<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gökhan hotamışlıgil arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/gokhan-hotamisligil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/gokhan-hotamisligil</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Nov 2018 11:14:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Diyabetin önüne geçin!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabetin-onune-gecin</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 10:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan hotamışlıgil]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[tahıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12021</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun etkinliğinin azalması sonucu kandaki şeker miktarının artması ile ortaya çıkan ve ülkemizde görülme sıklığı giderek artan, ciddi organ kayıplarına yol açan kronik bir hastalıktır. Uluslararası Diyabet Federasyonu&#8217;nun verilerine göre dünyada her 11 yetişkinden 1’i diyabet hastası olmakla birlikte, her 7 doğumdan 1’i gebelik diyabetinden etkileniyor. Bu rakamın 2040 yılında ise 642 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor. Gıda, beslenme ve sağlık alanında yapılan çalışmaları destekleyen Sabri Ülker Vakfı&#8217;nın aktardığı bilgilere göre en yaygın görülen türleri arasında Tip 1, Tip 2 Diyabet ve gebelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet yer alıyor. Tip 1 diyabetli çocuklar ve yetişkinler, doktor ve diyetisyen kontrolünde uygulanan insülin tedavisi, beslenme tedavisi ve düzenli fiziksel aktivite ile sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor. Tüm diyabet vakalarının %90’ından sorumlu Tip 2 diyabette ise Tip 1&#8217;den farklı olarak pankreastan insülin salınımı gerçekleşiyor, ancak insülinin karaciğer, kas ve adipoz dokudaki etkinliği azalıyor. Tip 2 diyabet, genetik yatkınlığın yanı sıra şişmanlık, hareketsizlik gibi yaşam tarzına bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Gestasyonel diyabet ise ilk kez gebelik döneminde ortaya çıkan, genellikle beslenme tedavisi ve yaşam tarzı değişikliği ile kontrol altına alınabilen, gerekli durumlarda insülin tedavisinin uygulandığı diyabet türü olarak öne çıkıyor. Tedavi, izlem ve yaşam tarzı değişikliğiyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak ihmal edilirse annenin ve bebeğin ileri yaşamda diyabete yakalanma riskinin %70-80 olduğu bildiriliyor. Korunmak için neler yapmalı? Vücut ağırlığı kontrol edilmeli. Risk, şişmanlık ile 7 kat, obezite ile 20-40 kat kadar artıyor. Fiziksel aktivite yapılmalı. Kasları çalıştırmak, hücrelerin insülin duyarlılığını artırarak kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Beslenme düzeni oluşturulmalı. Tam tahıllar, posa/lif içeriği ile mideyi daha yavaş terk ettiği ve besinlerin bağırsaktan geçiş zamanını uzattığı için kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlıyor. Akdeniz diyeti riski azaltmak için uygun bir beslenme modelidir. Hangi besinler nasıl tüketilmeli? İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, beslenme düzenine ilişkin şunları aktardı: Akşam yemeğinden sonra meyve, tatlı, un ve un mamulleri asla tüketilmemelidir. Aksi durum, sabah açlık kan şekerinizin yüksek çıkmasına sebep olur. Akşam yemekten sonra uyumadan 2 saat önce, 1 bardak ılık suya 2 yemek kaşığı kadar elma sirkesi konduktan sonra tüketilmesi hem göbek bölgesi yağlarınızın erimesine fayda sağlarken hem de sabah açlık kan şekerinizin düzenlenmesine yardımcı olacaktır. Muz, incir, üzüm, kavun, karpuz, dut, kayısı gibi şeker oranı daha yüksek meyveler yerine, daha ekşi meyveler tercih edilmelidir. Meyve ve sebzelerin uygun olanları kabuklu tüketilmelidir. Meyve seçenekleri ara öğünlerde tercih edilirken 15 dakika önce veya beraberinde peynir, ceviz, fındık, badem gibi protein değeri yüksek besinler ile tüketilmelidir. Kan şekerini hızla yükselten basit karbonhidratlar yerine, kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratlar seçilmelidir. Beyaz ekmek yerine organik tam buğday ekmeği, ekşi mayalı ekmek, ruşeymli ekmek seçenekleri tercih edilmelidir. Yağda kızartmalar, kavurmalar (et-sebze-hamur işi) ve yağlı sos eklenmiş besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Sucuk, pastırma, salam ve sosis gibi işlenmiş besinler ile; karaciğer, beyin, böbrek gibi sakatatlardan uzak durulmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabetin-onune-gecin">Diyabetin önüne geçin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun etkinliğinin azalması sonucu kandaki şeker