<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eski mısır arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/eski-misir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/eski-misir</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Jan 2021 12:16:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Mısır’daki antik mezarda &#8216;Ölüler Kitabı&#8217; parşömeni bulundu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/misirdaki-antik-mezarda-oluler-kitabi-parsomeni-bulundu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2021 06:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[firavun]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüler Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Teti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=22011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mısır’ın Turizm ve Antik Eserler Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan arkeologlar ile Zahi Hawass Antik Mısır Bilimi Merkezi’nden arkeologlar, Antik Mısır çalışmaları için önemli bir keşif yaptı. Antik Mısır’da ölen kişiye yaşam sonrasında yol gösterdiğine inanılan “Ölüler Kitabı”nın 4 metre uzunluğunda bir kopyası, kazılar sırasında mezar boşluklarında bulundu. Üzerinde papirüsün sahibi Pwkhaef’in adı yazıyordu. Antik Mısır mezarlık alanı Sakkara’da, Firavun Teti&#8217;nin karısı Kraliçe Nearit’e ait bir cenaze tapınağının keşfedildiği piramidin yakınında, Mısır’ın 18. ve 19. hanedanlıkları sırasında (MÖ 1550 &#8211; MÖ 1186) yaşayan insanların kalıntılarını içeren bir dizi mezar bulundu. Şimdiye kadar ekip, bu mezarlarda 50’den fazla tahta tabut ve çok çeşitli nesneler ortaya çıkardı. Bu eserler arasında en büyüleyici nesnelerin başında ise sözünü ettiğimiz 4 metrelik papirüs vardı. Alman bilim insanı Richard Lepsius, orijinal adı “Ra nu pert em hru” olan bu kitabı, 1842’de antik metinleri bir araya getirerek oluşturmuştu. Bu kitap, Antik Mısır cenazelerinde okunan metinleri içeriyor ve ölen kişiye de “öteki” yaşamında yol göstereceğine inanılıyor. Kaynak: Live Science</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/misirdaki-antik-mezarda-oluler-kitabi-parsomeni-bulundu">Mısır’daki antik mezarda &#8216;Ölüler Kitabı&#8217; parşömeni bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mısır’ın Turizm ve Antik Eserler Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan arkeologlar ile Zahi Hawass Antik Mısır Bilimi Merkezi’nden arkeologlar, Antik Mısır çalışmaları için önemli bir keşif yaptı.</p>
<p>Antik Mısır’da ölen kişiye yaşam sonrasında yol gösterdiğine inanılan “Ölüler Kitabı”nın 4 metre uzunluğunda bir kopyası, kazılar sırasında mezar boşluklarında bulundu. Üzerinde papirüsün sahibi Pwkhaef’in adı yazıyordu.</p>
<p>Antik Mısır mezarlık alanı Sakkara’da, Firavun Teti&#8217;nin karısı Kraliçe Nearit’e ait bir cenaze tapınağının keşfedildiği piramidin yakınında, Mısır’ın 18. ve 19. hanedanlıkları sırasında (MÖ 1550 &#8211; MÖ 1186) yaşayan insanların kalıntılarını içeren bir dizi mezar bulundu. Şimdiye kadar ekip, bu mezarlarda 50’den fazla tahta tabut ve çok çeşitli nesneler ortaya çıkardı. Bu eserler arasında en büyüleyici nesnelerin başında ise sözünü ettiğimiz 4 metrelik papirüs vardı.</p>
