<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>direnç arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/direnc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/direnc</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Dec 2019 14:23:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Antimikrobiyal ilaçlara dirençli organizma sayısı artıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/antimikrobiyal-ilaclara-direncli-organizma-sayisi-artiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 14:23:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antimikrobiyal]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[candida]]></category>
		<category><![CDATA[direnç]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=16101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çağımızın belasından kurtuluş yok mu? Dünyada her yıl yaklaşık 500.000 kişi, antimikrobiyal ilaçlara direnç gösteren organizmalar yüzünden ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü 2050 yılında bu sayının 10 milyonu bulabileceğini söylüyor. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) ise yayınladığı yeni raporda halk sağlığını tehdit eden organizmalara, biri mantar diğeri bakteri olmak üzere iki yeni organizma eklendi: Tehlike büyük! Antimikrobiyal ilaçlar modern tıpta kritik bir rol oynuyor. Rutin olarak bulaşıcı hastalıkları tedavi etmek için ve ameliyat sonrası önleyici olarak uygulanan ilaçlar sayesinde ortalama yaşam beklentisinin ortalama 20 yıl arttığını biliyoruz. Ancak organizmalar bizden daha akıllı! Evrim sayesinde ilaçlara direnç göstermekte ustalaşıyorlar. Bu sebeple de antimikrobiyal ilaçlara direnç gösteren organizmalar tüm dünyada hızla yayılıyor. Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 3 milyona yakın insan, ilaca dirençli bakteri ve mantarların neden olduğu enfeksiyonların tedavisine karşılık vermekte zorluk çekiyor. Ve yaklaşık 35.000 kişi yeni bir hükümet raporuna göre ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre bunun dünya genelindeki karşılığı yaklaşık 500.000 kişi! Üstelik 2050 yılında bu ölümlerin 10 milyonu bulabileceği WHO tarafından da teyit ediliyor. Ezcümle, antimikrobiyal ilaç direnciyle mücadele, bugün insanlığın karşılaştığı en acil sorunlardan biri. Antimikrobiyal ilaçlara direncin yayılmasında %18’lik azalma var, ama… Bu konuda yeni gelişmeler var. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) 2013’te hazırladığı son raporunu, 700’den fazla hastaneden gelen son altı yıllık elektronik sağlık kayıtlarını da kullanarak revize etti. Bu süreçte ilaca dirençli enfeksiyonlardan kaynaklanan yıllık ölüm sayısının yaklaşık 44.000 olduğu tahmin ediliyor. Daha önceki tahmin olan 23.000 ölümün neredeyse iki katı. Tehlike çok büyük! Hiçbir şeyin bir canlının yaşamından daha önemli olmamasıyla birlikte antibiyotik direncinin hasta başına 29.000$’a kadar maliyeti söz konusu. Sadece ABD’de toplamda yaklaşık 20 milyar dolarlık ekonomik kayıptan bahsediyoruz. Buna karşın CDC&#8217;den antimikrobiyal direnç konusunda kıdemli bir danışman olan Michael Craig, tipik olarak hastanelerle ilişkilendirilen ilaca dirençli mikropların yayılmasında %18’lik bir azalma olduğunu söylüyor. Ancak CDC’nin verilerinin yetersiz olduğunu savunanlar da var. Sözgelimi, St. Louis’deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, Infection Control &#38; Hospital Epidemiology’de yayımladıkları bir makalede, farklı metodolojiler kullanarak 2010’da ABD’de 150 binden fazla insanın ilaca dirençli mikroplar yüzünden öldüğünü ortaya koydu. Washington&#8217;daki Biyoloji İnovasyon Organizasyonu’nun (BIO) bulaşıcı hastalık politikaları direktörü Greg Frank, “CDC&#8217;nin yeni rakamları, antibiyotik direnci yükünün değerlendirilmesinde mükemmel bir ilerlemeyi temsil