<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Galileo Galilei arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/galileo-galilei/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/galileo-galilei</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Aug 2023 11:19:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Celal Şengör ‘Accademia dei Lincei’ye üye oldu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/celal-sengor-accademia-dei-linceiye-uye-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 11:19:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Accademia dei Lincei]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim insanı]]></category>
		<category><![CDATA[celal şengör]]></category>
		<category><![CDATA[Federico Cesi]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[vaşak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en saygın akademik kurumlarından biri olan ‘Accademia dei Lincei’ (Vaşaklar Akademisi) Celal Şengör’ü üye yaptı. İtalyan bilim insanı, doğa bilimci Federico Cesi tarafından İtalya’da 1603 yılında kurulan Akademi adını keskin görüşüyle, bilimin gerektirdiği gözlemsel hüneri simgeleyen bir hayvan olan vaşaktan alıyor. Galileo Galilei akademinin entelektüel merkeziydi. Galileo, akademiye atfen &#8216;Galileo Galilei Linceo&#8217; adını benimsedi. Kurucusu ve hamisi Cesi&#8217;nin 1630&#8217;daki ölümünden sonra akademi uzun süre etkinliğini yitirdi. 19. yüzyılda akademi, hem edebiyat hem de bilimi kapsayan ulusal bir akademi haline geldi. Kurucusu Cesi, botanik tutkunuydu, aristokrat bir ailedendi ve aile bulundukları bölgenin de aristokrat yöneticisiydi. Babası, akademiyi onaylamadı ama annesi Olimpia Orsini, bu kuruluşu maddi manevi destekledi. Cesi, Accademia dei Lincei&#8217;yi üç arkadaşıyla birlikte kurdu: Hollandalı doktor Johannes van Heeck ve iki Umbrialı arkadaş, matematikçi Francesco Stelluti ve bilge Anastasio de Filiis. Accademia&#8217;nın kurulduğu sırada Cesi sadece 18 yaşındaydı ve diğerleri ondan 8 yaş büyüktü. Cesi ve arkadaşları tüm doğa bilimlerini anlamayı araştırmayı amaç edinmişlerdi. Akademi üyeleri arasında Einstein, Fermi, Heisenberg, Max Planck gibi ünlü fizikçiler vardı. Akademinin Cesi tarafından seçilen sloganı şuydu: &#8220;En büyük sonuçları elde etmek istiyorsanız küçük şeylerle ilgilenin&#8221; (minima cura si maxima vis). Amaç, gözlem yöntemine yansıyan modern bilimi bir araya getirmekti. Akademi, küresel komünlerin her çeyreğinde üyeliğini sürdürmek için yeterli donanıma sahip olacaktı. Kütüphaneler, laboratuvarlar, müzelerle, botanik bahçeleri ve matbaalar şeklinde genişleme politikası izleyecekti. Üyeler sık ​​sık gözlemleri etrafında mektuplar yazdı. Üyelerden &#8220;Doğanın nedenlerini ve işleyişini anlayabilmek için, tıpkı bir vaşak keskin görüşlü olmaları&#8221; istendi. Galileo’yu destekledi Galileo 1611&#8217;de seçkin akademiye alındı. Akademi onun eserlerini yayınladı. Akademi, Roma engizisyonu ile başı derden giren Galileo’nun hep arkasında durdu. Akademiye rahipler alınmadı. Akademi&#8217;nin astronomi, fizik ve botanik alanlarındaki ilk yayınları arasında Galileo&#8217;nun Güneş Lekeleri Üzerine Mektuplar&#8217;ı, Assayer&#8217;i ve Tesoro Messicano&#8217;su vardı.1651&#8217;e kadar on yıllarca emek harcanan yeni dünyanın florasını, faunasını ve ilaçlarını anlatıyordu. Bu yayınla Lincei&#8217;nin ilk ve en ünlü aşaması tamamlanmış oldu. Mikroskopinin yeni kullanımı akademinin faaliyetleri arasına girdi ve pek çok bilim kitabında bu konuda atıflar var. Mikroskoplar sadece Lincei tarafından astronomik ve matematiksel çalışmaların ötesinde, aynı zamanda mekanik anatominin ve atomculuk teorilerinin yükseliş zamanı olduğu için anatomide yeni deneyler için de kullanılıyordu. Deneyler giderek her yerde çoğaldı. Akademi, yeni icat edilen mikroskop yardımıyla önemli bir mikrograf veya çizim koleksiyonu üretti. Şengör, dünyanın başka sayılı akademilerinin yanı sıra, unvanına bu önemli akademinin üyeliğini de ekledi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/celal-sengor-accademia-dei-linceiye-uye-oldu">Celal Şengör ‘Accademia dei Lincei’ye üye oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en saygın akademik kurumlarından biri olan <strong>‘Accademia dei Lincei’</strong> <em>(Vaşaklar Akademisi)</em> <strong>Celal Şengör</strong>’ü üye yaptı.</p>
<p>İtalyan bilim insanı, doğa bilimci <strong>Federico Cesi</strong> tarafından İtalya’da 1603 yılında kurulan Akademi adını keskin görüşüyle, bilimin gerektirdiği gözlemsel hüneri simgeleyen bir hayvan olan vaşaktan alıyor.</p>
<p>Galileo Galilei akademinin entelektüel merkeziydi. Galileo, akademiye atfen &#8216;Galileo Galilei Linceo&#8217; adını benimsedi. Kurucusu ve hamisi Cesi&#8217;nin 1630&#8217;daki ölümünden sonra akademi uzun süre etkinliğini yitirdi. 19. yüzyılda akademi, hem edebiyat hem de bilimi kapsayan ulusal bir akademi haline geldi. Kurucusu Cesi, botanik tutkunuydu, aristokrat bir ailedendi ve aile bulundukları bölgenin de aristokrat yöneticisiydi. Babası, akademiyi onaylamadı ama annesi Olimpia Orsini, bu kuruluşu maddi manevi destekledi.</p>
<p>Cesi, Accademia dei Lincei&#8217;yi üç arkadaşıyla birlikte kurdu: Hollandalı doktor Johannes van Heeck ve iki Umbrialı arkadaş, matematikçi Francesco Stelluti ve bilge Anastasio de Filiis. Accademia&#8217;nın kurulduğu sırada Cesi sadece 18 yaşındaydı ve diğerleri ondan 8 yaş büyüktü. Cesi ve arkadaşları tüm doğa bilimlerini anlamayı araştırmayı amaç edinmişlerdi. Akademi üyeleri arasında Einstein, Fermi, Heisenberg, Max Planck gibi ünlü fizikçiler vardı.</p>
<p>Akademinin Cesi tarafından seçilen sloganı şuydu: &#8220;En büyük sonuçları elde etmek istiyorsanız küçük şeylerle ilgilenin&#8221; <em>(<strong>minima cura si maxima vis</strong>)</em>.</p>
<p>Amaç, gözlem yöntemine yansıyan modern bilimi bir araya getirmekti. Akademi, küresel komünlerin her çeyreğinde üyeliğini sürdürmek için yeterli donanıma sahip olacaktı. Kütüphaneler, laboratuvarlar, müzelerle, botanik bahçeleri ve matbaalar şeklinde genişleme politikası izleyecekti. Üyeler sık ​​sık gözlemleri etrafında mektuplar yazdı. Üyelerden &#8220;Doğanın nedenlerini ve işleyişini anlayabilmek için, tıpkı bir vaşak keskin görüşlü olmaları&#8221; istendi.</p>
<p><strong>Galileo’yu destekledi</strong></p>
<p>Galileo 1611&#8217;de seçkin akademiye alındı. Akademi onun eserlerini yayınladı. Akademi, Roma engizisyonu ile başı derden giren Galileo’nun hep arkasında durdu. Akademiye rahipler alınmadı. Akademi&#8217;nin astronomi, fizik ve botanik alanlarındaki ilk yayınları arasında Galileo&#8217;nun <em>Güneş Lekeleri Üzerine Mektuplar&#8217;ı,</em> <em>Assayer&#8217;i</em> ve <em>Tesoro Messicano&#8217;su</em> vardı.1651&#8217;e kadar on yıllarca emek harcanan yeni dünyanın florasını, faunasını ve ilaçlarını anlatıyordu.</p>
<p>Bu yayınla Lincei&#8217;nin ilk ve en ünlü aşaması tamamlanmış oldu. Mikroskopinin yeni kullanımı akademinin faaliyetleri arasına girdi ve pek çok bilim kitabında bu konuda atıflar var. Mikroskoplar sadece Lincei tarafından astronomik ve matematiksel çalışmaların ötesinde, aynı zamanda mekanik anatominin ve atomculuk teorilerinin yükseliş zamanı olduğu için anatomide yeni deneyler için de kullanılıyordu. Deneyler giderek her yerde çoğaldı. Akademi, yeni icat edilen mikroskop yardımıyla önemli bir mikrograf veya çizim koleksiyonu üretti.</p>
<p>Şengör, dünyanın başka sayılı akademilerinin yanı sıra, unvanına bu önemli akademinin üyeliğini de ekledi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/celal-sengor-accademia-dei-linceiye-uye-oldu">Celal Şengör ‘Accademia dei Lincei’ye üye oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29869</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim devrimi: Değişim</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/bilim-devrimi-degisim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:21:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Antoine Lavoisier]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[deha]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Engizisyon mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[Giordano Bruno]]></category>
