<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuk felci arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/cocuk-felci/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/cocuk-felci</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Feb 2024 23:00:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Milyonlarca insanın hayatını kurtaran bilim kahramanı: Louis Pasteur</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/milyonlarca-insanin-hayatini-kurtaran-bilim-kahramani-louis-pasteur</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 09:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk felci]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kuduz]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Pasteur]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[tifüs]]></category>
		<category><![CDATA[veba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastalık ve enfeksiyonlarda en etkili yöntemin bulunuşu: Aşılama Bilime yaptığı birçok katkıdan ziyade hastalıkların mikroplardan kaynaklandığını öne süren kuramıyla hatırlanan Pasteur, kelimenin tam anlamıyla bir halk kahramanıydı. Şarbon ve kuduz aşısı, mayalama ve diğer çalışmalarıyla insanlığa çok büyük hizmetleri oldu. Milyonlarca hayat kurtardı. Yıl 1831, Fransa’daki bir dağ köyündeyiz. 9 yaşında bir çocuk, köydeki bir demirci dükkânından korkarak kaçıyor. Çünkü kısa süre önce kuduz bir kurt tarafından ısırılan bir adamın, boğazını kavuran şiddetli acının verdiği çığlıkları duyuyor. Bu çocuk Louis Pasteur’dan başkası değildi ve bu çığlıklar ömrü boyunca kulaklarında yankılanacaktı. Küçük Louis babasına sordu: “Kurtları ne kuduz yapıyor baba? İnsanlar neden kurtlar tarafından ısırıldığında ölüyor?” Napoléon Bonaparte’ın eski çavuşlarından olan babası, savaş alanında yüzlerce insanın kurşunla nasıl ve neden öldüğü konusunda bilgi sahibiydi, peki ama bir enfeksiyon hastalığı? Bu konuda ne onun ne de o dönemin en bilgili doktorlarının bir bilgisi vardı ve bunun cevabını ortaya çıkaran da gelecekte Louis Pasteur’ün ta kendisi olacaktı. Louis Pasteur’ün doğduğu evi gösteren yağlı boya çalışması, sağda. Pasteur’ün 19 yaşına kadar resim sanatında yeteneği olduğu biliniyor. Daha sonra yaşamın kimyasına duyduğu ilgi sebebiyle resim yapmayı bırakıp bilime yöneliyor. Hayatın eşsiz kimyasına ilgi Fransa’nın doğusundaki Dole’da dünyaya gelen Louis Pasteur, ilk gençliğinde resimdeki yeteneğini gözler önüne seriyordu. İlk temel eğitimini Arbois ve Besançon’da alırken o kadar başarılıydı ki öğretmenleri tarafından &#8211; bugün bile Fransa’nın en prestijli okulu sayılan &#8211; Paris’teki École Normale Supérieure’e tavsiye edilmişti. İlk sene sınavı geçemeyen Pasteur, ikinci sene muvaffak olacak, Pasteur efsanesi, köklerini bu okuldan alacaktı. Burada resimden ziyade bilime yönelecekti. Ne ilginç ki bu okulda bir hocası onun için “vasat bir kimya öğrencisi” diye not düşecekti. Ancak o, École’deki fizik bilimi lisans eğitimini tamamladıktan sonra o dönemde yeni yeni bilinen kristalografi alanına yoğunlaşarak fizik ve kimyada çift dal doktora yapmış ve hocasının görüşlerinin ne kadar yanlış olduğunu kısa sürede göstermişti. Hocası belki de onu fişeklemek istemişti, kim bilir… Bu dönemde, tartarik asidin optik izomerleri üzerine yaptığı çalışmaları, daha 26 yaşında onu adı bilinmeye başlayan bir kimyager yaparken onun bilimsel yöntemi ve karakterindeki şu 5 özelliği ortaya çıkaracaktı: Deney yapma yeteneği ve azmi Mikroskop kullanımı Hayatın kimyasının eşsizliğine ilgisi Şansını en iyi şekilde kullanması Ortaya çıkardığı sonuçların büyük etkisi Doktorasını tamamladıktan sonra 1849’da Strasbourg Üniversitesi’nde kimya profesörlüğü görevine başlayan Pasteur, burada üniversite rektörünün kızı, Marie Laurent’le evlendikten sonra hayatı maddi manevi olumlu anlamda değişikliğe uğrayacaktı. Altı yıl sonra dekan olarak Lille Üniversitesi’ne atandı. Burada sadece asimetrik bileşikler ve optik etkinlikler değil, aynı zamanda bira mayalama, rafine ve ağartma gibi konular üzerine de dersler veriyordu. Ancak Pasteur’ün ilgisi başka yerdeydi. Canlı organizmaların kimyası, özellikle de maya ve diğer fermentler, Pasteur’ün merakını cezbediyordu. Mikroskobunu kristal yapılardan mayalara çevirmişti. Alkol üretiminde mayanın rolü üzerine çalıştı. Zengin fabrikatörlerin olduğu bir davette şunları söyleyecekti: “Eline bir patates verip ondan şeker, şekerden de alkol elde edilebileceğini söylediğinizde meraklanmayacak bir genç bulabilir misiniz?” Yine de hiçbir şey toz pembe değildi. Bir bira üreticisi olan M. Bigo onu fabrikasına davet etti ve mayalamada sorun yaşadıklarını bildirdi. Pasteur, uzun süren laboratuvar çalışmalarından sonra mayalanmanın gizini çözdü: Mayalanmanın asıl sebebi, gözle görünmeyen canlı şeylerdi! Bu süreçte Pasteur ile Félix-Archimède Pouchet arasında yaşamın kendiliğinden türemesi (spontaneous generation) fikrine yönelik bir zıtlaşma yaşanmıştı. Pasteur, Pouchet’nin