<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ifade özgürlüğü arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ifade-ozgurlugu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ifade-ozgurlugu</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 May 2025 09:57:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Türkiye’den ABD’ye bilgi transferi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/turkiyeden-abdye-bilgi-transferi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 08:03:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi transferi]]></category>
		<category><![CDATA[Columbia Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kayyım]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye akademisyenleri olarak özel kararnamelerle işten atılma; akademik kurumlardan dışlanma, yerine göre üniversitelerin toptan kapatılması, yerine göre kayyım atanması ile baştan aşağı zapt-ı rapta alınması, akademisyenlerin disiplin soruşturmaları, görevden alınması, projelerine, laboratuvarlarına el konulması, akademik ziyaretlerinin engellenmesi ile bezdirilmesi gibi uygulamalara, öğrencilere yapılan eziyetlere, karşı olunan kişilerin diplomalarının iptallerine, akademik programlara müdahaleye aşinayız. Bütün bunların akademik özgürlüğe, üniversitelerin kurumsal özerkliğine müdahale olduğunu söylediğimizde, hep ifade özgürlüğünün kalesi Amerikan üniversitelerini örnek gösterirdik. Var olduğunu sandığımız kalelerin üfleyince yıkıldığını Gazze saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler gösterdi. 2024 yılında Amerikan üniversite kampüslerinde Gazze savaşında yaşanan insan hakkı ihlallerine karşı yaygın protestolar oldu. Bu protestolardan bazılarına, Musevi akademisyen ve öğrencilerin de “benim adıma asla” sloganıyla destek verdiğini söylemek gerek. Ancak kampüslerdeki bir grup Musevi öğrenci ve akademisyen, protestolar nedeniyle kendilerini güvensiz hissettiklerini söyleyerek karşı protestolarda bulundu ve şikâyette bulundu. Sonuç olarak, 2024 baharında Filistin yanlısı protestolara karşı orantısız bir devlet tepkisi oluştu: Bu protestolara katılan öğrenciler polis şiddetiyle karşı karşıya kalırken, öğrencilere destek veren akademisyenler de şiddetten payını aldı. Üç büyük üniversitenin rektörü, Amerikan Kongresinde küstah bir sorgulamaya tabii tutuldu; bazıları istifaya zorlandı. Trump’dan talimatlar Meğer bu gelişmeler, 2025’te yaşanacak olanların provasıymış. Yeni ABD yönetimi, öğrenci protestolarının polis şiddeti ile bastırıldığı ve çok sayıda öğrencinin disiplin cezaları alıp bazılarının ilişiğinin kesildiği Columbia Üniversitesi’nin öğrenci hareketlerine müdahalesini yetersiz bulup üniversiteye 2025 yılında verilecek olan 400 milyon dolarlık merkezi fonu durdurdu. Columbia Üniversitesinin merkezi hükümetten fon alması için ön şartlarını sıralayan bir mektup gönderip, üniversiteye talepleri yerine getirmesi için bir hafta süre verdi. Talepler şunlar: Disiplin süreçlerini işletip anlamlı cezalar verin: Protestolara karışan öğrencileri okuldan atın ya da en azından birkaç yıllığına okuldan uzaklaştırın. Fakültelerin disiplin komisyonlarını lağvedin; tüm disiplin cezaları merkezi Davranışları düzenleyen yeni disiplin kuralları Maske takmayı yasaklayın. Özel güvenliğe polis yetkileri tanıyın, huzuru bozan öğrencileri tutuklasın. Yabancıları içerecek şekilde lisans ve lisansüstü öğrenci kabulü ve personel istihdamını merkezi hükümet politikaları ile uyumlu hale getirin. Anti-semitizm tanımını IHRA tanımına göre güncelleyin (IHRA tanımı, Yahudilere, onların dini kurumlarına nefret dolu ifadelerin