		<category><![CDATA[güneş sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşif]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih, onu değiştirenleri kitabında barındırır. Ama iyi ama kötü. Şu bir gerçek ki evreni anlamlaştırma yolunda iz bırakanlar asırlar boyunca anılmaya devam ederler. Tıpkı 8 Ocak’ta Galileo ve 19 Nisan’da Darwin’i andığımız gibi. Bu bilim insanları öldükten sonrasında da iz bırakmaya devam etti. Başlattıkları anlamlaştırma serüveni, insanı canlıların en üstünü ve evrenin merkezi konumundan gerçeklerle yüzleşmeye ve onların var olan inanç duvarlarının yıkılmasını şüphe, merak ve bilimsel metodoloji ile sağladı. Buna karşı gelenler ise bilgiyi hiçbir düşünce, tecrübe veya gözleme tabi tutmadan reddederek, sorgulayanları yargıladı. 1548 yılında İtalya’nın Napoli Krallığı’nda Campo de&#8217; Fiori meydanında başladı olguların, inanç bütünüyle savaşı fakat her şeye rağmen; &#8220;Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım&#8221; dedi; diri diri yakılmadan önce matematikçi ve felsefeci Giordano Bruno. Onun suçu ünlü gökbilimci Nicolaus Copernicus’un Güneş Sistemi&#8217;nin tarifini ve gezegenlerin güneşin merkezde olduğu sabit yörüngeler üzerinde hareket ettiğini kabul eden günmerkezlilik yasasını savunmasıdır. Evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söyledi. Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi. Ama o gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi. Otoriteye ve ideolojiye aykırı görüşler beslemesi sebebiyle 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi&#8217;nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edildi ve Roma&#8217;da diri diri yakılarak idam edildi. Giordano Bruno’nun ölümünü isteyenler onun ölümünü bildirirken bile ondan daha çok korkuyorlardı. Bu korku hissi eylemler bütünü karşısında değil düşünceler bütünü karşısında duyuluyordu. Nitekim Bruno, ölümünden sonra geçen 420 yılın ardından anılıp, düşünceleri anlamlaştırılırken onun ölümüne neden olan hakimler hiçliğe karıştı… O haklıydı ve değişim henüz yeni başlıyordu. Her şeye rağmen dünya dönüyor muydu? 1609 yılında anlamlaştırma merakını gözlerini gökyüzüne çevirerek sağlamış bir astronom, Galileo Galilei önce Ay’ı gözledi ve Ay yüzeyinde dünyadaki dağları ve vadileri andıran pürüzleri saptadı. Ay yüzeyi, Aristoteles’in ileri sürdüğü gibi pürüzsüz ve mükemmel değildi. (Galileo’nun “İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalogları” kitabından; 1610’da Venedik’te İngiliz elçisi olan Henry Wootton’un Kral I. James’a yazdığı mektuptan bir alıntı): -Saygıdeğer Kral Hazretleri, Galileo isimli astronom Ay’ın dağlık taşlık bir yer olduğunu söylüyor. -Ne!? Hani kristal bir küreydi Ay? Ancak 1610 yılının Ocak ayına geldiğinde gözlerini Jüpiter’e çeviren Galilei, Jüpiter’in çevresinde yıldız gibi beliren cisimlerin zamanla konum değiştirdiğini gözlemledi ve gözlemsel astronominin düşünce ve inanca karşı olan devrimi gerçekleşti. Bu zamana kadar konumunu değiştiren bu cisimler Jüpiter’in en büyük 4 uydusuydu. Nasıl olabilirdi? İnsanlar binlerce yıl boyunca evrendeki tüm gökcisimlerinin Dünya’nın etrafında döndüğüne inanıyordu. Oysa ki yanılmışlardı. Gözlerini gökyüzüne çevirme arzusu, yüzlerce yıllık inanış ve önyargıları kırarak Dünya’nın evrende benzeri de bulunan ve aslında sıradan bir gökcismi olduğu düşüncesini doğurdu. Bu keşfin sonucunda Galileo’ya karşı gelenler bilgiyi hiçbir düşünce, tecrübe veya gözleme tabi tutmadan reddederek onu Roma Engizisyonu’nda yargıladı. Evet, her şeye rağmen dünya dönmeye devam ediyordu. Galileo’nun ardından yeni bir sayfa açıldı ve başlatmış olduğu bu devrim, akabinde birçok astronoma ışık tutarak gökyüzünün keşfedilmeye açık bir okyanus olduğunu gösterdi. Fakat Galileo davasında bir sınav verildi. O sınav, bilimsel gerçekliğin Katolik Kilise’nin yargısıyla sınavıydı. Gerçeğin, siyasi erk ve onun güdümündeki yargıyla sınavına değil tam tersi olan siyasi erk ve onun güdümündeki yargının olgularla olan sınavı gerçekleşti. Tarih içinde oluşan yargı aslında sınavdan geçenin gerçeğin kendisi olmadığını ve gerçeğin sınavdan geçiren olduğunu bizlere gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Bu sınav henüz bitmiş değil. Günümüzde de bu mücadeleyi vermekte ve olgular, yönetimin ideoloji bütünleri ile şekillendirilerek mahkeme kararlarıyla ket vurulmaya çalışılmakta. Oysa olgular her şeye rağmen onları yazanları silinmez bir bütün olarak varlığını sürdüreceği gerçekliği asla değişmeyecek. &#8220;Yeni bir bilimsel gerçek, karşıtlarını ikna edip onların ışığı görmesini sağlamakla bir zafer kazanmaz. Daha ziyade, bu karşıtlar nihayetinde ölürler ve yeni nesiller, gerçeklere alışık olarak büyür.&#8221; Max Planck 1794 Fransa’sına ve çağın ötesindeki bir deha olan Antoine Lavoisier; “Doğanın tüm işleyişlerinde hiçbir şeyin yoktan var, vardan yok edilemediği” gerçekliğini tüm deneysel dönüşümlerle ortaya koyduğunda karşısında; &#8220;Cumhuriyet&#8217;in bilginlere ihtiyacı yoktur!&#8221; yanıtını aldı ve suçsuz yere 51 yaşında giyotinle kesilerek hayatına son verildi. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde, Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için okuduğu kitabın arasına bir kitap ayracı koyduğunda ölümünün ardından o ayracı kaldıran milyonlarca kimyager, onun attığı temeller üzerine onu her daim modern kimyanın babası olarak hatırlayacak ve devrimlerini bilim ile gerçekleştirilecekti. Şu bir gerçek ki dünya artık değişim içerisindeydi bu değişime ayak uyduramayanların yitip gittiği bir değişimdi… Bilim Otoritesi İlk olarak bu kavram ile filozof Robert P. Crease’nin On Düşünürün Bize Bilim ve Otorite Hakkında Ne Öğretebileceği (The Workshop and the World: What Ten Thinkers Can Teach Us About Science and Authority) adlı kitabında tanıştım. Crease, kitapta bilim otoritesi kavramından söz ediyor ve burada yer alan on düşünür arasında ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’te yer almakta. Crease, Osmanlı Devleti 18. yüzyılın ortalarında ciddi askeri yenilgiler almaya başladığında bunun sebebinin bilim ve yenilik eksikliği olarak görülmesine vurgu yapar. Çünkü Crease’e göre bilim algısı ve otoritesi araçlara, yöntemlere, çizelgelere ve verilere değil, yalnızca insan ve ideoloji bütününde ilerliyordu. Nitekim tespiti doğruydu. Öne sürülen bilimsel çalışma hakkındaki kararlar 1 insan tarafından ideoloji bütününde irdelendiğinde sonuç sadece Takiyüddin’in rasathanesinin yıkılması ile sonlanmadı. Koca bir imparatorluğun çökmesiyle sonuçlandı. Yeniden ayağa kalkmanın yolu ise bilim otoritesinin hür ve verilere dayanarak sağlam dayanaklarla Mustafa Kemal Atatürk’ün inkilaplarıyla gerçekleşti. &#8220;Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.&#8221; Mustafa Kemal Atatürk Bruno, Galileo ve Lavoisier’ın olguları ortaya koymasının sonucunda yargılanmasının ardından, günümüze kadar sürecek bir değişime neden oldu. Halk sessizliğe bürünmedi. Aydınlanma yaşadı. Rönesans, reform ve ihtilal hareketiyle düşünce yapısını hür ve sorgulamaya açık bir şekilde şekillendirerek kiliseye ve yöneticilere karşı geldi. Şüphesiz ki Mustafa Kemal Atatürk gibi tarihi detaylı analiz etmiş ve ders çıkartmış liderler Bruno, Galileo ve Lavoisier’ın yaşadıklarını tekrar yaşatmayarak bilim otoritesinin ideoloji bağlamında asla sağlanamayacağını ve bu otoritenin yalnızca araçlarla, verilerle, gözlemlerle ve sorgulamaktan geçtiğini, topluma anlatma ve eğitme mücadelesiyle gösterdi. Giordano Bruno evrenin sonsuz olduğunu ve başka dünyalar içerdiğini korkusuzca söylediğinde, Galileo Galilei Jüpiter’in uydularını gözlemlendiğinde, Antoine Lavoisier modern kimyanın temelini attığında; olgular değişmedi, onlar insanoğlunun ideolojilerini sorgulamaya sevk etti. Çünkü olgular mahkeme kararlarına rağmen değişmemeye devam edecekti. Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Giordano_Bruno https://sarkac.org/2017/11/jupiterin-uydulari-osman-bahadir/ https://www.nature.com/articles/d41586-019-00872-w?utm_source=twt_nnc&#38;utm_medium=social&#38;utm_campaign=naturenews&#38;sf209767277=1 https://tr.wikipedia.org/wiki/Antoine_Lavoisier</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/bilim-devrimi-degisim">Bilim devrimi: Değişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;" align="CENTER"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Tarih, onu değiştirenleri kitabında barındırır. Ama iyi ama kötü. Şu bir gerçek ki evreni anlamlaştırma yolunda iz bırakanlar asırlar boyunca anılmaya devam ederler. Tıpkı 8 Ocak’ta Galileo ve 19 Nisan’da Darwin’i andığımız gibi. </span></span></p>