miktarının artması ile ortaya çıkan ve ülkemizde görülme sıklığı giderek artan, ciddi organ kayıplarına yol açan kronik bir hastalıktır. Uluslararası Diyabet Federasyonu&#8217;nun verilerine göre dünyada her 11 yetişkinden 1’i diyabet hastası olmakla birlikte, her 7 doğumdan 1’i gebelik diyabetinden etkileniyor. Bu rakamın 2040 yılında ise 642 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Gıda, beslenme ve sağlık alanında <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabet-obezite-tedavisinde-yeni-bir-kesif-nrf1-molekulu">yapılan çalışmaları</a> destekleyen Sabri Ülker Vakfı&#8217;nın aktardığı bilgilere göre en yaygın görülen türleri arasında Tip 1, Tip 2 Diyabet ve gebelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet yer alıyor. <strong>Tip 1</strong> diyabetli çocuklar ve yetişkinler, doktor ve diyetisyen kontrolünde uygulanan insülin tedavisi, beslenme tedavisi ve düzenli fiziksel aktivite ile sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor. Tüm diyabet vakalarının %90’ından sorumlu <strong>Tip 2</strong> diyabette ise Tip 1&#8217;den farklı olarak pankreastan insülin salınımı gerçekleşiyor, ancak insülinin karaciğer, kas ve adipoz dokudaki etkinliği azalıyor. Tip 2 diyabet, genetik yatkınlığın yanı sıra şişmanlık, hareketsizlik gibi yaşam tarzına bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. <strong>Gestasyonel</strong> diyabet ise ilk kez gebelik döneminde ortaya çıkan, genellikle beslenme tedavisi ve yaşam tarzı değişikliği ile kontrol altına alınabilen, gerekli durumlarda insülin tedavisinin uygulandığı diyabet türü olarak öne çıkıyor. Tedavi, izlem ve yaşam tarzı değişikliğiyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak ihmal edilirse annenin ve bebeğin ileri yaşamda diyabete yakalanma riskinin %70-80 olduğu bildiriliyor.</p>
<p><strong>Korunmak için neler yapmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Vücut ağırlığı kontrol edilmeli. Risk, şişmanlık ile 7 kat, obezite ile 20-40 kat kadar artıyor.</li>
<li>Fiziksel aktivite yapılmalı. Kasları çalıştırmak, hücrelerin insülin duyarlılığını artırarak kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor.</li>
<li>Beslenme düzeni oluşturulmalı. Tam tahıllar, posa/lif içeriği ile mideyi daha yavaş terk ettiği ve besinlerin bağırsaktan geçiş zamanını uzattığı için kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlıyor. Akdeniz diyeti riski azaltmak için uygun bir beslenme modelidir.</li>
</ul>
<p><strong>Hangi besinler nasıl tüketilmeli?</strong></p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, beslenme düzenine ilişkin şunları aktardı:</p>
<ul>
<li>Akşam yemeğinden sonra meyve, tatlı, un ve un mamulleri asla tüketilmemelidir. Aksi durum, sabah açlık kan şekerinizin yüksek çıkmasına sebep olur.</li>
<li>Akşam yemekten sonra uyumadan 2 saat önce, 1 bardak ılık suya 2 yemek kaşığı kadar elma sirkesi konduktan sonra tüketilmesi hem göbek bölgesi yağlarınızın erimesine fayda sağlarken hem de sabah açlık kan şekerinizin düzenlenmesine yardımcı olacaktır.</li>
<li>Muz, incir, üzüm, kavun, karpuz, dut, kayısı gibi şeker oranı daha yüksek meyveler yerine, daha ekşi meyveler tercih edilmelidir. Meyve ve sebzelerin uygun olanları kabuklu tüketilmelidir.</li>
<li>Meyve seçenekleri ara öğünlerde tercih edilirken 15 dakika önce veya beraberinde peynir, ceviz, fındık, badem gibi protein değeri yüksek besinler ile tüketilmelidir.</li>
<li>Kan şekerini hızla yükselten basit karbonhidratlar yerine, kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratlar seçilmelidir. Beyaz ekmek yerine organik tam buğday ekmeği, ekşi mayalı ekmek, ruşeymli ekmek seçenekleri tercih edilmelidir.</li>
<li>Yağda kızartmalar, kavurmalar (et-sebze-hamur işi) ve yağlı sos eklenmiş besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.</li>
<li>Sucuk, pastırma, salam ve sosis gibi işlenmiş besinler ile; karaciğer, beyin, böbrek gibi sakatatlardan uzak durulmalıdır.