<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>e-imza arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/e-imza/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/e-imza</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Dec 2017 10:23:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Sentetik DNA: Sanata elektronik imza</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sentetik-dna-sanata-elektronik-imza</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2017 09:25:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[blockchain]]></category>
		<category><![CDATA[blok zincir]]></category>
		<category><![CDATA[CERN]]></category>
		<category><![CDATA[dijital sanat]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[e-imza]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[louvre müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sahtecilik]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik dna]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatçı, tablosunu tamamladı. Boyası kururken, tablonun bir kenarına Sentetik DNA yapıştıracak. Bu, kendi DNA’sı değil: Adı üstünde, yapay bir DNA. Bunu bir laboratuvar hazırlıyor. Nasıl ki her insanın farklı görünümünü DNA’sı sağlıyorsa, bu tablo da “kendi” DNA’sı ile özgün olacak. Başkası aynısını kopyalasa bile DNA’sını kopyalaması mümkün değil. En azından, “şimdilik” değil. Çünkü sanat dünyasında sahtecilik, son derece olağan. Piyasası 55 milyar dolar hesaplanıyor: Burada bir eserin sahte olduğunun anlaşılması, alana da satana da zarar ziyan. Ayrıca, parayla ölçülemeyecek prestij kaybı. Şimdilik mükemmel bir önlem gibi görünen bu yenilikçiliği, New York Eyalet Üniversitesi (NYSU) Küresel İnovasyon Merkezi (GCI) sundu. Dünyanın en aktif, en büyük sanat piyasasının bulunduğu New York’ta sahteciliğe karşı önlem olarak Sentetik DNA projesini geliştirdi. Buna 2 milyon dolar desteği, sigorta şirketi ARIS hemen verdi. Böyle bir şeyin işe yarayacağı anlaşılınca ARIS, bu teknolojiyi üniversiteden satın aldı. Ve bu konuyla ilgilenecek kendi şirketini kurdu. Tablonun e-imzası var Sentetik DNA sadece tablolar için değil, seramikten heykele bütün sanat eserleri için kullanılabilecek. Bu, tıpkı otomobilin şasi numarası gibi bir şey. Ya da kredi kartındaki güvenlik numarası gibi. Kağıt parada özel ışıkla görülebilen işaretler gibi. Bir tür e-imza. Sentetik DNA bir laboratuvarda hazırlanan bir biyomühendislik ürünü. Esere zarar vermeyecek. Çevresel koşullardan etkilenmeyecek. Üzerinde oynanamayacak. O eser ile “gerçek” sanat eserlerini sıralayan veri tabanı arasındaki bağ. Gerektiğinde bu sentetik imza, özel bir tarayıcıyla okunabilir. Birisi bu pul kadar küçük DNA’yı oradan kazımaya kalksa bile, iz bırakmadan bunu başaramaz. İnovasyon, hemen ticarileşti Yenilikçiliği düşünmek, ortaya çıkartmak 1 numaralı gerek, ama 2 numaralı gerek, o inovasyondan bir fayda sağlamak. ABD’deki girişimin biraz daha farklısını bir İngiliz şirketi yapıyor: Sanat eserine, sadece o esere özgü, üzerinde oynanamayan bir özel yapım etiket basıyor. Bu etikette kullanılan boya, işaretler, şekiller, rakamlar tamamen ve sadece o eser için. Etiketin inceliği 8-30 mikron arasında değişiyor. Örneğin, 8 mikronluk alüminyum etiketi yerinden çıkartmaya çalışınca etiket sıvaşıyor, bunu yapanın foyası ortaya çıkıyor. Esere konulan etiket, şirketin kataloğunda kayıtlı. Ama elbette bütün bu güvenlik önlemleri aşılamaz diye bir şey de yok. Zaten bu tür yenilikçi önlemler, yeni eserler için geçerli. Blok zinciri çare mi? Bitcoin’le yakından uzaktan akraba şifreli paraların işletim sistemi Blok Zinciri (Block chain) de acaba sanat sahteciliğine karşı bir önlem olabilir mi? Hele de dijital sanat eserlerinin korunmasına