<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>arkeolog arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/arkeolog/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/arkeolog</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Mar 2023 10:41:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküş sebebi, iklim değişimi miydi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/hitit-imparatorlugunun-cokus-sebebi-iklim-degisimi-miydi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 10:40:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[genç tunç çağı]]></category>
		<category><![CDATA[hattuşa]]></category>
		<category><![CDATA[hitit]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddetli bir kuraklık Geç Tunç Çağı Anadolu&#8217;sunu üç yıl üst üste kasıp, kavurmuştu. Bu kuraklığın tam olarak ne zaman yaşandığı kesin olarak tarihlendirilebildi. Ve bu tarih Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküşüyle aynı zamana denk geliyor. Dört yüz yılı aşkın bir süre için Hatti Krallığı Geç Tunç Çağı&#8217;nın hakim güçlerinden biriydi. İ.Ö. 17. y.y.’dan itibaren, günümüzde Hitit olarak isimlendirdiğimiz hükümdarlar, anavatanları Orta Anadolu’daki başkent Hattuşa çevresindeki nüfuzlarını artırarak, 13. yüzyıla kadar Asur beyleri ve Mısır’daki firavunlar kadar güçlü hale geldiler. Fakat İ.Ö. 1200 yılından hemen sonra Hatti’nin ihtişamı birdenbire yok oldu. İ.Ö. 1207’de yeni kral olan Suppiluliuma II, Hattuşa’da tahta çıkmış ve kısa bir süre sonra da, özellikle de bakır zengini olan Kıbrıs’a yaptığı başarılı seferlerini yazıtlarla kutlamıştı. Fakat sonra sadece kral Suppiluliuma II değil, tüm devlet yok oldu. Anlaşıldığı üzere Hattuşa sanıldığı gibi fethedilmemiş, bunun yerine planlı bir şekilde boşaltılmıştı. Saray ve yönetim başka bir yere taşınmıştı ama hiç kimse nerede olduğunu bilmiyordu. Cornell Üniversitesi’nde Sturt Manning yönetiminde çalışan ekibin Nature dergisinde yayımlanan araştırması, eski bir tahminle ilgili yeni kanıtlar sundu. Bir arkeometri bilimcisi olan Manning’in uzmanlığı, ağaç halkalarının değerlendirilmesidir. Araştırmacı ekibiyle birlikte ağaç halkalarının kalınlığı dışında, ağaçtaki iki istikrarlı karbon izotopu olan C13 ve C12 oranını belirliyor. Bunlar ağacın yeni bir büyüme halkası geliştirdiği iklim koşulları için birer göstergedir: Bir yılın ilkbaharında ve yazında daha az yağış düştüğünde halkalar ince kalıyor. Havadaki düşük nem de C13 oranını, (C12’ye kıyasla) göreceli olarak artırıyor. Bunların dışında araştırmacılar C14 oranına göre ve farklı zamanlara ait ağaçların halka motiflerini karşılaştırarak, bir ağacın büyüme halkasını, tam olarak ne zaman geliştirdiğini belirleyebiliyorlar. Bu örneğin Hattuşa kalıntılarının yaklaşık olarak 230 kilometre batısındaki Gordion kentinde, arkeologlar tarafından bulunan ve bir zamanlar yapı malzemesi olarak kullanılan ardıç ağacının gövdeleriyle mümkün olmuş. Bu kütükler üç yıllık hata payıyla, İ.Ö. 1775 ila 748 arasındaki dönem için yıllara dağılmış tam bir ağaç halkası kroniği sunuyor. Buna göre İ.Ö. 1270 ile 1135 arasında, İ.Ö. 1198’den başlayarak üç yıl üst üste, (günümüzde verimli bir tahıl ekimi için gerekli olan) yıllık minimumdan daha az yağış düşmüş. İ.Ö. 1198 ile 1187 arasındaki zaman diliminde ise ağaç halkalarının kalınlığına göre yapılan tahminler ise, bölgede en az altı yıl boyu, Gordion’daki en düşük yağış seviyesi kadar yağmur yağdığını açıklıyor. Ayrıca C 13 ölçümleriyle de İ.Ö. 1232 ile 1192 yılları arası için genel olarak çok kurak koşullar ortaya çıkmış. Kuraklık İ.Ö. 1221-1222 yılları için en yüksek seviyedeydi ki yazılı kaynaklardaki bilgilere göre 1195 yılın tahıl kıtlığı yaşanmıştı. Yani özetle o tarihlerde Gordion kentinin çevresinde, hatta tüm Anadolu’da yıllarca devam eden şiddetli bir kuraklık hüküm sürmüştü. Bununla birlikte Manning ve ekibi Suppiluliuma II ve imparatorluğunun sadece kuraklık yüzünden haritadan silindiğinin söylenemeyeceğinin de altını çiziyor. Anadolu Hatti kralının tahta çıkmasından önce de kurak bir bölgeydi ve Hititler, verimsiz geçen bir veya iki ekin hasadının ardından toplumu doyuracak silolara sahipti. Belki de bu tahıl depoları üç yıl yetecek kadar tahıl bulundurmuyordu. Ayrıca araştırmacılar, Hitit İmparatorluğu’nda ve özellikle de Hattuşa çevresinde ormansızlaşmaya ve mera hayvancılığına dair kanıtlar da bulmuşlar ki bu da toprak erozyonunu tetiklemişti. Hititler bu şekilde yiyecek üretimini artırmışlardı ama aynı zamanda riskleri de. Aslında buraya kadar anlatılanlar hiç yabancı gelmiyor. Nitekim iklim değişimleri, özellikle kuraklıkla ilgili olanlar son yıllarda uygarlıkların çöküşleriyle sık sık ilişkilendirilmeye başlandı. Amerikalı tarihçi Rhys Carpenter, daha 1966’da Hititlerle aşağı yukarı aynı zamanlarda şiddetli bir kuraklık yüzünden, Miken kültürünün de dünya sahnesinden silindiğini açıklamıştı. Bu biraz da alternatif hipotezlerin eksikliğine bağlanıyordu aslında. Gerçekte o tarihlerde sadece Miken ve Hitit kültürleri değil, Ön Asya’daki tüm Geç Tunç Çağı devletleri son bulmuştu. Asur ve Babil’de çöküş yaşanmıştı. Hatta Ramses III zamanında Mısır bile deniz kavimlerinin saldırılarına karşı koymasına rağmen, hiçbir zaman aynı büyüklüğe kavuşamadı. Her ne kadar Doğu Akdeniz bölgesinin kuzeyindeki ve batısındaki karışıklıklar çok şiddetli olmuş olsa da kaybolan sadece imparatorluklar ve ulusal devlet anlayışı değildi, yazının kullanımı bile ortadan kalkmıştı. Dünya düzeni tamamen altüst olmuştu. Manning ve ekibinin kısa bir süre önce kesin olarak belirlemiş olduğu Anadolu kuraklığı, birçok faktörden sadece biriydi. Diğer bir faktör olasılıkla, önceki yüzyıllardaki refahı tetikleyen gelişmeydi: Uzak mesafeli ticaret ve bunun sonucunda çeşitli devlet yapılarının ve kültürel alanların karşılıklı bağımlıkları. O tarihlerde küreselleşmenin eski bir biçimi vardı ve sonunda her şeyden önce kalay ihtiyacının karşılanamaması yüzünden çökmüştü. O zamanlar verimli kalay yatakları sadece İspanya veya Afganistan, yani o zamanki dünyanın dışındaki bölgelerde bulunuyordu. Kalay olmadan tunç üretilemediği için tarihçiler kalayın uluslararası ticaretteki önemini, günümüzde petrolün rolüyle karşılaştırıyorlar. Fakat kalaya dayalı ekonominin çöküşü yeni bir hammaddeyi ön plana çıkardı: Bundan sonra işlenmesi daha zor olan ama buna karşın elde edilmesi daha kolay demirle, nihayetinde tunca göre daha üstün olan bir teknoloji geliştirilecekti. Böylece Tunç Çağı, Anadolu’daki şiddetli kuraklığın da etkisiyle &#8211; ancak iklim değişimi olmadan da er ya da geç başlayacak olan olaylarla &#8211; son bulmuştu. Kaynak: Tree rings reveal drought that might hava doomed the Hittites, Nature, 10.02.2023. Severe multi-year drought coincident with Hittite collapse around 1198-1196 BC, Nature, 8.02.2023. Zerstörte Hitze das Hethiterreich? FAZ.NET, 8.02.2023.