<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>asya arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/asya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/asya</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jun 2023 10:12:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İstanbul’da kentsel dönüşüm ne demek?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/istanbulda-kentsel-donusum-ne-demek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğan Kuban]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Apr 2023 07:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğan Kuban]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[gecekondu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak bina]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[megapol]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Rem Koolhaas]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29365</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizim 2700 yıllık kentimiz sayısız dönüşüm geçirdi. Megaralı Greklerin kolonisi Bizantion’dan bugüne&#8230; Kentsel dönüşüm var olan bir şeyin değişmesidir. Ormanı kesip gökdelen dikmek değildir. Bugünkü İstanbul, Menderes döneminde başlayan bir kentsel değişim ile 1980&#8217;den sonraki bir azmanlaşmanın sonucudur. Kentsel dönüşüm deyimi aynı zamanda biyolojik bir içerik taşıyor. Fakat bizde her şeyi saklayan bir örtü, her yapılana kent planı onayı veren bir damga olmuş. İstanbul surları içinde de yıkılan mahallelere neo-Osmanlı apartman yapmak bir kentsel dönüşümdür. Ama tarihi çevre koruma değildir. Dudullu’da, Şile’de ormanları yok eden bir plan ise kentsel dönüşüm değildir. 1440 hektarlık sur içini 350 bin ya da 400 bin hektarlık kent alanı içinde tarihi karakteriyle koruyamayıp Boğaz alanında yeşil yerine bir site yapmak da kentsel dönüşüm değil. Sadece yeşil alan soykırımıdır. Nüfus patlaması İstanbul devleşmesi olağanüstü bir nüfus patlaması sonucudur. Roma çağından bu yana Anadolu’nun nüfusu 8 milyon civarında değişmeden 20. yüzyıla ulaşmıştı. Bugün 75 milyon. Cumhuriyet&#8217;in başında %90’ı okumamış köylü olan bu nüfusun %70’i kent dediğimiz fakat planlanamamış megapolde yaşıyor. Kökten bir değişim. Toplumun kültür seviyesi bu kökten değişime bir yanıt getiremezdi. Hele bu fırtına her düzeyde eleştirinin yok olduğu bir toplumda olunca sonuç sadece kargaşa oldu. Kente göç edenin bütün yaşam konforu iyileşti. Gecekondusu kendine ait bir eve dönüşünce yüzyıllar boyunca mal sahibi olamamış köylü ilk kez köle olmadığını hissetti. Belediyeler ve partiler de kent toprağı spekülasyonunun altın değerinde olduğunu öğrendiler. İstanbul akıl almaz bir hızla bir megapole dönüşünce bir kent tarihi bilinci topluma ve idarecilerde ulaşmadı. Gelenler İstanbul ile hemen özdeş olamıyorlar. Anadolu ne kadar parçalı ise İstanbul daha fazla parçalı. Megapol, toplumu bütünleştirici değil, parçalayıcı bir rol oynuyor. Planlama sadece bir dosya kapağıdır Nüfusunu sayamayan ve kaçak inşaat oranı %60’a ulaşan bir kentte plandan söz etmek ancak alay olabilir. Politikacılar için tek gerçeğin gelenlere yer tahsisine dönüşmesi diğer kavramları içi boş başlıklar yaptı. Orta Asya bozkırından Anadolu’ya göçenler doğaya nasıl davrandılarsa İstanbul’a gelen köylü de doğaya öyle davrandı. Bu durum gece kondu aflarıyla onaylandı. Politik oya dönüştü. Toprak yağması politik oy eşitliği kurulduktan sonra yerine rasyonel bir planlama düzeninin geçmesini beklemek hayal olurdu. Köylüler spekülatörlerin öncüsü oldular. Bu olgu Türkiye’de kent toprağının en büyük gelir kaynağı olarak ekonominin baş köşesine oturmasını sağladı. Yapılaşmayı yönlendiren idari etkinlik de sadece spekülatif inşaatın amaçlarını gerçekleştirmeye indirgendi. Bugün toprağın altın değerinde getirisinin devam etmesi için yataydaki yağmanın düşeyde devamını sağlayan yüksek yapı aşamasına geldik. Bu İstanbul’un yeni damgasıdır. Her yer vuruyoruz. Bugünün kent modeli geçmişte yok. Enerji kıtlığı su kıtlığı, küresel ısınma, tarımsal kıtlık, küresel açlık, ekonomik kriz, geçen yüzyılda kimsenin söz etmediği biyotik çevre dengesi gibi sorunlar yeni sorunlardır. Fakat cehalet ve ekonomik gelir dengesizlikleri sağlıklı kent gelişmesine olanak vermiyor. Ülkenin sadece yapısal, kentsel geleceği açısından değil, ekonomik geleceği açısından da en olumsuz gelişme budur. Bugün bir gelişme gösterisi sayılan bu olgu, birkaç yıl sonra ekonomik ve sosyal çöküntünün göstergelerinden biri olabilir. Amerika’da 2008 krizinin inşaat sektörünün kredi politikası nedeniyle olduğunu bizimkiler kavramadı. Yüksek yapı pahalı bir yapıdır, sürekli enerji yutar. Kente en büyük zararı ulaşım ve hava kirliliği bağlamındadır. Yüksek yapı ucuz arsa kapatıp onun üzerine istediği kadar kat koyan müteahhitten başka kimse için ucuz değil. Halkın beyni inşaat gösterileriyle yıkanıyor. Bu etkinlik bütün diğer etkinliklerin yeterince gelişmemesinin de nedenidir. Öğretim para yiyici ve kötü. Ülke bütün uç teknolojileri ithal ediyor. Tarımsal üretim dışarıya boyun eğmiş, ithalat ihracattan çok. Borç yükü dünya sıralamasında görkemli bir düzeyde. Asya tipi gelişme Birkaç yıl önce Rem Koolhaas, Harvard Üniversitesi için hazırladığı ‘Mutations = Dönüşümler’ adlı ilginç bir kitap yayınladı. Bu kitap kentsel dönüşümlerden söz ediyor, dünyadan örnekler veriyordu. Çin’de Hong Kong’un kuzeyinde İnci Nehri Deltası adı verilen ve büyük şehirleri içeren bir bölgedeki gelişmeleri anlattıktan sonra Asya tipi bir gelişmeden söz ediyor. O bölgede nüfus toplamı 15 milyon tutan beş kent var; 2030’da 32 milyona çıkacakmış. Fakat bu bölgede 2000’de 2000 km karayolu var. Bölgede ayni tarihte kentlerde ve nehirler üzerinde 1260 köprü varmış. Hong Kong’u kuzeye bağlayan asma köprü 2.2 km açıklığı ile dünyanın en uzun asma köprüsü. 