<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dizi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/dizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/dizi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 May 2023 11:30:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çocukları ekranlara mahkûm ettik</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/cocuklari-ekranlara-mahkum-ettik</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Akurgal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 14:41:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ali Akurgal]]></category>
		<category><![CDATA[apartman]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[ekran süresi]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29413</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemiz, nüfus, gelir, dış ticaret hacmi gibi büyüklükleri ile dünyanın yüzde biri. Ama ürettiği, üretimde kullandığı teknolojiler açısından ve gönenç düzeyi olarak bulunduğundan daha ileri noktada olabilir. O noktaya ulaşamama nedenlerini ele aldığımızda, hep nitelikli insanların bu ülkede çalışmaktansa, yurt dışına gittiği; hep, yeterince nitelikli insanlar yetiştiremediğimizden yakınırız. Nitelikli insanları sanayiye kazandırmak için çabalar sarf edilir. Hibe desteklerde özendirici olsun diye, projesinde “doktoralı eleman” çalıştıranlara daha fazla destek veririz. Bunlar, özendirici ve önemli yöntemlerdir. Ama işin bir de sosyal yanı var. Giderek, “nitelikli insanların bu ülkede yaşamak istemediği” yönünde belirtilere daha yüksek oranda rastlıyoruz. Dahası, çocuklarına o özlediğimiz yaşamı verebilmek için ana-babalar yurt dışı yüksek öğrenim olanaklarını da değerlendiriyorlar. Çocuklarının iyi yetişmesi için daha 3 yaşındayken yurt dışına göçmeyi düşünenler bile ortaya çıkmaya başladı. İşin bu raddeye ulaşması, yalnızca eğitim-öğrenimde değil, çevre ve yaşam kalitesi açısından da alarm zillerinin çaldığı anlamında. 3-4 yaş üzeri bir çocuk, uyku dışındaki zamanının ancak %20&#8217;sini (okul öncesi de dahil) bir eğitim kurumunda geçiriyor. Geriye kalan zamanda “toplum” içerisinde. Yarım asır öncesi, “mahalle” vardı ve çocuklar “sokakta oynarlar”dı. Mahallede, karşılıklı ziyaretlere gidilirdi; aileler, amca-dayı-hala-teyze, kalabalıktı. İnsanların bir diğeri ile teması daha çok olurdu. Artık bunlar yok. Şehirlerdeki yaşam, daha içine kapanık, çekirdek aileler şekline dönüştü. “Apartman”, giderek “rezidans” dediğimiz “insan silo”larında yaşamayı “modernleşme” zannettik. İnsanların bir diğerini görme yeri de AVM&#8217;ler oldu. Dolayısıyla, çocuğun kendine bir rol model seçme, ondan etkilenme, onun gibi olmaya çalışma olanağı kısıtlandı. Üzerine bir de, %50 +1’in mutlak söz sâhibi olmasıyla toplumda körüklenen kutuplaşma da eklenince, çocuklar, o okulda geçirdikleri %20 zamanlarının dışında, boşlukta kaldı. Buna, bir de geçinmek, çocuğuna iyi bir gelecek verebilmek için çalışan ana-babanın işe gidip gelmekte harcadığı saatler de eklenince, çocukların evde, büyükleri ile geçirebilecekleri vakit de iyicene budandı. Sonuçta çocukları ekranlara mahkûm ettik. Bir çocuk ekrandan gördüğü dünyayı nasıl tanır? Aslında ekrandan nasıl gösterirseniz, öyle tanır. Çocukların, siz yasaklasanız da oynayacağı bilgisayar oyunları, “öldürerek galip gelme” esaslı olursa, toplumda günümüzde yaşanan şiddet olaylarına şaşmamak gerek. Çocuklara daha ilk okuldan başlayarak sıra arkadaşından daha fazla puan alıp daha iyi bir okula yerleşme güdüsü pompalarsanız, onu sürekli bir “yarış”ta tutarsanız, karşısındakinin hakkına saygı gösterme alışkanlığı tersine döner “gasp etme”ye dönüşür. Çocuk ehliyet alıp direksiyon başına geçince de, yolda sizin hakkınızı gasp edip bir de üzerine kavga edip size saldırmaya bile kendinde hak görür. Biri çıksın, yaşadığımızın bu olmadığını bana anlatsın lütfen! Bu açmazdan nasıl çıkacağız? Ekranı yeterince kurcalarsanız, arkasında bunu konu alan birçok (yabancı) film veya dizi bulabilirsiniz. Polisiye dizilerde bile, topluma, işlenen suçun mutlaka ortaya çıkarılacağı ve cezasız kalmayacağı anlatılıyor. Sanırım, o film ve dizilerin yapıldığı ülkelerde, ekrana yansıtılanla gerçek yaşamdaki durum da az çok örtüşüyordur. Sona eren bir BBC yapımı dizi, 3-5 ya da 10, hatta bir keresinde 160 yıl önce işlenmiş bir cinayetin failini bile bulan üç emekli polis detektifinin maceralarını anlatıyordu. Bu diziler ancak gerçek yaşamdaki durumla örtüştüğü oranda inandırıcı olabilir. En başta da tüm yetişkinler kanunlara uyduğunda. Ama eğer bir üst düzey yönetici, oynanan bir maçta hakemin kurallara göre değil de vicdanına dayanarak düdük çalması ve ceza yağdırmasını dile getirebiliyorsa, örtün ki ölelim. Ali Akurgal</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/cocuklari-ekranlara-mahkum-ettik">Çocukları ekranlara mahkûm ettik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Ülkemiz, nüfus, gelir, dış ticaret hacmi gibi büyüklükleri ile dünyanın yüzde biri. Ama ürettiği, üretimde kullandığı teknolojiler açısından ve gönenç düzeyi olarak bulunduğundan daha ileri noktada olabilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">O noktaya ulaşamama nedenlerini ele aldığımızda, hep nitelikli insanların bu ülkede çalışmaktansa, yurt dışına gittiği; hep, yeterince nitelikli insanlar yetiştiremediğimizden yakınırız. Nitelikli insanları sanayiye kazandırmak için çabalar sarf edilir. Hibe desteklerde özendirici olsun diye, projesinde “doktoralı eleman” çalıştıranlara daha fazla destek veririz. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bunlar, özendirici ve önemli yöntemlerdir. Ama işin bir de sosyal yanı var.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Giderek, “nitelikli insanların bu ülkede yaşamak istemediği” yönünde belirtilere daha yüksek oranda rastlıyoruz. Dahası, çocuklarına o özlediğimiz yaşamı verebilmek için ana-babalar yurt dışı yüksek öğrenim olanaklarını da değerlendiriyorlar. Çocuklarının iyi yetişmesi için daha 3 yaşındayken yurt dışına göçmeyi düşünenler bile ortaya çıkmaya başladı. İşin bu raddeye ulaşması, yalnızca eğitim-öğrenimde değil, çevre ve yaşam kalitesi açısından da alarm zillerinin çaldığı anlamında. 3-4 yaş üzeri bir çocuk, uyku dışındaki zamanının ancak %20&#8217;sini (okul öncesi de dahil) bir eğitim kurumunda geçiriyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Geriye kalan zamanda “toplum” içerisinde. Yarım asır öncesi, “mahalle” vardı ve çocuklar “sokakta oynarlar”dı. Mahallede, karşılıklı ziyaretlere gidilirdi; aileler, amca-dayı-hala-teyze, kalabalıktı. İnsanların bir diğeri ile teması daha çok olurdu. Artık bunlar yok. Şehirlerdeki yaşam, daha içine kapanık, çekirdek aileler şekline dönüştü. “Apartman”, giderek “rezidans” dediğimiz “insan silo”larında yaşamayı “modernleşme” zannettik. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsanların bir diğerini görme yeri de AVM&#8217;ler oldu. Dolayısıyla, çocuğun kendine bir rol model seçme, ondan etkilenme, onun gibi olmaya çalışma olanağı kısıtlandı. Üzerine bir de, %50 +1’in mutlak söz sâhibi olmasıyla toplumda körüklenen kutuplaşma da eklenince, çocuklar, o okulda geçirdikleri %20 zamanlarının dışında, boşlukta kaldı. Buna, bir de geçinmek, çocuğuna iyi bir gelecek verebilmek için çalışan ana-babanın işe gidip gelmekte harcadığı saatler de eklenince, çocukların evde, büyükleri ile geçirebilecekleri vakit de iyicene budandı. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sonuçta çocukları ekranlara mahkûm ettik.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir çocuk ekrandan gördüğü dünyayı nasıl tanır? Aslında ekrandan nasıl gösterirseniz, öyle tanır. Çocukların, siz yasaklasanız da oynayacağı bilgisayar oyunları, “öldürerek galip gelme” esaslı olursa, toplumda günümüzde yaşanan şiddet olaylarına şaşmamak gerek. Çocuklara daha ilk okuldan başlayarak sıra arkadaşından daha fazla puan alıp daha iyi bir okula yerleşme güdüsü pompalarsanız, onu sürekli bir “yarış”ta tutarsanız, karşısındakinin hakkına saygı gösterme alışkanlığı tersine döner “gasp etme”ye dönüşür. Çocuk ehliyet alıp direksiyon başına geçince de, yolda sizin hakkınızı gasp edip bir de üzerine kavga edip size saldırmaya bile kendinde hak görür. Biri çıksın, yaşadığımızın bu olmadığını bana anlatsın lütfen!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu açmazdan nasıl çıkacağız? </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ekranı yeterince kurcalarsanız, arkasında bunu konu alan birçok (yabancı) film veya dizi bulabilirsiniz. Polisiye dizilerde bile, topluma, işlenen suçun mutlaka ortaya çıkarılacağı ve cezasız kalmayacağı anlatılıyor. Sanırım, o film ve dizilerin yapıldığı ülkelerde, ekrana yansıtılanla gerçek yaşamdaki durum da az çok örtüşüyordur. Sona eren bir BBC yapımı dizi, 3-5 ya da 10, hatta bir keresinde 160 yıl önce işlenmiş bir cinayetin failini bile bulan üç emekli polis detektifinin maceralarını anlatıyordu. Bu diziler ancak gerçek yaşamdaki durumla örtüştüğü oranda inandırıcı olabilir. En başta da tüm yetişkinler kanunlara uyduğunda. Ama eğer bir üst düzey yönetici, oynanan bir maçta hakemin kurallara göre değil de vicdanına dayanarak düdük çalması ve ceza yağdırmasını dile getirebiliyorsa, örtün ki ölelim.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Ali Akurgal</span></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/cocuklari-ekranlara-mahkum-ettik">Çocukları ekranlara mahkûm ettik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29413</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Internete her girdiğimizde iklimi biraz daha bozduğumuzu biliyor muyuz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/internete-her-girdigimizde-iklimi-biraz-daha-bozdugumuzu-biliyor-muyuz-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Feb 2023 10:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akkuyu nükleer santrali]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[CO2]]></category>