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/hitit-imparatorlugunun-cokus-sebebi-iklim-degisimi-miydi">Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküş sebebi, iklim değişimi miydi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şiddetli bir kuraklık Geç Tunç Çağı Anadolu&#8217;sunu üç yıl üst üste kasıp, kavurmuştu. Bu kuraklığın tam olarak ne zaman yaşandığı kesin olarak tarihlendirilebildi. Ve bu tarih Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküşüyle aynı zamana denk geliyor.</p>
<p>Dört yüz yılı aşkın bir süre için Hatti Krallığı Geç Tunç Çağı&#8217;nın hakim güçlerinden biriydi. İ.Ö. 17. y.y.’dan itibaren, günümüzde Hitit olarak isimlendirdiğimiz hükümdarlar, anavatanları Orta Anadolu’daki başkent Hattuşa çevresindeki nüfuzlarını artırarak, 13. yüzyıla kadar Asur beyleri ve Mısır’daki firavunlar kadar güçlü hale geldiler. Fakat İ.Ö. 1200 yılından hemen sonra Hatti’nin ihtişamı birdenbire yok oldu. İ.Ö. 1207’de yeni kral olan Suppiluliuma II, Hattuşa’da tahta çıkmış ve kısa bir süre sonra da, özellikle de bakır zengini olan Kıbrıs’a yaptığı başarılı seferlerini yazıtlarla kutlamıştı. Fakat sonra sadece kral Suppiluliuma II değil, tüm devlet yok oldu. Anlaşıldığı üzere Hattuşa sanıldığı gibi fethedilmemiş, bunun yerine planlı bir şekilde boşaltılmıştı. Saray ve yönetim başka bir yere taşınmıştı ama hiç kimse nerede olduğunu bilmiyordu.</p>
<p>Cornell Üniversitesi’nde Sturt Manning yönetiminde çalışan ekibin <strong><em>Nature</em></strong> dergisinde yayımlanan araştırması, eski bir tahminle ilgili yeni kanıtlar sundu. Bir arkeometri bilimcisi olan Manning’in uzmanlığı, ağaç halkalarının değerlendirilmesidir. Araştırmacı ekibiyle birlikte ağaç halkalarının kalınlığı dışında, ağaçtaki iki istikrarlı karbon izotopu olan C13 ve C12 oranını belirliyor. Bunlar ağacın yeni bir büyüme halkası geliştirdiği iklim koşulları için birer göstergedir: Bir yılın ilkbaharında ve yazında daha az yağış düştüğünde halkalar ince kalıyor. Havadaki düşük nem de C13 oranını, (C12’ye kıyasla) göreceli olarak artırıyor.</p>
<p>Bunların dışında araştırmacılar C14 oranına göre ve farklı zamanlara ait ağaçların halka motiflerini karşılaştırarak, bir ağacın büyüme halkasını, tam olarak ne zaman geliştirdiğini belirleyebiliyorlar. Bu örneğin Hattuşa kalıntılarının yaklaşık olarak 230 kilometre batısındaki Gordion kentinde, arkeologlar tarafından bulunan ve bir zamanlar yapı malzemesi olarak kullanılan ardıç ağacının gövdeleriyle mümkün olmuş.</p>
<p>Bu kütükler üç yıllık hata payıyla, İ.Ö. 1775 ila 748 arasındaki dönem için yıllara dağılmış tam bir ağaç halkası kroniği sunuyor. Buna göre İ.Ö. 1270 ile 1135 arasında, İ.Ö. 1198’den başlayarak üç yıl üst üste, (günümüzde verimli bir tahıl ekimi için gerekli olan) yıllık minimumdan daha az yağış düşmüş. İ.Ö. 1198 ile 1187 arasındaki zaman diliminde ise ağaç halkalarının kalınlığına göre yapılan tahminler ise, bölgede en az altı yıl boyu, Gordion’daki en düşük yağış seviyesi kadar yağmur yağdığını açıklıyor. Ayrıca C 13 ölçümleriyle de İ.Ö. 1232 ile 1192 yılları arası için genel olarak çok kurak koşullar ortaya çıkmış. Kuraklık İ.Ö. 1221-1222 yılları için en yüksek seviyedeydi ki yazılı kaynaklardaki bilgilere göre 1195 yılın tahıl kıtlığı yaşanmıştı.</p>
<p>Yani özetle o tarihlerde Gordion kentinin çevresinde, hatta tüm Anadolu’da yıllarca devam eden şiddetli bir kuraklık hüküm sürmüştü. Bununla birlikte Manning ve ekibi Suppiluliuma II ve imparatorluğunun sadece kuraklık yüzünden haritadan silindiğinin söylenemeyeceğinin de altını çiziyor. Anadolu Hatti kralının tahta çıkmasından önce de kurak bir bölgeydi ve Hititler, verimsiz geçen bir veya iki ekin hasadının ardından toplumu doyuracak silolara sahipti. Belki de bu tahıl depoları üç yıl yetecek kadar tahıl bulundurmuyordu.</p>
<p>Ayrıca araştırmacılar, Hitit İmparatorluğu’nda ve özellikle de Hattuşa çevresinde ormansızlaşmaya ve mera hayvancılığına dair kanıtlar da bulmuşlar ki bu da toprak erozyonunu tetiklemişti. Hititler bu şekilde yiyecek üretimini artırmışlardı ama aynı zamanda riskleri de. Aslında buraya kadar anlatılanlar hiç yabancı gelmiyor. Nitekim iklim değişimleri, özellikle kuraklıkla ilgili olanlar son yıllarda uygarlıkların çöküşleriyle sık sık ilişkilendirilmeye başlandı.</p>
<p>Amerikalı tarihçi Rhys Carpenter, daha 1966’da Hititlerle aşağı yukarı aynı zamanlarda şiddetli bir kuraklık yüzünden, Miken kültürünün de dünya sahnesinden silindiğini açıklamıştı. Bu biraz da alternatif hipotezlerin eksikliğine bağlanıyordu aslında. Gerçekte o tarihlerde sadece Miken ve Hitit kültürleri değil, Ön Asya’daki tüm Geç Tunç Çağı devletleri son bulmuştu. Asur ve Babil’de çöküş yaşanmıştı. Hatta Ramses III zamanında Mısır bile deniz kavimlerinin saldırılarına karşı koymasına rağmen, hiçbir zaman aynı büyüklüğe kavuşamadı.</p>
<p>Her ne kadar Doğu Akdeniz bölgesinin kuzeyindeki ve batısındaki karışıklıklar çok şiddetli olmuş olsa da kaybolan sadece imparatorluklar ve ulusal devlet anlayışı değildi, yazının kullanımı bile ortadan kalkmıştı. Dünya düzeni tamamen altüst olmuştu. Manning ve ekibinin kısa bir süre önce kesin olarak belirlemiş olduğu Anadolu kuraklığı, birçok faktörden sadece biriydi.</p>
