<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocukluk arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/cocukluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/cocukluk</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Apr 2023 15:19:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bastırılmış anılar su yüzüne çıkartılabilir mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bastirilmis-anilar-su-yuzune-cikartilabilir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 14:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[anılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçdışı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[suistimal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29313</guid>

					<description><![CDATA[<p>1980’lerin sonlarından 1990’ların başlarına dek uzanan zaman diliminde ABD bir panik dalgasının pençesindeydi. Çocukken suistimal edildiklerine inanan binlerce yetişkin, çok acı verdiği için bu anıları yıllarca bastırmıştı, fakat anılar birden bire ortaya çıkmaya başladı. Philadelphia merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan The False Memory Syndrome Foundation&#8217;a göre, söz konusu dönemde toplam 736 kişi bu tür bastırılmış anılarının yeniden su yüzüne çıkmasıyla birlikte yasal haklarının savunulması istemiyle mahkemeye başvurdu. 1990’ların sonlarında, ABD Federal Araştırma Bürosu (FBI) ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan sorgulamalar sonucunda, bu suistimal suçlamalarının büyük bir bölümünün asılsız olduğu kanıtlandı. Sarsıcı çocukluk anıları canlandığı için insanların mahkemelere başvurduğu ve adeta bir salgına dönüşen bu sürecin hızı da giderek kesildi. Ancak ruh bilim dünyasında anıların canlanması kavramı hiçbir zaman tümden yok olmadı. Nitekim, kısa süre önce yapılan bir araştırma klinik psikoloji konusunda uzmanlaşmış hekimlerin %76’sının anıların bastırılmasına (represyon) inanmayı günümüzde de sürdürdüklerini ortaya koyuyor. Peki, yaşanan bir olayla ilgili olarak belleğin derinliklerine gömülen anıların, yıllar sonra canlanması mümkün mü? İnsanların, savunma yöntemi olarak, yoğun kaygı ve üzüntüye yol açan sarsıcı bir olayı görmezden gelerek farkında olmadan bilinçdışına ittikleri görüşünü, 20. yüzyılın başlarında ilk ortaya atan kişi Sigmund Freud oldu. Ne var ki, Kanada Ontario Üniversitesi ruh bilimcilerinden Albert Katz, insanlarda böyle bir düzeneğin olduğu yönünde herhangi bir kanıt bulunmadığına dikkat çekerek, “Birtakım şeyleri unutabileceğimiz kuşkusuz. Ancak bu durum ille de insanların bilinçlerini kapamalarına yol açan etkin bir sürecin var olduğu anlamına gelmez&#8221; diyor. İnsanların unutmalarına neden olan çok çeşitli unsurlar vardır. Sıklıkla akla getirilmeyen şeyler zamanla unutulup gider. İnsanlar, genellikle sıradan olayları da unutma eğillimindedir. Ancak Cornell Üniversitesi ruh bilim uzmanlarından Charles Brainerd, insanların bilerek ya da isteyerek de bir şeyleri unutabileceklerini belirtiyor. Bir araştırmada katılımcılardan kendilerine verilen bir dizi sözcüğü unutmaları istendiğinde deneklerin o sözcükleri unutma olasılıklarının çok daha yüksek olduğu görüldü. Ruh bilimde “yönlendirilmiş unutma” olarak da bilinen kasıtlı unutma, söz gelimi, insanların işlerin pek de yolunda gitmediği bir ilk buluşmayı kafalarından silip atmalarına yardımcı olabilmekle birlikte, gerçek anlamda duyguları örseleyici bir olayın bellekten silinip yok olmasını sağlamaz. Bunun insanların genelde acı veren ya da sıkıntı yaratan olayları akıllarında tutmayı yeğlemelerinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Brainerd, “Belleğin temel yasalarından biri de budur&#8221; diyor. Anıların canlanmasında belli bir gerçeklik payı olduğunu belirten Katz da, “Anıların aradan yıllar geçmiş olsa bile, özellikle de bir görüntü, koku, ya da başka bir tetikleyici unsurla yeniden canlanmaları olasıdır. Ancak bu anılar yaşandıkları andaki gibi saf ve bozulmamış olarak geri gelmezler. Bellek, bir ses kayıt aygıtı gibi çalışmaz; son derece esnek ve akışkan bir yapıya sahip olduğundan, anımsadıklarımız çoğu zaman belli bir şeyin bölük pörçük parçaları olur ve ardından da bunlara kendi kafamıza göre birtakım ayrıntılar ekleriz” diyor. 