yorgunluk arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yorgunluk Türkiye'nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı Thu, 17 Apr 2025 08:37:36 +0000 tr hourly 1 Sabah yorgun uyanma halini azaltmak için etkili bir yöntem: Doğal ışıkla uyanmak https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/sabah-yorgun-uyanma-halini-azaltmak-icin-etkili-bir-yontem-dogal-isikla-uyanmak Thu, 17 Apr 2025 08:37:36 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32307 Uyku kalitesi, günlük yaşamı doğrudan etkilediği için oldukça önemli. Ancak günümüz şartlarında sürekli ekran ışığına maruz kalmak, uyku süresinin azalmasına ve sabah yorgun uyanma etkisinin artmasına neden oluyor. Ekran ışığının yanı sıra uyunan odanın ışığı, mevcut gürültüsü ve sıcaklığı gibi birçok faktör de genellikle göz ardı ediliyor. Bu noktada çoğu uyku çalışması, kontrol edilebilirliği nedeniyle yapay aydınlatmaya dayanıyor. Ancak Osaka Metropolitan Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, uyku kalitesinin ölçümünde doğal ışığın, gerçek yaşam koşullarını daha iyi taklit edebileceğini öne sürüyor. Doğal ışık zinde uyanmaya yardımcı oluyor Profesör Daisuke Matsushita ve yüksek lisans öğrencisi Xiaorui Wang, uyanmadan hemen önce yatak odasında doğal ışık bulunmasının, “zinde uyanma” etkisini artırıp artıramayacağını araştırdı. Konuyu aydınlatmak üzere araştırmacılar üç koşulu test etti: Koşul 1: Uyanmadan 20 dakika önce doğal ışık verildi. Koşul 2: Şafaktan uyanana kadar doğal ışığa izin verildi. Koşul 3: Uyanmadan önce doğal ışık verilmedi. Her seanstan sonra katılımcıların uykululuk ve uyanıklık halinin yanı sıra yorgunlukları bir elektrokardiyogram, elektroensefalogram ve bir anketle ölçüldü. Sonuçlar, katılımcıların 1. ve 2. koşullarda 3.’ye göre daha az yorgun ve daha az uykulu uyandığını ortaya koydu. Ayrıca 2. koşulda odaya daha fazla ışık girmesi, olumsuz etkilere neden olmasından dolayı 1. Koşulun, iyi uyanmayı iyileştirmek için en etkili yöntem olduğu görüldü. Profesör Matsushita, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Gelecekte, mevsimlere ve günün saatine göre değişen uyku ortamındaki doğal ışığı kontrol etmeyi ve daha iyi bir uyanış için uygun doğal ışığın nasıl sağlanacağını açıklamayı umuyoruz.” Kaynak

Sabah yorgun uyanma halini azaltmak için etkili bir yöntem: Doğal ışıkla uyanmak yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Uyku kalitesi, günlük yaşamı doğrudan etkilediği için oldukça önemli. Ancak günümüz şartlarında sürekli ekran ışığına maruz kalmak, uyku süresinin azalmasına ve sabah yorgun uyanma etkisinin artmasına neden oluyor.

Ekran ışığının yanı sıra uyunan odanın ışığı, mevcut gürültüsü ve sıcaklığı gibi birçok faktör de genellikle göz ardı ediliyor.

Bu noktada çoğu uyku çalışması, kontrol edilebilirliği nedeniyle yapay aydınlatmaya dayanıyor. Ancak Osaka Metropolitan Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, uyku kalitesinin ölçümünde doğal ışığın, gerçek yaşam koşullarını daha iyi taklit edebileceğini öne sürüyor.

Doğal ışık zinde uyanmaya yardımcı oluyor

Profesör Daisuke Matsushita ve yüksek lisans öğrencisi Xiaorui Wang, uyanmadan hemen önce yatak odasında doğal ışık bulunmasının, “zinde uyanma” etkisini artırıp artıramayacağını araştırdı.

Konuyu aydınlatmak üzere araştırmacılar üç koşulu test etti:

Koşul 1: Uyanmadan 20 dakika önce doğal ışık verildi.

Koşul 2: Şafaktan uyanana kadar doğal ışığa izin verildi.

Koşul 3: Uyanmadan önce doğal ışık verilmedi.

Uyanmadan önce orta miktarda güneş ışığı, zinde bir uyanış için olumlu bir etki yaratabilir.
Görsel: Osaka Metropolitan Üniversitesi

Her seanstan sonra katılımcıların uykululuk ve uyanıklık halinin yanı sıra yorgunlukları bir elektrokardiyogram, elektroensefalogram ve bir anketle ölçüldü.

