<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>black mirror arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/black-mirror/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/black-mirror</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jul 2019 08:30:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>BBC, seçenekli haber programı yaptı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/bbc-secenekli-haber-programi-yapti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 07:35:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[BBC]]></category>
		<category><![CDATA[black mirror]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel veriler]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>
		<category><![CDATA[veri güvenliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14447</guid>

					<description><![CDATA[<p>BBC-TV’nin 2000 yılından beri her hafta yayınlanan bilişim teknolojisi programı “Click”in 1000’inci bölümü “birden çok seçeneği olan, etkileşimli” haber programı şeklinde sunuldu. Etkileşimli derken: İzleyiciye, “Bu konunun şu-şu-şu boyutları var. Hangisini izlemek istersiniz? Tıklayın”, denildi. https://bit.ly/2Xv2Izh Bir haber programında bu yöntem bir ilk… Şimdiye kadar en dikkat çeken etkileşimli tv “olayı” Netflix’in “Kara Ayna” (Black Mirror) dizisinde “Bandersnatch” adlı bölümde uygulandı. 28 Aralık 2018’deki yayın sırasında ekrana seçenekler çıkıyor, izleyici hangisini seçerse konu o yönde gelişiyordu. [Daha önceleri “Veri tabanlı sinema” (database cinema) denilen bu yöntemle çekilen filmler de olmuştu]  BBC’nin yaptığı, teknik olarak benzese de içerik olarak tamamen farklı. Çünkü kurmaca bir dizide “şu veya bu seçenek” üzerinden öyküyü uydurarak sürdürmek, masa başında yapılan bir senaryo çalışmasından ibaret. Ama bir haber programında bu, ancak şöyle yapılabilir: Haber içeriğini alt-konulara bölüp, dallandırıp seçenekler halinde sunmak&#8230; Bu uygulamanın adı “Object-Based Media.” Janjanlı bu sözcük, aslında ülkemizde tanınmayan, ama gelişmiş bilgi toplumlarında (internet öncesi) örnekleri bol olan “Kendi hızında öğrenme” sağlayan ders kitaplarında (hatta romanlarda) uygulanan bir yöntemin dijital şekli: İnovasyonuna verilen yeni isim. İnternetten sonra ise, bazı uzaktan eğitim sitelerinde kullanılıyor. Ve tabii, video oyunlarında da… Click1000’de, iki ana haberi “dallanan bir yapıda” sunmak için 148 senaryo hazırlandı. Örneğin, haber konularından biri yapay zekâ (ve bunun, sürücüsüz araçlara uygulanmasına dair türlü konular, sorunlar). Diğer bir konu Doğu Afrika ülkesi Malawi’deki bir startup’ın, veri merkezi soğutma sistemini elektrik kullanmadan, tamamen doğal yollarla nasıl işlettiğini anlatan yenilikçi buluş. Ve listede çok sayıda alt-temalar var. Gayet sıkı, yoğun-ötesi bir araştırma sonucunda, bunun adım adım senaryosunun yazımı, çekimi, montajı: Hiç kurmaca senaryo yazımı gibi değil, çünkü bu, gerçek bir haber programı. Bu nedenle, Click’in her hafta yayınlanan bölümleri sadece 25 dakikada çok yoğun bir bilgi bombardımanı yaparken, Click1000’de seçenekler arasında gide gele programın uzunluğu 45 dakikayı geçebiliyor.   BBC’nin Ar-Ge Bölümü (var!) tarafından geliştirilen StoryFormer adlı yazılım bu denemede başroldeydi. 100 yıldır hep “kanal akışlı” (lineer) bir şablona uygun olarak yapılan programlar (metin, ses, görüntünün birbirini izlemesi), StoryFormer vasıtasıyla “paketlere” bölünebildi ve “dağıtık akışlı” program elde edildi. “Object-Based Media” (OBM) denilmesinin nedeni de bu işte: Her paketteki “birimler” (object) kendi başına bir mini-haber paketi oluşturuyor. Böylece, bir haberi her izleyicinin tercihlerine uygun biçimde, kişiselleştirerek sunma fırsatı doğuyor. BBC’nin teknik konulardaki baş sorumlusu Matthew Postgate, “Yayıncı (broadcaster) olmak yerine, veri-yayıncısı (datacaster) olmaya doğru ilerliyoruz” dedi.  