80’li ve 90’lı yıllarda gözde olan ve “bastırılmış anılar” adıyla bilinen anıların su yüzüne çıkarılması amacıyla uygulanan çok sayıda yöntem vardı. Brainerd, bu dönemde terapi uzmanlarının danışanlarıyla birlikte çocukluk fotoğraflarını gözden geçirdiklerini ve karakterleri suistimale uğramış olan kitaplar okuduklarını, uzmanların danışanların belli olaylarla ilgili anı ve duygularını su yüzüne çıkartmalarına yardımcı olduğuna inanılan hipnoz seansları ve güdümlenmiş görsellik alıştırmalarına katıldıklarını belirtiyor. Katz&#8217;a göre sözü edilen bu terapi yöntemleriyle ilgili sorun, insanları gerçekte hiç yaşamamış oldukları olaylarla ilgili “anılar” üretmeye özendiriyor olmasıydı. Bunun da nedeni insanların, kendilerine birtakım ipuçları ya da öneriler verildiğinde, hiç yaşanmamış sahte anılar üretmeye yatkın olmalarıydı. Örneğin bir araştırmada, katılımcılara üzerinde birtakım oynamalar yapılarak kendilerini sıcak hava balonlarında gösteren fotoğraflar gösterildiğinde, %50’sinin daha önce hiç ayak basmamış oldukları garip bir uçan aygıta bindiklerini “anımsadıkları” görüldü. Benzer biçimde, kitap, fotoğraf ve kimi başka güdümlenmiş görsellik uygulamaları da insanların hiç yaşamamış oldukları sömürü olaylarını “anımsamalarına” yol açıyordu. Tıpkı kendilerinin sıcak hava balonlarına bindiklerini kafalarında canlandıran araştırmanın katılımcılarında olduğu gibi, anı canlandırma seanslarına katılanlar da kafalarında canlandırdıkları dehşet verici olayları gerçekten yaşadıklarına inanıyorlardı. Kaynak: https://www.livescience.com/repressed-memories-not-science.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bastirilmis-anilar-su-yuzune-cikartilabilir-mi">Bastırılmış anılar su yüzüne çıkartılabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span lang="tr-TR">1980’lerin sonlarından 1990’ların başlarına dek uzanan zaman diliminde ABD bir panik dalgasının pençesindeydi. Çocukken suistimal edildiklerine inanan binlerce yetişkin, çok acı verdiği için bu anıları yıllarca bastırmıştı, fakat anılar birden bire ortaya çıkmaya başladı. </span><span lang="tr-TR">Philadelphia merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan The False Memory Syndrome Foundation&#8217;a göre,</span><span lang="tr-TR"> söz konusu dönemde toplam 736 kişi bu tür bastırılmış anılarının yeniden su yüzüne çıkmasıyla birlikte yasal haklarının savunulması istemiyle mahkemeye başvurdu. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">1990’ların sonlarında, ABD Federal Araştırma Bürosu (FBI) ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan sorgulamalar sonucunda, bu suistimal suçlamalarının büyük bir bölümünün asılsız olduğu kanıtlandı. Sarsıcı çocukluk anıları canlandığı için insanların mahkemelere başvurduğu ve adeta bir salgına dönüşen bu sürecin hızı da giderek kesildi. Ancak ruh bilim dünyasında anıların canlanması kavramı hiçbir zaman tümden yok olmadı. Nitekim, kısa süre önce yapılan bir araştırma klinik psikoloji konusunda uzmanlaşmış hekimlerin %76’sının anıların bastırılmasına (represyon) inanmayı günümüzde de sürdürdüklerini ortaya koyuyor. </span></p>
