<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yapay arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yapay/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yapay</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Dec 2017 09:12:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yeni bir çağ: 35 trilyon hücremizin atlası çıkartılıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yeni-bir-cag-35-trilyon-hucremizin-atlasi-cikartiliyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2017 13:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[35 trilyon hücre]]></category>
		<category><![CDATA[bilim insanı]]></category>
		<category><![CDATA[canan dagdeviren]]></category>
		<category><![CDATA[daron acemoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[human cell atlas]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[rahmi koç]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay kalp pompası]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8396</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşünün, inanılmaz bir sayı olarak, insan bedeninde 35 trilyon hücre var, 200 farklı tip hücre var. Her şey orada kayıtlı, tüm özelliklerimiz. Tüm deformasyonlarımız, yani zayıflıklarımız, güçlü yanlarımız, hastalığa meyilli yapımız, zekâmız, aptallıklarımız… Bir süredir hücre araştırmalarının “Hücre Bilimi” adıyla anılmaya başlandığını duyurmuştuk dergimizde. Şimdi ise devasa bir projenin başladığını belirtelim: Bedenimizdeki tüm hücrelerin kimliği çıkartılıyor. Dünya çapında bilimcilerin katıldığı bir proje bu. Tüm hücrelerin özellikleri moleküler düzeyde saptanacak ve kayıtlara düşecek. Yani tüm hücrelerin atlası çıkartılmaya başlandı: Human Cell Atlas. Hücreler içindeki müthiş karmaşık ve muazzam enformasyona ulaşılmış ve bunlar bilgiye dönüştürülmüş olacak. Böylece hem hücreler üzerinde moleküler düzeyde araştırmalar, gerektiğinde “düzeltmeler” vb. yapılabilecek, ama hepsinden belki de daha önemlisi, doktorlar için hastalıkları anlamada, tanı koymada ve tedavide yeni bir çağ başlayacak: Son derece duyarlı ve kesin bir tıp çağına geçiyoruz. Hücrelerin üç boyutlu haritaları ile bedendeki tüm sistemlerin birbiriyle ilişkileri ve etkileşimleri anlaşılacak. Bu muazzam işi kapak konumuz olarak inceliyoruz. Yapay Kalp Pompası: Büyük başarı Bilim insanlarımız yıllardır üzerinde çalıştıkları ülkemizin ilk yapay kalp pompasını üretecek aşamaya geldiler. Şüphesiz ki çok disiplinli bir araştırma, cerrahı, doktoru, mühendisi hepsi bir arada…  Prof. Dr. Deniz Süha Küçükaksu ile Prof. Dr. İsmail Lazoğlu ve arkadaşları, yıllardır üzerinde çalıştıkları yapay kalp pompasını hayvanlarda başarılı deneme aşamasına kadar geliştirdiler ve insana uygun tüm parametrelere eriştiler. Son aşamadalar. Türkiye’de üretimi %75 daha ucuza mal olacak, yılda 750 milyon TL bir tasarruf söz konusu… Hepsinden önemlisi, yapay kalp pompasında Türkiye dünyada 4. ülke olacak. Neden sevinmeyelim ülkemizin bu dinamik insan gücüne?! Yazının ayrıntıları içeride… Kanserde sigara etkeni %30 Tanol Türkoğlu’nun sevimli Dijitalem’i bu sayımızda var, sanal dünyanın önemli sorunları ve konuları üzerinde bir gezinti. Köşe yazısında ise “Şirketlerin tepe yöneticisi birer yazılım olabilir mi?” diye soruyor.. İlginç! Mustafa Çetiner çok önemli bir konuyu köşesine taşıdı, üstelik yepyeni bilgilerle: Kanser riskinin azaltılması ve kanser sayısındaki düşüşler. Kanser riskinde en büyük etken sigara: %30. Aşırı kilonun payı %8! Mutlaka okuyun. Ali Akurgal gelecekte İstanbul’da ulaşımı yazdı. Yazıda “Self