savunduğu kendiliğinden türemeye karşı çıkarak yaşamın mutlaka daha önceki yaşamdan kaynaklandığını savunuyordu. Bunun en büyük örneği de mayalanmaydı. Sözgelimi, mayalanma ve doğal ürünlerin sıvı karışımlarındaki bozulma, canlı fermentler ve kontaminasyona bağlıydı. Buna karşın Pouchet, kontaminasyona kesin olarak karşı çıkıyor ve kendiliğinden türemeyi savunuyordu. Zaman, Pasteur’ü haklı çıkaracaktı. Tıp tarihinde mihenk taşı: Hastalık yapan mikrop teorisi Pasteur’ün hastalık araştırmalarını işte bu tartışmalara borçluyuz. Doktorların da ateş ve septik enfeksiyonların gelişimi ile mayalanma ve bozulmayla benzerlik gösterdiğini, bir başka deyişle, bu süreçlerde canlı organizmalar ya da mikropların varlığının düşünmesi yeni bir çağın başlangıcı oldu. “Hastalık yapıcı mikrop” ifadesinde karşılığını bulan bu yeni uygulama alanı, mikropların çok çeşitli ve dağılmış olduğunu, bununla birlikte bölünmenin onlara güç kattığını ortaya çıkarmıştı. Bu teoriyi kanıtlamak için söz konusu mikropların hastalığa sebep olduğunu doğrulamak gerekiyordu. Aslında bunun için o dönemde yaşanan ölümlere bakmak yeterliydi. 19. yüzyılın başlarına kadar ameliyat sonrası ölüm oranı yüksekti, çoğu insan yara enfeksiyonları yüzünden hayatını kaybediyordu. Genel kanı, çürüyen etin salgıladığı gazların buna neden olduğu yönünde olsa da bir bilim insanı buna karşı çıkacaktı: Joseph Lister. Pasteur’ün çalışmalarını yakından takip eden ve mikroorganizmalar olduğu sürece çürümenin, hava olmadan da gerçekleşebileceği fikrini destekleyen Lister, Pasteur’den etkilenerek mikroorganizmaların yara enfeksiyonuna neden olabileceğini ortaya attı. Bununla birlikte mikropları öldürmek için karbolik asitli sargı bezi uygulamasını tıp tarihine kazandırmıştı. Lister’i derinden etkileyen Pasteur, hastalık yapıcı mikrop teorisini farklı tür ve zamanlarda defalarca kanıtlayarak bu teorinin uygulanmasında bir adım öne çıkmıştı. Bu noktada da alkol üzerine yaptığı çalışmaları önemli bir çıkış noktasıydı. Bira ve şarap fermantasyonuyla ilgili araştırması, havada mikroorganizmaların bulunduğunu düşündürdü. Dolayısıyla zararlı bakteriler, insan vücuduna yiyecek ve içereceklerden girebilirdi. Bu süreçte şarabı 50-60 dereceye kadar ısıtan Pasteur, maya hücrelerinin öldüğünü ve dolayısıyla bozulmayı önlediğini bulmuştu. (Aynı yöntemle sütün ekşimesinin önlemesi de bugün pastörizasyon olarak biliniyor.) Buna benzer pratik uygulamalar teorinin doğruluğunu günden güne daha fazla insanın kabul etmesini sağladı. Pasteur, akademik araştırmalarının yanı sıra 1879’a kadar, Lille kentinde yerel alkol üretiminin sorunlarına çözüm bulmaktan sorumlu bir ekibin de başındaydı. Ressam Albert Edelfelt, 1885’te Louis Pasteur’ü laboratuvarında resmetti (solda). Kendi hayatını tehlikeye atan bir halk kahramanı Ardından farklı organizma türleri ve sebep oldukları hastalıkları tespit ve tedavi etme süreci başladı. 1865’te ipek sanayisinde baş gösteren hastalığı incelemesi için Fransız hükümeti tarafından atanan Pasteur, 3 yıllık bir çalışmanın ardından suçluyu buldu: yine bir canlı, bir parazitti. Sanayiyi mikrop ve hastalıklardan uzak tutmak için uygulamalar önerdi ve başarılı oldu. Sadece sanayi değil tıpta da sorunları çözme yolunda olan Pasteur, kolera hastalığı için tavukları kolera bakterisi enjekte ederek tedavi etti. Enfeksiyon hastalıklarını önlemede yeni bir çağ başlamıştı; hastalıklara mikroplar neden oluyorsa, zararlı mikropların insan vücuduna girmesi önlenerek hastalıklardan kaçınılabilirdi. Pasteur, “Hastalık yapıcı mikrop” teorisini, sadece teori olmaktan çıkarıp uygulamada defalarca kanıtlayarak tüm enfeksiyon ve bulaşıcı hastalıkların tedavisine sirayet etti. Ve bu, Pasteur’ü bugün dünyada milyonlarca insanı kurtaran bir halk kahramanı kılacaktı. Üstelik hayatını tehlikeye atarak! Çünkü laboratuvarı, çürüyen şeylerden dolayı mikrobik bir yer haline gelmişti, çok pis kokuyordu ve kamu yararı uğruna kendi sağlığını açıkça tehlikeye atıyordu. Hatta deneyler yüzünden hastalanıp bir keresinde ölümle burun buruna gelmiş olsa da bunu atlatmıştı. Sağda, Louis Pasteur’ün 1860’larda kullandığı 400x Nachet mikroskobu. Bu mikroskopla fermantasyon ve kendiliğinden türemeyi reddedeceği araştırmalarını yapmıştı. “Hafif hastalık, daha ciddi hastalığa karşı koruyabilir.” Ama bu süreçte, ne yazık ki uzun süren çalışma temposu ve yoğunluğu sebebiyle kalıcı felç geçirdi. Sol tarafını hayatı boyunca bir daha kullanamadı. Ancak çalışmaları hız kesmedi. Hem sanayi hem de halkı kötü etkileyen şarbon üzerine çalıştı. Bu hastalığa karşı bir de aşı üretti. Bu aşıyı bulurken en büyük ilkesi ise şuydu: “Hafif hastalık, daha ciddi hastalığa karşı koruyabilir.” Bugün “bağışıklık kazandırma” olarak tanımlayabileceğimiz bu ilke sayesinde aşılamanın enfeksiyon hastalıklarını önleyebileceği bulundu. Bu önemliydi, çünkü yeni bir ölümcül hastalık kapıdaydı: Kuduz! Öyle bir illetti ki hastalar, ilk semptomların görülmesiyle birlikte