 diyabet riskini düşürüyor. Murat Altaş’ın hazırladığı Bilim ve Beslenme’de. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Sibel Çakır’ın yazısı psikolojik dayanıklılık üzerine. Mustafa Çetiner Diyet ve Sağlığımız’da D vitamini ve süt benzeri ürünleri ele aldı. Taş devri işaret dilini merak ediyor musunuz? Mağara resimlerindeki eksik parmaklı eller, yoksa bir taş devri işaret dilini mi temsil ediyor? Paleolitik devir el resimlerinde eksik olan parmakların, ritüel için kesilmiş veya donmuş olabileceği düşünülüyordu, fakat bazı yeni araştırmalar, bu ellerin bazı gizli mesajlar içerebileceğini akla getirdi. Nilgün Özbaşaran Dede derledi. Kültür Üniversitesi’nden Doç. Dr. Melis Seray Özden emekliliğin psikolojik yönlerini ele aldı. Pazartesileri iyi hissetmek için beynimizi nasıl eğitiriz? Siz de pazartesi sabahlarından nefret edenlerden misiniz? Beynimizi yeniden programlayarak, farklı düşünmesini sağlayabiliriz. Nasıl mı? Meraklının Köşesi’nde. Uykusuz bir gecenin ertesi günü için çalışanlara tüyolar Rita Urgan’dan. Hayvanlar da insanlar gibi mi uyuyor? Mercan Bursalı’nın hazırladığı Meraklı Çocuk’ta. En uzun boyun rekoru hangi dinozora ait? Pumaların av stratejisi: Avlanma bahçeleri. Hayvanlar Dünyası’nda. Yalnızlık insanı yoruyor&#8230; Avrupa’da Tunç çağında uyuşturucu&#8230; Fillerin kendilerini evcilleştirmesi ve diğerleri Araştırma Gündemi’nde&#8230; *** HBT Akademi E-kitaplarını izliyor musunuz? HBT Akademi ve yazarları Türkiye için düşünüyor, yazıyor, tartışıyor. Mutlaka sizin için bir tane vardır, ilginizi çekecek… Herkese Bilim Teknoloji, “HBT- Akademi” başlığı altında elektronik kitap (e-kitap) yayını yapıyor. Kitapların hepsi PDF formatında, bilgisayarlara indirilebiliyor. İktisatçı- araştırmacı yazarımız Bayram Ali Eşiyok 6 e-kitap hazırladı. Osman Bahadır’dan 3 e-kitap (Türkiye’de Tıbbın Evrimi (Galip Ata), Yeni Aydınlanma ve Sosyalizm, Thomas Kuhn ve Postmodernizm). Erdal Musoğlu: Geleceğimiz nasıl şekilleniyor? Yusuf Altıntaş: Büyük bir başarı hikayesi: Anadolu’dan Kanada ve Bilim Dünyasına Yolculuk. Bu kitapların kısa tanıtımlarına ve içeriğine herkesebilimteknoloji.com portalından ulaşabilirsiniz. Doğrudan adresi: www.herkesebilimteknoloji.com/kutuphane İktisat öğrencileri, iktisat öğretim görevlileri, Türkiye üzerine kafa yoranlar ve ekonomiyi anlamak isteyenler, gençler, meraklılar, geçmişi ve bugünü anlamak isteyenler, geleceği kurmak isteyen&#8230; Herkes bu kitapları bir şekilde incelemeli diye düşünüyoruz. *** Bir dergiyi daha size sunmaktan mutluyuz. Geleceğimiz bilimle teknoloji üretimiyle dolu bir Türkiye yaratılmasında. Bilime kulak veren bir siyasette, iktidar yapısında. Çocuklarımızın gençlerimizin bilgi ile araştırma merakı ile yetişmesinde. HBT bu yolda elinden gelen çabayı yapmaya çalışıyor. Bu çabaya destek vererek HBT çevresini genişletmek de sizden… Bilimde kalın sevgiyle kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yuksek-teknoloji-icin-eylem-cagrisi">Yüksek teknoloji için eylem çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29334 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/1-1-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/1-1-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/1-1-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/1-1.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />TÜSİAD ve TÜBİSED&#8217;in (Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği) Türkiye’nin İkinci Yüzyılı’na yönelik olarak, dünyayı saran büyük teknolojik ve dijital dönüşümü yakalaması için bir rapor yayımladı ve çağrı yaptı. Ülkenin yüksek teknoloji üreten ve satan bir ülke olabilmekten başka çaresi yok. 9 bin dolarlık milli gelir tuzağından kurtulabilmesi ve yoksulluğu yenebilmesi için Türkiye’nin tek çıkış yolu.</p>
<p><strong>Rapor:</strong> Yüksek teknoloji ve dijital çağın neresindeyiz, içinde bulunduğumuz büyük dijital ve teknolojik dönüşüm hangi geleneksel sektörleri nasıl etkileyecek ve dönüştürecek, bunların ekonomik ve parasal etkileri, Türkiye’nin dünya ile kıyaslamaları, ne yapmamız gerektiği, bu dijital ve teknolojik dönüşümün ülkeye yapacağı büyük katkılar konularını rakamsal olarak ortaya koyuyor.</p>
<p>Yeni buluşlar yeni malzemeler&#8230; Dergide hemen her fırsatta bu tür haberlere yer veriyoruz. İklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek için son derece önemli. Bu hafta elektrik tüketmeden serinleten bitki bazlı yeni malzemeyi okuyacaksınız. Güneş ışığına maruz kaldığında soğuyan bitki bazlı bir film olan malzeme, gelecekte enerji tüketimine ihtiyaç duymadan binaları, araçları ve diğer yapıları soğutma potansiyeline sahip. Bir diğeri diyabetik yaraları yüzde 30 daha hızlı iyileştiren bir yara bandı. Bir diğeri ise elektrikli araçların menzilini 10 kat artırabilecek buluş.</p>
<p><strong>Henrietta Lacks’in 100 yıllık öyküsü</strong></p>
<p>Lack siyahiydi. Kanserli hücrelerinden biyopsi örnekleri kendisinden ve ailesinden izin alınmadan çoğaltıldı. 70 yıldır deney amaçlı kullanılıyor. HeLa hücreleriyle yapılan çalışmalar modern tıbbın temelini oluşturdu; kanser, immünoloji ve bulaşıcı hastalık dahil birçok alanda önemli keşiflere aracı oldu. Ama bunlar bilimsel etiğe uygunsuz davranıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Yağmur Kan yazdı.</p>
<p>‘Bir rüya gördüm 14 Mayıs günü Alaaddin’in cini sandıktan çıktı; bana “üç dilek tut; üçünü de gerçekleştireceğim” diyor. Ne dilesem? Ne zor!’ Lale Akarun 14 Mayıs sonrası hayallerini paylaştı.</p>
<p>10 yıl sonra ne olacak? Doğan Kuban bu eski yazısında “Ben bir gelecek tahmincisi (Futurologue) değilim. Geleceğe çakşır (elbise) biçmek gibi bir amacım yok. Fakat dünyanın bütün politikacıları olayları başını gözünü yararak yorumlayıp, gerçekleşmeyen projelerden söz ederken seksen yıldan fazla yaşamış ve yirminci yüzyılın bütün politik palavralarını dinlemiş olan birinin, enerji buhranı, çölleşme ve ekonomik krizi kapımızda bulduğumuz şu günlerde on, on beş yıl sonrasına ilişkin bazı endişelerden söz etmesi olağan sayılmalı’ diyor. Yazı ufuk açıcı.</p>
<p>‘Bu birkaç fotoğraf karesinin deşifre edilmesi ne yazık ki büyünün de bozulmasına neden olacak. Artık pek bir önemi yok. Çünkü tüm o büyünün sahibi, hiç olmak zorunda bırakılmış, sihirbaz M. Sami Gürel (benim sevgili ilkokul öğretmenim) 5 Nisan 2023’te, 91 yaşında vefat etti! Tanol Türkoğlu’ndan&#8230;</p>
<p>Ali Akurgal seçim sonrası enerji politikaları üzerine, hidrojenin %10 doğal gaza katılmasıyla yenilikçi bir yakıt üzerine yazdı.</p>
