<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>jüpiter arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/jupiter/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/jupiter</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Mar 2025 08:41:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Mart ayı gök gözlemi takvimi: Merkür, Venüs, Mars ve Jüpiter ile birlikte Ay tutulması görülebilecek</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/mart-ayi-gok-gozlemi-takvimi-merkur-venus-mars-ve-jupiter-ile-birlikte-ay-tutulmasi-gorulebilecek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 08:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[gök gözlemi]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[jüpiter]]></category>
		<category><![CDATA[merkür]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mart ayının, gökyüzü gözlemcileri için harika bir ay olduğunu söyleyelim. Bu ay gözlemciler, Venüs, Jüpiter, Mars ve Merkür&#8217;ü görme fırsatının yanı sıra harika bir tam ay tutulmasına tanık olacaklar. Söz konusu Ay tutulması, biricik uydumuzu kırmızı renge büründürecek. Aynı zamanda Ay ışığının azalması nedeniyle de uzay gözlemcileri için berrak bir gökyüzü olacak. Dolayısıyla bazı derin gökyüzü hazinelerini keşfetmek mümkün. Gökbilimciler, geniş ve açık bir alandan; bir göl kıyısından veya deniz kenarından gözlem yapmanın faydalı olacağını söylüyor. Mart ayında Ay ve gezegen görünürlükleri: Merkür: Her 3 ila 4 ayda bir sadece birkaç hafta görünen Merkür, Mart ayının ilk 10 gününde Venüs&#8217;ün hemen altında görülebilecek. Gün batımından yaklaşık 30 dakika sonra, gökyüzünün batısında alçakta görülebilir. Merkür&#8217;ü gözetlemek her zaman kolay olmasa da bu çevik gezegeni yakalamak her gökyüzü gözlemcisi için değerli bir hedeftir. (Gözlem için en iyi tarih: 7-9 Mart) Venüs: Ayın ilk haftalarında gün batımından sonra batıda alçakta kalacak olan Venüs gün geçtikçe kademeli olarak daha da alçalacak. Mart ortasına gelindiğinde ise gökyüzünde görmek zorlaşacak. Mars: Mars&#8217;ı gün batımından sonra gökyüzünün doğusunda yükseklerde bulabilirsiniz. Sabah 3 civarına kadar görünür kalıyor. Jüpiter: Karanlık çöktükten sonra gökyüzünün batısında yükseklerde gözlemlenebilecek olan Jüpiter, her gece saat 1 civarında gözden kayboluyor. Ay: Tam bir ay tutulmasından birkaç hafta önce veya sonra her zaman bir güneş tutulması oluyor. 13 Mart-14 Mart aralığında birkaç saat içinde kızıl bir küreye dönüşecek olan Ay’daki tutulma, ne yazık ki Türkiye’den görülemeyecek. Güneş tutulması: Doğu Kanada, Grönland ve Kuzey Avrupa&#8217;da görülebilecek kısmi bir güneş tutulması olacak. Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/mart-ayi-gok-gozlemi-takvimi-merkur-venus-mars-ve-jupiter-ile-birlikte-ay-tutulmasi-gorulebilecek">Mart ayı gök gözlemi takvimi: Merkür, Venüs, Mars ve Jüpiter ile birlikte Ay tutulması görülebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mart ayının, gökyüzü gözlemcileri için harika bir ay olduğunu söyleyelim.</p>
<p>Bu ay gözlemciler, Venüs, Jüpiter, Mars ve Merkür&#8217;ü görme fırsatının yanı sıra harika bir tam ay tutulmasına tanık olacaklar.</p>
<p>Söz konusu Ay tutulması, biricik uydumuzu kırmızı renge büründürecek. Aynı zamanda Ay ışığının azalması nedeniyle de uzay gözlemcileri için berrak bir gökyüzü olacak. Dolayısıyla bazı derin gökyüzü hazinelerini keşfetmek mümkün.</p>
<p>Gökbilimciler, geniş ve açık bir alandan; bir göl kıyısından veya deniz kenarından gözlem yapmanın faydalı olacağını söylüyor.</p>
<div id="attachment_32178" style="width: 892px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-32178" class="wp-image-32178 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/2323f3f.jpg" alt="" width="882" height="462" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/2323f3f.jpg 882w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/2323f3f-300x157.jpg 300w" sizes="(max-width: 882px) 100vw, 882px" /><p id="caption-attachment-32178" class="wp-caption-text">Mart ayının başlarında gün batımından sonra Venüs ve Merkür&#8217;ü gösteren gökyüzü haritası. Kaynak: NASA/JPL-Caltech</p></div>