bir anda ölüme kadar gidiyordu. Pasteur, yıldan yıla genişleyen ekibiyle birlikte, şarbonda olduğu gibi ilk olarak hayvanlar üzerinde deneyler yaptı. Ardından insanlar üzerinde denemeye başladı. İlk hastası, Joseph Meister isminde bir erkek çocuğuydu. Aşı etkili olmuş ve kuduz alt edilmişti. Aşı ücretsiz olarak veriliyordu ve tüm dünyaya yayıldı. Kuduz illeti, küresel ölüm sebebi olmaktan onun sayesinde çıkmıştı. Bu başarısından sonra amansız veba için de bir aşı geliştirdi. Belki de daha önemlisi, Pasteur’den bu yana ortaya çıkan bütün enfeksiyonlarda onun fikirlerinin ışığında yürünerek “Hafif hastalık, daha ciddi hastalığa karşı koruyabilir” ilkesi kullanıldı. Yani hastayı bir hastalığa karşı korumak için o hastalığı hafif oranda bulaştırarak bağışık hale getirme yolu… Bu sayede bilim, tifüs ve çocuk felci gibi birçok ölümcül hastalık için koruyucu aşılar geliştirerek bu salgınların etki alanını daralttı. Kısacası onun sayesinde hastalıkların nedeninin şeytanlar olmadığı ve çözümün bilimde olduğu net bir şekilde anlaşıldı. İnsan ömrü iki katına çıktıysa Pasteur’ün payı çok büyük Dünyaya Yön Veren En Etkin 100 kitabının yazarı Michael H. Hart, bilim ve tıbbın insan ömrünü neredeyse iki katını çıkarmada büyük etkisi olduğunu düşündüğü Pasteur için şöyle diyor: “Pasteur ile çiçek aşısını geliştiren İngiliz hekim Edward Jenner arasında genellikle karşılaştırma yapılır. Jenner’in çalışması Pasteur’ünkinden 80 küsur yıl önce yapılmış olmasına karşın ben Jenner’i daha az önemli bulurum; çünkü buluşu sadece bir tek hastalığa karşı bağışıklık sağlamıştır. Pasteür’ün yöntemleri ise birçok hastalığın önlenmesi için uygulanabilir ve uygulanmıştır da.” Louis Pasteur, 1895’te hayata gözlerini yumduğunda bilim camiası için mayalanmanın biyolojik doğasını ortaya çıkaran ve hastalıkları mikropla ilişkilendiren öncü mikrobiyoloji çalışmalarıyla bir bilim dehasıydı. Bununla birlikte halk, en çok enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi ve tedavisi üzerine çalışmalarıyla onu bir kahraman olarak görüyordu. Yaşamının son yıllarında dünyanın dört bir yanından eşi benzeri olmayan bir bağış gelmişti. Bağışların sebebi Pasteur’ün bir enstitü kurmasını istemeleriydi. Enstitü, Kasım 1888’de açılacaktı. Ancak sağlığı, o sıralarda çalışmalarda aktif olarak rol alamayacak kadar kötüleşmişti. Öldüğünde halk cenazeye akın etti, göz yaşı döktü. Fransız kahramanlarının yanına, Panthéon’a defnedilmesi önerilse de ailesi ve kendi vasiyeti doğrultusunda enstitüdeki bir kripte gömüldü. Şanslı ama hazır bir zihin Onun için hep şanslı derlerdi. Louis Pasteur, 1854’te Lille Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “Gözlem alanında, şans sadece hazır zihinleri kollar.” demişti. Gerçekten de hayatı boyunca şans hep yanında oldu ama başarısını sadece şansa bağlamak doğru değil. Çünkü o, kendisinin de ifade ettiği gibi bir hazır zihindi; bilgili, kavrayış gücü yüksek ve çalışkandı. Sonuç alana değin hiçbir şeyin peşini bırakmıyordu. Şans da yanında olmuştu. Bilim tarihçisi Gerald L. Geison, The Private Science of Louis Pasteur isimli biyografisinde onun için şöyle diyor: “Çoğu zaman büyük bir cesaret ve kuvvetli bir hayal gücü sergilemekle birlikte, çalışmalarının genelinin karakteristik özellikleri zihin açıklığı, sıra dışı deneysel beceriler ve amaca ulaşma azmi ve hatta inadıdır.” Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com *Bu yazı, HBT Dergi 237. sayıda yayınlanmıştır. Kaynaklar: Adrian Berry, Bilimin Arka Yüzü. Çev: R. L. Aysever, TÜBİTAK, İstanbul, 200, s.266-271 John Simmons, The Giant Book of Scientists. The Book Company, London, 1997, p.27-32 Naomi Craft, Tıpta Çığır Açan Buluşların Küçük Kitabı, Çev: Ö. Akpınar, TÜBİTAK, Ankara, 2018, s.68-69; 73-74 Michael H. Hart, Dünyaya Yön Veren En Etkin 100. Çev: N. Üstüntaş, Güney Kitap, İstanbul, 2019, s. 79-81 Andrew Robinson, Bilim İnsanları: Bir Keşif Destanı. Çev: Y. Türedi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2014, s.252-257 https://www.pasteur.fr/en/institut-pasteur/museum/scientific-and-artistic-collections-letters-and-manuscripts</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/milyonlarca-insanin-hayatini-kurtaran-bilim-kahramani-louis-pasteur">Milyonlarca insanın hayatını kurtaran bilim kahramanı: Louis Pasteur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hastalık ve enfeksiyonlarda en etkili yöntemin bulunuşu: Aşılama</strong></p>
<p>Bilime yaptığı birçok katkıdan ziyade hastalıkların mikroplardan kaynaklandığını öne süren kuramıyla hatırlanan Pasteur, kelimenin tam anlamıyla bir halk kahramanıydı. Şarbon ve kuduz aşısı, mayalama ve diğer çalışmalarıyla insanlığa çok büyük hizmetleri oldu. Milyonlarca hayat kurtardı.</p>
<p>Yıl 1831, Fransa’daki bir dağ köyündeyiz. 9 yaşında bir çocuk, köydeki bir demirci dükkânından korkarak kaçıyor. Çünkü kısa süre önce kuduz bir kurt tarafından ısırılan bir adamın, boğazını kavuran şiddetli acının verdiği çığlıkları duyuyor. Bu çocuk Louis Pasteur’dan başkası değildi ve bu çığlıklar ömrü boyunca kulaklarında yankılanacaktı.</p>