<p>Alman bilim insanı Richard Lepsius, orijinal adı “Ra nu pert em hru” olan bu kitabı, 1842’de antik metinleri bir araya getirerek oluşturmuştu. Bu kitap, Antik Mısır cenazelerinde okunan metinleri içeriyor ve ölen kişiye de “öteki” yaşamında yol göstereceğine inanılıyor.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="https://www.livescience.com/queen-temple-book-of-dead-found-egypt.html">Live Science</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/misirdaki-antik-mezarda-oluler-kitabi-parsomeni-bulundu">Mısır’daki antik mezarda &#8216;Ölüler Kitabı&#8217; parşömeni bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">22011</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 207. Sayı – 13 Mart 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-207-sayi-13-mart-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2020 12:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[bunamak]]></category>
		<category><![CDATA[dijital devrim]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel biyo teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir]]></category>
		<category><![CDATA[kolon kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs: Salgının yönetimi en önemli konu Antik Mısır tarihindeki büyük gizem: Sırlar odası bulundu mu? Yarının biyofabrikaları üretime başladı &#8211; Erdal Musoğlu Ha gayret! &#8211; Doğan Kuban Dijital kara delik &#8211; Tanol Türkoğlu Bilim ve teknoloji politikalarına katkı &#8211; Müfit Akyos Faz çalışmaları ve Türkiye &#8211; Mustafa Çetiner Yapay zekânın modası geçer mi? &#8211; Lale Akarun Koronavirüs: Bilgi kirliliği virüsten daha tehlikeli Kolon kanserinden E.coli bakterisi mi sorumlu? Kehribar içinde 20 milyon yıllık ayak Evrendeki en güçlü patlama nasıl oldu? Anadolu’da üretilen dünyanın en eski kılıçlarından biri Venedik’te ortaya çıktı Kenevirin antibiyotik özelliğinden yararlanılabilecek mi? Bunamak kaderiniz değil! (1) &#8211; Bunamanın kesin nedeni henüz bilinmiyor Arjantin: IMF ile bitmeyen tango ve erken sanayisizleşme &#8211; Bayram Ali Eşiyok Yapay zekâ, toplumsal genel zekâyı nasıl dönüştürebilir? (3) &#8211; Sinan Kürkcü Süper kahraman filmleri ve mesajları &#8211; Selda Salman Savaş ve(rsus) Barış &#8211; Salih Özbaran Sağlıklı yaşam, genetik riskinizi sıfırlayabilir Çocuğunuzu nasıl sağlıklı beslersiniz? İyi bir mentor nasıl olmalı? Erkekler neden daha az yaşar? Köpekler sıcaklığı da koklayabiliyor Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-207-sayi-13-mart-2020">HBT Dergi 207. Sayı – 13 Mart 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17576" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/207-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/207-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/207-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/207.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Koronavirüs: Salgının yönetimi en önemli konu<br />
Antik Mısır tarihindeki büyük gizem: Sırlar odası bulundu mu?<br />
Yarının biyofabrikaları üretime başladı &#8211; Erdal Musoğlu<br />
Ha gayret! &#8211; Doğan Kuban<br />
Dijital kara delik &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Bilim ve teknoloji politikalarına katkı &#8211; Müfit Akyos<br />
Faz çalışmaları ve Türkiye &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Yapay zekânın modası geçer mi? &#8211; Lale Akarun<br />
Koronavirüs: Bilgi kirliliği virüsten daha tehlikeli<br />