<p><strong>Hukuksuzluk, otoriterleşme</strong></p>
<p>Dergimizin 365. sayısında, Müfit Aksoy imzalı “Demokrasiyi otokrasiye taşıyan üçlü: Yolsuzluk, Cezasızlık, Suçluluk” başlıklı bir yazı yayımlanmıştı. Enver Kumbasar bu üçlüyü hukukçu gözlüğü ile irdeliyor.</p>
<p>Komplo kuramlarıyla mücadele mümkün… Ama nasıl? Komplo kuramlarına inanmak hem toplumlara hem de bireylere zarar verebiliyor. Bunlara karşı çıkmak içi kullanılan geleneksel yaklaşımların yarar sağlamadığı artık biliniyor; fakat bazı alternatifler umut verici. Reyhan Oksay derledi.</p>
<p>Brokoli bağırsak duvarını koruyor, hastalık riskini azaltıyor. Aralıklı oruç diyeti tip 2 diyabet riskini düşürüyor. Murat Altaş’ın hazırladığı Bilim ve Beslenme’de.</p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Sibel Çakır’ın yazısı psikolojik dayanıklılık üzerine.</p>
<p>Mustafa Çetiner Diyet ve Sağlığımız’da D vitamini ve süt benzeri ürünleri ele aldı.</p>
<p><strong>Taş devri işaret dilini merak ediyor musunuz?</strong></p>
<p>Mağara resimlerindeki eksik parmaklı eller, yoksa bir taş devri işaret dilini mi temsil ediyor? Paleolitik devir el resimlerinde eksik olan parmakların, ritüel için kesilmiş veya donmuş olabileceği düşünülüyordu, fakat bazı yeni araştırmalar, bu ellerin bazı gizli mesajlar içerebileceğini akla getirdi. Nilgün Özbaşaran Dede derledi.</p>
<p>Kültür Üniversitesi’nden Doç. Dr. Melis Seray Özden emekliliğin psikolojik yönlerini ele aldı.</p>
<p>Pazartesileri iyi hissetmek için beynimizi nasıl eğitiriz? Siz de pazartesi sabahlarından nefret edenlerden misiniz? Beynimizi yeniden programlayarak, farklı düşünmesini sağlayabiliriz. Nasıl mı? Meraklının Köşesi’nde.</p>
<p>Uykusuz bir gecenin ertesi günü için çalışanlara tüyolar Rita Urgan’dan.</p>
<p>Hayvanlar da insanlar gibi mi uyuyor? Mercan Bursalı’nın hazırladığı Meraklı Çocuk’ta. En uzun boyun rekoru hangi dinozora ait? Pumaların av stratejisi: Avlanma bahçeleri. Hayvanlar Dünyası’nda.</p>
<p>Yalnızlık insanı yoruyor&#8230; Avrupa’da Tunç çağında uyuşturucu&#8230; Fillerin kendilerini evcilleştirmesi ve diğerleri Araştırma Gündemi’nde&#8230;</p>
<p>***</p>
<p><strong>HBT Akademi E-kitaplarını izliyor musunuz?</strong></p>
<p>HBT Akademi ve yazarları Türkiye için düşünüyor, yazıyor, tartışıyor. Mutlaka sizin için bir tane vardır, ilginizi çekecek… Herkese Bilim Teknoloji, “HBT- Akademi” başlığı altında elektronik kitap (e-kitap) yayını yapıyor. Kitapların hepsi PDF formatında, bilgisayarlara indirilebiliyor. İktisatçı- araştırmacı yazarımız Bayram Ali Eşiyok 6 e-kitap hazırladı. Osman Bahadır’dan 3 e-kitap (Türkiye’de Tıbbın Evrimi (Galip Ata), Yeni Aydınlanma ve Sosyalizm, Thomas Kuhn ve Postmodernizm). Erdal Musoğlu: Geleceğimiz nasıl şekilleniyor? Yusuf Altıntaş: Büyük bir başarı hikayesi: Anadolu’dan Kanada ve Bilim Dünyasına Yolculuk.</p>
<p>Bu kitapların kısa tanıtımlarına ve içeriğine herkesebilimteknoloji.com portalından ulaşabilirsiniz. Doğrudan adresi: <strong><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/kutuphane">www.herkesebilimteknoloji.com/kutuphane</a></strong></p>
<p>İktisat öğrencileri, iktisat öğretim görevlileri, Türkiye üzerine kafa yoranlar ve ekonomiyi anlamak isteyenler, gençler, meraklılar, geçmişi ve bugünü anlamak isteyenler, geleceği kurmak isteyen&#8230; Herkes bu kitapları bir şekilde incelemeli diye düşünüyoruz.</p>
<p>***</p>
<p>Bir dergiyi daha size sunmaktan mutluyuz. Geleceğimiz bilimle teknoloji üretimiyle dolu bir Türkiye yaratılmasında. Bilime kulak veren bir siyasette, iktidar yapısında. Çocuklarımızın gençlerimizin bilgi ile araştırma merakı ile yetişmesinde. HBT bu yolda elinden gelen çabayı yapmaya çalışıyor. Bu çabaya destek vererek HBT çevresini genişletmek de sizden…</p>
<p>Bilimde kalın sevgiyle kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yuksek-teknoloji-icin-eylem-cagrisi">Yüksek teknoloji için eylem çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29337</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ sorunu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yapay-zeka-sorunu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2017 08:27:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[AlphaGo]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[DeepMind]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başarısını zekâsına değil de düzenli çalışmasına bağlayan Aziz Sancar&#8216;ın gündeme getirdiği Zekâ-IQ ilişkisi yeterince tartışılmadan unutuldu gitti. Cem Say’ın “Yapay Zekâ derin düşünebiliyor mu?” başlıklı denemesi konuyu tazeledi. HBT 1 Temmuz sayısındaki açıklamasını ilgiyle okudum. Gelişmeleri öğrendim yazarı kutluyorum. Eski moda bir yapay zekâ meraklısı olarak bazı işleri bizden daha çabuk yapsalar da, insandan daha zeki bir bilgisayar yapılabileceği konusunda kuşkularım sürüyor. Yapay Zekâ, bana 40 yıl önce 3 boyutlu bir sinema salonunda izlediğim “Bir Uzay Serüveni” (Space Odyssey 2000) filmini anımsatıyor.  Bilim kurgu öykünün senaryosu Üstün yetenekli bir yapay zekâ, bugünkü adıyla bir bilgisayar, insan ömrünü aşan uzun yolculuğun güvenliğinden ve yolcuların yönetim ve gözetiminden sorumludur. Yolcuları uyutup uyandırarak ömürlerini uzatmakta ve görevlendirmektedir. Ancak bazı yolcular kaybolmaya ve kazaya uğramaya başlayınca, sıradan zekâlı bir yolcu araştırmaya başlar. Yapay zekâ ile doğal zekânın ölümcül mücadelesi sonunda insan yapay zekânın belleğine ulaşır ve birimlerini teker teker sökerken düğüm çözülür. Yapay Zekâ suçsuz olduğunu, ruh hastası bir uzmanın talimatını yerine getirdiğini itiraf eder. Sona eren öykü izleyicileri şu sorun ile karşı karşıya bırakır: Ülkenin ve dünyanın yönetimini süper güçlü bir Yapay Zekâ ele geçirirse halimiz nice olur? 007 James Bond dizileri Medyada izlediğimiz çılgın “Dr. Nomos” dizileri, sanımca bu sorunu gündemde tutuyor. Gerçi gençleşen James Bond kuşakları son anda nükleer bir savaş çıkarmak isteyen çılgınların hakkından geliyor ama biraz gecikseler uygarlığın ve insanlığın sonu olabilir. Bu filmlerin bazı korku kuşkularımızı gideriyor olması acaba yeterli mi? Uygarlık ve insanlığın geleceği Paranoya hastası bir kişinin ülke ve hatta dünya yönetimini ele geçirmesi, uygarlık değerlerine son vermesi nasıl önlenebilir? Günümüzde siyaset, medya aracılığı ile yapıldığı için medyayı yöneten ya da denetleyen dünyayı yönetiyor. Sorun, bilgisayar mühendislerinin, yapay zekâyı geliştirenlerin ruh sağlığından daha yaşamsal bir düzeyde görünüyor. Demokratik yönetimler seçimle geldiğine göre, seçmenlerin eğitim düzeyi, en az