<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>astroloji arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/astroloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/astroloji</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Oct 2019 09:52:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>En popüler sözdebilim: Astroloji</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/en-populer-sozdebilim-astroloji</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Oct 2019 09:52:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevfik Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sözdebilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Astrolojinin çıkış noktası büyüdür. Astroloji, geleceğin görülebileceğine inanan Sümerlerde kurban edilen hayvanların iç organlarından geleceği görmeye çalışma (haruspicina) geleneğinin gökyüzüne aktarılmasından doğmuştur. Şüphesiz en popüler sözdebilim astrolojidir. Gazetelerden, dergilerden, TV’den, internetten, her yerden ulaşılır; ilgilenelim ya da ilgilenmeyelim bir şekilde ofisimize, evimize girer, olmadık yerde karşımıza çıkar. Astroloji o kadar yaygındır ki, aksi yönde bir veriyle karşılaşmayan hemen herkes astrolojinin bir gerçekliği olduğuna, bir kısmı da sonundaki -loji ekinden ötürü, bir bilim dalı olduğuna inanır. “X neden bilim değildir?” ile “X neden bir sözdebilimdir?” soruları aslında birbirinden farklı sorulardır. Bir ‘şeyi’ bilim olmaktan çıkaran nedenlerle onu bir sözdebilim haline getiren nedenlerin önemli bir kısmı birbirinden farklıdır. Çünkü esasında disiplinleri bilim, sözdebilim ve bilim olmayan şeklinde üç kategoriye ayırırız. Aşağıda astroloji özelinde önce onun neden bir bilim olmadığına (aslında bir inanç disiplini olduğuna) ve daha sonra da neden bir sözdebilim olduğuna değindim. Böylece bilim, sözdebilim ve bilim olmayan kriterleri hakkında da bir hatırlatma yapmış oldum. Neden bilim değil? Her şeyden önce astrolojinin temel argümanlarından bazıları yanlışlanamaz argümanlardır. “Venüs güzelliğin ve iyiliğin temsilcisidir”, “Neptün ekonomik konuları temsil eder” gibi argümanlar bilimsel argümanlar olamazlar; zira bu argümanlardan her biri yanlışlanamaz postülalardır. Elbette yanlışlanabilir önermeler de çıkar astrolojiden. Sözgelimi “Akrepler kincidir… Aslanlar liderdir… Balıklar duygusal…” gibi argümanlar sınanabilir, dolayısıyla da yanlışlanabilirler. Lakin bu defa da “yanlışlamama” çabasının var olduğunu görürüz. Astrolojide yanlış bilgiyi düzeltme, astrolojiyi sürekli güncelleme, bir sınama süreci sonunda birikimli olarak bilineni geliştirme çabası yoktur. Geçmişte de böyle bir çaba olmadığından  bazısı astrolojinin ilk kaynaklarından bu yana var olan bu argümanların ortaya çıkışı ampirik bir araştırmaya değil, anektodal örneklere, dini inanışlara ya da belirsiz otoritelere dayanır. “Aslanlar lider olur” ya da “Teraziler dengeleyici karakterdedirler” gibi önermelerin çıkış noktası, takımyıldızlarının aslan ve teraziye gösterdiği benzerlik sonucunda isimlendirilmelerinden ötürüdür. Venüs’ün güzelliğin temsili olması parlaklığıyla, Mars’ın agresyon ve şiddetle ilişkilendirilmesi kızıl rengiyle ilintilidir. Bu çıkarım tarzı, büyü düşüncesinin “benzerlik ilkesine” dayanır ve ceviz yiyince beyne iyi geleceği, vodoo büyüsünün yapılabileceği çünkü bebeğin büyü yapılmak istenen kişiye benzediği inançlarından hiçbir farkı yoktur. Bu önermeler, sözgelimi, Mars’ın Boğa’da yer aldığı bir zamanda boğaların ve boğa olmayanların ‘şiddet eğilimi’ bakımından mukayese edilmesi ve istatistikî olarak sınanması ile ortaya çıkmamıştır. Esasında astrolojinin çıkış noktasının da zaten büyü olduğu düşünülürse, bu durum olağan karşılanabilir. Çünkü astroloji, geleceğin görülebileceğine inanan Sümerlerde kurban edilen hayvanların iç organlarından geleceği görmeye çalışma (haruspicina) geleneğinin gökyüzüne aktarılmasından doğmuştur. Sözdebilim yerinde sayar Bilim dalları yeni veriler ışığında gelişir ve kendilerini güncellerler. Sözdebilimler ise, güncellenmeleri epey karmaşa yaratacağından ya da görüş ayrılıklarına neden olacağından yerinde saymayı ve eski adetlerine sımsıkı sarılmayı tercih ederler. Örneğin keşfedilen pek çok cüce gezegen astrolojide kendine yer bulmaz. Bazısı Plüton’dan daha yakın ve daha kütleli olsa bile… Veya Dünya’nın presesyon hareketi dolayısıyla burç tarihleri çoktan değişmiş olmasına karşın -ve hatta artık ekliptik üzerinde Yılancı takımyıldızı gibi 13. bir burç daha olmasına rağmen- astrologlar eski on iki burçlu Zodyak kuşağını M.Ö. 7.  Yüzyıldaki tarihleriyle olduğu gibi kullanmaya devam etmektedirler. Dahası, astroloji ‘bilim olmayan’ inanç sahaları gibi, idealleştirme içerir. 13. Burç, 360 derecelik ekliptik çemberini 30’ar dereceden 12’ye bölen sistemdeki mükemmelliği bozar. Şu meşhur yükselen burçları mesela, doğduğunuz anda ufuktan yükselmekte olan burcun adıdır. Her takımyıldızı ekliptikte eşit alan taramıyor olmalarına karşın, 24 saat 12’ye bölünür ve yükselen hesaplamaları 2 saatlik dilimlerle gerçekleştirilir. Bu idealleştirmenin, kilisenin sırf daha kusursun olduğu düşüncesiyle yörüngeleri çember kabul etmesinden farkı yoktur. Sözdebilimlerin güncel bilgiyle olan bu tutarsızlığının yanı sıra, diğer alanlardaki bilgimizle de tutarsızlığı mevcuttur. Oysa bir bilim dalının içeriği, diğer bilim dallarının içeriğiyle tutarlıdır. Biyolojik bir bulgunun fizik kanunlarına, fiziksel bir fenomenin kimyasal yasalara aykırı olması imkânsızdır. Dış tutarlılık dediğimiz bu durum, bilimsel bir ağız birliği değil, gerçeğin tek olmasından kaynaklanmaktadır. Bilim, var olan gerçeği keşfeder. Bu gerçeğin elbette sahip olduğumuz tüm bilimsel bilgi birikimine uygun olması beklenir. Eğer değilse, gerektiğinde revize edilir. Lakin astrolojinin ortaya koyduğu bilgiler ne fizikle, ne psikolojiyle ne de ekonomiyle bir tutarlılık gösterir. Astrolojide bahsi geçen enerjinin fizikte tanımı yoktur. Bu enerjinin niçin insanın aşk hayatını, kariyerini ya da önümüzdeki hafta yurt dışına çıkıp çıkmayacağını etkileyeceği bilgisi ne biyoloji, ne de psikoloji bilgimizle tutarlıdır. Bu haftaya yönelik ekonomi tahminlerinin iktisat bilimiyle alakası yoktur. Bu açıdan Tibetli rahiplerin havada durduklarına inanmaktan farkı yoktur. Ayrıca astrologlar birbirlerinden çok farklı yorumlar yaparak içten tutarlılık ilkesine de uymazlar. İki bilim insanı farklı kuramları savunsalar bile fizik yasalarını aynı şekilde yorumladıklarına