<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>amigdala arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/amigdala/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/amigdala</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Oct 2019 08:52:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Nöronlar ışıkla uyarıldı, fareler saldırganlaştı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/noronlar-isikla-uyarildi-fareler-saldirganlasti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 08:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[amigdala]]></category>
		<category><![CDATA[avlanma]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fareler tek bir tuşla ölüm makinelerine dönüştürüldüler. Brezilyalı ve Amerikalı bilim insanlarının Cell dergisindeki araştırma yazısına göre, bunun için beyindeki amigdala bölgesindeki nöronların ışık sinyalleriyle etkinleştirilmesi yeterli. Hayvanların avlanma davranışlarıyla ilgili köklerin bulunduğu bu bölgede, av hayvanlarının takibi ve öldürme güdüsü başlatılır. Lazeri çalıştırdığımızda fareler bir objenin üzerine atlayarak, sanki bir avmış gibi patileriyle tutup ısırmaya başladılar diye anlatıyor araştırmayı yöneten Ivan de Araujo (Yale Üniversitesi, Tıp Okulu). Fareler ışık sinyalinden sonra sadece canlı böceklerin değil tahta sopaların veya şişe kapaklarının üzerine de atlamışlar. Araştırmanın çıkış noktası, omurgalı hayvanlarda avlanmaya hangi mekanizmaların ve sinir bağlantılarının izin verdiği sorusuydu. Yaklaşık olarak 400 milyon yıl önce gelişen hareketli çene, omurgalı hayvanlara yiyeceklerini çevrelerinden seçme dışında avlanmaya, avlarını yakalamaya ve ısırmaya da izin vermiştir diyor araştırmacılar. Bu da omurgalı hayvanların evriminde önemli bir adımdı. Günümüzdeki omurgalı hayvanların neredeyse tümü gerçekçenelilere (Gnathostomata) dahildir. Ancak beynin avlanmayı nasıl çalıştırdığı ve bunun için hangi sinirsel bağlantıların birleştirilmesi gerektiği pek bilinmiyordu. Araujo ve ekibi bu çalışmada, avlanma sırasında daha etkin olan amigdala üzerinde yoğunlaşmışlar. Bölgedeki sinir hücrelerini ışık sinyalinden sonra “saldıracak” şekilde manipüle eden araştırmacılar iki nöron grubu tespit etmişler. Biri avlanma dürtüsü diğeriyse çenenin ve ensenin kaslarını çalıştırıyor. İkinci bir deneyde söz konusu sinir hücrelerine hasar verilmiş. Bu durumda da nöronlar “ateşlenmiş” ancak kemirgenler avlarını öldürecek kadar kuvvetli ısıramamışlar. Araştırmacılar bundan sonraki çalışmalarında, amigdalanın merkezi çekirdeğinin hangi sensorik sinyallerle doğal olarak etkinleştirildiğini, takip ve öldürme gibi avlanma davranışlarının ne şekilde koordine edildiğini bulmak istiyorlar. Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/noronlar-isikla-uyarildi-fareler-saldirganlasti">Nöronlar ışıkla uyarıldı, fareler saldırganlaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fareler tek bir tuşla ölüm makinelerine dönüştürüldüler. Brezilyalı ve Amerikalı bilim insanlarının Cell dergisindeki araştırma yazısına göre, bunun için beyindeki amigdala bölgesindeki nöronların ışık sinyalleriyle etkinleştirilmesi yeterli. Hayvanların avlanma davranışlarıyla ilgili köklerin bulunduğu bu bölgede, av hayvanlarının takibi ve öldürme güdüsü başlatılır. Lazeri çalıştırdığımızda fareler bir objenin üzerine atlayarak, sanki bir avmış gibi patileriyle tutup ısırmaya başladılar diye anlatıyor araştırmayı yöneten Ivan de Araujo (Yale Üniversitesi, Tıp Okulu). Fareler ışık sinyalinden sonra sadece canlı böceklerin değil tahta sopaların veya şişe kapaklarının üzerine de atlamışlar.</p>
