<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilim karşıtlığı arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilim-karsitligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilim-karsitligi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 Nov 2019 14:17:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>94 yaşında bir delikanlı ve toplumumuzun bilme merakı üzerine düşünceleri</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/94-yasinda-bir-delikanli-ve-toplumumuzun-bilme-meraki-uzerine-dusunceleri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2019 14:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[buzul]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[gökbilim]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karıncalar]]></category>
		<category><![CDATA[Mars araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mumya]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikiyatri Profesörü Dr. Orhan Öztürk 94 yaşında, ülkemiz psikiyatri dünyasının önde gelen hocalarından.. HBT’nin çok yakın izleyicisi, bizim Merak üzerine aylık konferanslarımızı duyunca çok sevindiğini çok önemli bulduğunu belirtti ve üstelik merak üzerine çok güzel bir yazı gönderdi. Öztürk hocaya uzun ve sağlıklı bir ömür dilerken, makalesini size kapaktan sunuyoruz. Sayın Öztürk, İngilizce ‘curiosity’ sözcüğünün Türkçede tam karşılığının olmadığını, bizdeki merak sözcüğünün “halkın dilinde daha yaygın olarak kaygılı, endişeli bir bekleyiş anlamını taşır. Merak, belli şeylere heves, düşkünlük anlamında da kullanılıyor, güzel giyinmeye, yemeye, içmeye, oyuna meraklı gibi” diyor ve sürdürüyor: “Bilim ve sanat, bilme merakının hem ürünü, hem üreticisidir. ‘Benim özel yeteneklerim yok, bende sadece tutkulu bir bilme merakı (curiosity) var’ diyen Einstein bilme merakını narin bir bitkiye benzetir; ‘bu bitkinin en önemli besini uyaranlar ve özgürlüktür’ der.” Dahası var: “Yüzlerce yıl bilisizlik (cehalet) içinde bırakılmış Anadolu toplumunda yeni şeyler öğrenme, keşfetme gereksinimi ne kadar duyuldu? Osmanlılar Mısır’da 350 yılı aşan bir süre (1517-1882) kalmışlar, ülkeyi yönetmişler. Ama Mısır’daki piramitlerin içindekilerini, tarihlerini merak eden, inceleyen bir Osmanlı çıkmamış&#8230;” Öztürk: “Altmış beş yılı aşan ruh hekimliği yaşamımda edindiğim deneyimlere, gözlemlere dayalı olarak bu merak eksikliğinin kökenlerini, kişilik gelişmesi üzerindeki etkilerini bir deneme niteliğinde irdelemeye çalıştım ve2013’te “Özerk Benlik, Kul Benlik- ‘Biat’ Toplumunun Ruhsal Kökenleri” başlığı altında bir kitap olarak yayınladım. Fazla bir merak uyandırdığını söyleyemem.” Zengin bir içerik Nilgün Özbaşaran Dede, bilim dünyasında yaşanan son gelişmeleri derledi: Keto diyetinin gribe karşı etkili olup olmadığı, iklim değişikliğinden en çok çocukların etkileniyor olduğu bulgusu, yazmak ve okumanın demanstan koruduğuna dair haber ve daha birçok farklı gelişme, Araştırma Gündemi’nde sizi bekliyor. Prof. Orhan Öztürk gibi Cehalet üzerinde önemle durduğunu bildiğimiz Doğan Kuban hocamız, yazılarına dur durak bilmeden devam ediyor. Yazısında, tapılacak kutsal imge; para kavramı üzerinden çevredeki olgulara karşı toplumsal kayıtsızlığı ele aldı. Erdal Musoğlu ise iklim değişikliğiyle baş etmenin yolunu arayan bir dünyada Çin’in “Yeşil Yeni Sözleşme” ile üçüncü sanayi devrimindeki rolüne odaklanıyor. Ali Akurgal ile birlikte düşünmeye devam ediyoruz. Akurgal, sağlık alanındaki son trendleri inceleyerek bu sefer antibiyotiklerin yerini hücre eğitiminin alacağını tartışıyor. Beyin-bilgisayar arayüzleri Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Türker Kılıç ve Kadir Sümerkant, nörobilimin yeni araştırma alanı beyin-bilgisayar arayüzlerini birlikte kaleme aldı. Bu alan, birçok teknolojiyi bir araya getirerek insanların bilgisayarlar ile sadece beyin aktivitelerini kullanarak etkileşim kurmalarını sağlamayı hedefliyor. Oldukça ilgi çekici. Beslenme köşesinde ise bugüne kadar belki de hiç duymadığınız ama vücudunuzun ihtiyacı olan bir besin maddesini gündemimize aldık: Hayvansal bir molekül olan kolin nedir, nereden alınır, vegan ve vejetaryenler ne yapmalı? Bir büyük bela: Grönland’daki buzullar erimeye devam ediyor. Öyle ki bu yıl 329 milyar ton buzul kaybetti. Peki ama bu deniz seviyelerini nasıl etkileyecek? Buzul bilimcilerin 6 milyon dolarlık projeyle hangi koşullarda gerçeklere ulaşmaya çalıştığını dergimize taşıdık. Yazarımız Tanol Türkoğlu, Dijital Kültür köşesinde, yaşam formunun üst insan formuna çıkması için yapılan çalışmalardan bahsederek insan ırkının gezegen üzerindeki egemenliğini Yapay Zekâ üzerinden sorguluyor. Kanser yeni bir sağlık sorunu değil Avustralya, New