Taksi” konusuna dikkatinizi çekeriz. Tınaz Titiz’in yazısı önemli, okuyun: Sözcükler tüm çatışmaların nedenidir diyor ve anlamaya çalışmanın en büyük ibadet olabileceğine vurgu yapıyor. Evet, anlamaya çalışmak! Tabii ki Doğan Kuban! Ya çağdaş teknolojiye ortak olacağız ya da ekonomik köle olarak hayatımızı sürdüreceğiz, diyor ve aydınları bunu halka anlatmaya davet ediyor. Ahmet Yavuz, 17 bin meyve ağacının nasıl heba olduğuna ilişkin bir deneyimini paylaşıyor. Çılgın kız Canan ve Rahmi Koç Bilim Ödülü Daron Bey’e ABD’de de ürettikleriyle tüm dünyada kendisinden bahsettiren Canan Dağdeviren yine sayfalarımızda: “Bana çılgın Türk kızı” dediler diyor ve yapamazsın sözüne aldırmadan nasıl başardığını anlatıyor. Koç Üniversitesi Rahmi Koç Bilim Ödülü ikinci kez verildi, ilkini Prof. Dr. Aydoğan Özcan almıştı. Bu kez Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na! Daron Bey, Özlem Yüzak’a dünyanın içinde bulunduğu yeni koşulları anlattı ve Türkiye’nin ne yapması gerektiği konusunda düşüncelerini paylaştı. Karamsarlıktan kurtulmanın tüm dünya için çıkış yolu, devletin-iktidarların sivil toplumla bağlarını güçlendirmesi. Daha çok yazı var burada dillendiremediğimiz. Bugün Cuma beyin besleme günü. Türkiye’nin aydınlık geleceği için HBT’yi yayacağız&#8230; Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın, HBT ile olun.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yeni-bir-cag-35-trilyon-hucremizin-atlasi-cikartiliyor">Yeni bir çağ: 35 trilyon hücremizin atlası çıkartılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşünün, inanılmaz bir sayı olarak, insan bedeninde 35 trilyon hücre var, 200 farklı tip hücre var. Her şey orada kayıtlı, tüm özelliklerimiz. Tüm deformasyonlarımız, yani zayıflıklarımız, güçlü yanlarımız, hastalığa meyilli yapımız, zekâmız, aptallıklarımız…</p>
<p>Bir süredir hücre araştırmalarının “Hücre Bilimi” adıyla anılmaya başlandığını duyurmuştuk dergimizde. Şimdi ise devasa bir projenin başladığını belirtelim: Bedenimizdeki tüm hücrelerin kimliği çıkartılıyor. Dünya çapında bilimcilerin katıldığı bir proje bu. Tüm hücrelerin özellikleri moleküler düzeyde saptanacak ve kayıtlara düşecek. Yani tüm hücrelerin atlası çıkartılmaya başlandı: Human Cell Atlas. Hücreler içindeki müthiş karmaşık ve muazzam enformasyona ulaşılmış ve bunlar bilgiye dönüştürülmüş olacak.</p>
<p>Böylece hem hücreler üzerinde moleküler düzeyde araştırmalar, gerektiğinde “düzeltmeler” vb. yapılabilecek, ama hepsinden belki de daha önemlisi, doktorlar için hastalıkları anlamada, tanı koymada ve tedavide yeni bir çağ başlayacak: Son derece duyarlı ve kesin bir tıp çağına geçiyoruz.</p>
<p>Hücrelerin üç boyutlu haritaları ile bedendeki tüm sistemlerin birbiriyle ilişkileri ve etkileşimleri anlaşılacak. Bu muazzam işi kapak konumuz olarak inceliyoruz.</p>
<p><strong>Yapay Kalp Pompası: Büyük başarı</strong></p>
<p>Bilim insanlarımız yıllardır üzerinde çalıştıkları ülkemizin ilk yapay kalp pompasını üretecek aşamaya geldiler. Şüphesiz ki çok disiplinli bir araştırma, cerrahı, doktoru, mühendisi hepsi bir arada…  <strong>Prof. Dr. Deniz Süha Küçükaksu</strong> ile<strong> Prof. Dr. İsmail Lazoğlu </strong>ve arkadaşları, yıllardır üzerinde çalıştıkları yapay kalp pompasını hayvanlarda başarılı deneme aşamasına kadar geliştirdiler ve insana uygun tüm parametrelere eriştiler. Son aşamadalar. Türkiye’de üretimi %75 daha ucuza mal olacak, yılda 750 milyon TL bir tasarruf söz konusu…</p>
<p>Hepsinden önemlisi, yapay kalp pompasında Türkiye dünyada 4. ülke olacak. Neden sevinmeyelim ülkemizin bu dinamik insan gücüne?! Yazının ayrıntıları içeride…</p>