<p>Diğer bir faktör olasılıkla, önceki yüzyıllardaki refahı tetikleyen gelişmeydi: Uzak mesafeli ticaret ve bunun sonucunda çeşitli devlet yapılarının ve kültürel alanların karşılıklı bağımlıkları. O tarihlerde küreselleşmenin eski bir biçimi vardı ve sonunda her şeyden önce kalay ihtiyacının karşılanamaması yüzünden çökmüştü. O zamanlar verimli kalay yatakları sadece İspanya veya Afganistan, yani o zamanki dünyanın dışındaki bölgelerde bulunuyordu.</p>
<p>Kalay olmadan tunç üretilemediği için tarihçiler kalayın uluslararası ticaretteki önemini, günümüzde petrolün rolüyle karşılaştırıyorlar. Fakat kalaya dayalı ekonominin çöküşü yeni bir hammaddeyi ön plana çıkardı: Bundan sonra işlenmesi daha zor olan ama buna karşın elde edilmesi daha kolay demirle, nihayetinde tunca göre daha üstün olan bir teknoloji geliştirilecekti. Böylece Tunç Çağı, Anadolu’daki şiddetli kuraklığın da etkisiyle &#8211; ancak iklim değişimi olmadan da er ya da geç başlayacak olan olaylarla &#8211; son bulmuştu.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><strong>Tree rings reveal drought that might hava doomed the Hittites, Nature, 10.02.2023.</strong></p>
<p><strong>Severe multi-year drought coincident with Hittite collapse around 1198-1196 BC, Nature, 8.02.2023.</strong></p>
<p><strong>Zerstörte Hitze das Hethiterreich? FAZ.NET, 8.02.2023.</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/hitit-imparatorlugunun-cokus-sebebi-iklim-degisimi-miydi">Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküş sebebi, iklim değişimi miydi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29062</post-id>	</item>
		<item>
		<title>200. sayımız, yol göstericilerimiz, sırtımızı dayadıklarımız, sizler… Ve sürpriz bir sayı…</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/200-sayimiz-yol-gostericilerimiz-sirtimizi-dayadiklarimiz-sizler-ve-surpriz-bir-sayi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jan 2020 14:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çevrecilik]]></category>
		<category><![CDATA[cıvık mantar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[wikipedia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ve 200. sayımızla karşınızdayız. İşin açıkçası biz de şaşırdık. 1 Nisan 2016 yılında ilk sayımızı hazırlarken yaşadığımız heyecanı, hatta dışa vurmadığımız kaygıyı anımsadık: Herkese Bilim Teknoloji adını verdiğimiz dergimiz umduğumuz ilgiyi görecek ve okurlar bu derginin ekonomik olarak ayakları üzerinde kalmasını sağlayacak mı? Türkiye’nin çağdaşlaşma, refah içinde kalkınma, aydınlanma yolunun bilim ve teknolojiden geçtiğini düşünerek, dünyada ve ülkemizde bu alanlardaki gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dilde aktaracağız, ülkemizde bilim ve teknoloji güçlerinin gelişmesine destek sağlayacağız diye yola çıkmıştık. Arkamızda da 30 yıllık Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji deneyimimiz, birikimimiz vardı. Bir de baktık ki göz açıp kapayıncaya kadar 200 haftayı geride bırakmışız. Siz okurlarımızdan gelen katkılarla kocaman bir aile olmuşuz&#8230; Yeterli mi? Hayır tabii ki&#8230; 80 milyonluk Türkiye’de daha içine girmek istediğimiz çok ev, çok kurum, çok okul var. Çünkü yaptığımız yayıncılığa inanıyoruz. Ekibimiz büyük bir özveri ile çalışıyor: Reyhan Oksay, Tüles Hasdemir, Batuhan Sarıcan, Murat Altaş, Meral Doğan, Mercan Bursalı, Nilgün Özbaşaran Dede, Rita Urgan, Sevda Deniz Karali HBT’nin küçük ofisinde&#8230; Yazarlarımız var, başta dev çınarımız Doğan Kuban; Müfit Akyos, Ali Akurgal, Tanol Türkoğlu, Mustafa Çetiner, Erdal Musoğlu, Ahmet Yavuz, Tevfik Uyar, Cem Say, karikatürleriye dergimize farklı bir renk katan Tayfun Akgül&#8230; Sıklıkla katkı veren dostlarımız var: Tınaz Titiz, Erhan Karaesmen, Oktay Kaynak, Bilgehan Gürlek, Haluk Ertan, Coşkun Özdemir ve diğerleri&#8230; Kaybettiğimiz var, diğer bir dev çınar Bozkurt Güvenç.. Ve daha önceki dergiden ve ruhu bizimle berber olan Aykut Göker&#8230; Büyüyerek ve çoğalarak geleceğe doğru Türkiye için, bilim için, güzellik için yürümeyi sürdüreceğiz.. El ele ve hep beraber! İçeriğe katkıda bulunanlar kadar, okurlarımızın da bugünlere ulaşmamızda ana kaynak olduğunu hiç bir zaman unutmadık&#8230; Hele bu dergiye yazılarıyla düzenli destek veren üniversitelerimize gönül borcumuz çok büyük.. Hepsi sağ olsunlar, hep beraber daha güzel bir ülke için çalıştığımızın farkındayız.. Bu yıla yön verecek bilimsel gelişmeler Henüz yeni adım attığımız 2020 yılında sağlıktan uzaya, fizikten mikrobiyolojiye kadar bilimin her dalından birçok olay, proje ve bulgu geleceğe yön verecek. Biz de bu yıla damga vurması beklenen bilimsel gelişme ve çalışmalardan bir demeti sizlerin gündemine getirelim dedik. 2020 yılının bir özelliği de tarihsel süreç içinde önemli keşiflerin, başarıların ama bir yandan da felaketlerin yıl dönümlerine denk gelmesi. Florence Nightingale’in 100. yaşı, Bacon’ın 800., Rosalind Franklin’in 100. doğum günleri&#8230; Elektromanyetizmanın keşfinin, X-ray ışınlarının, nöronun keşfinin de yıldönümleri&#8230; Bu yıldönümlerini, yıl içine yayarak daha geniş hacimde sizlerle paylaşacağız. Şimdi başka neleri sunuyoruz sizlere kısaca bir göz atalım. Kadın, dul ve bekârlarda, eğitim seviyesi düşüklerde, ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlıkların daha çok olduğuna ilişkin raporu değerlendirmeyi sürdürüyor Bahçeşehir Üniversitesi’nden Fırat Kara bu haftaki yazısında da. Para yerine kakao çekirdeği Bilim ve beslenme sayfamızda çok severek ve sıkça tükettiğimiz çok uzaklardan gelen bir ürün var: Kakao. Mayalar ve Aztekler için kakao çekirdeği o kadar değerliydi ki bir dönem alışverişlerinde para yerine kakao kullanmışlardı. Önce içecek olarak başlayan kakaonun yolculuğu kakao yağının bulunması ile bize çikolatanın yolunu açtı. Faydaları, yan etkileri ve ilginç yönleri ile kakao sayfalarımızda&#8230; Bilgehan Gürlek “Döngüsel ekonomi ve yeşil büyüme ne kadar mümkün” diye soruyor, ekolojik ve kapitalist krizin kapıya dayandığı günümüzde&#8230; Ünlü arkeolog Halet Çambel’in aramızdan ayrılışının 6. yılında İstanbul Üniversitesi tarih Öncesi Arkeoloji Bilim Dalı hocalarının ardından bir buluşma konferansı düzenlediler ve Prof. Çambel’in topluma yetirince anlatılmayan yönlerini tartıştılar. Gülçin Gülan izledi ve yazdı. Coşkun Özdemir de anılarını yazdı. 