South Wales Üniversitesi’nden Haluk Ertan, kanserin tarihine farklı bir bakış aratarak, bulunan 240 milyon yıllık kanserli kemiği gündemine alıyor; kanser sanıldığı gibi yeni bir sağlık sorunu değil. Mustafa Çetiner ise Güncel Tıp köşesinde “Akademi ve Bilim” yazı dizisine devam ediyor. Grip aşısı tartışmaları her sene olduğu gibi yine alevlenirken Çetiner, bu tartışmaların bilim dışı çizgiye çekilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Türkiye’de bir ilk: %100 tablet temelli İngilizce eğitimi. Tabletle multimedya destekli yabancı dil eğitimini Atılım Üniversitesi’nden Prof. Dr. Meltem Huri Baturay’dan okuyoruz. İstanbul Kültür Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Dursun Koçer ise Türkçe Gökbilim Terimleri Sözlüğü’nü, basımının 50. yılında değerlendirdi. Türkiye’nin tek ve dünyanın da sayılı birkaç haftalık bilim dergilerinden oln HBT sizinle var ve var olmaya ancak sizinle devam edecek. Bu sebeple HBT’yi yaymanız çok önemli. Hiç okumayanlara, bilmeyenlere dergimizi tanıtma misyonu edinin. Çünkü bilimin ışığını daha fazla insana yaymak istiyoruz. Bu konuda HBT’nin sizlere ihtiyacı var. Şimdiden iyi okumalar. Haftaya yeniden buluşmak üzere..</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/94-yasinda-bir-delikanli-ve-toplumumuzun-bilme-meraki-uzerine-dusunceleri">94 yaşında bir delikanlı ve toplumumuzun bilme merakı üzerine düşünceleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-15985" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Psikiyatri Profesörü Dr. <strong>Orhan Öztürk</strong> 94 yaşında, ülkemiz psikiyatri dünyasının önde gelen hocalarından.. HBT’nin çok yakın izleyicisi, bizim Merak üzerine aylık konferanslarımızı duyunca çok sevindiğini çok önemli bulduğunu belirtti ve üstelik merak üzerine çok güzel bir yazı gönderdi. Öztürk hocaya uzun ve sağlıklı bir ömür dilerken, makalesini size kapaktan sunuyoruz.</p>
<p>Sayın Öztürk, İngilizce ‘curiosity’ sözcüğünün Türkçede tam karşılığının olmadığını, bizdeki merak sözcüğünün “<strong>halkın dilinde daha yaygın olarak kaygılı, endişeli bir bekleyiş anlamını taşır. Merak, belli şeylere heves, düşkünlük anlamında da kullanılıyor, güzel giyinmeye, yemeye, içmeye, oyuna meraklı gibi” diyor ve sürdürüyor: “<em>Bilim ve sanat, bilme merakının hem ürünü, hem üreticisidir.</em></strong> <strong>‘<em>Benim özel yeteneklerim yok, bende sadece tutkulu bir bilme merakı (curiosity) var’ diyen Einstein</em> bilme merakını <em>narin bir bitkiye</em> benzetir; ‘bu bitkinin en önemli besini <em>uyaranlar ve özgürlük</em><em>tür</em>’ der.”</strong></p>
<p><strong>Dahası var: “</strong><strong>Yüzlerce yıl bilisizlik (cehalet) içinde bırakılmış Anadolu toplumunda yeni şeyler öğrenme, keşfetme gereksinimi ne kadar duyuldu? Osmanlılar Mısır’da 350 yılı aşan bir süre (1517-1882) kalmışlar, ülkeyi yönetmişler. Ama Mısır’daki piramitlerin içindekilerini, tarihlerini merak eden, inceleyen bir Osmanlı çıkmamış&#8230;”</strong></p>
<p><strong>Öztürk: “</strong>Altmış beş yılı aşan ruh hekimliği yaşamımda edindiğim deneyimlere, gözlemlere dayalı olarak bu merak eksikliğinin kökenlerini, kişilik gelişmesi üzerindeki etkilerini bir deneme niteliğinde irdelemeye çalıştım ve2013’te “Özerk Benlik, Kul Benlik- ‘Biat’ Toplumunun Ruhsal Kökenleri” başlığı altında bir kitap olarak yayınladım. Fazla bir merak uyandırdığını söyleyemem.”</p>
<p><strong>Zengin bir içerik</strong></p>
<p><strong>Nilgün Özbaşaran Dede</strong>, bilim dünyasında yaşanan son gelişmeleri derledi: Keto diyetinin gribe karşı etkili olup olmadığı, iklim değişikliğinden en çok çocukların etkileniyor olduğu bulgusu, yazmak ve okumanın demanstan koruduğuna dair haber ve daha birçok farklı gelişme, <strong>Araştırma Gündemi</strong>’nde sizi bekliyor.</p>
<p><strong>Prof. Orhan Öztürk gibi Cehalet üzerinde önemle durduğunu bildiğimiz Doğan Kuban</strong> hocamız, yazılarına dur durak bilmeden devam ediyor. Yazısında, tapılacak kutsal imge; para kavramı üzerinden çevredeki olgulara karşı toplumsal kayıtsızlığı ele aldı. <strong>Erdal Musoğlu</strong> ise iklim değişikliğiyle baş etmenin yolunu arayan bir dünyada Çin’in “Yeşil Yeni Sözleşme” ile üçüncü sanayi devrimindeki rolüne odaklanıyor.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong> ile birlikte düşünmeye devam ediyoruz. Akurgal, sağlık alanındaki son trendleri inceleyerek bu sefer antibiyotiklerin yerini hücre eğitiminin alacağını tartışıyor.</p>
<p><strong>Beyin-bilgisayar arayüzleri</strong></p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi’nden <strong>Prof. Dr. Türker Kılıç ve Kadir Sümerkant</strong>, nörobilimin yeni araştırma alanı beyin-bilgisayar arayüzlerini birlikte kaleme aldı. Bu alan, birçok teknolojiyi bir araya getirerek insanların bilgisayarlar ile sadece beyin aktivitelerini kullanarak etkileşim kurmalarını sağlamayı hedefliyor. Oldukça ilgi çekici.</p>
