<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yanardağ arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yanardag/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yanardag</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 May 2025 07:07:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bir sonraki yıkıcı yanardağ patlaması kapıda ama hazır değiliz!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/bir-sonraki-yikici-yanardag-patlamasi-kapida-ama-hazir-degiliz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 07:07:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[volkan]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik dağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32404</guid>

					<description><![CDATA[<p>1815’teki devasa volkanik patlamanın bugün tekrar etme olasılığı 6’da 1! Bu patlama dolaylı yoldan milyonların hayatını etkilemiş, gıda krizi ve toplumsal huzursuzluklara neden olmuştu. Yakın dönemde eşine rastlanmayan bir doğal felaket, 1815’te Endonezya’da yaşandı. Tambora Dağı’ndaki yıkıcı (cataclysmic) volkanik patlama sonucunda Sumbawa Adası ve komşu Lombok’ta yaklaşık 90.000 kişi hayatını kaybetti. Tarihi kayıtlara göre bu patlama, Dünya genelinde yıllarca süren ve milyonlarca insanı etkileyen hava anormalliklerini tetiklemişti. Uzmanlara göre bu tip volkanik patlamalar “nadir olarak” gerçekleşse de bir daha gerçekleşmesi kaçınılmaz; tıpkı olası büyük Marmara Depremi gibi, sadece ne zaman yaşanacağını bilemiyoruz. Ancak yapabileceğimiz bir şey var, o da önlem almak… Bu noktada hükümetlerin, küresel ısınmayı durdurmak için harekete geçerken aynı zamanda gezegen çapında büyük etkisi olması beklenen yıkıcı volkanik patlama gibi diğer doğal felaketlere de hazırlıklı olmaları gerekiyor. Bilim insanları, küresel ısınma kaynaklı olarak gezegenimiz daha sıcak hale geldikçe, Dünya genelinde bu tip yıkıcı volkanik aktivitelerin daha ağır sonuçlara neden olacağı konusunda uyarıyor. 1815’teki patlama nelere neden olmuştu? Bu uyarının aciliyetini anlamak için o günkü patlamanın neden olduğu olaylar silsilesine bakmak gerekiyor. Tambora Dağı’ndaki volkanik patlama nedeniyle o dönemde Kuzey Yarımküre 1°C kadar soğurken ertesi yıl yaz mevsimi yaşanamamıştı. Kuzey Amerika ve Avrupa’da iki sene boyunca anormal soğuk havaların devam etmesi de hasadın yetersiz olmasına sebep olmuştu. Bunun sonucunda tahıl fiyatları ikiye katlanarak Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde toplumsal huzursuzluklar yaşanmış, ABD ise ilk ekonomik buhranını yaşamıştı. Hindistan’da ise düzensiz hava koşulları 1817’deki kolera salgınıyla ilişkilendirilmiş, Tambora patlamasının dolaylı etkileri, muhtemelen on milyonlarca kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı. Tambora’nın patlamasının üzerinden 200 yılı aşkın süre geçti. Daha küçük volkanik patlamalar yaşansa da hiçbiri onun kadar etkili olmadı. Bu noktada uzmanlara göre asıl soru, Tambora gibi bir felaketin tekrar yaşanıp yaşanmayacağı değil, ne zaman yaşanacağına yönelik olmalı. Gerçekleşince neler yaşanabilir? Geçtiğimiz 60.000 yıl boyunca volkanik birikintilerden elde edilen jeolojik kanıtlar, bu yüzyılda büyük bir yıkıcı patlamanın meydana gelme olasılığının 6’da 1 olduğunu gösteriyor! Bu tür bir patlamanın önümüzdeki yıllarda gerçekleşmesi ise tarım sistemlerini, daha düşük güneş ışığı seviyeleri, daha soğuk hava ve değişen nem düzenleriyle karşı karşıya bırakma riski taşıyor. Sözgelimi 1815’teki patlamayla kıyaslanamayacak şiddetteki 1991 Pinatubo patlaması bile küresel mısır rekoltesinde %9, buğday, pirinç ve soya fasulyesi üretiminde ise %5 azalmayla sonuçlanmıştı. Bununla birlikte bir sonraki Tambora benzeri patlama, yüzbinlerce insanın hayatını ve daha fazlasının yuvasını kaybetmesine ve ekonomilerin çökmesine neden olma riski taşıyor. Bunu kitlesel göç ve çatışma gibi çok büyük toplumsal etkiler de takip edebilir. Çünkü 1815’e göre artık daha sıcak ve sekiz kat nüfusa sahip bir gezegende yaşıyoruz. Yıkıcı volkan patlaması ayrıca, zaten sıcak olan Dünya atmosferini daha da ısıtıp okyanuslardaki ve karadaki birçok fiziksel ve kimyasal süreci değiştirerek tam anlamıyla felakete neden olma potansiyeli taşıyor. Mesela küresel ısınma atmosferin alt katmanlarını ısıtırken stratosferi soğutuyor. Atmosfer katmanlarındaki bu değişim de olası volkanik dumanların nasıl yayıldığını ve ne kadar yükseklere ulaştığını etkileyerek, durumu