1995’de bu bölgede 5 havaalanı var. Yolcu sayısı yılda 45 milyon. Uluslararası Guangzhou hava alanında saatte 15 uçak iniyor ve kalkıyor. Koolhaas şöyle diyor: Burada Asya ile Avrupa karışımı bir uygulama var. Bu insanların büyük bir çoğunluğu için tarihin hiçbir önemi yok. Bu her şeye yeniden başlamak ‘tabula rasa’ yöntemi. Rem Koolhaas, Singapur’dan söz ederken her şeyin yeni ve yapay olduğunu, yapıların birbirleriyle ilişkisi olmadığını vurguluyor. Kent pazarlaması Asyalılar &#8216;biz modern’i yaratıyoruz’ diyorlarmış. Koolhaas bunun bir aldatmaca olduğunu söylüyor: &#8220;Asya yok oluyor&#8221;&#8230; Asyalılar kendi ülkelerinde turist oldular. Ne önemli mimarileri ne de önemli mimarları var. Ve kentlerin oluşumunda önemli olan hiçbir uzmanları yok. ‘Urbanism’ sözcüğünün içeriği kalmamış. Bu bir trajedi. Olağanüstü yapılaşma yeni bir Asya mimarisinin yaratılmasına paralel olmamış. Toplum mimarları bir kenara atmış. Politik sistemleri ortak toplumsal değerlere önem vermiyor. Varsa yoksa pazar ekonomisi. Belki kentin pazarlamasından söz edilebilir. Rem Koolhaas Çin için böyle diyor. Bu bizi de anlatmıyor mu? İstanbul, tarih dışında, hiçbir ölçüte göre bir dünya kenti değildir. Türkiye zenginlikte, bilimde, teknolojide, öğretimde, sanatta, edebiyatta dünya kategorisinde değil. Sadece borçta dereceye giriyor. Ne var ki Çin’in sanayi üretimi 2015’e kadar Amerika’ya yetişecekmiş. Bizim nerede olduğumuzu bilen var mı? Doğan Kuban</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/istanbulda-kentsel-donusum-ne-demek">İstanbul’da kentsel dönüşüm ne demek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim 2700 yıllık kentimiz sayısız dönüşüm geçirdi. Megaralı Greklerin kolonisi Bizantion’dan bugüne&#8230; Kentsel dönüşüm var olan bir şeyin değişmesidir. Ormanı kesip gökdelen dikmek değildir. Bugünkü İstanbul, Menderes döneminde başlayan bir kentsel değişim ile 1980&#8217;den sonraki bir azmanlaşmanın sonucudur.</p>
<p>Kentsel dönüşüm deyimi aynı zamanda biyolojik bir içerik taşıyor. Fakat bizde her şeyi saklayan bir örtü, her yapılana kent planı onayı veren bir damga olmuş. İstanbul surları içinde de yıkılan mahallelere neo-Osmanlı apartman yapmak bir kentsel dönüşümdür. Ama tarihi çevre koruma değildir. Dudullu’da, Şile’de ormanları yok eden bir plan ise kentsel dönüşüm değildir. 1440 hektarlık sur içini 350 bin ya da 400 bin hektarlık kent alanı içinde tarihi karakteriyle koruyamayıp Boğaz alanında yeşil yerine bir site yapmak da kentsel dönüşüm değil. Sadece yeşil alan soykırımıdır.</p>
<p><strong>Nüfus patlaması</strong></p>
<p>İstanbul devleşmesi olağanüstü bir nüfus patlaması sonucudur. Roma çağından bu yana Anadolu’nun nüfusu 8 milyon civarında değişmeden 20. yüzyıla ulaşmıştı. Bugün 75 milyon. Cumhuriyet&#8217;in başında %90’ı okumamış köylü olan bu nüfusun %70’i kent dediğimiz fakat planlanamamış megapolde yaşıyor. Kökten bir değişim. Toplumun kültür seviyesi bu kökten değişime bir yanıt getiremezdi. Hele bu fırtına her düzeyde eleştirinin yok olduğu bir toplumda olunca sonuç sadece kargaşa oldu.</p>
<p>Kente göç edenin bütün yaşam konforu iyileşti. Gecekondusu kendine ait bir eve dönüşünce yüzyıllar boyunca mal sahibi olamamış köylü ilk kez köle olmadığını hissetti. Belediyeler ve partiler de kent toprağı spekülasyonunun altın değerinde olduğunu öğrendiler.</p>
<p>İstanbul akıl almaz bir hızla bir megapole dönüşünce bir kent tarihi bilinci topluma ve idarecilerde ulaşmadı. Gelenler İstanbul ile hemen özdeş olamıyorlar. Anadolu ne kadar parçalı ise İstanbul daha fazla parçalı. Megapol, toplumu bütünleştirici değil, parçalayıcı bir rol oynuyor.</p>
<p><strong>Planlama sadece bir dosya kapağıdır</strong></p>
<p>Nüfusunu sayamayan ve kaçak inşaat oranı %60’a ulaşan bir kentte plandan söz etmek ancak alay olabilir. Politikacılar için tek gerçeğin gelenlere yer tahsisine dönüşmesi diğer kavramları içi boş başlıklar yaptı. Orta Asya bozkırından Anadolu’ya göçenler doğaya nasıl davrandılarsa İstanbul’a gelen köylü de doğaya öyle davrandı. Bu durum gece kondu aflarıyla onaylandı. Politik oya dönüştü. Toprak yağması politik oy eşitliği kurulduktan sonra yerine rasyonel bir planlama düzeninin geçmesini beklemek hayal olurdu. Köylüler spekülatörlerin öncüsü oldular.</p>
<p>Bu olgu Türkiye’de kent toprağının en büyük gelir kaynağı olarak ekonominin baş köşesine oturmasını sağladı. Yapılaşmayı yönlendiren idari etkinlik de sadece spekülatif inşaatın amaçlarını gerçekleştirmeye indirgendi. Bugün toprağın altın değerinde getirisinin devam etmesi için yataydaki yağmanın düşeyde devamını sağlayan yüksek yapı aşamasına geldik. Bu İstanbul’un yeni damgasıdır. Her yer vuruyoruz.</p>
<p>Bugünün kent modeli geçmişte yok. Enerji kıtlığı su kıtlığı, küresel ısınma, tarımsal kıtlık, küresel açlık, ekonomik kriz, geçen yüzyılda kimsenin söz etmediği biyotik çevre dengesi gibi sorunlar yeni sorunlardır. Fakat cehalet ve ekonomik gelir dengesizlikleri sağlıklı kent gelişmesine olanak vermiyor.</p>
<p>Ülkenin sadece yapısal, kentsel geleceği açısından değil, ekonomik geleceği açısından da en olumsuz gelişme budur. Bugün bir gelişme gösterisi sayılan bu olgu, birkaç yıl sonra ekonomik ve sosyal çöküntünün göstergelerinden biri olabilir. Amerika’da 2008 krizinin inşaat sektörünün kredi politikası nedeniyle olduğunu bizimkiler kavramadı. Yüksek yapı pahalı bir yapıdır, sürekli enerji yutar. Kente en büyük zararı ulaşım ve hava kirliliği bağlamındadır. Yüksek yapı ucuz arsa kapatıp onun üzerine istediği kadar kat koyan müteahhitten başka kimse için ucuz değil.</p>
<p>Halkın beyni inşaat gösterileriyle yıkanıyor. Bu etkinlik bütün diğer etkinliklerin yeterince gelişmemesinin de nedenidir. Öğretim para yiyici ve kötü. Ülke bütün uç teknolojileri ithal ediyor. Tarımsal üretim dışarıya boyun eğmiş, ithalat ihracattan çok. Borç yükü dünya sıralamasında görkemli bir düzeyde.</p>
<p><strong>Asya tipi gelişme</strong></p>
<p>Birkaç yıl önce Rem Koolhaas, Harvard Üniversitesi için hazırladığı ‘Mutations = Dönüşümler’ adlı ilginç bir kitap yayınladı. Bu kitap kentsel dönüşümlerden söz ediyor, dünyadan örnekler veriyordu. Çin’de Hong Kong’un kuzeyinde İnci Nehri Deltası adı verilen ve büyük şehirleri içeren bir bölgedeki gelişmeleri anlattıktan sonra Asya tipi bir gelişmeden söz ediyor.</p>
<p>O bölgede nüfus toplamı 15 milyon tutan beş kent var; 2030’da 32 milyona çıkacakmış. Fakat bu bölgede 2000’de 2000 km karayolu var. Bölgede ayni tarihte kentlerde ve nehirler üzerinde 1260 köprü varmış. Hong Kong’u kuzeye bağlayan asma köprü 2.2 km açıklığı ile dünyanın en uzun asma köprüsü. 1995’de bu bölgede 5 havaalanı var. Yolcu sayısı yılda 45 milyon. Uluslararası Guangzhou hava alanında saatte 15 uçak iniyor ve kalkıyor.</p>
<p>Koolhaas şöyle diyor: Burada Asya ile Avrupa karışımı bir uygulama var. Bu insanların büyük bir çoğunluğu için tarihin hiçbir önemi yok. Bu her şeye yeniden başlamak ‘tabula rasa’ yöntemi. Rem Koolhaas, Singapur’dan söz ederken her şeyin yeni ve yapay olduğunu, yapıların birbirleriyle ilişkisi olmadığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Kent pazarlaması</strong></p>
