<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iksv arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/iksv/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/iksv</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jul 2019 12:50:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yerel sanat ve kültür platformu oluştu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/yerel-sanat-ve-kultur-platformu-olustu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 12:44:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[iksv]]></category>
		<category><![CDATA[kültür sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14258</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Hollanda Ankara Büyükelçiliği ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ortaklığıyla, 2017-2020 dönemini kapsayan 4 yıllık kültür politikaları bağlamında 26-27 Haziran günleri Feriye’de “Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak” başlıklı bir konferans düzenlendi. Gazeteci, yazar Yekta Kopan’ın ana moderatörlüğünde gerçekleşen programın açılış konuşmalarını Hollanda Kraliyeti Ankara Büyükelçisi Marjanne de Kwaasteniet, İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi Quirine van der Hoeven, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Dursun yaptı. Konferansta, “Yerelde Kültür Yönetimi”; “Sürdürülebilir Şehirler”; “Yerelde Kültür Yönetimi”; “Şehir Festivalleri”; “Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar”; “Kollektif Hafıza ve Yerel Etkileri”; “Kültürel Miras ve Şehir”; “Sanat Yoluyla Öğrenme” başlıklı 7 oturum yapıldı. Şehirlerin kalbi müzeler Oturumlarda, Türkiye genelinde belirlenen 19 pilot şehir: Manisa, Bursa, Afyonkarahisar, Çanakkale, Mersin, Konya, Van, Malatya, Çorum, Bayburt, Erzurum, Mardin, Tunceli, Trabzon, Rize, Sivas, Kayseri, Gaziantep ve Hatay’dan yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör veya kamu destekli kültür kurumları, bağımsız kültür kurumları, sivil toplumdan temsilciler, yetkililer ve sanatçılar sunum yaptılar. Çorum, Mardin, Gaziantep Müze Müdürleri Metin Çakar, Nihat Erdoğan ve Emine Öztürk öncelikle çocukların tarihi mirası tanıyarak korumaları ve öğrenerek eğlenmeleri için geliştirdikleri projeleri, müzeyle yerel halkı etkinlikler yoluyla buluşturduklarını anlattılar. Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman kültür sanata ayrılan bütçelerin kıtlığına rağmen vizyon sahibi yöneticilerin gönüllü desteği ve yerelin kamu ve özel imkanlarını seferber ederek halkın koruma bilincini geliştirdiklerini anlattı. Çok daha eski bir ören yeri olan Aslantepe’nin de, Göbeklitepe gibi UNESCO’nun kalıcı miras listesi içinde yer alması için sponsor desteğinin önemini vurguladı. Hemşin Yaşam Derneği Başkanı Tuğba Yazıcı, yerelde çalışmak için yerelde yaşamak ve öğrenmek gerektiğinin altını çizerek, “Doğayı korumak için kültürümüze bakmalı ders çıkarmalıyız. Hemşinliler çöp çıkartmayan, kolayca dönüşen ekolojik evler zaten yapmışlar. Kendimizi geriye çekip kültürden öğrenmeliyiz” dedi. Nilüfer Belediyesi, Mersin Kültürhane oluşumu; Gaziantep, Kırkayak Kültür ve Mardin, Her Yerde Sanat Dernekleri gibi pek çok yerden gelen temsilci de konuşmalarında şehirlerinin kültürel mirasını, çalışmalarını tanıtan, sorunları ve çözüm önerilerini ifade eden sunumlar yaptılar. Çanakkale’de sivil toplum alanında gönüllü çalışan, Seramik Müzesi oluşumunda görev alan mimar İsmail Erten, “Yerel kültüre sahip çıkarken, alanda çalışırken bilimsellikten ve evrensellikten ayrılmamak gerekir” sözleriyle yerel popülizme düşülmemesi gerektiğini hatırlattı. Yerel gerçekler üzerinden bilinçli destek Kapanışta konferansın amacını ve hazırlık sürecini ilk gün, “Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak” başlıklı söyleşide ortaya koyan Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Başmüşaviri İpek Sur van Dijk ve İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece, kapanışta da projenin her aşamasında görev alan ve destek olanlarla tüm katılımcılara teşekkür ederek, “Bu proje bir hayaldi, gerçekleşti. Kültürel mirası tanımak ve tanıtarak korumak konusunda hayallerimiz de tutkularımız da benzer. Birbirimizin deneyimlerini paylaşarak bu projeyi geliştirmeye, daha iyisini yapmaya devam edeceğiz” dediler. Konferansın 19 farklı pilot şehir ve kültür-sanat aktörleri arasında bir tartışma platformu oluşturmak ve sürdürülebilir işbirliklerinin yolunu açmak hedefinin gerçekleştiğini ifade ettiler. Hollanda’dan kültür kurumları ve yerel yönetim temsilcilerinden oluşan katılımcılar sunumlardan çok etkilendiler. Hollandalı yorumculardan Dr. Jaap-Evert Abrahamse, “Gayet ilginç sunumlardı. Türkiye’de insanlar başkalarından beklemeden, insiyatif alıp girişimde bulunuyorlar” diyerek bu konferans için İstanbul’da bulunmaktan duyduğu heyecanı ifade etti. Eğitimci, sanatçı Maria Sezer, “Araştırma ve öğrenmeye hayal kurmak ve oynamakla başladık. Bu öğrenme yolunu ayakta tutmamız lazım” diyerek konferanstan çok etkilendiğini dile getirdi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/yerel-sanat-ve-kultur-platformu-olustu">Yerel sanat ve kültür platformu oluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Hollanda Ankara Büyükelçiliği ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ortaklığıyla, 2017-2020 dönemini kapsayan 4 yıllık kültür politikaları bağlamında 26-27 Haziran günleri Feriye’de “Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak” başlıklı bir konferans düzenlendi.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Gazeteci, yazar Yekta Kopan’ın ana moderatörlüğünde gerçekleşen programın açılış konuşmalarını Hollanda Kraliyeti Ankara Büyükelçisi Marjanne de Kwaasteniet, İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi Quirine van der Hoeven, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Dursun yaptı.