<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>blok zinciri arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/blok-zinciri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/blok-zinciri</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Nov 2019 13:42:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yerkürenin 9 tehlike sınırının 4’ünü aştık</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerkurenin-9-tehlike-sinirinin-4unu-astik</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2019 14:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[neandertal]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler günü]]></category>
		<category><![CDATA[ozon deliği]]></category>
		<category><![CDATA[plastik atık]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezegenimiz hangi noktadan sonra insanoğlunun yaşamasına izin vermeyecek duruma gelir? Bu sorunun yanıtını bulmak isteyen bilim insanları bundan 10 yıl önce 9 tehlike eşiği belirlemişlerdi. Ve bunların aşılması halinde Dünya’nın yaşam destek sistemlerinin dengesiz hale geleceğini ve gezegenin kaosa sürüklenme riskinin ortaya çıkacağını saptamışlardı. Bunları söyledikten sonra kötü haberi verelim: Ne yazık ki bu 9 tehlike eşiğinin 4’ü aşılmış durumda. Araştırmayı Almanya’da Postdam İklim Etkileri Araştırma Enstitü bilim insanları yapmışlardı. Enstitünün direktörü Johan Rockström 10 yıl içinde geldiğimiz noktayı değerlendirdi. Murat Altaş’ın New Scientist’ten derlediği söyleşiyi biz de sayfalarımıza taşıdık. Küresel ısınmadan, biyo-çeşitliliğe, ozon tabakasından, su döngüsü ve nükleer atıklara kadar hemen hemen tümü insan eliyle gerçekleşen bu 9 eşikte ne durumda olduğumuzu, bizi bekleyen yeni tehlikeleri, çözümler konusunda ne kadar yol alındığını dergimizde okuyacaksınız&#8230; ‘Merak’ konferanslarının ilki yapıldı HBT Konferansları yeniden başladı. Bu kez ana tema Merak ve geçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleştirdiğimiz ilk toplantıda Cem Say, Tanol Türkoğlu ve Tevfik Uyar “Merak öldü mü? İnsanlığın kadim yaşamda kalma dürtüsü olarak merak etmeye artık ihtiyacımız yok mu? Yerleşik kent yaşamının sağladığı türlü çeşitli ihtiyaçlar konforu, toplumun elinden, beyninden “merak iç güdüsü”nü koparıp aldı ve onu bir avuç azınlığın tekeline bıraktı diyebilir miyiz? Dijital dünyada merak “ gibi konuları ele aldılar. Konferansta Orhan Bursalı da “8 aylık merak maratonuna hoş geldiniz” diyerek kısa bir sunum yaptı. Doğan Kuban Hoca da ‘Uygarlık, Cumhuriyet ve Özgürlük’ başlıklı yazısında merak olgusundan yola çıkarak toplumların aydınlanmasını ve burada ekonomist ve aydınların görevini irdeliyor. Tanol Türkoğlu Dijital Kültür’de ‘Hümanist mi YaşamİST mi? ‘ diye soruyor merak konulu ilk konferansımızdan yola çıkarak.. Toplantıda okurlarımızdan gelen “Hümanist bir yapay zekâ yapılabilir mi?” sorusunun kendisine düşündürdüklerini anlatıyor. Arkadaşımız Batuhan Sarıcan penisilinin 90 yıllık öyküsünü derledi. Ömrünü bakterilere adayan Alexander Fleming’in tesadüf eseri keşfettiği penisilin bugüne kadar milyonlarca insanın hayatını kurtardı ama sürekli direnç kazanan bakterilere karşı savaşı bakalım sürdürebilecek mi? 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde ödevimiz 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerimize saygılarımızı sunuyoruz. 1928 yılında Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşlarına yeni harflerle okuma-yazma öğretmek amacıyla kurulan Millet Mektepleri’nin açıldığı ve Atatürk’ün başöğretmenliği kabul ettiği tarih aynı zamanda. İKÜ Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Ful Akıngüç Över öğretmenlerin değerine ilişkin farkındalığımız ülke olarak ne aşamada? sorusunu ortaya attı yazısında. Hepimizin yanıtlaması gereken diğer sorularla birlikte 24 Kasım ödevlerimizi yeniden anımsamanın zamanı.. Antik Roma’da kimler yaşıyordu? Kentin çalkantılı ve bir o kadar da gizemli geçmişini araştıran bilim insanları köklerin Anadolu, İran ve Yakındoğu’ya kadar uzandığını saptadılar. Ayrıntılar sayfalarımızda.. “İnsan Beyninin 8 Harikası’ başlıklı yazı serimizde bu kez yanıtını aradığımız soru “Düşünürken beynimizde neler oluyor?”. Aykut Göker’i özlemle anıyoruz Yazarımız Müfit Akyos 3 yıl önce kaybettiğimiz Aykut Göker’i ölüm yıldönümünde anıyor “Merhaba Aykut Abi” yazısı ile. Biz de kendisini özlemle anıyoruz. Dergimizde bu hafta sağlık sayfalarında çok işlevli ilaçların kardiyak hastalıkları azaltıp azaltmadığına ilişkin bir yazımız var. Prof. Mustafa Çetiner de son haftaların gündemini işgal eden ıspanak krizi hakkında yazdı. Futbol topunu kim tasarladı? Dünyanın en fazla ilgi gören sporu futbol. Peki futbol topunun geometrisi nasıl? Kim tasarladı? Ergun Akleman’ın yazısını ilgiyle okuyacağınızdan eminiz. Bilim ve Üniversite sayfasında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ve Kadir Sümerkent’in ‘Beyin-Bilgisayar arayüzleri‘ yazısının ilki var. Atılım Üniversitesi’nden Prof. Meltem Huri Baturay tablet ile multimedya destekli yabancı dil öğretiminin artıları eksileri üzerine yazdı. Ahmet Yavuz’un Mustafa Kemal Atatürk’ün Suriye Tasarrufu üzerine yazdığı serinin 3.sü de sayfalarımızda. İnsanın nasıl ve neden 2 ayak üzerinde dikilerek yürümeye başladığı ile ilgili yeni hipotezden bulaşıcı göz parazitlerine, Nil nehrinin ne zaman oluştuğundan Ozon tabakası ile ilgili yeni gelişmelere kadar Araştırma Gündemi sayfalarımızda ilginç konularla yeni karşınızdayız. Uykuda öğrenmenin gerçek mi yoksa aldatmaca mı olduğuna ilişkin yazıyı da okumanızı öneririz. Grafik Bilgi’de ise yurtdışında eğitim gören doktorların ülkelere göre dağılımını bulacaksınız. Bilim ve Beslenme sayfamızın bu haftaki konuğu tatlı patates. Ülkemizde çok fazla yetiştirilmeyen bu besinin faydaları hayli fazla. Hayvanlar dünyasında bu kez konuk soyu tükendiği sanılan cüce geyiğin öyküsü.. Gelecek cumaya kadar bilimde ve HBT’de kalın&#8230; Herkese keyifli okumalar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerkurenin-9-tehlike-sinirinin-4unu-astik">Yerkürenin 9 tehlike sınırının 4’ünü aştık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-15934" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Gezegenimiz hangi noktadan sonra insanoğlunun yaşamasına izin vermeyecek duruma gelir? Bu sorunun yanıtını bulmak isteyen bilim insanları bundan 10 yıl önce 9 tehlike eşiği belirlemişlerdi. Ve bunların aşılması halinde Dünya’nın yaşam destek sistemlerinin dengesiz hale geleceğini ve gezegenin kaosa sürüklenme riskinin ortaya çıkacağını saptamışlardı.</p>
<p>Bunları söyledikten sonra kötü haberi verelim: Ne yazık ki bu 9 tehlike eşiğinin 4’ü aşılmış durumda. Araştırmayı Almanya’da Postdam İklim Etkileri Araştırma Enstitü bilim insanları yapmışlardı. Enstitünün direktörü <strong>Johan Rockström</strong> 10 yıl içinde geldiğimiz noktayı değerlendirdi. <strong>Murat Altaş</strong>’ın New Scientist’ten derlediği söyleşiyi biz de sayfalarımıza taşıdık. Küresel ısınmadan, biyo-çeşitliliğe, ozon tabakasından, su döngüsü ve nükleer atıklara kadar hemen hemen tümü insan eliyle gerçekleşen bu 9 eşikte ne durumda olduğumuzu, bizi bekleyen yeni tehlikeleri, çözümler konusunda ne kadar yol alındığını dergimizde okuyacaksınız&#8230;</p>
<p>‘<strong>Merak’ konferanslarının ilki yapıldı</strong></p>
<p>HBT Konferansları yeniden başladı. Bu kez ana tema <strong>Merak</strong> ve geçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleştirdiğimiz ilk toplantıda <strong>Cem Say</strong>, <strong>Tanol Türkoğlu</strong> ve <strong>Tevfik Uyar</strong> “Merak öldü mü? İnsanlığın kadim yaşamda kalma dürtüsü olarak merak etmeye artık ihtiyacımız yok mu? Yerleşik kent yaşamının sağladığı türlü çeşitli ihtiyaçlar konforu, toplumun elinden, beyninden “merak iç güdüsü”nü koparıp aldı ve onu bir avuç azınlığın tekeline bıraktı diyebilir miyiz? Dijital dünyada merak “ gibi konuları ele aldılar. Konferansta <strong>Orhan Bursalı</strong> da <em>“8 aylık merak maratonuna hoş geldiniz</em>” diyerek kısa bir sunum yaptı.</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> Hoca da <em>‘Uygarlık, Cumhuriyet ve Özgürlük’</em> başlıklı yazısında merak olgusundan yola çıkarak toplumların aydınlanmasını ve burada ekonomist ve aydınların görevini irdeliyor.</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong> Dijital Kültür’de ‘Hümanist mi YaşamİST mi? ‘ diye soruyor merak konulu ilk konferansımızdan yola çıkarak.. Toplantıda okurlarımızdan gelen “Hümanist bir yapay zekâ yapılabilir mi?” sorusunun kendisine düşündürdüklerini anlatıyor.</p>