ediyor, ancak halen büyük etkisi hafife alınıyor” dedi. Bunun arkasındaki savunu ise ilaca dirençli organizmalar çoğu zaman yetersiz bildirildiği için buna bağlı olarak gelişen enfeksiyonlara sahip birçok hastanın ölüm nedeni olarak başka sağlık sorunlarının gösterilmesi. İki yeni halk sağlığı tehdidi: Bir bakteri ve bir mantar Üstelik ilaca dirençli organizmalara yenileri ekleniyor. Son CDC raporunda, kurumun acil halk sağlığı tehditleri olarak gördüğü bakteri ve mantarlar listesine iki yeni dirençli organizma daha eklendiği görülüyor. Bir mantar suşu olan Candida auris ve karbapenem antibiyotiğine dirençli bir bakteri olan Acinetobacter. Listede daha önce karbapenemlere dirençli olan Clostridioides difficile ile ilaca dirençli Neisseria gonorrhoeae ve Enterobacteriaceae bakterileri vardı. Listeye yeni eklenen Acinetobacter bakterisinin çoğunlukla sağlık tesislerinde yayıldığı ve zatürree ve idrar yolu enfeksiyonlarına neden olduğu belirtiliyor. Bir de Candida auris mantarı var. Hastalarda ağır ve ölümcül enfeksiyonlara neden olan C. auris ile ilgili konuşan Craig, “2013&#8217;teki son raporumuzu yazarken adını bile bilmediğimiz bir patojen” dedi ve ekledi, “O zamandan beri dünyayı dolaştı ve birçok enfeksiyon ve ölüme neden oldu.” Bir teoriye göre, Candida’nın daha önce tıbbi olarak bilinmeyen bir mantardan dünya çapında sağlık tehdidine hızla geçişi, iklim değişikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Antimikrobiyal direnç nasıl artıyor? Doğal seleksiyonun yanı sıra yanlış tanı, gereksiz reçeteler, hastalar tarafından yanlış antibiyotik kullanımı ve hayvansal gıda üretiminde büyüme teşviki için antibiyotik kullanımı gibi durumlar, antibiyotik direncini bugün tıp tarihinin en büyük sorunlarından biri haline getiriyor. Bununla birlikte iklim değişikliğinin bu sorundaki etkisi de çeşitli çalışmalarla ortaya konmuş durumda. İlaçlarla organizmalar arasında savaş nasıl işliyor? Enfeksiyon kaptığımız an, vücudumuz akyuvar üreterek bakterilerle savaşmaya başlar. Genelde başarılı olsa da bazı durumlarda vücudumuz bakterilerle baş edemez. Bu noktada dışarıdan aldığımız antibiyotikler devreye girer. Penisilin bunlardan biridir. İçinde Beta lactam halkası adı verilen bir yapı bulunan penisilin, bakterinin hücre duvarına hücum ederek onu tahrip eder. Bakteri buna karşı koyarak bu tahribatı onarır. Bununla da kalmayıp penisilindeki Beta lactam halkasını yok edecek enzimler salgılar. Penisilin ise bu enzimlerin salgılanmasını önleyerek bakteriye üstün gelmeye çalışır. Bu savaşın galibi yaşam ya da ölümdür. Yazı: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynakça https://www.sciencenews.org/article/cdc-drug-resistant-microbes-kill-about-35000-people-united-states-per-year https://www.livescience.com/microbe-spreads-antibiotic-resistance-to-bacteria.html https://www.sciencedaily.com/terms/antibiotic_resistance.htm https://www.cdc.gov/features/antibiotic-resistance-global/index.html https://www.sciencenews.org/article/climate-change-could-raise-risk-deadly-fungal-infections-humans</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/antimikrobiyal-ilaclara-direncli-organizma-sayisi-artiyor">Antimikrobiyal ilaçlara dirençli organizma sayısı artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong>Çağımızın belasından kurtuluş yok mu?</strong></h4>
<p><em>Dünyada her yıl yaklaşık 500.000 kişi, antimikrobiyal ilaçlara direnç gösteren organizmalar yüzünden ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü 2050 yılında bu sayının 10 milyonu bulabileceğini söylüyor. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) ise yayınladığı yeni raporda halk sağlığını tehdit eden organizmalara, biri mantar diğeri bakteri olmak üzere iki yeni organizma eklendi: Tehlike büyük!</em></p>