<p style="text-align: left;" align="CENTER"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Bu bilim insanları öldükten sonrasında da iz bırakmaya devam etti. Başlattıkları anlamlaştırma serüveni, insanı canlıların en üstünü ve evrenin merkezi konumundan gerçeklerle yüzleşmeye ve onların var olan inanç duvarlarının yıkılmasını şüphe, merak ve bilimsel metodoloji ile sağladı. Buna karşı gelenler ise bilgiyi hiçbir düşünce, tecrübe veya gözleme tabi tutmadan reddederek, sorgulayanları yargıladı.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">1548 yılında İtalya’nın Napoli Krallığı’nda Campo de&#8217; Fiori meydanında başladı olguların, inanç bütünüyle savaşı fakat her şeye rağmen; <em>&#8220;Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım&#8221;</em> dedi; d</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">iri diri yakılmadan önce matematikçi ve felsefeci Giordano Bruno. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Onun suçu ünlü gökbilimci Nicolaus Copernicus’un Güneş Sistemi&#8217;nin tarifini ve gezegenlerin güneşin merkezde olduğu sabit yörüngeler üzerinde hareket ettiğini kabul eden günmerkezlilik yasasını savunmasıdır. Evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söyledi. Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi. Ama o gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Otoriteye ve ideolojiye aykırı görüşler beslemesi sebebiyle 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi&#8217;nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edildi ve Roma&#8217;da diri diri yakılarak idam edildi.</span></span></p>
<div id="attachment_29294" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-29294" class="wp-image-29294 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/brunog-819x1024.jpeg" alt="" width="730" height="913" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/brunog.jpeg 819w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/brunog-240x300.jpeg 240w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-29294" class="wp-caption-text">Bruno&#8217;nun, yakıldığı Campo de&#8217; Fiori meydanında bulunan heykeli</p></div>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Giordano Bruno’nun ölümünü isteyenler onun ölümünü bildirirken bile ondan daha çok korkuyorlardı. Bu korku hissi eylemler bütünü karşısında değil düşünceler bütünü karşısında duyuluyordu. Nitekim Bruno, ölümünden sonra geçen 420 yılın ardından anılıp, düşünceleri anlamlaştırılırken onun ölümüne neden olan hakimler hiçliğe karıştı… O haklıydı ve değişim henüz yeni başlıyordu. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><strong>Her şeye rağmen dünya dönüyor muydu?</strong> </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">1609 yılında anlamlaştırma merakını gözlerini gökyüzüne çevirerek sağlamış bir astronom, Galileo Galilei önce Ay’ı gözledi ve Ay yüzeyinde dünyadaki dağları ve vadileri andıran pürüzleri saptadı. Ay yüzeyi, Aristoteles’in ileri sürdüğü gibi pürüzsüz ve mükemmel değildi. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">(Galileo’nun “İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalogları” kitabından; 1610’da Venedik’te İngiliz elçisi olan Henry Wootton’un Kral I. James’a yazdığı mektuptan bir alıntı):</span></span></p>
<p><em><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">-Saygıdeğer Kral Hazretleri, Galileo isimli astronom Ay’ın dağlık taşlık bir yer olduğunu söylüyor.<br />
-Ne!? Hani kristal bir küreydi Ay?</span></span></em></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Ancak 1610 yılının Ocak ayına geldiğinde gözlerini Jüpiter’e çeviren Galilei, Jüpiter’in çevresinde yıldız gibi beliren cisimlerin zamanla konum değiştirdiğini gözlemledi ve gözlemsel astronominin düşünce ve inanca karşı olan devrimi gerçekleşti. Bu zamana kadar konumunu değiştiren bu cisimler Jüpiter’in en büyük 4 uydusuydu. Nasıl olabilirdi? İnsanlar binlerce yıl boyunca evrendeki tüm gökcisimlerinin Dünya’nın etrafında döndüğüne inanıyordu. Oysa ki yanılmışlardı. Gözlerini gökyüzüne çevirme arzusu, yüzlerce yıllık inanış ve önyargıları kırarak Dünya’nın evrende benzeri de bulunan ve aslında sıradan bir gökcismi olduğu düşüncesini doğurdu. Bu keşfin sonucunda Galileo’ya karşı gelenler bilgiyi hiçbir düşünce, tecrübe veya gözleme tabi tutmadan reddederek onu Roma Engizisyonu’nda yargıladı. Evet, her şeye rağmen dünya dönmeye devam ediyordu. Galileo’nun ardından yeni bir sayfa açıldı ve başlatmış olduğu bu devrim, akabinde birçok astronoma ışık tutarak gökyüzünün keşfedilmeye açık bir okyanus olduğunu gösterdi. Fakat Galileo davasında bir sınav verildi. O sınav, bilimsel gerçekliğin Katolik Kilise’nin yargısıyla sınavıydı. Gerçeğin, siyasi erk ve onun güdümündeki yargıyla sınavına değil tam tersi olan siyasi erk ve onun güdümündeki yargının olgularla olan sınavı gerçekleşti. Tarih içinde oluşan yargı aslında sınavdan geçenin gerçeğin kendisi olmadığını ve gerçeğin sınavdan geçiren olduğunu bizlere gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Bu sınav henüz bitmiş değil. Günümüzde de bu mücadeleyi vermekte ve olgular, yönetimin ideoloji bütünleri ile şekillendirilerek mahkeme kararlarıyla ket vurulmaya çalışılmakta. Oysa olgular her şeye rağmen onları yazanları silinmez bir bütün olarak varlığını sürdüreceği gerçekliği asla değişmeyecek. </span></span></p>
<p align="CENTER"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><em>&#8220;Yeni bir bilimsel gerçek, karşıtlarını ikna edip onların ışığı görmesini sağlamakla bir zafer kazanmaz. Daha ziyade, bu karşıtlar nihayetinde ölürler ve yeni nesiller, gerçeklere alışık olarak büyür.&#8221;</em> <strong><i>Max Planck</i></strong></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">1794 Fransa’sına ve çağın ötesindeki bir deha olan <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/cagdas-kimyanin-kurucusu-antoine-lavoisier-biyografisi-idami-ve-anekdotlar">Antoine Lavoisier</a>; “Doğanın tüm işleyişlerinde hiçbir şeyin yoktan var, vardan yok edilemediği” gerçekliğini tüm deneysel dönüşümlerle ortaya koyduğunda karşısında; &#8220;Cumhuriyet&#8217;in bilginlere ihtiyacı yoktur!&#8221; yanıtını aldı ve suçsuz yere 51 yaşında giyotinle kesilerek hayatına son verildi. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde, Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için okuduğu kitabın arasına bir kitap ayracı koyduğunda ölümünün ardından o ayracı kaldıran milyonlarca kimyager, onun attığı temeller üzerine onu her daim modern kimyanın babası olarak hatırlayacak ve devrimlerini bilim ile gerçekleştirilecekti. Şu bir gerçek ki dünya artık değişim içerisindeydi bu değişime ayak uyduramayanların yitip gittiği bir değişimdi…</span></span></p>
<p style="text-align: left;" align="CENTER"><strong><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Bilim Otoritesi</span></span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">İlk olarak bu kavram ile filozof Robert P. Crease’nin On Düşünürün Bize Bilim ve Otorite Hakkında Ne Öğretebileceği (The Workshop and the World: What Ten Thinkers Can Teach Us About Science and Authority) adlı kitabında tanıştım. Crease, kitapta bilim otoritesi kavramından söz ediyor ve burada yer alan on düşünür arasında ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’te yer almakta. Crease, Osmanlı Devleti 18. yüzyılın ortalarında ciddi askeri yenilgiler almaya başladığında bunun sebebinin bilim ve yenilik eksikliği olarak görülmesine vurgu yapar. Çünkü Crease’e göre bilim algısı ve otoritesi araçlara, yöntemlere, çizelgelere ve verilere değil, yalnızca insan ve ideoloji bütününde ilerliyordu. Nitekim tespiti doğruydu. Öne sürülen bilimsel çalışma hakkındaki kararlar 1 insan tarafından ideoloji bütününde irdelendiğinde sonuç sadece Takiyüddin’in rasathanesinin yıkılması ile sonlanmadı. Koca bir imparatorluğun çökmesiyle sonuçlandı. Yeniden ayağa kalkmanın yolu ise bilim otoritesinin hür ve verilere dayanarak sağlam dayanaklarla Mustafa Kemal Atatürk’ün inkilaplarıyla gerçekleşti.</span></span></p>
<p align="CENTER"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><em>&#8220;Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.&#8221;</em> <strong><i>Mustafa Kemal Atatürk</i></strong></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Bruno, Galileo ve Lavoisier’ın olguları ortaya koymasının sonucunda yargılanmasının ardından, günümüze kadar sürecek bir değişime neden oldu. Halk sessizliğe bürünmedi. Aydınlanma yaşadı. Rönesans, reform ve ihtilal hareketiyle düşünce yapısını hür ve sorgulamaya açık bir şekilde şekillendirerek kiliseye ve yöneticilere karşı geldi. Şüphesiz ki Mustafa Kemal Atatürk gibi tarihi detaylı analiz etmiş ve ders çıkartmış liderler Bruno, Galileo ve Lavoisier’ın yaşadıklarını tekrar yaşatmayarak bilim otoritesinin ideoloji bağlamında asla sağlanamayacağını ve bu otoritenin yalnızca araçlarla, verilerle, gözlemlerle ve sorgulamaktan geçtiğini, topluma anlatma ve eğitme mücadelesiyle gösterdi.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Giordano Bruno evrenin sonsuz olduğunu ve başka dünyalar içerdiğini korkusuzca söylediğinde, Galileo Galilei Jüpiter’in uydularını gözlemlendiğinde, Antoine Lavoisier modern kimyanın temelini attığında; olgular değişmedi, onlar insanoğlunun ideolojilerini sorgulamaya sevk etti. Çünkü olgular mahkeme kararlarına rağmen değişmemeye devam edecekti.