<p>Arkadaşımız <strong>Batuhan Sarıcan</strong> penisilinin 90 yıllık öyküsünü derledi. Ömrünü bakterilere adayan <strong>Alexander Fleming</strong>’in tesadüf eseri keşfettiği penisilin bugüne kadar milyonlarca insanın hayatını kurtardı ama sürekli direnç kazanan bakterilere karşı savaşı bakalım sürdürebilecek mi?</p>
<p><strong>24 Kasım Öğretmenler Günü’nde ödevimiz</strong></p>
<p>24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerimize saygılarımızı sunuyoruz. 1928 yılında Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşlarına yeni harflerle okuma-yazma öğretmek amacıyla kurulan Millet Mektepleri’nin açıldığı ve Atatürk’ün başöğretmenliği kabul ettiği tarih aynı zamanda. İKÜ Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı <strong>Ful Akıngüç Över</strong> öğretmenlerin değerine ilişkin farkındalığımız ülke olarak ne aşamada? sorusunu ortaya attı yazısında. Hepimizin yanıtlaması gereken diğer sorularla birlikte 24 Kasım ödevlerimizi yeniden anımsamanın zamanı..</p>
<p>Antik Roma’da kimler yaşıyordu? Kentin çalkantılı ve bir o kadar da gizemli geçmişini araştıran bilim insanları köklerin Anadolu, İran ve Yakındoğu’ya kadar uzandığını saptadılar. Ayrıntılar sayfalarımızda..</p>
<p>“İnsan Beyninin 8 Harikası’ başlıklı yazı serimizde bu kez yanıtını aradığımız soru “Düşünürken beynimizde neler oluyor?”.</p>
<p><strong>Aykut Göker’i özlemle anıyoruz</strong></p>
<p>Yazarımız <strong>Müfit Akyos</strong> 3 yıl önce kaybettiğimiz <strong>Aykut Göker</strong>’i ölüm yıldönümünde anıyor “Merhaba Aykut Abi” yazısı ile. Biz de kendisini özlemle anıyoruz.</p>
<p>Dergimizde bu hafta sağlık sayfalarında çok işlevli ilaçların kardiyak hastalıkları azaltıp azaltmadığına ilişkin bir yazımız var. <strong>Prof. Mustafa Çetiner </strong>de son haftaların gündemini işgal eden ıspanak krizi hakkında yazdı.</p>
<p><strong>Futbol topunu kim tasarladı?</strong></p>
<p>Dünyanın en fazla ilgi gören sporu futbol. Peki futbol topunun geometrisi nasıl? Kim tasarladı? <strong>Ergun Akleman’ın</strong> yazısını ilgiyle okuyacağınızdan eminiz.</p>
<p>Bilim ve Üniversite sayfasında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı <strong>Prof. Dr. Türker Kılıç </strong>ve <strong>Kadir Sümerken</strong>t’in ‘Beyin-Bilgisayar arayüzleri‘ yazısının ilki var.</p>
<p>Atılım Üniversitesi’nden <strong>Prof. Meltem Huri Baturay</strong> tablet ile multimedya destekli yabancı dil öğretiminin artıları eksileri üzerine yazdı.</p>
<p><strong>Ahmet Yavuz</strong>’un Mustafa Kemal Atatürk’ün Suriye Tasarrufu üzerine yazdığı serinin 3.sü de sayfalarımızda.</p>
<p>İnsanın nasıl ve neden 2 ayak üzerinde dikilerek yürümeye başladığı ile ilgili yeni hipotezden bulaşıcı göz parazitlerine, Nil nehrinin ne zaman oluştuğundan Ozon tabakası ile ilgili yeni gelişmelere kadar Araştırma Gündemi sayfalarımızda ilginç konularla yeni karşınızdayız.</p>
<p>Uykuda öğrenmenin gerçek mi yoksa aldatmaca mı olduğuna ilişkin yazıyı da okumanızı öneririz.</p>
<p>Grafik Bilgi’de ise yurtdışında eğitim gören doktorların ülkelere göre dağılımını bulacaksınız.</p>
<p>Bilim ve Beslenme sayfamızın bu haftaki konuğu tatlı patates. Ülkemizde çok fazla yetiştirilmeyen bu besinin faydaları hayli fazla.</p>
<p>Hayvanlar dünyasında bu kez konuk soyu tükendiği sanılan cüce geyiğin öyküsü..</p>
<p>Gelecek cumaya kadar bilimde ve HBT’de kalın&#8230; Herkese keyifli okumalar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerkurenin-9-tehlike-sinirinin-4unu-astik">Yerkürenin 9 tehlike sınırının 4’ünü aştık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15945</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 191. Sayı – 22 Kasım 2019</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-191-sayi-22-kasim-2019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2019 12:57:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[neandertal]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler günü]]></category>
		<category><![CDATA[ozon deliği]]></category>
		<category><![CDATA[plastik atık]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerküre alarmda: 9 tehlikenin 4&#8217;ü gerçekleşti Romalıların kökleri Anadolu, İran ve Yakındoğu&#8217;da Alexander Fleming: Penisilinin 90 yıllık hikâyesi Uykuda öğrenme: Aldatmaca mı gerçek mi? Araştırma Gündemi: İnsan evriminde yeni bir sayfa  Ozon deliği iyice küçüldü Proton sanılandan daha küçükmüş Bulaşıcı göz paraziti ikinci kez insanda görüldü Homo erectus ve Neandertal sanıldığından daha usta denizciler miydi? 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nde ödevimiz ne olmalı? &#8211; Ful Akıngüç Över Uygarlık, cumhuriyet ve özgürlük &#8211; Doğan Kuban Hümanist mi &#8216;yaşam&#8217;ist mi? Tanol Türkoğlu Merhaba Aykut abi.. &#8211; Müfit Akyos Futbol topunu kim tasarladı? &#8211; Ergun Akleman Beyin-bilgisayar arayüzleri &#8211; Kadir Sümerkent, Türker Kılıç İnsan beyninin 8 harikası (4): Düşünürken beynimizde neler oluyor? HBT Konferansları başladı: Merak ütopya gibidir, ilerlemeye yarar İlk yılında Blockchain Türkiye Platformu M. Kemal&#8217;in Suriye tasavvuru üzerine (3) &#8211; Ahmet Yavuz Ispanak iftiraya mı uğradı? &#8211; Mustafa Çetiner Çok işlevli ilaçlar kardiyak hastalıklara çözüm mü? Tatlı patates yoksul ülkelerin can simidi Tabletle multimedya destekli yabancı dil öğretimi (1) &#8211; Meltem Huri Baturay Soyu tükendiği sanılan cüce geyikler Vietnam&#8217;da ortaya çıktı Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-191-sayi-22-kasim-2019">HBT Dergi 191. Sayı – 22 Kasım 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-15934" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/11/191.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Yerküre alarmda: 9 tehlikenin 4&#8217;ü gerçekleşti<br />
Romalıların kökleri Anadolu, İran ve Yakındoğu&#8217;da<br />
Alexander Fleming: Penisilinin 90 yıllık hikâyesi<br />
Uykuda öğrenme: Aldatmaca mı gerçek mi?<br />
Araştırma Gündemi:<br />
<em>İnsan evriminde yeni bir sayfa </em><br />
<em>Ozon deliği iyice küçüldü </em><br />
<em>Proton sanılandan daha küçükmüş</em><br />
<em>Bulaşıcı göz paraziti ikinci kez insanda görüldü</em><br />
<em>Homo erectus ve Neandertal sanıldığından daha usta denizciler miydi?</em><br />
24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nde ödevimiz ne olmalı? &#8211; Ful Akıngüç Över<br />
Uygarlık, cumhuriyet ve özgürlük &#8211; Doğan Kuban<br />
Hümanist mi &#8216;yaşam&#8217;ist mi? Tanol Türkoğlu<br />
Merhaba Aykut abi.. &#8211; Müfit Akyos<br />
Futbol topunu kim tasarladı? &#8211; Ergun Akleman<br />
Beyin-bilgisayar arayüzleri &#8211; Kadir Sümerkent, Türker Kılıç<br />
İnsan beyninin 8 harikası (4): Düşünürken beynimizde neler oluyor?<br />
HBT Konferansları başladı: Merak ütopya gibidir, ilerlemeye yarar<br />
İlk yılında Blockchain Türkiye Platformu<br />
M. Kemal&#8217;in Suriye tasavvuru üzerine (3) &#8211; Ahmet Yavuz<br />
Ispanak iftiraya mı uğradı? &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Çok işlevli ilaçlar kardiyak hastalıklara çözüm mü?<br />
Tatlı patates yoksul ülkelerin can simidi<br />
Tabletle multimedya destekli yabancı dil öğretimi (1) &#8211; Meltem Huri Baturay<br />
