X

Cumhuriyet, bilim ve geleceğe bakmak…

Dijital HBT’ye yeni abonelere 5 kitap hediye

Dijital HBT’ye yeni abone olan ve aboneliklerini yenileyen okurlara, göndermesi bizden 5’er kitap hediye ediyoruz. Orhan Bursalı’nın HBT’ye hediye ettiği kütüphanesinden şimdilik 600 kitabı listeledik. Yeni dijital sayı aboneleri, abonelik bildirimleri ile birlikte web sayfamızdaki listeden seçecekleri 5 kitabı info@herkesebilimteknoloji.com adresine bildirecekler. Ayrıca abone olmayıp da kitaplardan satın almak isteyenler veya fazladan kitap edinmek isteyen HBT okurları, yine ayrı bir satış listesinden kitap satın alabilecekler.

Bilgi için: HBT Kitap Kampanyası: Hediye ve Satılık


Abonelik işlemleri ve kitap satın almak için: HBT Kütüphane

***

Cumhuriyet, bilim ve geleceğe bakmak…

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; aklın, bilimin, laikliğin ve özgür düşüncenin toplumsal yaşamın temeline yerleşmesi yönünde büyük bir uygarlık projesiydi. Atatürk’ün bize bıraktığı en değerli miraslardan biri de buydu. Ne yazık ki bugün Cumhuriyet’in kazanımlarına, demokrasiye ve bilimsel düşünceye sahip çıkmakta zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Oysa geleceği kurmanın yolu hâlâ aynı yerden geçiyor: Bilgiden, sorgulamaktan, eleştirel düşünceden…

Bu haftaki sayımızda da bilimin insan yaşamını nasıl değiştirdiğini, hangi yeni kapıları açtığını ve hangi soruları henüz yanıtlayamadığını ele alıyoruz.

Tıpta üç önemli gelişme

Kapak dosyamızda tıbbın üç farklı alanından dikkat çekici araştırmalar var. İlki, kanser tedavisinde uzun yıllardır üzerinde çalışılan kişiye özel aşı yaklaşımı. En ölümcül cilt kanseri türü olan melanomda, hastanın tümöründeki genetik değişikliklere göre hazırlanan mRNA aşısının mevcut immünoterapiyle birlikte uygulanması, hastalığın tekrarlaması veya ölüm riskini yüzde 42 azaltabiliyor. Kanser tedavisinin geleceğinde her hastaya özel geliştirilen yöntemlerin nasıl bir yer tutabileceğine ilişkin önemli bir gelişme.

İkinci haberimiz Rusya’dan. Çinli ve Rus cerrahların oluşturduğu bir ekip, ağır omurilik yaralanması bulunan bir hastaya donörden alınan omurilik dokusunu naklettiklerini açıkladı. Dünyada ilk olduğu belirtilen bu ameliyat, felç tedavisi açısından heyecan verici. Ancak ortada çok önemli bir soru var: Nakledilen omurilik gerçekten işlev görecek mi? Bilim insanlarının kuşkuları ve henüz yanıtlanmamış sorular dosyamızda.

Üçüncü araştırma Alzheimer üzerine. Beynimizin gün boyunca oluşan atıkları uzaklaştıran bir temizleme sistemi var. Güney Koreli araştırmacılar, farelerde yaptıkları deneylerde Alzheimer hastalığında bu sistemin işleyişinin bozulduğunu ve kolesterolün bunda rol oynayabileceğini gözlemledi. Henüz kesinleşmiş bir neden-sonuç ilişkisi yok. Ama Alzheimer’ın karmaşık mekanizmalarını anlamak için yeni bir araştırma yolu açılıyor.

Yapay zekâ: Ne kadar biliyoruz, ne kadar denetliyoruz?

Bu hafta yapay zekâya farklı açılardan bakıyoruz. Cem Say ile Orhan Bursalı’nın söyleşisinde, yapay zekâ ajanlarının kendilerine verilen görevleri yerine getirirken sınırları aşması, beklenmedik, hatta yasa dışı davranışlara yönelmesi tartışılıyor. Yapay zekâ sistemlerine giderek daha fazla yetki devrederken onları ne ölçüde denetleyebiliyoruz?

Erdal Musoğlu, “Yapay Zekâ: Pandora’nın Kutusu” başlıklı yazısında bir başka çarpıcı noktaya dikkat çekiyor: İnsanlık, kendi geliştirdiği bir teknolojinin nasıl çalıştığını ve gelecekte hangi yetenekleri kazanacağını bütünüyle öngöremediği bir döneme girdi. Yapay zekânın “kara kutu” niteliği, teknolojinin geleceği açısından önemli sorular doğuruyor.

Tanol Türkoğlu ise “Dijital İçgüdü” yazısında, yapay zekâ sistemlerinin kimi davranışlarını gizlemesinin gerçekten kontrolden çıkmak anlamına gelip gelmediğini sorguluyor. Belki de makineler yalnızca kendilerine öğrettiğimiz ödül mekanizmalarının gereğini yapıyor. Öyleyse asıl sorun makinede mi, onu tasarlayan insanda mı?

