<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilgi toplumu arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilgi-toplumu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilgi-toplumu</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Sep 2019 12:04:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Global dijital isyan</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/global-dijital-isyan</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 08:11:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün değerini bilmediğimiz pek çok ücretsiz bilgi toplumu imkanının yakın gelecekte ücretli hale geldiğini görebiliriz. Bedava olan her şey değersiz midir? Sadece maddi açıdan değil. Emek sarf etmeden mesela. Son yıllarda bu konu özellikle Cumhuriyet Devrimleri açısından gündeme getiriliyor. Benzer durumu bilgi toplumu açısından irdeleyelim. Bilgi toplumunun en kritik olgusu olan nesnel enformasyonu elde etmek (ve ondan istifade ederek hayat kalitesini artrmak, ona anlam katmak) neden ıskalanıyor? Koskoca bilgi toplumundan anladığımız, “dün akşam hangi arkadaşımız nerede ne yemek yemiş” fotoğraflarının izini sürmek mi? Herhangi bir web sitesine gitmek için tarayıcımızın ilgili yerine web sitesinin adını bile yazmak pek çoğumuza zor geliyor. Tarayıcı açıldığında Google gibi bir arama motoru otomatik olarak açılıyor. Sitenin adını oraya yazıyoruz. Gelen listedeki web sayfa adresinin linkine tıklayarak ulaşıyoruz. Buradaki değer-bilmezlik Google gibi arama motorlarının tüm o arama sonuçlarını ekranımıza ücretsiz olarak getiriyor olmasıyla da ilgili. Çünkü nesnel enformasyon bugün internette bedava. “Buna da mı para ödeyeceğiz?” diye soranlardan içtiği suya para “ödemeyen” kaç kişi var? Neden musluklardan akan suyu içemiyoruz? Çünkü onu kirlettik. Enformasyon için dijital çağın “hava”sı deniyor; dijital soluk alıp vermeye imkan tanıyan. İklim değişikliklerinden dolayı yarın gereksinim duyduğumuz temiz havayı solumak için bile para ödemek zorunda kalır mıyız? Bir zamanlar musluklardan akan temiz suyu içenler, “Hiç şaşırmam” diyecektir. “Tüm renkleri hızla kirlettiğimize” göre. Dijital soluk alıp vermek için gerekli olan objektif enformasyon da benzer bir akıbetle karşı karşıya kalabilir. Bugün enformasyona değil, ona ulaşmaya para ödeniyor. Neredeyse tüm yiyeceklerin bedava olduğu bir lokantaya giriş ücreti gibi. “İşte sana şu fiyata aylık şu kadar internete erişme kapasitesi; onunla ne yaparsan yap”. O aylık ödemeyi yapmadan ne yazık ki internete, enformasyona erişemiyoruz. Yarın belki bu erişim ücreti farklı bir kılığa bürünecek. Belki internete erişmenin haricen bir fiyatı olmayacak ama başka müeyyideleri kabul etmek zorunda kalacağız. Diyelim ki her sene piyasaya çıkan akıllı telefon modellerinden birisini almak ve yıl boyunca onun taksitlerini ödemek zorunda kalacağız. Şu an marjinal konumda olan enformasyona para ödeme modeli zaman içinde yaygınlaşabilir. Bugün bile iş dünyasında bazı fizibilite, simülasyon ya da tahmin raporlarına ücretsiz erişmek mümkün değil. Artık bireyler de herhangi bir konuda sahip olduğu herhangi bir bilgiyi internette para ile satışa çıkardığında yaygın olarak müşteri bulması söz konusu olabilir. Bu ücretlendirmenin arama motoru seviyesine kadar ulaştığını düşünün. Para vermeden arama yapmak yok! 4. Sanayi Devrimi denilen evresindeki kapitalizm nihayet bilgi toplumunu esir alıp, onu kendi paradigmasına göre dönüştürürse, bugün dönüp yüzüne bakmadığımız, değerini bilmediğimiz pek çok ücretsiz bilgi toplumu imkanının yakın gelecekte ücretli hale geldiğini görebiliriz. Ama merak etmeyin. Facebook’ta, Instagram’da paylaşımda bulunmak, Twitter’da dedikodu yapmak yine de ücretsiz kalacaktır. Yoksa isyan çıkar; tüm dünyada! Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/global-dijital-isyan">Global dijital isyan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bugün değerini bilmediğimiz pek çok ücretsiz bilgi toplumu imkanının yakın gelecekte ücretli hale geldiğini görebiliriz.</p></blockquote>
<p>Bedava olan her şey değersiz midir? Sadece maddi açıdan değil. Emek sarf etmeden mesela. Son yıllarda bu konu özellikle Cumhuriyet Devrimleri açısından gündeme getiriliyor. Benzer durumu bilgi toplumu açısından irdeleyelim.</p>
<p>Bilgi toplumunun en kritik olgusu olan nesnel enformasyonu elde etmek (ve ondan istifade ederek hayat kalitesini artrmak, ona anlam katmak) neden ıskalanıyor? Koskoca bilgi toplumundan anladığımız, “dün akşam hangi arkadaşımız nerede ne yemek yemiş” fotoğraflarının izini sürmek mi?</p>
<p>Herhangi bir web sitesine gitmek için tarayıcımızın ilgili yerine web sitesinin adını bile yazmak pek çoğumuza zor geliyor. Tarayıcı açıldığında Google gibi bir arama motoru otomatik olarak açılıyor. Sitenin adını oraya yazıyoruz. Gelen listedeki web sayfa adresinin linkine tıklayarak ulaşıyoruz.</p>
<p>Buradaki değer-bilmezlik Google gibi arama motorlarının tüm o arama sonuçlarını ekranımıza ücretsiz olarak getiriyor olmasıyla da ilgili. Çünkü nesnel enformasyon bugün internette bedava.</p>
<p>“Buna da mı para ödeyeceğiz?” diye soranlardan içtiği suya para “ödemeyen” kaç kişi var? Neden musluklardan akan suyu içemiyoruz? Çünkü onu kirlettik. Enformasyon için dijital çağın “hava”sı deniyor; dijital soluk alıp vermeye imkan tanıyan. İklim değişikliklerinden dolayı yarın gereksinim duyduğumuz temiz havayı solumak için bile para ödemek zorunda kalır mıyız? Bir zamanlar musluklardan akan temiz suyu içenler, “Hiç şaşırmam” diyecektir. “Tüm renkleri hızla kirlettiğimize” göre. Dijital soluk alıp vermek için gerekli olan objektif enformasyon da benzer bir akıbetle karşı karşıya kalabilir.</p>
<p>Bugün enformasyona değil, ona ulaşmaya para ödeniyor. Neredeyse tüm yiyeceklerin bedava olduğu bir lokantaya giriş ücreti gibi. “İşte sana şu fiyata aylık şu kadar internete erişme kapasitesi; onunla ne yaparsan yap”. O aylık ödemeyi yapmadan ne yazık ki internete, enformasyona erişemiyoruz.</p>
<p>Yarın belki bu erişim ücreti farklı bir kılığa bürünecek. Belki internete erişmenin haricen bir fiyatı olmayacak ama başka müeyyideleri kabul etmek zorunda kalacağız. Diyelim ki her sene piyasaya çıkan akıllı telefon modellerinden birisini almak ve yıl boyunca onun taksitlerini ödemek zorunda kalacağız.</p>
<p>Şu an marjinal konumda olan enformasyona para ödeme modeli zaman içinde yaygınlaşabilir. Bugün bile iş dünyasında bazı fizibilite, simülasyon ya da tahmin raporlarına ücretsiz erişmek mümkün değil. Artık bireyler de herhangi bir konuda sahip olduğu herhangi bir bilgiyi internette para ile satışa çıkardığında yaygın olarak müşteri bulması söz konusu olabilir.</p>