Soyu tükendiği sanılan cüce geyikler Vietnam&#8217;da ortaya çıktı</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-191-sayi-22-kasim-2019">HBT Dergi 191. Sayı – 22 Kasım 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15936</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Liechtenstein 300 yaşında</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/liechtenstein-300-yasinda</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 07:54:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[blockchain]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[Liechtenstein]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15095</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsviçre ile Avusturya arasında sandviç gibi bir ülke. Hepi topu 162 kilometre kare. Nüfus sadece 38 bin 380. Bunun yüzde 40’ı yabancılar: Alman, Avusturyalı, İsviçreli, İtalyan v.d. Her sefer Liechtenstein demek yerine, kısaca “L”, o kadar ufak ki kuzey-güney uzunluğu 25 kilometre. Doğu-batı eni 9.4 kilometre. İsviçre ile Avusturya arasına sıkışsa da, önemli bütün işbirliklerini İsviçre ile yapar. Öyle ki, iki ülke arasında “sınır” Ren Nehri, ama sınır yok. Havaalanı da yok. Karayolu İsviçre’ye (Ren üzerindeki köprüyle), demiryolu Avusturya’ya bağlar. Bu köprüde bir küçük tabela, L’a “girdiğinizi” gösterir: Fürstentum Liechtenstein. Avusturya tarafından gelirseniz, “sınırdaki” hep açık gümrük kapısındaki memurlar İsviçreli. L, Şengen Bölgesi’nde, ama AB üyesi değil. Pasaportunuza damga isterseniz, “başkent” Vaduz’da (nüfus 5,200) postanede 3 Euro karşılığı L damgası bastırabilirsiniz. İşte böyle bir L burası: Almanya, Avusturya ve İtalya’nın büyük kısmını kaplayan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’ndan günümüze kalanbir tarihi miras. Bankacılık ve para saklama konusunda üstad İsviçre’nin bu gayet zengin “yeğeni” 15 Ağustos’ta 300’üncü kuruluş yıldönümünü kutladı. 1719’da L, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı bir prenslik olarak kabul edilmişti. 1806’da “bağımsız” olmuş. 1918’de İsviçre ile ittifak. 1924’te iki ülke arasında gümrük birliği. 1984’te kadınlara seçme-seçilme hakkı tanıyor. 1990’da Birleşmiş Milletler’e üye. Ülke nüfusundan çok şirket Yabancılara sağladığı vergi kolaylıkları sayesinde burayı 74 bin şirket “adres” olarak gösteriyor. Bunların arasında ak olanlar kadar, “gri” olanlar da var elbette. OECD, bu yüzden 2007’de L’yi “Gri Listeye” aldı: Finansal saydamlıkta sorunlu, ama bunu düzeltmeyi vaad eden ülke sınıfına… L, bu arada ödevini yaptı, 2009’da Gri Liste’den çıktı. Bu konularda OECD ile daha yakın işbirliği yapmayı ise henüz 2015’te kabul etti. (https://bit.ly/2kuusGH) Finans sektörü L için pek mühim: Yurt içi gelirinin (GSYİH) dörtte biri. Nüfusun yüzde 16’sı finansta çalışıyor. Finans demişken, Yönetici Prens Hans-Adam’ın maddi varlığı da öyle böyle değil: 4.4 milyar dolar. Ailesinin 12’inci yüzyıldan beri sahip olduğu menkul ve gayrımenkulün tutarı. Bloomberg’e göre İngiltere Kraliçesi bile, 500 milyon dolarlık servetiyle “epey dar gelirli”. (https://bloom.bg/2lgYQ7d) Blok zincirine yasa yaptılar Prens ile Veliaht Prens’in ve hükümetin girişimiyle şimdilerde L, İsviçre’nin desteğiyle, blok zincirine (blockchain) hukuksal bir çerçeve çizmeye girişiyor: 6 Haziran’da L Parlamentosu, ülkede bir “token ekonomisi” kurulmasını sağlayacak yasayı onayladı. Başkent Vaduz’daki “pasaport postanesi” nakit parayı Bitcoin’e çevirmeye başladı: Bitcoin dijital para olduğu için, fiziksel varlığı yok. Postane, size onun değeri kadar bir “elektronik cüzdan” veriyor. (https://bit.ly/2ktfUY2) İşte bu eski ama yenilikçi ülkenin 300’üncü doğumgünü özellikle Germen komşularını ilgilendirdi: Almanya, Avusturya, İsviçre’nin Almanca konuşulan kuzey bölgesini. Ve tabii, diğer ülkeler, L’nin tarihindeki tuhaflıkları sıralayarak anmaya katıldılar. Askeri tarihi olmayan ülke Ülkenin tarihindeki “son” seferberlik 1866’da Prusya’nın Avusturya’yı yendiği 7 Hafta Savaşı sırasında yaşanmış. L’nin tamamı 80 (yazıyla: Seksen) kişilik “ordusu”, sınırda bir hafta beklemiş. Gelen giden olmamış. Üstelik, dağda tam da Ağustos ortasında kar fırtınasına yakalanmışlar. Evlerine dönerken Avusturyalı bir subay da onlara katılmış. Böylece birlik, başkentte 81 kişi olarak karşılanmış. İki yıl sonra L, bu askerleri terhis edip, tarafsızlığını ilan etmiş. Birinci ve İkinci Savaşlarda kimse (Hitler bile) ilişmemiş. Ama ummadık taş baş yarar misali, ülkeye iki “saldırı” komşusu ve koruyucusu İsviçre’den “yanlışlıkla” gelmiş (günümüzün moda sözcüğü ile: “sehven”). 1992 Ekim ayında İsviçreli askerler sınırdan girip Triesenberg köyünün orada bir nöbetçi barınağı yapmaya başlamışlar. Hayatında asker görmemiş bir köylü kadın, eline sopayı alıp onları Ren’in öte yakasına kovalamış. İsviçre daha sonra bu sınır “ihlalinden” dolayı L’den özür dilemiş. Benzer bir olay 2007’de de var. İsviçre’den 170 asker “karanlıkta yollarını kaybedip” L’e girip dolaşmışlar. Durum anlaşılınca İsviçre’den yine bir özür. (https://bit.ly/2ks8X9u) Stalin’e kafa tutmak? L, istila görmediği için askeri tarihi de yok. Ama öyle bir askeri olayı var ki gerçekten ibretlik. L, bir zamanlar devlerin en kocamanı Sovyetler Birliği’ne ve onun karanlık suratlı diktatörü Stalin’e kafa tutmuş. (https://bit.ly/2lP7KpQ) Yıl 1945. İkinci Dünya Savaşı’nın son günleri. 2 Mayıs gecesi Alman ordusunda görevli 500 Rus askeri Avusturya &#8211; L sınırını geçer, siyasal sığınma ister. Alman ordusunda görevli Rus askeri ne demek? Almanların safına geçen, komünizm karşıtı Ruslar. Bu askerlerin orada ne işi var? Çünkü Avusturya, savaşta Sovyet işgaline uğramıştı. Rus askerler Batı’ya sığınmak istiyor. Prens Franz Joseph II hepsine siyasal sığınma hakkını tanır. Ama Stalin, bu askerleri cezalandırmayı kafaya koymuş. Prensten ister. Prens vermez. Oysa 1945 Yalta Konferansı’nda kararlaştırıldığı gibi, İngiltere, ABD ve Fransa, bu askerleri Ruslara hemen verdiler. Stalin de onlara neler yaptı kim bilir? L, ise Stalin’e kafa tutar. Bir Sovyet heyeti gelip sığınmacılarla görüşür. İçlerinden 300’ü geri dönmeyi kabul eder. Her halde, ölümüne? 200’ü kalır. Sonradan çoğu Arjantine gider. Sokhin adlı bir asker ise L’li bir kıza tutulur, evlenip L’de kalır. 1990’lara kadar sakin bir yaşam sürmüş. Şimdi L’de bu olayı ölümsüzleştiren gösterişsiz bir anıt var, Avusturya sınırına yakın. (https://bit.ly/2lxsVzY) İsviçre ile Avusturya arasında kendi halinde memnun mesut bir sandviç olarak yaşayan L, onurlu ve cesur olduğunu göstermiş: İngiltere, Fransa, ABD’nin aksine. Edip Emil Öymen *Bu yazı 06.09.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/liechtenstein-300-yasinda">Liechtenstein 300 yaşında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre ile Avusturya arasında sandviç gibi bir ülke. Hepi topu 162 kilometre kare. Nüfus sadece 38 bin 380. Bunun yüzde 40’ı yabancılar: Alman, Avusturyalı, İsviçreli, İtalyan v.d.</p>
<p>Her sefer Liechtenstein demek yerine, kısaca “L”, o kadar ufak ki kuzey-güney uzunluğu 25 kilometre. Doğu-batı eni 9.4 kilometre. İsviçre ile Avusturya arasına sıkışsa da, önemli bütün işbirliklerini İsviçre ile yapar. Öyle ki, iki ülke arasında “sınır” Ren Nehri, ama sınır yok.</p>
<p>Havaalanı da yok. Karayolu İsviçre’ye (Ren üzerindeki köprüyle), demiryolu Avusturya’ya bağlar. Bu köprüde bir küçük tabela, L’a “girdiğinizi” gösterir: Fürstentum Liechtenstein. Avusturya tarafından gelirseniz, “sınırdaki” hep açık gümrük kapısındaki memurlar İsviçreli. L, Şengen Bölgesi’nde, ama AB üyesi değil. Pasaportunuza damga isterseniz, “başkent” Vaduz’da (nüfus 5,200) postanede 3 Euro karşılığı L damgası bastırabilirsiniz. İşte böyle bir</p>
<p>L burası: Almanya, Avusturya ve İtalya’nın büyük kısmını kaplayan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’ndan günümüze kalanbir tarihi miras.</p>
<p>Bankacılık ve para saklama konusunda üstad İsviçre’nin bu gayet zengin “yeğeni” 15 Ağustos’ta 300’üncü kuruluş yıldönümünü kutladı. 1719’da L, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı bir prenslik olarak kabul edilmişti. 1806’da “bağımsız” olmuş. 1918’de İsviçre ile ittifak. 1924’te iki ülke arasında gümrük birliği. 1984’te kadınlara seçme-seçilme hakkı tanıyor. 1990’da Birleşmiş Milletler’e üye.</p>
<p><strong>Ülke nüfusundan çok şirket</strong></p>