<p><strong>Kanserde sigara etkeni %30</strong></p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong>’nun sevimli Dijitalem’i bu sayımızda var, sanal dünyanın önemli sorunları ve konuları üzerinde bir gezinti. Köşe yazısında ise “Şirketlerin tepe yöneticisi birer yazılım olabilir mi?” diye soruyor.. İlginç! <strong>Mustafa Çetiner </strong>çok önemli bir konuyu köşesine taşıdı, üstelik yepyeni bilgilerle: Kanser riskinin azaltılması ve kanser sayısındaki düşüşler. Kanser riskinde en büyük etken sigara: %30. Aşırı kilonun payı %8! Mutlaka okuyun.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong> gelecekte İstanbul’da ulaşımı yazdı. Yazıda “<strong>Self Taksi”</strong> konusuna dikkatinizi çekeriz.<strong> Tınaz Titiz</strong>’in yazısı önemli, okuyun: Sözcükler tüm çatışmaların nedenidir diyor ve anlamaya çalışmanın en büyük ibadet olabileceğine vurgu yapıyor. Evet, anlamaya çalışmak!</p>
<p>Tabii ki <strong>Doğan Kuban</strong>! Ya çağdaş teknolojiye ortak olacağız ya da ekonomik köle olarak hayatımızı sürdüreceğiz, diyor ve aydınları bunu halka anlatmaya davet ediyor. <strong>Ahmet Yavuz</strong>, 17 bin meyve ağacının nasıl heba olduğuna ilişkin bir deneyimini paylaşıyor.</p>
<p><strong>Çılgın kız Canan ve Rahmi Koç Bilim Ödülü Daron Bey’e</strong></p>
<p>ABD’de de ürettikleriyle tüm dünyada kendisinden bahsettiren <strong>Canan Dağdeviren </strong>yine sayfalarımızda: “Bana çılgın Türk kızı” dediler diyor ve yapamazsın sözüne aldırmadan nasıl başardığını anlatıyor.</p>
<p>Koç Üniversitesi Rahmi Koç Bilim Ödülü ikinci kez verildi, ilkini Prof. Dr. <strong>Aydoğan Özcan </strong>almıştı. Bu kez Prof. Dr. <strong>Daron Acemoğlu</strong>’na! Daron Bey, Özlem Yüzak’a dünyanın içinde bulunduğu yeni koşulları anlattı ve Türkiye’nin ne yapması gerektiği konusunda düşüncelerini paylaştı. Karamsarlıktan kurtulmanın tüm dünya için çıkış yolu, devletin-iktidarların sivil toplumla bağlarını güçlendirmesi.</p>
<p>Daha çok yazı var burada dillendiremediğimiz. Bugün Cuma beyin besleme günü. Türkiye’nin aydınlık geleceği için HBT’yi yayacağız&#8230;</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın, HBT ile olun.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yeni-bir-cag-35-trilyon-hucremizin-atlasi-cikartiliyor">Yeni bir çağ: 35 trilyon hücremizin atlası çıkartılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8396</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ sorunu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yapay-zeka-sorunu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2017 08:27:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[AlphaGo]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[DeepMind]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başarısını zekâsına değil de düzenli çalışmasına bağlayan Aziz Sancar&#8216;ın gündeme getirdiği Zekâ-IQ ilişkisi yeterince tartışılmadan unutuldu gitti. Cem Say’ın “Yapay Zekâ derin düşünebiliyor mu?” başlıklı denemesi konuyu tazeledi. HBT 1 Temmuz sayısındaki açıklamasını ilgiyle okudum. Gelişmeleri öğrendim yazarı kutluyorum. Eski moda bir yapay zekâ meraklısı olarak bazı işleri bizden daha çabuk yapsalar da, insandan daha zeki bir bilgisayar yapılabileceği konusunda kuşkularım sürüyor. Yapay Zekâ, bana 40 yıl önce 3 boyutlu bir sinema salonunda izlediğim “Bir Uzay Serüveni” (Space Odyssey 2000) filmini anımsatıyor.  