<p>Araştırmanın çıkış noktası, omurgalı hayvanlarda avlanmaya hangi mekanizmaların ve sinir bağlantılarının izin verdiği sorusuydu. Yaklaşık olarak 400 milyon yıl önce gelişen hareketli çene, omurgalı hayvanlara yiyeceklerini çevrelerinden seçme dışında avlanmaya, avlarını yakalamaya ve ısırmaya da izin vermiştir diyor araştırmacılar.</p>
<p>Bu da omurgalı hayvanların evriminde önemli bir adımdı. Günümüzdeki omurgalı hayvanların neredeyse tümü gerçekçenelilere (Gnathostomata) dahildir. Ancak beynin avlanmayı nasıl çalıştırdığı ve bunun için hangi sinirsel bağlantıların birleştirilmesi gerektiği pek bilinmiyordu.</p>
<p>Araujo ve ekibi bu çalışmada, avlanma sırasında daha etkin olan amigdala üzerinde yoğunlaşmışlar. Bölgedeki sinir hücrelerini ışık sinyalinden sonra “saldıracak” şekilde manipüle eden araştırmacılar iki nöron grubu tespit etmişler. Biri avlanma dürtüsü diğeriyse çenenin ve ensenin kaslarını çalıştırıyor. İkinci bir deneyde söz konusu sinir hücrelerine hasar verilmiş. Bu durumda da nöronlar “ateşlenmiş” ancak kemirgenler avlarını öldürecek kadar kuvvetli ısıramamışlar.</p>
<p>Araştırmacılar bundan sonraki çalışmalarında, <strong>amigdalanın merkezi çekirdeğinin hangi sensorik sinyallerle doğal olarak etkinleştirildiğini, takip ve öldürme gibi avlanma davranışlarının ne şekilde koordine edildiğini</strong> bulmak istiyorlar.</p>
<p><strong><a href="https://www.cell.com/cell/fulltext/S0092-8674(16)31743-3">Kaynak</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/noronlar-isikla-uyarildi-fareler-saldirganlasti">Nöronlar ışıkla uyarıldı, fareler saldırganlaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15749</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Katılmasak da kibarca tartışmanın üç yolu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/katilmasak-da-kibarca-tartismanin-uc-yolu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2019 13:02:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[amigdala]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[limbik sistem]]></category>
		<category><![CDATA[ön yargı]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle seçim dönemlerinde yeni bir konuşma diline ihtiyacımız var. Peki ama nasıl? Farklı fikirleri kavga çıkarmadan, hoşgörü ile tartışmakta, karşımızdakini dinlemekte neden bu kadar zorlanıyoruz? Uzmanlar sağlıklı bir toplumun ilk adımlarından birinin nezaket kurallarını bozmadan farklı fikirleri tartışabilmek olduğunu söylüyorlar. Kendimiz gibi düşünen insanların oluşturduğu bir ortamdan çıkıp, farklı düşüncelerin dile getirildiği ortamlarda dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmek ilk başlarda korkutucu gelebilir. Özellikle seçim dönemlerinde, herkesin hoşgörü ve sevecenlik konusunda dar boğaza girdiği dönemlerde yepyeni bir konuşma diline ihtiyaç duyduğumuz açık. Önce aile içinde daha sonra daha geniş sosyal ortamlarda nezaket kurallarını çiğnemeden, karşımızdakini kırmadan fikir tartışması nasıl yapılır? Aşağıdaki üç yöntemi uygulayarak daha sağlıklı bir toplum için ilk adımı atabiliriz. 