<p>Asyalılar &#8216;biz modern’i yaratıyoruz’ diyorlarmış. Koolhaas bunun bir aldatmaca olduğunu söylüyor: &#8220;Asya yok oluyor&#8221;&#8230; Asyalılar kendi ülkelerinde turist oldular. Ne önemli mimarileri ne de önemli mimarları var. Ve kentlerin oluşumunda önemli olan hiçbir uzmanları yok. ‘Urbanism’ sözcüğünün içeriği kalmamış. Bu bir trajedi. Olağanüstü yapılaşma yeni bir Asya mimarisinin yaratılmasına paralel olmamış. Toplum mimarları bir kenara atmış. Politik sistemleri ortak toplumsal değerlere önem vermiyor. Varsa yoksa pazar ekonomisi. Belki kentin pazarlamasından söz edilebilir. Rem Koolhaas Çin için böyle diyor. <strong>Bu bizi de anlatmıyor mu?</strong></p>
<p>İstanbul, tarih dışında, hiçbir ölçüte göre bir dünya kenti değildir. Türkiye zenginlikte, bilimde, teknolojide, öğretimde, sanatta, edebiyatta dünya kategorisinde değil. Sadece borçta dereceye giriyor. Ne var ki Çin’in sanayi üretimi 2015’e kadar Amerika’ya yetişecekmiş.</p>
<p>Bizim nerede olduğumuzu bilen var mı?</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/istanbulda-kentsel-donusum-ne-demek">İstanbul’da kentsel dönüşüm ne demek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29365</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Jeodin: Dinle yönetilen coğrafyalar</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/jeodin-dinle-yonetilen-cografyalar</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 11:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yerküre]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[jeodin]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk savaş]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle Soğuk Savaş sonrasında, dünyada sınıf siyasetinin büyük ölçüde terk edilmiş olmasına bağlı olarak, kimlik siyaseti etkin hale geldi. Böylece dinsel, etnik, cinsel kimlikler yerel ve küresel çapta günlük politikanın ana konusunu oluşturmaya başladı. Yine bu çağın bir gerçekliği olarak dini olgular açık bir jeopolitik doktrine kolaylıkla dönüştürülebiliyor. Ülkelerin tarihi, coğrafi, ekonomik ve kültürel özelliklerinden kaynağını alan ve genellikle uzun asırların birikimiyle şekillenen “makro politik” hedefleri vardır. Bu hedefler, jeopolitik biliminin ana konusunu oluşturur. Bu bağlamda “jeo-politik” sözcüğündeki “jeo” bileşeni, coğrafi özelliklerin, ülkelerin benimsedikleri politikalar üzerindeki belirleyiciliğini ifade etmektedir. Yine ülkelerin doğal ortam özellikleri, nüfusu, sosyolojisi, kültürel-ekonomik nitelikleri, tarihi, madenleri, ormanları, akarsuları, gölleri, denizleri, matematik konumu ve dini inanışları jeopolitik biliminin veri kaynaklarındandır. Bu verilerin bazıları değişebilir, bazıları ise değişmez (statik) niteliktedir. Din olgusu, geleneksel jeopolitik anlatımda, jeopolitiğin “değişmeyen unsur”u olarak ele alınmıştır. Bu değişmezlik, toplumların bir dini inançtan başka bir dini inanca geçişinin zorluğunu ifade ettiği kadar aynı zamanda dinlerin ritüellerini ve temel metinlerinin değişmezliğini de vurgulamaktadır. Klasik jeopolitik anlayış, din olgusuna bu “değişmezlik” üzerinden yaklaşmaktadır. Dinler değişime kapalı mı? Dini inanışlar, her toplumda görülmekle birlikte, toplumların günlük hayatlarındaki yeri ve etkinliği farklıdır. Ayrıca insanların din kavrayışları, zamana ve mekâna bağlı olarak değişebilmektedir. Bu anlamda “a priori” olarak değişmeyen bir “töz” kabul edilen din kavramının, metafizik/ inanç esaslarının değişime-dönüşüme kapalı olduğu varsayılsa bile toplumların değişime açık olması, inanç ögelerini de değişebilir hale getirmektedir. Dinsel değişim ve dönüşümün diğer dinamiklerini ise dinlerin yayıldığı coğrafi mekânın özellikleri, tarihi, toplumsal yapısı, kültürel ve ideolojik etkileşimleri ile modernite oluşturmaktadır. Paradoksal olarak bugün bazı dinler, kaynağı dışındaki ülkelerde daha güçlüdür. Aynı zamanda birçok din yayıldıkça ve kitleselleştikçe büyük ölçüde değişime uğramıştır. Bu nedenle dinlerin bugün sergiledikleri formun, genellikle orijinal halinden uzak olduğu görülmektedir. Ortadoğu’da yakın dönemde yaşanan gelişmeler göstermiştir ki; savaş gibi toplumsal travmalar, siyasal gerilimler, yaşanan toplumsal şiddet olayları ve politik ihtiyaçlar çok bileşenli olarak din algısında değiştirici/ dönüştürücü etkiler yapmakta ve yeni dinsel yapıların ortaya çıkışına zemin hazırlamaktadır. Din, siyaset ve jeopolitik Dünya, özellikle 20. y.y.’ın ikinci yarısından sonra dindarlaşma eğilimine girmiştir. Çağdaş uluslararası ilişkilerde, dinlerin “siyasi uyanış”ını düşündüren fenomenlerle giderek daha sık karşılaşılmaktadır. Ayrıca küreselleşme olgusuyla birlikte din etkeni, tüm devletlerin dış ve iç politikalarında daha fazla görünür hale gelmiştir. Yine bu çağın bir gerçekliği olarak dini olgular açık bir jeopolitik doktrine kolaylıkla dönüştürülebilmektedir. Özellikle Soğuk Savaş sonrasında, dünyada sınıf siyasetinin büyük ölçüde terk edilmiş olmasına bağlı olarak, kimlik siyaseti etkin hale gelmiştir. Böylece dinsel, etnik, cinsel kimlikler yerel ve küresel çapta günlük politikanın ana konusunu oluşturmaya başlamıştır. Dinsel kimlikçiliğin en az etnik kimlikçilik kadar çözücü bir istikrarsızlık ve çatışma kaynağına dönüşebildiği, güncel örneklerle görülmektedir. Jeodin nedir? Geniş bir tarihsel süreçte gelişen din-politika etkileşimi, jeopolitik içerikte yeni bir kavramsallaşmanın önünü açmıştır. Bu perspektifte ortaya çıkan “jeodin” kavramı; jeopolitik amaçları gerçekleştirmek için din/ inanç olgusunun kullanılması anlamına gelmektedir. Bir bilimsel yaklaşım olarak jeodin; bir bölgedeki dinsel-politik ilişkilerdeki gelişmelerin, jeopolitik yansımasını değerlendirir. Başka bir anlatımla jeodin, inançların manipüle edilmesini, dönüşmesini veya dönüştürülmesini, “ılımlı”laşmasını veya radikalleşmesini ya da geleneksel halini korumasını, politikleşmesini yahut toplumların ve devletlerin dinselleşmesi veya sekülarizasyonu ile gelişen jeopolitik süreç ve sonuçları konu edinir. Jeodini düşünüşe, tarihin eski dönemlerinden beri rastlanmaktadır. Din adamları, imparatorlar, siyasetçiler ve askerlerin bu tarz gelişmeleri izlediğini gösteren pek çok tarihi olay bulunmaktadır. Haçlı Seferleri’nden “Yeşil Kuşak” teorisine, Polonya’nın komşu kültürel etkilere karşı bir kalkan olarak kullandığı Katolikliğinden “demokrasi” söylemli, din motivasyonlu “Arap Baharı”na kadar tarihin çeşitli varyantında jeodini gelişmelere rastlanmaktadır. Jeodin kavramı da, tıpkı jeoekonomi kavramı gibi büyük ölçüde Asya’daki gelişmelere bağlı olarak güncellik kazanmaktadır. Nitekim Çin’in yükselen ekonomik gücünü, jeopolitik fayda amacıyla kullanması sonucunda, “jeoekonomi” kavramının akademik ve siyasi gündemde daha fazla yer tuttuğu bilinmektedir. Benzer biçimde 11 Eylül süreci, Afrika, Ortadoğu, Asya’da radikal akımların güçlenmesi ve özellikle Çin’in küresel açılım politikasının gereği olarak farklı kültürlere ve dinlere artan ilgisi, “jeodin” kavramını 21. y.y.’