karşı? Dijital sanat da çünkü pek hızla değer kazanan bir alan. Sahteciliğe de en uygun sanat dalı: Bilgisayar destekli tasarımla (CAD) taklit edilemeyecek bir şey kaldı mı acaba? Üstelik, dijital sanat zaten internette yaşıyor. İnternet, haklanmaya hep açık. Bütün bu sorunlara rağmen, dijital sanat eserinin orijinalliğini korumak isteyen galeriler, tıpkı noter veya banka işlemi gibi çalışan Blok Zinciri’ni kullanmaya başladı. Bir dijital esere, “şimdilik” kırılamayacak kadar karışık 34 – 67 haneli karman çorman bir şifre -otomatik ve gelişigüzel- veriliyor. Eser, bu şifreyle izleniyor. Eserin el değiştirmesi sırasında bu şifre sürekli yenilendiği için, eskisinin hükmü kalmıyor. Louvre’da mini CERN Sahteciliğe karşı Paris/Louvre Müzesi ise, 2.1 milyon euro’ya yeni satın aldığı, 37 metre uzunluğunda parçacık hızlandırıcısını (CERN benzeri) kullanmaya başladı. Cihaz, parçacıkları saniyede 20 bin km hızla esere yollayacak, oluşacak radyasyon ölçülecek. Eserin gerçekliğini saptamak için&#8230; Louvre’un 15 metre altındaki laboratuvarda benzer bir cihaz 1989’dan beri çalışıyordu. Ancak günde 8-10 saat işleyebiliyordu. Zamanla sahtecilik bağlantılı sorunlar arttığı için daha ileri teknolojik yeni bir cihaz gerekti. Şimdi 24 saat çalışacak. Edip Emil Öymen *Bu yazı 15.12.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sentetik-dna-sanata-elektronik-imza">Sentetik DNA: Sanata elektronik imza</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı, tablosunu tamamladı. Boyası kururken, tablonun bir kenarına Sentetik DNA yapıştıracak. Bu, kendi DNA’sı değil: Adı üstünde, yapay bir DNA. Bunu bir laboratuvar hazırlıyor. Nasıl ki her insanın farklı görünümünü DNA’sı sağlıyorsa, bu tablo da “kendi” DNA’sı ile özgün olacak. Başkası aynısını kopyalasa bile DNA’sını kopyalaması mümkün değil. En azından, “şimdilik” değil. Çünkü sanat dünyasında sahtecilik, son derece olağan. Piyasası 55 milyar dolar hesaplanıyor: Burada bir eserin sahte olduğunun anlaşılması, alana da satana da zarar ziyan. Ayrıca, parayla ölçülemeyecek prestij kaybı.</p>
<p>Şimdilik mükemmel bir önlem gibi görünen bu yenilikçiliği, New York Eyalet Üniversitesi (NYSU) Küresel İnovasyon Merkezi (GCI) sundu. Dünyanın en aktif, en büyük sanat piyasasının bulunduğu New York’ta sahteciliğe karşı önlem olarak Sentetik DNA projesini geliştirdi. Buna 2 milyon dolar desteği, sigorta şirketi ARIS hemen verdi. Böyle bir şeyin işe yarayacağı anlaşılınca ARIS, bu teknolojiyi üniversiteden satın aldı. Ve bu konuyla ilgilenecek kendi şirketini kurdu.</p>
<p><strong>Tablonun e-imzası var </strong></p>
<p>Sentetik DNA sadece tablolar için değil, seramikten heykele bütün sanat eserleri için kullanılabilecek. Bu, tıpkı otomobilin şasi numarası gibi bir şey. Ya da kredi kartındaki güvenlik numarası gibi. Kağıt parada özel ışıkla görülebilen işaretler gibi. Bir tür e-imza.</p>
<p>Sentetik DNA bir laboratuvarda hazırlanan bir biyomühendislik ürünü. Esere zarar vermeyecek. Çevresel koşullardan etkilenmeyecek. Üzerinde oynanamayacak. O eser ile “gerçek” sanat eserlerini sıralayan veri tabanı arasındaki bağ. Gerektiğinde bu sentetik imza, özel bir tarayıcıyla okunabilir. Birisi bu pul kadar küçük DNA’yı oradan kazımaya kalksa bile, iz bırakmadan bunu başaramaz.</p>
<p><strong>İnovasyon, hemen ticarileşti</strong></p>
<p>Yenilikçiliği düşünmek, ortaya çıkartmak 1 numaralı gerek, ama 2 numaralı gerek, o inovasyondan bir fayda sağlamak. ABD’deki girişimin biraz daha farklısını bir İngiliz şirketi yapıyor: Sanat eserine, sadece o esere özgü, üzerinde oynanamayan bir özel yapım etiket basıyor. Bu etikette kullanılan boya, işaretler, şekiller, rakamlar tamamen ve sadece o eser için. Etiketin inceliği 8-30 mikron arasında değişiyor. Örneğin, 8 mikronluk alüminyum etiketi yerinden çıkartmaya çalışınca etiket sıvaşıyor, bunu yapanın foyası ortaya çıkıyor. Esere konulan etiket, şirketin kataloğunda kayıtlı. Ama elbette bütün bu güvenlik önlemleri aşılamaz diye bir şey de yok. Zaten bu tür yenilikçi önlemler, yeni eserler için geçerli.</p>