		<category><![CDATA[data]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[laptop]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalara göre, dünya genelinde, 2022’de her gün 5,03 milyar kişi internette, bunlardan 4,7 milyarı ise sosyal medyada aktif idi! Yine dünya genelinde, 2021’de kullanılan elektrik miktarı 120 adet Akkuyu gücündeki reaktörlerde üretilecek kadar çoktu. Bu aşırı elektriğin üretilmesi sırasında kullanılan yakıtlardan atmosfere salınan sera gazı miktarı (özellikle CO2), dünya uçak trafiğinden atmosfere salınan gaz miktarı kadar fazla! Bizler, bir yandan sera gazlarını azaltmakla ilgili çok çeşitli önlemlerin zorunlu olduğunu onaylarken (kömür santrallerini kapatmak gibi), diğer yandan, kullandığımız internet yoluyla, sera gazlarını artırarak iklimin biraz daha bozulmasına fark etmeden katkıda bulunuyoruz! Internet cini çoktan şişeden çıktı! Interneti hepimiz kullanıyoruz ve vazgeçmemiz de söz konusu değil. O zaman ne yapmalıyız?  Açıklamalar, ayrıntılar, karşılaştırmalar ve öneriler bu yazımızda. Facebook’a bir fotoğraf koyup her gün 5 dakika internette kalan ya da WhatsApp’tan iki video yollayan bir kişi, yılda, 20 kg kadar sera gazı salınmasına katkıda bulunuyor. Bir kişi için az olan bu miktar, bunu her gün 1 milyar kişi yaptığında ise yılda 20 milyon ton sera gazı ediyor. Bu da, 20 tonluk 1 milyon kamyon yükü demek. Neredeyse 40 metre aralıklarla 40.000 km’lik dünya çevresini dolaşacak kadar uzun bir konvoy! Şekil 1: Eğer internet bir ülke olsaydı, dünyada en fazla sera gazı salan 6. ülke olurdu.   Şekil 2: Dünyada en çok tıklanan web sayfaları (Sadece Kasım 2021 sayıları / milyar) Şekil 3: Haftada kaç saat online video izliyoruz? Şekil 4: Dünyada 2022’de internete ve sosyal medyaya girenlerin sayısı (5,03 ve 4,7 milyar kişi) Türkiye’de günde yaklaşık 7,5 saat internette geçiriliyor. Sosyal medyada ise günde 3 saat. Sosyal medyayı kullanan kişi sayısı yaklaşık 12 milyon /10,11/. Sosyal medyada 5 dakika bulunmak yılda ortalama olarak 20 kg CO2 salınmasıyla sonuçlanıyor. Sosyal medyada geçen 180 dakika sonucu, Türkiye’de 1 kişinin yılda atmosfere salınmasına neden olacağı CO2 miktarı 720 kg. Bu 12 milyon kişi için: 8,64 milyon ton CO2. Çizelge 1’de internette yapılan bazı işlemler birkaç örnekle gösteriliyor. Ayrıca internete bağlı olmayan bir TV ile ve otomobil kullanıldığında atmosfere salınan sera gazları miktarlarıyla karşılaştırılıyor. Çizelge 1: Dijital yaşamda sera gazı salınımıyla ilgili bazı karşılaştırmalar Görüldüğü gibi, günde 5 dakika Facebook’ta kalmakla (yılda 20 kg), günde 1 saat internete bağlı olmayan 100 Watt gücünde TV izlemekle (17 kg) ya da 133 km otomobil kullanmakla (20 kg), atmosfere salınacak olan sera gazları miktarları kabaca aynı. Ancak TV gitgide online’dan izleniyor ve internet kullanımı TV kullanımını geçmek üzere (Bkz. Şekil). Türkiye’de sosyal medya yoluyla 1 kişinin atmosfere salınmasına neden olduğu CO2 miktarı ise 720 kg ile epey fazla. Yılda 8,64 milyon ton CO2. Kuşkusuz bu ortalama değerler büyük değişimler gösterebilir. Özellikle internette çok kişinin izlediği film ve diziler, bu miktarları çok artırabilir. Dünyada internette kullanılan elektrik ve bunun neden olduğu sera gazı (CO2, eşdeğeri) miktarı ne kadar? Dünyada toplam olarak kullanılan elektrik ve salınan sera gazları (CO2) miktarını hesaplarsak: 2021 yılında dünyada üretilen toplam 27.000 Terawatt saat (TWh) elektriğin yaklaşık olarak %4’ü internette harcandı. Bu, 1.080 TWh elektrik kullanımı demektir. Akkuyu büyüklüğünde 1.200 MW kurulu gücünde bir nükleer reaktör yılda yaklaşık olarak 9 TWh elektrik üretiyor. Bu demektir ki 2021, yılında her biri Akkuyu reaktörü gücünde, 120 reaktör eşdeğerindeki elektrik santralinin ürettiği elektrik, dünyada internet için kullanıldı. 2030’da dünyada internetin kullanacağı elektriğin dünyada kullanılacak tüm elektriğin %10 kadar olacağı ve sera gazlarının da çok daha fazla olacağı kestiriliyor. Sadece internet yoluyla değil, her birimiz enerji (ısı), araç (petrol) ve elektrik kullanırken atmosfere sera gazı salınmasına katkıda bulunuyoruz. Bunun yanısıra ulaşım ve kendimize gereken maddelerin üretimi ve tüketimi sırasında bizler için kullanılan enerji sonucu atmosfere sera gazları salınıyor. Tüm bu yollarla ortaya çıkan toplam sera gazı miktarı Almanya’da kişi başına yılda kabaca 12 ton CO 2E. Türkiye’de bu miktar bunun yarısı kadar. Bu 12 ton içinde, besinlerin üretiminin en başından, tüketiminin en sonuna kadar geçen sürede, tüm işlemler sonunda kişi başına düşen sera gazı miktarı, yapılan araştırmalara göre, 2 ton CO2 kadar. Dijital yaşamın 12 ton içindeki payı ise, Almanya’da 849 kg CO2 (Şekil 6). Fransız Think tanks, Shift araştırma projesinde, 2018 yılında video izlenmesiyle, atmosfere 300 milyon CO2 miktarında sera gazı salındığı sonucuna varılıyor. Bu ise, tüm İspanya’nın atmosfere saldığı sera gazı kadar çok! Araştırmacılara göre, dünya veri (data) trafiğinin %80’i video izlenmesinden oluşuyor /3/. Öte yandan Netflix, 2020 yılında atmosfere 1,1 milyon ton CO2 saldığını ve bunun yarısının da film ve dizilerin yapımı sırasında ortaya çıktığını açıkladı /4/. Netflix’te ‘Stranger Things’ 64 milyon kişi izlemiş ve bu yolla atmosfere salınan sera gazı miktarının 56.700 Alman otomobil sürücüsünün 1 yılda atmosfere salacağı sera gazı miktarında denk geleceği hesaplanmış (Save on energy’nin verisi). Neden bu kadar çok video izleniyor sorusuna ise verilen yanıt: A- kendimiz istiyoruz, B- istemediğimiz halde bize ya reklamlarla ya da tanıdıklarla yollandığından izliyoruz deniliyor. Video izlenmesinde kullanılan baz istasyonu sistemiyle (Mobilfunk) bu sistemdeki kablo cinslerine göre de sera gazı salınımı farklı oluyor. En az CO2 salınmasını cam lifli kablolar sağlıyor. Internet için elektrik neden gitgide artıyor? Dünyada internete bağlı 30 milyar alet ve sistem var. Internette kullanılan bu çok çeşitli aletlerin, iletişim sistemlerinin yapımı, taşınması, kullanımı için aşırı miktarda enerji ve elektrik gerekiyor. Veri merkezlerinin, web sunucularının (serverlerin) ve milyarlarca veri trafiğini iletirken ısınan sayısız kablonun, büyük bilgisayarların veri merkezlerinde sürekli soğutulması için elektrik gerekiyor. Internet ağı, veri merkezleri ve serverler günün en yoğun kullanım durumu için tasarlanmış olduklarından, her an emre amade bekletiliyorlar. Bu nedenle gereğinden fazla elektrik kullanıyorlar. Internet için gereken elektrik miktarı 2000 yılından beri, her 5 yılda bir, iki katına yükseldiği görülüyor ve daha da ne kadar artacağı belli değil. Dünya nüfus artımı sonucu her gün internete giren kişi ve işlem sayısının, oyunların, videoların, filmlerin, dizilerin gitgide artması, internet için gereken elektriğin ve dolaylı olarak da sera gazı miktarının artmasını hızlandırıyor. Yakın gelecekte IOT (Internet of Things) sistemi devreye girip, örneğin dünyanın bir yerindeki yük kamyonu, dünyanın başka bir yerindekiyle ya da iş merkeziyle doğrudan iletişim kurduğunda, benzer milyarlarca yeni işlem için çok daha fazla elektrik gerekecek ve çok daha fazla sera gazı atmosfere ulaşacağı kesindir. 2030 yılında internetin kullanacağı elektriğin, dünyada kullanılacak miktarın %20’sine yükseleceği kestiriliyor. Şekil 5’te bir veri merkezi (data center) görülüyor. Şekil 5: Internet veri merkezi Cep telefonlarına yüklenen aplikasyonlar sürekli çoğalırken ya da yenilenirken milyarlarca kişi daha fazla elektrik kullanıp CO2 salınımına neden oluyor. Benzer durum yenilenen Twitter, Facebook, Instagram ve başka çok çeşitli portallar için de geçerli. Bunlara, gitgide artan filmler, diziler, milyarlarca yazışma ve yorumlar da eklenirse, bunları harekete geçirmek ve çalıştırmak için gereken elektriğin ve salınan CO2 miktarının büyüklüğü kestirilebilir. Almanya’da 2021 yılında internet ile ilgili kullanılan tüm sistemler, veri merkezleri (data center) web sunucular (serverler) ve diğer aletler için toplam olarak 46,7 TWh elektrik kullanılmış ve bu elektriğin üretilmesi sırasında 22 milyon ton CO2 sera gazı atmosfere salınmıştır (Almanya‘da 50.000 veri merkezi var). 2021 yılında üretilen toplam elektrik 490 TWh ve her türlü enerji kaynağından atmosfere salınan CO2 sera gazı miktarı 228 milyon ton. Almanya internetinin neden olduğu 22 milyon ton CO2 içinde %48 PC ve ilgili sabit aletlerin, %25 hesap merkezlerinin, %18 iletişim ağlarının ve %9 da iletişim sistemlerinde en sondaki aletlerin payları bulunuyor. Şekil 6’da dijital yaşamın sera gazları salınımındaki ayrıntıları görülüyor. En büyük katkı TV’nin gerek üretimi gerekse kullanımından geliyor: Kişi başına 350 kg CO2 salınıyor. Veri merkezleri de kişi başına düşen 213 kg CO2 ile epey katkıda bulunuyorlar. Sera gazları, madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve yarı iletkenlerin üretilmesi sırasında salınıyor. Şekil 6’deki değerler ortalama yaklaşık değerler olup aletlerin tipik kullanım sürelerine göre hesaplanmıştır. Örneğin düz ekran büyük bir TV’nin üretimi sırasında 1000 kg ve bir laptopun üretiminde ise 250 kg CO2 sera gazı salındığı açıklanıyor. Aletlerin kullanımı sırasında salınan sera gazları ise, aletlerin kullandığı elektrik miktarına ve kullanan kişinin kullanma süresine, alışkanlığına göre değişim gösteriyor. Benzer durum veri merkezlerinde web sunucularında verilerimizin depolanma miktar ve süresine bağlı olarak değişiyor. Şekil 6: Almanya’da 2020 yılında dijital yaşam yoluyla kişi başına toplam: 849 kg CO2 eşdeğerinde sera gazı salındı. Şekilde sağda: Veri merkezleri (Data center ve web sunucular), Backup (Cloud, veri depolama), arama motorları. Üretim/yapım: TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. Şekilde solda: Kullanım &#8211; TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. Şekilde ortada: İletişim ağı (şebeke) &#8211; video akımı, sosyal medya, konuşma yardımcısı /5/ . Değerler, kestirimler olup yapım ve kullanım özelliklerine göre büyük farklılık olabilir. Internetin olumlu yanları Internetin, bize, dünyanın her yeriyle anında iletişim sağlamasının yanı sıra, internet üzerinden telefon, veri aktarımı (fotoğraf, video, grafik vb.), internet bankacılığı, e-devlet, alış veriş, kitap, gazete, dergi, makale, müzik indirimleri gibi daha birçok yararlı yanı olduğunu biliyoruz. Gerek internetteki bu gibi işlemlerin bir çoğuyla gerekse örneğin uzak yerlerdeki katılımcılarla internet videolarıyla yapılan görüşmeler, toplantılar, konferanslar yoluyla atmosfere salınacak sera gazlarının, bunların uçak gezileriyle yüz yüze yapılmasından çok daha az olacağı da açıktır. Bu durum özellikle 2020/2021 yıllarındaki Covid salgını sırasında gitgide artan evden çalışma (home office) seçeneği için de geçerlidir. Gitgide artan internet alışverişlerinde de satın alınacakları gidip aramak ve ayrıca trafiğe girip vakit yitirmek, park yeri aramak yerine bunları internet üzerinden yapmanın çok daha az sera gazıyla sonuçlanacağı da kestirilebilir. Internetin gitgide TV’nin yerini almakta olduğu görülüyor. Şekil 7: Dünyada kişi başına TV ve internetin izlenme süreleri (dakika) Internetin, iklimin daha da bozulmasına olan katkısını nasıl azaltabiliriz? Öneriler: E-postalarının sayısını ve her bir e-postasındaki ekleri, resimleri, videoları azaltmak, büyük dosyaları küçülterek (ZIP) yollamak. E-posta ekleri yerine web bağlantılarını (link) yazmak (bu, herkesin açmayacağı ekleri gereksiz yere yollamamızı önleyecektir). Gelen her zincir e-postasını, resimleri, videoları çok kişiye yollamamak (forward etmemek), seçici olmak. Önemli olmayan e-postalarını silmek, posta kutularını boşaltmak ya da kendi PC ya da USB&#8217;de depolamak. Sürekli gelen ve okunmayan haber ileti kanallarından çıkmak. Akıllı telefonların optimizasyon olanağını kullanarak arka planda çalışan programları yok etmek. Sık sık yeni alet (akıllı telefon, tablet vb) satın almamak, bunların pillerini yenileyerek ya da onarımla kullanmaya devam etmek (her yeni alet, elektrik üretimini artırmak ve sera gazı üretmek demek). Desktop bilgisayar yerine örneğin laptop kullanmak. Bir laptopun, yapımında %75 daha az malzeme ve kullanımında ise %70 daha az elektrik gerekiyor. Sadece internette arama ve e-postalarına bakmak için PC, laptop yerine tablet ve kitap okumak için ise e-kitap okuyucu (e-reader) kullanmak hem elektrik üretimini hem de CO2 salınımını azaltacaktır. Çocuklarımıza evde ve okullarda interneti bilinçli kullanmayı öğretmek, önermek, internette oyun oynamaları yerine onları, oyun alanlarında oynamalarına özendirmek. Bu, ayrıca hem arkadaşlığı pekiştirecek hem de gitgide artan obezite eğilimini de azaltacaktır. Video toplantılarında, çok gerekmiyorsa, videoyu kapatmak. Video filmlerde çözünürlük kalitesini düşürmek. Internete çok gerekmiyorsa girmemek, akıllı telefonları daha az kullanmak, daha az resim ve video yollamak. Sonuç Artık yaşamımızın bir parçası olan, bizlere büyük olanak sağlayan interneti bırakmamız söz konusu değil. Ancak, gitgide artan internet işlemlerimizi, yukarıdaki açıklamalarımızın ve önerilerin ışığında daha bilinçli olarak kullanmak, hem elektrik gereksinimini, hem de atmosfere salınan sera gazı miktarını azaltacaktır. Bugün dünyada elektrik daha çok fosil yakıtlardan üretiliyor. Güneş ve rüzgar kaynaklı elektrik oranı, dünyada ilk kez 2021’de %10’u geçti. Umarız bu oran daha da artar. Ancak güneş ve rüzgar enerjileri de sütten çıkmış ak kaşık değiller. Örneğin güneş panellerinin her 25 yılda bir hurdaya çıkması sonucu, bunların geri dönüşümlerinin yapılması, içlerindeki zehirli maddelerin ayrıştırılmaları, geri kazanımları ve yeni panellerle değiştirilmeleri gerekiyor. Bunların yapımı ve geri dönüşümleri için de elektrik gerekiyor. Geri dönüşümlerin her ülkede tam olarak yapılamayacağı ve doğaya karşı korunmasız çöplüklerde hurda panel dağlarının yükseleceği, içlerindeki kurşun, antimon ve kadmiyum gibi zararlı maddelerin zamanla eko sistemi bozacağı kestirilebilir. Tek çözüm daha az enerji kullanmaktır. Bunun yolu ise, daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi, nüfus planlamasıyla, nüfus artımını frenlemek, konfor ve savurganlığı azaltmaktır ama bunlar hem ülkelerin politikalarıyla, hem de her birimizin yaşam tarzıyla ilgili olduğundan ulaşılması çok zor hedeflerdir /1-11/. (*) Bu yazımızda CO2, CO2 eşdeğerindeki toplam sera gazları anlamındadır. Yüksel Atakan, Dr. Y. Müh. Almanya, ybatakan4@gmail.com /1/ İnternetin Kullandığı Aşırı Elektrik ve Salınan CO2 ! – Fizik Y. Müh. Dr. Yüksel Atakan (radyasyonyatakan.com) 2018 /2/ https://ourworldindata.org/co2-emissions-from-aviation /3/ Think Digital Green 28.10.2021 /4/ Excutive-Summary_EN_The-unsustainable-use-of-online-video.pdf (theshiftproject.org). /5/ https://www.iea.org/reports/global-energy-review-co2-emissions-in-2021-2 /6/ https://www.waschbaer.de/magazin/co2-fussabdruck-des-internets-infos-und-tipps/#Der_CO2-Fussabdruck_des_Internets_Das_Netz_ist_ein_Stromfresser /7/ https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2 /8/ https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2ES /9/ https://m.winfuture.de/bild/1649406085#:~:text=Die%20Herstellung%20eines%20gro%C3%9Fen%20Flachbildfernsehers,ungef%C3%A4hr%20250%20Kilogramm%20CO2ES%20ausgesto%C3%9Fen /10/ https://www.trthaber.com/foto-galeri/turkiye-internette-ve-sosyal-medyada-ne-kadar-vakit-geciriyor/48783/sayfa-3.html /11/ https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53259275</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/internete-her-girdigimizde-iklimi-biraz-daha-bozdugumuzu-biliyor-muyuz-2">Internete her girdiğimizde iklimi biraz daha bozduğumuzu biliyor muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Araştırmalara göre, dünya genelinde, 2022’de her gün 5,03 milyar kişi internette, bunlardan 4,7 milyarı ise sosyal medyada aktif idi! Yine dünya genelinde, 2021’de kullanılan elektrik miktarı 120 adet Akkuyu gücündeki reaktörlerde üretilecek kadar çoktu. Bu aşırı elektriğin üretilmesi sırasında kullanılan yakıtlardan atmosfere salınan sera gazı miktarı (özellikle CO2), dünya uçak trafiğinden atmosfere salınan gaz miktarı kadar fazla!</em></p>
<p><em>Bizler, bir yandan sera gazlarını azaltmakla ilgili çok çeşitli önlemlerin zorunlu olduğunu onaylarken (kömür santrallerini kapatmak gibi), diğer yandan, kullandığımız internet yoluyla, sera gazlarını artırarak iklimin biraz daha bozulmasına fark etmeden katkıda bulunuyoruz! </em></p>
<p><em>Internet cini çoktan şişeden çıktı! Interneti hepimiz kullanıyoruz ve vazgeçmemiz de söz konusu değil. </em><em>O zaman ne yapmalıyız?</em><em> </em></p>
<p><em>Açıklamalar, ayrıntılar, karşılaştırmalar ve öneriler bu yazımızda.</em></p>
<p>Facebook’a bir fotoğraf koyup her gün 5 dakika internette kalan ya da WhatsApp’tan iki video yollayan bir kişi, yılda, 20 kg kadar sera gazı salınmasına katkıda bulunuyor. Bir kişi için az olan bu miktar, bunu her gün 1 milyar kişi yaptığında ise yılda 20 milyon ton sera gazı ediyor. Bu da, 20 tonluk 1 milyon kamyon yükü demek. Neredeyse 40 metre aralıklarla 40.000 km’lik dünya çevresini dolaşacak kadar uzun bir konvoy!</p>
<p><strong>Şekil 1</strong>: Eğer internet bir ülke olsaydı, dünyada en fazla sera gazı salan 6. ülke olurdu.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-28902 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl1.png" alt="" width="458" height="290" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl1.png 458w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl1-300x190.png 300w" sizes="(max-width: 458px) 100vw, 458px" /> </strong></p>
<p><strong>Şekil 2</strong>: Dünyada en çok tıklanan web sayfaları (Sadece Kasım 2021 sayıları / milyar)</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28903" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl2.png" alt="" width="400" height="287" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl2.png 400w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl2-300x215.png 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p><strong> Şekil 3:</strong> Haftada kaç saat online video izliyoruz?</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28905" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl3.png" alt="" width="345" height="264" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl3.png 345w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl3-300x230.png 300w" sizes="(max-width: 345px) 100vw, 345px" /></p>
<p><strong>Şekil 4:</strong> Dünyada 2022’de internete ve sosyal medyaya girenlerin sayısı (5,03 ve 4,7 milyar kişi)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28906" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl4.png" alt="" width="396" height="247" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl4.png 396w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl4-300x187.png 300w" sizes="auto, (max-width: 396px) 100vw, 396px" /></p>
<p><strong>Türkiye’de günde yaklaşık 7,5 saat internette geçiriliyor. Sosyal medyada ise günde 3 saat. Sosyal medyayı kullanan kişi sayısı yaklaşık 12 milyon /10,11/.</strong></p>
<p>Sosyal medyada 5 dakika bulunmak yılda ortalama olarak 20 kg CO2 salınmasıyla sonuçlanıyor.</p>
<p>Sosyal medyada geçen 180 dakika sonucu, <strong>Türkiye’de 1 kişinin yılda atmosfere salınmasına neden olacağı CO2 miktarı 720 kg.</strong> Bu 12 milyon kişi için: 8,64 milyon ton CO2.</p>
