<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>y kuşağı arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/y-kusagi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/y-kusagi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 May 2023 12:07:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Z kuşağı değil!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/z-kusagi-degil</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 09:57:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[lapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[y kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[z kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyasiler gençleri yeniden keşfediyor. Gelecek seçimlerde her beş seçmenden birisi (yaklaşık yedi milyon deniyor) ilk defa oy kullanacakmış. Bunlar Z Kuşağı’nı oluşturuyor. Öncelikle şu: Kuşak isimleri de hangi dönemi temsil ettikleri de batının sosyo-kültürel dinamiklerinin sonucudur. Bu çerçevede kuşaklar arasındaki büyük kırılım bir önceki Y Kuşağı ile başlar. Çünkü bu kuşak batıda ilk kez üç kritik ileri teknolojinin içine doğmuştur; o üç teknolojinin olmadığı bir dünyayı bilmez. O üç teknoloji anımsayalım: Bilgisayar, cep telefonu ve internet! Bu tanım itibariyle batıda 1981-2000 (kimi kaynaklara göre 1996 veya 1997) arasında doğanlara Y Kuşağı denir. Peki Türkiye’de 1980’lerde doğanlar o üç teknolojinin içine mi doğdu? O üç ileri teknolojinin Türkiye’deki yaygınlaşması K. Amerika, Batı Avrupa veya İskandinav ülkelerindekiyle aynı süratte olduğu söylenebilir mi? Hayır! Öte yandan bu teknolojiler bizim ülkemize de geldi ve toplumu dönüştürme sürecinde aktif bir rol oynamaya başladı. Bu durumda akla gelmesi gereken soru şudur: Türkiye’de toplum üzerine araştırma yapan akademik birimler bu dönemde ne yaptı? Bu dijital kültürel değişimi-dönüşümü analiz ettiler mi? Bu topraklardaki güncel kuşaklarla batı ülkelerinin Y Kuşağı, Z Kuşağı bireyleri arasında ne tür benzerlik ya da ayrılıklar olduğuna dair kafa patlattılar mı? Pek söylenemez! Türkiye’de internet akademik anlamda daha ziyade iletişim fakültelerinde “yeni medya” vizyonu ile bir iletişim aracı (da) olması özelliği baz alınarak irdelenmektedir. Ancak örneğin sosyoloji bölümleri interneti aynı iştahla incelememektedir. Hal böyle olunca dijital kültür ögelerini ele alıp irdelemek çıkarına göre siyasilere ya da medya mensuplarına kalmaktadır. Onların da nesnel değerlendirme yapma motivasyonu ne yazık ki yoktur. Siyasiler, düne dek potansiyel tehdit-lojistik destek bağlamında ele aldığı genç kuşakları şimdi de oy deposu olarak değerlendirmekte ve buna uygun bir yaklaşım sergilemektedir. Medya mensupları da artık nereden nasıl nasipleniyorlarsa, ona uygun yazma geleneğini sürdürüyorlar. Gerek Y ile gerekse de Z Kuşağı ile ilgili (Türkiye için diyelim ki 1991’den sonra doğanlar) yapılacak belki de en yanlış şey bu kuşaklara tek tip elbise giydirmeye çalışmak olacaktır. Ne Y Kuşağı ne de Z Kuşağı üç beş ortak özellikle kategorize edilebilecek nitelikte değildir. İnsanları tek-tipleştirmek kapitalizmin kontrolcü süreç yönetim anlayışına bağlanabilir ve aslında onları daha kolay yönetmeyi sağlar. Sürü psikolojisini devreye sokup, bireyin bilincinde şu ikilemi yaratır: Bahsedilen türde birisi olmazsam sürünün dışında (yalnız) kalırım! Oysa bireyin kendisine yetecek şekilde tek başına yaşamını sürdürmesi ileri teknolojik ögelerle giderek daha da kolaylaşmaktadır. İşte pandemi ile gelen yeni yaşam normaline bir örnek: Evden çıkmadan yapabildiğin hiçbir şeyi evden çıkarak yapma! Şimdi bazı laleler bu gençlerin bir kaç bedava megabayt vererek kandırılabileceğini, oylarının alınabileceğini sanıyor! Oyunu birkaç megabayta satacak olanlar, olsa olsa önceki seçimlerde oyunu bir kaç çuval kömüre satmış olanların çevresinden çıkacaktır ki bunun Z Kuşağı ile hiçbir ilgisi yoktur. Her seferinde bir şey almadan oy vermeyenlere, hangi yıl doğduğuna bakmadan, başka bir isim vermek gerekir! Örneğin Çıkar Kuşağı, örneğin Brütüs Kuşağı! Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com *Bu yazı, HBT Dergi 225. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/z-kusagi-degil">Z kuşağı değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyasiler gençleri yeniden keşfediyor. Gelecek seçimlerde her beş seçmenden birisi (yaklaşık yedi milyon deniyor) ilk defa oy kullanacakmış. Bunlar Z Kuşağı’nı oluşturuyor. Öncelikle şu: Kuşak isimleri de hangi dönemi temsil ettikleri de batının sosyo-kültürel dinamiklerinin sonucudur. Bu çerçevede kuşaklar arasındaki büyük kırılım bir önceki Y Kuşağı ile başlar. Çünkü bu kuşak batıda ilk kez üç kritik ileri teknolojinin içine doğmuştur; o üç teknolojinin olmadığı bir dünyayı bilmez. O üç teknoloji anımsayalım: Bilgisayar, cep telefonu ve internet!</p>
<p>Bu tanım itibariyle batıda 1981-2000 (kimi kaynaklara göre 1996 veya 1997) arasında doğanlara Y Kuşağı denir. Peki Türkiye’de 1980’lerde doğanlar o üç teknolojinin içine mi doğdu? O üç ileri teknolojinin Türkiye’deki yaygınlaşması K. Amerika, Batı Avrupa veya İskandinav ülkelerindekiyle aynı süratte olduğu söylenebilir mi? Hayır!</p>
<p>Öte yandan bu teknolojiler bizim ülkemize de geldi ve toplumu dönüştürme sürecinde aktif bir rol oynamaya başladı. Bu durumda akla gelmesi gereken soru şudur: Türkiye’de toplum üzerine araştırma yapan akademik birimler bu dönemde ne yaptı? Bu dijital kültürel değişimi-dönüşümü analiz ettiler mi? Bu topraklardaki güncel kuşaklarla batı ülkelerinin Y Kuşağı, Z Kuşağı bireyleri arasında ne tür benzerlik ya da ayrılıklar olduğuna dair kafa patlattılar mı?</p>
<p>Pek söylenemez! Türkiye’de internet akademik anlamda daha ziyade iletişim fakültelerinde “yeni medya” vizyonu ile bir iletişim aracı (da) olması özelliği baz alınarak irdelenmektedir. Ancak örneğin sosyoloji bölümleri interneti aynı iştahla incelememektedir. Hal böyle olunca dijital kültür ögelerini ele alıp irdelemek çıkarına göre siyasilere ya da medya mensuplarına kalmaktadır. Onların da nesnel değerlendirme yapma motivasyonu ne yazık ki yoktur.</p>
<p>Siyasiler, düne dek potansiyel tehdit-lojistik destek bağlamında ele aldığı genç kuşakları şimdi de oy deposu olarak değerlendirmekte ve buna uygun bir yaklaşım sergilemektedir. Medya mensupları da artık nereden nasıl nasipleniyorlarsa, ona uygun yazma geleneğini sürdürüyorlar.</p>
<p>Gerek Y ile gerekse de Z Kuşağı ile ilgili (Türkiye için diyelim ki 1991’den sonra doğanlar) yapılacak belki de en yanlış şey bu kuşaklara tek tip elbise giydirmeye çalışmak olacaktır. Ne Y Kuşağı ne de Z Kuşağı üç beş ortak özellikle kategorize edilebilecek nitelikte değildir. İnsanları tek-tipleştirmek kapitalizmin kontrolcü süreç yönetim anlayışına bağlanabilir ve aslında onları daha kolay yönetmeyi sağlar. Sürü psikolojisini devreye sokup, bireyin bilincinde şu ikilemi yaratır: Bahsedilen türde birisi olmazsam sürünün dışında (yalnız) kalırım!</p>