<p><strong>Beslenme</strong> köşesinde ise bugüne kadar belki de hiç duymadığınız ama vücudunuzun ihtiyacı olan bir besin maddesini gündemimize aldık: Hayvansal bir molekül olan kolin nedir, nereden alınır, vegan ve vejetaryenler ne yapmalı?</p>
<p>Bir büyük bela: Grönland’daki buzullar erimeye devam ediyor. Öyle ki bu yıl 329 milyar ton buzul kaybetti. Peki ama bu deniz seviyelerini nasıl etkileyecek? Buzul bilimcilerin 6 milyon dolarlık projeyle hangi koşullarda gerçeklere ulaşmaya çalıştığını dergimize taşıdık.</p>
<p>Yazarımız <strong>Tanol Türkoğlu</strong>, Dijital Kültür köşesinde, yaşam formunun üst insan formuna çıkması için yapılan çalışmalardan bahsederek insan ırkının gezegen üzerindeki egemenliğini Yapay Zekâ üzerinden sorguluyor.</p>
<p><strong>Kanser yeni bir sağlık sorunu değil</strong></p>
<p>Avustralya, New South Wales Üniversitesi’nden <strong>Haluk Ertan</strong>, kanserin tarihine farklı bir bakış aratarak, bulunan 240 milyon yıllık kanserli kemiği gündemine alıyor; kanser sanıldığı gibi yeni bir sağlık sorunu değil.</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong> ise Güncel Tıp köşesinde “Akademi ve Bilim” yazı dizisine devam ediyor. Grip aşısı tartışmaları her sene olduğu gibi yine alevlenirken Çetiner, bu tartışmaların bilim dışı çizgiye çekilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.</p>
<p>Türkiye’de bir ilk: %100 tablet temelli İngilizce eğitimi. Tabletle multimedya destekli yabancı dil eğitimini Atılım Üniversitesi’nden <strong>Prof. Dr. Meltem Huri Baturay</strong>’dan okuyoruz. İstanbul Kültür Üniversitesi Fizik Bölümü’nden <strong>Prof. Dr. Dursun Koçer</strong> ise Türkçe Gökbilim Terimleri Sözlüğü’nü, basımının 50. yılında değerlendirdi.</p>
<p>Türkiye’nin tek ve dünyanın da sayılı birkaç haftalık bilim dergilerinden oln HBT sizinle var ve var olmaya ancak sizinle devam edecek. Bu sebeple HBT’yi yaymanız çok önemli. Hiç okumayanlara, bilmeyenlere dergimizi tanıtma misyonu edinin. Çünkü bilimin ışığını daha fazla insana yaymak istiyoruz. Bu konuda HBT’nin sizlere ihtiyacı var.</p>
<p>Şimdiden iyi okumalar. Haftaya yeniden buluşmak üzere..</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/94-yasinda-bir-delikanli-ve-toplumumuzun-bilme-meraki-uzerine-dusunceleri">94 yaşında bir delikanlı ve toplumumuzun bilme merakı üzerine düşünceleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15992</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 192. Sayı – 29 Kasım 2019</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-192-sayi-29-kasim-2019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2019 12:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[buzul]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[gökbilim]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karıncalar]]></category>
		<category><![CDATA[Mars araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mumya]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilme merakı: Bizim toplumda neden az? &#8211; M. Orhan Öztürk Bilim dışılığa övgü &#8211; Mustafa Çetiner Bizim insanlarımız &#8211; Doğan Kuban Dijital saklambaç &#8211; Tanol Türkoğlu Yeşil seferberlik başlıyor. Çin atakta! &#8211; Erdal Musoğlu Birlikte düşünelim (6): Sağlık &#8211; Ali Akurgal İnsan beyninin 8 harikası (5): Sağ mı yoksa sol beyinli misiniz? Beyin-bilgisayar arayüzleri (2)- Kadir Sümerkent, Türker Kılıç Küresel güçlerin son krizi: Nadir toprak elementleri 240 milyon yıllık kemik kanseri bulundu &#8211; Haluk Ertan Mars&#8217;taki oksijen varlığı şaşırttı Eski Mısır&#8217;daki kuş mumyaları yabani kutsal aynaklara aitmiş Kızamık virüsü bağışıklık sisteminin hafızasını siliyor Bedenimizde yeni bir bakteriyofaj saptandı Progeria hastaları için küçük bir umut Çocuklar ekran karşısında ne kadar kalmalı? İklim değişiminden en çok çocuklar etkileniyor Yoksa keto diyeti gribe karşı etkili mi? Kolin: Az bilinen önemli bir besin Yazmak ve okumak demanstan koruyor Buzul bilimciler hangi koşullarda gerçeklere ulaşmaya çalışıyor? Türkçe gökbilim terimleri sözlüğü ve 50 yıl &#8211; Abdullah Kızılırmak M. Kemal&#8217;in Suriye tasavvuru üzerine (4) &#8211; Ahmet Yavuz Tabletle multimedya destekli yabancı dil öğretimi (2) &#8211; Meltem Huri Baturay Karıncalar: Kast sistemine dayalı kolonileri ve ekosisteme katkıları</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-192-sayi-29-kasim-2019">HBT Dergi 192. Sayı – 29 Kasım 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-15985" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/192.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Bilme merakı: Bizim toplumda neden az? &#8211; M. Orhan Öztürk<br />