Kolon kanserinden E.coli bakterisi mi sorumlu?<br />
Kehribar içinde 20 milyon yıllık ayak<br />
Evrendeki en güçlü patlama nasıl oldu?<br />
Anadolu’da üretilen dünyanın en eski kılıçlarından biri Venedik’te ortaya çıktı<br />
Kenevirin antibiyotik özelliğinden yararlanılabilecek mi?<br />
Bunamak kaderiniz değil! (1) &#8211; Bunamanın kesin nedeni henüz bilinmiyor<br />
Arjantin: IMF ile bitmeyen tango ve erken sanayisizleşme &#8211; Bayram Ali Eşiyok<br />
Yapay zekâ, toplumsal genel zekâyı nasıl dönüştürebilir? (3) &#8211; Sinan Kürkcü<br />
Süper kahraman filmleri ve mesajları &#8211; Selda Salman<br />
Savaş ve(rsus) Barış &#8211; Salih Özbaran<br />
Sağlıklı yaşam, genetik riskinizi sıfırlayabilir<br />
Çocuğunuzu nasıl sağlıklı beslersiniz?<br />
İyi bir mentor nasıl olmalı?<br />
Erkekler neden daha az yaşar?<br />
Köpekler sıcaklığı da koklayabiliyor</p>
<p><a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-207-sayi-13-mart-2020">HBT Dergi 207. Sayı – 13 Mart 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17575</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kediler dünyayı nasıl ele geçirdi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/kediler-dunyayi-nasil-ele-gecirdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 12:20:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’deki kedilerin kökeni Mısır’a dayanıyor Antik dönemlerde yaşamış kedilerin DNA’larının ilk kez geniş çapta araştırılması sonucu kedilerin Yakın Doğu ve Mısır’ın yanı sıra dünyanın birçok yerinde evcilleştirilmiş olduğu ortaya çıktı. Kediler, internet kültürüne egemen olmadan binlerce yıl önce ilk çiftçiler, denizciler ve hatta Vikingler sayesinde antik Avrasya ve Afrika’ya bile yayılmışlardı. Sonuçları 15 Eylül’de yapılan konferansta açıklanan araştırmada, yaklaşık 15.000 yıl öncesi ile milattan sonra 18. yüzyıl arasında yaşamış 200’den fazla kedinin DNA’sı araştırıldı. Kıbrıs’ta bulunan 9.500 yıllık mezarda da insan iskelet kalıntıları yanında kedi iskeleti kalıntılarının da bulunması, insanlar ile kediler arasındaki ilişkinin tarımın başlangıcına kadar dayandığını gösteriyor. Antik Mısırlıların vahşi kedileri yaklaşık 6.000 yıl önce evcilleştirmiş olması mümkün, sonradan gelen Mısır hanedanları tarafından da milyonlarca kedi mumyalanmış. Eski dönemlerde yaşamış kedilerin genetiği üzerine yapılan önceki araştırmalarda yalnızca üç adet mumyalanmış Mısırlı kedide mitokondriyal DNA (nükleer DNA’ların genelinin aksine yalnızca anneden tarafından gelen DNA) bulunmuştu. Mitokondriyal DNA’lara inceleme Paris’teki Jacques Monod Enstitüsü’nden evrimsel genetikçi Eva-Maria Geigl ve ekibi bu bilgiler üzerinden hareket ederek araştırmayı daha da genişletmek üzere Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da otuzdan fazla arkeolojik kazı bölgesinden çıkartılan 209 kedi kalıntısının mitokondriyal DNA’sını inceledi. Örnekler, Mezolitik Çağ&#8217;dan (insanların avcı-toplayıcı olarak yaşadığı dönem) 18. yüzyıl arasındaki dönemlere aitti. Geigl, çiftçiliğin ilk başladığı dönemlerde tahıl ambarlarının kemirgen hayvanları çektiğini, vahşi kedilerin de bu nedenle bu bölgelere geldiğini ve kedilerden yarar sağlayan insanların onları evcilleştirmeye karar vermiş olduğunu öne sürüyor. Bundan binlerce yıl sonra Mısır’daki kediler