<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>evrensel arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/evrensel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/evrensel</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Mar 2019 14:36:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>3. cildimiz çıktı!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/3-cildimiz-cikti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2018 13:47:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[birikim]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kapağı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[HBT]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9334</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 3. cildi çıktı. İkinci yılın ilk yarısını kapsayan ciltte neler var? Engin ve güncel bilgi birikimi, tartışma konuları, değerli yazarlarımızın makaleleri, dünya bilim ve teknoloji konularında evrensel gelişmeler, beyinden tutun evrene kadar tüm can alıcı konularda derleyici makaleler&#8230; Evlerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz için çok değerli bir başvuru kaynağı&#8230; Güncel bilgi hazinesi&#8230; Ücreti geçen yıl olduğu gibi 150 TL. Ellerindeki dergileri kendileri ciltletmek isteyen okurlarımız için ise cilt kapakları hazırladık. Tanesi 20 TL’ye satın alınabilir. Kargo masrafı alıcıya aittir. İsteyen okurlarımız, Kadıköy&#8217;deki ofisimize gelerek de alabilir. Bize ulaşmak isterseniz: 0216 449 99 42 / info@herkesebilimteknoloji.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/3-cildimiz-cikti">3. cildimiz çıktı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-12070 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/uccilt-269x300.jpg" alt="" width="269" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/uccilt-269x300.jpg 269w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/uccilt.jpg 369w" sizes="(max-width: 269px) 100vw, 269px" /></p>
<p>Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 3. cildi çıktı. İkinci yılın ilk yarısını kapsayan ciltte neler var? Engin ve güncel bilgi birikimi, tartışma konuları, değerli yazarlarımızın makaleleri, dünya bilim ve teknoloji konularında evrensel gelişmeler, beyinden tutun evrene kadar tüm can alıcı konularda derleyici makaleler&#8230; Evlerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz için çok değerli bir başvuru kaynağı&#8230; Güncel bilgi hazinesi&#8230;</p>
<p>Ücreti geçen yıl olduğu gibi 150 TL. Ellerindeki dergileri kendileri ciltletmek isteyen okurlarımız için ise cilt kapakları hazırladık. Tanesi 20 TL’ye satın alınabilir. Kargo masrafı alıcıya aittir. İsteyen okurlarımız, Kadıköy&#8217;deki ofisimize gelerek de alabilir.</p>
<p>Bize ulaşmak isterseniz:</p>
<p>0216 449 99 42 / <a href="mailto:info@herkesebilimteknoloji.com">info@herkesebilimteknoloji.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/3-cildimiz-cikti">3. cildimiz çıktı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9334</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yerli ve milli üniversite olur mu? Hem hayır, hem de&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerli-ve-milli-universite-olur-mu-hem-hayir-hem-de</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2018 13:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<category><![CDATA[yerli ve milli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı bir süredir “yerli ve milli üniversite” kavramıyla oynuyor. Aralığın son haftasında verilen TÜBİTAK Ödülleri töreninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam tarihinde Abbasiler döneminde bilim ve teknolojide atılan dev adımlara gönderme yaparak, üniversitelerin yerli ve milli olması halinde büyük başarılara imza atılacağına işaret etmişti. Geçen hafta da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki konuşmasında, Boğaziçi Üniversitesi’ni başarısız ilan etti ve nedeni olarak da yerli ve milli üniversite olmadığını varsaydı. “Bizim değerlerimiz&#8230;” dedi… Cumhurbaşkanı’na bu metin yazımında kimler danışmanlık yapıyor bilmiyoruz, ama bu söylem kabul edilebilir değil, doğru değil, tarihsel olarak da tamamen yanlış. Cumhurbaşkanı ne demek istediğini açıklamadığı ve bu iddianın altı tamamen boş olduğu için, biz de bu salt iddia üzerine bir iki söz etmek durumundayız. Bilim dergisi olarak, bu söylem karşısında suskun kalamayız. İki nokta üzerinde duracağız. İlki, tarihsel olarak Abbasi dönemine ileri görüşlü ve bilgiye bilime büyük önem vererek İslam Altın Çağı’nda yönetim olarak başrolü oynayanlardan, Memun döneminde 832 yılında Bağdat’ta Beytü’l Hikme yani Bilgelik Evi / Bilge Evi açıldı. Cumhurbaşkanı Bilgelik Evi’ne gönderme yapıyor. Burada eski Yunan’dan sonraki, dünyada en güçlü bilgi ve felsefe hareketiydi. Yapılan işlerden en önemlisi, Antik Yunan’dan felsefe, bilgi, bilim üzerine ne varsa Arapçaya çevrilmesidir. Burası adeta bir bilimler akademisi gibiydi. Ayrıca Çin ve Hindistan’dan da çeviriler yapıldı. Bu dönemde, İslam bilginleri, araştırmacıları yetişti. Coğrafya, gökbilim, matematik üzerine ileri derecede bilgiler üretildi ve kullanıldı. (Bu faaliyetin bir Türk etkinliği olmadığını da belirtelim!) Yani Bilge Evi’nde “yerli ve milli” bilim yapılmadı. Evrensel bilime olan açlık çevirilerle giderildi ve yine evrensel bilim araştırıldı. Bir “yerli ve milli” gökyüzü olmadığı gibi, “yerli ve milli” coğrafya da, matematik de, cebir de, kimya da, toplum bilimleri de yok. Bilimin konuları evrenseldir, mecburi olarak! Fizik, kimya, matematik, mühendislik, toplum bilimleri, uzay, yerküre, insan… Hepsi evrensel ortak yasalara tabidir. “Milli değerlerimize uygun bilim” diye bir şey yoktur&#8230; Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin başarılı üniversitelerinin önde gelenlerindendir. Hem bilime hem de BÜ’ye haksızlık yapılmamalı. *** Acaba Cumhurbaşkanı şunu mu demek istiyor: Üniversitelerimiz ülkemize önemli katkılarda bulunacak bilim ve teknoloji üretemiyor&#8230; Bakın İslam tarihinde bir zamanlar ne güzel üretimler vardı&#8230; O zaman tamam, tartışmanın bu boyutunda doğruluk payı vardır ve bunu tartışalım. Neden acaba? Bu konuda söyleyecek çok şeyimiz vardır ve bunun bir kısmı da 15 yıllık sürekli yönetime aittir. Mesela bilimde siyasi ayrımcılık var mı yok mu? Rektör atamalarında liyakate mi önem veriyor, yoksa siyasi bağlılığa mı? Üniversiteler ne kadar özerk, ne kadar mali özerk? Onların önüne ulusal bilim ve teknoloji hedefleri koyuyor mu iktidar? Ülkemizde akademik özgürlükler, akademik liyakat değerlendirmeleri yeterince var mı? Ve daha pek çok şey. Ali Akurgal, ülkemizin gözde teknoloji üreten ve sorun çözen yaratıcılarındandır. Mühendis kafası “çözülebilecek her şeye çözüm vardır” biçiminde çalıştığı için, hayata olumlu bakar. Çok önemli bir buluşunu yakında açıklayacağız… Ama bugünkü yarısında karamsar, diyor ki: Beyin göçü, şimdilerde bir beyin kaçışına dönüştü. Artık değerini bulmak için değil, sırf düşünebilmek için yurt dışına gidiliyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bu sese kulak verebilir misiniz, nedenlerini merak eder misiniz, bilmiyoruz. 