1. Amigdalanızın kontrolünü elinizde tutun Aşırı tepki gösteriyorsunuz. Bu hepimizin başına gelir. Ancak aşırı tepki göstermenin ardındaki nörobiyolojik yapıyı anlarsak zorlu durumlarda olabildiğimiz en iyi insan olabiliriz. Farklılıklar aşılmaz göründüğünde amigdala, yani beynin ilkel limbik sisteminin bir parçası olan bölüm, prefrontal korteksin yani mantıklı düşünme bölgesinin kontrolünü ele geçirir. Bu aşırı yükleme dövüş, kaç veya donup kal tepkisini devreye sokar ve durumu sakin kafayla tartmamız olanaksız hale gelir. Beynimiz bu şekilde tetiklendiğinde normalde yapmayacağımız şeyler yapar, normalde söylemeyeceğimiz şeyler söyleriz. Ancak beynimizi, bu durumun gerçekleştiğini fark etmek üzere eğitebiliriz ve artan farkındalığımız sayesinde farklı davranışlar sergileyebiliriz. Farklı inançlara sahip insanlarla tartışırken kalp atışlarınızın hızlanması gibi fiziksel ipuçlarına dikkat edin. Farkındalık, kendinizi hızla toparlamanızı, sakin kalmanızı ve düşünmeye devam edebilmenizi sağlar. Mevcut sorunları derhal çözmeye yardımcı olmasa da gelecekte çözebilmeniz için güvenli bir ortam oluşturur. 2. Farklılıklara merakla yaklaşın Yeni birini gördüğümüzde beynimiz bu kişiyi saniyenin neredeyse binde birinde “yabancı” veya “bizden” biri olarak tanımlar. Bu gibi ani yargılar saf ve gerçek bir merakla dinleme yeteneğimize zarar verir. İnsanlar arasında iletişimi ve sevecenliği artıma amacı taşıyan StoryCorp isimli kuruluştan Dave Isay’e göre saf merak, insanlara ve kendimize verebileceğimiz en güçlü hediyelerden biridir. Ailenizi de size yabancı kişileri de ön yargılarla değil, merakla dinleyin. Bu, onları zihninizde dümdüz bir karikatürden üç boyutlu bir insana dönüştürmenin yanı sıra kendiniz de dahil çevrenizdeki bütün insanların kusurlu yanlarını kabul etmenizi sağlayacaktır. 3. Açıklık ve cesaret Yalnızca kasım ayında ABD’de seçim döneminde 900 kadar sözlü taciz olayı rapor edildi. Bu olayların çoğu ise çocukların kendilerini güvende hissetmeleri gereken okullarda gerçekleşti. Taciz olaylarının altında genellikle ırkçılık ve ön yargılı olmak yatar. Farklı fikirlere merakla ve nezaketle yaklaşmak toplumsal iletişimi artırır. İster toplum içinde olsun ister özel hayatınızda, hoşgörüsüzlüğü kabul etmeyin. Belirli bir grup insana yöneltilen iftiralara veya şakalara karşı çıkın. Gençlere bu konuda örnek olmak çok önemlidir. Çocuklarımız bizim çeşitliliğe ve farklılıklara değer verdiğimizi, ön yargılara boyun eğmediğimizi gördükleri takdirde kendileri de benzer davranışları benimseyebilirler. Kültür ikili bir süreçte gelişir: Yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya, her seferinde bir etkileşim ve bir niyet. Yapacak çok işimiz var. Ancak ulusal sohbetimizin tonunu belirleme ve hoşgörü ve merhameti artırma konusundaki kişisel ve toplumsal gücümüzü hafife almamalıyız. Sevda Deniz Karali Kaynak:  http://time.com/4648916/ talk-someone-disagreeanger/? xid=newsletter-brief</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/katilmasak-da-kibarca-tartismanin-uc-yolu">Katılmasak da kibarca tartışmanın üç yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13512" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/tartismak.jpg" alt="" width="500" height="336" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/tartismak.jpg 763w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/tartismak-300x202.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></div>
<div class="news-short" style="text-align: center;"><strong>Özellikle seçim dönemlerinde yeni bir konuşma diline ihtiyacımız var. Peki ama nasıl?</strong></div>
<div></div>
<div>
<p>Farklı fikirleri kavga çıkarmadan, hoşgörü ile tartışmakta, karşımızdakini dinlemekte neden bu kadar zorlanıyoruz? Uzmanlar sağlıklı bir toplumun ilk adımlarından birinin nezaket kurallarını bozmadan farklı fikirleri tartışabilmek olduğunu söylüyorlar.</p>
<p>Kendimiz gibi düşünen insanların oluşturduğu bir ortamdan çıkıp, farklı düşüncelerin dile getirildiği ortamlarda dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmek ilk başlarda korkutucu gelebilir. Özellikle seçim dönemlerinde, herkesin hoşgörü ve sevecenlik konusunda dar boğaza girdiği dönemlerde yepyeni bir konuşma diline ihtiyaç duyduğumuz açık. Önce aile içinde daha sonra daha geniş sosyal ortamlarda nezaket kurallarını çiğnemeden, karşımızdakini kırmadan fikir tartışması nasıl yapılır? Aşağıdaki üç yöntemi uygulayarak daha sağlıklı bir toplum için ilk adımı atabiliriz.</p>
<p><strong>1. Amigdalanızın kontrolünü elinizde tutun</strong></p>
<p>Aşırı tepki gösteriyorsunuz. Bu hepimizin başına gelir. Ancak aşırı tepki göstermenin ardındaki nörobiyolojik yapıyı anlarsak zorlu durumlarda olabildiğimiz en iyi insan olabiliriz. Farklılıklar aşılmaz göründüğünde amigdala, yani beynin ilkel limbik sisteminin bir parçası olan bölüm, prefrontal korteksin yani mantıklı düşünme bölgesinin kontrolünü ele geçirir. Bu aşırı yükleme dövüş, kaç veya donup kal tepkisini devreye sokar ve durumu sakin kafayla tartmamız olanaksız hale gelir. Beynimiz bu şekilde tetiklendiğinde normalde yapmayacağımız şeyler yapar, normalde söylemeyeceğimiz şeyler söyleriz. Ancak beynimizi, bu durumun gerçekleştiğini fark etmek üzere eğitebiliriz ve artan farkındalığımız sayesinde farklı davranışlar sergileyebiliriz. Farklı inançlara sahip insanlarla tartışırken kalp atışlarınızın hızlanması gibi fiziksel ipuçlarına dikkat edin. Farkındalık, kendinizi hızla toparlamanızı, sakin kalmanızı ve düşünmeye devam edebilmenizi sağlar. Mevcut sorunları derhal çözmeye yardımcı olmasa da gelecekte çözebilmeniz için güvenli bir ortam oluşturur.</p>
<p><strong>2. Farklılıklara merakla yaklaşın</strong></p>
<p>Yeni birini gördüğümüzde beynimiz bu kişiyi saniyenin neredeyse binde birinde “yabancı” veya “bizden” biri olarak tanımlar. Bu gibi ani yargılar saf ve gerçek bir merakla dinleme yeteneğimize zarar verir. İnsanlar arasında iletişimi ve sevecenliği artıma amacı taşıyan StoryCorp isimli kuruluştan Dave Isay’e göre saf merak, insanlara ve kendimize verebileceğimiz en güçlü hediyelerden biridir. Ailenizi de size yabancı kişileri de ön yargılarla değil, merakla dinleyin. Bu, onları zihninizde dümdüz bir karikatürden üç boyutlu bir insana dönüştürmenin yanı sıra kendiniz de dahil çevrenizdeki bütün insanların kusurlu yanlarını kabul etmenizi sağlayacaktır.</p>