Sonuçlar, katılımcıların 1. ve 2. koşullarda 3.’ye göre daha az yorgun ve daha az uykulu uyandığını ortaya koydu.

Ayrıca 2. koşulda odaya daha fazla ışık girmesi, olumsuz etkilere neden olmasından dolayı 1. Koşulun, iyi uyanmayı iyileştirmek için en etkili yöntem olduğu görüldü.

Profesör Matsushita, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Gelecekte, mevsimlere ve günün saatine göre değişen uyku ortamındaki doğal ışığı kontrol etmeyi ve daha iyi bir uyanış için uygun doğal ışığın nasıl sağlanacağını açıklamayı umuyoruz.”

Kaynak

Sabah yorgun uyanma halini azaltmak için etkili bir yöntem: Doğal ışıkla uyanmak yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32307
Bahar yorgunluğu https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bahar-yorgunlugu Wed, 10 Apr 2019 09:59:52 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13469 “Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden…” satırlarıyla başlayan şiirinde Orhan Veli, bahar yorgunluğunu anlatmıyor mu sizce de? Bahar yorgunluğu, mevsim geçişinden kaynaklanan ısı, ışık ve nem farklılığına vücudumuzun adapte olma süreci. Doğadaki hızlı değişime rağmen insanlarda enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, sabah yataktan kalkmakta zorlanma, gün içerisinde uyku isteği, kas, eklem ağrıları, baş ağrısı, yapılan işe konsantre olamama gibi belirtilerle kendini gösterir. Sağlıklı bireylerde bir hafta ile bir ay arasında değişebilecek adaptasyon ve normalleşme söz konusudur ki bu süreci kısaltmak mümkün. Hava sıcaklığının artması ile damarlarda genişleme, kan basıncında hafif düşme ve halsizlik gibi bulguların temelini oluşturur. Diğer bir yandan sıcaklık artışı suların daha fazla buharlaşması ve ortamdaki nem oranının artması ile sonuçlanır. Nemli ortamlarda insanlar kendilerini daha yorgun hisseder. Günlerin uzaması, güneş ışınlarının artması atmosferde iyon değişimine neden olur ki bu da bahar yorgunluğunun önemli sebeplerinden biridir. Tüm canlılar için olduğu gibi insanlar için de ancak doğayla uyum halinde bir sağlıklı yaşam kavramından söz etmek mümkündür. Yorgunluk ile nasıl baş edebiliriz? Doğadaki bu değişime adapte olabilmek, bahar yorgunluğuyla başa çıkmak için yapılması gereken ilk değişiklik beslenmede olmalıdır. Özellikle B ve C vitaminleri içeren besinler bol tüketilmeli, sıvı alımı artırılmalıdır. Fazlaca karbonhidrat ve yağ içeren öğünlerden kaçınılmalı, enerji verirken vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını da karşılayabilecek besinler tüketilmelidir. Özellikle henüz büyüme çağında olan, ne yazık ki bu geçiş dönemine önemli sınavlar öncesi maruz kalan çocuklar için taze meyveler, kuruyemiş, kuru meyveler destekleyici, kolaylıkla da ara öğün olarak alınabilecek besinlerdir. Süt, yoğurt, kefir, taze meyve suları, renklendirici, koruyucu, aroma içermeyen doğal maden suları çocukların günlük beslenmesinde yer almalıdır. Kahvaltının her yaş için günün en vazgeçilmez öğünü olduğu unutulmamalıdır. Doğa, insanlar için gerekli besinleri, değişen mevsimlerdeki ihtiyaçlarımıza göre sunmaktadır. Bu yüzden mevsiminde doğal olarak yetiştirilen sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmelidir. Günlük 15 dakika süre ile dahi olsa açık havada yapılabilecek bir yürüyüş, egzersiz hem vücudumuzdaki kan dolaşımını, aldığımız oksijen miktarını artırarak daha zinde hissetmemizi sağlayacak hem de egzersiz sırasında salınan hormonlarla (başta endorfin olmak üzere) kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır. Düzenli ve kaliteli uyku bu dönemde yaşam kalitesini özellikle artıracaktır. Çok geç saatlerde uyumanın vücudun hormonal dengesini bozduğunu, bağışıklık sistemine zarar verdiğini hatırlamak gerekiyor. Halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon sorunlarının öncelikli yakınmalar olduğu bahar geçişi döneminde uyku düzensizlikleri gün içersindeki dikkat dağınıklığını artıracaktır. Daha dinç uyanmamızı, gün içinde daha iyi hissetmemizi sağlayan, antioksidan özellikteki, uyku sırasında salınan bir hormon olan melatoninin aydınlıkta salınımının azaldığı, uyku sırasında olabildiğince ışıktan ve elektromanyetik alandan uzak kalabilmenin uyku kalitesini artırdığı bilinmektedir. Uyku öncesi en az bir saat bilgisayardan, televizyondan, elektronik cihazlardan uzak durmanın, çok yorucu çalışmalardan kaçınmanın kaliteli ve dinlendirici bir uyku için önemli olduğu hatırlanmalıdır. Bu anlamda belki kitaplar en iyi uyku aracı olabilir… Sağlıkla kalın. Dr. Emel Bayrak / Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Lösev Lösante Çocuk ve Yetişkin Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı 