yanı sıra İsrail devletini ve Siyonizm’i eleştirmeyi de antisemitizm olarak sınıflandırıyor ve kabul edilmesi durumunda nefret içermeyen ve şiddeti övmeyen ifadelerin özgürlüğünü de kısıtlayacak). Son olarak: Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika (MESAAS) bölümüne en az 5 yıl kayyım atanması için hazırlık yapın. Başüstüne efendim Mektubun başındaki paragraf, federal (merkezi) hükümetin parasını harcadıklarını ve buna layık olmaları gerektiğini söylüyor. Bu talepleri derhal yerine getirmeleri durumunda, üniversitenin bütçeden pay alması için gerekli diğer adımların görüşülmesine başlanabileceği belirtiliyor. Yani mealen, merkezi hükümet “parayı veren düdüğü çalar” diyor. Columbia Üniversitesi’nin yıllık 6,6 milyar dolarlık bütçesinin yaklaşık beşte biri, yani 1,3 milyarı federal hükümetten geliyor. Ancak Columbia özel bir üniversite ve bir kenarda 14,8 milyar dolar parası var. Mektubun alınmasından iki gün sonra, Columbia Üniversitesi, bir ve iki numaralı talepleri yerine getirerek geçen yılki protestolarda rol alan 22 öğrencinin okuldan atıldığını, uzun süreli uzaklaştırıldığı ve mezunların diplomalarının bir süreliğine askıya alındığını açıkladı. Anlaşıldığı kadarıyla Amerikan Üniversitesinin öncelikleri arasında özgürlük ve özerklik yok. Lale Akarun Not: Bu yazı, HBT Dergi 466. sayıda yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/turkiyeden-abdye-bilgi-transferi">Türkiye’den ABD’ye bilgi transferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye akademisyenleri olarak özel kararnamelerle işten atılma; akademik kurumlardan dışlanma, yerine göre üniversitelerin toptan kapatılması, yerine göre kayyım atanması ile baştan aşağı zapt-ı rapta alınması, akademisyenlerin disiplin soruşturmaları, görevden alınması, projelerine, laboratuvarlarına el konulması, akademik ziyaretlerinin engellenmesi ile bezdirilmesi gibi uygulamalara, öğrencilere yapılan eziyetlere, karşı olunan kişilerin diplomalarının iptallerine, akademik programlara müdahaleye aşinayız.</p>
<p>Bütün bunların akademik özgürlüğe, üniversitelerin kurumsal özerkliğine müdahale olduğunu söylediğimizde, hep ifade özgürlüğünün kalesi Amerikan üniversitelerini örnek gösterirdik. Var olduğunu sandığımız kalelerin üfleyince yıkıldığını Gazze saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler gösterdi.</p>
<p>2024 yılında Amerikan üniversite kampüslerinde Gazze savaşında yaşanan insan hakkı ihlallerine karşı yaygın protestolar oldu. Bu protestolardan bazılarına, Musevi akademisyen ve öğrencilerin de “benim adıma asla” sloganıyla destek verdiğini söylemek gerek. Ancak kampüslerdeki bir grup Musevi öğrenci ve akademisyen, protestolar nedeniyle kendilerini güvensiz hissettiklerini söyleyerek karşı protestolarda bulundu ve şikâyette bulundu.</p>
<p>Sonuç olarak, 2024 baharında Filistin yanlısı protestolara karşı orantısız bir devlet tepkisi oluştu: Bu protestolara katılan öğrenciler polis şiddetiyle karşı karşıya kalırken, öğrencilere destek veren akademisyenler de şiddetten payını aldı. Üç büyük üniversitenin rektörü, Amerikan Kongresinde küstah bir sorgulamaya tabii tutuldu; bazıları istifaya zorlandı.</p>
<p><strong>Trump’dan talimatlar</strong></p>
<p>Meğer bu gelişmeler, 2025’te yaşanacak olanların provasıymış. Yeni ABD yönetimi, öğrenci protestolarının polis şiddeti ile bastırıldığı ve çok sayıda öğrencinin disiplin cezaları alıp bazılarının ilişiğinin kesildiği <strong>Columbia Üniversitesi</strong>’nin öğrenci hareketlerine müdahalesini yetersiz bulup üniversiteye 2025 yılında verilecek olan <strong>400 milyon dolarlık merkezi fonu durdurdu</strong>. Columbia Üniversitesinin merkezi hükümetten fon alması için ön şartlarını sıralayan bir mektup gönderip, üniversiteye talepleri yerine getirmesi için bir hafta süre verdi. Talepler şunlar:</p>