5 üniversite ve 130 milyar $ Şimdi, Cumhurbaşkanı ve danışmanlarıyla bir bilgi paylaşalım: ABD&#8217;de en büyük vakıf fonuna sahip 5 üniversitenin fonlarının toplam piyasa değeri 130 milyar doların üzerinde. Vakıf fonlarının piyasa değeri büyüklüğü 1 milyar doların üstünde olan 95 üniversite var ABD’de. İşte 6’sı: Harvard, Yale, The University of Texas System, Princeton, Stanford, MIT… Kaynak: https://public.tableau.com/profile/larry.jerome#!/vizhome/shared/T2F6F47Y3 Bilim üretimi, özgürlük, kaynak, ulusal hedefler, ortam gerektirir ve evrenseldir. Neler var? Dergimizde çok önemli haber ve değerlendirmeler var. Ana konuya önem verdiğimiz için, dergimizin içindekilere bir göz atın. Bir yenilik olarak, Prof. Cem Say ile yaptığımız “yazarlarımızı tanıyalım” bağlamında söyleşiyi anımsatmak isteriz&#8230; Tabii, Haluk Eyidoğan’ın Atatürk Barajı’nın deprem ürettiği üzerine yazısı önemli. Pi sayısının çok değişik öyküsü ve Arşimet’in kafasının uçuruluşu, Totan’ın kaleminden. 2017’de uzayla ilgili 14 önemli olayı gündeme getiriyoruz. Beslenme’de yumurta üzerine her şeyi de anımsatırız… Ülkemizin geleceğinin kurulması zorunlu olan bilim üzerine her şey, her hafta dergimizde&#8230; Acaba yayılması ve okunması için yeterince gayret sarf ediyor muyuz? Sevgilerimizle, haftaya buluşmak ümidiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerli-ve-milli-universite-olur-mu-hem-hayir-hem-de">Yerli ve milli üniversite olur mu? Hem hayır, hem de&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı bir süredir “yerli ve milli üniversite” kavramıyla oynuyor. Aralığın son haftasında verilen TÜBİTAK Ödülleri töreninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam tarihinde Abbasiler döneminde bilim ve teknolojide atılan dev adımlara gönderme yaparak, üniversitelerin yerli ve milli olması halinde büyük başarılara imza atılacağına işaret etmişti. Geçen hafta da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki konuşmasında, Boğaziçi Üniversitesi’ni başarısız ilan etti ve nedeni olarak da yerli ve milli üniversite olmadığını varsaydı. “Bizim değerlerimiz&#8230;” dedi…</p>
<p>Cumhurbaşkanı’na bu metin yazımında kimler danışmanlık yapıyor bilmiyoruz, ama bu söylem kabul edilebilir değil, doğru değil, tarihsel olarak da tamamen yanlış. Cumhurbaşkanı ne demek istediğini açıklamadığı ve bu iddianın altı tamamen boş olduğu için, biz de bu salt iddia üzerine bir iki söz etmek durumundayız. Bilim dergisi olarak, bu söylem karşısında suskun kalamayız. İki nokta üzerinde duracağız.</p>
<p>İlki, tarihsel olarak Abbasi dönemine ileri görüşlü ve bilgiye bilime büyük önem vererek İslam Altın Çağı’nda yönetim olarak başrolü oynayanlardan, Memun döneminde 832 yılında Bağdat’ta <strong>Beytü’l Hikme</strong> yani Bilgelik Evi / Bilge Evi açıldı. Cumhurbaşkanı Bilgelik Evi’ne gönderme yapıyor.</p>
<p>Burada eski Yunan’dan sonraki, dünyada en güçlü bilgi ve felsefe hareketiydi. Yapılan işlerden en önemlisi, Antik Yunan’dan felsefe, bilgi, bilim üzerine ne varsa Arapçaya çevrilmesidir. Burası adeta bir bilimler akademisi gibiydi. Ayrıca Çin ve Hindistan’dan da çeviriler yapıldı.</p>
<p>Bu dönemde, İslam bilginleri, araştırmacıları yetişti. Coğrafya, gökbilim, matematik üzerine ileri derecede bilgiler üretildi ve kullanıldı. (Bu faaliyetin bir Türk etkinliği olmadığını da belirtelim!)</p>
<p>Yani Bilge Evi’nde “yerli ve milli” bilim yapılmadı. Evrensel bilime olan açlık çevirilerle giderildi ve yine evrensel bilim araştırıldı. Bir “yerli ve milli” gökyüzü olmadığı gibi, “yerli ve milli” coğrafya da, matematik de, cebir de, kimya da, toplum bilimleri de yok.</p>
<p>Bilimin konuları evrenseldir, mecburi olarak! Fizik, kimya, matematik, mühendislik, toplum bilimleri, uzay, yerküre, insan… Hepsi evrensel ortak yasalara tabidir. “Milli değerlerimize uygun bilim” diye bir şey yoktur&#8230; Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin başarılı üniversitelerinin önde gelenlerindendir. Hem bilime hem de BÜ’ye haksızlık yapılmamalı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Acaba Cumhurbaşkanı şunu mu demek istiyor: <strong><em>Üniversitelerimiz ülkemize önemli katkılarda bulunacak bilim ve teknoloji üretemiyor</em></strong>&#8230; <strong><em>Bakın İslam tarihinde bir zamanlar ne güzel üretimler vardı</em></strong>&#8230;</p>
<p>O zaman tamam, tartışmanın bu boyutunda doğruluk payı vardır ve bunu tartışalım. Neden acaba? Bu konuda söyleyecek çok şeyimiz vardır ve bunun bir kısmı da 15 yıllık sürekli yönetime aittir. Mesela bilimde siyasi ayrımcılık var mı yok mu? Rektör atamalarında liyakate mi önem veriyor, yoksa siyasi bağlılığa mı? Üniversiteler ne kadar özerk, ne kadar mali özerk? Onların önüne ulusal bilim ve teknoloji hedefleri koyuyor mu iktidar? Ülkemizde akademik özgürlükler, akademik liyakat değerlendirmeleri yeterince var mı? Ve daha pek çok şey.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong>, ülkemizin gözde teknoloji üreten ve sorun çözen yaratıcılarındandır. Mühendis kafası “çözülebilecek her şeye çözüm vardır” biçiminde çalıştığı için, hayata olumlu bakar. Çok önemli bir buluşunu yakında açıklayacağız…</p>
<p>Ama bugünkü yarısında karamsar, diyor ki: <strong><em>Beyin göçü, şimdilerde bir beyin kaçışına dönüştü. Artık değerini bulmak için değil, sırf düşünebilmek için yurt dışına gidiliyor</em></strong><em>.</em></p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanı, bu sese kulak verebilir misiniz, nedenlerini merak eder misiniz, bilmiyoruz.</p>