<p>Antimikrobiyal ilaçlar modern tıpta kritik bir rol oynuyor. Rutin olarak bulaşıcı hastalıkları tedavi etmek için ve ameliyat sonrası önleyici olarak uygulanan ilaçlar sayesinde ortalama yaşam beklentisinin ortalama 20 yıl arttığını biliyoruz. Ancak organizmalar bizden daha akıllı! Evrim sayesinde ilaçlara direnç göstermekte ustalaşıyorlar. Bu sebeple de antimikrobiyal ilaçlara direnç gösteren organizmalar tüm dünyada hızla yayılıyor.</p>
<p>Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 3 milyona yakın insan, ilaca dirençli bakteri ve mantarların neden olduğu enfeksiyonların tedavisine karşılık vermekte zorluk çekiyor. Ve yaklaşık 35.000 kişi yeni bir hükümet raporuna göre ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre bunun dünya genelindeki karşılığı yaklaşık 500.000 kişi! Üstelik 2050 yılında bu ölümlerin 10 milyonu bulabileceği WHO tarafından da teyit ediliyor. Ezcümle, antimikrobiyal ilaç direnciyle mücadele, bugün insanlığın karşılaştığı en acil sorunlardan biri.</p>
<p><strong>Antimikrobiyal ilaçlara direncin yayılmasında %18’lik azalma var, ama…</strong></p>
<p>Bu konuda yeni gelişmeler var. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) 2013’te hazırladığı son raporunu, 700’den fazla hastaneden gelen son altı yıllık elektronik sağlık kayıtlarını da kullanarak revize etti. Bu süreçte ilaca dirençli enfeksiyonlardan kaynaklanan yıllık ölüm sayısının yaklaşık 44.000 olduğu tahmin ediliyor. Daha önceki tahmin olan 23.000 ölümün neredeyse iki katı. Tehlike çok büyük!</p>
<p>Hiçbir şeyin bir canlının yaşamından daha önemli olmamasıyla birlikte antibiyotik direncinin hasta başına 29.000$’a kadar maliyeti söz konusu. Sadece ABD’de toplamda yaklaşık 20 milyar dolarlık ekonomik kayıptan bahsediyoruz. Buna karşın CDC&#8217;den antimikrobiyal direnç konusunda kıdemli bir danışman olan Michael Craig, tipik olarak hastanelerle ilişkilendirilen ilaca dirençli mikropların yayılmasında %18’lik bir azalma olduğunu söylüyor.</p>
<p>Ancak CDC’nin verilerinin yetersiz olduğunu savunanlar da var. Sözgelimi, St. Louis’deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, <em>Infection Control &amp; Hospital Epidemiology</em>’de yayımladıkları bir makalede, farklı metodolojiler kullanarak 2010’da ABD’de 150 binden fazla insanın ilaca dirençli mikroplar yüzünden öldüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Washington&#8217;daki Biyoloji İnovasyon Organizasyonu’nun (BIO) bulaşıcı hastalık politikaları direktörü Greg Frank, “CDC&#8217;nin yeni rakamları, antibiyotik direnci yükünün değerlendirilmesinde mükemmel bir ilerlemeyi temsil ediyor, ancak halen büyük etkisi hafife alınıyor” dedi. Bunun arkasındaki savunu ise ilaca dirençli organizmalar çoğu zaman yetersiz bildirildiği için buna bağlı olarak gelişen enfeksiyonlara sahip birçok hastanın ölüm nedeni olarak başka sağlık sorunlarının gösterilmesi.</p>
<p><strong>İki yeni halk sağlığı tehdidi: Bir bakteri ve bir mantar</strong></p>
<p>Üstelik ilaca dirençli organizmalara yenileri ekleniyor. Son CDC raporunda, kurumun acil halk sağlığı tehditleri olarak gördüğü bakteri ve mantarlar listesine iki yeni dirençli organizma daha eklendiği görülüyor. Bir mantar suşu olan <em>Candida auris</em> ve karbapenem antibiyotiğine dirençli bir bakteri olan <em>Acinetobacter</em>. Listede daha önce karbapenemlere dirençli olan <em>Clostridioides difficile</em> ile ilaca dirençli <em>Neisseria gonorrhoeae</em> ve <em>Enterobacteriaceae </em>bakterileri vardı.</p>
<div id="attachment_16102" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-16102" class="wp-image-16102 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/12/antimikrobiyal-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /><p id="caption-attachment-16102" class="wp-caption-text">Bir teoriye göre, Candida’nın daha önce tıbbi olarak bilinmeyen bir mantardan dünya çapında sağlık tehdidine hızla geçişi, iklim değişikliğinden kaynaklanıyor olabilir.</p></div>