ın gündemine taşımıştır. Bu nedenle jeodin kavramı da gelişim süreçleri itibariyle büyük ölçüde “Asyalı”dır. Bugünün gelişmeleri Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, özellikle “ikinci ve üçüncü dünya”nın küresel düzene “antiemperyalist” itirazları, yerini büyük ölçüde dini-ideolojik doktrinleri benimsemiş silahlı gruplara ve iç çatışmalara terk etmiş görünmektedir. Nitekim bugün dünyanın gerilimli/ çatışmalı 25 bölgesinin 15’inde yaşanan çatışmalarda, dinsel-ideolojik gerekçeler öne çıkmaktadır. Nedenlerine göre dünyanın gerilimli &#8211; çatışmalı bölgeleri (2022) Güncel jeodini gelişmeler en yoğun haliyle Asya’da yaşanmaktadır. Orta ve Güney Asya ülkelerinde yükselen dinsel fanatizm, özellikle Afganistan, Myanmar, Hindistan ve Pakistan’da tırmanmaktadır. Radikal eğilimler ve fanatik akımlar, Asya’da yayılış gösteren hemen hemen tüm kitlesel dinlerin bünyesinde taban bulmaktadır. Sonuç Jeopolitik amaçları ilerletmenin birçok enstrümanı bulunmaktadır. Din olgusu bu enstrümanların en sofistike ve derinlikli olanıdır. Bir tarihsel gerçeklik olarak, siyasi düzenlerin dağılmasında veya güçlendirilmesinde din olgusu belirgin bir yer tutmaktadır. Bu nedenle devletler siyasal amaçlarla genellikle -kontrollü biçimde- dinselliği desteklemektedir. Dolayısıyla dini alan uzun zamandır politize haldedir. Dünyanın günümüzde çatışmalı bölgelerinin çoğunda dini gerekçeler; siyasi ve ekonomik nedenleri ikinci planda bırakacak biçimde başat etkenler olarak öne sürülmektedir. Başka bir anlatımla, dini argümanlar, günümüzün ideolojisiz dünyasında, kriz/müdahale bölgelerinin oluşmasında ön sıralarda yer almaktadır. Dünyanın bugün geldiği aşamada, din referanslı siyasi olayların, çatışmaların ve müdahalelerin yeryüzünün pek çok bölgesinde yaygınlaştığı ve sonuçlarının kısa sürede alınabildiği bir vasatta, jeodini yaklaşım, gelişen süreçlerin çözümlenmesinde analitik bir seçenek sunmaktadır. Doç. Dr. Bülent Güner, Munzur Üniversitesi, Coğrafya Bölümü,  bguner@munzur.edu.tr</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/jeodin-dinle-yonetilen-cografyalar">Jeodin: Dinle yönetilen coğrafyalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29068 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/jeodin-300x212.png" alt="" width="300" height="212" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/jeodin-300x212.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/jeodin.png 678w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Özellikle Soğuk Savaş sonrasında, dünyada sınıf siyasetinin büyük ölçüde terk edilmiş olmasına bağlı olarak, kimlik siyaseti etkin hale geldi. Böylece dinsel, etnik, cinsel kimlikler yerel ve küresel çapta günlük politikanın ana konusunu oluşturmaya başladı. Yine bu çağın bir gerçekliği olarak dini olgular açık bir jeopolitik doktrine kolaylıkla dönüştürülebiliyor.</p>
<p>Ülkelerin tarihi, coğrafi, ekonomik ve kültürel özelliklerinden kaynağını alan ve genellikle uzun asırların birikimiyle şekillenen “makro politik” hedefleri vardır. Bu hedefler, jeopolitik biliminin ana konusunu oluşturur. Bu bağlamda “jeo-politik” sözcüğündeki “jeo” bileşeni, coğrafi özelliklerin, ülkelerin benimsedikleri politikalar üzerindeki belirleyiciliğini ifade etmektedir. Yine ülkelerin doğal ortam özellikleri, nüfusu, sosyolojisi, kültürel-ekonomik nitelikleri, tarihi, madenleri, ormanları, akarsuları, gölleri, denizleri, matematik konumu ve dini inanışları jeopolitik biliminin veri kaynaklarındandır. Bu verilerin bazıları değişebilir, bazıları ise değişmez (statik) niteliktedir.</p>
<p>Din olgusu, geleneksel jeopolitik anlatımda, jeopolitiğin “değişmeyen unsur”u olarak ele alınmıştır. Bu değişmezlik, toplumların bir dini inançtan başka bir dini inanca geçişinin zorluğunu ifade ettiği kadar aynı zamanda dinlerin ritüellerini ve temel metinlerinin değişmezliğini de vurgulamaktadır. Klasik jeopolitik anlayış, din olgusuna bu “değişmezlik” üzerinden yaklaşmaktadır.</p>
<p><strong>Dinler değişime kapalı mı?</strong></p>
<p>Dini inanışlar, her toplumda görülmekle birlikte, toplumların günlük hayatlarındaki yeri ve etkinliği farklıdır. Ayrıca insanların din kavrayışları, zamana ve mekâna bağlı olarak değişebilmektedir. Bu anlamda “a priori” olarak değişmeyen bir “töz” kabul edilen din kavramının, metafizik/ inanç esaslarının değişime-dönüşüme kapalı olduğu varsayılsa bile toplumların değişime açık olması, inanç ögelerini de değişebilir hale getirmektedir.</p>
<p>Dinsel değişim ve dönüşümün diğer dinamiklerini ise dinlerin yayıldığı coğrafi mekânın özellikleri, tarihi, toplumsal yapısı, kültürel ve ideolojik etkileşimleri ile modernite oluşturmaktadır. Paradoksal olarak bugün bazı dinler, kaynağı dışındaki ülkelerde daha güçlüdür. Aynı zamanda birçok din yayıldıkça ve kitleselleştikçe büyük ölçüde değişime uğramıştır. Bu nedenle dinlerin bugün sergiledikleri formun, genellikle orijinal halinden uzak olduğu görülmektedir.</p>
<p>Ortadoğu’da yakın dönemde yaşanan gelişmeler göstermiştir ki; savaş gibi toplumsal travmalar, siyasal gerilimler, yaşanan toplumsal şiddet olayları ve politik ihtiyaçlar çok bileşenli olarak din algısında değiştirici/ dönüştürücü etkiler yapmakta ve yeni dinsel yapıların ortaya çıkışına zemin hazırlamaktadır.</p>
<p><strong>Din, siyaset ve jeopolitik</strong></p>
<p>Dünya, özellikle 20. y.y.’ın ikinci yarısından sonra dindarlaşma eğilimine girmiştir. Çağdaş uluslararası ilişkilerde, dinlerin “siyasi uyanış”ını düşündüren fenomenlerle giderek daha sık karşılaşılmaktadır. Ayrıca küreselleşme olgusuyla birlikte din etkeni, tüm devletlerin dış ve iç politikalarında daha fazla görünür hale gelmiştir. Yine bu çağın bir gerçekliği olarak dini olgular açık bir jeopolitik doktrine kolaylıkla dönüştürülebilmektedir.</p>
<p>Özellikle Soğuk Savaş sonrasında, dünyada sınıf siyasetinin büyük ölçüde terk edilmiş olmasına bağlı olarak, kimlik siyaseti etkin hale gelmiştir. Böylece dinsel, etnik, cinsel kimlikler yerel ve küresel çapta günlük politikanın ana konusunu oluşturmaya başlamıştır. Dinsel kimlikçiliğin en az etnik kimlikçilik kadar çözücü bir istikrarsızlık ve çatışma kaynağına dönüşebildiği, güncel örneklerle görülmektedir.</p>