daha da kötü bir hale getirebilir. Bu tip bir patlamadan okyanusların da oldukça olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Bilindiği üzere küresel ısınma okyanustaki tabakalaşmayı artırıyor; bu nedenle suyun üst katmanları ve okyanusun üzerindeki hava kütlelerinin orantısız bir şekilde soğuması olası. Bu da canlılar için ekolojik stres anlamına geliyor. Şiddetli yağışlardan eriyen buz tabakalarına ve deniz seviyesinin yükselmesine kadar aşırı iklim koşulları arttıkça, gelecekteki volkanik aktivitenin neden olacağı olumsuz sonuçların da kötüleşmesi ve bu durumlarla başa çıkmayı zorlaştırması bekleniyor. Bu sebeple araştırmacıların, volkanik patlamalar ile antropojenik iklim değişikliği arasındaki doğal mekanizmayı iyi anlaması; karar vericilerin ise derhal gerekli önlemleri alması gerekiyor. Çünkü söz konusu volkanik patlamalar, bugün hayatta olan hiçbir insanın görmediği ve etkilerini yaşamadığı bir büyüklükte bir felakete karşılık geliyor. Şunu da bir kere daha hatırlamak lazım; belki yarın belki on yıllar sonra yıkıcı volkanik patlamanın meydana gelmesi kaçınılmaz. Bu doğal mekanizmayı araştırmak ve önlemler almak şart! Görsel: Wikipedia Kaynak: https://www.nature.com/articles/d41586-024-03680-z Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/bir-sonraki-yikici-yanardag-patlamasi-kapida-ama-hazir-degiliz">Bir sonraki yıkıcı yanardağ patlaması kapıda ama hazır değiliz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">1815’teki devasa volkanik patlamanın bugün tekrar etme olasılığı 6’da 1! Bu patlama dolaylı yoldan milyonların hayatını etkilemiş, gıda krizi ve toplumsal huzursuzluklara neden olmuştu.</p>
<p class="p4">Yakın dönemde eşine rastlanmayan bir doğal felaket, 1815’te Endonezya’da yaşandı. Tambora Dağı’ndaki yıkıcı (cataclysmic) volkanik patlama sonucunda Sumbawa Adası ve komşu Lombok’ta yaklaşık 90.000 kişi hayatını kaybetti. Tarihi kayıtlara göre bu patlama, Dünya genelinde yıllarca süren ve milyonlarca insanı etkileyen hava anormalliklerini tetiklemişti.</p>
<p class="p4">Uzmanlara göre bu tip volkanik patlamalar “nadir olarak” gerçekleşse de bir daha gerçekleşmesi kaçınılmaz; tıpkı olası büyük Marmara Depremi gibi, sadece ne zaman yaşanacağını bilemiyoruz. Ancak yapabileceğimiz bir şey var, o da önlem almak…</p>
<p class="p4">Bu noktada hükümetlerin, küresel ısınmayı durdurmak için harekete geçerken aynı zamanda gezegen çapında büyük etkisi olması beklenen yıkıcı volkanik patlama gibi diğer doğal felaketlere de hazırlıklı olmaları gerekiyor.</p>
<p class="p4">Bilim insanları, küresel ısınma kaynaklı olarak gezegenimiz daha sıcak hale geldikçe, Dünya genelinde bu tip yıkıcı volkanik aktivitelerin daha ağır sonuçlara neden olacağı konusunda uyarıyor.</p>
<p class="p4"><strong>1815’teki patlama nelere neden olmuştu?</strong></p>
<p class="p4">Bu uyarının aciliyetini anlamak için o günkü patlamanın neden olduğu olaylar silsilesine bakmak gerekiyor. Tambora Dağı’ndaki volkanik patlama nedeniyle o dönemde Kuzey Yarımküre 1°C kadar soğurken ertesi yıl yaz mevsimi yaşanamamıştı. Kuzey Amerika ve Avrupa’da iki sene boyunca anormal soğuk havaların devam etmesi de hasadın yetersiz olmasına sebep olmuştu.</p>
<p class="p4">Bunun sonucunda tahıl fiyatları ikiye katlanarak Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde toplumsal huzursuzluklar yaşanmış, ABD ise ilk ekonomik buhranını yaşamıştı. Hindistan’da ise düzensiz hava koşulları 1817’deki kolera salgınıyla ilişkilendirilmiş, Tambora patlamasının dolaylı etkileri, muhtemelen on milyonlarca kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.</p>
<p class="p4">Tambora’nın patlamasının üzerinden 200 yılı aşkın süre geçti. Daha küçük volkanik patlamalar yaşansa da hiçbiri onun kadar etkili olmadı. Bu noktada uzmanlara göre asıl soru, Tambora gibi bir felaketin tekrar yaşanıp yaşanmayacağı değil, ne zaman yaşanacağına yönelik olmalı.</p>
<p class="p4"><strong>Gerçekleşince neler yaşanabilir?</strong></p>
<p class="p4">Geçtiğimiz 60.000 yıl boyunca volkanik birikintilerden elde edilen jeolojik kanıtlar, bu yüzyılda büyük bir yıkıcı patlamanın meydana gelme olasılığının 6’da 1 olduğunu gösteriyor!</p>
<p class="p4">Bu tür bir patlamanın önümüzdeki yıllarda gerçekleşmesi ise tarım sistemlerini, daha düşük güneş ışığı seviyeleri, daha soğuk hava ve değişen nem düzenleriyle karşı karşıya bırakma riski taşıyor.</p>