araştırmacı ve yöneticilerin eğitimi kadar yaşamsal önem kazanıyor. Ortalama eğitimi ilkokul düzeyinde olan bir toplumda, Anayasal kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ne kadar önemli veya anlamlıdır? Geçen yıllarda, DeepMind ve AlphaGo programları, uzmanların desteğinde dünya şampiyonlarına karşı başarılı sonuçlar aldı. Cem Say’a göre, özel teknikle hazırlanan AlphaGo kendi kendine öğrenme düzeyine çok yaklaşmış. Bu ön bilgiyle düşünmeye başladım. Eğitim düzeyi yeterli olmayan toplum ve yöneticiler için bir kendi kendine öğrenme teknolojisi geliştirilebilir mi? Ya da ulusal eğitim programlarına böyle bir boyut kazandırılabilir mi? Öğrencilerimizin erken yaşlarda bilgisayar öğrenmesine önem veriyoruz. Öğretmen ve eğitimciler için de kendi kendilerine öğrenme bir programı geliştirilemez mi? Teknolojiyi türleri ve doğayı evcilleştirmek için kullandık bugüne değin. Acaba, kendi kendimizi ve içimizdeki vahşi eğilimleri evcilleştirmek için evcil bir teknoloji geliştirebilir miyiz? Belki açıkladığımdan çok daha fazla soru var, ama geleceğimiz ve güvenliğimiz, sorduğumuz sorulara bağlı görünüyor. Bilim, bildiklerimizi uygulayıp yinelemekle veya diploma ile değil, HBT&#8217;nin her sayfasında vurgulandığı gibi, sorgulayıp araştırmakla başlıyor. Bozkurt Güvenç</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yapay-zeka-sorunu">Yapay Zekâ sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarısını zekâsına değil de düzenli çalışmasına bağlayan <strong>Aziz Sancar</strong>&#8216;ın gündeme getirdiği Zekâ-IQ ilişkisi yeterince tartışılmadan unutuldu gitti. <strong>Cem Say</strong>’ın “Yapay Zekâ derin düşünebiliyor mu?” başlıklı denemesi konuyu tazeledi. HBT 1 Temmuz sayısındaki açıklamasını ilgiyle okudum. Gelişmeleri öğrendim yazarı kutluyorum. Eski moda bir yapay zekâ meraklısı olarak bazı işleri bizden daha çabuk yapsalar da, insandan daha zeki bir bilgisayar yapılabileceği konusunda kuşkularım sürüyor.</p>
<p>Yapay Zekâ, bana 40 yıl önce 3 boyutlu bir sinema salonunda izlediğim “Bir Uzay Serüveni” <em>(Space Odyssey 2000)</em> filmini anımsatıyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bilim kurgu öykünün senaryosu</strong></p>
<p>Üstün yetenekli bir yapay zekâ, bugünkü adıyla bir bilgisayar, insan ömrünü aşan uzun yolculuğun güvenliğinden ve yolcuların yönetim ve gözetiminden sorumludur. Yolcuları uyutup uyandırarak ömürlerini uzatmakta ve görevlendirmektedir.</p>
<p>Ancak bazı yolcular kaybolmaya ve kazaya uğramaya başlayınca, sıradan zekâlı bir yolcu araştırmaya başlar. Yapay zekâ ile doğal zekânın ölümcül mücadelesi sonunda insan yapay zekânın belleğine ulaşır ve birimlerini teker teker sökerken düğüm çözülür. Yapay Zekâ suçsuz olduğunu, ruh hastası bir uzmanın talimatını yerine getirdiğini itiraf eder.</p>
<p>Sona eren öykü izleyicileri şu sorun ile karşı karşıya bırakır: Ülkenin ve dünyanın yönetimini süper güçlü bir Yapay Zekâ ele geçirirse halimiz nice olur?</p>
<p><strong>007 James Bond dizileri</strong></p>
<p>Medyada izlediğimiz çılgın “<strong>Dr. Nomos</strong>” dizileri, sanımca bu sorunu gündemde tutuyor. Gerçi gençleşen James Bond kuşakları son anda nükleer bir savaş çıkarmak isteyen çılgınların hakkından geliyor ama biraz gecikseler uygarlığın ve insanlığın sonu olabilir. Bu filmlerin bazı korku kuşkularımızı gideriyor olması acaba yeterli mi?</p>
<p><strong>Uygarlık ve insanlığın geleceği</strong></p>
<p>Paranoya hastası bir kişinin ülke ve hatta dünya yönetimini ele geçirmesi, uygarlık değerlerine son vermesi nasıl önlenebilir? Günümüzde siyaset, medya aracılığı ile yapıldığı için medyayı yöneten ya da denetleyen dünyayı yönetiyor. Sorun, bilgisayar mühendislerinin, yapay zekâyı geliştirenlerin ruh sağlığından daha yaşamsal bir düzeyde görünüyor.</p>
<p>Demokratik yönetimler seçimle geldiğine göre, seçmenlerin eğitim düzeyi, en az araştırmacı ve yöneticilerin eğitimi kadar yaşamsal önem kazanıyor.</p>
<p><strong>Ortalama eğitimi ilkokul düzeyinde olan bir toplumda, Anayasal kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ne kadar önemli veya anlamlıdır?</strong></p>
<p>Geçen yıllarda, <em>DeepMind ve AlphaGo</em> programları, uzmanların desteğinde dünya şampiyonlarına karşı başarılı sonuçlar aldı. Cem Say’a göre, özel teknikle hazırlanan <em>AlphaGo kendi kendine öğrenme</em> düzeyine çok yaklaşmış.</p>
<p>Bu ön bilgiyle düşünmeye başladım. Eğitim düzeyi yeterli olmayan toplum ve yöneticiler için bir <em>kendi kendine öğrenme</em> teknolojisi geliştirilebilir mi? Ya da ulusal eğitim programlarına böyle bir boyut kazandırılabilir mi?</p>
<p>Öğrencilerimizin erken yaşlarda bilgisayar öğrenmesine önem veriyoruz. Öğretmen ve eğitimciler için de kendi kendilerine öğrenme bir programı geliştirilemez mi?</p>
<p>Teknolojiyi türleri ve doğayı evcilleştirmek için kullandık bugüne değin. Acaba, kendi kendimizi ve içimizdeki vahşi eğilimleri evcilleştirmek için evcil bir teknoloji geliştirebilir miyiz?</p>
<p>Belki açıkladığımdan çok daha fazla soru var, ama geleceğimiz ve güvenliğimiz, sorduğumuz sorulara bağlı görünüyor.</p>
<p>Bilim, bildiklerimizi uygulayıp yinelemekle veya diploma ile değil, HBT&#8217;nin her sayfasında vurgulandığı gibi, sorgulayıp araştırmakla başlıyor.</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yapay-zeka-sorunu">Yapay Zekâ sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8265</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aziz Sancar, inovasyon ve imalat sanayi: Ne yapmalı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/aziz-sancar-inovasyon-imalat-sanayi-ne-yapmali</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2017 07:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[imalat]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[nobel'in öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8248</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü kitabı: Hiçbir şey altın tepsi içinde sunulmaz Sancar’a… Bursalı her kütüphanede bulunması gereken önemli bir yapıtla çıkmış okurun karşısına. Kitap boyunca bilime ve öğrenmeye tutkulu parlak bir beynin derslerle, mücadeleyle, yer yer hüzünle dolu bilimsel araştırma serüvenine tanık oluyorsunuz&#8230; Peki, ne ders çıkarmalı? Aykırı görüş ileri sürmenin eleştirildiği, yer yer yasaklandığı bir toplumda yaşıyoruz. İki insan arasında yapılan bir tartışmada dahi farklı, aykırı bir görüş ileri sürüldüğünde “icat çıkarma!” uyarısı sıkılıkla ifade edilir. Daha da genelleştirirsek soru sormanın, eleştirmenin, anlamanın