<p>Küçük Louis babasına sordu: “Kurtları ne kuduz yapıyor baba? İnsanlar neden kurtlar tarafından ısırıldığında ölüyor?” Napoléon Bonaparte’ın eski çavuşlarından olan babası, savaş alanında yüzlerce insanın kurşunla nasıl ve neden öldüğü konusunda bilgi sahibiydi, peki ama bir enfeksiyon hastalığı? Bu konuda ne onun ne de o dönemin en bilgili doktorlarının bir bilgisi vardı ve bunun cevabını ortaya çıkaran da gelecekte Louis Pasteur’ün ta kendisi olacaktı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-30925 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g1-300x218.jpg" alt="" width="300" height="218" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g1-300x218.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g1-1024x743.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g1.jpg 1285w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Louis Pasteur’ün doğduğu evi gösteren yağlı boya çalışması, sağda. Pasteur’ün 19 yaşına kadar resim sanatında yeteneği olduğu biliniyor. Daha sonra yaşamın kimyasına duyduğu ilgi sebebiyle resim yapmayı bırakıp bilime yöneliyor.</p>
<p><strong>Hayatın eşsiz kimyasına ilgi</strong></p>
<p>Fransa’nın doğusundaki Dole’da dünyaya gelen Louis Pasteur, ilk gençliğinde resimdeki yeteneğini gözler önüne seriyordu. İlk temel eğitimini Arbois ve Besançon’da alırken o kadar başarılıydı ki öğretmenleri tarafından &#8211; bugün bile Fransa’nın en prestijli okulu sayılan &#8211; Paris’teki École Normale Supérieure’e tavsiye edilmişti. İlk sene sınavı geçemeyen Pasteur, ikinci sene muvaffak olacak, Pasteur efsanesi, köklerini bu okuldan alacaktı. Burada resimden ziyade bilime yönelecekti.</p>
<p>Ne ilginç ki bu okulda bir hocası onun için “vasat bir kimya öğrencisi” diye not düşecekti. Ancak o, École’deki fizik bilimi lisans eğitimini tamamladıktan sonra o dönemde yeni yeni bilinen kristalografi alanına yoğunlaşarak fizik ve kimyada çift dal doktora yapmış ve hocasının görüşlerinin ne kadar yanlış olduğunu kısa sürede göstermişti. Hocası belki de onu fişeklemek istemişti, kim bilir…</p>
<p>Bu dönemde, tartarik asidin optik izomerleri üzerine yaptığı çalışmaları, daha 26 yaşında onu adı bilinmeye başlayan bir kimyager yaparken onun bilimsel yöntemi ve karakterindeki şu 5 özelliği ortaya çıkaracaktı:</p>
<ul>
<li>Deney yapma yeteneği ve azmi</li>
<li>Mikroskop kullanımı</li>
<li>Hayatın kimyasının eşsizliğine ilgisi</li>
<li>Şansını en iyi şekilde kullanması</li>
<li>Ortaya çıkardığı sonuçların büyük etkisi</li>
</ul>
<p>Doktorasını tamamladıktan sonra 1849’da Strasbourg Üniversitesi’nde kimya profesörlüğü görevine başlayan Pasteur, burada üniversite rektörünün kızı, Marie Laurent’le evlendikten sonra hayatı maddi manevi olumlu anlamda değişikliğe uğrayacaktı. Altı yıl sonra dekan olarak Lille Üniversitesi’ne atandı. Burada sadece asimetrik bileşikler ve optik etkinlikler değil, aynı zamanda bira mayalama, rafine ve ağartma gibi konular üzerine de dersler veriyordu.</p>
<p>Ancak Pasteur’ün ilgisi başka yerdeydi. Canlı organizmaların kimyası, özellikle de maya ve diğer fermentler, Pasteur’ün merakını cezbediyordu. Mikroskobunu kristal yapılardan mayalara çevirmişti. Alkol üretiminde mayanın rolü üzerine çalıştı. Zengin fabrikatörlerin olduğu bir davette şunları söyleyecekti: “Eline bir patates verip ondan şeker, şekerden de alkol elde edilebileceğini söylediğinizde meraklanmayacak bir genç bulabilir misiniz?”</p>
<p>Yine de hiçbir şey toz pembe değildi. Bir bira üreticisi olan M. Bigo onu fabrikasına davet etti ve mayalamada sorun yaşadıklarını bildirdi. Pasteur, uzun süren laboratuvar çalışmalarından sonra mayalanmanın gizini çözdü: <strong>Mayalanmanın asıl sebebi, gözle görünmeyen canlı şeylerdi!</strong></p>
<p>Bu süreçte Pasteur ile Félix-Archimède Pouchet arasında yaşamın kendiliğinden türemesi (spontaneous generation) fikrine yönelik bir zıtlaşma yaşanmıştı. Pasteur, Pouchet’nin savunduğu kendiliğinden türemeye karşı çıkarak yaşamın mutlaka daha önceki yaşamdan kaynaklandığını savunuyordu. Bunun en büyük örneği de mayalanmaydı. Sözgelimi, mayalanma ve doğal ürünlerin sıvı karışımlarındaki bozulma, canlı fermentler ve kontaminasyona bağlıydı. Buna karşın Pouchet, kontaminasyona kesin olarak karşı çıkıyor ve kendiliğinden türemeyi savunuyordu. Zaman, Pasteur’ü haklı çıkaracaktı.</p>
<p><strong>Tıp tarihinde mihenk taşı: Hastalık yapan mikrop teorisi</strong></p>
<p>Pasteur’ün hastalık araştırmalarını işte bu tartışmalara borçluyuz. Doktorların da ateş ve septik enfeksiyonların gelişimi ile mayalanma ve bozulmayla benzerlik gösterdiğini, bir başka deyişle, bu süreçlerde canlı organizmalar ya da mikropların varlığının düşünmesi yeni bir çağın başlangıcı oldu.</p>
