<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>teori arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/teori/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/teori</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 May 2019 12:03:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Albert Einstein ile eşi Mileva Marić arasındaki muamma çözüldü mü?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/albert-einstein-ile-esi-mileva-maric-arasindaki-muamma-cozuldu-mu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 12:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[Einstein’s Wife: The Real Story of Mileva Einstein-Marić]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[görelilik teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Mileva Marić]]></category>
		<category><![CDATA[muamma]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13976</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Her başarılı erkeğin ardında bir kadın gizlidir.” Albert Einstein’ın bile… Öylesine kapalı kapılar ardında kalan bir hikâye ki bu, bilim tarihçileri, Einstein’ın görelilik teorisinde karısı Mileva Marić’in katkısı olup olmadığını tartışıyor bugün. Peki ama işin aslı ne? Albert Einstein&#8217;ın ilk karısı Mileva Marić’i Albert’in kendisi kadar tanıyor musunuz? Pek sanmıyoruz. Marić yıllarca unutuldu. Ta ki 1986 yılında, ikili arasında öğrencilik günlerinde başlayan yazışmalar keşfedilene kadar. Bu yazışmalarla birlikte kapalı kapılar aralanmaya başladı. Mileva’nın öyküsünü anlatanların bazıları, şaşırtıcı iddialarda bulundu; onun, kocasının dehasının ötesine geçen parlak bir matematikçi olduğunu ve 1905&#8217;te görelilik üzerine yazdığı makalesi de dahil olmak üzere Einstein’ın ardındaki asıl dehanın o olduğuna işaret eden bazı iddialar ortaya attılar. Kapsamlı bir tarihi araştırmaya dayanan ve yeni yayımlanan bir kitap ise Mileva’nın gerçek hikayesine bugüne kadar hiç olmadığı kadar yaklaşmış gözüküyor: “Einstein’s Wife: The Real Story of Mileva Einstein-Marić” (Einstein’ın Karısı: Mileva Einstein-Marić’in Gerçek Hikayesi) Emekli olmadan önce Londra&#8217;daki Southwark Koleji&#8217;nde Matematik ve Fizik Bölümü Öğretim Üyesi olan Allen Esterson ve Hofstra Üniversitesi&#8217;nden Emeritus Profesör David C. Cassidy’nin, bilim tarihi kitaplarıyla tanınan Ruth Lewin Sime’nin katkılarıyla yazdığı bu kitap, Albert ve çocukları için bilimsel kariyerinden vazgeçen bir bilim insanının, Mileva’nın hikayesini irdeliyor: “Albert ile eşi arasındaki muamma çözüldü mü?” sorusu bile tek başına, kitabı okunmaya değer kılıyor. Bu muammayı çözebilmek için hummalı bir çalışma yapıldı. El yazması mektuplar, okul transkriptleri ve bu gizi çözmeye yönelik çeşitli tarihi belgeler incelendi. Çiftin eski okul kayıtlarından ikisi arasında yazılan mektuplara kadar her detayı inceleyen, dikkatli ve kapsamlı bir araştırmanın eseri olan bu kitapta, Einstein&#8217;ın gölgesinde yaşamanın nasıl bir şey olduğuna yönelik psikolojik izler de buluyoruz: Tam anlamıyla bir adanmışlık ve bir kadının gururunu yansıtan derin sessizlik. Tulane Üniversitesi Tarih Profesörü ve aynı zamanda “Einstein: Yaşamı ve Evreni” isimli kitabın da yazarı olan Walter Isaacson da Einstein&#8217;ın ilk eşinin, teorilerine yaptığı katkılar konusunun tartışmalı olduğunu kabul ediyor. Titiz ve derinlemesine olduğunu ifade ettiği bu son kitabın ise efsanelerden ve komplo teorilerinden sıyrılarak Mileva Einstein-Marić’in ilginç ve ilham verici gerçek hikayesine odaklandığını söylüyor. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden tarih profesörü Diana L. Kormos-Buchwald ise kitabı, derinlemesine araştırılmış bir kaynak olarak nitelendiriyor. Kormos-Buchwald, Mileva ile kocası Albert arasındaki bilimsel ilişkiye dair şehir efsanelerinin arttığı bir ortamda, bu kitabın çok gerekli bir “aydınlatıcı” olduğunu savunuyor. Kitapta sunulan belgelerle başarı/başarısızlıklarının ve mücadele ettikleri çevrenin açıkça gösterilmiş olduğunu ifade ediyor. Mileva’nın gerçek hikayesi, bilimde kadının yerini sorgulatıyor 1875 yılında Titel, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde doğan Mileva, o dönemde bilim dalında yüksek öğrenime devam eden cesur ve zeki birkaç kadından biriydi; O ve Albert’in yolu, Zürih Politeknik&#8217;te kesişecekti. Ne yazık ki Mileva bilim kariyerinde bir dizi başarısızlığa uğradı &#8211; başarısız sınavlar, yoluna taş koyan doktora tez danışmanı ve Einstein&#8217;dan evlilik dışı hamileliği… Ardından o ve Albert 1903&#8217;te evlendi ve iki oğulları oldu, ancak evlilik yürümeyecekti. Mileva, kocasının “itibarsız” ortak yazarı veya ücretsiz asistanı mı yoksa yoldaşı mıydı? Kocasının gizli işbirlikçisi olduğuna inanmak, birçok insana cazip gelse de “Einstein&#8217;ın Karısı” eserinin yazarları gerçek kanıtlara bakıyor ve önemli tarihsel bağlamlar sunuluyor. Anlattıkları hikâye, bilimin o dönemde kadınlara karşı hiç de hoş davranmadığının ve çeşitli engellerle mücadele eden cesur ve kararlı bir genç kadının hikayesidir. Aslında kitap Maric&#8217;in yanı sıra kadınların yirminci yüzyılın başında bilim dünyasına girmek için verdiği mücadeleyi de anlatıyor. Başarının cinsiyete dayalı değil, fırsat eşitliği, teşvik ortamı ve eğitime dayandığını ve kadınların bu konuda yaşadığı zorlukları da yansıtıyor. Mileva&#8217;nın hayatını araştırmak için 50 yılını harcayan Ljubljana Üniversitesi&#8217;nde eski bir fizik profesörü olan Dord Krstić de buna katılıyor. İyi bir araştırmanın eseri olan “Mileva &#38; Albert Einstein: Their Love and Scientific Collaboration” isimli kitabında o zamanlarda kadınlara yönelik yaygın önyargı göz önüne alındığında, bir kadınla birlikte yayımlanan bir yayının daha az ağırlık taşıyabileceğini ve aslında Mileva’nın olabilecek bazı çalışmaların yalnızca Albert Einstein imzasıyla yayımlandığını öne sürüyor. Tarihe ışık tutan mektuplar “Einstein’ın Karısı” kitabına dönecek olursak kitabın temelini ikili arasındaki mektuplar oluşturuyor. 1899-1903 yılları arasında Albert’in Mileva’ya attığı 43, Mileva’nın Albert’e gönderdiği mektuplarınsa 10 tanesi korunabilmiş. Bu mektuplarda yer alan ifadeler, Mileva’nın metodik ve dayanışmacı olduğunu, ayrıca Albert’in enerjisini çalışmasına kanalize etmesine yardım ettiğini açıkça gösteriyor. Mektupları ve sayısız ifadelerinden, Mileva Marić ve Albert Einstein&#8217;ın okul günlerinden 1914&#8217;e kadar yakın işbirliği içinde oldukları anlaşılıyor. Albert mektuplarında, “izafi hareket üzerine yaptığımız çalışma” gibi ortak çalışmaya işaret eden ifadelere de tekrar tekrar yer veriyor. Bu okuduklarımızdan varabileceğimiz sonuç, Mileva Marić’in Albert’ın bir bilim insanı olarak gelişmesine kesin olarak katkıda bulunduğudur. Einstein’la evlendikten ve bir çocuğu da engelli doğduktan sonra bilim kariyerinden vazgeçen bir kadından bahsediyoruz. Ancak yazarlar, asıl gizemli konu hakkında, bazılarının iddia ettiği gibi göreliliğin ortak mucidi olduğuna dair kesin hiçbir kanıt bulamıyorlar. Peki ama neden? Araları bozulmadan (Albert onu terk etmeden) önceki dönemdeki işbirlikleri sevgiye ve karşılıklı saygıya dayanıyordu; olağandışı işler üretmelerine izin veren de buydu belki. Albert’in yeteneğini tanıyan ilk kişi Mileva’ydı. O olmasaydı, Albert asla başaramazdı. Mileva, Albert için kendi tutkularını bıraktı, onunla çalışmaktan mutluluk duyarak başarısına katkıda bulundu. Bir kez başladıktan sonra, çalışmalarını Albert’in adıyla imzalama işlemi tersine çevrilemez bir hal aldı. Erkek egemen bir bilim topluluğunda Mileva sessiz kaldı. Belki de sadece ona olan aşkından ve Albert’in mutluluğunu kendi mutluluğu olarak kabul etmesinden. Çünkü Albert için başarı demek mutluluk demekti. Mileva, Albert için mutsuzluğu göze alacaktı. Yazı: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynakça: https://www.nature.com/articles/d41586-019-00741-6 https://www.scientificamerican.com/article/the-true-story-of-einsteins-wife-a-revised-history-of-humans-and-other-new-science-books/ https://mitpress.mit.edu/books/einsteins-wife https://blogs.scientificamerican.com/guest-blog/the-forgotten-life-of-einsteins-first-wife/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/albert-einstein-ile-esi-mileva-maric-arasindaki-muamma-cozuldu-mu">Albert Einstein ile eşi Mileva Marić arasındaki muamma çözüldü mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Her başarılı erkeğin ardında bir kadın gizlidir.” Albert Einstein’ın bile… Öylesine kapalı kapılar ardında kalan bir hikâye ki bu, bilim tarihçileri, Einstein’ın görelilik teorisinde karısı Mileva Marić’in katkısı olup olmadığını tartışıyor bugün. Peki ama işin aslı ne?</em></p>
<p>Albert Einstein&#8217;ın ilk karısı Mileva Marić’i Albert’in kendisi kadar tanıyor musunuz? Pek sanmıyoruz. Marić yıllarca unutuldu. Ta ki 1986 yılında, ikili arasında öğrencilik günlerinde başlayan yazışmalar keşfedilene kadar. Bu yazışmalarla birlikte kapalı kapılar aralanmaya başladı. Mileva’nın öyküsünü anlatanların bazıları, şaşırtıcı iddialarda bulundu; onun, kocasının dehasının ötesine geçen parlak bir matematikçi olduğunu ve 1905&#8217;te görelilik üzerine yazdığı makalesi de dahil olmak üzere Einstein’ın ardındaki asıl dehanın o olduğuna işaret eden bazı iddialar ortaya attılar. Kapsamlı bir tarihi araştırmaya dayanan ve yeni yayımlanan bir kitap ise Mileva’nın gerçek hikayesine bugüne kadar hiç olmadığı kadar yaklaşmış gözüküyor: <strong>“Einstein’s Wife: The Real Story of Mileva Einstein-Marić” (Einstein’ın Karısı: Mileva Einstein-Marić’in Gerçek Hikayesi) </strong></p>
<p>Emekli olmadan önce Londra&#8217;daki Southwark Koleji&#8217;nde Matematik ve Fizik Bölümü Öğretim Üyesi olan Allen Esterson ve Hofstra Üniversitesi&#8217;nden Emeritus Profesör David C. Cassidy’nin, bilim tarihi kitaplarıyla tanınan Ruth Lewin Sime’nin katkılarıyla yazdığı bu kitap, Albert ve çocukları için bilimsel kariyerinden vazgeçen bir bilim insanının, Mileva’nın hikayesini irdeliyor: “Albert ile eşi arasındaki muamma çözüldü mü?” sorusu bile tek başına, kitabı okunmaya değer kılıyor.</p>
<p>Bu muammayı çözebilmek için hummalı bir çalışma yapıldı. El yazması mektuplar, okul transkriptleri ve bu gizi çözmeye yönelik çeşitli tarihi belgeler incelendi. Çiftin eski okul kayıtlarından ikisi arasında yazılan mektuplara kadar her detayı inceleyen, dikkatli ve kapsamlı bir araştırmanın eseri olan bu kitapta, Einstein&#8217;ın gölgesinde yaşamanın nasıl bir şey olduğuna yönelik psikolojik izler de buluyoruz: Tam anlamıyla bir adanmışlık ve bir kadının gururunu yansıtan derin sessizlik.</p>
<p>Tulane Üniversitesi Tarih Profesörü ve aynı zamanda <em>“Einstein: Yaşamı ve Evreni”</em> isimli kitabın da yazarı olan Walter Isaacson da Einstein&#8217;ın ilk eşinin, teorilerine yaptığı katkılar konusunun tartışmalı olduğunu kabul ediyor. Titiz ve derinlemesine olduğunu ifade ettiği bu son kitabın ise efsanelerden ve komplo teorilerinden sıyrılarak Mileva Einstein-Marić’in ilginç ve ilham verici gerçek hikayesine odaklandığını söylüyor.</p>
<p>Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden tarih profesörü Diana L. Kormos-Buchwald ise kitabı, derinlemesine araştırılmış bir kaynak olarak nitelendiriyor. Kormos-Buchwald, Mileva ile kocası Albert arasındaki bilimsel ilişkiye dair şehir efsanelerinin arttığı bir ortamda, bu kitabın çok gerekli bir “aydınlatıcı” olduğunu savunuyor. Kitapta sunulan belgelerle başarı/başarısızlıklarının ve mücadele ettikleri çevrenin açıkça gösterilmiş olduğunu ifade ediyor.</p>
