<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan çağı arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/insan-cagi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/insan-cagi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Nov 2019 09:47:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Türlerin yok oluşunda başlıca sorumlu insan mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/turlerin-yok-olusunda-baslica-sorumlu-insan-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 09:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[insan çağı]]></category>
		<category><![CDATA[yok oluş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afrika ve Asya’nın bir kısmı hariç dünyanın genelinde olduğu gibi Avustralya’da da ilkel megafaunaya ait çok az örnek kalmıştır. Soyu tükenenler arasında yedi metre uzunluğundaki kertenkeleler (Varanus) ve bir otomobil büyüklüğündeki vombatlar da yer alıyor. Bu dev hayvanların yok oluşunda insanların mı (aşırı avlanma hipotezi) yoksa iklim değişiminin mi esas sorumlu olduğu konusunda uzmanlar hemfikir değildi. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki megafaunanın yok oluşu, insanların bu kıtalarda yayılmalarına izin veren aynı iklim değişimine denk geldiğinden bu etkenleri birbirinden ayırmak zor. Ancak Avustralya’nın dev hayvanları Kuzey yarımküredekilere kıyasla çok daha önce, yaklaşık olarak 45.000 yıl önce yok olmuşlar. Bu da tam olarak Homo sapiens’in Avustralya’ya geldiği tarihle örtüşmekte. Ama aşırı avlanma hipotezi buna rağmen genel olarak kabul görmüyor ve yok oluşun ana sorumlusu olarak hep iklim değişimi gösteriliyordu. Nature Communications dergisinde yayınlanan bir araştırma ise aksini söylüyor. Avustralya’daki büyük memelilerin, kuşların ve sürüngenlerin yüzde 85’inden fazlası, insan türünün kıtaya ayak basmasından kısa bir süre sonra tükenmiş. Her şeyden önce kolay yakalanabilir genç hayvanların aşırı avlanmaları sonucunda tükenme süreci 4000 yıl içinde tamamlanmış diyor Colorado Üniversitesi’nden Gifford Miller. Araştırmacının sonucu, Avustralya’nın güneybatısındaki Hint Okyanusu’ndan alınan karot örneklerine dayanıyor. Örneklerdeki tabakalar karadan denize yayılan toz, kül ve otçul hayvanların gübresinde bulunan bir mantarın sporlarından oluşan malzemelerden ibaret. Araştırmacılar, bu bulgularla 150.000 yıl öncesine kadar inen iklimi ve ekosistemi “canlandırınca” şu sonucu elde etmişler: Söz konusu mantar, Güneybatı Avustralya’da yaklaşık olarak 45.000 yıl öncesine kadar, dev otçul memelilerin yaşadığını gösteriyor ki bu da Avustralya’daki dev hayvanların, insanların kıtaya gelmelerinden önce iklim değişimi gibi doğal nedenlerden dolayı tükenmiş olduğuna dayanan hipotezle çelişiyor. Önemli bir iklim değişimine işaret eden izlere rastlamadıklarını belirten araştırmacılar, bu nedenle de yok oluşun baş sorumlusunun insan olduğunu ifade ediyor. Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/turlerin-yok-olusunda-baslica-sorumlu-insan-mi">Türlerin yok oluşunda başlıca sorumlu insan mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afrika ve Asya’nın bir kısmı hariç dünyanın genelinde olduğu gibi Avustralya’da da ilkel megafaunaya ait çok az örnek kalmıştır. Soyu tükenenler arasında yedi metre uzunluğundaki kertenkeleler (<em>Varanus</em>) ve bir otomobil büyüklüğündeki vombatlar da yer alıyor. Bu dev hayvanların yok oluşunda insanların mı (aşırı avlanma hipotezi) yoksa iklim değişiminin mi esas sorumlu olduğu konusunda uzmanlar hemfikir değildi. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki megafaunanın yok oluşu, insanların bu kıtalarda yayılmalarına izin veren aynı iklim değişimine denk geldiğinden bu etkenleri birbirinden ayırmak zor.</p>