<p>Oysa bireyin kendisine yetecek şekilde tek başına yaşamını sürdürmesi ileri teknolojik ögelerle giderek daha da kolaylaşmaktadır. İşte pandemi ile gelen yeni yaşam normaline bir örnek: Evden çıkmadan yapabildiğin hiçbir şeyi evden çıkarak yapma! Şimdi bazı laleler bu gençlerin bir kaç bedava megabayt vererek kandırılabileceğini, oylarının alınabileceğini sanıyor!</p>
<p>Oyunu birkaç megabayta satacak olanlar, olsa olsa önceki seçimlerde oyunu bir kaç çuval kömüre satmış olanların çevresinden çıkacaktır ki bunun Z Kuşağı ile hiçbir ilgisi yoktur. Her seferinde bir şey almadan oy vermeyenlere, hangi yıl doğduğuna bakmadan, başka bir isim vermek gerekir! Örneğin Çıkar Kuşağı, örneğin Brütüs Kuşağı!</p>
<p><strong><span lang="it-IT">Tanol Türkoğlu / <a href="mailto:tanolturkoglu@gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></span></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi 225. sayıda yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/z-kusagi-degil">Z kuşağı değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29441</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2018 yılında dünya</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018-yilinda-dunya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jul 2018 10:16:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[iphone]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs]]></category>
		<category><![CDATA[telefon bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[y kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medya bizi kontrol ediyor. Tüketim çılgınlığı toplumları geri dönüşü olmayan bir yozlaşmaya sürükleyebilir. Kaynak: www.okyanusum.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018-yilinda-dunya">2018 yılında dünya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya bizi kontrol ediyor. Tüketim çılgınlığı toplumları geri dönüşü olmayan bir yozlaşmaya sürükleyebilir.</p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/K8o7uIRlhQI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Kaynak: www.okyanusum.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018-yilinda-dunya">2018 yılında dünya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10569</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bugünkü gençlik dağ gibi sorunların üstesinden gelebilecek mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bugunku-genclik-dag-gibi-sorunlarin-ustesinden-gelebilecek-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 May 2017 05:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[eski kuşak]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[homo naledi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Omega-3]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[x kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[y kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Bu vesileyle biz gençliğe biraz toplumsal ve sorunlarla ilişkileri açısından bakalım dedik. “Y” kuşağı olarak adlandırılan bugünkü gençlik yarın dünyada ve Türkiye’de toplumun çeşitli alanlarında yönetici konuma yükselecek… Temel mesele şu: Dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu dağ gibi sorunların üstesinden gelebilecek mi, bu sorunların altında ezilip, bugünkü başarısız yönetimlere teslim mi olacaklar, bu yönetimlerin sürdürücüleri mi olacaklar, yarattıkları sorunları aynen devam mı ettirecekler yoksa sorunları tanıyıp onları çözme yoluna mı gidecekler? Y kuşağı, Z kuşağı gibi kuşak sınıflandırmalarını Amerikalılar çok sever. Özellikle dünyanın içinde bulunduğu yeni ekonomik ve toplumsal kalın çizgilere ve yakın geleceğe bakarak, gençliği ve yeni nesil gençliği tanımlamaya çalışır. Y kuşağı 1981-2000 yılları arasında doğanları kapsıyor. Yani bugün 17-36 yaş arasındakileri kapsıyor. 