Bilim dışılığa övgü &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Bizim insanlarımız &#8211; Doğan Kuban<br />
Dijital saklambaç &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Yeşil seferberlik başlıyor. Çin atakta! &#8211; Erdal Musoğlu<br />
Birlikte düşünelim (6): Sağlık &#8211; Ali Akurgal<br />
İnsan beyninin 8 harikası (5): Sağ mı yoksa sol beyinli misiniz?<br />
Beyin-bilgisayar arayüzleri (2)- Kadir Sümerkent, Türker Kılıç<br />
Küresel güçlerin son krizi: Nadir toprak elementleri<br />
240 milyon yıllık kemik kanseri bulundu &#8211; Haluk Ertan<br />
Mars&#8217;taki oksijen varlığı şaşırttı<br />
Eski Mısır&#8217;daki kuş mumyaları yabani kutsal aynaklara aitmiş<br />
Kızamık virüsü bağışıklık sisteminin hafızasını siliyor<br />
Bedenimizde yeni bir bakteriyofaj saptandı<br />
Progeria hastaları için küçük bir umut<br />
Çocuklar ekran karşısında ne kadar kalmalı?<br />
İklim değişiminden en çok çocuklar etkileniyor<br />
Yoksa keto diyeti gribe karşı etkili mi?<br />
Kolin: Az bilinen önemli bir besin<br />
Yazmak ve okumak demanstan koruyor<br />
Buzul bilimciler hangi koşullarda gerçeklere ulaşmaya çalışıyor?<br />
Türkçe gökbilim terimleri sözlüğü ve 50 yıl &#8211; Abdullah Kızılırmak<br />
M. Kemal&#8217;in Suriye tasavvuru üzerine (4) &#8211; Ahmet Yavuz<br />
Tabletle multimedya destekli yabancı dil öğretimi (2) &#8211; Meltem Huri Baturay<br />
Karıncalar: Kast sistemine dayalı kolonileri ve ekosisteme katkıları</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-192-sayi-29-kasim-2019">HBT Dergi 192. Sayı – 29 Kasım 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15988</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Aşılar tartışılmalıdır” yazısındaki önemli yanlışlar üzerine&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/asilar-tartisilmalidir-yazisindaki-onemli-yanlislar-uzerine</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2018 15:16:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim insanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[klimik derneği]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[salgın hastalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10003</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Nisan 2018, Pazar günü Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanan Sayın Mine Kırıkkanat’ın &#8220;Aşılar Tartışılmalıdır&#8221; başlıklı köşe yazısında yer alan bazı ifadeler ile ilgili kaygılarımı paylaşmak isterim. “&#8230;.herhangi bir konuda kuşkuyu elinin tersi ile itme&#8230;” düşüncesi elbette çağdaş bilimsel yaklaşım ile örtüşmeyen bir davranıştır. Kuşkuculuk olmadan, mutlak doğrular ile bilimsellikten bahsetmenin mümkün olmayacağı yadsınamaz bir gerçektir. Ancak bazı kanıtlanmış doğrular da, çağdaş bilimin vazgeçilmezleri olarak ortak kabul görmüş verilerdir. Bugün, “Yer çekimi var mı? Dünya yuvarlak mı?” gibi soruları ortaya atmak, “bilimsel kuşkuculuk” şeklinde savunulası fikirler değildir, olmamalıdır. “&#8230;aşılar tartışma dışı bırakılamaz&#8230;” ifadesi kaygı verici bir yaklaşımdır. Bugün “Karşıt fikirlere saygı duyulmalıdır, aykırı ya da çoğunluğun düşünceleri ile çelişen fikirler de ifade edilmelidir” söylevi ardına sığınarak “bilim karşıtlığını” savunmak acaba saygı duyulması gereken bir bakış açısını mı yansıtmaktadır? (Tıp dışı bir alandan örnek vermem gerekir ise, gazetenizde/gazetemizde, Nuray Mert’in bir süre önce gündeme gelmiş olan yaklaşımını, gazetenin ilkelerine ters bularak ve asla ifade özgürlüğü olarak değerlendirmeyerek tepki verenlerden biri de Sayın Kırıkkanat idi. Bu konuda benim de aynen sizler gibi düşündüğümü belirtmek isterim.) Kırıkkanat’ın verdiği referanslar, bilimsel makaleler değil, “Le Point , Le Parisien” gibi magazinsel yönü ağır basan dergi ve gazetelerdir. Belirtilen doğrultuda yaklaşımlara örneğin “Le Monde” gibi görece daha ciddi bir yayın organında rastlamak mümkün değildir. Böyle hayati bir sağlık konusu ele alınırken, hakemli dergilerde yayınlanmış makalelere dayanan kanıtlardan örnekler vermenin daha uygun olduğunu düşünmekteyim. Hepatit B ile ilgili yanlışlar Kırıkkanat’ın yazısında “Hepatit B aşısı, sadece ebeveynlerin birinin virüs taşıyıcısı olması şartıyla ve/veya yaşamsal ya da çalışma ortamı riskli ise 15 yaşından sonra yapılması gereken bir aşıdır” ifadesi günümüz bilimsel verileri ile tamamen çelişen ve bu virüsün bulaş yollarını dikkate almadan ya da bilmeden öne sürülmüş bir ifadedir. HBV, virüs taşıyıcısı