<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>güney kore arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/guney-kore/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/guney-kore</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Mar 2025 15:02:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Şarj gerektirmeyen pil geliştirildi: Güvenli, ucuz ve erişilebilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/sarj-gerektirmeyen-pil-gelistirildi-guvenli-ucuz-ve-erisilebilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2025 15:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Kimya Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Daegu Gyeongbuk Bilim ve Teknoloji Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[DGIST]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore]]></category>
		<category><![CDATA[lityum iyon]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer pil]]></category>
		<category><![CDATA[radyokarbon]]></category>
		<category><![CDATA[Su-Il In]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Telefonlardan elektrikli arabalara kadar hemen hemen her mobil aygıtta bulunan şarj edilebilir lityum iyon (Li-ion) piller, tam şarj ile yalnızca birkaç saat veya gün dayanabiliyor; zamanla performansları düşüyor ve sık sık şarj edilmeleri gerekiyor. Bu da pillerin teknik sınırlarının yarattığı küresel bir sorunu ortaya koyuyor. Şimdi telefonunuzu, dizüstü bilgisayarınızı ve hatta elektrikli arabanızı şarj etmenize gerek olmadığını hayal edin. Güvenli, ucuz ve erişilebilir Bilim insanları, pillerin teknik sınırlandırmalarını aşarak bu hayali gerçeğe dönüştürmek için nükleer santrallerin “güvenli” ve “erişilebilir” bir yan ürünü olan radyokarbonla çalışan minik nükleer piller geliştirdi. Karbonun kararsız ve radyoaktif bir formu olan karbon-14 ile betavoltaik pil üreten ekibin geliştirdiği son prototip, verimliliği büyük ölçüde artırırken, bu yenilikçi tasarım, zaman içinde zayıflayan ve üretimi çevreye zararlı olan lityum iyon pillerin aksine elektrik üretmek için beta ışınımını kullanıyor. İleride kalp pili değişimine de gerek kalmayabilir Amerikan Kimya Derneği (ACS) Bahar 2025 toplantısında sunulacak olan çalışmayı yapan Daegu Gyeongbuk Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (DGIST) Prof. Su-Il In, “Parmak büyüklüğündeki cihazlara, güvenli nükleer enerji yerleştirebiliriz,” diyor. “Sadece beta ışınları ürettiği için radyoaktif bir karbon izotopu kullanmaya karar verdim,&#8221; diyen In, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dahası, nükleer santrallerin bir yan ürünü olan radyokarbon ucuz, kolayca temin edilebilir ve geri dönüşümü kolay. Radyokarbon çok yavaş bozunduğu için radyokarbonla çalışan bir pil, teorik olarak binlerce yıl dayanabilir.” Söz konusu pillerin birçok uygulama alanı olabileceğini söyleyen In, “Örneğin, bu sayede bir kalp pili bir kişinin ömrü boyunca dayanabilir ve cerrahi değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırır,” ifadelerini kullanıyor. Kaynak Görsel: Su-Il In</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/sarj-gerektirmeyen-pil-gelistirildi-guvenli-ucuz-ve-erisilebilir">Şarj gerektirmeyen pil geliştirildi: Güvenli, ucuz ve erişilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Telefonlardan elektrikli arabalara kadar hemen hemen her mobil aygıtta bulunan şarj edilebilir lityum iyon (Li-ion) piller, tam şarj ile yalnızca birkaç saat veya gün dayanabiliyor; zamanla performansları düşüyor ve sık sık şarj edilmeleri gerekiyor.</p>
<p>Bu da pillerin teknik sınırlarının yarattığı küresel bir sorunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Şimdi telefonunuzu, dizüstü bilgisayarınızı ve hatta elektrikli arabanızı şarj etmenize gerek olmadığını hayal edin.</p>
<h4><strong>Güvenli, ucuz ve erişilebilir</strong></h4>
<p>Bilim insanları, pillerin teknik sınırlandırmalarını aşarak bu hayali gerçeğe dönüştürmek için nükleer santrallerin “güvenli” ve “erişilebilir” bir yan ürünü olan radyokarbonla çalışan minik nükleer piller geliştirdi.</p>
<p>Karbonun kararsız ve radyoaktif bir formu olan karbon-14 ile betavoltaik pil üreten ekibin geliştirdiği son prototip, verimliliği büyük ölçüde artırırken, bu yenilikçi tasarım, zaman içinde zayıflayan ve üretimi çevreye zararlı olan lityum iyon pillerin aksine elektrik üretmek için beta ışınımını kullanıyor.</p>
<h4><strong>İleride kalp pili değişimine de gerek kalmayabilir</strong></h4>
<p>Amerikan Kimya Derneği (ACS) Bahar 2025 toplantısında sunulacak olan çalışmayı yapan Daegu Gyeongbuk Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (DGIST) Prof. Su-Il In, “Parmak büyüklüğündeki cihazlara, güvenli nükleer enerji yerleştirebiliriz,” diyor.</p>
