<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Columbia Üniversitesi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/columbia-universitesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/columbia-universitesi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 May 2025 09:57:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Türkiye’den ABD’ye bilgi transferi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/turkiyeden-abdye-bilgi-transferi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 08:03:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi transferi]]></category>
		<category><![CDATA[Columbia Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kayyım]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye akademisyenleri olarak özel kararnamelerle işten atılma; akademik kurumlardan dışlanma, yerine göre üniversitelerin toptan kapatılması, yerine göre kayyım atanması ile baştan aşağı zapt-ı rapta alınması, akademisyenlerin disiplin soruşturmaları, görevden alınması, projelerine, laboratuvarlarına el konulması, akademik ziyaretlerinin engellenmesi ile bezdirilmesi gibi uygulamalara, öğrencilere yapılan eziyetlere, karşı olunan kişilerin diplomalarının iptallerine, akademik programlara müdahaleye aşinayız. Bütün bunların akademik özgürlüğe, üniversitelerin kurumsal özerkliğine müdahale olduğunu söylediğimizde, hep ifade özgürlüğünün kalesi Amerikan üniversitelerini örnek gösterirdik. Var olduğunu sandığımız kalelerin üfleyince yıkıldığını Gazze saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler gösterdi. 2024 yılında Amerikan üniversite kampüslerinde Gazze savaşında yaşanan insan hakkı ihlallerine karşı yaygın protestolar oldu. Bu protestolardan bazılarına, Musevi akademisyen ve öğrencilerin de “benim adıma asla” sloganıyla destek verdiğini söylemek gerek. Ancak kampüslerdeki bir grup Musevi öğrenci ve akademisyen, protestolar nedeniyle kendilerini güvensiz hissettiklerini söyleyerek karşı protestolarda bulundu ve şikâyette bulundu. Sonuç olarak, 2024 baharında Filistin yanlısı protestolara karşı orantısız bir devlet tepkisi oluştu: Bu protestolara katılan öğrenciler polis şiddetiyle karşı karşıya kalırken, öğrencilere destek veren akademisyenler de şiddetten payını aldı. Üç büyük üniversitenin rektörü, Amerikan Kongresinde küstah bir sorgulamaya tabii tutuldu; bazıları istifaya zorlandı. Trump’dan talimatlar Meğer bu gelişmeler, 2025’te yaşanacak olanların provasıymış. Yeni ABD yönetimi, öğrenci protestolarının polis şiddeti ile bastırıldığı ve çok sayıda öğrencinin disiplin cezaları alıp bazılarının ilişiğinin kesildiği Columbia Üniversitesi’nin öğrenci hareketlerine müdahalesini yetersiz bulup üniversiteye 2025 yılında verilecek olan 400 milyon dolarlık merkezi fonu durdurdu. Columbia Üniversitesinin merkezi hükümetten fon alması için ön şartlarını sıralayan bir mektup gönderip, üniversiteye talepleri yerine getirmesi için bir hafta süre verdi. Talepler şunlar: Disiplin süreçlerini işletip anlamlı cezalar verin: Protestolara karışan öğrencileri okuldan atın ya da en azından birkaç yıllığına okuldan uzaklaştırın. Fakültelerin disiplin komisyonlarını lağvedin; tüm disiplin cezaları merkezi Davranışları düzenleyen yeni disiplin kuralları Maske takmayı yasaklayın. Özel güvenliğe polis yetkileri tanıyın, huzuru bozan öğrencileri tutuklasın. Yabancıları içerecek şekilde lisans ve lisansüstü öğrenci kabulü ve personel istihdamını merkezi hükümet politikaları ile uyumlu hale getirin. Anti-semitizm tanımını IHRA tanımına göre güncelleyin (IHRA tanımı, Yahudilere, onların dini