X

NOBEL Özel Dosyası: Bilimin sınırlarını değiştiren keşifler

Dijital HBT’ye yeni abonelere 5 kitap hediye

Dijital HBT’ye yeni abone olan ve aboneliklerini yenileyen okurlara, göndermesi bizden 5’er kitap hediye ediyoruz. Orhan Bursalı’nın HBT’ye hediye ettiği kütüphanesinden şimdilik 600 kitabı listeledik. Yeni dijital sayı aboneleri, abonelik bildirimleri ile birlikte web sayfamızdaki listeden seçecekleri 5 kitabı info@herkesebilimteknoloji.com adresine bildirecekler. Ayrıca abone olmayıp da kitaplardan satın almak isteyenler veya fazladan kitap edinmek isteyen HBT okurları, yine ayrı bir satış listesinden kitap satın alabilecekler.

Bilgi için: HBT Kitap Kampanyası: Hediye ve Satılık


Abonelik işlemleri ve kitap satın almak için: HBT Kütüphane

***

Nobel Ödülleri 2026 

Bu hafta kapağımızda 2026 Nobel Bilim Ödülleri var. Her biri başka bir dünyanın kapısını aralayan olağanüstü üç keşfin öyküsü: Işıkla kontrol edilebilen sinir hücreleri, evrenin derinliklerinden gelen hayalet parçacıklar ve yaşamın moleküler asimetrisi… İlk bakışta birbirleriyle pek ilgileri yokmuş gibi görünüyor. Oysa üçünün ortak bir özelliği var: Bilim insanlarının yıllardır yanıt aradığı temel soruların peşinden giderek, daha önce mümkün görünmeyen araştırma yolları açmaları.

Tıp alanındaki keşfin öyküsü mikroskobik bir algle başlıyor. Işığa tepki veren bu canlıyı araştıran bilim insanlarının çalışmaları, sinir hücrelerini ışıkla etkinleştirmeyi mümkün kılan optogenetik yöntemine uzanıyor. Beyindeki belirli hücreleri ışıkla kontrol edebilmek, sinirbilim açısından olağanüstü bir gelişme. Beynin nasıl çalıştığını, davranışların ve hastalıkların hangi sinir devreleriyle ilişkili olduğunu anlamak için yepyeni olanaklar sunuyor.

Fizik ödülünün öyküsü ise bizi Antarktika’nın kilometrelerce derinliğindeki buzlara götürüyor. Francis Halzen ve IceCube deneyinin ardındaki bilim insanları, evrenin en şiddetli olaylarından gelen nötrinoları yakalayabilmek için buzları dev bir parçacık dedektörüne dönüştürdü. Neredeyse hiçbir maddeyle etkileşmeden yolculuk eden bu hayalet parçacıklar, evrene bakmanın yeni bir yolunu açıyor.

Kimyada ise yaşamın en eski bilmecelerinden biriyle karşılaşıyoruz. Neden canlılar, birbirinin ayna görüntüsü olan moleküllerden çoğunlukla yalnızca bir biçimini kullanıyor? Moleküler asimetri üzerine yapılan çalışmalar, yaşamın kimyasal temellerini anlamamıza katkıda bulunurken ilaç geliştirme açısından da büyük önem taşıyor.

Bu keşiflerin ortak noktası yalnızca bilimsel başarıları değil, merakın gücü. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç da Nobel üzerine değerlendirmesinde tam bu noktaya dikkat çekiyor. Bir algın ışığa neden yöneldiğini anlamaya çalışan araştırmacının önüne yalnızca kısa vadeli yarar koşulu koysaydık, bugün sinirbilimde kullanılan yöntemlerin yolu açılabilir miydi? Üniversitelerin ve bilim kurumlarının görevi, merakın gelişebileceği özgür ortamı yaratmak.

Mars yolculuğunda tarhana!

Bilimin geleceğine ilişkin bir başka ilginç öneri Ali Akurgal‘ın yazısında. Uzun uzay yolculuklarının önemli sorunlarından biri astronotların beslenmesi. Peki çözüm, yüzyıllardır sofralarımızda bulunan tarhana olabilir mi? Dr. Alp Aslan, besleyici, uzun süre saklanabilen ve farklı tatlara uyarlanabilen tarhanayı NASA’ya uzay gıdası olarak önerdi. Proje belirli aşamalardan geçmiş olsa da uygulamaya geçebilmesi için yatırım desteğine ihtiyaç var.