<p><strong><span lang="tr-TR">Peki, yaşanan bir olayla ilgili olarak belleğin derinliklerine gömülen anıların, yıllar sonra canlanması mümkün mü?</span></strong></p>
<p><span lang="tr-TR">İnsanların, savunma yöntemi olarak, yoğun kaygı ve üzüntüye yol açan sarsıcı bir olayı görmezden gelerek farkında olmadan bilinçdışına ittikleri görüşünü, 20. yüzyılın başlarında ilk ortaya atan kişi Sigmund Freud oldu. Ne var ki, Kanada Ontario Üniversitesi ruh bilimcilerinden Albert Katz, insanlarda böyle bir düzeneğin olduğu yönünde herhangi bir kanıt bulunmadığına dikkat çekerek, “Birtakım şeyleri unutabileceğimiz kuşkusuz. Ancak bu durum ille de insanların bilinçlerini kapamalarına yol açan etkin bir sürecin var olduğu anlamına gelmez&#8221; diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">İnsanların unutmalarına neden olan çok çeşitli unsurlar vardır. Sıklıkla akla getirilmeyen şeyler zamanla unutulup gider. İnsanlar, genellikle sıradan olayları da unutma eğillimindedir. Ancak Cornell Üniversitesi ruh bilim uzmanlarından Charles Brainerd, insanların bilerek ya da isteyerek de bir şeyleri unutabileceklerini belirtiyor. Bir araştırmada katılımcılardan kendilerine verilen bir dizi sözcüğü unutmaları istendiğinde deneklerin o sözcükleri unutma olasılıklarının çok daha yüksek olduğu görüldü. Ruh bilimde “yönlendirilmiş unutma” olarak da bilinen kasıtlı unutma, söz gelimi, insanların işlerin pek de yolunda gitmediği bir ilk buluşmayı kafalarından silip atmalarına yardımcı olabilmekle birlikte, gerçek anlamda duyguları örseleyici bir olayın bellekten silinip yok olmasını sağlamaz. Bunun insanların genelde acı veren ya da sıkıntı yaratan olayları akıllarında tutmayı yeğlemelerinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Brainerd, “Belleğin temel yasalarından biri de budur&#8221; diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Anıların canlanmasında belli bir gerçeklik payı olduğunu belirten Katz da, “Anıların aradan yıllar geçmiş olsa bile, özellikle de bir görüntü, koku, ya da başka bir tetikleyici unsurla yeniden canlanmaları olasıdır. Ancak bu anılar yaşandıkları andaki gibi saf ve bozulmamış olarak geri gelmezler. Bellek, bir ses kayıt aygıtı gibi çalışmaz; son derece esnek ve akışkan bir yapıya sahip olduğundan, anımsadıklarımız çoğu zaman belli bir şeyin bölük pörçük parçaları olur ve ardından da bunlara kendi kafamıza göre birtakım ayrıntılar ekleriz” diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">80’li ve 90’lı yıllarda gözde olan ve “bastırılmış anılar” adıyla bilinen anıların su yüzüne çıkarılması amacıyla uygulanan çok sayıda yöntem vardı. Brainerd, bu dönemde terapi uzmanlarının danışanlarıyla birlikte çocukluk fotoğraflarını gözden geçirdiklerini ve karakterleri suistimale uğramış olan kitaplar okuduklarını, uzmanların danışanların belli olaylarla ilgili anı ve duygularını su yüzüne çıkartmalarına yardımcı olduğuna inanılan hipnoz seansları ve güdümlenmiş görsellik alıştırmalarına katıldıklarını belirtiyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Katz&#8217;a göre sözü edilen bu terapi yöntemleriyle ilgili sorun, insanları gerçekte hiç yaşamamış oldukları olaylarla ilgili “anılar” üretmeye özendiriyor olmasıydı. Bunun da nedeni insanların, kendilerine birtakım ipuçları ya da öneriler verildiğinde, hiç yaşanmamış sahte anılar üretmeye yatkın olmalarıydı. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Örneğin bir araştırmada, katılımcılara üzerinde birtakım oynamalar yapılarak kendilerini sıcak hava balonlarında gösteren fotoğraflar gösterildiğinde, %50’sinin daha önce hiç ayak basmamış oldukları garip bir uçan aygıta bindiklerini “anımsadıkları” görüldü.</span></p>