kurumlarına nefret dolu ifadelerin yanı sıra İsrail devletini ve Siyonizm’i eleştirmeyi de antisemitizm olarak sınıflandırıyor ve kabul edilmesi durumunda nefret içermeyen ve şiddeti övmeyen ifadelerin özgürlüğünü de kısıtlayacak). Son olarak: Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika (MESAAS) bölümüne en az 5 yıl kayyım atanması için hazırlık yapın. Başüstüne efendim Mektubun başındaki paragraf, federal (merkezi) hükümetin parasını harcadıklarını ve buna layık olmaları gerektiğini söylüyor. Bu talepleri derhal yerine getirmeleri durumunda, üniversitenin bütçeden pay alması için gerekli diğer adımların görüşülmesine başlanabileceği belirtiliyor. Yani mealen, merkezi hükümet “parayı veren düdüğü çalar” diyor. Columbia Üniversitesi’nin yıllık 6,6 milyar dolarlık bütçesinin yaklaşık beşte biri, yani 1,3 milyarı federal hükümetten geliyor. Ancak Columbia özel bir üniversite ve bir kenarda 14,8 milyar dolar parası var. Mektubun alınmasından iki gün sonra, Columbia Üniversitesi, bir ve iki numaralı talepleri yerine getirerek geçen yılki protestolarda rol alan 22 öğrencinin okuldan atıldığını, uzun süreli uzaklaştırıldığı ve mezunların diplomalarının bir süreliğine askıya alındığını açıkladı. Anlaşıldığı kadarıyla Amerikan Üniversitesinin öncelikleri arasında özgürlük ve özerklik yok. Lale Akarun Not: Bu yazı, HBT Dergi 466. sayıda yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/turkiyeden-abdye-bilgi-transferi">Türkiye’den ABD’ye bilgi transferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye akademisyenleri olarak özel kararnamelerle işten atılma; akademik kurumlardan dışlanma, yerine göre üniversitelerin toptan kapatılması, yerine göre kayyım atanması ile baştan aşağı zapt-ı rapta alınması, akademisyenlerin disiplin soruşturmaları, görevden alınması, projelerine, laboratuvarlarına el konulması, akademik ziyaretlerinin engellenmesi ile bezdirilmesi gibi uygulamalara, öğrencilere yapılan eziyetlere, karşı olunan kişilerin diplomalarının iptallerine, akademik programlara müdahaleye aşinayız.</p>
<p>Bütün bunların akademik özgürlüğe, üniversitelerin kurumsal özerkliğine müdahale olduğunu söylediğimizde, hep ifade özgürlüğünün kalesi Amerikan üniversitelerini örnek gösterirdik. Var olduğunu sandığımız kalelerin üfleyince yıkıldığını Gazze saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler gösterdi.</p>
<p>2024 yılında Amerikan üniversite kampüslerinde Gazze savaşında yaşanan insan hakkı ihlallerine karşı yaygın protestolar oldu. Bu protestolardan bazılarına, Musevi akademisyen ve öğrencilerin de “benim adıma asla” sloganıyla destek verdiğini söylemek gerek. Ancak kampüslerdeki bir grup Musevi öğrenci ve akademisyen, protestolar nedeniyle kendilerini güvensiz hissettiklerini söyleyerek karşı protestolarda bulundu ve şikâyette bulundu.</p>
<p>Sonuç olarak, 2024 baharında Filistin yanlısı protestolara karşı orantısız bir devlet tepkisi oluştu: Bu protestolara katılan öğrenciler polis şiddetiyle karşı karşıya kalırken, öğrencilere destek veren akademisyenler de şiddetten payını aldı. Üç büyük üniversitenin rektörü, Amerikan Kongresinde küstah bir sorgulamaya tabii tutuldu; bazıları istifaya zorlandı.</p>
<p><strong>Trump’dan talimatlar</strong></p>
<p>Meğer bu gelişmeler, 2025’te yaşanacak olanların provasıymış. Yeni ABD yönetimi, öğrenci protestolarının polis şiddeti ile bastırıldığı ve çok sayıda öğrencinin disiplin cezaları alıp bazılarının ilişiğinin kesildiği <strong>Columbia Üniversitesi</strong>’nin öğrenci hareketlerine müdahalesini yetersiz bulup üniversiteye 2025 yılında verilecek olan <strong>400 milyon dolarlık merkezi fonu durdurdu</strong>. Columbia Üniversitesinin merkezi hükümetten fon alması için ön şartlarını sıralayan bir mektup gönderip, üniversiteye talepleri yerine getirmesi için bir hafta süre verdi. Talepler şunlar:</p>
