
Her bilimin insana kattıkları birbirinden farklı olmakla birlikte, yazar bu kitabında uzun yıllarını gerek popüler gerek akademik olarak adadığı evrimsel biyoloji bilim dalını inceliyor. Kitabın her bölümü, o bölüm ile ilgili bir hikâye ile başlıyor ve bu hikaye üzerinden gelişiyor. Böylece sadece teorik olarak bilgilerin aktarılması değil pratik olarak da bu bilgilerin doğadaki ve dolayısıyla gerçekteki uygulamalarını ve örneklerini görmemiz sağlanıyor.
Yazar, kitabın ilk bölümünde, bugüne kadar hakkında milyonlarca tartışma yapılmış olmasına rağmen hâlâ tam olarak anlaşılamamış hipotez- teori- kanun üçlemesini açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. İkinci bölümde, bizleri canlılığın tanımına götürüyor ve modern bilimin canlı – cansız ayrımını (eğer öyle bir ayrım varsa) nasıl yaptığını izah etmeye çalışıyor. Böylelikle Bakırcı, hayat görüşümüzde bazı önemli değişimler yaratabileceğine inanıyor ve aynı zamanda bilimsel gerçekleri görmemizi kolaylaştırıyor.
Üçüncü bölümde, ilk olarak gezegenimizde gördüğümüz muazzam canlı çeşitliliğini yaratan ve mümkün kılan genetik mekanizmaların birçoğu ele alınarak evrim mekanizmalarına giriş yapılıyor. Bu kısımda evrimi sadece mutasyonlara indirgeyerek çarpık evrim senaryoları yazıp çizen iddialara da son nokta konuluyor.
Dördüncü bölümde, evrimsel değişimi asıl mümkün kılan mekanizmalara, beşinci bölümde yapay seçilimi nasıl doğaya uyarlayabileceğimizi, altıncı bölümde canlıların olmazsa olmaz özelliği ile üreme ile doğrudan ilgili olan evrim mekanizmasına yani cinsel seçilime değinerek birçok özelliğinden bahsediyor. Yedinci ve son bölümde genelde göz ardı edilen ve tam olarak anlaşılamayan son evrim mekanizmasına yani Akraba Seçilimi’ne değiniyor ve kitap bir sonsözle bitiyor.