<p>Bu ücretlendirmenin arama motoru seviyesine kadar ulaştığını düşünün. Para vermeden arama yapmak yok! 4. Sanayi Devrimi denilen evresindeki kapitalizm nihayet bilgi toplumunu esir alıp, onu kendi paradigmasına göre dönüştürürse, bugün dönüp yüzüne bakmadığımız, değerini bilmediğimiz pek çok ücretsiz bilgi toplumu imkanının yakın gelecekte ücretli hale geldiğini görebiliriz.</p>
<p>Ama merak etmeyin. Facebook’ta, Instagram’da paylaşımda bulunmak, Twitter’da dedikodu yapmak yine de ücretsiz kalacaktır. Yoksa isyan çıkar; tüm dünyada!</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu / <a href="mailto:TanolTurkoglu@Gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/global-dijital-isyan">Global dijital isyan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15040</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Dijitalim diyenler için bir rol model &#8220;Tanol Türkoğlu&#8221;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/roportaj-dijitalim-diyenler-icin-bir-rol-model-tanol-turkoglu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2018 12:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[4. sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[dijital devrim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalem]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[nesnelerin interneti]]></category>
		<category><![CDATA[otonom arabalar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sürücüsüz arabalar]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanol Türkoğlu bir dijital kanaat önderi. Uzun yıllar finans sektöründe yönetici pozisyonlarında çalıştı bir yandan da halkı dijital teknolojiler konusunda bilgilendirmek ve cesaretlendirmek için yazılar yazdı. “Bu tarlaya tohum ekmek gibidir” diyor “Sonra belki biri çıkıp bir şey icat edebilir.” Vizyonlarından biri de Türkiye&#8217;deki genç kuşaklara &#8220;Sen de değişimin bir parçası olabilirsin&#8221; mesajını vermek. Çünkü değişimi gerçekleştirenlerin başkaları olduğu bize peşinen kabul ettiriliyor. Ayak uydurmak ya da yok olmak zorunda kalıyoruz. “Halbuki bir olasılık daha var” diyor Türkoğlu “O da ‘değiştiren’ olmak. Bluetooth, Danimarka’da, Skype Estonya&#8217;da geliştirildi. Her şey sadece ABD&#8217;de yapılmıyor. Ama önce Türkiye’de bu ortamı yaratmamız lazım”. Kendisi ile dijital ve fiziksel dünya arasındaki benzerlikleri yakaladık ve kuşaklar arası uçuruma yakından baktık. Röportajın tamamı, dergimizin 100. sayısında. 100. sayı raflarda yerini aldı bile&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/roportaj-dijitalim-diyenler-icin-bir-rol-model-tanol-turkoglu">Röportaj: Dijitalim diyenler için bir rol model &#8220;Tanol Türkoğlu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tanol Türkoğlu bir dijital kanaat önderi. Uzun yıllar finans sektöründe yönetici pozisyonlarında çalıştı bir yandan da halkı dijital teknolojiler konusunda bilgilendirmek ve cesaretlendirmek için yazılar yazdı. “Bu tarlaya tohum ekmek gibidir” diyor “Sonra belki biri çıkıp bir şey icat edebilir.” Vizyonlarından biri de Türkiye&#8217;deki genç kuşaklara &#8220;Sen de değişimin bir parçası olabilirsin&#8221; mesajını vermek. Çünkü değişimi gerçekleştirenlerin başkaları olduğu bize peşinen kabul ettiriliyor. Ayak uydurmak ya da yok olmak zorunda kalıyoruz. “Halbuki bir olasılık daha var” diyor Türkoğlu “O da ‘değiştiren’ olmak. Bluetooth, Danimarka’da, Skype Estonya&#8217;da geliştirildi. Her şey sadece ABD&#8217;de yapılmıyor. Ama önce Türkiye’de bu ortamı yaratmamız lazım”. Kendisi ile dijital ve fiziksel dünya arasındaki benzerlikleri yakaladık ve kuşaklar arası uçuruma yakından baktık.</p>
