X

Dünyada yetenek avı savaşı, ABD’li bilimcilerin büyük göçü

HBT Dijital’e abone olanlara 15 kitap hediye

Orhan Bursalı, kütüphanesinin önemli bir bölümünü HBT’ye bağışladı. Amacı, kitaplarını okurlarla buluşturmak ve çok çeşitli konuları kapsayan bu kitaplar aracılığıyla HBT’ye gelir sağlayarak destek olmak.

Bu amaçla ilk etapta 600’e yakın kitabı listeledik. Bu kitapları hem yeni dijital abonelerimizin hem de aboneliğini yenileyen okurlarımızın seçimine sunuyoruz. Kitapların tümü Orhan Bursalı Kütüphanesi damgasını taşıyacak.


İki yıllık HBT dijital aboneliği alan okurlarımıza 15 kitap hediye ediyoruz. Aynı olanaktan dijital aboneliği sona eren ve aboneliğini iki yıl süreyle yenileyen okurlarımız da yararlanabilecek. Hediye kitapların posta masrafları HBT tarafından karşılanacak.

Kitapları ayrıca satın almak da mümkün

Abonelik dışında kitap edinmek isteyen okurlarımız da listeden seçtikleri kitapları, yanlarında belirtilen ücretleri ödeyerek satın alabilecekler.

Toplam kitap bedeli 1.000 TL’yi aşan siparişlerde posta masrafını HBT karşılayacak. 1.000 TL’nin altındaki siparişlerde ise 150 TL posta ücreti okura ait olacak.

Kitap satın alan okurlarımızın kitap bedeli ile varsa posta ücretini, açıklama bölümüne “Kitap” yazarak aşağıdaki hesaba yatırmaları gerekiyor:

HBT Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.
Odea Bank Bebek Şubesi
IBAN: TR12 0014 6000 0013 9485 6000 01

Hem yeni dijital abonelerimizin hem aboneliklerini yenileyenlerin hem de kitap satın alan okurlarımızın, seçtikleri kitapların adlarını ve ödeme bilgilerini info@herkesebilimteknoloji.com adresine iletmeleri gerekiyor.

Kitap seçiminde ilk başvuranlara öncelik verilecek.

Üstelik liste bununla sınırlı değil: Kütüphanede daha pek çok kitap var ve kitap listesi sürekli yenilenecek. Güncel kitap listelerini web sitemizde görebilirsiniz.

***

Dünyada yetenek avı savaşı, ABD’li bilimcilerin büyük göçü

Bilim dünyasında sessiz ama giderek sertleşen yeni bir küresel rekabet yaşanıyor: Bilim insanı avı. Ve bu kez gelişmelerin merkezinde ABD’den dışarıya doğru hızlanan bir beyin göçü var.

Kapak dosyamızda Orhan Bursalı, Trump yönetiminin bilim fonlarında yaptığı büyük kesintilerin, yabancı öğrenci ve araştırmacılara yönelik kısıtlamaların ve üniversiteler üzerindeki baskının nasıl başka ülkeler için tarihi bir fırsata dönüştüğünü inceliyor. Kanada 1 milyar dolarlık kaynakla 64 yetenekli araştırmacıyı bünyesine kattı; Fransa “Choose France for Science” programıyla 46 seçkin bilim insanına fon sağladı. Çin’in transferleri ise 100’ü aşmış durumda. Dahası Çin, yapay zekâdan malzeme bilimine kadar geleceğin stratejik araştırma alanlarına odaklanarak çok daha sistematik bir yetenek politikası izliyor.

Aslında soru basit: 21. yüzyılın büyük güç mücadelesini kim kazanacak? Parası çok olan mı, teknolojiyi üreten mi, yoksa dünyanın en iyi beyinlerini kendine çekebilen mi? Bilginin ekonomik ve jeopolitik gücün temel kaynaklarından biri haline geldiği bir dünyada, bilim insanını kaybetmek yalnızca insan kaynağını değil, geleceği de kaybetmek anlamına geliyor.

Türkiye: İyi misin?

Bir ülkenin iyi durumda olup olmadığını nasıl anlarız? Müfit Akyos bu kez tam da bu sorunun peşinde. Gayrisafi milli hasıla artık tek başına yeterli değil. Eğitim, sağlık, gelir dağılımı, hukuk, özgürlükler, yenilikçilik, yolsuzluk ve hatta mutluluk… Türkiye İnsani Gelişme Endeksi’nde “çok yüksek insani gelişmişlik” kategorisinde. Ancak diğer göstergeleri yan yana koyduğumuzda görüntü değişiyor. Gelişmenin yalnızca büyümek değil, nasıl bir toplumda yaşadığımızla da ilgili olduğunu hatırlatan önemli bir yazı.

Tanol Türkoğlu ise yapay zekâya farklı bir pencereden bakıyor. Yapay zekâ yatırımları dot.com dönemini bile gölgede bırakacak hızla büyüyor. Peki bu balonu ne patlatabilir? Türkoğlu, 11 Eylül’ün küresel yatırım önceliklerini nasıl değiştirdiğini hatırlatarak bir dışsal şokun, hatta büyük bir küresel savaşın benzer bir etki yaratıp yaratamayacağını sorguluyor. Türkoğlu’nun aylık Dijitalem sayfasını kaçırmayın… Nokta atışlarıyla bir konuda bir dizi bilgi iletiyor..