Bilim kurgu öykünün senaryosu Üstün yetenekli bir yapay zekâ, bugünkü adıyla bir bilgisayar, insan ömrünü aşan uzun yolculuğun güvenliğinden ve yolcuların yönetim ve gözetiminden sorumludur. Yolcuları uyutup uyandırarak ömürlerini uzatmakta ve görevlendirmektedir. Ancak bazı yolcular kaybolmaya ve kazaya uğramaya başlayınca, sıradan zekâlı bir yolcu araştırmaya başlar. Yapay zekâ ile doğal zekânın ölümcül mücadelesi sonunda insan yapay zekânın belleğine ulaşır ve birimlerini teker teker sökerken düğüm çözülür. Yapay Zekâ suçsuz olduğunu, ruh hastası bir uzmanın talimatını yerine getirdiğini itiraf eder. Sona eren öykü izleyicileri şu sorun ile karşı karşıya bırakır: Ülkenin ve dünyanın yönetimini süper güçlü bir Yapay Zekâ ele geçirirse halimiz nice olur? 007 James Bond dizileri Medyada izlediğimiz çılgın “Dr. Nomos” dizileri, sanımca bu sorunu gündemde tutuyor. Gerçi gençleşen James Bond kuşakları son anda nükleer bir savaş çıkarmak isteyen çılgınların hakkından geliyor ama biraz gecikseler uygarlığın ve insanlığın sonu olabilir. Bu filmlerin bazı korku kuşkularımızı gideriyor olması acaba yeterli mi? Uygarlık ve insanlığın geleceği Paranoya hastası bir kişinin ülke ve hatta dünya yönetimini ele geçirmesi, uygarlık değerlerine son vermesi nasıl önlenebilir? Günümüzde siyaset, medya aracılığı ile yapıldığı için medyayı yöneten ya da denetleyen dünyayı yönetiyor. Sorun, bilgisayar mühendislerinin, yapay zekâyı geliştirenlerin ruh sağlığından daha yaşamsal bir düzeyde görünüyor. Demokratik yönetimler seçimle geldiğine göre, seçmenlerin eğitim düzeyi, en az araştırmacı ve yöneticilerin eğitimi kadar yaşamsal önem kazanıyor. Ortalama eğitimi ilkokul düzeyinde olan bir toplumda, Anayasal kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ne kadar önemli veya anlamlıdır? Geçen yıllarda, DeepMind ve AlphaGo programları, uzmanların desteğinde dünya şampiyonlarına karşı başarılı sonuçlar aldı. Cem Say’a göre, özel teknikle hazırlanan AlphaGo kendi kendine öğrenme düzeyine çok yaklaşmış. Bu ön bilgiyle düşünmeye başladım. Eğitim düzeyi yeterli olmayan toplum ve yöneticiler için bir kendi kendine öğrenme teknolojisi geliştirilebilir mi? Ya da ulusal eğitim programlarına böyle bir boyut kazandırılabilir mi? Öğrencilerimizin erken yaşlarda bilgisayar öğrenmesine önem veriyoruz. Öğretmen ve eğitimciler için de kendi kendilerine öğrenme bir programı geliştirilemez mi? Teknolojiyi türleri ve doğayı evcilleştirmek için kullandık bugüne değin. Acaba, kendi kendimizi ve içimizdeki vahşi eğilimleri evcilleştirmek için evcil bir teknoloji geliştirebilir miyiz? Belki açıkladığımdan çok daha fazla soru var, ama geleceğimiz ve güvenliğimiz, sorduğumuz sorulara bağlı görünüyor. Bilim, bildiklerimizi uygulayıp yinelemekle veya diploma ile değil, HBT&#8217;nin her sayfasında vurgulandığı gibi, sorgulayıp araştırmakla başlıyor. Bozkurt Güvenç</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yapay-zeka-sorunu">Yapay Zekâ sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarısını zekâsına değil de düzenli çalışmasına bağlayan <strong>Aziz Sancar</strong>&#8216;ın gündeme getirdiği Zekâ-IQ ilişkisi yeterince tartışılmadan unutuldu gitti. <strong>Cem Say</strong>’ın “Yapay Zekâ derin düşünebiliyor mu?” başlıklı denemesi konuyu tazeledi. HBT 1 Temmuz sayısındaki açıklamasını ilgiyle okudum. Gelişmeleri öğrendim yazarı kutluyorum. Eski moda bir yapay zekâ meraklısı olarak bazı işleri bizden daha çabuk yapsalar da, insandan daha zeki bir bilgisayar yapılabileceği konusunda kuşkularım sürüyor.</p>