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabetin-onune-gecin">Diyabetin önüne geçin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12021</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Marifet iltifata tabidir&#8217;: Gökhan Hotamışlıgil’in başarısı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/marifet-iltifata-tabidir-gokhan-hotamisligilin-basarisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2018 14:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kuban]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan hotamışlıgil]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gökhan Bey 25 yıl obezite, diyabet, kompleks hastalıklar üzerine kendini adamış, ABD’de çalışan ve bir ayağı da sık sık Türkiye’de olan ünlü bir bilim insanımız. Kendi alanında çok tanınmış ve araştırmaları en itibarlı dergilerde yayınlanmış. Önemli bir ödül aldı. Biz de “marifet iltifata tabidir”, yani “yetenekleri- üstün çalışmaları övmek ve teşvik etmek gerekir” yerleşik deyişi gereğince, Hotamışlıgil’i kapak konusu yaptık. Tabii, bu atasözüne gerek yok Hotamışlıgil’i kapak yapmak için. Ödülü, güncel bir vesile olarak kullanıyoruz. Yoksa Gökhan Bey her türlü övgüyü zaten hakketmiş bir bilim insanı. Hadi bir önemli deyişi daha anımsatalım, çünkü duruma uygun düşüyor. Bu deyiş ise ünlü İslam tıp bilgini İbn-i Sina’ya ait: “İlim ve sanat iltifat (itibar) görmediği ülkeyi terk eder.”   Hotamışlıgil, bilim kariyerini ABD’de yaptı. Üzerine çalıştığı konuyu, taş üzerine taş koyarak, 300’ü aşkın araştırma makalesi ile inşa etti; çok sayıda öğrenci yetiştirdi, konu ile ilgili yeni araştırmalara ve yeni fikirlerin denenmesine kapıları aradı. Bilim insanı daha ne ister? Ödülü de büyük oldu. Hem yaptığı çalışmaları ve ödül gerekçesini, hem de Orhan Bursalı’nın Hotamışlıgil ile yaptığı özel röportajı okuyacaksınız. Diyor ki: “Obezite ve etrafındaki hastalıklar kümesi geniş bir yelpazede. Kalp-damar hastalıkları, diyabet, karaciğer yağlanması, astım, demans ve kanser gibi yeni fark edilen hastalıklara kadar uzanıyor&#8230; Obezite için yeni nesil ilaçlar geliştirilse bile alınan gıdalar, enerji miktarı ve hareketli kalma konularında insanların gayret göstermesi şart... Akdeniz mutfağının ve bizim memleketimizin şahane taze meyve ve sebzelerinin keyfini çıkarmak son derece güzel ve basit bir yaşam tarzı. İkinci konu da daima hareketli kalmak ve stresten biraz olsun arınmak&#8230;” Evet, yaşamımızda Hotamışlıgil’e kulak vermeliyiz&#8230; İklim değişikliğinin büyük etkileri İklimde dönüşümler, yeryüzünde coğrafi değişimlere neden olarak, tarih öncesinde “yürüyen insan”a da yeni yollar, geçitler açtı. Bunlardan en bilineni kuzeyde Bering Boğazı’nın açılıp kapanması ve insanoğlunun Asya- Avrupa’dan yeni kıtayı istila etmeye başlaması… Bu konuda güncel tartışmayı okuyacaksınız, ancak bugün Arktik’teki erime gemi seferleri için de yeni bir güzergâh oluşturdu. Yaz uzadığı için Kuzey Denizi’nde taşımacılık elverişli hale geldi ve 4 bin km daha kısaldı. Oldukça geniş ve ilginç bilim haberleriyle dolu dergimiz. Bilim çalışıyor, biz de sizlere aktarıyoruz ve en ilginçlerini gündeminize getiriyoruz. Biliyoruz ki bilgi insanı zenginleştirir. Yazarlarımız da hem kendi alanlarındaki bilgilerle hem de değerlendirmeleriyle dergimize büyük bir zenginlik katıyor. Doğan Kuban yine İstanbul’u ele alıyor ve kentin mimari kimliğinin “yağma, zor kullanma, rüşvet ve politik manipülasyonla elde edilen ucuz sermaye” ile oluştuğunu söylüyor. İtirazımız olabilir mi?! Erwin Schrödinger, çok ünlü ve Nobel kazanmış bir fizik bilimci, teorik “Schrödinger’in kedisi” isimli deneyi ile çok anılır, fakat bunların yanı sıra, 75 yıl önce yazdığı Yaşam Nedir? başlıklı kitabıyla da “fizikçileri birer biyolog” haline getirmesiyle bilim tarihinde yerini almış harika bir insan. Bu kitabı üzerine 25 yılda bir konferans düzenlenir. Sonuncusu geçenlerde yapıldı. Size kitabını yeniden değerlendiren bir yazı dizisinin ilkini sunuyoruz. “Özgür müyüz, cahil mi?” Tanol Türkoğlu, Dijital Kültür’ünde “Özgür müyüz, cahil mi?” yazısıyla toplumsal ve dijital kapsamında özgün bir konuya giriyor. Müfit Bey, sanayileşmekte geç kalmış ülkeler örneğinde Vietnam’ı ele alıyor. Orada neler oluyor bir bakın. Cem Say, “Bitcoin kuantum bilgisayarlara karşı” yazısıyla, serisini sürdürürken, Mustafa Çetiner şarbon konulu yazısında güncel değil ama Cemil Topuzlu Paşa’nın anı kitabında geçen Saray hareminde ortaya çıkan şarbon olayını magazin yönüyle de ilgi çekecek şekilde anlatıyor. İbn-i Sina üzerine, tanınmış ilahiyatçı ve edebiyat tarihçisi ve çevirmen Abdülbaki Gölpınarlı’nın yazdığı yazıyı tarihin eski sayfalarından çıkartıp size sunuyoruz. Yazı, Sina’nın “bininci yıldönümü” üzerine yazılmış. Merakla okuyacaksınız. Unutmadan: Geleceğin dünyası, yapay zekâ ve dijital dünya üzerine konferanslarımıza başlıyoruz. Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak dileğiyle…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/marifet-iltifata-tabidir-gokhan-hotamisligilin-basarisi">&#8216;Marifet iltifata tabidir&#8217;: Gökhan Hotamışlıgil’in başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-11079 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/131-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/131-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/131-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/131.