200 milyon yıldır var olan bir balık türünün soyu tükendi. Psephurus gladius dinozorları ortadan kaldıran kitlesel yok oluş da dahil birçok zorlu koşulda varlığını devam ettirmişti. Murat Altaş’ın Hayvanlar Dünyası sayfasında&#8230; Nobelli bilimcilerle görüşme Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyabetik Bölümü’nden Pelin Cin depresyonun alternatif tedavilerinden biri olan Optimal Beslenme üzerine yazdı. İlginç bir yazı da lityum piller üzerine. Kullanım alanı giderek artıyor; hatta taşımacılığın geleceği lityum piller olacak deniyor. Öte yandan bir tartışmada süre gidiyor. Bu hafif metal gerçekten temiz bir alternatif mi, yoksa çevre için yeni bir tehdit mi? Biliyorsunuz, bu yıl Nobel Tıp Ödülü bedenin oksijene tepkisini araştıran ve mekanizmasını çözen 3 bilim insanına verildi. Kültür Koleji öğrencileri bir gelenek haline getirdikleri Nobel Ödül törenini izlemeyi bu yıl da sürdürdüler ve Tıp Nobel Ödülü’nü kazanan üç bilim insanından Prof. Dr. Peter Ratcliffe ile söyleşi yaptılar. Ratcliffe gençlere şöyle diyor: “Bilim dünyasındaki moda eğilimlere kapılmayın, farklı bir şey yapın ve bu işe odaklanın..” Lityum iyon bataryayı keşfeden Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Akira Yoshino ise “İcadımın bu kadar yaygın kullanılacağını hayal bile edemezdim” diyor. Buyurun sayfalarımıza! 21. Yüzyılın Cehaleti Doğan Kuban Hocamız ‘21.Yüzyılın Cehaleti’ni yazdı. Çağımızın en önemli sorunu olarak, Hocamız “bilimsel okumamışlık”tır diyor. Mükemmel bir yazı topluma, bize ve dünyaya ışık tutuyor. Mustafa Çetiner, acı yemek iyidir derken, Ali Akurgal Kanal İstanbul üzerine değişik bir yazı kaleme aldı. Tanol Türkoğlu ülkemizde yıllar sonra yeniden açılan Wikipedia’yı konu aldı. Siz de oraya nasıl katkıda bulunursunuz? Üçüncü sayfamızda yeni bir buluş var: Çimentonun yerini alacak “canlı” beton! Sürekli köşemizde ise hijyen alışkanlıklarımızı değiştirmeye çağıran yazı var. Ve daha pek çok yazı haber fotoğraf grafik. Hafta boyunca size eşlik edecek. Bilimde kalın, sevgiyle kalın, HBT’yi daha yukarılara yükseltelim. &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/200-sayimiz-yol-gostericilerimiz-sirtimizi-dayadiklarimiz-sizler-ve-surpriz-bir-sayi">200. sayımız, yol göstericilerimiz, sırtımızı dayadıklarımız, sizler… Ve sürpriz bir sayı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-16651" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Ve 200. sayımızla karşınızdayız. İşin açıkçası biz de şaşırdık. 1 Nisan 2016 yılında ilk sayımızı hazırlarken yaşadığımız heyecanı, hatta dışa vurmadığımız kaygıyı anımsadık: <em>Herkese Bilim Teknoloji</em> adını verdiğimiz dergimiz umduğumuz ilgiyi görecek ve okurlar bu derginin ekonomik olarak ayakları üzerinde kalmasını sağlayacak mı?</p>
<p>Türkiye’nin çağdaşlaşma, refah içinde kalkınma, aydınlanma yolunun bilim ve teknolojiden geçtiğini düşünerek, dünyada ve ülkemizde bu alanlardaki gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dilde aktaracağız, ülkemizde bilim ve teknoloji güçlerinin gelişmesine destek sağlayacağız diye yola çıkmıştık. Arkamızda da 30 yıllık Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji deneyimimiz, birikimimiz vardı.</p>
<p>Bir de baktık ki göz açıp kapayıncaya kadar 200 haftayı geride bırakmışız. Siz okurlarımızdan gelen katkılarla kocaman bir aile olmuşuz&#8230; Yeterli mi? Hayır tabii ki&#8230; 80 milyonluk Türkiye’de daha içine girmek istediğimiz çok ev, çok kurum, çok okul var. Çünkü yaptığımız yayıncılığa inanıyoruz.</p>
<p>Ekibimiz büyük bir özveri ile çalışıyor: Reyhan Oksay, Tüles Hasdemir, Batuhan Sarıcan, Murat Altaş, Meral Doğan, Mercan Bursalı, Nilgün Özbaşaran Dede, Rita Urgan, Sevda Deniz Karali HBT’nin küçük ofisinde&#8230; Yazarlarımız var, başta dev çınarımız Doğan Kuban; Müfit Akyos, Ali Akurgal, Tanol Türkoğlu, Mustafa Çetiner, Erdal Musoğlu, Ahmet Yavuz, Tevfik Uyar, Cem Say, karikatürleriye dergimize farklı bir renk katan Tayfun Akgül&#8230; Sıklıkla katkı veren dostlarımız var: Tınaz Titiz, Erhan Karaesmen, Oktay Kaynak, Bilgehan Gürlek, Haluk Ertan, Coşkun Özdemir ve diğerleri&#8230; Kaybettiğimiz var, diğer bir dev çınar Bozkurt Güvenç.. Ve daha önceki dergiden ve ruhu bizimle berber olan Aykut Göker&#8230;</p>
<p>Büyüyerek ve çoğalarak geleceğe doğru Türkiye için, bilim için, güzellik için yürümeyi sürdüreceğiz.. El ele ve hep beraber!</p>
<p>İçeriğe katkıda bulunanlar kadar, okurlarımızın da bugünlere ulaşmamızda ana kaynak olduğunu hiç bir zaman unutmadık&#8230;</p>
<p>Hele bu dergiye yazılarıyla düzenli destek veren üniversitelerimize gönül borcumuz çok büyük.. Hepsi sağ olsunlar, hep beraber daha güzel bir ülke için çalıştığımızın farkındayız..</p>
<p><strong>Bu yıla yön verecek bilimsel gelişmeler</strong></p>
<p>Henüz yeni adım attığımız 2020 yılında sağlıktan uzaya, fizikten mikrobiyolojiye kadar bilimin her dalından birçok olay, proje ve bulgu geleceğe yön verecek. Biz de bu yıla damga vurması beklenen bilimsel gelişme ve çalışmalardan bir demeti sizlerin gündemine getirelim dedik.</p>
<p>2020 yılının bir özelliği de tarihsel süreç içinde önemli keşiflerin, başarıların ama bir yandan da felaketlerin yıl dönümlerine denk gelmesi. Florence Nightingale’in 100. yaşı, Bacon’ın 800., Rosalind Franklin’in 100. doğum günleri&#8230; Elektromanyetizmanın keşfinin, X-ray ışınlarının, nöronun keşfinin de yıldönümleri&#8230; Bu yıldönümlerini, yıl içine yayarak daha geniş hacimde sizlerle paylaşacağız. Şimdi başka neleri sunuyoruz sizlere kısaca bir göz atalım.</p>
<p>Kadın, dul ve bekârlarda, eğitim seviyesi düşüklerde, ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlıkların daha çok olduğuna ilişkin raporu değerlendirmeyi sürdürüyor Bahçeşehir Üniversitesi’nden <strong>Fırat Kara</strong> bu haftaki yazısında da.</p>