anneden-bebeğine bulaşabileceği gibi, kontamine kan ve taşıyıcı bir kişi ile cinsel ilişki sonucu bulaştığı bilinen bir virüstür. Ancak, HBV bulaşlarının 2/3&#8217;ü bu klasik bulaş yolları ile açıklanmakta, geriye kalan 1/3’lük bulaşlar ise “yakın temas” şeklinde ifade edilen ve tam tanımlanamayan yollardan gerçekleşmektedir. HBV sadece kanda bulunmaz, yüksek konsantrasyonda tüm vücut sıvılarında bulunmaktadır. İşte bu nedenle Afrika ülkelerinde ve ülkemizde virüs içeren tükürük ile temasın önemli bir bulaş kaynağı olduğu gösterilmiştir. Bu durumda 15 yaşına gelmeden, bebeklik çağında söz konusu virüs ile kreşlerde, ana okullarında karşılaşma olasılığı bulunmaktadır. Kısacası, Hepatit B aşısını 15 yaşından sonra yaptırma yaklaşımı eksik ve yanlış bir yaklaşımdır. Bu aşının doğumdan sonra ilk 48 saatte uygulanması ile Tayvan gibi bir dönem enfeksiyonun çok yaygın olduğu bir coğrafyada, hepatoselüler karsinoma sıklığı, 15 yıl sonunda  0,7/100.000’den 0,3/100.000’e düşmüş, aynı ülkede HBV taşıyıcılığı %20,3’den %2,4 (kız çocuklarında) &#8211; %4,4 (erkek çocuklarında) oranına inmiş olup, artık bu aşının önemi ve gerekliliği tartışılmaz bir konu olarak klasik bilgiler arasına girmiştir. Hepatit B aşısı gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde, DSÖ önerisi doğrultusunda, doğumdan sonra uygulanmakta olup, “Bu enfeksiyon ülkemde artık görülmüyor, her çocuk neden aşılansın ki?” düşüncesi çok riskli bir yaklaşımdır. Özellikle aşılama uygulamalarının aksadığı ülkelerden gelmekte olan sığınmacılar/göçmenler, aşılanmamış kesimler için ciddi bir risk oluşturmaktadır. Salgından önce uygulanır, sonra değil! “&#8230;menengokok ve kızamık aşısı gibi bazı aşıların da ancak salgın durumunda uygulanması&#8230;” fikri tamamen hatalı bir uygulama olarak değerlendirilmelidir. Bir aşı, bu örnekte kızamık aşısı, salgınları önlemek için uygulanır, salgınlar sonrasında değil&#8230; Nitekim 1998 yılında Lancet dergisinde yayınlanan Dr. A. Wakefield’in bir makalesi (Kızamık aşısının otizme neden olduğunu savunan bir makale idi) nedeniyle önce İngiltere’de, sonra diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde aileler çocuklarına bu aşıyı yaptırmaktan kaçınmışlar ve sonuçta 2000’li yıllarda söz konusu ülkelerde çocuklar arasında geniş çaplı kızamık salgınları görülmüştür. Dr. Wakefield’in makalesi 2 yıl sonra bilim dışı özellikleri nedeniyle yayından kaldırılmış, kendisinin İngiltere’de hekimlik yapma hakkı elinden alınmıştır. 2017 yılı Temmuz ayında İtalya’da, Ocak 2018 döneminde ise Fransa’da çocukluk çağı aşılarının sadece öneri doğrultusunda uygulanışına son verilerek “zorunlu olarak uygulanma” kararı, yukarıda belirttiğim kızamık salgınları nedeni ile alınmıştır. “Le Parisien’de yayınlanan aşılardaki aluminyum raporu&#8230;” bölümü ise yine hatalı ve eksik bilgiler içermektedir. Saflaştırılan aşı antijenlerinin immün sistemi uyarma güçleri (immünojenite özelliği) azaldığından bu gücü eski haline getirmek için yaklaşık 80 senedir güvenle kullanılan alüminyum bazlı adjuvanların şimdiye dek otoimmün ve nörolojik hastalıklara yol açtıklarını gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. Fransız toplumunda aşılara karşı duruş, yıllar öncesine dayanan tepkisel bir tavırdır; aslında Fransa’da merkezi otoriteye hemen her konuda karşı çıkış, bilinen ve bence “sağlıklı” bir yaklaşımdır. Nitekim Ocak 2018 döneminde Jean Jaurés Vakfı&#8217;nın gerçekleştirdiği bir çalışmada Fransızların %55’inin, Sağlık Bakanlığı yetkililerinin ilaç endüstrisi ile işbirliği yaparak aşılara ait olumsuzlukları gizlediklerine inandıkları saptandı. Ancak sağlık alanında merkezi otorite söylevlerine “güvenmeme” durumu bazı sorunları beraberinde getirmektedir. Bu aşamada, 1983-85 döneminde Fransa’da “Scandal du sang contaminé” olarak tanımlanan bir sorunun yaşanmış olduğunu anımsamak gerekir. O yıllarda HIV yönünden tarama imkanı olduğu halde test yapılmadan hemofili hastalarına uygulanan pıhtılaşma faktörleri ile yüzlerce hastaya  HIV bulaşı söz konusu olmuş; sorumlu politikacılar, kan bankaları yetkilileri mahkum olmuş ve o günden sonra Sağlık Bakanlığı yetkilileri kamuoyundaki duyarlığa aşırı özen göstererek adımlar atmaya başlamıştır. Nitekim Hepatit B aşısının Multipl skeleroza yol açması gibi bazı dayanaksız savlar Fransa’da hala gündemdedir ve sağlık yetkilileri, eleştirilerden korkarak, toplum sağlılığını ilgilendiren konularda cesur kararlar almaktan kaçınıyor. Aşı karşıtlığı ile Bilim karşıtlığı örtüşüyor Herkese Bilim Teknoloji dergisinin 23 Mart 2018 tarihinde yayınlanan 104. sayısında, aşılara ayrı bir dosya açmış ve konunun uzmanı kişilerin ve uzmanlık derneklerinin ayrıntılı ve