<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yerel yönetim arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yerel-yonetim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yerel-yonetim</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Jan 2019 11:04:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yerel yönetimler kalkınma ilişkisi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/yerel-yonetimler-kalkinma-iliskisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müfit Akyos]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2019 11:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müfit Akyos]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kır]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetimlerin kurumsal kapasiteleri yükseltilmelidir! Önceki yerel seçimler döneminde de o zamanki Cumhuriyet Bilim Teknoloji’de bir dizi yazı yayınlamışım. Örneğin “Yerel Yönetimlerde Yenilikçilik (CBT 13.12.2013) başlıklı yazımda, “çağdaş kentsel sorunlar büyük kentlerde, büyüme ve farklılıkların yönetilmesi ve küçük yerleşimlerde doğal kaynaklardan yerel ekonomiyi güçlendirecek bilgi ekonomisine yönelme olarak kendini göstermektedir. Bu gelişimler karşısında yerel yönetimlerin öncelikle kurumsal kapasitelerini artırmaları(no) gözeten bir strateji geliştirmeleri beklenir… Sonuç olarak, kentin fiziki varlığı ile insan varlığının, yaratıcı ve yenilikçi yaklaşımlarla, sosyal, sanatsal ve kültürel faaliyetler ve nitelikli hizmetler oluşturmak üzere bir araya getirilmesinin siyasa ve araçlarının oluşturulması biçiminde özetleyebileceğimiz bir yönetim anlayışının kent yönetimlerine hakim olmasını talep ediyorum. Katılır mısınız?” demişim. Geçen beş yıl ve projecilik illeti Geçen beş yıl içinde yönetim yapımızdaki geriye gidiş esaslı köklü değişimin beslediği yönetim beceriksizliğinin ve boşluğunun da etkisi ile yerel ve bölgesel kalkınma konularıyla ilgilenen belediyelerin sayısı artmaktadır. Tekil veya modele dayalı başarılı örnekler dünyada da görülmektedir. Ülkemizde ortaya çıkan örneklerin bütünsel bir kalkınma bakış açısına sahip olduğunu söyleyebilmek zordur. Bu durumda, artarak merkezileşen yönetim anlayışından kaynaklanan ve süregiden idari belirsizliğin yanı sıra yerel yönetimlerin görev sınırlarının da payı vardır. Yine de başarı örnekleri ve yerel dinamiklerin kalkınma alanında artan önemleri yerel yönetimler kalkınma ilişkisini ele almayı gerektiriyor. Son iki yazımda bu konuyu sınırlı araç ve yöntem önerilerini örnekleyerek tartışmaya çalışacağım. Sosyal yenilikle katılım Her bir yerel yönetim bölgesi aynı zamanda üretim yapılan ve artı değer yaratılan bir ekonomik bölgeyi de tanımlamaktadır. Bununla ilgili olarak yönetmenliği 8.10.2016’da yayınlanan Kent Konseyleri’nin görevi “Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre yerelde demokrasinin inşası ve sosyal yenilikle birleştirilerek katılımcı yönetimin başarılı örnekleri verebilir. Ancak şu ana kadarki uygulama çok sınırlı birkaç örnek dışında bu önemli aracın belediye başkanlarınca kullanılmak istenmediğini göstermektedir. Kent Konseylerini, semt konseylerine hatta mahalle konseylerine yaygınlaştırarak yenilikçi bir örgütlenme ve karar mekanizması oluşturmak neden denenmesin? Böylece “başkanlar” kentin yaratıcı gücünü halktan yana uygulamalara dönüştürme, birlikte iş yapmanın etkin araçlarını oluşturma fırsatını yakalayabilirler. Kır-Kent ilişkisi ve yerel yönetimlerin rolü 30.000 köyün mahalleleştirilerek belediyelerin sınırları içine alınması ile köylerin belediye hizmetlerinden yararlanabilmelerinin