<p><strong>Para yerine kakao çekirdeği</strong></p>
<p>Bilim ve beslenme sayfamızda çok severek ve sıkça tükettiğimiz çok uzaklardan gelen bir ürün var: Kakao. Mayalar ve Aztekler için kakao çekirdeği o kadar değerliydi ki bir dönem alışverişlerinde para yerine kakao kullanmışlardı. Önce içecek olarak başlayan kakaonun yolculuğu kakao yağının bulunması ile bize çikolatanın yolunu açtı. Faydaları, yan etkileri ve ilginç yönleri ile kakao sayfalarımızda&#8230;</p>
<p><strong>Bilgehan Gürlek </strong>“Döngüsel ekonomi ve yeşil büyüme ne kadar mümkün” diye soruyor, ekolojik ve kapitalist krizin kapıya dayandığı günümüzde&#8230;</p>
<p>Ünlü arkeolog <strong>Halet Çambel</strong>’in aramızdan ayrılışının 6. yılında İstanbul Üniversitesi tarih Öncesi Arkeoloji Bilim Dalı hocalarının ardından bir buluşma konferansı düzenlediler ve Prof. Çambel’in topluma yetirince anlatılmayan yönlerini tartıştılar. <strong>Gülçin Gülan</strong> izledi ve yazdı. <strong>Coşkun Özdemir</strong> de anılarını yazdı.</p>
<p>200 milyon yıldır var olan bir balık türünün soyu tükendi. <em>Psephurus gladius </em>dinozorları ortadan kaldıran kitlesel yok oluş da dahil birçok zorlu koşulda varlığını devam ettirmişti. <strong>Murat Altaş</strong>’ın Hayvanlar Dünyası sayfasında&#8230;</p>
<p><strong>Nobelli bilimcilerle görüşme</strong></p>
<p>Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyabetik Bölümü’nden <strong>Pelin Cin</strong> depresyonun alternatif tedavilerinden biri olan Optimal Beslenme üzerine yazdı.</p>
<p>İlginç bir yazı da lityum piller üzerine. Kullanım alanı giderek artıyor; hatta taşımacılığın geleceği lityum piller olacak deniyor. Öte yandan bir tartışmada süre gidiyor. Bu hafif metal gerçekten temiz bir alternatif mi, yoksa çevre için yeni bir tehdit mi?</p>
<p>Biliyorsunuz, bu yıl Nobel Tıp Ödülü bedenin oksijene tepkisini araştıran ve mekanizmasını çözen 3 bilim insanına verildi. <strong>Kültür Koleji öğrencileri</strong> bir gelenek haline getirdikleri Nobel Ödül törenini izlemeyi bu yıl da sürdürdüler ve Tıp Nobel Ödülü’nü kazanan üç bilim insanından Prof. Dr. <strong>Peter</strong> <strong>Ratcliffe</strong> ile söyleşi yaptılar. Ratcliffe gençlere şöyle diyor: “Bilim dünyasındaki moda eğilimlere kapılmayın, farklı bir şey yapın ve bu işe odaklanın..” Lityum iyon bataryayı keşfeden Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan <strong>Akira Yoshino</strong> ise “İcadımın bu kadar yaygın kullanılacağını hayal bile edemezdim” diyor. Buyurun sayfalarımıza!</p>
<p><strong>21. Yüzyılın Cehaleti</strong></p>
<p>Doğan Kuban Hocamız ‘21.Yüzyılın Cehaleti’ni yazdı. Çağımızın en önemli sorunu olarak, Hocamız “bilimsel okumamışlık”tır diyor. Mükemmel bir yazı topluma, bize ve dünyaya ışık tutuyor.</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong>, acı yemek iyidir derken, <strong>Ali Akurgal</strong> Kanal İstanbul üzerine değişik bir yazı kaleme aldı. <strong>Tanol Türkoğlu</strong> ülkemizde yıllar sonra yeniden açılan Wikipedia’yı konu aldı. Siz de oraya nasıl katkıda bulunursunuz? Üçüncü sayfamızda yeni bir buluş var: Çimentonun yerini alacak “canlı” beton! Sürekli köşemizde ise hijyen alışkanlıklarımızı değiştirmeye çağıran yazı var. Ve daha pek çok yazı haber fotoğraf grafik. Hafta boyunca size eşlik edecek.</p>
<p>Bilimde kalın, sevgiyle kalın, HBT’yi daha yukarılara yükseltelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/200-sayimiz-yol-gostericilerimiz-sirtimizi-dayadiklarimiz-sizler-ve-surpriz-bir-sayi">200. sayımız, yol göstericilerimiz, sırtımızı dayadıklarımız, sizler… Ve sürpriz bir sayı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16656</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 200. Sayı – 24 Ocak 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-200-sayi-24-ocak-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jan 2020 12:52:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çevrecilik]]></category>
		<category><![CDATA[cıvık mantar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[wikipedia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizi bekleyen sürprizler: Büyük bilimsel atılım yılındayız Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün? &#8211; Bilgehan Gürlek Ormanların yok olması, insan türünün de sonu demek! Türk öğrenciler sordu Nobelli bilimciler yanıtladı 21. yüzyılın cehaleti &#8211; Doğan Kuban Wikipedia bitleri &#8211; Tanol Türkoğlu Kanal &#8211; Ali Akurgal HALET ÇAMBEL, büyük arkeoloğumuzun ardından &#8211; Coşkun Özdemir Kültürel mirası korumada bir öncü: Halet Çambel &#8211; Gülçin Gülan Çimentonun yerini alabilecek “canlı” beton Çin’de yayılan akciğer hastalığından yeni bir virüs sorumlu 100 milyon yıllık cıvık mantar bulundu Zaman kapsülünde 7 milyar yıllık yıldız tozu Beden sıcaklığımız 150 yıldan beri düşüyor Uykusuzluk kan testiyle tespit edilebilecek Acı yemek iyidir! &#8211; Mustafa Çetiner Maya ve Azteklerden bize kalan en değerli miras: Kakao Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar &#8211; 1: Hijyen ile ilgili alışkanlıklarımıza ufak dokunuşlar Kadınlarda, dul ve bekarlarda, eğitim seviyesi düşüklerde ve ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlık daha çok &#8211; Fırat Kara Depresyonun alternatif tedavisi: Optimal beslenme &#8211; Pelin Cin Çevresel sürdürülebilirlik finansmanı için ilk Türk uluslararası tahvil ihracı &#8211; Neslihan Turguttopbaş 200 milyon yıldır var olan balığın soyu tükendi Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-200-sayi-24-ocak-2020">HBT Dergi 200. Sayı – 24 Ocak 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-16651" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/01/200.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Bizi bekleyen sürprizler: Büyük bilimsel atılım yılındayız<br />
Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün? &#8211; Bilgehan Gürlek<br />
