<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mikrobiyota arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/mikrobiyota/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/mikrobiyota</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Sep 2019 07:38:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/probiyotikler-herkes-icin-guvenli-olmayabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 07:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[probiyotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar probiyotikleri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotik eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha yararlı kılmadığını ileri sürüyor. Oysa bugünlerde “İyi bakteriler” diş macunundan çikolataya, meyve sularından tahıllara uzanan çok çeşitli ürünlerde karşımıza çıkıyorlar. Boston’daki MassGeneral Çocuk Hastanesi pediatri ve genel sağlık uzmanlarından Dr. Patricia Hibberd, bu yararlı bakterileri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotikler eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha nitelikli kılmadığını ve beslenme düzenine herhangi bir katkıda bulunmadığını belirtiyor. Hibberd, günümüzde probiyotikler konusundaki yanıltıcı söylemlerin bilimsel verilerden çok daha ağır bastığına dikkat çekiyor. Ne var ki, tüm bu gerçekler görünürde tüketicinin probiyotiklere olan ilgisini pek de etkilemiyor. Gerçeklerin yanıltıcı söylemlerden ayırt edilebilmesi için, tüketicilerin probiyotikli besinleri ya da destekleyici ürünleri satın alırlarken aşağıda belirtilen noktaları göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Probiyotikler, ilaçlar gibi resmi bir denetime tabi değil Hibberd, destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerin genelde oldukça güvenli olduklarını düşünüyor. Yine de, beslenmeyi destekleyici ürünler olarak satışa sunulan probiyotiklerin piyasaya sürülmeden önce herhangi bir onaydan geçmeleri gerekmiyor ve bu ürünler ilaçlar denli ciddi bir güvenlik testinden geçmiyorlar. Bu tür ürünlerin üreticileri resmi bir onay olmaksızın ürünlerin belli hastalıklara iyi geldiği yönünde herhangi bir iddiada bulunmasalar da, söz gelimi, bir ürünün “sindirime iyi geldiği” yönünde birtakım belirsiz savlar öne sürebiliyorlar. Dahası, besinlerin ve destekleyici  ürünlerin içermeleri gereken mikropların miktarı ya da en düşük düzeyi konusunda da herhangi bir ölçüt belirlenmiş değil. Hafif yan etkilerin yaşanması olası İnsanlar probiyotik içeren destekleyici ürünleri tüketmeye başladıklarında, ilk birkaç gün midede gaz ve şişkinlik gibi birtakım sorunlar yaşayabilirler. Hibberd, bu tür yan etkiler yaşansa bile, belirtilerin çoğu zaman hafif seyrettiğine ve bunların genellikle iki üç gün içinde yok olduklarına dikkat çekiyor. Probiyotikli yiyeceklerin tümü birbirinin aynısı değildir Probiyotik açısından zengin besinler arasında kefir, fermente süt ürünleri ve çedar, parmesan, gravyer gibi eski peynirler yer alıyor. Süt ürünlerinin dışında, salamura turşu, sauerkraut (Alman tipi lahana turşusu), bir Kore yemeği olan kimchi, soya fasulyesinden yapılan tempeh ve yine soya fasulyesinden yapılan Japonya’ya özgü bir çeşni olan miso gibi ürünler de probiyotikler içeriyorlar. Ayrıca, probiyotikler listesinde giderek ağırlık kazanan besinler var. Aralarında probiyotik katkılı meyve suları, tahıllar ve atıştırmalıkların yer aldığı bu tür besinler doğal olarak mayalanmış ya da kültüre edilmiş olmasalar da, bir miktar canlı organizma içerebiliyorlar. Hibberd, besinlerdeki probiyotiklerin büyük bir bölümünün çoğu insanlar için güvenli olduğuna, ancak asıl önemli sorunun kişinin bu besinleri tükettiğinde organizmanın gerçekten canlı olup olmamasından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Kimi durumlarda organizma çürümüş olabiliyor ve bu da onun yeterince etkili olmayacağı ve sağlığa pek bir yarar sağlamayacağı anlamına geliyor. Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir Kimi insanların besinlerdeki ya da destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerden kesinlikle kaçınmaları gerekiyor. Hibberd, bu kişiler arasında bağışıklık sistemleri güçsüzleşen ve kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarının olduğuna dikkat çekiyor. Organ nakli uygulanan ve bir hastalıktan ötürü sindirim borusunun bir bölümü alınan kişiler için de probiyotikler daha yüksek risk oluşturuyorlar. Hibberd, hastanede yatan ve damar yolları açılan kişilerin yanı sıra, kalp kapakçıklarında anormallikler olan ya da kalp kapakçığı ameliyatı olması gereken  kişilerin de enfeksiyon olasılığı nedeniyle probiyotiklerden kaçınmaları gerektiğini belirtiyor. Son kullanma tarihlerine dikkat edin Canlı organizmaların raf ömürleri sınırlı olduğundan, insanların probiyotiklerden olabildiğince yarar sağlayabilmeleri için bunları raf ömürleri sona ermeden önce tüketmeleri gerekiyor. Organizmaların güçlerini yitirmelerini önlemek amacıyla tüketiciler ürünlerin uygun bir biçimde saklanmaları konusunda  bilgilendirilebilirler; kimi destekleyici ürünlerin buzdolabında saklanmaları gerekirken, kimilerinin oda sıcaklığında ve ışıktan uzak bir yerde saklanmaları gerekebilir. Ürün etiketlerine dikkat edin Bir besin ürünündeki probiyotik miktarı genelde açıkça belirtilmez. İçerikle ilgili etiketlerde organizmanın grubu ve türü belirtilse de, bakteri  sayısına çoğu zaman yer verilmez. Destekleyici ürünler üzerindeki etiketlerde bakterinin sırasıyla soyu, türü ve suşu belirtilmelidir. Mikrop sayımı, tek bir dozdaki canlı organizma sayısını gösteren ve genellikle milyarlarla belirtilen, koloni oluşturan birim (CFU) olarak verilir. Ürünün uygun kullanım dozu, sıklığı ve saklama koşulları konusunda paket üzerindeki yönergelere uyulmalıdır. Hibberd tüketicilere destekleyici kapsülleri açıp içeriğini süte serpiştirerek  tüketmelerini öneriyor. Destekleyici ürünler genelde cep yakıyor Probiyotikler en pahalı destekleyici besin türlerinden birini oluşturuyorlar. Dahası, fiyatının yüksek olması her zaman ürünün daha nitelikli olduğu anlamına da gelmiyor. Sağlık durumunuza en uygun organizmaları seçin Uzmanlar, belli bir rahatsızlığa probiyotiklerle çözüm getirmek isteyenlere saygın bir tıp dergisinde yayımlanmış ve olumlu sonuçları kanıtlanmış araştırmaları gözden geçirmelerini öneriyor. Bu kişilerin önerilen ürünü araştırmada belirtilen dozda, sıklıkta ve zaman aralığında tüketmeleri gerekiyor. Kaynak: LiveScience</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/probiyotikler-herkes-icin-guvenli-olmayabilir">Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Uzmanlar probiyotikleri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotik eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha yararlı kılmadığını ileri sürüyor. Oysa bugünlerde “İyi bakteriler” diş macunundan çikolataya, meyve sularından tahıllara uzanan çok çeşitli ürünlerde karşımıza çıkıyorlar.</p></blockquote>
<p>Boston’daki MassGeneral Çocuk Hastanesi pediatri ve genel sağlık uzmanlarından <strong>Dr. Patricia Hibberd</strong>, bu yararlı bakterileri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotikler eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha nitelikli kılmadığını ve beslenme düzenine herhangi bir katkıda bulunmadığını belirtiyor. Hibberd, günümüzde probiyotikler konusundaki yanıltıcı söylemlerin bilimsel verilerden çok daha ağır bastığına dikkat çekiyor. Ne var ki, tüm bu gerçekler görünürde tüketicinin probiyotiklere olan ilgisini pek de etkilemiyor.</p>
<p>Gerçeklerin yanıltıcı söylemlerden ayırt edilebilmesi için, tüketicilerin probiyotikli besinleri ya da destekleyici ürünleri satın alırlarken aşağıda belirtilen noktaları göz önünde bulundurmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Probiyotikler, ilaçlar gibi resmi bir denetime tabi değil</strong></p>