<p>Listeye yeni eklenen <em>Acinetobacter</em> bakterisinin çoğunlukla sağlık tesislerinde yayıldığı ve zatürree ve idrar yolu enfeksiyonlarına neden olduğu belirtiliyor. Bir de <em>Candida auris</em> mantarı var. Hastalarda ağır ve ölümcül enfeksiyonlara neden olan <em>C. auris</em> ile ilgili konuşan Craig, “2013&#8217;teki son raporumuzu yazarken adını bile bilmediğimiz bir patojen” dedi ve ekledi, “O zamandan beri dünyayı dolaştı ve birçok enfeksiyon ve ölüme neden oldu.” Bir teoriye göre, <em>Candida</em>’nın daha önce tıbbi olarak bilinmeyen bir mantardan dünya çapında sağlık tehdidine hızla geçişi, iklim değişikliğinden kaynaklanıyor olabilir.</p>
<p><strong><u>Antimikrobiyal direnç nasıl artıyor?</u></strong></p>
<p>Doğal seleksiyonun yanı sıra yanlış tanı, gereksiz reçeteler, hastalar tarafından yanlış antibiyotik kullanımı ve hayvansal gıda üretiminde büyüme teşviki için antibiyotik kullanımı gibi durumlar, antibiyotik direncini bugün tıp tarihinin en büyük sorunlarından biri haline getiriyor. Bununla birlikte iklim değişikliğinin bu sorundaki etkisi de çeşitli çalışmalarla ortaya konmuş durumda.</p>
<p><strong><u>İlaçlarla organizmalar arasında savaş nasıl işliyor?</u></strong></p>
<p>Enfeksiyon kaptığımız an, vücudumuz akyuvar üreterek bakterilerle savaşmaya başlar. Genelde başarılı olsa da bazı durumlarda vücudumuz bakterilerle baş edemez. Bu noktada dışarıdan aldığımız antibiyotikler devreye girer. Penisilin bunlardan biridir. İçinde <em>Beta lactam</em> halkası adı verilen bir yapı bulunan penisilin, bakterinin hücre duvarına hücum ederek onu tahrip eder. Bakteri buna karşı koyarak bu tahribatı onarır. Bununla da kalmayıp penisilindeki <em>Beta lactam </em>halkasını yok edecek enzimler salgılar. Penisilin ise bu enzimlerin salgılanmasını önleyerek bakteriye üstün gelmeye çalışır. Bu savaşın galibi yaşam ya da ölümdür.</p>
<p><strong>Yazı:</strong> <strong>Batuhan Sarıcan</strong> / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p><a href="https://www.sciencenews.org/article/cdc-drug-resistant-microbes-kill-about-35000-people-united-states-per-year">https://www.sciencenews.org/article/cdc-drug-resistant-microbes-kill-about-35000-people-united-states-per-year</a></p>
<p><a href="https://www.livescience.com/microbe-spreads-antibiotic-resistance-to-bacteria.html">https://www.livescience.com/microbe-spreads-antibiotic-resistance-to-bacteria.html</a></p>
<p><a href="https://www.sciencedaily.com/terms/antibiotic_resistance.htm">https://www.sciencedaily.com/terms/antibiotic_resistance.htm</a></p>
<p><a href="https://www.cdc.gov/features/antibiotic-resistance-global/index.html">https://www.cdc.gov/features/antibiotic-resistance-global/index.html</a></p>
<p><a href="https://www.sciencenews.org/article/climate-change-could-raise-risk-deadly-fungal-infections-humans">https://www.sciencenews.org/article/climate-change-could-raise-risk-deadly-fungal-infections-humans</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/antimikrobiyal-ilaclara-direncli-organizma-sayisi-artiyor">Antimikrobiyal ilaçlara dirençli organizma sayısı artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16101</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antimikrobiyal direnç: Savaşı kaybediyor muyuz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/antimikrobiyal-direnc-savasi-kaybediyor-muyuz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2016 11:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[direnç]]></category>
