<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>beyaz arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/beyaz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/beyaz</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Feb 2024 12:00:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Palyaço balıkları da basit matematik becerisine sahip</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/palyaco-baliklari-da-basit-matematik-becerisine-sahip</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 12:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[deniz yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[palyaço balığı]]></category>
		<category><![CDATA[sayı saymak]]></category>
		<category><![CDATA[turuncu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlar aleminde sayma becerisinin daha fazla yemek kapma ya da topluluk içinde kendine güvenlik yer edinmeye yardımcı olduğu biliniyor. Palyaço balıkları ise kimlik belirlemek amacıyla sayı sayıyor olabilir. “Kayıp Balık Nemo” adlı Pixar filminin dışında, palyaço balıkları belki de en çok turuncu gövdeleri üzerindeki parlak beyaz çizgileriyle bilinirler. Üstelik, bu beyaz çizgilerle ilgilenenler görünürde yalnızca bizler değiliz. Yeni bir araştırmada, palyaço balıklarının kendileriyle aynı sayıda beyaz çizgileri olan başka palyaço balıklarını gördüklerinde basit bir sayma işlemiyle türdeşlerini tanıyabildiklerine tanık olundu. Londra University College bilişsel sinirbilim uzmanlarından Brian Butterworth, bugüne dek hayvanlar aleminde sayma becerilerinin daha büyük öğünler kapmaya ya da büyük topluluklar içinde güvenli bir yer edinmeye yardımcı olduğunun bilindiğine, ancak palyaço balıklarının sayıların kimlik belirleme gibi başka bir “değerinin” farkına varmış olabileceklerine dikkat çekiyor. Journal of Experimental Psychology dergisinde yayımlanan bu yeni araştırma palyaço balıklarının başka balıklardaki üçe dek çizgileri sayabildiklerine ve bunu yaparak yuvalarını ve toplumsal düzenlerini en çok tehlikeye düşürebilecek balıkları belirleyebildiklerine işaret ediyor. En saldırgan canlı türlerinden Sevimli görünümlerine karşın, palyaço balıkları saldırganlıklarıyla kötü bir üne sahip. Bu balıklar üzerlerinde barındıkları dokunaçlı denizşakayıklarının ya da anemonların kendi türlerinin bir üyesi tarafından ele geçirildiğini fark ettiklerinde bu davetsiz konuklara saldırırlar ve onları ısırıp, kovalarlar. Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi deniz canlıları sinirbilimcilerinden Justin Rhodes, bu saldırıların başka balıklarla sınırlı olmadığını dile getirerek, “Palyaço balıkları tam anlamıyla gezegenimiz üzerindeki en saldırgan canlılar arasında yer alırlar. Gelgelelim, topluluğun ast-üst sistemini tehlikeye düşüren yeni gelen kendi türlerinden bireylerdir. Bu balıklar dışarıdan kimsenin gelip yerlerini kapmasını istemezler” diyor. Palyaço balıklarının 28 farklı türü olduğuna göre, yaşadıkları yeri olağanüstü bir biçimde koruyan bu canlılar kimlerin dost, kimlerin düşman olduğunu nasıl ayırt ederler? Gövdelerindeki çizgiler… Okinawa Bilim ve Teknoloji Enstitüsü deniz ekolojisi uzmanlarından Kina Hayashi, uzun süredir bunun palyaço balıklarının gövdelerindeki çizgilerle bir bağlantısı olup olmadığını merak ediyordu. Palyaço balıklarının üzerlerindeki çizgilerin sayısı türlerine göre sıfır ile üç arasında değişir ve çizgiler ya göbekten omurgaya, ya da burundan kuyruğa doğru uzanırlar. Daha önceki araştırmalar balıkların bu çizgilere yoğun bir ilgi duyduklarına işaret ediyordu. 