Bahar yorgunluğu yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
“Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden…” satırlarıyla başlayan şiirinde Orhan Veli, bahar yorgunluğunu anlatmıyor mu sizce de?

Bahar yorgunluğu, mevsim geçişinden kaynaklanan ısı, ışık ve nem farklılığına vücudumuzun adapte olma süreci. Doğadaki hızlı değişime rağmen insanlarda enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, sabah yataktan kalkmakta zorlanma, gün içerisinde uyku isteği, kas, eklem ağrıları, baş ağrısı, yapılan işe konsantre olamama gibi belirtilerle kendini gösterir. Sağlıklı bireylerde bir hafta ile bir ay arasında değişebilecek adaptasyon ve normalleşme söz konusudur ki bu süreci kısaltmak mümkün.

Hava sıcaklığının artması ile damarlarda genişleme, kan basıncında hafif düşme ve halsizlik gibi bulguların temelini oluşturur. Diğer bir yandan sıcaklık artışı suların daha fazla buharlaşması ve ortamdaki nem oranının artması ile sonuçlanır. Nemli ortamlarda insanlar kendilerini daha yorgun hisseder. Günlerin uzaması, güneş ışınlarının artması atmosferde iyon değişimine neden olur ki bu da bahar yorgunluğunun önemli sebeplerinden biridir. Tüm canlılar için olduğu gibi insanlar için de ancak doğayla uyum halinde bir sağlıklı yaşam kavramından söz etmek mümkündür.

Yorgunluk ile nasıl baş edebiliriz?

Doğadaki bu değişime adapte olabilmek, bahar yorgunluğuyla başa çıkmak için yapılması gereken ilk değişiklik beslenmede olmalıdır. Özellikle B ve C vitaminleri içeren besinler bol tüketilmeli, sıvı alımı artırılmalıdır. Fazlaca karbonhidrat ve yağ içeren öğünlerden kaçınılmalı, enerji verirken vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını da karşılayabilecek besinler tüketilmelidir. Özellikle henüz büyüme çağında olan, ne yazık ki bu geçiş dönemine önemli sınavlar öncesi maruz kalan çocuklar için taze meyveler, kuruyemiş, kuru meyveler destekleyici, kolaylıkla da ara öğün olarak alınabilecek besinlerdir. Süt, yoğurt, kefir, taze meyve suları, renklendirici, koruyucu, aroma içermeyen doğal maden suları çocukların günlük beslenmesinde yer almalıdır. Kahvaltının her yaş için günün en vazgeçilmez öğünü olduğu unutulmamalıdır. Doğa, insanlar için gerekli besinleri, değişen mevsimlerdeki ihtiyaçlarımıza göre sunmaktadır. Bu yüzden mevsiminde doğal olarak yetiştirilen sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmelidir.

Günlük 15 dakika süre ile dahi olsa açık havada yapılabilecek bir yürüyüş, egzersiz hem vücudumuzdaki kan dolaşımını, aldığımız oksijen miktarını artırarak daha zinde hissetmemizi sağlayacak hem de egzersiz sırasında salınan hormonlarla (başta endorfin olmak üzere) kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır.

Düzenli ve kaliteli uyku bu dönemde yaşam kalitesini özellikle artıracaktır. Çok geç saatlerde uyumanın vücudun hormonal dengesini bozduğunu, bağışıklık sistemine zarar verdiğini hatırlamak gerekiyor. Halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon sorunlarının öncelikli yakınmalar olduğu bahar geçişi döneminde uyku düzensizlikleri gün içersindeki dikkat dağınıklığını artıracaktır. Daha dinç uyanmamızı, gün içinde daha iyi hissetmemizi sağlayan, antioksidan özellikteki, uyku sırasında salınan bir hormon olan melatoninin aydınlıkta salınımının azaldığı, uyku sırasında olabildiğince ışıktan ve elektromanyetik alandan uzak kalabilmenin uyku kalitesini artırdığı bilinmektedir. Uyku öncesi en az bir saat bilgisayardan, televizyondan, elektronik cihazlardan uzak durmanın, çok yorucu çalışmalardan kaçınmanın kaliteli ve dinlendirici bir uyku için önemli olduğu hatırlanmalıdır. Bu anlamda belki kitaplar en iyi uyku aracı olabilir…

Sağlıkla kalın.