<p>Yabancılara sağladığı vergi kolaylıkları sayesinde burayı 74 bin şirket “adres” olarak gösteriyor. Bunların arasında ak olanlar kadar, “gri” olanlar da var elbette. OECD, bu yüzden 2007’de L’yi “Gri Listeye” aldı: Finansal saydamlıkta sorunlu, ama bunu düzeltmeyi vaad eden ülke sınıfına… L, bu arada ödevini yaptı, 2009’da Gri Liste’den çıktı. Bu konularda OECD ile daha yakın işbirliği yapmayı ise henüz 2015’te kabul etti. (<a href="https://bit.ly/2kuusGH">https://bit.ly/2kuusGH</a>)</p>
<p>Finans sektörü L için pek mühim: Yurt içi gelirinin (GSYİH) dörtte biri. Nüfusun yüzde 16’sı finansta çalışıyor. Finans demişken, Yönetici Prens Hans-Adam’ın maddi varlığı da öyle böyle değil: 4.4 milyar dolar. Ailesinin 12’inci yüzyıldan beri sahip olduğu menkul ve gayrımenkulün tutarı. Bloomberg’e göre İngiltere Kraliçesi bile, 500 milyon dolarlık servetiyle “epey dar gelirli”. (<a href="https://bloom.bg/2lgYQ7d">https://bloom.bg/2lgYQ7d</a>)</p>
<p><strong>Blok zincirine yasa yaptılar</strong></p>
<p>Prens ile Veliaht Prens’in ve hükümetin girişimiyle şimdilerde L, İsviçre’nin desteğiyle, blok zincirine (blockchain) hukuksal bir çerçeve çizmeye girişiyor: 6 Haziran’da L Parlamentosu, ülkede bir “token ekonomisi” kurulmasını sağlayacak yasayı onayladı. Başkent Vaduz’daki “pasaport postanesi” nakit parayı Bitcoin’e çevirmeye başladı: Bitcoin dijital para olduğu için, fiziksel varlığı yok. Postane, size onun değeri kadar bir “elektronik cüzdan” veriyor. (<a href="https://bit.ly/2ktfUY2">https://bit.ly/2ktfUY2</a>)</p>
<p>İşte bu eski ama yenilikçi ülkenin 300’üncü doğumgünü özellikle Germen komşularını ilgilendirdi: Almanya, Avusturya, İsviçre’nin Almanca konuşulan kuzey bölgesini. Ve tabii, diğer ülkeler, L’nin tarihindeki tuhaflıkları sıralayarak anmaya katıldılar.</p>
<p><strong>Askeri tarihi olmayan ülke</strong></p>
<p>Ülkenin tarihindeki “son” seferberlik 1866’da Prusya’nın Avusturya’yı yendiği 7 Hafta Savaşı sırasında yaşanmış. L’nin tamamı 80 (yazıyla: Seksen) kişilik “ordusu”, sınırda bir hafta beklemiş. Gelen giden olmamış. Üstelik, dağda tam da Ağustos ortasında kar fırtınasına yakalanmışlar. Evlerine dönerken Avusturyalı bir subay da onlara katılmış. Böylece birlik, başkentte 81 kişi olarak karşılanmış. İki yıl sonra L, bu askerleri terhis edip, tarafsızlığını ilan etmiş. Birinci ve İkinci Savaşlarda kimse (Hitler bile) ilişmemiş.</p>
<p>Ama ummadık taş baş yarar misali, ülkeye iki “saldırı” komşusu ve koruyucusu İsviçre’den “yanlışlıkla” gelmiş (günümüzün moda sözcüğü ile: “sehven”). 1992 Ekim ayında İsviçreli askerler sınırdan girip Triesenberg köyünün orada bir nöbetçi barınağı yapmaya başlamışlar. Hayatında asker görmemiş bir köylü kadın, eline sopayı alıp onları Ren’in öte yakasına kovalamış. İsviçre daha sonra bu sınır “ihlalinden” dolayı L’den özür dilemiş. Benzer bir olay 2007’de de var. İsviçre’den 170 asker “karanlıkta yollarını kaybedip” L’e girip dolaşmışlar. Durum anlaşılınca İsviçre’den yine bir özür. (<a href="https://bit.ly/2ks8X9u">https://bit.ly/2ks8X9u</a>)</p>
<p><strong>Stalin’e kafa tutmak?</strong></p>
<p>L, istila görmediği için askeri tarihi de yok. Ama öyle bir askeri olayı var ki gerçekten ibretlik. L, bir zamanlar devlerin en kocamanı Sovyetler Birliği’ne ve onun karanlık suratlı diktatörü Stalin’e kafa tutmuş. (<a href="https://bit.ly/2lP7KpQ">https://bit.ly/2lP7KpQ</a>)</p>
<p>Yıl 1945. İkinci Dünya Savaşı’nın son günleri. 2 Mayıs gecesi Alman ordusunda görevli 500 Rus askeri Avusturya &#8211; L sınırını geçer, siyasal sığınma ister. Alman ordusunda görevli Rus askeri ne demek? Almanların safına geçen, komünizm karşıtı Ruslar. Bu askerlerin orada ne işi var? Çünkü Avusturya, savaşta Sovyet işgaline uğramıştı. Rus askerler Batı’ya sığınmak istiyor.</p>
<p>Prens Franz Joseph II hepsine siyasal sığınma hakkını tanır. Ama Stalin, bu askerleri cezalandırmayı kafaya koymuş. Prensten ister. Prens vermez. Oysa 1945 Yalta Konferansı’nda kararlaştırıldığı gibi, İngiltere, ABD ve Fransa, bu askerleri Ruslara hemen verdiler. Stalin de onlara neler yaptı kim bilir?</p>
<p>L, ise Stalin’e kafa tutar. Bir Sovyet heyeti gelip sığınmacılarla görüşür. İçlerinden 300’ü geri dönmeyi kabul eder. Her halde, ölümüne? 200’ü kalır. Sonradan çoğu Arjantine gider. Sokhin adlı bir asker ise L’li bir kıza tutulur, evlenip L’de kalır. 1990’lara kadar sakin bir yaşam sürmüş. Şimdi L’de bu olayı ölümsüzleştiren gösterişsiz bir anıt var, Avusturya sınırına yakın. (<a href="https://bit.ly/2lxsVzY">https://bit.ly/2lxsVzY</a>)</p>
<p>İsviçre ile Avusturya arasında kendi halinde memnun mesut bir sandviç olarak yaşayan L, onurlu ve cesur olduğunu göstermiş: İngiltere, Fransa, ABD’nin aksine.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><em>*Bu yazı 06.09.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı. </em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/liechtenstein-300-yasinda">Liechtenstein 300 yaşında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15095</post-id>	</item>
		<item>
		<title>20 yıl sonra, depremde neredeyiz? Celal Şengör, Mustafa Erdik ve Sinan Özeren’den önemli saptamalar</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/20-yil-sonra-depremde-neredeyiz-celal-sengor-mustafa-erdik-ve-sinan-ozerenden-onemli-saptamalar</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Aug 2019 16:19:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[büyük istanbul depremi]]></category>
		<category><![CDATA[d vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Renkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şüphesiz 1999’dan bugüne arada bir kuşak yetişti ve onlar depremi, 20 yıl önce yaşadıklarımızı bizim gibi bilmiyorlar. 20 yıldır aslında İstanbul depremi gündemde, evet kaçınılmaz olarak bu depremi yaşayacağız, ama ne zaman belirsiz. Ama şu var: Her yıl büyük İstanbul depreminin gerçekleşme olasılığı %2,5. Prof. Celal Şengör ile bugün gelinen noktayı konuştuk. Her şeyi sorduk ve yanıtladı. Ya tek parça kırılacak ve 7,6 büyüklükte olacak ya da iki parça ve her biri 7’nin üzerinde iki deprem yaşayacağız&#8230; Deprem’in İstanbul’a verebileceği zarar üzerine en iyi senaryo çalışmalarını yapan Prof. Mustafa Erdik ile depremin en çok etkileyeceği İstanbul bölgelerini içeren senaryosunu konuştuk, dedi ki, 20 yıl önceki senaryomuz ve yazdıklarımız aynen bugün de geçerli: 100 milyar doları aşan bir hasara hazır olalım. Hangi yapıların en tehlikeli olduğu konusu ve ayrıntılar sayfalarımızda&#8230; Bir de Tsunami meselesi var. Doç. Sinan Özeren bu konunun uzmanlarından&#8230; Beklenen depremin 1509’da yaşanan en büyük depreme benzeyeceğini düşünüyor diğer bilim insanlarımız gibi. Ve o tarihte Tsunami dalgalarının surları aştığına ilişkin kayıtlar var. Özeren bu olasılıkları yazdı. Size, Kocaeli depreminin 20. yılında dört dörtlük bir deprem dosyası hazırlamaya çalıştık. Bu sayıda Batuhan Sarıcan ve Tanol Türkoğlu, çok ilginç bir gelişmeyi gündeme taşıyorlar. Başta nüfus kâğıdı ve diğer vatandaşlık belgeleri olmak üzere belediye hizmetleri gibi kamusal işlemleri blokzinciri üzerine taşıma konusunda bir proje geliştiren Enis Uysal ile konuştular: Hiç bir şey kayıp olmayacak! Uysal, geliştirdikleri teknolojiyi patentleme aşamasında olduklarını belirtti. Yarının dünyası kesin farklı olacak! Tanol Türkoğlu, kendi köşesinde de blokzinciri anlatıyor. İnternet kullanıcılarının belki de en büyük sorunu güvenlik. Bugüne dek internet mimarisinin temel motivasyonu iletişimi kesintisiz sürdürmekti. Güvenliğin de son yıllarda ön plana çıkmasıyla blokzinciri mimarisi devrimsel bir nitelik taşımaya başladı. Blokzinciri mimarisi sayesinde “güven”e gerek kalmayacak. Mustafa Çetiner geçen hafta başlattığı D vitamini konusuna bu sayıda da devam ediyor ve soruyor: “D vitamin ölçümlerini yaptırmak ve D vitamini takviyeleri almak gerçekten gerekiyor mu? D vitamini salgını yalnızca vitamin firmalarına mı yarıyor?” Politik Bilim köşemizde Müfit Akyos, bilimde soruların yanıtlardan daha önemli olduğunu iki önemli kitaba atıf yaparak anlatıyor. Biri insanlık tarihinde umut ve umutsuzluk döngüsünde fikir