şahit oluruz. Lakin Mars’ın yükselişi farklı astrologlar tarafından farklı yorumlara neden olabilmektedir. Neden sözdebilim? Yukarıda saydığım özellikler hem sözdebilimlerin, hem de bilim olmayanların, başka bir deyişle inanç sahalarının özellikleriydi. Peki onu sözdebilim yapan nedir? Sözdebilimler de inanç sahalarıdır, lakin bir bilimi taklit ederek onun prestijinden faydalanmaya çalışırlar. *Pek çok sözdebilimsel tedavi yönteminin tıpı, *yeni çağ inançlarının kuantum fiziğini, *simyanın kimyayı model alıp prestijini kullanmaya, bilimsel görünümünden faydalanmaya çalıştığı gibi. Ayrıca bilim olmayan sınıfına giren inanç sahaları uygulayıcıları, alanlarının bilim olduğu iddiasında bulunmazlar. Hatta bilimle açıkça çatışabilir, ‘bilimsel’ olmamakla övünebilirler. Lakin çoğu sözdebilimci öyle değildir. Sözdebilimlerin bilimsel görünümüne ve bilimsellik iddialarına karşın, bilimsel etiğe uydukları ve bilimsel örgütlenmenin normlarını taşıdıkları söylenemez. Bilimsel topluluğun iletişim ve organizasyon biçimine odaklanan bilim sosyoloğu Robert K. Merton, özerk bir kurum olan bilime ait normları evrenselcilik, komünalizm, örgütlü kuşkuculuk ve çıkar gözetmeme olarak tanımlamıştır. Bilimin 4 normu, sözdebilimlerde yok Bu normları kısaca açıklamak gerekirse; evrenselcilik, bilim insanlarının katkılarını din, dil, ırk gibi ayrımlar gözetmeden tüm insanlar için yapmalarını ifade eder. Komünalizm bilim insanlarının çalışmalarını başkalarının da kullanabilmesi için yayımlamalarını içerir. Örgütlü kuşkuculuk bilimsel araştırmaların diğer tüm bilim insanlarının hakemliğine açık olmasını tanımlarken, çıkar gözetmeme ise bilim insanlarının araştırmalarını şahsi çıkar gözetmeden, nesnel olarak gerçekleştirmesini ifade eder. Bu normlar sözdebilimler için tamamıyla geçerli değildirler. Astrolojiyi ele alırsak, astrologlar çoğunlukla evrenselci değil, yereldirler ve hizmetlerinden faydalanma potansiyeli olan sınırlı bir kitle için bilgi üretirler. Mesela astroloji yorumlarını incelerseniz, plaza çalışanı orta sınıfa hitap ettiği görülür. Bir köylü için astroloji anlamsızdır. Boğa’lara “Bu hafta yurtdışına tatile çıkacaksınız” diyen bir astrolog, belli bir gelir seviyesinin altında olan milyarlara, Giresun’daki bir köylüye ya da mapushanedeki bir mahkûma seslenmemektedir. Etik sorumlulukları da yok Astrologlar yöntemlerini ve verilerini tartışmaya açmak istemediklerinden yayımlamazlar. Örgütlü bir kuşkuculuktan ziyade örgütlü bir sessizliği norm edinmiş gibi görünmektedirler ve birbirlerinin çalışmalarını eleştirmelerine pek az rastlanır. Pek çok sözdebilim uygulayıcısı için, uğraşları aynı zamanda bir gelir kaynağıdır, lakin bilim insanları da bir şekilde hayatlarını bilimsel uğraşlarından kazandıklarından çıkar gözetmeme normunun ayırıcı bir ölçüt olduğu net bir biçimde söylenemez. Son olarak, astrolojide etik sorumluluk da sıkıntılıdır. Bilim insanları, bilimsel araştırmaları sırasında yaptıkları etik ihlallerden sorumlu tutulabilirken, astrologlar için geçerli değildir. Astrolojiye bağlı politik söylemlerle insanları yanlış yönlendirirler, insanlara sağlık uyarılarında bulunurlar, yatırım tavsiyeleri verirler, ırkçılık benzeri bir davranışla insan kaynakları birimlerine burçlar hakkında tavsiye vererek fırsat eşitliğini zedeleyebilirler. Lakin bu davranışlarından sorumlu tutulmaz ve yargılanmazlar. Bilimsel etik sorumlulukla ilgilenmemesi bakımından da, tam bir sözdebilimdir, ‘kadim astroloji’. Tevfik Uyar / @tevfik_uyar</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/en-populer-sozdebilim-astroloji">En popüler sözdebilim: Astroloji</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Astrolojinin çıkış noktası büyüdür. Astroloji, geleceğin görülebileceğine inanan Sümerlerde kurban edilen hayvanların iç organlarından geleceği görmeye çalışma (haruspicina) geleneğinin gökyüzüne aktarılmasından doğmuştur.</p></blockquote>
<p>Şüphesiz en popüler sözdebilim astrolojidir. Gazetelerden, dergilerden, TV’den, internetten, her yerden ulaşılır; ilgilenelim ya da ilgilenmeyelim bir şekilde ofisimize, evimize girer, olmadık yerde karşımıza çıkar. Astroloji o kadar yaygındır ki, aksi yönde bir veriyle karşılaşmayan hemen herkes astrolojinin bir gerçekliği olduğuna, bir kısmı da sonundaki -loji ekinden ötürü, bir bilim dalı olduğuna inanır.</p>
<p>“X neden bilim değildir?” ile “X neden bir sözdebilimdir?” soruları aslında birbirinden farklı sorulardır. Bir ‘şeyi’ bilim olmaktan çıkaran nedenlerle onu bir sözdebilim haline getiren nedenlerin önemli bir kısmı birbirinden farklıdır. Çünkü esasında disiplinleri bilim, sözdebilim ve bilim olmayan şeklinde üç kategoriye ayırırız.</p>
<p>Aşağıda astroloji özelinde önce onun neden bir bilim olmadığına (aslında bir inanç disiplini olduğuna) ve daha sonra da neden bir sözdebilim olduğuna değindim. Böylece bilim, sözdebilim ve bilim olmayan kriterleri hakkında da bir hatırlatma yapmış oldum.</p>
<p><strong>Neden bilim değil?</strong></p>
<p>Her şeyden önce astrolojinin temel argümanlarından bazıları yanlışlanamaz argümanlardır. “Venüs güzelliğin ve iyiliğin temsilcisidir”, “Neptün ekonomik konuları temsil eder” gibi argümanlar bilimsel argümanlar olamazlar; zira bu argümanlardan her biri yanlışlanamaz postülalardır.</p>
<p>Elbette yanlışlanabilir önermeler de çıkar astrolojiden. Sözgelimi “Akrepler kincidir… Aslanlar liderdir… Balıklar duygusal…” gibi argümanlar sınanabilir, dolayısıyla da yanlışlanabilirler. Lakin bu defa da “yanlışlamama” çabasının var olduğunu görürüz. Astrolojide yanlış bilgiyi düzeltme, astrolojiyi sürekli güncelleme, bir sınama süreci sonunda birikimli olarak bilineni geliştirme çabası yoktur. Geçmişte de böyle bir çaba olmadığından  bazısı astrolojinin ilk kaynaklarından bu yana var olan bu argümanların ortaya çıkışı ampirik bir araştırmaya değil, anektodal örneklere, dini inanışlara ya da belirsiz otoritelere dayanır.</p>
<p>“Aslanlar lider olur” ya da “Teraziler dengeleyici karakterdedirler” gibi önermelerin çıkış noktası, takımyıldızlarının aslan ve teraziye gösterdiği benzerlik sonucunda isimlendirilmelerinden ötürüdür.</p>
<p><strong>Venüs</strong>’ün güzelliğin temsili olması parlaklığıyla, <strong>Mars</strong>’ın agresyon ve şiddetle ilişkilendirilmesi kızıl rengiyle ilintilidir. Bu çıkarım tarzı, büyü düşüncesinin “benzerlik ilkesine” dayanır ve ceviz yiyince beyne iyi geleceği, vodoo büyüsünün yapılabileceği çünkü bebeğin büyü yapılmak istenen kişiye benzediği inançlarından hiçbir farkı yoktur.</p>