hızla Avrasya’ya ve Afrika’ya yayıldı. Milattan Önce 4. yüzyıl ile Milattan Sonra 4. yüzyıl arasındaki dönemde genellikle Mısırlı kedilerde görülen mitokondriyal köken aynı dönemde Bulgaristan, Türkiye ve Safra Altı Afrika’daki kedilerde de mevcuttu. Deniz yolculukları yapan insanların da aynı şekilde kemirgenleri uzaklaştırmak için kedileri yanlarına aldıklarını öne süren Geigl ve ekibi, kuzey Almanya’da milattan sonra 8. ve 11. yüzyıllar arasında Viking’lerden kalma bir bölgede de bu mitokondriyal DNA’lara sahip kedi iskeletleri buldu. Tekir kediler Boston Massachusetts’teki Harvard Tıp Okulu’nda nüfus genetikçisi Pontus Skoglund, Vikinglerin kedilerin varlığından daha önceden haberdar bile olmadığını belirtirken, Geigl’ın ekibinin mitokondriyal DNA yardımıyla popülasyon dağılımını takip edebilesinden de oldukça etkilendiğini söyledi. Skoglund yine de bir kişinin ataları hakkında en çok bilgiyi nükleer DNA’nın sunabileceği ve bu DNA’nın incelenmesinin kedilerin evcilleştirilmesi ve yayılması ve aynı zamanda vahşi kedilerle ilişkileri üzerine bütün soruları cevaplayabileceği fikrinde. Geigl’ın ekibi, kedilerin tekir olmasına sebep olan nükleer DNA dizilerini de incelemiş, bu mutasyonun Orta Çağ dönemlerine kadar görülmemiş olduğu tespit etmişti. Kedilerin nükleer DNA’ları üzerine araştırmalarını sürdürmek istediklerini söyleyen Geigl, modern kediler üzerine genom araştırmaları için fon bulmanın zor olduğunu belirtti. Sevda Deniz Karali Kaynak: http://www.nature.com/news/how-cats-conquered-the-world-and-a-few-viking-ships-1.20643?WT.ec_id=NEWSDAILY-20160920</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/kediler-dunyayi-nasil-ele-gecirdi">Kediler dünyayı nasıl ele geçirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’deki kedilerin kökeni Mısır’a dayanıyor</strong></p>
<p>Antik dönemlerde yaşamış kedilerin DNA’larının ilk kez geniş çapta araştırılması sonucu kedilerin Yakın Doğu ve Mısır’ın yanı sıra dünyanın birçok yerinde evcilleştirilmiş olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Kediler, internet kültürüne egemen olmadan binlerce yıl önce ilk çiftçiler, denizciler ve hatta Vikingler sayesinde antik Avrasya ve Afrika’ya bile yayılmışlardı.</p>
<p>Sonuçları 15 Eylül’de yapılan konferansta açıklanan araştırmada, yaklaşık 15.000 yıl öncesi ile milattan sonra 18. yüzyıl arasında yaşamış 200’den fazla kedinin DNA’sı araştırıldı.</p>
<p>Kıbrıs’ta bulunan 9.500 yıllık mezarda da insan iskelet kalıntıları yanında kedi iskeleti kalıntılarının da bulunması, insanlar ile kediler arasındaki ilişkinin tarımın başlangıcına kadar dayandığını gösteriyor. Antik Mısırlıların vahşi kedileri yaklaşık 6.000 yıl önce evcilleştirmiş olması mümkün, sonradan gelen Mısır hanedanları tarafından da milyonlarca kedi mumyalanmış. Eski dönemlerde yaşamış kedilerin genetiği üzerine yapılan önceki araştırmalarda yalnızca üç adet mumyalanmış Mısırlı kedide mitokondriyal DNA (nükleer DNA’ların genelinin aksine yalnızca anneden tarafından gelen DNA) bulunmuştu.</p>
<p><strong>Mitokondriyal DNA’lara inceleme</strong></p>
<p>Paris’teki Jacques Monod Enstitüsü’nden evrimsel genetikçi Eva-Maria Geigl ve ekibi bu bilgiler üzerinden hareket ederek araştırmayı daha da genişletmek üzere Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da otuzdan fazla arkeolojik kazı bölgesinden çıkartılan 209 kedi kalıntısının mitokondriyal DNA’sını inceledi. Örnekler, Mezolitik Çağ&#8217;dan (insanların avcı-toplayıcı olarak yaşadığı dönem) 18. yüzyıl arasındaki dönemlere aitti.</p>