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Konferansta, “Yerelde Kültür Yönetimi”; “Sürdürülebilir Şehirler”; “Yerelde Kültür Yönetimi”; “Şehir Festivalleri”; “Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar”; “Kollektif Hafıza ve Yerel Etkileri”; “Kültürel Miras ve Şehir”; “Sanat Yoluyla Öğrenme” başlıklı 7 oturum yapıldı.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal"><strong>Şehirlerin kalbi müzeler</strong></p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Oturumlarda, Türkiye genelinde belirlenen 19 pilot şehir: Manisa, Bursa, Afyonkarahisar, Çanakkale, Mersin, Konya, Van, Malatya, Çorum, Bayburt, Erzurum, Mardin, Tunceli, Trabzon, Rize, Sivas, Kayseri, Gaziantep ve Hatay’dan yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör veya kamu destekli kültür kurumları, bağımsız kültür kurumları, sivil toplumdan temsilciler, yetkililer ve sanatçılar sunum yaptılar.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Çorum, Mardin, Gaziantep Müze Müdürleri Metin Çakar, Nihat Erdoğan ve Emine Öztürk öncelikle çocukların tarihi mirası tanıyarak korumaları ve öğrenerek eğlenmeleri için geliştirdikleri projeleri, müzeyle yerel halkı etkinlikler yoluyla buluşturduklarını anlattılar.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman kültür sanata ayrılan bütçelerin kıtlığına rağmen vizyon sahibi yöneticilerin gönüllü desteği ve yerelin kamu ve özel imkanlarını seferber ederek halkın koruma bilincini geliştirdiklerini anlattı. Çok daha eski bir ören yeri olan Aslantepe’nin de, Göbeklitepe gibi UNESCO’nun kalıcı miras listesi içinde yer alması için sponsor desteğinin önemini vurguladı.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Hemşin Yaşam Derneği Başkanı Tuğba Yazıcı, yerelde çalışmak için yerelde yaşamak ve öğrenmek gerektiğinin altını çizerek, “Doğayı korumak için kültürümüze bakmalı ders çıkarmalıyız. Hemşinliler çöp çıkartmayan, kolayca dönüşen ekolojik evler zaten yapmışlar. Kendimizi geriye çekip kültürden öğrenmeliyiz” dedi. Nilüfer Belediyesi, Mersin Kültürhane oluşumu; Gaziantep, Kırkayak Kültür ve Mardin, Her Yerde Sanat Dernekleri gibi pek çok yerden gelen temsilci de konuşmalarında şehirlerinin kültürel mirasını, çalışmalarını tanıtan, sorunları ve çözüm önerilerini ifade eden sunumlar yaptılar. Çanakkale’de sivil toplum alanında gönüllü çalışan, Seramik Müzesi oluşumunda görev alan mimar İsmail Erten, “Yerel kültüre sahip çıkarken, alanda çalışırken bilimsellikten ve evrensellikten ayrılmamak gerekir” sözleriyle yerel popülizme düşülmemesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal"><strong>Yerel gerçekler üzerinden bilinçli destek</strong></p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Kapanışta konferansın amacını ve hazırlık sürecini ilk gün, “Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak” başlıklı söyleşide ortaya koyan Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Başmüşaviri İpek Sur van Dijk ve İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece, kapanışta da projenin her aşamasında görev alan ve destek olanlarla tüm katılımcılara teşekkür ederek, <em>“Bu proje bir hayaldi, gerçekleşti. Kültürel mirası tanımak ve tanıtarak korumak konusunda hayallerimiz de tutkularımız da benzer. Birbirimizin deneyimlerini paylaşarak bu projeyi geliştirmeye, daha iyisini yapmaya devam edeceğiz”</em> dediler. Konferansın 19 farklı pilot şehir ve kültür-sanat aktörleri arasında bir tartışma platformu oluşturmak ve sürdürülebilir işbirliklerinin yolunu açmak hedefinin gerçekleştiğini ifade ettiler.</p>
<p class="m_-3590994029281169428ydp7e0e6340MsoNormal">Hollanda’dan kültür kurumları ve yerel yönetim temsilcilerinden oluşan katılımcılar sunumlardan çok etkilendiler. Hollandalı yorumculardan Dr. Jaap-Evert Abrahamse, <em>“Gayet ilginç sunumlardı. Türkiye’de insanlar başkalarından beklemeden, insiyatif alıp girişimde bulunuyorlar”</em> diyerek bu konferans için İstanbul’da bulunmaktan duyduğu heyecanı ifade etti. Eğitimci, sanatçı Maria Sezer, <em>“Araştırma ve öğrenmeye hayal kurmak ve oynamakla başladık. Bu öğrenme yolunu ayakta tutmamız lazım”</em> diyerek konferanstan çok etkilendiğini dile getirdi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/yerel-sanat-ve-kultur-platformu-olustu">Yerel sanat ve kültür platformu oluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14258</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tasarım Tarihimiz yazılacak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tasarim-tarihimiz-yazilacak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 09:22:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[bienal]]></category>
		<category><![CDATA[iksv]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[özgünlük]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[taklit]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üçüncü Tasarım Bienali, tasarıma kavramsal ve zihinsel bir bakış getiriyor. Tasarımın “işe” yaraması için nasıl bir zihinsel yapı gerekli? Nasıl düşünmeliyiz? Bu, ancak İKSV’nin öncülüğünde sorulabilecek bir soruydu. 