Doğan Kuban ise “Genç Mimarlara Tavsiyeler” yazısında Türkiye’nin kentleşme ve yapılaşma sorunlarına dönüyor. Hızlı büyümenin baskısıyla dışarıdan alınan modellerin sorgulanmadan uygulanmasını eleştiriyor. Çünkü mimarlık yalnızca bina yapmak değil; bir toplumun kültürüyle, yaşam biçimiyle ve yaşadığı coğrafyayla ilişki kurmak demek.

İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Dr. Erdal Coşkun, inşaat mühendisliğinin yapay zekâyla geçirdiği dönüşümü anlatıyor. Depreme dayanıklı yapı tasarımından mevcut binalardaki hasarların erken saptanmasına, şantiye güvenliğinden enerji verimliliğine kadar önemli olanaklar var. Ancak teknolojinin gerçekten daha güvenli yapılar üretmesini sağlayacak koşulların da oluşturulması gerekiyor.

Tanol Türkoğlu ise filozof Byung-Chul Han’ın dijital toplum eleştirisini sorguluyor. Benmerkezcilik, performans baskısı ve dikkat dağınıklığı gerçekten dijital çağın ürünü mü, yoksa kapitalist sanayi toplumunun çok daha önce yarattığı sorunlar mı? Belki de dijital teknolojilerin asıl yeniliği, insan davranışlarını veriye dönüştürerek onları öngörme ve yönlendirme gücünde yatıyor.

Geleceğin insanı ve fabrikaların yeni işçileri

Grafik Bilgi sayfamızda robotlaşmanın dünyadaki görünümüne bakıyoruz. Güney Kore’de her 10 bin imalat sanayii çalışanına 1.220 robot düşerken dünya ortalaması 132. Çin ise yaklaşık 2 milyon robotla dünyanın en büyük endüstriyel robot filosuna sahip… Bir başka yazımızda bilimkurgunun insanlık için çizdiği altı gelecek senaryosunu ele alıyoruz. Genetik olarak tasarlanmış çocuklar, güçlendirilmiş bedenler, beyne kaydedilen deneyimler, başka bedenlere aktarılan zihinler… Teknoloji ilerledikçe soru yalnızca neleri yapabileceğimiz değil, neleri yapmamız gerektiğine kimin karar vereceği haline geliyor.

Alzheimer araştırmalarında da dikkat çekici gelişme: Fareler üzerinde yapılan yeni bir çalışma, beyne zarar veren bağışıklık tepkisinin lenf düğümlerinde başlayabileceğini ve hastalığa beyin dışından müdahale etmenin yeni tedavi olanakları yaratabileceğini gösteriyor. Bilim ve Beslenme sayfamızda ise yoğurt, kefir ve diğer fermente gıdaların bağırsak sağlığının ötesindeki olası etkilerini inceliyoruz. Bağırsaklarla kaslarımız arasında iki yönlü bir iletişim ağı bulunuyor. Nilgün Özbaşaran Dede’nin Araştırma Gündemi’nde yeni keşifler var. 3-4 yaşındaki çocukların günde yaklaşık 18 bin adım attığını gösteren uluslararası bir araştırma; eski Mısır’da insan kurban etme geleneğine ilişkin yeni bulgular…

Hayvanlar Dünyası‘nda ise şempanzelerin iktidar mücadelesine uzanıyoruz. Vahşi şempanzelerin doğal ortamlarında incelenen uyku davranışları, baskın erkeklerin rakiplerini gözetlemek ve çiftleşme fırsatlarını kaçırmamak için daha az uyuduğunu gösteriyor. Görünen o ki iktidarın bedeli yalnızca insan toplumlarında ödenmiyor!

Yeni bir dizi başlattık: İnsan doğasını arayış… Hâlâ Avcı İnsan’ın uzun gölgesinde yaşıyoruz: çatışma ve şiddetle yoğrulmuş, yüzyıl ortalarına ait bir insan kökeni teorisi… Ve 5 büyük insan karakteri saptandı… Bilgi Küpü, bulmaca sayfamız dahil pek çok haber ve dijital sayımızdaki yeni sayfalarla zengin bir dergi hazırlamaya çalıştık.

***

Bu sayıda bir yanda beynin sinir hücrelerini ışıkla kontrol etmeyi, öte yanda evrenin en uzak köşelerinden gelen parçacıkları yakalamayı başaran bilim insanları var. Arada Mars’a götürülmesi düşünülen tarhana, fabrikaları dönüştüren robotlar, geleceğin insanı ve uykusundan feragat eden şempanzeler…

Bilim, birbirinden çok uzak görünen bütün bu dünyaları merakın ortak paydasında buluşturuyor. Bize yalnızca yeni bilgiler sunmuyor; alışılmış düşünme biçimlerimizi de sorgulatıyor.

İyi okumalar. Sevgilerimizle…

Özlem Yüzak