Ormanların yok olması, insan türünün de sonu demek!<br />
Türk öğrenciler sordu Nobelli bilimciler yanıtladı<br />
21. yüzyılın cehaleti &#8211; Doğan Kuban<br />
Wikipedia bitleri &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Kanal &#8211; Ali Akurgal<br />
HALET ÇAMBEL, büyük arkeoloğumuzun ardından &#8211; Coşkun Özdemir<br />
Kültürel mirası korumada bir öncü: Halet Çambel &#8211; Gülçin Gülan<br />
Çimentonun yerini alabilecek “canlı” beton<br />
Çin’de yayılan akciğer hastalığından yeni bir virüs sorumlu<br />
100 milyon yıllık cıvık mantar bulundu<br />
Zaman kapsülünde 7 milyar yıllık yıldız tozu<br />
Beden sıcaklığımız 150 yıldan beri düşüyor<br />
Uykusuzluk kan testiyle tespit edilebilecek<br />
Acı yemek iyidir! &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Maya ve Azteklerden bize kalan en değerli miras: Kakao<br />
Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar &#8211; 1: Hijyen ile ilgili alışkanlıklarımıza ufak dokunuşlar<br />
Kadınlarda, dul ve bekarlarda, eğitim seviyesi düşüklerde ve ekonomik durumu kötü olanlarda ruhsal rahatsızlık daha çok &#8211; Fırat Kara<br />
Depresyonun alternatif tedavisi: Optimal beslenme &#8211; Pelin Cin<br />
Çevresel sürdürülebilirlik finansmanı için ilk Türk uluslararası tahvil ihracı &#8211; Neslihan Turguttopbaş<br />
200 milyon yıldır var olan balığın soyu tükendi</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-200-sayi-24-ocak-2020">HBT Dergi 200. Sayı – 24 Ocak 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16653</post-id>	</item>
		<item>
		<title>MSGSÜ’de Prof. Dr. Mehmet Özdoğan konferansı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/msgsude-prof-dr-mehmet-ozdogan-konferansi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2018 11:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[barınak]]></category>
		<category><![CDATA[göçebelik]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[mimar]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[MSGSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[prof. dr. mehmet özdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yunus aran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mimar Yunus Aran’ın anısını yaşatmak, mimarlık fakültesi öğrencilerinin birikimlerine katkıda bulunmak için 2001 yılından bu yana her yıl düzenli olarak Yunus Aran Birlikteliği ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) işbirliğiyle gerçekleştirilen 61. Yunus Aran Konferansı’na Prof. Dr. Mehmet Özdoğan konuk olacak. Emeritus Prof. Dr Mehmet Özdoğan’ın, “Barınağın Yapıya, Yapının Konuta Dönüşümü” temalı konuşması MSGSÜ Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda 4 Aralık Salı günü saat 14.30’da izlenebilecek. Katılım herkese açıktır ve ücretsizdir. http://yunusaran.org/konferanslar Konuşma özeti:  Afrika&#8217;nın tropik ortamından çıkan insan göreli olarak çok kısa bir süre içinde dünyaya yayılmış, buzul ön kuşağından, çöllere, dağlardan akarsu boylarına kadar hemen her ortama biyolojik uyum sağlayamadan ulaşmıştır. Bu nedenle &#8220;barınak&#8221; zorunlu bir gereksinme olarak Afrika&#8217;yı terk eden ilk insanlar ile birlikte ortaya çıkmıştır; en eski örneklerini Fransa&#8217;dan yaklaşık bir milyon yıl öncesinden bilmekteyiz. İnsanın becerileri geliştikçe barınak da gelişmiş, çeşitlenmiş, ancak yaklaşık on iki bin yıl öncelerine, Neolitik olarak tanımladığımız ilk köy yaşantısının ortaya çıkığı döneme kadar kavramsal olarak &#8220;barınak&#8221; olarak kalmıştır. Neolitik Dönem her şeyden önce yeni bir yaşam biçimidir, çiftçiliğin başlaması ile toplumsal ilişkiler farklılaşmış, gerçek anlamı ile &#8220;köy&#8221; yaşantısı ortaya çıkmıştır. Yapı kalıcı olmuş, tarım ile mülkiyet kavramının ortaya çıkışı, önceleri geçici olan barınağın bir sonraki kuşaklara aktarılacak kalıcılığını getirmiştir. Göçebe olmayan yaşam, mekânı sığınılan, uyunan bir yer olmanın ötesine taşımış, yeni işlevler, anlamlar yüklemiştir. Bütün bunlar yaşanan mekânın sağlam, farklı işlevlere göre bölümlenmiş, sahibinin sosyal statüsünü yansıtacak gelişmeleri tetiklemiş, Neolitik Dönemin ilk iki bin yılı içinde artık barınak yapıya, yapı da konuta dönüşmüştür. Günümüzden on bin yıl öncelerine geldiğimizde temel, blok kerpiç, köşe bağlantısı, lento, taşıyıcı duvar sistemleri, dam, merdiven ve iki katlı yapıları görmekteyiz. Yapının içi, fırın, ölü gömme yeri, besin hazırlama yeri, depo gibi işlevlere göre bölümlenmiş, başka bir deyişle geleneksel köy mimarisinin temelleri daha o tarihte atılmıştır. Konuşma, arkeolojik kazılardan örnekler ile barınaktan ilk konuta kadar olan süreci özetleyecektir. Emeritus Prof. Dr Mehmet Özdoğan  İstanbul 1943 doğumlu; akademik yaşamını İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı’nda Halet Çambel’in öğrencisi olarak sürdürmüştür. Esas uzmanlık alanı, “Neolitik” olarak adlandırılan, tarım ve hayvancılığa dayalı köy yaşantısının nerede, neden ve nasıl başladığı ve zaman içinde başka coğrafyalara yayılarak nasıl küresel bir model olduğu sorularına arkeolojik veriler ile yanıt aramaktır. 1964 yılından bu yana aralarında Çayönü, Yarımburgaz ve Aşağı Pınar’ın olduğu Türkiye’nin çeşitli yerlerinde 25 kazı çalışması ve yüzey araştırması yürütmüştür; halen Kırklareli’nde Trakya’daki İlk Tarım topluluklarını yansıtan Aşağı Pınar kazısının yanı sıra Açık Hava Müzeleri ve Kültürel Miras projelerini de sürdürmektedir. Diğer ilgi alanları arasında arkeoloji tarihi, arkeoloji politikaları ve çevresel arkeoloji bulunmaktadır. Üyesi olduğu önemli uluslararası bilim kurulları arasında Amerika Birleşik Devletleri Bilimler Akademisi (NAS), Amerika Arkeoloji Enstitüsü (AIA), Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI), Academia Europa, Şanghay Arkeoloji Forumu ve aldığı ödüller arasında ise TÜBA Hizmet ödülü (2001), Vehbi Koç Vakfı (2008) ve İtalya Devlet “Cavaliere” Nişanı bulunmaktadır. Arkeoloji ve kültürel miras üzerine 22 kitap ile 316 bilimsel makalesi vardır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/msgsude-prof-dr-mehmet-ozdogan-konferansi">MSGSÜ’de Prof. Dr. Mehmet Özdoğan konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal"><span lang="EN-US">Mimar Yunus Aran’ın anısını yaşatmak, mimarlık fakültesi öğrencilerinin birikimlerine katkıda bulunmak için 2001 yılından bu yana her yıl düzenli olarak Yunus Aran Birlikteliği ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) işbirliğiyle gerçekleştirilen 61. Yunus Aran Konferansı’na Prof. Dr. Mehmet Özdoğan konuk olacak.</span></p>