Bu konuda BBC ile birlikte Almanya’nın yıldız Ar-Ge kurumlarından Fraunhofer Enstitüsü ve telekom Ar-Ge’siyle meşgul EURESCOM başta olmak üzere 5, Fransa’dan 3, Hollanda’dan 1 kurumun katılmasıyla Avrupa Birliği’nin Ar-Ge projelerine maddi destek sağlayan Ufuk 2020 çerçevesinde ORPHEUS adlı bir proje de yapıldı.  Proje sonuçları ve yayıncılığın bundan sonraki yönü hakkında Avrupa Yayın Birliği (EBU) 35 sayfalık bir rapor hazırladı. https://bit.ly/2LVSrd9  OBM türü bir yayıncılıkta henüz haber programcılığı değil, ama radyo tiyatrosu ve konuşma programları tarzında üretimlerin internet ve mobilden yayınlanması için bir teknik taslak sunuluyor. Bu arada BBC, “Denizkızının Gözyaşları” (Mermaid’s Tears) adlı bir OBM programını yayınladı bile. Program, bir radyo tiyatrosu ve “konuyu” üç değişik açıdan anlatıyor. https://bbc.in/2JGzsko Kişisel verilerin kişiselliği? Radyo ve televizyonun icadından beri bu yayın biçimleri “kaynaktan izleyiciye” doğru tek yönlüyken, izleyici pasifken, şimdi internet üzerinden etkileşimli yayıncılıkla izleyici aktif olacak. Seçeneklerini “tıklayarak” programı sunan kuruma iletecek: Kişisel veri üretmiş olacak. Kurum, bu kişisel veriyi ne yapacak?  Aslında, bu sorunun cevabını Facebook başta olmak üzere, sosyal medya şirketleri çoktan vermişti. Facebook’un, 2016-17 döneminde Donald Trump’ın başkanlık seçim kampanyasında Cambridge Analytica şirketiyle, “kaç milyonlarca” abonesinin kişisel verilerini paylaştığını duymayan bilmeyen kalmadı artık. Nihayet bu hafta Amerikan Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Facebook’u “87 milyon seçmenin kişisel verilerini paylaşmakla” suçlayarak 5 milyar dolar para cezası verdi. ABD Adalet Bakanlığı henüz kararı onaylamadı.  Cambridge Analytica şirketi şimdi artık yok. Hakkında açılan davalar sonucunda kendini Mayıs 2018’de feshetti. Ama bir zamanlar, web sitesinde şöyle övünüyordu:  “220 milyon Amerikalı için 100 değişken üzerinden 5 bin veri noktası topluyoruz. Bu bilgiyi, hedef kitlenin davranış eğilimleri açısından inceliyoruz. Davranışlarını tahmin etmeye çalışıyoruz.” Elbet bir gün, OBM yöntemiyle yayın yapacak kurumların da izleyicinin “tıklamalarına” göre oluşacak kişisel veri ambarını nasıl koruyacağı yeni bir sorun olarak ufuktan doğacak. Click1000’de bu “sorun”un gölgesi şimdiden var. Yayının bir noktasında sunucu şunları diyor: “Şimdi seçenekleri tıklıyorsunuz, ama bir gün gelecek, buna gerek kalmayacak. Çünkü programın yazılımı, sizin ‘ne gibi konuları merak ettiğinizi tahmin edecek’, size, siz bir seçim yapmadan sunum yapmaya başlayacak. Çünkü önceki bütün seçimlerinize göre kişilik profilinizi tanımış olacak.”  Bu açıklamada da yeni bir şey yok. Facebook, YouTube ve diğerleri bunu zaten aynen böyle yapıyor. Örneğin Netflix, etkileşimli “Bandersnatch” yayınında izleyicilerin seçeneklerini depoladığını şu gerekçeyle açıkladı: “İzleyicinin, daha sonra sitemize yapacağı ziyaretlerde ona kişiselleştirilmiş öneriler sunmamız ve Bandersnatch’te uyguladığımız öykü anlatma modelimizi nasıl daha iyileştireceğimizi anlamamız için…” İşin ironik yanı şu ki Netflix, Cambridge Analytica’nın “nasıl çalıştığını” anlatan “The Great Hack” (Türkçesi, Büyük Haklama olabilir?) belgeselini 24 Temmuz’da yayınlayacak. Sundance Film Festivali’nde gösterilen filmde İngiliz Guardian/Observer gazetelerinde konu hakkında sürekli araştırma yayınlayan gazeteci Carole Cadwalladr ve başkalarının tanıklıklarına yer veriliyor. Mart 2017’de ilk kez dünya kamuoyuna mal olan, ertesi yıl daha da dallanıp budaklanan Facebook-Cambridge Analytica skandalına dair ibretlik bir belgesel olacak herhalde? Edip Emil Öymen *Bu yazı 19.07.