özgürlüğünün önemine değinen Stefan Zweig’ın Vicdan Zorbalığa Karşı isimli kitabı, diğeri bilimin ve işlevinin soru sormak olduğuna vurgu yapan Stuart Firestein’ın Cehalet Bilimi İleriye Taşıyan Güç başlıklı kitabı. Günümüzde de önemini koruyan bu iki konuya açıklık getiren iki kitabı da edinmekte fayda var. Tabii, Akyos’un çıkış yaptığı konu ise bir başka kitap: Prekazi Vurdu Gol Oldu! O sadece mükemmel bir futbolcu değil, aynı zamanda bir entelektüel insan! Bilimsel araştırmaların zayıf halkası Beslenmeyle ilgili araştırmaların sürekli olarak çelişen sonuçlar vermesinden sıkıldınız mı? Reyhan Oksay besin araştırmalarının ortaya çıkarttığı bulgulara güvenimizi kaybetmemize yol açan etmenleri sıralıyor ve bu bağlamda bilimsel araştırmaların zayıf halkalarından biri olan gözlemsel araştırmaların sakıncalarına değiniyor. Havaalanlarında bulunan vücut tarayıcılarındaki radyasyonun tehlikeli olup olmadığı sorusu hepimizde kaygı yaratıyor. Oysa uzmanlar havaalanlarındaki radyasyon dozunun önemsenmeyecek kadar küçük olduğunu ve tıbbi X ışınlarıyla karşılaştırıldığında devede kulak kaldığını söylüyor. Örneğin bir akciğer röntgeni, havaalanı tarayıcısına göre vücuda kabaca 1000 kat fazla radyasyon veriyor. Eğer fark edilmek istiyorsanız kırmızı giyin. Renklerin insanların bilinç altılarını nasıl ele geçirdiğini okuyunca giyiminize daha fazla özen göstereceksiniz&#8230; Bitkilerin de zeki olup olmadıkları bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir konu. Bitki ekologları bitkilerin hayatta kalmak için kullandıkları stratejileri araştırdıkça ilginç örneklerle karşılaşıyorlar. Sarp kayalıklarda yetişen bitkiler kayaları parçalayarak besin elde edebiliyor. Dünyanın sonu için hazırlık yapıyor musunuz? Bu soruya verilen yanıtların içinde en ilginci miyopların doğru bir görüntü için gözlük depolaması. Mesela ünlü web sitesi Reddit’in CEO’su diyor ki, olacakları iyi görmek için gözlük alırım&#8230; Peki, gözlük bulunmadan önce görme bozukluğu olan insanlar ne yapıyorlardı? Bilim tarihinin bu ilginç sayfası, okuma eyleminin önündeki bu en büyük engeli insanların nasıl aştığını anlatıyor. Karmaşık sosyal yapı yalnızca insan topluluklarına mı özgüdür? Yıllardır büyük maymunların yaşam şekillerini araştıran zoologlar gorillerin de insanlardakine benzer hiyerarşik sosyal bir yapıya sahip olduklarını söylüyor. Araştırma görevlisi Seda Kermen yaşamımızın vazgeçilmez bileşeni olan suyu anlatıyor. Su kaybının vücut sistemlerine verdiği zarara dikkat çekerek, %20’lik bir su kaybının ölümlere yol açabileceğini söylüyor. Bilim ve Üniversite sayfamızda BAU Tıp Dekanı Türker Kılıç’ın Dünya Bilim ve Sanat Akademisi’nde beynimiz ve bağlantısallık üzerine yaptığı ve ilgi çeken önemli konuşmasının ikinci bölümü okuyacaksınız. Dilek İşler, çocukları oyun ve oyuncak müzelerine götürmenin önemine değiniyor. Bu kurumlar içinde barındırdıkları oyun imkanları ve görsel çeşitlilik açısından çocuk eğitiminde büyük öneme sahip. Bu yararları İşler, tek tek açıklıyor. İnsan bedeninin sırları isimli köşemiz, Araştırma Gündemi’nde, Ay üzerine yeni araştırmayı, ilkel eklembacaklılar üzerine şaşırtıcı yeni bilgileri, dünyanın en hızlı koşan büyük parçalayıcı ejderi ve pek çok yeni haberleri okuyacaksınız. Grafik –Bilgi, bilim ve bulmaca ve daha pek çok ilginç sayfamızla HBT’yi tüm Türkiye’nin okumasını sağlamak hepimizin görevi. Bilgi güçtür, yarını kurmaktır, merak bizi yeni dünyalara götürür. Depremlerin mümkün olduğunca geç geldiği ve az hasar verdiği bir gelecek beklentisi ile… Haftaya kadar sevgi ve dostlukla&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/20-yil-sonra-depremde-neredeyiz-celal-sengor-mustafa-erdik-ve-sinan-ozerenden-onemli-saptamalar">20 yıl sonra, depremde neredeyiz? Celal Şengör, Mustafa Erdik ve Sinan Özeren’den önemli saptamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-14808 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Şüphesiz 1999’dan bugüne arada bir kuşak yetişti ve onlar depremi, 20 yıl önce yaşadıklarımızı bizim gibi bilmiyorlar. 20 yıldır aslında <strong>İstanbul depremi</strong> gündemde, evet kaçınılmaz olarak bu depremi yaşayacağız, ama ne zaman belirsiz. Ama şu var: Her yıl büyük İstanbul depreminin gerçekleşme olasılığı %2,5.</p>
<p>Prof. Celal Şengör ile bugün gelinen noktayı konuştuk. Her şeyi sorduk ve yanıtladı. Ya tek parça kırılacak ve<strong> 7,6 büyüklükte olacak ya da iki parça ve her biri 7’nin üzerinde iki deprem</strong> yaşayacağız&#8230; Deprem’in İstanbul’a verebileceği zarar üzerine en iyi senaryo çalışmalarını yapan Prof. Mustafa Erdik ile <strong>depremin en çok etkileyeceği İstanbul bölgelerini</strong> içeren senaryosunu konuştuk, dedi ki, 20 yıl önceki senaryomuz ve yazdıklarımız aynen bugün de geçerli: 100 milyar doları aşan bir hasara hazır olalım. Hangi yapıların en tehlikeli olduğu konusu ve ayrıntılar sayfalarımızda&#8230;</p>
<p>Bir de <strong>Tsunami</strong> meselesi var. Doç. Sinan Özeren bu konunun uzmanlarından&#8230; Beklenen depremin 1509’da yaşanan en büyük depreme benzeyeceğini düşünüyor diğer bilim insanlarımız gibi. Ve o tarihte Tsunami dalgalarının surları aştığına ilişkin kayıtlar var. Özeren bu olasılıkları yazdı.</p>
<p>Size, Kocaeli depreminin 20. yılında dört dörtlük bir deprem dosyası hazırlamaya çalıştık.</p>
<p>Bu sayıda Batuhan Sarıcan ve Tanol Türkoğlu, çok ilginç bir gelişmeyi gündeme taşıyorlar. Başta nüfus kâğıdı ve diğer vatandaşlık belgeleri olmak üzere belediye hizmetleri gibi <strong>kamusal işlemleri blokzinciri üzerine taşıma</strong> konusunda bir proje geliştiren Enis Uysal ile konuştular: Hiç bir şey kayıp olmayacak! Uysal, geliştirdikleri teknolojiyi patentleme aşamasında olduklarını belirtti. Yarının dünyası kesin farklı olacak!</p>
<p>Tanol Türkoğlu, kendi köşesinde de <strong>blokzinciri </strong>anlatıyor. İnternet kullanıcılarının belki de en büyük sorunu güvenlik. Bugüne dek internet mimarisinin temel motivasyonu iletişimi kesintisiz sürdürmekti. Güvenliğin de son yıllarda ön plana çıkmasıyla blokzinciri mimarisi devrimsel bir nitelik taşımaya başladı. Blokzinciri mimarisi sayesinde “güven”e gerek kalmayacak.</p>
<p>Mustafa Çetiner geçen hafta başlattığı <strong>D vitamini</strong> konusuna bu sayıda da devam ediyor ve soruyor: “<em>D vitamin ölçümlerini yaptırmak ve D vitamini takviyeleri almak gerçekten gerekiyor mu? D vitamini salgını yalnızca vitamin firmalarına mı yarıyor</em>?”</p>
<p>Politik Bilim köşemizde <strong>Müfit Akyos</strong>, bilimde soruların yanıtlardan daha önemli olduğunu <strong>iki önemli kitaba atıf yaparak</strong> anlatıyor. Biri insanlık tarihinde umut ve umutsuzluk döngüsünde fikir özgürlüğünün önemine değinen Stefan Zweig’ın <em>Vicdan Zorbalığa Karşı</em> isimli kitabı, diğeri bilimin ve işlevinin soru sormak olduğuna vurgu yapan Stuart Firestein’ın <em>Cehalet</em> <em>Bilimi İleriye Taşıyan Güç</em> başlıklı kitabı. Günümüzde de önemini koruyan bu iki konuya açıklık getiren iki kitabı da edinmekte fayda var. Tabii, Akyos’un çıkış yaptığı konu ise bir başka kitap: <em>Prekazi Vurdu Gol Oldu</em>! O sadece mükemmel bir futbolcu değil, aynı zamanda bir entelektüel insan!</p>
<p><strong>Bilimsel araştırmaların zayıf halkası</strong></p>
<p>Beslenmeyle ilgili araştırmaların sürekli olarak <strong>çelişen sonuçlar</strong> vermesinden sıkıldınız mı? Reyhan Oksay besin araştırmalarının ortaya çıkarttığı bulgulara güvenimizi kaybetmemize yol açan etmenleri sıralıyor ve bu bağlamda bilimsel araştırmaların zayıf halkalarından biri olan gözlemsel araştırmaların sakıncalarına değiniyor.</p>
<p>Havaalanlarında bulunan vücut tarayıcılarındaki radyasyonun tehlikeli olup olmadığı sorusu hepimizde kaygı yaratıyor. Oysa uzmanlar havaalanlarındaki radyasyon dozunun önemsenmeyecek kadar küçük olduğunu ve tıbbi X ışınlarıyla karşılaştırıldığında devede kulak kaldığını söylüyor. Örneğin bir akciğer röntgeni, havaalanı tarayıcısına göre vücuda kabaca 1000 kat fazla radyasyon veriyor.</p>