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Gökhan Bey 25 yıl obezite, diyabet, kompleks hastalıklar üzerine kendini adamış, ABD’de çalışan ve bir ayağı da sık sık Türkiye’de olan ünlü bir bilim insanımız. Kendi alanında çok tanınmış ve araştırmaları en itibarlı dergilerde yayınlanmış. Önemli bir ödül aldı. Biz de “<strong>marifet iltifata tabidir</strong>”, yani “<em>yetenekleri- üstün çalışmaları övmek ve teşvik etmek gerekir”</em> yerleşik deyişi gereğince, Hotamışlıgil’i kapak konusu yaptık. Tabii, bu atasözüne gerek yok Hotamışlıgil’i kapak yapmak için. Ödülü, güncel bir vesile olarak kullanıyoruz. Yoksa Gökhan Bey her türlü övgüyü zaten hakketmiş bir bilim insanı.</p>
<p>Hadi bir önemli deyişi daha anımsatalım, çünkü duruma uygun düşüyor. Bu deyiş ise ünlü İslam tıp bilgini <strong>İbn-i Sina</strong>’ya ait: <em>“İlim ve sanat iltifat (itibar) görmediği ülkeyi terk eder.” </em><em> </em></p>
<p>Hotamışlıgil, bilim kariyerini ABD’de yaptı. Üzerine çalıştığı konuyu, taş üzerine taş koyarak, 300’ü aşkın araştırma makalesi ile inşa etti; çok sayıda öğrenci yetiştirdi, konu ile ilgili yeni araştırmalara ve yeni fikirlerin denenmesine kapıları aradı. Bilim insanı daha ne ister? Ödülü de büyük oldu.</p>
<p>Hem yaptığı çalışmaları ve ödül gerekçesini, hem de Orhan Bursalı’nın Hotamışlıgil ile yaptığı özel röportajı okuyacaksınız. Diyor ki: <em>“</em><em>Obezite ve etrafındaki hastalıklar kümesi geniş bir yelpazede. Kalp-damar hastalıkları, diyabet, karaciğer yağlanması, astım, demans ve kanser gibi yeni fark edilen hastalıklara kadar uzanıyor&#8230; Obezite için yeni nesil ilaçlar geliştirilse bile alınan gıdalar, enerji miktarı ve hareketli kalma konularında insanların gayret göstermesi şart.</em><em>.. </em><em>Akdeniz mutfağının ve bizim memleketimizin şahane taze meyve ve sebzelerinin keyfini çıkarmak son derece güzel ve basit bir yaşam tarzı. İkinci konu da daima hareketli kalmak ve stresten biraz olsun arınmak&#8230;”</em></p>
<p>Evet, yaşamımızda Hotamışlıgil’e kulak vermeliyiz&#8230;</p>
<p><strong>İklim değişikliğinin büyük etkileri</strong></p>
<p>İklimde dönüşümler, yeryüzünde coğrafi değişimlere neden olarak, tarih öncesinde “yürüyen insan”a da yeni yollar, geçitler açtı. Bunlardan en bilineni kuzeyde Bering Boğazı’nın açılıp kapanması ve insanoğlunun Asya- Avrupa’dan yeni kıtayı istila etmeye başlaması… Bu konuda güncel tartışmayı okuyacaksınız, ancak bugün Arktik’teki erime gemi seferleri için de yeni bir güzergâh oluşturdu. Yaz uzadığı için Kuzey Denizi’nde taşımacılık elverişli hale geldi ve 4 bin km daha kısaldı.</p>
<p>Oldukça geniş ve ilginç bilim haberleriyle dolu dergimiz. Bilim çalışıyor, biz de sizlere aktarıyoruz ve en ilginçlerini gündeminize getiriyoruz. Biliyoruz ki bilgi insanı zenginleştirir.</p>
<p>Yazarlarımız da hem kendi alanlarındaki bilgilerle hem de değerlendirmeleriyle dergimize büyük bir zenginlik katıyor. <strong>Doğan Kuban</strong> yine İstanbul’u ele alıyor ve kentin mimari kimliğinin “yağma, zor kullanma, rüşvet ve politik manipülasyonla elde edilen ucuz sermaye” ile oluştuğunu söylüyor. İtirazımız olabilir mi?!</p>
<p><strong>Erwin Schrödinger</strong>, çok ünlü ve Nobel kazanmış bir fizik bilimci, teorik “Schrödinger’in kedisi” isimli deneyi ile çok anılır, fakat bunların yanı sıra, 75 yıl önce yazdığı <strong><em>Yaşam Nedir?</em></strong> başlıklı kitabıyla da “fizikçileri birer biyolog” haline getirmesiyle bilim tarihinde yerini almış harika bir insan. Bu kitabı üzerine 25 yılda bir konferans düzenlenir. Sonuncusu geçenlerde yapıldı. Size kitabını yeniden değerlendiren bir yazı dizisinin ilkini sunuyoruz.</p>
<p><strong>“Özgür müyüz, cahil mi?”</strong></p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong>, Dijital Kültür’ünde “Özgür müyüz, cahil mi?” yazısıyla toplumsal ve dijital kapsamında özgün bir konuya giriyor. <strong>Müfit Bey</strong>, sanayileşmekte geç kalmış ülkeler örneğinde Vietnam’ı ele alıyor. Orada neler oluyor bir bakın. <strong>Cem Say</strong>, “Bitcoin kuantum bilgisayarlara karşı” yazısıyla, serisini sürdürürken, <strong>Mustafa Çetiner</strong> şarbon konulu yazısında güncel değil ama <strong>Cemil Topuzlu Paşa’nın</strong> anı kitabında geçen Saray hareminde ortaya çıkan şarbon olayını magazin yönüyle de ilgi çekecek şekilde anlatıyor.</p>