20 Kasım’a kadar sürecek Bienal yaratıcı, yenilikçi fikirlerle yüklü. Ama bu Bienal’den geriye kalacak en somut, katma değeri en yüksek şey, Türkiye’de Tasarımın 200 Yıllık Tarihi Üzerine Bir Araştırma &#8211; Tasarım Kronolojisi olacak. Bu yokuş yukarı görevi üstlenen uzmanlar, akademisyenler, profesyoneller (2014 Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu koordinatörü, mimarlık tarihçisi) Pelin Derviş liderliğinde bir kaç yıl içinde, inşallah 2018 Bienali’ne yetişecek şekilde bir “imece belge” ortaya çıkartmak istiyorlar. Bu belgede ambalajdan aydınlatmaya, grafikten müziğe, sanayi yapılarından seramiğe konular listesinde ülkemizde tasarımın “T”si nerede, ona bakacaklar. Bu, şimdiye kadar bizde yapılmamış bir yenilikçi iş. Çünkü ülkemizde tasarım denilince akla hemen sadece grafik, moda, biraz mimari geliyor, o kadar. Bunlarda da “estetik” tasarım, zaten eğer işveren müşteri bu konuya olumlu bakıyorsa mümkün. Aksi halde, tasarımın estetiği olmadan da ortaya ürün/hizmet çıkıyor. Oysa Osmanlı döneminde 600 yıl boyunca tasarlanan eşsiz güzelliklerin, mükemmel estetik yaratıcılıkların örneklerine bugün de hayran kalıyoruz. Ancak, “tasarım” diye bir kavram bize, Sanayi Devrimi’yle, Avrupa’dan damla damla gelmeye başladı. Devrim sürecinde, o zamana kadar görülmemiş mallar, ürünler, hizmetler birbirini izler olmuştu. Osmanlı, ekonomik ve kültürel yapısı nedeniyle bu devrimi idrak edemeden, sadece ürünlerin net alıcısı, net müşterisi oldu. Devrimin simgesi buhar makinesi bile Osmanlı’da, Avrupa’dan yaklaşık 50 yıl sonra 1846’da Feshane’de kullanılmaya başlandı. Bundan da bir 50 yıl sonra, Yıldız Sarayı’nın bir atölyesi olarak kurulan Yıldız Porselen Fabrikası’nda bile kil dahil bütün hammadde yurt dışından ithal ediliyordu. Tasarımlar da zaten Fransız sanat zevkine göreydi. Anadolu’da ilk demiryolu da İstanbul’da değil, İzmir-Aydın arasında (1856-1866 Abdülmecit-Abdülaziz dönemi) yapıldı: İzmir’de yaşayan İngiliz Levanten iş adamları, Ege ovalarında yetiştirdikleri ürünü İzmir’e daha çabuk ve sağlıklı ulaştırmak istiyordu çünkü. İzmir’de Alsancak ve Basmane istasyonlarını da yine Levanten sermayesi inşa ettirdi. Osmanlı’da bunları gerçekleştirecek sanayi ve bilgi yoktu. “Osmanlı üreticisinin gerçekleştirdiği işler ne salt sanat, ne salt zenaat, ne de gerçek anlamda sanayiye dair olmuş, mevcut imkanlar dahilinde üretilenler genellikle bunların hepsinden birer parça içermiştir.” (Bkz: Osmanlı Saraylarında Sanayi ve Teknoloji Araçları, 2004). Tasarım diye bir kavramın bizim kültüre “icat” sözcüğüyle girmeye başlaması 1871 Alamet-i Farika (Arma, damga, işaret) Nizamnamesi’nden ve 1880 İhtira Beratı uygulamasından çok sonra pek yavaş, ve ancak Cumhuriyet’le gelişebildi: Sanayii Teşvik Kanunu’nun kabulü 1927. Ama elbette, “arakla &#8211; getir” (Ar-Ge!) kültürü de hayatımıza girdi. İstanbul’da SALT Kültür Merkezi’nde 1955-1995 dönemine dair “Tek ve Çift” sergisinde bu konu, Türk Sineması özelinde ele alınmış: Bir filmin eksik sahneleri için, Star Wars’un kopyasını bir film şirketinden “çalıp”, içinden uygun sahneleri “alıp”, ertesi sabah o şirkete geri verdiklerini bir yönetmenimiz “içtenlikle” anlatıyor. Bu kopyacılığın, bizde her alanda halen yaşadığını biliyoruz. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16) Edip Emil Öymen  *Bu yazı 31.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tasarim-tarihimiz-yazilacak">Tasarım Tarihimiz yazılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üçüncü Tasarım Bienali, tasarıma kavramsal ve zihinsel bir bakış getiriyor. Tasarımın “işe” yaraması için nasıl bir zihinsel yapı gerekli? Nasıl düşünmeliyiz? Bu, ancak İKSV’nin öncülüğünde sorulabilecek bir soruydu. 20 Kasım’a kadar sürecek Bienal yaratıcı, yenilikçi fikirlerle yüklü.</p>
<p>Ama bu Bienal’den geriye kalacak en somut, katma değeri en yüksek şey, Türkiye’de Tasarımın 200 Yıllık Tarihi Üzerine Bir Araştırma &#8211; Tasarım Kronolojisi olacak. Bu yokuş yukarı görevi üstlenen uzmanlar, akademisyenler, profesyoneller (2014 Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu koordinatörü, mimarlık tarihçisi) Pelin Derviş liderliğinde bir kaç yıl içinde, inşallah 2018 Bienali’ne yetişecek şekilde bir “imece belge” ortaya çıkartmak istiyorlar. Bu belgede ambalajdan aydınlatmaya, grafikten müziğe, sanayi yapılarından seramiğe konular listesinde ülkemizde tasarımın “T”si nerede, ona bakacaklar. Bu, şimdiye kadar bizde yapılmamış bir yenilikçi iş. Çünkü ülkemizde tasarım denilince akla hemen sadece grafik, moda, biraz mimari geliyor, o kadar. Bunlarda da “estetik” tasarım, zaten eğer işveren müşteri bu konuya olumlu bakıyorsa mümkün. Aksi halde, tasarımın estetiği olmadan da ortaya ürün/hizmet çıkıyor.</p>
<p>Oysa Osmanlı döneminde 600 yıl boyunca tasarlanan eşsiz güzelliklerin, mükemmel estetik yaratıcılıkların örneklerine bugün de hayran kalıyoruz. Ancak, “tasarım” diye bir kavram bize, Sanayi Devrimi’yle, Avrupa’dan damla damla gelmeye başladı. Devrim sürecinde, o zamana kadar görülmemiş mallar, ürünler, hizmetler birbirini izler olmuştu. Osmanlı, ekonomik ve kültürel yapısı nedeniyle bu devrimi idrak edemeden, sadece ürünlerin net alıcısı, net müşterisi oldu. Devrimin simgesi buhar makinesi bile Osmanlı’da, Avrupa’dan yaklaşık 50 yıl sonra 1846’da Feshane’de kullanılmaya başlandı. Bundan da bir 50 yıl sonra, Yıldız Sarayı’nın bir atölyesi olarak kurulan Yıldız Porselen Fabrikası’nda bile kil dahil bütün hammadde yurt dışından ithal ediliyordu. Tasarımlar da zaten Fransız sanat zevkine göreydi.</p>
<p>Anadolu’da ilk demiryolu da İstanbul’da değil, İzmir-Aydın arasında (1856-1866 Abdülmecit-Abdülaziz dönemi) yapıldı: İzmir’de yaşayan İngiliz Levanten iş adamları, Ege ovalarında yetiştirdikleri ürünü İzmir’e daha çabuk ve sağlıklı ulaştırmak istiyordu çünkü. İzmir’de Alsancak ve Basmane istasyonlarını da yine Levanten sermayesi inşa ettirdi. Osmanlı’da bunları gerçekleştirecek sanayi ve bilgi yoktu.</p>
<p>“Osmanlı üreticisinin gerçekleştirdiği işler ne salt sanat, ne salt zenaat, ne de gerçek anlamda sanayiye dair olmuş, mevcut imkanlar dahilinde üretilenler genellikle bunların hepsinden birer parça içermiştir.” (Bkz: Osmanlı Saraylarında Sanayi ve Teknoloji Araçları, 2004).</p>