2022 tarihli bir araştırmada, Hayashi palyaço balıklarının kendileriyle aynı sayıda çizgiye sahip olan ve aynı yönde yol alan yapay balıklarla çok daha uzun süre ilgilendiklerine ve onları ısırdıklarına tanık oldu. Bunun üzerine balıkların gerçekte bu çizgileri sayıp sayamadıklarını merak eden Hayashi ve arkadaşları bir havuza laboratuvarda yetiştirdikleri-gövdeleri turuncu olup üzerlerinde 3 çizgi bulunan- daha önce başka palyaço balıklarıyla hiç karşılaşmamış Amphirion ocellaris türü 50 genç sıradan palyaço balığını farklı akvaryumlara yerleştirdiler. Ardından havuza bir başka sıradan palyaço balığı türüyle laboratuvarda yetiştirilmiş üç farklı türü teker teker havuza eklediler. Balıkların tümü koku geçirmeyen saydam bir kutuda korumaya alınmışlardı. Türler arası davetsiz konukların gövdeleri turuncu ve siyahın farklı tonlarındaydı ve üzerlerinde sayıları bir ile üç arasında değişen çizgiler vardı. Ancak aralarından bir tanesinin üzerinde kokarca benzeri tek bir çizgi vardı. “Yerli” balıklar davetsiz konukların peşine takılıp onları ısıramıyorlardı, ama onları yine de sıkıştırıp alt edebiliyorlardı. Nitekim, yeni gelenler aynı sayıda çizgiye sahip olduklarında tam da böyle bir durum yaşandı. Hayashi ve arkadaşları daha sonra 150 başka sıradan palyaço balığını gruplara ayırarak 3 farklı akvaryuma yerleştirdiler. Bir haftalık tanışma süresinin ardından, palyaço balığı toplulukları-turuncu tek renkli ya da üzerleri siyah bordürlü tek, iki, ya da üç dikey beyaz çizgiyle boyanmış- dördüncü bir “yem” balıkla tanıştırıldılar. Araştırmacılar bir olta yardımıyla her bir yapay balığı sarkıttılar. Hayashi, çizgilerin varlığının açıkça bir fark yarattığına, palyaço balıklarının çizgisiz olanlara kıyasla 10 kat daha sıklıkla üç çizgili yemlerin peşine saldırgan bir biçimde takıldıklarına ve çizgi sayısının bu davranışlarında son derece etkili olduğuna dikkat çekiyor. Elde edilen bulgular palyaço balıklarının yalnızca sayı saymakla kalmayıp, aynı zamanda bu becerilerinden yuvalarını kendi türlerinden başka bireylerden korumak amacıyla da yararlandıklarını ortaya koyuyor. Rhodes, bu çalışmanın palyaço balıklarının kendi türlerini nasıl ayırt ettikleri konusuna ciddi bir açıklık getirdiğini belirtse de, balıkların bunu gerçekte sayarak mı yoksa davetsiz konukların üzerinde daha yoğun bir beyazlık olduğunu fark ederek mi yaptıkları konusunun yine de sorgulanması gerektiğini düşünüyor. Ancak Hayashi daha önceki çalışmalarda palyaço balıklarının yalnızca beyaza hiç tepki vermediklerini, bu yüzden salt beyazlıktaki yoğunluğu fark etmelerinin söz konusu olamayacağını belirtiyor. Butterworth de palyaço balıklarının hesaplama yeteneğinin, söz gelimi, çizgiler yerine karelerle yapılacak başka deneylerle çok daha ayrıntılı bir biçimde saptanabileceğine dikkat çekiyor. Hayashi, palyaço balıklarının gerçekten sayabildiklerini kanıtlayabilirse, bir sonraki aşamada bu yeteneğin doğuştan mı geldiğini yoksa sonradan mı edinildiğini araştırmayı tasarlıyor. Rita Urgan Kaynak: https://www.science.org/content/article/counting-nemo-clownfish-may-be-capable-simple-math</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/palyaco-baliklari-da-basit-matematik-becerisine-sahip">Palyaço balıkları da basit matematik becerisine sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span lang="tr-TR">Hayvanlar aleminde sayma becerisinin daha fazla yemek kapma ya da topluluk içinde kendine güvenlik yer edinmeye yardımcı olduğu biliniyor. Palyaço balıkları ise kimlik belirlemek amacıyla sayı sayıyor olabilir.</span></p>
