<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>selfie arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/selfie/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/selfie</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2020 08:03:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Selfie ile kalp rahatsızlığı tespiti</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/selfie-ile-kalp-rahatsizligi-tespiti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 08:03:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çad]]></category>
		<category><![CDATA[CHD]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[European Heart Journal]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[selfie]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=19761</guid>

					<description><![CDATA[<p>European Heart Journal’da yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, doktorunuza bir “selfie” göndermek, kalp hastalığını saptamanın ucuz ve basit bir yolu olabilir. Bu çalışma bir ilk. Çünkü bir insanın dört adet yüz fotoğrafını analiz ederek koroner arter hastalığını (CAD) tespit etmek için derin öğrenme algoritması kullanmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Yine de algoritmanın daha fazla geliştirilmesi ve farklı etnik kökenlere sahip daha büyük insan gruplarında test edilmesi gerekiyor. Ancak araştırmacılar, bu teknolojinin genel popülasyon veya yüksek risk grubundaki insanlarda olası kalp hastalığını belirleyebilecek bir tarama aracı olarak kullanılma potansiyeli olduğunu söylüyor. Buradaki bir ön tanı veya şüphe, hastanın ileri klinik araştırmalar için sevk edilebilmesini sağlayabilir. Araştırmayı, Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Zhe Zheng yürütüyor. Zheng, “Bildiğimiz kadarıyla bu, bir kalp hastalığını tespit etmek için yapay zekânın kullanılabileceğini gösteren ilk çalışma. Kalp hastalığı riskini değerlendirmek için kullanılabilecek derin öğrenmeye dayalı bir aracın geliştirilmesine doğru bir adım. Bu teknoloji, daha ileri teşhis testlerine veya klinik çalışmalara rehberlik edebilir.” ifadelerini kullandı. Ne yapıldı? Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi Otomasyon Bölümü Beyin ve Biliş Enstitüsü Direktörü Prof. Xiang-Yang Ji ve meslektaşları, Temmuz 2017 ve Mart 2019 tarihleri ​​arasında Çin’deki sekiz hastaneden 5.796 hastayı araştırmaya kaydederek hastaların koroner anjiyografi veya koroner bilgisayarlı tomografi anjiyografi (CCTA) gibi kan damarları görüntüleme verilerini bilgisayara öğretti. Hastaların %90’ı rastgele eğitim, %10’u ise doğrulama gruplarına ayrıldı. Her bir hastanın dört adet yüz fotoğrafı çekildi: bir önden, iki profil ve bir başın üst görüntüsü. Ayrıca sosyoekonomik durum, yaşam tarzı ve tıbbi geçmiş hakkında veri toplamak için hastalarla görüşüldü. Araştırmacılar, hastaların anjiyogramlarını gözden geçirerek kalp hastalığının derecesini değerlendirdiler. Bu bilgi, derin öğrenme algoritmasını oluşturmak, eğitmek ve doğrulamak için kullanıldı. Araştırmacılar daha sonra algoritmayı, Nisan 2019 ile Temmuz 2019 arasında kayıtlı olan Çin’deki dokuz hastaneden 1.013 hasta üzerinde test etti. Sonuç olarak algoritmanın, kalp hastalığı riskini tahmin etmek için mevcut yöntemleri geride bıraktığını buldular. Algoritma, doğrulama grubundaki vakaların % 80’inde kalp hastalığını doğru bir şekilde tespit etmişti. Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2020/08/200821103853.htm</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/selfie-ile-kalp-rahatsizligi-tespiti">Selfie ile kalp rahatsızlığı tespiti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>European Heart Journal’da yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, doktorunuza bir “selfie” göndermek, kalp hastalığını saptamanın ucuz ve basit bir yolu olabilir.</p>