<p>Bu önermeler, sözgelimi, Mars’ın Boğa’da yer aldığı bir zamanda boğaların ve boğa olmayanların ‘şiddet eğilimi’ bakımından mukayese edilmesi ve <strong>istatistikî olarak sınanması ile ortaya çıkmamıştır.</strong></p>
<p>Esasında astrolojinin çıkış noktasının da zaten büyü olduğu düşünülürse, bu durum olağan karşılanabilir. Çünkü astroloji, geleceğin görülebileceğine inanan Sümerlerde kurban edilen hayvanların iç organlarından geleceği görmeye çalışma (haruspicina) geleneğinin gökyüzüne aktarılmasından doğmuştur.</p>
<p><strong>Sözdebilim yerinde sayar</strong></p>
<p>Bilim dalları yeni veriler ışığında gelişir ve kendilerini güncellerler. Sözdebilimler ise, güncellenmeleri epey karmaşa yaratacağından ya da görüş ayrılıklarına neden olacağından yerinde saymayı ve eski adetlerine sımsıkı sarılmayı tercih ederler. Örneğin keşfedilen pek çok cüce gezegen astrolojide kendine yer bulmaz. Bazısı Plüton’dan daha yakın ve daha kütleli olsa bile… Veya Dünya’nın presesyon hareketi dolayısıyla burç tarihleri çoktan değişmiş olmasına karşın -ve hatta artık ekliptik üzerinde Yılancı takımyıldızı gibi 13. bir burç daha olmasına rağmen- astrologlar eski on iki burçlu Zodyak kuşağını M.Ö. 7.  Yüzyıldaki tarihleriyle olduğu gibi kullanmaya devam etmektedirler.</p>
<p>Dahası, astroloji ‘bilim olmayan’ inanç sahaları gibi, <strong>idealleştirme</strong> içerir. 13. Burç, 360 derecelik ekliptik çemberini 30’ar dereceden 12’ye bölen sistemdeki mükemmelliği bozar. Şu meşhur yükselen burçları mesela, doğduğunuz anda ufuktan yükselmekte olan burcun adıdır. Her takımyıldızı ekliptikte eşit alan taramıyor olmalarına karşın, 24 saat 12’ye bölünür ve yükselen hesaplamaları 2 saatlik dilimlerle gerçekleştirilir. Bu idealleştirmenin, kilisenin sırf daha kusursun olduğu düşüncesiyle yörüngeleri çember kabul etmesinden farkı yoktur.</p>
<p>Sözdebilimlerin güncel bilgiyle olan bu tutarsızlığının yanı sıra, diğer alanlardaki bilgimizle de tutarsızlığı mevcuttur. Oysa bir bilim dalının içeriği, diğer bilim dallarının içeriğiyle tutarlıdır. Biyolojik bir bulgunun fizik kanunlarına, fiziksel bir fenomenin kimyasal yasalara aykırı olması imkânsızdır. <strong><em>Dış tutarlılık</em></strong> dediğimiz bu durum, bilimsel bir ağız birliği değil, gerçeğin tek olmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Bilim, var olan gerçeği keşfeder. Bu gerçeğin elbette sahip olduğumuz tüm bilimsel bilgi birikimine uygun olması beklenir. Eğer değilse, gerektiğinde revize edilir. <strong>Lakin astrolojinin ortaya koyduğu bilgiler ne fizikle, ne psikolojiyle ne de ekonomiyle bir tutarlılık gösterir.</strong></p>
<p>Astrolojide bahsi geçen <strong>enerjinin</strong> fizikte tanımı yoktur. Bu enerjinin niçin insanın aşk hayatını, kariyerini ya da önümüzdeki hafta yurt dışına çıkıp çıkmayacağını etkileyeceği bilgisi ne biyoloji, ne de psikoloji bilgimizle tutarlıdır. Bu haftaya yönelik ekonomi tahminlerinin iktisat bilimiyle alakası yoktur. Bu açıdan Tibetli rahiplerin havada durduklarına inanmaktan farkı yoktur.</p>
<p>Ayrıca astrologlar birbirlerinden çok farklı yorumlar yaparak <strong><em>içten tutarlılık</em> ilkesine</strong> de uymazlar. İki bilim insanı farklı kuramları savunsalar bile fizik yasalarını aynı şekilde yorumladıklarına şahit oluruz. Lakin Mars’ın yükselişi farklı astrologlar tarafından farklı yorumlara neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Neden sözdebilim?</strong></p>
<p>Yukarıda saydığım özellikler hem sözdebilimlerin, hem de bilim olmayanların, başka bir deyişle inanç sahalarının özellikleriydi. Peki onu sözdebilim yapan nedir?</p>
<p><strong>Sözdebilimler de inanç sahalarıdır, lakin bir bilimi taklit ederek onun prestijinden faydalanmaya</strong> çalışırlar.</p>
<p>*Pek çok sözdebilimsel tedavi yönteminin tıpı,</p>
<p>*yeni çağ inançlarının kuantum fiziğini,</p>
<p>*simyanın kimyayı model alıp prestijini kullanmaya, bilimsel görünümünden faydalanmaya çalıştığı gibi. Ayrıca bilim olmayan sınıfına giren inanç sahaları uygulayıcıları, alanlarının bilim olduğu iddiasında bulunmazlar. Hatta bilimle açıkça çatışabilir, ‘bilimsel’ olmamakla övünebilirler. Lakin çoğu sözdebilimci öyle değildir.</p>
<p>Sözdebilimlerin bilimsel görünümüne ve bilimsellik iddialarına karşın, bilimsel etiğe uydukları ve bilimsel örgütlenmenin normlarını taşıdıkları söylenemez. Bilimsel topluluğun iletişim ve organizasyon biçimine odaklanan bilim sosyoloğu <strong>Robert K. Merton</strong>, özerk bir kurum olan bilime ait normları <strong><em>evrenselcilik, komünalizm, örgütlü kuşkuculuk ve çıkar gözetmeme</em></strong> olarak tanımlamıştır.</p>
<p><strong>Bilimin 4 normu, sözdebilimlerde yok</strong></p>
<p>Bu normları kısaca açıklamak gerekirse; <strong><em>evrenselcilik</em></strong>, bilim insanlarının katkılarını din, dil, ırk gibi ayrımlar gözetmeden tüm insanlar için yapmalarını ifade eder. <strong><em>Komünalizm</em></strong> bilim insanlarının çalışmalarını başkalarının da kullanabilmesi için yayımlamalarını içerir. <strong><em>Örgütlü kuşkuculuk</em></strong> bilimsel araştırmaların diğer tüm bilim insanlarının hakemliğine açık olmasını tanımlarken, <em>çıkar gözetmeme</em> ise bilim insanlarının araştırmalarını şahsi çıkar gözetmeden, nesnel olarak gerçekleştirmesini ifade eder.</p>
<p>Bu normlar sözdebilimler için tamamıyla geçerli değildirler. Astrolojiyi ele alırsak, astrologlar çoğunlukla evrenselci değil, yereldirler ve hizmetlerinden faydalanma potansiyeli olan sınırlı bir kitle için bilgi üretirler. Mesela astroloji yorumlarını incelerseniz, plaza çalışanı orta sınıfa hitap ettiği görülür. Bir köylü için astroloji anlamsızdır. Boğa’lara “Bu hafta yurtdışına tatile çıkacaksınız” diyen bir astrolog, belli bir gelir seviyesinin altında olan milyarlara, Giresun’daki bir köylüye ya da mapushanedeki bir mahkûma seslenmemektedir.</p>
<p><strong>Etik sorumlulukları da yok</strong></p>
<p>Astrologlar yöntemlerini ve verilerini tartışmaya açmak istemediklerinden yayımlamazlar. Örgütlü bir kuşkuculuktan ziyade örgütlü bir sessizliği norm edinmiş gibi görünmektedirler ve birbirlerinin çalışmalarını eleştirmelerine pek az rastlanır. Pek çok sözdebilim uygulayıcısı için, uğraşları aynı zamanda bir gelir kaynağıdır, lakin bilim insanları da bir şekilde hayatlarını bilimsel uğraşlarından kazandıklarından çıkar gözetmeme normunun ayırıcı bir ölçüt olduğu net bir biçimde söylenemez.</p>