<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal"><span lang="EN-US">Emeritus Prof. Dr Mehmet Özdoğan’ın</span><span lang="EN-US">,<strong> “Barınağın Yapıya, Yapının Konuta Dönüşümü”</strong> temalı konuşması MSGSÜ Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda 4 Aralık Salı günü saat 14.30’da izlenebilecek. Katılım herkese açıktır ve ücretsizdir.</span> <a href="http://yunusaran.org/konferanslar" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://yunusaran.org/konferanslar&amp;source=gmail&amp;ust=1543314937907000&amp;usg=AFQjCNFat5JZ_Hw6W12LFejfeaEiVy96mQ">http://yunusaran.org/<wbr />konferanslar</a></p>
<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal"><strong><span lang="EN-US">Konuşma özeti: </span></strong></p>
<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal">Afrika&#8217;nın tropik ortamından çıkan insan göreli olarak çok kısa bir süre içinde dünyaya yayılmış, buzul ön kuşağından, çöllere, dağlardan akarsu boylarına kadar hemen her ortama biyolojik uyum sağlayamadan ulaşmıştır. Bu nedenle &#8220;barınak&#8221; zorunlu bir gereksinme olarak Afrika&#8217;yı terk eden ilk insanlar ile birlikte ortaya çıkmıştır; en eski örneklerini Fransa&#8217;dan yaklaşık bir milyon yıl öncesinden bilmekteyiz. İnsanın becerileri geliştikçe barınak da gelişmiş, çeşitlenmiş, ancak yaklaşık on iki bin yıl öncelerine, Neolitik olarak tanımladığımız ilk köy yaşantısının ortaya çıkığı döneme kadar kavramsal olarak &#8220;barınak&#8221; olarak kalmıştır. Neolitik Dönem her şeyden önce yeni bir yaşam biçimidir, çiftçiliğin başlaması ile toplumsal ilişkiler farklılaşmış, gerçek anlamı ile &#8220;köy&#8221; yaşantısı ortaya çıkmıştır. Yapı kalıcı olmuş, tarım ile mülkiyet kavramının ortaya çıkışı, önceleri geçici olan barınağın bir sonraki kuşaklara aktarılacak kalıcılığını getirmiştir. Göçebe olmayan yaşam, mekânı sığınılan, uyunan bir yer olmanın ötesine taşımış, yeni işlevler, anlamlar yüklemiştir. Bütün bunlar yaşanan mekânın sağlam, farklı işlevlere göre bölümlenmiş, sahibinin sosyal statüsünü yansıtacak gelişmeleri tetiklemiş, Neolitik Dönemin ilk iki bin yılı içinde artık barınak yapıya, yapı da konuta dönüşmüştür. Günümüzden on bin yıl öncelerine geldiğimizde temel, blok kerpiç, köşe bağlantısı, lento, taşıyıcı duvar sistemleri, dam, merdiven ve iki katlı yapıları görmekteyiz. Yapının içi, fırın, ölü gömme yeri, besin hazırlama yeri, depo gibi işlevlere göre bölümlenmiş, başka bir deyişle geleneksel köy mimarisinin temelleri daha o tarihte atılmıştır. Konuşma, arkeolojik kazılardan örnekler ile barınaktan ilk konuta kadar olan süreci özetleyecektir.</p>
<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal"><strong>Emeritus Prof. Dr Mehmet Özdoğan<span lang="EN-US"> </span></strong></p>
<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal">İstanbul 1943 doğumlu; akademik yaşamını İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı’nda Halet Çambel’in öğrencisi olarak sürdürmüştür. Esas uzmanlık alanı, “Neolitik” olarak adlandırılan, tarım ve hayvancılığa dayalı köy yaşantısının nerede, neden ve nasıl başladığı ve zaman içinde başka coğrafyalara yayılarak nasıl küresel bir model olduğu sorularına arkeolojik veriler ile yanıt aramaktır.</p>
<p class="m_-5462290774895059934ydp72ee499dyiv9571088292msonormal">1964 yılından bu yana aralarında Çayönü, Yarımburgaz ve Aşağı Pınar’ın olduğu Türkiye’nin çeşitli yerlerinde 25 kazı çalışması ve yüzey araştırması yürütmüştür; halen Kırklareli’nde Trakya’daki İlk Tarım topluluklarını yansıtan Aşağı Pınar kazısının yanı sıra Açık Hava Müzeleri ve Kültürel Miras projelerini de sürdürmektedir. Diğer ilgi alanları arasında arkeoloji tarihi, arkeoloji politikaları ve çevresel arkeoloji bulunmaktadır. Üyesi olduğu önemli uluslararası bilim kurulları arasında Amerika Birleşik Devletleri Bilimler Akademisi (NAS), Amerika Arkeoloji Enstitüsü (AIA), Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI), Academia Europa, Şanghay Arkeoloji Forumu ve aldığı ödüller arasında ise TÜBA Hizmet ödülü (2001), Vehbi Koç Vakfı (2008) ve İtalya Devlet “Cavaliere” Nişanı bulunmaktadır. Arkeoloji ve kültürel miras üzerine 22 kitap ile 316 bilimsel makalesi vardır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-12169 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/mehmetozkonf.jpg" alt="" width="600" height="981" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/mehmetozkonf.jpg 600w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/mehmetozkonf-183x300.jpg 183w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/msgsude-prof-dr-mehmet-ozdogan-konferansi">MSGSÜ’de Prof. Dr. Mehmet Özdoğan konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12168</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Arkeolojinin Delikanlısı&#8217; Muhibbe Darga yaşamını yitirdi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkeolojinin-delikanlisi-muhibbe-darga-yasamini-yitirdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2018 13:27:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeolojinin Delikanlısı]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilimci]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Çaykara]]></category>
		<category><![CDATA[filoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<category><![CDATA[Hititolog]]></category>