<p>Geigl, çiftçiliğin ilk başladığı dönemlerde tahıl ambarlarının kemirgen hayvanları çektiğini, vahşi kedilerin de bu nedenle bu bölgelere geldiğini ve kedilerden yarar sağlayan insanların onları evcilleştirmeye karar vermiş olduğunu öne sürüyor.</p>
<p>Bundan binlerce yıl sonra Mısır’daki kediler hızla Avrasya’ya ve Afrika’ya yayıldı. Milattan Önce 4. yüzyıl ile Milattan Sonra 4. yüzyıl arasındaki dönemde genellikle Mısırlı kedilerde görülen mitokondriyal köken aynı dönemde Bulgaristan, Türkiye ve Safra Altı Afrika’daki kedilerde de mevcuttu. Deniz yolculukları yapan insanların da aynı şekilde kemirgenleri uzaklaştırmak için kedileri yanlarına aldıklarını öne süren Geigl ve ekibi, kuzey Almanya’da milattan sonra 8. ve 11. yüzyıllar arasında Viking’lerden kalma bir bölgede de bu mitokondriyal DNA’lara sahip kedi iskeletleri buldu.</p>
<p><strong>Tekir kediler </strong></p>
<p>Boston Massachusetts’teki Harvard Tıp Okulu’nda nüfus genetikçisi Pontus Skoglund, Vikinglerin kedilerin varlığından daha önceden haberdar bile olmadığını belirtirken, Geigl’ın ekibinin mitokondriyal DNA yardımıyla popülasyon dağılımını takip edebilesinden de oldukça etkilendiğini söyledi. Skoglund yine de bir kişinin ataları hakkında en çok bilgiyi nükleer DNA’nın sunabileceği ve bu DNA’nın incelenmesinin kedilerin evcilleştirilmesi ve yayılması ve aynı zamanda vahşi kedilerle ilişkileri üzerine bütün soruları cevaplayabileceği fikrinde.</p>
<p>Geigl’ın ekibi, kedilerin tekir olmasına sebep olan nükleer DNA dizilerini de incelemiş, bu mutasyonun Orta Çağ dönemlerine kadar görülmemiş olduğu tespit etmişti. Kedilerin nükleer DNA’ları üzerine araştırmalarını sürdürmek istediklerini söyleyen Geigl, modern kediler üzerine genom araştırmaları için fon bulmanın zor olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Sevda Deniz Karali</strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.nature.com/news/how-cats-conquered-the-world-and-a-few-viking-ships-1.20643?WT.ec_id=NEWSDAILY-20160920">http://www.nature.com/news/how-cats-conquered-the-world-and-a-few-viking-ships-1.20643?WT.ec_id=NEWSDAILY-20160920</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/kediler-dunyayi-nasil-ele-gecirdi">Kediler dünyayı nasıl ele geçirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12678</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ, hiyeroglif okuyacak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yapay-zeka-hiyeroglif-okuyacak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Nov 2018 08:18:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[hiyeroglif]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Google ile video oyun yapımcısı Ubisoft ve Avustralya/Macquarie Üniversitesi ortaklığında başlatılan Hiyeroglif Girişimi (Hieroglyphics Initiative), Antik Mısır’ın yazıtlarını yapay zekâya “öğretmeye” başladı. Amaç, kısa bir sürede yapay zekânın, hiyeroglifleri kendi başına okumasını sağlamak. Böylece, Antik Mısır uzmanları, hiyeroglif çözeceğim diye uğraşmak yerine konunun daha akademik kısımlarına zaman ve enerji ayırabilecek. Proje, yapay zekânın onbinlerce