Yuvarlak solucanlardaki bir bakteri
Toprakta yaşayan bazı nematod türleri, böcek larvalarını sindirmede onlara yardımcı olan bir bağırsak bakterisine (Photorrabdus khanii) sahiptir. Bu bakteriler, larvalarla beslenmeye çalışan diğer bakterileri öldürmek için darobaktin adlı bir bileşik salgılar.
Araştırmacılar, bu bileşiğin, tedavi edilmesi zor enfeksiyonlardan sorumlu bir bakteri grubuna karşı da çok etkili olduğunu buldu. Darobaktinin etkili olabilmesi için bakterinin dış hücre duvarını geçmesi gerekmiyor ve bu bileşiğe karşı direnç geliştiren bakteriler ise enfekte etme özelliklerini yitiriyorlar.
Karayipler’de okyanus tabanı
Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, Salinispora tropica adı verilen bu bakterilerin salinisporamid A adlı bir molekül ürettiklerini belirlediler. Bu madde, farklı türlerdeki kanser hücrelerinde proteinlerin parçalanmasını engelleyerek kanser hücrelerinin ölümüne neden oluyordu. Bu madde, miyelom kan kanseri ve glioblastoma beyin kanserine karşı bir ilaca dönüştürüldü ve şimdi klinik testlerde üçüncü aşamada.
Aşırı kurak Atakama Çölü
Şili’de bulunan Atakama Çölü’nün yaşam için imkansız gibi görünen koşullarına rağmen orada gelişen türlerin kendine has özellikleri bilim insanlarının dikkatini çekiyor. Aşırı kuraklıkla bir araya gelen yüksek ultraviyole radyasyon seviyesi, zehirli elementler ve toprağın düşük karbon düzeyi, Atakama’da Mars yüzeyine benzer bir ortam yaratır.
Yıllardır Atakama Çölü’nde bulunan bakteriler üzerinde çalışan araştırmacılar, antibiyotik özellikte maddeler tanımladılar. Deneyler, bu moleküllerin bazılarının E. coli (koli basili) mikrobu ve pamukçuk yapan Candida albicans gibi mantarları öldürebildiğini ve ayrıca kanser hücrelerinin dokularda yayılmasını sınırladığını gösteriyor.
Karıncalar ve mantarlar
Söz konusu süreçte, Streptomyces formicae KY5 bakterisi, yaygın antibiyotiklere karşı dirençli bazı bulaşıcı mikropları öldürebilen formicamycin bileşikleri üretiyor ve araştırmalar, mikropların bu bileşiklere karşı direnç geliştirmesinin görece zor olduğunu gösteriyor.
Burnumuzdaki bakteriler
Bakterilerle dolu olan burnumuzda tam olarak nelerin yaşadığını araştıran bilim insanları, Staphylococcus lugdunensis adlı bakterinin antibiyotiklere dirençli bazı mikropların büyümelerini önlediğini tespit etti. Böylelikle burnumuz, havadaki mikroplara karşı vücudumuzun ilk savunma hatlarından biri haline geliyor.
Farelerle yapılan deneyler, söz konusu bakterinin MRSA enfeksiyonunu önleyen lugdunin adı verilen bir bileşik ürettiğini ortaya koydu. Sonuçlar, lugdunin’in cilt enfeksiyonlarını tedavi etme potansiyeline sahip olduğuna işaret ediyor.
Komodo ejderi
Yaraların iyileşmesini hızlandıran ve ortamdaki bakteri sayısını azaltan DRGN-1’in ilaca dönüşmesi için henüz erken olsa da, farelerle yapılan ilk denemeler umut verici.