Doğan Kuban’ın eski ama güncelliğini hiç yitirmemiş yazılarından biriyle devam ediyoruz. Yıllar sonra gördüğü Çeşme ve özellikle Alaçatı’daki büyük dönüşüm Kuban’ı Türkiye’nin değişimi üzerine düşünmeye itiyor. Bir yanda geçmişe dönük siyasal söylemler, diğer yanda kentleşen, teknoloji ve tüketim kültürüyle dönüşen yaşam biçimleri… Kuban çelişkiyi kendine özgü çarpıcılığıyla özetliyor: “İleriye bakan halk, geriye bakan seçtikleri başkan.”

Aslında tek bir yaşınız yok!

Sağlık sayfamızda Prof. Dr. Zeliha Özer çok ilginç bir gerçeği anlatıyor: Takvimde yazan yaşımız, aslında sahip olduğumuz yaşlardan yalnızca biri. Epigenetik, fenotipik ve fonksiyonel yaşlarımız var. Hücrelerimiz, organlarımız ve fiziksel kapasitemiz farklı hızlarda yaşlanabiliyor.

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise “Entropiden Anlam’a” başlıklı yazısında Evrenin en temel bilmecelerinden biriyle bizlerle: Zaman neden yalnızca bir yönde akıyor? Buz eriyor ama erimiş su kendiliğinden yeniden aynı buz küpüne dönüşmüyor; parfüm odaya yayılıyor ama molekülleri tekrar şişeye dolmuyor; insan yaşlanıyor ama gençleşmiyor.

Savaşın kendisi de değişiyor. Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Koç, yapay zekâ ve değişen savaş paradigmasını ele alıyor. Algoritmalar artık hedef belirliyor, devasa verileri analiz ediyor ve ölümcül karar süreçlerini hızlandırıyor. Peki yanlış hedef seçildiğinde ve siviller öldüğünde sorumlu kim?

İnsanlığın en büyük ayırt edici özelliklerinden biri olan sanatın doğuşunu irdeleyen dizimiz de sürüyor. İnsan neden resim yaptı, heykel üretti, semboller yarattı? Sanatın ortaya çıkışı, yalnızca kültür tarihini değil, insanın kendisini ve dünyadaki yerini nasıl anlamlandırdığını da sorgulatıyor.

Bir iPhone için 89 gün

Grafik Bilgi sayfamız küresel gelir eşitsizliğini tek bir ürün üzerinden son derece çarpıcı biçimde gösteriyor. Aynı iPhone 17 Pro için Lüksemburg ve İsviçre’de ortalama bir çalışan yaklaşık 3 gün, Türkiye’de 89 gün, Hindistan’da ise 160 gün çalışmak zorunda. Aynı teknoloji, ama satın alma gücü açısından bambaşka dünyalar…

Hayvanlar Dünyası’nda bu kez “isim” meselesi var. Yunuslar, filler, papağanlar ve bazı primatlar birbirlerini tanımlayan özel sesler kullanıyor olabilir mi? En güçlü kanıt yunuslardan geliyor. Ama bilim insanlarının temkinli olduğu nokta önemli: Belirli bir bireye özgü ses kullanmak gerçekten ona isim vermek anlamına gelir mi? Bir başka araştırma da yaz aylarında hepimizin merak ettiği sorunun peşinde: Sivrisinekler neden bazı insanları daha çok ısırıyor? Yanıt yalnızca kan grubunda değil!

İkinci kalbiniz, baldır kaslarında!

Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi yine bilim dünyasından kısa ama şaşırtıcı gelişmelerle dolu. Eski Mısır boyalarında keçi, antilop, susam ve moringa proteinlerinin bulunmasından, rutin mamografilerden kalp-damar hastalığı riskini belirleyebilen yeni bir yapay zekâ sistemine ve moleküller için geliştirilen kuantum laboratuvarına uzanıyoruz. Bilgi Küpü‘nde ise başımızı gökyüzüne kaldırıyoruz: Gece gökyüzü neden hiçbir zaman bütünüyle siyah değildir? Peki baldır kaslarınızın ikinci bir kalp görevi gördüğünü biliyor musunuz? Önemli bilgi ve uyarılar…

Dijital HBT’de daha çoğu var, abone olmanızı ve destek olmanızı bekliyoruz.

***

Gördüğünüz gibi yine evrenden hücrelerimize, yapay zekâdan sanata, savaşlardan sivrisineklere uzanan geniş bir bilim yolculuğumuz var. Ama belki de bu sayının birbirinden çok farklı görünen konularını aynı noktada buluşturan bir soru var: Bir toplum geleceğini nasıl kurar? Bilim insanını destekleyerek mi uzaklaştırarak mı; bilgiyi özgürleştirerek mi sınırlandırarak mı; teknolojinin peşinden sürüklenerek mi, onu insanlığın yararına yönlendirerek mi?

Bilim yalnızca dünyayı anlamanın değil, geleceğe ilişkin daha doğru seçimler yapabilmenin de en güçlü araçlarından biri. İyi okumalar. Sevgilerimizle…

Özlem Yüzak