yolu açılmış gibi görünse de uygulama pek çok köyün merasını kaybetmesi, asfaltlanan köy yolları karşılığı arazilerinin kolayca ranta açılmasıyla sonuçlanmış ve tarımsal yetkinliklerini kaybeden kırsal kesimden kente göç de ivmelenmiştir. Bu olumsuzluk yenilikçi yaklaşımlarla yerel yönetimler için fırsata dönüştürülebilir mi? Örneğin, kentlere yakın kırsal kesimin kalkınması da düşünülerek yerel yönetimlerin desteği ile kentlerin yakın çevresinde “tarımsal üretim arka bahçeleri” oluşturulabilir mi? Merkezinde kooperatif tipi yapıların olduğu, kırsalın, doğanın korunduğu, tarım ve hayvancılığın ekonomik uzaklıklar içinde sürdürülebildiği, tarımsal üretimin katma değerini artıracak yatırımların teşvik edildiği, bilimsel dağıtım ağları ile üretim zincirlerine bağlanmış bir “üretim modeli”. Elbette yerel yönetimlerin bölgesel kalkınma yetkinliklerine ve planlama becerilerine kavuşması koşulu ile. Devam edeceğiz… Akıl, bilgi ve sevgimizden güç alacak dayanışmalarımızla gelecek umudu yaratacağımız yeni bir yıl dileklerimle&#8230; Müfit Akyos</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/yerel-yonetimler-kalkinma-iliskisi">Yerel yönetimler kalkınma ilişkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2">Yerel yönetimlerin kurumsal kapasiteleri yükseltilmelidir! Önceki yerel seçimler döneminde de o zamanki Cumhuriyet Bilim Teknoloji’de bir dizi yazı yayınlamışım. Örneğin “Yerel Yönetimlerde Yenilikçilik (CBT 13.12.2013) başlıklı yazımda, “çağdaş kentsel sorunlar büyük kentlerde, büyüme ve farklılıkların yönetilmesi ve küçük yerleşimlerde doğal kaynaklardan yerel ekonomiyi güçlendirecek bilgi ekonomisine yönelme olarak kendini göstermektedir.</p>
<p class="p2">Bu gelişimler karşısında yerel yönetimlerin öncelikle kurumsal kapasitelerini artırmaları(no) gözeten bir strateji geliştirmeleri beklenir… Sonuç olarak, kentin fiziki varlığı ile insan varlığının, yaratıcı ve yenilikçi yaklaşımlarla, sosyal, sanatsal ve kültürel faaliyetler ve nitelikli hizmetler oluşturmak üzere bir araya getirilmesinin siyasa ve araçlarının oluşturulması biçiminde özetleyebileceğimiz bir yönetim anlayışının kent yönetimlerine hakim olmasını talep ediyorum. Katılır mısınız?” demişim.</p>
<p class="p3"><strong>Geçen beş yıl ve projecilik illeti</strong></p>
<p class="p3">Geçen beş yıl içinde yönetim yapımızdaki geriye gidiş esaslı köklü değişimin beslediği yönetim beceriksizliğinin ve boşluğunun da etkisi ile yerel ve bölgesel kalkınma konularıyla ilgilenen belediyelerin sayısı artmaktadır. Tekil veya modele dayalı başarılı örnekler dünyada da görülmektedir. Ülkemizde ortaya çıkan örneklerin bütünsel bir kalkınma bakış açısına sahip olduğunu söyleyebilmek zordur. Bu durumda, artarak merkezileşen yönetim anlayışından kaynaklanan ve süregiden idari belirsizliğin yanı sıra yerel yönetimlerin görev sınırlarının da payı vardır.</p>
<p class="p2">Yine de başarı örnekleri ve yerel dinamiklerin kalkınma alanında artan önemleri yerel yönetimler kalkınma ilişkisini ele almayı gerektiriyor. Son iki yazımda bu konuyu sınırlı araç ve yöntem önerilerini örnekleyerek tartışmaya çalışacağım.</p>
<p class="p3">Sosyal yenilikle katılım Her bir yerel yönetim bölgesi aynı zamanda üretim yapılan ve artı değer yaratılan bir ekonomik bölgeyi de tanımlamaktadır. Bununla ilgili olarak yönetmenliği 8.10.2016’da yayınlanan Kent Konseyleri’nin görevi “Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre yerelde demokrasinin inşası ve sosyal yenilikle birleştirilerek katılımcı yönetimin başarılı örnekleri verebilir. Ancak şu ana kadarki uygulama çok sınırlı birkaç örnek dışında bu önemli aracın belediye başkanlarınca kullanılmak istenmediğini göstermektedir. Kent Konseylerini, semt konseylerine hatta mahalle konseylerine yaygınlaştırarak yenilikçi bir örgütlenme ve karar mekanizması oluşturmak neden denenmesin? Böylece “başkanlar” kentin yaratıcı gücünü halktan yana uygulamalara dönüştürme, birlikte iş yapmanın etkin araçlarını oluşturma fırsatını yakalayabilirler.</p>