<p>Röportajın tamamı, dergimizin 100. sayısında. 100. sayı raflarda yerini aldı bile&#8230;</p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/yJmuqCbikX4?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/roportaj-dijitalim-diyenler-icin-bir-rol-model-tanol-turkoglu">Röportaj: Dijitalim diyenler için bir rol model &#8220;Tanol Türkoğlu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9314</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzayın (yeniden) keşfi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/uzayin-yeniden-kesfi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2016 09:21:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[enformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[nesnelerin interneti]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nesnelerin Interneti sadece insanın günlük yaşamının konforunu artırmayı sağlamayacak, insanlığın önünde durun büyük problemlerin çözümünde de rol alacak. Nasıl mı? Veriyi yakalayabilme özelliği sayesinde. Nesnelerin Interneti (“Internet of Things”) herkesin dilinde. Ancak bu olgu ile neler yapılabileceği konusunda, uzmanlar dışında, bilgi sahibi olan yok. Biraz araştıranlar, işin merkezinde cihazların kendi aralarında (insan dahli olmadan) iletişim kurma özelliğinin yattığını kolayca öğrenebilir. Bu iletişim sayesindedir ki artık o tür cihazlar “akıllı” diye anılıyor. Ancak cihazların bu şekilde “akıllanması” aslında bilgi toplumu için can alıcı başka bir ögenin daha da netleşmesi açısından önemlidir: Verinin kayıt alına alınabilmesi, enformasyon haline getirilmesi. Veri, temelde hareketin, devinimin ardında bıraktığı iz olarak tanımlanabilir. Devinim halindeki irili ufaklı her şey her an inanılmaz düzeyde veri üretmektedir. Ancak insanoğlu bu verinin çok marjinal bir kısmını kayıt edebilmektedir. Neden? Çünkü insanın elinde kayıt edecek medya çeşidi yakın zamana dek çok azdı. Sadece insan hafızası ile kağıt-kalem bu işi görebiliyordu. Dijital teknolojilerin icadıyla birlikte bu alanda da yeni bir imkan doğdu. Bilgisayar, veri kayıt etmeye başladı. Zaten “Dünya için birkaç bilgisayar yeter” öngörüsünün gerisinde de bu yatar; “bilgisayar” çok yüksek hacimde veri işleme amacıyla kullanılacak cihazlardır; o kadar(!) Kuantum sıçramasından büyük Dijital cihazların veriyi kayıt edip enformasyon haline getirmesi insanoğlunun bilgi üretim sürecinde bir kuantum sıçraması yapmasını sağladı. Nesnelerin Interneti ile insanoğlu çok daha büyük bir sıçramanın eşiğinde. Nesnelerin internetinin temelinde yatan ve yazının girişinde ifade edilmeyen husus ise cihazlara bağlı sensörlerin varlığıdır. Bu cihazları “akıllı” yapan aslında bu sensörlere sahip olmasıdır. Sensörler sayesinde veri toplayabilir, bunları anlık olarak değerlendirebilirler. Örneğin gelecek yıllarda giyeceğimiz spor ayakkabılarının tabanları sensörler sayesinde ayak tabanımızdan türlü veriler toplayabilecek ve bizim o anki yorgunluk durumumuzu tespit edebilecek. Benzer durumda daha önce neler yaptığımız enformasyonuna ulaşacak (diyelim ki taze