<p>Son olarak, astrolojide <strong>etik sorumluluk</strong> da sıkıntılıdır. Bilim insanları, bilimsel araştırmaları sırasında yaptıkları etik ihlallerden sorumlu tutulabilirken, astrologlar için geçerli değildir. Astrolojiye bağlı politik söylemlerle insanları yanlış yönlendirirler, insanlara sağlık uyarılarında bulunurlar, yatırım tavsiyeleri verirler, ırkçılık benzeri bir davranışla insan kaynakları birimlerine burçlar hakkında tavsiye vererek fırsat eşitliğini zedeleyebilirler. Lakin bu davranışlarından sorumlu tutulmaz ve yargılanmazlar. Bilimsel etik sorumlulukla ilgilenmemesi bakımından da, tam bir sözdebilimdir, ‘kadim astroloji’.</p>
<p><strong>Tevfik Uyar / <a href="https://twitter.com/tevfik_uyar" target="_blank" rel="noopener">@tevfik_uyar</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/en-populer-sozdebilim-astroloji">En popüler sözdebilim: Astroloji</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15445</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Tevfik Uyar gençleri bilimsel kuşkuculuğa davet ediyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tevfik-uyar-gencleri-bilimsel-kuskuculuga-davet-ediyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 May 2018 13:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[açık bilim]]></category>
		<category><![CDATA[astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[astrolojinin bilimle imtihanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel kuşkuculuk]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel şüphecilik]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[sahte bilim]]></category>
		<category><![CDATA[tevfik uyar]]></category>
		<category><![CDATA[yalansavar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10037</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mühendis, sosyolog, bilim yazarı, ödüllü bir bilimkurgu yazarı, eğitimci, ressam&#8230; İnsanlar onu çok farklı kimliklerle tanısalar da, o aynı zamanda havacılık sektöründe Kaza Kırım ve Emniyet Uzmanı olarak çalışıyor. Pilot ve teknisyenlerin işlerini hatasız yapmalarını sağlamak için stratejiler geliştiriyor. “Bir sistem tasarladığınızla onun en zayıf halkası insandır. Makinelerin emniyetli olmasını bir şekilde sağlıyoruz ama insanların hata yapmamasını sağlamak çok daha zor” diyor. İçinde ödüllü öykülerinin de olduğu dört yayımlanmış kitabı ve iki çeviri kitabı var. Yaz sonuna doğru çıkması planlanan yeni kitabı “Aklın 40 Haramisi”nde ise hayatta çok sık karşılaştığımız 40 safsatayı örnekleriyle açıklayacak. Kendisiyle bilim haberciliğini, bilimsel kuşkuculuğu ve sahte bilimleri konuştuk. Tevfik Uyar ile yaptığımız söyleşinin tamamı, dergimizin 110. sayısında. 110. sayı raflarda yerini aldı bile&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tevfik-uyar-gencleri-bilimsel-kuskuculuga-davet-ediyor">Röportaj: Tevfik Uyar gençleri bilimsel kuşkuculuğa davet ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mühendis, sosyolog, bilim yazarı, ödüllü bir bilimkurgu yazarı, eğitimci, ressam&#8230; İnsanlar onu çok farklı kimliklerle tanısalar da, o aynı zamanda havacılık sektöründe Kaza Kırım ve Emniyet Uzmanı olarak çalışıyor. Pilot ve teknisyenlerin işlerini hatasız yapmalarını sağlamak için stratejiler geliştiriyor. “Bir sistem tasarladığınızla onun en zayıf halkası insandır. Makinelerin emniyetli olmasını bir şekilde sağlıyoruz ama insanların hata yapmamasını sağlamak çok daha zor” diyor.</p>
<p>İçinde ödüllü öykülerinin de olduğu dört yayımlanmış kitabı ve iki çeviri kitabı var. Yaz sonuna doğru çıkması planlanan yeni kitabı “Aklın 40 Haramisi”nde ise hayatta çok sık karşılaştığımız 40 safsatayı örnekleriyle açıklayacak. Kendisiyle bilim haberciliğini, bilimsel kuşkuculuğu ve sahte bilimleri konuştuk.</p>
<p>Tevfik Uyar ile yaptığımız söyleşinin tamamı, dergimizin 110. sayısında. 110. sayı raflarda yerini aldı bile&#8230;</p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/O58_ihirnZA?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tevfik-uyar-gencleri-bilimsel-kuskuculuga-davet-ediyor">Röportaj: Tevfik Uyar gençleri bilimsel kuşkuculuğa davet ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10037</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ortaçağ astrolojisinin kısa tarihçesi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ortacag-astrolojisinin-kisa-tarihcesi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2017 11:28:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[astrolog]]></category>
		<category><![CDATA[astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[bağdat]]></category>
		<category><![CDATA[ebu mansur]]></category>
		<category><![CDATA[gökcismi]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[müneccim]]></category>
		<category><![CDATA[nevbaht]]></category>
		<category><![CDATA[ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[sapma]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>
		<category><![CDATA[zerdüştlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortaçağ bilimcileri, kendi bilim amaçları tamamen başka bir yöne yönel­miş olduğu için, doğayı tanımakla ya da gökyüzü araştırmalarıyla hiç ilgilenmedi. Bütün kavrayışları tanrıya ve inanan ruha her yıl değişen bayram günlerini doğru hesaplayabilmek için bir kaç basit bilgi yeterliydi. Hıristiyan öğretisi etkisiyle, Güneş, Ay, Venüs, Jüpiter ve diğer ilahlaştırılan yıldızlarla uğraşmak putperestlik yoluna sapma tehlikesi taşıyordu. Ruhsal gelişim, kilise okullarında, yalnızca Roma’nın son dönemlerinden kalma yetersiz ve olgunlaşmamış bilgi­lerle besleniyordu. Arap bilginlerinin matematiğinden devraldıklarıyla tarikatını şaşkınlığa düşürmüş olan Jordanus Nemorarius bile, bu çalışmaları için daha sonra özel izin almak zorunda kalmıştı. 1228 tarihli nizamname, daha yüksek kültürlerle, yâni İslam dünyasıyla, yâni kâfirlerle her türlü ilişkiyi yasaklarken, yalnızca Tarikat Reisine göz yummuşlardı. Yasak şöyleydi: &#8220;Tarikat üyeleri, kâfir filozofları incelememelidirler. Serbest sanat denen şeyi de (sayı sayma, hesap yapma ve ’computus&#8217; denen dini bayram günlerinin hesaplanması gibi en basit yetenekleri de öğrenmemeli­dirler). Tek tek şahsiyetler için özel izin verilmiş durumlar hariçtir.