<p>“<span lang="tr-TR">Kayıp Balık Nemo” adlı Pixar filminin dışında, palyaço balıkları belki de en çok turuncu gövdeleri üzerindeki parlak beyaz çizgileriyle bilinirler. Üstelik, bu beyaz çizgilerle ilgilenenler görünürde yalnızca bizler değiliz. Yeni bir araştırmada, palyaço balıklarının kendileriyle aynı sayıda beyaz çizgileri olan başka palyaço balıklarını gördüklerinde basit bir sayma işlemiyle türdeşlerini tanıyabildiklerine tanık olundu. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Londra University College bilişsel sinirbilim uzmanlarından <strong>Brian Butterworth</strong>, bugüne dek hayvanlar aleminde sayma becerilerinin daha büyük öğünler kapmaya ya da büyük topluluklar içinde güvenli bir yer edinmeye yardımcı olduğunun bilindiğine, ancak palyaço balıklarının sayıların kimlik belirleme gibi başka bir “değerinin” farkına varmış olabileceklerine dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR"><em>Journal of Experimental Psychology</em> dergisinde yayımlanan bu yeni araştırma palyaço balıklarının başka balıklardaki üçe dek çizgileri sayabildiklerine ve bunu yaparak yuvalarını ve toplumsal düzenlerini en çok tehlikeye düşürebilecek balıkları belirleyebildiklerine işaret ediyor. </span></p>
<p><strong><span lang="tr-TR">En saldırgan canlı türlerinden </span></strong></p>
<p><span lang="tr-TR">Sevimli görünümlerine karşın, palyaço balıkları saldırganlıklarıyla kötü bir üne sahip. Bu balıklar üzerlerinde barındıkları dokunaçlı denizşakayıklarının ya da anemonların kendi türlerinin bir üyesi tarafından ele geçirildiğini fark ettiklerinde bu davetsiz konuklara saldırırlar ve onları ısırıp, kovalarlar. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi deniz canlıları sinirbilimcilerinden <strong>Justin Rhodes</strong>, bu saldırıların başka balıklarla sınırlı olmadığını dile getirerek, “Palyaço balıkları tam anlamıyla gezegenimiz üzerindeki en saldırgan canlılar arasında yer alırlar. Gelgelelim, topluluğun ast-üst sistemini tehlikeye düşüren yeni gelen kendi türlerinden bireylerdir. Bu balıklar dışarıdan kimsenin gelip yerlerini kapmasını istemezler” diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Palyaço balıklarının 28 farklı türü olduğuna göre, yaşadıkları yeri olağanüstü bir biçimde koruyan bu canlılar kimlerin dost, kimlerin düşman olduğunu nasıl ayırt ederler?</span></p>
<p><strong><span lang="tr-TR">Gövdelerindeki çizgiler…</span></strong></p>
<p><span lang="tr-TR">Okinawa Bilim ve Teknoloji Enstitüsü deniz ekolojisi uzmanlarından <strong>Kina Hayashi</strong>, uzun süredir bunun palyaço balıklarının gövdelerindeki çizgilerle bir bağlantısı olup olmadığını merak ediyordu. Palyaço balıklarının üzerlerindeki çizgilerin sayısı türlerine göre sıfır ile üç arasında değişir ve çizgiler ya göbekten omurgaya, ya da burundan kuyruğa doğru uzanırlar. Daha önceki araştırmalar balıkların bu çizgilere yoğun bir ilgi duyduklarına işaret ediyordu. 2022 tarihli bir araştırmada, Hayashi palyaço balıklarının kendileriyle aynı sayıda çizgiye sahip olan ve aynı yönde yol alan yapay balıklarla çok daha uzun süre ilgilendiklerine ve onları ısırdıklarına tanık oldu. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Bunun üzerine balıkların gerçekte bu çizgileri sayıp sayamadıklarını merak eden Hayashi ve arkadaşları bir havuza laboratuvarda yetiştirdikleri-gövdeleri turuncu olup üzerlerinde 3 çizgi bulunan- daha önce başka palyaço balıklarıyla hiç karşılaşmamış <em>Amphirion ocellaris</em> türü 50 genç sıradan palyaço balığını farklı akvaryumlara yerleştirdiler. Ardından havuza bir başka sıradan palyaço balığı türüyle laboratuvarda yetiştirilmiş üç farklı türü teker teker havuza eklediler. Balıkların tümü koku geçirmeyen saydam bir kutuda korumaya alınmışlardı. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Türler arası davetsiz konukların gövdeleri turuncu ve siyahın farklı tonlarındaydı ve üzerlerinde sayıları bir ile üç arasında değişen çizgiler vardı. Ancak aralarından bir tanesinin üzerinde kokarca benzeri tek bir çizgi vardı. “Yerli” balıklar davetsiz konukların peşine takılıp onları ısıramıyorlardı, ama onları yine de sıkıştırıp alt edebiliyorlardı. Nitekim, yeni gelenler aynı sayıda çizgiye sahip olduklarında tam da böyle bir durum yaşandı. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Hayashi ve arkadaşları daha sonra 150 başka sıradan palyaço balığını gruplara ayırarak 3 farklı akvaryuma yerleştirdiler. Bir haftalık tanışma süresinin ardından, palyaço balığı toplulukları-turuncu tek renkli ya da üzerleri siyah bordürlü tek, iki, ya da üç dikey beyaz çizgiyle boyanmış- dördüncü bir “yem” balıkla tanıştırıldılar. Araştırmacılar bir olta yardımıyla her bir yapay balığı sarkıttılar. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Hayashi, çizgilerin varlığının açıkça bir fark yarattığına, palyaço balıklarının çizgisiz olanlara kıyasla 10 kat daha sıklıkla üç çizgili yemlerin peşine saldırgan bir biçimde takıldıklarına ve çizgi sayısının bu davranışlarında son derece etkili olduğuna dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Elde edilen bulgular palyaço balıklarının yalnızca sayı saymakla kalmayıp, aynı zamanda bu becerilerinden yuvalarını kendi türlerinden başka bireylerden korumak amacıyla da yararlandıklarını ortaya koyuyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Rhodes, bu çalışmanın palyaço balıklarının kendi türlerini nasıl ayırt ettikleri konusuna ciddi bir açıklık getirdiğini belirtse de, balıkların bunu gerçekte sayarak mı yoksa davetsiz konukların üzerinde daha yoğun bir beyazlık olduğunu fark ederek mi yaptıkları konusunun yine de sorgulanması gerektiğini düşünüyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Ancak Hayashi daha önceki çalışmalarda palyaço balıklarının yalnızca beyaza hiç tepki vermediklerini, bu yüzden salt beyazlıktaki yoğunluğu fark etmelerinin söz konusu olamayacağını belirtiyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Butterworth de palyaço balıklarının hesaplama yeteneğinin, söz gelimi, çizgiler yerine karelerle yapılacak başka deneylerle çok daha ayrıntılı bir biçimde saptanabileceğine dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Hayashi, palyaço balıklarının gerçekten sayabildiklerini kanıtlayabilirse, bir sonraki aşamada bu yeteneğin doğuştan mı geldiğini yoksa sonradan mı edinildiğini araştırmayı tasarlıyor. </span></p>
<p><strong><span lang="tr-TR">Rita Urgan</span></strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.science.org/content/article/counting-nemo-clownfish-may-be-capable-simple-math">https://www.science.org/content/article/counting-nemo-clownfish-may-be-capable-simple-math</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/palyaco-baliklari-da-basit-matematik-becerisine-sahip">Palyaço balıkları da basit matematik becerisine sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30953</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Irkçılığın sürmesinde bilinçdışı ön yargılar da var</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/irkciligin-surmesinde-bilincdisi-on-yargilar-da-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 May 2018 09:45:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçdışı]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçı]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[ön yargı]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[siyah]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10067</guid>