çok doğru olan görüşlerine yer verilmiş idi. Bu nedenle, aşılara yöneltilen haksız suçlamaları tek tek ele almak istemiyorum. Ancak genel anlamıyla bugün yükselmekte olan AŞI KARŞITLIĞI sorununun, aslında tüm ülkelerde BİLİM KARŞITLIĞI ile örtüştüğünü; post-modern dünyada “bilimselliğe” karşı çıkarak, “ilaç firmalarının oyununa gelmemek” şeklinde oldukça iddialı bir yaklaşım olan “ucuz kahramanlığa” dikkatinizi çekmek istedim. Böyle bir yaklaşım, ülkemizde, hacamat-sülük tedavilerinin yaygınlaşıp belirli çevrelerde rağbet görmesi ile paralellik göstermektedir. Günümüzde tamamlayıcı ya da alternatif tıp olarak tanımlanan ve genel anlamda bilimsellikten uzak görüşlerin, klasik tıp uygulamalarına eleştirilerinin temelinde bu tip bir düşünce yatıyor. Öte yandan gelişmiş Batı ülkeleri, sistematik olarak yıllardır kullandıkları aşılar sayesinde belli başlı enfeksiyon hastalıklarını (çocuk felci, kızamık, kabakulak, hepatit A ve B, kabakulak vb.) ya tamamen ortadan kaldırmışlar ya da çok alt düzeye indirmişlerdir. Sonuçta zaman içinde ender görülen bulaşıcı hastalıkların önemi toplum genelinde unutulmuş, aşılar adeta “kendi başarılarının kurbanı” olmuştur. Bu aşamada, “temiz içme suyuna erişim” ile beraber, aşıların dünya genelinde ölümleri önlemede en önemli uygulama olduğunu; ve her yıl aşılama sayesinde: 2,7 milyon kızamık, 2 milyon neonatal tetanos, 1 milyon boğmaca, 600.000 paralitik poliyo (çocuk felci) ve 300.000 kadar difteri olgusunun önlendiğini yinelemek uygun olacaktır. Elbette çok uluslu ilaç ve aşı firmalarının kar amacı güden kuruluşlar olduğunu asla unutmadan, “bilime” ve sağlık otoritelerinin her söylediğine karşı çıkmanın ve bunu yaparken herhangi bir bilimsel kanıt göstermeden “oyuna gelmeyelim” söylevinin, çok hassas ve özenle yaklaşılması gereken bir konu olduğunu; “aşılar” gibi toplum sağlığını yakından ilgilendiren alanlarda yazıp-çizerken daha sorumlu davranılması gerektiğini düşünmekteyim. Saygılarımla. Selim Badur, GSK-Aşı Bölümü, Gelişmekte olan Ülkeler Bilimsel Danışmanı selimbadur2015@gmail.com Kaynaklar: Chang MH, You SL, Chen CJ et al. Decreased incidence of hepatocellular carcinoma in hepatitis B vaccinees: a 20-year follow-up study. J Natl Cancer Inst 2009;101:1348. Lin HH, Wang L-Y, Hu C-T et al. Decline of hepatitis B carrier rate in vaccinated and unvaccinated subjects: sixteen years after newborn vaccination program in Taiwan.  J Med Virol 2003; 69:471. François G, Duclos P, Margolis H et al. Vaccine safety controversies and the future of vaccination programs. Pediatr Infect Dis J 2005;24:953-961. Plotkin SA. Vaccines: past, present and future. Nature Med (Suppl.) 2005;11:S5. Wakefield  AL, Murch SH,  Anthony A, et al. Ileal-lymphoid-nodular hyperplasia, non-specific colitis, and pervasive developmental disorder in children. Lancet 1998; 351: 357.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/asilar-tartisilmalidir-yazisindaki-onemli-yanlislar-uzerine">“Aşılar tartışılmalıdır” yazısındaki önemli yanlışlar üzerine&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-10008 aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/04/assi-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/04/assi-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/04/assi.jpg 768w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>15 Nisan 2018, Pazar günü Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanan Sayın <strong>Mine Kırıkkanat</strong>’ın &#8220;<a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/958447/Asilar_tartisilmalidir_.html">Aşılar Tartışılmalıdır</a>&#8221; başlıklı köşe yazısında yer alan bazı ifadeler ile ilgili kaygılarımı paylaşmak isterim.</p>
<p><strong>“&#8230;.herhangi bir konuda kuşkuyu elinin tersi ile itme&#8230;” </strong>düşüncesi elbette çağdaş bilimsel yaklaşım ile örtüşmeyen bir davranıştır. Kuşkuculuk olmadan, mutlak doğrular ile bilimsellikten bahsetmenin mümkün olmayacağı yadsınamaz bir gerçektir. Ancak bazı kanıtlanmış doğrular da, çağdaş bilimin vazgeçilmezleri olarak ortak kabul görmüş verilerdir. Bugün, “Yer çekimi var mı? Dünya yuvarlak mı?” gibi soruları ortaya atmak, “bilimsel kuşkuculuk” şeklinde savunulası fikirler değildir, olmamalıdır.</p>
<p><strong>“&#8230;aşılar tartışma dışı bırakılamaz&#8230;” </strong>ifadesi kaygı verici bir yaklaşımdır. Bugün “Karşıt fikirlere saygı duyulmalıdır, aykırı ya da çoğunluğun düşünceleri ile çelişen fikirler de ifade edilmelidir” söylevi ardına sığınarak “bilim karşıtlığını” savunmak acaba saygı duyulması gereken bir bakış açısını mı yansıtmaktadır? (Tıp dışı bir alandan örnek vermem gerekir ise, gazetenizde/gazetemizde, Nuray Mert’in bir süre önce gündeme gelmiş olan yaklaşımını, gazetenin ilkelerine ters bularak ve asla ifade özgürlüğü olarak değerlendirmeyerek tepki verenlerden biri de Sayın Kırıkkanat idi. Bu konuda benim de aynen sizler gibi düşündüğümü belirtmek isterim.)</p>