<div id="attachment_13979" style="width: 274px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-13979" class="wp-image-13979 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/mileva-maric-264x300.jpg" alt="" width="264" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/mileva-maric-264x300.jpg 264w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/mileva-maric.jpg 527w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" /><p id="caption-attachment-13979" class="wp-caption-text">Kanıtlar, Mileva Marić’in o dönemde bilim dünyasının erkek egemen anlayışına karşı zorluk yaşadığını gösteriyor.</p></div>
<p><strong>Mileva’nın gerçek hikayesi, bilimde kadının yerini sorgulatıyor</strong></p>
<p>1875 yılında Titel, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde doğan Mileva, o dönemde bilim dalında yüksek öğrenime devam eden cesur ve zeki birkaç kadından biriydi; O ve Albert’in yolu, Zürih Politeknik&#8217;te kesişecekti.</p>
<p>Ne yazık ki Mileva bilim kariyerinde bir dizi başarısızlığa uğradı &#8211; başarısız sınavlar, yoluna taş koyan doktora tez danışmanı ve Einstein&#8217;dan evlilik dışı hamileliği… Ardından o ve Albert 1903&#8217;te evlendi ve iki oğulları oldu, ancak evlilik yürümeyecekti. Mileva, kocasının “itibarsız” ortak yazarı veya ücretsiz asistanı mı yoksa yoldaşı mıydı? Kocasının gizli işbirlikçisi olduğuna inanmak, birçok insana cazip gelse de <em>“Einstein&#8217;ın Karısı” </em>eserinin yazarları gerçek kanıtlara bakıyor ve önemli tarihsel bağlamlar sunuluyor. Anlattıkları hikâye, bilimin o dönemde kadınlara karşı hiç de hoş davranmadığının ve çeşitli engellerle mücadele eden cesur ve kararlı bir genç kadının hikayesidir.</p>
<p>Aslında kitap Maric&#8217;in yanı sıra kadınların yirminci yüzyılın başında bilim dünyasına girmek için verdiği mücadeleyi de anlatıyor. Başarının cinsiyete dayalı değil, fırsat eşitliği, teşvik ortamı ve eğitime dayandığını ve kadınların bu konuda yaşadığı zorlukları da yansıtıyor.</p>
<p>Mileva&#8217;nın hayatını araştırmak için 50 yılını harcayan Ljubljana Üniversitesi&#8217;nde eski bir fizik profesörü olan Dord Krstić de buna katılıyor. İyi bir araştırmanın eseri olan <em>“Mileva &amp; Albert Einstein: Their Love and Scientific Collaboration”</em> isimli kitabında o zamanlarda kadınlara yönelik yaygın önyargı göz önüne alındığında, bir kadınla birlikte yayımlanan bir yayının daha az ağırlık taşıyabileceğini ve aslında Mileva’nın olabilecek bazı çalışmaların yalnızca Albert Einstein imzasıyla yayımlandığını öne sürüyor.</p>
<div id="attachment_13978" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-13978" class="wp-image-13978 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/mileva-mektup-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/mileva-mektup-300x223.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/mileva-mektup.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-13978" class="wp-caption-text">Albert Einstein’ın Mileva Marić’e gönderdiği mektuplarda, “izafi hareket üzerine yaptığımız çalışma” gibi ortak çalışmaya işaret eden ifadeler yer alıyor.</p></div>
<p><strong>Tarihe ışık tutan mektuplar</strong></p>
<p>“Einstein’ın Karısı” kitabına dönecek olursak kitabın temelini ikili arasındaki mektuplar oluşturuyor. 1899-1903 yılları arasında Albert’in Mileva’ya attığı 43, Mileva’nın Albert’e gönderdiği mektuplarınsa 10 tanesi korunabilmiş. Bu mektuplarda yer alan ifadeler, Mileva’nın metodik ve dayanışmacı olduğunu, ayrıca Albert’in enerjisini çalışmasına kanalize etmesine yardım ettiğini açıkça gösteriyor.</p>
<p>Mektupları ve sayısız ifadelerinden, Mileva Marić ve Albert Einstein&#8217;ın okul günlerinden 1914&#8217;e kadar yakın işbirliği içinde oldukları anlaşılıyor. Albert mektuplarında, “izafi hareket üzerine yaptığımız çalışma” gibi ortak çalışmaya işaret eden ifadelere de tekrar tekrar yer veriyor.</p>