<p>“Hastalık yapıcı mikrop” ifadesinde karşılığını bulan bu yeni uygulama alanı, mikropların çok çeşitli ve dağılmış olduğunu, bununla birlikte bölünmenin onlara güç kattığını ortaya çıkarmıştı. Bu teoriyi kanıtlamak için söz konusu mikropların hastalığa sebep olduğunu doğrulamak gerekiyordu.</p>
<p>Aslında bunun için o dönemde yaşanan ölümlere bakmak yeterliydi. 19. yüzyılın başlarına kadar ameliyat sonrası ölüm oranı yüksekti, çoğu insan yara enfeksiyonları yüzünden hayatını kaybediyordu. Genel kanı, çürüyen etin salgıladığı gazların buna neden olduğu yönünde olsa da bir bilim insanı buna karşı çıkacaktı: Joseph Lister.</p>
<p>Pasteur’ün çalışmalarını yakından takip eden ve mikroorganizmalar olduğu sürece çürümenin, hava olmadan da gerçekleşebileceği fikrini destekleyen Lister, Pasteur’den etkilenerek mikroorganizmaların yara enfeksiyonuna neden olabileceğini ortaya attı. Bununla birlikte mikropları öldürmek için karbolik asitli sargı bezi uygulamasını tıp tarihine kazandırmıştı.</p>
<p>Lister’i derinden etkileyen Pasteur, hastalık yapıcı mikrop teorisini farklı tür ve zamanlarda defalarca kanıtlayarak bu teorinin uygulanmasında bir adım öne çıkmıştı. Bu noktada da alkol üzerine yaptığı çalışmaları önemli bir çıkış noktasıydı. Bira ve şarap fermantasyonuyla ilgili araştırması, havada mikroorganizmaların bulunduğunu düşündürdü. Dolayısıyla zararlı bakteriler, insan vücuduna yiyecek ve içereceklerden girebilirdi.</p>
<p>Bu süreçte şarabı 50-60 dereceye kadar ısıtan Pasteur, maya hücrelerinin öldüğünü ve dolayısıyla bozulmayı önlediğini bulmuştu. (Aynı yöntemle sütün ekşimesinin önlemesi de bugün pastörizasyon olarak biliniyor.) Buna benzer pratik uygulamalar teorinin doğruluğunu günden güne daha fazla insanın kabul etmesini sağladı. Pasteur, akademik araştırmalarının yanı sıra 1879’a kadar, Lille kentinde yerel alkol üretiminin sorunlarına çözüm bulmaktan sorumlu bir ekibin de başındaydı.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-30926 size-medium alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g2-247x300.jpg" alt="" width="247" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g2-247x300.jpg 247w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g2.jpg 778w" sizes="(max-width: 247px) 100vw, 247px" /></p>
<p>Ressam Albert Edelfelt, 1885’te Louis Pasteur’ü laboratuvarında resmetti (solda).</p>
<p><strong>Kendi hayatını tehlikeye atan bir halk kahramanı</strong></p>
<p>Ardından farklı organizma türleri ve sebep oldukları hastalıkları tespit ve tedavi etme süreci başladı. 1865’te ipek sanayisinde baş gösteren hastalığı incelemesi için Fransız hükümeti tarafından atanan Pasteur, 3 yıllık bir çalışmanın ardından suçluyu buldu: yine bir canlı, bir parazitti. Sanayiyi mikrop ve hastalıklardan uzak tutmak için uygulamalar önerdi ve başarılı oldu.</p>
<p>Sadece sanayi değil tıpta da sorunları çözme yolunda olan Pasteur, kolera hastalığı için tavukları kolera bakterisi enjekte ederek tedavi etti. Enfeksiyon hastalıklarını önlemede yeni bir çağ başlamıştı; hastalıklara mikroplar neden oluyorsa, zararlı mikropların insan vücuduna girmesi önlenerek hastalıklardan kaçınılabilirdi.</p>
<p>Pasteur, “Hastalık yapıcı mikrop” teorisini, sadece teori olmaktan çıkarıp uygulamada defalarca kanıtlayarak tüm enfeksiyon ve bulaşıcı hastalıkların tedavisine sirayet etti. Ve bu, Pasteur’ü bugün dünyada milyonlarca insanı kurtaran bir halk kahramanı kılacaktı. Üstelik hayatını tehlikeye atarak! Çünkü laboratuvarı, çürüyen şeylerden dolayı mikrobik bir yer haline gelmişti, çok pis kokuyordu ve kamu yararı uğruna kendi sağlığını açıkça tehlikeye atıyordu. Hatta deneyler yüzünden hastalanıp bir keresinde ölümle burun buruna gelmiş olsa da bunu atlatmıştı.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-30927 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g3-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g3-200x300.jpg 200w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2024/02/g3.jpg 613w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></p>
<p>Sağda, Louis Pasteur’ün 1860’larda kullandığı 400x Nachet mikroskobu. Bu mikroskopla fermantasyon ve kendiliğinden türemeyi reddedeceği araştırmalarını yapmıştı.</p>
<p><strong>“Hafif hastalık, daha ciddi hastalığa karşı koruyabilir.”</strong></p>
<p>Ama bu süreçte, ne yazık ki uzun süren çalışma temposu ve yoğunluğu sebebiyle kalıcı felç geçirdi. Sol tarafını hayatı boyunca bir daha kullanamadı. Ancak çalışmaları hız kesmedi. Hem sanayi hem de halkı kötü etkileyen şarbon üzerine çalıştı. Bu hastalığa karşı bir de aşı üretti. <strong>Bu aşıyı bulurken en büyük ilkesi ise şuydu: “Hafif hastalık, daha ciddi hastalığa karşı koruyabilir.”</strong></p>
<p><strong>Bugün “bağışıklık kazandırma” olarak tanımlayabileceğimiz bu ilke sayesinde aşılamanın enfeksiyon hastalıklarını önleyebileceği bulundu.</strong></p>