<p>Bu çalışma bir ilk. Çünkü bir insanın dört adet yüz fotoğrafını analiz ederek koroner arter hastalığını (CAD) tespit etmek için derin öğrenme algoritması kullanmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Yine de algoritmanın daha fazla geliştirilmesi ve farklı etnik kökenlere sahip daha büyük insan gruplarında test edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Ancak araştırmacılar, bu teknolojinin genel popülasyon veya yüksek risk grubundaki insanlarda olası kalp hastalığını belirleyebilecek bir tarama aracı olarak kullanılma potansiyeli olduğunu söylüyor. Buradaki bir ön tanı veya şüphe, hastanın ileri klinik araştırmalar için sevk edilebilmesini sağlayabilir.</p>
<p>Araştırmayı, Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Zhe Zheng yürütüyor. Zheng, “Bildiğimiz kadarıyla bu, bir kalp hastalığını tespit etmek için yapay zekânın kullanılabileceğini gösteren ilk çalışma. Kalp hastalığı riskini değerlendirmek için kullanılabilecek derin öğrenmeye dayalı bir aracın geliştirilmesine doğru bir adım. Bu teknoloji, daha ileri teşhis testlerine veya klinik çalışmalara rehberlik edebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ne yapıldı?</strong></p>
<p>Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi Otomasyon Bölümü Beyin ve Biliş Enstitüsü Direktörü Prof. Xiang-Yang Ji ve meslektaşları, Temmuz 2017 ve Mart 2019 tarihleri ​​arasında Çin’deki sekiz hastaneden 5.796 hastayı araştırmaya kaydederek hastaların koroner anjiyografi veya koroner bilgisayarlı tomografi anjiyografi (CCTA) gibi kan damarları görüntüleme verilerini bilgisayara öğretti. Hastaların %90’ı rastgele eğitim, %10’u ise doğrulama gruplarına ayrıldı.</p>
<p>Her bir hastanın dört adet yüz fotoğrafı çekildi: bir önden, iki profil ve bir başın üst görüntüsü. Ayrıca sosyoekonomik durum, yaşam tarzı ve tıbbi geçmiş hakkında veri toplamak için hastalarla görüşüldü. Araştırmacılar, hastaların anjiyogramlarını gözden geçirerek kalp hastalığının derecesini değerlendirdiler. Bu bilgi, derin öğrenme algoritmasını oluşturmak, eğitmek ve doğrulamak için kullanıldı.</p>
<p>Araştırmacılar daha sonra algoritmayı, Nisan 2019 ile Temmuz 2019 arasında kayıtlı olan Çin’deki dokuz hastaneden 1.013 hasta üzerinde test etti. Sonuç olarak algoritmanın, kalp hastalığı riskini tahmin etmek için mevcut yöntemleri geride bıraktığını buldular. Algoritma, doğrulama grubundaki vakaların % 80’inde kalp hastalığını doğru bir şekilde tespit etmişti.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><a href="https://www.sciencedaily.com/releases/2020/08/200821103853.htm">https://www.sciencedaily.com/releases/2020/08/200821103853.htm</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/selfie-ile-kalp-rahatsizligi-tespiti">Selfie ile kalp rahatsızlığı tespiti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19761</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Selfie, kozmetik yarattı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/selfie-kozmetik-yaratti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Oct 2018 11:55:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[selfie]]></category>