<ol>
<li>Disiplin süreçlerini işletip anlamlı cezalar verin: Protestolara karışan <strong>öğrencileri okuldan atın</strong> ya da en azından birkaç yıllığına okuldan uzaklaştırın.</li>
<li>Fakültelerin disiplin komisyonlarını lağvedin; tüm <strong>disiplin cezaları merkezi</strong></li>
<li>Davranışları düzenleyen <strong>yeni disiplin kuralları</strong> Maske takmayı yasaklayın.</li>
<li>Özel güvenliğe <strong>polis yetkileri</strong> tanıyın, huzuru bozan öğrencileri tutuklasın.</li>
<li>Yabancıları içerecek şekilde lisans ve lisansüstü <strong>öğrenci kabulü</strong> <strong>ve personel istihdamını</strong> <strong>merkezi hükümet politikaları</strong> ile uyumlu hale getirin.</li>
<li>Anti-semitizm tanımını <strong>IHRA tanımına</strong> göre güncelleyin (IHRA tanımı, Yahudilere, onların dini kurumlarına nefret dolu ifadelerin yanı sıra İsrail devletini ve Siyonizm’i eleştirmeyi de antisemitizm olarak sınıflandırıyor ve kabul edilmesi durumunda nefret içermeyen ve şiddeti övmeyen ifadelerin özgürlüğünü de kısıtlayacak).</li>
<li>Son olarak: Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika (MESAAS) bölümüne en az 5 yıl <strong>kayyım atanması</strong> için hazırlık yapın.</li>
</ol>
<p><strong>Başüstüne efendim</strong></p>
<p>Mektubun başındaki paragraf, federal (merkezi) hükümetin parasını harcadıklarını ve buna layık olmaları gerektiğini söylüyor. Bu talepleri derhal yerine getirmeleri durumunda, üniversitenin bütçeden pay alması için gerekli diğer adımların görüşülmesine başlanabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Yani mealen, merkezi hükümet “parayı veren düdüğü çalar” diyor. Columbia Üniversitesi’nin yıllık 6,6 milyar dolarlık bütçesinin yaklaşık beşte biri, yani 1,3 milyarı federal hükümetten geliyor. Ancak Columbia özel bir üniversite ve bir kenarda 14,8 milyar dolar parası var.</p>
<p>Mektubun alınmasından iki gün sonra, Columbia Üniversitesi, bir ve iki numaralı talepleri yerine getirerek geçen yılki protestolarda rol alan 22 öğrencinin okuldan atıldığını, uzun süreli uzaklaştırıldığı ve mezunların diplomalarının bir süreliğine askıya alındığını açıkladı. Anlaşıldığı kadarıyla <strong>Amerikan Üniversitesinin öncelikleri arasında özgürlük ve özerklik yok</strong>.</p>
<p><strong>Lale Akarun</strong></p>
<p><strong><em>Not: Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-466-28-mart-2025-dijital-pdf/">466. sayıda</a> yayımlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/turkiyeden-abdye-bilgi-transferi">Türkiye’den ABD’ye bilgi transferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32302</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Çağhan Kızıl: “Yeni çalışmamızda, insanlarda Alzheimer riskini %71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardık.”</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/doc-dr-caghan-kizil-yeni-calismamizda-insanlarda-alzheimer-riskini-q-azaltan-bir-genetik-degisimi-ve-bu-degisimin-etki-mekanizmasini-aciga-cikardik</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2024 09:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[APOEe4]]></category>