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/bbc-secenekli-haber-programi-yapti">BBC, seçenekli haber programı yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">BBC-TV’nin 2000 yılından beri her hafta yayınlanan bilişim teknolojisi programı “Click”in 1000’inci bölümü “birden çok seçeneği olan, etkileşimli” haber programı şeklinde sunuldu. Etkileşimli derken: İzleyiciye, “Bu konunun şu-şu-şu boyutları var. Hangisini izlemek istersiniz? Tıklayın”, denildi. </span><a href="https://bit.ly/2Xv2Izh"><span style="font-weight: 400;">https://bit.ly/2Xv2Izh</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir haber programında bu yöntem bir ilk… Şimdiye kadar en dikkat çeken etkileşimli tv “olayı” Netflix’in “Kara Ayna” (Black Mirror) dizisinde “Bandersnatch” adlı bölümde uygulandı. 28 Aralık 2018’deki yayın sırasında ekrana seçenekler çıkıyor, izleyici hangisini seçerse konu o yönde gelişiyordu. [Daha önceleri “Veri tabanlı sinema” (database cinema) denilen bu yöntemle çekilen filmler de olmuştu] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBC’nin yaptığı, teknik olarak benzese de içerik olarak tamamen farklı. Çünkü kurmaca bir dizide “şu veya bu seçenek” üzerinden öyküyü uydurarak sürdürmek, masa başında yapılan bir senaryo çalışmasından ibaret. Ama bir haber programında bu, ancak şöyle yapılabilir: Haber içeriğini alt-konulara bölüp, dallandırıp seçenekler halinde sunmak&#8230; Bu uygulamanın adı “Object-Based Media.” Janjanlı bu sözcük, aslında ülkemizde tanınmayan, ama gelişmiş bilgi toplumlarında (internet öncesi) örnekleri bol olan “Kendi hızında öğrenme” sağlayan ders kitaplarında (hatta romanlarda) uygulanan bir yöntemin dijital şekli: İnovasyonuna verilen yeni isim. İnternetten sonra ise, bazı uzaktan eğitim sitelerinde kullanılıyor. Ve tabii, video oyunlarında da…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Click1000’de, iki ana haberi “dallanan bir yapıda” sunmak için 148 senaryo hazırlandı. Örneğin, haber konularından biri yapay zekâ (ve bunun, sürücüsüz araçlara uygulanmasına dair türlü konular, sorunlar). Diğer bir konu Doğu Afrika ülkesi Malawi’deki bir startup’ın, veri merkezi soğutma sistemini elektrik kullanmadan, tamamen doğal yollarla nasıl işlettiğini anlatan yenilikçi buluş. Ve listede çok sayıda alt-temalar var. Gayet sıkı, yoğun-ötesi bir araştırma sonucunda, bunun adım adım senaryosunun yazımı, çekimi, montajı: Hiç kurmaca senaryo yazımı gibi değil, çünkü bu, gerçek bir haber programı. Bu nedenle, Click’in her hafta yayınlanan bölümleri sadece 25 dakikada çok yoğun bir bilgi bombardımanı yaparken, Click1000’de seçenekler arasında gide gele programın uzunluğu 45 dakikayı geçebiliyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBC’nin Ar-Ge Bölümü (var!) tarafından geliştirilen StoryFormer adlı yazılım bu denemede başroldeydi. 