		<category><![CDATA[direnç mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4435</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Son sözü söyleyen her zaman mikroplar olacaktır.” Kuduz aşısını bulan Louis Pasteur 100 yıldan uzun bir süre önce mikroplarla savaşımızı bu cümle ile ifade etmişti. Ancak aradan geçen zaman geçmiş tecrübelerimizden ders almadığımızı gözler önüne seriyor. Bilim insanları mikroplarla savaşırken kullandığımız antimikrobiyalleri bu şekilde tüketmeye devam edersek yakın bir gelecekte boğaz enfeksiyonu gibi basit sebeplerden ölümlerin kaçınılmaz olacağını söylüyorlar. Araştırmalara göre Asya ve Afrika’da hastaneye yatırılan her 2 hastadan 1’ine, Avrupa’da her 3 hastadan 1’ine antibiyotik tedavisi başlanıyor. Araştırmanın asıl şaşırtıcı ve korkutucu noktası ise vankomisin, meropenem gibi tedavide ikincil planda düşünülmesi gereken kuvvetli antibiyotiklerin gereğinden fazla kullanıldığının gösterilmesidir. Üstelik tedavi için gerekli tanısal testlerin uygulanma oranı ise yalnızca 1/3! Bu demek oluyor ki çoğu vakada yeterli tanısal tetkikler yapılmadan ağır antibiyotik tedavileri uygulanıyor. Dünya çağında en çok kullanılan antibiyotik ise seftriakson olarak saptanmış. Antimikrobiyal direnç nedir? Antimikrobiyal direnç (AMD) herhangi bir mikroorganizmanın, onu ortadan kaldıracak antimikrobiyal tedaviye karşı direnmesi, varlığını sürdürmesi olarak tanımlanabilir. Antimikrobiyal tedaviler: Bakteriler için antibiyotik Virüsler için antiviral Parazitler için antimalaryal Mantarlar için antifungal olarak sınıflandırılabilir. Antibiyotik direnci ise özel olarak bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç göstermesi, antibiyotiklere rağmen bakterilerin ölmemeleri veya üremeye devam etmeleri olarak tanımlanabilir. Bakteriler antibiyotiklere karşı nasıl direnç kazanırlar? Aslında bakterilerin direnç kazanması yeni bir kavram değil. Binlerce yıldır mantarlar ve parazitler doğal olarak bakterilere karşı kendi salgılarıyla savaşıyorlardı ve bazı bakteriler bunlara direnç geliştirebiliyordu. Ancak özellikle penisilinin keşfinden sonraki 50 yılda hızla yeni nesil bakteriler direnç geliştirmeye başladılar. Direnç kazanmalarını kısaca şu şekilde düşünebiliriz: ortamda 100 tane bakteri olsun ve kullandığımız antibiyotik bu bakterilerin 98 tanesini öldürsün. Kalan 2 bakteri yeniden çoğalacak ve antibiyotik kullansak bile diğer bakteriler ölecek ama dirençli 2 bakterinin yeni nesilleri hızlıca üreyerek çoğunluğu oluşturacaklar. Artık elimizde antibiyotiğimize dirençli kocaman bir bakteri havuzumuz var diyebiliriz. Üstelik baştaki 2 bakterinin birbirinden farklı mekanizmalarla antibiyotiklere direnç gösterdiğini varsayalım. Bu bakteriler birbiri ile iletişim kuracak ve direnç sağlayan genlerini birbirine aktaracaklar. Nesiller boyu aktarılarak direnç geliştirilen ilk yol “vertikal (dikey) geçiş” bakterilerin birbiriyle iletişimi sonucu oluşan ikinci yol ise “horizontal (yatay) geçiş” olarak adlandırılıyor. Antibiyotik direnci bedenimizde yaşayan yararlı bakterileri etkileyip bizimle beraber yaşayabilmelerini sağlasa da hastalık yapıcı patojen bakterileri de etkileyerek daha ağır enfeksiyonlara sebep olabiliyor. Temel direnç mekanizmaları nelerdir? Yaşamın tüm karmaşıklığını gördüğümüz bakteriler, antibiyotik direncini temelde 4 ana mekanizmayla oluşturur: Taştan duvar örer: Bakterinin hücre zarı antibiyotikleri içeri almayan, geçirgenliği olmayan bir bariyer oluşturur. Hedef değiştirir: Bakteri, antibiyotiklerin bağlandığı kısımları değiştirir. Böylece bakteri üzerinde bağlanacak yer bulamayan antibiyotik işlevsiz kalır. Antibiyotiği değiştirir: Bakteri antibiyotik ona zarar vermeden önce antibiyotiği işlevsiz kılacak enzimler üretir. Dışarıya atar: Antibiyotik özelleşmiş pompa mekanizmalarıyla hücre dışına atılır. Bilim insanları dirençli enfeksiyonları yenmek için yeni moleküller üzerinde çalışsalar da