<p>Çizelge 1’de internette yapılan bazı işlemler birkaç örnekle gösteriliyor. Ayrıca internete bağlı olmayan bir TV ile ve otomobil kullanıldığında atmosfere salınan sera gazları miktarlarıyla karşılaştırılıyor.</p>
<p><strong>Çizelge 1</strong>: Dijital yaşamda sera gazı salınımıyla ilgili bazı karşılaştırmalar</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-28908" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/czlg1.jpeg" alt="" width="500" height="738" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/czlg1.jpeg 640w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/czlg1-203x300.jpeg 203w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>Görüldüğü gibi, günde 5 dakika Facebook’ta kalmakla (yılda 20 kg), günde 1 saat internete bağlı olmayan 100 Watt gücünde TV izlemekle (17 kg) ya da 133 km otomobil kullanmakla (20 kg), atmosfere salınacak olan sera gazları miktarları kabaca aynı. Ancak TV gitgide online’dan izleniyor ve internet kullanımı TV kullanımını geçmek üzere (Bkz. Şekil). Türkiye’de sosyal medya yoluyla 1 kişinin atmosfere salınmasına neden olduğu CO2 miktarı ise 720 kg ile epey fazla. Yılda 8,64 milyon ton CO2.</p>
<p>Kuşkusuz bu ortalama değerler büyük değişimler gösterebilir. Özellikle internette çok kişinin izlediği film ve diziler, bu miktarları çok artırabilir.</p>
<p><strong>Dünyada internette kullanılan elektrik ve bunun neden olduğu sera gazı (CO2, eşdeğeri) miktarı ne kadar?</strong></p>
<p>Dünyada toplam olarak kullanılan elektrik ve salınan sera gazları (CO2) miktarını hesaplarsak: 2021 yılında dünyada üretilen toplam 27.000 Terawatt saat (TWh) elektriğin yaklaşık olarak %4’ü internette harcandı. Bu, 1.080 TWh elektrik kullanımı demektir. Akkuyu büyüklüğünde 1.200 MW kurulu gücünde bir nükleer reaktör yılda yaklaşık olarak 9 TWh elektrik üretiyor. Bu demektir ki 2021, yılında her biri Akkuyu reaktörü gücünde, 120 reaktör eşdeğerindeki elektrik santralinin ürettiği elektrik, dünyada internet için kullanıldı. 2030’da dünyada internetin kullanacağı elektriğin dünyada kullanılacak tüm elektriğin %10 kadar olacağı ve sera gazlarının da çok daha fazla olacağı kestiriliyor.</p>
<p>Sadece internet yoluyla değil, her birimiz enerji (ısı), araç (petrol) ve elektrik kullanırken atmosfere sera gazı salınmasına katkıda bulunuyoruz. Bunun yanısıra ulaşım ve kendimize gereken maddelerin üretimi ve tüketimi sırasında bizler için kullanılan enerji sonucu atmosfere sera gazları salınıyor. Tüm bu yollarla ortaya çıkan toplam sera gazı miktarı Almanya’da kişi başına yılda kabaca 12 ton CO 2E. Türkiye’de bu miktar bunun yarısı kadar. Bu 12 ton içinde, besinlerin üretiminin en başından, tüketiminin en sonuna kadar geçen sürede, tüm işlemler sonunda kişi başına düşen sera gazı miktarı, yapılan araştırmalara göre, 2 ton CO2 kadar. Dijital yaşamın 12 ton içindeki payı ise, Almanya’da 849 kg CO2 (Şekil 6).</p>
<p>Fransız Think tanks, Shift araştırma projesinde, 2018 yılında video izlenmesiyle, atmosfere 300 milyon CO2 miktarında sera gazı salındığı sonucuna varılıyor. Bu ise, tüm İspanya’nın atmosfere saldığı sera gazı kadar çok! Araştırmacılara göre, dünya veri (data) trafiğinin %80’i video izlenmesinden oluşuyor /3/. Öte yandan Netflix, 2020 yılında atmosfere 1,1 milyon ton CO2 saldığını ve bunun yarısının da film ve dizilerin yapımı sırasında ortaya çıktığını açıkladı /4/.</p>
<p>Netflix’te ‘Stranger Things’ 64 milyon kişi izlemiş ve bu yolla atmosfere salınan sera gazı miktarının 56.700 Alman otomobil sürücüsünün 1 yılda atmosfere salacağı sera gazı miktarında denk geleceği hesaplanmış (Save on energy’nin verisi).</p>
<p>Neden bu kadar çok video izleniyor sorusuna ise verilen yanıt: A- kendimiz istiyoruz, B- istemediğimiz halde bize ya reklamlarla ya da tanıdıklarla yollandığından izliyoruz deniliyor. Video izlenmesinde kullanılan baz istasyonu sistemiyle (Mobilfunk) bu sistemdeki kablo cinslerine göre de sera gazı salınımı farklı oluyor. En az CO2 salınmasını cam lifli kablolar sağlıyor.</p>
<p><strong>Internet için elektrik neden gitgide artıyor?</strong></p>
<p>Dünyada internete bağlı 30 milyar alet ve sistem var. Internette kullanılan bu çok çeşitli aletlerin, iletişim sistemlerinin yapımı, taşınması, kullanımı için aşırı miktarda enerji ve elektrik gerekiyor. Veri merkezlerinin, web sunucularının (serverlerin) ve milyarlarca veri trafiğini iletirken ısınan sayısız kablonun, büyük bilgisayarların veri merkezlerinde sürekli soğutulması için elektrik gerekiyor. Internet ağı, veri merkezleri ve serverler günün en yoğun kullanım durumu için tasarlanmış olduklarından, her an emre amade bekletiliyorlar. Bu nedenle gereğinden fazla elektrik kullanıyorlar. Internet için gereken elektrik miktarı 2000 yılından beri, her 5 yılda bir, iki katına yükseldiği görülüyor ve daha da ne kadar artacağı belli değil.</p>
<p>Dünya nüfus artımı sonucu her gün internete giren kişi ve işlem sayısının, oyunların, videoların, filmlerin, dizilerin gitgide artması, internet için gereken elektriğin ve dolaylı olarak da sera gazı miktarının artmasını hızlandırıyor.</p>
<p>Yakın gelecekte IOT (Internet of Things) sistemi devreye girip, örneğin dünyanın bir yerindeki yük kamyonu, dünyanın başka bir yerindekiyle ya da iş merkeziyle doğrudan iletişim kurduğunda, benzer milyarlarca yeni işlem için çok daha fazla elektrik gerekecek ve çok daha fazla sera gazı atmosfere ulaşacağı kesindir. 2030 yılında internetin kullanacağı elektriğin, dünyada kullanılacak miktarın %20’sine yükseleceği kestiriliyor. Şekil 5’te bir veri merkezi (data center) görülüyor.</p>
<p><strong>Şekil 5:</strong> Internet veri merkezi</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-28910 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl5.png" alt="" width="487" height="252" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl5.png 487w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl5-300x155.png 300w" sizes="auto, (max-width: 487px) 100vw, 487px" /></p>
<p>Cep telefonlarına yüklenen aplikasyonlar sürekli çoğalırken ya da yenilenirken milyarlarca kişi daha fazla elektrik kullanıp <strong>CO2 </strong> salınımına neden oluyor. Benzer durum yenilenen Twitter, Facebook, Instagram ve başka çok çeşitli portallar için de geçerli. Bunlara, gitgide artan filmler, diziler, milyarlarca yazışma ve yorumlar da eklenirse, bunları harekete geçirmek ve çalıştırmak için gereken elektriğin ve salınan <strong>CO2 </strong> miktarının büyüklüğü kestirilebilir.</p>
<p>Almanya’da 2021 yılında internet ile ilgili kullanılan tüm sistemler, veri merkezleri (data center) web sunucular (serverler) ve diğer aletler için toplam olarak 46,7 TWh elektrik kullanılmış ve bu elektriğin üretilmesi sırasında 22 milyon ton CO2 sera gazı atmosfere salınmıştır (Almanya‘da 50.000 veri merkezi var). 2021 yılında üretilen toplam elektrik 490 TWh ve her türlü enerji kaynağından atmosfere salınan CO2 sera gazı miktarı 228 milyon ton. Almanya internetinin neden olduğu 22 milyon ton CO2 içinde %48 PC ve ilgili sabit aletlerin, %25 hesap merkezlerinin, %18 iletişim ağlarının ve %9 da iletişim sistemlerinde en sondaki aletlerin payları bulunuyor.</p>
<p>Şekil 6’da dijital yaşamın sera gazları salınımındaki ayrıntıları görülüyor. En büyük katkı TV’nin gerek üretimi gerekse kullanımından geliyor: Kişi başına 350 kg CO2 salınıyor. Veri merkezleri de kişi başına düşen 213 kg CO2 ile epey katkıda bulunuyorlar. Sera gazları, madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve yarı iletkenlerin üretilmesi sırasında salınıyor. Şekil 6’deki değerler ortalama yaklaşık değerler olup aletlerin tipik kullanım sürelerine göre hesaplanmıştır. Örneğin düz ekran büyük bir TV’nin üretimi sırasında 1000 kg ve bir laptopun üretiminde ise 250 kg CO2 sera gazı salındığı açıklanıyor.</p>
<p>Aletlerin kullanımı sırasında salınan sera gazları ise, aletlerin kullandığı elektrik miktarına ve kullanan kişinin kullanma süresine, alışkanlığına göre değişim gösteriyor. Benzer durum veri merkezlerinde web sunucularında verilerimizin depolanma miktar ve süresine bağlı olarak değişiyor.</p>
<p><strong>Şekil 6: </strong>Almanya’da 2020 yılında dijital yaşam yoluyla kişi başına toplam: 849 kg CO2 eşdeğerinde sera gazı salındı. <strong>Şekilde sağda:</strong> Veri merkezleri (Data center ve web sunucular), Backup (Cloud, veri depolama), arama motorları. Üretim/yapım: TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. <strong>Şekilde solda:</strong> Kullanım &#8211; TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. <strong>Şekilde ortada:</strong> İletişim ağı (şebeke) &#8211; video akımı, sosyal medya, konuşma yardımcısı /5/ . Değerler, kestirimler olup yapım ve kullanım özelliklerine göre büyük farklılık olabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-28911" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl6.png" alt="" width="500" height="509" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl6.png 703w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl6-295x300.png 295w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><strong>Internetin olumlu yanları</strong></p>
<p>Internetin, bize, dünyanın her yeriyle anında iletişim sağlamasının yanı sıra, internet üzerinden telefon, veri aktarımı (fotoğraf, video, grafik vb.), internet bankacılığı, e-devlet, alış veriş, kitap, gazete, dergi, makale, müzik indirimleri gibi daha birçok yararlı yanı olduğunu biliyoruz. Gerek internetteki bu gibi işlemlerin bir çoğuyla gerekse örneğin uzak yerlerdeki katılımcılarla internet videolarıyla yapılan görüşmeler, toplantılar, konferanslar yoluyla atmosfere salınacak sera gazlarının, bunların uçak gezileriyle yüz yüze yapılmasından çok daha az olacağı da açıktır. Bu durum özellikle 2020/2021 yıllarındaki Covid salgını sırasında gitgide artan evden çalışma (home office) seçeneği için de geçerlidir.</p>