<p>Bu okuduklarımızdan varabileceğimiz sonuç, Mileva Marić’in Albert’ın bir bilim insanı olarak gelişmesine kesin olarak katkıda bulunduğudur. Einstein’la evlendikten ve bir çocuğu da engelli doğduktan sonra bilim kariyerinden vazgeçen bir kadından bahsediyoruz. Ancak yazarlar, asıl gizemli konu hakkında, bazılarının iddia ettiği gibi göreliliğin ortak mucidi olduğuna dair kesin hiçbir kanıt bulamıyorlar. Peki ama neden?</p>
<p>Araları bozulmadan (Albert onu terk etmeden) önceki dönemdeki işbirlikleri sevgiye ve karşılıklı saygıya dayanıyordu; olağandışı işler üretmelerine izin veren de buydu belki. Albert’in yeteneğini tanıyan ilk kişi Mileva’ydı. O olmasaydı, Albert asla başaramazdı. Mileva, Albert için kendi tutkularını bıraktı, onunla çalışmaktan mutluluk duyarak başarısına katkıda bulundu. Bir kez başladıktan sonra, çalışmalarını Albert’in adıyla imzalama işlemi tersine çevrilemez bir hal aldı. Erkek egemen bir bilim topluluğunda Mileva sessiz kaldı. Belki de sadece ona olan aşkından ve Albert’in mutluluğunu kendi mutluluğu olarak kabul etmesinden. Çünkü Albert için başarı demek mutluluk demekti. Mileva, Albert için mutsuzluğu göze alacaktı.</p>
<p><strong>Yazı: </strong>Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com"><strong>batusarican@gmail.com</strong></a></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-019-00741-6">https://www.nature.com/articles/d41586-019-00741-6</a></p>
<p><a href="https://www.scientificamerican.com/article/the-true-story-of-einsteins-wife-a-revised-history-of-humans-and-other-new-science-books/">https://www.scientificamerican.com/article/the-true-story-of-einsteins-wife-a-revised-history-of-humans-and-other-new-science-books/</a></p>
<p><a href="https://mitpress.mit.edu/books/einsteins-wife">https://mitpress.mit.edu/books/einsteins-wife</a></p>
<p><a href="https://blogs.scientificamerican.com/guest-blog/the-forgotten-life-of-einsteins-first-wife/">https://blogs.scientificamerican.com/guest-blog/the-forgotten-life-of-einsteins-first-wife/</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/albert-einstein-ile-esi-mileva-maric-arasindaki-muamma-cozuldu-mu">Albert Einstein ile eşi Mileva Marić arasındaki muamma çözüldü mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13976</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hipotez, teori, yasa.</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/hipotez-teori-yasa</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2017 12:27:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevfik Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[büyük çarpışma teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gündemdeki evrim tartışmaları herkese bilim lügatında yer alan &#8220;hipotez&#8221;, &#8220;teori&#8221;, &#8220;yasa&#8221; gibi kavramların ne olduğunun pek de iyi anlaşılmadığını gösterdi. Gerçekten ama gerçekten özellikle &#8220;teorinin&#8221; ne anlama geldiğini öğrenmeye şiddetle ihtiyacımız var; zira &#8220;evrim bir teori ama sonuçta ispatlanmamış&#8221; gibi hatalı mantık yürütmeleri, hatta ve hatta &#8220;evrim bilim tarafından çoktan çürütüldü&#8221; gibi yalan yanlış bilgiler sinir bozukluğuyla karışık bir gülme arzusunu tetikliyor (Portalımızın yazarlarından Prof. Dr. Cem Say&#8217;ın sosyal medyadaki sabrına hayran kaldım). İnsanlar yanlış biliyor olabilirler elbet. Şüphesiz, biyoloji dersinin son konusu olan evrimden bahsedeceğiz ama, tüm bunlar ilk konusu olan bilimsel yöntemin hakkıyla anlatılmamasından kaynaklanıyor. Bilirsiniz ilk hafta biraz laylay geçer; bilimsel yöntem böylece atlanır. Son hafta yetişmez -belki de özellikle yetişmez- ve evrim de böylece atlanmış olur. Her neyse&#8230; Bilimsel yöntemden kısmen bahsedelim bu yazıda&#8230; Öncelikle bilimleri hipotezlerin genelinin kuruluş sırasına ve sınanış imkânına göre ikiye ayırmamız gerekiyor: Öndeyili bilimler ve gerideyili bilimler. Öndeyili bilimler, hipotezi önden kurduğunuz, daha sonra bu hipotezi &#8220;acaba öyle mi?