<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kan grubu arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kan-grubu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kan-grubu</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2020 14:03:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Koronavirüsten herkese mektup var!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/koronavirusten-herkese-mektup-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2020 14:03:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bunamak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[tekerlek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=18044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüsten mektup var&#8230;Öyle ya haftalardır tek ve en yaşamsal gündem maddemiz, ölümcül korkumuz, acımız, kısıtlanan özgürlüğümüz&#8230; Ey insanoğlu önce beni, kendini, evrimi ve evreni tanı diye başlıyor mektubuna&#8230; Prof. Dr. Şefik Alkan mektubu kaleme alan kişi. Bir bilim adamı, aşılar ve bağışıklık üzerine önemli çalışmaları var. Ve ‘Bağışıklığı Anlamak” adlı bir de kitabı. En önemli konu bağışıklık Bağışıklık sistemimiz bizlerle birlikte yaşlanıyor ve zayıf düşüyor. Araştırmalar kişinin immün yaşının kronolojik yaşından önemli olduğunu ortaya koyuyor. 60 yaş bağışıklık sistemi için bir dönüm noktası. Bu yaştaki bazı insanların bağışıklık yaşı 40 olabilirken, başkalarınınki 80’e çıkabiliyor. Ve iyi haber bu gidişatı tersine çevirecek çok sayıda çözüm var. Reyhan Oksay derledi&#8230; Son araştırmalar COVİD-19’un gripten 20 kat daha öldürücü ve bulaşıcı olduğunu, Ebola’dan çok daha tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün, diğer salgınlarla mücadele için daha düşük bütçeler talep ederken, yeni koronavirüsle mücadele için 675 milyon dolar gibi daha yüksek bir bütçe talep etmesi ve Covid-19’un bulaştığında ölüm oranı düşük olmasına rağmen daha çok insanı enfekte edebilmesi, devam eden salgının boyutunu ortaya koyuyor. Batuhan Sarıcan derledi. Neden Evde Kal Türkiye? Sosyal Yalıtım Sağlanmazsa Kovid Salgınının nasıl gelişeceği üzerine matematiksel modellemelerden birini de MEF Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Giz hazırladı&#8230; Önemli bir grafik bilgi var. Ülkelerin sıkı karantina kararlarını ölü sayıları kaça çıktığında aldıklarına ve bunun sonuçlarına ilişkin. Güney Kore, Hong Kong, Japonya, Singapur nasıl yayılımı sınırladı, salgın yavaşladı görüyoruz çarpıcı grafikte. İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ilaç ve aşı için devrede: Merkezin direktörü Prof. Dr. Mehmet Öztürk:”‘Birkaç ay içinde korona ilacı üretebiliriz. Hedeflerimizden birisi dolaşımdaki virüsü yakalayıp yok eden antikor benzeri ilaçlar geliştirmek. Bu hedefe bir kaç ay içinde ulaşabilirsek kendimizi başarılı hissedebiliriz. Kullanacağımız silahları tasarladık. Yakında imalat aşamasına geçeceğiz’ diyor. Orhan Bursalı sordu, Öztürk yanıtladı. Korana günlerinde ev hijyeni Koronavirüsün yüzeylerde ne kadar süre kaldığı ve bu yüzeylerin nasıl dezenfekte edileceği konusunda birçok görüş var. Ancak yanlış bildiğiniz ve uyguladığınız bazı şeyler hayatınızı tehlikeye atabilir. İşte birkaç soru ve analizle virüsle mücadelenin hijyen yönü. Tanol Türkoğlu ‘Temel soru artık şu: “Bu işi yapmak için fiziksel olarak bir araya gelmemiz gerekiyor mu?’ diye soruyor dijitalin ikinci keşfi başlıklı yazısında. Dijital Çiftlikler, IBM’nin nasıl kendi yarattığı canavara yenik düşmesi, internet yasakları ve daha bir dijital dünya gelişmesi Tanol Türkoğlu’nun Dijitalem’inde&#8230; Prof. Dr. Güven Erbil Korana günlerinde bilim ve bilimselliğin üzerine yazdı&#8230; Bunama ile ilgili bir süredir sürdürdüğümüz yazı serisinde bu hafta zihni bulanık kişinin bakımının nasıl yapılması gerektiğini okuyacaksınız. Mustafa Çetiner “el yıkamanın babası” olarak tanımlanan Doktor Ignaz Philipp Semmelweis’ı yazdı. Semmelweiss, bize bilimsel olarak “ellerinizi yıkayın“ diyen ve bu nedenle de büyük bir bedel ödemek zorunda kalmış, idealist bir bilim insanıydı. Hazin ve düşündürücü bir öyküsü var. ‘Düşünce Özgürdür’ başlıklı yazısında Doğan Kuban hoca müziğin özgürleştirici rolünü irdeliyor. Ali Akurgal aynı köşeyi dönüşümlü paylaştığı Müfit Aksoy ile “Ulusal teknoloji politikamızı oluşturmaya sıra gelmedi mi?” tartışmasını tatlı tatlı sürdürüyor&#8230; Efendim, Akurgal geçen yıl bir iddia ile ortaya çıkmıştı: “öyle bir sıfırdan teknoloji yaratırım ki, devrimci olur, kullanılması çok ekonomik yarar getirir ama bizim 5 babayiğit dönüp bakmaz bile” demişti. O yarattı patentini aldı ama dediği gibi dönüp bakan olmadı. Bundan sonra ne olacağını ise şöyle anlatıyor: Patent Türkiye’de geçerli olacak, biz Türk firmaları bunu kullanmayacağız, ama tüm ayrıntıları patentte yer aldığı için isteyen yabancı, 5 kuruş ödemeden bunu kullanabilecek. Sizler de o arabaları alıp paşa paşa süreceksiniz&#8230; Prof. Dr. Lale Akarun yüksek öğretimde kadın nerede yazısında kadın akademisyen verilerini değerlendirirken bir de öneride bulunuyor; artık düzenli olarak “akademide kadın katılımı endeksi” yayınlanmasını&#8230; Çocuklar için oyunun önemi Kültür Üniversitesi’nden Psikoloji Bölümü’nden Dr. Melis Yıldırım çocuğun hayatında oyunun önemini ve anne babaların yapması gerekenleri yazdı. ‘Çoğu anne baba, çocuklarının elinden akıllı telefonu hiç düşürmediğinden şikâyet ederken kendilerine dönüp hiç öz eleştiri yapmazlar’ diyerek&#8230; Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Sekreteri Mümin Yıldırım ve Tanıtım Sorumlusu Hatice Yıldırım geçen hafta başlattıkları Genç Bilim İnsanları BİSEP yazısını bu hafta da sürdürdüler. Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi’nden Gizem Kucak Toprak’ın son derece ilginç bir yazısı var. “Mekanı yazı ile anlatmak: Bir köy, bir ev, bir ihtiyar’.. Düşler gerçekten içimizdeki gizleri ortaya çıkarıyor mu? Düşlerimiz uyanıkken kafamızdan geçen düşüncelerin ve kaygıların uzantıları. Araştırmalar düşlerin genelde günlük yaşamlarımızla ilgili olası ve akla yatkın öykülerden oluştuğunu gösteriyor. Dergimizde&#8230; Bilim ve Beslenme’de geleneksel Çin tıbbının ‘kılavuz ilacı’ olarak kabul gören Meyankökü var. Denizleri virüslerden temizleyen canlılar hangileri? Kentlere uyum sağlayan kuşların sırrı ne? Murat Altaş’ın hazırladığı Hayvanlar Dünyası sayfamızda.. HBT, okurlarımızın bir kısmının belki de dergiye ulaşmakta zorlandığı bu zor günlerde yayına ara vermeyi düşünmüyor. Biliyoruz bizi etkileyecek, ama yayını hep sürdüreceğiz, sizlerin desteğiyle. Okurlarımıza kolaylık olsun diye, yüzde 10 indirimli dijital abonelik de öneriyoruz. Bilimle aydınlığa çıkacağız. Gelecek Cuma yeniden birlikte olacağız Sevgiyle kalın, bilimde kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/koronavirusten-herkese-mektup-var">Koronavirüsten herkese mektup var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-18038" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Koronavirüsten mektup var&#8230;Öyle ya haftalardır tek ve en yaşamsal gündem maddemiz, ölümcül korkumuz, acımız, kısıtlanan özgürlüğümüz&#8230; Ey insanoğlu önce beni, kendini, evrimi ve evreni tanı diye başlıyor mektubuna&#8230; Prof. Dr. Şefik Alkan mektubu kaleme alan kişi. Bir bilim adamı, aşılar ve bağışıklık üzerine önemli çalışmaları var. Ve ‘Bağışıklığı Anlamak” adlı bir de kitabı.</p>
<p><strong>En önemli konu bağışıklık </strong></p>
<p>Bağışıklık sistemimiz bizlerle birlikte yaşlanıyor ve zayıf düşüyor. Araştırmalar kişinin immün yaşının kronolojik yaşından önemli olduğunu ortaya koyuyor. 60 yaş bağışıklık sistemi için bir dönüm noktası. Bu yaştaki bazı insanların bağışıklık yaşı 40 olabilirken, başkalarınınki 80’e çıkabiliyor. Ve iyi haber bu gidişatı tersine çevirecek çok sayıda çözüm var. Reyhan Oksay derledi&#8230;</p>
<p>Son araştırmalar COVİD-19’un gripten 20 kat daha öldürücü ve bulaşıcı olduğunu, Ebola’dan çok daha tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün, diğer salgınlarla mücadele için daha düşük bütçeler talep ederken, yeni koronavirüsle<br />
mücadele için 675 milyon dolar gibi daha yüksek bir bütçe talep etmesi ve Covid-19’un bulaştığında ölüm oranı düşük olmasına rağmen daha çok insanı enfekte edebilmesi, devam eden salgının boyutunu ortaya koyuyor. Batuhan Sarıcan derledi.</p>
<p><strong>Neden Evde Kal Türkiye?</strong> Sosyal Yalıtım Sağlanmazsa Kovid Salgınının nasıl gelişeceği üzerine matematiksel<br />
modellemelerden birini de MEF Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Giz hazırladı&#8230; Önemli bir grafik bilgi var. Ülkelerin<br />
sıkı karantina kararlarını ölü sayıları kaça çıktığında aldıklarına ve bunun sonuçlarına ilişkin. Güney Kore, Hong Kong, Japonya, Singapur nasıl yayılımı sınırladı, salgın yavaşladı görüyoruz çarpıcı grafikte.</p>
<p>İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ilaç ve aşı için devrede: Merkezin direktörü Prof. Dr. Mehmet Öztürk:”‘Birkaç ay içinde korona ilacı üretebiliriz. Hedeflerimizden birisi dolaşımdaki virüsü yakalayıp yok eden antikor benzeri ilaçlar geliştirmek. Bu hedefe bir kaç ay içinde ulaşabilirsek kendimizi başarılı hissedebiliriz. Kullanacağımız silahları tasarladık. Yakında imalat aşamasına geçeceğiz’ diyor. Orhan Bursalı sordu, Öztürk yanıtladı.</p>
<p><strong>Korana günlerinde ev hijyeni</strong></p>
<p>Koronavirüsün yüzeylerde ne kadar süre kaldığı ve bu yüzeylerin nasıl dezenfekte edileceği konusunda birçok görüş var. Ancak yanlış bildiğiniz ve uyguladığınız bazı şeyler hayatınızı tehlikeye atabilir. İşte birkaç soru ve analizle virüsle mücadelenin hijyen yönü.</p>
<p>Tanol Türkoğlu ‘Temel soru artık şu: “Bu işi yapmak için fiziksel olarak bir araya gelmemiz gerekiyor mu?’ diye soruyor dijitalin ikinci keşfi başlıklı yazısında. Dijital Çiftlikler, IBM’nin nasıl kendi yarattığı canavara yenik düşmesi, internet yasakları ve daha bir dijital dünya gelişmesi Tanol Türkoğlu’nun Dijitalem’inde&#8230;</p>