<p>Eğer fark edilmek istiyorsanız kırmızı giyin. <strong>Renklerin insanların bilinç altılarını nasıl ele geçirdiğini</strong> okuyunca giyiminize daha fazla özen göstereceksiniz&#8230; Bitkilerin de zeki olup olmadıkları bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir konu. Bitki ekologları <strong>bitkilerin hayatta kalmak için kullandıkları stratejileri</strong> araştırdıkça ilginç örneklerle karşılaşıyorlar. Sarp kayalıklarda yetişen bitkiler kayaları parçalayarak besin elde edebiliyor.</p>
<p>Dünyanın sonu için hazırlık yapıyor musunuz? Bu soruya verilen yanıtların içinde en ilginci miyopların doğru bir görüntü için gözlük depolaması. Mesela ünlü web sitesi Reddit’in CEO’su diyor ki, olacakları iyi görmek için gözlük alırım&#8230; Peki, gözlük bulunmadan önce görme bozukluğu olan insanlar ne yapıyorlardı? Bilim tarihinin bu ilginç sayfası, okuma eyleminin önündeki bu en büyük engeli insanların nasıl aştığını anlatıyor.</p>
<p>Karmaşık sosyal yapı yalnızca insan topluluklarına mı özgüdür? Yıllardır büyük maymunların yaşam şekillerini araştıran zoologlar gorillerin de <strong>insanlardakine benzer hiyerarşik sosyal bir yapıya</strong> sahip olduklarını söylüyor.</p>
<p>Araştırma görevlisi Seda Kermen <strong>yaşamımızın vazgeçilmez bileşeni</strong> olan suyu anlatıyor. Su kaybının vücut sistemlerine verdiği zarara dikkat çekerek, %20’lik bir su kaybının ölümlere yol açabileceğini söylüyor. Bilim ve Üniversite sayfamızda BAU Tıp Dekanı Türker Kılıç’ın Dünya Bilim ve Sanat Akademisi’nde <strong>beynimiz ve bağlantısallık</strong> üzerine yaptığı ve ilgi çeken önemli konuşmasının ikinci bölümü okuyacaksınız.</p>
<p>Dilek İşler, <strong>çocukları oyun ve oyuncak müzelerine götürmenin önemine</strong> değiniyor. Bu kurumlar içinde barındırdıkları oyun imkanları ve görsel çeşitlilik açısından çocuk eğitiminde büyük öneme sahip. Bu yararları İşler, tek tek açıklıyor.</p>
<p>İnsan bedeninin sırları isimli köşemiz, Araştırma Gündemi’nde, Ay üzerine yeni araştırmayı, ilkel eklembacaklılar üzerine şaşırtıcı yeni bilgileri, dünyanın en hızlı koşan büyük parçalayıcı ejderi ve pek çok yeni haberleri okuyacaksınız.</p>
<p>Grafik –Bilgi, bilim ve bulmaca ve daha pek çok ilginç sayfamızla HBT’yi tüm Türkiye’nin okumasını sağlamak hepimizin görevi. Bilgi güçtür, yarını kurmaktır, merak bizi yeni dünyalara götürür.</p>
<p>Depremlerin mümkün olduğunca geç geldiği ve az hasar verdiği bir gelecek beklentisi ile…</p>
<p>Haftaya kadar sevgi ve dostlukla&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/20-yil-sonra-depremde-neredeyiz-celal-sengor-mustafa-erdik-ve-sinan-ozerenden-onemli-saptamalar">20 yıl sonra, depremde neredeyiz? Celal Şengör, Mustafa Erdik ve Sinan Özeren’den önemli saptamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14816</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 177. Sayı – 16 Ağustos 2019</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-177-sayi-16-agustos-2019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Aug 2019 12:24:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul depremi]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Renkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Celal Şengör, Mustafa Erdik ve Sinan Özeren: 3 uzmana göre olası İstanbul depreminde son durum Çin&#8217;deki iki adada sivrisinekler yok edildi İklim suçlarına karşı 1.300&#8217;den fazla dava açıldı Tanol Türkoğlu: Blok zinciri &#8211; Yeni internet Enis Uysal ile söyleşi: Dijital vatandaşlığa doğru Doğan Kuban: Her konuyu halka nasıl anlatacağız? Müfit Akyos: Oku&#8230; Oku&#8230; Goool! Çocukları oyun ve oyuncak müzelerine götürmek neden önemli? İnsan vücudunun bilinmeyenleri &#8211; 6: Vücudun yenilenme hızı Renkler insanları nasıl etkiler? Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam &#8211; 2 Beslenmeyle ilgili bilimsel çalışmalar niçin çelişiyor? Mustafa Çetiner: D vitamini konusunda bilinmeyenler &#8211; 2 Seda Kermen: Yaşamın vazgeçilmez bileşeni SU Havaalanlarındaki vücut tarayıcılarındaki radyasyon tehlikeli mi? Hayatta kalmak için kayaları parçalayan bitkiler Sürüngenlerin kralı ve en yırtıcısı: Komodo ejderi Goriller insanlarınkine benzer bir sosyal yapıya mı sahip? Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-177-sayi-16-agustos-2019">HBT Dergi 177. Sayı – 16 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-14808 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/177.jpg 1654w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" />Celal Şengör, Mustafa Erdik ve Sinan Özeren: 3 uzmana göre olası İstanbul depreminde son durum<br />
Çin&#8217;deki iki adada sivrisinekler yok edildi<br />
İklim suçlarına karşı 1.300&#8217;den fazla dava açıldı<br />
Tanol Türkoğlu: Blok zinciri &#8211; Yeni internet<br />
Enis Uysal ile söyleşi: Dijital vatandaşlığa doğru<br />
Doğan Kuban: Her konuyu halka nasıl anlatacağız?<br />
Müfit Akyos: Oku&#8230; Oku&#8230; Goool!<br />
Çocukları oyun ve oyuncak müzelerine götürmek neden önemli?<br />
İnsan vücudunun bilinmeyenleri &#8211; 6: Vücudun yenilenme hızı<br />
Renkler insanları nasıl etkiler?<br />
Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam &#8211; 2<br />
Beslenmeyle ilgili bilimsel çalışmalar niçin çelişiyor?<br />
Mustafa Çetiner: D vitamini konusunda bilinmeyenler &#8211; 2<br />
Seda Kermen: Yaşamın vazgeçilmez bileşeni SU<br />
Havaalanlarındaki vücut tarayıcılarındaki radyasyon tehlikeli mi?<br />
Hayatta kalmak için kayaları parçalayan bitkiler<br />
Sürüngenlerin kralı ve en yırtıcısı: Komodo ejderi<br />
Goriller insanlarınkine benzer bir sosyal yapıya mı sahip?</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-177-sayi-16-agustos-2019">HBT Dergi 177. Sayı – 16 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14807</post-id>	</item>
		<item>
		<title>5 soruda blok zinciri – 4: Zincire yeni bloğu kim ekleyecek?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/5-soruda-blok-zinciri-4-zincire-yeni-blogu-kim-ekleyecek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cem Say]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 13:27:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cem Say]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Blok zinciri yazı dizimizin bu bölümünde, kopyaları on binlerce bilgisayarda tutulan veri tabanına yeni bir bloğun nasıl eklendiğini göreceğiz. “Ali, Veli’ye 3 Bitcoin yolladı” gibilerden işlem bilgilerinin (istenirse kullanıcıların gerçek isimleri kullanılmadan) tüm ağa duyurulduğunu daha önce görmüştük. Böyle bir duyurunun yapılması işlemin o anda gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Paranızın yerine ulaştığından emin olmanız için işlem bilginizin (genelde başkalarınca duyurulmuş başka birkaç işlem bilgisiyle birlikte) bir bloğa yazılmasını, o bloğun adının hesaplanarak zincire eklenmesini, hatta (bir sonraki yazıda göreceğimiz nedenlerden) işi sağlam tutmak için onun da ardına birkaç bloğun daha eklenmesini beklemelisiniz. Zincire eklenecek her yeni blok için yeni bir ad hesaplandığından söz etmiştik. İşte bu ad bir kriptografik özüt olacak. (Kriptografik özütlerin ne olduğunu hatırlamak için bir önceki yazıya göz atabilirsiniz.) Her yeni blok, o bloktan bir önceki (yani halihazırdaki zincirin sonundaki) bloğun adını, kullanıcılarca duyurulmuş ve henüz zincire eklenmemiş bir dizi işlem bilgisini, bu bloğu üretmeyi başaran madencinin ödülü olacak sanal paranın yaratılış bilgisini ve “joker” diyeceğim (ne olduğunu az sonra göreceğimiz) bir diğer sayıyı içeriyor. Bloğun adı da bu içeriğin bütününü oluşturan metnin kriptografik özütü olacak. Önceki yazılarda kriptografik özütlerin hızlıca hesaplanabildiklerini, ad hesaplama işininse zor olmasını istediğimizi belirtmiştim. Bu zorluğu sağlamak için blok adlarının uyması gereken ek bir şart koyuyoruz, mesela ilk 30 rakamlarının 0 olması gibi. Bu şart işi değiştiriyor, çünkü hatırlarsanız bir metnin kriptografik özütü rastgele seçilmiş gibi görünen 0 ve 1 rakamlarından oluşan bir karışım oluyor. Görünürdeki bu rastgelelik nedeniyle tipik bir metnin