&#8221; diye sınadığınız, bu sınama için deneyler ve gözlemler tasarladığınız bilimlerdir. Kimya, fizik, malzeme bilimi vb. böyle bilimlerdir. Örneğin &#8220;Bütün metaller ısınınca genleşir&#8221; gibi tümevarımsal bir hipoteziniz olsun. Bu hipotezi sınamak için elinize bir kaç metal parçası alır, ısıtır, genleştiğini gösterirsiniz. Tebrikler! Artık iyi bir teoriniz olur. Maalesef dünyadaki bütün ama bütün metalleri tek tek ısıtarak genleştiğini gösteremeyeceksiniz ama bu sözkonusu teorinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Her bir ısıtma ve genleşme, teorinizi destekler ve teoriniz son derece iyi desteklenmiş bir teoridir artık. Ta ki, bir metal çıkıp da genleşmeyene kadar&#8230; O gün bu teori çökecektir fakat yanlışanana yani çökene kadar geçerlidir. Tam şu an olduğu gibi. Gerideyili bilimler ise, &#8220;geçmişte ne olmuş olabilir acaba?&#8221; dediğimiz bilimlerdir. Astronomi, jeoloji, evrimsel biyoloji vb. bilimler gibi&#8230; Yani siz bir zamanlar olmuş olana ait izleri araştırır ve &#8220;şöyle olmuş olabilir&#8221; diye hipotez kurarsınız. Bu hipotezi öndeyili bilimlerde olduğu gibi sınayarak değil, yine geçmişe ait izleri keşfederek ya da bugüne ait izleri kullanarak desteklersiniz ve yine iyi bir teoriniz olur. Teoriniz ne kadar iyi desteklenirse, o kadar iyi bir teori olur. Tıpkı öndeyili hipotezlerde olduğu gibi, yanlışlanana kadar teori geçerlidir. Kısacası teori; bilimsel bir olguyu açıklayan tutarlı bir modeldir. Bazı teoriler çok fazla desteklenirler, hiçbir noktayı açıkta bırakmazlar ve yeni bulgularla hiç çelişmezler. İşte bu teoriler iyi teorilerdir. Diğerlerini gölgede bırakabilirler ve hatta tarih sahnesinden silebilirler. Büyük Çarpışma Teorisi&#8216;nden örnek verelim. Bu teori, uydumuz Ay&#8217;ın oluşumunun Dünya&#8217;nın başka bir gezegen ile çarpışmasının sonucu olduğunu söyler (bu hayali gezegene Thea adı verilmiştir). Esasında Ay&#8217;ın oluşumuna dair onlarca teori vardı ilk başta. Lakin Ay&#8217;ın çekirdek büyüklüğü, Ay&#8217;ın çekirdek sıcaklığı, jeolojik gözlemler, deneyler, simülasyonlar zamanla diğerlerini elerken, Büyük Çarpışma Teorisi&#8217;ni destekledi. Şu an en geçerli olan teori budur. Yeni araştırmaları bu teoriye göre yapınca, ortaya hata da çıkmıyor. Şimdi biri çıkıp da &#8220;bu teori ispatlanmadı ki, teori sonuçta&#8221; deyince &#8220;benim bilimin işleyişinden haberim yok&#8221; itirafında bulunmuş oluyor. Peki yasa nedir o halde? Aynı örnekten gidelim: Mesela genleşme yasası nedir? Evet, &#8220;tüm metallerin ısıtılınca genleşeceği&#8221; bir teoridir. Yasa ise &#8220;onun hangi kurallara bağlı genleşeceği&#8221; ile ilgili. Yani genelde yasa dediğimizde ya bir formülden bahsediyoruzdur ya da bir olayın işleyişiyle ilgili kural setinden. İşin matematik kısmı yani. &#8220;Teoriler ispatlanınca yasa olur&#8221; gibi bir söylem kesinlikle yanlıştır ve bilgisizlik ürünüdür. Artık evrime gelebiliriz: Evrim teorisi, canlılığın başlangıcını içermez; ancak bir kez başladıktan sonra &#8220;nasıl bu kadar çeşitlendi ve türler nasıl ortaya çıkıp yayıldılar&#8221; sorusuna yanıt veren, en iyi, en çok desteklenmiş, en temel teoridir. Bütün bir biyoloji bilimi evrim teorisi üzerine kuruludur. Ne yeni gözlemler, ne yeni bulgular evrim teorisiyle çelişir. Dahası, keşifleri dahi evrim teorisi sayesinde yaparız. Çünkü evrim teorisi güçlü, tutarlı ve iyi bir teoridir, bu özelliğiyle gerçeğe yaklaşmamızı sağlar. Büyük çarpışma teorisi gibi bile değildir evrim teorisi: Ondan çok daha fazla defa, misli misli fazla bulgu ve veriyle desteklenmiştir. O zaman müfredattan evrim çıkarsa geriye ne kalacak? Tıpkı şu an teklif edilen anayasa değişikliği maddelerinin mevcut maddelerle çelişerek ortaya oksimoron çıkardığı gibi, evrim teorisini müfredattan çıkarınca geriye kalanlar komik bir hale düşecekler. Örneğin &#8220;canlıların sınıflandırılması&#8221; tamamen evrim teorisinin bir ürünü. O konu hala kitaplarda var. Mitokondriyi anlatırken &#8220;zamanında başka bir bakterinin hücre içerisine girmesi&#8221; denmeyecek de ne denecek? Peki evrim teorisini destekleyen en önemli bulgulardan birisi olan, tüm canlılarda protein sentezinin aynı kodonla başlamasından bahsederken ne diyecek bu kitaplar? Çocuklardan biri &#8220;neden?