<p>Ancak Avustralya’nın dev hayvanları Kuzey yarımküredekilere kıyasla çok daha önce, yaklaşık olarak 45.000 yıl önce yok olmuşlar. Bu da tam olarak Homo sapiens’in Avustralya’ya geldiği tarihle örtüşmekte. Ama aşırı avlanma hipotezi buna rağmen genel olarak kabul görmüyor ve yok oluşun ana sorumlusu olarak hep iklim değişimi gösteriliyordu. <em>Nature Communications</em> dergisinde yayınlanan bir araştırma ise aksini söylüyor. Avustralya’daki büyük memelilerin, kuşların ve sürüngenlerin yüzde 85’inden fazlası, insan türünün kıtaya ayak basmasından kısa bir süre sonra tükenmiş.</p>
<p>Her şeyden önce kolay yakalanabilir genç hayvanların aşırı avlanmaları sonucunda tükenme süreci 4000 yıl içinde tamamlanmış diyor Colorado Üniversitesi’nden Gifford Miller. Araştırmacının sonucu, Avustralya’nın güneybatısındaki Hint Okyanusu’ndan alınan karot örneklerine dayanıyor. Örneklerdeki tabakalar karadan denize yayılan toz, kül ve otçul hayvanların gübresinde bulunan bir mantarın sporlarından oluşan malzemelerden ibaret. Araştırmacılar, bu bulgularla 150.000 yıl öncesine kadar inen iklimi ve ekosistemi “canlandırınca” şu sonucu elde etmişler: Söz konusu mantar, Güneybatı Avustralya’da yaklaşık olarak 45.000 yıl öncesine kadar, dev otçul memelilerin yaşadığını gösteriyor ki bu da Avustralya’daki dev hayvanların, insanların kıtaya gelmelerinden önce iklim değişimi gibi doğal nedenlerden dolayı tükenmiş olduğuna dayanan hipotezle çelişiyor. Önemli bir iklim değişimine işaret eden izlere rastlamadıklarını belirten araştırmacılar, bu nedenle de yok oluşun baş sorumlusunun insan olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.nature.com/articles/ncomms14142">Kaynak</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/turlerin-yok-olusunda-baslica-sorumlu-insan-mi">Türlerin yok oluşunda başlıca sorumlu insan mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15959</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yarattığımız yapıların çeşitliliği, biyolojik çeşitliliği aştı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/yarattigimiz-yapilarin-cesitliligi-biyolojik-cesitliligi-asti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2019 08:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[insan çağı]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14967</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu dünyayı çok uzun bir süredir kalıcı ve ölçülebilir şekilde değiştirdi. Kimyasal ve biyolojik dolaşımları değiştiriyor, iklimi manipüle ediyor ve doğadaki dev arazileri yok ediyoruz. Akarsular, göller ve ve denizlerde organizmalardan çok mikroplastik partikülleri yüzüyor ve çöplerimiz için çöplükler yetersiz kalıyor. Ve bunların dışında gezegenimizde daha iyi yaşayabilmek adına kurduğumuz yapılar, ürettiğimiz objeler ve teknolojiler de var. Bu “Teknoküre”de evler, fabrikalar, yollar, köprüler, makineler, teknik aletler, limanlar, madenler hatta yapay adalar bile yer alıyor. Biz insanlar ve organizasyonlarımız da aslında bu teknokürenin bir parçasıdır, her ne kadar hala bunları tamamen kontrol edemiyorsak da diyor Leicester Üniversitesi’nden Jan Zalasiewics. “Çünkü teknoküre kendi dinamiğine ve kendi enerji akımlarına sahip bir sistemdir ve insan hayatta kalabilmek için çoktan beri bu sisteme bağımlı olmuştur.” Dünyamızdaki teknokürenin ne büyüklüğe ulaştığını Zalasiewics ilk kez hesapladı. Araştırmacının hesabına göre dünyamızın teknoküresi 30 milyar ton kütleye sahip. Bu kütle yeryüzünde düzenli bir şekilde dağıtılacak olursa bir metrekareye 50 kilo düşüyor. Sayılar, göreceli olarak kısa geçmişimizde amaçlarımız için ne kadar malzeme ve enerji kullandığımızı ve dönüştürdüğümüzü açıklıyor. Jeolojik açıdan bakıldığında teknoküre daha genç sayılır ama olağanüstü bir hızla gelişiyor. Ve şimdiden gezegenimiz üzerinde derin bir iz bıraktı. Teknoküre uzak gelecekte de dünyamızı önemli ölçüde etkilemeye devam edecektir. Sonuçta biyolojik kalıntıların aksine izlerimizin