&#8221; Kâfirlerden böyle bilgiler almak kirli bir işti ve böyle bir şeye göz yumulamazdı. Eğer görevliler ilkbaharda dolunayın doğuşunu gözlemeyi kaçırırlarsa, Papa İspanya&#8217;daki Araplara elçi göndererek, bu &#8220;Şeytana tapanlar&#8221;dan paskalya yortusu ile yortudan önce­ki matem haftasının tarihlerini öğrenmek zorunda kalmak gibi utanç verici bir duruma düşerdi. Gökyüzündeki yıldızlarla ilgilenme eğiliminin ne kadar az ol­duğunu; onlarla ciddi bir biçimde ilgilenenlere nasıl bir güvensiz­likle bakıldığını; araştırmacılara ve bilginlere nasıl iftiralar atıldığı­nı, Gerbert von Aurillac sadakatle bağlı olduğu Kayzer&#8217;e ve Hıris­tiyanlığın merkezindeki İmparatorluğa bildirmişti. Onun, Papa II. Silvester olarak, Roma&#8217;da Güneş&#8217;in yüksekliğini ve gece ve gündüz sapmalarını tespit ederken kullandığı ve şimdi Floransa&#8217;da korunan Arap usturlabını, bugün şaşkınlık ve heyecanla seyrediyoruz. Yaşa­dığı dönemde, eşsiz olan bu bilgileri, Kurtuba’daki şeytandan al­makla ün yapmıştı. Oysa yıldızlar bilimiyle uğraşan bir papanın la­netlenmesi gerekirdi! Kilise’nin kuşkulanmak ve endişeye kapılmak için nedenleri vardı. Kutsal metinlerdeki bazı bölümler, yıldızların yeryüzünde belli etkileri olduğunu kabul ediyordu. Papalar bu etkileri bitkilerin ve hayvanların gelişmeleriyle sınırlamaya çalıştılar. Ama araların­da, mezhebi geniş olanlar da vardı ve onlar, her türlü hastalık, savaş ve felaketin sorumlusu olarak kuyruklu yıldızları, Güneş ve Ay tu­tulmasını, gökyüzündeki diğer olağandışı hareketleri gösteriyorlardı. Kilise, resmi olarak insan üzerindeki her türlü etkiyi reddetmek ve insanları yalnızca her şeye kadir olan Tanrı&#8217;ya teslim etmek zo­rundaydı. Ama bu konuda pek de başarılı olamamıştı. Temsilcileri­nin tereddütlü hallerinden yararlanan müneccimler, çeşitli hilelere başvurdular. Zayıf ve çalkantılı atmosfer, mistik spekülasyonları, anlaşılmaz ve huzur kaçıran açıklamaları kabul etmeye hazır olan­ları kandırmak için elverişli bir zemin hazırlamıştı zaten. Bu nedenle, astroloji cetvellerinin ve yıllıkların çevirilerinin, astronomi eserleriyle birlikte Pireneleri aşıp gelmesinin çok isten­mesinde şaşılacak bir şey yoktur. İslamiyet müneccimliğe daha az eğilimli idi. Peygamber, tapı­lan yıldızların yerine, evrenin hâkimi, yerin ve göğün yaratıcısı tek bir Allah&#8217;ı koymuştu. &#8220;Gökyüzü cisimlerinin doğaları gereği etkili olabileceklerine; yıldızların bağımsız bir etkisi olduğuna inanmak&#8221; şimdi &#8220;hoş görülmemekte&#8221; idi. Ama, &#8220;astronominin incelenmesi zorunludur&#8220;. Bizzat Allah in­sanlara gökyüzünü incelemeyi buyurmuştur. Yıldızların hareketi, Allah adına araştırıldı. Her bilimsel eserin yazılmasına O&#8217;nun adı­na başlandı. Ve işte Arapları Batılı Hristiyanlardan üstün kılan da buydu: Onları -görüldüğü gibi-, boğucu mistisizm bataklığına sap­lanmaktan koruyan yüksek bilimsel düzeyleri. Bu nedenle, astrolo­ji ve müneccimlik sanatı akıllı ve gerçekçi Araplar için baştan çıka­rıcı bir büyüye sahip değildi. Oysa astrolojiye ilişkin eserlerinin Batı&#8217;daki etkisine bakarak insan pekâlâ böyle olduğunu düşünebilirdi. &#8220;Arap astrolojisi&#8221;, İslam kültürünün diğer meyvelerine göre esas olarak İranlıların ürünü; onların nazlı çocuğu idi. Yıldızlardan geleceği okuma sanatını, İslam dünyasına İranlılar getirmişti. Birçok ünlünün öğretmenliğini yapan Yahya bin Ebu Mansur da İran doğumlu idi ve kendilerini gökcisimlerini incelemeye adamış hemen bütün hemşehrileri gibi astrolog idi. İranlıların yıldızların iyi ve kötü etkilerine ilişkin inançları Zerdüşt&#8217;ten kaynaklanmaktadır. Gezegenler, kötü yıldızlar ve kayan yıldızlar, Ahriman&#8217;ın (Ahriman ya da ehriman, Zerdüştlük inanışında, kötülükleri ve karanlıkları tem­sil eden kötülük Tanrısı ya da ilkesidir. Zerdüştçülüğün ifade ettiği mutlak ikicilik­te, iyilik ilkesi ya da Tanrısı olan Ahura Mazda ile sürekli bir mücadele içindedir) kötülük prensibinin ürünüydü. Ahriman kendi yaratıkları aracılığıyla dünya düzenini yıkıma uğratmaya çalışır. İnsanlara felaket getiren korkunç gücünü yedi gezegen kanalıyla kullanır. Babil&#8217;in, naif müneccimliğiyle, tanrıların yıldız karakterine olan sofuca inanç gereği gökyüzüne çizilen resimlerle başlattığı ve Helenizmin geometri kurallarına olan düşkünlüğü sonucu, aynı biçim­de kaskatı ve bütün tecrübelerden kopuk bir şema içinde topladığı ve sarsılmaz bir teori sistemi haline getirdiği şey; şu &#8220;çöken putpe­restliğin bilimsel teolojisi&#8221; İranlılar arasında inançlı hamilerini ve havarilerini bulmuştu. İranlı astrolog Nevbaht (ölümü yaklaşık 777), böyle karmakarı­şık bir yükle birlikte, 760 yılında Arap Halifesi el-Mansur&#8217;un sara­yına ulaştı. Abbasiler iktidarı ele geçirince, kökü kurutulmuş Emevi Hanedanı&#8217;nın etrafı çöllerle çevrili Şam&#8217;daki merkezi de doğuya taşındı. Yeni başkent, en zengin ve en verimli topraklarda; Dicle kıyısında kurulmalıydı. Ama inşaata başlanmadan önce, Nevbaht&#8217;ın yıldızların durumunu inceleyerek olumsuz etkilerini bertaraf etmesi ve kentin inşası için en hayırlı zamanı saptayarak Halife’ye bil­dirmesi buyruldu. Nevbaht, İnananların Hükümdarı&#8217;ndan, sonradan İslamiyeti kabul ederek Maşallah adını alan İranlı Musevi bilgin Manasse ile birlikte, yıldızlardan kentin kuruluşu için en hayırlı za­manı öğrenme ve aynı zamanda temel ölçümleri yönetme görevini aldı. Böylesine elverişli koşullarda doğan çocuğa Bağdat; &#8220;selame­tin kenti&#8221; adı verildi (Kentin ilk adı Dar-üs-selam&#8217;dır ve &#8220;barış kenti” demektir. Daha sonra Medinet-üs-Selam ve son olarak da Bağdat adını almıştır). Bu çok yetenekli Acem, &#8220;Nevbaht&#8221; adıyla Halife&#8217;nin en nüfuzlu saray müneccimi oldu. Daha sonraki hükümdarlara danışmanlık yapacak olan bir dizi müneccimin de atasıdır. Prof. Dr. H. Kadircan KESKİNBORA / Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kaynaklar: Hunke S. Batıyı Aydınlatan Doğu Güneşi. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2009. http://www.wfsj.org/course/tr/pdf/ders5.pdf Bilim nedir? Erişim 18.04.2016</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ortacag-astrolojisinin-kisa-tarihcesi">Ortaçağ astrolojisinin kısa tarihçesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortaçağ bilimcileri, kendi bilim amaçları tamamen başka bir yöne yönel­miş olduğu için, doğayı tanımakla ya da gökyüzü araştırmalarıyla hiç ilgilenmedi. Bütün kavrayışları tanrıya ve inanan ruha her yıl değişen bayram günlerini doğru hesaplayabilmek için bir kaç basit bilgi yeterliydi. Hıristiyan öğretisi etkisiyle, Güneş, Ay, Venüs, Jüpiter ve diğer ilahlaştırılan yıldızlarla uğraşmak putperestlik yoluna sapma tehlikesi taşıyordu. Ruhsal gelişim, kilise okullarında, yalnızca Roma’nın son dönemlerinden kalma yetersiz ve olgunlaşmamış bilgi­lerle besleniyordu.</p>
