Yunuslar mı, kuşlar mı, yoksa mürekkep balıkları mı ilk konuşacağımız tür olacak?
Yapay zekâ hayvanların gizli dilini çözmeye yaklaşıyor…
Washington Üniversitesi’nden Sophie Cohen-Bodénès, mürekkep balıklarını incelerken ilginç bir şey fark etti: Hayvan, iki kolunu yukarı kaldırıp diğer altısını birbirine dolamıştı. Bu hareketi “yukarı” işareti olarak adlandırdı. Daha da şaşırtıcı olan, bu işaretin başka bir mürekkep balığının videosuna tepki olarak yapılmış olmasıydı. Yani bu deniz canlıları, tıpkı bir tür işaret dili kullanıyor gibiydi.
Yıllar boyunca bilim insanları “hayvanların dili” olduğuna dair iddialardan uzak durdu. Ancak yapay zekânın devreye girmesiyle tablo değişti. Milyonlarca saatlik ses ve görüntü kaydını analiz eden algoritmalar, şimdiye kadar fark edilmeyen iletişim kalıplarını açığa çıkarıyor. Bu çaba, Tel Aviv Üniversitesi ve Coller Vakfı’nın başlattığı Coller Dolittle Challenge ile daha da hız kazandı. Bilim insanlarını hayvanlarla “iletişim algoritmaları” geliştirmeye çağıran yarışmada 10 milyon dolarlık büyük ödül, bu alandaki heyecanı katlıyor.
Mürekkep balığından bülbüle
Araştırmalar sadece denizlerde değil, karada ve gökyüzünde de sürüyor.
- Mürekkep balıkları: “Yukarı”, “yan”, “dönüş” ve “taç” olmak üzere dört işaret tespit edildi. Özellikle “taç” işaretinin huzursuzluğu ifade ettiği düşünülüyor.
- Bülbüller (nightingale): Şarkılarındaki perdeyi anında ayarlayarak birbirlerini taklit edebiliyorlar. Bu, insan konuşmasındaki esnekliğe çok benziyor.
- Marmoset maymunları: Aile bireylerini ayırt etmek için “isim benzeri” çağrılar kullanıyorlar. Benzer şekilde filler ve yunuslar da bireylere özel sesler üretiyor.
Yunuslar: Dili çözmeye en yakın aday
Massachusetts’teki Woods Hole Oşinografi Enstitüsü’nden Laela Sayigh ve ekibi, Florida Sarasota Körfezi’nde yaşayan 170 yunusu nesiller boyu takip ediyor. Yapay zekâ ile çözümledikleri veriler, yunusların 22 farklı “imza dışı” ıslık kullandığını gösteriyor. En yaygın olanı, sürüde “Bir şey oldu!” anlamında kullanılıyor. Diğerleri uyarı ya da şaşkınlık bildiriyor.
Yunuslar ayrıca:
- Kendi yavrularıyla konuşurken daha yüksek perdeli sesler çıkarıyor.
- Başka bir yunusun yokluğunda onun imza ıslığını kullanabiliyor.
- Islıkları, hızlı tıklamalar ve vücut hareketleriyle birleştirerek çok katmanlı bir iletişim sistemi kuruyor.
Tüm bu özellikler, onları “ilk çözülecek hayvan dili” için güçlü aday yapıyor.
Yapay zekânın sınavı
“Yapay zekâ sayesinde verileri işlemek hızlandı, ama bu sadece başlangıç.” diyor Tel Aviv Üniversitesi’nden Yossi Yovel. AI, desenleri yakalayabiliyor ancak bu işaretlerin hayvanlar için gerçekten ne ifade ettiğini anlamak hâlâ bilim insanlarının işi. Örneğin, orangutanlar bir yırtıcıyı gördüklerinde yavrularına hemen değil, 20 dakika sonra uyarı sinyali verebiliyor. Böylece mesajın “ne zaman”la ilgili olduğu bile anlaşılması zor bir bulmaca haline geliyor.
Kuşlar mı, balinalar mı?
İlk çözülecek dil için farklı adaylar var:
- Balinalar: Onlarca yıldır kayıt altında olan şarkıları, insan diline benzer istatistiksel kalıplar içeriyor. Proje CETI ekibi, ispermeçet balinalarının 156 farklı tıklama düzeniyle adeta “fonetik alfabe” oluşturduğunu öne sürüyor.
- Papağan ve muhabbet kuşları: Ses öğrenme biçimleri insanlarla çok benzer. Beyinlerinde ses haritalarının da insana yakın olduğu tespit edildi.
Peki ya başarılı olursak?
Başka türlerle iletişime geçmek, bilimsel bir zaferden çok daha fazlası olabilir. Dünyayı onların gözünden görmemizi sağlayacak. Tıpkı arıların ultraviyole görüşünü keşfettiğimizde doğayı farklı algılamamız gibi, belki de yunusların yankılarla kurduğu evreni ya da mürekkep balıklarının renklerle kurduğu diyaloğu da anlamaya başlayacağız.
Sonuçta, hayvanların “dilini çözmek”, onları bize benzetmekten çok, onların dünyasını tanımak anlamına geliyor. Ve bu, doğayla ilişkimizde köklü bir değişim yaratabilir: Başka türlerle konuşabilirsek, onları dinlemeyi de öğrenmek zorunda kalacağız.
Kaynak:
