X

Toprağın altında, beynimizin içinde…

Dijital HBT’ye yeni abonelere 5 kitap hediye

Dijital HBT’ye yeni abone olan ve aboneliklerini yenileyen okurlara, göndermesi bizden 5’er kitap hediye ediyoruz. Orhan Bursalı’nın HBT’ye hediye ettiği kütüphanesinden şimdilik 600 kitabı listeledik. Yeni dijital sayı aboneleri, abonelik bildirimleri ile birlikte web sayfamızdaki listeden seçecekleri 5 kitabı info@herkesebilimteknoloji.com adresine bildirecekler. Ayrıca abone olmayıp da kitaplardan satın almak isteyenler veya fazladan kitap edinmek isteyen HBT okurları, yine ayrı bir satış listesinden kitap satın alabilecekler. Not: Abone olan ve aboneliklerini yenileyen okurlara kitapların gönderme hazırlığını başlattık.

Bilgi için: HBT Kitap Kampanyası: Hediye ve Satılık


Abonelik işlemleri ve kitap satın almak için: HBT Kütüphane

***

Toprağın altında, beynimizin içinde…

Bu hafta kapağımızda Türkiye’nin en önemli tarım bölgelerinden Konya Ovası’nda giderek büyüyen bir tehlike var: Obruklar. Bir gün önce ekilip biçilen bir tarla, ertesi gün onlarca metre genişliğinde ve derinliğinde dev bir çukura dönüşebiliyor. Konya, Karaman ve Aksaray’da belirlenen obruk sayısı 684’e ulaştı. Araştırmalar, bazı dönemlerde yılda 30’un üzerinde yeni obruk oluştuğunu gösteriyor.

Peki neden? Obruklar binlerce yıldır var olan doğal jeolojik oluşumlar. Ancak kuraklık ve tarımsal sulama için yeraltı sularının aşırı çekilmesi, zemindeki çökme riskini artırıyor. Üstelik Konya Havzası’nın bazı bölgelerinde toprak yılda 9 santimetreye kadar alçalıyor. Sorun yalnızca jeolojik değil; yanlış su yönetimi Türkiye’nin tarımsal geleceğini de tehdit ediyor. COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye için üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir tablo. Kapak dosyamızda bu tehlikenin bilimsel nedenlerini ve çözüm yollarını ele alıyoruz.

Beynin şaşırtıcı yenilenme gücü

Bu sayının bir diğer önemli dosyası beynimizle ilgili. Uzun yıllar yetişkin insan beyninin yeni sinir hücreleri üretme kapasitesinin son derece sınırlı olduğu düşünüldü. Ancak yeni araştırmalar bu görüşü değiştiriyor. Yetişkin beyninde de yeni nöronların oluşabildiğine ilişkin kanıtlar güçleniyor. Üstelik 80 yaşını aşmasına rağmen olağanüstü güçlü bir hafızaya sahip insanlarda, olgunlaşmamış sinir hücrelerinin daha fazla olduğu belirlendi.

Acaba beynin bu yenilenme kapasitesi Alzheimer ve inme gibi hastalıkların tedavisinde kullanılabilir mi? Henüz yanıtlanmamış çok soru var ama nörobilimde yeni bir araştırma alanı açılıyor.

Dosyamız bununla sınırlı değil. Beynimizin biz uyanıkken bile bazı bölgelerinde kısa süreli uyku benzeri etkinlikler ortaya çıkabildiğini biliyor muydunuz? Ya da öğrenmenin ardından yalnızca 10 dakika sessizce dinlenmenin hafızamızı güçlendirebildiğini? Bir başka yazımızda ise belleğimizi daha etkili kullanmanın bilimsel yöntemlerine bakıyoruz. Belki de sorun hafızamızın zayıflığı değil, öğrenme alışkanlıklarımızdır.

Bir de şaşırtıcı rakam: Sinir sistemimizde bazı sinyallerin iletim hızı saatte 431 kilometreye ulaşabiliyor! Bilgi Küpü’nde…

Bilimin öznesi kim olacak?

Yazarlarımızdan Tanol Türkoğlu, yapay zekânın bilimsel araştırmalarda giderek artan rolünü tartışıyor. Yapay zekâ artık yalnızca hesaplama yapmıyor; matematiksel ispatlar üretiyor, hipotezler geliştiriyor, bilimsel sonuçların doğrulanmasına katılıyor. Peki bütün bu süreçler makinelere devredilirse bilim insanına ne kalacak? İnsan, üretilen bilginin yalnızca kullanıcısına mı dönüşecek?

Müfit Akyos ise aynı teknolojik dönüşümün başka bir yüzüne, nitelikli insan gücü yarışına dikkat çekiyor. Avrupa Birliği, yapay zekâdan kuantum teknolojilerine kadar stratejik alanlarda yetişmiş insanları çekmek için yeni politikalar geliştiriyor. Türkiye’de ise üniversite mezunlarının beyin göçü oranı yüzde 2,2’ye ulaşmış durumda. Bazı bölümlerde bu oran yüzde 13’ü aşıyor. Avrupa yetenekleri kendine çekerken Türkiye neden yetiştirdiği gençleri kaybediyor?

Doğan Kuban‘ın “Aydın yetiştirecek vaktimiz olmadı” başlıklı yazısı da bu tartışmayı başka bir boyuta taşıyor. Çağdaşlaşma bilincinin bulanıklaştırıldığı bir ortamda, yetişmiş insan gücünün ve entelektüel birikimin önemini hatırlatıyor.

Görünmez ilişkiler, insan hakları ve yapay zekânın geleceği

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, “Varlıklar Arkasındaki İlişkiler Ağı” dizisinde bu kez çocuklara yaşamın görünmez bağlarının nasıl anlatılabileceğini ele alıyor. Bir çocuğun düşen arkadaşına yardım etmesi bile başkalarına yayılan bir iyilik zincirinin başlangıcı olabilir. Küçük davranışların büyük ilişkiler ağındaki yerini düşündüren bir yazı.

Atılım Ünivesitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Saltık ise yapay zekânın geleceğini kimin belirleyeceğini sorguluyor. Teknoloji şirketlerinin gönüllü özdenetimi mi, devletlerin kararları mı, yoksa uluslararası hukuk mu?

Felsefe dünyamızın önemli ismi İoanna Kuçuradi’yi Prof. Dr. Harun Tepe‘nin kaleminden okuyoruz. Kuçuradi için felsefe yalnızca düşünmek değil, haksızlıkları anlamak ve onlarla mücadele etmekti. İnsan hakları, etik ve insanın değeri üzerine geliştirdiği düşüncelerini yaşamı boyunca eyleme dönüştürdü. Bugün belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir yaklaşım.

Kabukları atmayın… kokular internetten geliyor!

Bilim ve Beslenme sayfamızda mutfakta çoğu zaman çöpe attığımız meyve ve sebze parçalarına bakıyoruz. İngiliz araştırmacıların incelediği 12 meyve ve sebzenin 10’unda, genellikle tüketilmeyen bölümlerin daha fazla lif içerdiği ortaya çıktı. Kivinin kabuğu, kabağın çekirdeği, karpuzun beyaz kısmı… Hem sağlıklı beslenme hem de gıda israfıyla mücadele açısından ilginç bulgular.

Grafik Bilgi sayfamızda ise dünyanın en çok ve en az güvenilen meslekleri var. Ipsos’un 31 ülkede yaptığı araştırmada doktorlar, bilim insanları ve öğretmenler öne çıkarken siyasetçiler ve sosyal medya fenomenleri listenin sonunda. Gazeteciler ve bankacılar da güven sorunu yaşayan meslekler arasında. Toplumların kime, neden güvendiği üzerine düşünmeye değer bir tablo.

Bilim dünyasının bir başka ilginç gelişmesi de kokuların internet üzerinden iletilmesi. Araştırmacılar kokuları elektronik sinyallere dönüştüren deneysel bir sistem geliştirdi. Görüntü ve sesin ardından kokunun da dijital dünyaya katılması, iletişimin geleceğini değiştirebilir.

“İnsan Doğasını Arayış” dizimizde ise insanın kökenine ilişkin eski bir düşünceyi, çatışma ve şiddeti insan doğasının merkezine yerleştiren “Avcı İnsan” yaklaşımını sorguluyoruz. Ve Hayvanlar Dünyası… Sonbahar yalnızca yaprakların rengini değil, hayvanların çiftleşme davranışlarını da değiştiriyor. Geyiklerin mücadelesinden balıkların üreme stratejilerine, ördeklerin mevsimsel değişimlerine kadar doğanın şaşırtıcı uyum mekanizmalarını keşfediyoruz. Tabii hepsi bu kadar değil. Bulmaca sayfamız, karikatür bantlarımızla dört dörtlük bir dergi size sunmaya çalışıyoruz.

Dijital HBT

Tabii ki bu versiyonumuzda çok daha fazlası var. Mesela Hidrojen artık laboratuvar şişesinde üretilebiliyor. Yeni yöntem, ilaç geliştirmeden tutun malzeme üretimine kadar pek çok alanda başka devrimsel gelişmelere yol açabilecek. Daha pek çok habere, kapaktaki karekodu okutarak ulaşabilirsiniz.

***

Bu sayıda toprağın altındaki görünmez boşluklardan beynimizin yenilenme kapasitesine, yapay zekânın bilimdeki yükselişinden insan haklarına uzanan geniş bir yolculuk var. Birbirinden uzak görünen bütün bu konular aslında ortak bir gerçeği hatırlatıyor: Doğayı, insanı ve teknolojiyi anlamak kadar, bu bilgiyi hangi amaçla kullandığımız da önemli.

İyi okumalar. Sevgilerimizle…

Özlem Yüzak