<p>Gitgide artan internet alışverişlerinde de satın alınacakları gidip aramak ve ayrıca trafiğe girip vakit yitirmek, park yeri aramak yerine bunları internet üzerinden yapmanın çok daha az sera gazıyla sonuçlanacağı da kestirilebilir.</p>
<p>Internetin gitgide TV’nin yerini almakta olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Şekil 7</strong>: Dünyada kişi başına TV ve internetin izlenme süreleri (dakika)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-28912" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl7.png" alt="" width="500" height="244" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl7.png 679w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/02/skl7-300x147.png 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><strong>Internetin, iklimin daha da bozulmasına olan katkısını nasıl azaltabiliriz? Öneriler:</strong></p>
<ol>
<li>E-postalarının sayısını ve her bir e-postasındaki ekleri, resimleri, videoları azaltmak, büyük dosyaları küçülterek (ZIP) yollamak.</li>
<li>E-posta ekleri yerine web bağlantılarını (link) yazmak (bu, herkesin açmayacağı ekleri gereksiz yere yollamamızı önleyecektir).</li>
<li>Gelen her zincir e-postasını, resimleri, videoları çok kişiye yollamamak (forward etmemek), seçici olmak.</li>
<li>Önemli olmayan e-postalarını silmek, posta kutularını boşaltmak ya da kendi PC ya da USB&#8217;de depolamak.</li>
<li>Sürekli gelen ve okunmayan haber ileti kanallarından çıkmak.</li>
<li>Akıllı telefonların optimizasyon olanağını kullanarak arka planda çalışan programları yok etmek.</li>
<li>Sık sık yeni alet (akıllı telefon, tablet vb) satın almamak, bunların pillerini yenileyerek ya da onarımla kullanmaya devam etmek (her yeni alet, elektrik üretimini artırmak ve sera gazı üretmek demek).</li>
<li>Desktop bilgisayar yerine örneğin laptop kullanmak. Bir laptopun, yapımında %75 daha az malzeme ve kullanımında ise %70 daha az elektrik gerekiyor.</li>
<li>Sadece internette arama ve e-postalarına bakmak için PC, laptop yerine tablet ve kitap okumak için ise e-kitap okuyucu (e-reader) kullanmak hem elektrik üretimini hem de <strong>CO2 </strong>salınımını azaltacaktır.</li>
<li>Çocuklarımıza evde ve okullarda interneti bilinçli kullanmayı öğretmek, önermek, internette oyun oynamaları yerine onları, oyun alanlarında oynamalarına özendirmek. Bu, ayrıca hem arkadaşlığı pekiştirecek hem de gitgide artan obezite eğilimini de azaltacaktır.</li>
<li>Video toplantılarında, çok gerekmiyorsa, videoyu kapatmak.</li>
<li>Video filmlerde çözünürlük kalitesini düşürmek.</li>
<li>Internete çok gerekmiyorsa girmemek, akıllı telefonları daha az kullanmak, daha az resim ve video yollamak.</li>
</ol>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Artık yaşamımızın bir parçası olan, bizlere büyük olanak sağlayan interneti bırakmamız söz konusu değil. Ancak, gitgide artan internet işlemlerimizi, yukarıdaki açıklamalarımızın ve önerilerin ışığında daha bilinçli olarak kullanmak, hem elektrik gereksinimini, hem de atmosfere salınan sera gazı miktarını azaltacaktır. Bugün dünyada elektrik daha çok fosil yakıtlardan üretiliyor. Güneş ve rüzgar kaynaklı elektrik oranı, dünyada ilk kez 2021’de %10’u geçti. Umarız bu oran daha da artar. Ancak güneş ve rüzgar enerjileri de sütten çıkmış ak kaşık değiller. Örneğin güneş panellerinin her 25 yılda bir hurdaya çıkması sonucu, bunların geri dönüşümlerinin yapılması, içlerindeki zehirli maddelerin ayrıştırılmaları, geri kazanımları ve yeni panellerle değiştirilmeleri gerekiyor. Bunların yapımı ve geri dönüşümleri için de elektrik gerekiyor. Geri dönüşümlerin her ülkede tam olarak yapılamayacağı ve doğaya karşı korunmasız çöplüklerde hurda panel dağlarının yükseleceği, içlerindeki kurşun, antimon ve kadmiyum gibi zararlı maddelerin zamanla eko sistemi bozacağı kestirilebilir. Tek çözüm daha az enerji kullanmaktır. Bunun yolu ise, daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi, nüfus planlamasıyla, nüfus artımını frenlemek, konfor ve savurganlığı azaltmaktır ama bunlar hem ülkelerin politikalarıyla, hem de her birimizin yaşam tarzıyla ilgili olduğundan ulaşılması çok zor hedeflerdir /1-11/.</p>
<p><strong>(*) </strong>Bu yazımızda CO2, CO2 eşdeğerindeki toplam sera gazları anlamındadır.</p>
<p><strong>Yüksel Atakan, Dr. Y. Müh. Almanya, </strong><a href="mailto:ybatakan4@gmail.com"><strong>ybatakan4@gmail.com</strong></a></p>
<p>/1/ <a href="https://www.radyasyonyatakan.com/yazi/internetin-kullandigi-asiri-elektrik-ve-salinan-co2">İnternetin Kullandığı Aşırı Elektrik ve Salınan CO2 ! – Fizik Y. Müh. Dr. Yüksel Atakan (radyasyonyatakan.com)</a> 2018</p>
<p>/2/ <a href="https://ourworldindata.org/co2-emissions-from-aviation">https://ourworldindata.org/co2-emissions-from-aviation</a></p>
<p>/3/ Think Digital Green 28.10.2021</p>
<p>/4/ <a href="https://theshiftproject.org/wp-content/uploads/2019/07/Excutive-Summary_EN_The-unsustainable-use-of-online-video.pdf">Excutive-Summary_EN_The-unsustainable-use-of-online-video.pdf (theshiftproject.org)</a>.</p>
<p>/5/ <a href="https://www.iea.org/reports/global-energy-review-co2-emissions-in-2021-2">https://www.iea.org/reports/global-energy-review-co2-emissions-in-2021-2</a></p>
<p>/6/ <a href="https://www.waschbaer.de/magazin/co2-fussabdruck-des-internets-infos-und-tipps/#Der_CO2-Fussabdruck_des_Internets_Das_Netz_ist_ein_Stromfresser">https://www.waschbaer.de/magazin/co2-fussabdruck-des-internets-infos-und-tipps/#Der_CO2-Fussabdruck_des_Internets_Das_Netz_ist_ein_Stromfresser</a></p>
<p>/7/ <a href="https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2e%20%20">https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2 </a></p>
<p>/8/ <a href="https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2e%20%20">https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2ES </a></p>
<p>/9/ <a href="https://m.winfuture.de/bild/1649406085#:~:text=Die%20Herstellung%20eines%20gro%C3%9Fen%20Flachbildfernsehers,ungef%C3%A4hr%20250%20Kilogramm%20CO2ES%20ausgesto%C3%9Fen">https://m.winfuture.de/bild/1649406085#:~:text=Die%20Herstellung%20eines%20gro%C3%9Fen%20Flachbildfernsehers,ungef%C3%A4hr%20250%20Kilogramm%20CO2ES%20ausgesto%C3%9Fen</a></p>
<p>/10/ <a href="https://www.trthaber.com/foto-galeri/turkiye-internette-ve-sosyal-medyada-ne-kadar-vakit-geciriyor/48783/sayfa-3.html">https://www.trthaber.com/foto-galeri/turkiye-internette-ve-sosyal-medyada-ne-kadar-vakit-geciriyor/48783/sayfa-3.html</a></p>
<p>/11/ <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53259275"><u>https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53259275</u></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/internete-her-girdigimizde-iklimi-biraz-daha-bozdugumuzu-biliyor-muyuz-2">Internete her girdiğimizde iklimi biraz daha bozduğumuzu biliyor muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28900</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dizide “bir lokma” dönemi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/dizide-bir-lokma-donemi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 08:08:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fikirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba Hollywood artarak hızlanan teknolojiye nasıl ayak uyduracak? New York Times, bu konuyu eşeleyen “Sinema filmi önümüzdeki 10 yılda nasıl hayatta kalır?” başlıklı uzun makalede 21 sinema yapımcısı, yönetmeni, oyuncusuna fikirlerini sordu. Görüş belirtenler arasında, “Quibi” adlı yepyeni bir yayın biçimi planlayan Jeffrey Katzenberg (Dreamworks Animation kurucusu), en yenilikçi yanıtı verdi: “Sinema, iki saatte, tek oturumda seyredilen bir görsellik olarak başladı. Bir sonraki aşamada, televizyonda bir saatlik bölümlerde izleniyor. Üçüncü aşamada ise iki saatlik bir film, 7 – 10 dakikalık bölümlere bölünerek izlenecek.” [Quibi=Quick bite=Bir lokmalık, tadımlık]. Katzenberg ve ortağı Meg Whitman (Bilişim devi Hewlett-Packard HP eski CEO’su) Quibi’yi Nisan 2020’de mobil uygulama olarak sunmaya başlayacaklar. Sinema filmleri, diziler, videolar en çok 10 dakika sürecek kısa bölümler halinde çekilip yayınlanacak. Amerikan haber/eğlence kanalı NBC ile işbirliği yapacak Quibi’de sabah ve akşam, “bir lokma haber” aynı anlayışla sunulacak. Katzenberg ve Whitman’ın “NewTV” adını verdikleri şirkete 1 milyar dolarlık ilk destek 21st Century Fox, Disney, NBC, Sony Pictures, Warner Media, Viacom, eOne, ITV, Lionsgate, MGM, Alibaba, Goldman Sachs, JPMorgan Chase diye uzayıp giden kurumlardan geldi. Bu isimler, “bak-geç, tıkla-geç” kuşağı için Quibi’nin, yeni bir mecra olacağına inandıklarını gösteriyor: YouTube ve Snapchat’ten bir tık daha kaliteli, ama Netflix ve benzeri Hulu’dan bir tık daha geride, ikisinin arasındaki boşluğu 25 – 30 yaş grubu için doldurma vaadi var. Şimdiki yayın biçiminde bir dizi/film, başından sonuna kadar gösteriliyor. Quibi’de, dizi/film en fazla 10’ar dakikalık bölümler halinde çekilecek. Böylece, gün içinde bir dizi/filmin bütününü izleyecek koşulları olmayanlar, vakit buldukça, Twitter veya Facebook, Snapchat, WhatsApp “bakar” gibi Quibi’deki bu bölümleri izleme fırsatı bulacaklar. Devrimsel nitelikli bu yenilikçi yayın biçimi hakkında ilginç bilgiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Katzenberg, Quibi’de “etkileşimli sinema” da düşündüklerini söyledi. Yani, Netflix’de tek bir kez ve daha önce deneysel sinemada, video oyunlarında uygulanan “izleyiciye seçenek sunan” teknoloji Quibi’de de olacak. Edip Emil Öymen</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/dizide-bir-lokma-donemi">Dizide “bir lokma” dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acaba Hollywood artarak hızlanan teknolojiye nasıl ayak uyduracak? New York Times, bu konuyu eşeleyen “<a href="https://www.nytimes.com/interactive/2019/06/20/movies/movie-industry-future.html">Sinema filmi önümüzdeki 10 yılda nasıl hayatta kalır?</a>” başlıklı uzun makalede 21 sinema yapımcısı, yönetmeni, oyuncusuna fikirlerini sordu.</p>