<p>Arap bilginlerinin matematiğinden devraldıklarıyla tarikatını şaşkınlığa düşürmüş olan Jordanus Nemorarius bile, bu çalışmaları için daha sonra özel izin almak zorunda kalmıştı.</p>
<p>1228 tarihli nizamname, daha yüksek kültürlerle, yâni İslam dünyasıyla, yâni kâfirlerle her türlü ilişkiyi yasaklarken, yalnızca Tarikat Reisine göz yummuşlardı. Yasak şöyleydi:<em> &#8220;Tarikat üyeleri, kâfir filozofları incelememelidirler. Serbest sanat denen şeyi de (sayı sayma, hesap yapma ve ’computus&#8217; denen dini bayram günlerinin hesaplanması gibi en basit yetenekleri de öğrenmemeli­dirler). Tek tek şahsiyetler için özel izin verilmiş durumlar hariçtir.&#8221;</em></p>
<p>Kâfirlerden böyle bilgiler almak kirli bir işti ve böyle bir şeye göz yumulamazdı. Eğer görevliler ilkbaharda dolunayın doğuşunu gözlemeyi kaçırırlarsa, Papa İspanya&#8217;daki Araplara elçi göndererek, bu &#8220;Şeytana tapanlar&#8221;dan paskalya yortusu ile yortudan önce­ki matem haftasının tarihlerini öğrenmek zorunda kalmak gibi utanç verici bir duruma düşerdi.</p>
<p>Gökyüzündeki yıldızlarla ilgilenme eğiliminin ne kadar az ol­duğunu; onlarla ciddi bir biçimde ilgilenenlere nasıl bir güvensiz­likle bakıldığını; araştırmacılara ve bilginlere nasıl iftiralar atıldığı­nı, Gerbert von Aurillac sadakatle bağlı olduğu Kayzer&#8217;e ve Hıris­tiyanlığın merkezindeki İmparatorluğa bildirmişti. Onun, Papa II. Silvester olarak, Roma&#8217;da Güneş&#8217;in yüksekliğini ve gece ve gündüz sapmalarını tespit ederken kullandığı ve şimdi Floransa&#8217;da korunan Arap usturlabını, bugün şaşkınlık ve heyecanla seyrediyoruz. Yaşa­dığı dönemde, eşsiz olan bu bilgileri, Kurtuba’daki şeytandan al­makla ün yapmıştı. Oysa yıldızlar bilimiyle uğraşan bir papanın la­netlenmesi gerekirdi!</p>
<p>Kilise’nin kuşkulanmak ve endişeye kapılmak için nedenleri vardı. Kutsal metinlerdeki bazı bölümler, yıldızların yeryüzünde belli etkileri olduğunu kabul ediyordu. Papalar bu etkileri bitkilerin ve hayvanların gelişmeleriyle sınırlamaya çalıştılar. Ama araların­da, mezhebi geniş olanlar da vardı ve onlar, her türlü hastalık, savaş ve felaketin sorumlusu olarak kuyruklu yıldızları, Güneş ve Ay tu­tulmasını, gökyüzündeki diğer olağandışı hareketleri gösteriyorlardı. Kilise, resmi olarak insan üzerindeki her türlü etkiyi reddetmek ve insanları yalnızca her şeye kadir olan Tanrı&#8217;ya teslim etmek zo­rundaydı. Ama bu konuda pek de başarılı olamamıştı. Temsilcileri­nin tereddütlü hallerinden yararlanan müneccimler, çeşitli hilelere başvurdular. Zayıf ve çalkantılı atmosfer, mistik spekülasyonları, anlaşılmaz ve huzur kaçıran açıklamaları kabul etmeye hazır olan­ları kandırmak için elverişli bir zemin hazırlamıştı zaten. Bu nedenle, astroloji cetvellerinin ve yıllıkların çevirilerinin, astronomi eserleriyle birlikte Pireneleri aşıp gelmesinin çok isten­mesinde şaşılacak bir şey yoktur.</p>
<p>İslamiyet müneccimliğe daha az eğilimli idi. Peygamber, tapı­lan yıldızların yerine, evrenin hâkimi, yerin ve göğün yaratıcısı tek bir Allah&#8217;ı koymuştu. <em>&#8220;Gökyüzü cisimlerinin doğaları gereği etkili olabileceklerine; yıldızların bağımsız bir etkisi olduğuna inanmak</em>&#8221; şimdi &#8220;hoş görülmemekte&#8221; idi. Ama, <em>&#8220;astronominin incelenmesi zorunludur</em>&#8220;. Bizzat Allah in­sanlara gökyüzünü incelemeyi buyurmuştur. Yıldızların hareketi, Allah adına araştırıldı. Her bilimsel eserin yazılmasına O&#8217;nun adı­na başlandı. Ve işte Arapları Batılı Hristiyanlardan üstün kılan da buydu: Onları -görüldüğü gibi-, boğucu mistisizm bataklığına sap­lanmaktan koruyan yüksek bilimsel düzeyleri. Bu nedenle, astrolo­ji ve müneccimlik sanatı akıllı ve gerçekçi Araplar için baştan çıka­rıcı bir büyüye sahip değildi. Oysa astrolojiye ilişkin eserlerinin Batı&#8217;daki etkisine bakarak insan pekâlâ böyle olduğunu düşünebilirdi.</p>
<p>&#8220;Arap astrolojisi&#8221;, İslam kültürünün diğer meyvelerine göre esas olarak İranlıların ürünü; onların nazlı çocuğu idi. Yıldızlardan geleceği okuma sanatını, İslam dünyasına İranlılar getirmişti. Birçok ünlünün öğretmenliğini yapan Yahya bin Ebu Mansur da İran doğumlu idi ve kendilerini gökcisimlerini incelemeye adamış hemen bütün hemşehrileri gibi astrolog idi.</p>
<p>İranlıların yıldızların iyi ve kötü etkilerine ilişkin inançları Zerdüşt&#8217;ten kaynaklanmaktadır. Gezegenler, kötü yıldızlar ve kayan yıldızlar, Ahriman&#8217;ın <em>(Ahriman ya da ehriman, Zerdüştlük inanışında, kötülükleri ve karanlıkları tem­sil eden kötülük Tanrısı ya da ilkesidir. Zerdüştçülüğün ifade ettiği mutlak ikicilik­te, iyilik ilkesi ya da Tanrısı olan Ahura Mazda ile sürekli bir mücadele içindedir)</em> kötülük prensibinin ürünüydü. Ahriman kendi yaratıkları aracılığıyla dünya düzenini yıkıma uğratmaya çalışır. İnsanlara felaket getiren korkunç gücünü yedi gezegen kanalıyla kullanır.</p>
<p>Babil&#8217;in, naif müneccimliğiyle, tanrıların yıldız karakterine olan sofuca inanç gereği gökyüzüne çizilen resimlerle başlattığı ve Helenizmin geometri kurallarına olan düşkünlüğü sonucu, aynı biçim­de kaskatı ve bütün tecrübelerden kopuk bir şema içinde topladığı ve sarsılmaz bir teori sistemi haline getirdiği şey; şu &#8220;çöken putpe­restliğin bilimsel teolojisi&#8221; İranlılar arasında inançlı hamilerini ve havarilerini bulmuştu. İranlı astrolog Nevbaht (ölümü yaklaşık 777), böyle karmakarı­şık bir yükle birlikte, 760 yılında Arap Halifesi el-Mansur&#8217;un sara­yına ulaştı. Abbasiler iktidarı ele geçirince, kökü kurutulmuş Emevi Hanedanı&#8217;nın etrafı çöllerle çevrili Şam&#8217;daki merkezi de doğuya taşındı. Yeni başkent, en zengin ve en verimli topraklarda; Dicle kıyısında kurulmalıydı. Ama inşaata başlanmadan önce, Nevbaht&#8217;ın yıldızların durumunu inceleyerek olumsuz etkilerini bertaraf etmesi ve kentin inşası için en hayırlı zamanı saptayarak Halife’ye bil­dirmesi buyruldu. Nevbaht, İnananların Hükümdarı&#8217;ndan, sonradan İslamiyeti kabul ederek Maşallah adını alan İranlı Musevi bilgin Manasse ile birlikte, yıldızlardan kentin kuruluşu için en hayırlı za­manı öğrenme ve aynı zamanda temel ölçümleri yönetme görevini aldı. Böylesine elverişli koşullarda doğan çocuğa Bağdat; &#8220;selame­tin kenti&#8221; adı verildi <em>(Kentin ilk adı Dar-üs-selam&#8217;dır ve &#8220;barış kenti” demektir. Daha sonra Medinet-üs-Selam ve son olarak da Bağdat adını almıştır).</em></p>
