Herkese Bilim Teknoloji

Yabancı dil eğitim ve öğretiminde teknoloji kullanımı

Küreselleşen dünyamızda bugün fiziki sınırların ve kısıtlamaların önemi gelişmiş ülkelerde artık sadece sembolik düzeyde anılır oldu. Dil öğretimi ve çeviri çalışmalarındaki gelişmelerle birlikte kültürlerarası yakınlaşma giderek hızlandı. İnsanlarda tekdüze bir vatandaşlık bilinci, yerini bir dünya insanı olabilme düşüncesine bıraktı. Elbette tüm bu gelişmelerin kalbinde ve temelinde bir yabancı dili hızlı ve rahat bir şekilde öğrenebilmenin getirdiği rahatlık var.

Günümüzde teknoloji kullanımı hayatımızın pek çok alanında işlerimizi daha kolaylıkla yapabilmemizi sağlıyor. Elbette, dil eğitim-öğretimi de bundan nasibini alıyor. Teknolojinin dil öğretiminde kullanılması gerek eğitmenlere gerekse öğrencilere pek çok alanda kolaylık sağlıyor.

Ülkemizde bir dil sınıfında ortalama 30-40 öğrenci bulunuyor. Bazı özel okullarda ve vakıf üniversitelerinde bu sayı 15-20 arasında. Yurtdışında bu işi ciddi yapan kurumlarda bu sayı 10-15 arasında. Yani ülkemizde dil sınıflarındaki öğrenci sayısı oldukça fazla. Buna rağmen pek çok okul ve eğitmen teknolojinin kullanımını yaygınlaştırma çabasında. Bunun nedenlerini, doğruları ve yanlışları şöyle sıralayabiliriz


Doğrular ve yanlışlar

Doğrusu: Sınıf içerisinde öğrencileri ile sağlıklı diyalog kuramayan bir öğretmenin sosyal medya ile öğrencilerine birtakım ödevler vermesi veya tavsiyelerde bulunması Y ve Z kuşakları için ‘elektronik eziyetten’ yani dikteden başka bir şey değildir.

Doğrusu: Bu programların maliyetini okullar ekseriyetle velilere yüklüyor. Okullar öğrencilerine ücretsiz tablet veya dizüstü bilgisayar veriyor. Ancak, veliler okul taksitlerinde bu kalemi ödediklerinin farkında bile değil çünkü bilgisayar destekli dil öğretimi olması gereken hali ile müfredatlarda yer almıyor. Yani sonradan eklenmiş bir olay. Bilgisayar destekli dil öğretimi bir sistemdir ve müfredatı ayrıdır. Uzmanlar tarafından çok dikkatlice hazırlanması gerekmektedir ki böyle olduğunda da dil öğrenmenin maliyeti oldukça artmakta fakat süresi kısalmakta ve kalitesi artmaktadır.

Farklı öğrenme stratejileri gerekli

Ancak, ekseriyetle bu gerçekleşmez ve farklı kişilik özelliklerine sahip olup farklı öğrenme stil ve stratejiler geliştiren bireyler her dersten istediklerini alamazlar ve arzu ettikleri performansı sergileyemezler.

Dil eğitim ve öğretiminde bu aşamada teknolojinin kullanımı öğrencilerin farklı ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir. Örneğin internet üzerinde anlatılan ve pratik edilen bir konu bireye daha fazla kişisel çalışma imkan ve alanı sağlayabilecektir. Bloglar, moodle gibi programların kullanılması, sınıfta ders esnasında sorulamayan (çekinilen/acil) birtakım akademik-kişisel soruların öğretim elemanına direk yönlendirilmesini sağlayarak o bireyin eğitim-öğretim sürecinden kopmamasını ve ilgisinin canlı tutulmasını sağlayabilecektir.

Başarı düşer

Doğrusu: Başarı o kadar çok düşer! Çok basit bir yaradılış kuralı vardır. İnsanoğlu ‘aynı anda’ birden fazla iş ile ilgilenemez. Bir ödevi moodle üzerinden verip, internetteki bir site üzerinden pratiğini yaptırıp, Skype üzerinden destek verip bir de kitabın CD’sinden pratiklerini yaptırıp, test etmek (sınavını vermek) öğrencinin dikkatini dağıtacağı gibi, bireyde ders ve kullanılan materyallere karşı odaklanma sorununu ortaya çıkaracaktır.

Burada eğitmen, dersinde kullanacağı teknolojiyi dikkatlice seçmeli, kararında ve kararlılıkla uygulamalıdır. Bir diğer deyişle, eğitmenin sınıf içerisinde kendi sorumluluğunda olan yani anlatması gereken bir konuyu teknoloji yoluyla öğrencilere aktarmak istemesi kolaycılıktan başka bir şey değildir. Bu tercih ya öğrenme süresini uzatacaktır ya da başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Günümüzde teknolojinin kullanımı öğrencilerin bu sorunu aşmalarında onlara yardımcı oluyor. O ders için oluşturulan bloglarda veya Whatsup guruplarında öğrenciler sınıf arkadaşları ile bir konuyu ivediyetle tartışabiliyor ve ders eğitmeni ile moodle, skype, vb. programlar vasıtası ile iletişim kurabiliyorlar. Böylelikle, sınıf ortamına ek olarak daha interaktif bir eğitim-öğretim ortamı oluşturulmakta ve sınıfta anlaşılmayan veya sorulmaya fırsat bulunamayan, tartışılamayan konulara açıklık getirilebilmektedir.

Uzaktan eğitim ve dil

Ancak, birçok hususta da olduğu gibi, uzaktan eğitimde de ‘piyasa fırsatçılarının’ tuzaklarına düşülmemelidir. Programın ne zamandan beri faal olduğu, kimler tarafından hazırlandığı, programı hazırlayan personelin akademik geçmişi, programın maliyeti, eğitim süresi ve sonunda elde edilecek avantajlar, programın öğrenci için teknolojik altyapı maliyeti, şu ana kadar kaç kişinin istifade ettiği ve program referansları titizlikle araştırılmalıdır.

Sonuç olarak, dil eğitim ve öğretiminde teknolojinin kullanımı günümüzde kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Evet, bu bir ihtiyaçtır ama zorunluluk değildir! Bireylerin ihtiyaçları göz önüne alınarak ve teknolojik imkânlardan yararlanılarak hazırlanmış bir ders, gerek öğretmen gerekse öğrenciye birçok avantaj sağlamaktadır. Burada anahtar husus ise o teknolojinin bilinçli ve belirli bir amaç için yeri geldiğinde dikkatli ve bilinçli olarak kullanılmasıdır.

Yrd. Doç. Dr. İsmail Erton / Atılım Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi

Exit mobile version