röntgen filmine bakarak tümör ile sağlıklı doku arasındaki farkı “öğrenmesi” gibi (Bu işleme zaten makine öğrenmesi deniliyor). Antik Mısır’ın resim yazısındaki en az 800 şeklin okunması, anlam çıkartılması hâlâ gayet zahmetli, gayet yavaş. İşin hammallığını yapay zekâ hiç sıkılmadan, bıkmadan, maaşına zam istemeden yapacak, bilimciler sonuca bakacak. Projede oyun şirketi niye var? Fransız oyun şirketi Ubisoft’un, Türkçede de “Assassin’s Creed Origins” adıyla bilinen oyunu Antik Mısır’da Kleopatra döneminde (!) geçiyor: Bu, bir oyun. Senaryosu kurmaca. Oyundaki olayların gerçek tarihle ilgisi önemli değil. Ama dekor olarak her yer hiyeroglif dolu. Hiyeroglif Girişimi Projesi, şu cin fikri ortaya atarak oyun şirketini projeye kattı: Oyuncular, bu heyecanlı, başarılı görselli oyunda gördükleri hiyeroglif “şekillerini” bize yollasınlar. Elimizde bir hiyeroglif veri tabanı oluşsun&#8230; Bu öneriyi oyunculara yaptıktan 24 saat sonra 80 bin hiyeroglif görüntüsü yollanmış. Yapay zekâ işte bunları şimdi okumayı öğreniyor. 217 yıl önceki buluntu Hiyeroglif okumak, bir tür dedektiflik işi. Antik Mısır’ın bu dili, 1799’da Mısır’da Rosetta kasabasında kazılarda bulunan yarısı kırık bir yazıt sayesinde taa 1821’de az-biraz çözülebilmişti. Çünkü yazıt üç ayrı alfabeyle yazılmıştı: Eski Yunanca, demotik ve hiyeroglif. İlk ikisi okunabildiği için, hiyeroglif karşılaştırmalı olarak çözülebildi. Bunun başarısı iki dilbilimciye Fransız Champollion ve İngiliz Thomas Young’a ait. Taşı Fransızlar bulduğu halde, öyküsü bir alt paragrafta özetli nedenlerle 1801’de Rosetta Taşı İngilizlerin oldu. Halen İngiliz Arkeoloji Müzesi’nde (British Museum) en çok ziyaret edilen eserdir. Napolyon Mısır’da 1798 Fransız İhtilali’nden sonra Fransa ile bu ihtilali yüzünden savaşa girişen Avrupa devletlerine karşı üst üste zaferler kazanan 28 yaşındaki General Napolyon, İngiltere’nin Hindistan yolunu kesmek amacıyla 1798’de Mısır’a bir sefer düzenledi: 400’ü aşkın gemi, 40 bin askerle, 167 bilimci, mimar, mühendis, ressamla birlikte. Napolyon, hazır Mısır’a kadar gitmişken tarihi, coğrafyası, kültürü, mimarisi hakkında da bilgi toplamayı düşünmüştü. Çünkü Mısır, Avrupa için bir efsaneydi. Orada bir uygarlık olduğu biliniyor ama bunun “nasıl bir şey olduğu” sadece tahmin ediliyordu. Bilimciler, Mısır’ı keşfedecekti. Hem savaş hem bilim Bu sefer, tam Hollywood’luk bir film senaryosu gibidir. Burada ancak pek kısa bir özete yer var: Hiyerogliflerin okunması, mumyalama tekniğinin keşfi, piramitlerin nasıl yapıldığının anlaşılması, Mısır mimarisinin yapı tekniği gibi bilgiler Napolyon’un Mısır Seferi’ne katılan bu bilimciler sayesinde ortaya çıktı&#8230; Onların topladıkları veriler, yaptıkları çizimler, Fransa’ya dönüşlerinden sonra 1802-1828 arasında bilgiye dönüştürüldü. 26 yılda yazılan, dünya tarihindeki en önemli bilimsel kitaplar arasındaki 23 dev (100 x 70 cm!) ciltlik “Description de l’Égypte” böyle ortaya çıktı. Avrupa, o tarihe kadar resmini görmediği Mısır’ı 900 fotoğrafik tabloyla bu kitapla gördü. Taş, Paris’e değil Londra’ya Fransız bilimciler, modern arkeolojinin temelini attı. Avrupa’da oryantalizm merakı bu seferle başladı. Ama, İngiliz Donanması Napolyon’un gemilerini Ebukir’de yakıp da  Napolyon, Mısır’dan 1799’da Filistin’e yönelince Akka’da Cezzar Ahmet Paşa’nın Osmanlı Ordusu’na da yenildi. Mısır, Napolyon için askeri bir kayıp, ama dünya bilimi için büyük bilgi kazancı oldu. Bu arada Rosetta Taşı da İngilizlere geçti. Paris yerine, Londra’ya gitti. Edip Emil Öymen  *Bu yazı 02.11.