		<category><![CDATA[selfie çekmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan Tıp Derneği’nin Plastik Yüz Cerrahisi Dergisi’nde yayınlanan bir makale, yepyeni bir sağlık sorununa işaret ediyor: Selfie (özçekim) sayısı arttıkça, çekilen görsele uygun plastik yüz cerrahisi yaptırmak isteyenlerin artışına&#8230; Şöyle: Selfie’sinin görseline fotoşop yapıp, sonra da cerraha gidip, “Böyle olmak istiyorum” diyorlar (doi:10.1001/jamafacial.2018.0486). Selfie, dijitalleşmenin sunduğu bir yenilikken, tıbbi, psikolojik sonuçlara yol açabilecek yepyeni bir toplumsal sorun yaratmaya aday. Vücudunun her hangi bir yerinde bedensel bir bozukluk, bir kusur olduğuna inanıp, bunu “düzeltmeye” karar vermenin tıpta adı var: Bedensel dismorfi. Şimdi ise, çektiği selfie’ye bakıp, yüzünde bir “sorun” olduğuna inananlar için “Snapchat dismorfisi” denilmeye başlandı. Bu durumun fobiye (patolojik korku) dönüşmesi kolay. Şip-şak, gör-geç, bak-geç Snapchat, bir ceptel uygulamasının adı. İngilizceden uydurma yapay bir sözcük. Gel-geç, şimdi gör-10 saniye içinde yok kadar hızlı çalışan şip-şak bir görsel kısa mesaj uygulaması. Günde en az 166 milyon kullanıcısı var (2017). Bir başka işlevi ise: Snapchat’teki filtrelerle, çekilen görsele fotoşop yapılabiliyor. 20 milyon kez indirilen, halen 500 bin abonesi olan FaceTune, ayda 400 milyon kişinin kullandığı Meitu gibi benzer uygulamalar da aynı. Böylece, kendini olduğundan daha güzel, daha genç, cildi daha pürüzsüz, saçı daha farklı gösterme fırsatı kaç yüz milyonlarca kişinin bir tıkı’na bakar oldu. Boston Üniversitesi bilimcileri Susruthi Rajanala, Mayra Maymone ve Neelam Vashi’nin kaygı yaratan makalesinin arkası gelecek: Çünkü ABD plastik cerrahları arasında yapılan bir ankete göre, selfie’lerindeki fotoşopla güzelleştirilmiş görüntülerine “kavuşmak” isteyenlerin oranı 2016’da yüzde 42 iken, 2017’de yüzde 55’e yükselmiş.  Güzelliğin algoritması Snapchat ve benzeri uygulamalarda algoritma, görüntüdeki asimetriyi, fiziksel “sorunları” (cilt lekesi, sivilce), renk farklarını, hatta kemik yapısından kaynaklanan görüntüleri bile “düzeltiyor.” O kadar ki, Çin kaynaklı Meitu’nun filtreleri eleştiri konusu oldu: Uzak Doğulu çekik gözleri Batılı göz tipine “düzeltmekle”, ufak burunları daha uzun ve estetik göstermekle, çeneyi daha belirgin yapmakla, cilt rengini sarıdan beyaza dönüştürmekle, ırkçılıkla eleştirildi. Benzer şekilde, FaceApp uygulamasının siyahların yüz rengini “beyazlattığı” fark edilince, FaceApp kurucusu Yaroslav Goncharov, İngiliz Guardian gazetesine özür beyan etti. Selfie uyumlu kozmetik Kozmetik şirketlerinin, sırf selfie amaçlı olarak piyasaya çıkarttığı ürünler de artıyor: Örneğin, yüzü “daha flu hale getiren” fondöten (Wunder2). Sloganı: “Fotoğraf filtrelerine elveda!”. Revlon’un “airbrushée” adlı ürünü, yüze resmen fotoşop. Nyx’in “nofilter face” ve Huda Beauty’nin ürünü “fauxfilter” (faux sözcük olarak sahte demek zaten!). Marc Jacobs’un “Instamarc” pudrası. L&#8217;Oréal, her an selfie çektirmeye hazır olanlara “SelfieReady” satıyor: Selfie’ye hep hazırsınız. Kylie Jenner “olayı” Popüler kültürü izlemeyenlere Kylie Jenner bir şey ifade etmeyebilir. Ama o, bir İnstagram kraliçesi: 114 milyon izleyicisi var. ABD ekran yıldızı (!) Kardaşyan Grubu’nun en küçüğü (Babası Bruce Jenner, cinsiyet değiştirerek Caitlin adını almıştı). Jenner, kendi kozmetik markasını, -elbette bir ceptel uygulamasıyla- dünyaya sundu. Kozmetik ürünlerine, anlamı olmayan, kulağa değil “göze” hoş görünen isimler verdi. Ve şunu yaptı: Selfie çeken, bu uygulamayı kullanarak selfie’sinde sanal makyaj yapabiliyor. Ruj rengini, dudağın geometrisini, yüzün tüm makyajını ekranda değiştirebiliyor. Koşulsuz müşteri memnuniyeti uyarınca bu uygulama ayrıca otomatik olarak kirpikleri daha gür gösterdiği gibi, yüze daha pürüzsüz bir cilt de takıyor. İşte bu aşamadan sonra bu görsel, sosyal medyada görücüye çıkabilir: Sürekli olarak yalancılık/sahtecilik hakkında konuştuğumuz bu dönemde, geri kalan her konuda da sahteciliğin “hiç de ayıp olmadığını” makyajlı olarak gözümüze sokan post-ahlakla karşı karşıyayız. Edip Emil Öymen *Bu yazı 26.10.