<p><strong>5 üniversite ve 130 milyar $</strong></p>
<p>Şimdi, Cumhurbaşkanı ve danışmanlarıyla bir bilgi paylaşalım: ABD&#8217;de en büyük vakıf fonuna sahip 5 üniversitenin fonlarının toplam piyasa değeri 130 milyar doların üzerinde. Vakıf fonlarının piyasa değeri büyüklüğü 1 milyar doların üstünde olan 95 üniversite var ABD’de. İşte 6’sı: Harvard, Yale, The University of Texas System, Princeton, Stanford, MIT… Kaynak: <a href="https://public.tableau.com/profile/larry.jerome#!/vizhome/shared/T2F6F47Y3">https://public.tableau.com/profile/larry.jerome#!/vizhome/shared/T2F6F47Y3</a></p>
<p><strong>Bilim üretimi, özgürlük, kaynak, ulusal hedefler, ortam gerektirir ve evrenseldir. </strong></p>
<p><strong>Neler var?</strong></p>
<p>Dergimizde çok önemli haber ve değerlendirmeler var. Ana konuya önem verdiğimiz için, dergimizin içindekilere bir göz atın. Bir yenilik olarak, Prof. <strong>Cem Say</strong> ile yaptığımız “yazarlarımızı tanıyalım” bağlamında söyleşiyi anımsatmak isteriz&#8230; Tabii, <strong>Haluk Eyidoğan</strong>’ın Atatürk Barajı’nın deprem ürettiği üzerine yazısı önemli. Pi sayısının çok değişik öyküsü ve Arşimet’in kafasının uçuruluşu, Totan’ın kaleminden. 2017’de uzayla ilgili 14 önemli olayı gündeme getiriyoruz. Beslenme’de yumurta üzerine her şeyi de anımsatırız…</p>
<p>Ülkemizin geleceğinin kurulması zorunlu olan bilim üzerine her şey, her hafta dergimizde&#8230; Acaba yayılması ve okunması için yeterince gayret sarf ediyor muyuz?</p>
<p>Sevgilerimizle, haftaya buluşmak ümidiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerli-ve-milli-universite-olur-mu-hem-hayir-hem-de">Yerli ve milli üniversite olur mu? Hem hayır, hem de&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8909</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT: Bir yıllık zengin birikim, iki cilt halinde</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/hbt-bir-yillik-zengin-birikim-iki-cilt-halinde</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2017 14:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[birikim]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kapağı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[HBT]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yıllık Herkese Bilim Teknoloji dergimizin içeriğini oluşturan engin ve güncel bilgi birikimi, tartışma konuları, değerli yazarlarımızın makaleleri, dünya bilim ve teknoloji konularında evrensel gelişmeler, beyinden tutun evrene kadar tüm can alıcı konularda derleyici makaleler&#8230; Hepsi iki cilt halinde evlerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz için çok değerli bir başvuru kaynağı&#8230; Güncel bilgi hazinesi&#8230; Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 1 yıllık sayılarını iki cilt halinde sunuyoruz. Cilt başına 150 TL fiyat koyduk. İki cilt 300 TL. Ellerindeki dergileri kendileri ciltletmek isteyen okurlarımız için ise yine iki dönemi kapsayan cilt kapakları hazırladık. Tanesi 17,5 TL’ye satın alınabilir. Kargo masrafı alıcıya aittir. İsteyen okurlarımız, Kadıköy&#8217;deki ofisimize gelerek de ciltleri alabilecek. Bize ulaşmak isterseniz: 0216 449 99 42 / info@herkesebilimteknoloji.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/hbt-bir-yillik-zengin-birikim-iki-cilt-halinde">HBT: Bir yıllık zengin birikim, iki cilt halinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yıllık Herkese Bilim Teknoloji dergimizin içeriğini oluşturan engin ve güncel bilgi birikimi, tartışma konuları, değerli yazarlarımızın makaleleri, dünya bilim ve teknoloji konularında evrensel gelişmeler, beyinden tutun evrene kadar tüm can alıcı konularda derleyici makaleler&#8230; Hepsi iki cilt halinde evlerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz için çok değerli bir başvuru kaynağı&#8230; Güncel bilgi hazinesi&#8230;</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-7449 alignright" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/08/kpk-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/08/kpk-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/08/kpk.jpg 504w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 1 yıllık sayılarını iki cilt halinde sunuyoruz. Cilt başına 150 TL fiyat koyduk. İki cilt 300 TL. Ellerindeki dergileri kendileri ciltletmek isteyen okurlarımız için ise yine iki dönemi kapsayan cilt kapakları hazırladık. Tanesi 17,5 TL’ye satın alınabilir. Kargo masrafı alıcıya aittir. İsteyen okurlarımız, Kadıköy&#8217;deki ofisimize gelerek de ciltleri alabilecek.</p>
<p>Bize ulaşmak isterseniz:</p>
<p>0216 449 99 42 / <a href="mailto:info@herkesebilimteknoloji.com">info@herkesebilimteknoloji.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/hbt-bir-yillik-zengin-birikim-iki-cilt-halinde">HBT: Bir yıllık zengin birikim, iki cilt halinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7447</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üniversiteler niye durmadan dayak yiyor?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universiteler-niye-durmadan-dayak-yiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2017 05:44:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim hırsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[Herkese Bilim Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[intihal]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli]]></category>
		<category><![CDATA[kapak konusu]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[nicelik]]></category>
		<category><![CDATA[nitelik]]></category>