<p><strong>Mart ayında Ay ve gezegen görünürlükleri:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Merkür:</strong> Her 3 ila 4 ayda bir sadece birkaç hafta görünen Merkür, Mart ayının ilk 10 gününde Venüs&#8217;ün hemen altında görülebilecek. Gün batımından yaklaşık 30 dakika sonra, gökyüzünün batısında alçakta görülebilir. Merkür&#8217;ü gözetlemek her zaman kolay olmasa da bu çevik gezegeni yakalamak her gökyüzü gözlemcisi için değerli bir hedeftir. (Gözlem için en iyi tarih: 7-9 Mart)</li>
<li><strong>Venüs:</strong> Ayın ilk haftalarında gün batımından sonra batıda alçakta kalacak olan Venüs gün geçtikçe kademeli olarak daha da alçalacak. Mart ortasına gelindiğinde ise gökyüzünde görmek zorlaşacak.</li>
<li><strong>Mars:</strong> Mars&#8217;ı gün batımından sonra gökyüzünün doğusunda yükseklerde bulabilirsiniz. Sabah 3 civarına kadar görünür kalıyor.</li>
<li><strong>Jüpiter:</strong> Karanlık çöktükten sonra gökyüzünün batısında yükseklerde gözlemlenebilecek olan Jüpiter, her gece saat 1 civarında gözden kayboluyor.</li>
</ul>
<div id="attachment_32179" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-32179" class="wp-image-32179 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/march-2025-total-lunar-eclipse-visibility-map-1200x675-1024x576.jpg" alt="" width="730" height="411" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/march-2025-total-lunar-eclipse-visibility-map-1200x675-1024x576.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/march-2025-total-lunar-eclipse-visibility-map-1200x675-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/march-2025-total-lunar-eclipse-visibility-map-1200x675.jpg 1200w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-32179" class="wp-caption-text">Bu harita, 13-14 Mart&#8217;taki tam ay tutulması sırasında Ay&#8217;ın ufkun üzerinde nerede olacağını gösteriyor. Kaynak: NASA</p></div>
<ul>
<li><strong>Ay:</strong> Tam bir ay tutulmasından birkaç hafta önce veya sonra her zaman bir güneş tutulması oluyor. 13 Mart-14 Mart aralığında birkaç saat içinde kızıl bir küreye dönüşecek olan Ay’daki tutulma, ne yazık ki Türkiye’den görülemeyecek.</li>
<li><strong>Güneş tutulması:</strong> Doğu Kanada, Grönland ve Kuzey Avrupa&#8217;da görülebilecek kısmi bir güneş tutulması olacak.</li>
</ul>
<p><a href="https://scitechdaily.com/dont-miss-catch-mercury-before-it-disappears-watch-the-moon-turn-crimson/">Kaynak</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/mart-ayi-gok-gozlemi-takvimi-merkur-venus-mars-ve-jupiter-ile-birlikte-ay-tutulmasi-gorulebilecek">Mart ayı gök gözlemi takvimi: Merkür, Venüs, Mars ve Jüpiter ile birlikte Ay tutulması görülebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32177</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Kayıp Manto” asteroitlerine dair ilk ipucu bulunmuş olabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/kayip-manto-asteroitlerine-dair-ilk-ipucu-bulunmus-olabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 12:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[asteroit]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[gökbilim]]></category>
		<category><![CDATA[jüpiter]]></category>
		<category><![CDATA[manto]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yerküre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gökbilimciler, bu yılın başlarında Venüs’ün yörüngesinde tuhaf bir asteroit keşfetti. Küçük bir dağdan daha büyük olmayan bu asteroidin ne olduğu, bir süredir devam eden çalışmayla birlikte şimdi netlik kazandı. Çalışmaya göre bu asteroit, Dünya’daki derin kayalarının çoğunu oluşturan olivin (magnezyum ve demirin silikatı) minerali açısından zengin gibi görünüyordu. Bazı gökbilimciler, bunun Güneş Sistemi’nin oluşumunda meydana gelen ve asla düzgün bir şekilde gözlemlenemeyen daha büyük bir asteroit kümesi için bir ipucu olabileceğini düşünüyor. Gökbilimciler zaten uzun zamandır Venüs’ün yörüngesindeki Vatiras adı verilen, kısa ömürlü nesnelerin daha da küçük bir nüfusunun varlığından şüpheleniyordu. Ancak onları tespit etmekte zorluk yaşıyorlardı. Çünkü Güneş’in parlaması sebebiyle bu cisimler zar zor görülebiliyordu. Yine de 4 Ocak’ta Kaliforniya’daki Palomar Gözlemevi’ndeki gökbilimciler bir tanesini net bir şekilde gözlemledi. Bu, 2020 AV2 adı verilen ve Güneş’in etrafında 151 günlük bir yörünge çizen 1.5 kilometre genişliğinde bir asteroitti. Romanya Akademisi Astronomi Enstitüsü’nden araştırmacı Marcel Popescu ve meslektaşları, 2020 AV2’nin nelerden oluştuğunu