<p>“Sadece beta ışınları ürettiği için radyoaktif bir karbon izotopu kullanmaya karar verdim,&#8221; diyen In, sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Dahası, nükleer santrallerin bir yan ürünü olan radyokarbon ucuz, kolayca temin edilebilir ve geri dönüşümü kolay. Radyokarbon çok yavaş bozunduğu için radyokarbonla çalışan bir pil, teorik olarak binlerce yıl dayanabilir.”</p>
<p>Söz konusu pillerin birçok uygulama alanı olabileceğini söyleyen In, “Örneğin, bu sayede bir kalp pili bir kişinin ömrü boyunca dayanabilir ve cerrahi değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırır,” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><a href="https://scitechdaily.com/scientists-just-built-a-battery-that-never-needs-charging/" target="_blank" rel="noopener">Kaynak</a></p>
<p><em>Görsel: Su-Il In</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/sarj-gerektirmeyen-pil-gelistirildi-guvenli-ucuz-ve-erisilebilir">Şarj gerektirmeyen pil geliştirildi: Güvenli, ucuz ve erişilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32251</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Güney Kore deneyiminden dersler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/guney-kore-deneyiminden-dersler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 09:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma stratejisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14868</guid>

					<description><![CDATA[<p>1960: Türkiye&#8217;nin milli geliri, Kore’nin 2,3 katı. 2014: Kore’nin milli geliri, Türkiye’nin 1,8 katı. 1960’lı yıllara Türkiye ile aynı sıralarda, hatta birçok gösterge açısından daha gerilerde başlayan Güney Kore, kalkınmada önemli sıçramalar gösterirken, Türkiye yarı-sanayileşmiş bir yapıya sıkışmış durumda. Kore 1960’lardan günümüze yüksek teknoloji üretiminde ve kalkınmada önemli başarımlar sağlayıp giderek gelişmiş ülkelere yakınsarken (convergence), Türkiye’nin yüksek teknolojideki dışa bağımlılığı devam ediyor. Peki neden? Bu makalede bu soruya yanıt aranıyor… Tablo 1, Türkiye ve Güney Kore’nin ulusal gelirlerinde meydana gelen gelişmeyi değer ve endeks cinsinden gösteriyor. Tablo, son derece dramatik bir gelişmeye işaret ediyor: 1960 yılında Türkiye’nin ulusal geliri Kore’nin ulusal gelirinin yaklaşık 2,3 katı. 2014 yılına gelindiğinde ise tablo tersine dönmüş. Türkiye’nin ulusal geliri Kore’nin ulusal gelirinin nerdeyse yarısına kadar (%54,3’üne) gerilemiş. Kısaca, 1960-2014 arasında Kore’nin ulusal geliri 44,7 kat artmış, 27,683 milyon dolardan 1,238,695 milyon dolara yükselmiş. Türkiye’nin ulusal geliri ise ancak 10,4 kat artmış, 64,630 milyon dolardan 673,121 milyon dolara yükselebilmiş. GSYH’da Kore lehine meydana gelen dramatik gelişmeyi endeks değerlerinde de izlemek mümkün. Tablo 1: Güney Kore ve Türkiye’nin GSYH Gelişimi (1960-2014)(2005 Sabit Fiyatlarıyla) &#160; Kore GSYH (2) Kore GSYH Türkiye GSYH (1) Türkiye GSYH (1-2) GSYH Türkiye/Kore (Milyon ABD $) (1960:100) (Milyon ABD $) (1960:100) (Milyon ABD $) (%) 1960 27,683 100 64,630 100 36,948 233,5 1970 63,446 229 109,082 169 45,636 171,9 1980 149,665 541 162,486 251 12,822 108,6 1990 378,499 1,367 270,669 419 -107,829 71,5 2000 712,756 2,575 386,579 598 -326,177 54,2 2010 1, 098,694 3,969 565,092 874 -533,602 51,4 2011 1, 139,144 4,115 614,666 951 -524,479 54,0 2012 1, 165,258 4,209 627,742 971 -537,515 53,9 2013 1, 199,006 4,331 654,061 1,012 -544,946 54,6 2014 1, 238,695 4,475 673,121 1,041 -565,574 54,3 Kaynak: World Bank veri tabanından hareketle oluşturuldu. Ulusal gelirin Kore lehine açıldığı yıllar esas olarak 1980’li ve izleyen yıllar oldu. Neden 1980’li yıllar ile birlikte GSYH değeri Kore’nin lehine dramatik ölçüde artmıştır? Kanımızca bu sorunun yanıtı, Türkiye’de 1980’li ve izleyen yıllarda uygulanan kalkınma karşıtı politikalarda aranmalı. İlk kalkınmacı devlet Türkiye ve tasfiye Türkiye’de kalkınmacı devletin 1930’lu (henüz kalkınma iktisadının ve kalkınmacı devlet kuramının gündemde olmadığı 1930’lu yıllarda uygulanan politikaları, erken kalkınmacı devletin ilk örneği olarak nitelendirmek mümkün)1960’lı ve 1970’li yıllarda uyguladığı sanayileşme politikaları sonucunda, sanayileşmede önemli sayılabilecek gelişmeler sağlandı. Türkiye’nin planlamaya dayalı ithal ikameci politikalar sayesinde sanayi başta olmak üzere diğer sektörlerde yakaladığı performans, Türkiye ile Kore arasındaki ulusal hasıla farkının 1980’li yılların başına kadar Türkiye’nin lehine gelişmesine neden oldu. Türkiye’de planlamaya dayalı ithal ikameci dönemde sanayide sağlanan gelişme, 4. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile daha da derinleştirilmek istendi. Ancak Kemal Derviş &#38; Robinson raporu doğrultusunda plan tasfiye edildi (Bu tasfiye sürecini Memleket ve Mülkiye dergisinde yayınlanan iki farklı makalede çözümlediğimiz için burada detayına girmiyoruz). Tasfiye edilen Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın yerine 1980’li ve izleyen yıllarda uygulamaya konan kalkınma karşıtı, neo-liberal politikalar (24 Ocak Kararları ile başlayan) Türkiye’nin kalkınma ve sanayileşme temposunu büyük ölçüde aşındırdı ve GSYH değerinin Kore’nin lehine hızla açılmasına neden oldu… Kore ve Türkiye’de seçilmiş bilim ve teknoloji göstergeleri Kore’nin yüksek teknoloji üretiminde ve tempolu kalkınmasında bilim ve teknoloji politikaları merkezi bir işlev gördü. Bu çerçevede 1966 yılında Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KIST) kuruldu. KIST’in kurulması Kore’nin az gelişmişlik döngüsünü aşmak konusundaki ısrarını ortaya koymakta idi. 1960’lı yılların başında bugünkü Gana kadar yoksul olan Kore’nin elinde ne doğal kaynağı ne de bir sanayi alt-yapısı mevcuttu. Tüm bu yoksunluklara ve yoksulluğa karşın Kore iyi eğitilmiş insan kaynağına sahipti. KIST bu insan kaynağını daha da geliştirdi ve kısa zamanda KIST’in sahip olduğu beşeri sermaye ve teknik donanım yapısı Batının araştırma kurumlarına yaklaştı. KIST’in kurulmasını 1967 yılında Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’nın, 1971 yılında ise Kore Yüksek Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nün kurulması (KAIST) izledi… Bilim ve teknolojideki kurumsallaşmayı diğer kurumlar, planlar ve programlar takip etti… Kısaca, Kore bilim ve teknolojiyi ekonomiye içselleştirerek bugünkü noktaya geldi. Tablo 2’de yer alan tüm B&#38;T göstergeleri Kore’nin mutlak üstünlüğünü ortaya koyuyor. Kore bu başarımı ile gelişmiş ülkelere yakınsamış durumda. Hatta birçok göstergeye göre de aşmış gözükmekte. Kore’nin aksine Türkiye’nin B&#38;T karnesi son derece zayıf. Türkiye henüz bilim ve teknolojiyi ekonomiye içselleştirecek bir aşamada değil, finansal birikim rejiminin yarattığı orta gelir tuzağını aşamıyor. Tablo 2: Kore ve Türkiye’ye İlişkin Bilim ve Teknoloji (B&#38;T) Göstergeleri 2000 2010 2011 2012 2013 2014 Kore Yüksek Teknoloji ih. Toplam imalat S.Payı (%) 35,1 29,5 25,7 26,2 27,1 26,9 Kore Yabancı ve Yerli Patent Başvuru Toplamı 102.010 170.101 178.924 188.915 204.589 210.292 Kore Ar-Ge/GSYH (%) 2,18 3,47 3,74 4,03 4,15 &#8211; Kore Toplam Mal İhracatı İçinde BİT&#8217;in Payı (%) 34,5 21,4 18,0 17,2 19,1 19,8 Kore Her 100 Kişiden İnternet Kullanımı 44,7 83,7 83,8 84,1 84,8 84,3 Kore Bilimsel ve Teknik Makale Sayısı 14.958 49.539 53.821 56.897 58.844 &#8211; Türkiye Yüksek Teknoloji ih. Toplam imalat S.Payı (%) 4,8 1,9 1,8 1,8 1,9 1,9 Türkiye Yabancı ve Yerli Patent Başvuru Toplamı 3.433 3.357 4.113 4.666 4.661 5.097 Türkiye Ar-Ge/GSYH (%) 0,48 0,84 0,86 0,92 0,94 &#8211; Türkiye Toplam Mal İhracatı İçinde BİT&#8217;in Payı (%) 3,7 1,8 1,7 1,7 1,5 1,5 Türkiye Her 100 Kişiden İnternet Kullanımı 3,8 39,8 43,1 45,1 46,3 51,0 Türkiye Bilimsel ve Teknik Makale Sayısı 6.601 26.173 27.355 28.329 30.402 &#8211; Kaynak: World Bank veri tabanından hareketle tarafımızca oluşturuldu. Kore ve Türkiye’de eğitim Birçok gösterge açısından 1960’lı yıllara Türkiye’nin gerisinde başlayan Kore sadece eğitim göstergesine göre Türkiye’den daha ileri bir noktada idi. Kore’nin ekonomik kalkınma başarısında eğitim de tıpkı teknoloji politikaları gibi merkezi bir işlev gördü. Kore’nin eğitimdeki başarısını PISA Sonuçlarında görmek mümkün. OECD tarafından her üç yılda bir yapılan ve en son 2012 yılına ilişkin PISA (Program of International Student Assessment-Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre, Güney Kore değerlendirmeye konu olan 64 ülke arasında matematik ve okuma alanlarında 5., bilim alanında ise 7. sırada yer alarak önemli bir başarım ortaya koymuş. Kore’nin aksine Türkiye’nin durumu hiç parlak değil.. Türkiye matematik alanında 44. sırada yer alırken, okuduğunu anlama alanında 41. ve bilim alanında ise 43. sırada yer almış. Kısaca okuduğunu anlamayan, bilimde sınıfta kalmış bir eğitim söz konusu…  Tablo 3: PISA Sonuçlarına Göre Türkiye ve Güney Kore (2012) Matematik Puan Bilim Puan Okuma Puan 5  Güney Kore 554 7  Güney Kore 538 5  Güney Kore 536 44 Türkiye 448 43 Türkiye 463 41 Türkiye 475 Kaynak: OECD. Kore deneyiminden çıkarılacak kimi dersler Kore deneyimi açıkça şunu gösteriyor: Dünya ekonomisinin çevresinde yer alan az gelişmiş bir ekonominin, gelişmekte olan ülkeler ile aralarındaki kalkınma farklılıklarını planlamaya dayalı devlet müdahaleleri olmadan, salt piyasa sinyallerine dayalı kaynak tahsis süreci ile kapatmasını beklemek ham hayaldir. Yine Kore