30-36 yaşları arasındakiler, sisteme oldukça entegre olmuşlar ve bugünkü yönetici kesimin hiyerarşik düzeni içinde davranıyor sayılabilirler. Acaba genellikle öyle mi, yoksa bunlar toplumu değiştirici potansiyeli içlerinde taşıyorlar mı? 17-30 yaş arasındakilerin ise henüz hiyerarşik düzene uyum sağlamış değiller diye bakılabilir. Fransa’da bir bakıyorsunuz, Y kuşağından önceki X kuşağının son temsilcilerinden Macron adında bir “genç” fırlayıp Fransa’da Elysee Sarayı’na oturabiliyor. Ama Fransa’nın, Avrupa’nın ve dünyanın sorunları üzerinde ne kadar “çözüm bilinci”ne sahip bilmiyoruz. Bunu pratik gösterecek. Peki, Türkiye’deki Y kuşağı? Son referandum sonucu, kentleşen ve “çağdaşlığın farkında” olan gençlerin hızla toparlandığını ve “eski kuşak”lardan, siyasi olarak farklılaşmaya başladığını gösteriyor. Acaba ne kadar öyle? Ülke sorunlarına alışılmışın dışında yaklaşımda bulunabilecek bilgi, güç ve cesarette mi? Size sunduğumuz dosyaya bu açılardan bakmanız ve tartışmanızı dilerken, dergimizdeki diğer ana konulara bir göz atalım: 28 yaşında büyük bir devrimci ve dönüştürücü 19 Mayıs’ta bugünkü gençlik üzerine düşünürken, henüz 28 yaşındayken, 1911’de, savaş meydanlarından yazdığı mektupta “mücadele sonsuza kadar sürebilir…” diyen, belki de Kahramanlar – Siyasi, Askeri, Toplumsal Dahiler Kuşağı’nın mümtaz temsilcisi olarak adlandırılabilecek Atatürk’ü anmadan geçemeyiz. Doğan Kuban, Atatürk’e alçakça ve namussuzca saldırılar karşısında dayanamadı ve yazısını değiştirerek “Mustafa Kemal’in Gelecek Vizyonu” makalesini yazdı ve sordu: Acaba o tarihte böyle düşünen kaç kişi vardı? Bu sorunun içeriğinde, bir ülke kurtuluşu, kuruluşu ve emperyalizme karşı savaşın sonsuza kadar sürebileceğine ilişkin öngörüyü açıyor hoca… Kaçırmayın. Bozkurt Güvenç de ülkemizdeki büyük duyarsızlık ve kültürel aymazlık karşısında kaleme aldığı “Kendini bilmek” yazısında diyor ki: &#8220;Kendini bil’mek, uygarlık ve insanlık tarihinin en yüce erdemidir.&#8221; Bir sürpriz atamız Homo naledi iki yıl önce paleoantropoloji bilimclerinin gündemine düşmüştü. Kafatası üzerine yapılan değerlendirmeler gösterdi ki, H. Naledi belki de bizim gelişmemize öncülük eden en yakın atamız&#8230; Bulgular çok ilginç: 200-300 bin yıl önceye kadar yaşamış. Peki, bizim öncümüz müydü, yoksa evrimsel süreçte soyu tükenenlerden miydi? Öyküsünü okuyun… Mustafa Çetiner köşesinde çok önemli bir bilgi aktarıyor. ABD’de kanser araştırmalarına bir yılda harcanan para 4,5 milyar dolar. Ama, alternatif sağlık destek ürünlerine tüketicinin harcadığı para ise 30 milyar doları aşıyor. Bu bağlamda bir savaş sürüyor piyasalarda. Para, aklı kovuyor diyor ve piyasaya dökülen Omega-3‘ün kanseri kovaladığına ilişkin habere de dikkat çekerek, bunun hiçbir kanıtı olmadığına değiniyor. Dergimizde çok sayıda ilginç konu ile karşılaşacaksınız. Yazarlarımızdan tutun, teknoloji sayfalarına, günümüz dünyası ve insanının en önemli beslenme ve sağlık konularına kadar çağdaş dünyanın bilimsel önemli seçkilerini evlerinize getiriyor, ellerinize tutuşturuyoruz. Her cuma yeni bir beyin besleme günü ve haftası başlıyor bizim için. İnanıyoruz ki, her sayısı çoğalarak yeni evlere, insanlara ulaştıkça, ülkemiz için umudumuz daha da artacak, insanlarımızla çağdaş dünyayı biraz daha birleşmelerine hizmet edeceğiz. Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak dileğiyle, mutlu kalın. *** HBT BİRİNCİ YIL CİLTLERİ Gelen talepler üzerine Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 1 yıllık sayılarını iki cilt halinde toplamaya karar verdik. İsteyen okurlarımız bu ciltlere sahip olabilecekler. Önce talebi ölçmek ve dergi ciltlerini satın almak isteyen okurlarımızın sayısını öğrenmek istiyoruz. Ne yazık ki elimizde bazı sayılarımızdan çok az var ve talebe göre bunların baskılarını yeniden yaptıracağız. Bu yüzden fiyatı tam belirleyemedik, ama cilt başına 150-200 TL arasında bir rakam olacağını tahmin ediyoruz. Bilgi için telefon: 0216 449 99 42 e-posta: info@herkesebilimteknoloji.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bugunku-genclik-dag-gibi-sorunlarin-ustesinden-gelebilecek-mi">Bugünkü gençlik dağ gibi sorunların üstesinden gelebilecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün<strong> 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı</strong>. Bu vesileyle biz gençliğe biraz toplumsal ve sorunlarla ilişkileri açısından bakalım dedik. “Y” kuşağı olarak adlandırılan bugünkü gençlik yarın dünyada ve Türkiye’de toplumun çeşitli alanlarında yönetici konuma yükselecek…</p>
<p>Temel mesele şu: Dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu dağ gibi sorunların üstesinden gelebilecek mi, bu sorunların altında ezilip, bugünkü başarısız yönetimlere teslim mi olacaklar, bu yönetimlerin sürdürücüleri mi olacaklar, yarattıkları sorunları aynen devam mı ettirecekler yoksa sorunları tanıyıp onları çözme yoluna mı gidecekler?</p>
<p>Y kuşağı, Z kuşağı gibi kuşak sınıflandırmalarını Amerikalılar çok sever. Özellikle dünyanın içinde bulunduğu yeni ekonomik ve toplumsal kalın çizgilere ve yakın geleceğe bakarak, gençliği ve yeni nesil gençliği tanımlamaya çalışır. Y kuşağı 1981-2000 yılları arasında doğanları kapsıyor. Yani bugün 17-36 yaş arasındakileri kapsıyor. 30-36 yaşları arasındakiler, sisteme oldukça entegre olmuşlar ve bugünkü yönetici kesimin hiyerarşik düzeni içinde davranıyor sayılabilirler. Acaba genellikle öyle mi, yoksa bunlar toplumu değiştirici potansiyeli içlerinde taşıyorlar mı?</p>
<p>17-30 yaş arasındakilerin ise henüz hiyerarşik düzene uyum sağlamış değiller diye bakılabilir. Fransa’da bir bakıyorsunuz, Y kuşağından önceki X kuşağının son temsilcilerinden <strong>Macron</strong> adında bir “genç” fırlayıp Fransa’da Elysee Sarayı’na oturabiliyor. Ama Fransa’nın, Avrupa’nın ve dünyanın sorunları üzerinde ne kadar “çözüm bilinci”ne sahip bilmiyoruz. Bunu pratik gösterecek.</p>
<p>Peki, Türkiye’deki Y kuşağı? Son referandum sonucu, kentleşen ve “çağdaşlığın farkında” olan gençlerin hızla toparlandığını ve “eski kuşak”lardan, siyasi olarak farklılaşmaya başladığını gösteriyor. Acaba ne kadar öyle? Ülke sorunlarına alışılmışın dışında yaklaşımda bulunabilecek bilgi, güç ve cesarette mi?</p>
<p>Size sunduğumuz dosyaya bu açılardan bakmanız ve tartışmanızı dilerken, dergimizdeki diğer ana konulara bir göz atalım:</p>
<p><strong>28 yaşında büyük bir devrimci ve dönüştürücü</strong></p>
<p>19 Mayıs’ta bugünkü gençlik üzerine düşünürken, henüz 28 yaşındayken, 1911’de, savaş meydanlarından yazdığı mektupta “<strong>mücadele sonsuza kadar sürebilir</strong>…” diyen, belki de Kahramanlar – Siyasi, Askeri, Toplumsal Dahiler Kuşağı’nın mümtaz temsilcisi olarak adlandırılabilecek Atatürk’ü anmadan geçemeyiz.</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong>, Atatürk’e alçakça ve namussuzca saldırılar karşısında dayanamadı ve yazısını değiştirerek “Mustafa Kemal’in Gelecek Vizyonu” makalesini yazdı ve sordu: Acaba o tarihte böyle düşünen kaç kişi vardı? Bu sorunun içeriğinde, bir ülke kurtuluşu, kuruluşu ve emperyalizme karşı savaşın sonsuza kadar sürebileceğine ilişkin öngörüyü açıyor hoca… Kaçırmayın.</p>