öğrenmek için asteroitin yansıyan ışığını ayırmak ve kimyasal bileşime ipucu olan emilim hatlarını ortaya çıkarmak için Kanarya Adaları’ndaki teleskopları kullandı. Ekip, 18 Haziran’da Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayımladıkları makalede, Dünya’nın mantosunda ve diğer bazı gezegenlerde de önemli bir mineral olan olivinin izini buldular. Popescu, “Kesinlikle olivin egemen bir asteroit olduğunu söyleyemiyoruz ama olivin, yüzeyinde bol miktarda bulunuyor.” ifadelerini kullandı. Madrid Complutense Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarı Carlos ve Raul de la Fuente Marcos tarafından yapılan ayrı çalışmalar, 2020 AV2’nin büyük olasılıkla ana asteroit kuşağıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Yani ona benzer bir dizi asteroit daha olabilir. Jüpiter’le yerçekimi etkileşimleri, onu ve potansiyel olarak bazı komşularını Dünya’ya doğru fırlatmış olmalıydı. Orada, karasal gezegenlerle birtakım yerçekimsel etkileşimin sonucunda, muhtemelen milyonlarca yıl boyunca Venüs’ün içindeki -şimdiki- yörüngesine sürüklenmişti. Bu, Popescu’ya göre asteroitler için onlarca yıldır süren “kayıp manto” gizemini çözmek için önemli bir kanıttı. Gökbilimcilerin bu gizemi çözmekte zorlanmasının bir nedeni de “yeterince küçük” görememeleri. Olivin bakımından zengin asteroitler, daha sert demir içerikli kayalara göre daha kolay toz haline gelir. Bu da kayıp mantoların çoğunun küçük parçalar halinde olduğu anlamına gelir. Popescu, “2020 AV2, Dünya’dan daha uzak oldukları için görülmesi zor olan daha küçük, olivin açısından zengin nesnelerin gizli bir popülasyonunun uzak bir temsilcisi olabilir” diyor. *Bu yazı, HBT Dergi 225. sayıda yayınlanmıştır. Kaynak: https://www.sciencemag.org/news/2020/07/first-asteroid-found-within-venus-s-orbit-could-be-clue-missing-mantle-asteroids</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/kayip-manto-asteroitlerine-dair-ilk-ipucu-bulunmus-olabilir">“Kayıp Manto” asteroitlerine dair ilk ipucu bulunmuş olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gökbilimciler, bu yılın başlarında Venüs’ün yörüngesinde tuhaf bir asteroit keşfetti. Küçük bir dağdan daha büyük olmayan bu asteroidin ne olduğu, bir süredir devam eden çalışmayla birlikte şimdi netlik kazandı.</p>
<p>Çalışmaya göre bu asteroit, Dünya’daki derin kayalarının çoğunu oluşturan olivin (magnezyum ve demirin silikatı) minerali açısından zengin gibi görünüyordu. Bazı gökbilimciler, bunun Güneş Sistemi’nin oluşumunda meydana gelen ve asla düzgün bir şekilde gözlemlenemeyen daha büyük bir asteroit kümesi için bir ipucu olabileceğini düşünüyor.</p>
<p>Gökbilimciler zaten uzun zamandır Venüs’ün yörüngesindeki Vatiras adı verilen, kısa ömürlü nesnelerin daha da küçük bir nüfusunun varlığından şüpheleniyordu. Ancak onları tespit etmekte zorluk yaşıyorlardı. Çünkü Güneş’in parlaması sebebiyle bu cisimler zar zor görülebiliyordu. Yine de 4 Ocak’ta Kaliforniya’daki Palomar Gözlemevi’ndeki gökbilimciler bir tanesini net bir şekilde gözlemledi. Bu, 2020 AV2 adı verilen ve Güneş’in etrafında 151 günlük bir yörünge çizen 1.5 kilometre genişliğinde bir asteroitti.</p>
<p>Romanya Akademisi Astronomi Enstitüsü’nden araştırmacı Marcel Popescu ve meslektaşları, 2020 AV2’nin nelerden oluştuğunu öğrenmek için asteroitin yansıyan ışığını ayırmak ve kimyasal bileşime ipucu olan emilim hatlarını ortaya çıkarmak için Kanarya Adaları’ndaki teleskopları kullandı. Ekip, 18 Haziran’da Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayımladıkları makalede, Dünya’nın mantosunda ve diğer bazı gezegenlerde de önemli bir mineral olan olivinin izini buldular. Popescu, “Kesinlikle olivin egemen bir asteroit olduğunu söyleyemiyoruz ama olivin, yüzeyinde bol miktarda bulunuyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Madrid Complutense Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarı Carlos ve Raul de la Fuente Marcos tarafından yapılan ayrı çalışmalar, 2020 AV2’nin büyük olasılıkla ana asteroit kuşağıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Yani ona benzer bir dizi asteroit daha olabilir.</p>
<p>Jüpiter’le yerçekimi etkileşimleri, onu ve potansiyel olarak bazı komşularını Dünya’ya doğru fırlatmış olmalıydı. Orada, karasal gezegenlerle birtakım yerçekimsel etkileşimin sonucunda, muhtemelen milyonlarca yıl boyunca Venüs’ün içindeki -şimdiki- yörüngesine sürüklenmişti. Bu, Popescu’ya göre asteroitler için onlarca yıldır süren “kayıp manto” gizemini çözmek için önemli bir kanıttı.</p>