<p>Prof. Dr. Güven Erbil Korana günlerinde bilim ve bilimselliğin üzerine yazdı&#8230; Bunama ile ilgili bir süredir sürdürdüğümüz yazı serisinde bu hafta zihni bulanık kişinin bakımının nasıl yapılması gerektiğini okuyacaksınız.<br />
Mustafa Çetiner “el yıkamanın babası” olarak tanımlanan Doktor Ignaz Philipp Semmelweis’ı yazdı. Semmelweiss,<br />
bize bilimsel olarak “ellerinizi yıkayın“ diyen ve bu nedenle de büyük bir bedel ödemek zorunda kalmış, idealist bir bilim insanıydı. Hazin ve düşündürücü bir öyküsü var. ‘Düşünce Özgürdür’ başlıklı yazısında Doğan Kuban hoca müziğin özgürleştirici rolünü irdeliyor.</p>
<p>Ali Akurgal aynı köşeyi dönüşümlü paylaştığı Müfit Aksoy ile “Ulusal teknoloji politikamızı oluşturmaya sıra gelmedi mi?” tartışmasını tatlı tatlı sürdürüyor&#8230; Efendim, Akurgal geçen yıl bir iddia ile ortaya çıkmıştı: “öyle bir sıfırdan teknoloji yaratırım ki, devrimci olur, kullanılması çok ekonomik yarar getirir ama bizim 5 babayiğit dönüp bakmaz bile” demişti. O yarattı patentini aldı ama dediği gibi dönüp bakan olmadı. Bundan sonra ne olacağını ise şöyle anlatıyor: Patent Türkiye’de geçerli olacak, biz Türk firmaları bunu kullanmayacağız, ama tüm ayrıntıları patentte yer aldığı için isteyen yabancı, 5 kuruş ödemeden bunu kullanabilecek. Sizler de o arabaları alıp paşa paşa süreceksiniz&#8230;</p>
<p>Prof. Dr. Lale Akarun yüksek öğretimde kadın nerede yazısında kadın akademisyen verilerini değerlendirirken bir de öneride bulunuyor; artık düzenli olarak “akademide kadın katılımı endeksi” yayınlanmasını&#8230;</p>
<p><strong>Çocuklar için oyunun önemi</strong></p>
<p>Kültür Üniversitesi’nden Psikoloji Bölümü’nden Dr. Melis Yıldırım çocuğun hayatında oyunun önemini ve anne babaların yapması gerekenleri yazdı. ‘Çoğu anne baba, çocuklarının elinden akıllı telefonu hiç düşürmediğinden<br />
şikâyet ederken kendilerine dönüp hiç öz eleştiri yapmazlar’ diyerek&#8230;</p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Sekreteri Mümin Yıldırım ve Tanıtım Sorumlusu Hatice Yıldırım<br />
geçen hafta başlattıkları Genç Bilim İnsanları BİSEP yazısını bu hafta da sürdürdüler. Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi’nden Gizem Kucak Toprak’ın son derece ilginç bir yazısı var. “Mekanı yazı ile anlatmak: Bir köy, bir ev, bir ihtiyar’.. Düşler gerçekten içimizdeki gizleri ortaya çıkarıyor mu? Düşlerimiz uyanıkken kafamızdan geçen düşüncelerin ve kaygıların uzantıları. Araştırmalar düşlerin genelde günlük yaşamlarımızla ilgili olası ve akla yatkın öykülerden oluştuğunu gösteriyor. Dergimizde&#8230;</p>
<p>Bilim ve Beslenme’de geleneksel Çin tıbbının ‘kılavuz ilacı’ olarak kabul gören Meyankökü var. Denizleri virüslerden<br />
temizleyen canlılar hangileri? Kentlere uyum sağlayan kuşların sırrı ne? Murat Altaş’ın hazırladığı Hayvanlar Dünyası sayfamızda..</p>
<p>HBT, okurlarımızın bir kısmının belki de dergiye ulaşmakta zorlandığı bu zor günlerde yayına ara vermeyi düşünmüyor. Biliyoruz bizi etkileyecek, ama yayını hep sürdüreceğiz, sizlerin desteğiyle. Okurlarımıza kolaylık olsun diye, yüzde 10 indirimli dijital abonelik de öneriyoruz.</p>
<p>Bilimle aydınlığa çıkacağız. Gelecek Cuma yeniden birlikte olacağız Sevgiyle kalın, bilimde kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/koronavirusten-herkese-mektup-var">Koronavirüsten herkese mektup var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18044</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 210. Sayı – 3 Nisan 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-210-sayi-3-nisan-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2020 12:23:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[bunamak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[tekerlek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=18025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronadan herkese mektup var: Bu savaş nereden çıktı bilin istiyorum! Mehmet Öztürk: Birkaç ay içinde korona ilacı üreteceğiz! Bağışıklık sistemimizi gençleştirmek elimizde Neden evde kalmalıyız? &#8211; Ahmet Giz Toplumun tam izolasyonu olmazsa durum vahim! Hangi ülke karantina kararını hangi aşamada aldı? Virüsle mücadelede ev hijyeni Düşünce özgürdür! &#8211; Doğan Kuban Dijitalin (ikinci) keşfi &#8211; Tanol Türkoğlu Bilim Teknoloji politikaları &#8211; Ali Akurgal El yıkamak deyince Dr. Semmelweiss &#8211; Mustafa Çetiner Yükseköğretimde kadın nerede? &#8211; Lale Akarun Tam da yeri gelmişken bilim &#8211; Güven Erbil 5 Babayiğit, “YERLİ VE MİLLİ TEKERLEK” neden istemiyorsunuz? &#8211; Orhan Bursalı Dijitalem: Dijital çiftlik Kayıp kıtanın bir parçası bulundu Dilimiz üzerinde hangi mikrop nerede bulunuyor? Herkese verilebilecek evrensel kan geliştiriliyor Modern kuşların en eski atası bulundu Meyankökü: Geleneksel Çin Tıbbı’nın ‘kılavuz ilacı’ Genç bilim insanları BİSEP Proje yarısmasıyla bilim dünyasına adım atıyor Çocuğun hayatında oyun &#8211; Melis Seray Özden Yıldırım Mekânı yazı ile anlatmak: Bir köy, bir ev, bir ihtiyar (1) &#8211; Gizem Kuçak Toprak Düşler gerçekten içimizdeki gizleri ortaya çıkarıyor mu? Bunamak kaderiniz değil (3) &#8211; Zihni bulanık bir kişinin bakımı nasıl olmalı? Denizleri virüslerden temizleyen canlılar Kentlere uyum sağlayan kuşların sırrı ne? Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-210-sayi-3-nisan-2020">HBT Dergi 210. Sayı – 3 Nisan 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-18038" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/04/210.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Koronadan herkese mektup var: Bu savaş nereden çıktı bilin istiyorum!<br />