bastırıldığı, oto-sansürün ve korkunun tüm toplumun hücrelerine işlediği bir iklimde neden bir Kant’ın, bir Newton’un ya da bir Marx’ın çıkmadığına şaşırmamak gerekiyor. Bu nedenle, teknolojik gelişmeyi ve yeniliği salt bir mühendislik/teknik olgu olarak değil, sosyo-ekonomik ilişkiler tarafından belirlenen bir süreç olarak çözümlemek daha da anlam kazanıyor. Aziz Sancar mı? Sancar’ın Nobel ile taçlanacak olan bilim yolculuğu engellerle doludur… Hiçbir şey altın tepsi içinde sunulmaz Sancar’a… Sancar’ın bilimsel serüvenini Orhan Bursalı henüz Kırmızı Kedi yayınlarında çıkan Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü isimli eserinde ustaca anlatıyor, çözümlüyor&#8230; Bursalı her kütüphanede bulunması gereken önemli bir yapıtla çıkmış okurun karşısına. Kitap boyunca bilime ve öğrenmeye tutkulu parlak bir beynin derslerle, mücadeleyle, yer yer hüzünle dolu bilimsel araştırma serüvenine tanık oluyorsunuz. Peki, Aziz Sancar Türkiye’de kalsaydı bu başarımı yakalayabilir miydi? Ergun Türkcan’a göre bu sorunun yanıtı hayırdır. Yaklaşık yarım yüzyıldır B&#38;T politikaları ile uğraşan, henüz yayınlanmamış Bilim ve Teknoloji Politikaları isimli eserinin ikinci cildinin Epilog bölümünde Türkcan şunları yazıyor: &#8220;Bu yapısal eksiklik veya bozulmaların üstünü Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Ödülüyle örtemeyiz. O bir heyecan, bir teşvik ve gelecek kuşaklara bir örnektir. Ama unutulmasın ki, onun araştırmalarına bizim sistemden bir kuruş yardım gitmedi; acaba ülkesinde kalsaydı, araştırması için değil 25-30 milyon dolar, 20-30 bin TL bulabilir miydi? Bulsa, verilen proje parasının son kuruşuna kadar karışan ve hemen sonuç bekleyen ‘araştırma müfettişi’ görevliler nedeniyle kaç ay klinik deney yapabilir, kaç yardımcı çalıştırabilirdi?&#8221; İmalat sanayi inovasyon yapıyor mu? Sanayi 4.0’ün anahtar kavramlarından biri inovasyon. Teknolojik yenilik kapasitesini artıran ülkeler ve firmalar hızlı üretim ve gelir artışı sağlamanın yanında küresel ağlara eklemlenme kapasitelerini artırıp önemli avantajlar elde ediyor… Yenilikler; süreç-yenilikler (process-innovations) ve ürün-yenilikler (product-innovations) olarak iki kategori altında toplanıyor. Süreç-yenilikler; girdi fiyatları sabitken, teknolojideki üretim birimi başına ortalama maliyetleri düşüren iyileşmeler olarak tanımlanıyor. Teknolojideki yeni ürünlerin (malların) üretilmesine olanak veren iyileşmeler ise ürün-yenilikler kapsamında inceleniyor. Ancak birçok durumda, maliyet düşürücü bir süreç yeniliği, aynı zamanda ürün bileşiminde değişiklik yaparak veya yeni ürünlerin üretilmesini olanaklı hale getirebiliyor. Şimdi temel soruyu sormanın zamanı: Türkiye imalat sanayi inovasyon yapıyor mu? Sorunun yanıtı için biraz ampirizme başvurmak zorunlu… 2012-2014 dönemini kapsayan yenilik çalışmasına ilişkin bulgular aşağıda tabloda özetleniyor. Tablo şunu söylüyor: İmalat sanayinde işletmelerin sadece %25.7’si ürün yeniliği yapıyor… Süreç yeniliği, yani maliyetleri düşürmeye yönelik teknolojik yenilik oranı ise %31.6… Kısaca imalat sanayi yenilikçi değil. Yenilikçi olmayan imalat sanayinin ithalata bağımlılığı artıyor, ihracatta tökezliyor… İmalat sanayinde yenilikçi ve yenilikçi olmayan sektörler TÜİK tarafından sektörel düzeyde yayınlanan en son yenilik istatistikleri 2002-2004 dönemini kapsamasına karşın, ilginç bulgular söz konusu. Örneğin, imalat sanayinde en yenilikçi sektörlerin başında ileri teknoloji içerikli sektör kategorisinde yer alan radyo, televizyon, haberleşme teçhizatı ve cihazları imalat sektörü geliyor. Söz konusu sektörde teknolojik yenilik oranı %80.6 gibi yüksek bir oranda gerçekleşmiş. İmalat sanayinde teknolojik yenilik yapma oranı görece yüksek diğer sektörler ise şunlar: Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı (%69.4); motorlu kara taşıtları ve römork sektörü (%59.8); kağıt hamuru, kağıt ve kağıt ürünleri imalatı (%53). İmalat sanayinde teknolojik yenilik oranı en düşük sektörlerin başında ise tütün ürünleri imalatı (%12.1), derinin tabaklanması ve işlenmesi (%17.7), giyim eşyası imalatı (%21.9) ve gıda ürünleri ve içecek imalatı (%29.5) gibi teknoloji içeriği düşük emek ve kaynak yoğun sektörler geliyor. Dünyadaki yerimiz: Makedonya, Belarus, Vietnam ve Katar’ın altında Önceki satırlarda dünyayı hesaba katılmadan Türkiye üzerinde duruldu. Ancak Türkiye’nin dünyadaki göreli konumunu da incelemek gerekir. Uluslararası inovasyon ölçümü yapan Küresel İnovasyon Endeksi (Global Innovation Index) isimli çalışmanın 2015 bulguları incelendiğinde, en yenilikçi ülkeler sıralamasında İsviçre, İngiltere, İsveç, Hollanda ve ABD ilk beş sırada konumlanmış. Türkiye 141 ülke arasında 58. sırada yer almış. Türkiye’nin üzerinde Makedonya, Belarus, Vietnam, Katar gibi küçük ekonomiler bulunuyor. Dünyanın 18. ya da 19.ekonomisi olan Türkiye’nin inovasyon söz konusu olduğunda 58. sırada yer alması, Türkiye ekonomisinin yapısal/bağımlılık sorunlarına işaret ediyor. Türkiye teknoloji üreterek ve yenilik yaparak uluslararası ticarete eklemlenmiyor… Küresel üretim ağlarına temel olarak yenilikçi olmayan ve teknoloji düzeyi düşük emek ve kaynak yoğun sektörler temelinde katılıyor. Düşük profilli sektörlere dayanan ihracat tökezliyor. Türkiye tedarikçi ülke olma konumunu değiştiremiyor. Ne yapmalı? Aslında “ne yapmalı?” yerine, “nasıl yapmalı?” daha tercih edilebilir bir başlık olmalıydı. Ne yazık, henüz “ne yapmalı?” aşamasındayız. Türkiye’nin Sanayi 4.0 olarak tanımlanan ve giderek iktisadi ve sosyal alanlarda önemli alt-üst oluşlara neden olan/olacak gelişmelerin farkında olup olmadığından emin değiliz. Farkında ise buna uygun, bu dönüşümü önceleyecek hangi politika setlerinin hazırlandığını bilmiyoruz. Bildiklerimiz ise Sanayi 4.0’ün bileşenlerinden (Ar-Ge, eğitim, inovasyon, patent, yüksek teknoloji üretimi vs.) Türkiye’nin hiç de iç açı bir konumda olmadığı… Peki, ne yapmalı? 