<p>Tasarım diye bir kavramın bizim kültüre “icat” sözcüğüyle girmeye başlaması 1871 Alamet-i Farika (Arma, damga, işaret) Nizamnamesi’nden ve 1880 İhtira Beratı uygulamasından çok sonra pek yavaş, ve ancak Cumhuriyet’le gelişebildi: Sanayii Teşvik Kanunu’nun kabulü 1927.</p>
<p>Ama elbette, “arakla &#8211; getir” (Ar-Ge!) kültürü de hayatımıza girdi. İstanbul’da SALT Kültür Merkezi’nde 1955-1995 dönemine dair “Tek ve Çift” sergisinde bu konu, Türk Sineması özelinde ele alınmış: Bir filmin eksik sahneleri için, Star Wars’un kopyasını bir film şirketinden “çalıp”, içinden uygun sahneleri “alıp”, ertesi sabah o şirkete geri verdiklerini bir yönetmenimiz “içtenlikle” anlatıyor. Bu kopyacılığın, bizde her alanda halen yaşadığını biliyoruz.</p>
<p>TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16)</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong> <em>*Bu yazı 31.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tasarim-tarihimiz-yazilacak">Tasarım Tarihimiz yazılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4163</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Biz İnsan mıyız?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/biz-insan-miyiz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2016 09:16:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[iksv]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım bienali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emin Çapa Benim hayatımda İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın özel bir yeri vardır. İzmit’te bir lise öğrencisiyken, daha Sinema Günleri bile olmamış, Müzik Festivali içerisinde film gösterimiyle başlayan Film Festivali’ne trenle gelir, Haydarpaşa’dan vapurla Avrupa yakasına geçip, sinema salonlarında “dünya ne konuşuyor? Neler düşünüyor? Neler yapıyor?” anlamaya çalışırdım. Meraklı bir taşralı olarak üniversite yıllarımda da, sonrasında da Sinema Günleri’nin bana büyük ama çok büyük katkısı olmuştur. İnternetin olmadığı günleri yaşamayanların bunu anlaması zor ama, o yıllarda benim gibi yurt dışına çıkmayanların dünyayı anlaması ancak kitaplarla mümkündü. Düşünün filmler bile 1 yıl sonra vizyona girerdi. Filmler bizim için o kadar büyük önem taşırdı ki, sevgilimle hala tarihleri filmler üzerinde konuşuruz; “Tılsımım Koru Beni’nin ödül aldığı sene” veya “Kurosowa senesi” gibi. İşte bu bakışla son iki yıldır zihnimde olan bir projeyi bu sene hayata geçirdim ve Film Festivali sırasında büyük kentler dışındaki  bir grup öğrenciyi İstanbul’da bir hafta konaklatıp, günde 2 film görmelerini sağladım. (Benim hala bazen günde 4 film gördüğüm düşünülürse insaflıyım) Ardından İKSV’den sevgili Ayşe  Bulutgil aradı ve Tasarım Bienali’ni bana anlatmak için tasarım ekibiyle bir yemek teklifinde bulundu. Onları dinlerken birden zihnimde Adapazarı ve İzmit’te geçen çocukluk ve ilk gençliğimde dünyaya ulaşma, anlama çabalarım geldi. Kafamda bir proje oluştu. Ardından Mayıs ayının 19’unda bu internet sitesinde bir çağrım yayınlandı: http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tasarim-mimarlik-ogrencileri-yaziya-dikkat Zenginliğin önemli kaynaklarından biri olan tasarım (ve bağlantılı tüm alanlar) öğrencilerini İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın @iksv_istanbul düzenlediği Tasarım Bienali’nde benim konuğum olmaya http://bizinsanmiyiz.iksv.org/ çağırdım. İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki illerden öğrencilere açık olan çağrıma o kadar çok başvuru geldi ki açıkçası şaşırdım. Şahsi imkânlarım 10 öğrenciye yeteceği için büyük bir vicdan azabı duydum; “diğer öğrencilere ne diyeceğim?” Bu sırada güvendiğim insanlardan oluşan amatör bir jüri öğrencilerin başvurularını değerlendirdi. Amaç kesinlikle öğrenciler arasında bir yarışma açmak, dehalar bulmak falan değildi. Tek hedefim, küçük illerde kısıtlı imkânlarla tasarım ve bağlı alanlarda okuyan öğrencilere bir pencere açabilmek, bir nefes almalarını sağlamak. Bu yüzden başvurularda 1. Okulda yaptıkları çalışmaları göndermelerini, 2. Neden Tasarım Bienali’ne gelmek istediklerini yazmalarını istedim. İlkinin amacı bazıları yetenekli olabilir, ama kısıtlı imkânlar nedeniyle kendilerini geliştiremiyor olabilirler, bunları görebilmek. İkincisinin amacı ise, yeteneklerini ortaya koyacak çalışmaları olmayabilir ama geleceğe dair istekleri, tahayyülleri etkileyici olabilir. Ben ikisinin de değerli olduğunu düşündüğüm için, iki ayrı değerlendirme yapılmasını sağladım. Şahsen bu sürece neredeyse hiç katılmadım. (Ben biraz bol kese hocayım galiba) Bu arada birçok insan projeme destek vermek istedi. Açıkçası bundan çekindim. Parayla ilişkisi hep sorunlu olmuş biriyim. Birilerinden herhangi bir nedenle para alma fikri beni her zaman rahatsız eder. Ayrıca bunun hesabını kuruş kuruş vermek lazım. Versen bile laf olur gelir seni bulur. Ve fakat gene de bazı insanlar çok içten ve çok açık yüreklilikle bana ulaştılar. Benimle parasal bağ kurulmamasını sağlayacak bir kaç desteği kabul ettim. Böylece benim 10 öğrencilik hayalim 25 öğrenciye fırladı. Bu yüzden hem kurumsal olarak Hedef Filo ve Pegasus’a hem de oradaki harika dostlara şahsen teşekkür ediyorum. Bunun dışında samimiyetiyle beni etkileyen iki kişisel başvuruyu da kabul ettim. Şahsen tanışmadığım Çağrı Balban, ortak bir dostumuz üzerinden bana ulaştı ve öylesine dürüst ve içten bir destek öne sürdü ki, bu proje ilk aklıma geldiğinde hissettiklerimi onun da paylaştığını, ta içimde hissettim. Sağ olsun sevgili Tanyer Sönmezer ise, ısrarla bu projenin bir şekilde parçası olma isteğini “öyle dümdük” kafama kaktı sürekli. Öğrenci sayısını 10’dan 25’e çıkaran destekçilerim: Pegasus, 10 öğrenciyi İstanbul’a hiçbir karşılık almadan getirecek. Hedef Filo, 10 öğrencinin İstanbul’daki konaklamasını karşılayacak. Çağrı Balban, 5 öğrencinin uçak, konaklama ve