<p class="p4">Sözgelimi 1815’teki patlamayla kıyaslanamayacak şiddetteki 1991 Pinatubo patlaması bile küresel mısır rekoltesinde %9, buğday, pirinç ve soya fasulyesi üretiminde ise %5 azalmayla sonuçlanmıştı.</p>
<p class="p4">Bununla birlikte bir sonraki Tambora benzeri patlama, yüzbinlerce insanın hayatını ve daha fazlasının yuvasını kaybetmesine ve ekonomilerin çökmesine neden olma riski taşıyor. Bunu kitlesel göç ve çatışma gibi çok büyük toplumsal etkiler de takip edebilir. Çünkü 1815’e göre artık daha sıcak ve sekiz kat nüfusa sahip bir gezegende yaşıyoruz.</p>
<p class="p4">Yıkıcı volkan patlaması ayrıca, zaten sıcak olan Dünya atmosferini daha da ısıtıp okyanuslardaki ve karadaki birçok fiziksel ve kimyasal süreci değiştirerek tam anlamıyla felakete neden olma potansiyeli taşıyor.</p>
<p class="p4">Mesela küresel ısınma atmosferin alt katmanlarını ısıtırken stratosferi soğutuyor. Atmosfer katmanlarındaki bu değişim de olası volkanik dumanların nasıl yayıldığını ve ne kadar yükseklere ulaştığını etkileyerek, durumu daha da kötü bir hale getirebilir.</p>
<p class="p4">Bu tip bir patlamadan okyanusların da oldukça olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Bilindiği üzere küresel ısınma okyanustaki tabakalaşmayı artırıyor; bu nedenle suyun üst katmanları ve okyanusun üzerindeki hava kütlelerinin orantısız bir şekilde soğuması olası. Bu da canlılar için ekolojik stres anlamına geliyor.</p>
<p class="p4">Şiddetli yağışlardan eriyen buz tabakalarına ve deniz seviyesinin yükselmesine kadar aşırı iklim koşulları arttıkça, gelecekteki volkanik aktivitenin neden olacağı olumsuz sonuçların da kötüleşmesi ve bu durumlarla başa çıkmayı zorlaştırması bekleniyor.</p>
<p class="p4">Bu sebeple araştırmacıların, volkanik patlamalar ile antropojenik iklim değişikliği arasındaki doğal mekanizmayı iyi anlaması; karar vericilerin ise derhal gerekli önlemleri alması gerekiyor. Çünkü söz konusu volkanik patlamalar, bugün hayatta olan hiçbir insanın görmediği ve etkilerini yaşamadığı bir büyüklükte bir felakete karşılık geliyor.</p>
<p class="p4">Şunu da bir kere daha hatırlamak lazım; belki yarın belki on yıllar sonra yıkıcı volkanik patlamanın meydana gelmesi kaçınılmaz. Bu doğal mekanizmayı araştırmak ve önlemler almak şart!</p>
<p><strong>Görsel: Wikipedia</strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.nature.com/articles/d41586-024-03680-z">https://www.nature.com/articles/d41586-024-03680-z</a></strong></p>
<p class="p4"><strong>Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/bir-sonraki-yikici-yanardag-patlamasi-kapida-ama-hazir-degiliz">Bir sonraki yıkıcı yanardağ patlaması kapıda ama hazır değiliz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32404</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Roma Cumhuriyeti’nin sonunu bir yanardağ patlaması mı getirdi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/roma-cumhuriyetinin-sonunu-bir-yanardag-patlamasi-mi-getirdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 14:29:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[cicero]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<category><![CDATA[roma imparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sezar]]></category>
		<category><![CDATA[volkan]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cicero’nun MÖ 42’de suikaste uğraması, Roma Cumhuriyeti’nin (MÖ 510-27) resmi olarak sonuydu. Peki ama bir yanardağ patlaması, bu çöküşü hızlandırmış olabilir mi? Eski tarihçiler, MÖ 44’te Sezar’ın öldürülmesinden sonra güneşin gizemli bir şekilde ortadan kalktığını ve bunu soğuk ve mahsul kıtlığı yaşanan bir dönemin izlediğini anlatıyordu. Bugün, bilim insanları ve tarihçilerden oluşan bir ekip ise tarihte bilinen en büyük süper volkan patlamalarından birinin MÖ 43’te yaşandığını keşfetti; bu patlama da muhtemelen iki yıllık garip hava ve mahsul kıtlığa katkıda bulunmuştu. Bu dönem aynı zamanda Cumhuriyet’in dağılması ve İmparatorluk’un oluşmasına ister istemez uygun koşulları hazırlamıştı. İlk olarak Sezar’ın Idus Martiae’deki suikastından sonra “kararan” gökyüzüne büyük olasılıkla Etna Dağı’ndaki küçük bir patlama neden olmuştu. Ancak ertesi yılın başında, ocak veya şubat aylarında daha büyük bir patlama meydana gelmişti; Alaska’daki Okmok Yanardağı patlayarak 10 kilometre genişliğinde bir krater açıklığı oluşturmuştu. Çöl Araştırma Enstitüsü’nden buzul bilimci ve araştırmanın baş yazarı Joseph McConnell, “Bu volkanik