					<description><![CDATA[<p>2016&#8217;da ABD’nin Louisiana ve Minnesota eyaletlerinde iki siyahi adamın polis tarafından vurularak öldürülmesi, bu ülkede polislerin ırkçı bir tavır sergiliyor olabilecekleri konusunu yeniden gündeme getirdi. Ne var ki, uzmanlar ırkçılığın yalnızca bu meslek grubuyla sınırlı kalmadığına ve kendilerini ırkçı olarak değerlendirmeyen insanların bile bilinçdışı birtakım ön yargılara sahip olabileceğine dikkat çekiyor. New York Üniversitesi ruhbilim uzmanlarından David Amodio, bilinçdışı ırkçılığın gizli/örtük ön yargı adıyla bilinen ruhsal olgunun bir örneği olduğuna dikkat çekiyor. Amodio insanlardaki gizli ön yargıların temelinde kişisel deneyimleri ya da inançlarından çok, kitle iletişim araçlarına yansıtılan siyahiler ve daha başka azınlıklarla ilgili görüntülere benzer toplumsal iletilerin yattığını belirtiyor. Bilim insanları gizli ön yargıları ABD’deki sivil haklar hareketi sırasında araştırmaya başladı. Amodio, bu hareket geliştikçe araştırmaların ülkede yaşayan insanların farklı ırklardan bireylere yönelik davranışlarında da giderek bir iyileşme olduğunu, siyahlara çok daha olumlu tavırlarla yaklaştıklarını belirten beyazların sayısının her geçen gün daha da arttığını ortaya koyduğunu dile getiriyor. Ne var ki, ayrımcı davranış örneklerinde görünürde pek bir değişiklik meydana gelmediğine de tanık olunuyor. Amodio insanların, ön yargılara karşı çıksalar bile, kafalarının bir yerinde siyahlara ya da başka azınlıklara karşı güçlü birtakım olumsuz duygular besledikleri sonucuna ulaşıldığını, o günden beri yapılan beyin ve insan davranışlarıyla ilgili araştırmaların gizli ön yargıların ciddi bir sorun oluşturduğuna işaret ettiğini söylüyor. Silahlar patlıyor “Ateş etme görevi” adı verilen bir deney kapsamında katılımcılardan silahlı adam görüntülerine ateş etmeleri ve bu süreçte ellerinde kutu içecek ya da el aygıtları olan silahsız adam görüntülerini vurmaktan kaçınmaları istendi. Gelgelelim, bu tür deneyler kapsamında katılımcıların sürekli olarak silahlı siyah erkekleri silahlı beyaz erkeklerden çok daha hızlı bir biçimde “vurduğuna” tanık olundu. Yapılan çeşitli araştırmalarda hep aynı sonuca ulaşıldı. Dahası, araştırmalar katılımcıların genelde silahlı beyazlardan daha çok silahlı siyahları ve silahsız beyazlardan çok silahsız siyahları vurma eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar hem beyazlarda, hem de siyahlarda gizli ön yargılara işaret eden veriler elde etti. 2002 yılında yapılan ve Journal of Personality and Social Psychology dergisinde yayımlanan bir araştırma, gerek Afro-Amerikalı, gerekse beyaz deneklerin eşit düzeyde ön yargılı olduğunu gözler önüne serdi. 2012 yılında Emotion dergisinde yayımlanan bir başka araştırma da kaygı ve korku duyguları yaşayan güçlü konumdaki insanlarda gizli ön yargıların genelde çok daha ağır bastığını ortaya koydu. Amodio, “Korku ile güç bir araya geldiğinde ve buna bir de silah eklendiğinde gerçekten tehlikeli bir karışım yaratılmış olur” diyor. Gizli ön yargıların taşması Amodio şu noktalara da işaret etti: *Gizli ön yargılar çok farklı koşullarda ortalığa dökülebilir. Söz gelimi, 2014 yılında yapılan bir araştırmada ekonominin kötüye gittiği söylenen kişiler genelde siyahları “daha da siyah” görüyor. *Gerçek yaşamda bu algı ayrımcılığa yol açabiliyor ve söz gelimi, ekonomik durgunluk dönemlerinde siyahların kredi almalarını daha da güçleştiriyor. *İnsanların başkalarını olumsuz duygularla bağdaştırıp belli sınıflara oturtmaları ve onlara farklı davranmaları eşitsizliğe yol açıyor. *Gizli ön yargılar eski çağlarda insanların birbirlerine bağlanıp yaşamda kalmalarına katkıda bulunmuş olabilir, ancak aileler, komşular ve uluslar bağlamında, her düzeyde karşılıklı bağlılık ve dayanışmanın büyük ölçüde var olduğu günümüz toplumlarında, bu durum tümden farklı bir boyut kazanıyor. Ön yargıların ayarlanması Söz konusu davranışın değiştirilmesi güç olmakla birlikte, bunu başarmanın çeşitli yolları da var. Amodio ve arkadaşları 2010 yılında yaptıkları bir araştırmada birtakım önlemlerin işe yarayabileceğine tanık