günlük cep harçlığı dâhil tüm masraflarını şahsen karşılayacak. Tanyer Sönmezer, 5 öğrencinin cep harçlığını verecek. Bu arada İstanbul’daki otellerde yer ayarlamama destek veren ama adının yazılmasını istemeyen dostlarıma minnetimi yazmasam olmaz. Öğrenciler Seçilen öğrencilerin isimleri aşağıda. Kayseri, Konya, Mardin, Adana, Erzurum, Eskişehir, Tekirdağ, Balıkesir, Gaziantep ve Karabük’ten öğrenciler var. Özellikle Mardin’den gelen yoğun başvurular beni çok şaşırttı ve mutlu etti. Mimarlık, grafik tasarım, endüstriyel tasarım, moda, şehir ve bölge tasarımı, peyzaj gibi alanlardan öğrenciler var. Öğrencilerin kalabalık gruplar halinde olmasını özellikle istemediğim için, gruplara böldüm. Umarım tüm öğrenciler için ufuk açıcı olur. Daha da önemlisi umarım tüm gençler için keyifli bir kaç gün olur. Zira ben keyif alınmayan işin iyi bir iş olmadığına inanırım. Seçilen arkadaşlara otel ve uçak bilgileri için editörüm Ece Eliboloğlu ulaşacak. Son not: Başvurup seçilemeyen gençlerden bir kez daha özür diliyorum. Lütfen imkânların sınırlı olduğunu, elimden bu kadar geldiğini unutmayın. 28 Ekim-30 Ekim Bengisu Almıla Kantarcı Ömer Berk Yüksel Afaf Sema Samo Selda Sağlamtaş Saadet Kavuncuo Alperen Coşkuner Feyza Nur İnce Furkan Yılmaz Arzu Yaman Merve Mehan 12 -14 Kasım Murat Can Akbaş Zeynep Eylül Kızılgün Özlem Ebru Yıldız Serhat Yeşilyurt Mukaddes Uyandıran Samet Dalgıç Ruken Aydoğdu Emin Dersim Tanlı Berk Kılıçoğlu Fulya Kırbıyık 18-20 Kasım Alihan Bak Ahmet İbrahim Polat Merve Rozerin Öztüzün Müberra Kalender Nurettin Ersin Çiçek</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/biz-insan-miyiz">Biz İnsan mıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Emin Çapa</strong></p>
<p>Benim hayatımda İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın özel bir yeri vardır. İzmit’te bir lise öğrencisiyken, daha Sinema Günleri bile olmamış, Müzik Festivali içerisinde film gösterimiyle başlayan Film Festivali’ne trenle gelir, Haydarpaşa’dan vapurla Avrupa yakasına geçip, sinema salonlarında “dünya ne konuşuyor? Neler düşünüyor? Neler yapıyor?” anlamaya çalışırdım. Meraklı bir taşralı olarak üniversite yıllarımda da, sonrasında da Sinema Günleri’nin bana büyük ama çok büyük katkısı olmuştur. İnternetin olmadığı günleri yaşamayanların bunu anlaması zor ama, o yıllarda benim gibi yurt dışına çıkmayanların dünyayı anlaması ancak kitaplarla mümkündü. Düşünün filmler bile 1 yıl sonra vizyona girerdi. Filmler bizim için o kadar büyük önem taşırdı ki, sevgilimle hala tarihleri filmler üzerinde konuşuruz; “Tılsımım Koru Beni’nin ödül aldığı sene” veya “Kurosowa senesi” gibi. İşte bu bakışla son iki yıldır zihnimde olan bir projeyi bu sene hayata geçirdim ve Film Festivali sırasında büyük kentler dışındaki  bir grup öğrenciyi İstanbul’da bir hafta konaklatıp, günde 2 film görmelerini sağladım. (Benim hala bazen günde 4 film gördüğüm düşünülürse insaflıyım)</p>
<p>Ardından İKSV’den sevgili Ayşe  Bulutgil aradı ve Tasarım Bienali’ni bana anlatmak için tasarım ekibiyle bir yemek teklifinde bulundu. Onları dinlerken birden zihnimde Adapazarı ve İzmit’te geçen çocukluk ve ilk gençliğimde dünyaya ulaşma, anlama çabalarım geldi. Kafamda bir proje oluştu.</p>
<p>Ardından Mayıs ayının 19’unda bu internet sitesinde bir çağrım yayınlandı: <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tasarim-mimarlik-ogrencileri-yaziya-dikkat">http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tasarim-mimarlik-ogrencileri-yaziya-dikkat</a> Zenginliğin önemli kaynaklarından biri olan tasarım (ve bağlantılı tüm alanlar) öğrencilerini İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın <a href="https://twitter.com/iksv_istanbul">@iksv_istanbul</a> düzenlediği Tasarım Bienali’nde benim konuğum olmaya <a href="http://bizinsanmiyiz.iksv.org/">http://bizinsanmiyiz.iksv.org/</a> çağırdım.</p>
<p>İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki illerden öğrencilere açık olan çağrıma o kadar çok başvuru geldi ki açıkçası şaşırdım. Şahsi imkânlarım 10 öğrenciye yeteceği için büyük bir vicdan azabı duydum; “diğer öğrencilere ne diyeceğim?”</p>
<p>Bu sırada güvendiğim insanlardan oluşan amatör bir jüri öğrencilerin başvurularını değerlendirdi.</p>
<p>Amaç kesinlikle öğrenciler arasında bir yarışma açmak, dehalar bulmak falan değildi. Tek hedefim, küçük illerde kısıtlı imkânlarla tasarım ve bağlı alanlarda okuyan öğrencilere bir pencere açabilmek, bir nefes almalarını sağlamak. Bu yüzden başvurularda 1. Okulda yaptıkları çalışmaları göndermelerini, 2. Neden Tasarım Bienali’ne gelmek istediklerini yazmalarını istedim. İlkinin amacı bazıları yetenekli olabilir, ama kısıtlı imkânlar nedeniyle kendilerini geliştiremiyor olabilirler, bunları görebilmek. İkincisinin amacı ise, yeteneklerini ortaya koyacak çalışmaları olmayabilir ama geleceğe dair istekleri, tahayyülleri etkileyici olabilir. Ben ikisinin de değerli olduğunu düşündüğüm için, iki ayrı değerlendirme yapılmasını sağladım. Şahsen bu sürece neredeyse hiç katılmadım. (Ben biraz bol kese hocayım galiba)</p>
<p>Bu arada birçok insan projeme destek vermek istedi. Açıkçası bundan çekindim. Parayla ilişkisi hep sorunlu olmuş biriyim. Birilerinden herhangi bir nedenle para alma fikri beni her zaman rahatsız eder. Ayrıca bunun hesabını kuruş kuruş vermek lazım. Versen bile laf olur gelir seni bulur. Ve fakat gene de bazı insanlar çok içten ve çok açık yüreklilikle bana ulaştılar. Benimle parasal bağ kurulmamasını sağlayacak bir kaç desteği kabul ettim. Böylece benim 10 öğrencilik hayalim 25 öğrenciye fırladı. Bu yüzden hem kurumsal olarak Hedef Filo ve Pegasus’a hem de oradaki harika dostlara şahsen teşekkür ediyorum. Bunun dışında samimiyetiyle beni etkileyen iki kişisel başvuruyu da kabul ettim. Şahsen tanışmadığım Çağrı Balban, ortak bir dostumuz üzerinden bana ulaştı ve öylesine dürüst ve içten bir destek öne sürdü ki, bu proje ilk aklıma geldiğinde hissettiklerimi onun da paylaştığını, ta içimde hissettim. Sağ olsun sevgili Tanyer Sönmezer ise, ısrarla bu projenin bir şekilde parçası olma isteğini “öyle dümdük” kafama kaktı sürekli.</p>