patlamanın sert bir iklim yarattığını kesinlikle söyleyebiliriz” diyor. Patlama gerçekten de kıtlığa ve diğer aksaklıklara katkıda bulunsaydı, Roma İmparatorluğu’nun kontrolü ele almasına yardımcı olabilirdi” diyor McConnell ve ekliyor: “Cumhuriyet’in sonunun, bu iki yıllık sert iklim döneminde olması, olası bir tesadüf, ancak muhtemel görünmüyor.” Durum sandığımızdan daha karmaşık Bazı araştırmacılar bu ilişkiye oldukça şüpheci yaklaşıyor. Çünkü Cumhuriyet’in patlamadan çok daha önce çöküş yolunda olduğuna dikkat çekiyorlar. Sözgelimi Sezar, MÖ 49’da Rubicon’u geçmiş ve Roma’daki iç savaşı hızlandırmıştı; bundan beş yıl sonra ise ömür boyu diktatör seçilecekti. Charles Üniversitesi’nden arkeolog Guy Middleton, “Cumhuriyet’le ilgili sorun popüler bir devrim ya da geçim krizi değil, politik, derin kökeni olan seçkinler arasındaki savaştı” diyor. Arizona Üniversitesi’nden paleoklimatolog Kevin Anchukaitis ise patlamanın tarihlenmesi ve gerçekleşmiş olması tartışılmaz gibi görünse de yanardağın iklime etkisini destekleyen kanıtların -özellikle Akdeniz için- zayıf olduğunu söylüyor: “Yerel iklim hikâyesi, elimizdeki küçük verilerden, biraz daha karmaşık olabilir.” Grönland’daki derin buz çekirdeklerinden elde edilen ışığı bloke eden sülfat partiküllerindeki ani artışlar, daha önce bu dönemde büyük bir patlama meydana geldiğini göstermişti. Ancak kesin yeri ve zamanlaması bir gizemdi. McConnell’in ekibi, buz çekirdeği araştırması sırasında 35 parça volkanik cam (kaya) bulmuş, bileşimini o sırada aktif olduğu bilinen volkanların jeokimyasal parmak izleriyle karşılaştırmıştı. Bu tür eşleştirmeler çoğu zaman belirsiz ve sonuçsuzdur. Ancak bu kez, bugün aktif kalan bir kalkan yanardağı olan Okmok bunu açıklayabiliyordu. Bilim insanları, daha sonra bir iklim modeli yoluyla patlamayı simüle etti. Bazıları, patlamanın etkilerinin abartıldığını düşünse de aerosollerin Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’yı 7 °C’ye kadar soğutabileceğini buldular. Ekip bu modellemenin ardından söz konusu tarihlere kadar geriye uzanan üç ağaç halkası arşivine bakarak iklim ile ilgili destekleyici kanıt arayışına girdi. İskandinavya ve Kuzey Amerika’dan gelenler, MÖ 43 ve 42’de net soğuma gösteriyordu. Ancak Alplerden gelen örnek, patlamadan 10 yıl önce başlayan bir soğuma eğilimine işaret ediyordu. Anchukaitis, “Roma Cumhuriyeti’nin tarihini iklime ve volkanlara bağlayacaksak bu kayıtlardan daha fazlasına ihtiyacımız var” diyor. Tarihi kaynaklar ne diyor? Ve ortada birtakım tarihi belgeler de var. Sözgelimi MÖ 42’de öldürülen Romalı devlet adamı ve düşünür Cicero, mektuplarında, patlama zamanındaki soğuk havadan bahsediyordu. Diğer kaynaklar, Nisan ayında Kuzey İtalya’da ve ertesi yıl Kuzey Yunanistan’daki kıtlıkları da belgeliyor. Örneğin ünlü tarihçi-yazar Plutarkhos, Romalı komutan Marcus Antonius’un ordusunun MÖ 43 yılının nisan ayında korkunç bir kıtlıkla karşılaştığını ve yabani meyve, kök ve kabuk yemek zorunda kaldıklarını yazmıştı. Başka bir tarihçi olan Appianus ise Roma’nın MÖ 42’de kıtlıkla harap olduğunu söylüyordu. Yale Üniversitesi’nden tarihçi Joseph Manning, Mısır’da da benzer kıtlıklar görüldüğünü ve bu durumun ülkeyi zayıflattığını ve bu durumun Augustus (Octavian) için fethin yollarını açarak İmparatorluk için uygun koşulları sağladığını belirtiyor. Bununla birlikte olası iklim soğumasında bile Akdeniz toplumunun çökmeyeceğini ifade eden Manning, bunun “çökme veya dayanıklılıktan daha karmaşık” olduğunu ve buna bazı toplumların iyi bazılarının ise kötü yanıt verdiğini söylüyor. Tarihte yaşanan bu tarz iklim anomalileri, gelecekte yaşayacağımız iklim kaynaklı olaylara nasıl yanıt verebileceğimize ışık tutabilir. Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynak: https://www.sciencemag.org/news/2020/06/alaskan-mega-eruption-may-have-helped-end-roman-republic</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/roma-cumhuriyetinin-sonunu-bir-yanardag-patlamasi-mi-getirdi">Roma Cumhuriyeti’nin sonunu bir yanardağ patlaması mı getirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cicero’nun MÖ 42’de suikaste uğraması, Roma Cumhuriyeti’nin (MÖ 510-27) resmi olarak sonuydu. Peki ama bir yanardağ patlaması, bu çöküşü hızlandırmış olabilir mi?</p>