&#8221; diye sorduğunda ne olacak? Ne söylenecek? Volvoks&#8217;tan asla ve asla bahsedilmeyecek mi? Sahiden&#8230; Bizim gençlerimiz 200 milyon yıl önce ortaya çıkan Volvoks&#8217;tan habersiz mi mezun olacaklar? Bir gün uluslararası bir ortamda başka uluslardan gençler Volvoks dediğinde bizim gencimiz boş boş bakacak mı? Diyecek bir şey kalmadı pek&#8230; Umarım bu yanlıştan bir an önce dönülür. Tevfik Uyar / @tevfik_uyar Not: Evrimle ilgili ileri okuma yapmak isteyenlere Popüler bilim yazarı Çağrı Mert Bakırcı&#8217;nın &#8220;Evrim Kuramı ve Mekanizmaları&#8221; kitabını tavsiye ederim.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/hipotez-teori-yasa">Hipotez, teori, yasa.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gündemdeki evrim tartışmaları herkese bilim lügatında yer alan &#8220;hipotez&#8221;, &#8220;teori&#8221;, &#8220;yasa&#8221; gibi kavramların ne olduğunun pek de iyi anlaşılmadığını gösterdi. Gerçekten ama gerçekten özellikle &#8220;teorinin&#8221; ne anlama geldiğini öğrenmeye şiddetle ihtiyacımız var; zira &#8220;evrim bir teori ama sonuçta ispatlanmamış&#8221; gibi hatalı mantık yürütmeleri, hatta ve hatta &#8220;evrim bilim tarafından çoktan çürütüldü&#8221; gibi yalan yanlış bilgiler sinir bozukluğuyla karışık bir gülme arzusunu tetikliyor (Portalımızın yazarlarından Prof. Dr. Cem Say&#8217;ın sosyal medyadaki sabrına hayran kaldım).</p>
<p>İnsanlar yanlış biliyor olabilirler elbet. Şüphesiz, biyoloji dersinin son konusu olan evrimden bahsedeceğiz ama, tüm bunlar ilk konusu olan bilimsel yöntemin hakkıyla anlatılmamasından kaynaklanıyor. Bilirsiniz ilk hafta biraz laylay geçer; bilimsel yöntem böylece atlanır. Son hafta yetişmez -belki de özellikle yetişmez- ve evrim de böylece atlanmış olur. Her neyse&#8230; Bilimsel yöntemden kısmen bahsedelim bu yazıda&#8230;</p>
<p>Öncelikle bilimleri hipotezlerin genelinin kuruluş sırasına ve sınanış imkânına göre ikiye ayırmamız gerekiyor: Öndeyili bilimler ve gerideyili bilimler.</p>
<p>Öndeyili bilimler, hipotezi önden kurduğunuz, daha sonra bu hipotezi <em>&#8220;acaba öyle mi?&#8221;</em> diye sınadığınız, bu sınama için deneyler ve gözlemler tasarladığınız bilimlerdir. Kimya, fizik, malzeme bilimi vb. böyle bilimlerdir. Örneğin <em>&#8220;Bütün metaller ısınınca genleşir&#8221;</em> gibi tümevarımsal bir hipoteziniz olsun. Bu hipotezi sınamak için elinize bir kaç metal parçası alır, ısıtır, genleştiğini gösterirsiniz. Tebrikler! Artık iyi bir teoriniz olur. Maalesef dünyadaki bütün ama bütün metalleri tek tek ısıtarak genleştiğini gösteremeyeceksiniz ama bu sözkonusu teorinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Her bir ısıtma ve genleşme, teorinizi destekler ve teoriniz son derece iyi desteklenmiş bir teoridir artık. Ta ki, bir metal çıkıp da genleşmeyene kadar&#8230; O gün bu teori çökecektir fakat yanlışanana yani çökene kadar geçerlidir. Tam şu an olduğu gibi.</p>
<p>Gerideyili bilimler ise, <em>&#8220;geçmişte ne olmuş olabilir acaba?&#8221;</em> dediğimiz bilimlerdir. Astronomi, jeoloji, evrimsel biyoloji vb. bilimler gibi&#8230; Yani siz bir zamanlar olmuş olana ait izleri araştırır ve <em>&#8220;şöyle olmuş olabilir</em>&#8221; diye hipotez kurarsınız. Bu hipotezi öndeyili bilimlerde olduğu gibi sınayarak değil, yine geçmişe ait izleri keşfederek ya da bugüne ait izleri kullanarak desteklersiniz ve yine iyi bir teoriniz olur. Teoriniz ne kadar iyi desteklenirse, o kadar iyi bir teori olur. Tıpkı öndeyili hipotezlerde olduğu gibi, yanlışlanana kadar teori geçerlidir.</p>