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/selfie-kozmetik-yaratti">Selfie, kozmetik yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Tıp Derneği’nin Plastik Yüz Cerrahisi Dergisi’nde yayınlanan bir makale, yepyeni bir sağlık sorununa işaret ediyor: Selfie (özçekim) sayısı arttıkça, çekilen görsele uygun plastik yüz cerrahisi yaptırmak isteyenlerin artışına&#8230; Şöyle: Selfie’sinin görseline fotoşop yapıp, sonra da cerraha gidip, “Böyle olmak istiyorum” diyorlar (doi:10.1001/jamafacial.2018.0486). Selfie, dijitalleşmenin sunduğu bir yenilikken, tıbbi, psikolojik sonuçlara yol açabilecek yepyeni bir toplumsal sorun yaratmaya aday. Vücudunun her hangi bir yerinde bedensel bir bozukluk, bir kusur olduğuna inanıp, bunu “düzeltmeye” karar vermenin tıpta adı var: Bedensel dismorfi. Şimdi ise, çektiği selfie’ye bakıp, yüzünde bir “sorun” olduğuna inananlar için “Snapchat dismorfisi” denilmeye başlandı. Bu durumun fobiye (patolojik korku) dönüşmesi kolay.</p>
<p><strong>Şip-şak, gör-geç, bak-geç</strong></p>
<p>Snapchat, bir ceptel uygulamasının adı. İngilizceden uydurma yapay bir sözcük. Gel-geç, şimdi gör-10 saniye içinde yok kadar hızlı çalışan şip-şak bir görsel kısa mesaj uygulaması. Günde en az 166 milyon kullanıcısı var (2017). Bir başka işlevi ise: Snapchat’teki filtrelerle, çekilen görsele fotoşop yapılabiliyor. 20 milyon kez indirilen, halen 500 bin abonesi olan FaceTune, ayda 400 milyon kişinin kullandığı Meitu gibi benzer uygulamalar da aynı. Böylece, kendini olduğundan daha güzel, daha genç, cildi daha pürüzsüz, saçı daha farklı gösterme fırsatı kaç yüz milyonlarca kişinin bir tıkı’na bakar oldu. Boston Üniversitesi bilimcileri Susruthi Rajanala, Mayra Maymone ve Neelam Vashi’nin kaygı yaratan makalesinin arkası gelecek: Çünkü ABD plastik cerrahları arasında yapılan bir ankete göre, selfie’lerindeki fotoşopla güzelleştirilmiş görüntülerine “kavuşmak” isteyenlerin oranı 2016’da yüzde 42 iken, 2017’de yüzde 55’e yükselmiş.<strong> </strong></p>
<p><strong>Güzelliğin algoritması</strong></p>
<p>Snapchat ve benzeri uygulamalarda algoritma, görüntüdeki asimetriyi, fiziksel “sorunları” (cilt lekesi, sivilce), renk farklarını, hatta kemik yapısından kaynaklanan görüntüleri bile “düzeltiyor.” O kadar ki, Çin kaynaklı Meitu’nun filtreleri eleştiri konusu oldu: Uzak Doğulu çekik gözleri Batılı göz tipine “düzeltmekle”, ufak burunları daha uzun ve estetik göstermekle, çeneyi daha belirgin yapmakla, cilt rengini sarıdan beyaza dönüştürmekle, ırkçılıkla eleştirildi. Benzer şekilde, FaceApp uygulamasının siyahların yüz rengini “beyazlattığı” fark edilince, FaceApp kurucusu Yaroslav Goncharov, İngiliz Guardian gazetesine özür beyan etti.</p>
<p><strong>Selfie uyumlu kozmetik</strong></p>
<p>Kozmetik şirketlerinin, sırf selfie amaçlı olarak piyasaya çıkarttığı ürünler de artıyor: Örneğin, yüzü “daha flu hale getiren” fondöten (Wunder2). Sloganı: “Fotoğraf filtrelerine elveda!”. Revlon’un “airbrushée” adlı ürünü, yüze resmen fotoşop. Nyx’in “nofilter face” ve Huda Beauty’nin ürünü “fauxfilter” (faux sözcük olarak sahte demek zaten!). Marc Jacobs’un “Instamarc” pudrası. L&#8217;Oréal, her an selfie çektirmeye hazır olanlara “SelfieReady” satıyor: Selfie’ye hep hazırsınız.</p>
<p><strong>Kylie Jenner “olayı”</strong></p>