deneyiminden çıkarılacak temel sonuçlardan birisi de, özel kesim ile kamu kesiminin birbirlerini dışlamadıkları, aksine tamamladıklarıdır. Başka bir deyişle, Kore’nin hızlı sanayileşmesinde kalkınmacı devletin uyguladığı müdahaleci sanayi politikaları stratejik bir işlev gördü. Kalkınma süreci devlet, özel sanayi ve bankalar arasındaki sıkı bir işbirliği sonucunda gerçekleşti. Sektörel önceliklere dayalı bir sanayi politikası, seçilen sektörlerin dış ve iç piyasalarda etkin bir şekilde korunması bu işbirliği sonucunda sağlandı. Güney Kore’nin tempolu kalkınmasında yüksek tasarruf oranlarının öncelediği yüksek yatırım (birikim) oranlarının ve kalkınmacı devletin uyguladığı yatırım ve karşılılık ilkesine dayalı teşvik politikalarının etkisini de özellikle belirtmek gerekir. Kore deneyimi, Türkiye gibi henüz yarı-sanayileşmiş bir ekonomide bilim ve teknoloji politikaları/stratejileri olmaksızın hızlı kalkınma temposunu yakalamanın ve bunu sürdürmenin neredeyse imkansız olduğunu ortaya koymakta. Bu çerçevede Kore deneyimi eğitimin kalkınmadaki önemini ortaya koyan en temel kanıtların başında geliyor. Bayram Ali Eşiyok / bayramali.esiyok@kalkinma.com.tr</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/guney-kore-deneyiminden-dersler">Güney Kore deneyiminden dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>1960: Türkiye&#8217;nin milli geliri, Kore’nin 2,3 katı.</p>
<p>2014: Kore’nin milli geliri, Türkiye’nin 1,8 katı.</p></blockquote>
<p>1960’lı yıllara Türkiye ile aynı sıralarda, hatta birçok gösterge açısından daha gerilerde başlayan Güney Kore, kalkınmada önemli sıçramalar gösterirken, Türkiye yarı-sanayileşmiş bir yapıya sıkışmış durumda. Kore 1960’lardan günümüze yüksek teknoloji üretiminde ve kalkınmada önemli başarımlar sağlayıp giderek gelişmiş ülkelere yakınsarken (convergence), Türkiye’nin yüksek teknolojideki dışa bağımlılığı devam ediyor.</p>
<p>Peki neden? Bu makalede bu soruya yanıt aranıyor…</p>
<p>Tablo 1<strong>,</strong> Türkiye ve Güney Kore’nin ulusal gelirlerinde meydana gelen gelişmeyi değer ve endeks cinsinden gösteriyor. Tablo, son derece dramatik bir gelişmeye işaret ediyor: 1960 yılında Türkiye’nin ulusal geliri Kore’nin ulusal gelirinin yaklaşık 2,3 katı. 2014 yılına gelindiğinde ise tablo tersine dönmüş. Türkiye’nin ulusal geliri Kore’nin ulusal gelirinin nerdeyse yarısına kadar (%54,3’üne) gerilemiş.</p>
<p>Kısaca, 1960-2014 arasında Kore’nin ulusal geliri 44,7 kat artmış, 27,683 milyon dolardan 1,238,695 milyon dolara yükselmiş. Türkiye’nin ulusal geliri ise ancak 10,4 kat artmış, 64,630 milyon dolardan 673,121 milyon dolara yükselebilmiş. GSYH’da Kore lehine meydana gelen dramatik gelişmeyi endeks değerlerinde de izlemek mümkün.</p>
<p><strong><em>Tablo 1: Güney Kore ve Türkiye’nin GSYH Gelişimi (1960-2014)(2005 Sabit Fiyatlarıyla</em></strong>)</p>
<table width="611">
<tbody>
<tr>
<td width="42">&nbsp;</td>
<td width="100">Kore GSYH (2)</td>
<td width="77">Kore GSYH</td>
<td width="110">Türkiye GSYH (1)</td>
<td width="84">Türkiye GSYH</td>
<td width="109">(1-2) GSYH</td>
<td width="89">Türkiye/Kore</td>
</tr>
<tr>
<td width="42"></td>
<td width="100">(Milyon ABD $)</td>
<td width="77">(1960:100)</td>
<td width="110">(Milyon ABD $)</td>
<td width="84">(1960:100)</td>
<td width="109">(Milyon ABD $)</td>
<td width="89">(%)</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">1960</td>
<td width="100">27,683</td>
<td width="77">100</td>
<td width="110">64,630</td>
<td width="84">100</td>
<td width="109">36,948</td>
<td width="89">233,5</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">1970</td>
<td width="100">63,446</td>
<td width="77">229</td>
<td width="110">109,082</td>
<td width="84">169</td>
<td width="109">45,636</td>
<td width="89">171,9</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">1980</td>
<td width="100">149,665</td>
<td width="77">541</td>
<td width="110">162,486</td>
<td width="84">251</td>
<td width="109">12,822</td>
<td width="89">108,6</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">1990</td>
<td width="100">378,499</td>
<td width="77">1,367</td>
<td width="110">270,669</td>
<td width="84">419</td>
<td width="109">-107,829</td>
<td width="89">71,5</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">2000</td>
<td width="100">712,756</td>
<td width="77">2,575</td>
<td width="110">386,579</td>
<td width="84">598</td>
<td width="109">-326,177</td>
<td width="89">54,2</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">2010</td>
<td width="100">1, 098,694</td>
<td width="77">3,969</td>
<td width="110">565,092</td>
<td width="84">874</td>
<td width="109">-533,602</td>
<td width="89">51,4</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">2011</td>