Mehmet Öztürk: Birkaç ay içinde korona ilacı üreteceğiz!<br />
Bağışıklık sistemimizi gençleştirmek elimizde<br />
Neden evde kalmalıyız? &#8211; Ahmet Giz<br />
Toplumun tam izolasyonu olmazsa durum vahim!<br />
Hangi ülke karantina kararını hangi aşamada aldı?<br />
Virüsle mücadelede ev hijyeni<br />
Düşünce özgürdür! &#8211; Doğan Kuban<br />
Dijitalin (ikinci) keşfi &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Bilim Teknoloji politikaları &#8211; Ali Akurgal<br />
El yıkamak deyince Dr. Semmelweiss &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Yükseköğretimde kadın nerede? &#8211; Lale Akarun<br />
Tam da yeri gelmişken bilim &#8211; Güven Erbil<br />
5 Babayiğit, “YERLİ VE MİLLİ TEKERLEK” neden istemiyorsunuz? &#8211; Orhan Bursalı<br />
Dijitalem: Dijital çiftlik<br />
Kayıp kıtanın bir parçası bulundu<br />
Dilimiz üzerinde hangi mikrop nerede bulunuyor?<br />
Herkese verilebilecek evrensel kan geliştiriliyor<br />
Modern kuşların en eski atası bulundu<br />
Meyankökü: Geleneksel Çin Tıbbı’nın ‘kılavuz ilacı’<br />
Genç bilim insanları BİSEP Proje yarısmasıyla bilim dünyasına adım atıyor<br />
Çocuğun hayatında oyun &#8211; Melis Seray Özden Yıldırım<br />
Mekânı yazı ile anlatmak: Bir köy, bir ev, bir ihtiyar (1) &#8211; Gizem Kuçak Toprak<br />
Düşler gerçekten içimizdeki gizleri ortaya çıkarıyor mu?<br />
Bunamak kaderiniz değil (3) &#8211; Zihni bulanık bir kişinin bakımı nasıl olmalı?<br />
Denizleri virüslerden temizleyen canlılar<br />
Kentlere uyum sağlayan kuşların sırrı ne?</p>
<p><a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-210-sayi-3-nisan-2020">HBT Dergi 210. Sayı – 3 Nisan 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18025</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kan naklinin yan etkileri</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kan-naklinin-yan-etkileri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2017 13:23:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik reaksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[eritrosit]]></category>
		<category><![CDATA[Graft versus host hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[kan nakli]]></category>
		<category><![CDATA[lökosit]]></category>
		<category><![CDATA[Nonkardiojenik pulmoner ödem]]></category>
		<category><![CDATA[pıhtı]]></category>
		<category><![CDATA[reaksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[transfüzyon]]></category>
		<category><![CDATA[trombosit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan nakli 20. yüzyılın başında kan grubu antijenlerinin, tipleme yöntemlerinin ve verici-alıcı karşılaştırma testlerinin keşfi ile tıpta uygulama alanına girdi (1). Daha sonra pıhtılaşmayı önleyici maddelerin, biyolojik olarak uygun plastik torba sisteminin ve hastalık geçişini önlemek için uygulanan mikrobiyolojik testlerin keşfiyle “kan komponenti” tedavisi kavramları gelişti. Kan komponentleri derken, eritrosit (alyuvar), lökosit (akyuvar), trombosit (kan pulcukları) konsantreleri, plazma ve kriyopresipitat anlaşılmaktadır. Ne zaman transfüzyon yapılmalı? Transfüzyon kararı alırken gerçekten transfüzyon ihtiyacı olup olmadığı, eğer bu ihtiyaç var ise gerek duyulan komponentin hangisi olduğu ve kaç ünite transfüzyon yapılması gerektiği ayrıca verilecek kan veya kan ürününün yararı/zararının ne olduğu gözden geçirilmeli (2). Aşağıdaki durumlarda nakil düşünülmeli: Eksilmiş olan kan volümünün ve/veya kan komponentlerinin yerine konmasında Kan değişimi ve vücut dışı dolaşım uygulandığında Dokulara oksijen taşınmasını sağlamak amacıyla Kanama ve pıhtılaşma bozukluklarını ve İmmunolojik yetersizlikleri düzeltmek gerektiğinde Kan veya komponentleri nasıl hazırlanır? Sağlıklı bir donörden (verici) alınan bir ünite tam kandan, kan bankası koşullarında eritrosit, trombosit, lökosit süspansiyonları, taze donmuş plazma ve kriyopresipitat elde edilmektedir. İmmünglobulin ve pıhtılaşma faktörleri ise geniş plazma havuzlarının bulunduğu koşullarda daha ileri teknoloji ile elde edilmektedir. Kan torbasına alınan kanın pıhtılaşmaması ve hücrelerin canlılığını sürdürebilmesi için pıhtılaşmayı önleyici ve koruyucu solüsyonlar kullanılır. Bu solüsyonlarla bir ünite tam kan veya eritrosit süspansiyonu 1-6 °C’de 