<p>Kırıkkanat’ın verdiği referanslar, bilimsel makaleler değil, “Le Point , Le Parisien” gibi magazinsel yönü ağır basan dergi ve gazetelerdir. Belirtilen doğrultuda yaklaşımlara örneğin “Le Monde” gibi görece daha ciddi bir yayın organında rastlamak mümkün değildir. Böyle hayati bir sağlık konusu ele alınırken, hakemli dergilerde yayınlanmış makalelere dayanan kanıtlardan örnekler vermenin daha uygun olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><strong>Hepatit B ile ilgili yanlışlar</strong></p>
<p>Kırıkkanat’ın yazısında <strong>“Hepatit B aşısı, sadece ebeveynlerin birinin virüs taşıyıcısı olması şartıyla ve/veya yaşamsal ya da çalışma ortamı riskli ise 15 yaşından sonra yapılması gereken bir aşıdır” </strong>ifadesi günümüz bilimsel verileri ile tamamen çelişen ve bu virüsün bulaş yollarını dikkate almadan ya da bilmeden öne sürülmüş bir ifadedir. HBV, virüs taşıyıcısı anneden-bebeğine bulaşabileceği gibi, kontamine kan ve taşıyıcı bir kişi ile cinsel ilişki sonucu bulaştığı bilinen bir virüstür.</p>
<p>Ancak, HBV bulaşlarının 2/3&#8217;ü bu klasik bulaş yolları ile açıklanmakta, geriye kalan 1/3’lük bulaşlar ise “yakın temas” şeklinde ifade edilen ve tam tanımlanamayan yollardan gerçekleşmektedir. HBV sadece kanda bulunmaz, yüksek konsantrasyonda tüm vücut sıvılarında bulunmaktadır. İşte bu nedenle Afrika ülkelerinde ve ülkemizde virüs içeren tükürük ile temasın önemli bir bulaş kaynağı olduğu gösterilmiştir. Bu durumda 15 yaşına gelmeden, bebeklik çağında söz konusu virüs ile kreşlerde, ana okullarında karşılaşma olasılığı bulunmaktadır.</p>
<p>Kısacası, Hepatit B aşısını 15 yaşından sonra yaptırma yaklaşımı eksik ve yanlış bir yaklaşımdır. Bu aşının doğumdan sonra ilk 48 saatte uygulanması ile Tayvan gibi bir dönem enfeksiyonun çok yaygın olduğu bir coğrafyada, hepatoselüler karsinoma sıklığı, 15 yıl sonunda  0,7/100.000’den 0,3/100.000’e düşmüş, aynı ülkede HBV taşıyıcılığı %20,3’den %2,4 (kız çocuklarında) &#8211; %4,4 (erkek çocuklarında) oranına inmiş olup, artık bu aşının önemi ve gerekliliği tartışılmaz bir konu olarak klasik bilgiler arasına girmiştir. Hepatit B aşısı gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde, DSÖ önerisi doğrultusunda, doğumdan sonra uygulanmakta olup, “Bu enfeksiyon ülkemde artık görülmüyor, her çocuk neden aşılansın ki?” düşüncesi çok riskli bir yaklaşımdır. Özellikle aşılama uygulamalarının aksadığı ülkelerden gelmekte olan sığınmacılar/göçmenler, aşılanmamış kesimler için ciddi bir risk oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Salgından önce uygulanır, sonra değil!</strong></p>
<p><strong>“&#8230;menengokok ve kızamık aşısı gibi bazı aşıların da ancak salgın durumunda uygulanması&#8230;” </strong>fikri tamamen hatalı bir uygulama olarak değerlendirilmelidir. Bir aşı, bu örnekte kızamık aşısı, salgınları önlemek için uygulanır, salgınlar sonrasında değil&#8230; Nitekim 1998 yılında Lancet dergisinde yayınlanan Dr. A. Wakefield’in bir makalesi (Kızamık aşısının otizme neden olduğunu savunan bir makale idi) nedeniyle önce İngiltere’de, sonra diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde aileler çocuklarına bu aşıyı yaptırmaktan kaçınmışlar ve sonuçta 2000’li yıllarda söz konusu ülkelerde çocuklar arasında geniş çaplı kızamık salgınları görülmüştür.</p>
<p>Dr. Wakefield’in makalesi 2 yıl sonra bilim dışı özellikleri nedeniyle yayından kaldırılmış, kendisinin İngiltere’de hekimlik yapma hakkı elinden alınmıştır. 2017 yılı Temmuz ayında İtalya’da, Ocak 2018 döneminde ise Fransa’da çocukluk çağı aşılarının sadece öneri doğrultusunda uygulanışına son verilerek “zorunlu olarak uygulanma” kararı, yukarıda belirttiğim kızamık salgınları nedeni ile alınmıştır.</p>
<p><strong>“Le Parisien’de yayınlanan aşılardaki aluminyum raporu&#8230;” </strong>bölümü ise yine hatalı ve eksik bilgiler içermektedir. Saflaştırılan aşı antijenlerinin immün sistemi uyarma güçleri (immünojenite özelliği) azaldığından bu gücü eski haline getirmek için yaklaşık 80 senedir güvenle kullanılan alüminyum bazlı adjuvanların şimdiye dek otoimmün ve nörolojik hastalıklara yol açtıklarını gösteren bilimsel bir kanıt yoktur.</p>