sıkılmış portakal suyu içmek) aynı şeyi isteyebileceğimize “kanaat getirerek” bir başka akıllı cihaz olan kol saatimize bir sinyal gönderecek. Kol saatimiz bizi uyararak, az sonra evde olunca mutfakta taze sıkılmış bir bardak portakal suyunun hazır olmasını isteyip istemediğimizi soracak. Evet dersek, bu kez kol saatimiz evdeki buzdolabına, meyve sıkacağına sinyaller gönderecek. Bu cihazlar da kendi aralarında iş bölümü yaparak portakalların sıkılmasını sağlayacak. Akıllı nesnelerin sensörlere sahip olması, çevresiyle etkileşime girerek veriyi yakalayabilmesi yetmez! Bu enformasyon çok hızlı bir şekilde işlenebilirse, bilgiye dönüşebilir. O nedenle internet erişiminin, bulut bilişimin yaygınlaşması çok kritiktir. Yakalanan tüm o veri, internet üzerinde sahibine ait bir yerde (“bulut”ta) depolanmalı, erişilebilmeli ve anlık olarak analiz edilebilmelidir. Yoksa bir değeri kalmaz; tazeliğini yitirir. Bellidir ki nesnelerin interneti sadece bu türden konfora yönelik amaçlar için kullanılmayacaktır. Asıl değeri bugün insanlığın önünde duran büyük problemleri çözmedeki rolüyle anlaşılacaktır. Öldürücü hastalıkların ortadan kaldırılması, başka gezegenlerde yaşamın olanaklı kılınması gibi. Tanol Türkoğlu tanolturkoglu@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/uzayin-yeniden-kesfi">Uzayın (yeniden) keşfi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nesnelerin Interneti sadece insanın günlük yaşamının konforunu artırmayı sağlamayacak, insanlığın önünde durun büyük problemlerin çözümünde de rol alacak. Nasıl mı? Veriyi yakalayabilme özelliği sayesinde.</strong></p>
<p><strong>Nesnelerin Interneti</strong> (“Internet of Things”) herkesin dilinde. Ancak bu olgu ile <strong>neler yapılabileceği </strong>konusunda, uzmanlar dışında, bilgi sahibi olan yok. Biraz araştıranlar, işin merkezinde <strong>cihazların kendi aralarında (insan dahli olmadan) iletişim kurma </strong>özelliğinin yattığını kolayca öğrenebilir. Bu iletişim sayesindedir ki artık o tür cihazlar <strong>“akıllı”</strong> diye anılıyor.</p>
<p>Ancak cihazların bu şekilde “akıllanması” aslında <strong>bilgi toplumu için</strong> can alıcı başka bir ögenin daha da netleşmesi açısından önemlidir: <strong>Verinin kayıt alına alınabilmesi, enformasyon haline getirilmesi.</strong></p>
<p><strong>Veri,</strong> temelde hareketin, devinimin ardında bıraktığı iz olarak tanımlanabilir. Devinim halindeki irili ufaklı her şey her an inanılmaz düzeyde veri üretmektedir. Ancak insanoğlu bu verinin çok marjinal bir kısmını kayıt edebilmektedir.</p>
<p>Neden? Çünkü insanın elinde <strong>kayıt edecek medya çeşidi</strong> yakın zamana dek çok azdı. Sadece insan hafızası ile kağıt-kalem bu işi görebiliyordu. Dijital teknolojilerin icadıyla birlikte bu alanda da yeni bir imkan doğdu. <strong>Bilgisayar</strong>, veri kayıt etmeye başladı. Zaten <strong>“Dünya için birkaç bilgisayar yeter”</strong> öngörüsünün gerisinde de bu yatar; “bilgisayar” çok yüksek hacimde veri işleme amacıyla kullanılacak cihazlardır; o kadar(!)</p>
<p><strong>Kuantum sıçramasından büyük</strong></p>
<p>Dijital cihazların veriyi kayıt edip enformasyon haline getirmesi insanoğlunun bilgi üretim sürecinde bir <strong>kuantum sıçraması</strong> yapmasını sağladı. Nesnelerin Interneti ile insanoğlu çok daha büyük bir sıçramanın eşiğinde.</p>