		<category><![CDATA[Çağhan Kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[Columbia Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[fibronectin]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=31214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesi Taub Enstitüsü’nden sinirbilimci Doç. Dr. Çağhan Kızıl, insanlarda Alzheimer riskini %71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardıklarını açıkladı. Kızıl, “Bizim için çok heyecan verici bir haberi paylaşmak istiyorum.” diyerek başladığı X (eski Twitter) açıklamasında, söz konusu bulgunun, milyonlarca insanı hastalıktan koruyabileceğini ve Alzheimer’ın önlenmesi ve tedavisinde yeni yollar sunabileceğini belirtti. Columbia Üniversitesi’nin yanı sıra Stanford ve Yale üniversiteleri ile Mayo Clinic gibi enstitülerden araştırmacıların da dahil olduğu ve kendi üniversitesiyle birlikte ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), Carol-Gene Ludwig Vakfı ve ABD Alzheimer Derneği tarafından desteklenen bu çalışma, hastalığı önleyebilecek genetik bir faktörün varlığını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Kızıl, çalışmalarını şöyle özetledi: “APOE, kanda ve dokularda yağ taşıyan bir protein. Bu proteinin belli bir versiyonu, APOEe4 olarak adlandırılıyor ve bu versiyon Alzheimer hastalığı riskini artıran genetik bir faktör. Özellikle, APOEe4 alelini taşıyan kişilerde, taşımayanlara göre hastalık çok daha erken yaşlarda ve daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkabilir. Ancak her APOEe4 taşıyıcısı Alzheimer geliştirmiyor, bu da diğer genetik ve çevresel faktörlerin de hastalık üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermekte. Ancak Alzheimer’a karşı bu direnç nasıl gerçekleşiyor tam anlamıyla bilinmiyordu. Bu çalışmamızda, Fibronektin adı verilen bir proteini kodlayan gendeki bir değişimin, Alzheimer gelişme riskini büyük ölçüde azalttığını keşfettik.” Kızıl, açıklamasına şöyle devam etti: “Fibronectin, kan-beyin bariyerinin çevresindeki koruyucu katmanın bir parçası. Normalde Alzheimer hastalarında, bu bariyerde aşırı fibronectin birikiyor ve hastalığın ilerlemesine katkıda bulunuyor. Ancak keşfettiğimiz genetik varyasyon, bu aşırı birikimi engelliyor ve böylece beyin hücrelerini koruyor. Bu korumanın temelinde de Alzheimer durumunda beyinde biriken zararlı maddelerin beyinden uzaklaştırılması yatıyor. Fibronectin çok olduğunda temizlenme etkili yapılamıyor, ancak koruyucu varyasyon ile bu temizlenme gerçekleşiyor ve beyin, Alzheimer durumunda korunmuş oluyor.” Araştırmalarında farklı etnik gruplardan on binlerce insan üzerinde yapılan klinik çalışmalar ve bu kişilerin genom dizilerini ele aldıklarını belirten Kızıl, bulgularını, deneysel yollarla test etmek için de Zebra balığındaki Alzheimer modeliyle çalıştıklarını söyledi. Zebra balığı modelleri üzerinde yapılan deneylerin, fibronectin seviyesinin, Alzheimer hastalığına yol açan amiloid plaklarının temizlenmesini nasıl kolaylaştırdığını gösterdiğini dile getirdi. “Bu bulgular, Alzheimer hastalığı araştırmalarında yeni bir dönemi başlatabilir ve milyonlarca insanın yaşam kalitesini artırabilir,” diyen Kızıl, sözlerine şöyle devam etti: “Araştırmamız, genetik biliminin hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesindeki öneminin örneğini sunuyor. Bu keşif, Alzheimer’ın tedavisi için yeni ilaçların geliştirilmesine yol açabilir.”</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/doc-dr-caghan-kizil-yeni-calismamizda-insanlarda-alzheimer-riskini-q-azaltan-bir-genetik-degisimi-ve-bu-degisimin-etki-mekanizmasini-aciga-cikardik">Doç. Dr. Çağhan Kızıl: “Yeni çalışmamızda, insanlarda Alzheimer riskini %71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardık.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesi Taub Enstitüsü’nden sinirbilimci Doç. Dr. Çağhan Kızıl, insanlarda Alzheimer riskini %71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardıklarını açıkladı.</p>