<p>Yapay Zekâ, bana 40 yıl önce 3 boyutlu bir sinema salonunda izlediğim “Bir Uzay Serüveni” <em>(Space Odyssey 2000)</em> filmini anımsatıyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bilim kurgu öykünün senaryosu</strong></p>
<p>Üstün yetenekli bir yapay zekâ, bugünkü adıyla bir bilgisayar, insan ömrünü aşan uzun yolculuğun güvenliğinden ve yolcuların yönetim ve gözetiminden sorumludur. Yolcuları uyutup uyandırarak ömürlerini uzatmakta ve görevlendirmektedir.</p>
<p>Ancak bazı yolcular kaybolmaya ve kazaya uğramaya başlayınca, sıradan zekâlı bir yolcu araştırmaya başlar. Yapay zekâ ile doğal zekânın ölümcül mücadelesi sonunda insan yapay zekânın belleğine ulaşır ve birimlerini teker teker sökerken düğüm çözülür. Yapay Zekâ suçsuz olduğunu, ruh hastası bir uzmanın talimatını yerine getirdiğini itiraf eder.</p>
<p>Sona eren öykü izleyicileri şu sorun ile karşı karşıya bırakır: Ülkenin ve dünyanın yönetimini süper güçlü bir Yapay Zekâ ele geçirirse halimiz nice olur?</p>
<p><strong>007 James Bond dizileri</strong></p>
<p>Medyada izlediğimiz çılgın “<strong>Dr. Nomos</strong>” dizileri, sanımca bu sorunu gündemde tutuyor. Gerçi gençleşen James Bond kuşakları son anda nükleer bir savaş çıkarmak isteyen çılgınların hakkından geliyor ama biraz gecikseler uygarlığın ve insanlığın sonu olabilir. Bu filmlerin bazı korku kuşkularımızı gideriyor olması acaba yeterli mi?</p>
<p><strong>Uygarlık ve insanlığın geleceği</strong></p>
<p>Paranoya hastası bir kişinin ülke ve hatta dünya yönetimini ele geçirmesi, uygarlık değerlerine son vermesi nasıl önlenebilir? Günümüzde siyaset, medya aracılığı ile yapıldığı için medyayı yöneten ya da denetleyen dünyayı yönetiyor. Sorun, bilgisayar mühendislerinin, yapay zekâyı geliştirenlerin ruh sağlığından daha yaşamsal bir düzeyde görünüyor.</p>
<p>Demokratik yönetimler seçimle geldiğine göre, seçmenlerin eğitim düzeyi, en az araştırmacı ve yöneticilerin eğitimi kadar yaşamsal önem kazanıyor.</p>
<p><strong>Ortalama eğitimi ilkokul düzeyinde olan bir toplumda, Anayasal kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ne kadar önemli veya anlamlıdır?</strong></p>
<p>Geçen yıllarda, <em>DeepMind ve AlphaGo</em> programları, uzmanların desteğinde dünya şampiyonlarına karşı başarılı sonuçlar aldı. Cem Say’a göre, özel teknikle hazırlanan <em>AlphaGo kendi kendine öğrenme</em> düzeyine çok yaklaşmış.</p>
<p>Bu ön bilgiyle düşünmeye başladım. Eğitim düzeyi yeterli olmayan toplum ve yöneticiler için bir <em>kendi kendine öğrenme</em> teknolojisi geliştirilebilir mi? Ya da ulusal eğitim programlarına böyle bir boyut kazandırılabilir mi?</p>
<p>Öğrencilerimizin erken yaşlarda bilgisayar öğrenmesine önem veriyoruz. Öğretmen ve eğitimciler için de kendi kendilerine öğrenme bir programı geliştirilemez mi?</p>
<p>Teknolojiyi türleri ve doğayı evcilleştirmek için kullandık bugüne değin. Acaba, kendi kendimizi ve içimizdeki vahşi eğilimleri evcilleştirmek için evcil bir teknoloji geliştirebilir miyiz?</p>
<p>Belki açıkladığımdan çok daha fazla soru var, ama geleceğimiz ve güvenliğimiz, sorduğumuz sorulara bağlı görünüyor.</p>
<p>Bilim, bildiklerimizi uygulayıp yinelemekle veya diploma ile değil, HBT&#8217;nin her sayfasında vurgulandığı gibi, sorgulayıp araştırmakla başlıyor.</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yapay-zeka-sorunu">Yapay Zekâ sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8265</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Büyük kuantum sıçrama iletişimi değiştirecek&#8230; Sancar’ın sigara haritası&#8230; Ve bilimde öncü 3 kadın</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/buyuk-kuantum-sicrama-iletisimi-degistirecek-sancarin-sigara-haritasi-ve-bilimde-oncu-3-kadin</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2017 08:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[homeopati]]></category>