<p>Nesnelerin internetinin temelinde yatan ve yazının girişinde ifade edilmeyen husus ise cihazlara bağlı sensörlerin varlığıdır. <strong>Bu cihazları “akıllı” yapan aslında bu sensörlere sahip olmasıdır</strong>. Sensörler sayesinde veri toplayabilir, bunları anlık olarak değerlendirebilirler.</p>
<p>Örneğin gelecek yıllarda giyeceğimiz <strong>spor ayakkabılarının tabanları</strong> sensörler sayesinde ayak tabanımızdan türlü veriler toplayabilecek ve bizim o anki yorgunluk durumumuzu tespit edebilecek. Benzer durumda daha önce neler yaptığımız enformasyonuna ulaşacak (diyelim ki taze sıkılmış portakal suyu içmek) aynı şeyi isteyebileceğimize “kanaat getirerek” bir başka akıllı cihaz olan kol saatimize bir sinyal gönderecek.</p>
<p>Kol saatimiz bizi uyararak, az sonra evde olunca mutfakta <strong>taze sıkılmış bir bardak portakal suyunun</strong> hazır olmasını isteyip istemediğimizi soracak. Evet dersek, bu kez kol saatimiz evdeki buzdolabına, meyve sıkacağına sinyaller gönderecek. Bu cihazlar da kendi aralarında iş bölümü yaparak portakalların sıkılmasını sağlayacak.</p>
<p>Akıllı nesnelerin sensörlere sahip olması, çevresiyle etkileşime girerek veriyi yakalayabilmesi yetmez! Bu <strong>enformasyon çok hızlı bir şekilde işlenebilirse, </strong>bilgiye dönüşebilir. O nedenle <strong>internet erişiminin, bulut bilişimin yaygınlaşması</strong> çok kritiktir.</p>
<p>Yakalanan tüm o veri, internet üzerinde sahibine ait bir yerde (“bulut”ta) depolanmalı, erişilebilmeli ve anlık olarak analiz edilebilmelidir. Yoksa bir değeri kalmaz; tazeliğini yitirir.</p>
<p>Bellidir ki nesnelerin interneti sadece bu türden konfora yönelik amaçlar için kullanılmayacaktır. Asıl değeri bugün insanlığın önünde duran <strong>büyük problemleri çözmedeki</strong> rolüyle anlaşılacaktır. Öldürücü hastalıkların ortadan kaldırılması, başka gezegenlerde yaşamın olanaklı kılınması gibi.</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu <a href="mailto:TanolTurkoglu@Gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/uzayin-yeniden-kesfi">Uzayın (yeniden) keşfi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4313</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Entelektüel kibir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/entelektuel-kibir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2016 12:26:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dijital devrim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital teknolojiler]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modernizm dijital devrimi yeniden paketleyip post-modernizmin bir parçası haline getirmeye çalışırken, gerek dijital yerliler gerekse de onları destekleyen dijital göçmenler 21. yüzyıl bireyini entelektüel kibrin tuzağına düşmekten kurtarabilecek mi? Dijital Yerli kuşaklar ile Dijital Göçmen kuşaklar arasında adı konmamış bir savaş var. Açık istihbaratla bile bunun izini sürmek mümkün. Örneğin bu yıl Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun konusu “4. Sanayi Devrimi” idi. Bu adlandırma ile göçmenler dijital devrimi, sanayi devriminin bir evresi haline indirgemeye çalışıyor. Toplumun bilinçaltına bu subliminal mesajı şırınga ediyor. Oysa Dijital Devrim yeni bir paradigmadır; sanayi devrimi paradigmasının bir sonraki evresi değil. Sanayi devriminin güvercinleri II. Dünya Savaşı’nın