1980’lerden günümüze kadar uygulana gelen neo-liberal politikalar Türkiye’yi düşük ve orta-teknoloji tuzağına mahkûm etti. Yapısal dönüşüm sağlanamadı. Üretkenlik artışları sınırlı kaldı. Ekonominin dışa/ithalata olan bağımlılığı daha da derinleşti. Ekonomi inşaatlaşırken, imalat gibi, tarım gibi üretken sektörler geriledi. Ekonominin geldiği bu noktada, üretim yapısını yüksek teknoloji içerikli sektörler temelinde yeniden yapılandıracak ve tempolu büyümeyi sağlayacak yeni bir kalkınma stratejisi ve bu stratejinin en temel bileşeni olarak seçici sanayi politikalarının hazırlanıp uygulanması zorunlu. Seçici sanayi ve teknoloji politikalarının yüksek sabit yatırım oranları ile teknolojik gelişmeye, teknolojik yeniliklere, üretim ve verim artışlarına ve hızlı büyümeye neden olacağı gerçeğini yeniden hatırlayarak&#8230; Ve sanayileşmede başarılı olmuş ülkelerin kaynak tahsis sürecinde piyasa yanında planlamayı kullandıkları gerçeğini hiç unutmayarak! Bayram Ali Eşiyok</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/aziz-sancar-inovasyon-imalat-sanayi-ne-yapmali">Aziz Sancar, inovasyon ve imalat sanayi: Ne yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü kitabı:</strong> Hiçbir şey altın tepsi içinde sunulmaz Sancar’a… <strong>Bursalı</strong> her kütüphanede bulunması gereken önemli bir yapıtla çıkmış okurun karşısına. Kitap boyunca bilime ve öğrenmeye tutkulu parlak bir beynin derslerle, mücadeleyle, yer yer hüzünle dolu bilimsel araştırma serüvenine tanık oluyorsunuz&#8230; Peki, ne ders çıkarmalı?</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-5200 alignright" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/nbl-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/nbl-206x300.jpg 206w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/nbl.jpg 338w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" /></p>
<p>Aykırı görüş ileri sürmenin eleştirildiği, yer yer yasaklandığı bir toplumda yaşıyoruz. İki insan arasında yapılan bir tartışmada dahi farklı, aykırı bir görüş ileri sürüldüğünde “icat çıkarma!” uyarısı sıkılıkla ifade edilir. Daha da genelleştirirsek soru sormanın, eleştirmenin, anlamanın bastırıldığı, oto-sansürün ve korkunun tüm toplumun hücrelerine işlediği bir iklimde neden bir Kant’ın, bir Newton’un ya da bir Marx’ın çıkmadığına şaşırmamak gerekiyor. Bu nedenle, teknolojik gelişmeyi ve yeniliği salt bir mühendislik/teknik olgu olarak değil, sosyo-ekonomik ilişkiler tarafından belirlenen bir süreç olarak çözümlemek daha da anlam kazanıyor.</p>
<p>Aziz Sancar mı? Sancar’ın Nobel ile taçlanacak olan bilim yolculuğu engellerle doludur… Hiçbir şey altın tepsi içinde sunulmaz Sancar’a… Sancar’ın bilimsel serüvenini <strong>Orhan Bursalı</strong> henüz Kırmızı Kedi yayınlarında çıkan <strong>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü</strong> isimli eserinde ustaca anlatıyor, çözümlüyor&#8230;</p>
<p><strong>Bursalı</strong> her kütüphanede bulunması gereken önemli bir yapıtla çıkmış okurun karşısına. Kitap boyunca bilime ve öğrenmeye tutkulu parlak bir beynin derslerle, mücadeleyle, yer yer hüzünle dolu bilimsel araştırma serüvenine tanık oluyorsunuz.</p>
<p>Peki, Aziz Sancar Türkiye’de kalsaydı bu başarımı yakalayabilir miydi? <strong>Ergun Türkcan’a</strong> göre bu sorunun yanıtı hayırdır. Yaklaşık yarım yüzyıldır B&amp;T politikaları ile uğraşan, henüz yayınlanmamış <strong>Bilim ve Teknoloji Politikaları</strong> isimli eserinin ikinci cildinin Epilog bölümünde Türkcan şunları yazıyor:</p>
<p><em>&#8220;Bu yapısal eksiklik veya bozulmaların üstünü Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Ödülüyle örtemeyiz. O bir heyecan, bir teşvik ve gelecek kuşaklara bir örnektir. Ama unutulmasın ki, onun araştırmalarına bizim sistemden bir kuruş yardım gitmedi; acaba ülkesinde kalsaydı, araştırması için değil 25-30 milyon dolar, 20-30 bin TL bulabilir miydi? Bulsa, verilen proje parasının son kuruşuna kadar karışan ve hemen sonuç bekleyen ‘araştırma müfettişi’ görevliler nedeniyle kaç ay klinik deney yapabilir, kaç yardımcı çalıştırabilirdi?&#8221;</em></p>
<p><strong>İmalat sanayi inovasyon yapıyor mu?</strong></p>
<p>Sanayi 4.0’ün anahtar kavramlarından biri inovasyon. Teknolojik yenilik kapasitesini artıran ülkeler ve firmalar hızlı üretim ve gelir artışı sağlamanın yanında küresel ağlara eklemlenme kapasitelerini artırıp önemli avantajlar elde ediyor…</p>
<p>Yenilikler; <strong>süreç-yenilikler</strong> (process-innovations) ve <strong>ürün-yenilikler</strong> (product-innovations) olarak iki kategori altında toplanıyor. Süreç-yenilikler; girdi fiyatları sabitken, teknolojideki üretim birimi başına ortalama maliyetleri düşüren iyileşmeler olarak tanımlanıyor. Teknolojideki yeni ürünlerin (malların) üretilmesine olanak veren iyileşmeler ise ürün-yenilikler kapsamında inceleniyor. Ancak birçok durumda, maliyet düşürücü bir süreç yeniliği, aynı zamanda ürün bileşiminde değişiklik yaparak veya yeni ürünlerin üretilmesini olanaklı hale getirebiliyor.</p>
<p>Şimdi temel soruyu sormanın zamanı: Türkiye imalat sanayi inovasyon yapıyor mu? Sorunun yanıtı için biraz ampirizme başvurmak zorunlu… 2012-2014 dönemini kapsayan yenilik çalışmasına ilişkin bulgular aşağıda tabloda özetleniyor. Tablo şunu söylüyor: İmalat sanayinde işletmelerin sadece %25.7’si ürün yeniliği yapıyor… Süreç yeniliği, yani maliyetleri düşürmeye yönelik teknolojik yenilik oranı ise %31.6… Kısaca imalat sanayi yenilikçi değil. Yenilikçi olmayan imalat sanayinin ithalata bağımlılığı artıyor, ihracatta tökezliyor…</p>
<p><strong>İmalat sanayinde yenilikçi ve yenilikçi olmayan sektörler</strong><strong><br />
</strong></p>
<p>TÜİK tarafından sektörel düzeyde yayınlanan en son yenilik istatistikleri 2002-2004 dönemini kapsamasına karşın, ilginç bulgular söz konusu. Örneğin, imalat sanayinde en yenilikçi sektörlerin başında ileri teknoloji içerikli sektör kategorisinde yer alan radyo, televizyon, haberleşme teçhizatı ve cihazları imalat sektörü geliyor. Söz konusu sektörde teknolojik yenilik oranı %80.6 gibi yüksek bir oranda gerçekleşmiş. İmalat sanayinde teknolojik yenilik yapma oranı görece yüksek diğer sektörler ise şunlar: Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı (%69.4); motorlu kara taşıtları ve römork sektörü (%59.8); kağıt hamuru, kağıt ve kağıt ürünleri imalatı (%53).</p>
<p>İmalat sanayinde teknolojik yenilik oranı en düşük sektörlerin başında ise tütün ürünleri imalatı (%12.1), derinin tabaklanması ve işlenmesi (%17.7), giyim eşyası imalatı (%21.9) ve gıda ürünleri ve içecek imalatı</p>
<p>(%29.5) gibi teknoloji içeriği düşük emek ve kaynak yoğun sektörler geliyor.</p>
<p><strong>Dünyadaki yerimiz: Makedonya, Belarus, Vietnam ve Katar’ın altında</strong></p>
<p>Önceki satırlarda dünyayı hesaba katılmadan Türkiye üzerinde duruldu. Ancak Türkiye’nin dünyadaki göreli konumunu da incelemek gerekir. Uluslararası inovasyon ölçümü yapan <strong>Küresel İnovasyon Endeksi</strong> (Global Innovation Index) isimli çalışmanın 2015 bulguları incelendiğinde, en yenilikçi ülkeler sıralamasında İsviçre, İngiltere, İsveç, Hollanda ve ABD ilk beş sırada konumlanmış. Türkiye 141 ülke arasında 58. sırada yer almış. Türkiye’nin üzerinde Makedonya, Belarus, Vietnam, Katar gibi küçük ekonomiler bulunuyor.</p>