		<category><![CDATA[insan genom haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum dolaşıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum sıçrama]]></category>
		<category><![CDATA[nobel'in öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6990</guid>

					<description><![CDATA[<p>HBT’nin bu sayısında acaba neyi öne çıkartmalı, çünkü birbirinden önemli ve değerli konular at başı gidiyor&#8230; Kapak konumuzda, uluslararası yapay zekâ alanında üretimleri, yetenekleri ve yetkinlikleriyle seslerini duyurmuş üç yurttaşımız kadın var. İçlerinden Ayşe Çalışkan ile Reyhan Oksay ilginç bir röportaj yaptı. Konu, yaratılan yapay zekâ bilgisayarlarına insanlardan ırkçı, ayrımcı söylemlerin bulaşması. İnsanlardan çektiğimiz yetmiyormuş gibi, şimdi de yapay zekâlılardan çekeceğiz! 3 Türk kökenli kadın bilimcimizin hepsi de ülke dışında bilim alanında seslerini duyurmuş. Demiyor musunuz, kardeşim durmadan yurt dışındaki başarılı insanlarımızı yazıp duruyorsunuz! Elimizden başka şey gelse keşke! Ve keşke onlar ülkemizde zirveye tırmanabilselerdi! Burada da başarılı bilimcilerimiz şüphesiz var. Ama bilimde böylesine derin sesler dışarıda yükseliyor! Salt bu olgu bile, ülkemizde zirveye oynayan çok iyi bilim yeteneklerimizin kendilerini öncelikle ülke dışında, tabii öncelikle ABD’de kanıtlayabildiklerini, orada kendilerine sunulan olanaklarla başarıya ulaşabildiklerini gösteriyor. Çünkü bilim olayı, Türkiye gibi ülkeler için öncelikle ABD’de yaşanıyor! Acaba ülkemizde kalsalardı? Belki iki olgunun altını çizmeliyiz. İlki, lise ve üniversitede önemli yeteneklerimizi dışarıya yollama geleneği&#8230; Hayır, deneyim kazansın ve gelsin diye yollananları kastetmiyoruz. İyi yeteneklere hemen Amerikan üniversitelerinde burslu vb yerler bulunuyor ve hadi güle güle deniyor. Bir kısmı da, üniversiteyi orada bitiriyor ve bilim hayatına atılacaksa orada başlıyor. Olanak, koşul, ortam iyi. Bilim atmosferi güçlü ve üst nitelikli. İyi bir doktora yaptın mı hele, kapılar açılıyor. Nereye gelsin? Bu derin bir konu, başka zaman yine ele alırız. Yine kapak olabilecek iki konuyu daha gündeminize getirelim: Aziz Sancar, sigaranın DNA’mızda yaptığı hasarların haritasını çıkardı! Sancar “harita çıkarma”, haritalama ustası! Daha önce de “Piri Reis Haritası” adını verdiği, “İnsan Genomunun Haritası”nı çıkarmıştı&#8230; Bunun öyküsü Orhan Bursalı’nın Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü kitabında çok iyi anlatılıyor. Zarar büyük, DNA’yı çalışamaz noktasına getirdiğinde kanser oluşumu başlıyor. Sancar ve arkadaşları bu haritayı çıkarmak için yeni bir teknik geliştirdiler. Büyük bir başarı! Diğer bir konu da Çin’in geçen yıl uzaya fırlattığı Kuantum uydusuyla yaptığı başarılı deney. İki ışık parçacığının 1200 kilometre mesafede olsalar da birbiriyle etkileşim halinde olduklarını gösterdiler. Bu kadar uzak mesafede bile böyle bir etkileşime fizikçiler “Kuantum dolaşıklığı” adını veriyor. Neye yarayacak demeyin, temel bir bilimsel olayın mutlaka bir şeye yaraması gibi bir durum yok. Ama bu deneyin yarayacağı o kadar çok şey var ki, iletişimde, büyük terabitler hacimlerinde büyük verilerin çok hızlı bir şekilde bir yerden çok uzak yerlere iletilebileceği, taşınabileceği kanıtlanmış oluyor. Bu da, Kuantum bilgisayarlarını ve Kuantum internetini mümkün kılacak. Yine ilginç makaleler Tabii başka