<p>Gökbilimcilerin bu gizemi çözmekte zorlanmasının bir nedeni de “yeterince küçük” görememeleri. Olivin bakımından zengin asteroitler, daha sert demir içerikli kayalara göre daha kolay toz haline gelir. Bu da kayıp mantoların çoğunun küçük parçalar halinde olduğu anlamına gelir.</p>
<p>Popescu, “2020 AV2, Dünya’dan daha uzak oldukları için görülmesi zor olan daha küçük, olivin açısından zengin nesnelerin gizli bir popülasyonunun uzak bir temsilcisi olabilir” diyor.</p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi 225. sayıda yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><strong>Kaynak: </strong><strong><a href="https://www.sciencemag.org/news/2020/07/first-asteroid-found-within-venus-s-orbit-could-be-clue-missing-mantle-asteroids">https://www.sciencemag.org/news/2020/07/first-asteroid-found-within-venus-s-orbit-could-be-clue-missing-mantle-asteroids</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/kayip-manto-asteroitlerine-dair-ilk-ipucu-bulunmus-olabilir">“Kayıp Manto” asteroitlerine dair ilk ipucu bulunmuş olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29436</post-id>	</item>
		<item>
		<title>NASA&#8217;da Juno bayramı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/nasada-juno-bayrami</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2016 11:24:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[juno]]></category>
		<category><![CDATA[jüpiter]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3027</guid>

					<description><![CDATA[<p>NASA, Juno uzay aracının Jüpiter yörüngesine başarıyla girişini kutluyor. ABD&#8217;nin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz&#8217;da (Türkiye saatiyle 5 Temmuz sabahı) yapılan kritik fren manevrası başarılı oldu ve Juno dev gezegen çevresindeki görevine başladı. Güneş Sistemi&#8217;nin en büyük gezegeni Jüpiter, daha önce dokuz farklı uzay seferinde incelenmişti. Bunlardan ilki, 1973&#8217;te gezegenin yanından uçarak resimlerini çeken Pioneer (&#8220;Öncü&#8221;) 10 sondasıydı. 1974&#8217;te Pioneer 11, 1979&#8217;da da Voyager (&#8220;Gezgin&#8221;) 1 ve Voyager 2 sondaları benzer &#8220;yanından uçuş&#8221; görevleri gerçekleştirdiler. Jüpiter&#8217;in halkaları ve uydularındaki yanardağlar bu seferler sırasında keşfedildi. Jüpiter büyük kütlesi nedeniyle asıl hedefi başka olan uzay araçlarının da uğrak yeri. &#8220;Yerçekimi yardımı&#8221; denen bir yöntemle uzay araçları büyük gökcisimlerinin yanından doğru açıyla savrularak onlardan enerji &#8220;çalabiliyor&#8221; ve kimi hızlanma veya yavaşlama manevraları bu yöntemle yakıt gerektirmeden yapılabiliyor. 1992&#8217;de (asıl görevi Güneş&#8217;i &#8220;yukarıdan&#8221; incelemek olan) Ulysses, 2000&#8217;de Satürn araştırma aracı Cassini, 2007&#8217;de de Plüton&#8217;a çabucak ulaşmak için enerjiye gereksinen New Horizons (&#8220;Yeni Ufuklar&#8221;) sondaları bu amaçla Jüpiter&#8217;in yanından dolandılar ve bu sırada inceleme yapmayı da ihmal etmediler. &#8220;Yanından uçuş&#8221; tekniğiyle gökcisimleri çok kısa bir süre için incelenebiliyor: Sonda yıldırım hızıyla uçarak geliyor, gezegenin yanından geçtiği birkaç saat içinde yapabildiği kadar gözlem yapıyor, sonra uçup gidiyor. Tam o sırada bir arıza olsa yılların emeği boşa gidiyor. (Geçen yıl bugünlerde New Horizons&#8217;un Plüton&#8217;a varmasına bir gün kala bilgisayarı durunca herkesin yüreği ağzına gelmişti.) Gezegenin yörüngesine girip orada yıllarca dolaşacak sondalar çok daha detaylı inceleme yapabiliyor. Ama yörüngeye girmek yanından uçmaktan daha zor ve masraflı, çünkü uzayda fren yapmak, yeryüzündekinin aksine, hızlanmak için harcadığınız kadar enerji harcamanızı gerektiriyor. (Dünya&#8217;da sürtünme sayesinde yavaşlamak pek problem olmuyor!) Yani hedefinizin çevresinde yörüngeye girmek için uygun zamanda uygun güçte bir roketi gidiş yönünüze doğru ateşleyerek &#8220;fren&#8221; yapmanız gerekiyor. Salı sabahı Juno&#8217;nun başarıyla gerçekleştirdiği manevra bu. 1995&#8217;te Galileo sondası Jüpiter&#8217;in yörüngesine giren ilk uzay aracı olmuş ve sonraki 7 yıl boyunca gezegen ve uyduları hakkında eşsiz bilgiler göndermişti. Galileo Jüpiter