100 yıldır hep “kanal akışlı” (lineer) bir şablona uygun olarak yapılan programlar (metin, ses, görüntünün birbirini izlemesi), StoryFormer vasıtasıyla “paketlere” bölünebildi ve “dağıtık akışlı” program elde edildi. “Object-Based Media” (OBM) denilmesinin nedeni de bu işte: Her paketteki “birimler” (object) kendi başına bir mini-haber paketi oluşturuyor. Böylece, bir haberi her izleyicinin tercihlerine uygun biçimde, kişiselleştirerek sunma fırsatı doğuyor. BBC’nin teknik konulardaki baş sorumlusu Matthew Postgate, “Yayıncı (broadcaster) olmak yerine, veri-yayıncısı (datacaster) olmaya doğru ilerliyoruz” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda BBC ile birlikte Almanya’nın yıldız Ar-Ge kurumlarından Fraunhofer Enstitüsü ve telekom Ar-Ge’siyle meşgul EURESCOM başta olmak üzere 5, Fransa’dan 3, Hollanda’dan 1 kurumun katılmasıyla Avrupa Birliği’nin Ar-Ge projelerine maddi destek sağlayan Ufuk 2020 çerçevesinde ORPHEUS adlı bir proje de yapıldı.  Proje sonuçları ve yayıncılığın bundan sonraki yönü hakkında Avrupa Yayın Birliği (EBU) 35 sayfalık bir rapor hazırladı. </span><a href="https://bit.ly/2LVSrd9"><span style="font-weight: 400;">https://bit.ly/2LVSrd9</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OBM türü bir yayıncılıkta henüz haber programcılığı değil, ama radyo tiyatrosu ve konuşma programları tarzında üretimlerin internet ve mobilden yayınlanması için bir teknik taslak sunuluyor. Bu arada BBC, “Denizkızının Gözyaşları” (Mermaid’s Tears) adlı bir OBM programını yayınladı bile. Program, bir radyo tiyatrosu ve “konuyu” üç değişik açıdan anlatıyor. </span><a href="https://bbc.in/2JGzsko"><span style="font-weight: 400;">https://bbc.in/2JGzsko</span></a></p>
<p><strong>Kişisel verilerin kişiselliği?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Radyo ve televizyonun icadından beri bu yayın biçimleri “kaynaktan izleyiciye” doğru tek yönlüyken, izleyici pasifken, şimdi internet üzerinden etkileşimli yayıncılıkla izleyici aktif olacak. Seçeneklerini “tıklayarak” programı sunan kuruma iletecek: Kişisel veri üretmiş olacak. Kurum, bu kişisel veriyi ne yapacak? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında, bu sorunun cevabını Facebook başta olmak üzere, sosyal medya şirketleri çoktan vermişti. Facebook’un, 2016-17 döneminde Donald Trump’ın başkanlık seçim kampanyasında Cambridge Analytica şirketiyle, “kaç milyonlarca” abonesinin kişisel verilerini paylaştığını duymayan bilmeyen kalmadı artık. Nihayet bu hafta Amerikan Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Facebook’u “87 milyon seçmenin kişisel verilerini paylaşmakla” suçlayarak 5 milyar dolar para cezası verdi. ABD Adalet Bakanlığı henüz kararı onaylamadı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cambridge Analytica şirketi şimdi artık yok. Hakkında açılan davalar sonucunda kendini Mayıs 2018’de feshetti. Ama bir zamanlar, web sitesinde şöyle övünüyordu:  “220 milyon Amerikalı için 100 değişken üzerinden 5 bin veri noktası topluyoruz. Bu bilgiyi, hedef kitlenin davranış eğilimleri açısından inceliyoruz. Davranışlarını tahmin etmeye çalışıyoruz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbet bir gün, OBM yöntemiyle yayın yapacak kurumların da izleyicinin “tıklamalarına” göre oluşacak kişisel veri ambarını nasıl koruyacağı yeni bir sorun olarak ufuktan doğacak. Click1000’de bu “sorun”un gölgesi şimdiden var. Yayının bir noktasında sunucu şunları diyor: “Şimdi seçenekleri tıklıyorsunuz, ama bir gün gelecek, buna gerek kalmayacak. Çünkü programın yazılımı, sizin ‘ne gibi konuları merak ettiğinizi tahmin edecek’, size, siz bir seçim yapmadan sunum yapmaya başlayacak. Çünkü önceki bütün seçimlerinize göre kişilik profilinizi tanımış olacak.