ilginç konular da var. Önce yazarlardan başlayalım&#8230; Doğan Hoca, çağdaş jeopolitik içinde İslam dünyasını irdelerken Atatürk’ü ‘İslam başkaldırısının lideri” olarak tanımlıyor. Bozkurt Güvenç bu kez Özgürlük ve Özerklik üzerine yazdı. Müfit Akyos ‘Yenilikçilik Sol’un doğasında var’ diyerek yeni bir pencere daha açıyor. Mustafa Çetiner, Güncel Tıp’ta Sağlık Bakanlığı Kamu Hizmetleri Satış Tarifesine konulan ve alternatif bir tıp yöntemi olarak bilinen “Homeopati” nin alınmasına eleştirel bir açıdan yaklaşıyor. Çetiner’in anlattıkları hayli ilginç. Erhan Karaesmen Bilim ve Sanat köşesinde Sanatta yıldızlaşmış Cumhuriyet kadınlarından İdil Biret ve Leyla Gencer’i anlatıyor. Tanol Türkoğlu ise Robot Sophia’dan yola çıkarak insan ve robot ilişkisine felsefi bir bakış atıyor. Sağlık ile ilgili haberlerimiz, yazılarımız yine dopdolu. Çağımızın hastalığı Alzheimer ve demanstan korunmanın ve bilişsel olarak sağlıklı kalmanın yollarını yazdı Doç. Dr. Demet Yandım Kuşcu. Soğan ile ilgili yazımızı okuyunca bu bin derde deva yiyeceğe bakışınız daha da değişecek eminiz. Orta yaşlarda aldığımız ve bir türlü veremediğimiz kiloların sorumlusunun bir molekül olduğunu öğrenince ne yapacaksınız peki? Hazır sağlıktan bahsederken ilgiyle okuyacağınız bir konu daha size: Bugün hala kullanılar 9 ‘barbarca’ tedavi yöntemi. Arı zehrinden, hacamata, sülüklerden, lobotomiye&#8230; Primat türlerinin %60’ı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bunun nedenlerini irdeleyen yine çok önemli bir yazı daha&#8230; Sevgiyle kalın, HBT’de kalın, çünkü HBT yarınlar, yarınları inşa ve geleceğimiz demek.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/buyuk-kuantum-sicrama-iletisimi-degistirecek-sancarin-sigara-haritasi-ve-bilimde-oncu-3-kadin">Büyük kuantum sıçrama iletişimi değiştirecek&#8230; Sancar’ın sigara haritası&#8230; Ve bilimde öncü 3 kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HBT’nin bu sayısında acaba neyi öne çıkartmalı, çünkü birbirinden önemli ve değerli konular at başı gidiyor&#8230; Kapak konumuzda, uluslararası yapay zekâ alanında üretimleri, yetenekleri ve yetkinlikleriyle seslerini duyurmuş üç yurttaşımız kadın var. İçlerinden Ayşe Çalışkan ile Reyhan Oksay ilginç bir röportaj yaptı. Konu, yaratılan yapay zekâ bilgisayarlarına insanlardan ırkçı, ayrımcı söylemlerin bulaşması. İnsanlardan çektiğimiz yetmiyormuş gibi, şimdi de yapay zekâlılardan çekeceğiz!</p>
<p>3 Türk kökenli kadın bilimcimizin hepsi de ülke dışında bilim alanında seslerini duyurmuş.</p>
<p>Demiyor musunuz, kardeşim durmadan yurt dışındaki başarılı insanlarımızı yazıp duruyorsunuz! Elimizden başka şey gelse keşke! Ve keşke onlar ülkemizde zirveye tırmanabilselerdi!</p>
<p>Burada da başarılı bilimcilerimiz şüphesiz var. Ama bilimde böylesine derin sesler dışarıda yükseliyor! Salt bu olgu bile, ülkemizde zirveye oynayan çok iyi bilim yeteneklerimizin kendilerini öncelikle ülke dışında, tabii öncelikle ABD’de kanıtlayabildiklerini, orada kendilerine sunulan olanaklarla başarıya ulaşabildiklerini gösteriyor. Çünkü bilim olayı, Türkiye gibi ülkeler için öncelikle ABD’de yaşanıyor! Acaba ülkemizde kalsalardı?</p>
<p>Belki iki olgunun altını çizmeliyiz. İlki, lise ve üniversitede önemli yeteneklerimizi dışarıya yollama geleneği&#8230; Hayır, deneyim kazansın ve gelsin diye yollananları kastetmiyoruz. İyi yeteneklere hemen Amerikan üniversitelerinde burslu vb yerler bulunuyor ve hadi güle güle deniyor. Bir kısmı da, üniversiteyi orada bitiriyor ve bilim hayatına atılacaksa orada başlıyor. Olanak, koşul, ortam iyi. Bilim atmosferi güçlü ve üst nitelikli. İyi bir doktora yaptın mı hele, kapılar açılıyor. Nereye gelsin?</p>