		<category><![CDATA[rektör ataması]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun zamandır tezim şu, bir kaç kez geçmişte yazdım: Eğer üniversitelerimizin en azından bir kısmı, evrensel çapta birer üniversite olabilselerdi, mesela dünya üniversite sıralamalarında ilk 100 içinde görünenleri olabilseydi.. bir kaç uluslararası ses getiren buluşa imza atabilselerdi.. en azından bir –iki Nobel veya bilim madalyaları almış olsalardı.. evrensel işbirlikleriyle sıkı bir bilim ağı içinde olabilselerdi&#8230; bilim veya teknoloji alanında ülkeye en azından önemli bir kaç kazanç sağlayabilselerdi&#8230; Sadece bu kadar değil: Felsefe, politik ve sosyal alanda kabul görmüş kuramlar ortaya atmış olabilselerdi&#8230; Üniversitelerimizin başında üniversitenin kimliğini her şeyden yüksekte tutan ve üniversitesinin sadece ve sadece bilimsel alanda yükselişi için ter dökenler olsaydı.. atandıkları siyasi makamların emir ve talimatları içinde, derin çukurlarda yalpalanan yönetimler olmasaydı&#8230; Bilim üretimine odaklı olabilselerdi.. vb. Şüpheniz olmasın ki, üniversitelerimiz geçmişte olduğu gibi sürekli dayak yiyen kurumlar olmazlardı. Atanan rektörlerin çoğu siyasi Düşünün ki, üniversitelere rektör atama yetkisine sahip yöneticiler asla liyakata göre davranmadılar. Geçmişte de sorunluydu üniversitelere atamaları, AKP iktidarı döneminde de tepeden tırnağa sorumlu. Gül zamanında da derin sorunluydu ve tüm o atamaların acısını çekti kurumlar.. Erdoğan zamanında da etkisi uzun yıllar sürecek atamaların acısını çekecek. Düşünün ki mesela bir zamanlar Cumhurbaşkanı Gül, çoğunluk olarak sürekli Cemaatçi rektörleri üniversitelerin başına getirdi. Fethullah Gülen’e bağlı üniversite örgütlenmesi, bu dönemde inanılmaz bir ölçüde yatay ve dikey yaygınlık kazandı. Bir ağ halinde tüm üniversiteleri sarıp sarmaladılar. Rektörlüklerden başlayın, dekanlara bölüm başkanlarına ve alınacak öğretim üyelerinin Cemaatçi niteliklerine kadar. Bir alçak düzen kuruldu. Ele geçirdikleri sınav sistemleri, neredeyse tamamı Cemaatçilerden oluşan üniversite ve yönetimleri, komiteleri, jürileri vb sayesinde bu kurumlar bilim aleyhine manipüle edildi. Üniversite tabelası altında yeni liseler açıldıkça da, genellikle cemaatçilerle dolduruldu. Çok hızlı akademik yükseltmelerle, düşük eğitim kalitesi, sıfır araştırma ile öğrenciler bilgi ve bilim yoksunu diplomalarla salıverildiler. Bunları yazıyorum, kimse alınmasın. Genel durumun fotoğrafını çekiyorum. HBT’de Üniversitelere neşter İyi bazı üniversitelerimizin olması, gerçekten kaliteli ve evrensel düzeyde araştırma yapan, dışarıya gitmeyen ve burada kalan çok iyi araştırmacılarımızın olması, Türkiye’nin açısından durumu değiştirmiyor. Yarın yayımlanacak Herkese Bilim Teknoloji dergisinin kapak konusu, üniversitenin öncelikle akademik sorunlarına neşter atıyor. Üniversiteye derin bir neşter &#8211; Akademik yükseltmelerde sorunlar ve öneriler, başlıklı Prof. Metin Balcı’nın yazısında, akademik kriterlerin giderek aşağıya doğru çekildiği, değeri düşük ve para ödenen dergilerde yayınlanan makalelerle akademik yükseltmeler yapıldığı ve üstelik birbirinin makalelerine atıf veren çetelerin her yeri sardığı belirtilmekte ve önerilerde bulunmakta. Ayrıca şu araştırmaya da dikkat çekiyor Balcı: “Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Ziya Toprak tarafından yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinin %34’ünde &#8220;ağır intihal &#8211; bilim hırsızlığı&#8221; olduğunu göstermiştir. Bu sayı Vakıf üniversitelerinde %46 seviyesine kadar çıkmakta..” Askeri vurmuş siyasisi vurmuş Askeri vurmuş siyasisi vurmuş, siyasi olarak hoşlanmamış vurmuş, adamını atamış &#8211; çetesini kurmuş vurmuş üniversiteye.. Atama ve bilimsel kriterler koyup akademik düzeyi yükselteceğine, üniversitelerin önüne ülkenin büyük sorunlarına çözüm arama problemleri koyacağına, sürekli baskı alınan üniversite, Türkiye’nin temel gerçeği. Bunu sanırım kasıtlı yapıyorlar aynı zamanda. Üniversitelerimiz evrensel niteliğe ulaşırsa, baş edemeyiz, en iyisi biz şimdiden ve durmadan canlarına okuyalım, diyorlar. En azından elimizde olan sonuç bu. Bilimi ve araştırması ile yükselen üniversite değil, sürekli baskılar ile adından bahsedilen bir üniversite ve baskılarla yaratılan kahramanlar var elimizde. Yazık ki yazık.. Orhan Bursalı *Bu yazı, 23 Şubat 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde  yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universiteler-niye-durmadan-dayak-yiyor">Üniversiteler niye durmadan dayak yiyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır tezim şu, bir kaç kez geçmişte yazdım: Eğer üniversitelerimizin en azından bir kısmı, evrensel çapta birer üniversite olabilselerdi, mesela dünya üniversite sıralamalarında ilk 100 içinde görünenleri olabilseydi.. bir kaç uluslararası ses getiren buluşa imza atabilselerdi.. en azından bir –iki Nobel veya bilim madalyaları almış olsalardı.. evrensel işbirlikleriyle sıkı bir bilim ağı içinde olabilselerdi&#8230; bilim veya teknoloji alanında ülkeye en azından önemli bir kaç kazanç sağlayabilselerdi&#8230;</p>
<p>Sadece bu kadar değil:</p>
<p>Felsefe, politik ve sosyal alanda kabul görmüş kuramlar ortaya atmış olabilselerdi&#8230;</p>
<p>Üniversitelerimizin başında üniversitenin kimliğini her şeyden yüksekte tutan ve üniversitesinin sadece ve sadece bilimsel alanda yükselişi için ter dökenler olsaydı.. atandıkları siyasi makamların emir ve talimatları içinde, derin çukurlarda yalpalanan yönetimler olmasaydı&#8230;</p>
<p>Bilim üretimine odaklı olabilselerdi.. vb.</p>
<p>Şüpheniz olmasın ki, üniversitelerimiz geçmişte olduğu gibi sürekli dayak yiyen kurumlar olmazlardı.</p>
<p><strong>Atanan rektörlerin çoğu siyasi</strong></p>
<p>Düşünün ki, üniversitelere rektör atama yetkisine sahip yöneticiler asla liyakata göre davranmadılar. Geçmişte de sorunluydu üniversitelere atamaları, AKP iktidarı döneminde de tepeden tırnağa sorumlu. Gül zamanında da derin sorunluydu ve tüm o atamaların acısını çekti kurumlar.. Erdoğan zamanında da etkisi uzun yıllar sürecek atamaların acısını çekecek.</p>
<p>Düşünün ki mesela bir zamanlar Cumhurbaşkanı Gül, çoğunluk olarak sürekli Cemaatçi rektörleri üniversitelerin başına getirdi.</p>
<p><strong>Fethullah Gülen</strong>’e bağlı üniversite örgütlenmesi, bu dönemde inanılmaz bir ölçüde yatay ve dikey yaygınlık kazandı.</p>
<p>Bir ağ halinde tüm üniversiteleri sarıp sarmaladılar. Rektörlüklerden başlayın, dekanlara bölüm başkanlarına ve alınacak öğretim üyelerinin Cemaatçi niteliklerine kadar.</p>
<p>Bir alçak düzen kuruldu.</p>
<p>Ele geçirdikleri sınav sistemleri, neredeyse tamamı Cemaatçilerden oluşan üniversite ve yönetimleri, komiteleri, jürileri vb sayesinde bu kurumlar bilim aleyhine manipüle edildi.</p>