<p><strong>3. Açıklık ve cesaret</strong></p>
<p>Yalnızca kasım ayında ABD’de seçim döneminde 900 kadar sözlü taciz olayı rapor edildi. Bu olayların çoğu ise çocukların kendilerini güvende hissetmeleri gereken okullarda gerçekleşti. Taciz olaylarının altında genellikle ırkçılık ve ön yargılı olmak yatar. Farklı fikirlere merakla ve nezaketle yaklaşmak toplumsal iletişimi artırır. İster toplum içinde olsun ister özel hayatınızda, hoşgörüsüzlüğü kabul etmeyin. Belirli bir grup insana yöneltilen iftiralara veya şakalara karşı çıkın. Gençlere bu konuda örnek olmak çok önemlidir. Çocuklarımız bizim çeşitliliğe ve farklılıklara değer verdiğimizi, ön yargılara boyun eğmediğimizi gördükleri takdirde kendileri de benzer davranışları benimseyebilirler. Kültür ikili bir süreçte gelişir: Yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya, her seferinde bir etkileşim ve bir niyet. Yapacak çok işimiz var. Ancak ulusal sohbetimizin tonunu belirleme ve hoşgörü ve merhameti artırma konusundaki kişisel ve toplumsal gücümüzü hafife almamalıyız.</p>
<p><strong>Sevda Deniz Karali</strong></p>
<p><strong>Kaynak:  <a href="http://time.com/4648916/%20talk-someone-disagreeanger/?%20xid=newsletter-brief">http://time.com/4648916/ talk-someone-disagreeanger/? xid=newsletter-brief</a></strong></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/katilmasak-da-kibarca-tartismanin-uc-yolu">Katılmasak da kibarca tartışmanın üç yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13508</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Toplumda ötekileştirmeler, bizden-onlardan politikalar beyinde nasıl karşılığını buluyor?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/toplumda-otekilestirmeler-bizden-onlardan-politikalar-beyinde-nasil-karsiligini-buluyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2017 09:17:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[amigdala]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[haydarpaşa garı]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda yıllardır en çok konuşulan can alıcı bir konunun, beyinde nasıl algılandığı, sinirbilimlerin ilgi alanına gireli çok oldu. Toplumda dünyada “bölücü-ötekileştirici politikalar”ın beyindeki serüvenini inceleyen ilginç bir sinirbilimsel çalışmayı paylaşıyoruz bu hafta. Bu ötekileştirme, bizden-onlardan politikası beyinleri nasıl etkiliyor? Şüphesiz yazının tümünü okuyacaksınız ve kendi kendine çoğu insanın sorduğu “bu nasıl olur” sorusuna yanıtlar bulacaksınız. Ama bir iki noktaya işaret etmeliyiz. Bunlardan ilki, “mantıklı beyin” diye bilinen olgunun yanlışlığı. İnsanların beyninin “mantıklı davranacağı” konusundaki varsayımların bir geçerliliği yok. İkincisi, “insani duygular” artık sinirbilimciler tarafından, beyindeki yeri yurdu belli bir “olay”, yani “fiziksel ölçülebilir”. Beyindeki hangi bölgelerde ortaya çıkıyor, görülüyor. Korku, bu insani duygudan biri, bize “atalardan