</span></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;">Kaynak:</span></span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Giordano_Bruno"><span style="color: #0000ff;"><u>https://tr.wikipedia.org/wiki/Giordano_Bruno</u></span></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><a href="https://sarkac.org/2017/11/jupiterin-uydulari-osman-bahadir/"><span style="color: #0000ff;"><u>https://sarkac.org/2017/11/jupiterin-uydulari-osman-bahadir/</u></span></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-019-00872-w?utm_source=twt_nnc&amp;utm_medium=social&amp;utm_campaign=naturenews&amp;sf209767277=1"><span style="color: #0000ff;"><u>https://www.nature.com/articles/d41586-019-00872-w?utm_source=twt_nnc&amp;utm_medium=social&amp;utm_campaign=naturenews&amp;sf209767277=1</u></span></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #0000ff;"><u>https://tr.wikipedia.org/wiki/Antoine_Lavoisier</u></span></span></span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/bilim-devrimi-degisim">Bilim devrimi: Değişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29291</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Örgütlü cehaletin tahrip edici etkisi çok büyüktür</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/orgutlu-cehaletin-tahrip-edici-etkisi-cok-buyuktur</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2018 14:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kuban]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[Itri]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa çetiner]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şarbon]]></category>
		<category><![CDATA[teleskop]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türker kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğan Kuban hocanın son yıllarda en önem verdiği, sürekli üzerinde çalıştığı ve yazdığı konu nedir, sorusuna ne yanıt verebilirsiniz? Yazılarını düzenli izleyenler şüphesiz bu sorunun yanıtını bilir. Doğan hoca bugünün toplumsal meselenin odağında cehaleti görüyor ve geçmişe dönük nedenlerini didikliyor. Toplum, geçmişten geleceğe doğru akan bir nehir gibidir. Geçmişin iyi kötü birikimleri, tortuları, tahribatları ile akar. Fakat bu akışta bir denge yoksa yani ileriye yönelişi güçlendiren unsurlar eksikse, derin sorunlar ortaya çıkar. Yaratıcı ve önder insan gücü önemli bir unsurdur çünkü toplumu bilim, sanat ve hayatın tüm alanlarında ileriye doğru taşır. Doğan hoca, Türkiye’nin Osmanlı’dan devraldığı mirasın tüm bu konularda eksikliğini veya yer yer hiçliğini yazıyor ve vurguluyor. Osmanlı, Rönesans’ı yaşamamış bir toplum. Son dönemlerinde bu alandaki çabaları ise tabii ki ayağa kalkması için yeterli olmamış. Büyük bestekâr Itri örneğini bu nedenle veriyor. Itri, evrensel büyük bir yetenek. Fakat onun zamanında etkin olan büyük barok kompozitörleri, mesela Bach ve Vivaldi, bugün neredeyse asla eskimez büyük yaratıcılar olarak dünya tarihinde yer alırken, Itri, benzer üstün yeteneklere sahip olmasına rağmen, evrensel bir isim ve güç olamamış. Burada en büyük etken, Rönesans döneminde Batı’da her türlü sanatçıya, düşünüre, bilimciye büyük destekler verilirken, aynı dönemde Osmanlı’nın toplumları etkileyen ve dönüştüren bu fırtınadan mahrum kalmasıdır. Bugün bile Türkiye bugünün Rönesans’ını yaşamaktan uzaktır. En büyük sorun da, cahilliğin bir örgütlü cehalete dönüşme olasılığıdır. Bugünkü temel sorunlarımızın kökenine bir yolculuk olarak görün Doğan Kuban’ın yazısını. Galileo’nun teleskobu neleri değiştirdi? Toplumun, insanlığın, tarih boyunca aldığı ve alacağı yolun taşlarını bilim döşer. Bu yüzden bilim tarihini anlamak önemlidir. Gerçeğin bilgisini “her şeye rağmen” savunarak kilisenin dogmatizmine sağlam bir yumruk indiren Galileo’nun 400 yıl önce icat ettiği teleskop neden önemliydi? İnsanlığın yerküreyi, gökyüzünü ve uzayı keşfetme isteğiyle çıktığı yolculuğun ilk adımıdır teleskop. Bu bağlamda Müfit Akyos’un “Karanlığa bakmak: Yıldız turizmi” yazısı da ilginizi çekecektir. Ve yine bilim tarihinin sayfalarından bir soru: Çok hücreli yaşama geçiş bir devrim miydi? Yanan müze ve kül olan tarih 2 Eylül’de Rio de Janerio’daki Brezilya Ulusal Müzesi’nde çıkan yangında kül olan 20 milyon tarihi ve bilimsel eserin arasında, Amerika’nın ilk sömürgecilerinin Güneydoğu Asya’dan geldiğine dair kanıt niteliği taşıyan bir kafatası da vardı. Luzia adı verilen kafatası 12 bin yaşındaydı ve bir kadına aitti. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, 7 haftadır kaleme aldığı “Beyin nasıl düşünce ve zihin oluşturur?” başlıklı serinin sonuna geldi. Bu kez işin biraz da felsefe boyutunu ele aldı: Bacon’dan Descartes’a Mevlana’dan Spinoza’ya&#8230; Türker hocaya son derece ufuk açıcı yazıları için teşekkür ederiz. Konuyla ilgili sohbete devam etmek için Twitter üzerinden kendisine ulaşabilirsiniz: @turkerkilic Beyin demişken ilginç bir soru daha: Beynin bir kısmı çıkartılırsa geri kalan kısım eksikliği giderebilir mi? Bu konuda yapılan araştırmalar hayli şaşırtıcı. “Bilimin merceğinden Zekâ” yazı serimiz bu hafta zekânın ölçülüp ölçülemeyeceği ile ilgili. Cem Say, geçen hafta kuantum şifreleme konusuna el atmıştı ve bu hafta da devam ediyor. Tanol Türkoğlu, arama motoru istatistikleri topluma yönelik bilimsel araştırmalarda kullanılabilir mi, sorusuna yanıt arıyor. Sağlıkta neler var? Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Kayhan Yakın, D vitamininin hamileler için önemini yazdı. Prof. Dr. Coşkun Özdemir, önemli bir kas hastalığı olan Duchenne hastalığında kök hücre ve genetik tedavi olanaklarının umut verici bir noktaya geldiğini haber veriyor. Yazarımız Prof. Dr. Mustafa Çetiner, ilaç firmalarının nasıl çalıştığını irdelemeye devam ediyor. Son günlerin en önemli konularından şarbon hastalığı ve türleri de sayfamızda. Bilim ve Beslenme’de karanfili inceledik: Tıp, kozmetik, besin ve tarım alanında kullanılan mucize bir tomurcuk&#8230; Türkiye su fakiri olma yolunda hızla ilerliyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabay, Türkiye ve dünyada su sorununa ilişkin yazdı. Yıldıray Erdener ise gıda emperyalizmini türküler üzerinden değerlendirdi. Önümüzdeki hafta, 130. sayımızda buluşmak üzere, hoşça kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/orgutlu-cehaletin-tahrip-edici-etkisi-cok-buyuktur">Örgütlü cehaletin tahrip edici etkisi çok büyüktür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-10994 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/129-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/129-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/129.jpg 827w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" /><strong>Doğan Kuban</strong> hocanın son yıllarda en önem verdiği, sürekli üzerinde çalıştığı ve yazdığı konu nedir, sorusuna ne yanıt verebilirsiniz? Yazılarını düzenli izleyenler şüphesiz bu sorunun yanıtını bilir. Doğan hoca bugünün toplumsal meselenin odağında <strong>cehaleti</strong> görüyor ve geçmişe dönük nedenlerini didikliyor.</p>
<p>Toplum, geçmişten geleceğe doğru akan bir nehir gibidir. Geçmişin iyi kötü birikimleri, tortuları, tahribatları ile akar. Fakat bu akışta bir denge yoksa yani ileriye yönelişi güçlendiren unsurlar eksikse, derin sorunlar ortaya çıkar. Yaratıcı ve önder insan gücü önemli bir unsurdur çünkü toplumu bilim, sanat ve hayatın tüm alanlarında ileriye doğru taşır.</p>
<p>Doğan hoca, Türkiye’nin Osmanlı’dan devraldığı mirasın tüm bu konularda eksikliğini veya yer yer hiçliğini yazıyor ve vurguluyor. Osmanlı, Rönesans’ı yaşamamış bir toplum. Son dönemlerinde bu alandaki çabaları ise tabii ki ayağa kalkması için yeterli olmamış.</p>
<p>Büyük bestekâr <strong>Itri</strong> örneğini bu nedenle veriyor. Itri, evrensel büyük bir yetenek. Fakat onun zamanında etkin olan büyük barok kompozitörleri, mesela <strong>Bach</strong> ve <strong>Vivaldi,</strong> bugün neredeyse asla eskimez büyük yaratıcılar olarak dünya tarihinde yer alırken, Itri, benzer üstün yeteneklere sahip olmasına rağmen, evrensel bir isim ve güç olamamış.</p>
<p>Burada en büyük etken, Rönesans döneminde Batı’da her türlü sanatçıya, düşünüre, bilimciye büyük destekler verilirken, aynı dönemde Osmanlı’nın toplumları etkileyen ve dönüştüren bu fırtınadan mahrum kalmasıdır.</p>
<p>Bugün bile Türkiye bugünün Rönesans’ını yaşamaktan uzaktır. En büyük sorun da, cahilliğin bir örgütlü cehalete dönüşme olasılığıdır. Bugünkü temel sorunlarımızın kökenine bir yolculuk olarak görün Doğan Kuban’ın yazısını.</p>
<p><strong>Galileo’nun teleskobu neleri değiştirdi?</strong></p>