<p><strong>Blok zinciri çare mi?</strong></p>
<p>Bitcoin’le yakından uzaktan akraba şifreli paraların işletim sistemi Blok Zinciri (Block chain) de acaba sanat sahteciliğine karşı bir önlem olabilir mi? Hele de dijital sanat eserlerinin korunmasına karşı? Dijital sanat da çünkü pek hızla değer kazanan bir alan. Sahteciliğe de en uygun sanat dalı: Bilgisayar destekli tasarımla (CAD) taklit edilemeyecek bir şey kaldı mı acaba? Üstelik, dijital sanat zaten internette yaşıyor. İnternet, haklanmaya hep açık.</p>
<p>Bütün bu sorunlara rağmen, dijital sanat eserinin orijinalliğini korumak isteyen galeriler, tıpkı noter veya banka işlemi gibi çalışan Blok Zinciri’ni kullanmaya başladı. Bir dijital esere, “şimdilik” kırılamayacak kadar karışık 34 – 67 haneli karman çorman bir şifre -otomatik ve gelişigüzel- veriliyor. Eser, bu şifreyle izleniyor. Eserin el değiştirmesi sırasında bu şifre sürekli yenilendiği için, eskisinin hükmü kalmıyor.</p>
<p><strong>Louvre’da mini CERN</strong></p>
<p>Sahteciliğe karşı Paris/Louvre Müzesi ise, 2.1 milyon euro’ya yeni satın aldığı, 37 metre uzunluğunda parçacık hızlandırıcısını (CERN benzeri) kullanmaya başladı. Cihaz, parçacıkları saniyede 20 bin km hızla esere yollayacak, oluşacak radyasyon ölçülecek. Eserin gerçekliğini saptamak için&#8230;</p>
<p>Louvre’un 15 metre altındaki laboratuvarda benzer bir cihaz 1989’dan beri çalışıyordu. Ancak günde 8-10 saat işleyebiliyordu. Zamanla sahtecilik bağlantılı sorunlar arttığı için daha ileri teknolojik yeni bir cihaz gerekti. Şimdi 24 saat çalışacak.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 15.12.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sentetik-dna-sanata-elektronik-imza">Sentetik DNA: Sanata elektronik imza</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8589</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sibere güvenlik: Blok zinciri</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sibere-guvenlik-blok-zinciri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Apr 2017 11:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[e-imza]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Blok Zinciri (Blockchain), bir yazılım programı: Bir tür eposta gibi. Program, kişinin yollamak istediği mesaj için pek karmaşık, şimdilik 37 – 64 haneden oluşan bir rakam ve sembol şifresi yaratıyor. Bu şifre, yollanacak mesajın (içeriğin) bir tür e-imzası, zaman damgası, dijital ayakizi. Bu terimlerden e-imza, en alışkın olduğumuz. 2004’ten beri Elektronik İmza Kanunu’muz var. Yüzyıllardır “imza” diye bildiğimiz imza ile e-imza şimdi eşdeğer hukuki statüde. Zaman damgası, dijital ayakizi İşte bu e-imza benzeri, ama ondan daha yenilikçi bir doğrulama şifremiz oldu artık. Blok Zinciri sistemiyle iletilecek şeye (para, belge, hatta oy) bu yeni model e-imza ekleniyor. Bunun nasıl yapıldığı, tekniği konumuz dışı. Önemli olan, o kullanıcı için, sadece o işleme özgü böyle bir şifrenin yaratılmış olması. İleti, A’dan B’ye giderken, ekrandan izlenebilir. Tıpkı bir kurye servisinin paketinin ekrandan izlenmesi gibi. Tek fark, gönderilen iletiye özgü, değiştirilemez, sahtecilik yapılamaz (şimdilik!?) yüksek güvenlikli şifreleme mekanizması olması. Blok Zinciri denilen şey, özet olarak karmaşık şifreli bir ileti. İsveç’te tapuda blok zinciri Siber güvenlik, siber savunma kavramlarının gündelik dilde, güncel büyük sorunlar olduğu