<p>Popüler kültürü izlemeyenlere Kylie Jenner bir şey ifade etmeyebilir. Ama o, bir İnstagram kraliçesi: 114 milyon izleyicisi var. ABD ekran yıldızı (!) Kardaşyan Grubu’nun en küçüğü (Babası Bruce Jenner, cinsiyet değiştirerek Caitlin adını almıştı). Jenner, kendi kozmetik markasını, -elbette bir ceptel uygulamasıyla- dünyaya sundu. Kozmetik ürünlerine, anlamı olmayan, kulağa değil “göze” hoş görünen isimler verdi. Ve şunu yaptı: Selfie çeken, bu uygulamayı kullanarak selfie’sinde sanal makyaj yapabiliyor. Ruj rengini, dudağın geometrisini, yüzün tüm makyajını ekranda değiştirebiliyor. Koşulsuz müşteri memnuniyeti uyarınca bu uygulama ayrıca otomatik olarak kirpikleri daha gür gösterdiği gibi, yüze daha pürüzsüz bir cilt de takıyor. İşte bu aşamadan sonra bu görsel, sosyal medyada görücüye çıkabilir: Sürekli olarak yalancılık/sahtecilik hakkında konuştuğumuz bu dönemde, geri kalan her konuda da sahteciliğin “hiç de ayıp olmadığını” makyajlı olarak gözümüze sokan post-ahlakla karşı karşıyayız.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 26.10.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/selfie-kozmetik-yaratti">Selfie, kozmetik yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11684</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeniden: Selfie bir hastalık mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mustafa-cetiner/selfie-bir-hastalik-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Çetiner]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 12:44:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Çetiner]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[özçekim]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[selfie]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkese Bilim Teknoloji Dergisi&#8217;nin portalının gücünü test etmek için mükemmel bir tecrübe oldu Selfie ile ilgili yazım. Söz konusu yazıyı CBT için tartışmaların ilk kez alevlendiği 2014 yılında yazmıştım. Yazımın Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) ile ilişkili olarak bunun bir bozukluk olduğu ile ilişkili bölümü, portal takipçileri tarafından eleştirildi ve derneğin web sayfasında böyle bir bozukluğun olmadığı yazıldı. Haklıydılar. Benim yaptığım -aslında belki de çok büyük- bir yanlışı düzeltmem gerekiyor, gerçekten de APA selfie’yi bir bozukluk olarak tanımlamadı. Benim yazıyı yazdığım dönemde başta mobil telefon üreticilerinin bu tartışmanın yapılmasına gösterdikleri tepkileri de anımsıyorum. Bu da olayın bir yönü yani, tüketim toplumunun dayanılmaz ağırlığı&#8230; Aslında halen abartılı selfie çekmenin normal olduğunu düşünmüyorum. Konuyu tartıştığım arkadaşım Psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Kemal Kuşçu yeme bozuklukları (eating disorders) isminin konmasının ne kadar uzun zaman aldığını, toplumun büyük bölümlerinde görülen kimi normal dışı sayılabilecek davranışların isimlendirilmesinin zorluğundan söz etti. Bu konuda beni uyaranlara yeniden teşekkür ediyorum. Yazıyı bu uyarılar sonrası yeniden düzenledim. *** Son günlerin modası olan ‘selfie’, kişinin cep telefonu ile kendi fotoğrafını çekmesi anlamına geliyor. Şöyle vücudunuzu geriye doğru atıyorsunuz, kolunuzu uzanabildiğiniz en uzak noktaya kadar uzatıp başınızı veya bedeninizi elinizdeki cep telefonunun kadranına sığdırmaya çalışıyorsunuz, yüzünüze en sevimli, en mutlu, en heyecanlı, en seksi veya her ne istiyorsanız öyle bir ifade veriyorsunuz ve deklanşöre basıyorsunuz. Eğer özel bir anı ölümsüzleştirmek istiyorsanız, etrafınızda sizin fotoğrafınızı çekebilecek kimse yoksa veya fotoğraf çekebilecek gibi olanlar bu önemli anda fotoğraf karesinde olmak istiyorlarsa bu anlaşılabilir bir şey. Ancak her gün, hatta gün içinde birçok kez kendi fotoğrafını çekip bunları başta Instagram ve Facebook olmak üzere sosyal medyada paylaşmak sağlıklı mı? Selfie’nin çok yaygın bir sosyal fenomen olması, tartışmanın bilimsel boyutunun da sapmasına neden olabiliyor. Olasılıkla bu durum tartışmanın sulanmasına da neden oluyor. Eminim