<p>Eski tarihçiler, MÖ 44’te Sezar’ın öldürülmesinden sonra güneşin gizemli bir şekilde ortadan kalktığını ve bunu soğuk ve mahsul kıtlığı yaşanan bir dönemin izlediğini anlatıyordu. Bugün, bilim insanları ve tarihçilerden oluşan bir ekip ise tarihte bilinen en büyük süper volkan patlamalarından birinin MÖ 43’te yaşandığını keşfetti; bu patlama da muhtemelen iki yıllık garip hava ve mahsul kıtlığa katkıda bulunmuştu. Bu dönem aynı zamanda Cumhuriyet’in dağılması ve İmparatorluk’un oluşmasına ister istemez uygun koşulları hazırlamıştı.</p>
<p>İlk olarak Sezar’ın Idus Martiae’deki suikastından sonra “kararan” gökyüzüne büyük olasılıkla Etna Dağı’ndaki küçük bir patlama neden olmuştu. Ancak ertesi yılın başında, ocak veya şubat aylarında daha büyük bir patlama meydana gelmişti; Alaska’daki Okmok Yanardağı patlayarak 10 kilometre genişliğinde bir krater açıklığı oluşturmuştu.</p>
<p>Çöl Araştırma Enstitüsü’nden buzul bilimci ve araştırmanın baş yazarı Joseph McConnell, “Bu volkanik patlamanın sert bir iklim yarattığını kesinlikle söyleyebiliriz” diyor. Patlama gerçekten de kıtlığa ve diğer aksaklıklara katkıda bulunsaydı, Roma İmparatorluğu’nun kontrolü ele almasına yardımcı olabilirdi” diyor McConnell ve ekliyor: “Cumhuriyet’in sonunun, bu iki yıllık sert iklim döneminde olması, olası bir tesadüf, ancak muhtemel görünmüyor.”</p>
<p><strong>Durum sandığımızdan daha karmaşık</strong></p>
<p>Bazı araştırmacılar bu ilişkiye oldukça şüpheci yaklaşıyor. Çünkü Cumhuriyet’in patlamadan çok daha önce çöküş yolunda olduğuna dikkat çekiyorlar. Sözgelimi Sezar, MÖ 49’da Rubicon’u geçmiş ve Roma’daki iç savaşı hızlandırmıştı; bundan beş yıl sonra ise ömür boyu diktatör seçilecekti. Charles Üniversitesi’nden arkeolog Guy Middleton, “Cumhuriyet’le ilgili sorun popüler bir devrim ya da geçim krizi değil, politik, derin kökeni olan seçkinler arasındaki savaştı” diyor.</p>
<p>Arizona Üniversitesi’nden paleoklimatolog Kevin Anchukaitis ise patlamanın tarihlenmesi ve gerçekleşmiş olması tartışılmaz gibi görünse de yanardağın iklime etkisini destekleyen kanıtların -özellikle Akdeniz için- zayıf olduğunu söylüyor: “Yerel iklim hikâyesi, elimizdeki küçük verilerden, biraz daha karmaşık olabilir.”</p>
<p>Grönland’daki derin buz çekirdeklerinden elde edilen ışığı bloke eden sülfat partiküllerindeki ani artışlar, daha önce bu dönemde büyük bir patlama meydana geldiğini göstermişti. Ancak kesin yeri ve zamanlaması bir gizemdi. McConnell’in ekibi, buz çekirdeği araştırması sırasında 35 parça volkanik cam (kaya) bulmuş, bileşimini o sırada aktif olduğu bilinen volkanların jeokimyasal parmak izleriyle karşılaştırmıştı. Bu tür eşleştirmeler çoğu zaman belirsiz ve sonuçsuzdur. Ancak bu kez, bugün aktif kalan bir kalkan yanardağı olan Okmok bunu açıklayabiliyordu.</p>
<p>Bilim insanları, daha sonra bir iklim modeli yoluyla patlamayı simüle etti. Bazıları, patlamanın etkilerinin abartıldığını düşünse de aerosollerin Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’yı 7 °C’ye kadar soğutabileceğini buldular. Ekip bu modellemenin ardından söz konusu tarihlere kadar geriye uzanan üç ağaç halkası arşivine bakarak iklim ile ilgili destekleyici kanıt arayışına girdi. İskandinavya ve Kuzey Amerika’dan gelenler, MÖ 43 ve 42’de net soğuma gösteriyordu. Ancak Alplerden gelen örnek, patlamadan 10 yıl önce başlayan bir soğuma eğilimine işaret ediyordu. Anchukaitis, “Roma Cumhuriyeti’nin tarihini iklime ve volkanlara bağlayacaksak bu kayıtlardan daha fazlasına ihtiyacımız var” diyor.</p>
<p><strong>Tarihi kaynaklar ne diyor?</strong></p>
<p>Ve ortada birtakım tarihi belgeler de var. Sözgelimi MÖ 42’de öldürülen Romalı devlet adamı ve düşünür Cicero, mektuplarında, patlama zamanındaki soğuk havadan bahsediyordu. Diğer kaynaklar, Nisan ayında Kuzey İtalya’da ve ertesi yıl Kuzey Yunanistan’daki kıtlıkları da belgeliyor. Örneğin ünlü tarihçi-yazar Plutarkhos, Romalı komutan Marcus Antonius’un ordusunun MÖ 43 yılının nisan ayında korkunç bir kıtlıkla karşılaştığını ve yabani meyve, kök ve kabuk yemek zorunda kaldıklarını yazmıştı. Başka bir tarihçi olan Appianus ise Roma’nın MÖ 42’de kıtlıkla harap olduğunu söylüyordu.</p>
<p>Yale Üniversitesi’nden tarihçi Joseph Manning, Mısır’da da benzer kıtlıklar görüldüğünü ve bu durumun ülkeyi zayıflattığını ve bu durumun Augustus (Octavian) için fethin yollarını açarak İmparatorluk için uygun koşulları sağladığını belirtiyor. Bununla birlikte olası iklim soğumasında bile Akdeniz toplumunun çökmeyeceğini ifade eden Manning, bunun “çökme veya dayanıklılıktan daha karmaşık” olduğunu ve buna bazı toplumların iyi bazılarının ise kötü yanıt verdiğini söylüyor. Tarihte yaşanan bu tarz iklim anomalileri, gelecekte yaşayacağımız iklim kaynaklı olaylara nasıl yanıt verebileceğimize ışık tutabilir.</p>