<p>Hibberd, destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerin genelde oldukça güvenli olduklarını düşünüyor. Yine de, beslenmeyi destekleyici ürünler olarak satışa sunulan probiyotiklerin piyasaya sürülmeden önce herhangi bir onaydan geçmeleri gerekmiyor ve bu ürünler ilaçlar denli ciddi bir güvenlik testinden geçmiyorlar.</p>
<p>Bu tür ürünlerin üreticileri resmi bir onay olmaksızın ürünlerin belli hastalıklara iyi geldiği yönünde herhangi bir iddiada bulunmasalar da, söz gelimi, bir ürünün “sindirime iyi geldiği” yönünde birtakım belirsiz savlar öne sürebiliyorlar. Dahası, besinlerin ve destekleyici  ürünlerin içermeleri gereken mikropların miktarı ya da en düşük düzeyi konusunda da herhangi bir ölçüt belirlenmiş değil.</p>
<p><strong>Hafif yan etkilerin yaşanması olası</strong></p>
<p>İnsanlar probiyotik içeren destekleyici ürünleri tüketmeye başladıklarında, ilk birkaç gün midede gaz ve şişkinlik gibi birtakım sorunlar yaşayabilirler. Hibberd, bu tür yan etkiler yaşansa bile, belirtilerin çoğu zaman hafif seyrettiğine ve bunların genellikle iki üç gün içinde yok olduklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Probiyotikli yiyeceklerin tümü birbirinin aynısı değildir</strong></p>
<p>Probiyotik açısından zengin besinler arasında kefir, fermente süt ürünleri ve çedar, parmesan, gravyer gibi eski peynirler yer alıyor.</p>
<p>Süt ürünlerinin dışında, salamura turşu, sauerkraut (Alman tipi lahana turşusu), bir Kore yemeği olan kimchi, soya fasulyesinden yapılan tempeh ve yine soya fasulyesinden yapılan Japonya’ya özgü bir çeşni olan miso gibi ürünler de probiyotikler içeriyorlar.</p>
<p>Ayrıca, probiyotikler listesinde giderek ağırlık kazanan besinler var. Aralarında probiyotik katkılı meyve suları, tahıllar ve atıştırmalıkların yer aldığı bu tür besinler doğal olarak mayalanmış ya da kültüre edilmiş olmasalar da, bir miktar canlı organizma içerebiliyorlar.</p>
<p>Hibberd, besinlerdeki probiyotiklerin büyük bir bölümünün çoğu insanlar için güvenli olduğuna, ancak asıl önemli sorunun kişinin bu besinleri tükettiğinde organizmanın gerçekten canlı olup olmamasından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Kimi durumlarda organizma çürümüş olabiliyor ve bu da onun yeterince etkili olmayacağı ve sağlığa pek bir yarar sağlamayacağı anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</strong></p>
<p>Kimi insanların besinlerdeki ya da destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerden kesinlikle kaçınmaları gerekiyor. Hibberd, bu kişiler arasında bağışıklık sistemleri güçsüzleşen ve kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarının olduğuna dikkat çekiyor. Organ nakli uygulanan ve bir hastalıktan ötürü sindirim borusunun bir bölümü alınan kişiler için de probiyotikler daha yüksek risk oluşturuyorlar.</p>
<p>Hibberd, hastanede yatan ve damar yolları açılan kişilerin yanı sıra, kalp kapakçıklarında anormallikler olan ya da kalp kapakçığı ameliyatı olması gereken  kişilerin de enfeksiyon olasılığı nedeniyle probiyotiklerden kaçınmaları gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Son kullanma tarihlerine dikkat edin</strong></p>
<p>Canlı organizmaların raf ömürleri sınırlı olduğundan, insanların probiyotiklerden olabildiğince yarar sağlayabilmeleri için bunları raf ömürleri sona ermeden önce tüketmeleri gerekiyor. Organizmaların güçlerini yitirmelerini önlemek amacıyla tüketiciler ürünlerin uygun bir biçimde saklanmaları konusunda  bilgilendirilebilirler; kimi destekleyici ürünlerin buzdolabında saklanmaları gerekirken, kimilerinin oda sıcaklığında ve ışıktan uzak bir yerde saklanmaları gerekebilir.</p>
<p><strong>Ürün etiketlerine dikkat edin</strong></p>
<p>Bir besin ürünündeki probiyotik miktarı genelde açıkça belirtilmez. İçerikle ilgili etiketlerde organizmanın grubu ve türü belirtilse de, bakteri  sayısına çoğu zaman yer verilmez.</p>