bitiminden beri, yıkıcı özelliklerinden onun nasıl arındırılabileceği üzerine kafa patlatıyor. Buldukları kod adı; “sanayi-sonrası” (İngilizcesi “post-industrial”). Nasıl ki sanayi devrimi ile gelen toplum modeline “modernizm” dendiyse, sanayi-sonrası devrim ile gelecek olan topluma da “post-modernizm” adı o nedenle kondu. (İşin ilginci postmodernist olarak işaret edilen kanaat önderleri sanayi toplumu içinde yaşayan ama onun pek çok yanını reddeden kişilerdir). Ancak “sanayi-sonrası devrim”in bileşenleri üzerinde bir türlü mutabakat sağlanamadı. O süreçte birey de yıkıma karşı kendince bir çözüm buldu; içine kapandı. Bu öge derhal post-modernizime dahil edildi. Hintli yogilerin, tasavvufun, kabalanın, kişisel gelişimin son elli senedir popüler olması bu nedenle olsa gerek (örn. Sufiler de 12. yüzyıldan itibaren içlerine kapandı; kendi dini-siyasi liderlerinin baskısından dolayı). Sanayi sonrası için odaklanılan ilk kaynak “uzay” oldu. Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’nin attığı kazıktan dolayı. Sovyetler uzaya ilk uyduyu gönderdi (Sputnik) ve yarış bugün hiçbir işe yaramadığı bilinen aya insan indirmekle zirve yaptı. 2008’de ABD’de ortaya çıkan ve kapitalizmin çöküşü anlamına gelen ekonomik kriz 80li yıllardan beri sanayi toplumunun kapısındaydı. Geçen bu otuz seneyi sırtında taşıyan ise “elektronik, dijital teknolojiler” oldu. Önce California’daki bir grup hippinin eğlencesi (bilgisayar) arayış içindeki sermaye sahiplerinin ilgisini çekti; sonra uzay yarışı nedeniyle icat edilmiş, kamu kurumlarını birbirine bağlayan elektronik ağ (Internet) “keşfedildi”. (Çünkü uzay “çok pahalı” idi). Sanayi Devrimi’nin itici gücü (emeğin dönüştürülmüş hali olan) sermayedir, paradır. Para bu sayede belli seçkin, ruhban vb sınıfının tekelinden çıktı; herkesin ulaşabileceği bir yere geldi. Bunun sonucunda bireyin “ekonomik kibri” arttı. Dijital Devrim’in sembolü ise bilgidir. Bilgi artık her yerde, herkesin erişebileceği mesafede. Bunun sonucunda da bireyin “entelektüel kibri” artıyor. Dün gelir dağılımındaki uçurumun yarattığı toplumsal sorunlar (çözülemeden), bugün bilgi dağılımındaki uçurum nedeniyle katlanarak artıyor. Ülkelerindeki politikacılara bakıp, “Böyle kişiler nasıl oluyor da sandıktan çıkabiliyor?” diye hayıflananlar; dün paranızı (veya emeğinizi) feda etmeyerek bu sonuca katkı sağladınız; bugün bari bilginizi feda edin! Unutmayın ki parayı paylaşınca cebinizdeki miktar azalır; ancak bilgiyi paylaşınca beyninizdeki bilgi azalmaz!  Tanol Türkoğlu, tanolturkoglu@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/entelektuel-kibir">Entelektüel kibir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modernizm dijital devrimi yeniden paketleyip post-modernizmin bir parçası haline getirmeye çalışırken, gerek dijital yerliler gerekse de onları destekleyen dijital göçmenler 21. yüzyıl bireyini entelektüel kibrin tuzağına düşmekten kurtarabilecek mi?</strong></p>
<p><strong>Dijital Yerli</strong> kuşaklar ile <strong>Dijital Göçmen</strong> kuşaklar arasında adı konmamış bir savaş var. Açık istihbaratla bile bunun izini sürmek mümkün. Örneğin bu yıl <strong>Davos</strong>’taki <strong>Dünya Ekonomik Forumu</strong>’nun konusu <strong>“4. Sanayi Devrimi</strong>” idi. Bu adlandırma ile göçmenler dijital devrimi, sanayi devriminin bir evresi haline indirgemeye çalışıyor. Toplumun bilinçaltına bu subliminal mesajı şırınga ediyor. Oysa <strong>Dijital Devrim yeni bir paradigmadır; sanayi devrimi paradigmasının bir sonraki evresi değil. </strong></p>