<p>Bozkurt Güvenç de ülkemizdeki büyük duyarsızlık ve kültürel aymazlık karşısında kaleme aldığı “Kendini bilmek” yazısında diyor ki: <strong><em>&#8220;</em><em><strong>Ke</strong>ndini bil’mek</em>, <em>uygarlık ve insanlık tarihinin en yüce erdemidir.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>Bir sürpriz atamız</strong></p>
<p><em><strong>Homo naledi</strong> </em>iki yıl önce paleoantropoloji bilimclerinin gündemine düşmüştü. Kafatası üzerine yapılan değerlendirmeler gösterdi ki, <em>H. Naledi </em>belki de bizim gelişmemize öncülük eden en yakın atamız&#8230; Bulgular çok ilginç: 200-300 bin yıl önceye kadar yaşamış. Peki, bizim öncümüz müydü, yoksa evrimsel süreçte soyu tükenenlerden miydi? Öyküsünü okuyun…</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong> köşesinde çok önemli bir bilgi aktarıyor. ABD’de kanser araştırmalarına bir yılda harcanan para 4,5 milyar dolar. Ama, alternatif sağlık destek ürünlerine tüketicinin harcadığı para ise 30 milyar doları aşıyor. Bu bağlamda bir savaş sürüyor piyasalarda. Para, aklı kovuyor diyor ve piyasaya dökülen Omega-3‘ün kanseri kovaladığına ilişkin habere de dikkat çekerek, bunun hiçbir kanıtı olmadığına değiniyor.</p>
<p>Dergimizde çok sayıda ilginç konu ile karşılaşacaksınız. Yazarlarımızdan tutun, teknoloji sayfalarına, günümüz dünyası ve insanının en önemli beslenme ve sağlık konularına kadar çağdaş dünyanın bilimsel önemli seçkilerini evlerinize getiriyor, ellerinize tutuşturuyoruz.</p>
<p>Her cuma yeni bir beyin besleme günü ve haftası başlıyor bizim için. İnanıyoruz ki, her sayısı çoğalarak yeni evlere, insanlara ulaştıkça, ülkemiz için umudumuz daha da artacak, insanlarımızla çağdaş dünyayı biraz daha birleşmelerine hizmet edeceğiz.</p>
<p>Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak dileğiyle, mutlu kalın.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>HBT BİRİNCİ YIL CİLTLERİ</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-6520 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/05/hbt-1-281x300.png" alt="" width="281" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/05/hbt-1-281x300.png 281w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/05/hbt-1.png 445w" sizes="(max-width: 281px) 100vw, 281px" /></p>
<p>Gelen talepler üzerine Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 1 yıllık sayılarını iki cilt halinde toplamaya karar verdik. İsteyen okurlarımız bu ciltlere sahip olabilecekler. Önce talebi ölçmek ve dergi ciltlerini satın almak isteyen okurlarımızın sayısını öğrenmek istiyoruz. Ne yazık ki elimizde bazı sayılarımızdan çok az var ve talebe göre bunların baskılarını yeniden yaptıracağız. Bu yüzden fiyatı tam belirleyemedik, ama cilt başına 150-200 TL arasında bir rakam olacağını tahmin ediyoruz.</p>
<p>Bilgi için telefon: 0216 449 99 42<br />
e-posta: <a href="mailto:info@herkesebilimteknoloji.com">info@herkesebilimteknoloji.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bugunku-genclik-dag-gibi-sorunlarin-ustesinden-gelebilecek-mi">Bugünkü gençlik dağ gibi sorunların üstesinden gelebilecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6519</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