<p>Öğrenci sayısını 10’dan 25’e çıkaran destekçilerim:</p>
<ul>
<li>Pegasus, 10 öğrenciyi İstanbul’a hiçbir karşılık almadan getirecek.</li>
<li>Hedef Filo, 10 öğrencinin İstanbul’daki konaklamasını karşılayacak.</li>
<li>Çağrı Balban, 5 öğrencinin uçak, konaklama ve günlük cep harçlığı dâhil tüm masraflarını şahsen karşılayacak.</li>
<li>Tanyer Sönmezer, 5 öğrencinin cep harçlığını verecek.</li>
</ul>
<p>Bu arada İstanbul’daki otellerde yer ayarlamama destek veren ama adının yazılmasını istemeyen dostlarıma minnetimi yazmasam olmaz.</p>
<p><strong>Öğrenciler</strong></p>
<p>Seçilen öğrencilerin isimleri aşağıda. Kayseri, Konya, Mardin, Adana, Erzurum, Eskişehir, Tekirdağ, Balıkesir, Gaziantep ve Karabük’ten öğrenciler var. Özellikle Mardin’den gelen yoğun başvurular beni çok şaşırttı ve mutlu etti. Mimarlık, grafik tasarım, endüstriyel tasarım, moda, şehir ve bölge tasarımı, peyzaj gibi alanlardan öğrenciler var. Öğrencilerin kalabalık gruplar halinde olmasını özellikle istemediğim için, gruplara böldüm. Umarım tüm öğrenciler için ufuk açıcı olur. Daha da önemlisi umarım tüm gençler için keyifli bir kaç gün olur. Zira ben keyif alınmayan işin iyi bir iş olmadığına inanırım. Seçilen arkadaşlara otel ve uçak bilgileri için editörüm Ece Eliboloğlu ulaşacak. Son not: Başvurup seçilemeyen gençlerden bir kez daha özür diliyorum. Lütfen imkânların sınırlı olduğunu, elimden bu kadar geldiğini unutmayın.</p>
<p><strong>28 Ekim-30 Ekim<br />
</strong>Bengisu Almıla Kantarcı<br />
Ömer Berk Yüksel<br />
Afaf Sema Samo<br />
Selda Sağlamtaş<br />
Saadet Kavuncuo<br />
Alperen Coşkuner<br />
Feyza Nur İnce<br />
Furkan Yılmaz<br />
Arzu Yaman<br />
Merve Mehan</p>
<p><strong>12 -14 Kasım<br />
</strong>Murat Can Akbaş<br />
Zeynep Eylül Kızılgün<br />
Özlem Ebru Yıldız<br />
Serhat Yeşilyurt<br />
Mukaddes Uyandıran<br />
Samet Dalgıç<br />
Ruken Aydoğdu<br />
Emin Dersim Tanlı<br />
Berk Kılıçoğlu<br />
Fulya Kırbıyık</p>
<p><strong>18-20 Kasım<br />
</strong>Alihan Bak<br />
Ahmet İbrahim Polat<br />
Merve Rozerin Öztüzün<br />
Müberra Kalender<br />
Nurettin Ersin Çiçek</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/biz-insan-miyiz">Biz İnsan mıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3400</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tasarım ve mimarlık  öğrencileri&#8230; Bu yazıya dikkat!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tasarim-mimarlik-ogrencileri-yaziya-dikkat</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 May 2016 12:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[emin capa]]></category>
		<category><![CDATA[iksv]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım bienali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=2525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zenginleşmenin yolu nedir?  / Emin Çapa Aslına bakarsanız iktisat dediğimiz alanın en önemli uğraşlarından biri bu. Neden bazı ülkeler zengin, bazıları fakirdir? (Bu konuda Daron Acemoğlu’nun Ulusların Düşüşü kitabını hala okumamışlar varsa hararetle tavsiye ederim.) Neden bazı şirketler başarılı, bazıları başarısızdır? Neden bazı insanlara yürü ya kulum, bazılarına sürün ya kulum? Elbette bilimle zenginlik arasında güçlü bir bağ var. Petrol zenginlerini bir tarafa bırakırsanız bu bağın çok güçlü olduğunu görürsünüz. Bence bunun en güzel göstergesi periyodik cetveldir. Kimyanın temelinde yer alan bu tabloya o elementleri bulan ülkelerin bayrağını koyduğumuzda ortaya çıkan durum bize gücün, zenginliğin, refahın, uygarlığın sırrının akıl ve bilimde olduğunu açıklıyor. Bu sene ilk kez o tabloya Batılı olmayan bir ülke Japonya eklendi. Ama bizim milyarlık coğrafyamızdan bir tek ülke yok. İyi de bu tabloda olmayan ama hızla yükselen ülkeler var. Örneğin Kore gibi. İşte burası çok önemli çünkü Kore, tıpkı daha önce Japonya’nın yaptığı gibi zengin ülkeler arasına sonradan girdi. Ama iki ülkenin de özelliği, bilimi ve  ona bağlı teknoloji geliştirmeyi başarmasında yatıyor. Japonya ve Kore’nin bilim literatürüne son yıllarda yaptığı katkıları basit bir şekilde taramak bunun için yeterli. Ama bu yazının konusu bu değil. Türkiye’nin zengin ülkeler arasına girememesinin nedeni de bilim üretiminde geri kalması, buna bağlı olarak teknoloji üretememesidir. Bunun en önemli göstergelerinden biri patent sayıları. Elbette patent her zaman teknolojiyle aynı değildir, ama gene de önemli bir göstergedir. (Türkiye’de bilim, teknoloji, Ar-GE, ÜRGE birbirine karıştırılıyor. Bunlar kesişim kümeleri olsa da, birbirleriyle aynı şeyler değildir) Lütfen grafiğe bakın. Dünya milli gelirinden % 1 pay alan bir ülkenin, patentten 0,4 pay alması normal midir? Bu ülkenin ihracatının kilo fiyatının  artmak bir yana gerilemesi normal değil midir? Patent Rekortmenleri: 2014&#8217;te dünyada 214.500 patent alındı. PATENT                 PAY ABD                       61.492      % 28,7 JAPONYA              42.459      % 19,8 ÇİN                        25.539       % 11,9 ALMANYA             18.008        % 8,4 G.KORE                 13.151        % 6,1 TÜRKİYE                   802         % 0,4 Patent konusunda ne kadar kötü bir durumda olduğumuzu anlatmak için ikinci bir karşılaştırma daha yapalım. Dünyanın en çok patent alan şirketleri ile Türkiye’yi kıyaslayalım. Ne yazık ki, Türkiye bir şirket olsaydı, en çok patent alan şirketler sıralamasında ilk ona