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıklamada da yeni bir şey yok. Facebook, YouTube ve diğerleri bunu zaten aynen böyle yapıyor. Örneğin Netflix, etkileşimli “Bandersnatch” yayınında izleyicilerin seçeneklerini depoladığını şu gerekçeyle açıkladı: “İzleyicinin, daha sonra sitemize yapacağı ziyaretlerde ona kişiselleştirilmiş öneriler sunmamız ve Bandersnatch’te uyguladığımız öykü anlatma modelimizi nasıl daha iyileştireceğimizi anlamamız için…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşin ironik yanı şu ki Netflix, Cambridge Analytica’nın “nasıl çalıştığını” anlatan “The Great Hack” (Türkçesi, Büyük Haklama olabilir?) belgeselini 24 Temmuz’da yayınlayacak. Sundance Film Festivali’nde gösterilen filmde İngiliz Guardian/Observer gazetelerinde konu hakkında sürekli araştırma yayınlayan gazeteci Carole Cadwalladr ve başkalarının tanıklıklarına yer veriliyor. Mart 2017’de ilk kez dünya kamuoyuna mal olan, ertesi yıl daha da dallanıp budaklanan Facebook-Cambridge Analytica skandalına dair ibretlik bir belgesel olacak herhalde?</span></p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 19.07.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/bbc-secenekli-haber-programi-yapti">BBC, seçenekli haber programı yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14447</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bozkurt Güvenç: İnsanca ve özgürce yaşamaktan neden korkuyoruz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bozkurt-guvenc-insanca-ve-ozgurce-yasamaktan-neden-korkuyoruz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2018 14:46:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[black mirror]]></category>
		<category><![CDATA[bozkurt güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kuban]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12337</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Üretmeden yaşayabilen insan toplumun asalağı olur ki bu refah değil uygarlığın sonudur. Canlılar âleminin evrimini açıklayan ilke &#8216;güçlünün yaşaması&#8217;dır. Uygarlık ise, varlığını güçte olduğu kadar eşitlikte aramıştır. En yüce değer Adaletin gücü, güçlünün yaşaması değil, eşitliktir. Hak ve özgürlükler eşit olmadıkça barış ve huzur sağlanamıyor. Varlığın güvencesi refah değil ötekileştirmeyen toplumdur. Refah adına hak ve hukukta eşitlikten vazgeçmek insanlığın ve uygarlığın sonu olabilir. Filozof Hoebel’in vurguladığı gibi, ‘Ülkücülük ve gerçekçilik, hemen her toplumda, her kültürde her zaman var olmuştur’.” Bozkurt Güvenç hocamız bize veda etti. Yukarıdaki sözler, dünyada tartışılan “evrensel temel gelir” üzerineydi. Başka bir yazısından: “…Gerçek şu ki çoğu kültür ve uygarlıklarda, doğayı evcilleştiren insan, kendini yönetecek düzeni hala bulamamıştı. Yüksek teknolojik oyuncaklarla oynayıp oyalanıyor, belki teknolojiyi evcilleştirecek bir yol yordam arıyor. Gerçekleri görmekten, üzerine varmaktan çekiniyor, hatta korkuyordu&#8230; Uzakdoğulu bilgelerin binlerce yıldır savunduğu uygarlık, doğaya üstünlük taslamak değil, doğa ile uyumlu yaşamaktır. Uçsuz bucaksız evrenin bir zar kadar ince yaşam küresinde yalnızız. Boticelli’nin Geçmişten Geleceğe tablosu ve sanatçı Gauguin gibi, nereden gelip nereye gittiğimizi soruyoruz. Japon şairin dediği gibi: &#8220;Her şey yerli yerinde, geçip giden biziz.&#8221;    “Neden korkuyoruz acaba, hayat adını verdiğimiz dünyada insanca ve özgürce yaşamaktan?” Evet, insanca ve özgürce yaşamaktan neden korkuyoruz? Dergimizin şüphesiz ki ana konusu Bozkurt Güvenç. Öğrencisi Tayfun Atay’ın, hocayı ve katkılarını anlatan güzel yazısını ve Özlem Yüzak’ın güncel düşüncelerinden ve kültürel katkılarından bazı seçmeleri içeren yazısını okuyacaksınız.  