Aşırı sıcaklar. Aşırı yağışlar. Şiddetli fırtınalar.
İklim krizinin yol açtığı sıkıntılar gitgide artıyor. Krizin sürüklediği afetler milyonlarca insanı etkiliyor: Ağustos ayında Avrupa’da sıcaklar neredeyse 50 dereceye ulaştı! Orman yangınları ve afetler binlerce can aldı. Daha dün 26 Ağustos’ta buzulların çözülmesiyle kopan şiddetli bir sel Nepal ve Çin’in sınır bölgelerini harap etti…
İklim bilimciler, böyle giderse, akla hayale gelmez iklimsel felaketler olacak diyor.
Diyor da ne oluyor!?
***
2015 yılında ülkelerarası Paris İklim Zirvesi’nde, gezegenimizin iklimini korumak, havasının bozulmamasını önlemek, küresel ısınmayı 1,5 derecede sınırlandırmak, fabrika bacalarından, araç egzozlarından v.b. kaynaklardan atmosfere, suya ya da toprağa salınan gaz, duman, toz v.b. kimyasal atıkları azaltmak amacıyla belirlenen hedefler tüm ülkelerce üstlenilmişti.
Bugün, Paris iklim Zirvesi’nden 11 yıl sonra, durum apaçık ortada!
Ne oldu o “üstlenme“ler, o benimsenen öneriler, o belirlenen hedefler?..
2015’ten beri her yıl yapılan tüm iklim doruklarında .hemen her yıl bir kez daha Paris İklim Zirvesi’nde benimsenen hedeflerin hemen hemen hiçbirisine, hiçbir ülkede ulaşılamadığı tespit edildi. Mizah konusudur.
İnsan oğulları/kızları ‘Dur bakalım n’olacak?’ diyor… İklim krizini pek umursamıyor.
İklim krizi tahmin edilemez felaketlerle sürüyor: Gökyüzü, yeryüzü selleri, bulut patlamaları, kasırgalar, orman yangınları, kuruyan göller, nehirler, kuraklık...
Demek henüz ateş bacayı sarmadı, hala düştüğü yeri yakıyor.
Kimi toplumsal ruh bilimciler bu umursamazlık, bu vurdumduymazlık bir toplumsal davranış bozukluğudur diyor. Bu, bir toplumsal ‘kader böyle imiş ne söylesek boş’ halidir diyenler de var…
Siz ne dersiniz?
***
NEDEN acaba iklimi korumak için belirlenen, benimsenen, üstlenilen hedeflere bir türlü ulaşılamadı, ulaşılamıyor?
Kabaca 150 yıl önce… Kapitalist, Marksist, Sosyalist, Sosyal demokrat Düşünür, F. Engels (28.11.1820 – 5.8.1895), kapitalin büyüme zorlamasını ve azgın kapitalist rekabeti, kapitalizmin tabiat ile akılcı bir ilişki kurmasının önündeki en büyük engel olarak görüyordu. Bugünkü ‘iklim krizi’ ve gittikçe artan iklimsel felaketler, Engels’in 150 yıl önceki öngörüsünü doğruluyor.
Papa Franciscus da sorunun nedenlerine dikkat çekmişti. 2020’nin Ekim ayında paylaştığı video mesajında söyle demişti: ‘Sömürüye yönelik yatırımlara, yeni sömürgeciliğe ve sınırsız kar hırsına son verilmelidir.’ (31.10.2021, FR Gazetesi, Magazin eki, s.11)
***
İklimi koruma konusu, politika ve ekonomi çevrelerinin gündeminde… Kimi çevreler iklimi korumanın pahalı ve ekonomi için bir engel olduğu, kimileri de ‘iklim nötr’ (iklimi bozmayan) yeni teknolojiler ile hem ekonomik büyümenin hem de iklimi korumanın mümkün olabileceği görüşünde. Tartışılıyor…
Geçen gazetede okudum:
‘İklimi koruma bir maraton gibidir, dayanıklılık ve azim gerektirir. İş dünyasında ve toplumda bazılarının bu iki özelliğe sahip olmadığı görülüyor. Onlar için iklim koruma, bir kez daha büyümenin önünde bir engel haline geliyor. İklim krizinin açık sonuçları göz önüne alındığında, böyle bir gerilemeyi kabul edilemez ve ekonomik olarak zararlı buluyoruz. Dünya zaten enerji ve üretim sistemlerini dönüştürme sürecinde. Devletler, şirketler ve bireyler her gün: iklim nötr teknolojiler ile refah, iş modelleri ve iyi işler yaratılabileceğini gösteriyor. FR – Frankfurter Rundschau, 2 Eylül, Klima eki.
‘İklim nötr teknolojiler, enerji ve üretim sistemlerini dönüştürme’ iyi de insanın aklında bir acaba kalıyor.
Unutmayalım! Kapitalizm çağındayız…
Kapitalizm, Papa’nın nasihatine kulak asar mı? ‘Sömürüye yönelik yatırımlara, yeni sömürgeciliğe ve sınırsız kar hırsına’ son verebilir mi!?
Hasan Çakır, Ağustos 2026