Bakmak, görmek, yorumlamak, yenilik yaratmak için Ar-Ge yapmak. Bunları son yazımda ele aldık. 2025’teki yazılarımdan birinde “seneye açız” başlığını kullanmıştım. Bu durumdan yakınma yazısı idi. Ne olacağına bakmış, görmüş, yorumlamış ama bir yenilik önerememiştim. Bunu yapabilen bir grup kadın girişimci, 12 ortaklı bir kooperatif kurmuşlar Adı Döngü. Amaçları, kuraklığa karşı durabilen keten bitkisi yetiştirmekmiş. Türkiye geleneksel olarak keten üretebilen bir ülke. Ama ortaklardan birinin geliştirdiği ve patentini aldığı bir biyo-kompozit malzeme için gerekli keten bitkisini yurt dışından getirtmek zorunda kalmışlar. Yetiştirmeyi zamanla unutmuşuz. 2012 senesinde Bartın’da üreteni bulmuşlar. 2018’de de burada 100 dönüme keten ekmişler. Yaşlı köylülerden ve kendi deneyimlerinden bilgi birikimleri olmuş. İşin araştırma kısmı böyle
Ege’de Küçük Menderes havzası da su kıtlığı yaşayan bir yer. Burada, Tire’de, Kahrat köyünde 2019da deneme ekimlerine başlamışlar. İlk hasat 2020 senesinde yapılmış. 2021de iki keten cinsi (EFE 35 ve CEMRE 35) yapılan deneyimlerle en uygun olarak seçilerek üretim izni alınmış ve 2024de tescil edilmiş.
Neden keten?
Çünkü keten sulama istemiyor. Dahası, ülkemizde önceden yetiştirilmiş olan bir ürün. Dedelerimiz keten yetiştirmeyi biliyor. Hatırlarım. Ufacık çocukken sarılık olmuştum keten tohumu lapası yapıp karnıma bağlarlardı. Keten tohumunun toplumda yer etmiş bir şifa verici tarafı da var. Neden bir ilaç firması bunu üstlenmez? Çünkü, kendi ilacını (ya da aşısını) yapmak da gözden düşürüldü, aşağılandı. “Bilirse gavur bilir, gerisi yalan bilir” dendi.
Keten satmıyor muyduk Avrupa’ya? Şimdilerde inşaatta, otomotivde, uçaklarda, yalıtım için biyo-kompozit; sanayide cila, boya, değerli kağıt için kullanılıyor. Günümüzde, ne yazık ki, keten işleyecek makineler ya satılmış ya da hurdaya atılmış. Ama, bunları yerli olarak yapmayı düşünen firmalarımız da var. Yakında uluslararası bir İskandinav firmasından ketenden yapılmış taş gibi sandalyeler alırsanız, şaşırmayın.
Çünkü keten bu ülkenin ürünü. Bunu ekmiş, yetiştirmiş ve hasat edip işlemiş insanlar hâlâ aramızda. Araştırma aşaması yapılmış bile. Şimdi geliştirme aşamasındayız. Haydi, ne duruyoruz, tarlanızı boş bırakacağınıza, keten ekin. Ama bu o kadar kolay değil. Vatandaşın devlete güveni kalmadı. Bir siyasinin “ekin işte” demesiyle kimse zahmet edip bu işe girişmez. Geçtiğimiz 20 yılda belki de kaybettiğimiz en büyük yeteneğimiz bu. O kadar çok yalanla aldatıldı ki bu toplum artık kimseye inanmıyor. Kaldı ki tarım aşağılandı, gözden düşürüldü, sanayi öne çıkartıldı. Sonra uygulanan muhteşem ekonomi sonucu sanayi fabrikaları teker teker kapatıp yabancı ülkelere gittiler. Şimdi olsa olsa, tarımda yeniliklerle kıracağız bu çevrimi.
Ketenden ne yapılır?
Döngü kooperatifi, yola çıkış ana nedeni bitkisel kompozit elyaf üretmek olsa da, birçok konuda araştırmış. En başta gelen başarıları, bir sanayi firması ile elde ettikleri keten ipliği. Dolayısıyla, keten tekstil ürünlerinin önü açılmış. Bana göre ikinci başarıları, Keten-Paçuli sabunu. Bu iki hikayede de Ar-Genin sanayiye aktarılması başarısı yer almakta.
Sonuç
Birçok geliştirdiğim ürün prototipten öteye gidememiş biri olarak bunu ne kadar şevk kırıcı olduğunu iyi bilirim. Döngü’nün yalnızca bu başarısı incelense, örnek alınsa, TÜBİTAK destekleri bu koşula bağlı olarak verilse, ülkeye büyük kazanç olacak. Bu iş için destek kararını verenlerin eşit sayıda araştırıcı ve sanayiciden oluşması gerek. Biz, işin araştırma (akademik) tarafı ile geliştirme (üretim) tarafını kaynaştıramadığımız için, bakmaktan görmeye, yorumlamaktan üretmeye zincirin tümünü çok ender başarabildik. Şimdi var mısınız bu akıllı girişimi birlikte kanatlandırmaya?
Ali Akurgal
*Bu yazı HBT Dergi 510. sayıda yayınlanmıştır.