özütünün ilk rakamının 0 olma ihtimali 1/2, ilk iki rakamın ikisinin birden 0 olma ihtimali 1/4, ilk üçününki 1/8 oluyor. Yani ilk 30 rakamın da 0 çıkma ihtimali, hilesiz bir paranın üst üste 30 kere atılıp 30’unda da yazı çıkması ihtimaline eşit, bu da bir milyarda birden az bir olasılık. Blokta “joker” diye bir sayı olacağından söz etmiştim ya? Bloğun içindeki her değer gibi o sayı da özütü etkiliyor. Bloğun geri kalanını aynı tutup sadece jokerini değiştirirseniz özütü çok değişik (ve yine rastgele yazılmış izlenimi veren) başka bir sayı oluyor. Madencilerin blok üretirken yaptıkları işlem, joker için art arda bir sürü (örneğimizde, belki yüzlerce milyon) değer deneyip oluşan blokların özütlerini hesaplayarak istenen “ilk 30 rakam 0” şartına uygun bir ad çıkartmaya çalışmak. Tek bir bilgisayarın böyle bir bulmacayı çözmesi ortalamada çok uzun sürer, ama bir değil, on binlerce madenci bu işi yapmak için aynı anda çalışıyorlar, ve problemin zorluk seviyesi (bin kat daha zorlaştırmak için 30’u 40 yapabilirsiniz örneğin) kabaca her on dakikada bir ağdaki bilgisayarlardan birinin bir çözüm bulabileceği şekilde sürekli ayarlanıyor. Bir madenci, hazırladığı paketin aranan şarta uygun bir özütünün olmasına el veren bir joker bulduğunda hemen bloğunu herkese duyuruyor. Ağda kimse kimseye güvenmediği için, bu mesajı alan herkes onu önce bir kontrol ediyor. Eğer yayımlanan bloktaki işlemler geçerliyse, yani imzalar tutuyorsa, harcama yapanların harcadıkları şeylerin gerçek sahipleri oldukları blok zincirinde yazılı geçmiş kayıtlardan teyit edilebiliyorsa ve bu blok içeriğine bu joker değeri eklenip kriptografik özüt hesaplandığında gerçekten bu madencinin duyurduğu blok adı çıkıyorsa o zaman blok sınavı geçiyor ve kurallara göre herkesin böyle bir bloğu kabul edip kendi bilgisayarındaki zincirin sonuna eklemesi gerekiyor. Peki ama neden bunu yapsınlar? Eğer herkes kendi çıkarını önemsiyorsa, diyelim bir madenci bileğinin hakkıyla yeni bir blok üretmeyi başardığında yukarıda anlattığım kurala uymayıp kendi denemelerini sürdüren, neden sonra bulduğu bir jokerle kendi bloğunu tamamlayıp “Bakın, ben buldum!” deyip kendi zincirini ona göre uzatan madenciler olursa, ya da bir dolandırıcı önceden duyurup karşılığında bir mal satın aldığı 5 Bitcoin’lik bir ödeme kaydının hiç yer almadığı başka bir blok üretip zinciribu yeni sürümünü kullanarak aynı 5 Bitcoin’i tekrar harcamaya kalkarsa? Yani insanlar herkeste zincirin aynı kopyasının bulunması için hazırlanan bu kural kitabına niye uysunlar ki? Bu sorunun cevabını bir sonraki yazıda vereceğiz. Cem Say / sayster@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/5-soruda-blok-zinciri-4-zincire-yeni-blogu-kim-ekleyecek">5 soruda blok zinciri – 4: Zincire yeni bloğu kim ekleyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Blok zinciri yazı dizimizin bu bölümünde, kopyaları on binlerce bilgisayarda tutulan veri tabanına yeni bir bloğun nasıl eklendiğini göreceğiz.</p>
<p>“Ali, Veli’ye 3 Bitcoin yolladı” gibilerden işlem bilgilerinin (istenirse kullanıcıların gerçek isimleri kullanılmadan) tüm ağa duyurulduğunu daha önce görmüştük. Böyle bir duyurunun yapılması işlemin o anda gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Paranızın yerine ulaştığından emin olmanız için işlem bilginizin (genelde başkalarınca duyurulmuş başka birkaç işlem bilgisiyle birlikte) bir bloğa yazılmasını, o bloğun adının hesaplanarak zincire eklenmesini, hatta (bir sonraki yazıda göreceğimiz nedenlerden) işi sağlam tutmak için onun da ardına birkaç bloğun daha eklenmesini beklemelisiniz.</p>
<p>Zincire eklenecek her yeni blok için yeni bir ad hesaplandığından söz etmiştik. İşte bu ad bir kriptografik özüt olacak. (Kriptografik özütlerin ne olduğunu hatırlamak için bir önceki yazıya göz atabilirsiniz.) Her yeni blok, o bloktan bir önceki (yani halihazırdaki zincirin sonundaki) bloğun adını, kullanıcılarca duyurulmuş ve henüz zincire eklenmemiş bir dizi işlem bilgisini, bu bloğu üretmeyi başaran madencinin ödülü olacak sanal paranın yaratılış bilgisini ve “joker” diyeceğim (ne olduğunu az sonra göreceğimiz) bir diğer sayıyı içeriyor. Bloğun adı da bu içeriğin bütününü oluşturan metnin kriptografik özütü olacak. Önceki yazılarda kriptografik özütlerin hızlıca hesaplanabildiklerini, ad hesaplama işininse zor olmasını istediğimizi belirtmiştim.</p>
<p>Bu zorluğu sağlamak için blok adlarının uyması gereken ek bir şart koyuyoruz, mesela ilk 30 rakamlarının 0 olması gibi. Bu şart işi değiştiriyor, çünkü hatırlarsanız bir metnin kriptografik özütü rastgele seçilmiş gibi görünen 0 ve 1 rakamlarından oluşan bir karışım oluyor.</p>
<p>Görünürdeki bu rastgelelik nedeniyle tipik bir metnin özütünün ilk rakamının 0 olma ihtimali 1/2, ilk iki rakamın ikisinin birden 0 olma ihtimali 1/4, ilk üçününki 1/8 oluyor. Yani ilk 30 rakamın da 0 çıkma ihtimali, hilesiz bir paranın üst üste 30 kere atılıp 30’unda da yazı çıkması ihtimaline eşit, bu da bir milyarda birden az bir olasılık.</p>
<p>Blokta “joker” diye bir sayı olacağından söz etmiştim ya? Bloğun içindeki her değer gibi o sayı da özütü etkiliyor. Bloğun geri kalanını aynı tutup sadece jokerini değiştirirseniz özütü çok değişik (ve yine rastgele yazılmış izlenimi veren) başka bir sayı oluyor. Madencilerin blok üretirken yaptıkları işlem, joker için art arda bir sürü (örneğimizde, belki yüzlerce milyon) değer deneyip oluşan blokların özütlerini hesaplayarak istenen “ilk 30 rakam 0” şartına uygun bir ad çıkartmaya çalışmak. Tek bir bilgisayarın böyle bir bulmacayı çözmesi ortalamada çok uzun sürer, ama bir değil, on binlerce madenci bu işi yapmak için aynı anda çalışıyorlar, ve problemin zorluk seviyesi (bin kat daha zorlaştırmak için 30’u 40 yapabilirsiniz örneğin) kabaca her on dakikada bir ağdaki bilgisayarlardan birinin bir çözüm bulabileceği şekilde sürekli ayarlanıyor.</p>
<p>Bir madenci, hazırladığı paketin aranan şarta uygun bir özütünün olmasına el veren bir joker bulduğunda hemen bloğunu herkese duyuruyor. Ağda kimse kimseye güvenmediği için, bu mesajı alan herkes onu önce bir kontrol ediyor. Eğer yayımlanan bloktaki işlemler geçerliyse, yani imzalar tutuyorsa, harcama yapanların harcadıkları şeylerin gerçek sahipleri oldukları blok zincirinde yazılı geçmiş kayıtlardan teyit edilebiliyorsa ve bu blok içeriğine bu joker değeri eklenip kriptografik özüt hesaplandığında gerçekten bu madencinin duyurduğu blok adı çıkıyorsa o zaman blok sınavı geçiyor ve kurallara göre herkesin böyle bir bloğu kabul edip kendi bilgisayarındaki zincirin sonuna eklemesi gerekiyor.</p>
<p>Peki ama neden bunu yapsınlar? Eğer herkes kendi çıkarını önemsiyorsa, diyelim bir madenci bileğinin hakkıyla yeni bir blok üretmeyi başardığında yukarıda anlattığım kurala uymayıp kendi denemelerini sürdüren, neden sonra bulduğu bir jokerle kendi bloğunu tamamlayıp “Bakın, ben buldum!” deyip kendi zincirini ona göre uzatan madenciler olursa, ya da bir dolandırıcı önceden duyurup karşılığında bir mal satın aldığı 5 Bitcoin’lik bir ödeme kaydının hiç yer almadığı başka bir blok üretip zinciribu yeni sürümünü kullanarak aynı 5 Bitcoin’i tekrar harcamaya kalkarsa?</p>
<p>Yani insanlar herkeste zincirin aynı kopyasının bulunması için hazırlanan bu kural kitabına niye uysunlar ki? Bu sorunun cevabını bir sonraki yazıda vereceğiz.</p>
<p><strong>Cem Say / <a href="mailto:sayster@gmail.com">sayster@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/5-soruda-blok-zinciri-4-zincire-yeni-blogu-kim-ekleyecek">5 soruda blok zinciri – 4: Zincire yeni bloğu kim ekleyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13884</post-id>	</item>
		<item>
		<title>5 soruda blok zinciri &#8211; 2: Blok zinciri nedir?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/5-soruda-blok-zinciri-2-blok-zinciri-nedir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cem Say]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2019 13:53:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cem Say]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[blockchain]]></category>