21-35 gün saklanıyor. Saklama süresi ilave koruyucu solüsyonlarla 42 güne kadar çıkmıştır (3). Tüm nakillerin %20 kadarında çeşitli yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu reaksiyonların çoğu hafiftir ve uzun süreli etkiler oluşturmaz. Bu etkiler (immünolojik olan ve olmayan) nakil sürerken ya da saatler-yıllar arasında ölçülebilecek sürelerde ortaya çıkabilir. Yan etkiden şüphelenildiğinde ilk yapılacak işlem kan naklinin hemen durdurulmalı (2). İmmünolojik reaksiyonlar Alloimmünizasyon: Tekrarlayan nakillere bağlı olarak kanın hücresel elemanlarındaki antijenlere veya plasma proteinlerine karşı alloantikorlar gelişir. Febril reaksiyon (Ateş): Febril nonhemolitik nakil reaksiyonu da denir. %1-4 arasında görülür. En sık görülen reaksiyonlardan biridir. Birden fazla transfüzyon yapılan veya multipar (çok doğum yapmış) hastalarda daha sık görülür. Transfüzyon esnasında veya birkaç saat içerisinde titreme ve ateşle ortaya çıkar. Lökositi azaltılmış kan ürünleri ile daha az reaksiyon görülür. Tekrarlayıcı durumlarda parasetemol veya ateş düşürücülerle yapılan önleyici tedaviler ile daha az görülür. Alerjik reaksiyon: Sık görülür (%1-4). Kaşıntı, ürtiker gibi basit bulgulardan bronkospazm, anjionörotik ödem, anaflaktik reaksiyona kadar uzanan ciddi tablolarla kendini gösterebilir. Hafif reaksiyonlarda kan nakli geçici durdurulur ve antihistaminik verilir. Şikayet ve bulgular gerileyince kan nakli tamamlanır. Anemnezinde böyle bir reaksiyon tarif eden hastalara antihistaminik ile premedikasyon yapılmalı. Ancak bronkospazm (nefes darlığı), anjionörotik ödem (solunum yolunun daralması) veya anaflaktik reaksiyon varlığında nakil sonlandırılmalı ve anafilaksi tedavisi uygulanmalı. Sık allerjik reaksiyon geliştiren hastalarda nakilden 30 dakika önce antihistaminik uygulanması, yıkanmış eritrosit ve trombosit süspansiyonlarının tercih edilmesi gerekir. Hastanın IgA düzeyi düşükse, IgA düzeyi düşük donörden kan ürünü temin edilmesi öneriliyor. Gecikmiş hemolitik reaksiyon: Tamamen önlenmesi zordur. Sık görülür (1:1000). Daha hafif seyreder. Transfüzyondan 2-10 gün sonra görülür. Hemoliz damar dışında gerçekleşir. ABO kan grubu uyuşmazlığı yoktur. Nakil öncesi testler negatiftir.  Rh sistemi, antiJk, anti K, anti Fy antikorları sorumludur. Çoğu zaman tedavi gerektirmez. Akut hemolitik reaksiyon: Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonunun görülme sıklığı, verilen her bir ünite kan ürünü başına 1/38.000 olarak bildirilmekte (4,5). Alloantikoru olan hastalara (Rh, Kell, Duffy gibi diğer eritrosit antijenlerine karşı) eritrosit transfüzyonu veya yanlış ABO kan gruplu kanın verilmesi sonrasında görülür. Eritrosit membranının parçalanmasına ve hemolize neden olur. Hipotansiyon (tansiyon düşmesi), taşipne (hızlı nefes alıp verme), taşikardi (nabzın hızlı atması), ateş, titreme, hemoglobinemi, hemoglobinüri, göğüs ve/veya yan ağrısı, infüzyon yerinde ağrı ile ortaya çıkar. Şüphelenildiği an nakil kesilmeli. Hasta kanı ve şüpheli kan tekrar kan bankasına gönderilerek grup tayinleri yapılmalı. Hemolizi gösteren kan testleri yapılmalı (serum haptoglobulini, LDH ve indirek bilurubin) Böbrek yetersizliği gelişebileceği için intravenöz sıvı verilmeli, diürez takibi yapılmalı, gerekirse furosemid ve mannitol verilmelidir. DİC gelişebileceğinden dolayı PT, PTT, fibrinojen, trombosit  sayıları takip edilmelidir. Posttransfüzyon örneğinden direkt Coombs testi veya direkt antiglobulin testi (DAT) bakılmalıdır. Crossmatch tekrar edilmeli. Nonkardiojenik pulmoner ödem: Genellikle kan ürününün verilmesini takiben ilk 6 saatte ortaya çıkan takipne, taşikardi, siyanoz (morarma), dispne (nefes darlığı) ve ateşle karakterize bir tablo olup bazı hastalarda hipotansiyon da görülebilir. Daha az sıklıkla görülür (1:5000). Donör plasmasındaki yüksek titredeki anti HLA antikorları alıcının lökositine bağlanır. Akciğer damarlarında  lökositlerin çökmesi  ve mediatör salınımı damar geçirgenliğini artırır ve akciğer ödemi gelişir. Akciğer grafisinde bilatereal interstisyel infiltrasyon olarak görülür. Transfüzyondan sonraki birkaç saat içinde ani gelişen  dispne, ateş, siyanoz ve hipotansiyon ile ortaya çıkar. Destek tedavisi yapılır. Posttransfüzyon purpura (ciltte kanama): Trombosit veya eritrosit transfüzyonu yapılan alıcıda 7-10 gün sonra trombositopeniye bağlı olarak gelişir. Sıklıkla kadınlarda görülür. Alıcının serumunda  trombosit antikorları görülür. Ek olarak trombosit verilmemeli.  