<td width="100">1, 139,144</td>
<td width="77">4,115</td>
<td width="110">614,666</td>
<td width="84">951</td>
<td width="109">-524,479</td>
<td width="89">54,0</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">2012</td>
<td width="100">1, 165,258</td>
<td width="77">4,209</td>
<td width="110">627,742</td>
<td width="84">971</td>
<td width="109">-537,515</td>
<td width="89">53,9</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">2013</td>
<td width="100">1, 199,006</td>
<td width="77">4,331</td>
<td width="110">654,061</td>
<td width="84">1,012</td>
<td width="109">-544,946</td>
<td width="89">54,6</td>
</tr>
<tr>
<td width="42">2014</td>
<td width="100">1, 238,695</td>
<td width="77">4,475</td>
<td width="110">673,121</td>
<td width="84">1,041</td>
<td width="109">-565,574</td>
<td width="89">54,3</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: World Bank veri tabanından hareketle oluşturuldu.</p>
<p>Ulusal gelirin Kore lehine açıldığı yıllar esas olarak 1980’li ve izleyen yıllar oldu. Neden 1980’li yıllar ile birlikte GSYH değeri Kore’nin lehine dramatik ölçüde artmıştır? Kanımızca bu sorunun yanıtı, Türkiye’de 1980’li ve izleyen yıllarda uygulanan <strong>kalkınma karşıtı politikalarda</strong> aranmalı.</p>
<p><strong>İlk kalkınmacı devlet Türkiye ve tasfiye</strong></p>
<p>Türkiye’de kalkınmacı devletin 1930’lu (henüz kalkınma iktisadının ve kalkınmacı devlet kuramının gündemde olmadığı 1930’lu yıllarda uygulanan politikaları, erken kalkınmacı devletin ilk örneği olarak nitelendirmek mümkün)1960’lı ve 1970’li yıllarda uyguladığı sanayileşme politikaları sonucunda, sanayileşmede önemli sayılabilecek gelişmeler sağlandı. Türkiye’nin planlamaya dayalı ithal ikameci politikalar sayesinde sanayi başta olmak üzere diğer sektörlerde yakaladığı performans, Türkiye ile Kore arasındaki ulusal hasıla farkının 1980’li yılların başına kadar Türkiye’nin lehine gelişmesine neden oldu.</p>
<p>Türkiye’de planlamaya dayalı ithal ikameci dönemde sanayide sağlanan gelişme, 4. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile daha da derinleştirilmek istendi. <strong>Ancak </strong><strong>Kemal Derviş &amp; Robinson raporu doğrultusunda plan tasfiye edildi</strong> (Bu tasfiye sürecini Memleket ve Mülkiye dergisinde yayınlanan iki farklı makalede çözümlediğimiz için burada detayına girmiyoruz).</p>
<p>Tasfiye edilen Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın yerine 1980’li ve izleyen yıllarda uygulamaya konan <strong>kalkınma karşıtı, neo-liberal politikalar</strong> (24 Ocak Kararları ile başlayan) Türkiye’nin kalkınma ve sanayileşme temposunu büyük ölçüde aşındırdı ve GSYH değerinin Kore’nin lehine hızla açılmasına neden oldu…</p>
<p><strong>Kore ve Türkiye’de seçilmiş bilim ve teknoloji göstergeleri</strong></p>
<p>Kore’nin <strong>yüksek teknoloji üretiminde</strong> ve tempolu kalkınmasında bilim ve teknoloji politikaları merkezi bir işlev gördü. Bu çerçevede 1966 yılında Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KIST) kuruldu. KIST’in kurulması Kore’nin az gelişmişlik döngüsünü aşmak konusundaki ısrarını ortaya koymakta idi.</p>
<p>1960’lı yılların başında bugünkü Gana kadar yoksul olan Kore’nin elinde ne doğal kaynağı ne de bir sanayi alt-yapısı mevcuttu. Tüm bu yoksunluklara ve yoksulluğa karşın Kore iyi eğitilmiş insan kaynağına sahipti. KIST bu insan kaynağını daha da geliştirdi ve kısa zamanda KIST’in sahip olduğu beşeri sermaye ve teknik donanım yapısı Batının araştırma kurumlarına yaklaştı.</p>
<p>KIST’in kurulmasını 1967 yılında Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’nın, 1971 yılında ise Kore Yüksek Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nün kurulması (KAIST) izledi… Bilim ve teknolojideki kurumsallaşmayı diğer kurumlar, planlar ve programlar takip etti… Kısaca, Kore bilim ve teknolojiyi ekonomiye içselleştirerek bugünkü noktaya geldi.</p>
<p>Tablo 2’de yer alan tüm B&amp;T göstergeleri Kore’nin mutlak üstünlüğünü ortaya koyuyor. Kore bu başarımı ile gelişmiş ülkelere yakınsamış durumda. Hatta birçok göstergeye göre de aşmış gözükmekte. Kore’nin aksine Türkiye’nin B&amp;T karnesi son derece zayıf. Türkiye henüz bilim ve teknolojiyi ekonomiye içselleştirecek bir aşamada değil, finansal birikim rejiminin yarattığı orta gelir tuzağını aşamıyor.</p>
<p><strong><em>Tablo 2: Kore ve Türkiye’ye İlişkin Bilim ve Teknoloji (B&amp;T) Göstergeleri </em></strong></p>
<table width="619">
<tbody>
<tr>
<td width="52"></td>
<td width="245"></td>
<td width="55">2000</td>
<td width="53">2010</td>
<td width="53">2011</td>
<td width="54">2012</td>
<td width="55">2013</td>