<ol>
<li>Disiplin süreçlerini işletip anlamlı cezalar verin: Protestolara karışan <strong>öğrencileri okuldan atın</strong> ya da en azından birkaç yıllığına okuldan uzaklaştırın.</li>
<li>Fakültelerin disiplin komisyonlarını lağvedin; tüm <strong>disiplin cezaları merkezi</strong></li>
<li>Davranışları düzenleyen <strong>yeni disiplin kuralları</strong> Maske takmayı yasaklayın.</li>
<li>Özel güvenliğe <strong>polis yetkileri</strong> tanıyın, huzuru bozan öğrencileri tutuklasın.</li>
<li>Yabancıları içerecek şekilde lisans ve lisansüstü <strong>öğrenci kabulü</strong> <strong>ve personel istihdamını</strong> <strong>merkezi hükümet politikaları</strong> ile uyumlu hale getirin.</li>
<li>Anti-semitizm tanımını <strong>IHRA tanımına</strong> göre güncelleyin (IHRA tanımı, Yahudilere, onların dini kurumlarına nefret dolu ifadelerin yanı sıra İsrail devletini ve Siyonizm’i eleştirmeyi de antisemitizm olarak sınıflandırıyor ve kabul edilmesi durumunda nefret içermeyen ve şiddeti övmeyen ifadelerin özgürlüğünü de kısıtlayacak).</li>
<li>Son olarak: Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika (MESAAS) bölümüne en az 5 yıl <strong>kayyım atanması</strong> için hazırlık yapın.</li>
</ol>
<p><strong>Başüstüne efendim</strong></p>
<p>Mektubun başındaki paragraf, federal (merkezi) hükümetin parasını harcadıklarını ve buna layık olmaları gerektiğini söylüyor. Bu talepleri derhal yerine getirmeleri durumunda, üniversitenin bütçeden pay alması için gerekli diğer adımların görüşülmesine başlanabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Yani mealen, merkezi hükümet “parayı veren düdüğü çalar” diyor. Columbia Üniversitesi’nin yıllık 6,6 milyar dolarlık bütçesinin yaklaşık beşte biri, yani 1,3 milyarı federal hükümetten geliyor. Ancak Columbia özel bir üniversite ve bir kenarda 14,8 milyar dolar parası var.</p>
<p>Mektubun alınmasından iki gün sonra, Columbia Üniversitesi, bir ve iki numaralı talepleri yerine getirerek geçen yılki protestolarda rol alan 22 öğrencinin okuldan atıldığını, uzun süreli uzaklaştırıldığı ve mezunların diplomalarının bir süreliğine askıya alındığını açıkladı. Anlaşıldığı kadarıyla <strong>Amerikan Üniversitesinin öncelikleri arasında özgürlük ve özerklik yok</strong>.</p>
<p><strong>Lale Akarun</strong></p>
<p><strong><em>Not: Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-466-28-mart-2025-dijital-pdf/">466. sayıda</a> yayımlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/turkiyeden-abdye-bilgi-transferi">Türkiye’den ABD’ye bilgi transferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32302</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Anayasa’da Laiklik tartışması</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/anayasada-laiklik-tartismasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2016 12:19:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[laik]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yarın, HBT-BAU konferansında yapacağım “Demokrasi ve Laiklik” konuşmamda konuyu noktalamayı tasarlıyordum ki&#8230; 27 Mayıs 1960 devrimi veya darbesinin 56. yıl dönümünde 27 Mayıs tarihli Cumhuriyet Gazetesi “laiklik” manşetleriyle dolup taşıyor: ABD merkezli PEW araştırmasına göre “Türkiye’de son 3 yılda anlamlı değişmeler oluyor”muş. Nuray Mert, “Kapatmayalım, Laikliği tartışalım” diyor, Güray Öz, “Görevinizi yaptınız artık dağılabilirsiniz!” Semih