<p>Görüş belirtenler arasında, “Quibi” adlı yepyeni bir yayın biçimi planlayan Jeffrey Katzenberg (Dreamworks Animation kurucusu), en yenilikçi yanıtı verdi: “Sinema, iki saatte, tek oturumda seyredilen bir görsellik olarak başladı. Bir sonraki aşamada, televizyonda bir saatlik bölümlerde izleniyor. Üçüncü aşamada ise iki saatlik bir film, 7 – 10 dakikalık bölümlere bölünerek izlenecek.” [Quibi=Quick bite=Bir lokmalık, tadımlık].</p>
<p>Katzenberg ve ortağı Meg Whitman (Bilişim devi Hewlett-Packard HP eski CEO’su) Quibi’yi Nisan 2020’de mobil uygulama olarak sunmaya başlayacaklar. Sinema filmleri, diziler, videolar en çok 10 dakika sürecek kısa bölümler halinde çekilip yayınlanacak.</p>
<p>Amerikan haber/eğlence kanalı NBC ile işbirliği yapacak Quibi’de sabah ve akşam, “bir lokma haber” aynı anlayışla sunulacak.</p>
<p>Katzenberg ve Whitman’ın “NewTV” adını verdikleri şirkete 1 milyar dolarlık ilk destek 21st Century Fox, Disney, NBC, Sony Pictures, Warner Media, Viacom, eOne, ITV, Lionsgate, MGM, Alibaba, Goldman Sachs, JPMorgan Chase diye uzayıp giden kurumlardan geldi.</p>
<p>Bu isimler, “bak-geç, tıkla-geç” kuşağı için Quibi’nin, yeni bir mecra olacağına inandıklarını gösteriyor: YouTube ve Snapchat’ten bir tık daha kaliteli, ama Netflix ve benzeri Hulu’dan bir tık daha geride, ikisinin arasındaki boşluğu 25 – 30 yaş grubu için doldurma vaadi var. Şimdiki yayın biçiminde bir dizi/film, başından sonuna kadar gösteriliyor. Quibi’de, dizi/film en fazla 10’ar dakikalık bölümler halinde çekilecek. Böylece, gün içinde bir dizi/filmin bütününü izleyecek koşulları olmayanlar, vakit buldukça, Twitter veya Facebook, Snapchat, WhatsApp “bakar” gibi Quibi’deki bu bölümleri izleme fırsatı bulacaklar. Devrimsel nitelikli bu yenilikçi yayın biçimi hakkında ilginç bilgiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Katzenberg, Quibi’de “etkileşimli sinema” da düşündüklerini söyledi. Yani, Netflix’de tek bir kez ve daha önce deneysel sinemada, video oyunlarında uygulanan “izleyiciye seçenek sunan” teknoloji Quibi’de de olacak.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/dizide-bir-lokma-donemi">Dizide “bir lokma” dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14768</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Taht Oyunları bitiyor ama bitmiyor&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/taht-oyunlari-bitiyor-ama-bitmiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Apr 2019 13:57:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[entrika]]></category>
		<category><![CDATA[game of thrones]]></category>
		<category><![CDATA[George R.R. Martin]]></category>
		<category><![CDATA[GOT]]></category>
		<category><![CDATA[hbo]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[orta çağ]]></category>
		<category><![CDATA[taht oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan TV film yapımcısı HBO’nun 8 yıldır yayınladığı, Orta Çağ’da iktidar çekişmesi dizisi Taht Oyunları (Game of Thrones &#8211; GOT) 19 Mayıs’ta sona eriyor. Milyonlarca izleyici, tahta kimin oturacağını o gün görecek. Ama dizi, o gün bitse bile, bitmeyecek. Çünkü HBO, Taht Oyunları’nın “binlerce yıl öncesinin” de dizisini çekmeye bu yaz hemen başlıyor. HBO için GOT, altın yumurtlayan tavuk. Yeni dizide İngiliz sanatçılar Naomi Watts ve Miranda Richardson gibi yıllardır tanınan artistler de olacak. Watts, “Diana” filminde Prenses Diana’yı canlandırmıştı. Tıpkı Harry Potter’ın romanları ve filmleri “bittiği, ama bitmediği” gibi, Taht Oyunları da sürecek de sürecek: Hem ekranda, hem turizmde. Çünkü o, Kuzey İrlanda başta olmak üzere, dizinin çekildiği şehir ekonomilerine ve HBO Kasası’na katkı yapan bir değer. Dizi ekonomi yaratıyor Dizinin büyük kısmının çekildiği Kuzey İrlanda’da gelecek yıl bir GOT tema parkı açılıyor: 10 bin 200 metrekarelik. Belfast’a 30 kilometre uzaktaki film stüdyo alanında. Turizm adresi olabilecek başka yerler de sırada: Belfast’taki eski tersane ve liman tesislerinden döndürme Titanic Studios’da dizinin 8’inci sezonu için kale kadar büyük inşa edilen set (King’s Landing = Dizideki krallığın baş şehri)&#8230; Uğursuz, gri, tekinsiz Ward Kalesi. Kapkara taş ocağı Castle Black de turizm turlarına bu yıldan itibaren katılacak. Dizinin yapımına, bölgede 63 yerin GOT için film seti olarak kullanılmasını sağlayan bir İngiliz devlet kurumu destek oluyor: NIS-Northern Ireland Screen. Bu kurumun kasasına para, Kuzey İrlanda’ya Yatırım Fonu ve Avrupa Birliği’nin Bölgesel Yardım Fonu’ndan geliyor. Kuzey İrlanda, AB’nin “gelişmeye muhtaç”, bu yüzden yardıma hak kazanan bölgelerinden (bazı İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan bölgeleri gibi). Ve, burada iki önemli rakam var: NIS, diziye 6 sezon için sadece 18 milyon Dolar destek verdi. Ama dizinin 8 sezonu, bölge ekonomisine 268 milyon Dolar kazandırdı. Ve daha da kazandıracak. Dizide canlandırılan 256 karakter içinde, ilk 5 esas oyuncu her bölüm için toplam 13 milyon Dolar alıyor. Bunlara ek olarak, Kuzey İrlanda yaratıcı yenilikçi bir girişim daha yaptı: 7 yılın öyküsünü, 66 metre uzunlukta bir resimli duvar dokumasına (ince örtü-kilim diyebiliriz) nakışla işlediler. Dizinin birinci sahnesinden itibaren bütün önemli “olaylar” bu örtüde resmedildi. Dizi sürdükçe, “canlı yayın” gibi işlenecek. 8’inci sezonun sonuna kadar dokuma, 11 metre daha uzayıp 77 metre olacak. Şimdiden Kuzey İrlanda’nın yönetim merkezi Belfast Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. GOT turizmine eklendi. GOT ile televizyon turizmi Kuzey İrlanda dışında diziye set olan yer çok: İskoçya. Hırvatistan’da Split ve Dubrovnik başta. İzlanda. Malta. Fas. İspanya’da Cordoba, Bilbao, Sevilla, Girona vb. Hatta Kanada ve ABD. Bu listedekilerin çoğu zaten cazip turizm adresleri. Dubrovnik, UNESCO’nun kültür mirası saydığı bir Orta Çağ kenti. Burada GOT turları yapan şirketler arasından örneğin Viator’un İngilizce turu 3 saat boyunca yürüyerek sahnelerin çekildiği noktalara uğruyor. Kişi başına fiyat 57.50 Euro. İzlanda’nın başşehri Reykjavik’te Grey Line Iceland, kişi başına 100 Euro’ya 6 saat boyunca gezdiriyor. İspanya’da Barcelona’ya 100 km Girona’daki GOT mekanlarını Explore Catalunya şirketiyle görmek, 8 saat için 100 Euro. Malta Film Tours, 59 Euro’ya GOT çekimleri yapılan 15 yeri gezdiriyor. Fransa, GOT çekimlerine sahne olmadığı için, belli ki kamuoyunda bir “dışlanmışlık” hissedilmiş? Bunu eşeleyen popüler gazete Le Figaro, “Filmler bizde de çekilseydi, acaba nereler olurdu?” diye bir makale bile yayınladı: 10 mekan önerdi. “Falan bölümdeki filan çekim için falan yer uygun olurdu” gibi yorumlar yaparak! Aslında Malta da sadece tek bir sezon için seçilmişti. Yapımcılar oraya bir daha dönmediler. En çok çekim ise İspanya’da yapıldı (11 şehir)&#8230; GOT çekimlerinin bu şehirlere ve ekonomilerine katkısını inceleyecek bir ekonomist belki çıkar? GOT hakkında akademik merak Dizi, Amerikalı yazar George R.R. Martin’in hayal gücü ürünü 5 romanına dayanıyor. 1996-2011 döneminde yayınladığı “Taht Oyunları” bir kitap serisi adı değil, “Buz ve Ateşin Şarkısı” kitap serisinin ilki. Bu romanların diziye sağladığı “kaynak” 5 sezonda tükendi. Dizi çok iyi iş yaptığından, romanlar bitti diye diziyi bitiremezlerdi. Yapımcılar son 3 yılda, yazarla dirsek temasında kalarak, senaryoyu kendileri yazdılar. Ülkemizde şifreli bir kanaldan yayınlanan diziyi dünyada milyonlar izledi. Aralarında elbette akademisyenler, bilimciler de&#8230; Araştırmacıların popüler konularda bilimsel makale yükledikleri sitelerden biri olan Academia.edu’da, “Game of Thrones” etiketinde 417 makale var. Türkçe dahil, çeşitli dillerde ciddi bilimsel nitelikli olanlar kadar, ciddiye alınamayacak kadar zorlama olanlar da var sitede. Örneğin, Marios Efthymiopoulos adlı siyaset bilimci, GOT bağlamında Türk-Yunan dış siyaset taktik ve stratejilerine dair 2013’te bir makale yazmış https://tinyurl.com/y643c7f2 Bilimcilerin, bulgularını “gündelik dile çevirerek” yayınlayan başka sitelerde de konuya dair yenilikçi yorumlar, fikirler var. Dizinin “kim, neyi, nerede, nasıl, niçin, kiminle, neden, ne zaman, ne oluyor, ne olacak” karmaşası içinde kaç yüzlerce temaya değinen makaleler, kurgusal bir sanat eserine bilimcilerin bakış açısını göstermesi bakımından eğlenceli de&#8230; Örneğin, şu sırada yayınlanmakta olan 8’inci sezonun sloganı (“Kış Geliyor”) için İsveç/Lund Üniveritesi’nden Alf Hornborg: “Fosil yakıtların yol açtığı iklim değişikliği diziye egemen. Zombilerle tanımlanan ordu, modern toplumun kömür ve petrolden kaynaklanan inorganik enerjisini temsil ediyor. GOT aslında modern zamanımızın öyküsüdür.” https://tinyurl.com/yymh6oay Londra Üniversitesi University College’den Peter Antonioni: “Dizideki kurmaca ülke Westeros’ta hiç bir teknolojik gelişmeye tanık olmuyoruz. Neden bir Sanayi Devrimi yapamıyorlar? Kullandıkları silahlar hep aynı. Top bile icat etmediler. Ayrıca, sermaye birikimi de görülmüyor. Denizaşırı öte kıta Essos’ta ise IMF benzeri bir finans kurumu var: Iron Bank (Demir Bank) of Braavos. Westeros’a mali desteği burası sağlıyor. Ama bu bankadan alınan paralar işe yaramaz gösterişli yatırımlara harcanıyor. Westeros bir bilgi toplumu olamamış. Çünkü bilgiye, okuma yazma bilen Maester’ler sahip. Toplum ise tamamen cahil, eğitimsiz. Maester’ler ise bilgiyi sadece yöneticilerle paylaşır, halkla değil.” https://tinyurl.com/m7h4433 Adam Ozimek adlı bir ekonomist ise Forbes’da konuyu inovasyon açısından ele aldı, benzer görüşler ileri sürdü: “Neden Westeros yoksul? Çünkü içine kapalı hiyeraşik bir toplum. Enerji sıkıntısı yoksa da kültür, bilim