atmosferinde neredeyse bir saat boyunca dayanan bir iniş modülünü de gezegene yollamıştı. Başarılı bir görevden sonra 2003&#8217;te manevra yakıtı bitmeye yüz tutan Galileo, üzerinde taşıyor olabileceği bakterilerin Jüpiter&#8217;in hayat barındırabilecek uydularına bulaşmaması için kontrollü olarak gezegene düşürüldü. Juno bu uzaklığa gidebilen araçlar arasında sistemleri nükleer enerjiyle değil, Güneş enerjisiyle çalışan ilk sonda. &#8220;İntihar dalışı&#8221; yapanları saymazsak yörüngesi sırasında kendisinden önceki rekorun onda biri kadar bir mesafeye dek gezegene yaklaşacak ve bulutların altında neler olduğunu inceleyecek. Acaba Jüpiter&#8217;in katı bir çekirdeği var mı? Bu sorunun cevabı Güneş Sistemi&#8217;nin evrimi sırasında Jüpiter&#8217;in Güneş&#8217;e başka bir mesafede oluşup sonra zamanla şimdiki yörüngesine vardığı yolundaki tezin sınanması açısından önemli. Gezegenin korkunç radyasyon kuşağına sıkça girip çıkacağı için, ne kadar zırhlanmış olsa da, Juno&#8217;nun Galileo kadar uzun dayanması beklenmiyor. Görevi bittiğinde o da Jüpiter&#8217;e çarptırılacak. Cem Say / @say_cem</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/nasada-juno-bayrami">NASA&#8217;da Juno bayramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NASA, Juno uzay aracının Jüpiter yörüngesine başarıyla girişini kutluyor. ABD&#8217;nin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz&#8217;da (Türkiye saatiyle 5 Temmuz sabahı) yapılan kritik fren manevrası başarılı oldu ve Juno dev gezegen çevresindeki görevine başladı.</p>
<p>Güneş Sistemi&#8217;nin en büyük gezegeni Jüpiter, daha önce dokuz farklı uzay seferinde incelenmişti. Bunlardan ilki, 1973&#8217;te gezegenin yanından uçarak resimlerini çeken Pioneer (&#8220;Öncü&#8221;) 10 sondasıydı. 1974&#8217;te Pioneer 11, 1979&#8217;da da Voyager (&#8220;Gezgin&#8221;) 1 ve Voyager 2 sondaları benzer &#8220;yanından uçuş&#8221; görevleri gerçekleştirdiler. Jüpiter&#8217;in halkaları ve uydularındaki yanardağlar bu seferler sırasında keşfedildi.</p>
<p>Jüpiter büyük kütlesi nedeniyle asıl hedefi başka olan uzay araçlarının da uğrak yeri. &#8220;Yerçekimi yardımı&#8221; denen bir yöntemle uzay araçları büyük gökcisimlerinin yanından doğru açıyla savrularak onlardan enerji &#8220;çalabiliyor&#8221; ve kimi hızlanma veya yavaşlama manevraları bu yöntemle yakıt gerektirmeden yapılabiliyor. 1992&#8217;de (asıl görevi Güneş&#8217;i &#8220;yukarıdan&#8221; incelemek olan) Ulysses, 2000&#8217;de Satürn araştırma aracı Cassini, 2007&#8217;de de Plüton&#8217;a çabucak ulaşmak için enerjiye gereksinen New Horizons (&#8220;Yeni Ufuklar&#8221;) sondaları bu amaçla Jüpiter&#8217;in yanından dolandılar ve bu sırada inceleme yapmayı da ihmal etmediler.</p>
<p>&#8220;Yanından uçuş&#8221; tekniğiyle gökcisimleri çok kısa bir süre için incelenebiliyor: Sonda yıldırım hızıyla uçarak geliyor, gezegenin yanından geçtiği birkaç saat içinde yapabildiği kadar gözlem yapıyor, sonra uçup gidiyor. Tam o sırada bir arıza olsa yılların emeği boşa gidiyor. (Geçen yıl bugünlerde New Horizons&#8217;un Plüton&#8217;a varmasına bir gün kala bilgisayarı durunca herkesin yüreği ağzına gelmişti.) Gezegenin yörüngesine girip orada yıllarca dolaşacak sondalar çok daha detaylı inceleme yapabiliyor. Ama yörüngeye girmek yanından uçmaktan daha zor ve masraflı, çünkü uzayda fren yapmak, yeryüzündekinin aksine, hızlanmak için harcadığınız kadar enerji harcamanızı gerektiriyor. (Dünya&#8217;da sürtünme sayesinde yavaşlamak pek problem olmuyor!) Yani hedefinizin çevresinde yörüngeye girmek için uygun zamanda uygun güçte bir roketi gidiş yönünüze doğru ateşleyerek &#8220;fren&#8221; yapmanız gerekiyor. Salı sabahı Juno&#8217;nun başarıyla gerçekleştirdiği manevra bu.</p>
<p>1995&#8217;te Galileo sondası Jüpiter&#8217;in yörüngesine giren ilk uzay aracı olmuş ve sonraki 7 yıl boyunca gezegen ve uyduları hakkında eşsiz bilgiler göndermişti. Galileo Jüpiter atmosferinde neredeyse bir saat boyunca dayanan bir iniş modülünü de gezegene yollamıştı. Başarılı bir görevden sonra 2003&#8217;te manevra yakıtı bitmeye yüz tutan Galileo, üzerinde taşıyor olabileceği bakterilerin Jüpiter&#8217;in hayat barındırabilecek uydularına bulaşmaması için kontrollü olarak gezegene düşürüldü.</p>