<p>Sanayi devriminin güvercinleri <strong>II. Dünya Savaşı’nın</strong> bitiminden beri, yıkıcı özelliklerinden onun nasıl arındırılabileceği üzerine kafa patlatıyor. Buldukları kod adı; “sanayi-sonrası” (İngilizcesi “post-industrial”). Nasıl ki sanayi devrimi ile gelen toplum modeline <strong>“modernizm</strong>” dendiyse, sanayi-sonrası devrim ile gelecek olan topluma da <strong>“post-modernizm</strong>” adı o nedenle kondu. (İşin ilginci postmodernist olarak işaret edilen kanaat önderleri sanayi toplumu içinde yaşayan ama onun pek çok yanını reddeden kişilerdir).</p>
<p>Ancak “sanayi-sonrası devrim”in bileşenleri üzerinde bir türlü mutabakat sağlanamadı. O süreçte birey de yıkıma karşı kendince bir çözüm buldu; <strong>içine kapandı</strong>. Bu öge derhal post-modernizime dahil edildi. <strong>Hintli yogilerin, tasavvufun, kabalanın, kişisel gelişimin</strong> son elli senedir popüler olması bu nedenle olsa gerek (örn. Sufiler de 12. yüzyıldan itibaren içlerine kapandı; kendi dini-siyasi liderlerinin baskısından dolayı).</p>
<p>Sanayi sonrası için odaklanılan ilk kaynak <strong>“uzay”</strong> oldu. Soğuk savaş döneminde <strong>Sovyetler Birliği’nin</strong> attığı kazıktan dolayı. Sovyetler uzaya ilk uyduyu gönderdi <strong>(Sputnik)</strong> ve yarış bugün hiçbir işe yaramadığı bilinen aya insan indirmekle zirve yaptı.</p>
<p>2008’de ABD’de ortaya çıkan ve <strong>kapitalizmin çöküşü</strong> anlamına gelen ekonomik kriz 80li yıllardan beri sanayi toplumunun kapısındaydı. Geçen bu otuz seneyi sırtında taşıyan ise <strong>“elektronik, dijital teknolojiler”</strong> oldu. Önce California’daki bir grup hippinin eğlencesi <strong>(bilgisayar)</strong> arayış içindeki sermaye sahiplerinin ilgisini çekti; sonra uzay yarışı nedeniyle icat edilmiş, kamu kurumlarını birbirine bağlayan elektronik ağ <strong>(Internet)</strong> “keşfedildi”. (Çünkü uzay “çok pahalı” idi).</p>
<p>Sanayi Devrimi’nin itici gücü (emeğin dönüştürülmüş hali olan) sermayedir, paradır. Para bu sayede belli seçkin, ruhban vb sınıfının tekelinden çıktı; herkesin ulaşabileceği bir yere geldi. Bunun sonucunda <strong>bireyin “ekonomik kibri” arttı.</strong></p>
<p>Dijital Devrim’in sembolü ise bilgidir. Bilgi artık her yerde, herkesin erişebileceği mesafede. Bunun sonucunda da bireyin <strong>“entelektüel kibri”</strong> artıyor. Dün gelir dağılımındaki uçurumun yarattığı toplumsal sorunlar (çözülemeden), bugün bilgi dağılımındaki uçurum nedeniyle katlanarak artıyor.</p>
<p>Ülkelerindeki politikacılara bakıp, “Böyle kişiler nasıl oluyor da sandıktan çıkabiliyor?” diye hayıflananlar; dün paranızı (veya emeğinizi) feda etmeyerek bu sonuca katkı sağladınız; bugün bari bilginizi feda edin! Unutmayın ki <strong>parayı paylaşınca cebinizdeki miktar azalır; ancak bilgiyi paylaşınca beyninizdeki bilgi azalmaz!</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Tanol Türkoğlu, <a href="mailto:TanolTurkoglu@Gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/entelektuel-kibir">Entelektüel kibir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3589</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