<p class="p3"><strong>Kır-Kent ilişkisi ve yerel yönetimlerin rolü</strong></p>
<p class="p2">30.000 köyün mahalleleştirilerek belediyelerin sınırları içine alınması ile köylerin belediye hizmetlerinden yararlanabilmelerinin yolu açılmış gibi görünse de uygulama pek çok köyün merasını kaybetmesi, asfaltlanan köy yolları karşılığı arazilerinin kolayca ranta açılmasıyla sonuçlanmış ve tarımsal yetkinliklerini kaybeden kırsal kesimden kente göç de ivmelenmiştir.</p>
<p class="p2">Bu olumsuzluk yenilikçi yaklaşımlarla yerel yönetimler için fırsata dönüştürülebilir mi? Örneğin, kentlere yakın kırsal kesimin kalkınması da düşünülerek yerel yönetimlerin desteği ile kentlerin yakın çevresinde “tarımsal üretim arka bahçeleri” oluşturulabilir mi? Merkezinde kooperatif tipi yapıların olduğu, kırsalın, doğanın korunduğu, tarım ve hayvancılığın ekonomik uzaklıklar içinde sürdürülebildiği, tarımsal üretimin katma değerini artıracak yatırımların teşvik edildiği, bilimsel dağıtım ağları ile üretim zincirlerine bağlanmış bir “üretim modeli”. Elbette yerel yönetimlerin bölgesel kalkınma yetkinliklerine ve planlama becerilerine kavuşması koşulu ile. Devam edeceğiz…</p>
<p class="p2">Akıl, bilgi ve sevgimizden güç alacak dayanışmalarımızla gelecek umudu yaratacağımız yeni bir yıl dileklerimle&#8230;</p>
<p><strong>Müfit Akyos</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/yerel-yonetimler-kalkinma-iliskisi">Yerel yönetimler kalkınma ilişkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12761</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yerel yönetimlerden kentli haklarına</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/yerel-yonetimlerden-kentli-haklarina</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müfit Akyos]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 13:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müfit Akyos]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları evrensel bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentlilik]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12612</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Yasalar kent yapımıdır. Köylerin töreleri vardır.&#8221; 30 Maddelik İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi BM Genel Kurulu&#8217;nda 10 Aralık 1948&#8217;de kabul edilmiştir. İnsanlığın ulaştığı uygarlık aşamasında Bildirge’nin tamamının uygulanabildiğini söylemek güçtür. AB uyumu uğruna valilik ve kaymakamlıkların web-sayfalarında insan hakları başlığı yer alsa da ülkemizdeki uygulamaların pek parlak olmadığı bilinen bir gerçeğimizdir. İnsan haklarının yaşama geçirilebilmesi eşitliği, özgürlüğü, yaşam, eğitim, örgütlenme vb. haklarını bence özetle insanlığın mutluluğunu sağlayacağı için önemlidir. İnsan hakları ile yerel yönetimler arasında bir ilişki kurulabilir mi? Merkezi yönetimlere göre halka çok daha yakın olmaları ve “doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar” bütün süreçlerde iç içe yaşanıyor ve “hizmet” alınıyor olması, yerel yönetimler ve halk ilişkisini demokrasi-haklar-hizmetler bağlamında daha da önemli kılmaktadır. Bu ilişkinin verimliliğini, katılımını, kalitesini