giremezdi. Koskoca bir ülke, patent konusunda şirketlerle yarışamıyorsa o ülkenin dünyada büyüklük iddiası olabilir mi? Patent Rekortmenleri: 2014&#8217;te Türkiye&#8217;de 802 patent alındı. Şirket                      Ülke                    Patent HUAWEI                  ÇİN                        3.442 QUALCOMM          ABD                       2.409 ZTE                          ÇİN                         2.179 PANASONIC           JAPONYA               1.682 MITSUBISHI           JAPONYA               1.593 INTEL                      ABD                        1.539 ERICSSON               İSVEÇ                    1.512 MICROSOFT           ABD                        1.460 SIEMENS                ALMANYA               1.399 PHILIPS                  HOLLANDA             1.391 Ancak, bu yazının asıl amacı Türkiye’nin neden yoksul kaldığını anlatmak değil. Bu bir davet yazısı. Zenginliğin önemli kaynaklarından biri de dizayn. Endüstriyel dizayna uluslararası koruma alan ilk üç ülkeyi ve Türkiye’yi görüyorsunuz tabloda. Üstelik bu dizaynların kalite/gelir yaratma açısından kıyaslaması yok. Dizayn: Uluslararası koruma (2014) ALMANYA      3.868 İSVİÇRE         3.189 FRANSA         1.559 TÜRKİYE        427 (Kaynak: WIPO) Herhalde zenginliğin önemli bir kaynağının tasarım olduğu konusunu kimse tartışmayacaktır. Ne yazık ki Türkiye tasarım konusunda da istediğimiz yerde değil. İşte bu yüzden İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, bir tasarım bianeli düzenliyor. Bu sene üçüncüsü gerçekleştirilecek tasarım bianelinin teması, “Biz İnsan mıyız?” İlgilenenler için internet adresi; http://bizinsanmiyiz.iksv.org/ 10 öğrenciye tasarım bienali bursu benden Bu sene ben de kısıtlı imkanlarımla bu çorbada bir tuzum olsun diye düşündüm. İstanbul, Ankara ve İzmir dışından, tasarım ve ona bağlı alanlardan 10 öğrenciyi tüm masrafları bana ait olmak üzere İstanbul’da ağırlayacağım. İKSV bu öğrencilerin hem bianeli gezmesini, hem de tasarımcılarla bir araya gelmesini sağlayacak. İşte bu yazıyı yazmamın nedeni başvuru koşullarını buradan yayınlamak. Başvurular dunyanin1001hali@cnnturk.com.tr adresine yapılacak. Benim oluşturduğum küçük bir jüri başvuruları eleyecek. Koşullar: 1. Tasarım (mimari 1 öğrenci, peyzaj 1 öğrenci, moda 1 öğrenci, endüstriyel tasarım 3 öğrenci, grafik 2 öğrenci, web tasarım 2 öğrenci / jüri bu sayılarda kaydırma yapabilir) öğrencisi olduğunu belgelemek. (öğrenci belgesi veya okuldan bir yazı) 2. 18 yaşını doldurmuş olmak. (İstanbul’da reşit olmayan gençlerin sorumluluğunu almam mümkün değil ne yazık ki) 3. İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki illerde yer alan okullarda öğrenci olmak. 4. Neden bu projede yer almak istediğini anlatan yarım sayfayı geçmeyen bir yazı ve çalışmalarından örnekleri göndermek. (Jüri değerlendirmesi bu ikisi üzerinden yapılacak.) Sunulacak olanaklar: 1. Ulaşım 2. 4-5 yıldızlı otellerde 27 Ekim-3 Ekim arası konaklama 3. Günlük 100 TL harcırah 4. Tasarım Bianeli’nin tüm sergilerini profesyonellerle gezme imkanı 5. Tasarımcılarla söyleşiler 6. Tasarım atölye ve stüdyolarına geziler NOT: Katılımcı gençlerin İstanbul’daki programdan azami faydayı sağlamaları tamamen kendi çabalarıyla mümkün olacaktır. Bu organizasyon tamamen benim amatör çaba ve küçük bütçemle gerçekleştirilecek. İKSV’nin ve bazı dostların desteği hayati önem taşısa da bütçe kısıtı nedeniyle sınırlı sayıda genç bu imkandan yararlanacak. Elimden gelse bu imkanı çok daha fazla gence tanımak isterdim. Ancak olanaklarım daha fazlasına izin vermiyor. O yüzden seçilemeyen gençler lütfen gönül koymasın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tasarim-mimarlik-ogrencileri-yaziya-dikkat">Tasarım ve mimarlık  öğrencileri&#8230; Bu yazıya dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zenginleşmenin yolu nedir?  / Emin Çapa</strong></p>
<p>Aslına bakarsanız iktisat dediğimiz alanın en önemli uğraşlarından biri bu. Neden bazı ülkeler zengin, bazıları fakirdir? (Bu konuda Daron Acemoğlu’nun Ulusların Düşüşü kitabını hala okumamışlar varsa hararetle tavsiye ederim.) Neden bazı şirketler başarılı, bazıları başarısızdır? Neden bazı insanlara yürü ya kulum, bazılarına sürün ya kulum?</p>
<p>Elbette bilimle zenginlik arasında güçlü bir bağ var. Petrol zenginlerini bir tarafa bırakırsanız bu bağın çok güçlü olduğunu görürsünüz. Bence bunun en güzel göstergesi periyodik cetveldir. Kimyanın temelinde yer alan bu tabloya o elementleri bulan ülkelerin bayrağını koyduğumuzda ortaya çıkan durum bize gücün, zenginliğin, refahın, uygarlığın sırrının akıl ve bilimde olduğunu açıklıyor. Bu sene ilk kez o tabloya Batılı olmayan bir ülke Japonya eklendi. Ama bizim milyarlık coğrafyamızdan bir tek ülke yok.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft size-thumbnail wp-image-2526" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/05/ELEMENTLER-1-150x150.jpg" alt="ELEMENTLER (1)" width="150" height="150" /></p>
<p>İyi de bu tabloda olmayan ama hızla yükselen ülkeler var. Örneğin Kore gibi. İşte burası çok önemli çünkü Kore, tıpkı daha önce Japonya’nın yaptığı gibi zengin ülkeler arasına sonradan girdi. Ama iki ülkenin de özelliği, bilimi ve  ona bağlı teknoloji geliştirmeyi başarmasında yatıyor. Japonya ve Kore’nin bilim literatürüne son yıllarda yaptığı katkıları basit bir şekilde taramak bunun için yeterli. Ama bu yazının konusu bu değil. Türkiye’nin zengin ülkeler arasına girememesinin nedeni de bilim üretiminde geri kalması, buna bağlı olarak teknoloji üretememesidir.</p>