<p><span lang="tr-TR"> Benzer biçimde, kitap, fotoğraf ve kimi başka güdümlenmiş görsellik uygulamaları da insanların hiç yaşamamış oldukları sömürü olaylarını “anımsamalarına” yol açıyordu. Tıpkı kendilerinin sıcak hava balonlarına bindiklerini kafalarında canlandıran araştırmanın katılımcılarında olduğu gibi, anı canlandırma seanslarına katılanlar da kafalarında canlandırdıkları dehşet verici olayları gerçekten yaşadıklarına inanıyorlardı.</span></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.livescience.com/repressed-memories-not-science.html">https://www.livescience.com/repressed-memories-not-science.html</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bastirilmis-anilar-su-yuzune-cikartilabilir-mi">Bastırılmış anılar su yüzüne çıkartılabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29313</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun duygusal sağlığı için bir rehber</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/cocugunuzun-duygusal-sagligi-icin-bir-rehber</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 10:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kriz yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29306</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Hiçbir duygu kötü değildir, önemli olan o duygunun nasıl ifade edildiği ve yönetildiğidir.&#8221; Bizi duygusal olarak derinden sarsan, zaman zaman kaygı bozukluğuna kimi zamansa mutsuzluğa iten, psikolojik açıdan hırpalayıcı süreçler yaşayabiliriz. Yetişkinler olarak bunun üstesinden gelmeyi, sorunlarla başa çıkmayı bir şekilde başarıyor, en azından bunun için bir çaba gösteriyoruz. Ancak çocuklarımız, duygusal açıdan hırpalayıcı olan kriz dönemlerinde bizden daha savunmasız olabilir. Bu sebeple de rehberliğinize ihtiyaç duyabilirler. Tam da bu konuyla ilgili size ve dolayısıyla çocuğunuza faydası dokunacağını düşündüğümüz bir kitap öneriyoruz: Duygusal Olarak Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek. Kitabın yazarı Maureen Healy, çocuklarda duygusal sağlık konusunda yaptığı etkili konuşmalarıyla tanınan bir eğitimci. Belki de en güzel yanı, sizinle sohbet ediyor gibi yazması; doktorasını Kaliforniya’daki Fielding Graduate Üniversitesi’nde çocuk psikolojisi üzerine veren Healy’in kitapta didaktik anlatımdan uzak durarak samimi ve akıcı bir üslup benimsediğini söyleyebiliriz. Bir hayli hareketli geçen çocukluğunu anlatarak oldukça sıcak ve samimi bir giriş yapan Healy, sıkıcı olmaktan uzak ve faydalı bir eserle karşımıza çıkıyor. Kendisi aynı zamanda Psychology Today’in düzenli yazarlarından olup dünya çapında ilgi gören ödüllü Growing Happy Kids kitabının da yazarı. Healy, dünyanın dört bir yanında çocuklarla çalışma fırsatı yakalayan bir psikolog olmanın avantajlarını fazlasıyla kullanıyor. Bu deneyimleri, konuya teorik hakimiyetini, pratiğe dökmesini sağlamış olması açısından epey kıymetli. Bu kitaba da yansıyor. Duygularıyla nasıl baş edebileceğini bilemeyen çocuğunuzun, duygusal kendilik arayışlarına odaklanarak duygularını ifade edebilmeyi ve yönetmeyi öğrenerek birey olması yolunda önemli bir rehber sunuyor. İspanya’dan üç çocuk annesi Carla’nın, oğlu Mateo’nun okulda yaşadığı sorunlar için kendisinden istediği yardımda (s.17) veya anne babası yakın zamanda ayrılmış olan Hannah’nın yaşadığı müzmin mutsuzluk (s.116) karşısında ebeveyninin yaşadığı çaresizlik örneklerinde kendi çekincelerinizi ve yardım çığlıklarınızı bulacak, bu örneklerde kendi çocuğunuzu görecek ve Healy’in önerilerini kendi hayatınızda uygulama fırsatı bulacaksınız. Yazar, kitabını üç bölüme ayırmayı uygun görmüş; Duyguları Öğrenme, Zihniyet ve Alışkanlıklar. İlk bölüm, birey olma yolundaki çocuğunuzun duygularını öğrenme yolculuğuna odaklanıyor. İkinci bölüm, duygu yönetimine yardımcı olarak duygusal