<p>Toplumun, insanlığın, tarih boyunca aldığı ve alacağı yolun taşlarını bilim döşer. Bu yüzden bilim tarihini anlamak önemlidir. Gerçeğin bilgisini “her şeye rağmen” savunarak kilisenin dogmatizmine sağlam bir yumruk indiren Galileo’nun 400 yıl önce icat ettiği teleskop neden önemliydi? İnsanlığın yerküreyi, gökyüzünü ve uzayı keşfetme isteğiyle çıktığı yolculuğun ilk adımıdır teleskop. Bu bağlamda Müfit Akyos’un “Karanlığa bakmak: Yıldız turizmi” yazısı da ilginizi çekecektir.</p>
<p>Ve yine bilim tarihinin sayfalarından bir soru: Çok hücreli yaşama geçiş bir devrim miydi?</p>
<p><strong>Yanan müze ve kül olan tarih</strong></p>
<p>2 Eylül’de Rio de Janerio’daki Brezilya Ulusal Müzesi’nde çıkan yangında kül olan 20 milyon tarihi ve bilimsel eserin arasında, Amerika’nın ilk sömürgecilerinin Güneydoğu Asya’dan geldiğine dair kanıt niteliği taşıyan bir kafatası da vardı. Luzia adı verilen kafatası 12 bin yaşındaydı ve bir kadına aitti.</p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı <strong>Prof. Dr. Türker Kılıç,</strong> 7 haftadır kaleme aldığı “Beyin nasıl düşünce ve zihin oluşturur?” başlıklı serinin sonuna geldi. Bu kez işin biraz da felsefe boyutunu ele aldı: Bacon’dan Descartes’a Mevlana’dan Spinoza’ya&#8230; Türker hocaya son derece ufuk açıcı yazıları için teşekkür ederiz. Konuyla ilgili sohbete devam etmek için Twitter üzerinden kendisine ulaşabilirsiniz: <a href="https://twitter.com/turkerkilic"><strong>@turkerkilic</strong></a></p>
<p>Beyin demişken ilginç bir soru daha: Beynin bir kısmı çıkartılırsa geri kalan kısım eksikliği giderebilir mi? Bu konuda yapılan araştırmalar hayli şaşırtıcı.</p>
<p>“Bilimin merceğinden Zekâ” yazı serimiz bu hafta zekânın ölçülüp ölçülemeyeceği ile ilgili.</p>
<p><strong>Cem Say,</strong> geçen hafta kuantum şifreleme konusuna el atmıştı ve bu hafta da devam ediyor. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>, arama motoru istatistikleri topluma yönelik bilimsel araştırmalarda kullanılabilir mi, sorusuna yanıt arıyor.</p>
<p><strong>Sağlıkta neler var?</strong></p>
<p>Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Kayhan Yakın, D vitamininin hamileler için önemini yazdı. Prof. Dr. Coşkun Özdemir, önemli bir kas hastalığı olan Duchenne hastalığında kök hücre ve genetik tedavi olanaklarının umut verici bir noktaya geldiğini haber veriyor. Yazarımız Prof. Dr. Mustafa Çetiner, ilaç firmalarının nasıl çalıştığını irdelemeye devam ediyor. Son günlerin en önemli konularından şarbon hastalığı ve türleri de sayfamızda.</p>
<p>Bilim ve Beslenme’de karanfili inceledik: Tıp, kozmetik, besin ve tarım alanında kullanılan mucize bir tomurcuk&#8230;</p>
<p>Türkiye su fakiri olma yolunda hızla ilerliyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabay, Türkiye ve dünyada su sorununa ilişkin yazdı. Yıldıray Erdener ise gıda emperyalizmini türküler üzerinden değerlendirdi.</p>
<p>Önümüzdeki hafta, 130. sayımızda buluşmak üzere, hoşça kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/orgutlu-cehaletin-tahrip-edici-etkisi-cok-buyuktur">Örgütlü cehaletin tahrip edici etkisi çok büyüktür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10992</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Evrim’i yasaklamak, düşünmeye ambargo koymak!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/evrimi-yasaklamak-dusunmeye-ambargo-koymak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2017 12:52:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[ali demirsoy]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Patlama]]></category>
		<category><![CDATA[darwin]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim politikası]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[ortak ata]]></category>
		<category><![CDATA[pisa]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7320</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi’nden bir akademisyen &#8220;valla akademisyenler arasındaki haberleşmelerde en çok dua paylaşılıyor&#8230;&#8221;  demez mi! Ankara Üniversitesi’nden bir başka akademisyen dostumuzun, öğrencilerin bilgi kalitesi üzerine anlattıkları, ülkenin eğitimde daha diplere doğru yol alacağını gösteriyor. İki yıl sonraki PISA sonuçlarını izleyin. Diyor ki akademisyen dostumuz: 100 öğrenciden ancak 10’u geçer not alabiliyor. Filistin meselesinin nedenleri üzerine bir soruyu, peygamberler zamanındaki anlaşmazlıklara bağlayan öğrenciler var. Kafadaki bilgilerin büyük çoğunluğu çöp… “Milli Eğitim”deki egemen düşünce, evrim konusunu yasaklayarak, bu çöplüğü sadece çoğaltacak. Çünkü mesele salt biyoloji değil. Kimya, fizik, astro-fizik, evrenbilim, jeoloji gibi temel bilimlerin kendi alanlarındaki gelişmeyi ve değişimi anlamak da, ancak evrimsel gelişmelerini inceleyerek mümkün. Evrim, hayat ve evren için bir genel kavrama konseptidir. Yani hayatın tüm alanı “evrim” ile kuşatılmış durumda. Peki, biyolojide evrim nedir? Evrim, değişimi inceleme yöntemi Ali Demirsoy, &#8220;Evrim, Atom altı parçacıktan insana, türlerin görkemli yolculuğu&#8221; (Asi Kitap) kitabında çok yalın yanıtlıyor: &#8220;Evrim, -öncelikle zaman içinde- değişimin kurallarını inceleyen bir bilimdir. Bunun sadece organik, yani canlılarla ilgili olması gerekmiyor&#8230; 13,5 milyar yıl önce başka kuralların egemen olduğu bir evrenden, doğal yasaların egemen olduğu bir evrene geçişi ve olayları inceleyen bir bilimdir&#8230;” Yeni Evrim genel anlamda değişimi inceleyen bilim. Dünya 3 milyar yıl önce bugünkü gibi miydi? Peki, 10 milyon yıl, 5 milyon yıl, 1 milyon yıl önce? Şu eğitim politikasını bilimsel gerçeklere göre değil de, sabit (değişmeyen) inançlarına göre yönetenlerin, mesela değişim üzerine verecekler bir konferansta ne diyecekler! Buzul çağları yaşadığımıza, bu çağlar içinde canlıların pek çoğunun çeşitli nedenlerle yok olduğuna; Büyük Patlama’ya, canlıların adım adım değişerek geliştiğine inanmıyorsan, zaten 5 bin, 3 bin, hatta 500 yıl önceki toplumun bugüne nasıl değiştiğini de açıklayamazsın. Hastalıkları, bakterileri, virüsleri, canlılardaki değişimi, kanserin nasıl yayıldığını, antibiyotiklere nasıl direnç geliştiğini de… O zaman da dünya içinde aptal olarak kalırsın. Evrim’e inanmamak, bütün bilimleri de çöpe atmak olur. Kafayı, &#8220;ben nasıl olur da maymundan gelirim&#8221; e takmışlar. Hayır, maymundan değil, ortak atadan farklılaşarak geliyoruz. Sancar’dan öğrenin! Evrimi okutursanız, yine de “Allah’ın sevgili kulu” inancınızı terk etmeniz gerekmez. Pek çok parlak bilim insanı, hem inancıyla hem de bilimin gerçeğiyle iç içe yaşayabiliyor. Mesela Aziz Sancar: &#8220;Evrim vardır. Güneş balçıkla sıvanmaz&#8221; diyor. İnsanların bilimin sonuçlarıyla inancını nasıl bütünleştireceğini kendilerine bırakalım. Esas olan olgulardır. Bu olguları kabul etmez reddederseniz, bilim, bilgi, teknoloji, mal ve hizmet üretiminde nal toplarsınız; salt tüketici köle olursunuz. Bakın Kiliseye, Darwinci kesildi! Galileo’dan da özür diledi. Evrim vardır diyor. Yaratılış anlayışını farklı yorumluyor. Mecbur, çünkü kilise olarak varlığını sürdürmesi için bunu yapmak zorunda! Çünkü bilimsel bilgiyi ve sonuçlarını reddetse itibarı azalacak, insanları da kiliseden uzaklaştıracak! Bugünkü İslam ise, Hristiyanlığın orta çağını sahneye sürüyor. Şurası iyi burası kötü olmaz Bilimcilerin tüm insanı moleküler en küçük birimlerine ayırarak canlı yaratma noktasına gelmesine akıl sır erdiremeyecek bir ülke mi istiyorsunuz? O zaman yeni biyolojiye yeni tanrı mı diyeceğiz? Eğitime yön veren iktidar politikası böyle giderse ülkeyi çağdaşlıktan iyice uzaklaştıracak sonuçlar üretecek. Bilim, şurasını beğendim, burası kötü, hele hele şurası yok mu tu kaka, denecek bir konu değil. Bilime bütüncül yaklaşımınız olmazsa, ne teknoloji üretebilirsiniz ne de çağdaşlığı yakalayabilirsiniz. Bakın Aziz Sancar’a! Eğitim olarak, onun tutumundan öğreneceğiniz hiçbir şey yok mu? Sancar, eğer evrimi reddetseydi, bunları üretemezdi, anlamıyor musunuz? Orhan Bursalı *Bu yazı, 25 Temmuz 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde  yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/evrimi-yasaklamak-dusunmeye-ambargo-koymak">Evrim’i yasaklamak, düşünmeye ambargo koymak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi’nden bir akademisyen <em>&#8220;valla akademisyenler arasındaki haberleşmelerde en çok dua paylaşılıyor&#8230;&#8221;  </em>demez mi! Ankara Üniversitesi’nden bir başka akademisyen dostumuzun, öğrencilerin bilgi kalitesi üzerine anlattıkları, ülkenin eğitimde daha diplere doğru yol alacağını gösteriyor. İki yıl sonraki PISA sonuçlarını izleyin.</p>
<p>Diyor ki akademisyen dostumuz: 100 öğrenciden ancak 10’u geçer not alabiliyor. Filistin meselesinin nedenleri üzerine bir soruyu, peygamberler zamanındaki anlaşmazlıklara bağlayan öğrenciler var.</p>
<p>Kafadaki bilgilerin büyük çoğunluğu çöp…</p>