<p>Üniversite tabelası altında yeni liseler açıldıkça da, genellikle cemaatçilerle dolduruldu. Çok hızlı akademik yükseltmelerle, düşük eğitim kalitesi, sıfır araştırma ile öğrenciler bilgi ve bilim yoksunu diplomalarla salıverildiler.</p>
<p>Bunları yazıyorum, kimse alınmasın. Genel durumun fotoğrafını çekiyorum.</p>
<p><strong>HBT’de Üniversitelere neşter</strong></p>
<p>İyi bazı üniversitelerimizin olması, gerçekten kaliteli ve evrensel düzeyde araştırma yapan, dışarıya gitmeyen ve burada kalan çok iyi araştırmacılarımızın olması, Türkiye’nin açısından durumu değiştirmiyor.</p>
<p>Yarın yayımlanacak <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> dergisinin kapak konusu, üniversitenin öncelikle akademik sorunlarına neşter atıyor.</p>
<p>Üniversiteye derin bir neşter &#8211; Akademik yükseltmelerde sorunlar ve öneriler, başlıklı Prof. <strong>Metin Balcı</strong>’nın yazısında, akademik kriterlerin giderek aşağıya doğru çekildiği, değeri düşük ve para ödenen dergilerde yayınlanan makalelerle akademik yükseltmeler yapıldığı ve üstelik birbirinin makalelerine atıf veren çetelerin her yeri sardığı belirtilmekte ve önerilerde bulunmakta.</p>
<p>Ayrıca şu araştırmaya da dikkat çekiyor Balcı: “<em>Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. <strong>Ziya Toprak</strong> tarafından yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinin %34’ünde &#8220;<strong>ağır intihal &#8211; bilim hırsızlığı</strong>&#8221; olduğunu göstermiştir. Bu sayı Vakıf üniversitelerinde %46 seviyesine kadar çıkmakta.</em>.”</p>
<p><strong>Askeri vurmuş siyasisi vurmuş</strong></p>
<p>Askeri vurmuş siyasisi vurmuş, siyasi olarak hoşlanmamış vurmuş, adamını atamış &#8211; çetesini kurmuş vurmuş üniversiteye..</p>
<p>Atama ve bilimsel kriterler koyup akademik düzeyi yükselteceğine, üniversitelerin önüne ülkenin büyük sorunlarına çözüm arama problemleri koyacağına, sürekli baskı alınan üniversite, Türkiye’nin temel gerçeği.</p>
<p>Bunu sanırım kasıtlı yapıyorlar aynı zamanda. <em>Üniversitelerimiz evrensel niteliğe ulaşırsa, baş edemeyiz, en iyisi biz şimdiden ve durmadan canlarına okuyalım,</em> diyorlar.</p>
<p>En azından elimizde olan sonuç bu.</p>
<p>Bilimi ve araştırması ile yükselen üniversite değil, sürekli baskılar ile adından bahsedilen bir üniversite ve baskılarla yaratılan kahramanlar var elimizde.</p>
<p>Yazık ki yazık..</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p class="p1"><em><strong><span class="s1">*Bu yazı, 23 Şubat 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde  yayınlanmıştır.</span></strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universiteler-niye-durmadan-dayak-yiyor">Üniversiteler niye durmadan dayak yiyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5531</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerimiz neden evrensel ölçekte değil ve hep sorun yaşıyor?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/universitelerimiz-evrensel-olcekte-degil-hep-sorun-yasiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2017 13:51:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim üretmek]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[diploma]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[işsiz]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kuram]]></category>
		<category><![CDATA[nitelik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sizin böyle bir probleminiz var mı düşüncelerinizde? Türkiye’nin uzun zamandır bir üniversite sorunu var. Bu sorunun ana niteliği, siyasi iktidarların (tabii askeri darbecilerin de) üniversiteler üzerindeki siyasi denetimlerini sürekli olarak kötüye kullanması&#8230; Bugüne kadar iktidarların üniversiteleri olumlu yönde bir gelişme çizgisine soktukları, onların evrensel nitelikte bilim-bilgi üreten kurumlar olmasını istedikleri, bu yönde destekledikleri görülmemiştir.. Türkiye neredeyse periyodik olarak olağanüstü dönemlere girer ve kabak da genellikle üniversitelerin başında patlar. Ne akademik liyakata ilişkin kriterleri vardır, ne de çağdaş bilimsel bir eğitim ve programları. Birbirini reddeden isteklere sahipler: Hem üniversitelerin ülke gururunu, kendi iktidarlarının gururunu okşayacak, mesela ekonomik değeri büyük işler de üretmesini beklerler; öte yandan da evrensel nitelikte bilgi üreten kurumlara dönüşmesini şu veya bu şekilde, ama mutlaka engelleyici işler yaparlar! Üniversite hocalarının fikirlerini, öğrencilerin isteklerini beğenmezler, buralarda sanki iktidarlarını yıkacak planlar programlar yapıldığını veya üniversite demek ülkeyi bölmek demek diye düşünürler. Böyle anlarda siyaset ve üniversite, Nature gibi en üst düzeyde bilim dergilerinin diline dolanır. Üniversite özgürlüklerin olduğu yerde vardır. Bu özgürlükleri yok ederseniz, üniversiteleri de yok edersiniz. Veya üniversiteleri tonlarca öğrencinin yığılacağı ve ellerine birer üniversite diploması tutuşturularak salıverileceği yerler sanırlar. Hele Türkiye gibi, mesleklere yönelik ortaokuldan başlayarak hiçbir planlamanın yapılmadığı bir ülkede, üniversite önünde yığılı milyonların oluşturduğu kuyrukları eritmek için durmadan lise düzeyinde üniversite açar ve üniversitelerin kontenjanlarını artırırlar. Böylece nitelik diye bir şey kalmaz. Değeri epey düşük diplomalar ellerinde, işsiz kalabalıklar oluşur. Akademik derin sorunlar Bunlar dışarıdan görünenler. İçerideki durum derken, üniversitedeki salt Cemaatçi yapılanmadan bahsetmiyoruz. Zaten böyle bir yapılanma üniversitenin ruhuna aykırıdır. Prof. Metin Balcı’nın çeşitli yönleriyle üniversitenin özellikle akademik hastalıklarını ortaya koyan makalesindeki ana fikirlere bakın: Doktoralar ve ağır hırsızlıklar.. yardımcı doçentlik kadrolarına sıradan atamalar&#8230; kriterler yükseleceğine aşağı çekiliyor&#8230; paralı dergilere giren makaleler kaliteyi dibe vuruyor.. şaibeli makalelerle akademik unvan dağıtılıyor.. YÖK uygulamalarının yol açtığı bilim dışı sonuçlar.. Atıf çeteleri.. Uyduruk uluslararası kongrelerde Türkçe sunumlar ile doçentlik puanları toplanıyor... Bunlar sadece bir kısmı. Yazının tamamını okursanız, yine de fotoğrafın salt bir kısmını görmüş olursunuz.. Evrensel ölçüde ve evrensel ses getiren bir kuram, buluş, yüksek teknoloji keşfinin bugüne