<p>Juno bu uzaklığa gidebilen araçlar arasında sistemleri nükleer enerjiyle değil, Güneş enerjisiyle çalışan ilk sonda. &#8220;İntihar dalışı&#8221; yapanları saymazsak yörüngesi sırasında kendisinden önceki rekorun onda biri kadar bir mesafeye dek gezegene yaklaşacak ve bulutların altında neler olduğunu inceleyecek. Acaba Jüpiter&#8217;in katı bir çekirdeği var mı? Bu sorunun cevabı Güneş Sistemi&#8217;nin evrimi sırasında Jüpiter&#8217;in Güneş&#8217;e başka bir mesafede oluşup sonra zamanla şimdiki yörüngesine vardığı yolundaki tezin sınanması açısından önemli. Gezegenin korkunç radyasyon kuşağına sıkça girip çıkacağı için, ne kadar zırhlanmış olsa da, Juno&#8217;nun Galileo kadar uzun dayanması beklenmiyor. Görevi bittiğinde o da Jüpiter&#8217;e çarptırılacak.</p>
<p>Cem Say / <a href="https://twitter.com/say_cem">@say_cem</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/nasada-juno-bayrami">NASA&#8217;da Juno bayramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3027</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Babilliler, Jüpiter’i kil tabletlere kaydetmişler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/babilliler-jupiteri-kil-tabletlere-kaydetmisler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2016 14:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[babilliler]]></category>
		<category><![CDATA[jüpiter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=587</guid>

					<description><![CDATA[<p>2200 yıl önceden bahsediyoruz! Avrupa henüz bilimde yaya iken, Babilliler bugünkü çağdaş gökbilimin temellerini atıyordu. Jüpiter’in hareketleri tabletlerde bulundu! Ayrıca geometri bilgisini de kullanmışlar. Londra’daki Britisch Museum’daki çivi yazılarını inceleyen Mathieu Ossendrijiver (Berlin Humboldt Üniversitesi) Babillilerin en azından Jüpiter’in yörüngesindeki hareketi geometri yardımıyla hesapladıklarını buldu. Bugüne dek bu tür hesaplamaların 14.yy’da yapıldığı ve eski Doğu’daki astronomların sadece aritmetik hesaplar yaptıkları sanılıyordu diyor Ossendrijiver, Science dergisinde. Araştırmacı, İ.Ö.350-50 yıllarına ait kil tabletlerini inceledi. Gerçi tabletlerde çizimler bulunmuyor ama metinlerde, alanı hesaplanan biçimin trapez olduğu anlaşılmakta. Babilli astronomların en azından zaman zaman geometriden yararlandıkları görüldü. Tabletler üzerinde Jüpiter’in yörüngesi üzerindeki pozisyon değişimi günden güne hesaplanarak, kaydedilmiş. Diğer gezegenler de kil tabletlere yazılmı mı bilinmiyor. Ama Babillilerin o zamanki koruyucu tanrıları Marduk idi ve Marduk’un da göksel göstergesi Jüpiter gezegeniydi. Bu nedenle Jüpiter’in hareketlerini izliyorlardı. Babilliler gezegenin devinimini izleme konusundaki ustalaştıkları anlaşılıyor. Babilli gökbilimciler tarihleri İ.Ö 350 ile İ.Ö 50 yılları arasında değişen küçük kil tabletler üzerindeki yazıtlardan yola çıkarak gezegenin izlediği yol ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyorlardı. Babilli gökbilimcilerin Jüpiter’in geceleri gökyüzünde arka plandaki yıldızlara göre devinimini tanımlamada ileri düzeyde bir tür geometri ve trigonometriden yararlandıkları belirtiliyor. Bugüne dek bu türde bir matematiksel yöntem Babillilerden yaklaşık 15. yüzyıl sonra yaşayan Avrupalılara mal edilmekteydi. Çağdaş sayılabilecek bir yöntem Science (29 Ocak 2016) dergisindeki makalesinde, Berlin Humboldt Üniversitesi profesörlerinden Mathieu Ossendrijver, “Gerçekten de son derece şaşırtıcı bir bulgu bu. Zamana karşı hızın bir grafikle tanımlandığı bu hesaplama yöntemi oldukça çağdaş bir yöntem,” diyor. Başka dört tablet üzerindeki matematiksel hesaplamalar, Babillilerin böyle bir grafik eğrisinin altındaki alanın yol alınan uzaklığı temsil ettiğinin ayırdında olduklarını gösteriyor. New York Üniversitesi Antik Dünya Araştırma Enstitüsü profesörlerinden Alexander Jones, New York Times’a verdiği demeçte, “Kanımca bu olağanüstü bir buluş. Metin bunu açıkça gözler önüne seriyor,” diyor. Matematikte de ustaydılar Babil, Irak sınırları içinde Bağdat’ın güneyinde bulunuyor. Ticaret ve bilimin merkezlerinden, son derece gelişmiş büyük bir kentti. İ.Ö 1800-1600 yılları arasında yaşayan erken dönem Babilli matematikçiler, örneğin, bir yamuğun alanını hesaplamayı, dahası bir yamuğu, alanları eşit iki küçük yamuğa bölmeyi bile biliyorlardı. Babilliler matematiksel becerilerinden çoğunlukla, bir arazinin büyüklüğünü hesaplamak gibi, günlük sıradan işlemlerde yararlanıyorlardı. Ancak daha geç döneme ait Babil tabletlerinde gökbilimsel gözlemlerle ilgili birtakım yamuk hesaplamaları olduğu görülüyor. 