<p>Dünyanın 18. ya da 19.ekonomisi olan Türkiye’nin inovasyon söz konusu olduğunda 58. sırada yer alması, Türkiye ekonomisinin yapısal/bağımlılık sorunlarına işaret ediyor. Türkiye teknoloji üreterek ve yenilik yaparak uluslararası ticarete eklemlenmiyor… Küresel üretim ağlarına temel olarak yenilikçi olmayan ve teknoloji düzeyi düşük emek ve kaynak yoğun sektörler temelinde katılıyor. Düşük profilli sektörlere dayanan ihracat tökezliyor. Türkiye tedarikçi ülke olma konumunu değiştiremiyor.</p>
<p><strong>Ne yapmalı?</strong></p>
<p>Aslında “ne yapmalı?” yerine, “nasıl yapmalı?” daha tercih edilebilir bir başlık olmalıydı. Ne yazık, henüz “ne yapmalı?” aşamasındayız. Türkiye’nin Sanayi 4.0 olarak tanımlanan ve giderek iktisadi ve sosyal alanlarda önemli alt-üst oluşlara neden olan/olacak gelişmelerin farkında olup olmadığından emin değiliz. Farkında ise buna uygun, bu dönüşümü önceleyecek hangi politika setlerinin hazırlandığını bilmiyoruz. Bildiklerimiz ise Sanayi 4.0’ün bileşenlerinden (Ar-Ge, eğitim, inovasyon, patent, yüksek teknoloji üretimi vs.) Türkiye’nin hiç de iç açı bir konumda olmadığı… Peki, ne yapmalı?</p>
<p>1980’lerden günümüze kadar uygulana gelen neo-liberal politikalar Türkiye’yi düşük ve orta-teknoloji tuzağına mahkûm etti. Yapısal dönüşüm sağlanamadı. Üretkenlik artışları sınırlı kaldı. Ekonominin dışa/ithalata olan bağımlılığı daha da derinleşti. Ekonomi inşaatlaşırken, imalat gibi, tarım gibi üretken sektörler geriledi. Ekonominin geldiği bu noktada, üretim yapısını yüksek teknoloji içerikli sektörler temelinde yeniden yapılandıracak ve tempolu büyümeyi sağlayacak <strong>yeni bir kalkınma stratejisi</strong> ve bu stratejinin en temel bileşeni olarak <strong>seçici sanayi politikalarının</strong> hazırlanıp uygulanması zorunlu.</p>
<p>Seçici sanayi ve teknoloji politikalarının yüksek sabit yatırım oranları ile teknolojik gelişmeye, teknolojik yeniliklere, üretim ve verim artışlarına ve hızlı büyümeye neden olacağı gerçeğini yeniden hatırlayarak&#8230; Ve sanayileşmede başarılı olmuş ülkelerin kaynak tahsis sürecinde piyasa yanında planlamayı kullandıkları gerçeğini hiç unutmayarak!<br />
<strong><br />
Bayram Ali Eşiyok</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/aziz-sancar-inovasyon-imalat-sanayi-ne-yapmali">Aziz Sancar, inovasyon ve imalat sanayi: Ne yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8248</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bırakalım palavraları, hayati konumuz budur, hiç unutmayın-2: Yüksek Teknoloji!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/birakalim-palavralari-hayati-konumuz-budur-hic-unutmayin-2-yuksek-teknoloji</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2016 07:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[faruk özlü]]></category>
		<category><![CDATA[imalat sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[oecd]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji karşılaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önceki yazımda, imalat sanayimizde yüksek teknoloji üretiminin payının %2,2 olduğunu, üyesi olduğumuz 34 OECD ülkeleri ortalamasında ise bu oranın %17 civarında olduğunu yazmıştım. Anımsadınız mı? Ve Türkiye’nin bir yeniden milli kurtuluş savaşı verecekse, orta ve yüksek teknoloji sanayi üretiminin OECD ortalamalarına yaklaştırma politikalarıyla bunun gerçekleşebileceğini belirtmiştim… Hayati konumuz budur! Şimdi size ekonomide at koşturduğumuzu sandığımız bazı ülkelerle aramızdaki yüksek teknoloji (YT) üretiminde ihracat farkını yazıyorum. İşte size liste (Bayram Ali Eşiyok katkısı ile) Dünya Bankası 2016; 2013 oranları. Salı günü, imalat sanayi içindeki yüksek teknoloji üretiminin payını %2,2 olarak vermiştik. İhracattaki payımız da aynı: 2,2. Aşağıda, OECD üyesi olmayan bir ülke grubuyla (Türkiye’nin sık karşılaştırıldığı) Türkiye’nin Yüksek Teknoloji İçerikli Ürün İhracatının Toplam İmalat Sanayi İçerisindeki Paylarını (%) veriyorum. Türkiye        2,2 Arjantin         9,8 Brezilya         9,6 Afrika            5,5 Çin                27,0 Rusya            10,0 Endonezya      7,1 Hindistan        8,1 Sürekli liste sonuncusu olmak hoş değil! OECD ülkelerinin aynı dönem YT’nin ihracattaki paylarını açıklayan listeye bakıyorum, Türkiye’ye yakın bir ülke bulabilir miyim diye. Aaaa evet var! Portekiz        4,3 Şili               4,9 Slovenya      6,2 Finlandiya     7,2 İngiltere       7,6 İspanya        7,7 Ama hepsi bizim iki, üç katımız oranlara sahip. Üstelik bu listede Türkiye’nin oranı %1,9 olarak veriliyor. OECD ülkeleri listesinde ihracatında yüksek teknoloji payı en yüksek ülkeleri merak etmez misiniz? (OECD ortalaması 16,9) Güney Kore    27,1 İsviçre           26,5 Fransa           25,8 İrlanda          22,4 Hollanda        20,4 Bakan, %20’lerde! Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü geçenlerde tam bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı: “İhracatımızın içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payını arttıracağız; halen %3,5 olan bu oranı %20’lere çıkartmayı arzuluyoruz. %2,2 ve 1,9 olarak verdiğimiz yüksek teknoloji oranını Faruk Bey %3,3 olarak dile getiriyor. Bu, TÜİK’in sitesinde yer alan oran. Bizde bu oran hep yüksek hesaplanıyor. Yüksek teknoloji sınıfına soktuğumuz bazı imalatlar, OECD ve Dünya Bankası’nın standartlarının dışında görünüyor. Uçmayalım, neyse onu verelim. Faruk Bey de %20’lere uçmuş. Niyet, dilek iyi de, bu konuda ne yaptınız, ne yapıyorsunuz, planınız, programınız, stratejiniz ne diye sormuyorum. Çünkü olmadığını biliyorum. Tünel, yol, devasa göstermelik inşaatlar, köprüler, devasa camiler, camiler… İnovasyon mu? O da ne? Türkiye’de en çok konuşulan konulardan biridir inovasyon, yani üretimde sürekli yenilikçi kalmak. Yenilikçilikte niye nal topluyoruz? Çünkü yüksek ve orta-yüksek teknolojilerde sanayinin yapısı yerlerde süründüğü için. Ekonomi lafta bu sorunları dile getiriyor, ama teknolojinin yapısı düşük ve orta teknolojide çakılı kaldıkça, yukarıya doğru bir tırmanma olmadıkça, daha çok inovasyon gevezelikleri yaparız. Bunları ana konular olarak tartışan bir medya gördünüz mü? Çünkü halk bunlarla ilgilendirilmez. Varsa yoksa siyasi gevezeliklerle ölüp gidecek bu ülke! Orhan Bursalı</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/birakalim-palavralari-hayati-konumuz-budur-hic-unutmayin-2-yuksek-teknoloji">Bırakalım palavraları, hayati konumuz budur, hiç unutmayın-2: Yüksek Teknoloji!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki yazımda, imalat sanayimizde yüksek teknoloji üretiminin payının %2,2 olduğunu, üyesi olduğumuz 34 OECD ülkeleri ortalamasında ise bu oranın %17 civarında olduğunu yazmıştım. Anımsadınız mı?</p>