indirgenmesi neredeyse imkansız ve bu yüzden de varlıklarını milyonlarca yıl koruyacaklardır. Günümüzdeki yapıların ve objelerin birçoğu jeolojik tabakalara gömülerek uzak geleceğe kadar kalıcı olacak ve bu tekno fosiller sayesinde gelecekte “Androposen” (İnsan Çağı) tarihlendirilebilecek ve tanımlanabilecek diyor uzmanlar. Tahminlere göre günümüzde bile bir milyardan fazla bu tür tekno fosil türü bulunmakta ki bu gezegenimizdeki organizma türünden fazladır. Kaynak: SAGE</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/yarattigimiz-yapilarin-cesitliligi-biyolojik-cesitliligi-asti">Yarattığımız yapıların çeşitliliği, biyolojik çeşitliliği aştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu dünyayı çok uzun bir süredir kalıcı ve ölçülebilir şekilde değiştirdi. Kimyasal ve biyolojik dolaşımları değiştiriyor, iklimi manipüle ediyor ve doğadaki dev arazileri yok ediyoruz. Akarsular, göller ve ve denizlerde organizmalardan çok mikroplastik partikülleri yüzüyor ve çöplerimiz için çöplükler yetersiz kalıyor. Ve bunların dışında gezegenimizde daha iyi yaşayabilmek adına kurduğumuz yapılar, ürettiğimiz objeler ve teknolojiler de var.</p>
<p>Bu “Teknoküre”de evler, fabrikalar, yollar, köprüler, makineler, teknik aletler, limanlar, madenler hatta yapay adalar bile yer alıyor. Biz insanlar ve organizasyonlarımız da aslında bu teknokürenin bir parçasıdır, her ne kadar hala bunları tamamen kontrol edemiyorsak da diyor Leicester Üniversitesi’nden Jan Zalasiewics. “Çünkü teknoküre kendi dinamiğine ve kendi enerji akımlarına sahip bir sistemdir ve insan hayatta kalabilmek için çoktan beri bu sisteme bağımlı olmuştur.”</p>
<p>Dünyamızdaki teknokürenin ne büyüklüğe ulaştığını Zalasiewics ilk kez hesapladı. Araştırmacının hesabına göre dünyamızın teknoküresi 30 milyar ton kütleye sahip. Bu kütle yeryüzünde düzenli bir şekilde dağıtılacak olursa bir metrekareye 50 kilo düşüyor. Sayılar, göreceli olarak kısa geçmişimizde amaçlarımız için ne kadar malzeme ve enerji kullandığımızı ve dönüştürdüğümüzü açıklıyor. Jeolojik açıdan bakıldığında teknoküre daha genç sayılır ama olağanüstü bir hızla gelişiyor.</p>
<p>Ve şimdiden gezegenimiz üzerinde derin bir iz bıraktı. Teknoküre uzak gelecekte de dünyamızı önemli ölçüde etkilemeye devam edecektir. Sonuçta biyolojik kalıntıların aksine izlerimizin indirgenmesi neredeyse imkansız ve bu yüzden de varlıklarını milyonlarca yıl koruyacaklardır. Günümüzdeki yapıların ve objelerin birçoğu jeolojik tabakalara gömülerek uzak geleceğe kadar kalıcı olacak ve bu tekno fosiller sayesinde gelecekte “Androposen” (İnsan Çağı) tarihlendirilebilecek ve tanımlanabilecek diyor uzmanlar. Tahminlere göre günümüzde bile bir milyardan fazla bu tür tekno fosil türü bulunmakta ki bu gezegenimizdeki organizma türünden fazladır.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://anr.sagepub.com/content/early/2016/11/25/2053019616677743.abstract">SAGE</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/yarattigimiz-yapilarin-cesitliligi-biyolojik-cesitliligi-asti">Yarattığımız yapıların çeşitliliği, biyolojik çeşitliliği aştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14967</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnsanoğlu yeryüzünde jeolojik çağ yaratan aktör mü oldu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/insanoglu-yeryuzunde-jeolojik-cag-yaratan-aktor-mu-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2016 09:52:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[antroposen]]></category>
		<category><![CDATA[insan çağı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dönem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3635</guid>