oldular. Örneğin, ateş etme deneyinde, öncesinde kendilerinden “Birini gördüğümde, onun hangi ırktan olduğunu görmezden geleceğim!” tümcesini söyleyip yazmaları istenen katılımcıların silahsız siyah erkekleri vurma olasılığı çok daha düşük. “Ne zaman silahlı birini görürsem, onu vuracağım!” ve “Elinde silah dışında bir şey olan birini asla vurmayacağım!” türünde tümcelerin söylenip yazılması da deneyde yanlış kişilerin hedef alınmasını belli ölçüde azaltıyor. Gerçek hayatta farklı  Ne var ki, deneylerden elde edilen bu sonuçlar, laboratuvar ortamından uzaklaşıldığında çoğu zaman geçersiz oluyor. 2014 yılında yayımlanan bir yazısında şöyle diyor: “Gizli ön yargıların değiştirilmesi, özellikle de ırksal ön yargıların ve basmakalıp düşüncelerin sürekli pekiştirildiği bir kültürel ortamda son derece güçtür. Yine de, eyleme geçmeden önce enine boyuna düşünmeyi öğrenen insanların davranışlarını filtreden geçirmek suretiyle ön yargılarından sıyrılması da olası. Dizginlenerek değiştirilen davranışlar zamanla bir alışkanlığa dönüşebilir ve böylece beyindeki basmakalıp düşünceler de giderek silinmeye yüz tutabilir.” Rita Urgan  Kaynak: Live Science, 8 Temmuz 2016</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/irkciligin-surmesinde-bilincdisi-on-yargilar-da-var">Irkçılığın sürmesinde bilinçdışı ön yargılar da var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2016&#8217;da ABD’nin Louisiana ve Minnesota eyaletlerinde iki siyahi adamın polis tarafından vurularak öldürülmesi, bu ülkede polislerin ırkçı bir tavır sergiliyor olabilecekleri konusunu yeniden gündeme getirdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-10068 aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/05/rscm-300x194.jpg" alt="" width="300" height="194" /></p>
<p>Ne var ki, uzmanlar ırkçılığın yalnızca bu meslek grubuyla sınırlı kalmadığına ve kendilerini ırkçı olarak değerlendirmeyen insanların bile bilinçdışı birtakım ön yargılara sahip olabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>New York Üniversitesi ruhbilim uzmanlarından <strong>David Amodio</strong>, bilinçdışı ırkçılığın gizli/örtük ön yargı adıyla bilinen ruhsal olgunun bir örneği olduğuna dikkat çekiyor. Amodio insanlardaki gizli ön yargıların temelinde kişisel deneyimleri ya da inançlarından çok, kitle iletişim araçlarına yansıtılan siyahiler ve daha başka azınlıklarla ilgili görüntülere benzer toplumsal iletilerin yattığını belirtiyor.</p>
<p>Bilim insanları gizli ön yargıları ABD’deki sivil haklar hareketi sırasında araştırmaya başladı. Amodio, bu hareket geliştikçe araştırmaların ülkede yaşayan insanların farklı ırklardan bireylere yönelik davranışlarında da giderek bir iyileşme olduğunu, siyahlara çok daha olumlu tavırlarla yaklaştıklarını belirten beyazların sayısının her geçen gün daha da arttığını ortaya koyduğunu dile getiriyor.</p>
<p>Ne var ki, ayrımcı davranış örneklerinde görünürde pek bir değişiklik meydana gelmediğine de tanık olunuyor.</p>
<p>Amodio insanların, ön yargılara karşı çıksalar bile, kafalarının bir yerinde siyahlara ya da başka azınlıklara karşı güçlü birtakım olumsuz duygular besledikleri sonucuna ulaşıldığını, o günden beri yapılan beyin ve insan davranışlarıyla ilgili araştırmaların <strong>gizli ön yargıların</strong> ciddi bir sorun oluşturduğuna işaret ettiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Silahlar patlıyor</strong></p>
<p>“Ateş etme görevi” adı verilen bir deney kapsamında katılımcılardan silahlı adam görüntülerine ateş etmeleri ve bu süreçte ellerinde kutu içecek ya da el aygıtları olan silahsız adam görüntülerini vurmaktan kaçınmaları istendi.</p>