		<category><![CDATA[blok zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[data]]></category>
		<category><![CDATA[kriptopara]]></category>
		<category><![CDATA[veritabanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki yazımızda birçok kişiyi ilgilendiren (mesela kimin kime kaç Bitcoin havale ettiği gibi) hassas bilgiler içeren bir kütüğün kopyalarının internet üzerinde on binlerce farklı kişinin bilgisayarlarında açık ve güncel olarak tutulmasını öngören “blok zinciri” fikrini anlatmaya başlamış ve bu senaryoda kişilerin modern şifreleme teknikleri yardımıyla gerçek kimliklerini açık etmeden yapmak istedikleri işlem bilgilerini ağdaki herkese duyurabileceklerini görmüştük. Bu ağın her üyesinin veri tabanının aynı kopyasını tutmasını sağlamamız gerek. Bu zor bir problem, çünkü sadece sabotajcılar filan değil, sıradan uyanıklar da bu tekdüzeliği bozarak çıkar elde etmeye çalışabilir: Diyelim Ali ve Veli adında iki kötü kalpli kardeş, Saffet adında saf bir otomobil satıcısını dolandırmaya niyetlendiler. 10 Bitcoin’i olan Ali, “Saffet’e 10 Bitcoin yolladım” mesajını ağa duyurur. Bunu gören ve artık o paranın kendisine ait olduğunu düşünen Saffet, Ali’ye bunun karşılığında güzel bir araba satar. Fakat Ali tam o sırada bir de “Veli’ye 10 Bitcoin yolladım” mesajı yayınlar. Hatlardaki farklı iletişim süreleri nedeniyle ağdaki bilgisayarlar bu iki mesajı farklı sıralarda alabilir. Sistemin mantığı, ağdaki her bilgisayarın kendindeki kütük kopyasına duyurulan yeni Bitcoin işleminin bilgilerini eklemeden önce işlemi denetlemesi, yani Ali’nin ilk kaydından bu yana yaptığı bütün alışverişleri tarayarak şu anda bu harcamayı yapacak parası olup olmadığını kontrol etmesini gerektirir. Olayımızda Veli’ye yapılan transfere ilişkin mesajı önce alan bilgisayarlar bunu kayda geçirirlerse, daha sonra ellerine geçen Saffet’e yönelik transfer işlemini “Ali’nin artık bu kadar parası yok” diye reddedeceklerdir, yani Saffet arabayı vermiş ve karşılığında bir şey alamamış olacaktır. Zaten kayıt defterimizin birbiriyle tutarsız birden farklı kopyasının olması bütün projeyi berbat edecektir. İşte bu problemin çözümü blok zinciri dediğimiz yapıya bağlı: Şimdiye dek “kütük”, “veri tabanı” veya “kayıt defteri” diye andığımız ortak bilgi kümesini, belirli boylarda bloklardan oluşan bir zincir şeklinde yapılandıracağız. Ezelden (daha doğrusu, kayıt tutmaya başladığımız andan) beri yapılan tüm işlemler, böyle blokların içine gruplanıp zincire eklenecek. Blokları A4 kağıtları gibi düşünün. Önce bir kağıda ilk yapılan birkaç işlem yazılıyor. Ayrıca bu kağıdın “adı” diyebileceğimiz özel bir sayı (detayını sonra göreceğimiz şekilde) hesaplanıp üstüne yazılıyor. (Blokları neden basitçe 1, 2, 3,&#8230; diye adlandırmadığımızı göreceksiniz, bu adlandırmanın kolay bir iş olmasını istemiyoruz.) Bu şekilde hazırlanmış ilk sayfanın kopyaları tüm ağa dağıtılıyor. Sonraki birkaç işlem başka bir kağıda kaydedilip, bu yeni kağıdın üzerine “bu sayfadan önceki sayfa şuydu” etiketiyle bir önceki sayfanın adı yazılıyor. Tabii bu yeni hazırladığımız sayfanın kendi adı da hesaplanıyor. Bu sayfa da dünya aleme duyuruluyor. Böyle böyle, veri tabanımız art arda (Bitcoin sisteminde yaklaşık 10 dakika aralıklarla) o arada sistemin kullanıcıları tarafından yayınlanan işlem bildirimlerinden birkaçının bir araya getirilmesiyle hazırlanıp yine tüm sisteme duyurulan sayfaların eklenmesiyle gelişiyor. Hiçbir işlem daha önce hazırlanıp yayınlanmış bir sayfada değişiklik yapmıyor, yeni havaleler vs. hep yeni sayfalara ekleniyor. Yani veri tabanı geçmişin tüm bilgisini içeriyor. Hâlâ her bilgisayarı her zaman blok zincirinin hep aynı kopyasını tutmaya nasıl zorlayacağımızı söylemedik. Yerimiz kalmadı. Bir sonraki yazıya kadar sabır lütfen. Cem Say / sayster@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/5-soruda-blok-zinciri-2-blok-zinciri-nedir">5 soruda blok zinciri &#8211; 2: Blok zinciri nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">Bir önceki yazımızda birçok kişiyi ilgilendiren (mesela kimin kime kaç Bitcoin havale ettiği gibi) hassas bilgiler içeren bir kütüğün kopyalarının internet üzerinde on binlerce farklı kişinin bilgisayarlarında açık ve güncel olarak tutulmasını öngören “blok zinciri” fikrini anlatmaya başlamış ve bu senaryoda kişilerin modern şifreleme teknikleri yardımıyla gerçek kimliklerini açık etmeden yapmak istedikleri işlem bilgilerini ağdaki herkese duyurabileceklerini görmüştük.</p>
<p class="p1">Bu ağın her üyesinin veri tabanının aynı kopyasını tutmasını sağlamamız gerek. Bu zor bir problem, çünkü sadece sabotajcılar filan değil, sıradan<strong> uyanık</strong>lar da bu tekdüzeliği bozarak çıkar elde etmeye çalışabilir: Diyelim Ali ve Veli adında iki kötü kalpli kardeş, Saffet adında saf bir otomobil satıcısını dolandırmaya niyetlendiler. 10 Bitcoin’i olan Ali, “Saffet’e 10 Bitcoin yolladım” mesajını ağa duyurur. Bunu gören ve artık o paranın kendisine ait olduğunu düşünen Saffet, Ali’ye bunun karşılığında güzel bir araba satar. Fakat Ali tam o sırada bir de “Veli’ye 10 Bitcoin yolladım” mesajı yayınlar. Hatlardaki farklı iletişim süreleri nedeniyle ağdaki bilgisayarlar bu iki mesajı farklı sıralarda alabilir.</p>
<p class="p1">Sistemin mantığı, ağdaki her bilgisayarın kendindeki kütük kopyasına duyurulan yeni Bitcoin işleminin bilgilerini eklemeden önce işlemi denetlemesi, yani Ali’nin ilk kaydından bu yana yaptığı bütün alışverişleri tarayarak şu anda bu harcamayı yapacak parası olup olmadığını kontrol etmesini gerektirir. Olayımızda Veli’ye yapılan transfere ilişkin mesajı önce alan bilgisayarlar bunu kayda geçirirlerse, daha sonra ellerine geçen Saffet’e yönelik transfer işlemini “Ali’nin artık bu kadar parası yok” diye reddedeceklerdir, yani Saffet arabayı vermiş ve karşılığında bir şey alamamış olacaktır. Zaten kayıt defterimizin birbiriyle tutarsız birden farklı kopyasının olması bütün projeyi berbat edecektir.</p>
<p class="p1">İşte bu problemin çözümü blok zinciri dediğimiz yapıya bağlı: Şimdiye dek “kütük”, “veri tabanı” veya “kayıt defteri” diye andığımız ortak bilgi kümesini, belirli boylarda <strong>blok</strong>lardan oluşan bir zincir şeklinde yapılandıracağız. Ezelden (daha doğrusu, kayıt tutmaya başladığımız andan) beri yapılan tüm işlemler, böyle blokların içine gruplanıp zincire eklenecek. Blokları A4 kağıtları gibi düşünün. Önce bir kağıda ilk yapılan birkaç işlem yazılıyor. Ayrıca bu kağıdın “adı” diyebileceğimiz özel bir sayı (detayını sonra göreceğimiz şekilde) hesaplanıp üstüne yazılıyor. (Blokları neden basitçe 1, 2, 3,&#8230; diye adlandırmadığımızı göreceksiniz, bu adlandırmanın kolay bir iş olmasını istemiyoruz.)</p>
<p class="p1">Bu şekilde hazırlanmış ilk sayfanın kopyaları tüm ağa dağıtılıyor. Sonraki birkaç işlem başka bir kağıda kaydedilip, bu yeni kağıdın üzerine “bu sayfadan önceki sayfa şuydu” etiketiyle bir önceki sayfanın adı yazılıyor. Tabii bu yeni hazırladığımız sayfanın kendi adı da hesaplanıyor. Bu sayfa da dünya aleme duyuruluyor. Böyle böyle, veri tabanımız art arda (Bitcoin sisteminde yaklaşık 10 dakika aralıklarla) o arada sistemin kullanıcıları tarafından yayınlanan işlem bildirimlerinden birkaçının bir araya getirilmesiyle hazırlanıp yine tüm sisteme duyurulan sayfaların eklenmesiyle gelişiyor.</p>
<p class="p1">Hiçbir işlem daha önce hazırlanıp yayınlanmış bir sayfada değişiklik yapmıyor, yeni havaleler vs. hep yeni sayfalara ekleniyor. Yani veri tabanı geçmişin tüm bilgisini içeriyor. Hâlâ her bilgisayarı her zaman blok zincirinin hep aynı kopyasını tutmaya nasıl zorlayacağımızı söylemedik. Yerimiz kalmadı. Bir sonraki yazıya kadar sabır lütfen.</p>
<p><strong>Cem Say / <a href="mailto:sayster@gmail.com">sayster@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/5-soruda-blok-zinciri-2-blok-zinciri-nedir">5 soruda blok zinciri &#8211; 2: Blok zinciri nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13694</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