<p>Ve Türkiye’nin bir yeniden milli kurtuluş savaşı verecekse, orta ve yüksek teknoloji sanayi üretiminin OECD ortalamalarına yaklaştırma politikalarıyla bunun gerçekleşebileceğini belirtmiştim…</p>
<p>Hayati konumuz budur!</p>
<p>Şimdi size ekonomide at koşturduğumuzu sandığımız bazı ülkelerle aramızdaki yüksek teknoloji (YT) üretiminde ihracat farkını yazıyorum. İşte size liste (Bayram Ali Eşiyok katkısı ile) Dünya Bankası 2016; 2013 oranları. Salı günü, imalat sanayi içindeki yüksek teknoloji üretiminin payını %2,2 olarak vermiştik. İhracattaki payımız da aynı: 2,2.</p>
<p>Aşağıda, OECD üyesi olmayan bir ülke grubuyla (Türkiye’nin sık karşılaştırıldığı) Türkiye’nin Yüksek Teknoloji İçerikli Ürün İhracatının Toplam İmalat Sanayi İçerisindeki Paylarını (%) veriyorum.</p>
<p><strong>Türkiye        2,2<br />
</strong>Arjantin         9,8<br />
Brezilya         9,6<br />
Afrika            5,5<br />
Çin                27,0<br />
Rusya            10,0<br />
Endonezya      7,1<br />
Hindistan        8,1</p>
<p><strong>Sürekli liste sonuncusu olmak hoş değil!</strong></p>
<p>OECD ülkelerinin aynı dönem YT’nin ihracattaki paylarını açıklayan listeye bakıyorum, Türkiye’ye yakın bir ülke bulabilir miyim diye. Aaaa evet var!</p>
<p>Portekiz        4,3<br />
Şili               4,9<br />
Slovenya      6,2<br />
Finlandiya     7,2<br />
İngiltere       7,6<br />
İspanya        7,7</p>
<p>Ama hepsi bizim iki, üç katımız oranlara sahip. Üstelik bu listede Türkiye’nin oranı %1,9 olarak veriliyor.</p>
<p>OECD ülkeleri listesinde ihracatında yüksek teknoloji payı en yüksek ülkeleri merak etmez misiniz? (OECD ortalaması 16,9)</p>
<p>Güney Kore    27,1<br />
İsviçre           26,5<br />
Fransa           25,8<br />
İrlanda          22,4<br />
Hollanda        20,4</p>
<p><strong>Bakan, %20’lerde!</strong></p>
<p>Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı <strong>Faruk Özlü</strong> geçenlerde tam bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı: “İhracatımızın içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payını arttıracağız; halen %3,5 olan bu oranı %20’lere çıkartmayı arzuluyoruz.</p>
<p>%2,2 ve 1,9 olarak verdiğimiz yüksek teknoloji oranını Faruk Bey %3,3 olarak dile getiriyor.</p>
<p>Bu, TÜİK’in sitesinde yer alan oran. Bizde bu oran hep yüksek hesaplanıyor. Yüksek teknoloji sınıfına soktuğumuz bazı imalatlar, OECD ve Dünya Bankası’nın standartlarının dışında görünüyor.</p>
<p>Uçmayalım, neyse onu verelim.</p>
<p>Faruk Bey de %20’lere uçmuş. Niyet, dilek iyi de, bu konuda ne yaptınız, ne yapıyorsunuz, planınız, programınız, stratejiniz ne diye sormuyorum.</p>
<p>Çünkü olmadığını biliyorum.</p>
<p>Tünel, yol, devasa göstermelik inşaatlar, köprüler, devasa camiler, camiler…</p>
<p><strong>İnovasyon mu? O da ne?</strong></p>
<p>Türkiye’de en çok konuşulan konulardan biridir inovasyon, yani üretimde sürekli yenilikçi kalmak.</p>
<p>Yenilikçilikte niye nal topluyoruz? Çünkü yüksek ve orta-yüksek teknolojilerde sanayinin yapısı yerlerde süründüğü için.</p>
<p>Ekonomi lafta bu sorunları dile getiriyor, ama teknolojinin yapısı düşük ve orta teknolojide çakılı kaldıkça, yukarıya doğru bir tırmanma olmadıkça, daha çok inovasyon gevezelikleri yaparız.</p>
<p>Bunları ana konular olarak tartışan bir medya gördünüz mü? Çünkü halk bunlarla ilgilendirilmez.</p>
<p>Varsa yoksa siyasi gevezeliklerle ölüp gidecek bu ülke!</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/birakalim-palavralari-hayati-konumuz-budur-hic-unutmayin-2-yuksek-teknoloji">Bırakalım palavraları, hayati konumuz budur, hiç unutmayın-2: Yüksek Teknoloji!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3771</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Yeniden Milli Kurtuluş” yüksek teknoloji ile mümkün…</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/yeniden-milli-kurtulus-yuksek-teknoloji-ile-mumkun</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2016 12:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3699</guid>

					<description><![CDATA[<p>İktidar mensuplarının dilinde “yeniden milli kurtuluş savaşı veriyoruz…” lafı eksik olmuyor ya, bu kez konuya farklı bir açıdan yaklaşacağım. Türkiye Cumhuriyeti, bugün tweet tarihçiliği yapan uyduruk insanların alaya almaya çalıştığı Zafer’le gerçekleşti. Atatürk, Kurtuluş’tan sonra Kuruluş’un tüm temellerini attı. Ne isterseniz! Hava-uçak sanayine kadar! Araştırma birimlerine, sanayiye, tarımın nasıl yapılacağına kadar (mesela AOÇ)! Araya İkinci Dünya Savaşı girdi ne yazık ki ve 1950’den itibaren de ülkeyi inşa, sanayileşme, kalkınma iradesi, Amerikan Marshall yardımı alçaklığına terk edildi. Atatürk’ün kalkınma projeleri çöpe atıldı, bir bir kapatıldı, bize plan değil pilav lazım lafı ünlüdür! O dönemin iktidarı da, tıpkı bu dönemdeki gibi, kalkınmayı yollar bulvarlar yapmak gibi gösterişli projeler olarak algıladı ve uyguladı… Bugünkü iktidar bu açıdan Menderes dönemiyle bir dejavu halindedir! Ülkemizdeki sağ iktidarların neredeyse tümü görülür gösterişli eserlerle zamanını geçiriyor. Oysa sanayi, kalkınma, yerlerde sürünüyor. İşsizlik diz boyu, yoksulluk düşmüyor. Gelirler arasında uçurum, artık Allah ne verdiyse! Neden ekonomi değer üretemiyor? Buna bakacağız şimdi. Hamal geliri ile CEO geliri farkı Günümüzde, ekonominin üretim değerini anlamanın en önemli kıstası, ne kadar yüksek teknoloji ürettiğiniz ve ne kadarını ihraç ettiğiniz… Bu, mesela 100 TIR’lık düşük ve orta teknoloji mal ihracatıyla elde ettiğiniz değeri, 1 TIR yüksek teknoloji mal ihracatıyla elde edersiniz. Getirisi, yani katma değeri çok yüksektir&#8230; Hamallık yapmakla, yaratıcı bir mühendisin ve bir şirket CEO’sunun gelirleri arasındaki fark gibidir! Şimdi aşağıdaki tabloyu inceleyin. Bu tablo, ekonomimizin ürettiği yüksek teknoloji ürünlerinin değerini $ olarak gösteriyor. Parantez içinde de imalat sanayi toplam değeri yazıyor: 2009: 9.427.548.253          (271.074.319.262) 2010: 10.577.769.478        (348.720.697.817) 2011: 11.063.669.845        (415.980.446.840) 2012: 10.015.360.718        (417.625.580.049) 2013: 10.035.061.591        (448.750.596.303) Ne okuyorsunuz yukarıda? 1) Yüksek teknoloji üretiminin değeri (%) 5 yıldır sabit. 