İdiz, Kahraman’ın [kişisel] sözleri yararlı oldu.” Tayfun Atay, Seyir Defteri’nde “Türkiye laiktir, laik kalacaktır!” Başkan Erdoğan, “Kişiler dini inançlarına göre özgür yaşıyorsa, İslam vurgusuna gerek yok. Bırakın laiklik yerli yerinde kalsın” deyip, son noktayı koydu. Ancak, tartışma bitmedi, yeni başlıyor. Kapandığını sandığım konuya geri dönüyorum. Çünkü laiklik ya bilinmiyor ya da çarpıtılıyor. Laiklik, demokrasinin önkoşulu Laiklik, yalnız dinle, devlet işlerinin ayrılması; devletin dinlere eşit mesafede olması; yalnız Müslüman Kardeşler eğitimi görmüşlerin din ve inançlarını özgürce yaşaması değil; insan sayılmayan, eğitimden yoksun olduğu için hak ve özgürlüklerini kullanamayan, Atinalı “laikos”, Romalı “laicus,” Parisli “laique”lerin (yani kadın ve yoksulların) eşit yurttaşlık haklarına kavuşmasını sağlayan bütün demokrasinin ön koşuludur. Ortaçağ devletlerinin iktidar ortağı olan Kilise, laiklere eşit yurttaşlık vadeden devrimcileri dinsizlik ve “laikçilik”le itham etti. “Laiklik dinsizlik”tir yargılaması Fransa’dan gelmişti. CHP’nin Altı Oku’ndan beşinin sonu “çilik”(izm) ile bittiği halde, sonunda “çilik” olmayan yegane ok, Türkçeye çeviremediğimiz için doğru anlayamadığımız, sağa sola çekiştirip durduğumuz “laiklik”tir. Yaygın “Laiklik dinsizliktir!” söylemini hoş gören L a i k l i k: Anayasa&#8217;ya gerek yok; Kur’an-ı Kerim neyimize yetmiyorsa? Devlet, kulların günah işleme özgürlüğüne sınır koymuyorsa? Soygun ve yağmanın hesabı ancak ahirette sorulacaksa? Dinimiz, 8 yaşındaki kızlara nikah kıyıyor, laik kim oluyorsa? Parlamento yerine Başkanlık sistemini isteme hakkımız baki? Diyorsa&#8230; Başkan Erdoğan, laik bir Anayasa’ya neden karşı çıksın ki? Çoğunluğu Müslüman olan başka hangi ülkede, din, inanç ve ifade özgürlüğü yasal güvence altındadır? Bırakınız laiklik kalsın, Yeni Anayasa’da İslami güvenceye ihtiyaç yoktur*. Son yıllarda sayıları hızla artan İmam Hatipliler çoğunluk olunca, laikliği savunanlar azalacak ve susacaklardır. Belki o zaman geldiğinde düşünür, gereğini yaparız. Diyalektik mantık, ‘kendini bil’emeyen” şaşkın bireylerden oluşan, paralel cemaatlerle, bilgisayar destekli satranç oynuyor. Az daha yanılıp Sayın Başkanımızı, laiklik konusunda tarihi gerçeği görüp “Halife Sultanlık” tutkusundan kurtulmasını kutlayacaktım. Neyse ki, Yüce Tanrı ya da koruyucu meleğim beni uyardı da aklım başıma geldi. Derin bir gaflet uykusundan uyandım. Çok şükürler olsun. Darısı, benim gibi hayatı boyunca “ortak inanç” yerine, Ortak Aklı bilimde arayan; ama bulamayan laik okurlarımın başına. Hoşçakalın, inançla kalın. Aman, karamsarlığa kapılmayın. Gün doğmadan neler doğar, o gizemli DOĞA Ana&#8217;dan. *Not: Başkan Kahraman’ın başkanı bulunduğu Birlik Vakfı’nın “Anayasa Teklifi’nde “muğlak laiklik” ilkesi yoktu ama başkanlık sistemi vardı (2008). Bozkurt Güvenç *Bu yazı, 06 Mayıs 2016 tarihli Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/anayasada-laiklik-tartismasi">Anayasa’da Laiklik tartışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yarın, HBT-BAU konferansında yapacağım “Demokrasi ve Laiklik” konuşmamda konuyu noktalamayı tasarlıyordum ki&#8230; 27 Mayıs 1960 devrimi veya darbesinin 56. yıl dönümünde 27 Mayıs tarihli <em>Cumhuriyet</em> Gazetesi “laiklik” manşetleriyle dolup taşıyor:</p>
<ul>
<li>ABD merkezli <em>PEW</em> araştırmasına göre “Türkiye’de son 3 yılda anlamlı değişmeler oluyor”muş.</li>
<li>Nuray Mert, “Kapatmayalım, Laikliği tartışalım” diyor,</li>
<li>Güray Öz, “Görevinizi yaptınız artık dağılabilirsiniz!”</li>
<li>Semih İdiz, Kahraman’ın [kişisel] sözleri yararlı oldu.”</li>