<p>Gelgelelim, bu tür deneyler kapsamında katılımcıların sürekli olarak silahlı siyah erkekleri silahlı beyaz erkeklerden çok daha hızlı bir biçimde “vurduğuna” tanık olundu. Yapılan çeşitli araştırmalarda hep aynı sonuca ulaşıldı.</p>
<p>Dahası, araştırmalar katılımcıların genelde silahlı beyazlardan daha çok silahlı siyahları ve silahsız beyazlardan çok silahsız siyahları vurma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Uzmanlar hem beyazlarda, hem de siyahlarda gizli ön yargılara işaret eden veriler elde etti. 2002 yılında yapılan ve <em>Journal of Personality and Social Psychology</em> dergisinde yayımlanan bir araştırma, gerek Afro-Amerikalı, gerekse beyaz deneklerin eşit düzeyde ön yargılı olduğunu gözler önüne serdi.</p>
<p>2012 yılında <em>Emotion</em> dergisinde yayımlanan bir başka araştırma da kaygı ve korku duyguları yaşayan güçlü konumdaki insanlarda gizli ön yargıların genelde çok daha ağır bastığını ortaya koydu.</p>
<p>Amodio, “Korku ile güç bir araya geldiğinde ve buna bir de silah eklendiğinde gerçekten tehlikeli bir karışım yaratılmış olur” diyor.</p>
<p><strong>Gizli ön yargıların taşması</strong></p>
<p>Amodio şu noktalara da işaret etti:</p>
<p>*Gizli ön yargılar çok farklı koşullarda ortalığa dökülebilir. Söz gelimi, 2014 yılında yapılan bir araştırmada ekonominin kötüye gittiği söylenen kişiler genelde siyahları “daha da siyah” görüyor.</p>
<p>*Gerçek yaşamda bu algı ayrımcılığa yol açabiliyor ve söz gelimi, ekonomik durgunluk dönemlerinde siyahların kredi almalarını daha da güçleştiriyor.</p>
<p>*İnsanların başkalarını olumsuz duygularla bağdaştırıp belli sınıflara oturtmaları ve onlara farklı davranmaları eşitsizliğe yol açıyor.</p>
<p>*Gizli ön yargılar eski çağlarda insanların birbirlerine bağlanıp yaşamda kalmalarına katkıda bulunmuş olabilir, ancak aileler, komşular ve uluslar bağlamında, her düzeyde karşılıklı bağlılık ve dayanışmanın büyük ölçüde var olduğu günümüz toplumlarında, bu durum tümden farklı bir boyut kazanıyor.</p>
<p><strong>Ön yargıların ayarlanması</strong></p>
<p>Söz konusu davranışın değiştirilmesi güç olmakla birlikte, bunu başarmanın çeşitli yolları da var. Amodio ve arkadaşları 2010 yılında yaptıkları bir araştırmada birtakım önlemlerin işe yarayabileceğine tanık oldular. Örneğin, ateş etme deneyinde, öncesinde kendilerinden “Birini gördüğümde, onun hangi ırktan olduğunu görmezden geleceğim!” tümcesini söyleyip yazmaları istenen katılımcıların silahsız siyah erkekleri vurma olasılığı çok daha düşük.</p>
<p>“Ne zaman silahlı birini görürsem, onu vuracağım!” ve “Elinde silah dışında bir şey olan birini asla vurmayacağım!” türünde tümcelerin söylenip yazılması da deneyde yanlış kişilerin hedef alınmasını belli ölçüde azaltıyor.</p>
<p><strong>Gerçek hayatta farklı</strong><strong> </strong></p>
<p>Ne var ki, deneylerden elde edilen bu sonuçlar, laboratuvar ortamından uzaklaşıldığında çoğu zaman geçersiz oluyor. 2014 yılında yayımlanan bir yazısında şöyle diyor:</p>
<p>“Gizli ön yargıların değiştirilmesi, özellikle de ırksal ön yargıların ve basmakalıp düşüncelerin sürekli pekiştirildiği bir kültürel ortamda son derece güçtür. Yine de, eyleme geçmeden önce enine boyuna düşünmeyi öğrenen insanların davranışlarını filtreden geçirmek suretiyle ön yargılarından sıyrılması da olası. Dizginlenerek değiştirilen davranışlar zamanla bir alışkanlığa dönüşebilir ve böylece beyindeki basmakalıp düşünceler de giderek silinmeye yüz tutabilir.”</p>
<p><strong>Rita Urgan </strong></p>
<p><strong>Kaynak: Live Science, 8 Temmuz 2016</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/irkciligin-surmesinde-bilincdisi-on-yargilar-da-var">Irkçılığın sürmesinde bilinçdışı ön yargılar da var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10067</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