<p><strong>Jeodin nedir?</strong></p>
<p>Geniş bir tarihsel süreçte gelişen din-politika etkileşimi, jeopolitik içerikte yeni bir kavramsallaşmanın önünü açmıştır. Bu perspektifte ortaya çıkan “jeodin” kavramı; jeopolitik amaçları gerçekleştirmek için din/ inanç olgusunun kullanılması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Bir bilimsel yaklaşım olarak jeodin; bir bölgedeki dinsel-politik ilişkilerdeki gelişmelerin, jeopolitik yansımasını değerlendirir. Başka bir anlatımla jeodin, inançların manipüle edilmesini, dönüşmesini veya dönüştürülmesini, “ılımlı”laşmasını veya radikalleşmesini ya da geleneksel halini korumasını, politikleşmesini yahut toplumların ve devletlerin dinselleşmesi veya sekülarizasyonu ile gelişen jeopolitik süreç ve sonuçları konu edinir.</p>
<p>Jeodini düşünüşe, tarihin eski dönemlerinden beri rastlanmaktadır. Din adamları, imparatorlar, siyasetçiler ve askerlerin bu tarz gelişmeleri izlediğini gösteren pek çok tarihi olay bulunmaktadır. Haçlı Seferleri’nden “Yeşil Kuşak” teorisine, Polonya’nın komşu kültürel etkilere karşı bir kalkan olarak kullandığı Katolikliğinden “demokrasi” söylemli, din motivasyonlu “Arap Baharı”na kadar tarihin çeşitli varyantında jeodini gelişmelere rastlanmaktadır.</p>
<p>Jeodin kavramı da, tıpkı jeoekonomi kavramı gibi büyük ölçüde Asya’daki gelişmelere bağlı olarak güncellik kazanmaktadır. Nitekim Çin’in yükselen ekonomik gücünü, jeopolitik fayda amacıyla kullanması sonucunda, “jeoekonomi” kavramının akademik ve siyasi gündemde daha fazla yer tuttuğu bilinmektedir. Benzer biçimde 11 Eylül süreci, Afrika, Ortadoğu, Asya’da radikal akımların güçlenmesi ve özellikle Çin’in küresel açılım politikasının gereği olarak farklı kültürlere ve dinlere artan ilgisi, “jeodin” kavramını 21. y.y.’ın gündemine taşımıştır. Bu nedenle jeodin kavramı da gelişim süreçleri itibariyle büyük ölçüde “Asyalı”dır.</p>
<p><strong>Bugünün gelişmeleri</strong></p>
<p>Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, özellikle “ikinci ve üçüncü dünya”nın küresel düzene “antiemperyalist” itirazları, yerini büyük ölçüde dini-ideolojik doktrinleri benimsemiş silahlı gruplara ve iç çatışmalara terk etmiş görünmektedir. Nitekim bugün dünyanın gerilimli/ çatışmalı 25 bölgesinin 15’inde yaşanan çatışmalarda, dinsel-ideolojik gerekçeler öne çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Nedenlerine göre dünyanın gerilimli &#8211; çatışmalı bölgeleri (2022)</strong></p>
<p>Güncel jeodini gelişmeler en yoğun haliyle Asya’da yaşanmaktadır. Orta ve Güney Asya ülkelerinde yükselen dinsel fanatizm, özellikle Afganistan, Myanmar, Hindistan ve Pakistan’da tırmanmaktadır. Radikal eğilimler ve fanatik akımlar, Asya’da yayılış gösteren hemen hemen tüm kitlesel dinlerin bünyesinde taban bulmaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Jeopolitik amaçları ilerletmenin birçok enstrümanı bulunmaktadır. Din olgusu bu enstrümanların en sofistike ve derinlikli olanıdır. Bir tarihsel gerçeklik olarak, siyasi düzenlerin dağılmasında veya güçlendirilmesinde din olgusu belirgin bir yer tutmaktadır. Bu nedenle devletler siyasal amaçlarla genellikle -kontrollü biçimde- dinselliği desteklemektedir. Dolayısıyla dini alan uzun zamandır politize haldedir.</p>
<p>Dünyanın günümüzde çatışmalı bölgelerinin çoğunda dini gerekçeler; siyasi ve ekonomik nedenleri ikinci planda bırakacak biçimde başat etkenler olarak öne sürülmektedir. Başka bir anlatımla, dini argümanlar, günümüzün ideolojisiz dünyasında, kriz/müdahale bölgelerinin oluşmasında ön sıralarda yer almaktadır.</p>
<p>Dünyanın bugün geldiği aşamada, din referanslı siyasi olayların, çatışmaların ve müdahalelerin yeryüzünün pek çok bölgesinde yaygınlaştığı ve sonuçlarının kısa sürede alınabildiği bir vasatta, jeodini yaklaşım, gelişen süreçlerin çözümlenmesinde analitik bir seçenek sunmaktadır.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Bülent Güner, Munzur Üniversitesi, Coğrafya Bölümü,  </strong><strong><a href="mailto:bguner@munzur.edu.tr">bguner@munzur.edu.tr</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/jeodin-dinle-yonetilen-cografyalar">Jeodin: Dinle yönetilen coğrafyalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29067</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni virüs Asya&#8217;da yayılıyor: Çin&#8217;de 100&#8217;den fazla yeni vaka, Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/yeni-virus-asyada-yayiliyor-cinde-100den-fazla-yeni-vaka-guney-korede-ilk-enfeksiyon</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 12:17:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asya&#8217;da yayılan yeni virüse dair endişeler artıyor. Virüs kaynaklı solunum yolu rahatsızlığı görülen vakaların sayısı son birkaç günde iki katından fazla arttı. 20 Ocak&#8217;ta Çinli yetkililer, salgının başladığı Wuhan&#8217;da 136 yeni vaka görüldüğünü bildirdi. Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon tespit edildi. 20 Ocak itibariyle doğrulanmış vakaların sayısı, 217&#8217;si Çin&#8217;de, 2’si Tayland’da ve biri Japonya’da olmak üzere toplam 221’e ulaştı. Ne derece bulaşıcı olduğu henüz netlik kazanmasa da insandan insana yayılabildiği görülen virüs, 20 Ocak itibariyle 3 kişinin ölümüne neden oldu. İlk enfeksiyon Çin’de Aralık ayında görülmüştü. Ülkenin en önemli yıllık tatili olan Çin Yeni Yılı&#8217;nın (25 Ocak) yaklaştığı göz önüne alındığında, vakalardaki bu artış kaygıları artırıyor. Tatil süresinde yüz milyonlarca insan memleketlerine veya yurtdışına gidecek. Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/yeni-virus-asyada-yayiliyor-cinde-100den-fazla-yeni-vaka-guney-korede-ilk-enfeksiyon">Yeni virüs Asya&#8217;da yayılıyor: Çin&#8217;de 100&#8217;den fazla yeni vaka, Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Asya&#8217;da yayılan yeni virüse dair endişeler artıyor. Virüs kaynaklı solunum yolu rahatsızlığı görülen vakaların sayısı son birkaç günde iki katından fazla arttı. 20 Ocak&#8217;ta Çinli yetkililer, salgının başladığı Wuhan&#8217;da 136 yeni vaka görüldüğünü bildirdi. Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon tespit edildi. 20 Ocak itibariyle doğrulanmış vakaların sayısı, 217&#8217;si Çin&#8217;de, 2’si Tayland’da ve biri Japonya’da olmak üzere toplam 221’e ulaştı.</p>