<p>Bu çok yetenekli Acem, &#8220;Nevbaht&#8221; adıyla Halife&#8217;nin en nüfuzlu saray müneccimi oldu. Daha sonraki hükümdarlara danışmanlık yapacak olan bir dizi müneccimin de atasıdır.</p>
<p><strong>Prof. Dr. H. Kadircan KESKİNBORA / </strong><strong>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong><br />
Hunke S. Batıyı Aydınlatan Doğu Güneşi. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2009.<br />
<a href="http://www.wfsj.org/course/tr/pdf/ders5.pdf">http://www.wfsj.org/course/tr/pdf/ders5.pdf</a> Bilim nedir? Erişim 18.04.2016</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ortacag-astrolojisinin-kisa-tarihcesi">Ortaçağ astrolojisinin kısa tarihçesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5102</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin bilim haberleri kılavuzu ve HBT</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/turkiyenin-bilim-haberleri-kilavuzu-ve-hbt</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Can Gürses]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2016 18:44:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Can Gürses]]></category>
		<category><![CDATA[astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[barış erkmen]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim haberi]]></category>
		<category><![CDATA[can gürses]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[google balonları]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[HBT]]></category>
		<category><![CDATA[Herkese Bilim Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[meteor]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[oecd]]></category>
		<category><![CDATA[pluton]]></category>
		<category><![CDATA[posta]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ufo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülkenin bilime bakışını; bilimin o ülkedeki yerini anlamak için kullanılabilecek bir çok parametre olduğu kesin. Ekonomide ayrılan paya, eğitimdeki yerine ve ayrılan zamana, akademik kurumlardan çıkan yayınların kalitesine vb… Bunların hepsi nesnel, elle tutulabilen veriler ve hepsinin bir ülkenin gelişmişlik endeksinde doğal olarak önemli payları mevcut. Türkiye bu parametrelerin hemen hepsinde, örneğin OECD raporları göz önüne alındığında, son sıralarda. Ancak rakamların, sıralamaların, tabloların bizim için pek bir önemi olmadığı açık… Öyle ya OECD raporlarına göre matematik okur yazarlığında da sondan ikinciyiz! O halde özellikle bilim gibi bir alanının Türkiye’deki yerini en basit şekilde nasıl mı anlarız? Sadece medyaya bakmanın; medyanın genelinin “bilim haberi” adı altında verdiği ve tabii ki vermediği haberlerin niteliğini incelemenin yeterli olacağını düşünüyorum… Ve işi eğlenceli hale getirmek için de çok basit bir iddiam var; Türkiye’de medyanın yayınladığı her “bilim haberi” ni aşağıdaki 4 kategoriden birine alabiliriz: 1) Meteor çarpması sonucunda dünyanın yok olacağı haberleri: Yaklaşık her 3-4 ayda bir manşetten görebileceğimiz meteor çarpması haberleri artık klasiklerden. Yani adamlar 15 yıl öncesinden bir kuyruklu yıldızın dünyanın yakınından geçeceğini görmüş… sadece görmemiş bir de tam geçerken üstüne uzay aracı kondurmuş… O araç şu anda resmen uzayda bir kuyruklu yıldızın sırtında yolculuk yapıp dünyaya veri gönderiyor… Ama gelin görün ki medyamız bir rahibin internette Zaytung benzeri sitelerde yayılan iddiasını alıp “Dünya’nın sonu mu geldi?” diye manşetten veriyor. Bu gurur hepimizin!… 2) Çeşitli gökyüzü olaylarının Astroloji’ye yansıması haberleri: Ay veya Güneş tutulması mı var?, Venüs’ün en yakın, Merkür’ün en uzak olduğu bir zaman mı?… Tam bir yüz yıl sonra farklı bir renkte mi dolunay olacak?.. Bunların hepsi bu gökyüzü olayları olduğu için değil… neden ve nasıl oldukları için de değil… O ay Kova Burcu’nu nasıl etkileyeceğini anlatmak için haber yapılıyor. Gökyüzü olaylarına, binlerce yıl önce yaşamış kabileler bile bu kadar anlam yüklememiştir herhalde. 3) UFO ve uzaylı haberleri: NASA’nın uzay istasyonlarından 7/24 canlı yayınladığı videolarda 1-2 saniyelik gecikmeler mi yaşandı? Atmosfere bağlı ilginç bir hava olayı mı yaşandı? Daha önce görülmemiş ancak muhtemelen deneyi yapılan bir askeri bir hava aracının flu görüntüsü mü var? Cevap evet ise ertesi gün her gazetenin internet sayfasında manşetten UFO heyecanı şeklinde verileceği kesin. Dünyanın etrafını insansız şekilde dolaşan ilk araç olmak için yola çıkan bir uçak sadece Türkiye’de UFO olarak haber yapıldı. Hadi buna masum bir hata desek, şunu nasıl açıklayabileceğimizi bilmiyorum: Her 3-4 ayda bir, yabancı Zaytungvari sitelerde çıkan ve yarı delilerden oluştuğuna inandığım UFO gruplarının, NASA’yı uzaylılarla ilgili bilgileri saklamakla suçladığı videolar bizim “en ciddi” gazetelerimizde manşet olup üstüne ciddi ciddi NASA açıklama yapmaya davet edilebiliyor. 4) Gezegen ve uydu yüzeylerinde çekilen resim haberleri: Ay’ın ve Mars’ın yüzeyine araç yerleştirdik; Güneş sisteminin en dışındaki gezegen Pluton’un ( evet Pluton benim kalbimde hala Güneş sisteminde ) bile yüzey haritasını çıkardık… Ancak acaba Mars’ın o fotoğrafındaki bir piramit miydi, o kum tepesi ne kadar da bir kadın şeklini andırıyor, Pluton’un yarısı adeta bir kalp şekli şeklindeki haberlerden kurtulamadık. Hadi bu ilkokul 2. sınıf seviyesindeki gözlemi yaptın diyelim, sonra bunu alıp zaten Mısır’daki piramitler de uzaylılarca yapılmıştı, bak Mars’ta da varmış şeklinde manşete taşımak ancak bizde olur herhalde. Son zamanlarda bu kategorilere bir yenisi daha eklenmek üzere, bilmiyorum farkında mısınız?! NASA’ya parmak ısırtan roket teknolojisi  , matematikte asla çözülemeyen soru keşfeden Türk mucit haberleri  … Ardı arkası kesilmeyen hepsi fason olan ve belki iki saniyelik bir zafer sarhoşluğu bile yaşatmayan haberler. İşin en komik yanını şöyle özetleyeylim: Öyle bir medya düşünün ki; aynı gün Giresun’lu bir sınıf öğretmeninin neredeyse lise seviyesindeki roket projesini, “NASA’ya parmak ısırttık” diye haber yapıp; NASA’dan Google’a transfer olup iki farklı şehirdeki Google Balonu arasında laser vasıtasıyla internet bağlantısı kurup neredeyse çığır açan Barış Erkmen adlı mühendisimizin haberini atlayabiliyor!.. Artık bizim roket projemiz yüzünden NASA’da her kim parmağını ısırdıysa, kimin dudağı uçukladıysa cümleten acil şifalar diliyorum. İşin diğer ve daha önemli bir yanı da şöyle; tüm bu  kategoriler ister istemez ortak bir noktada buluşuyor: Herhangi bir doğa olayına tonla anlam yükleyip günlük hayatta yaşamış veya yaşayacak olduğumuz şeylere dair bir emare olarak görmek… Sahte olanın içinde o kadar kaybolmak ki artık gerçek olanı da görememek! İşte Herkese Bilim ve Teknoloji bu yüzden var!.. Bilimin, kritik düşüncenin neredeyse kaybolduğu, bilim diye sunulan şeylerin tehlikeli boyutta sahte olduğu bu ortamda elimizden geldiğince doğru ve gerçek bilimi sunmak için buradayız. Her zaman bekleriz!..</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/turkiyenin-bilim-haberleri-kilavuzu-ve-hbt">Türkiye’nin bilim haberleri kılavuzu ve HBT</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülkenin bilime bakışını; bilimin o ülkedeki yerini anlamak için kullanılabilecek bir çok parametre olduğu kesin.</p>