1950’lerde Avusturya kökenli Amerikalı matematikçi ve bilim tarihçisi Otto. E. Neugebauer bu tabletlerden ikisindeki metinleri çözdü. Ossendrijver da son araştırmasında iki tableti daha çözdü.  Ne var ki, Babilli gökbilimcilerin neyin hesaplamasını yaptıkları konusu yine de açıklığa kavuşturulamadı. JÜPİTER İLE İLGİLİ HESAPLAMALAR Geçtiğimiz yıl Ossendrijver’i ziyaret eden bir kişi ona şimdilerde Londra’daki British Museum’da bulunan Babil tabletlerinin fotoğraflarını gösterdi. Ossendrijver bunların arasında daha önce hiç görmediği bir tablete tanık oldu. Üzerinde çivi yazıları olan bu tablette yamuklardan söz edilmiyor, ancak Jüpiter’in devinimiyle ilgili kayıtlara yer veriliyor ve buradaki sayılar yamuk hesaplamalarını içeren tabletlerdeki sayılarla eşleşiyordu. Ossendrijver bu hesaplamaların Jüpiter ile ilgili olduğundan artık emindi. Jüpiter geceleri gökyüzünde ilk belirdiğinde arka plandaki yıldızlara göre belli bir hızla yol alır. Jüpiter ile Dünya sürekli olarak kendi yörüngelerinde yol aldıklarından, Dünya’dan bakıldığında Jüpiter’in hızı yavaşlamış gibi görünür ve gökyüzünde belirmesinden 120 gün sonra duruşa geçerek ters yönde yol almaya başlar. DÖNEMLERİNİN ÇOK İLERİSİNDE Ossendrijver geçtiğimiz Eylül British Museum’a giderek 19.yüzyılın sonlarında yapılan kazılarda bulunan tabletleri yakından izledi. Yeni tabletin yakından incelenmesi sonucunda Babillilerin Jüpiter’in gökyüzünde belirmesinden 60 gün sonraki konumuna dek izlediği yolu hesapladıklarını doğrulamış oldu. Yamuğu alanları eşit iki yamuğa bölme yönteminden yararlanarak, Babilliler daha sonra Jüpiter’in bu yolun yarısını ne kadar zamanda tamamladığını hesaplamışlardı. Ossendrijver bu hesaplamaların ardında yatan gökbilimsel, ya da yıldız bilimsel dürtünün ne olduğu konusunda bir bilgisi olmadığını belirterek, “O dönemde başka yerde bilinmeyen soyut bir kavramdı bu. Eski Yunanlı gökbilimciler ve matematikçilerde hız, zaman ve alınan yolu birbirine bağlayan bu türde soyut yapılandırmalara hiç tanık olunmadı. Bugüne dek bu tür hesaplamaların ancak 14.yüzyılda İngiliz ve Fransız bilim insanları tarafından yapıldığına inanılıyordu. Ortaçağ matematikçileri ya henüz bilinmeyen Babil metinlerini görüp esinlenmiş,  ya da aynı yöntemi kendi başlarına geliştirmiş olmalılar,” diye ekliyor. Rita Urgan The New York Times/ 28 Ocak 2016</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/babilliler-jupiteri-kil-tabletlere-kaydetmisler">Babilliler, Jüpiter’i kil tabletlere kaydetmişler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2200 yıl önceden bahsediyoruz! Avrupa henüz bilimde yaya iken, Babilliler bugünkü çağdaş gökbilimin temellerini atıyordu. Jüpiter’in hareketleri tabletlerde bulundu! Ayrıca geometri bilgisini de kullanmışlar.</strong></p>
<p>Londra’daki Britisch Museum’daki çivi yazılarını inceleyen Mathieu Ossendrijiver (Berlin Humboldt Üniversitesi) Babillilerin en azından Jüpiter’in yörüngesindeki hareketi geometri yardımıyla hesapladıklarını buldu. Bugüne dek bu tür hesaplamaların 14.yy’da yapıldığı ve eski Doğu’daki astronomların sadece aritmetik hesaplar yaptıkları sanılıyordu diyor Ossendrijiver, Science dergisinde.</p>
<p>Araştırmacı, İ.Ö.350-50 yıllarına ait kil tabletlerini inceledi. Gerçi tabletlerde çizimler bulunmuyor ama metinlerde, alanı hesaplanan biçimin trapez olduğu anlaşılmakta. Babilli astronomların en azından zaman zaman geometriden yararlandıkları görüldü. Tabletler üzerinde Jüpiter’in yörüngesi üzerindeki pozisyon değişimi günden güne hesaplanarak, kaydedilmiş.</p>
<p>Diğer gezegenler de kil tabletlere yazılmı mı bilinmiyor. Ama Babillilerin o zamanki koruyucu tanrıları Marduk idi ve Marduk’un da göksel göstergesi Jüpiter gezegeniydi. Bu nedenle Jüpiter’in hareketlerini izliyorlardı. Babilliler gezegenin devinimini izleme konusundaki ustalaştıkları anlaşılıyor. Babilli gökbilimciler tarihleri İ.Ö 350 ile İ.Ö 50 yılları arasında değişen küçük kil tabletler üzerindeki yazıtlardan yola çıkarak gezegenin izlediği yol ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyorlardı.</p>