kadar üniversitelerimizden arzu edildiği nitelikte ve çoklukta çıkmamış olmasının bir kısım nedenleri bunlar. Böyle bir durum şüphesiz ki üniversitelerimizi zayıf kılıyor, siyasilerin veya askeri diktaların üniversiteler ile istedikleri gibi oynamalarına, bu kurumları baskılamalarına ve dağıtmalarına olanak veriyor. Eğer üniversitelerimiz üzerinde bağnaz baskılar olmasaydı, mesela Antalya’da görüldüğü gibi uçkuruna düşkün çıkarcı rektör bozuntularının yönetiminde, Cemaat ve yandaş atamalarıyla üniversiteler kendi bağlamlarından koparılmamış olsalardı, çok farklı bir üniversite yapısına sahip olurduk. “Şimdi sahnede miyiz?” Geçen haftaki sayımızda Doğan Kuban Bilimsel Araştırma Yokluğu başlıklı mükemmel yazısında soruyordu: Osmanlılar, “Bilim tarihinde bir evrensel bilimci yetiştiremeden, bir bilim akademisi kuramadan, bir Kopernik, Galileo, Newton, Francis Bacon ya da Benjamin Franklin yetiştiremeden dünya sahnesinden silindiler. Şimdi sahnede miyiz?” Bu sayısındaki yazısında da farklı açıdan yaklaşıyor: “İslam dünyasının ortalama geliri, Hristiyan dünyasının beşte birini geçmiyor. Üstelik Hristiyanlar iki buçuk milyar.. Sanayi de onların elinde. Türkiye de dahil onların müşterisiyiz. Gelir oranı 1/12&#8230; Birbirimizi öldüren silahları da onlardan satın alıyoruz..” İşaret ettiği sorunların kökeninde bilimsizlik yatıyor. İşte Bayram Ali Eşiyok da yazısında politikasızlığın ekonomik sonuçlarını yazıyor: 2013 yüksek teknoloji ihracatı: 4,8 milyar$, pay: %3,4. 2016: yüksek teknoloji ihracatı: 4,7 milyar$, pay: %3,5 İnsan olmak Bu sayımızda Bozkurt Güvenç, kültürel birikimini köşesinde damıtıyor: İnsan olmak üçlemesinin sonuncusunda bu kez İnsanın Geleceği var. Pakize Doğan ve Mehmet Doğan, sağlıklı yaşamın kimyasını bu kez bedenimizdeki 11 element ve diğer eser elementlerin gereklilikleri, yarar ve zararları açısından yazıyor. Tanol Türkoğlu, Bilgi çağında Enis Batur başlıklı yazısında, Borges için cennet kütüphane ise, Batur için ne olabilir, diye soruyor. Ali Akurgal, Yüksek katma değer ve ileri teknoloji için teşvik önerisi’nde bulunuyor. Yer darlığından burada anmaya fırsat bulamadığımız ilginç konularla dolu dergimiz. Sloganımız: Geleceği inşa ediyoruz burada.. Bir beyin besleme haftası ile yine karşınızdayız. Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle ve dostlukla kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/universitelerimiz-evrensel-olcekte-degil-hep-sorun-yasiyor">Üniversitelerimiz neden evrensel ölçekte değil ve hep sorun yaşıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sizin böyle bir probleminiz var mı düşüncelerinizde? Türkiye’nin uzun zamandır bir üniversite sorunu var. Bu sorunun ana niteliği, siyasi iktidarların (tabii askeri darbecilerin de) üniversiteler üzerindeki siyasi denetimlerini sürekli olarak kötüye kullanması&#8230; Bugüne kadar iktidarların üniversiteleri olumlu yönde bir gelişme çizgisine soktukları, onların evrensel nitelikte bilim-bilgi üreten kurumlar olmasını istedikleri, bu yönde destekledikleri görülmemiştir.. Türkiye neredeyse periyodik olarak olağanüstü dönemlere girer ve kabak da genellikle üniversitelerin başında patlar. Ne akademik liyakata ilişkin kriterleri vardır, ne de çağdaş bilimsel bir eğitim ve programları.</p>
<p>Birbirini reddeden isteklere sahipler: Hem üniversitelerin ülke gururunu, kendi iktidarlarının gururunu okşayacak, mesela ekonomik değeri büyük işler de üretmesini beklerler; öte yandan da evrensel nitelikte bilgi üreten kurumlara dönüşmesini şu veya bu şekilde, ama mutlaka engelleyici işler yaparlar!</p>
<p>Üniversite hocalarının fikirlerini, öğrencilerin isteklerini beğenmezler, buralarda <em>sanki iktidarlarını yıkacak planlar programlar</em> yapıldığını veya üniversite demek ülkeyi bölmek demek diye düşünürler. Böyle anlarda siyaset ve üniversite, <strong><em>Nature</em></strong> gibi en üst düzeyde bilim dergilerinin diline dolanır. Üniversite özgürlüklerin olduğu yerde vardır. Bu özgürlükleri yok ederseniz, üniversiteleri de yok edersiniz.</p>
<p>Veya üniversiteleri tonlarca öğrencinin yığılacağı ve ellerine birer üniversite diploması tutuşturularak salıverileceği yerler sanırlar. Hele Türkiye gibi, mesleklere yönelik ortaokuldan başlayarak hiçbir planlamanın yapılmadığı bir ülkede, üniversite önünde yığılı milyonların oluşturduğu kuyrukları eritmek için durmadan lise düzeyinde üniversite açar ve üniversitelerin kontenjanlarını artırırlar. Böylece nitelik diye bir şey kalmaz. Değeri epey düşük diplomalar ellerinde, işsiz kalabalıklar oluşur.</p>
<p><strong>Akademik derin sorunlar</strong></p>
<p>Bunlar dışarıdan görünenler. İçerideki durum derken, üniversitedeki salt Cemaatçi yapılanmadan bahsetmiyoruz. Zaten böyle bir yapılanma üniversitenin ruhuna aykırıdır. Prof. <strong>Metin Balcı</strong>’nın çeşitli yönleriyle üniversitenin özellikle akademik hastalıklarını ortaya koyan makalesindeki ana fikirlere bakın:</p>
<p><strong><em>Doktoralar ve ağır hırsızlıklar.. yardımcı doçentlik kadrolarına sıradan atamalar&#8230; kriterler yükseleceğine aşağı çekiliyor&#8230; paralı dergilere giren makaleler kaliteyi dibe vuruyor.. şaibeli makalelerle akademik unvan dağıtılıyor.. YÖK uygulamalarının yol açtığı bilim dışı sonuçlar.. Atıf çeteleri.. Uyduruk uluslararası kongrelerde Türkçe sunumlar ile doçentlik puanları toplanıyor..</em></strong><strong>.</strong></p>
<p>Bunlar sadece bir kısmı. Yazının tamamını okursanız, yine de fotoğrafın salt bir kısmını görmüş olursunuz.. Evrensel ölçüde ve evrensel ses getiren bir kuram, buluş, yüksek teknoloji keşfinin bugüne kadar üniversitelerimizden arzu edildiği nitelikte ve çoklukta çıkmamış olmasının bir kısım nedenleri bunlar.</p>
<p>Böyle bir durum şüphesiz ki üniversitelerimizi zayıf kılıyor, siyasilerin veya askeri diktaların üniversiteler ile istedikleri gibi oynamalarına, bu kurumları baskılamalarına ve dağıtmalarına olanak veriyor.</p>
<p>Eğer üniversitelerimiz üzerinde bağnaz baskılar olmasaydı, mesela Antalya’da görüldüğü gibi uçkuruna düşkün çıkarcı rektör bozuntularının yönetiminde, Cemaat ve yandaş atamalarıyla üniversiteler kendi bağlamlarından koparılmamış olsalardı, çok farklı bir üniversite yapısına sahip olurduk.</p>