<li>Tayfun Atay, Seyir Defteri’nde <em>“Türkiye laiktir, laik kalacaktır!”</em></li>
<li>Başkan Erdoğan, “Kişiler dini inançlarına göre özgür yaşıyorsa, İslam vurgusuna gerek yok. Bırakın laiklik yerli yerinde kalsın” deyip, son noktayı koydu.</li>
</ul>
<p>Ancak, tartışma bitmedi, yeni başlıyor. Kapandığını sandığım konuya geri dönüyorum. Çünkü laiklik ya bilinmiyor ya da çarpıtılıyor.</p>
<p><strong>Laiklik, demokrasinin önkoşulu</strong></p>
<p><em>Laiklik</em>, yalnız <em>dinle, devlet işlerinin ayrılması</em>; devletin dinlere <em>eşit mesafede olması;</em> yalnız Müslüman Kardeşler eğitimi görmüşlerin din ve inançlarını özgürce yaşaması değil; insan sayılmayan, eğitimden yoksun olduğu için hak ve özgürlüklerini kullanamayan, Atinalı “laikos”, Romalı “laicus,” Parisli “<em>laique</em>”lerin (<u>yani kadın ve yoksulların)</u> eşit yurttaşlık haklarına kavuşmasını sağlayan bütün demokrasinin ön koşuludur.</p>
<p>Ortaçağ devletlerinin iktidar ortağı olan Kilise, laiklere eşit yurttaşlık vadeden devrimcileri <strong>dinsizlik ve “<em>laikçilik</em>”le itham</strong> etti. “<em>Laiklik dinsizlik</em>”tir yargılaması Fransa’dan gelmişti. CHP’nin Altı Oku’ndan beşinin sonu “çilik”(<em>izm</em>) ile bittiği halde, sonunda “çilik” olmayan yegane ok, Türkçeye çeviremediğimiz için doğru anlayamadığımız, sağa sola çekiştirip durduğumuz “<em>laiklik</em>”tir.</p>
<ul>
<li>Yaygın “<em>Laiklik dinsizliktir</em>!” söylemini hoş gören <strong>L a i k l i k:</strong></li>
<li>Anayasa&#8217;ya gerek yok; <em>Kur’an-ı Kerim</em> neyimize yetmiyorsa?</li>
<li>Devlet, kulların günah işleme özgürlüğüne sınır koymuyorsa?</li>
<li>Soygun ve yağmanın hesabı ancak ahirette sorulacaksa?</li>
<li>Dinimiz, 8 yaşındaki kızlara nikah kıyıyor, laik kim oluyorsa?</li>
<li>Parlamento yerine Başkanlık sistemini isteme hakkımız baki?</li>
</ul>
<p>Diyorsa&#8230;</p>
<p><strong>Başkan Erdoğan, <em>laik bir Anayasa’ya</em> neden karşı çıksın ki? </strong></p>
<p>Çoğunluğu Müslüman olan başka hangi ülkede, <em>din, inanç ve ifade özgürlüğü</em> yasal güvence altındadır? <em>Bırakınız laiklik kalsın, Yeni Anayasa’da İslami güvenceye ihtiyaç yoktur<strong>*</strong>. S</em>on yıllarda sayıları hızla artan İmam Hatipliler çoğunluk olunca, laikliği savunanlar azalacak ve susacaklardır. Belki o zaman geldiğinde düşünür, gereğini yaparız.</p>
<p>Diyalektik mantık, ‘<em>kendini bil’</em>emeyen” şaşkın bireylerden oluşan, paralel cemaatlerle, bilgisayar destekli satranç oynuyor.</p>
<p>Az daha yanılıp Sayın Başkanımızı, laiklik konusunda tarihi gerçeği görüp “<em>Halife Sultanlık</em>” tutkusundan kurtulmasını kutlayacaktım.</p>
<p>Neyse ki, Yüce Tanrı ya da koruyucu meleğim beni uyardı da aklım başıma geldi. Derin bir gaflet uykusundan uyandım. Çok şükürler olsun. Darısı, benim gibi hayatı boyunca “ortak inanç” yerine, Ortak Aklı bilimde arayan; ama bulamayan laik okurlarımın başına.</p>
<p>Hoşçakalın, inançla kalın. Aman, karamsarlığa kapılmayın.</p>
<p><em>Gün doğmadan neler doğar, o gizemli DOĞA Ana&#8217;dan</em>.</p>
<p>*<strong>Not</strong>: Başkan Kahraman’ın başkanı bulunduğu Birlik Vakfı’nın “<em>Anayasa Teklifi’</em>nde “muğlak laiklik” ilkesi yoktu ama başkanlık sistemi vardı (2008).</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong></p>
<p><em>*Bu yazı, 06 Mayıs 2016 tarihli Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yayınlanmıştır.</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/anayasada-laiklik-tartismasi">Anayasa’da Laiklik tartışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4137</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