<p>“Milli Eğitim”deki egemen düşünce, evrim konusunu yasaklayarak, bu çöplüğü sadece çoğaltacak. Çünkü mesele salt biyoloji değil. Kimya, fizik, astro-fizik, evrenbilim, jeoloji gibi temel bilimlerin kendi alanlarındaki gelişmeyi ve değişimi anlamak da, ancak evrimsel gelişmelerini inceleyerek mümkün.</p>
<p>Evrim, hayat ve evren için bir genel kavrama konseptidir. Yani hayatın tüm alanı “evrim” ile kuşatılmış durumda. Peki, biyolojide evrim nedir?</p>
<p><strong>Evrim, değişimi inceleme yöntemi</strong></p>
<p><strong>Ali Demirsoy</strong>,<em> &#8220;Evrim, Atom altı parçacıktan insana, türlerin görkemli yolculuğu&#8221; </em>(Asi Kitap) kitabında çok yalın yanıtlıyor:</p>
<p><em>&#8220;Evrim, -öncelikle zaman içinde- değişimin kurallarını inceleyen bir bilimdir. Bunun sadece organik, yani canlılarla ilgili olması gerekmiyor&#8230; 13,5 milyar yıl önce başka kuralların egemen olduğu bir evrenden, doğal yasaların egemen olduğu bir evrene geçişi ve olayları inceleyen bir bilimdir</em>&#8230;”</p>
<p>Yeni Evrim <strong>genel anlamda değişimi inceleyen</strong> bilim. Dünya 3 milyar yıl önce bugünkü gibi miydi? Peki, 10 milyon yıl, 5 milyon yıl, 1 milyon yıl önce?</p>
<p>Şu eğitim politikasını bilimsel gerçeklere göre değil de, sabit (değişmeyen) inançlarına göre yönetenlerin, mesela değişim üzerine verecekler bir konferansta ne diyecekler! Buzul çağları yaşadığımıza, bu çağlar içinde canlıların pek çoğunun çeşitli nedenlerle yok olduğuna; <strong>Büyük Patlama</strong>’ya, canlıların adım adım değişerek geliştiğine inanmıyorsan, zaten 5 bin, 3 bin, hatta 500 yıl önceki toplumun bugüne nasıl değiştiğini de açıklayamazsın. Hastalıkları, bakterileri, virüsleri, canlılardaki değişimi, kanserin nasıl yayıldığını, antibiyotiklere nasıl direnç geliştiğini de…</p>
<p>O zaman da dünya içinde aptal olarak kalırsın. Evrim’e inanmamak, bütün bilimleri de çöpe atmak olur. Kafayı, <em>&#8220;ben nasıl olur da maymundan gelirim&#8221; </em>e<em> </em>takmışlar. Hayır, maymundan değil, ortak atadan farklılaşarak geliyoruz.</p>
<p><strong>Sancar’dan öğrenin!</strong></p>
<p>Evrimi okutursanız, yine de “Allah’ın sevgili kulu” inancınızı terk etmeniz gerekmez. Pek çok parlak bilim insanı, hem inancıyla hem de bilimin gerçeğiyle iç içe yaşayabiliyor.</p>
<p>Mesela <strong>Aziz Sancar</strong>: <em>&#8220;Evrim vardır. Güneş balçıkla sıvanmaz&#8221; </em>diyor. İnsanların bilimin sonuçlarıyla inancını nasıl bütünleştireceğini kendilerine bırakalım. Esas olan olgulardır. Bu olguları kabul etmez reddederseniz, bilim, bilgi, teknoloji, mal ve hizmet üretiminde nal toplarsınız; salt tüketici köle olursunuz.</p>
<p>Bakın <strong>Kilise</strong>ye, <strong>Darwinci</strong> kesildi! <strong>Galileo’</strong>dan da özür diledi. Evrim vardır diyor. Yaratılış anlayışını farklı yorumluyor. Mecbur, çünkü kilise olarak varlığını sürdürmesi için bunu yapmak zorunda! Çünkü bilimsel bilgiyi ve sonuçlarını reddetse itibarı azalacak, insanları da kiliseden uzaklaştıracak!</p>
<p>Bugünkü İslam ise, Hristiyanlığın orta çağını sahneye sürüyor.</p>
<p><strong>Şurası iyi burası kötü olmaz</strong></p>
<p>Bilimcilerin tüm insanı moleküler en küçük birimlerine ayırarak canlı yaratma noktasına gelmesine akıl sır erdiremeyecek bir ülke mi istiyorsunuz? O zaman yeni biyolojiye yeni tanrı mı diyeceğiz? Eğitime yön veren iktidar politikası böyle giderse ülkeyi çağdaşlıktan iyice uzaklaştıracak sonuçlar üretecek.</p>
<p>Bilim, <strong><em>şurasını beğendim, burası kötü, hele hele şurası yok mu tu kaka,</em></strong> denecek bir konu değil. Bilime bütüncül yaklaşımınız olmazsa, ne teknoloji üretebilirsiniz ne de çağdaşlığı yakalayabilirsiniz.</p>
<p>Bakın Aziz Sancar’a! Eğitim olarak, onun tutumundan öğreneceğiniz hiçbir şey yok mu? Sancar, eğer evrimi reddetseydi, bunları üretemezdi, anlamıyor musunuz?</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p class="p1"><em><strong><span class="s1">*Bu yazı, 25 Temmuz 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde  yayınlanmıştır.</span></strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/evrimi-yasaklamak-dusunmeye-ambargo-koymak">Evrim’i yasaklamak, düşünmeye ambargo koymak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7320</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Galileo inkâr et, dünya dönmüyor!”</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/galileo-inkar-et-dunya-donmuyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2017 09:46:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[De Revolutionibus]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya merkezcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Engizisyon mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş merkezcilik]]></category>
		<category><![CDATA[güneş sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[İki Yeni Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Kopernik]]></category>
		<category><![CDATA[Kopernikçilik]]></category>
		<category><![CDATA[matematikçi]]></category>
		<category><![CDATA[papa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6994</guid>

					<description><![CDATA[<p>384 yıl önce bugün, Galileo Galilei, engizisyon mahkemesinde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkara zorlandı. Dünyaca ünlü astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi Galileo Galilei, hem Aristoteles’in dünya merkezci akımından hem de Kutsal Kitap&#8217;tan şüphe duymuş, Orta Çağ&#8217;daki bilim anlayışında devrim yaratmış, “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi isimlerle anılmıştı. Mekanik bilimi, mercekler ve astronomiyle ilgilendi ve birçok icat yaptı. 1609&#8217;da yapılmış basit bir teleskoptan ilham alarak daha üstün teleskoplar geliştirdi ve uzay hakkında daha önce hiç yapılamamış gözlemler yaptı. Gözlemsel astronomiye katkıları arasında Venüs&#8217;ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter&#8217;in en büyük dört uydusunun keşfi, güneş lekelerinin gözlemi ve analizi bulunuyor. Galilei ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalıştı, geliştirilmiş askeri bir pusula ve birçok alet icat etti.  25 yaşındayken matematik profesörü olan Galilei, İtalya&#8217;nın önde gelen matematikçilerinden biriydi. Ya İncil ya da bilim Galilei&#8217;nin yaşadığı çağda, Güneş sistemi konusunda tartışmalar yaşanıyordu. Dünya&#8217;yı evrenin merkezine koyan (dünya merkezcilik) anlayış Kilise tarafından benimsenmiş ve yaklaşık 1400 yıl boyunca resmi görüş olarak varlığını korumuştu. Ancak Polonyalı Kopernik 1530 yılında tamamladığı, &#8220;De Revolutionibus&#8221; adlı çalışmasıyla Dünya’nın günde bir kez kendi ekseni etrafında, yılda bir kez de Güneşin çevresinde döndüğü yaklaşımını getirdi. Kilise&#8217;nin bütün öğretilerini altüst eden bu yaklaşımı Galilei de destekledi. Galileo&#8217;nun güneş merkezciliği fiziksel bir gerçek olarak kabul etmesi yasaktı ve Papa&#8217;ya karşı gelmek tehlikeli bir işti. İncil&#8217;deki bazı kısımlar dünya merkezci teorileri destekliyordu. “Ama yine de dönüyor” Papa, 1616&#8217;da Galileo&#8217;ya güneş merkezcilikten vazgeçme ve bu konuda hiçbir şey söyleyip yazmama emri verdi. Galileo on yıl boyunca tartışmalardan uzak durdu. Ancak 1623&#8217;te bu konuda kitap yazma projesini arkadaşı ve hayranı olan Kardinal Maffeo Barberini&#8217;nin teşviki ile yeniden canlandı. Galileo&#8217;nun kitabı, &#8216;İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog&#8217; 1632&#8217;de basıldı. Güneş merkezcilik konusundaki çalışmaların yer aldığı bu kitap büyük yankı yaptı. Galileo’nun kitabı dünya merkezciliğe bir saldırı ve Kopernikçiliğin savunması gibi gözünüyordu. Ayrıca Papa&#8217;nın sözlerini kitaptaki bir karakterin ağzından yazarak onu sinirlendirmişti. Papa bu olayı affetmedi. Galileo Roma&#8217;ya savunma yapmaya çağrıldı. Duruşması boyunca 1616&#8217;dan beri sözünü tutarak yasaklı fikirlerin hiçbirini savunmadığını ancak Diyalog&#8217;u okuyan birinin bunun Kopernik savunması olduğunu düşünebileceğini söyledi. 1633’ün 21 Haziran günü Engizisyon mahkemesi önünde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkara zorlandı. Ancak işkence tehdidi altında bile savunmasını sürdürdü. Hatta bir rivayete göre önce Galileo önce teorisini yalanlamış, sonra “Ama yine de dönüyor” demişti. Modern fiziğin babası Engizisyon&#8217;un hükmü 22 Haziran günü verildi ve Galileo tüm hayatını ev hapsinde geçirdi. Ev hapsindeyken en başarılı çalışmalarından biri olan &#8216;İki Yeni Bilim’i yazdı. Burada kırk yıl öncesinde yaptığı çalışmalara yer verdi ve kinematik ile maddelerin kuvveti üzerine açıklamalar yaptı. Bu kitap yüzlerce yıl sonra Albert Einstein tarafından övüldü. Çalışmaları için Galileo&#8217;ya “modern fiziğin babası” adı verildi. 1638&#8217;de tamamen kör olduğunda tıbbi müdahale için Floransa&#8217;ya gitmesine izin verildi. 8 Ocak 1642&#8217;de, 77 yaşındayken ateş ve kalp çarpıntısı nedeniyle hayatını kaybetti. Anısına mermerden bir mozole yapılmak istense de bu planlar Kilise tarafından Galileo&#8217;nun kafirliği öne sürülerek reddedildi. Bazilika&#8217;nın koridorlarından birinde küçük bir odaya gömüldü. Ancak bir zamanlar Galilei&#8217;yi yargılayan Kilise bugün Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;in etrafında döndüğü gerçeğini kabul etmiş durumda. Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/galileo-inkar-et-dunya-donmuyor">“Galileo inkâr et, dünya dönmüyor!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>384 yıl önce bugün, Galileo Galilei, engizisyon mahkemesinde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkara zorlandı.</strong></p>