sağlık farkındalığı yaratmayı amaçlıyor. Üçüncü bölümde ise çocuklarınızın sakinleşmesini, itidalli olmasını ve akıllıca seçimler yapmasını hedefliyor. Her bölümde danışanlarıyla yaşadığı örneklerden yola çıkarak pratik öneri ve görüşler sunuyor. Duygusal olarak sağlıklı çocuk kimdir? Healy, “duygusal açıdan sağlıklı çocuk kimdir?” sorusunu beş basamakta cevaplandırıyor. Ona göre duygusal açıdan sağlıklı çocuk: 1) Kendisinin ve başkalarının duygularını adlandırmayı, 2) Duygularını (baskılamayı değil) yapıcı biçimde ifade etmeyi, 3) Kendini kontrol etmeyi, 4) Tepki göstermek yerine cevap vermeyi, 5) Zorlandığı durumlarda bile akıllıca seçimler yapmayı öğrenen çocuktur. Kitabı ve önerilerini de bu tanım üzerine kurduğunu söyleyebiliriz. Yazar, duygusal sağlığın, öfke ya da başka bir kuvvetli duygu hissederken dahi iyi seçimler yapabilme becerisi üzerine kurulu olduğunu belirtirken çocuklar ve ebeveynler için şu üç basit adımı atmalarını öneriyor: Durmak, sakinleşmek ve akıllıca bir seçim yapmak. Bu noktada, duygusal frenleri kullanmayı ve akıllıca seçimler yapmayı, tıpkı bisiklet sürmeyi öğrenmek gibi bir refleks haline getirmeyi ve kriz anlarında daha iyi kararlar verebilmek için faydalı öneriler veriyor. Yazar önerilerini sunarken “duygusal bilgi” ile daha akıllıca seçimler yapabileceğimizi keşfetmenin önemine vurgu yapıyor. Önce siz sonra çocuğunuz Şunu da belirtmek gerekiyor ki bu kitap, sadece çocukluğumuza yönelik bir çalışma değil. Önce sizde duygusal bir farkındalık oluşturma ve ardından çocuğunuzun duygusal olarak sağlıklı yetişmesini sağlamayı amaçlıyor. Yani değişim sizden başlıyor. Sizin aracılığınızla çocuğunuz da bu refleksi küçük yaşta kazanarak hayat boyu sağlıklı bir duygusallık geliştireceğini öneriyor. Kısacası yazar, öncelikle ebeveyn olarak sizi eğitiyor, ardından çocuğunuzun duygusal dengesini sağlamayı, hayatında karşılaşacağı engellerle nasıl başa çıkabileceğini öğrenebileceği bir yol göstermeyi hedefliyor. Bunu yaparken de ipuçları ve grafiklerle anlatımını destekliyor. Kitapta önerilen bazı faydalı yöntemler var: Sözgelimi, yaşama sağ beyinlerini, yani beynin duygusal yanını kullanarak başlayan çocuklarınızın sol beynini (mantıksal yanı) de kullanmalarını sağlayarak sağlıklı duygusal gelişimlerini sağlayacak dengeleme yöntemleri sunuyor. Sol beyin kullanımının 4 yaşında başlaması sebebiyle de duygusal eğitime bu yaşı almış çocuklarla başladığını belirtiyor. Tabii bu tip tavsiyelerde, çocuğun sürekli ebeveynden destek almasından ziyade duygularıyla kendi kendine başa çıkmayı öğretici bir tavır söz konusu. İhtiyaç duyduğunda sizden yardım istemesini de göz ardı etmeyip bunu bir refleks haline getirmeyi öğreterek çocuğunuzu, zihinsel ve duygusal açıdan hayata hazırlama amacı güdüyor. Bunun için de uygulanması oldukça basit gözüken ve hangi durumda ne yapabileceğinizi gösteren yöntemler sunuyor: Duygu çarkı, öfke butonu, baloncuk nefesi gibi yöntemler bunlardan birkaçı. Geleceğimiz çocuklar “Bugünün çocukları yarının büyükleri” diye bir söz vardır, bugünün duygusal açıdan sağlıklı çocukları da yarının sağlıklı toplumlarını müjdeliyor. Bu sebeple duygusal açıdan sağlıklı çocuklar yetişmesine belki hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Çünkü toplumlar, duygusal dengesi yerinde olmayanlarca yönetiliyor. Daha sağlıklı bir gelecek için çocuklarımızın duygusal sağlığının gelişimine destek olmak, dolayısıyla doğru seçimler yapması yolunda onlara ışık tutmak zorundayız. Nitekim insanlığın geleceği onların kararlarıyla belirlenecek. Timaş Yayınları etiketini taşıyan, çevirisi Neval Akbıyık’a ait olan kitap, kendinize ve çocuğunuzun duygusal gelişimine vakit ayırırken yanınızda bulundurmak isteyeceğiniz türden. Zira size yol gösterecek rehber kitaplar mevcut ve bu kitap onlardan biri. Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/cocugunuzun-duygusal-sagligi-icin-bir-rehber">Çocuğunuzun duygusal sağlığı için bir rehber</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Hiçbir duygu kötü değildir, önemli olan o duygunun nasıl ifade edildiği ve yönetildiğidir.&#8221;</em></p>