<p>İbn-i Sina üzerine, tanınmış ilahiyatçı ve edebiyat tarihçisi ve çevirmen <strong>Abdülbaki Gölpınarlı</strong>’nın yazdığı yazıyı tarihin eski sayfalarından çıkartıp size sunuyoruz. Yazı, Sina’nın “bininci yıldönümü” üzerine yazılmış. Merakla okuyacaksınız.</p>
<p>Unutmadan: Geleceğin dünyası, yapay zekâ ve dijital dünya üzerine <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-yeni-silahlanma-doneminde-gelecegin-dunyasi">konferanslarımıza </a>başlıyoruz.</p>
<p>Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak dileğiyle…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/marifet-iltifata-tabidir-gokhan-hotamisligilin-basarisi">&#8216;Marifet iltifata tabidir&#8217;: Gökhan Hotamışlıgil’in başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11077</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gökhan Hotamışlıgil’e mükemmel bir ödül</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/gokhan-hotamisligile-mukemmel-bir-odul</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Sep 2018 08:25:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan hotamışlıgil]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11039</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 yıldır kendini metabolik – kompleks hastalıklar konusuna adamış ve bu bağlamda obezliği bu hastalıkların odağına oturtmuş ünlü bilim insanımız Gökhan Hotamışlıgil’e hakkettiği büyük ödül verildi: Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği (EASD) ve Novo Nordisk Vakfı Mükemmeliyet Ödülü. Hotamışlıgil&#8217;in 25 yıllık özverili çalışmaları, bu çalışmaların diyabet ve obezlik konusunda önemli yeniliklere, farkındalıklara, yol açmış olması ve yeni bilimsel araştırmaları tetiklemesi nedeniyle, alanında en büyük ödüllerden birini aldı&#8230; Bir baş belası hastalık Diyabet ve obezite tam bir baş belası. Diyabetle dünyada en az 425 milyon insan, obezite ile de 650 milyon insan, yani toplarsanız, dünyada en az 7 insandan 1’i cebelleşiyor. Obezite ve diyabeti, sadece obezite ve diyabet olarak görmeyin, bu ikili, kalp hastalıklarından tutun çok sayıda başka hastalıkları geliştiriyor. Özellikle obezitenin, “kalp”, ‘kalp-damar hastalıkları, diyabet, karaciğer yağlanması gibi hastalıkları da geliştirdiği biliniyor. Hotamışlıgil, gönderdiğim tebrik mesajına verdiği yanıtta, bu hastalıklara, artık son zamanlarda astım, demans ve kanser gibi, obezite ile ilişkisi yeni fark edilen hastlalıkların da eklendiğini belirtiyor. Yani obezite, aşırı kiloluk durumu, tam bir baş belası ve ölümcül hastalık etkeni, kaynağı, yuvası! Yenilikçi ve çığır açıcı araştırmalar Bu tür ödüller, yenilikçi araştırmaları teşvik amacını da taşıyor ve kendi alanında çığır açıcı araştırmalara imza atanlara veriliyor. Ödül gerekçelerinde de bu vurgulanıyor: “Bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalar, yaygın ve karmaşık hastalıkların genetik mekanizmaları ile yeni tedavi yöntemleri üzerine odaklanan ve çok yeni bir alan olan immunometabolism’de çığır açıcı yeni bilgilerin edinilmesine yol açtı. Keşifleri, metabolik hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesinde kullanılan mevcut yaklaşımları oluşturdu. Ayrıca 100’den fazla öğrenci ve bilim insanını eğitti ve yol gösterici oldu&#8230; Olağanüstü çalışmaların sahibi ve çığır açıcı katkılar yaptı&#8230;” “Sana mantıklı geliyor mu?” Gökhan Hotamışlıgil uzun yıllardır tanıdığım ve çok yakından izlediğim bir bilim insanı. 25 yıldır büyük bir adanmışlıkla sürdürdüğü çalışmaları, en üst düzeyde bilim dergilerinde yayımlandı. Bana obezite-metabolik hastalıklarla enflamasyon arasındaki ilişkiyi ve döngüyü çizerek anlattığı ve büyük bir alçak gönüllülükle “Ne diyorsun, sana mantıklı geliyor mu” diye yönelttiği sorusunun da aramızda gülüşmelere yol açtığı zamanlardan, şimdi vardığı sonuçlar arasında bir uzun mesafe koşucusunu görüyorum. Bu ödül, bu koşuda önemli bir merhale. Daha büyük ödüllerin kapısı Eğer devam eden koşusunda daha büyük kesin sonuçlara ulaşması durumunda, çalışmalarının, şimdiki ödülünü aşacak daha büyük bilim ödülleriyle taçlanacağını biliyorum. Hotamışlıgil ödülü, öğrencileri, asistanları ve meslektaşları adına aldığını belirterek hepsinin sıradışı özveriliğini övüyor ve “İlkokuldan itibaren bana yol gösteren ve hayatımda büyük etkileri olan olağanüstü öğretmenlerim ve akıl hocalarımın yanı sıra 25 yıl boyunca çalışmalarımıza cömertçe destek sağlayan herkese minnettarım” diyor. Bilimsel başarımlarına bakın: 25 yıllık odaklanmanın bilimsel sonuçları da büyük tabii ki. 302 bilimsel yayın. Yüzlerce konferans. Akademilere üyelikler. Kitap bölümleri. Google Scholar indeksine göre, bilimsel araştırmalarına verilen 80.304 referans, yine bir başarım göstergesi olan h-indeksi 101. Bu göstergelerde dikkatimi çeken bir nokta da şu: Bu referansların yarısından çoğunu, 41.000’den fazlasını, son 5 yıl içinde almış. 