					<description><![CDATA[<p>4.6 milyar yaşındaki gezegenimizde yaşanan jeolojik çağlarda insan etkisi sıfırdı, şimdi ise yerküre 10 bin yıldır insan etkisine bağlı yeni bir jeolojik döneme mi girdi? Science dergisindeki bir araştırmaya göre Dünya 1950’li yıllardan başlayarak yeni bir döneme girmiş bulunuyor. Ve bu dönemin adı bile konmuş: Antroposen, yani İnsan Çağı. Antroposen Çağı’nı tanımlamak üzere bir araya gelen uluslararası bir bilim kurulu, gezegen üzerindeki insan etkisinin yeterince belirgin hale gelmiş olduğunu ve bu dönemin Antroposen olarak isimlendirilebileceğini söylüyor. İnsan çağı, yeryüzüne damgamızı vurduğumuz plastik, nükleer denemeler, alüminyum vb gibi “atıklarımızdan” milyonlarca yıl sonra bile rahatça izlenebilecek. Önce bakalım EPOK nedir: Epok, gezegenimizin 4.6 milyar yıllık tarihini tanımlayan resmi zaman çizelgesinin bir bölümüdür. Bu jeolojik çağlar Uluslararası Stratigrafi Komisyonu olarak bilinen bir birim tarafından belirlenir ve çağlar arasındaki sınırlar netleştirilir. Bu kurul bu yıl toplanarak, içinde bulunduğumuz Holosen’in sona erip ermediğine karar verecek. Bu isimlerin pek çoğunu ders kitaplarından tanıyoruz. Yeni epok, -kabul edildiği takdirde- Holosen’i izleyecek. Antroposen Çalışma Grubu, insanın Dünya üzerindeki etkisinin, şu anda içinde bulunduğumuz jeolojik devir olan Holosen’den farklı bir dönemi başlatacak belirgin özelliklere yol açtığını ileri sürüyor. Holosen, son buzul çağının bitişi ile başlamış ve insan etkisinin yoğunlaşması ile sona ermiş sayılıyor. Yeni bir döneme girdiğimizi nasıl anlıyoruz? Bilim insanları yeni bir dönemin başlamış olduğunu nasıl anladılar? İnsanların tortul ve kayalarda binlerce yıldır bırakmış oldukları izleri inceleyen çalışma grubu, bu yeni dönemin başlangıç tarihini 1950’lere dayandırıyor. Bu tarih “Büyük Hızlanma” olarak nitelendirilen nüfus ve tüketimin birden artış gösterdiği dönemle çakışıyor. Bu tarih, ayrıca nükleer silahların kullanılmasının, alüminyumdan plastiklere “tekno malzemelerin” yayılmasına da denk geliyor. Nükleer silah denemelerinin neden olduğu radyoaktivitenin toprak ve kayalardaki izlerinin binlerce yıl silinmeyecek olması, gelecekte yeni dönemin parmak izleri olarak değerlendirilebilecek. Batı Grönland’daki bir gölün dibinden çıkartılan çökeltiyi inceleyen çalışma grubu, bunun Holosen döneminin çökeltilerinden belirgin farklılıklar içerdiğini inanıyor. Dönemin kabul edilmesi zaman alacak Ne var ki bu yeni dönemin bilimsel çevrelerce kabul görmesi yıllar alabilir. Bunun için bilim insanlarının dünyanın dört bir yanından alınan örnekleri incelemesi gerekiyor. Bu örneklerin de hava kirliliği gibi insan etkisinin kanıtlarını içermesi gerekiyor. Halihazırdaki örneklerde tespit edilen haşarat öldürücülerinin, fosil yakıtların yanması sonucu oluşan islerin ve ağır metallerin izleri yeni dönemin somut kanıtları olarak kabul ediliyor. Yeni dönem ne anlama geliyor? Bu yeni dönemin ders kitaplarına geçmesi için bilim dünyasının onayı bekleniyor. “Antroposen Maceraları” isimli kitabın yazarı Gaia Vince, Dünyamızın milyarlarca yıllık geçmişi ile karşılaştırıldığında insanoğlunun kısacık geçmişinde Dünya’ya bu kadar büyük zarar vermesini “vahşet” olarak değerlendiriyor. Başka bir deyişle, insanın bu kadar kısa bir sürede doğayı milyonlarca yıl sürecek ve geriye döndürülemez biçimde kirletmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur. Derleyen: Reyhan Oksay  Kaynak: https://www.weforum.org/agenda/2016/01/have-humans-pushed-the-world-into-a-new-geological-age/ &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/insanoglu-yeryuzunde-jeolojik-cag-yaratan-aktor-mu-oldu">İnsanoğlu yeryüzünde jeolojik çağ yaratan aktör mü oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>4.6 milyar yaşındaki gezegenimizde yaşanan jeolojik çağlarda insan etkisi sıfırdı, şimdi ise yerküre 10 bin yıldır insan etkisine bağlı yeni bir jeolojik döneme mi girdi? Science dergisindeki bir araştırmaya göre Dünya 1950’li yıllardan başlayarak yeni bir döneme girmiş bulunuyor. Ve bu dönemin adı bile konmuş: Antroposen, yani İnsan Çağı.</p>