günümüzde, özellikle finansal ve bürokratik kayıtların daha güvenli bir şekilde iletilmesi yaşamsal önemde. Sık sık, web sitelerine haker saldırıları oluyor. Bankaların, kurumların, şirketlerin hesapları çalınıyor. Bu sürekli tehdide karşı alınabilecek (sınırlı da olsa) bir yeni güvenlik önlemi, bir umut ışığı. Örneğin İsveç, tapu kadastro ipotek kayıtlarını bu yeni sistemde tutmak için harekete geçti. Tapu bürokrasisini azaltmak, daha güvenli kılmak, sahteciliği önlemek amacıyla İsveç’in sorumlu kurumu Lantmäteriet, eğer bu sistem başarılı olursa, yılda 100 milyon Euro tasarruf sağlanacağını hesapladı. İngiltere Merkez Bankası ilgili Bizde de e-imza ilk uygulanmaya başlandığında, 2005’te dönemin Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen şöyle demişti: “Gümrükte bu uygulamayla 1.127 ton kâğıt tasarruf edildi. Daha önce bu işlemlerde 2.3 milyon adet kâğıt kullanılmıştı. Bu, 112 kamyon dolusu kâğıttır. Bunu şimdi tasarruf ediyoruz.” Dijitalleşme, her yeni aşamasında, işletmeye daha çok kâr, daha çok tasarruf sağlıyor. Bunun farkında olan başka kurumlar da var: İngiltere Merkez Bankası, tam da bu konuda Kanadalı şirket MindBridge AI ve San Fransisco’dan Ripple ile “finansal iletişimdeki anormallikleri saptamak” amacıyla işbirliğine gidiyor. Japonya’da sanal para bitcoin’in resmi ödeme yöntemi olarak kabul edilmesinden 15 gün içinde, ülkenin en büyük finansal kurumu Tokyo-Mitsubishi Bankası (BTMU) Ripple blok zinciri ağına katıldı. Nikkei Ajansı, bu sistemle para havalesinin 2018’de başlayacağını duyurdu. Ama tabii, bütün bu yenilikçilik, şimdilik deneme aşamasında. AB Komisyonu merakta Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) yolladığı bir “görüş yazısında” AB Komisyonu, blok zinciri konusunun finansal işlemlere daha yüksek güvenlik sağlayabileceğine dikkat çekti. ECB’nin 2016 yılı faaliyetlerini anlattığı 222 sayfalık yeni yayınlanan raporunda bu konu yoksa da, raporla eşzamanlı yayınladığı “Teknolojik İnovasyon: Evrim mi, Devrim mi?” başlıklı görüşte ECB şunu dedi: “Sistem, yeterince olgun değil. Ama ilgilenmeye değer. Bir araştırma grubu kuracağız. Japonya Merkez Bankası’yla ortak bir araştırma projesi başlatacağız.” Bankalar vadeli yolcu Bankaya gerek kalmadan güvenli para transferi gerçekliğe doğru adım adım. Denemeler blok zinciriyle başladı. Eskiden dünyada e-imza yokken var edildi, bankalar daha da dijitalleşmek zorunda. Bizde e-imza başladığında noterler, muhtarlar “işsiz kalacağız” endişesine kapılmıştı. Evet, onların bazı işleri, e-düzeyde yapılıyor artık. Önce Sanayi 4.0, sonra Toplum 5.0 kavramlarının küreselleştiği yeni dünyada, eski yüzyılların iş modelleri aynı kalamıyor. *Geçen haftaki yazıya ek bilgi: Türkiye’de ilk bitcoin borsası Koinim, 2013’ten beri faaldir.  Edip Emil Öymen *Bu yazı 21.04.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sibere-guvenlik-blok-zinciri">Sibere güvenlik: Blok zinciri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Blok Zinciri (Blockchain), bir yazılım programı: Bir tür eposta gibi. Program, kişinin yollamak istediği mesaj için pek karmaşık, şimdilik 37 – 64 haneden oluşan bir rakam ve sembol şifresi yaratıyor. Bu şifre, yollanacak mesajın (içeriğin) bir tür e-imzası, zaman damgası, dijital ayakizi. Bu terimlerden e-imza, en alışkın olduğumuz. 2004’ten beri Elektronik İmza Kanunu’muz var. Yüzyıllardır “imza” diye bildiğimiz imza ile e-imza şimdi eşdeğer hukuki statüde.</p>
<p><strong>Zaman damgası, dijital ayakizi</strong></p>