<p>Bizi duygusal olarak derinden sarsan, zaman zaman kaygı bozukluğuna kimi zamansa mutsuzluğa iten, psikolojik açıdan hırpalayıcı süreçler yaşayabiliriz.</p>
<p>Yetişkinler olarak bunun üstesinden gelmeyi, sorunlarla başa çıkmayı bir şekilde başarıyor, en azından bunun için bir çaba gösteriyoruz. Ancak çocuklarımız, duygusal açıdan hırpalayıcı olan kriz dönemlerinde bizden daha savunmasız olabilir. Bu sebeple de rehberliğinize ihtiyaç duyabilirler. Tam da bu konuyla ilgili size ve dolayısıyla çocuğunuza faydası dokunacağını düşündüğümüz bir kitap öneriyoruz: <strong>Duygusal Olarak Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29310 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/sagcok-193x300.jpeg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/sagcok-193x300.jpeg 193w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/sagcok.jpeg 520w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" /></p>
<p>Kitabın yazarı <strong>Maureen Healy</strong>, çocuklarda duygusal sağlık konusunda yaptığı etkili konuşmalarıyla tanınan bir eğitimci. Belki de en güzel yanı, sizinle sohbet ediyor gibi yazması; doktorasını Kaliforniya’daki Fielding Graduate Üniversitesi’nde çocuk psikolojisi üzerine veren Healy’in kitapta didaktik anlatımdan uzak durarak samimi ve akıcı bir üslup benimsediğini söyleyebiliriz. Bir hayli hareketli geçen çocukluğunu anlatarak oldukça sıcak ve samimi bir giriş yapan Healy, sıkıcı olmaktan uzak ve faydalı bir eserle karşımıza çıkıyor. Kendisi aynı zamanda Psychology Today’in düzenli yazarlarından olup dünya çapında ilgi gören ödüllü Growing Happy Kids kitabının da yazarı.</p>
<p>Healy, dünyanın dört bir yanında çocuklarla çalışma fırsatı yakalayan bir psikolog olmanın avantajlarını fazlasıyla kullanıyor. Bu deneyimleri, konuya teorik hakimiyetini, pratiğe dökmesini sağlamış olması açısından epey kıymetli. Bu kitaba da yansıyor. Duygularıyla nasıl baş edebileceğini bilemeyen çocuğunuzun, duygusal kendilik arayışlarına odaklanarak duygularını ifade edebilmeyi ve yönetmeyi öğrenerek birey olması yolunda önemli bir rehber sunuyor. İspanya’dan üç çocuk annesi Carla’nın, oğlu Mateo’nun okulda yaşadığı sorunlar için kendisinden istediği yardımda (s.17) veya anne babası yakın zamanda ayrılmış olan Hannah’nın yaşadığı müzmin mutsuzluk (s.116) karşısında ebeveyninin yaşadığı çaresizlik örneklerinde kendi çekincelerinizi ve yardım çığlıklarınızı bulacak, bu örneklerde kendi çocuğunuzu görecek ve Healy’in önerilerini kendi hayatınızda uygulama fırsatı bulacaksınız.</p>
<p>Yazar, kitabını üç bölüme ayırmayı uygun görmüş; Duyguları Öğrenme, Zihniyet ve Alışkanlıklar. İlk bölüm, birey olma yolundaki çocuğunuzun duygularını öğrenme yolculuğuna odaklanıyor. İkinci bölüm, duygu yönetimine yardımcı olarak duygusal sağlık farkındalığı yaratmayı amaçlıyor. Üçüncü bölümde ise çocuklarınızın sakinleşmesini, itidalli olmasını ve akıllıca seçimler yapmasını hedefliyor. Her bölümde danışanlarıyla yaşadığı örneklerden yola çıkarak pratik öneri ve görüşler sunuyor.</p>
<p><strong>Duygusal olarak sağlıklı çocuk kimdir?</strong></p>
<p>Healy, “duygusal açıdan sağlıklı çocuk kimdir?” sorusunu beş basamakta cevaplandırıyor. Ona göre duygusal açıdan sağlıklı çocuk:</p>
<p>1) Kendisinin ve başkalarının duygularını adlandırmayı,<br />