101 h-indeksinden 75&#8217;ini de&#8230; Bu şu demek: Araştırmaları giderek daha dikkat çekici bir ivme kazanıyor ve bilim insanlarınca kullanılıyor. Yolu açık olsun&#8230; Orhan Bursalı *Bu yazı, 20 Eylül 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/gokhan-hotamisligile-mukemmel-bir-odul">Gökhan Hotamışlıgil’e mükemmel bir ödül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>25 yıldır kendini metabolik – kompleks hastalıklar konusuna adamış ve bu bağlamda obezliği bu hastalıkların odağına oturtmuş ünlü bilim insanımız <strong>Gökhan Hotamışlıgil</strong>’e hakkettiği büyük ödül verildi:<strong> Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği (EASD) ve Novo Nordisk Vakfı</strong> <strong>Mükemmeliyet Ödülü</strong>.</p>
<p>Hotamışlıgil&#8217;in 25 yıllık özverili çalışmaları, bu çalışmaların diyabet ve obezlik konusunda önemli yeniliklere, farkındalıklara, yol açmış olması ve yeni bilimsel araştırmaları tetiklemesi nedeniyle, alanında en büyük ödüllerden birini aldı&#8230;</p>
<p><strong>Bir baş belası hastalık</strong></p>
<p>Diyabet ve obezite tam bir baş belası. Diyabetle dünyada en az 425 milyon insan, obezite ile de 650 milyon insan, yani toplarsanız, dünyada en az 7 insandan 1’i cebelleşiyor. Obezite ve diyabeti, sadece obezite ve diyabet olarak görmeyin, bu ikili, kalp hastalıklarından tutun çok sayıda başka hastalıkları geliştiriyor.</p>
<p>Özellikle obezitenin, “kalp”, ‘kalp-damar hastalıkları, diyabet, karaciğer yağlanması gibi hastalıkları da geliştirdiği biliniyor.</p>
<p>Hotamışlıgil, gönderdiğim tebrik mesajına verdiği yanıtta, bu hastalıklara, artık son zamanlarda astım, demans ve kanser gibi, obezite ile ilişkisi yeni fark edilen hastlalıkların da eklendiğini belirtiyor.</p>
<p>Yani <strong>obezite, aşırı kiloluk durumu, tam bir baş belası ve ölümcül hastalık etkeni, kaynağı, yuvası</strong>!</p>
<p><strong>Yenilikçi ve çığır açıcı araştırmalar</strong></p>
<p>Bu tür ödüller, yenilikçi araştırmaları teşvik amacını da taşıyor ve kendi alanında çığır açıcı araştırmalara imza atanlara veriliyor. Ödül gerekçelerinde de bu vurgulanıyor:</p>
<p>“Bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalar, yaygın ve karmaşık hastalıkların genetik mekanizmaları ile yeni tedavi yöntemleri üzerine odaklanan ve çok yeni bir alan olan immunometabolism’de çığır açıcı yeni bilgilerin edinilmesine yol açtı. Keşifleri, metabolik hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesinde kullanılan mevcut yaklaşımları oluşturdu. Ayrıca 100’den fazla öğrenci ve bilim insanını eğitti ve yol gösterici oldu&#8230; Olağanüstü çalışmaların sahibi ve çığır açıcı katkılar yaptı&#8230;”</p>
<p><strong>“Sana mantıklı geliyor mu?”</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11045 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/hot-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/hot-300x168.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/09/hot.jpg 620w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Gökhan Hotamışlıgil uzun yıllardır tanıdığım ve çok yakından izlediğim bir bilim insanı. 25 yıldır büyük bir adanmışlıkla sürdürdüğü çalışmaları, en üst düzeyde bilim dergilerinde yayımlandı. Bana obezite-metabolik hastalıklarla enflamasyon arasındaki ilişkiyi ve döngüyü çizerek anlattığı ve büyük bir alçak gönüllülükle “<strong><em>N<strong>e di</strong>yorsun, sana mantıklı geliyor mu</em></strong>” diye yönelttiği sorusunun da aramızda gülüşmelere yol açtığı zamanlardan, şimdi vardığı sonuçlar arasında bir uzun mesafe koşucusunu görüyorum.</p>
<p>Bu ödül, bu koşuda önemli bir merhale.</p>
<p><strong>Daha büyük ödüllerin kapısı</strong></p>
<p>Eğer devam eden koşusunda daha büyük kesin sonuçlara ulaşması durumunda, çalışmalarının, şimdiki ödülünü aşacak daha büyük bilim ödülleriyle taçlanacağını biliyorum.</p>
<p>Hotamışlıgil ödülü, öğrencileri, asistanları ve meslektaşları adına aldığını belirterek hepsinin sıradışı özveriliğini övüyor ve <em>“İlkokuldan itibaren bana yol gösteren ve hayatımda büyük etkileri olan olağanüstü öğretmenlerim ve akıl hocalarımın yanı sıra 25 yıl boyunca çalışmalarımıza cömertçe destek sağlayan herkese minnettarım”</em> diyor.</p>
<p><strong>Bilimsel başarımlarına bakın:</strong></p>
<p>25 yıllık odaklanmanın bilimsel sonuçları da büyük tabii ki.</p>