<p>Kızıl, “Bizim için çok heyecan verici bir haberi paylaşmak istiyorum.” diyerek başladığı X (eski Twitter) açıklamasında, söz konusu bulgunun, milyonlarca insanı hastalıktan koruyabileceğini ve Alzheimer’ın önlenmesi ve tedavisinde yeni yollar sunabileceğini belirtti.</p>
<p>Columbia Üniversitesi’nin yanı sıra Stanford ve Yale üniversiteleri ile Mayo Clinic gibi enstitülerden araştırmacıların da dahil olduğu ve kendi üniversitesiyle birlikte ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), Carol-Gene Ludwig Vakfı ve ABD Alzheimer Derneği tarafından desteklenen bu çalışma, hastalığı önleyebilecek genetik bir faktörün varlığını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>Kızıl, çalışmalarını şöyle özetledi: “APOE, kanda ve dokularda yağ taşıyan bir protein. Bu proteinin belli bir versiyonu, APOEe4 olarak adlandırılıyor ve bu versiyon Alzheimer hastalığı riskini artıran genetik bir faktör. Özellikle, APOEe4 alelini taşıyan kişilerde, taşımayanlara göre hastalık çok daha erken yaşlarda ve daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkabilir. Ancak her APOEe4 taşıyıcısı Alzheimer geliştirmiyor, bu da diğer genetik ve çevresel faktörlerin de hastalık üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermekte. Ancak Alzheimer’a karşı bu direnç nasıl gerçekleşiyor tam anlamıyla bilinmiyordu. Bu çalışmamızda, Fibronektin adı verilen bir proteini kodlayan gendeki bir değişimin, Alzheimer gelişme riskini büyük ölçüde azalttığını keşfettik.”</p>
<p>Kızıl, açıklamasına şöyle devam etti: “Fibronectin, kan-beyin bariyerinin çevresindeki koruyucu katmanın bir parçası. Normalde Alzheimer hastalarında, bu bariyerde aşırı fibronectin birikiyor ve hastalığın ilerlemesine katkıda bulunuyor. Ancak keşfettiğimiz genetik varyasyon, bu aşırı birikimi engelliyor ve böylece beyin hücrelerini koruyor. Bu korumanın temelinde de Alzheimer durumunda beyinde biriken zararlı maddelerin beyinden uzaklaştırılması yatıyor. Fibronectin çok olduğunda temizlenme etkili yapılamıyor, ancak koruyucu varyasyon ile bu temizlenme gerçekleşiyor ve beyin, Alzheimer durumunda korunmuş oluyor.”</p>
<p>Araştırmalarında farklı etnik gruplardan on binlerce insan üzerinde yapılan klinik çalışmalar ve bu kişilerin genom dizilerini ele aldıklarını belirten Kızıl, bulgularını, deneysel yollarla test etmek için de Zebra balığındaki Alzheimer modeliyle çalıştıklarını söyledi. Zebra balığı modelleri üzerinde yapılan deneylerin, fibronectin seviyesinin, Alzheimer hastalığına yol açan amiloid plaklarının temizlenmesini nasıl kolaylaştırdığını gösterdiğini dile getirdi.</p>
<p>“Bu bulgular, Alzheimer hastalığı araştırmalarında yeni bir dönemi başlatabilir ve milyonlarca insanın yaşam kalitesini artırabilir,” diyen Kızıl, sözlerine şöyle devam etti: “Araştırmamız, genetik biliminin hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesindeki öneminin örneğini sunuyor. Bu keşif, Alzheimer’ın tedavisi için yeni ilaçların geliştirilmesine yol açabilir.”</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/doc-dr-caghan-kizil-yeni-calismamizda-insanlarda-alzheimer-riskini-q-azaltan-bir-genetik-degisimi-ve-bu-degisimin-etki-mekanizmasini-aciga-cikardik">Doç. Dr. Çağhan Kızıl: “Yeni çalışmamızda, insanlarda Alzheimer riskini %71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardık.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">31214</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