<p>Destekleyici ürünler üzerindeki etiketlerde bakterinin sırasıyla soyu, türü ve suşu belirtilmelidir. Mikrop sayımı, tek bir dozdaki canlı organizma sayısını gösteren ve genellikle milyarlarla belirtilen, koloni oluşturan birim (CFU) olarak verilir.</p>
<p>Ürünün uygun kullanım dozu, sıklığı ve saklama koşulları konusunda paket üzerindeki yönergelere uyulmalıdır. Hibberd tüketicilere destekleyici kapsülleri açıp içeriğini süte serpiştirerek  tüketmelerini öneriyor.</p>
<p><strong>Destekleyici ürünler genelde cep yakıyor</strong></p>
<p>Probiyotikler en pahalı destekleyici besin türlerinden birini oluşturuyorlar. Dahası, fiyatının yüksek olması her zaman ürünün daha nitelikli olduğu anlamına da gelmiyor.</p>
<p><strong>Sağlık durumunuza en uygun organizmaları seçin</strong></p>
<p>Uzmanlar, belli bir rahatsızlığa probiyotiklerle çözüm getirmek isteyenlere saygın bir tıp dergisinde yayımlanmış ve olumlu sonuçları kanıtlanmış araştırmaları gözden geçirmelerini öneriyor. Bu kişilerin önerilen ürünü araştırmada belirtilen dozda, sıklıkta ve zaman aralığında tüketmeleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.livescience.com/56608-probiotic-safety-tips.html">LiveScience</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/probiyotikler-herkes-icin-guvenli-olmayabilir">Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14998</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 179. Sayı – 30 Ağustos 2019</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-179-sayi-30-agustos-2019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2019 11:30:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[CRISPR]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[penguen]]></category>
		<category><![CDATA[planör]]></category>
		<category><![CDATA[veri güvenliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin bilimde bayrağı kaptı, koşuyor Doğan Kuban: Halkın doğa ve yaşam üzerine düşünceleri Evrimin bir gizi daha çözüldü: &#8220;Boy geni&#8221; Avustralya&#8217;da dev bir volkanik bölge bulundu 50 yıllık arayış bitti: Karbondan ilk halka Kuzey Kutbu&#8217;nda bile mikroplastik var Arka bahçenizde planör yapabilirsiniz! İnsan vücudunun bilinmeyenleri &#8211; 8: Vücudun değişik boy ve şekilleri Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam &#8211; 4 Bedenimizi oluşturan hücrelerin yarısı bile bize ait değil! Müfit Akyos: Bilim yapmak Erdal Musoğlu: Bezos&#8217;un korkunç sömürüsü &#8211; &#8220;Mekanik Türk&#8221; ve internetin hayalet işçileri Tanol Türkoğlu: &#8220;Z Kuşağı&#8221; mı, &#8220;Ş Kuşağı&#8221; mı? Hasan Serdar Hoş: Büyük veri ve insan hakları Mehmet Toran: Öğretmenlerin hizmetiçi eğitimleri nasıl tasarlanmalı? Bekir Onur: İki çocukluk anlayışı, iki örnek Ahmet Yavuz: Mustafa Kemal ile Erzurum&#8217;dan Sivas&#8217;a Mustafa Çetiner: Enerji içecekleri gerçekten enerji kaynağı mı? Fermente yiyecekleri sofranızdan eksik etmeyin! Kediler neden ot yer? Baba penguenler soğuğa karşı Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-179-sayi-30-agustos-2019">HBT Dergi 179. Sayı – 30 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-14974 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/179-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/179-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/179-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/179.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Çin bilimde bayrağı kaptı, koşuyor<br />
Doğan Kuban: Halkın doğa ve yaşam üzerine düşünceleri<br />
Evrimin bir gizi daha çözüldü: &#8220;Boy geni&#8221;<br />
Avustralya&#8217;da dev bir volkanik bölge bulundu<br />
50 yıllık arayış bitti: Karbondan ilk halka<br />
Kuzey Kutbu&#8217;nda bile mikroplastik var<br />
Arka bahçenizde planör yapabilirsiniz!<br />
İnsan vücudunun bilinmeyenleri &#8211; 8: Vücudun değişik boy ve şekilleri<br />
Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam &#8211; 4<br />
Bedenimizi oluşturan hücrelerin yarısı bile bize ait değil!<br />
Müfit Akyos: Bilim yapmak<br />
Erdal Musoğlu: Bezos&#8217;un korkunç sömürüsü &#8211; &#8220;Mekanik Türk&#8221; ve internetin hayalet işçileri<br />
Tanol Türkoğlu: &#8220;Z Kuşağı&#8221; mı, &#8220;Ş Kuşağı&#8221; mı?<br />
Hasan Serdar Hoş: Büyük veri ve insan hakları<br />
Mehmet Toran: Öğretmenlerin hizmetiçi eğitimleri nasıl tasarlanmalı?<br />
Bekir Onur: İki çocukluk anlayışı, iki örnek<br />
Ahmet Yavuz: Mustafa Kemal ile Erzurum&#8217;dan Sivas&#8217;a<br />
Mustafa Çetiner: Enerji içecekleri gerçekten enerji kaynağı mı?<br />
Fermente yiyecekleri sofranızdan eksik etmeyin!<br />
Kediler neden ot yer?<br />
Baba penguenler soğuğa karşı</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-179-sayi-30-agustos-2019">HBT Dergi 179. Sayı – 30 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14973</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Motor nöron hastalığı (ALS) ile bağırsaktaki bakteriler arasında bağlantı olabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/motor-noron-hastaligi-als-ile-bagirsaktaki-bakteriler-arasindaki-baglanti-olabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2019 10:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ALS]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[nikotinamid molekülü]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nörodejeneratif bir hastalık olan ve gizemini hala koruyan ALS üzerine yeni bir çalışma, ALS&#8217;nin mikrobiyotadaki değişikliklerle ilişkili olabileceğine işaret ediyor. Fareler üzerinde yapılan çalışmada, Akkermansia muciniphila adı verilen bakterinin hasta farelerin sağlık durumunu iyileştirdiği ve ömürlerini uzattığı belirtildi. Araştırmacılar, söz konusu etkiyi doğrulamak için çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunun altını çiziyor. İsrail&#8217;deki Weizmann Bilim Enstitüsü&#8217;nden Eran Elinav&#8217;ın yürüttüğü çalışmada ilk olarak, hasta farelerdeki bağırsak mikrobiyotasının güçlü antibiyotikler nedeniyle yok olmasının farelerin sağlık durumlarını kötüleştirdiği tespit edildi. Araştırmada, Akkermansia muciniphila’nın ürettiği nikotinamid molekülünün etkileri dikkat çekti. Bu molekülün verildiği farelerde hastalığın seyrinde belirgin iyileşmeler görüldüğünü ifade eden Elinav, mikrobiyotaları ailelerindeki sağlıklı bireylerininkilerle karşılaştırılan 37 ALS hastası kişide, nikotinamid seviyesinin düşük olduğunun tespit edildiğini belirtiyor. Elinav, çalışmanın henüz erken bir aşamada olduğunu, söz konusu ön bulguların hiçbir şekilde bir tedavi tavsiyesi olmadığını özellikle vurguluyor. İngiltere&#8217;deki Motor Nöron Hastalıkları Derneği&#8217;nin araştırma direktörü Brian Dickie, bağırsaklarımızdaki bakterilerin çeşitli nörolojik hastalıklarda rol oynayabileceğini işaret eden çalışmaların sayısında artış görüldüğünü ve beslenme düzeni ile egzersizin ALS ile muhtemel ilişkisini aydınlatmaya yönelik devam eden çalışmalar olduğunu belirtti. Kaynak: The Guardian</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/motor-noron-hastaligi-als-ile-bagirsaktaki-bakteriler-arasindaki-baglanti-olabilir">Motor nöron hastalığı (ALS) ile bağırsaktaki bakteriler arasında bağlantı olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-14493" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/als-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/als-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/als.jpg 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Nörodejeneratif bir hastalık olan ve gizemini hala koruyan ALS üzerine yeni bir çalışma, ALS&#8217;nin mikrobiyotadaki değişikliklerle ilişkili olabileceğine işaret ediyor. Fareler üzerinde yapılan çalışmada, <em>Akkermansia muciniphila </em>adı verilen bakterinin hasta farelerin sağlık durumunu iyileştirdiği ve ömürlerini uzattığı belirtildi. Araştırmacılar, söz konusu etkiyi doğrulamak için çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunun altını çiziyor.</p>