miras” ve yeri de amigdala bölgesi. “Bizden” ve “onlardan” politikasının beyindeki etki yerleri birbirinden farklı. Bunun geçmişteki izleri, taaa kabilelerin kendilerini koruma güvenlik politikalarına kadar dayanır. Bir varoluş savunmasıdır. Politikacılar, amigdaladaki bu ilkel bölgeyi kaşıdıklarında, toplumdaki ilkel korkuları harekete geçiriyorlar. “Öteki”ni anında tanıyoruz  Başka bir saptama daha var: İnsan, birisinin kendisinden mi yoksa “karşı taraftan” mı olduğunu, saniyenin 170 binde biri kadar bir sürede kavrıyor. Yazıda ulusçuluğun birleştirici ve ayrıştırıcı gücü, aşırı ideolojilere bağımlılığın beyindeki yansımaları, ırkçı eğilimlerin beyindeki etkileri de yer alıyor. Unutmayın ki “Güç, bağımlılık yaratır”, baskı zamanlarında bu bağımlılıkta artış gözükür. Ama umutsuzluk yok, çünkü insan “ilkel beynine” boyun eğmek zorunda değil ve sinirbilimleri tüm bu ayrıştırıcı, bölücü ve ırkçı politikalar karşısında beynin aynı zamanda insanı uyandırıcı varlığına da işaret ediyor. “Biz, insanlar, gerçekten neyiz?’ Dergideki bazı “sürekli konular”ı tek sütunluk köşelerde sizlere sunuyoruz, izliyor musunuz? “Metafizik ve Fizik” böyle konulardan biriydi. İlgiyle izlendi. Bu başlık altında çok konu tartışıldı. Örneğin, “Biz kimiz”, “Zaman bir illüzyon mu”, “Tanrının varlığını gerçekten bilebilir miyiz”, “Yaşamın anlamı nedir” gibi 9 başlık, fiziksel ve felsefi kapılar açtı. Bu köşenin yerine şimdi, biyolojik olarak insanı anlatan başka bir iddialı konuyu başlatıyoruz. Biz gerçekten neyiz? Konu iddialı, kendimize, insan denen yaratığa ayna tutucu… Neler okuyacaksınız bu haftadan itibaren? İlk yazı konusu, kapak konumuzla da tutarlı ve birlikte içinde: İnsanın evrimsel bir kökten alıp bugüne getirdiği, biz ve onlar ayrımcılığı… İnsanoğlu içindeki güçlü işbirlikçi yönünü, karakterini öne çıkarsa, dünyada daha barışçıl bir iklim hüküm sürmez mi? Evet, tabii ki&#8230; Ama yazıyı okuyunca, toplumlar nasıl bir sistem içinde yaşıyor sorusunu siz de soracaksınız. Konu derin. 10 hafta sürecek seriden bazı başlıklar: “Bir akıl okuyucususun, bir mutantsın, bir fizik dâhisisin, ama kötünün kötüsüsün, bir fantazyacısın, kendini beğenme çünkü herkes senin gibi düşünüyor, kendini ateist sansan bile bir inanç küpüsün, bir atletsin aynı zamanda ve bir korkaksın çünkü içinde korku fabrikası çalışıyor…” Haydarpaşa Garı’na başka açıdan bakış Bu arada diğer bir sürekli köşe konumuzu da anımsatalım: 2076’da neler olacak? En son okuduğunuz konu, nerede bu uzaylılar idi. Peki bunca çabamıza rağmen bizden başka akıllı yaratık uzayda bulamazsak sorusuna ilginç bir yanıt veriyordu, bir uzman: O zaman biricikliğimizin bize yüklediği başka bir sorumluluğumuza sarılıp, birbirimizi öldürmeyecek bir sistem kurmalıyız! Köşe yazarlarımız çok ilginç konulara daldılar. Doğan Kuban Haydarpaşa Garı ve binasını bugüne kadar okuduğumuz en önemli yönleriyle gündeme getiriyor ve diyor ki, bu bina Osmanlı’nın çağdaşlaşma projesidir! Bozkurt Güvenç, içinde bulunduğumuz siyasi açmazda demokrasilerde çare tükenmez iyimserliğine sarılırken, Tevfik Uyar, tam da uzmanlık kespettiği ve üzerine kitap yazdığı, “Astroloji neden bilim değil”i yazdı. Pakize Doğan ve Mehmet Doğan’ın “sağlıklı