<p>Ekonomide ayrılan paya, eğitimdeki yerine ve ayrılan zamana, akademik kurumlardan çıkan yayınların kalitesine vb… Bunların hepsi nesnel, elle tutulabilen veriler ve hepsinin bir ülkenin gelişmişlik endeksinde doğal olarak önemli payları mevcut. Türkiye bu parametrelerin hemen hepsinde, örneğin OECD raporları göz önüne alındığında, son sıralarda.</p>
<p>Ancak rakamların, sıralamaların, tabloların bizim için pek bir önemi olmadığı açık… Öyle ya OECD raporlarına göre matematik okur yazarlığında da sondan ikinciyiz! O halde özellikle bilim gibi bir alanının Türkiye’deki yerini en basit şekilde nasıl mı anlarız?</p>
<p>Sadece medyaya bakmanın; medyanın genelinin “bilim haberi” adı altında verdiği ve tabii ki vermediği haberlerin niteliğini incelemenin yeterli olacağını düşünüyorum…</p>
<p>Ve işi eğlenceli hale getirmek için de çok basit bir iddiam var;</p>
<p>Türkiye’de medyanın yayınladığı her “bilim haberi” ni aşağıdaki 4 kategoriden birine alabiliriz:</p>
<p><strong>1) Meteor çarpması sonucunda dünyanın yok olacağı haberleri:</strong></p>
<p>Yaklaşık her 3-4 ayda bir manşetten görebileceğimiz meteor çarpması haberleri artık klasiklerden.</p>
<p>Yani adamlar 15 yıl öncesinden bir kuyruklu yıldızın dünyanın yakınından geçeceğini görmüş… sadece görmemiş bir de tam geçerken üstüne uzay aracı kondurmuş… O araç şu anda resmen uzayda bir kuyruklu yıldızın sırtında yolculuk yapıp dünyaya veri gönderiyor… Ama gelin görün ki medyamız bir rahibin internette Zaytung benzeri sitelerde yayılan iddiasını alıp “Dünya’nın sonu mu geldi?” diye manşetten veriyor. Bu gurur hepimizin!…</p>
<p><strong>2) Çeşitli gökyüzü olaylarının Astroloji’ye yansıması haberleri:</strong></p>
<p>Ay veya Güneş tutulması mı var?, Venüs’ün en yakın, Merkür’ün en uzak olduğu bir zaman mı?… Tam bir yüz yıl sonra farklı bir renkte mi dolunay olacak?..</p>
<p>Bunların hepsi bu gökyüzü olayları olduğu için değil… neden ve nasıl oldukları için de değil… O ay Kova Burcu’nu nasıl etkileyeceğini anlatmak için haber yapılıyor.</p>
<p>Gökyüzü olaylarına, binlerce yıl önce yaşamış kabileler bile bu kadar anlam yüklememiştir herhalde.</p>
<p><strong>3) UFO ve uzaylı haberleri:</strong></p>
<p>NASA’nın uzay istasyonlarından 7/24 canlı yayınladığı videolarda 1-2 saniyelik gecikmeler mi yaşandı? Atmosfere bağlı ilginç bir hava olayı mı yaşandı? Daha önce görülmemiş ancak muhtemelen deneyi yapılan bir askeri bir hava aracının flu görüntüsü mü var?</p>
<p>Cevap evet ise ertesi gün her gazetenin internet sayfasında manşetten UFO heyecanı şeklinde verileceği kesin.</p>
<p>Dünyanın etrafını insansız şekilde dolaşan ilk araç olmak için yola çıkan bir uçak sadece Türkiye’de UFO olarak haber yapıldı. Hadi buna masum bir hata desek, şunu nasıl açıklayabileceğimizi bilmiyorum:</p>
<p>Her 3-4 ayda bir, yabancı Zaytungvari sitelerde çıkan ve yarı delilerden oluştuğuna inandığım UFO gruplarının, NASA’yı uzaylılarla ilgili bilgileri saklamakla suçladığı videolar bizim “en ciddi” gazetelerimizde manşet olup üstüne ciddi ciddi NASA açıklama yapmaya davet edilebiliyor.</p>
<p><strong>4) Gezegen ve uydu yüzeylerinde çekilen resim haberleri:</strong></p>
<p>Ay’ın ve Mars’ın yüzeyine araç yerleştirdik; Güneş sisteminin en dışındaki gezegen Pluton’un ( evet Pluton benim kalbimde hala Güneş sisteminde ) bile yüzey haritasını çıkardık… Ancak acaba Mars’ın o fotoğrafındaki bir piramit miydi, o kum tepesi ne kadar da bir kadın şeklini andırıyor, Pluton’un yarısı adeta bir kalp şekli şeklindeki haberlerden kurtulamadık.</p>
<p>Hadi bu ilkokul 2. sınıf seviyesindeki gözlemi yaptın diyelim, sonra bunu alıp zaten Mısır’daki piramitler de uzaylılarca yapılmıştı, bak Mars’ta da varmış şeklinde manşete taşımak ancak bizde olur herhalde.</p>
<p>Son zamanlarda bu kategorilere bir yenisi daha eklenmek üzere, bilmiyorum farkında mısınız?!</p>
<p>NASA’ya parmak ısırtan roket teknolojisi  , matematikte asla çözülemeyen soru keşfeden Türk mucit haberleri  …</p>
<p>Ardı arkası kesilmeyen hepsi fason olan ve belki iki saniyelik bir zafer sarhoşluğu bile yaşatmayan haberler. İşin en komik yanını şöyle özetleyeylim:</p>
<p>Öyle bir medya düşünün ki; aynı gün Giresun’lu bir sınıf öğretmeninin neredeyse lise seviyesindeki roket projesini, “NASA’ya parmak ısırttık” diye haber yapıp; NASA’dan Google’a transfer olup iki farklı şehirdeki Google Balonu arasında laser vasıtasıyla internet bağlantısı kurup neredeyse çığır açan Barış Erkmen adlı mühendisimizin haberini atlayabiliyor!..</p>
<p>Artık bizim roket projemiz yüzünden NASA’da her kim parmağını ısırdıysa, kimin dudağı uçukladıysa cümleten acil şifalar diliyorum.</p>
<p>İşin diğer ve daha önemli bir yanı da şöyle; tüm bu  kategoriler ister istemez ortak bir noktada buluşuyor:</p>
<p>Herhangi bir doğa olayına tonla anlam yükleyip günlük hayatta yaşamış veya yaşayacak olduğumuz şeylere dair bir emare olarak görmek… Sahte olanın içinde o kadar kaybolmak ki artık gerçek olanı da görememek!</p>
<p>İşte Herkese Bilim ve Teknoloji bu yüzden var!..</p>
<p>Bilimin, kritik düşüncenin neredeyse kaybolduğu, bilim diye sunulan şeylerin tehlikeli boyutta sahte olduğu bu ortamda elimizden geldiğince doğru ve gerçek bilimi sunmak için buradayız.</p>
<p>Her zaman bekleriz!..</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/turkiyenin-bilim-haberleri-kilavuzu-ve-hbt">Türkiye’nin bilim haberleri kılavuzu ve HBT</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">255</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