<p><strong>“Şimdi sahnede miyiz?”</strong></p>
<p>Geçen haftaki sayımızda <strong>Doğan Kuban</strong> <em>Bilimsel Araştırma Yokluğu</em> başlıklı mükemmel yazısında soruyordu: Osmanlılar, “<strong><em>Bilim tarihinde bir evrensel bilimci yetiştiremeden, bir bilim akademisi kuramadan, bir Kopernik, Galileo, Newton, Francis Bacon ya da Benjamin Franklin yetiştiremeden dünya sahnesinden silindiler. Şimdi sahnede miyiz?”</em></strong></p>
<p>Bu sayısındaki yazısında da farklı açıdan yaklaşıyor: “<em>İslam dünyasının ortalama geliri, Hristiyan dünyasının beşte birini geçmiyor. Üstelik Hristiyanlar iki buçuk milyar.. Sanayi de onların elinde. Türkiye de dahil onların müşterisiyiz. Gelir oranı 1/12&#8230; Birbirimizi öldüren silahları da onlardan satın alıyoruz..”</em></p>
<p>İşaret ettiği sorunların kökeninde bilimsizlik yatıyor. İşte <strong>Bayram Ali Eşiyok</strong> da yazısında politikasızlığın ekonomik sonuçlarını yazıyor:</p>
<p>2013 yüksek teknoloji ihracatı: 4,8 milyar$, pay: %3,4.</p>
<p>2016: yüksek teknoloji ihracatı: 4,7 milyar$, pay: %3,5</p>
<p><strong>İnsan olmak</strong></p>
<p>Bu sayımızda <strong>Bozkurt Güvenç</strong>, kültürel birikimini köşesinde damıtıyor: İnsan olmak üçlemesinin sonuncusunda bu kez İnsanın Geleceği var. <strong>Pakize Doğan</strong> ve <strong>Mehmet Doğan</strong>, sağlıklı yaşamın kimyasını bu kez bedenimizdeki 11 element ve diğer eser elementlerin gereklilikleri, yarar ve zararları açısından yazıyor. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>, Bilgi çağında Enis Batur başlıklı yazısında, Borges için cennet kütüphane ise, Batur için ne olabilir, diye soruyor. <strong>Ali Akurgal</strong>, Yüksek katma değer ve ileri teknoloji için teşvik önerisi’nde bulunuyor.</p>
<p>Yer darlığından burada anmaya fırsat bulamadığımız ilginç konularla dolu dergimiz. Sloganımız: Geleceği inşa ediyoruz burada.. Bir beyin besleme haftası ile yine karşınızdayız.</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle ve dostlukla kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/universitelerimiz-evrensel-olcekte-degil-hep-sorun-yasiyor">Üniversitelerimiz neden evrensel ölçekte değil ve hep sorun yaşıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5453</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim birleştiricidir, evrimi reddetmek ise ötekileştirici</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-birlestiricidir-evrimi-reddetmek-ise-otekilestirici</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 08:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birleştirici]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[kronik stres]]></category>
		<category><![CDATA[nobel]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[sesame]]></category>
		<category><![CDATA[suriçi]]></category>
		<category><![CDATA[ürdün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortadoğu bölgesindeki 9 ülkenin bir araya gelerek, Ürdün’de çok geniş çaplı bir bilimsel işbirliğine girişmeleri sevindirici &#8211; büyük olay! Neredeyse kadim zamandan beri bir çatışma alanı olan bölgede, böyle bir işbirliğinin gerçekleşmesini biz de kapak konusu yapalım dedik. Toplumlar arasında dostlukların savaşlara dönüşmesini, siyasi iktidarların kendi ülkelerinde iktidar savaşlarının &#8211; iktidara gelmek ve iktidarda kalmak amaçlı &#8211; bir sonucu olduğunu düşünmek gerekir. Bunun temelinde de toplumdaki en ilkel duyguları, düşünceleri kışkırtmak, kaşımak, harekete geçirmek gelir. Oysa bıraksanız toplumlar, halklar birbiriyle kucaklaşmaya hazırdır. Birbirinden öğrenmeye, alışveriş etmeye, kız alıp vermeye hazırdırlar. İnsanlığın en gerçekleşebilir ütopyası, herkesin en azından kendi bölgesinde istediği yere yerleşmesi, yaşaması, çalışması olabilir. Bir umut doğuyor Bilimsel işbirliği, ülkelerin kurumsal yapılarının katılımı ile gerçekleşiyor şüphesiz. Bilim, en iyi birleştiricidir. Çünkü en iyi ortak dil, bilim dilidir. Evrenseldir, kavramları, sözcükleri, sözlükleri, kuralları… Birbiriyle kanlı bıçaklı iki devlet-iki iktidar olabilir; ama bilimcileri birbirine düşüremezsiniz. Ürdün’deki SESAME isimli geniş amaçlı araştırma merkezi, ülkelerin ve bölgenin yararına umalım ki çok iyi ürünler ortaya koyar. SESAME’nin kuruluşunda bizim bilim insanlarımızın da aktif rol alması şüphesiz ki memnuniyet vericidir. Kapak konumuz bu çok yönlü işbirliğinin ayrıntılarıyla dolu. Okuyun lütfen. Çünkü orada bir umut doğuyor! Bu bağlamda, bakanlığın eğitim müfredatından çıkarmayı planladığı evrim olgusu ile ilgili gelişmeyi de anmamız gerekir. Evrim konusu da geniş bilimsel işbirliğinin, onlarca bilim konusunun ortak dilidir. Bu dilden evrim olgusunu çıkartırsanız, ortak dilin yarısını kesip atmış olursunuz. Böyle bir dilsizlik durumu karşısında, bu dilden yoksun “bilimciler”in yapacağı fazla bir şey yoktur. Bu bağlamda, Prof. Güven Erbil’in sıcağı sıcağına yazıp gönderdiği, evrim olgusunu ve önemini, en azından dersler açısından çok iyi gerekçelendiren yazısını da dergimizde okuyun lütfen… Zengin bir içerik, başka türlüsü de olmaz! Bilim, dünyanın bin bir köşesinde yapılan araştırmalarla zenginleşiyor. Her zaman zengin bir içeriği sizlere sunmakta hiç zorlanmayız! Yayınlayabildiklerimize sevinir, yayınlayamadıklarımıza ise üzülürüz. HBT çalışanları hep en iyinin peşindeler, HBT’ye katkıda bulunanlar hiç eksilmesin! Bilim ve üniversitesi sayfamızda Kutay Deniz Atabay ve Türker Kılıç’ın ortaklaşa yazdıkları bilim tarihinden ilginç sayfaları ve kişileri gündeme getiren yazılarından, bu kez nörobilimin ustalarından Santiago Ramón y Cajal’ı okuyacaksınız. Bu yazılar, bilim tarihinde çığır açan gelişmeleri sunuyor size. Geçen iki sayıda da anatomiyi 1400 yıllık uykusundan uyandıran gelişmeleri okumuştunuz. Bozkurt Güvenç Hoca, anayasa değişikliğinin uzun ömürlü olacağını sanmıyor; nasıl adam olmamız gerektiği konusunu düşünürken aklına gelen ve Bülent Ecevit’in çevirdiği Rudyar Kipling’in Eğer başlıklı şiirini yayınlıyor köşesinde. Okumaya değer! Doğan Kuban’ın büyük bir projesi var, üzerinde çalışılan. Bunun ilk ipucunu yazısında açıklıyor. Konu İstanbul’un kalbi Suriçi ile ilgili. Burada ayrıntı vermeyeyim! İleride kapağımız da olacak ayrıca, belirteyim! Mustafa Çetiner, Müfit Akyos, Tanol