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yapay-zeka-hiyeroglif-okuyacak">Yapay zekâ, hiyeroglif okuyacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Google ile video oyun yapımcısı Ubisoft ve Avustralya/Macquarie Üniversitesi ortaklığında başlatılan Hiyeroglif Girişimi (Hieroglyphics Initiative), Antik Mısır’ın yazıtlarını yapay zekâya “öğretmeye” başladı. Amaç, kısa bir sürede yapay zekânın, hiyeroglifleri kendi başına okumasını sağlamak. Böylece, Antik Mısır uzmanları, hiyeroglif çözeceğim diye uğraşmak yerine konunun daha akademik kısımlarına zaman ve enerji ayırabilecek. Proje, yapay zekânın onbinlerce röntgen filmine bakarak tümör ile sağlıklı doku arasındaki farkı “öğrenmesi” gibi (Bu işleme zaten makine öğrenmesi deniliyor). Antik Mısır’ın resim yazısındaki en az 800 şeklin okunması, anlam çıkartılması hâlâ gayet zahmetli, gayet yavaş. İşin hammallığını yapay zekâ hiç sıkılmadan, bıkmadan, maaşına zam istemeden yapacak, bilimciler sonuca bakacak.</p>
<p><strong>Projede oyun şirketi niye var?</strong></p>
<p>Fransız oyun şirketi Ubisoft’un, Türkçede de “Assassin’s Creed Origins” adıyla bilinen oyunu Antik Mısır’da Kleopatra döneminde (!) geçiyor: Bu, bir oyun. Senaryosu kurmaca. Oyundaki olayların gerçek tarihle ilgisi önemli değil. Ama dekor olarak her yer hiyeroglif dolu. Hiyeroglif Girişimi Projesi, şu cin fikri ortaya atarak oyun şirketini projeye kattı: Oyuncular, bu heyecanlı, başarılı görselli oyunda gördükleri hiyeroglif “şekillerini” bize yollasınlar. Elimizde bir hiyeroglif veri tabanı oluşsun&#8230; Bu öneriyi oyunculara yaptıktan 24 saat sonra 80 bin hiyeroglif görüntüsü yollanmış. Yapay zekâ işte bunları şimdi okumayı öğreniyor.</p>
<p><strong>217 yıl önceki buluntu</strong></p>
<p>Hiyeroglif okumak, bir tür dedektiflik işi. Antik Mısır’ın bu dili, 1799’da Mısır’da Rosetta kasabasında kazılarda bulunan yarısı kırık bir yazıt sayesinde taa 1821’de az-biraz çözülebilmişti. Çünkü yazıt üç ayrı alfabeyle yazılmıştı: Eski Yunanca, demotik ve hiyeroglif. İlk ikisi okunabildiği için, hiyeroglif karşılaştırmalı olarak çözülebildi. Bunun başarısı iki dilbilimciye Fransız Champollion ve İngiliz Thomas Young’a ait. Taşı Fransızlar bulduğu halde, öyküsü bir alt paragrafta özetli nedenlerle 1801’de Rosetta Taşı İngilizlerin oldu. Halen İngiliz Arkeoloji Müzesi’nde (British Museum) en çok ziyaret edilen eserdir.</p>
<p><strong>Napolyon Mısır’da 1798</strong></p>
<p>Fransız İhtilali’nden sonra Fransa ile bu ihtilali yüzünden savaşa girişen Avrupa devletlerine karşı üst üste zaferler kazanan 28 yaşındaki General Napolyon, İngiltere’nin Hindistan yolunu kesmek amacıyla 1798’de Mısır’a bir sefer düzenledi: 400’ü aşkın gemi, 40 bin askerle, 167 bilimci, mimar, mühendis, ressamla birlikte. Napolyon, hazır Mısır’a kadar gitmişken tarihi, coğrafyası, kültürü, mimarisi hakkında da bilgi toplamayı düşünmüştü. Çünkü Mısır, Avrupa için bir efsaneydi. Orada bir uygarlık olduğu biliniyor ama bunun “nasıl bir şey olduğu” sadece tahmin ediliyordu. Bilimciler, Mısır’ı keşfedecekti.</p>
<p><strong>Hem savaş hem bilim</strong></p>