ve sonuçta toplumsal mutluluğu artırmayı hedefleyen bir modelin hiç olmazsa satır başlarını oluşturmaya çalışalım. Elbette burada yazılacak olanlar bir uzmanın görüşleri veya hiç düşünülmemiş şeyler olmayabilir. Ancak öyle görülüyor ki son yılların her alandaki tahribatı ancak akılların bir araya getirilmesi ve yeniden inşa ile aşılabilecektir. Kentlileşme, insan hakları ve yerel yönetimler Kentlileşme bir “başkalaşma” sürecidir. Bu sürece vatandaşlaşma da denilebilir. Bu süreçte kentte yaşayanlar “kent yapımı” yasalara uyarlarken daha da önemlisi, İnsan Hakları Beyannamesi’nden kaynaklanan haklarının bilincine varabilir ve onlara sahip çıkıp korumayı öğrenebilirler. Geçmiş yüzyılların çok zorlu insan hakları mücadelelerine bakıldığında bunun öyle pek de kolay olmayacağı çok açıktır. Hele tek başına neredeyse hiç. Konumuz bağlamında yerel yönetimlere bu konuda düşen görevler nelerdir? Belki bir önceki soru “neden görev edinmelidirler ki?” olmalıdır. Buna en basit yanıt vatandaşlaşma sürecine katkıda bulunmaları ve birlikte yöneterek halkın mutluluğunu sağlamaları olabilir mi? Bu yanıtın görev olarak karşılığı “haklara saygı gösterme, hakları koruma ve hakların kullanılmasını sağlama” temelinde bir yönetim stratejisinin oluşturulması olarak ilkeselleştirilebilir. “İnsan hakları şehirleri” kurulmasının amaçlanması insanımızın hak ettiği evrensel değerin karşılığı olabilir mi? Model denemesi Şekli izleyerek, bir insanın “doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar” olası bütün adımlarını ve alabileceği hizmetlerle (1), yerel yönetimin verdiği ve vermesi gereken bütün hizmetleri (2) sıralayarak eşleştirmeye çalışalım. Yaşamımızın pek çok adımında yolumuz bir nedenle belediye ile kesişmekte ve bir hizmet alınmaktadır. Yaşamımızın konforunu artıracak yeni hizmetlerin talep edilip vatandaş gözüyle tasarlanması, var olanların iyileştirilmesi bizi “katılımcılığa” getirecektir (3). Yerel yönetimler karar süreçlerinde “hakları” referans alırlarsa adil, tarafsız, eşit davranarak kaynaklarını doğru kullanabilirler mi?  Bu amaçla İnsan Hakları Beyannamesi İlgili Hakları ve/veya Avrupa Kentsel Şartı İlkeleri kullanılabilir mi (4)?  Bu model, kentlilerin – vatandaşların kendi yarattıkları kaynakları kullanmalarını, hizmet aldıkları otoritelerle “hak” temelli ilişkiler kurmalarını esas almaktadır.  Kurulacak kentli-vatandaş, yerel yöneticiler, sivil toplum örgütleri vb. birlikteliklerde sürtüşmeleri giderici, yenilikçi çözümler üretmek üzere akıllarımızı birleştirerek “insan hakları şehirleri” kurulması için çabalamaya değmez mi? Müfit Akyos</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/yerel-yonetimlerden-kentli-haklarina">Yerel yönetimlerden kentli haklarına</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&#8220;Yasalar kent yapımıdır. Köylerin töreleri vardır.&#8221;</strong></em></p>
<p>30 Maddelik İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi BM Genel Kurulu&#8217;nda 10 Aralık 1948&#8217;de kabul edilmiştir. İnsanlığın ulaştığı uygarlık aşamasında Bildirge’nin tamamının uygulanabildiğini söylemek güçtür. AB uyumu uğruna valilik ve kaymakamlıkların web-sayfalarında insan hakları başlığı yer alsa da ülkemizdeki uygulamaların pek parlak olmadığı bilinen bir gerçeğimizdir. İnsan haklarının yaşama geçirilebilmesi eşitliği, özgürlüğü, yaşam, eğitim, örgütlenme vb. haklarını bence özetle insanlığın mutluluğunu sağlayacağı için önemlidir.</p>