<p>Ne derece bulaşıcı olduğu henüz netlik kazanmasa da insandan insana yayılabildiği görülen virüs, 20 Ocak itibariyle 3 kişinin ölümüne neden oldu. İlk enfeksiyon Çin’de Aralık ayında görülmüştü.</p>
<p>Ülkenin en önemli yıllık tatili olan Çin Yeni Yılı&#8217;nın (25 Ocak) yaklaştığı göz önüne alındığında, vakalardaki bu artış kaygıları artırıyor. Tatil süresinde yüz milyonlarca insan memleketlerine veya yurtdışına gidecek.</p>
<p><em><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-020-00129-x">Kaynak</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/yeni-virus-asyada-yayiliyor-cinde-100den-fazla-yeni-vaka-guney-korede-ilk-enfeksiyon">Yeni virüs Asya&#8217;da yayılıyor: Çin&#8217;de 100&#8217;den fazla yeni vaka, Güney Kore&#8217;de ilk enfeksiyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16604</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gelişmekte olan ülkelerde 22 en iyi üniversite listesinde Sabancı ve Koç da var</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/gelismekte-olan-ulkelerde-22-en-iyi-universite-listesinde-sabanci-ve-koc-da-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2017 12:15:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmekte olan ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[koç universitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[THE]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Times Higher Education (THE) 2017 raporuna göre gelişmekte olan ülkelerin en iyi üniversiteleri sıralamasında Türkiye&#8217;den Sabancı ve Koç Üniversiteleri ilk 22&#8217;ye girdi. Küresel sıralamada ABD ve Avrupa üniversiteleri her zaman olduğu gibi üst sıralarda. Hindistan, Rusya ve özellikle Çin üniversiteleri ise büyük aşama kaydetmiş görünüyor. Çin, gelişen dünyada başı çeken üniversiteler arasında ön sırada: Listede, ilk 300 arasında 52 noktada yer aldı. Indian Institute of Science ise ilk kez bu yıl ilk 15&#8217;e girdi. İşte en iyi 22 üniversite 22. National Cheng Kung Üniversitesi — Tayvan&#8217;da bulunan NCKU, ülkenin en iyi okullarından biri, genel puanı 39.3. 21. Wuhan Üniversitesi — Wuhan&#8217;da bulunan üniversitenin 123 yıllık bir geçmişi var. Genel puanı 40.1. 20. National Chiao Tung Üniversitesi — Tayvan&#8217;da bulunan üniversite ise birkaç Nobel ödülüne ev sahipliği yapmış. Bunlardan birisi de 1986 Nobel Kimya Ödülü&#8217;nü kazanmış olan Yuan T. Lee. Genel puanı 41.3. 19. National Research Nuclear Üniversitesi – Moskova&#8217;da bulunan üniversite, 2000&#8217;lerde kapısını yabancı öğrencilere açmadan önce, önemli bir nükleer tesisti. Genel puanı 41.5. 18. Sabancı Üniversitesi — 1994&#8217;te kurulan Sabancı, Türkiye&#8217;nin en iyi ikinci üniversitesi. Alıntılama kategorisinde puanını 61.6&#8217;ya yükseltti.  17. National Tsing Hua Üniversitesi — Pekin&#8217;deki Tsinghua Üni. ile karıştırılan üniversitenin yaklaşık 12 bin öğrencisi var. Genel puanı ise 40.2&#8217;den 42.2&#8217;ye yükseldi. 16. Central European Üniversitesi – Budapeşte&#8217;de bulunan ve İngilizce eğitim veren üniversite 1991&#8217;de kuruldu. Öğrenci nüfusunun %76&#8217;dan fazlası yabancı. 15. Koç Üniversitesi — İstanbul&#8217;da bulunan ve adını kurucusu Vehbi Koç&#8217;tan alan özel üniversite Türkiye&#8217;nin en iyisi. Genel puanı 44.2. 14. Indian Institute of Science — Hindistan&#8217;ın en iyi enstitüsü. Genel puanı 45.8, öğretim puanı ise 50.1. 13. Sao Paulo Üniversitesi — Brezilya&#8217;nın en iyi üniversitesi, genel puanı 47.2. Latin Amerika&#8217;nın ilk kalp naklini gerçekleştiren Euryclides de Jesus Zerbin gibi başarılı mezunlar veriyor. 12. Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü – Okulda 5.535 öğrenci bulunuyor ve eğitimci başına ortalama 7,8 öğrenci düşüyor. 11. Nanjing Üniversitesi — 1902&#8217;de bugünkü haliyle kurulmuş olan üniversitenin kökleri 258 yılına uzanır. Bu özelliği ile Çin&#8217;in en eski ve en prestijli üniversiteleri arasında yer alır. Genel puanı 48.4. 10. National Taiwan Üniversitesi — Taipei&#8217;de bulunan üniversitenin genel puanı 49.8. En çok alıntılama, araştırma ve öğretim alanında puan almıştır. 9. Zhejiang Üniversitesi — 1897&#8217;de kurulan üniversite 45 bin kişiye eğitim veriyor. Genel puanı 51.8. 8. Witwatersrand Üniversitesi — Güney Afrika&#8217;da bulunan üniversitede Nelson Mandela hukuk okumuş. Genel puanı 52.6, alıntılama kategorisinde ise 82.9. 7. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi — Mühendislik alanındaki başarısı ile &#8220;doğu MIT&#8221; olarak bilinen üniversitenin genel puanı 52.8. 6. Fudan Üniversitesi — Çin&#8217;in en iyi gazetecilik okullarından biri olan Fudan&#8217;ın genel puanı 52.9, alıntılama kateorisinde ise 65.7. 5. Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi — Aslen Pekin&#8217;de bulunan üniversite Kültür Devrimi&#8217;nin bir parçası olarak doğuda bir şehir olan Hefei&#8217;ye taşınmış. Genel puanı 53.7. 4. Cape Town Üniversitesi — 26 bin öğrencisi olan üniversite sadece Güney Afrika&#8217;nın değil, tüm Afrika&#8217;nın en iyi üniversitesi. Genel puanı 55.2. 3. Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi — Kurucusu Mikhail Lomonosov&#8217;un adını alan üniversite 1755 yılında eğitim vermeye başladı. Rusya&#8217;nın en iyi üniversitesi olan Lomonosov, bugün 47 bin öğrenciye 39 farklı fakültede eğitim veriyor. Genel puanı 58.4. 2. Tsinghua Üniversitesi — Çin&#8217;in en iyi iki üniversitesinden biri ve genel puanı 77.9. Araştırma kategorisinde ise 89.6. 1. Pekin Üniversitesi — Gelişen dünyanın en iyi üniversitesi. 32 bin öğrencisi ile genel puanı 78.8. Kaynak: https://www.weforum.org/agenda/2017/02/these-are-the-22-best-universities-in-emerging-economies?utm_content=bufferf75bb&#38;utm_medium=social&#38;utm_source=twitter.com&#38;utm_campaign=buffer</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/gelismekte-olan-ulkelerde-22-en-iyi-universite-listesinde-sabanci-ve-koc-da-var">Gelişmekte olan ülkelerde 22 en iyi üniversite listesinde Sabancı ve Koç da var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Times Higher Education (THE) 2017 raporuna göre gelişmekte olan ülkelerin en iyi üniversiteleri sıralamasında Türkiye&#8217;den Sabancı ve Koç Üniversiteleri ilk 22&#8217;ye girdi.</strong></p>
<p>Küresel sıralamada ABD ve Avrupa üniversiteleri her zaman olduğu gibi üst sıralarda. Hindistan, Rusya ve özellikle Çin üniversiteleri ise büyük aşama kaydetmiş görünüyor. Çin, gelişen dünyada başı çeken üniversiteler arasında ön sırada: Listede, ilk 300 arasında 52 noktada yer aldı. Indian Institute of Science ise ilk kez bu yıl ilk 15&#8217;e girdi.</p>