süreç içinde uzmanlar selfie’nin patolojik boyutlarını çok daha doğru bir biçimde ortaya koyacaklardır. Ancak uzmanlar arasındaki tartışmalar bu haliyle bile selfie’nin pek de masum bir şey olmadığını göstermeye yetti. Halen sürmekte olan tartışma, her ne kadar selfie’nin tek başına bir anormallik olduğunu göstermese de, insanların saklı kalmış bazı zihinsel sapmalarını gün yüzüne çıkarabileceğini gösteriyor. Bir süre önce İngiliz basını, öyküsünde “beden dismorfik bozukluğu” (kişinin bedeniyle ilgili hayali bir kusur yaratıp bununla uğraşıp durması) olan ve takıntılı bir biçimde ‘selfie’lerini sosyal medyada paylaşan Danny Bowman isimli bir ergenin intihar girişiminde bulunduğunu yazdı. Habere göre Newcastle’lı 19 yaşındaki bu zavallı genç, intihar girişimi öncesi 200 selfie çekmiş ancak hiçbirini beğenmemişti. Sonra da üzüntüsünden yüksek doz ilaç alarak intihara kalkışmıştı. Bowman, olay sonrası kendisiyle konuşanlara selfie’nin ilaç, alkol ve kumar gibi bir kötü alışkanlık olduğunu, bu nedenle arkadaşlarını, eğitimini, sağlığını kaybettiğini ve ölümden döndüğünü söylüyordu. Bowman’ın hekimi Dr. David Veal, selfie takıntısının bir kendini beğenmişlik hali olamayacağının altını çiziyor. Daha da önemlisi, Veal’e göre ileri teknoloji ve onun yarattığı selfie gibi sosyal modalar, gizli kalmış zihinsel hastalıkları açığa çıkarabiliyor, ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Birçok bilim insanı, insanların özel fotoğraflarını sosyal medyada sık paylaşmasının özel hayatın mahremiyetini azalttığına ve insan ilişkilerini kötü etkilediğine inanıyor. Gelinen nokta, selfie paylaşımını abartanların sanıldığı gibi kendine hayran, abartılı narsistik kişiler olmadığını, tam tersine özgüven sorunu olan kişiler olabileceğini gösteriyor. Benmerkezci, yalnız, sosyal ilişkilerde başarısız, onay ve takdir edilme gereksinimi olanlarda selfie takıntısı daha sık görülüyor. Haddimi aşmak istemem, ben psikiyatrist veya psikolog değilim. Ancak selfie takıntısı bana normalmiş gibi görünmüyor. Onu normalleştirme çabalarının kapitalist dünyada insanın bireyci yaşama ittirilmesi, yoğun teknoloji kullanmaya teşvik ve tüketiminin özendirilmesi ile ilişkili olabileceğini düşünüyorum. dr.m.cetiner@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mustafa-cetiner/selfie-bir-hastalik-mi">Yeniden: Selfie bir hastalık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese Bilim Teknoloji Dergisi&#8217;nin portalının gücünü test etmek için mükemmel bir tecrübe oldu Selfie ile ilgili yazım.</p>
<p>Söz konusu yazıyı CBT için tartışmaların ilk kez alevlendiği 2014 yılında yazmıştım.</p>
<p>Yazımın Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) ile ilişkili olarak bunun bir bozukluk olduğu ile ilişkili bölümü, portal takipçileri tarafından eleştirildi ve derneğin web sayfasında böyle bir bozukluğun olmadığı yazıldı.</p>
<p>Haklıydılar.</p>
<p>Benim yaptığım -aslında belki de çok büyük- bir yanlışı düzeltmem gerekiyor, gerçekten de APA selfie’yi bir bozukluk olarak tanımlamadı.</p>
<p>Benim yazıyı yazdığım dönemde başta mobil telefon üreticilerinin bu tartışmanın yapılmasına gösterdikleri tepkileri de anımsıyorum.</p>
<p>Bu da olayın bir yönü yani, tüketim toplumunun dayanılmaz ağırlığı&#8230;</p>
<p>Aslında halen abartılı selfie çekmenin normal olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p>Konuyu tartıştığım arkadaşım Psikiyatri uzmanı <strong>Prof. Dr. Kemal Kuşçu</strong> yeme bozuklukları (eating disorders) isminin konmasının ne kadar uzun zaman aldığını, toplumun büyük bölümlerinde görülen kimi normal dışı sayılabilecek davranışların isimlendirilmesinin zorluğundan söz etti.</p>