ve bilgi üretiminde güçlü bir reform yapmadıkları için bir Sanayi Devrimi gerçekleştiremediler. İnovasyon için toplumda saydamlık gerekir. Oysa Westeros’da teknolojik ve ekonomik koşullar 8 bin yıldır değişmeden duruyor. Bilgiyi sadece kendilerine ve yönetici sınıfa sunan Maester’ler başka kimsenin görüşüne önem vermez. Açık rekabet ve ikna mümkün değil. Feodal bir sistem sürüyor. Halk, toprak sahiplerine çalıştığı için girişimcilik diye bir kavram yok. Maester’ler, toplumu Orta Çağ’da tutmaya devam edecek.” https://tinyurl.com/y6zj3zd4 Ve, dizi için dil icat edildi GOT hakkında bu kadar özet, çok fazla “kısa” bir özetten ibaret. Çünkü Tolkien’in Orta Dünyası, J.K.Rowling’in Harry Potter’ı gibi, GOT da “başlı başına” bir öte âlem. Öyle ki, yazar George R.R. Martin, bu âlemde yaşayanlar için dil “icat etmek” istedi. Ama o sadece iyi bir romancı olduğu, dilbilimci olmadığı için bu icadı yapmak David J. Peterson adlı dibilimciye nasip oldu. Dizi için bir değil iki dil icat etti: Dothraki ve Valyrian. https://tinyurl.com/y28hg5zf Dothraki için romancı, Orta Çağ’da Moğollar, Hunlar, Alanlar, Türkler, Kızılderililer gibi hayatları at sırtında geçen, göçebe ve savaşçı toplumlardan esinlendiğini söylemişti. Dothraki “dilinde” bu sözcük, “at binme” anlamına geliyor. Bu dilde, “nasılsın?” sorusu bile o bağlamda soruluyor: Hash yer dothrae chek? (At binmen iyi mi?). Buna cevap: “Anha dothrak chek” (İyi biniyorum). Taht Oyunları, sadece sonu gelmez savaşlar, tutkulu aşklar, şiddet, cinayet yüklü bir iktidar mücadelesinden ibaret değil. Yaratıcı, buluşçu, yenilikçi bir zihin zenginliği. Ve 19 Mayıs’ta Demir Taht’a kimin oturacağı belli olduktan sonra da bitmeyecek, sürecek.  Edip Emil Öymen *Bu yazı 26.04.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/taht-oyunlari-bitiyor-ama-bitmiyor">Taht Oyunları bitiyor ama bitmiyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan TV film yapımcısı HBO’nun 8 yıldır yayınladığı, Orta Çağ’da iktidar çekişmesi dizisi <strong>Taht Oyunları</strong> (<strong>Game of Thrones &#8211; GOT</strong>) 19 Mayıs’ta sona eriyor. Milyonlarca izleyici, tahta kimin oturacağını o gün görecek. Ama dizi, o gün bitse bile, bitmeyecek. Çünkü HBO, Taht Oyunları’nın “binlerce yıl öncesinin” de dizisini çekmeye bu yaz hemen başlıyor. HBO için GOT, altın yumurtlayan tavuk. Yeni dizide İngiliz sanatçılar Naomi Watts ve Miranda Richardson gibi yıllardır tanınan artistler de olacak. Watts, “Diana” filminde Prenses Diana’yı canlandırmıştı.</p>
<p>Tıpkı Harry Potter’ın romanları ve filmleri “bittiği, ama bitmediği” gibi, Taht Oyunları da sürecek de sürecek: Hem ekranda, hem turizmde. Çünkü o, Kuzey İrlanda başta olmak üzere, dizinin çekildiği şehir ekonomilerine ve HBO Kasası’na katkı yapan bir değer.</p>
<p><strong>Dizi ekonomi yaratıyor</strong></p>
<p>Dizinin büyük kısmının çekildiği Kuzey İrlanda’da gelecek yıl bir GOT tema parkı açılıyor: 10 bin 200 metrekarelik. Belfast’a 30 kilometre uzaktaki film stüdyo alanında.</p>
<p>Turizm adresi olabilecek başka yerler de sırada: Belfast’taki eski tersane ve liman tesislerinden döndürme Titanic Studios’da dizinin 8’inci sezonu için kale kadar büyük inşa edilen set (King’s Landing = Dizideki krallığın baş şehri)&#8230; Uğursuz, gri, tekinsiz Ward Kalesi. Kapkara taş ocağı Castle Black de turizm turlarına bu yıldan itibaren katılacak.</p>
<p>Dizinin yapımına, bölgede 63 yerin GOT için film seti olarak kullanılmasını sağlayan bir İngiliz devlet kurumu destek oluyor: NIS-Northern Ireland Screen. Bu kurumun kasasına para, Kuzey İrlanda’ya Yatırım Fonu ve Avrupa Birliği’nin Bölgesel Yardım Fonu’ndan geliyor. Kuzey İrlanda, AB’nin “gelişmeye muhtaç”, bu yüzden yardıma hak kazanan bölgelerinden (bazı İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan bölgeleri gibi).</p>
<p>Ve, burada iki önemli rakam var: NIS, diziye 6 sezon için sadece 18 milyon Dolar destek verdi. Ama dizinin 8 sezonu, bölge ekonomisine 268 milyon Dolar kazandırdı. Ve daha da kazandıracak. Dizide canlandırılan 256 karakter içinde, ilk 5 esas oyuncu her bölüm için toplam 13 milyon Dolar alıyor.</p>
<p>Bunlara ek olarak, Kuzey İrlanda yaratıcı yenilikçi bir girişim daha yaptı: 7 yılın öyküsünü, 66 metre uzunlukta bir resimli duvar dokumasına (ince örtü-kilim diyebiliriz) nakışla işlediler. Dizinin birinci sahnesinden itibaren bütün önemli “olaylar” bu örtüde resmedildi. Dizi sürdükçe, “canlı yayın” gibi işlenecek. 8’inci sezonun sonuna kadar dokuma, 11 metre daha uzayıp 77 metre olacak. Şimdiden Kuzey İrlanda’nın yönetim merkezi Belfast Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. GOT turizmine eklendi.</p>
<p><strong>GOT ile televizyon turizmi</strong></p>
<p>Kuzey İrlanda dışında diziye set olan yer çok: İskoçya. Hırvatistan’da Split ve Dubrovnik başta. İzlanda. Malta. Fas. İspanya’da Cordoba, Bilbao, Sevilla, Girona vb. Hatta Kanada ve ABD.</p>
<p>Bu listedekilerin çoğu zaten cazip turizm adresleri. Dubrovnik, UNESCO’nun kültür mirası saydığı bir Orta Çağ kenti. Burada GOT turları yapan şirketler arasından örneğin Viator’un İngilizce turu 3 saat boyunca yürüyerek sahnelerin çekildiği noktalara uğruyor. Kişi başına fiyat 57.50 Euro.</p>
<p>İzlanda’nın başşehri Reykjavik’te Grey Line Iceland, kişi başına 100 Euro’ya 6 saat boyunca gezdiriyor. İspanya’da Barcelona’ya 100 km Girona’daki GOT mekanlarını Explore Catalunya şirketiyle görmek, 8 saat için 100 Euro. Malta Film Tours, 59 Euro’ya GOT çekimleri yapılan 15 yeri gezdiriyor.</p>
<p>Fransa, GOT çekimlerine sahne olmadığı için, belli ki kamuoyunda bir “dışlanmışlık” hissedilmiş? Bunu eşeleyen popüler gazete Le Figaro, “Filmler bizde de çekilseydi, acaba nereler olurdu?” diye bir makale bile yayınladı: 10 mekan önerdi. “Falan bölümdeki filan çekim için falan yer uygun olurdu” gibi yorumlar yaparak! Aslında Malta da sadece tek bir sezon için seçilmişti. Yapımcılar oraya bir daha dönmediler. En çok çekim ise İspanya’da yapıldı (11 şehir)&#8230; GOT çekimlerinin bu şehirlere ve ekonomilerine katkısını inceleyecek bir ekonomist belki çıkar?</p>
<p><strong>GOT hakkında akademik merak</strong></p>
<p>Dizi, Amerikalı yazar George R.R. Martin’in hayal gücü ürünü 5 romanına dayanıyor. 1996-2011 döneminde yayınladığı “Taht Oyunları” bir kitap serisi adı değil, “Buz ve Ateşin Şarkısı” kitap serisinin ilki.</p>
<p>Bu romanların diziye sağladığı “kaynak” 5 sezonda tükendi. Dizi çok iyi iş yaptığından, romanlar bitti diye diziyi bitiremezlerdi. Yapımcılar son 3 yılda, yazarla dirsek temasında kalarak, senaryoyu kendileri yazdılar. Ülkemizde şifreli bir kanaldan yayınlanan diziyi dünyada milyonlar izledi. Aralarında elbette akademisyenler, bilimciler de&#8230;</p>
<p>Araştırmacıların popüler konularda bilimsel makale yükledikleri sitelerden biri olan Academia.edu’da, “Game of Thrones” etiketinde 417 makale var. Türkçe dahil, çeşitli dillerde ciddi bilimsel nitelikli olanlar kadar, ciddiye alınamayacak kadar zorlama olanlar da var sitede. Örneğin, Marios Efthymiopoulos adlı siyaset bilimci, GOT bağlamında Türk-Yunan dış siyaset taktik ve stratejilerine dair 2013’te bir makale yazmış <a href="https://tinyurl.com/y643c7f2">https://tinyurl.com/y643c7f2</a></p>
<p>Bilimcilerin, bulgularını “gündelik dile çevirerek” yayınlayan başka sitelerde de konuya dair yenilikçi yorumlar, fikirler var. Dizinin “kim, neyi, nerede, nasıl, niçin, kiminle, neden, ne zaman, ne oluyor, ne olacak” karmaşası içinde kaç yüzlerce temaya değinen makaleler, kurgusal bir sanat eserine bilimcilerin bakış açısını göstermesi bakımından eğlenceli de&#8230;</p>
<p>Örneğin, şu sırada yayınlanmakta olan 8’inci sezonun sloganı (“Kış Geliyor”) için İsveç/Lund Üniveritesi’nden Alf Hornborg: “Fosil yakıtların yol açtığı iklim değişikliği diziye egemen. Zombilerle tanımlanan ordu, modern toplumun kömür ve petrolden kaynaklanan inorganik enerjisini temsil ediyor. GOT aslında modern zamanımızın öyküsüdür.” <a href="https://tinyurl.com/yymh6oay">https://tinyurl.com/yymh6oay</a></p>
<p>Londra Üniversitesi University College’den Peter Antonioni: “Dizideki kurmaca ülke Westeros’ta hiç bir teknolojik gelişmeye tanık olmuyoruz. Neden bir Sanayi Devrimi yapamıyorlar? Kullandıkları silahlar hep aynı. Top bile icat etmediler. Ayrıca, sermaye birikimi de görülmüyor. Denizaşırı öte kıta Essos’ta ise IMF benzeri bir finans kurumu var: Iron Bank (Demir Bank) of Braavos. Westeros’a mali desteği burası sağlıyor. Ama bu bankadan alınan paralar işe yaramaz gösterişli yatırımlara harcanıyor. Westeros bir bilgi toplumu olamamış. Çünkü bilgiye, okuma yazma bilen Maester’ler sahip. Toplum ise tamamen cahil, eğitimsiz. Maester’ler ise bilgiyi sadece yöneticilerle paylaşır, halkla değil.” <a href="https://tinyurl.com/m7h4433">https://tinyurl.com/m7h4433</a></p>
<p>Adam Ozimek adlı bir ekonomist ise Forbes’da konuyu inovasyon açısından ele aldı, benzer görüşler ileri sürdü: “Neden Westeros yoksul? Çünkü içine kapalı hiyeraşik bir toplum. Enerji sıkıntısı yoksa da kültür, bilim ve bilgi üretiminde güçlü bir reform yapmadıkları için bir Sanayi Devrimi gerçekleştiremediler. İnovasyon için toplumda saydamlık gerekir. Oysa Westeros’da teknolojik ve ekonomik koşullar 8 bin yıldır değişmeden duruyor. Bilgiyi sadece kendilerine ve yönetici sınıfa sunan Maester’ler başka kimsenin görüşüne önem vermez. Açık rekabet ve ikna mümkün değil. Feodal bir sistem sürüyor. Halk, toprak sahiplerine çalıştığı için girişimcilik diye bir kavram yok. Maester’ler, toplumu Orta Çağ’da tutmaya devam edecek.”</p>
<p><a href="https://tinyurl.com/y6zj3zd4">https://tinyurl.com/y6zj3zd4</a></p>
<p><strong>Ve, dizi için dil icat edildi</strong></p>