bu veriler antibiyotik direncinin hızla arttığını ve bilinçli kullanımı tam anlamıyla gerçekleştiremezsek yakın gelecekte çok büyük sorunlar yaşayacağımızı gösteriyor. Derleyen: Furkan Avcı Kaynak: http://www.antimicrobial-resistance.biomerieux.com/?utm_source=eblast&#38;utm_campaign=AAW&#38;utm_medium=eblasthttp://www.biomerieux.com/sites/corporate/files/news-event-press-release/pr_biomerieux_and_antwerp_university_global_point_prevalence_survey_20160411.pdf</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/antimikrobiyal-direnc-savasi-kaybediyor-muyuz">Antimikrobiyal direnç: Savaşı kaybediyor muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Son sözü söyleyen her zaman mikroplar olacaktır.” </em></strong></p>
<p>Kuduz aşısını bulan <strong>Louis Pasteur</strong> 100 yıldan uzun bir süre önce mikroplarla savaşımızı bu cümle ile ifade etmişti. Ancak aradan geçen zaman geçmiş tecrübelerimizden ders almadığımızı gözler önüne seriyor. Bilim insanları mikroplarla savaşırken kullandığımız antimikrobiyalleri bu şekilde tüketmeye devam edersek yakın bir gelecekte boğaz enfeksiyonu gibi basit sebeplerden ölümlerin kaçınılmaz olacağını söylüyorlar.</p>
<p>Araştırmalara göre Asya ve Afrika’da hastaneye yatırılan her 2 hastadan 1’ine, Avrupa’da her 3 hastadan 1’ine antibiyotik tedavisi başlanıyor.</p>
<p>Araştırmanın asıl şaşırtıcı ve korkutucu noktası ise vankomisin, meropenem gibi tedavide ikincil planda düşünülmesi gereken kuvvetli antibiyotiklerin gereğinden fazla kullanıldığının gösterilmesidir. Üstelik tedavi için gerekli tanısal testlerin uygulanma oranı ise yalnızca 1/3! Bu demek oluyor ki çoğu vakada yeterli tanısal tetkikler yapılmadan ağır antibiyotik tedavileri uygulanıyor. Dünya çağında en çok kullanılan antibiyotik ise seftriakson olarak saptanmış.</p>
<p><strong>Antimikrobiyal direnç nedir?</strong></p>
<p>Antimikrobiyal direnç (AMD) herhangi bir mikroorganizmanın, onu ortadan kaldıracak antimikrobiyal tedaviye karşı direnmesi, varlığını sürdürmesi olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Antimikrobiyal tedaviler:</p>
<ul>
<li>Bakteriler için antibiyotik</li>
<li>Virüsler için antiviral</li>
<li>Parazitler için antimalaryal</li>
<li>Mantarlar için antifungal olarak sınıflandırılabilir.</li>
</ul>
<p>Antibiyotik direnci ise özel olarak bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç göstermesi, antibiyotiklere rağmen bakterilerin ölmemeleri veya üremeye devam etmeleri olarak tanımlanabilir.</p>
<p><strong>Bakteriler antibiyotiklere karşı nasıl direnç kazanırlar?</strong></p>
<p>Aslında bakterilerin direnç kazanması yeni bir kavram değil. Binlerce yıldır mantarlar ve parazitler doğal olarak bakterilere karşı kendi salgılarıyla savaşıyorlardı ve bazı bakteriler bunlara direnç geliştirebiliyordu. Ancak özellikle penisilinin keşfinden sonraki 50 yılda hızla yeni nesil bakteriler direnç geliştirmeye başladılar. Direnç kazanmalarını kısaca şu şekilde düşünebiliriz: ortamda 100 tane bakteri olsun ve kullandığımız antibiyotik bu bakterilerin 98 tanesini öldürsün. Kalan 2 bakteri yeniden çoğalacak ve antibiyotik kullansak bile diğer bakteriler ölecek ama dirençli 2 bakterinin yeni nesilleri hızlıca üreyerek çoğunluğu oluşturacaklar. Artık elimizde antibiyotiğimize dirençli kocaman bir bakteri havuzumuz var diyebiliriz. Üstelik baştaki 2 bakterinin birbirinden farklı mekanizmalarla antibiyotiklere direnç gösterdiğini varsayalım. Bu bakteriler birbiri ile iletişim kuracak ve direnç sağlayan genlerini birbirine aktaracaklar. Nesiller boyu aktarılarak direnç geliştirilen ilk yol “vertikal (dikey) geçiş” bakterilerin birbiriyle iletişimi sonucu oluşan ikinci yol ise “horizontal (yatay) geçiş” olarak adlandırılıyor.</p>