<p>Bu derin bir konu, başka zaman yine ele alırız. Yine kapak olabilecek iki konuyu daha gündeminize getirelim: <strong>Aziz Sancar</strong>, sigaranın DNA’mızda yaptığı hasarların haritasını çıkardı! Sancar “harita çıkarma”, haritalama ustası! Daha önce de “Piri Reis Haritası” adını verdiği, “İnsan Genomunun Haritası”nı çıkarmıştı&#8230; Bunun öyküsü <strong>Orhan Bursalı</strong>’nın <strong>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü </strong>kitabında çok iyi anlatılıyor.</p>
<p>Zarar büyük, DNA’yı çalışamaz noktasına getirdiğinde kanser oluşumu başlıyor. Sancar ve arkadaşları bu haritayı çıkarmak için yeni bir teknik geliştirdiler. Büyük bir başarı!</p>
<p>Diğer bir konu da Çin’in geçen yıl uzaya fırlattığı Kuantum uydusuyla yaptığı başarılı deney. İki ışık parçacığının 1200 kilometre mesafede olsalar da birbiriyle etkileşim halinde olduklarını gösterdiler. Bu kadar uzak mesafede bile böyle bir etkileşime fizikçiler “Kuantum dolaşıklığı” adını veriyor. Neye yarayacak demeyin, temel bir bilimsel olayın mutlaka bir şeye yaraması gibi bir durum yok. Ama bu deneyin yarayacağı o kadar çok şey var ki, iletişimde, büyük terabitler hacimlerinde büyük verilerin çok hızlı bir şekilde bir yerden çok uzak yerlere iletilebileceği, taşınabileceği kanıtlanmış oluyor. Bu da, Kuantum bilgisayarlarını ve Kuantum internetini mümkün kılacak.</p>
<p><strong>Yine ilginç makaleler</strong></p>
<p>Tabii başka ilginç konular da var. Önce yazarlardan başlayalım&#8230; Doğan Hoca, çağdaş jeopolitik içinde İslam dünyasını irdelerken Atatürk’ü ‘İslam başkaldırısının lideri” olarak tanımlıyor. Bozkurt Güvenç bu kez Özgürlük ve Özerklik üzerine yazdı. Müfit Akyos ‘Yenilikçilik Sol’un doğasında var’ diyerek yeni bir pencere daha açıyor. Mustafa Çetiner, Güncel Tıp’ta Sağlık Bakanlığı Kamu Hizmetleri Satış Tarifesine konulan ve alternatif bir tıp yöntemi olarak bilinen “Homeopati” nin alınmasına eleştirel bir açıdan yaklaşıyor. Çetiner’in anlattıkları hayli ilginç. Erhan Karaesmen Bilim ve Sanat köşesinde Sanatta yıldızlaşmış Cumhuriyet kadınlarından İdil Biret ve Leyla Gencer’i anlatıyor.</p>
<p>Tanol Türkoğlu ise Robot Sophia’dan yola çıkarak insan ve robot ilişkisine felsefi bir bakış atıyor.</p>
<p>Sağlık ile ilgili haberlerimiz, yazılarımız yine dopdolu. Çağımızın hastalığı Alzheimer ve demanstan korunmanın ve bilişsel olarak sağlıklı kalmanın yollarını yazdı Doç. Dr. Demet Yandım Kuşcu. Soğan ile ilgili yazımızı okuyunca bu bin derde deva yiyeceğe bakışınız daha da değişecek eminiz. Orta yaşlarda aldığımız ve bir türlü veremediğimiz kiloların sorumlusunun bir molekül olduğunu öğrenince ne yapacaksınız peki? Hazır sağlıktan bahsederken ilgiyle okuyacağınız bir konu daha size: Bugün hala kullanılar 9 ‘barbarca’ tedavi yöntemi. Arı zehrinden, hacamata, sülüklerden, lobotomiye&#8230;</p>
<p>Primat türlerinin %60’ı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bunun nedenlerini irdeleyen yine çok önemli bir yazı daha&#8230;</p>
<p>Sevgiyle kalın, HBT’de kalın, çünkü HBT yarınlar, yarınları inşa ve geleceğimiz demek.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/buyuk-kuantum-sicrama-iletisimi-degistirecek-sancarin-sigara-haritasi-ve-bilimde-oncu-3-kadin">Büyük kuantum sıçrama iletişimi değiştirecek&#8230; Sancar’ın sigara haritası&#8230; Ve bilimde öncü 3 kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6990</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