<p>Dünyaca ünlü astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi <strong>Galileo Galilei,</strong> hem Aristoteles’in dünya merkezci akımından hem de Kutsal Kitap&#8217;tan şüphe duymuş, Orta Çağ&#8217;daki bilim anlayışında devrim yaratmış, “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi isimlerle anılmıştı.</p>
<p>Mekanik bilimi, mercekler ve astronomiyle ilgilendi ve birçok icat yaptı. 1609&#8217;da yapılmış basit bir teleskoptan ilham alarak daha üstün teleskoplar geliştirdi ve uzay hakkında daha önce hiç yapılamamış gözlemler yaptı. Gözlemsel astronomiye katkıları arasında Venüs&#8217;ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter&#8217;in en büyük dört uydusunun keşfi, güneş lekelerinin gözlemi ve analizi bulunuyor. Galilei ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalıştı, geliştirilmiş askeri bir pusula ve birçok alet icat etti.  25 yaşındayken matematik profesörü olan Galilei, İtalya&#8217;nın önde gelen matematikçilerinden biriydi.</p>
<p><strong>Ya İncil ya da bilim</strong></p>
<p>Galilei&#8217;nin yaşadığı çağda, Güneş sistemi konusunda tartışmalar yaşanıyordu. Dünya&#8217;yı evrenin merkezine koyan (dünya merkezcilik) anlayış Kilise tarafından benimsenmiş ve yaklaşık 1400 yıl boyunca resmi görüş olarak varlığını korumuştu. Ancak Polonyalı Kopernik 1530 yılında tamamladığı, &#8220;De Revolutionibus&#8221; adlı çalışmasıyla Dünya’nın günde bir kez kendi ekseni etrafında, yılda bir kez de Güneşin çevresinde döndüğü yaklaşımını getirdi. Kilise&#8217;nin bütün öğretilerini altüst eden bu yaklaşımı Galilei de destekledi.</p>
<p>Galileo&#8217;nun güneş merkezciliği fiziksel bir gerçek olarak kabul etmesi yasaktı ve Papa&#8217;ya karşı gelmek tehlikeli bir işti. İncil&#8217;deki bazı kısımlar dünya merkezci teorileri destekliyordu.</p>
<p><strong>“Ama yine de dönüyor”</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11737 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/galileoteleskop-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/galileoteleskop-225x300.jpg 225w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/galileoteleskop.jpg 265w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></p>
<p>Papa, 1616&#8217;da Galileo&#8217;ya güneş merkezcilikten vazgeçme ve bu konuda hiçbir şey söyleyip yazmama emri verdi. Galileo on yıl boyunca tartışmalardan uzak durdu. Ancak 1623&#8217;te bu konuda kitap yazma projesini arkadaşı ve hayranı olan Kardinal Maffeo Barberini&#8217;nin teşviki ile yeniden canlandı. Galileo&#8217;nun kitabı, &#8216;İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog&#8217; 1632&#8217;de basıldı. Güneş merkezcilik konusundaki çalışmaların yer aldığı bu kitap büyük yankı yaptı.</p>
<p>Galileo’nun kitabı dünya merkezciliğe bir saldırı ve Kopernikçiliğin savunması gibi gözünüyordu. Ayrıca Papa&#8217;nın sözlerini kitaptaki bir karakterin ağzından yazarak onu sinirlendirmişti. Papa bu olayı affetmedi.</p>
<p>Galileo Roma&#8217;ya savunma yapmaya çağrıldı. Duruşması boyunca 1616&#8217;dan beri sözünü tutarak yasaklı fikirlerin hiçbirini savunmadığını ancak Diyalog&#8217;u okuyan birinin bunun Kopernik savunması olduğunu düşünebileceğini söyledi. 1633’ün 21 Haziran günü Engizisyon mahkemesi önünde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkara zorlandı. Ancak işkence tehdidi altında bile savunmasını sürdürdü. Hatta bir rivayete göre önce Galileo önce teorisini yalanlamış, sonra “Ama yine de dönüyor” demişti.</p>
<p><strong>Modern fiziğin babası</strong></p>
<p>Engizisyon&#8217;un hükmü 22 Haziran günü verildi ve Galileo tüm hayatını ev hapsinde geçirdi. Ev hapsindeyken en başarılı çalışmalarından biri olan &#8216;İki Yeni Bilim’i yazdı. Burada kırk yıl öncesinde yaptığı çalışmalara yer verdi ve kinematik ile maddelerin kuvveti üzerine açıklamalar yaptı. Bu kitap yüzlerce yıl sonra Albert Einstein tarafından övüldü. Çalışmaları için Galileo&#8217;ya “modern fiziğin babası” adı verildi. 1638&#8217;de tamamen kör olduğunda tıbbi müdahale için Floransa&#8217;ya gitmesine izin verildi.</p>
<p>8 Ocak 1642&#8217;de, 77 yaşındayken ateş ve kalp çarpıntısı nedeniyle hayatını kaybetti. Anısına mermerden bir mozole yapılmak istense de bu planlar Kilise tarafından Galileo&#8217;nun kafirliği öne sürülerek reddedildi. Bazilika&#8217;nın koridorlarından birinde küçük bir odaya gömüldü.</p>
<p>Ancak bir zamanlar Galilei&#8217;yi yargılayan Kilise bugün Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;in etrafında döndüğü gerçeğini kabul etmiş durumda.</p>
<p>Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/galileo-inkar-et-dunya-donmuyor">“Galileo inkâr et, dünya dönmüyor!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6994</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tarihte bugün: 15 Şubat</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/tarihte-bugun-15-subat</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2017 09:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[15 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[bilim tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte bugün]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5387</guid>

					<description><![CDATA[<p>MÖ 399: Sokrates ölüm cezasına çarptırıldı Sokrates, batı felsefesinin kurucularından biri olarak kabul edilen klasik bir Atinalı filozoftur. Etik bilimine katkıları ile tanınır. Sokrates&#8217;in etik anlayışı bilgiye dayalı etik düşüncelerinin ilk örneklerindendir. Ne yazık ki ardından yazılı bir kaynak bırakmayan Sokrates, klasik yazarların, özellikle de öğrencileri Plato ile Ksenofon&#8217;un yazıları ve ölümünden 15 yıl sonra dünyaya gelen Aristoteles&#8217;in dolaylı anlatımlarıyla tanınmış gizemli bir figürdür. Platon&#8217;un diyalogları, Sokrates&#8217;in hayatını kapsamlı şekilde açıklayan metinlerdir. Sokrates’in yaşamının en belirgin olaylarından biri MÖ 399 yılında hakkında açılan davadır. Platon&#8217;un &#8220;Sokrates&#8217;in Savunması&#8221; adlı eseri, Sokrates&#8217;in bir grup Atinalı tarafından şehrin tanrılarına inanmayışı ve gençlerin ahlakını bozması gerekçesiyle suçlanışını, Atina demokrasisi tarafından yargılanışını ve cezalandırılmasını konu alan bir diyalogdur. Sokrates mahkeme karşısında savunmasını yapar. Aslında kimsenin idam etmeyi düşünmediği, sadece af dilemesi ve çalışmalarına son vermesi hedeflenen filozof; hayatının geri kalan kısmını felsefeden yoksun geçirmektense, ölümü tercih eder. Sokrates’in infazı 30 gün sonra gerçekleşti. Bu süre içinde arkadaşları yardımıyla kaçabilme şansı olmasına rağmen Sokrates, kendi düşünce ve değerlerine aykırı bir tutum sergilememek için kaçmayı reddeder ve yasalara uyar. Sokrates baldıran zehrini kendi isteğiyle içerek hayatına son vermiştir. 1564: Galileo Galilei doğdu Dünyaca ünlü astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi. Galilei hem Aristoteles akımından hem de Kutsal Kitap&#8217;tan şüphe duymuş, Orta Çağ&#8217;daki bilim anlayışında devrim yaratmış, “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi isimlerle anılmıştır. Mekanik bilimi, mercekler ve astronomiyle ilgilenmiş ve birçok icat yapmıştır. 1609&#8217;da yapılmış basit bir teleskoptan ilham alarak daha üstün teleskoplar geliştirmiş ve uzay hakkında daha önce hiç yapılamamış gözlemler yapmıştır. Gözlemsel astronomiye katkılarının arasında Venüs&#8217;ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter&#8217;in en büyük dört uydusunun keşfi, güneş lekelerinin gözlemi ve analizi bulunmaktadır. Galilei ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalışmış, geliştirilmiş bir askeri pusula ve birçok alet icat etmiştir.  25 yaşındayken matematik profesörü olan Galilei, İtalya&#8217;nın önde gelen matematikçilerinden biridir. Galilei&#8217;nin yaşadığı çağda, Güneş sistemi konusunda tartışmalar yaşanıyordu. Dünya&#8217;yı evrenin merkezine koyan (dünya merkezcilik) anlayış Kilise tarafından benimsenmiş ve yaklaşık 1400 yıl boyunca resmi görüş olarak varlığını korumuştu. Ancak Polonyalı Kopernik 1530 yılında tamamladığı, &#8220;De Revolutionibus&#8221; adlı çalışmasıyla Dünya’nın günde bir kez kendi ekseni etrafında, yılda bir kez de Güneşin çevresinde döndüğü yaklaşımını getirdi. Kilise&#8217;nin bütün öğretilerini altüst eden bu yaklaşımı Galilei de destekledi. 