Bize, insanımıza, toplumumuza yaptığı katkılara çok teşekkür ederiz. Bilim kurgudan gerçeğe  HBT’nin aylık Dijital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı geçtiğimiz Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşti. Yazarlarımız Tanol Türkoğlu ve Cem Say’la birlikte bu sefer Black Mirror (Siyah Ayna) dizisi üzerinden yarının dünyasını konuştuk. Geçtiğimiz hafta ise Sabancı Center’da “Engelsiz Yaşam Teknolojileri” etkinliğindeydik. Görme, işitme veya hareket engeli bulunan bireylerin hayatını kolaylaştıracak ve engelleri ortadan kaldıracak teknolojileri yerinde inceledik, sizin de bir göz atmanızı isteriz. Enerjide dışarıya bağımlıyız, nasıl kurtuluruz? Sizi yine içerik ve çeşitlilik arz eden bir sayıyla karşılaşıyoruz. İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülnur Işıklar, “Dil-Kültür İlişkisinde Göstergenin Gücü” başlıklı yazısında dil ve kültür ilişkisini göstergeler üzerinden irdeliyor. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kenan Ok ise yazısında, akademinin en önemli sorularından birisini soruyor: Akademisyen yükselirken bilimsel kalite düşer mi? Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey’in binaların yalıtımında kullanılan cam yünü ve taş yününün kanser yapıcı etkisi üzerine kaleme aldığı yazıyı da okumadan geçmeyin. Türkiye’de hüküm süren bilgisizlik ortamının ülkeyi yaşanmaz bir çöle dönüştürebileceğini ifade eden Doğan Kuban ise “Şakayık-ı Numaniyye’den Bugünkü Cehalete” başlıklı yazısında Taşköprülüzade’den bu yana bilimi dışladığımızı savunuyor. Bayram Ali Eşiyok Türkiye’de enerjide dışa bağımlılık konusunu irdeliyor. İstatistiklerle beslediği “Türkiye’de Enerji Dengesi” başlıklı yazısında Türkiye’nin dışa bağımlılıktan nasıl kurtulabileceğini tartışıyor. Probiyotikli yiyecekler, sağlığımızın bekçileri olan mikrobiyom için oldukça kritik. Dünya genelinde en çok tüketilen probiyotikli yiyecekleri sizin için Sevda Deniz Karali derledi. Okumanızı tavsiye ederiz. Araştırma Gündemi Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde ise yine ilgi çekici gelişmeler var. Çinli davranış ekologları, inceledikleri bir sıçrayan örümceğin, yavrularını ergenliğe kadar sütle beslediklerini ortaya koydular. Ayrıca laboratuvarda yetiştirilen mini plasenta ve gelecekte dünyamızın yeniden tek kıtalı olacağı haberlerinin de ilginizi çekeceğini düşünüyoruz. Gen araştırmalarında da önemli gelişmeler yaşanıyor. Salk Enstitüsü’nden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde anne farenin yavrularına davranış şeklinin, onların beyin hücrelerinde kalıcı etki yarattığını buldular. Reyhan Oksay’ın derlemesinden okuyoruz. Mustafa Çetiner, Güncel Tıp köşesinde bilimde önyargı veya taraf olmayı tartışırken Ali Akurgal, robotlarla ilgili düşüncelerini dile getirdiği “Gastarbeiter” yazısıyla Politikbilim köşesinde… Tanol Türkoğlu da Dijital Kültür köşesinde konferansta da konuşulan Black Mirror’ı irdeliyor. Tekno-Vitrin, ilginç sorular ve bulmaca gibi klasikleşen bölümler, sizi yine HBT sayfalarında bekliyor. Türkiye’nin haftalık bilim, teknoloji, kültür ve eleştirel düşünce dergisi HBT, sizi her hafta dopdolu ve yenilenen içeriğiyle karşılamak için canla başla çalışıyor. Haftaya yeniden birlikte olmak dileğiyle, sevgiyle ve sağlıkla kalın&#8230; *** Aykut Göker adına 10 dijital abonelik bursu Türkiye’ye bilim politikaları konusunda büyük katkılarda bulunmuş, CBT’nin “Politik Bilim” köşesinin yazarı Aykut Göker adına arkadaşları 10 öğrenciye bir yıllık HBT dijital abonelik bursu sağladılar. Göker’in arkadaşlarının geçen yıl başlatmış olduğu hediye abonelik bursunu alan öğrencilerimizin aboneliklerinin bir yıl daha sürdüğü belirtelim. Bu vesileyle, Göker’in arkadaşları, Müfit Akyos, Tülay Altay Akarsoy, Sema Kendir, İhsan Otağ, Mahmut Kiper, Deniz Bayhan, Nurhan Koral ve Emin Gök’e hem katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bozkurt-guvenc-insanca-ve-ozgurce-yasamaktan-neden-korkuyoruz">Bozkurt Güvenç: İnsanca ve özgürce yaşamaktan neden korkuyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-12339 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/142son-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/142son-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/142son-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/142son.