<p>Antroposen Çağı’nı tanımlamak üzere bir araya gelen uluslararası bir bilim kurulu, gezegen üzerindeki insan etkisinin yeterince belirgin hale gelmiş olduğunu ve bu dönemin Antroposen olarak isimlendirilebileceğini söylüyor.</p>
<p>İnsan çağı, yeryüzüne damgamızı vurduğumuz plastik, nükleer denemeler, alüminyum vb gibi “atıklarımızdan” milyonlarca yıl sonra bile rahatça izlenebilecek.</p>
<p>Önce bakalım EPOK nedir: Epok, gezegenimizin 4.6 milyar yıllık tarihini tanımlayan resmi zaman çizelgesinin bir bölümüdür. Bu jeolojik çağlar Uluslararası Stratigrafi Komisyonu olarak bilinen bir birim tarafından belirlenir ve çağlar arasındaki sınırlar netleştirilir. Bu kurul bu yıl toplanarak, içinde bulunduğumuz Holosen’in sona erip ermediğine karar verecek.</p>
<p>Bu isimlerin pek çoğunu ders kitaplarından tanıyoruz. Yeni epok, -kabul edildiği takdirde- Holosen’i izleyecek. Antroposen Çalışma Grubu, insanın Dünya üzerindeki etkisinin, şu anda içinde bulunduğumuz jeolojik devir olan Holosen’den farklı bir dönemi başlatacak belirgin özelliklere yol açtığını ileri sürüyor.</p>
<p>Holosen, son buzul çağının bitişi ile başlamış ve insan etkisinin yoğunlaşması ile sona ermiş sayılıyor.</p>
<p><strong>Yeni bir döneme girdiğimizi nasıl anlıyoruz?</strong></p>
<p>Bilim insanları yeni bir dönemin başlamış olduğunu nasıl anladılar? İnsanların tortul ve kayalarda binlerce yıldır bırakmış oldukları izleri inceleyen çalışma grubu, bu yeni dönemin başlangıç tarihini 1950’lere dayandırıyor. Bu tarih “Büyük Hızlanma” olarak nitelendirilen nüfus ve tüketimin birden artış gösterdiği dönemle çakışıyor.</p>
<p>Bu tarih, ayrıca nükleer silahların kullanılmasının, alüminyumdan plastiklere “tekno malzemelerin” yayılmasına da denk geliyor. Nükleer silah denemelerinin neden olduğu radyoaktivitenin toprak ve kayalardaki izlerinin binlerce yıl silinmeyecek olması, gelecekte yeni dönemin parmak izleri olarak değerlendirilebilecek.</p>
<p>Batı Grönland’daki bir gölün dibinden çıkartılan çökeltiyi inceleyen çalışma grubu, bunun Holosen döneminin çökeltilerinden belirgin farklılıklar içerdiğini inanıyor.</p>
<p><strong>Dönemin kabul edilmesi zaman alacak</strong></p>
<p>Ne var ki bu yeni dönemin bilimsel çevrelerce kabul görmesi yıllar alabilir. Bunun için bilim insanlarının dünyanın dört bir yanından alınan örnekleri incelemesi gerekiyor. Bu örneklerin de hava kirliliği gibi insan etkisinin kanıtlarını içermesi gerekiyor. Halihazırdaki örneklerde tespit edilen haşarat öldürücülerinin, fosil yakıtların yanması sonucu oluşan islerin ve ağır metallerin izleri yeni dönemin somut kanıtları olarak kabul ediliyor.</p>
<p><strong>Yeni dönem ne anlama geliyor?</strong></p>
<p>Bu yeni dönemin ders kitaplarına geçmesi için bilim dünyasının onayı bekleniyor. “Antroposen Maceraları” isimli kitabın yazarı Gaia Vince, Dünyamızın milyarlarca yıllık geçmişi ile karşılaştırıldığında insanoğlunun kısacık geçmişinde Dünya’ya bu kadar büyük zarar vermesini “vahşet” olarak değerlendiriyor. Başka bir deyişle, insanın bu kadar kısa bir sürede doğayı milyonlarca yıl sürecek ve geriye döndürülemez biçimde kirletmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur.</p>
<p><strong><em>Derleyen: </em></strong><em>Reyhan Oksay </em><strong><em><br />
</em></strong><strong><em>Kaynak: <a href="https://www.weforum.org/agenda/2016/01/have-humans-pushed-the-world-into-a-new-geological-age/">https://www.weforum.org/agenda/2016/01/have-humans-pushed-the-world-into-a-new-geological-age/</a></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/insanoglu-yeryuzunde-jeolojik-cag-yaratan-aktor-mu-oldu">İnsanoğlu yeryüzünde jeolojik çağ yaratan aktör mü oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3635</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