<p>Bunun en önemli göstergelerinden biri patent sayıları. Elbette patent her zaman teknolojiyle aynı değildir, ama gene de önemli bir göstergedir. (Türkiye’de bilim, teknoloji, Ar-GE, ÜRGE birbirine karıştırılıyor. Bunlar kesişim kümeleri olsa da, birbirleriyle aynı şeyler değildir) Lütfen grafiğe bakın. Dünya milli gelirinden % 1 pay alan bir ülkenin, patentten 0,4 pay alması normal midir? Bu ülkenin ihracatının kilo fiyatının  artmak bir yana gerilemesi normal değil midir?</p>
<p><strong>Patent Rekortmenleri: </strong>2014&#8217;te dünyada 214.500 patent alındı.</p>
<p><strong>PATENT                 PAY<br />
</strong>ABD                       61.492      % 28,7<br />
JAPONYA              42.459      % 19,8<br />
ÇİN                        25.539       % 11,9<br />
ALMANYA             18.008        % 8,4<br />
G.KORE                 13.151        % 6,1<br />
TÜRKİYE                   802         % 0,4</p>
<p>Patent konusunda ne kadar kötü bir durumda olduğumuzu anlatmak için ikinci bir karşılaştırma daha yapalım. Dünyanın en çok patent alan şirketleri ile Türkiye’yi kıyaslayalım. Ne yazık ki, Türkiye bir şirket olsaydı, en çok patent alan şirketler sıralamasında ilk ona giremezdi. Koskoca bir ülke, patent konusunda şirketlerle yarışamıyorsa o ülkenin dünyada büyüklük iddiası olabilir mi?</p>
<p><strong>Patent Rekortmenleri: </strong>2014&#8217;te Türkiye&#8217;de 802 patent alındı.</p>
<p><strong>Şirket                      Ülke                    Patent<br />
</strong><span style="line-height: 1.5;">HUAWEI                  ÇİN                        3.442<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">QUALCOMM          ABD                       2.409<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">ZTE                          ÇİN                         2.179<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">PANASONIC           JAPONYA               1.682<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">MITSUBISHI           JAPONYA               1.593<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">INTEL                      ABD                        1.539<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">ERICSSON               İSVEÇ                    1.512<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">MICROSOFT           ABD                        1.460<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">SIEMENS                ALMANYA               1.399<br />
</span><span style="line-height: 1.5;">PHILIPS                  HOLLANDA             1.391</span></p>
<p>Ancak, bu yazının asıl amacı Türkiye’nin neden yoksul kaldığını anlatmak değil. Bu bir davet yazısı. Zenginliğin önemli kaynaklarından biri de dizayn. Endüstriyel dizayna uluslararası koruma alan ilk üç ülkeyi ve Türkiye’yi görüyorsunuz tabloda. Üstelik bu dizaynların kalite/gelir yaratma açısından kıyaslaması yok.</p>
<p><strong>Dizayn: </strong>Uluslararası koruma (2014)</p>
<p>ALMANYA      3.868<br />
İSVİÇRE         3.189<br />
FRANSA         1.559<br />
TÜRKİYE        427</p>
<p><em>(Kaynak: WIPO)</em></p>
<p>Herhalde zenginliğin önemli bir kaynağının tasarım olduğu konusunu kimse tartışmayacaktır. Ne yazık ki Türkiye tasarım konusunda da istediğimiz yerde değil. İşte bu yüzden İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, bir tasarım bianeli düzenliyor. Bu sene üçüncüsü gerçekleştirilecek tasarım bianelinin teması, “Biz İnsan mıyız?” İlgilenenler için internet adresi; <a href="http://bizinsanmiyiz.iksv.org/">http://bizinsanmiyiz.iksv.org/</a></p>
<p><strong>10 öğrenciye tasarım bienali bursu benden</strong></p>
<p>Bu sene ben de kısıtlı imkanlarımla bu çorbada bir tuzum olsun diye düşündüm. İstanbul, Ankara ve İzmir dışından, tasarım ve ona bağlı alanlardan 10 öğrenciyi tüm masrafları bana ait olmak üzere İstanbul’da ağırlayacağım. İKSV bu öğrencilerin hem bianeli gezmesini, hem de tasarımcılarla bir araya gelmesini sağlayacak. İşte bu yazıyı yazmamın nedeni başvuru koşullarını buradan yayınlamak.</p>
<p>Başvurular <a href="mailto:dunyanin1001hali@cnnturk.com.tr">dunyanin1001hali@cnnturk.com.tr</a> adresine yapılacak. Benim oluşturduğum küçük bir jüri başvuruları eleyecek.</p>
<p><strong>Koşullar:<br />
</strong>1. Tasarım (mimari 1 öğrenci, peyzaj 1 öğrenci, moda 1 öğrenci, endüstriyel tasarım 3 öğrenci, grafik 2 öğrenci, web tasarım 2 öğrenci / jüri bu sayılarda kaydırma yapabilir) öğrencisi olduğunu belgelemek. (öğrenci belgesi veya okuldan bir yazı)<br />
2. 18 yaşını doldurmuş olmak. (İstanbul’da reşit olmayan gençlerin sorumluluğunu almam mümkün değil ne yazık ki)<br />
3. İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki illerde yer alan okullarda öğrenci olmak.<br />
4. Neden bu projede yer almak istediğini anlatan yarım sayfayı geçmeyen bir yazı ve çalışmalarından örnekleri göndermek. (Jüri değerlendirmesi bu ikisi üzerinden yapılacak.)</p>
<p><strong>Sunulacak olanaklar:<br />
</strong>1. Ulaşım<br />
2. 4-5 yıldızlı otellerde 27 Ekim-3 Ekim arası konaklama<br />
3. Günlük 100 TL harcırah<br />
4. Tasarım Bianeli’nin tüm sergilerini profesyonellerle gezme imkanı<br />
5. Tasarımcılarla söyleşiler<br />
6. Tasarım atölye ve stüdyolarına geziler</p>
<p>NOT: Katılımcı gençlerin İstanbul’daki programdan azami faydayı sağlamaları tamamen kendi çabalarıyla mümkün olacaktır. Bu organizasyon tamamen benim amatör çaba ve küçük bütçemle gerçekleştirilecek. İKSV’nin ve bazı dostların desteği hayati önem taşısa da bütçe kısıtı nedeniyle sınırlı sayıda genç bu imkandan yararlanacak. Elimden gelse bu imkanı çok daha fazla gence tanımak isterdim. Ancak olanaklarım daha fazlasına izin vermiyor. O yüzden seçilemeyen gençler lütfen gönül koymasın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/tasarim-mimarlik-ogrencileri-yaziya-dikkat">Tasarım ve mimarlık  öğrencileri&#8230; Bu yazıya dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2525</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