<p>Fransız toplumunda aşılara karşı duruş, yıllar öncesine dayanan tepkisel bir tavırdır; aslında Fransa’da merkezi otoriteye hemen her konuda karşı çıkış, bilinen ve bence “sağlıklı” bir yaklaşımdır. Nitekim Ocak 2018 döneminde Jean Jaurés Vakfı&#8217;nın gerçekleştirdiği bir çalışmada Fransızların %55’inin, Sağlık Bakanlığı yetkililerinin ilaç endüstrisi ile işbirliği yaparak aşılara ait olumsuzlukları gizlediklerine inandıkları saptandı. Ancak sağlık alanında merkezi otorite söylevlerine “güvenmeme” durumu bazı sorunları beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Bu aşamada, 1983-85 döneminde Fransa’da “Scandal du sang contaminé” olarak tanımlanan bir sorunun<br />
yaşanmış olduğunu anımsamak gerekir. O yıllarda HIV yönünden tarama imkanı olduğu halde test yapılmadan hemofili hastalarına uygulanan pıhtılaşma faktörleri ile yüzlerce hastaya  HIV bulaşı söz konusu olmuş; sorumlu politikacılar, kan bankaları yetkilileri mahkum olmuş ve o günden sonra Sağlık Bakanlığı yetkilileri kamuoyundaki duyarlığa aşırı özen göstererek adımlar atmaya başlamıştır. Nitekim Hepatit B aşısının Multipl skeleroza yol açması gibi bazı dayanaksız savlar Fransa’da hala gündemdedir ve sağlık yetkilileri, eleştirilerden korkarak, toplum sağlılığını ilgilendiren konularda cesur kararlar almaktan kaçınıyor.</p>
<p><strong>Aşı karşıtlığı ile Bilim karşıtlığı örtüşüyor</strong></p>
<p><strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> dergisinin 23 Mart 2018 tarihinde yayınlanan 104. sayısında, aşılara ayrı bir dosya açmış ve konunun uzmanı kişilerin ve uzmanlık derneklerinin ayrıntılı ve çok doğru olan görüşlerine yer verilmiş idi. Bu nedenle, aşılara yöneltilen haksız suçlamaları tek tek ele almak istemiyorum. Ancak genel anlamıyla bugün yükselmekte olan AŞI KARŞITLIĞI sorununun, aslında tüm ülkelerde BİLİM KARŞITLIĞI ile örtüştüğünü; post-modern dünyada “bilimselliğe” karşı çıkarak, “ilaç firmalarının oyununa gelmemek” şeklinde oldukça iddialı bir yaklaşım olan “ucuz kahramanlığa” dikkatinizi çekmek istedim. Böyle bir yaklaşım, ülkemizde, hacamat-sülük tedavilerinin yaygınlaşıp belirli çevrelerde rağbet görmesi ile paralellik göstermektedir. Günümüzde tamamlayıcı ya da alternatif tıp olarak tanımlanan ve genel anlamda bilimsellikten uzak görüşlerin, klasik tıp uygulamalarına eleştirilerinin temelinde bu tip bir düşünce yatıyor.</p>
<p>Öte yandan gelişmiş Batı ülkeleri, sistematik olarak yıllardır kullandıkları aşılar sayesinde belli başlı enfeksiyon hastalıklarını (çocuk felci, kızamık, kabakulak, hepatit A ve B, kabakulak vb.) ya tamamen ortadan kaldırmışlar ya da çok alt düzeye indirmişlerdir. Sonuçta zaman içinde ender görülen bulaşıcı hastalıkların önemi toplum genelinde unutulmuş, aşılar adeta “kendi başarılarının kurbanı” olmuştur. Bu aşamada, “temiz içme suyuna erişim” ile beraber, aşıların dünya genelinde ölümleri önlemede en önemli uygulama olduğunu; ve her yıl aşılama sayesinde: 2,7 milyon kızamık, 2 milyon neonatal tetanos, 1 milyon boğmaca, 600.000 paralitik poliyo (çocuk felci) ve 300.000 kadar difteri olgusunun önlendiğini yinelemek uygun olacaktır.</p>
<p>Elbette çok uluslu ilaç ve aşı firmalarının kar amacı güden kuruluşlar olduğunu asla unutmadan, “bilime” ve sağlık otoritelerinin her söylediğine karşı çıkmanın ve bunu yaparken herhangi bir bilimsel kanıt göstermeden “oyuna gelmeyelim” söylevinin, çok hassas ve özenle yaklaşılması gereken bir konu olduğunu; “aşılar” gibi toplum sağlığını yakından ilgilendiren alanlarda yazıp-çizerken daha sorumlu davranılması gerektiğini düşünmekteyim.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
<p><strong>Selim Badur, GSK-Aşı Bölümü, Gelişmekte olan Ülkeler Bilimsel Danışmanı<br />
</strong><strong><a href="mailto:selimbadur2015@gmail.com">selimbadur2015@gmail.com</a></strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Chang MH, You SL, Chen CJ et al. Decreased incidence of hepatocellular carcinoma in hepatitis B vaccinees: a 20-year follow-up study. J Natl Cancer Inst 2009;101:1348.</li>
<li>Lin HH, Wang L-Y, Hu C-T et al. Decline of hepatitis B carrier rate in vaccinated and unvaccinated subjects: sixteen years after newborn vaccination program in Taiwan.  J Med Virol 2003; 69:471.</li>
<li>François G, Duclos P, Margolis H et al. Vaccine safety controversies and the future of vaccination programs. Pediatr Infect Dis J 2005;24:953-961.</li>
<li>Plotkin SA. Vaccines: past, present and future. Nature Med (Suppl.) 2005;11:S5.</li>
<li>Wakefield  AL, Murch SH,  Anthony A, et al. Ileal-lymphoid-nodular hyperplasia, non-specific colitis, and pervasive developmental disorder in children. Lancet 1998; 351: 357.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/asilar-tartisilmalidir-yazisindaki-onemli-yanlislar-uzerine">“Aşılar tartışılmalıdır” yazısındaki önemli yanlışlar üzerine&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10003</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