<td width="53">2014</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Kore</td>
<td width="245">Yüksek Teknoloji ih. Toplam imalat S.Payı (%)</td>
<td width="55">35,1</td>
<td width="53">29,5</td>
<td width="53">25,7</td>
<td width="54">26,2</td>
<td width="55">27,1</td>
<td width="53">26,9</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Kore</td>
<td width="245">Yabancı ve Yerli Patent Başvuru Toplamı</td>
<td width="55">102.010</td>
<td width="53">170.101</td>
<td width="53">178.924</td>
<td width="54">188.915</td>
<td width="55">204.589</td>
<td width="53">210.292</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Kore</td>
<td width="245">Ar-Ge/GSYH (%)</td>
<td width="55">2,18</td>
<td width="53">3,47</td>
<td width="53">3,74</td>
<td width="54">4,03</td>
<td width="55">4,15</td>
<td width="53">&#8211;</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Kore</td>
<td width="245">Toplam Mal İhracatı İçinde BİT&#8217;in Payı (%)</td>
<td width="55">34,5</td>
<td width="53">21,4</td>
<td width="53">18,0</td>
<td width="54">17,2</td>
<td width="55">19,1</td>
<td width="53">19,8</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Kore</td>
<td width="245">Her 100 Kişiden İnternet Kullanımı</td>
<td width="55">44,7</td>
<td width="53">83,7</td>
<td width="53">83,8</td>
<td width="54">84,1</td>
<td width="55">84,8</td>
<td width="53">84,3</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Kore</td>
<td width="245">Bilimsel ve Teknik Makale Sayısı</td>
<td width="55">14.958</td>
<td width="53">49.539</td>
<td width="53">53.821</td>
<td width="54">56.897</td>
<td width="55">58.844</td>
<td width="53">&#8211;</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Türkiye</td>
<td width="245">Yüksek Teknoloji ih. Toplam imalat S.Payı (%)</td>
<td width="55">4,8</td>
<td width="53">1,9</td>
<td width="53">1,8</td>
<td width="54">1,8</td>
<td width="55">1,9</td>
<td width="53">1,9</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Türkiye</td>
<td width="245">Yabancı ve Yerli Patent Başvuru Toplamı</td>
<td width="55">3.433</td>
<td width="53">3.357</td>
<td width="53">4.113</td>
<td width="54">4.666</td>
<td width="55">4.661</td>
<td width="53">5.097</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Türkiye</td>
<td width="245">Ar-Ge/GSYH (%)</td>
<td width="55">0,48</td>
<td width="53">0,84</td>
<td width="53">0,86</td>
<td width="54">0,92</td>
<td width="55">0,94</td>
<td width="53">&#8211;</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Türkiye</td>
<td width="245">Toplam Mal İhracatı İçinde BİT&#8217;in Payı (%)</td>
<td width="55">3,7</td>
<td width="53">1,8</td>
<td width="53">1,7</td>
<td width="54">1,7</td>
<td width="55">1,5</td>
<td width="53">1,5</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Türkiye</td>
<td width="245">Her 100 Kişiden İnternet Kullanımı</td>
<td width="55">3,8</td>
<td width="53">39,8</td>
<td width="53">43,1</td>
<td width="54">45,1</td>
<td width="55">46,3</td>
<td width="53">51,0</td>
</tr>
<tr>
<td width="52">Türkiye</td>
<td width="245">Bilimsel ve Teknik Makale Sayısı</td>
<td width="55">6.601</td>
<td width="53">26.173</td>
<td width="53">27.355</td>
<td width="54">28.329</td>
<td width="55">30.402</td>
<td width="53">&#8211;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: World Bank veri tabanından hareketle tarafımızca oluşturuldu.</p>
<p><strong>Kore ve Türkiye’de eğitim</strong></p>
<p>Birçok gösterge açısından 1960’lı yıllara Türkiye’nin gerisinde başlayan Kore sadece eğitim göstergesine göre Türkiye’den daha ileri bir noktada idi. Kore’nin ekonomik kalkınma başarısında eğitim de tıpkı teknoloji politikaları gibi merkezi bir işlev gördü. Kore’nin eğitimdeki başarısını PISA Sonuçlarında görmek mümkün.</p>
<p>OECD tarafından her üç yılda bir yapılan ve en son 2012 yılına ilişkin PISA (<em>Program of International Student Assessment</em>-Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre, Güney Kore değerlendirmeye konu olan 64 ülke arasında matematik ve okuma alanlarında 5., bilim alanında ise 7. sırada yer alarak önemli bir başarım ortaya koymuş.</p>
<p>Kore’nin aksine Türkiye’nin durumu hiç parlak değil.. Türkiye matematik alanında 44. sırada yer alırken, okuduğunu anlama alanında 41. ve bilim alanında ise 43. sırada yer almış. Kısaca okuduğunu anlamayan, bilimde sınıfta kalmış bir eğitim söz konusu…</p>
<p><strong><em> Tablo 3: PISA Sonuçlarına Göre Türkiye ve Güney Kore (2012)</em></strong></p>
<table width="601">
<tbody>
<tr>
<td width="36"></td>
<td width="121">Matematik</td>
<td width="40">Puan</td>
<td width="29"></td>
<td width="127">Bilim</td>
<td width="45">Puan</td>
<td width="38"></td>
<td width="126">Okuma</td>