<p><strong>İşte en iyi 22 üniversite</strong></p>
<p><strong>22.</strong> National Cheng Kung Üniversitesi — Tayvan&#8217;da bulunan NCKU, ülkenin en iyi okullarından biri, genel puanı 39.3.</p>
<p><strong>21.</strong> Wuhan Üniversitesi — Wuhan&#8217;da bulunan üniversitenin 123 yıllık bir geçmişi var. Genel puanı 40.1.</p>
<p><strong>20.</strong> National Chiao Tung Üniversitesi — Tayvan&#8217;da bulunan üniversite ise birkaç Nobel ödülüne ev sahipliği yapmış. Bunlardan birisi de 1986 Nobel Kimya Ödülü&#8217;nü kazanmış olan Yuan T. Lee. Genel puanı 41.3.</p>
<p><strong>19.</strong> National Research Nuclear Üniversitesi – Moskova&#8217;da bulunan üniversite, 2000&#8217;lerde kapısını yabancı öğrencilere açmadan önce, önemli bir nükleer tesisti. Genel puanı 41.5.</p>
<p><strong>18. Sabancı Üniversitesi — 1994&#8217;te kurulan Sabancı, Türkiye&#8217;nin en iyi ikinci üniversitesi. Alıntılama kategorisinde puanını 61.6&#8217;ya yükseltti. </strong></p>
<p><strong>17.</strong> National Tsing Hua Üniversitesi — Pekin&#8217;deki Tsinghua Üni. ile karıştırılan üniversitenin yaklaşık 12 bin öğrencisi var. Genel puanı ise 40.2&#8217;den 42.2&#8217;ye yükseldi.</p>
<p><strong>16.</strong> Central European Üniversitesi – Budapeşte&#8217;de bulunan ve İngilizce eğitim veren üniversite 1991&#8217;de kuruldu. Öğrenci nüfusunun %76&#8217;dan fazlası yabancı.</p>
<p><strong>15. Koç Üniversitesi — İstanbul&#8217;da bulunan ve adını kurucusu Vehbi Koç&#8217;tan alan özel üniversite Türkiye&#8217;nin en iyisi. Genel puanı 44.2.</strong></p>
<p><strong>14.</strong> Indian Institute of Science — Hindistan&#8217;ın en iyi enstitüsü. Genel puanı 45.8, öğretim puanı ise 50.1.</p>
<p><strong>13.</strong> Sao Paulo Üniversitesi — Brezilya&#8217;nın en iyi üniversitesi, genel puanı 47.2. Latin Amerika&#8217;nın ilk kalp naklini gerçekleştiren Euryclides de Jesus Zerbin gibi başarılı mezunlar veriyor.</p>
<p><strong>12.</strong> Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü – Okulda 5.535 öğrenci bulunuyor ve eğitimci başına ortalama 7,8 öğrenci düşüyor.</p>
<p><strong>11.</strong> Nanjing Üniversitesi — 1902&#8217;de bugünkü haliyle kurulmuş olan üniversitenin kökleri 258 yılına uzanır. Bu özelliği ile Çin&#8217;in en eski ve en prestijli üniversiteleri arasında yer alır. Genel puanı 48.4.</p>
<p><strong>10.</strong> National Taiwan Üniversitesi — Taipei&#8217;de bulunan üniversitenin genel puanı 49.8. En çok alıntılama, araştırma ve öğretim alanında puan almıştır.</p>
<p><strong>9.</strong> Zhejiang Üniversitesi — 1897&#8217;de kurulan üniversite 45 bin kişiye eğitim veriyor. Genel puanı 51.8.</p>
<p><strong>8.</strong> Witwatersrand Üniversitesi — Güney Afrika&#8217;da bulunan üniversitede Nelson Mandela hukuk okumuş. Genel puanı 52.6, alıntılama kategorisinde ise 82.9.</p>
<p><strong>7.</strong> Shanghai Jiao Tong Üniversitesi — Mühendislik alanındaki başarısı ile &#8220;doğu MIT&#8221; olarak bilinen üniversitenin genel puanı 52.8.</p>
<p><strong>6.</strong> Fudan Üniversitesi — Çin&#8217;in en iyi gazetecilik okullarından biri olan Fudan&#8217;ın genel puanı 52.9, alıntılama kateorisinde ise 65.7.</p>
<p><strong>5.</strong> Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi — Aslen Pekin&#8217;de bulunan üniversite Kültür Devrimi&#8217;nin bir parçası olarak doğuda bir şehir olan Hefei&#8217;ye taşınmış. Genel puanı 53.7.</p>
<p><strong>4.</strong> Cape Town Üniversitesi — 26 bin öğrencisi olan üniversite sadece Güney Afrika&#8217;nın değil, tüm Afrika&#8217;nın en iyi üniversitesi. Genel puanı 55.2.</p>
<p><strong>3.</strong> Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi — Kurucusu Mikhail Lomonosov&#8217;un adını alan üniversite 1755 yılında eğitim vermeye başladı. Rusya&#8217;nın en iyi üniversitesi olan Lomonosov, bugün 47 bin öğrenciye 39 farklı fakültede eğitim veriyor. Genel puanı 58.4.</p>
<p><strong>2.</strong> Tsinghua Üniversitesi — Çin&#8217;in en iyi iki üniversitesinden biri ve genel puanı 77.9. Araştırma kategorisinde ise 89.6.</p>
<p><strong>1. </strong>Pekin Üniversitesi — Gelişen dünyanın en iyi üniversitesi. 32 bin öğrencisi ile genel puanı 78.8.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.weforum.org/agenda/2017/02/these-are-the-22-best-universities-in-emerging-economies?utm_content=bufferf75bb&amp;utm_medium=social&amp;utm_source=twitter.com&amp;utm_campaign=buffer">https://www.weforum.org/agenda/2017/02/these-are-the-22-best-universities-in-emerging-economies?utm_content=bufferf75bb&amp;utm_medium=social&amp;utm_source=twitter.com&amp;utm_campaign=buffer</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/gelismekte-olan-ulkelerde-22-en-iyi-universite-listesinde-sabanci-ve-koc-da-var">Gelişmekte olan ülkelerde 22 en iyi üniversite listesinde Sabancı ve Koç da var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7162</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Asya’nın en iyi üniversiteleri açıklandı: 17 Türk üniversitesi listede</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/asyanin-en-iyi-universiteleri-aciklandi-17-turk-universitesi-listede</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 13:50:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[Phil Baty]]></category>
		<category><![CDATA[THE]]></category>
		<category><![CDATA[times higher education]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[uzak doğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5774</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Derecelendirme Kuruluşu Times Higher Education (THE), beşinci kez Asya’nın En İyi Üniversiteleri Sıralamasını açıkladı. Sıralamada geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Singapur Ulusal Üniversitesi birinci, Pekin Üniversitesi ise ikinci sırada yer alıyor. 