Trombositopeniyi artırabilir. Tedavide intravenöz immunglobulin veya plasmaferez kullanılır. Graft versus host hastalığı: Allojenik kemik iliği naklinde sık görülür. Donörden gelen lenfositler immun yetmezlikli alıcının kemik iliğine hücumu ile olur. Kan nakli ile gelişen formunda ise vericinin lenfositleri alıcının HLA antijenlerini yabancı olarak algılar. Klinikte 8-10 gün sonra ateş, deri döküntüsü, ishal, karaciğer fonksiyon bozukluğu olarak ortaya çıkar. Üç-dört hafta içinde ölüm görülür. Canlı T lenfositleri bulunan kan komponentlerinin immun yetersizlikli alıcıya verilmesi veya benzer HLA antijeni olan immunokompetent alıcıya verilmesi (akraba) ile oluşur. Kan ürünlerinin ışınlanması ile bu durum önlenebilir. Nonimmünolojik reaksiyonlar Volüm fazlalığı: Nakil sırasında veya hemen sonra nefes darlığı, siyanoz, ortopne, şiddetli baş ağrısı, hipertansiyon ve konjestif kalp yetmezliği gelişirse hipervolemi düşünülmeli. Kalp yetersizliği olan hastalarda görülür. Sadece anemi için transfüzyon yapılacaksa eritrosit suspansiyonu tercih edilmeli. Bir ünite iki saat içinde yavaş yavaş verilmelidir. Nakle başlarken 40 mg furosemid vermek ve nakil hızını 1- 3 mL/kg/saat tutmakta fayda vardır. Hastanın aldığı ve çıkardığı sıvı arasındaki dengesizliğin görülmesi tanı koydurucudur. Diüretikler ve oksijen sıklıkla kullanılır. Semptomlar düzelmezse daha agresif bir tedavi (flebotomi) gerekebilir. Masif nakil: Hastaya 24 saat içinde total kan volümüne eşit miktarda nakil yapılması, 10 üniteden fazla tam kan veya 20 üniteden fazla eritrosit süspansiyonu verilmesi masif kan nakli olarak adlandırılır. Fazla miktarda ve beklemiş banka kanı kullanan hastalarda şok-asidoz varsa hiperpotasemi yoksa hipopotasemi gelişir. Banka kanında bulunan yüksek asit ve amonyağa bağlı olarak asidoz gelişebilir. İki haftadan fazla beklemiş banka kanında 2-3 DPG düzeyi düştüğünden dolayı kardiak rezervde bozuksa oksijenizasyon bozulur. İnfeksiyon: Hepatit B, hepatit C, hepatit D,Hepatit G, HİV-1, CMV, EBV, HTLV-1, parvovirüs B19, bakteriler (koagülaz negatif stafilokoklar, bazı gram negatifler-yersinia, psödomonas) bazı parazitler ( malarya, babesiozis, tripanozomiazis, toksoplazmoz) nakille bulaşabilirler. Hipotansif reaksiyonlar: Son yıllarda tanımlandı. Sistolik veya diastolik kan basıncının nakil öncesi ölçümlere göre 10 mmHg veya daha fazla düşmesi olarak tanımlanır. Hipotansiyon nakil sırasında başlar. ACE inhibitörü kullanan hastalara (Tansiyon ilacının bir grubu) negatif yüklü lökosit filtreleri ile eritrosit veya trombosit süspansiyonu verilmesiyle açığa çıkan bradikininin hastada metabolize olamaması sonucu ortaya çıkmakta. Bu nedenle ACE inhibitörü kullanan hastalarda nakil esnasında lökosit filtreleri kullanırken hipotansif reaksiyon gelişme olasılığı nedeniyle dikkatli olmalı. Yrd. Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Kaynaklar: 1. Hillman RS, Kenneth AA: Blood Component Therapy. In: Hematology in Clinical Practice  3rd ed. 2002, 407-416.  2. Vengelen-Tyler V (ed). Noninfectious Complications of Blood Transfusion. In: Technical Manual. 12th ed. Bethesda, MD: American Association of Blood Banks, 1996: 558-559. 3. Öztürk G. Kanın hazırlanması, saklanması ve nakli. İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri, Sempozyum dizisi No: 44-Mayıs 2005; 43-54. 4. Beytler E. Preservation and clinical use of erythrocytes and whole blood. In:Hematology. Eds .Beutler E, Lichtman MA, Coller BS et al. Sixth ed. McGraw-Hill, 2001:1879-1892. 5. Galel SA, Malone JM, Viele MK. Transfusion Medicine. In: Wintrobe’s Clinical Hematology. Eds. Greer JP, Foerester J, Lukens JN et al. Eleventh Ed. Lippincott Williams &#38; Wilkins, 2004;831-82. 6. İsmail Sarı, Fevzi Altuntaş, Transfüzyon İlkeleri ve erken komplikasyonlar. Türk Hematoloji derneği. Hematolojide destek tedavileri ve infeksiyonlar kursu. 7. Tanju Atamer. Kan transfüzyonunun ilke ve komplikasyonları. İç Hastalıkları. Nobel Tıp Kitabevi 2007  778-81.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kan-naklinin-yan-etkileri">Kan naklinin yan etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kan nakli 20. yüzyılın başında kan grubu antijenlerinin, tipleme yöntemlerinin ve verici-alıcı karşılaştırma testlerinin keşfi ile tıpta uygulama alanına girdi (1). Daha sonra pıhtılaşmayı önleyici maddelerin, biyolojik olarak uygun plastik torba sisteminin ve hastalık geçişini önlemek için uygulanan mikrobiyolojik testlerin keşfiyle “kan komponenti” tedavisi kavramları gelişti. Kan komponentleri derken, eritrosit (alyuvar), lökosit (akyuvar), trombosit (kan pulcukları) konsantreleri, plazma ve kriyopresipitat anlaşılmaktadır.</p>
<p><strong>Ne zaman transfüzyon yapılmalı?</strong></p>
<p>Transfüzyon kararı alırken gerçekten transfüzyon ihtiyacı olup olmadığı, eğer bu ihtiyaç var ise gerek duyulan komponentin hangisi olduğu ve kaç ünite transfüzyon yapılması gerektiği ayrıca verilecek kan veya kan ürününün yararı/zararının ne olduğu gözden geçirilmeli (2).</p>
<p>Aşağıdaki durumlarda nakil düşünülmeli:</p>
<ul>
<li>Eksilmiş olan kan volümünün ve/veya kan komponentlerinin yerine konmasında</li>
<li>Kan değişimi ve vücut dışı dolaşım uygulandığında</li>
<li>Dokulara oksijen taşınmasını sağlamak amacıyla</li>
<li>Kanama ve pıhtılaşma bozukluklarını ve</li>
<li>İmmunolojik yetersizlikleri düzeltmek gerektiğinde</li>
</ul>
<p><strong>Kan veya komponentleri nasıl hazırlanır?</strong></p>