2) Duygularını (baskılamayı değil) yapıcı biçimde ifade etmeyi,<br />
3) Kendini kontrol etmeyi,<br />
4) Tepki göstermek yerine cevap vermeyi,<br />
5) Zorlandığı durumlarda bile akıllıca seçimler yapmayı öğrenen çocuktur. Kitabı ve önerilerini de bu tanım üzerine kurduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Yazar, duygusal sağlığın, öfke ya da başka bir kuvvetli duygu hissederken dahi iyi seçimler yapabilme becerisi üzerine kurulu olduğunu belirtirken çocuklar ve ebeveynler için şu üç basit adımı atmalarını öneriyor: Durmak, sakinleşmek ve akıllıca bir seçim yapmak. Bu noktada, duygusal frenleri kullanmayı ve akıllıca seçimler yapmayı, tıpkı bisiklet sürmeyi öğrenmek gibi bir refleks haline getirmeyi ve kriz anlarında daha iyi kararlar verebilmek için faydalı öneriler veriyor. Yazar önerilerini sunarken “duygusal bilgi” ile daha akıllıca seçimler yapabileceğimizi keşfetmenin önemine vurgu yapıyor.</p>
<p><strong>Önce siz sonra çocuğunuz</strong></p>
<p>Şunu da belirtmek gerekiyor ki bu kitap, sadece çocukluğumuza yönelik bir çalışma değil. Önce sizde duygusal bir farkındalık oluşturma ve ardından çocuğunuzun duygusal olarak sağlıklı yetişmesini sağlamayı amaçlıyor. Yani değişim sizden başlıyor. Sizin aracılığınızla çocuğunuz da bu refleksi küçük yaşta kazanarak hayat boyu sağlıklı bir duygusallık geliştireceğini öneriyor. Kısacası yazar, öncelikle ebeveyn olarak sizi eğitiyor, ardından çocuğunuzun duygusal dengesini sağlamayı, hayatında karşılaşacağı engellerle nasıl başa çıkabileceğini öğrenebileceği bir yol göstermeyi hedefliyor. Bunu yaparken de ipuçları ve grafiklerle anlatımını destekliyor.</p>
<p>Kitapta önerilen bazı faydalı yöntemler var: Sözgelimi, yaşama sağ beyinlerini, yani beynin duygusal yanını kullanarak başlayan çocuklarınızın sol beynini (mantıksal yanı) de kullanmalarını sağlayarak sağlıklı duygusal gelişimlerini sağlayacak dengeleme yöntemleri sunuyor. Sol beyin kullanımının 4 yaşında başlaması sebebiyle de duygusal eğitime bu yaşı almış çocuklarla başladığını belirtiyor. Tabii bu tip tavsiyelerde, çocuğun sürekli ebeveynden destek almasından ziyade duygularıyla kendi kendine başa çıkmayı öğretici bir tavır söz konusu. İhtiyaç duyduğunda sizden yardım istemesini de göz ardı etmeyip bunu bir refleks haline getirmeyi öğreterek çocuğunuzu, zihinsel ve duygusal açıdan hayata hazırlama amacı güdüyor. Bunun için de uygulanması oldukça basit gözüken ve hangi durumda ne yapabileceğinizi gösteren yöntemler sunuyor: Duygu çarkı, öfke butonu, baloncuk nefesi gibi yöntemler bunlardan birkaçı.</p>
<p><strong>Geleceğimiz çocuklar</strong></p>
<p>“Bugünün çocukları yarının büyükleri” diye bir söz vardır, bugünün duygusal açıdan sağlıklı çocukları da yarının sağlıklı toplumlarını müjdeliyor. Bu sebeple duygusal açıdan sağlıklı çocuklar yetişmesine belki hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Çünkü toplumlar, duygusal dengesi yerinde olmayanlarca yönetiliyor. Daha sağlıklı bir gelecek için çocuklarımızın duygusal sağlığının gelişimine destek olmak, dolayısıyla doğru seçimler yapması yolunda onlara ışık tutmak zorundayız. Nitekim insanlığın geleceği onların kararlarıyla belirlenecek.</p>
<p>Timaş Yayınları etiketini taşıyan, çevirisi Neval Akbıyık’a ait olan kitap, kendinize ve çocuğunuzun duygusal gelişimine vakit ayırırken yanınızda bulundurmak isteyeceğiniz türden. Zira size yol gösterecek rehber kitaplar mevcut ve bu kitap onlardan biri.</p>
<p><strong>Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/cocugunuzun-duygusal-sagligi-icin-bir-rehber">Çocuğunuzun duygusal sağlığı için bir rehber</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29306</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