<p>İsrail&#8217;deki Weizmann Bilim Enstitüsü&#8217;nden Eran Elinav&#8217;ın yürüttüğü çalışmada ilk olarak, hasta farelerdeki bağırsak mikrobiyotasının güçlü antibiyotikler nedeniyle yok olmasının farelerin sağlık durumlarını kötüleştirdiği tespit edildi. Araştırmada, Akkermansia muciniphila’nın ürettiği <em>nikotinamid</em> molekülünün etkileri dikkat çekti. Bu molekülün verildiği farelerde hastalığın seyrinde belirgin iyileşmeler görüldüğünü ifade eden Elinav, mikrobiyotaları ailelerindeki sağlıklı bireylerininkilerle karşılaştırılan 37 ALS hastası kişide, nikotinamid seviyesinin düşük olduğunun tespit edildiğini belirtiyor.</p>
<p>Elinav, çalışmanın henüz erken bir aşamada olduğunu, söz konusu ön bulguların hiçbir şekilde bir tedavi tavsiyesi olmadığını özellikle vurguluyor.</p>
<p>İngiltere&#8217;deki Motor Nöron Hastalıkları Derneği&#8217;nin araştırma direktörü Brian Dickie, bağırsaklarımızdaki bakterilerin çeşitli nörolojik hastalıklarda rol oynayabileceğini işaret eden çalışmaların sayısında artış görüldüğünü ve beslenme düzeni ile egzersizin ALS ile muhtemel ilişkisini aydınlatmaya yönelik devam eden çalışmalar olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.theguardian.com/society/2019/jul/22/motor-neurone-disease-researchers-find-link-to-microbes-in-ut">The Guardian</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/motor-noron-hastaligi-als-ile-bagirsaktaki-bakteriler-arasindaki-baglanti-olabilir">Motor nöron hastalığı (ALS) ile bağırsaktaki bakteriler arasında bağlantı olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14492</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bağırsağımızda 2 kilo bakteri taşıyoruz</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bagirsagimizda-2-kilo-bakteri-tasiyoruz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 08:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[flora]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3639</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan vücudunda 100 trilyon hücre bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun 10 misli fazlası kadar da yararlı bakterilerimiz var. Vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bu bakterilere o bölgenin “florası”, yeni adıyla “mikrobiyota”sı deniyor. Bağırsak mikrobiyotamız ise 2 kilo ağırlığında ve hem işlevi hem de ağırlığı nedeniyle artık bir organ olarak kabul ediliyor. Bağırsak mikrobiyotasında en azından bin farklı türden bakteri bulunuyor. Bu bakteriler bebeğin dünyaya gelişinin üçüncü gününden itibaren oluşmaya başlıyor. Mide ve ince bağırsaklar tarafından sindirilemeyen besinlerin sindirimine yardım eden, B ve K vitaminlerinin yapımını sağlayan, hastalık yapabilecek bakterilerin yerleşmesine mani olan bu bakterilerin en önemli özelliği ise bağırsak duvarında bir bariyer vazifesi görmesi. Bağırsak mikrobiyatasının bir conta görevi gördüğünü söyleyen Medical Park Ankara Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü şu bilgileri veriyor: Sızdıran bağısak sendromu “Bağırsak epiteli normalde zararlı mikropların toksik maddelerini geçirmez. Bunda bağırsakta probiyotik dediğimiz dost bakterilerin rolü vardır ve probiyotikler bağırsak sızdırmazlığını sağlayarak bir conta görevi yaparlar. Floradaki en ufak bir bozulma veya zayıflama ise bağırsaktaki bu zararlıların kan dolaşı­mına karışmasına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Buna sızdıran bağırsak sendromu diyoruz. Sızdıran bağırsak sendromun şeker hastalığı, karaciğer yağlanması gibi metobolik hastalıkla başta olmak üzere çok sayıda sağlık sorununa neden olur.” Antibiyotik uyarısı “Antibiyotiklerin, bağırsak florasını bozarak kilo aldırıcı özelliği mevcut. Bu