		<category><![CDATA[kazı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhibbe Darga]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye arkeolojisinin en önemli isimlerinden biri olan arkeolog, Hititolog ve dilbilimci Prof. Dr. Muhibbe Darga hayatını kaybetti. Muhibbe Darga kimdir? I. Abdülhamid&#8217;in başmabeyncisi Darugazade Mehmet Emin Bey&#8217;in torunu olan Darga, Erenköy Kız Lisesi&#8217;nin ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde, arkeoloji ve eskiçağ filolojisi eğitimi aldı. Alanında öncü olan Ord. Prof. Arif Müfid Mansel, Prof. Dr. H. Th. Bossert, Prof. Dr. E. Bosch’in gibi hocalardan dersler aldı. Region kazılarında çalıştı ve Anadolu keşif gezilerine katıldı. Lisans tezini Prof. Dr. Th. Bossert denetiminde tamamladıktan sonra aynı hocanın kürsüsünde lisans tezini ve doktorasını yaptı. Bir dönem Güneydoğu Anadolu’da Elazığ ve Muş’ta çeşitli liselerde hocalık yaptı. 1947&#8217;de doktor, 1965&#8217;te doçent ve 1973&#8217;te profesör oldu. Karatepe, Gedikli ve Değirmentepe kazılarına katıldı. Şemsiyetepe ve Şarhöyük kazılarına başkanlık etti. Side dilinin çözümüne katkıda bulundu. Birçok makalenin yanı sıra Eski Anadolu&#8217;da Kadın adlı bir kitabı vardır. 1986 yılında Eskişehir Ana¬dolu Üniversitesi Rektörü Yılmaz Büyükerşen’in daveti üzerine Sinema ve Televizyon Bölümü’nün yüksek lisans öğrencilerine ‘Anadolu Uygarlıkları’ konulu dersler verdi. Yurtiçinde ve ayrıca yurtdışında Floransa’da Aşağı Fırat Havzası Kazıları ve Roma’da Hitit Sanatı hakkında seri konferanslar verdi. Avrupa sergi kataloglarına, yazılarıyla bilimsel katkıda bulundu. Karahna Şehri Kült Envanteri, Eski Anadolu’da Kadın, alanında önemli bir kaynak olan Hitit Mimarlığı 1 &#8211; Arkeolojik ve Filolojik Veriler, kazı anılarını içeren Kazı Başkanının Karavanası isimli kitapları yazdı. 2008 yılında Taner Tarhan, Aksel Tibet ve Erkan Konyar’ın editörlüğünde Sadberk Hanım Müzesi Yayınları tarafından Muhibbe Darga Armağanı kitabı yayınlan­mıştır. Muhibbe Darga, ilk Türk seyyahlarından da olan büyük babası Mehmet Emin Bey&#8217;in anılarını 2009 yılında İstanbul&#8217;dan Asya-yı Vusta&#8217;ya Seyahat adıyla derledi. Arkeolog ve yazar Emine Çaykara&#8217;nın kendisiyle yaptığı ayrıntılı bir söyleşiden oluşan biyografisi 2002 yılında Arkeolojinin Delikanlısı Muhibbe Darga Kitabı adıyla yayımlandı. Kitapta, 1940’larda at üstünde Anadolu’da keşif gezilerine katılmış, çok değerli bilim insanlarının yanında eğitim görmüş ve Hititlerin dünyasını yaşamının merkezi yapmış Muhibbe Darga’nın hayatından önemli kesitler yer alıyor. Darga, söyleşi sırasında Emine Çaykara ile üzerine çöp dökülen tarihi alanlar, bugün nerede olduğu bilinmeyen anıtlar, kazısı için cebinden para harcayan arkeologlarla ve birçok konuyla ilgili ilginç anılar da paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkeolojinin-delikanlisi-muhibbe-darga-yasamini-yitirdi">&#8216;Arkeolojinin Delikanlısı&#8217; Muhibbe Darga yaşamını yitirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye arkeolojisinin en önemli isimlerinden biri olan arkeolog, Hititolog ve dilbilimci Prof. Dr. Muhibbe Darga hayatını kaybetti.</p>
<p><strong>Muhibbe Darga kimdir?</strong></p>
<p>I. Abdülhamid&#8217;in başmabeyncisi Darugazade Mehmet Emin Bey&#8217;in torunu olan Darga, Erenköy Kız Lisesi&#8217;nin ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde, arkeoloji ve eskiçağ filolojisi eğitimi aldı. Alanında öncü olan Ord. Prof. Arif Müfid Mansel, Prof. Dr. H. Th. Bossert, Prof. Dr. E. Bosch’in gibi hocalardan dersler aldı. Region kazılarında çalıştı ve Anadolu keşif gezilerine katıldı. Lisans tezini Prof. Dr. Th. Bossert denetiminde tamamladıktan sonra aynı hocanın kürsüsünde lisans tezini ve doktorasını yaptı. Bir dönem Güneydoğu Anadolu’da Elazığ ve Muş’ta çeşitli liselerde hocalık yaptı.</p>
<p>1947&#8217;de doktor, 1965&#8217;te doçent ve 1973&#8217;te profesör oldu. Karatepe, Gedikli ve Değirmentepe kazılarına katıldı. Şemsiyetepe ve Şarhöyük kazılarına başkanlık etti. Side dilinin çözümüne katkıda bulundu. Birçok makalenin yanı sıra Eski Anadolu&#8217;da Kadın adlı bir kitabı vardır. 1986 yılında Eskişehir Ana¬dolu Üniversitesi Rektörü Yılmaz Büyükerşen’in daveti üzerine Sinema ve Televizyon Bölümü’nün yüksek lisans öğrencilerine ‘Anadolu Uygarlıkları’ konulu dersler verdi.</p>
<p>Yurtiçinde ve ayrıca yurtdışında Floransa’da Aşağı Fırat Havzası Kazıları ve Roma’da Hitit Sanatı hakkında seri konferanslar verdi. Avrupa sergi kataloglarına, yazılarıyla bilimsel katkıda bulundu. <strong>Karahna Şehri Kült Envanteri</strong>, <strong>Eski Anadolu’da Kadın</strong>, alanında önemli bir kaynak olan <strong>Hitit Mimarlığı 1 &#8211; Arkeolojik ve Filolojik Veriler</strong>, kazı anılarını içeren <strong>Kazı Başkanının Karavanası</strong> isimli kitapları yazdı. 2008 yılında Taner Tarhan, Aksel Tibet ve Erkan Konyar’ın editörlüğünde Sadberk Hanım Müzesi Yayınları tarafından <strong>Muhibbe Darga Armağanı</strong> kitabı yayınlan­mıştır.</p>
<p>Muhibbe Darga, ilk Türk seyyahlarından da olan büyük babası Mehmet Emin Bey&#8217;in anılarını 2009 yılında <strong>İstanbul&#8217;dan Asya-yı Vusta&#8217;ya Seyahat</strong> adıyla derledi. Arkeolog ve yazar <strong>Emine Çaykara&#8217;</strong>nın kendisiyle yaptığı ayrıntılı bir söyleşiden oluşan biyografisi 2002 yılında <strong>Arkeolojinin Delikanlısı Muhibbe Darga</strong> Kitabı adıyla yayımlandı.</p>
<p>Kitapta, 1940’larda at üstünde Anadolu’da keşif gezilerine katılmış, çok değerli bilim insanlarının yanında eğitim görmüş ve Hititlerin dünyasını yaşamının merkezi yapmış Muhibbe Darga’nın hayatından önemli kesitler yer alıyor. Darga, söyleşi sırasında Emine Çaykara ile üzerine çöp dökülen tarihi alanlar, bugün nerede olduğu bilinmeyen anıtlar, kazısı için cebinden para harcayan arkeologlarla ve birçok konuyla ilgili ilginç anılar da paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkeolojinin-delikanlisi-muhibbe-darga-yasamini-yitirdi">&#8216;Arkeolojinin Delikanlısı&#8217; Muhibbe Darga yaşamını yitirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9480</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