<p><strong>Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.sciencemag.org/news/2020/06/alaskan-mega-eruption-may-have-helped-end-roman-republic">https://www.sciencemag.org/news/2020/06/alaskan-mega-eruption-may-have-helped-end-roman-republic</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/roma-cumhuriyetinin-sonunu-bir-yanardag-patlamasi-mi-getirdi">Roma Cumhuriyeti’nin sonunu bir yanardağ patlaması mı getirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29302</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Colima yanardağı patlaması yakın çekimi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yerkure/colima-yanardagi-patlamasi-yakin-cekimi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2017 13:18:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yerküre]]></category>
		<category><![CDATA[ateş volkanı]]></category>
		<category><![CDATA[colima]]></category>
		<category><![CDATA[colima yanardağı]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[volkan]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik dağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağı patlaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meksika&#8217;da ‘Ateş Volkanı’ olarak da bilinen Colima Yanardağı geçtiğimiz Ocak ayında birkaç saat arayla 3 kez patlamıştı. Ülkenin batısındaki Jalisco eyaletine bağlı 3 bin 800 metre yüksekliğindeki volkanik dağ, Ekim ayından bu yana daha faal durumda. Ateş volkanı, Colima Üniversitesi&#8217;ndeki Volkan Gözlemevi tarafından izleniyor. Üniversitede oluşturulan bir gözlem takımı, dağın faaliyetlerini yorumlayarak, analiz ediyor.  Geçen yıl kurulan web kameraları ile yanardağın volkanik aktivitelerini gerçek zamanlı olarak görüntüleyebiliyorlar. Buhar çıkışında artış gözlemlendiğinde gerekli tedbirler alınıyor. Hem Colima hem de diğer aktif yanardağların görüntüleri www.webcamsdemexico.com adresinde yayınlanıyor. &#8220;Pasifik Ateş Çemberi&#8221; adı verilen deprem ve volkan kuşağında yer alan Meksika&#8217;da 3 binden fazla volkan bulunurken bunlardan sadece 14 tanesi aktif olarak tanımlanıyor. Meksika&#8217;nın 690 kilometre batısında yer alan Ateş Volkanı, ülkenin en aktif volkanlarından biri. Söz konusu yanardağın 16. yüzyıldan bu yana en az 40 kez faaliyete geçtiği biliniyor. Bölgede sık yaşanan volkanik aktiviteler nedeniyle yakındaki yerleşim birimleri birçok kez tahliye edildi. Yanardağda 1991 yılında, 1998 ve 1999 yılları arasında ve 2001’den günümüze kadar birçok kez volkanik patlama yaşandı. Son yıllardaki en büyük patlama ise 24 Mayıs 2005 tarihinde meydana gelmişti. Bir kül bulutu, volkan üzerinde 3 km’den fazla yükselmiş ve uydu izleme sistemi patlama sonrası bu kül bulutunun 200 kilometrelik bir alana bir saat içinde yayıldığını bildirmişti.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yerkure/colima-yanardagi-patlamasi-yakin-cekimi">Colima yanardağı patlaması yakın çekimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meksika&#8217;da ‘Ateş Volkanı’ olarak da bilinen Colima Yanardağı geçtiğimiz Ocak ayında birkaç saat arayla 3 kez patlamıştı. Ülkenin batısındaki Jalisco eyaletine bağlı 3 bin 800 metre yüksekliğindeki volkanik dağ, Ekim ayından bu yana daha faal durumda.</p>
<p>Ateş volkanı, Colima Üniversitesi&#8217;ndeki Volkan Gözlemevi tarafından izleniyor. Üniversitede oluşturulan bir gözlem takımı, dağın faaliyetlerini yorumlayarak, analiz ediyor.  Geçen yıl kurulan web kameraları ile yanardağın volkanik aktivitelerini gerçek zamanlı olarak görüntüleyebiliyorlar. Buhar çıkışında artış gözlemlendiğinde gerekli tedbirler alınıyor. Hem Colima hem de diğer aktif yanardağların görüntüleri <a href="http://www.webcamsdemexico.com">www.webcamsdemexico.com</a> adresinde yayınlanıyor.</p>
<p>&#8220;Pasifik Ateş Çemberi&#8221; adı verilen deprem ve volkan kuşağında yer alan Meksika&#8217;da 3 binden fazla volkan bulunurken bunlardan sadece 14 tanesi aktif olarak tanımlanıyor. Meksika&#8217;nın 690 kilometre batısında yer alan Ateş Volkanı, ülkenin en aktif volkanlarından biri. Söz konusu yanardağın 16. yüzyıldan bu yana en az 40 kez faaliyete geçtiği biliniyor.</p>