<p>İnsan hakları ile yerel yönetimler arasında bir ilişki kurulabilir mi? Merkezi yönetimlere göre halka çok daha yakın olmaları ve “doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar” bütün süreçlerde iç içe yaşanıyor ve “hizmet” alınıyor olması, yerel yönetimler ve halk ilişkisini demokrasi-haklar-hizmetler bağlamında daha da önemli kılmaktadır.</p>
<p>Bu ilişkinin verimliliğini, katılımını, kalitesini ve sonuçta toplumsal mutluluğu artırmayı hedefleyen bir modelin hiç olmazsa satır başlarını oluşturmaya çalışalım. Elbette burada yazılacak olanlar bir uzmanın görüşleri veya hiç düşünülmemiş şeyler olmayabilir. Ancak öyle görülüyor ki son yılların her alandaki tahribatı ancak akılların bir araya getirilmesi ve yeniden inşa ile aşılabilecektir.</p>
<p><strong>Kentlileşme, insan hakları ve yerel yönetimler</strong></p>
<p>Kentlileşme bir “başkalaşma” sürecidir. Bu sürece vatandaşlaşma da denilebilir. Bu süreçte kentte yaşayanlar “kent yapımı” yasalara uyarlarken daha da önemlisi, İnsan Hakları Beyannamesi’nden kaynaklanan haklarının bilincine varabilir ve onlara sahip çıkıp korumayı öğrenebilirler. Geçmiş yüzyılların çok zorlu insan hakları mücadelelerine bakıldığında bunun öyle pek de kolay olmayacağı çok açıktır. Hele tek başına neredeyse hiç. Konumuz bağlamında yerel yönetimlere bu konuda düşen görevler nelerdir? Belki bir önceki soru “neden görev edinmelidirler ki?” olmalıdır. Buna en basit yanıt vatandaşlaşma sürecine katkıda bulunmaları ve birlikte yöneterek halkın mutluluğunu sağlamaları olabilir mi? Bu yanıtın görev olarak karşılığı “haklara saygı gösterme, hakları koruma ve hakların kullanılmasını sağlama” temelinde bir yönetim stratejisinin oluşturulması olarak ilkeselleştirilebilir. “<strong>İnsan hakları şehirleri</strong>” kurulmasının amaçlanması insanımızın hak ettiği evrensel değerin karşılığı olabilir mi?</p>
<p><strong>Model denemesi</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-12615 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/yerel-1024x724.jpg" alt="" width="730" height="516" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/yerel-1024x724.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/yerel-300x212.jpg 300w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p>Şekli izleyerek, bir insanın “doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar” olası bütün adımlarını ve alabileceği hizmetlerle (1), yerel yönetimin verdiği ve vermesi gereken bütün hizmetleri (2) sıralayarak eşleştirmeye çalışalım. Yaşamımızın pek çok adımında yolumuz bir nedenle belediye ile kesişmekte ve bir hizmet alınmaktadır. Yaşamımızın konforunu artıracak yeni hizmetlerin talep edilip vatandaş gözüyle tasarlanması, var olanların iyileştirilmesi bizi “katılımcılığa” getirecektir (3).</p>
<p>Yerel yönetimler karar süreçlerinde “hakları” referans alırlarsa adil, tarafsız, eşit davranarak kaynaklarını doğru kullanabilirler mi?  Bu amaçla İnsan Hakları Beyannamesi İlgili Hakları ve/veya Avrupa Kentsel Şartı İlkeleri kullanılabilir mi (4)?  Bu model, kentlilerin – vatandaşların kendi yarattıkları kaynakları kullanmalarını, hizmet aldıkları otoritelerle “hak” temelli ilişkiler kurmalarını esas almaktadır.  Kurulacak kentli-vatandaş, yerel yöneticiler, sivil toplum örgütleri vb. birlikteliklerde sürtüşmeleri giderici, yenilikçi çözümler üretmek üzere akıllarımızı birleştirerek “<strong>insan hakları şehirleri</strong>” kurulması için çabalamaya değmez mi?</p>
<p><strong>Müfit Akyos</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/yerel-yonetimlerden-kentli-haklarina">Yerel yönetimlerden kentli haklarına</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12612</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