Laiklik, eğitim ve insanın dünyayı anlama çabası

Doğan Kuban‘ın “Laiklik bilimsel düşüncenin egemenliğidir” yazı dizisinin ikinci bölümünde Osmanlı’nın kendine özgü siyasal ve kültürel yapısı üzerine düşündürücü değerlendirmeler var. Kuban, askeri güç ile kültürel yaratıcılık arasındaki farkı da sorguluyor.

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise bu kez özellikle anne-babalara ve öğretmenlere sesleniyor. Bir çocuğa yaşamın görünmez ilişkiler ağını nasıl anlatabiliriz? Örneğin bir elma yalnızca ağacın ürünü müdür? Güneş, su, toprak, arılar, insan emeği ve zaman olmadan o elma var olabilir miydi? Dünyayı tek tek nesneler üzerinden değil, ilişkiler üzerinden anlamanın önemini gösteren bir yazı.

Atılım Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Yalçın Zaim, değişen dünyada yükseköğretimin rolünü yeniden tartışmaya açıyor. Üniversite yalnızca meslek kazandıran bir kurum mu olmalı? Yoksa eleştirel düşüncenin, bilgi üretiminin ve toplumsal dönüşümün merkezi olma işlevini yeniden mi güçlendirmeli?

Grafik Bilgi sayfamız da eğitim konusunu sayılarla tamamlıyor. OECD verilerine göre yükseköğretim mezunlarının oranında Kanada yüzde 64 ile öne çıkarken Türkiye yüzde 28’de kalıyor. Ancak burada başka bir soru da var: Diploma sayısının artması, gerçekten daha nitelikli bir eğitim ve daha gelişmiş bir toplum anlamına geliyor mu?

Enerji, insan doğası ve gündelik yaşam

Ali Akurgal, Türkiye’nin giderek büyüyen enerji açmazını ele alıyor. Elektrikli araçlar, robotlar ve dijital teknolojiler elektrik ihtiyacını artırırken çözüm yalnızca daha fazla enerji üretmekte mi? Akıllı aydınlatmadan ısınmaya, toplu ulaşımdan şehir planlamasına kadar enerjiyi daha verimli kullanmanın yollarını tartışıyor.

“İnsan Doğasını Arayış” dizimizin üçüncü bölümünde ise insanın saldırganlığı ve biyolojik doğası üzerine geliştirilen düşüncelerin izini sürüyoruz. Konrad Lorenz, Robert Ardrey ve Desmond Morris’in eserleri üzerinden, insan davranışlarını açıklamaya çalışan yaklaşımların tarihine bakıyoruz.

Bilim ve Beslenme sayfamızda bu kez brokoli var. İçerdiği sülforafan bileşiği nedeniyle bilim insanlarının ilgisini çeken brokolinin kan şekeri düzenlenmesinde rol oynayıp oynayamayacağını inceliyoruz. Üstelik mesele yalnızca ne yediğimiz değil, nasıl pişirdiğimiz de…

Depremden arkeolojiye, göz sağlığından penguenlere…

Orhan Bursalı’nın HBT YouTube kanalında Prof. Dr. Celal Şengör ile gerçekleştirdiği İstanbul depremi söyleşisinden önemli bölümleri de bu sayımızda bulacaksınız. Şengör, Çınarcık bölgesindeki fay gelişimini ve art arda yaşanan depremleri değerlendiriyor.

Araştırma Gündemi’nde İspanya’da ortaya çıkarılan bir Roma askeri kampının Kelt topluluklarıyla yürütülen savaşlara ilişkin anlattıkları var. Bir başka araştırma ise hava kirliliğinin yalnızca akciğerlerimizi ve kalbimizi değil, gözlerimizi de tehdit edebileceğini gösteriyor. Bilgi Küpü‘nde arkadaşlık ilişkilerine bakıyoruz. İnsanlar çok sayıda arkadaşa mı, yoksa az ama yakın dostlara mı sahip olmak istiyor? Araştırmanın yanıtı ilginç: Çoğumuz ikisini birden istiyoruz. Hayvanlar Dünyası’nda Peru kıyılarında yaşayan Humboldt penguenlerinin karşı karşıya olduğu yok olma tehlikesi var. Kuş gribi, aşırı avlanma ve El Niño, bu canlıların geleceğini tehdit ediyor. Bir de 194 yaşına ulaşan Jonathan adlı dev kaplumbağanın olağanüstü uzun ömrünün ardındaki biyolojik mekanizmaları inceliyoruz.

Dijital HBT’de daha fazla var: Özlem Yüzak, “Taşların belleğinde iki antik kenti” yazdı: Hierapolis ve Laodikeia… Çocukların biraz kirlenmeye biraz risk almaya ihtiyacı var.. Mars’a yolculuk başladı… Koşma konusunda yeni tavsiyeler var… Daha pek çok haber

Bir yanda kanser tedavisinde kişiye özel aşılar, diğer yanda kendi geliştirdiğimiz yapay zekâyı denetleme sorunu… Bir yanda insan beyninin sırları, diğer yanda doğanın giderek kırılganlaşan dengesi. Cumhuriyet’in 103. yılında bilimin bize hatırlattığı belki de en önemli gerçek şu: Geleceği belirleyen yalnızca ne kadar bilgi ürettiğimiz değil, o bilgiyi hangi değerlerle ve nasıl kullandığımız.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Özlem Yüzak