<p>Bu konuda beni uyaranlara yeniden teşekkür ediyorum.</p>
<p>Yazıyı bu uyarılar sonrası yeniden düzenledim.</p>
<p>***</p>
<p>Son günlerin modası olan ‘selfie’, kişinin cep telefonu ile kendi fotoğrafını çekmesi anlamına geliyor.</p>
<p>Şöyle vücudunuzu geriye doğru atıyorsunuz, kolunuzu uzanabildiğiniz en uzak noktaya kadar uzatıp başınızı veya bedeninizi elinizdeki cep telefonunun kadranına sığdırmaya çalışıyorsunuz, yüzünüze en sevimli, en mutlu, en heyecanlı, en seksi veya her ne istiyorsanız öyle bir ifade veriyorsunuz ve deklanşöre basıyorsunuz.</p>
<p>Eğer özel bir anı ölümsüzleştirmek istiyorsanız, etrafınızda sizin fotoğrafınızı çekebilecek kimse yoksa veya fotoğraf çekebilecek gibi olanlar bu önemli anda fotoğraf karesinde olmak istiyorlarsa bu anlaşılabilir bir şey.</p>
<p>Ancak her gün, hatta gün içinde birçok kez kendi fotoğrafını çekip bunları başta Instagram ve Facebook olmak üzere sosyal medyada paylaşmak sağlıklı mı?</p>
<p>Selfie’nin çok yaygın bir sosyal fenomen olması, tartışmanın bilimsel boyutunun da sapmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Olasılıkla bu durum tartışmanın sulanmasına da neden oluyor. Eminim süreç içinde uzmanlar selfie’nin patolojik boyutlarını çok daha doğru bir biçimde ortaya koyacaklardır. Ancak uzmanlar arasındaki tartışmalar bu haliyle bile selfie’nin pek de masum bir şey olmadığını göstermeye yetti.</p>
<p>Halen sürmekte olan tartışma, her ne kadar selfie’nin tek başına bir anormallik olduğunu göstermese de, insanların saklı kalmış bazı zihinsel sapmalarını gün yüzüne çıkarabileceğini gösteriyor. Bir süre önce İngiliz basını, öyküsünde “beden dismorfik bozukluğu” (kişinin bedeniyle ilgili hayali bir kusur yaratıp bununla uğraşıp durması) olan ve takıntılı bir biçimde ‘selfie’lerini sosyal medyada paylaşan Danny Bowman isimli bir ergenin intihar girişiminde bulunduğunu yazdı. Habere göre Newcastle’lı 19 yaşındaki bu zavallı genç, intihar girişimi öncesi 200 selfie çekmiş ancak hiçbirini beğenmemişti. Sonra da üzüntüsünden yüksek doz ilaç alarak intihara kalkışmıştı. Bowman, olay sonrası kendisiyle konuşanlara selfie’nin ilaç, alkol ve kumar gibi bir kötü alışkanlık olduğunu, bu nedenle arkadaşlarını, eğitimini, sağlığını kaybettiğini ve ölümden döndüğünü söylüyordu.</p>
<p>Bowman’ın hekimi Dr. David Veal, selfie takıntısının bir kendini beğenmişlik hali olamayacağının altını çiziyor. Daha da önemlisi, Veal’e göre ileri teknoloji ve onun yarattığı selfie gibi sosyal modalar, gizli kalmış zihinsel hastalıkları açığa çıkarabiliyor, ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p>Birçok bilim insanı, insanların özel fotoğraflarını sosyal medyada sık paylaşmasının özel hayatın mahremiyetini azalttığına ve insan ilişkilerini kötü etkilediğine inanıyor.</p>
<p>Gelinen nokta, selfie paylaşımını abartanların sanıldığı gibi kendine hayran, abartılı narsistik kişiler olmadığını, tam tersine özgüven sorunu olan kişiler olabileceğini gösteriyor. Benmerkezci, yalnız, sosyal ilişkilerde başarısız, onay ve takdir edilme gereksinimi olanlarda selfie takıntısı daha sık görülüyor.</p>
<p>Haddimi aşmak istemem, ben psikiyatrist veya psikolog değilim. Ancak selfie takıntısı bana normalmiş gibi görünmüyor. Onu normalleştirme çabalarının kapitalist dünyada insanın bireyci yaşama ittirilmesi, yoğun teknoloji kullanmaya teşvik ve tüketiminin özendirilmesi ile ilişkili olabileceğini düşünüyorum.</p>
<p><a href="mailto:dr.m.cetiner@gmail.com">dr.m.cetiner@gmail.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mustafa-cetiner/selfie-bir-hastalik-mi">Yeniden: Selfie bir hastalık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1439</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