nedenle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak gerekiyor. Antibiyotiklerin, öldürmesi gereken zararlı bakterileri öldürürken bağırsaktaki iyi bakteriler de ölüyor. O nedenle antibiyotik bitiminden sonra probiyotik destekleriyle bağırsak mikrobiyotasını eski haline döndürmek gerekiyor. Eğer antibiyotik kullanacaksak da &#8220;akılcı ilaç&#8221; uygulamasının gereklerini yerine getirmeliyiz.” Obez bağırsak “Obezlerin bağırsaklarında hazmedilmeyen lifleri ve karbonhidratları parçalayabilen bakterilerin daha ağırlıklı olduğunu buldular. Obezlerin bağısak florasında bir bozulma olduğunda sindirilmeyen liflerden yüzde 15 daha fazla kalori elde edilir. Bu da obez hastanın aldığı bir öğün yemekte 750 kalori alırken, normal sağlıklı kişi aynı öğünden 500 kalori aldığı anlamına gelmektedir.” Ruh sağlığımızı da etkiliyor Vücuttaki toplam serotonin düzeyinin yüzde 80&#8217;i bağırsak duvarından salgılanır. Bağırsak bakterilerimizdeki değişiklikler stres, kaygı, depresyon gibi durumları tetikleyebiliyor. Bağırsaklarımız ve bağırsak bakterilerimiz bazı nörokimyasallar üreterek beynin ruh, hafıza ve öğrenme durumunu etkiliyor. Mutluluk hormonu olarak bilinen &#8220;Serotonin&#8221; eksikliğinde huzursuzluk, stres, kaygı, sinirlilik, depresyon gibi belirti ve hastalıklar görülür.” İkinci beynimiz “Beyin dışında en fazla sinir hücresi ve sinir ağı olan yer sindirim sistemidir. Bu nedenle bağırsaklarımız ikinci beyin olarak söylenir. Bağırsaklarımızla beynimiz arasında bir bağlantı var. Hassas bağırsak sendromu denilen hastalıkta bağırsak mikrobiyotası bozulduğu için karın ağrısı, karında şişkinlik ve gaz gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Probiyotikler hassas bağırsak sendromunda da etkili rol oynuyorlar.” Bağırsak sağlığı için 8 öneri Prof. Dr. Alagözlü bağırsak sağlığı için yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor: Fermente yiyecekleri tüketelim (turşu, boza, şıra, tarhana, sirke, fermente süt ürünleri) Gerekirse doktorunuza sorarak uygun bir probiyotik takviyesi alalım. Egzersizin sağlıklı bağırsak mikrobiyotasını sağladığı yapılan çalışmalarda gösterilmiş. Yürüyüş en güzel egzersizdir. Lifli gıdalar bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Lifli gıdalar tüketelim. Omega-3 takviyeleri bağırsak sağlığımızı güçlendirir. Fruktozdan zengin doğal olmayan işlenmiş, gıdalardan uzak duralım. Bağırsak floramızı bozar. Çin tuzu olarak bilinen &#8220;Monosodyum glutamat&#8221; içeren gıdalardan uzak duralım. D vitamini seviyelerimize baktıralım gerekirse doktor kontrolünde takviye yapalım. Bizi bağırsak polip ve kanserlerinden korur.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bagirsagimizda-2-kilo-bakteri-tasiyoruz">Bağırsağımızda 2 kilo bakteri taşıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan vücudunda 100 trilyon hücre bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun 10 misli fazlası kadar da yararlı bakterilerimiz var. Vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bu bakterilere o bölgenin “florası”, yeni adıyla “mikrobiyota”sı deniyor. Bağırsak mikrobiyotamız ise 2 kilo ağırlığında ve hem işlevi hem de ağırlığı nedeniyle artık bir organ olarak kabul ediliyor.</strong></p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasında en azından bin farklı türden bakteri bulunuyor. Bu bakteriler bebeğin dünyaya gelişinin üçüncü gününden itibaren oluşmaya başlıyor. Mide ve ince bağırsaklar tarafından sindirilemeyen besinlerin sindirimine yardım eden, B ve K vitaminlerinin yapımını sağlayan, hastalık yapabilecek bakterilerin yerleşmesine mani olan bu bakterilerin en önemli özelliği ise bağırsak duvarında bir bariyer vazifesi görmesi. Bağırsak mikrobiyatasının bir conta görevi gördüğünü söyleyen <strong>Medical Park Ankara Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü şu bilgileri veriyor:</strong></p>