<p>302 bilimsel yayın. Yüzlerce konferans. Akademilere üyelikler. Kitap bölümleri. Google Scholar indeksine göre, bilimsel araştırmalarına verilen 80.304 referans, yine bir başarım göstergesi olan h-indeksi 101.</p>
<p>Bu göstergelerde dikkatimi çeken bir nokta da şu: Bu referansların yarısından çoğunu, 41.000’den fazlasını, son 5 yıl içinde almış. 101 h-indeksinden 75&#8217;ini de&#8230;</p>
<p>Bu şu demek: Araştırmaları giderek daha dikkat çekici bir ivme kazanıyor ve bilim insanlarınca kullanılıyor.</p>
<p>Yolu açık olsun&#8230;</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 20 Eylül 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/gokhan-hotamisligile-mukemmel-bir-odul">Gökhan Hotamışlıgil’e mükemmel bir ödül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11039</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Diyabet ve obezite tedavisinde yeni bir keşif: NRF1 molekülü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabet-obezite-tedavisinde-yeni-bir-kesif-nrf1-molekulu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2018 08:56:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan hotamışlıgil]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[NRF1 molekülü]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi bünyesindeki Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nde Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yönetiminde çalışmalar yürüten araştırma ekibi, kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri savunan Nrf1 molekülünün, kahverengi yağ hücrelerinin görevini sağlıklı bir şekilde yürütmesinde kilit bir rol oynadığını keşfetti. “Metabolik muhafız” adı verilen Nrf1 molekülü, kahverengi yağ dokularının dejenerasyonunu önlüyor. Çalışma Nature Medicine&#8217;in Mart sayısında yayımlandı. Atık yönetimi mekanizmasını Nrf1 yönetiyor Obezite ve diyabet gibi kronik metabolik hastalıkların korunma ve tedavisinde hücreleri metabolik stresten koruyan mekanizmaların belirlenmesi gerekir. Protein atıklarının yok edilmesi de bu mekanizmalardan biridir. Merkez başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi de bu mekanizmanın yöneticisinin Nrf1 molekülü olduğunu keşfetti. Kahverengi yağ dokusu ne iş yapıyor? Kahverengi yağ dokusu vücudu soğuğa karşı korumak ve ısıtmak için çalışır. Bu işlemi de metabolizmayı hızlandırarak yapar. Ama sonraları tek işlevinin soğuğa karşı korumak olmadığı, belki daha da önemli işlevinin, aldığımız enerjinin harcanmasını kontrol etmek olduğu anlaşıldı. Memelilerde bilinen fonksiyonu soğuğa maruz kalındığında enerjiyi ısıya dönüştürmek olan kahverengi yağ dokusu, bunu yaparken yüksek düzeyde enerji ve gıda kullanır. Öyle ki, bu küçücük doku aktif hale getirildiğinde dolaşımdaki şeker ve yağların yarısından fazlasını tüketip sistemden çekebilir. Ancak bu süreçte protein atıkları dokuda birikerek tahribata neden olur. Maksimum yoğunlukta çalışan bir makine gibi olan kahverengi yağ dokusunun, işlevini yerine getirebilmesi için zehirli atıklardan kurtulması gerekir. Olağanüstü bir tedavi potansiyeline sahip “Kahverengi yağ hücrelerinin kapasite problemini çözmek ve işlevsel olmalarını sağlamak için kullandıkları özel bileşimi bulmaya kararlıydık&#8221; şeklinde konuşan çalışmanın başyazarı Prof. Dr. Hotamışlıgil, “Ekibimiz artık bu bileşimi keşfetti. Önce dokudaki bu süreci, protein yıkımından sorumlu olan ve “proteozom” olarak bilinen bir mekanizmanın yönettiğini gördük ve akabinde proteozomun soğuğa verdiği tepkinin ana düzenleyicisinin Nrf1 molekülü olduğunu ortaya çıkarttık” diye konuşuyor. Araştırma ekibi bu mekanizmanın hastalıktaki rolünü saptamak için genetik mühendisliğinden yararlanarak, kahverengi yağ dokusundaki Nrf1 genini sildi. Sonuçta kahverengi yağın ciddi stres ve inflamasyona uğradığını, özelliğini kaybettiğini, düzgün çalışamadığını ve buna bağlı olarak sistemik metabolik hastalığa neden olduğunu ortaya çıkarttı. Metabolik bozukluklar ve diyabet çarpıcı oranda iyileşti Araştırma sonucu ortaya çıkan ilginç bir başka gözlem ise şu: Kahverengi yağ dokusunun mekanizması şişmanlık sırasında büyük oranda bozuluyordu. Öte yandan şişman bireylerde, Nrf1 ifadesi veya proteazom faaliyeti (Proteazomların genel görevi, hasar görmüş veya işe yaramayan proteinleri, bir enzim aracılığıyla vücuttan atmaktır) arttırıldığında hem vücutta ve dokularda yağ birikiminin hem de metabolik bozukluklar ve diyabetin çarpıcı olarak düzeldiği görüldü. Bu sonuçlar araştırma ekibinin daha önceki çalışmalarıyla birlikte ele alındığında NRF1&#8217;in, özellikle çetin koşullarda metabolizmanın ana moleküler koruyucusu olduğunu ortaya