<p>Bu önemliydi, çünkü yeni bir ölümcül hastalık kapıdaydı: Kuduz! Öyle bir illetti ki hastalar, ilk semptomların görülmesiyle birlikte bir anda ölüme kadar gidiyordu. Pasteur, yıldan yıla genişleyen ekibiyle birlikte, şarbonda olduğu gibi ilk olarak hayvanlar üzerinde deneyler yaptı. Ardından insanlar üzerinde denemeye başladı. İlk hastası, Joseph Meister isminde bir erkek çocuğuydu. Aşı etkili olmuş ve kuduz alt edilmişti. Aşı ücretsiz olarak veriliyordu ve tüm dünyaya yayıldı. Kuduz illeti, küresel ölüm sebebi olmaktan onun sayesinde çıkmıştı.</p>
<p>Bu başarısından sonra amansız veba için de bir aşı geliştirdi. Belki de daha önemlisi, Pasteur’den bu yana ortaya çıkan bütün enfeksiyonlarda onun fikirlerinin ışığında yürünerek “Hafif hastalık, daha ciddi hastalığa karşı koruyabilir” ilkesi kullanıldı. <strong>Yani hastayı bir hastalığa karşı korumak için o hastalığı hafif oranda bulaştırarak bağışık hale getirme yolu…</strong> Bu sayede bilim, tifüs ve çocuk felci gibi birçok ölümcül hastalık için koruyucu aşılar geliştirerek bu salgınların etki alanını daralttı. Kısacası onun sayesinde hastalıkların nedeninin şeytanlar olmadığı ve çözümün bilimde olduğu net bir şekilde anlaşıldı.</p>
<p><strong>İnsan ömrü iki katına çıktıysa Pasteur’ün payı çok büyük</strong></p>
<p><em>Dünyaya Yön Veren En Etkin 100</em> kitabının yazarı Michael H. Hart, bilim ve tıbbın insan ömrünü neredeyse iki katını çıkarmada büyük etkisi olduğunu düşündüğü Pasteur için şöyle diyor: “Pasteur ile çiçek aşısını geliştiren İngiliz hekim Edward Jenner arasında genellikle karşılaştırma yapılır. Jenner’in çalışması Pasteur’ünkinden 80 küsur yıl önce yapılmış olmasına karşın ben Jenner’i daha az önemli bulurum; çünkü buluşu sadece bir tek hastalığa karşı bağışıklık sağlamıştır. Pasteür’ün yöntemleri ise birçok hastalığın önlenmesi için uygulanabilir ve uygulanmıştır da.”</p>
<p>Louis Pasteur, 1895’te hayata gözlerini yumduğunda bilim camiası için mayalanmanın biyolojik doğasını ortaya çıkaran ve hastalıkları mikropla ilişkilendiren öncü mikrobiyoloji çalışmalarıyla bir bilim dehasıydı. Bununla birlikte halk, en çok enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi ve tedavisi üzerine çalışmalarıyla onu bir kahraman olarak görüyordu.</p>
<p>Yaşamının son yıllarında dünyanın dört bir yanından eşi benzeri olmayan bir bağış gelmişti. Bağışların sebebi Pasteur’ün bir enstitü kurmasını istemeleriydi. Enstitü, Kasım 1888’de açılacaktı. Ancak sağlığı, o sıralarda çalışmalarda aktif olarak rol alamayacak kadar kötüleşmişti. Öldüğünde halk cenazeye akın etti, göz yaşı döktü. Fransız kahramanlarının yanına, Panthéon’a defnedilmesi önerilse de ailesi ve kendi vasiyeti doğrultusunda enstitüdeki bir kripte gömüldü.</p>
<p><strong>Şanslı ama hazır bir zihin</strong></p>
<p>Onun için hep şanslı derlerdi. Louis Pasteur, 1854’te Lille Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “Gözlem alanında, şans sadece hazır zihinleri kollar.” demişti. Gerçekten de hayatı boyunca şans hep yanında oldu ama başarısını sadece şansa bağlamak doğru değil. Çünkü o, kendisinin de ifade ettiği gibi bir hazır zihindi; bilgili, kavrayış gücü yüksek ve çalışkandı. Sonuç alana değin hiçbir şeyin peşini bırakmıyordu. Şans da yanında olmuştu.</p>
<p>Bilim tarihçisi Gerald L. Geison, The Private Science of Louis Pasteur isimli biyografisinde onun için şöyle diyor: “Çoğu zaman büyük bir cesaret ve kuvvetli bir hayal gücü sergilemekle birlikte, çalışmalarının genelinin karakteristik özellikleri zihin açıklığı, sıra dışı deneysel beceriler ve amaca ulaşma azmi ve hatta inadıdır.”</p>
<p><strong>Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-237-9-ekim-2020-dijital-pdf/">237. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><strong>Adrian Berry, Bilimin Arka Yüzü. Çev: R. L. Aysever, TÜBİTAK, İstanbul, 200, s.266-271</strong></p>
<p><strong>John Simmons, The Giant Book of Scientists. The Book Company, London, 1997, p.27-32</strong></p>
<p><strong>Naomi Craft, Tıpta Çığır Açan Buluşların Küçük Kitabı, Çev: Ö. Akpınar, TÜBİTAK, Ankara, 2018, s.68-69; 73-74</strong></p>
<p><strong>Michael H. Hart, Dünyaya Yön Veren En Etkin 100. Çev: N. Üstüntaş, Güney Kitap, İstanbul, 2019, s. 79-81</strong></p>
<p><strong>Andrew Robinson, Bilim İnsanları: Bir Keşif Destanı. Çev: Y. Türedi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2014, s.252-257</strong></p>
<p><strong><a href="https://www.pasteur.fr/en/institut-pasteur/museum/scientific-and-artistic-collections-letters-and-manuscripts">https://www.pasteur.fr/en/institut-pasteur/museum/scientific-and-artistic-collections-letters-and-manuscripts</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/milyonlarca-insanin-hayatini-kurtaran-bilim-kahramani-louis-pasteur">Milyonlarca insanın hayatını kurtaran bilim kahramanı: Louis Pasteur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30923</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocuk felci aşısını dinci terör örgütleri engelliyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/cocuk-felci-asisini-dinci-teror-orgutleri-engelliyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jun 2019 10:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk felci]]></category>