<p><strong>Sızdıran bağısak sendromu</strong></p>
<p>“Bağırsak epiteli normalde zararlı mikropların toksik maddelerini geçirmez. Bunda bağırsakta probiyotik dediğimiz dost bakterilerin rolü vardır ve probiyotikler bağırsak sızdırmazlığını sağlayarak bir conta görevi yaparlar. Floradaki en ufak bir bozulma veya zayıflama ise bağırsaktaki bu zararlıların kan dolaşı­mına karışmasına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Buna sızdıran bağırsak sendromu diyoruz. Sızdıran bağırsak sendromun şeker hastalığı, karaciğer yağlanması gibi metobolik hastalıkla başta olmak üzere çok sayıda sağlık sorununa neden olur.”</p>
<p><strong>Antibiyotik uyarısı</strong></p>
<p>“Antibiyotiklerin, bağırsak florasını bozarak kilo aldırıcı özelliği mevcut. Bu nedenle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak gerekiyor. Antibiyotiklerin, öldürmesi gereken zararlı bakterileri öldürürken bağırsaktaki iyi bakteriler de ölüyor. O nedenle antibiyotik bitiminden sonra probiyotik destekleriyle bağırsak mikrobiyotasını eski haline döndürmek gerekiyor. Eğer antibiyotik kullanacaksak da &#8220;akılcı ilaç&#8221; uygulamasının gereklerini yerine getirmeliyiz.”</p>
<p><strong>Obez bağırsak</strong></p>
<p>“Obezlerin bağırsaklarında hazmedilmeyen lifleri ve karbonhidratları parçalayabilen bakterilerin daha ağırlıklı olduğunu buldular. Obezlerin bağısak florasında bir bozulma olduğunda sindirilmeyen liflerden yüzde 15 daha fazla kalori elde edilir. Bu da obez hastanın aldığı bir öğün yemekte 750 kalori alırken, normal sağlıklı kişi aynı öğünden 500 kalori aldığı anlamına gelmektedir.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığımızı da etkiliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki toplam serotonin düzeyinin yüzde 80&#8217;i bağırsak duvarından salgılanır. Bağırsak bakterilerimizdeki değişiklikler stres, kaygı, depresyon gibi durumları tetikleyebiliyor. Bağırsaklarımız ve bağırsak bakterilerimiz bazı nörokimyasallar üreterek beynin ruh, hafıza ve öğrenme durumunu etkiliyor. Mutluluk hormonu olarak bilinen &#8220;Serotonin&#8221; eksikliğinde huzursuzluk, stres, kaygı, sinirlilik, depresyon gibi belirti ve hastalıklar görülür.”</p>
<p><strong>İkinci beynimiz</strong></p>
<p>“Beyin dışında en fazla sinir hücresi ve sinir ağı olan yer sindirim sistemidir. Bu nedenle bağırsaklarımız ikinci beyin olarak söylenir. Bağırsaklarımızla beynimiz arasında bir bağlantı var. Hassas bağırsak sendromu denilen hastalıkta bağırsak mikrobiyotası bozulduğu için karın ağrısı, karında şişkinlik ve gaz gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Probiyotikler hassas bağırsak sendromunda da etkili rol oynuyorlar.”</p>
<p><strong>Bağırsak sağlığı için 8 öneri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Alagözlü bağırsak sağlığı için yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:</p>
<ol>
<li>Fermente yiyecekleri tüketelim (turşu, boza, şıra, tarhana, sirke, fermente süt ürünleri)</li>
<li>Gerekirse doktorunuza sorarak uygun bir probiyotik takviyesi alalım.</li>
<li>Egzersizin sağlıklı bağırsak mikrobiyotasını sağladığı yapılan çalışmalarda gösterilmiş. Yürüyüş en güzel egzersizdir.</li>
<li>Lifli gıdalar bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Lifli gıdalar tüketelim.</li>
<li>Omega-3 takviyeleri bağırsak sağlığımızı güçlendirir.</li>
<li>Fruktozdan zengin doğal olmayan işlenmiş, gıdalardan uzak duralım. Bağırsak floramızı bozar.</li>
<li>Çin tuzu olarak bilinen &#8220;Monosodyum glutamat&#8221; içeren gıdalardan uzak duralım.</li>
<li>D vitamini seviyelerimize baktıralım gerekirse doktor kontrolünde takviye yapalım. Bizi bağırsak polip ve kanserlerinden korur.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bagirsagimizda-2-kilo-bakteri-tasiyoruz">Bağırsağımızda 2 kilo bakteri taşıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3639</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