<p>Kısacası teori; bilimsel bir olguyu açıklayan tutarlı bir modeldir. Bazı teoriler çok fazla desteklenirler, hiçbir noktayı açıkta bırakmazlar ve yeni bulgularla hiç çelişmezler. İşte bu teoriler iyi teorilerdir. Diğerlerini gölgede bırakabilirler ve hatta tarih sahnesinden silebilirler.</p>
<p><strong>Büyük Çarpışma Teorisi</strong>&#8216;nden örnek verelim. Bu teori, uydumuz Ay&#8217;ın oluşumunun Dünya&#8217;nın başka bir gezegen ile çarpışmasının sonucu olduğunu söyler (bu hayali gezegene <em>Thea</em> adı verilmiştir). Esasında Ay&#8217;ın oluşumuna dair onlarca teori vardı ilk başta. Lakin Ay&#8217;ın çekirdek büyüklüğü, Ay&#8217;ın çekirdek sıcaklığı, jeolojik gözlemler, deneyler, simülasyonlar zamanla diğerlerini elerken, Büyük Çarpışma Teorisi&#8217;ni destekledi. Şu an en geçerli olan teori budur. Yeni araştırmaları bu teoriye göre yapınca, ortaya hata da çıkmıyor. Şimdi biri çıkıp da <em>&#8220;bu teori ispatlanmadı ki, teori sonuçta&#8221;</em> deyince<em> &#8220;benim bilimin işleyişinden haberim yok&#8221;</em> itirafında bulunmuş oluyor.</p>
<p>Peki yasa nedir o halde? Aynı örnekten gidelim: Mesela genleşme yasası nedir?</p>
<p>Evet, <em>&#8220;tüm metallerin ısıtılınca genleşeceği&#8221;</em> bir teoridir. Yasa ise &#8220;onun hangi kurallara bağlı genleşeceği&#8221; ile ilgili. Yani genelde <strong><em>yasa dediğimizde ya bir formülden bahsediyoruzdur ya da bir olayın işleyişiyle ilgili kural setinden.</em></strong> İşin matematik kısmı yani. &#8220;Teoriler ispatlanınca yasa olur&#8221; gibi bir söylem kesinlikle yanlıştır ve bilgisizlik ürünüdür.</p>
<p>Artık evrime gelebiliriz: Evrim teorisi, canlılığın başlangıcını içermez; ancak bir kez başladıktan sonra &#8220;nasıl bu kadar çeşitlendi ve türler nasıl ortaya çıkıp yayıldılar&#8221; sorusuna yanıt veren, en iyi, en çok desteklenmiş, en temel teoridir. Bütün bir biyoloji bilimi evrim teorisi üzerine kuruludur. Ne yeni gözlemler, ne yeni bulgular evrim teorisiyle çelişir. Dahası, keşifleri dahi evrim teorisi sayesinde yaparız. Çünkü evrim teorisi güçlü, tutarlı ve iyi bir teoridir, bu özelliğiyle gerçeğe yaklaşmamızı sağlar. Büyük çarpışma teorisi gibi bile değildir evrim teorisi: Ondan çok daha fazla defa, misli misli fazla bulgu ve veriyle desteklenmiştir.</p>
<p>O zaman müfredattan evrim çıkarsa geriye ne kalacak?</p>
<p>Tıpkı şu an teklif edilen anayasa değişikliği maddelerinin mevcut maddelerle çelişerek ortaya oksimoron çıkardığı gibi, evrim teorisini müfredattan çıkarınca geriye kalanlar komik bir hale düşecekler.</p>
<p>Örneğin &#8220;canlıların sınıflandırılması&#8221; tamamen evrim teorisinin bir ürünü. O konu hala kitaplarda var.</p>
<p>Mitokondriyi anlatırken &#8220;zamanında başka bir bakterinin hücre içerisine girmesi&#8221; denmeyecek de ne denecek?</p>
<p>Peki evrim teorisini destekleyen en önemli bulgulardan birisi olan, tüm canlılarda protein sentezinin aynı kodonla başlamasından bahsederken ne diyecek bu kitaplar? Çocuklardan biri &#8220;neden?&#8221; diye sorduğunda ne olacak? Ne söylenecek?</p>
<p>Volvoks&#8217;tan asla ve asla bahsedilmeyecek mi? Sahiden&#8230; Bizim gençlerimiz 200 milyon yıl önce ortaya çıkan Volvoks&#8217;tan habersiz mi mezun olacaklar? Bir gün uluslararası bir ortamda başka uluslardan gençler Volvoks dediğinde bizim gencimiz boş boş bakacak mı?</p>
<p>Diyecek bir şey kalmadı pek&#8230;</p>
<p>Umarım bu yanlıştan bir an önce dönülür.</p>
<p>Tevfik Uyar / <a href="http://twitter.com/tevfik_uyar" target="_blank">@tevfik_uyar</a></p>
<p>Not: Evrimle ilgili ileri okuma yapmak isteyenlere Popüler bilim yazarı Çağrı Mert Bakırcı&#8217;nın &#8220;Evrim Kuramı ve Mekanizmaları&#8221; kitabını tavsiye ederim.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/hipotez-teori-yasa">Hipotez, teori, yasa.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5033</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