<p>Babilli gökbilimcilerin Jüpiter’in geceleri gökyüzünde arka plandaki yıldızlara göre devinimini tanımlamada ileri düzeyde bir tür geometri ve trigonometriden yararlandıkları belirtiliyor. Bugüne dek bu türde bir matematiksel yöntem Babillilerden yaklaşık 15. yüzyıl sonra yaşayan Avrupalılara mal edilmekteydi.</p>
<p><strong>Çağdaş sayılabilecek bir yöntem</strong></p>
<p><em>Science</em> (29 Ocak 2016) dergisindeki makalesinde, Berlin Humboldt Üniversitesi profesörlerinden <strong>Mathieu Ossendrijver</strong>, “Gerçekten de son derece şaşırtıcı bir bulgu bu. Zamana karşı hızın bir grafikle tanımlandığı bu hesaplama yöntemi oldukça çağdaş bir yöntem,” diyor.</p>
<p>Başka dört tablet üzerindeki matematiksel hesaplamalar, Babillilerin böyle bir grafik eğrisinin altındaki alanın yol alınan uzaklığı temsil ettiğinin ayırdında olduklarını gösteriyor. New York Üniversitesi Antik Dünya Araştırma Enstitüsü profesörlerinden <strong>Alexander Jones,</strong> New York Times’a verdiği demeçte, “Kanımca bu olağanüstü bir buluş. Metin bunu açıkça gözler önüne seriyor,” diyor.</p>
<p><strong>Matematikte de ustaydılar</strong></p>
<p>Babil, Irak sınırları içinde Bağdat’ın güneyinde bulunuyor. Ticaret ve bilimin merkezlerinden, son derece gelişmiş büyük bir kentti. İ.Ö 1800-1600 yılları arasında yaşayan erken dönem Babilli matematikçiler, örneğin, bir yamuğun alanını hesaplamayı, dahası bir yamuğu, alanları eşit iki küçük yamuğa bölmeyi bile biliyorlardı.</p>
<p>Babilliler matematiksel becerilerinden çoğunlukla, bir arazinin büyüklüğünü hesaplamak gibi, günlük sıradan işlemlerde yararlanıyorlardı. Ancak daha geç döneme ait Babil tabletlerinde gökbilimsel gözlemlerle ilgili birtakım yamuk hesaplamaları olduğu görülüyor.</p>
<p>1950’lerde Avusturya kökenli Amerikalı matematikçi ve bilim tarihçisi <strong>Otto. E. Neugebauer </strong>bu tabletlerden ikisindeki metinleri çözdü. Ossendrijver da son araştırmasında iki tableti daha çözdü.  Ne var ki, Babilli gökbilimcilerin neyin hesaplamasını yaptıkları konusu yine de açıklığa kavuşturulamadı.</p>
<p>JÜPİTER İLE İLGİLİ HESAPLAMALAR</p>
<p>Geçtiğimiz yıl Ossendrijver’i ziyaret eden bir kişi ona şimdilerde Londra’daki British Museum’da bulunan Babil tabletlerinin fotoğraflarını gösterdi. Ossendrijver bunların arasında daha önce hiç görmediği bir tablete tanık oldu. Üzerinde çivi yazıları olan bu tablette yamuklardan söz edilmiyor, ancak Jüpiter’in devinimiyle ilgili kayıtlara yer veriliyor ve buradaki sayılar yamuk hesaplamalarını içeren tabletlerdeki sayılarla eşleşiyordu. Ossendrijver bu hesaplamaların Jüpiter ile ilgili olduğundan artık emindi.</p>
<p>Jüpiter geceleri gökyüzünde ilk belirdiğinde arka plandaki yıldızlara göre belli bir hızla yol alır. Jüpiter ile Dünya sürekli olarak kendi yörüngelerinde yol aldıklarından, Dünya’dan bakıldığında Jüpiter’in hızı yavaşlamış gibi görünür ve gökyüzünde belirmesinden 120 gün sonra duruşa geçerek ters yönde yol almaya başlar.</p>
<p>DÖNEMLERİNİN ÇOK İLERİSİNDE</p>
<p>Ossendrijver geçtiğimiz Eylül British Museum’a giderek 19.yüzyılın sonlarında yapılan kazılarda bulunan tabletleri yakından izledi. Yeni tabletin yakından incelenmesi sonucunda Babillilerin Jüpiter’in gökyüzünde belirmesinden 60 gün sonraki konumuna dek izlediği yolu hesapladıklarını doğrulamış oldu. Yamuğu alanları eşit iki yamuğa bölme yönteminden yararlanarak, Babilliler daha sonra Jüpiter’in bu yolun yarısını ne kadar zamanda tamamladığını hesaplamışlardı. Ossendrijver bu hesaplamaların ardında yatan gökbilimsel, ya da yıldız bilimsel dürtünün ne olduğu konusunda bir bilgisi olmadığını belirterek, “O dönemde başka yerde bilinmeyen soyut bir kavramdı bu. Eski Yunanlı gökbilimciler ve matematikçilerde hız, zaman ve alınan yolu birbirine bağlayan bu türde soyut yapılandırmalara hiç tanık olunmadı. Bugüne dek bu tür hesaplamaların ancak 14.yüzyılda İngiliz ve Fransız bilim insanları tarafından yapıldığına inanılıyordu. Ortaçağ matematikçileri ya henüz bilinmeyen Babil metinlerini görüp esinlenmiş,  ya da aynı yöntemi kendi başlarına geliştirmiş olmalılar,” diye ekliyor.</p>
<p>Rita Urgan</p>
<p>The New York Times/ 28 Ocak 2016</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/babilliler-jupiteri-kil-tabletlere-kaydetmisler">Babilliler, Jüpiter’i kil tabletlere kaydetmişler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">587</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