<td width="40">Puan</td>
</tr>
<tr>
<td width="36">5</td>
<td width="121"> Güney Kore</td>
<td width="40">554</td>
<td width="29">7</td>
<td width="127"> Güney Kore</td>
<td width="45">538</td>
<td width="38">5</td>
<td width="126"> Güney Kore</td>
<td width="40">536</td>
</tr>
<tr>
<td width="36">44</td>
<td width="121">Türkiye</td>
<td width="40">448</td>
<td width="29">43</td>
<td width="127">Türkiye</td>
<td width="45">463</td>
<td width="38">41</td>
<td width="126">Türkiye</td>
<td width="40">475</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: OECD.</p>
<p><strong>Kore deneyiminden çıkarılacak kimi dersler</strong></p>
<p>Kore deneyimi açıkça şunu gösteriyor: Dünya ekonomisinin çevresinde yer alan az gelişmiş bir ekonominin, gelişmekte olan ülkeler ile aralarındaki kalkınma farklılıklarını <strong>planlamaya dayalı devlet müdahaleleri olmadan,</strong> salt piyasa sinyallerine dayalı kaynak tahsis süreci ile kapatmasını beklemek ham hayaldir.</p>
<p>Yine Kore deneyiminden çıkarılacak temel sonuçlardan birisi de, <strong>özel kesim ile kamu kesiminin birbirlerini dışlamadıkları, aksine tamamladıklarıdır.</strong> Başka bir deyişle, Kore’nin hızlı sanayileşmesinde kalkınmacı devletin uyguladığı müdahaleci sanayi politikaları stratejik bir işlev gördü. Kalkınma süreci devlet, özel sanayi ve bankalar arasındaki sıkı bir işbirliği sonucunda gerçekleşti. <strong>Sektörel önceliklere dayalı bir sanayi politikası</strong>, seçilen sektörlerin dış ve iç piyasalarda etkin bir şekilde korunması bu işbirliği sonucunda sağlandı.</p>
<p>Güney Kore’nin tempolu kalkınmasında yüksek tasarruf oranlarının öncelediği yüksek yatırım (birikim) oranlarının ve kalkınmacı devletin uyguladığı yatırım ve karşılılık ilkesine dayalı teşvik politikalarının etkisini de özellikle belirtmek gerekir.</p>
<p>Kore deneyimi, Türkiye gibi henüz yarı-sanayileşmiş bir ekonomide bilim ve teknoloji politikaları/stratejileri olmaksızın hızlı kalkınma temposunu yakalamanın ve bunu sürdürmenin neredeyse imkansız olduğunu ortaya koymakta. Bu çerçevede Kore deneyimi eğitimin kalkınmadaki önemini ortaya koyan en temel kanıtların başında geliyor.</p>
<p><strong>Bayram Ali Eşiyok / </strong><a href="mailto:bayramali.esiyok@kalkinma.com.tr"><strong>bayramali.esiyok@kalkinma.com.tr</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/guney-kore-deneyiminden-dersler">Güney Kore deneyiminden dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14868</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ortalama yaşam süresi 90 yılı aşabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/ortalama-yasam-suresi-90-yili-asabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2017 11:56:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore]]></category>
		<category><![CDATA[Imperial College London]]></category>
		<category><![CDATA[insan ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[Lancet dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mecid Ezzati]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama yaşam süresi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hizmetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lancet dergisinde, 21 Şubat tarihinde yayımlanan yeni bir araştırma göre, 2030 yılında doğanlar için birçok ülkede ortalama yaşam süresinin uzayacağı, ancak ABD&#8217;de bu artışın diğer ülkelerin altında kalacağı tahmin ediliyor. Çalışma ayrıca gelecekte kadınların, erkeklerden ortalama 13 yıl daha uzun yaşayacağını öngörüyor. Araştırmacılar, en uzun ömürlü kız çocuklarının Güney Kore&#8217;de ve Macaristan&#8217;da doğacağını kaydetti. Yaşam süresi tüm ülkelerde artacak olsa da hem erkek hem de kız çocukları için en düşük artışların Makedonya&#8217;da olacağı belirtildi. 2030&#8217;da Fransa&#8217;da doğacak olan kız çocukları 88.6 yıl ile ikinci, Japonya&#8217;da doğan kızlar ise 88.4 ile üçüncü en yüksek yaşam süresine sahip olacak. Tahminlerin üzerine çıkıyor Yaşam beklentisini tahmin etmek için araştırmacılar, birkaç istatistiksel modeli birleştiren yeni bir yaklaşım kullandı. Fakat çalışmada tanımlanan ömür beklentilerinin sonuçta tahminlerden ibaret olduğu ve daima bir belirsizlik bulunabileceği belirtildi. Güney Kore&#8217;de ortalama ömrün uzayacağını öngören araştırma, bir zamanlar bilim insanlarının imkânsız olduğunu düşündüğü bir eşiğin üstünü işaret ediyor. Imperial College London’dan küresel çevre sağlığı öğretim üyesi Mecid Ezzati, &#8220;Birçok araştırmacı 21. Yüzyıla girdiğimizde yaşam beklentisinin 90 yılın üzerine çıkmayacağına inanıyordu&#8221; demişti. Ancak yeni araştırma, 90 yıllık sınırın aşılacağını öne sürüyor. Araştırmaya göre, erkekler çocukları için tahmin edilen yaşam