1632&#8217;de yayımlanan ve bu konudaki çalışmaların yer aldığı &#8220;Önde gelen İki Dünya Sistemi Üzerine Diyaloglar&#8221; adlı kitabı büyük yankı yaptı. Kilise tarafından yargıladı ve suçlu bulundu. Hem yazdıklarından caymaya zorlandı hem de hayatının geri kalanını ev hapsinde geçirmeye mahkum edildi. Ancak bir zamanlar Galilei&#8217;yi yargılayan Kilise bugün Dünyanın Güneş&#8217;in etrafında döndüğü gerçeğini kabul etmiş durumda. 2005: Video paylaşım sitesi YouTube kuruldu Bir video barındırma web sitesi olan YouTube, 15 Şubat 2005&#8217;te eski PayPal çalışanları olan Steve Chen, Chad Hurley ve Jawed Karim tarafından kuruldu. Hurley ve Chen 2005 yılının ilk aylarında YouTube sitesini kurma fikrini geliştirdi. Chen&#8217;e göre buna neden olan San Francisco&#8217;daki apartmanında yapılan bir akşam yemeği partisi esnasında video paylaşımında yaşadıkları sorunlardı. YouTube ilk başlarda girişimci finansmanı ile başlayan bir teknolojiydi. 11,5 milyon dolarlık ilk yatırımını Kasım 2005 ve Nisan 2006 arasında Sequoia Capital şirketi tarafından aldı. İlk YouTube videosu sitenin ortak kurucularından Jawed Karim&#8217;in San Diego Hayvanat Bahçesi&#8217;nde çekip paylaştığı “Me at the zoo” (Türkçe anlamıyla &#8220;Hayvanat bahçesinde ben&#8221;) isimli içerikti. Video 23 Nisan 2005&#8217;te site üzerinden paylaşıldı ve şu an halen izlenebilir durumda. 2005 Mayıs&#8217;ta YouTube beta sürümünü yayınladı. Altı ay sonra Kasım ayında ise site resmi olarak yayına geçti ve hızlı bir şekilde büyüdü. 2006 yılının Temmuz ayında şirket, her gün 65.000&#8217;ten fazla yeni video yüklendiğini ve 100 milyondan fazla video izlendiğini duyurdu. Kasım 2006&#8217;da Google tarafından 1,65 milyar dolara satın alındı ve şu an Google&#8217;ın hizmetlerinden biri olarak faaliyetine devam ediyor. Youtube, kullanıcılarına video yükleme, izleme ve paylaşma imkânı sunuyor. Youtube üzerindeki içerikler genelde bireyler tarafından yüklenmekte ancak CBS, BBC, Vevo, Hulu gibi şirketler ve diğer organizasyonlar da YouTube ortaklık programı ile içeriklerinin bir kısmını yayınlamaktadır. Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/tarihte-bugun-15-subat">Tarihte bugün: 15 Şubat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MÖ 399: Sokrates ölüm cezasına çarptırıldı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-5390" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/02/so.jpg" alt="" width="339" height="270" />Sokrates, batı felsefesinin kurucularından biri olarak kabul edilen klasik bir Atinalı filozoftur. Etik bilimine katkıları ile tanınır. Sokrates&#8217;in etik anlayışı bilgiye dayalı etik düşüncelerinin ilk örneklerindendir. Ne yazık ki ardından yazılı bir kaynak bırakmayan Sokrates, klasik yazarların, özellikle de öğrencileri Plato ile Ksenofon&#8217;un yazıları ve ölümünden 15 yıl sonra dünyaya gelen Aristoteles&#8217;in dolaylı anlatımlarıyla tanınmış gizemli bir figürdür. Platon&#8217;un diyalogları, Sokrates&#8217;in hayatını kapsamlı şekilde açıklayan metinlerdir.</p>
<p>Sokrates’in yaşamının en belirgin olaylarından biri MÖ 399 yılında hakkında açılan davadır. Platon&#8217;un &#8220;Sokrates&#8217;in Savunması&#8221; adlı eseri, Sokrates&#8217;in bir grup Atinalı tarafından şehrin tanrılarına inanmayışı ve gençlerin ahlakını bozması gerekçesiyle suçlanışını, Atina demokrasisi tarafından yargılanışını ve cezalandırılmasını konu alan bir diyalogdur.</p>
<p>Sokrates mahkeme karşısında savunmasını yapar. Aslında kimsenin idam etmeyi düşünmediği, sadece af dilemesi ve çalışmalarına son vermesi hedeflenen filozof; hayatının geri kalan kısmını felsefeden yoksun geçirmektense, ölümü tercih eder.</p>
<p>Sokrates’in infazı 30 gün sonra gerçekleşti. Bu süre içinde arkadaşları yardımıyla kaçabilme şansı olmasına rağmen Sokrates, kendi düşünce ve değerlerine aykırı bir tutum sergilememek için kaçmayı reddeder ve yasalara uyar. Sokrates baldıran zehrini kendi isteğiyle içerek hayatına son vermiştir.</p>
<p><strong>1564: Galileo Galilei doğdu<br />
</strong><br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-5392" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/02/ga-1.png" alt="" width="266" height="338" />Dünyaca ünlü astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi. Galilei hem Aristoteles akımından hem de Kutsal Kitap&#8217;tan şüphe duymuş, Orta Çağ&#8217;daki bilim anlayışında devrim yaratmış, “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi isimlerle anılmıştır.</p>
<p>Mekanik bilimi, mercekler ve astronomiyle ilgilenmiş ve birçok icat yapmıştır. 1609&#8217;da yapılmış basit bir teleskoptan ilham alarak daha üstün teleskoplar geliştirmiş ve uzay hakkında daha önce hiç yapılamamış gözlemler yapmıştır. Gözlemsel astronomiye katkılarının arasında Venüs&#8217;ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter&#8217;in en büyük dört uydusunun keşfi, güneş lekelerinin gözlemi ve analizi bulunmaktadır. Galilei ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalışmış, geliştirilmiş bir askeri pusula ve birçok alet icat etmiştir.  25 yaşındayken matematik profesörü olan Galilei, İtalya&#8217;nın önde gelen matematikçilerinden biridir.</p>
<p>Galilei&#8217;nin yaşadığı çağda, Güneş sistemi konusunda tartışmalar yaşanıyordu. Dünya&#8217;yı evrenin merkezine koyan (dünya merkezcilik) anlayış Kilise tarafından benimsenmiş ve yaklaşık 1400 yıl boyunca resmi görüş olarak varlığını korumuştu. Ancak Polonyalı Kopernik 1530 yılında tamamladığı, &#8220;De Revolutionibus&#8221; adlı çalışmasıyla Dünya’nın günde bir kez kendi ekseni etrafında, yılda bir kez de Güneşin çevresinde döndüğü yaklaşımını getirdi. Kilise&#8217;nin bütün öğretilerini altüst eden bu yaklaşımı Galilei de destekledi. 1632&#8217;de yayımlanan ve bu konudaki çalışmaların yer aldığı &#8220;Önde gelen İki Dünya Sistemi Üzerine Diyaloglar&#8221; adlı kitabı büyük yankı yaptı. Kilise tarafından yargıladı ve suçlu bulundu. Hem yazdıklarından caymaya zorlandı hem de hayatının geri kalanını ev hapsinde geçirmeye mahkum edildi. Ancak bir zamanlar Galilei&#8217;yi yargılayan Kilise bugün Dünyanın Güneş&#8217;in etrafında döndüğü gerçeğini kabul etmiş durumda.</p>
<p><strong>2005: Video paylaşım sitesi YouTube kuruldu</strong></p>
<div id="attachment_5393" style="width: 403px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5393" class=" wp-image-5393" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/02/yu.jpg" alt="" width="393" height="145" /><p id="caption-attachment-5393" class="wp-caption-text">Soldan sağa: Chad Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim</p></div>
<p>Bir video barındırma web sitesi olan YouTube, 15 Şubat 2005&#8217;te eski PayPal çalışanları olan Steve Chen, Chad Hurley ve Jawed Karim tarafından kuruldu. Hurley ve Chen 2005 yılının ilk aylarında YouTube sitesini kurma fikrini geliştirdi. Chen&#8217;e göre buna neden olan San Francisco&#8217;daki apartmanında yapılan bir akşam yemeği partisi esnasında video paylaşımında yaşadıkları sorunlardı.</p>
<p>YouTube ilk başlarda girişimci finansmanı ile başlayan bir teknolojiydi. 11,5 milyon dolarlık ilk yatırımını Kasım 2005 ve Nisan 2006 arasında Sequoia Capital şirketi tarafından aldı.</p>
<p>İlk YouTube videosu sitenin ortak kurucularından Jawed Karim&#8217;in San Diego Hayvanat Bahçesi&#8217;nde çekip paylaştığı “Me at the zoo” (Türkçe anlamıyla &#8220;Hayvanat bahçesinde ben&#8221;) isimli içerikti. Video 23 Nisan 2005&#8217;te site üzerinden paylaşıldı ve şu an halen izlenebilir durumda. 2005 Mayıs&#8217;ta YouTube beta sürümünü yayınladı. Altı ay sonra Kasım ayında ise site resmi olarak yayına geçti ve hızlı bir şekilde büyüdü. 2006 yılının Temmuz ayında şirket, her gün 65.000&#8217;ten fazla yeni video yüklendiğini ve 100 milyondan fazla video izlendiğini duyurdu.</p>
<p>Kasım 2006&#8217;da Google tarafından 1,65 milyar dolara satın alındı ve şu an Google&#8217;ın hizmetlerinden biri olarak faaliyetine devam ediyor. Youtube, kullanıcılarına video yükleme, izleme ve paylaşma imkânı sunuyor. Youtube üzerindeki içerikler genelde bireyler tarafından yüklenmekte ancak CBS, BBC, Vevo, Hulu gibi şirketler ve diğer organizasyonlar da YouTube ortaklık programı ile içeriklerinin bir kısmını yayınlamaktadır.</p>
<p>Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/tarihte-bugun-15-subat">Tarihte bugün: 15 Şubat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5387</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