<p>Antibiyotik direnci bedenimizde yaşayan yararlı bakterileri etkileyip bizimle beraber yaşayabilmelerini sağlasa da hastalık yapıcı patojen bakterileri de etkileyerek daha ağır enfeksiyonlara sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Temel direnç mekanizmaları nelerdir?</strong></p>
<p>Yaşamın tüm karmaşıklığını gördüğümüz bakteriler, antibiyotik direncini temelde 4 ana mekanizmayla oluşturur:</p>
<ul>
<li><strong>Taştan duvar örer</strong>: Bakterinin hücre zarı antibiyotikleri içeri almayan, geçirgenliği olmayan bir bariyer oluşturur.</li>
<li><strong>Hedef değiştirir</strong>: Bakteri, antibiyotiklerin bağlandığı kısımları değiştirir. Böylece bakteri üzerinde bağlanacak yer bulamayan antibiyotik işlevsiz kalır.</li>
<li><strong>Antibiyotiği değiştirir</strong>: Bakteri antibiyotik ona zarar vermeden önce antibiyotiği işlevsiz kılacak enzimler üretir.</li>
<li><strong>Dışarıya atar</strong>: Antibiyotik özelleşmiş pompa mekanizmalarıyla hücre dışına atılır.</li>
</ul>
<p>Bilim insanları dirençli enfeksiyonları yenmek için yeni moleküller üzerinde çalışsalar da bu veriler antibiyotik direncinin hızla arttığını ve bilinçli kullanımı tam anlamıyla gerçekleştiremezsek yakın gelecekte çok büyük sorunlar yaşayacağımızı gösteriyor.</p>
<p><strong>Derleyen</strong>: Furkan Avcı</p>
<p><strong>Kaynak</strong>: <a href="http://www.antimicrobial-resistance.biomerieux.com/?utm_source=eblast&amp;utm_campaign=AAW&amp;utm_medium=eblast">http://www.antimicrobial-resistance.biomerieux.com/?utm_source=eblast&amp;utm_campaign=AAW&amp;utm_medium=eblast</a><a href="http://www.biomerieux.com/sites/corporate/files/news-event-press-release/pr_biomerieux_and_antwerp_university_global_point_prevalence_survey_20160411.pdf">http://www.biomerieux.com/sites/corporate/files/news-event-press-release/pr_biomerieux_and_antwerp_university_global_point_prevalence_survey_20160411.pdf</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/antimikrobiyal-direnc-savasi-kaybediyor-muyuz">Antimikrobiyal direnç: Savaşı kaybediyor muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4435</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yağ ağırlıklı beslenme, metabolizmayı tepetaklak ediyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/5-gunluk-aburcubur-metabolizmanizi-tepetaklak-ediyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2016 13:36:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[direnç]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[makarna]]></category>
		<category><![CDATA[mayonez]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Metabolizmaya ciddi anlamda zarar vermek için yalnızca birkaç gün boyunca makarna ve peynir ağırlıklı bir beslenme düzeni uygulamak yeterli. (Obesity dergisi). Araştırmacılar bedenin yağ oranı yüksek işlenmiş besinlerle beslenmesi durumunda iskelet kaslarının nasıl bir tepki verdiklerini anlamak amacıyla üniversite çağındaki 12 sağlıklı erkeğe, ilk başta kilo denetimli özel tasarlanmış bir beslenme düzeni uyguladı. Yağ ağırlıklı besinlerle beslenenlerin aldıkları kalorilerin %55’i yağlardan gelirken, alınan toplam kalorilerin yaklaşık %18’i doymuş yağlardan gelmekteydi&#8230; Yağ ağırlıklı beslenme Araştırmayı yürüten Virginia Tech İnsanlarda Beslenme, Besin ve Beden Alıştırmaları Bölümü başkanı Mattew W. Hulver, tereyağı ağırlıklı peynirli makarna, mayonez ve tereyağ içeren jambonlu ve peynirli sandviçler ve mikrodalgada pişen yağlı yiyeceklerin yer aldığı Batılı bir beslenme düzeninde karar kıldı. Deneklere uygulanan yağlı beslenme düzenlerinin kalori miktarları kontrol grubunun aldığı kalori miktarlarına eşitti. Araştırmacılar belirli hedef genleri incelediklerinde metabolizmada son derece çarpıcı etkilerin meydana geldiğine tanık oldu. 5 günlük yağ ağırlıklı bir beslenmenin ardından bedenin belli bir öğüne verdiği tepki, temelde