<p>Bölgede sık yaşanan volkanik aktiviteler nedeniyle yakındaki yerleşim birimleri birçok kez tahliye edildi. Yanardağda 1991 yılında, 1998 ve 1999 yılları arasında ve 2001’den günümüze kadar birçok kez volkanik patlama yaşandı.</p>
<p>Son yıllardaki en büyük patlama ise 24 Mayıs 2005 tarihinde meydana gelmişti. Bir kül bulutu, volkan üzerinde 3 km’den fazla yükselmiş ve uydu izleme sistemi patlama sonrası bu kül bulutunun 200 kilometrelik bir alana bir saat içinde yayıldığını bildirmişti.</p>
<p><iframe width="730" height="548" src="https://www.youtube.com/embed/uVqEe_ZFnU4?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yerkure/colima-yanardagi-patlamasi-yakin-cekimi">Colima yanardağı patlaması yakın çekimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5273</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yanardağa internet sitesi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yanardaga-internet-sitesi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2016 08:16:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[sensör]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3865</guid>

					<description><![CDATA[<p>General Electric, Nikaragua’da aktif Masaya yanardağının içinden internet yayınına başlayacak. Amaç, oradaki faaliyeti online izlemek. Patlayacaksa, belirtilerini önceden saptamak. Yanardağ, başkent Managua’ya sadece 30 km uzakta. Napoli’nin kâbusu Vezüv kadar. GE bu proje için, “gerçek” Indiana Jones olarak bilinen kâşif Sam Cossman ve ekibini yanardağın kraterinden içeriye indirdi. Ekip, volkana 80 sensör yerleştirdi. Bunu başarmak için, özel giysilerle, sıcaklığı 540 dereceye varan cehennemde 370 metre aşağıya sarktılar. 6 hafta süren çalışmalara dair görüntüler YouTube’da (https://youtu.be/JJbjdeU3TVw). Cossman geçen yıl da Güney Pasifik’te Vanuatu’daki Marum yanardağının kraterinden içeriye inmişti. Sensörler, GE’nin geliştirdiği bulut tabanlı yazılım Predix’e veri gönderecek. GE daha önce de yanardağın içine doğru yolladığı dronlarla havanın kimyasal yapısını ölçmüştü. Bütün bu girişimler, aktif yanardağların yöresinde yaşayan milyonlarca insanın hayatını korumaya yönelik. Yanardağ faaliyetini izlemek, deprem tahmininden daha kolay. Dağdan çıkan zehirli gazlar ölçülebiliyor. Patlama öncesindeki depremler izlenebiliyor. 25 milyon nüfuslu Mexico City yakınında Popocatepeti var. Ekvator’da Tungurahua, başkent Quito’nun yakınında. Japonya’da Sakurajima, tıpkı Vezüv gibi, körfezin karşısındaki Kagaşima’ya tehdit. Karaibler’de Martinique Adası’nda Pelée, adanın en büyük şehri Saint Pierre’in tepesinde. 1902 patlamasında şehir Pompey gibi kül altında kaldı. 30 bin kişi öldü. Napoli’nin komşusu Vezüv, 1944’den beri sessiz. Ama hareketsiz değil. Bilim adamları dağ yamacındaki çok sayıdaki sensörü 24/7 izleyerek sismik hareketliliği tahmine çalışıyor. Aynı tahmin, deprem için yapılabilir mi? Şimdilik, buna olumlu yanıt yok. Yine de çareler aranıyor: Büyük deprem beklenen California’da bir deprem başlarken, şehirlerdeki “gömülü elektronik sistemlere” otomatik uyarı yapacak bir sistem geliştiriliyor. Kuzey California Sismik Ağı’nda halen 412 ölçüm merkezi, 924 kanaldan veriyi 24/7 boyunca University of California/Berkeley’deki merkeze iletiyor. Henüz prototip olmakla beraber ceptellere ShakeAlert (Sarsıntı Habercisi) uygulaması indirilebiliyor. Erken uyarıda yeni başarı öyküleri var: Meksika’da Nisan 2014’te ülkenin batısında okyanus içinde 7.2 şiddetinde bir deprem oldu. Meksika İçin Sismik Uyarı Sistemi (SASMEX) sayesinde, deprem merkezine 100 km ile en yakın kent Acapulco sakinleri, depremi 25 saniye önce öğrendi. Merkeze uzaklığına göre diğer şehirlerde bu süre daha arttı. Başkentte uyarı süresi  74 saniyeye çıkmıştı&#8230; Japonya’da ise üç büyük telekom şirketi, uyarıyı aynı anda ileten bir sisteme bağlı. Mart 2011’de 9 şiddetindeki deprem uyarısını ülkede 52 milyon kişi cep telefonundan, 1 dakika önceden öğrenmişti. Ve acaba deprem, uzaydan saptanabilecek mi? İyonosferdeki elektronların durumu, sıcaklık ve bağıl nem verilerinden deprem tahmini yapılabilecek mi? Deprem öncesinde radon gazının atmosfere karıştığı biliniyor. Kızılötesi radyasyon ölçümüyle bu, saptanabiliyor. Geriye dönük araştırmalarda 2015 Nepal, 2011 Japonya (Tohuku), 2010 Haiti depremlerinden önceki iyonosfer analizlerine bakıldığında, kızılötesi radyasyonun arttığı saptanmıştı. Bu ilişkiyi araştıran GeoCosmo şirketi, geliştirdiği büyük veri analizine uygun yazılımını ve yenilikçi sensörlerini Güney Amerika’da deniyor. 