2) İmalat sanayi içinde yüksek teknolojinin payı yüzde 2-2,5 dolayında sabit. Dahası 2009 ve 2010 yıllarına göre payı daha düşmüş. 3) Yani düşük ve orta teknolojiye dayalı üretim yapısı artarken, yüksek teknolojinin gelişiminde tık yok! 4) Bu şu demek: Dünya iyi ve kaliteli mal ve hizmet üretimin peşinde. Para orada. Müşteri de öyle. Siz bu alanda çok azsınız. Dolayısıyla yükte ağır – pahada hafif mal üretiminizle yetiniyorsunuz. Düşük ve orta teknolojide ise rekabet kıyasıya, genellikle de siz mal satmak için fiyat kırmak zorunda kalıyorsunuz. Aynı paraya daha fazla üretim. Şimdi bir tablo daha. Yüksek teknoloji ürün ihracatının toplam imalat sanayi içindeki payı ne kadar? Bunu üyesi olduğumuz OECD ülkeleriyle kıyaslamalı görelim: 2010 2011 2012 2013 2014 2015 Türkiye 1,9 1,8 1,8 1,9 1,9 2,2 OECD Ortalam. 17,0 16,3 16,6 16,8 16,7 16,9 2015 oranını yüzde 2,2 görüp te gelişme saymayın. 0,3’te siniz 6 yıldır. Bak OECD ortalaması değişmiyor onlar da yerinde sayıyor hiç demeyin, ikinizin arasındaki muazzam farka bakın! Yeniden milli kurtuluş savaşından bahsediyorsunuz; Türkiye için bu, yüksek teknoloji üretim ve ihracatını OECD ülkeleri ortalamasına yükseltme çalışmasıdır! Bu konuda yaptığınız hiçbir şey yok! Gösterişli yeraltı tünellerinizin ve başı göğe eren köprü kanatlarınızın ise buna hiçbir katkısı yok. İmparatorluğu batıran Osmanlı padişahlarını överek mili adım atamazsınız. Orhan Bursalı</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/yeniden-milli-kurtulus-yuksek-teknoloji-ile-mumkun">“Yeniden Milli Kurtuluş” yüksek teknoloji ile mümkün…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İktidar mensuplarının dilinde “<em>yeniden milli kurtuluş savaşı veriyoruz</em>…” lafı eksik olmuyor ya, bu kez konuya farklı bir açıdan yaklaşacağım. Türkiye Cumhuriyeti, bugün tweet tarihçiliği yapan uyduruk insanların alaya almaya çalıştığı Zafer’le gerçekleşti. Atatürk, Kurtuluş’tan sonra Kuruluş’un tüm temellerini attı. Ne isterseniz! Hava-uçak sanayine kadar! Araştırma birimlerine, sanayiye, tarımın nasıl yapılacağına kadar (mesela AOÇ)!</p>
<p>Araya İkinci Dünya Savaşı girdi ne yazık ki ve 1950’den itibaren de ülkeyi inşa, sanayileşme, kalkınma iradesi, <strong>Amerikan Marshall yardımı alçaklığına</strong> terk edildi. Atatürk’ün kalkınma projeleri çöpe atıldı, bir bir kapatıldı, <em>bize plan değil pilav lazım</em> lafı ünlüdür!</p>
<p>O dönemin iktidarı da, tıpkı bu dönemdeki gibi, kalkınmayı yollar bulvarlar yapmak gibi gösterişli projeler olarak algıladı ve uyguladı… Bugünkü iktidar bu açıdan Menderes dönemiyle bir dejavu halindedir! Ülkemizdeki sağ iktidarların neredeyse tümü görülür gösterişli eserlerle zamanını geçiriyor.</p>
<p>Oysa sanayi, kalkınma, yerlerde sürünüyor. İşsizlik diz boyu, yoksulluk düşmüyor. Gelirler arasında uçurum, artık Allah ne verdiyse!</p>
<p>Neden ekonomi değer üretemiyor? Buna bakacağız şimdi.</p>
<p><strong>Hamal geliri ile CEO geliri farkı</strong></p>
<p>Günümüzde, ekonominin üretim değerini anlamanın en önemli kıstası, ne kadar yüksek teknoloji ürettiğiniz ve ne kadarını ihraç ettiğiniz… Bu, mesela 100 TIR’lık düşük ve orta teknoloji mal ihracatıyla elde ettiğiniz değeri, 1 TIR yüksek teknoloji mal ihracatıyla elde edersiniz. Getirisi, yani katma değeri çok yüksektir&#8230; Hamallık yapmakla, yaratıcı bir mühendisin ve bir şirket CEO’sunun gelirleri arasındaki fark gibidir!</p>
<p>Şimdi aşağıdaki tabloyu inceleyin. Bu tablo, ekonomimizin ürettiği yüksek teknoloji ürünlerinin değerini $ olarak gösteriyor. Parantez içinde de imalat sanayi toplam değeri yazıyor:</p>
<p>2009:<strong> 9.427.548.253</strong>          (271.074.319.262)<br />
2010: <strong>10.577.769.478</strong>        (348.720.697.817)<br />
2011: <strong>11.063.669.845</strong>        (415.980.446.840)<br />
2012: <strong>10.015.360.718</strong>        (417.625.580.049)<br />
2013: <strong>10.035.061.591</strong>        (448.750.596.303)</p>
<p><strong>Ne okuyorsunuz yukarıda?</strong></p>
<p>1) Yüksek teknoloji üretiminin değeri (%) 5 yıldır sabit.</p>
<p>2) İmalat sanayi içinde yüksek teknolojinin payı yüzde 2-2,5 dolayında sabit. Dahası 2009 ve 2010 yıllarına göre payı daha düşmüş.</p>
<p>3) Yani düşük ve orta teknolojiye dayalı üretim yapısı artarken, yüksek teknolojinin gelişiminde tık yok!</p>
<p>4) <strong>Bu şu demek</strong>: Dünya iyi ve kaliteli mal ve hizmet üretimin peşinde. Para orada. Müşteri de öyle. Siz bu alanda çok azsınız. Dolayısıyla yükte ağır – pahada hafif mal üretiminizle yetiniyorsunuz. Düşük ve orta teknolojide ise rekabet kıyasıya, genellikle de siz mal satmak için fiyat kırmak zorunda kalıyorsunuz. Aynı paraya daha fazla üretim.</p>
<p>Şimdi bir tablo daha. Yüksek teknoloji ürün ihracatının toplam imalat sanayi içindeki payı ne kadar? Bunu üyesi olduğumuz OECD ülkeleriyle kıyaslamalı görelim:</p>
<table width="369">
<tbody>
<tr>
<td width="76"></td>
<td width="57">2010</td>
<td width="47">2011</td>
<td width="47">2012</td>
<td width="47">2013</td>
<td width="47">2014</td>
<td width="47">2015</td>
</tr>
<tr>
<td width="76"><strong>Türkiye</strong></td>
<td width="57"><strong>1,9</strong></td>
<td width="47"><strong>1,8</strong></td>
<td width="47"><strong>1,8</strong></td>
<td width="47"><strong>1,9</strong></td>
<td width="47"><strong>1,9</strong></td>
<td width="47"><strong>2,2</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="76">OECD Ortalam.</td>
<td width="57">17,0</td>
<td width="47">16,3</td>
<td width="47">16,6</td>
<td width="47">16,8</td>
<td width="47">16,7</td>
<td width="47">16,9</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>2015 oranını yüzde 2,2 görüp te gelişme saymayın. 0,3’te siniz 6 yıldır. <em>Bak OECD ortalaması değişmiyor onlar da yerinde sayıyor</em> hiç demeyin, ikinizin arasındaki muazzam farka bakın!</p>
<p><em>Yeniden milli kurtuluş savaşından</em> bahsediyorsunuz; Türkiye için bu, <strong>yüksek teknoloji üretim ve ihracatını OECD ülkeleri ortalamasına yükseltme çalışmasıdır! </strong></p>
<p>Bu konuda yaptığınız hiçbir şey yok! Gösterişli yeraltı tünellerinizin ve başı göğe eren köprü kanatlarınızın ise buna hiçbir katkısı yok. İmparatorluğu batıran Osmanlı padişahlarını överek mili adım atamazsınız.</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/yeniden-milli-kurtulus-yuksek-teknoloji-ile-mumkun">“Yeniden Milli Kurtuluş” yüksek teknoloji ile mümkün…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3699</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