<p>Sağlıklı bir donörden (verici) alınan bir ünite tam kandan, kan bankası koşullarında eritrosit, trombosit, lökosit süspansiyonları, taze donmuş plazma ve kriyopresipitat elde edilmektedir. İmmünglobulin ve pıhtılaşma faktörleri ise geniş plazma havuzlarının bulunduğu koşullarda daha ileri teknoloji ile elde edilmektedir.</p>
<p>Kan torbasına alınan kanın pıhtılaşmaması ve hücrelerin canlılığını sürdürebilmesi için pıhtılaşmayı önleyici ve koruyucu solüsyonlar kullanılır. Bu solüsyonlarla bir ünite tam kan veya eritrosit süspansiyonu 1-6 °C’de 21-35 gün saklanıyor. Saklama süresi ilave koruyucu solüsyonlarla 42 güne kadar çıkmıştır (3).</p>
<p>Tüm nakillerin %20 kadarında çeşitli yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu reaksiyonların çoğu hafiftir ve uzun süreli etkiler oluşturmaz. Bu etkiler (immünolojik olan ve olmayan) nakil sürerken ya da saatler-yıllar arasında ölçülebilecek sürelerde ortaya çıkabilir. Yan etkiden şüphelenildiğinde ilk yapılacak işlem kan naklinin hemen durdurulmalı (2).</p>
<p><strong>İmmünolojik reaksiyonlar</strong></p>
<p><strong>Alloimmünizasyon: </strong>Tekrarlayan nakillere bağlı olarak kanın hücresel elemanlarındaki antijenlere veya plasma proteinlerine karşı alloantikorlar gelişir.</p>
<p><strong>Febril reaksiyon (Ateş): </strong>Febril nonhemolitik nakil reaksiyonu da denir. %1-4 arasında görülür. En sık görülen reaksiyonlardan biridir. Birden fazla transfüzyon yapılan veya multipar (çok doğum yapmış) hastalarda daha sık görülür. Transfüzyon esnasında veya birkaç saat içerisinde titreme ve ateşle ortaya çıkar. Lökositi azaltılmış kan ürünleri ile daha az reaksiyon görülür. Tekrarlayıcı durumlarda parasetemol veya ateş düşürücülerle yapılan önleyici tedaviler ile daha az görülür.</p>
<p><strong>Alerjik reaksiyon: </strong>Sık görülür (%1-4). Kaşıntı, ürtiker gibi basit bulgulardan bronkospazm, anjionörotik ödem, anaflaktik reaksiyona kadar uzanan ciddi tablolarla kendini gösterebilir. Hafif reaksiyonlarda kan nakli geçici durdurulur ve antihistaminik verilir. Şikayet ve bulgular gerileyince kan nakli tamamlanır. Anemnezinde böyle bir reaksiyon tarif eden hastalara antihistaminik ile premedikasyon yapılmalı.</p>
<p>Ancak bronkospazm (nefes darlığı), anjionörotik ödem (solunum yolunun daralması) veya anaflaktik reaksiyon varlığında nakil sonlandırılmalı ve anafilaksi tedavisi uygulanmalı. Sık allerjik reaksiyon geliştiren hastalarda nakilden 30 dakika önce antihistaminik uygulanması, yıkanmış eritrosit ve trombosit süspansiyonlarının tercih edilmesi gerekir. Hastanın IgA düzeyi düşükse, IgA düzeyi düşük donörden kan ürünü temin edilmesi öneriliyor.</p>
<p><strong>Gecikmiş hemolitik reaksiyon: </strong>Tamamen önlenmesi zordur. Sık görülür (1:1000). Daha hafif seyreder. Transfüzyondan 2-10 gün sonra görülür. Hemoliz damar dışında gerçekleşir. ABO kan grubu uyuşmazlığı yoktur. Nakil öncesi testler negatiftir.  Rh sistemi, antiJk, anti K, anti Fy antikorları sorumludur. Çoğu zaman tedavi gerektirmez.</p>
<p><strong>Akut hemolitik reaksiyon: </strong>Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonunun görülme sıklığı, verilen her bir ünite kan ürünü başına 1/38.000 olarak bildirilmekte (4,5). Alloantikoru olan hastalara (Rh, Kell, Duffy gibi diğer eritrosit antijenlerine karşı) eritrosit transfüzyonu veya yanlış ABO kan gruplu kanın verilmesi sonrasında görülür. Eritrosit membranının parçalanmasına ve hemolize neden olur.</p>
<p>Hipotansiyon (tansiyon düşmesi), taşipne (hızlı nefes alıp verme), taşikardi (nabzın hızlı atması), ateş, titreme, hemoglobinemi, hemoglobinüri, göğüs ve/veya yan ağrısı, infüzyon yerinde ağrı ile ortaya çıkar. Şüphelenildiği an nakil kesilmeli. Hasta kanı ve şüpheli kan tekrar kan bankasına gönderilerek grup tayinleri yapılmalı.</p>
<p>Hemolizi gösteren kan testleri yapılmalı (serum haptoglobulini, LDH ve indirek bilurubin) Böbrek yetersizliği gelişebileceği için intravenöz sıvı verilmeli, diürez takibi yapılmalı, gerekirse furosemid ve mannitol verilmelidir. DİC gelişebileceğinden dolayı PT, PTT, fibrinojen, trombosit  sayıları takip edilmelidir. Posttransfüzyon örneğinden direkt Coombs testi veya direkt antiglobulin testi (DAT) bakılmalıdır. Crossmatch tekrar edilmeli.</p>
<p><strong>Nonkardiojenik pulmoner ödem: </strong>Genellikle kan ürününün verilmesini takiben ilk 6 saatte ortaya çıkan takipne, taşikardi, siyanoz (morarma), dispne (nefes darlığı) ve ateşle karakterize bir tablo olup bazı hastalarda hipotansiyon da görülebilir. Daha az sıklıkla görülür (1:5000). Donör plasmasındaki yüksek titredeki anti HLA antikorları alıcının lökositine bağlanır. Akciğer damarlarında  lökositlerin çökmesi  ve mediatör salınımı damar geçirgenliğini artırır ve akciğer ödemi gelişir. Akciğer grafisinde bilatereal interstisyel infiltrasyon olarak görülür. Transfüzyondan sonraki birkaç saat içinde ani gelişen  dispne, ateş, siyanoz ve hipotansiyon ile ortaya çıkar. Destek tedavisi yapılır.</p>