<p>GOT hakkında bu kadar özet, çok fazla “kısa” bir özetten ibaret. Çünkü Tolkien’in Orta Dünyası, J.K.Rowling’in Harry Potter’ı gibi, GOT da “başlı başına” bir öte âlem. Öyle ki, yazar George R.R. Martin, bu âlemde yaşayanlar için dil “icat etmek” istedi. Ama o sadece iyi bir romancı olduğu, dilbilimci olmadığı için bu icadı yapmak David J. Peterson adlı dibilimciye nasip oldu. Dizi için bir değil iki dil icat etti: Dothraki ve Valyrian. <a href="https://tinyurl.com/y28hg5zf">https://tinyurl.com/y28hg5zf</a></p>
<p>Dothraki için romancı, Orta Çağ’da Moğollar, Hunlar, Alanlar, Türkler, Kızılderililer gibi hayatları at sırtında geçen, göçebe ve savaşçı toplumlardan esinlendiğini söylemişti. Dothraki “dilinde” bu sözcük, “at binme” anlamına geliyor.</p>
<p>Bu dilde, “nasılsın?” sorusu bile o bağlamda soruluyor: Hash yer dothrae chek? (At binmen iyi mi?). Buna cevap: “Anha dothrak chek” (İyi biniyorum).</p>
<p>Taht Oyunları, sadece sonu gelmez savaşlar, tutkulu aşklar, şiddet, cinayet yüklü bir iktidar mücadelesinden ibaret değil. Yaratıcı, buluşçu, yenilikçi bir zihin zenginliği. Ve 19 Mayıs’ta Demir Taht’a kimin oturacağı belli olduktan sonra da bitmeyecek, sürecek.<strong> </strong></p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 26.04.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/taht-oyunlari-bitiyor-ama-bitmiyor">Taht Oyunları bitiyor ama bitmiyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13734</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Robotlar “yeni” köle</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/robotlar-yeni-kole</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 08:51:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[bellek silme]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz adam]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[hbo]]></category>
		<category><![CDATA[ilkellik]]></category>
		<category><![CDATA[köle]]></category>
		<category><![CDATA[kovboy]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[westworld]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dizi yaratıcısı HBO, Taht Oyunları ve Lost’u çok aşan yeni bir diziyi dünyaya yayınlıyor: Westworld. Konusu, Amerikalı romancı Michael Crichton’ın aynı isimli romanından 1973’te çekilen filmden esinlenen yenilikçi bir versiyon. Dizinin senaryosu Jonathan ve Lisa Nolan’ın. Yönetmen, Star Trek ve Yıldız Savaşları Güç Uyanıyor vb filmlerin yönetmeni J.J.Abrams. Bu isimler, ABD görsel eğlence sanayiinde liste başı. 100 milyon Dolara bir bilim kurgu dizisi yarattılar. ABD’de 2 Ekim’de başlayan dizi 10 hafta sürecek. Ön bilgilerin beklentisiyle orada ilk bölümünü 3.3 milyon kişi izledi. Bizde de yayınlanıyor. Dizide müşteriler ve insanlardan farksız robotlar bir tema parkında (Western stilinde) beraberler. Robotlar, müşterilerin akla hayale gelmeyecek veya gelecek bütün fantezilerini tatmin için varlar. Parktaki tema western olduğu için, müşteriler, insandan farksız robotları “öldürebiliyor.” Ama robotlar, o an ölseler bile, akşam park görevlileri tarafından toplanıp, parkın yönetildiği “yerdelen”e taşınıyor. Orada, yazılımları yenileniyor. Ertesi sabah, aynı rolü oynamak için “tamir” ediliyorlar. Yerdelen, yerin 100 kat altına inen süper-über bir ileri teknolojik üretim merkezi. Yöneticisi Anthony Hopkins. Bütün robotların (bindikleri atlar dahil) 3D imal edildiği, bakımının yapıldığı, yazılımlarının yüklendiği bir üs. Kovboy müşteri, robotları “öldürebilir” ama kovboy robotların silahı müşteriye işlemez. Öyle bir ileri teknolojik düzen kurulmuş ki müşteri, robota istediğini yapabilir. Müşteri, en ilkel duygu ve davranışlarını ortaya koymakta özgür. Bunun bir hukuksal, ahlaksal yaptırımı yok. Çünkü karşısındaki robot. Dünyadaki “Yüzde Bir”in oyun alanı burası. Westworld’de müşterinin en ahlaksız, en canice dürtülerini özgürce yaşamasına eleştirmenler, dizinin yaratıcılığını takdir etmekle birlikte, ırkçı, ayırımcı, hukuksuz bencilliğine, şiddetine dikkat çektiler: Robotlar, kölelik dönemindeki kölelerdi aslında. Beyaz “sahipler” köleyi mal gibi alıp satar, ona istediğini yapardı. Dizi sanki köleliğin (robotun), müşteri (sahip) için ne kadar da yararlı (!) olduğunu mu gösteriyor? Öte yandan, tecavüz, öldürme, aşağılama gibi eylemlerin insanlara özgü olduğunu, robotun ruhsuz bir yazılım olduğunu hatırlatanlar var. Yine de diziye, robotların nasılsa (“evrim”?) “bellek kazanıp” kendilerine yapılanların intikamını alacağına dair ipuçları serpilmiş: Bir Word dosyasını “silince” nasıl ana bellekte silinmiyorsa, öyle bir durum mu? Şimdilik bilmiyoruz. Bellek silme, insanlar için de bir gün mümkün olacak mı? Belleğimiz, beyinde tek bir adreste değil, türüne ve içeriğine göre çoklu adreslerde yaygın. Bu yüzden, insan belleği bilgisayar belleği ile aynı değil. Ama aynıymış sayarak, Westworld gibi bir öykü yazmak serbest. Çok başarılı başka bir öykü daha vardı: “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” (Pürüzsüz Zihnin Ebedi Güneşi. Bizdeki adıyla “Sil Baştan”), insan-bilgisayar belleği benzetmesinden yola çıkan, yaratıcı, yenilikçi bir filmdi. 2005’te en özgün senaryo Oscar’ını kazandı. Adını Latince, “boşluk, aralık” anlamına gelen “lacuna”dan alan Lacuna Inc., kötü her türlü anıyı bellekten siler. Bir türlü anlaşamadığı Joel (Jim Carrey) ile ilişkisinin çıkmaza girdiğini gören Clementine (Kate Winslet), bu şirkete gidip Joel ile ilgili bütün anılarını sildirir. Clementine, Joel ile tekrar karşılaştığında onu tanımaz. Durumu öğrenen Joel de aynı işlemle belleğini sildirmek ister. Ama Clementine’e meğerse o kadar büyük bir aşk duymuş, meğerse o kadar tutkuyla bağlanmıştır ki, bazı anıları silinemez. Bellek, silinmemek için direnir. Çünkü gerçek aşk unutulamaz. Edip Emil Öymen  *Bu yazı 24.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/robotlar-yeni-kole">Robotlar “yeni” köle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dizi yaratıcısı HBO, Taht Oyunları ve Lost’u çok aşan yeni bir diziyi dünyaya yayınlıyor: Westworld.</p>
<p>Konusu, Amerikalı romancı Michael Crichton’ın aynı isimli romanından 1973’te çekilen filmden esinlenen yenilikçi bir versiyon. Dizinin senaryosu Jonathan ve Lisa Nolan’ın. Yönetmen, Star Trek ve Yıldız Savaşları Güç Uyanıyor vb filmlerin yönetmeni J.J.Abrams. Bu isimler, ABD görsel eğlence sanayiinde liste başı. 100 milyon Dolara bir bilim kurgu dizisi yarattılar. ABD’de 2 Ekim’de başlayan dizi 10 hafta sürecek. Ön bilgilerin beklentisiyle orada ilk bölümünü 3.3 milyon kişi izledi. Bizde de yayınlanıyor.</p>
<p>Dizide müşteriler ve insanlardan farksız robotlar bir tema parkında (Western stilinde) beraberler. Robotlar, müşterilerin akla hayale gelmeyecek veya gelecek bütün fantezilerini tatmin için varlar. Parktaki tema western olduğu için, müşteriler, insandan farksız robotları “öldürebiliyor.” Ama robotlar, o an ölseler bile, akşam park görevlileri tarafından toplanıp, parkın yönetildiği “yerdelen”e taşınıyor. Orada, yazılımları yenileniyor. Ertesi sabah, aynı rolü oynamak için “tamir” ediliyorlar. Yerdelen, yerin 100 kat altına inen süper-über bir ileri teknolojik üretim merkezi. Yöneticisi Anthony Hopkins. Bütün robotların (bindikleri atlar dahil) 3D imal edildiği, bakımının yapıldığı, yazılımlarının yüklendiği bir üs.</p>
<p>Kovboy müşteri, robotları “öldürebilir” ama kovboy robotların silahı müşteriye işlemez. Öyle bir ileri teknolojik düzen kurulmuş ki müşteri, robota istediğini yapabilir. Müşteri, en ilkel duygu ve davranışlarını ortaya koymakta özgür. Bunun bir hukuksal, ahlaksal yaptırımı yok. Çünkü karşısındaki robot. Dünyadaki “Yüzde Bir”in oyun alanı burası.</p>
<p>Westworld’de müşterinin en ahlaksız, en canice dürtülerini özgürce yaşamasına eleştirmenler, dizinin yaratıcılığını takdir etmekle birlikte, ırkçı, ayırımcı, hukuksuz bencilliğine, şiddetine dikkat çektiler: Robotlar, kölelik dönemindeki kölelerdi aslında. Beyaz “sahipler” köleyi mal gibi alıp satar, ona istediğini yapardı. Dizi sanki köleliğin (robotun), müşteri (sahip) için ne kadar da yararlı (!) olduğunu mu gösteriyor? Öte yandan, tecavüz, öldürme, aşağılama gibi eylemlerin insanlara özgü olduğunu, robotun ruhsuz bir yazılım olduğunu hatırlatanlar var. Yine de diziye, robotların nasılsa (“evrim”?) “bellek kazanıp” kendilerine yapılanların intikamını alacağına dair ipuçları serpilmiş: Bir Word dosyasını “silince” nasıl ana bellekte silinmiyorsa, öyle bir durum mu? Şimdilik bilmiyoruz.</p>
<p>Bellek silme, insanlar için de bir gün mümkün olacak mı? Belleğimiz, beyinde tek bir adreste değil, türüne ve içeriğine göre çoklu adreslerde yaygın. Bu yüzden, insan belleği bilgisayar belleği ile aynı değil. Ama aynıymış sayarak, Westworld gibi bir öykü yazmak serbest.</p>
<p>Çok başarılı başka bir öykü daha vardı: “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” (Pürüzsüz Zihnin Ebedi Güneşi. Bizdeki adıyla “Sil Baştan”), insan-bilgisayar belleği benzetmesinden yola çıkan, yaratıcı, yenilikçi bir filmdi. 2005’te en özgün senaryo Oscar’ını kazandı.</p>
<p>Adını Latince, “boşluk, aralık” anlamına gelen “lacuna”dan alan Lacuna Inc., kötü her türlü anıyı bellekten siler. Bir türlü anlaşamadığı Joel (Jim Carrey) ile ilişkisinin çıkmaza girdiğini gören Clementine (Kate Winslet), bu şirkete gidip Joel ile ilgili bütün anılarını sildirir. Clementine, Joel ile tekrar karşılaştığında onu tanımaz. Durumu öğrenen Joel de aynı işlemle belleğini sildirmek ister. Ama Clementine’e meğerse o kadar büyük bir aşk duymuş, meğerse o kadar tutkuyla bağlanmıştır ki, bazı anıları silinemez. Bellek, silinmemek için direnir. Çünkü gerçek aşk unutulamaz.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen </strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 24.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/robotlar-yeni-kole">Robotlar “yeni” köle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4077</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