yaşamın kimyası, hedef, insan ömrünü ortalama 100-140 yıl arasına oturtmak” yazısını şiddetle tavsiye ederiz. Dikkatinizi pek çok konu ve yazının yanı sıra, enerji sorununu kökten çözecek, dünya üzerinde küçük güneşler yaratma anlamına gelen füzyon enerjisi konusunu da çekmek isteriz. Her hafta dolu dolu bir dergi size sunmak en büyük keyfimiz. Hiç unutmayın, geleceği bilim üzerinde kurabiliriz ancak. Her cuma geleceğin inşasına katkıda bulunduğunuzu da aklınızda tutun: Cumaları beyin besleme günü! Gelecek hafta yeniden birlikte olma üzere sevgiyle kalın..</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/toplumda-otekilestirmeler-bizden-onlardan-politikalar-beyinde-nasil-karsiligini-buluyor">Toplumda ötekileştirmeler, bizden-onlardan politikalar beyinde nasıl karşılığını buluyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda yıllardır en çok konuşulan can alıcı bir konunun, beyinde nasıl algılandığı, sinirbilimlerin ilgi alanına gireli çok oldu. Toplumda dünyada “bölücü-ötekileştirici politikalar”ın beyindeki serüvenini inceleyen ilginç bir sinirbilimsel çalışmayı paylaşıyoruz bu hafta. Bu ötekileştirme, bizden-onlardan politikası beyinleri nasıl etkiliyor?</p>
<p>Şüphesiz yazının tümünü okuyacaksınız ve kendi kendine çoğu insanın sorduğu “<em>bu nasıl olur”</em> sorusuna yanıtlar bulacaksınız. Ama bir iki noktaya işaret etmeliyiz.</p>
<p>Bunlardan ilki, “<strong>mantıklı beyin</strong>” diye bilinen olgunun yanlışlığı. İnsanların beyninin “mantıklı davranacağı” konusundaki varsayımların bir geçerliliği yok.</p>
<p>İkincisi, “<strong>insani duygular</strong>” artık sinirbilimciler tarafından, beyindeki yeri yurdu belli bir “olay”, yani “<strong>fiziksel ölçülebilir</strong>”.</p>
<p>Beyindeki hangi bölgelerde ortaya çıkıyor, görülüyor. Korku, bu insani duygudan biri, bize “atalardan miras” ve yeri de amigdala bölgesi.</p>
<p>“Bizden” ve “onlardan” politikasının beyindeki etki yerleri birbirinden farklı. Bunun geçmişteki izleri, taaa kabilelerin kendilerini koruma güvenlik politikalarına kadar dayanır. Bir varoluş savunmasıdır. Politikacılar, amigdaladaki bu ilkel bölgeyi kaşıdıklarında, toplumdaki ilkel korkuları harekete geçiriyorlar.</p>
<p><strong>“Öteki”ni anında tanıyoruz</strong></p>
<p><strong> </strong>Başka bir saptama daha var: İnsan, birisinin kendisinden mi yoksa “karşı taraftan” mı olduğunu, saniyenin 170 binde biri kadar bir sürede kavrıyor. Yazıda ulusçuluğun birleştirici ve ayrıştırıcı gücü, aşırı ideolojilere bağımlılığın beyindeki yansımaları, ırkçı eğilimlerin beyindeki etkileri de yer alıyor.</p>
<p>Unutmayın ki “Güç, bağımlılık yaratır”, baskı zamanlarında bu bağımlılıkta artış gözükür.</p>
<p>Ama umutsuzluk yok, çünkü insan “ilkel beynine” boyun eğmek zorunda değil ve sinirbilimleri tüm bu ayrıştırıcı, bölücü ve ırkçı politikalar karşısında beynin aynı zamanda insanı uyandırıcı varlığına da işaret ediyor.</p>
<p>“<strong>Biz, insanlar, gerçekten neyiz?</strong>’</p>
<p>Dergideki bazı “sürekli konular”ı tek sütunluk köşelerde sizlere sunuyoruz, izliyor musunuz?</p>