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />“<em>Üretmeden yaşayabilen insan toplumun asalağı olur ki bu refah değil uygarlığın sonudur. Canlılar âleminin evrimini açıklayan ilke &#8216;güçlünün yaşaması&#8217;dır. Uygarlık ise, varlığını güçte olduğu kadar eşitlikte aramıştır. En yüce değer Adaletin gücü, güçlünün yaşaması değil, eşitliktir. Hak ve özgürlükler eşit olmadıkça barış ve huzur sağlanamıyor. Varlığın güvencesi refah değil ötekileştirmeyen toplumdur. Refah adına hak ve hukukta eşitlikten vazgeçmek insanlığın ve uygarlığın sonu olabilir. Filozof Hoebel’in vurguladığı gibi, ‘Ülkücülük ve gerçekçilik, hemen her toplumda, her kültürde her zaman var olmuştur</em>’.”</p>
<p>Bozkurt Güvenç hocamız bize veda etti. Yukarıdaki sözler, dünyada tartışılan “evrensel temel gelir” üzerineydi.</p>
<p><strong>Başka bir yazısından: </strong>“…<em>Gerçek şu ki çoğu kültür ve uygarlıklarda, doğayı evcilleştiren insan, kendini yönetecek düzeni hala bulamamıştı. Yüksek teknolojik oyuncaklarla oynayıp oyalanıyor, belki teknolojiyi evcilleştirecek bir yol yordam arıyor. Gerçekleri görmekten, üzerine varmaktan çekiniyor, hatta korkuyordu&#8230; Uzakdoğulu bilgelerin binlerce yıldır savunduğu uygarlık, doğaya üstünlük taslamak değil, doğa ile uyumlu yaşamaktır. Uçsuz bucaksız evrenin bir zar kadar ince yaşam küresinde yalnızız. Boticelli’nin Geçmişten Geleceğe tablosu ve sanatçı Gauguin gibi, nereden gelip nereye gittiğimizi soruyoruz. Japon şairin dediği gibi: &#8220;<strong>Her şey yerli yerinde, geçip giden biziz</strong>.&#8221;  </em><em> </em></p>
<p><em>“Neden korkuyoruz acaba, hayat adını verdiğimiz dünyada insanca ve özgürce yaşamaktan?”</em></p>
<p><strong>Evet, insanca ve özgürce yaşamaktan neden korkuyoruz? </strong>Dergimizin şüphesiz ki ana konusu <strong>Bozkurt Güvenç</strong>. Öğrencisi <strong>Tayfun Atay</strong>’ın, hocayı ve katkılarını anlatan güzel yazısını ve <strong>Özlem Yüzak</strong>’ın güncel düşüncelerinden ve kültürel katkılarından bazı seçmeleri içeren yazısını okuyacaksınız.<strong> </strong></p>
<p>Bize, insanımıza, toplumumuza yaptığı katkılara çok teşekkür ederiz.</p>
<p><strong>Bilim kurgudan gerçeğe</strong><strong> </strong></p>
<p>HBT’nin aylık <strong>Dijital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı</strong> geçtiğimiz Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşti. Yazarlarımız <strong>Tanol Türkoğlu</strong> ve <strong>Cem Say</strong>’la birlikte bu sefer Black Mirror (Siyah Ayna) dizisi üzerinden yarının dünyasını konuştuk.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta ise Sabancı Center’da <strong>“Engelsiz Yaşam Teknolojileri”</strong> etkinliğindeydik. Görme, işitme veya hareket engeli bulunan bireylerin hayatını kolaylaştıracak ve engelleri ortadan kaldıracak teknolojileri yerinde inceledik, sizin de bir göz atmanızı isteriz.</p>
<p><b>Enerjide dışarıya bağımlıyız, nasıl kurtuluruz?</b></p>