		<category><![CDATA[WHO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk felcinin tümden temizlenmesi hedefleniyor. Gerçi dünya genelinin %99&#8217;unda artık bu hastalık görülmüyor. Ancak geriye kalan yüzdede durum oldukça vahim. Bunun en büyük nedeni Nijerya, Pakistan ve Afganistan’da aşı kampanyalarının terör örgütleri tarafından engelleniyor oluşu. Çocuk felcinin (Poliomyelit) neredeyse tümden yok edilmesi çağımızın en büyük başarılarından biri. Daha 20 yıl kadar öncesine kadar dünya genelinde 350.000 hasta çocuk vardı, 2016’da ise şimdiye dek yirmi yedi vaka sayıldı. 2017’den itibaren hiçbir vakanın yaşanmaması bekleniyordu. Sadece Afganistan ve Pakistan’da yeni hastalık vakaları ortaya çıkıyordu. Fakat hedefe ulaşmaya çok az kalmışken, Nijerya’daki teröristler hastalığın yeniden artmasına yol açtı. Afrika’da 2014-2016 yılları arasında hiç çocuk felci vakasına rastlanmamıştı. Ancak Boko Haram terör milislerinin kontrolünde olan Nijerya’nın kuzeydoğu bölgelerinde yeni vakalar tespit edildi. Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO) ve bölgesel temsilciler o zamandan bu yana Nijerya’nın Borno eyaletinde ve komşu bölgelerinde on milyon kadar çocuğu aşıladılar. İkinci aşamada, Nijerya, Çad, Nijer ve Kamerun’da 41 milyon çocuk aşılandı. Hastalık tek bir çocukta görülse dahi dünyanın tüm ülkelerindeki çocuklara çocuk felci hastalığı bulaşma riski vardır diye uyarıyor WHO. “Virüs birkaç bölgede varlığını korumaya devam ettiği müddetçe on yıl içinde 200.000 yeni vaka yaşanabilir.” Çocuk felci son derece bulaşıcı bir hastalıktır. En başta dışkıyla bulaşan virüs özellikle de küçük çocuklar için çok tehlikelidir. WHO’nun açıklamasına göre 200 enfeksiyondan biri felçle sonuçlanıyor. Felçli çocukların %10&#8217;u yaşamlarını yitiriyor. Çocuk felcinin tedavisi yok, hastalıktan sadece aşıyla korunmak mümkün. Avrupa’da çocuk felci çok uzun bir zaman önce tarih olduğu için insanlar çocuklarını aşılatmak istemiyor. Bu tıbbi olmaktan çok duygusal bir konu diyor Küresel Çocuk Felcini Yok Etme Girişimi’nden (GPE) Sona Bari. Mesela çocuk felcinin henüz 2011’de kurutulduğu Hindistan’da durum çok farklıdır. Burada ebeveynler hastalığın sonuçlarını gördükleri için aşıdan vazgeçenleri bir türlü anlayamıyor. Nijerya’daki en büyük zorluk ise yüz binlerce insanın hala Boko Haram tarafından kontrol altında tutulan ya da yardım kuruluşları için tehlikeli olan bölgelerde yaşamasından kaynaklanıyor. Köktendincilerin kontrolü altında sağlık sistemi de çöktü. Birleşmiş Milletler&#8217;e göre bölgede 4,4 milyon kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıya hatta bazı bölgelerde açlık başlamış bile. Ve çocukların bağışıklık sistemleri her an hastalık kapacak kadar zayıflamış. Bölgeye aşı maddesi akması gerek diyor Bari. Pakistan’da da güvenlik sorunu uzun bir süre çocuk felcinin yok edilmesine engeldi. Fakat yeni vakalar son olarak önemli ölçüde düştü. 2014’te 306 vaka tespit edilmişken, 2015’te geriye sadece 54 vaka kalmıştı. Bu 2007’den sonraki süre içindeki en düşük sayıydı. 2016 Ekim’in ortalarında ise geriye sadece 15 vaka kaldı. Terör örgütleri yıllarca özellikle de kuzeybatıdaki aşiret bölgelerindeki aşı kampanyalarına saldırdı. Teröristler aşının Müslümanlar&#8217;ı yok edici bir madde olduğuna inanıyor ve kampanyaları da Batı’dan ajan getirmek için bahane olarak görüyorlar. Ordu köktendinci teröristlerle mücadele etmeye başlayınca, sağlık personeli de daha önce hiçbir çocuğun aşılanmadığı bölgelere girme olanağına kavuştu. Afganistan’da ise tam tersine bir gelişme söz konusu. Taliban’ın geniş bölgelere yayılmaya devam etmesi uzmanları endişelendiriyor. 2016’da sekiz yeni çocuk felci vakası tespit edilmiş. Daha önce bu sayı yirmi civarındaydı. Uzmanlar, o dönemde Bedehşan’da 2000’in üzerinde çocuğu aşılayamadıklarını bildirmişler. WHO, Unicef, Amerikan Salgın Kontrolü Dairesi (CDC) ve Uluslararası Rotary yardım organizasyonu,1988 yılında bir araya gelerek çocuk felcinin kökünü kurutma kararı almıştı. Dünyanın %99&#8217;u temizlendi ama geriye kalan yüzde en zoru. Nijerya’da hastalığın hortlaması uluslararası birlikler için bir uyarı oldu. Belki de bu son evrede tam da ihtiyacımız olan alarm sinyaliydi diyor WHO ‘nın GPEI müdürü Michael Zaffran. Derleyen: Nilgün Özbaşaran Dede Kaynaklar: https://science.orf.at/stories/2805421/ https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/poliomyelitis http://polioeradication.org/wp-content/uploads/2016/09/20160906_AppealNigeria.pdf</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/cocuk-felci-asisini-dinci-teror-orgutleri-engelliyor">Çocuk felci aşısını dinci terör örgütleri engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuk felcinin tümden temizlenmesi hedefleniyor. Gerçi dünya genelinin %99&#8217;unda artık bu hastalık görülmüyor. Ancak geriye kalan yüzdede durum oldukça vahim. Bunun en büyük nedeni Nijerya, Pakistan ve Afganistan’da aşı kampanyalarının terör örgütleri tarafından engelleniyor oluşu. </strong></p>