<p><strong>Posttransfüzyon purpura (ciltte kanama): </strong>Trombosit veya eritrosit transfüzyonu yapılan alıcıda 7-10 gün sonra trombositopeniye bağlı olarak gelişir. Sıklıkla kadınlarda görülür. Alıcının serumunda  trombosit antikorları görülür. Ek olarak trombosit verilmemeli.  Trombositopeniyi artırabilir. Tedavide intravenöz immunglobulin veya plasmaferez kullanılır.</p>
<p><strong>Graft versus host hastalığı: </strong>Allojenik kemik iliği naklinde sık görülür. Donörden gelen lenfositler immun yetmezlikli alıcının kemik iliğine hücumu ile olur. Kan nakli ile gelişen formunda ise vericinin lenfositleri alıcının HLA antijenlerini yabancı olarak algılar. Klinikte 8-10 gün sonra ateş, deri döküntüsü, ishal, karaciğer fonksiyon bozukluğu olarak ortaya çıkar. Üç-dört hafta içinde ölüm görülür. Canlı T lenfositleri bulunan kan komponentlerinin immun yetersizlikli alıcıya verilmesi veya benzer HLA antijeni olan immunokompetent alıcıya verilmesi (akraba) ile oluşur. Kan ürünlerinin ışınlanması ile bu durum önlenebilir.</p>
<p><strong>Nonimmünolojik reaksiyonlar</strong></p>
<p><strong>Volüm fazlalığı: </strong>Nakil sırasında veya hemen sonra nefes darlığı, siyanoz, ortopne, şiddetli baş ağrısı, hipertansiyon ve konjestif kalp yetmezliği gelişirse hipervolemi düşünülmeli. Kalp yetersizliği olan hastalarda görülür. Sadece anemi için transfüzyon yapılacaksa eritrosit suspansiyonu tercih edilmeli. Bir ünite iki saat içinde yavaş yavaş verilmelidir.</p>
<p>Nakle başlarken 40 mg furosemid vermek ve nakil hızını 1- 3 mL/kg/saat tutmakta fayda vardır. Hastanın aldığı ve çıkardığı sıvı arasındaki dengesizliğin görülmesi tanı koydurucudur. Diüretikler ve oksijen sıklıkla kullanılır. Semptomlar düzelmezse daha agresif bir tedavi (flebotomi) gerekebilir.</p>
<p><strong>Masif nakil</strong>: Hastaya 24 saat içinde total kan volümüne eşit miktarda nakil yapılması, 10 üniteden fazla tam kan veya 20 üniteden fazla eritrosit süspansiyonu verilmesi masif kan nakli olarak adlandırılır. Fazla miktarda ve beklemiş banka kanı kullanan hastalarda şok-asidoz varsa hiperpotasemi yoksa hipopotasemi gelişir. Banka kanında bulunan yüksek asit ve amonyağa bağlı olarak asidoz gelişebilir. İki haftadan fazla beklemiş banka kanında 2-3 DPG düzeyi düştüğünden dolayı kardiak rezervde bozuksa oksijenizasyon bozulur.</p>
<p><strong>İnfeksiyon: </strong>Hepatit B, hepatit C, hepatit D,Hepatit G, HİV-1, CMV, EBV, HTLV-1, parvovirüs B19, bakteriler (koagülaz negatif stafilokoklar, bazı gram negatifler-yersinia, psödomonas) bazı parazitler ( malarya, babesiozis, tripanozomiazis, toksoplazmoz) nakille bulaşabilirler.</p>
<p><strong>Hipotansif reaksiyonlar</strong>: Son yıllarda tanımlandı. Sistolik veya diastolik kan basıncının nakil öncesi ölçümlere göre 10 mmHg veya daha fazla düşmesi olarak tanımlanır. Hipotansiyon nakil sırasında başlar. ACE inhibitörü kullanan hastalara (Tansiyon ilacının bir grubu) negatif yüklü lökosit filtreleri ile eritrosit veya trombosit süspansiyonu verilmesiyle açığa çıkan bradikininin hastada metabolize olamaması sonucu ortaya çıkmakta. Bu nedenle ACE inhibitörü kullanan hastalarda nakil esnasında lökosit filtreleri kullanırken hipotansif reaksiyon gelişme olasılığı nedeniyle dikkatli olmalı.</p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu, </strong><strong>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi, </strong><strong>İç Hastalıkları Anabilim Dalı</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar: 1.</strong> Hillman RS, Kenneth AA: Blood Component Therapy. In: Hematology in Clinical Practice  3rd ed. 2002, 407-416. <strong> 2.</strong> Vengelen-Tyler V (ed). Noninfectious Complications of Blood Transfusion. In: Technical Manual. 12th ed. Bethesda, MD: American Association of Blood Banks, 1996: 558-559.<strong> 3.</strong> Öztürk G. Kanın hazırlanması, saklanması ve nakli. İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri, Sempozyum dizisi No: 44-Mayıs 2005; 43-54.<strong> 4.</strong> Beytler E. Preservation and clinical use of erythrocytes and whole blood. In:Hematology. Eds .Beutler E, Lichtman MA, Coller BS et al. Sixth ed. McGraw-Hill, 2001:1879-1892. <strong>5.</strong> Galel SA, Malone JM, Viele MK. Transfusion Medicine. In: Wintrobe’s Clinical Hematology. Eds. Greer JP, Foerester J, Lukens JN et al. Eleventh Ed. Lippincott Williams &amp; Wilkins, 2004;831-82.<strong> 6.</strong> İsmail Sarı, Fevzi Altuntaş, Transfüzyon İlkeleri ve erken komplikasyonlar. Türk Hematoloji derneği. Hematolojide destek tedavileri ve infeksiyonlar kursu<strong>. 7.</strong> Tanju Atamer. Kan transfüzyonunun ilke ve komplikasyonları. İç Hastalıkları. Nobel Tıp Kitabevi 2007  778-81.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kan-naklinin-yan-etkileri">Kan naklinin yan etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7923</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