çıkardı. Prof. Dr. Hotamışlıgil, &#8220;Bu çalışma, yalnızca genel metabolik dengenin korunmasında beklenmedik bir mekanizmayı tanımladığımız için değil, özellikle obezite ve diyabet ilaçlarının geliştirilme potansiyelini açığa çıkarması açısından da büyük bir adım&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabet-obezite-tedavisinde-yeni-bir-kesif-nrf1-molekulu">Diyabet ve obezite tedavisinde yeni bir keşif: NRF1 molekülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi bünyesindeki Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nde Prof. Dr. <strong>Gökhan Hotamışlıgil</strong> yönetiminde çalışmalar yürüten araştırma ekibi, kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri savunan Nrf1 molekülünün, kahverengi yağ hücrelerinin görevini sağlıklı bir şekilde yürütmesinde kilit bir rol oynadığını keşfetti.</p>
<p>“Metabolik muhafız” adı verilen Nrf1 molekülü, kahverengi yağ dokularının dejenerasyonunu önlüyor. Çalışma <em>Nature Medicine&#8217;in</em> Mart sayısında yayımlandı.</p>
<p><strong>Atık yönetimi mekanizmasını Nrf1 yönetiyor</strong></p>
<p>Obezite ve diyabet gibi kronik metabolik hastalıkların korunma ve tedavisinde hücreleri metabolik stresten koruyan mekanizmaların belirlenmesi gerekir. Protein atıklarının yok edilmesi de bu mekanizmalardan biridir. Merkez başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi de bu mekanizmanın yöneticisinin Nrf1 molekülü olduğunu keşfetti.</p>
<p><strong>Kahverengi yağ dokusu ne iş yapıyor?</strong></p>
<p>Kahverengi yağ dokusu vücudu soğuğa karşı korumak ve ısıtmak için çalışır. Bu işlemi de metabolizmayı hızlandırarak yapar. Ama sonraları tek işlevinin soğuğa karşı korumak olmadığı, belki daha da önemli işlevinin, aldığımız enerjinin harcanmasını kontrol etmek olduğu anlaşıldı.</p>
<p>Memelilerde bilinen fonksiyonu soğuğa maruz kalındığında enerjiyi ısıya dönüştürmek olan kahverengi yağ dokusu, bunu yaparken yüksek düzeyde enerji ve gıda kullanır. Öyle ki, bu küçücük doku aktif hale getirildiğinde <strong>dolaşımdaki şeker ve yağların yarısından fazlasını tüketip sistemden çekebilir.</strong> Ancak bu süreçte protein atıkları dokuda birikerek tahribata neden olur. Maksimum yoğunlukta çalışan bir makine gibi olan kahverengi yağ dokusunun, işlevini yerine getirebilmesi için zehirli atıklardan kurtulması gerekir.</p>
<p><strong>Olağanüstü bir tedavi potansiyeline sahip</strong></p>
<p>“Kahverengi yağ hücrelerinin kapasite problemini çözmek ve işlevsel olmalarını sağlamak için kullandıkları özel bileşimi bulmaya kararlıydık&#8221; şeklinde konuşan çalışmanın başyazarı Prof. Dr. Hotamışlıgil, “Ekibimiz artık bu bileşimi keşfetti. Önce dokudaki bu süreci, protein yıkımından sorumlu olan ve “proteozom” olarak bilinen bir mekanizmanın yönettiğini gördük ve akabinde proteozomun soğuğa verdiği tepkinin ana düzenleyicisinin Nrf1 molekülü olduğunu ortaya çıkarttık” diye konuşuyor.</p>
<p>Araştırma ekibi bu mekanizmanın hastalıktaki rolünü saptamak için genetik mühendisliğinden yararlanarak, kahverengi yağ dokusundaki Nrf1 genini sildi. Sonuçta kahverengi yağın ciddi stres ve inflamasyona uğradığını, özelliğini kaybettiğini, düzgün çalışamadığını ve buna bağlı olarak sistemik metabolik hastalığa neden olduğunu ortaya çıkarttı.</p>
<p><strong>Metabolik bozukluklar ve diyabet çarpıcı oranda iyileşti</strong></p>
<p>Araştırma sonucu ortaya çıkan ilginç bir başka gözlem ise şu: Kahverengi yağ dokusunun mekanizması şişmanlık sırasında büyük oranda bozuluyordu. Öte yandan şişman bireylerde, Nrf1 ifadesi veya proteazom faaliyeti (Proteazomların genel görevi, hasar görmüş veya işe yaramayan proteinleri, bir enzim aracılığıyla vücuttan atmaktır) arttırıldığında hem vücutta ve dokularda yağ birikiminin hem de metabolik bozukluklar ve diyabetin çarpıcı olarak düzeldiği görüldü.</p>
<p>Bu sonuçlar araştırma ekibinin daha önceki çalışmalarıyla birlikte ele alındığında NRF1&#8217;in, özellikle çetin koşullarda metabolizmanın ana moleküler koruyucusu olduğunu ortaya çıkardı. Prof. Dr. Hotamışlıgil, &#8220;<strong>Bu çalışma, yalnızca genel metabolik dengenin korunmasında beklenmedik bir mekanizmayı tanımladığımız için değil, özellikle obezite ve diyabet ilaçlarının geliştirilme potansiyelini açığa çıkarması açısından da büyük bir adım</strong>&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/diyabet-obezite-tedavisinde-yeni-bir-kesif-nrf1-molekulu">Diyabet ve obezite tedavisinde yeni bir keşif: NRF1 molekülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9778</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