<p>İşte bu e-imza benzeri, ama ondan daha yenilikçi bir doğrulama şifremiz oldu artık. Blok Zinciri sistemiyle iletilecek şeye (para, belge, hatta oy) bu yeni model e-imza ekleniyor. Bunun nasıl yapıldığı, tekniği konumuz dışı. Önemli olan, o kullanıcı için, sadece o işleme özgü böyle bir şifrenin yaratılmış olması. İleti, A’dan B’ye giderken, ekrandan izlenebilir. Tıpkı bir kurye servisinin paketinin ekrandan izlenmesi gibi. Tek fark, gönderilen iletiye özgü, değiştirilemez, sahtecilik yapılamaz (şimdilik!?) yüksek güvenlikli şifreleme mekanizması olması. Blok Zinciri denilen şey, özet olarak karmaşık şifreli bir ileti.</p>
<p><strong>İsveç’te tapuda blok zinciri</strong></p>
<p>Siber güvenlik, siber savunma kavramlarının gündelik dilde, güncel büyük sorunlar olduğu günümüzde, özellikle finansal ve bürokratik kayıtların daha güvenli bir şekilde iletilmesi yaşamsal önemde. Sık sık, web sitelerine haker saldırıları oluyor. Bankaların, kurumların, şirketlerin hesapları çalınıyor. Bu sürekli tehdide karşı alınabilecek (sınırlı da olsa) bir yeni güvenlik önlemi, bir umut ışığı.</p>
<p>Örneğin İsveç, tapu kadastro ipotek kayıtlarını bu yeni sistemde tutmak için harekete geçti. Tapu bürokrasisini azaltmak, daha güvenli kılmak, sahteciliği önlemek amacıyla İsveç’in sorumlu kurumu Lantmäteriet, eğer bu sistem başarılı olursa, yılda 100 milyon Euro tasarruf sağlanacağını hesapladı.</p>
<p><strong>İngiltere Merkez Bankası ilgili</strong></p>
<p>Bizde de e-imza ilk uygulanmaya başlandığında, 2005’te dönemin Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen şöyle demişti: “Gümrükte bu uygulamayla 1.127 ton kâğıt tasarruf edildi. Daha önce bu işlemlerde 2.3 milyon adet kâğıt kullanılmıştı. Bu, 112 kamyon dolusu kâğıttır. Bunu şimdi tasarruf ediyoruz.”</p>
<p>Dijitalleşme, her yeni aşamasında, işletmeye daha çok kâr, daha çok tasarruf sağlıyor. Bunun farkında olan başka kurumlar da var: İngiltere Merkez Bankası, tam da bu konuda Kanadalı şirket MindBridge AI ve San Fransisco’dan Ripple ile “finansal iletişimdeki anormallikleri saptamak” amacıyla işbirliğine gidiyor. Japonya’da sanal para bitcoin’in resmi ödeme yöntemi olarak kabul edilmesinden 15 gün içinde, ülkenin en büyük finansal kurumu Tokyo-Mitsubishi Bankası (BTMU) Ripple blok zinciri ağına katıldı. Nikkei Ajansı, bu sistemle para havalesinin 2018’de başlayacağını duyurdu. Ama tabii, bütün bu yenilikçilik, şimdilik deneme aşamasında.</p>
<p><strong>AB Komisyonu merakta</strong></p>
<p>Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) yolladığı bir “görüş yazısında” AB Komisyonu, blok zinciri konusunun finansal işlemlere daha yüksek güvenlik sağlayabileceğine dikkat çekti. ECB’nin 2016 yılı faaliyetlerini anlattığı 222 sayfalık yeni yayınlanan raporunda bu konu yoksa da, raporla eşzamanlı yayınladığı “Teknolojik İnovasyon: Evrim mi, Devrim mi?” başlıklı görüşte ECB şunu dedi: “Sistem, yeterince olgun değil. Ama ilgilenmeye değer. Bir araştırma grubu kuracağız. Japonya Merkez Bankası’yla ortak bir araştırma projesi başlatacağız.”</p>
<p><strong>Bankalar vadeli yolcu</strong></p>
<p>Bankaya gerek kalmadan güvenli para transferi gerçekliğe doğru adım adım. Denemeler blok zinciriyle başladı. Eskiden dünyada e-imza yokken var edildi, bankalar daha da dijitalleşmek zorunda. Bizde e-imza başladığında noterler, muhtarlar “işsiz kalacağız” endişesine kapılmıştı. Evet, onların bazı işleri, e-düzeyde yapılıyor artık. Önce Sanayi 4.0, sonra Toplum 5.0 kavramlarının küreselleştiği yeni dünyada, eski yüzyılların iş modelleri aynı kalamıyor.</p>
<p><em>*Geçen haftaki yazıya ek bilgi: Türkiye’de ilk bitcoin borsası Koinim, 2013’ten beri faaldir.</em></p>
<p><em> </em><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 21.04.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sibere-guvenlik-blok-zinciri">Sibere güvenlik: Blok zinciri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6230</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