300 üniversitenin bulunduğu listede Türkiye’den toplam 17 üniversite var. THE Asya’nın En İyi Üniversiteleri Sıralaması, öğrenme ortamı, araştırma çalışmaları, atıflar, uluslararası profil ve sanayi geliri gibi toplamda 13 özelliğe göre belirleniyor. İlk 50&#8217;de Türkiye’den üç vakıf üniversitesi Koç, Sabancı ve Bilkent var. Koç Üniversitesi 27, Sabancı Üniversitesi 33, Bilkent Üniversitesi ise 46. sırada. Geçtiğimiz yıl 200 üniversiteden oluşan sıralamada ilk 50&#8217;de 3, ilk 100&#8217;de 7, toplamda 11 Türk üniversitesi bulunuyordu. Bu yıl listeye İzmir Teknoloji Enstitüsü, Atılım, Ankara, Gazi, Marmara, TOBB Ekonomi ve Teknoloji üniversiteleri de girdi. Asya&#8217;nın en iyi 10 üniversitesi: Listede yer alan Türk üniversiteleri: THE Editörü Phil Baty, Türkiye’de yükseköğretim sistemini şöyle yorumluyor: &#8220;17 Türk kurumunun Asya&#8217;nın en iyi üniversiteleri listesinde yer alması harika bir haber. Fakat sıralama, ülke için karışık bir tablo oluşturuyor. Geçen yıl 7 üniversite ilk 100’e girmiş olmasına rağmen bu yıl 6 üniversite bunu başardı. Geçtiğimiz yıla göre daha yüksek bir puana ulaşmasına rağmen, Türkiye&#8217;nin bir numaralı kurumu olan Koç Üniversitesi, geçen yıla göre altı sıra geriledi. Bu, diğer kurumların daha hızlı geliştiği anlamına geliyor. Fakat masadaki rekabetin artmasına rağmen, birkaç Türk üniversitesi de gelişti. Örneğin, Sabancı Üniversitesi, başta araştırma etkinliği ve sanayi geliri olmak üzere, genel performansı sayesinde beş sıra daha yükselerek 33. sırada yer buldu.” Yüksek öğretime katılım %70 arttı Türkiye, “Dünyanın yeni eğitim süperstarsları” olarak adlandırılan, yedi TACTICS (Tayland, Arjantin, Şili, Türkiye, İran, Kolombiya ve Sırbistan) ülkesinden biri. Türkiye, 2000 ile 2014 yılları arasında ARGE’nin GSYIH içindeki payını %1&#8217;e yükselterek ikiye katladı. 2010-2014 yılları arasında ise yükseköğretime katılım %71 oranında arttı. Bu iyi bir haber, ancak bu genişlemenin kalitedeki artıştan mı kaynaklandığı sorusuna net bit yanıt verilemiyor. Türkiye&#8217;de yükseköğretim, son dönemde yaşanan istikrarsızlık ve aksaklıklar, nedeniyle tehlikede. Asya&#8217;nın en iyi 300 üniversitesinden oluşan bu sıralama, bu kıtanın ne kadar dinamik, çeşitli ve rekabetçi bir eğitim bölgesi olduğunu gösteriyor. Türkiye bu gelişimin önemli bir parçası olabilir ancak geride kalmadığından emin olması gerekiyor. Gelecek Uzak Doğu’da Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da başta Singapur olmak üzere Çin, Hong Kong, Japonya ve Güney Kore öne çıktı. Özellikle teknoloji ve mühendislik okulları listelerin üst sıralarında yer alıyor. Dünyada bilim ve teknoloji ekseninin Uzak Doğu’ya kaydığı düşünüldüğünde, Asya üniversitelerinin değerlendirildiği listelerdeki derecelerimiz farklı bir anlam kazanıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/asyanin-en-iyi-universiteleri-aciklandi-17-turk-universitesi-listede">Asya’nın en iyi üniversiteleri açıklandı: 17 Türk üniversitesi listede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Derecelendirme Kuruluşu<em> Times Higher Education (THE)</em>, beşinci kez Asya’nın En İyi Üniversiteleri Sıralamasını açıkladı. Sıralamada geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da <strong>Singapur Ulusal Üniversitesi</strong> birinci, <strong>Pekin Üniversitesi</strong> ise ikinci sırada yer alıyor. 300 üniversitenin bulunduğu listede Türkiye’den toplam 17 üniversite var.</p>
<p>THE Asya’nın En İyi Üniversiteleri Sıralaması, öğrenme ortamı, araştırma çalışmaları, atıflar, uluslararası profil ve sanayi geliri gibi toplamda 13 özelliğe göre belirleniyor. <strong>İlk 50&#8217;de</strong> Türkiye’den üç vakıf üniversitesi <strong>Koç, Sabancı</strong> ve <strong>Bilkent</strong> var. Koç Üniversitesi 27, Sabancı Üniversitesi 33, Bilkent Üniversitesi ise 46. sırada.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl 200 üniversiteden oluşan sıralamada ilk 50&#8217;de 3, ilk 100&#8217;de 7, toplamda 11 Türk üniversitesi bulunuyordu. Bu yıl listeye İzmir Teknoloji Enstitüsü, Atılım, Ankara, Gazi, Marmara, TOBB Ekonomi ve Teknoloji üniversiteleri de girdi.</p>
<p>Asya&#8217;nın en iyi 10 üniversitesi:</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-5777 " src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/asya-üni-grafik.png" alt="" width="473" height="489" /></p>
<p>Listede yer alan Türk üniversiteleri:</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-5776 " src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/asya-üni-türk-17.png" alt="" width="465" height="719" /></p>
<p>THE Editörü Phil Baty, Türkiye’de yükseköğretim sistemini şöyle yorumluyor:<br />
<em><br />
&#8220;17 Türk kurumunun Asya&#8217;nın en iyi üniversiteleri listesinde yer alması harika bir haber. Fakat sıralama, ülke için karışık bir tablo oluşturuyor. Geçen yıl 7 üniversite ilk 100’e girmiş olmasına rağmen bu yıl 6 üniversite bunu başardı. Geçtiğimiz yıla göre daha yüksek bir puana ulaşmasına rağmen, Türkiye&#8217;nin bir numaralı kurumu olan Koç Üniversitesi, geçen yıla göre altı sıra geriledi. Bu, diğer kurumların daha hızlı geliştiği anlamına geliyor. Fakat masadaki rekabetin artmasına rağmen, birkaç Türk üniversitesi de gelişti. Örneğin, Sabancı Üniversitesi, başta araştırma etkinliği ve sanayi geliri olmak üzere, genel performansı sayesinde beş sıra daha yükselerek 33. sırada yer buldu.”</em></p>
<p><strong>Yüksek öğretime katılım %70 arttı<br />
</strong><br />
Türkiye, “Dünyanın yeni eğitim süperstarsları” olarak adlandırılan, yedi TACTICS (Tayland, Arjantin, Şili, Türkiye, İran, Kolombiya ve Sırbistan) ülkesinden biri. Türkiye, 2000 ile 2014 yılları arasında ARGE’nin GSYIH içindeki payını %1&#8217;e yükselterek ikiye katladı. 2010-2014 yılları arasında ise yükseköğretime katılım %71 oranında arttı. Bu iyi bir haber, ancak bu genişlemenin kalitedeki artıştan mı kaynaklandığı sorusuna net bit yanıt verilemiyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yükseköğretim, son dönemde yaşanan istikrarsızlık ve aksaklıklar, nedeniyle tehlikede. Asya&#8217;nın en iyi 300 üniversitesinden oluşan bu sıralama, bu kıtanın ne kadar dinamik, çeşitli ve rekabetçi bir eğitim bölgesi olduğunu gösteriyor. Türkiye bu gelişimin önemli bir parçası olabilir ancak geride kalmadığından emin olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Gelecek Uzak Doğu’da<br />
</strong><br />
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da başta Singapur olmak üzere Çin, Hong Kong, Japonya ve Güney Kore öne çıktı. Özellikle teknoloji ve mühendislik okulları listelerin üst sıralarında yer alıyor. Dünyada bilim ve teknoloji ekseninin Uzak Doğu’ya kaydığı düşünüldüğünde, Asya üniversitelerinin değerlendirildiği listelerdeki derecelerimiz farklı bir anlam kazanıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/asyanin-en-iyi-universiteleri-aciklandi-17-turk-universitesi-listede">Asya’nın en iyi üniversiteleri açıklandı: 17 Türk üniversitesi listede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5774</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