ya köreldi, ya da tümden yok oldu. Yağ ağırlıklı beslenme düzenine geçmeden önce normal besinlerle beslenen deneklerin oksidatif genlerinde, yemekten dört saat sonra büyük bir artış olduğu görülüyordu. Yağ ağırlıklı beslenmenin ardından bu tepki tümden yok oldu. Normal beslenme koşullarında, biyopsi örneği alınan kas, glikozu okside etmek suretiyle ondan bir enerji kaynağı olarak yararlanıyor. Bu etkinin 5 günde tümden ortadan kalktığı görüldü. İnsülin direnci Bulgular, insülin duyarlılığında kısa erimde genelde bir değişiklik olmamakla birlikte, bu türde bir beslenme düzeni uzun süre uygulanırsa, zamanla insülin direncine yol açabileceği görüldü. Hulver, beş günlük bir yağ tüketiminin metabolizmayı altüst etmeye yeterli olmasından yola çıkarak, “Aşırı miktarda kalorinin tüketildiği bir döneme girildiğinde sürekli olarak yağ oranı yüksek besinlerle beslenen kişiler kilo almaya daha yatkın bir duruma mı geliyor” olabilir dedi. Rita Urgan</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/5-gunluk-aburcubur-metabolizmanizi-tepetaklak-ediyor">Yağ ağırlıklı beslenme, metabolizmayı tepetaklak ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metabolizmaya ciddi anlamda zarar vermek için yalnızca birkaç gün boyunca makarna ve peynir ağırlıklı bir beslenme düzeni uygulamak yeterli. (<em>Obesity</em> dergisi).</p>
<p>Araştırmacılar bedenin yağ oranı yüksek işlenmiş besinlerle beslenmesi durumunda iskelet kaslarının nasıl bir tepki verdiklerini anlamak amacıyla üniversite çağındaki 12 sağlıklı erkeğe, ilk başta kilo denetimli özel tasarlanmış bir beslenme düzeni uyguladı. Yağ ağırlıklı besinlerle beslenenlerin aldıkları kalorilerin %55’i yağlardan gelirken, alınan toplam kalorilerin yaklaşık %18’i doymuş yağlardan gelmekteydi&#8230;</p>
<p><strong>Yağ ağırlıklı beslenme</strong></p>
<p>Araştırmayı yürüten Virginia Tech İnsanlarda Beslenme, Besin ve Beden Alıştırmaları Bölümü başkanı <strong>Mattew W. Hulver,</strong> tereyağı ağırlıklı peynirli makarna, mayonez ve tereyağ içeren jambonlu ve peynirli sandviçler ve mikrodalgada pişen yağlı yiyeceklerin yer aldığı Batılı bir beslenme düzeninde karar kıldı. Deneklere uygulanan yağlı beslenme düzenlerinin kalori miktarları kontrol grubunun aldığı kalori miktarlarına eşitti.</p>
<p>Araştırmacılar belirli hedef genleri incelediklerinde metabolizmada son derece çarpıcı etkilerin meydana geldiğine tanık oldu. 5 günlük yağ ağırlıklı bir beslenmenin ardından bedenin belli bir öğüne verdiği tepki, temelde ya köreldi, ya da tümden yok oldu.</p>
<p>Yağ ağırlıklı beslenme düzenine geçmeden önce normal besinlerle beslenen deneklerin oksidatif genlerinde, yemekten dört saat sonra büyük bir artış olduğu görülüyordu. Yağ ağırlıklı beslenmenin ardından bu tepki tümden yok oldu. Normal beslenme koşullarında, biyopsi örneği alınan kas, glikozu okside etmek suretiyle ondan bir enerji kaynağı olarak yararlanıyor. Bu etkinin 5 günde tümden ortadan kalktığı görüldü.</p>
<p><strong>İnsülin direnci</strong></p>
<p>Bulgular, insülin duyarlılığında kısa erimde genelde bir değişiklik olmamakla birlikte, bu türde bir beslenme düzeni uzun süre uygulanırsa, zamanla insülin direncine yol açabileceği görüldü.</p>
<p>Hulver, beş günlük bir yağ tüketiminin metabolizmayı altüst etmeye yeterli olmasından yola çıkarak, “Aşırı miktarda kalorinin tüketildiği bir döneme girildiğinde sürekli olarak yağ oranı yüksek besinlerle beslenen kişiler kilo almaya daha yatkın bir duruma mı geliyor” olabilir dedi.</p>
<p><em><strong>Rita Urgan</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/5-gunluk-aburcubur-metabolizmanizi-tepetaklak-ediyor">Yağ ağırlıklı beslenme, metabolizmayı tepetaklak ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3212</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