2012’den bu yana orada meydana gelen Richter 3’ten büyük 22 depremi “önceden” tahmin ettiğini açıkladı. Bizde ise Deprem Erken Uyarı Sistemleri Sempozyumu’nda (10.05.16) konuşan AFAD Başkanı, “Gemlik Körfezi’nde de erken uyarı sistemlerimizi kurmayı hedefliyoruz” demişti. Edip Emil Öymen  *Bu yazı 03.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yanardaga-internet-sitesi">Yanardağa internet sitesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>General Electric, Nikaragua’da aktif Masaya yanardağının içinden internet yayınına başlayacak. Amaç, oradaki faaliyeti online izlemek. Patlayacaksa, belirtilerini önceden saptamak. Yanardağ, başkent Managua’ya sadece 30 km uzakta. Napoli’nin kâbusu Vezüv kadar.</p>
<p>GE bu proje için, “gerçek” Indiana Jones olarak bilinen kâşif Sam Cossman ve ekibini yanardağın kraterinden içeriye indirdi. Ekip, volkana 80 sensör yerleştirdi. Bunu başarmak için, özel giysilerle, sıcaklığı 540 dereceye varan cehennemde 370 metre aşağıya sarktılar. 6 hafta süren çalışmalara dair görüntüler YouTube’da (https://youtu.be/JJbjdeU3TVw). Cossman geçen yıl da Güney Pasifik’te Vanuatu’daki Marum yanardağının kraterinden içeriye inmişti.</p>
<p>Sensörler, GE’nin geliştirdiği bulut tabanlı yazılım Predix’e veri gönderecek. GE daha önce de yanardağın içine doğru yolladığı dronlarla havanın kimyasal yapısını ölçmüştü. Bütün bu girişimler, aktif yanardağların yöresinde yaşayan milyonlarca insanın hayatını korumaya yönelik. Yanardağ faaliyetini izlemek, deprem tahmininden daha kolay. Dağdan çıkan zehirli gazlar ölçülebiliyor. Patlama öncesindeki depremler izlenebiliyor.</p>
<p>25 milyon nüfuslu Mexico City yakınında Popocatepeti var. Ekvator’da Tungurahua, başkent Quito’nun yakınında. Japonya’da Sakurajima, tıpkı Vezüv gibi, körfezin karşısındaki Kagaşima’ya tehdit. Karaibler’de Martinique Adası’nda Pelée, adanın en büyük şehri Saint Pierre’in tepesinde. 1902 patlamasında şehir Pompey gibi kül altında kaldı. 30 bin kişi öldü. Napoli’nin komşusu Vezüv, 1944’den beri sessiz. Ama hareketsiz değil. Bilim adamları dağ yamacındaki çok sayıdaki sensörü 24/7 izleyerek sismik hareketliliği tahmine çalışıyor.</p>
<p>Aynı tahmin, deprem için yapılabilir mi? Şimdilik, buna olumlu yanıt yok. Yine de çareler aranıyor: Büyük deprem beklenen California’da bir deprem başlarken, şehirlerdeki “gömülü elektronik sistemlere” otomatik uyarı yapacak bir sistem geliştiriliyor. Kuzey California Sismik Ağı’nda halen 412 ölçüm merkezi, 924 kanaldan veriyi 24/7 boyunca University of California/Berkeley’deki merkeze iletiyor. Henüz prototip olmakla beraber ceptellere ShakeAlert (Sarsıntı Habercisi) uygulaması indirilebiliyor.</p>
<p>Erken uyarıda yeni başarı öyküleri var: Meksika’da Nisan 2014’te ülkenin batısında okyanus içinde 7.2 şiddetinde bir deprem oldu. Meksika İçin Sismik Uyarı Sistemi (SASMEX) sayesinde, deprem merkezine 100 km ile en yakın kent Acapulco sakinleri, depremi 25 saniye önce öğrendi. Merkeze uzaklığına göre diğer şehirlerde bu süre daha arttı. Başkentte uyarı süresi  74 saniyeye çıkmıştı&#8230; Japonya’da ise üç büyük telekom şirketi, uyarıyı aynı anda ileten bir sisteme bağlı. Mart 2011’de 9 şiddetindeki deprem uyarısını ülkede 52 milyon kişi cep telefonundan, 1 dakika önceden öğrenmişti.</p>
<p>Ve acaba deprem, uzaydan saptanabilecek mi? İyonosferdeki elektronların durumu, sıcaklık ve bağıl nem verilerinden deprem tahmini yapılabilecek mi? Deprem öncesinde radon gazının atmosfere karıştığı biliniyor. Kızılötesi radyasyon ölçümüyle bu, saptanabiliyor. Geriye dönük araştırmalarda 2015 Nepal, 2011 Japonya (Tohuku), 2010 Haiti depremlerinden önceki iyonosfer analizlerine bakıldığında, kızılötesi radyasyonun arttığı saptanmıştı. Bu ilişkiyi araştıran GeoCosmo şirketi, geliştirdiği büyük veri analizine uygun yazılımını ve yenilikçi sensörlerini Güney Amerika’da deniyor. 2012’den bu yana orada meydana gelen Richter 3’ten büyük 22 depremi “önceden” tahmin ettiğini açıkladı.</p>
<p>Bizde ise Deprem Erken Uyarı Sistemleri Sempozyumu’nda (10.05.16) konuşan AFAD Başkanı, “Gemlik Körfezi’nde de erken uyarı sistemlerimizi kurmayı hedefliyoruz” demişti.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong> <em>*Bu yazı 03.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yanardaga-internet-sitesi">Yanardağa internet sitesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3865</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