<p>Bu sefer, tam Hollywood’luk bir film senaryosu gibidir. Burada ancak pek kısa bir özete yer var: Hiyerogliflerin okunması, mumyalama tekniğinin keşfi, piramitlerin nasıl yapıldığının anlaşılması, Mısır mimarisinin yapı tekniği gibi bilgiler Napolyon’un Mısır Seferi’ne katılan bu bilimciler sayesinde ortaya çıktı&#8230; Onların topladıkları veriler, yaptıkları çizimler, Fransa’ya dönüşlerinden sonra 1802-1828 arasında bilgiye dönüştürüldü. 26 yılda yazılan, dünya tarihindeki en önemli bilimsel kitaplar arasındaki 23 dev (100 x 70 cm!) ciltlik “Description de l’Égypte” böyle ortaya çıktı. Avrupa, o tarihe kadar resmini görmediği Mısır’ı 900 fotoğrafik tabloyla bu kitapla gördü.</p>
<p><strong>Taş, Paris’e değil Londra’ya</strong></p>
<p>Fransız bilimciler, modern arkeolojinin temelini attı. Avrupa’da oryantalizm merakı bu seferle başladı. Ama, İngiliz Donanması Napolyon’un gemilerini Ebukir’de yakıp da  Napolyon, Mısır’dan 1799’da Filistin’e yönelince Akka’da Cezzar Ahmet Paşa’nın Osmanlı Ordusu’na da yenildi. Mısır, Napolyon için askeri bir kayıp, ama dünya bilimi için büyük bilgi kazancı oldu. Bu arada Rosetta Taşı da İngilizlere geçti. Paris yerine, Londra’ya gitti.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 02.11.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yapay-zeka-hiyeroglif-okuyacak">Yapay zekâ, hiyeroglif okuyacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11869</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eski Mısır Uygarlığı&#8217;nda teknelerin bile kendi mezarları vardı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/eski-misir-uygarliginda-teknelerin-bile-kendi-mezarlari-vardi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2017 11:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze töreni]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[III. Senusret]]></category>
		<category><![CDATA[national geographic]]></category>
		<category><![CDATA[senusret]]></category>
		<category><![CDATA[tekne]]></category>
		<category><![CDATA[tekne mezarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaynak: National Geographic Orijinal video için: https://www.youtube.com/watch?v=QGTr7sgRwnw Konuyla ilgili bir makale: http://news.nationalgeographic.com/2016/11/royal-burial-boat-ancient-egypt-found/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/eski-misir-uygarliginda-teknelerin-bile-kendi-mezarlari-vardi">Eski Mısır Uygarlığı&#8217;nda teknelerin bile kendi mezarları vardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/jeopH0ZwMkc?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Kaynak:</strong> National Geographic</p>
<p><strong>Orijinal video için:</strong><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=QGTr7sgRwnw">https://www.youtube.com/watch?v=QGTr7sgRwnw</a></p>
<p><strong>Konuyla ilgili bir makale:</strong><br />
<a href="http://news.nationalgeographic.com/2016/11/royal-burial-boat-ancient-egypt-found/">http://news.nationalgeographic.com/2016/11/royal-burial-boat-ancient-egypt-found/</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/eski-misir-uygarliginda-teknelerin-bile-kendi-mezarlari-vardi">Eski Mısır Uygarlığı&#8217;nda teknelerin bile kendi mezarları vardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5040</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