Türkoğlu’nun zihin açıcı yazılarının yanı sıra, iki önemli bilim konusunu okurlara çok özel ve eğlenceli bir dille anlatan Dr. Hande Özdinler ile Dr. Fatma Burcu Belen’in öykü-masal dilindeki yazılarını hiç mi hiç kaçırmayın! Kıvılcım Kayabalı’nın yine çok iyi yazılmış, “kronik stres bizi aptallaştırıyor mu” yazısı okumadan geçemeyeceksiniz. Bir “cemaat liderinin yasakladığı satranç” üzerine yazımız ve daha onlarca son araştırma haberleri, Tekno-Vitrin bölümündeki yeni ürünler, bulmaca, bir bilene soralım konularımız ve burada anamadıklarımızla… Gelecek Cuma’ya kadar HBT ile çok hoş bir hafta geçireceğinize eminiz. Yeter ki ülkemiz gündemi buna izin versin! Cumaları beyin besleme günü! Sevgiyle kalın… Not: Web sitemiz herkesebilimteknoloji.com’u izlemeyi unutmayın! Burada günlük gündemi izleyebilir; ayrıca basılı veya dijital abonelik seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-birlestiricidir-evrimi-reddetmek-ise-otekilestirici">Bilim birleştiricidir, evrimi reddetmek ise ötekileştirici</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortadoğu bölgesindeki 9 ülkenin bir araya gelerek, Ürdün’de çok geniş çaplı bir bilimsel işbirliğine girişmeleri sevindirici &#8211; büyük olay! Neredeyse kadim zamandan beri bir çatışma alanı olan bölgede, böyle bir işbirliğinin gerçekleşmesini biz de kapak konusu yapalım dedik. Toplumlar arasında dostlukların savaşlara dönüşmesini, siyasi iktidarların kendi ülkelerinde iktidar savaşlarının &#8211; iktidara gelmek ve iktidarda kalmak amaçlı &#8211; bir sonucu olduğunu düşünmek gerekir. Bunun temelinde de toplumdaki en ilkel duyguları, düşünceleri kışkırtmak, kaşımak, harekete geçirmek gelir.</p>
<p>Oysa bıraksanız toplumlar, halklar birbiriyle kucaklaşmaya hazırdır. Birbirinden öğrenmeye, alışveriş etmeye, kız alıp vermeye hazırdırlar.</p>
<p>İnsanlığın en gerçekleşebilir ütopyası, herkesin en azından kendi bölgesinde istediği yere yerleşmesi, yaşaması, çalışması olabilir.</p>
<p><strong>Bir umut doğuyor</strong></p>
<p>Bilimsel işbirliği, ülkelerin kurumsal yapılarının katılımı ile gerçekleşiyor şüphesiz. Bilim, en iyi birleştiricidir. Çünkü en iyi ortak dil, bilim dilidir. Evrenseldir, kavramları, sözcükleri, sözlükleri, kuralları…</p>
<p>Birbiriyle kanlı bıçaklı iki devlet-iki iktidar olabilir; ama bilimcileri birbirine düşüremezsiniz.</p>
<p>Ürdün’deki <strong>SESAME</strong> isimli geniş amaçlı araştırma merkezi, ülkelerin ve bölgenin yararına umalım ki çok iyi ürünler ortaya koyar. SESAME’nin kuruluşunda bizim bilim insanlarımızın da aktif rol alması şüphesiz ki memnuniyet vericidir. Kapak konumuz bu çok yönlü işbirliğinin ayrıntılarıyla dolu. Okuyun lütfen. Çünkü orada bir umut doğuyor!</p>
<p>Bu bağlamda, bakanlığın eğitim müfredatından çıkarmayı planladığı evrim olgusu ile ilgili gelişmeyi de anmamız gerekir. Evrim konusu da geniş bilimsel işbirliğinin, onlarca bilim konusunun ortak dilidir. Bu dilden evrim olgusunu çıkartırsanız, ortak dilin yarısını kesip atmış olursunuz. Böyle bir dilsizlik durumu karşısında, bu dilden yoksun “bilimciler”in yapacağı fazla bir şey yoktur.</p>
<p>Bu bağlamda, Prof. <strong>Güven Erbil</strong>’in sıcağı sıcağına yazıp gönderdiği, evrim olgusunu ve önemini, en azından dersler açısından çok iyi gerekçelendiren yazısını da dergimizde okuyun lütfen…</p>
<p><strong>Zengin bir içerik, başka türlüsü de olmaz!</strong></p>
<p>Bilim, dünyanın bin bir köşesinde yapılan araştırmalarla zenginleşiyor. Her zaman zengin bir içeriği sizlere sunmakta hiç zorlanmayız! Yayınlayabildiklerimize sevinir, yayınlayamadıklarımıza ise üzülürüz. HBT çalışanları hep en iyinin peşindeler, HBT’ye katkıda bulunanlar hiç eksilmesin!</p>
<p>Bilim ve üniversitesi sayfamızda <strong>Kutay Deniz Atabay </strong>ve<strong> Türker Kılıç’ın </strong>ortaklaşa yazdıkları bilim tarihinden ilginç sayfaları ve kişileri gündeme getiren yazılarından, bu kez nörobilimin ustalarından <strong>Santiago Ramón y</strong> <strong>Cajal</strong>’ı<strong> </strong>okuyacaksınız. Bu yazılar, bilim tarihinde çığır açan gelişmeleri sunuyor size. Geçen iki sayıda da anatomiyi 1400 yıllık uykusundan uyandıran gelişmeleri okumuştunuz.</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong> Hoca, anayasa değişikliğinin uzun ömürlü olacağını sanmıyor; nasıl adam olmamız gerektiği konusunu düşünürken aklına gelen ve <strong>Bülent Ecevit</strong>’in çevirdiği <strong>Rudyar Kipling</strong>’in <strong><em>Eğer</em></strong> başlıklı şiirini yayınlıyor köşesinde. Okumaya değer!</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong>’ın büyük bir projesi var, üzerinde çalışılan. Bunun ilk ipucunu yazısında açıklıyor. Konu İstanbul’un kalbi <strong><em>Suriçi</em></strong> ile ilgili. Burada ayrıntı vermeyeyim! İleride kapağımız da olacak ayrıca, belirteyim!</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner, Müfit Akyos, Tanol Türkoğlu’nun</strong> zihin açıcı yazılarının yanı sıra, iki önemli bilim konusunu okurlara çok özel ve eğlenceli bir dille anlatan <strong>Dr. Hande Özdinler</strong> ile <strong>Dr. Fatma Burcu Belen</strong>’in öykü-masal dilindeki yazılarını hiç mi hiç kaçırmayın! <strong>Kıvılcım Kayabalı</strong>’nın yine çok iyi yazılmış, “kronik stres bizi aptallaştırıyor mu” yazısı okumadan geçemeyeceksiniz. Bir “cemaat liderinin yasakladığı satranç” üzerine yazımız ve daha onlarca son araştırma haberleri, Tekno-Vitrin bölümündeki yeni ürünler, bulmaca, bir bilene soralım konularımız ve burada anamadıklarımızla…</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar HBT ile çok hoş bir hafta geçireceğinize eminiz.</p>
<p>Yeter ki ülkemiz gündemi buna izin versin!</p>
<p>Cumaları beyin besleme günü!</p>
<p>Sevgiyle kalın…</p>
<p><strong>Not</strong>: Web sitemiz <em><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com">herkesebilimteknoloji.com</a>’</em>u izlemeyi unutmayın! Burada günlük gündemi izleyebilir; ayrıca basılı veya dijital abonelik seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-birlestiricidir-evrimi-reddetmek-ise-otekilestirici">Bilim birleştiricidir, evrimi reddetmek ise ötekileştirici</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5095</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