<p>Sizi yine içerik ve çeşitlilik arz eden bir sayıyla karşılaşıyoruz. İstanbul Kültür Üniversitesi’nden <strong>Dr. Öğr. Üyesi Gülnur Işıklar</strong>, “Dil-Kültür İlişkisinde Göstergenin Gücü” başlıklı yazısında dil ve kültür ilişkisini göstergeler üzerinden irdeliyor.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi’nden <strong>Prof. Dr. Kenan Ok</strong> ise yazısında, akademinin en önemli sorularından birisini soruyor: Akademisyen yükselirken bilimsel kalite düşer mi? Jeoloji Yüksek Mühendisi <strong>Dr. Eşref Atabey</strong>’in binaların yalıtımında kullanılan cam yünü ve taş yününün kanser yapıcı etkisi üzerine kaleme aldığı yazıyı da okumadan geçmeyin.</p>
<p>Türkiye’de hüküm süren bilgisizlik ortamının ülkeyi yaşanmaz bir çöle dönüştürebileceğini ifade eden <strong>Doğan Kuban</strong> ise “Şakayık-ı Numaniyye’den Bugünkü Cehalete” başlıklı yazısında Taşköprülüzade’den bu yana bilimi dışladığımızı savunuyor.</p>
<p><strong>Bayram Ali Eşiyok</strong> Türkiye’de enerjide dışa bağımlılık konusunu irdeliyor. İstatistiklerle beslediği “Türkiye’de Enerji Dengesi” başlıklı yazısında Türkiye’nin dışa bağımlılıktan nasıl kurtulabileceğini tartışıyor.</p>
<p>Probiyotikli yiyecekler, sağlığımızın bekçileri olan mikrobiyom için oldukça kritik. Dünya genelinde en çok tüketilen probiyotikli yiyecekleri sizin için <strong>Sevda Deniz Karali</strong> derledi. Okumanızı tavsiye ederiz.</p>
<p><strong>Araştırma Gündemi</strong></p>
<p><strong>Nilgün Özbaşaran Dede</strong>’nin hazırladığı <strong>Araştırma Gündemi</strong>’nde ise yine ilgi çekici gelişmeler var. Çinli davranış ekologları, inceledikleri bir sıçrayan örümceğin, yavrularını ergenliğe kadar sütle beslediklerini ortaya koydular. Ayrıca laboratuvarda yetiştirilen mini plasenta ve gelecekte dünyamızın yeniden tek kıtalı olacağı haberlerinin de ilginizi çekeceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Gen araştırmalarında da önemli gelişmeler yaşanıyor. Salk Enstitüsü’nden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde anne farenin yavrularına davranış şeklinin, onların beyin hücrelerinde kalıcı etki yarattığını buldular. <strong>Reyhan Oksay</strong>’ın derlemesinden okuyoruz.</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong>, Güncel Tıp köşesinde bilimde önyargı veya taraf olmayı tartışırken <strong>Ali Akurgal</strong>, robotlarla ilgili düşüncelerini dile getirdiği “Gastarbeiter” yazısıyla Politikbilim köşesinde… <strong>Tanol Türkoğlu</strong> da Dijital Kültür köşesinde konferansta da konuşulan Black Mirror’ı irdeliyor. <strong>Tekno-Vitrin</strong>, ilginç sorular ve bulmaca gibi klasikleşen bölümler, sizi yine HBT sayfalarında bekliyor.</p>
<p>Türkiye’nin haftalık bilim, teknoloji, kültür ve eleştirel düşünce dergisi HBT, sizi her hafta dopdolu ve yenilenen içeriğiyle karşılamak için canla başla çalışıyor.</p>
<p>Haftaya yeniden birlikte olmak dileğiyle, sevgiyle ve sağlıkla kalın&#8230;</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Aykut Göker adına 10 dijital abonelik bursu</strong></p>
<p>Türkiye’ye bilim politikaları konusunda büyük katkılarda bulunmuş, CBT’nin “Politik Bilim” köşesinin yazarı Aykut Göker adına arkadaşları 10 öğrenciye bir yıllık HBT dijital abonelik bursu sağladılar. Göker’in arkadaşlarının geçen yıl başlatmış olduğu hediye abonelik bursunu alan öğrencilerimizin aboneliklerinin bir yıl daha sürdüğü belirtelim. Bu vesileyle, Göker’in arkadaşları, <strong>Müfit Akyos, Tülay Altay Akarsoy, Sema Kendir, İhsan Otağ, Mahmut Kiper, Deniz Bayhan, Nurhan Koral ve Emin Gök’e </strong>hem katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bozkurt-guvenc-insanca-ve-ozgurce-yasamaktan-neden-korkuyoruz">Bozkurt Güvenç: İnsanca ve özgürce yaşamaktan neden korkuyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12337</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