<p>Çocuk felcinin (Poliomyelit) neredeyse tümden yok edilmesi çağımızın en büyük başarılarından biri. Daha 20 yıl kadar öncesine kadar dünya genelinde 350.000 hasta çocuk vardı, 2016’da ise şimdiye dek yirmi yedi vaka sayıldı. 2017’den itibaren hiçbir vakanın yaşanmaması bekleniyordu. Sadece Afganistan ve Pakistan’da yeni hastalık vakaları ortaya çıkıyordu. Fakat hedefe ulaşmaya çok az kalmışken, Nijerya’daki teröristler hastalığın yeniden artmasına yol açtı.</p>
<p>Afrika’da 2014-2016 yılları arasında hiç çocuk felci vakasına rastlanmamıştı. Ancak Boko Haram terör milislerinin kontrolünde olan Nijerya’nın kuzeydoğu bölgelerinde yeni vakalar tespit edildi. Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO) ve bölgesel temsilciler o zamandan bu yana Nijerya’nın Borno eyaletinde ve komşu bölgelerinde on milyon kadar çocuğu aşıladılar. İkinci aşamada, Nijerya, Çad, Nijer ve Kamerun’da 41 milyon çocuk aşılandı.</p>
<p>Hastalık tek bir çocukta görülse dahi dünyanın tüm ülkelerindeki çocuklara çocuk felci hastalığı bulaşma riski vardır diye uyarıyor WHO. “Virüs birkaç bölgede varlığını korumaya devam ettiği müddetçe on yıl içinde 200.000 yeni vaka yaşanabilir.” Çocuk felci son derece bulaşıcı bir hastalıktır. En başta dışkıyla bulaşan virüs özellikle de küçük çocuklar için çok tehlikelidir. WHO’nun açıklamasına göre 200 enfeksiyondan biri felçle sonuçlanıyor. Felçli çocukların %10&#8217;u yaşamlarını yitiriyor. <strong>Çocuk felcinin tedavisi yok, hastalıktan sadece aşıyla korunmak mümkün.</strong></p>
<p>Avrupa’da çocuk felci çok uzun bir zaman önce tarih olduğu için insanlar çocuklarını aşılatmak istemiyor. Bu tıbbi olmaktan çok duygusal bir konu diyor Küresel Çocuk Felcini Yok Etme Girişimi’nden (GPE) Sona Bari. Mesela çocuk felcinin henüz 2011’de kurutulduğu Hindistan’da durum çok farklıdır. Burada ebeveynler hastalığın sonuçlarını gördükleri için aşıdan vazgeçenleri bir türlü anlayamıyor.</p>
<p>Nijerya’daki en büyük zorluk ise yüz binlerce insanın hala Boko Haram tarafından kontrol altında tutulan ya da yardım kuruluşları için tehlikeli olan bölgelerde yaşamasından kaynaklanıyor. Köktendincilerin kontrolü altında sağlık sistemi de çöktü. Birleşmiş Milletler&#8217;e göre bölgede 4,4 milyon kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıya hatta bazı bölgelerde açlık başlamış bile. Ve çocukların bağışıklık sistemleri her an hastalık kapacak kadar zayıflamış. Bölgeye aşı maddesi akması gerek diyor Bari.</p>
<p>Pakistan’da da güvenlik sorunu uzun bir süre çocuk felcinin yok edilmesine engeldi. Fakat yeni vakalar son olarak önemli ölçüde düştü. 2014’te 306 vaka tespit edilmişken, 2015’te geriye sadece 54 vaka kalmıştı. Bu 2007’den sonraki süre içindeki en düşük sayıydı. 2016 Ekim’in ortalarında ise geriye sadece 15 vaka kaldı. Terör örgütleri yıllarca özellikle de kuzeybatıdaki aşiret bölgelerindeki aşı kampanyalarına saldırdı. Teröristler aşının Müslümanlar&#8217;ı yok edici bir madde olduğuna inanıyor ve kampanyaları da Batı’dan ajan getirmek için bahane olarak görüyorlar. Ordu köktendinci teröristlerle mücadele etmeye başlayınca, sağlık personeli de daha önce hiçbir çocuğun aşılanmadığı bölgelere girme olanağına kavuştu.</p>
<p>Afganistan’da ise tam tersine bir gelişme söz konusu. Taliban’ın geniş bölgelere yayılmaya devam etmesi uzmanları endişelendiriyor. 2016’da sekiz yeni çocuk felci vakası tespit edilmiş. Daha önce bu sayı yirmi civarındaydı. Uzmanlar, o dönemde Bedehşan’da 2000’in üzerinde çocuğu aşılayamadıklarını bildirmişler.</p>
<p>WHO, Unicef, Amerikan Salgın Kontrolü Dairesi (CDC) ve Uluslararası Rotary yardım organizasyonu,1988 yılında bir araya gelerek çocuk felcinin kökünü kurutma kararı almıştı. Dünyanın %99&#8217;u temizlendi ama geriye kalan yüzde en zoru. Nijerya’da hastalığın hortlaması uluslararası birlikler için bir uyarı oldu. Belki de bu son evrede tam da ihtiyacımız olan alarm sinyaliydi diyor WHO ‘nın GPEI müdürü Michael Zaffran.</p>
<p><strong>Derleyen: Nilgün Özbaşaran Dede</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><strong><a href="https://science.orf.at/stories/2805421/">https://science.orf.at/stories/2805421/</a></strong></p>
<p><strong><a href="https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/poliomyelitis">https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/poliomyelitis</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://polioeradication.org/wp-content/uploads/2016/09/20160906_AppealNigeria.pdf">http://polioeradication.org/wp-content/uploads/2016/09/20160906_AppealNigeria.pdf</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/cocuk-felci-asisini-dinci-teror-orgutleri-engelliyor">Çocuk felci aşısını dinci terör örgütleri engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14058</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