süresindeki en büyük artış, 7.5 yıl ile Macaristan&#8217;da. Bu yüksek artışa rağmen Macaristan&#8217;ın 2030&#8217;da doğan erkeklerinin ortalama yaşam süresi en fazla 78.2 yıl olacak. Yine erkekler için bu yaşam süresi Güney Kore’de 84.1, Avustralya ve İsviçre&#8217;de 84 yıla çıkacak. Ücretsiz sağlık hizmeti ömrü uzatıyor Araştırmaya dahil olan 35 ülkenin tümünde 2030 yılına kadar yaşam süresinde artış beklenmesine rağmen, bazı artışlar diğerlerine göre çok daha az. ABD’de 2030&#8217;daki yaşam süresinin kadınlar için 2.1 yıl, erkekler içinse 3 yıl artacağını tahmin ediliyor. Bu artışlar yaşam beklentisini kadınlar için 83.3&#8217;e, erkekler için 79.5&#8217;e yükseltiyor. Araştırmacılar, ABD&#8217;de ortalama ömrün diğer yüksek gelirli ülkelerin çoğundan daha düşük olmasını birkaç nedene bağlıyor. Örneğin ABD’de cinayet oranları, kadın ve çocuk ölüm oranları ve vücut kitle indeksi diğer ülkelere göre çok daha yüksek. Bununla birlikte ABD, çalışmaya katılan 35 arasında ücretsiz sağlık hizmeti sunmayan tek ülke. Araştırmada ayrıca, dünyada çok sayıda insanın ücretsiz sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu da belirtiliyor. Kaynak: http://www.livescience.com/57957-life-expectancy-increasing-2030.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/ortalama-yasam-suresi-90-yili-asabilir">Ortalama yaşam süresi 90 yılı aşabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Lancet </em>dergisinde, 21 Şubat tarihinde yayımlanan yeni bir araştırma göre, 2030 yılında doğanlar için birçok ülkede ortalama yaşam süresinin uzayacağı, ancak ABD&#8217;de bu artışın diğer ülkelerin altında kalacağı tahmin ediliyor. Çalışma ayrıca gelecekte kadınların, erkeklerden ortalama 13 yıl daha uzun yaşayacağını öngörüyor.</p>
<p>Araştırmacılar, en uzun ömürlü kız çocuklarının Güney Kore&#8217;de ve Macaristan&#8217;da doğacağını kaydetti. Yaşam süresi tüm ülkelerde artacak olsa da hem erkek hem de kız çocukları için en düşük artışların Makedonya&#8217;da olacağı belirtildi.</p>
<p>2030&#8217;da Fransa&#8217;da doğacak olan kız çocukları 88.6 yıl ile ikinci, Japonya&#8217;da doğan kızlar ise 88.4 ile üçüncü en yüksek yaşam süresine sahip olacak.</p>
<p><strong>Tahminlerin üzerine çıkıyor</strong></p>
<p>Yaşam beklentisini tahmin etmek için araştırmacılar, birkaç istatistiksel modeli birleştiren yeni bir yaklaşım kullandı. Fakat çalışmada tanımlanan ömür beklentilerinin sonuçta tahminlerden ibaret olduğu ve daima bir belirsizlik bulunabileceği belirtildi.</p>
<p>Güney Kore&#8217;de ortalama ömrün uzayacağını öngören araştırma, bir zamanlar bilim insanlarının imkânsız olduğunu düşündüğü bir eşiğin üstünü işaret ediyor. Imperial College London’dan küresel çevre sağlığı öğretim üyesi <strong>Mecid Ezzati</strong>, &#8220;Birçok araştırmacı 21. Yüzyıla girdiğimizde yaşam beklentisinin 90 yılın üzerine çıkmayacağına inanıyordu&#8221; demişti. Ancak yeni araştırma, 90 yıllık sınırın aşılacağını öne sürüyor.</p>
<p>Araştırmaya göre, erkekler çocukları için tahmin edilen yaşam süresindeki en büyük artış, 7.5 yıl ile Macaristan&#8217;da. Bu yüksek artışa rağmen Macaristan&#8217;ın 2030&#8217;da doğan erkeklerinin ortalama yaşam süresi en fazla 78.2 yıl olacak. Yine erkekler için bu yaşam süresi Güney Kore’de 84.1, Avustralya ve İsviçre&#8217;de 84 yıla çıkacak.</p>
<p><strong>Ücretsiz sağlık hizmeti ömrü uzatıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya dahil olan 35 ülkenin tümünde 2030 yılına kadar yaşam süresinde artış beklenmesine rağmen, bazı artışlar diğerlerine göre çok daha az.</p>
<p>ABD’de 2030&#8217;daki yaşam süresinin kadınlar için 2.1 yıl, erkekler içinse 3 yıl artacağını tahmin ediliyor. Bu artışlar yaşam beklentisini kadınlar için 83.3&#8217;e, erkekler için 79.5&#8217;e yükseltiyor.</p>
<p>Araştırmacılar, ABD&#8217;de ortalama ömrün diğer yüksek gelirli ülkelerin çoğundan daha düşük olmasını birkaç nedene bağlıyor. Örneğin ABD’de cinayet oranları, kadın ve çocuk ölüm oranları ve vücut kitle indeksi diğer ülkelere göre çok daha yüksek.</p>
<p>Bununla birlikte ABD, çalışmaya katılan 35 arasında ücretsiz sağlık hizmeti sunmayan tek ülke. Araştırmada ayrıca, dünyada çok sayıda insanın ücretsiz sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu da belirtiliyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.livescience.com/57957-life-expectancy-increasing-2030.html">http://www.livescience.com/57957-life-expectancy-increasing-2030.html</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/ortalama-yasam-suresi-90-yili-asabilir">Ortalama yaşam süresi 90 yılı aşabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5468</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