<p>“<strong>Metafizik ve Fizik</strong>” böyle konulardan biriydi. İlgiyle izlendi. Bu başlık altında çok konu tartışıldı. Örneğin, “Biz kimiz”, “Zaman bir illüzyon mu”, “Tanrının varlığını gerçekten bilebilir miyiz”, “Yaşamın anlamı nedir” gibi 9 başlık, fiziksel ve felsefi kapılar açtı.</p>
<p>Bu köşenin yerine şimdi, biyolojik olarak insanı anlatan başka bir iddialı konuyu başlatıyoruz. <strong>Biz gerçekten neyiz?</strong> Konu iddialı, kendimize, insan denen yaratığa ayna tutucu…</p>
<p>Neler okuyacaksınız bu haftadan itibaren? İlk yazı konusu, kapak konumuzla da tutarlı ve birlikte içinde: İnsanın evrimsel bir kökten alıp bugüne getirdiği, <em>biz ve onlar</em> ayrımcılığı… İnsanoğlu içindeki güçlü işbirlikçi yönünü, karakterini öne çıkarsa, dünyada daha barışçıl bir iklim hüküm sürmez mi? Evet, tabii ki&#8230; Ama yazıyı okuyunca, toplumlar nasıl bir sistem içinde yaşıyor sorusunu siz de soracaksınız. Konu derin.</p>
<p><strong>10 hafta sürecek seriden bazı başlıklar</strong>: “Bir akıl okuyucususun, bir mutantsın, bir fizik dâhisisin, ama kötünün kötüsüsün, bir fantazyacısın, kendini beğenme çünkü herkes senin gibi düşünüyor, kendini ateist sansan bile bir inanç küpüsün, bir atletsin aynı zamanda ve bir korkaksın çünkü içinde korku fabrikası çalışıyor…”</p>
<p><strong>Haydarpaşa Garı’na başka açıdan bakış</strong></p>
<p>Bu arada diğer bir sürekli köşe konumuzu da anımsatalım: 2076’da neler olacak? En son okuduğunuz konu, <em>nerede bu uzaylılar</em> idi. <em>Peki bunca çabamıza rağmen bizden başka akıllı yaratık uzayda bulamazsak</em> sorusuna ilginç bir yanıt veriyordu, bir uzman: <em>O zaman biricikliğimizin bize yüklediği başka bir sorumluluğumuza sarılıp, birbirimizi öldürmeyecek bir sistem kurmalıyız</em>!</p>
<p>Köşe yazarlarımız çok ilginç konulara daldılar. <strong>Doğan Kuban</strong> Haydarpaşa Garı ve binasını bugüne kadar okuduğumuz en önemli yönleriyle gündeme getiriyor ve diyor ki, <em>bu bina Osmanlı’nın çağdaşlaşma projesidir</em>!</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong>, içinde bulunduğumuz siyasi açmazda demokrasilerde çare tükenmez iyimserliğine sarılırken, <strong>Tevfik Uyar</strong>, tam da uzmanlık kespettiği ve üzerine kitap yazdığı, “<em>Astroloji neden bilim değil</em>”i yazdı. <strong>Pakize Doğan</strong> ve <strong>Mehmet Doğan</strong>’ın “<em>sağlıklı yaşamın kimyası, hedef, insan ömrünü ortalama 100-140 yıl arasına oturtmak</em>” yazısını şiddetle tavsiye ederiz.</p>
<p>Dikkatinizi pek çok konu ve yazının yanı sıra, enerji sorununu kökten çözecek, dünya üzerinde küçük güneşler yaratma anlamına gelen <strong>füzyon enerjisi</strong> konusunu da çekmek isteriz.</p>
<p>Her hafta dolu dolu bir dergi size sunmak en büyük keyfimiz.</p>
<p>Hiç unutmayın, geleceği bilim üzerinde kurabiliriz ancak. Her cuma geleceğin inşasına katkıda bulunduğunuzu da aklınızda tutun: Cumaları beyin besleme günü!</p>
<p>Gelecek hafta yeniden birlikte olma üzere sevgiyle kalın..</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/toplumda-otekilestirmeler-bizden-onlardan-politikalar-beyinde-nasil-karsiligini-buluyor">Toplumda ötekileştirmeler, bizden-onlardan politikalar beyinde nasıl karşılığını buluyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5023</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