Dr. Emel Bayrak / Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Lösev Lösante Çocuk ve Yetişkin Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı 

Bahar yorgunluğu yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
13469
Su içmeliyiz, çünkü… https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/su-icmeliyiz-cunku Thu, 22 Mar 2018 09:19:50 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9607 Su, yaşamın devamlılığı için en önemli kaynak ve metabolizmamızın en fazla ihtiyaç duyduğu madde. Vücudumuzun %60-70’ini oluşturan su, hayatın temel taşı olarak karşımıza çıkıyor. Vücudun su oranını korumak ve tüm sistemlerinin uygun şekilde çalışmasını sağlamak için yeterli miktarda su tüketmek çok önemli. 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla Memorial Ankara Hastanesi’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, suyun hayatımızdaki önemine dikkati çekti ve su içmek için 9 çok önemli nedeni sıraladı. Çünkü su: Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler. Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur. Kabızlık ve böbrek taşı oluşumunu önler. Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeyi sağlar. Hücre ve dokuların yapılarının korunmasında görev alır. Vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olur. Vücut direnci ve bağışıklığının güçlenmesini sağlar. Fazlası zarar! Vücutta ateş, ishal, kabızlık gibi bir rahatsızlık olmadığı takdirde sağlıklı bir kişinin günlük içmesi gereken su miktarı 1,5-2 litredir. Fiziksel aktivite, hava sıcaklığı günlük alınması gereken su miktarını artıran sebeplerdir. Yapılan çalışmalarda, vücudun ihtiyacından fazla su tüketiminin sağlık açısından herhangi bir faydası olmadığı gözlenmiştir. Çok fazla su tüketmek su zehirlenmesine de yol açabileceği için ölçüyü kaçırmamak önemlidir. Bugün çok çay kahve içtim, susamadım demeyin Su dışında kahve, çay, asitli içeceklerle alınan sıvı suyun yerini almamaktadır. Aksine bu tür içeceklerin fazla tüketilmesi susama hissini baskılayarak, suya olan ihtiyacı azaltmaktadır. Susama hissinin olmaması vücudun günlük su ihtiyacının karşılandığı anlamına gelmez. Koyu renkli idrar sizin için bir alarmdır Kişinin gün içinde uygun miktarda su içip içmediği İdrar rengine bakılarak anlaşılabilir. İdrar rengi koyu sarı ise su tüketimi yetersiz, açık sarı veya berrak ise su tüketimi yeterlidir. Yetersiz su tüketimi beraberinde yorgunluk, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, ciltte kuruluk gibi sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Vücutta su deposu olmadığı unutulmamalıdır, bu nedenle günlük su tüketimine çok özen gösterilmelidir. Su içmeyi keyifli hale getirin Su içmeyi sevmiyorum, tadından hoşlanmıyorum ya da gün içinde aklıma gelmiyor diyen pek çok kişi vardır. Bu konuda birkaç pratik öneri kısa sürede su içme alışkanlığının kazanılmasına yardımcı olacaktır. Kişi su içmek için susamayı beklememelidir. Su içmeyi telefon alarmı, bilgisayar ekranındaki hatırlatıcı ya da küçük notlar yoluyla birey kendine hatırlatabilir. Çalışma masasında ya da evdeyken sürekli görülebilecek bir yerde renkli ve şık bir sürahi, bardak veya şişe bulundurulabilir. Suyun içine elma, tarçın, nane yaprağı, zencefil, çilek, üzüm gibi meyveler eklenerek lezzeti artırılabilir.

Su içmeliyiz, çünkü… yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Su, yaşamın devamlılığı için en önemli kaynak ve metabolizmamızın en fazla ihtiyaç duyduğu madde. Vücudumuzun %60-70’ini oluşturan su, hayatın temel taşı olarak karşımıza çıkıyor. Vücudun su oranını korumak ve tüm sistemlerinin uygun şekilde çalışmasını sağlamak için yeterli miktarda su tüketmek çok önemli. 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla Memorial Ankara Hastanesi’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, suyun hayatımızdaki önemine dikkati çekti ve su içmek için 9 çok önemli nedeni sıraladı.

Çünkü su:

  • Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
  • Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
  • Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
  • Kabızlık ve böbrek taşı oluşumunu önler.
  • Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
  • Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeyi sağlar.
  • Hücre ve dokuların yapılarının korunmasında görev alır.
  • Vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Vücut direnci ve bağışıklığının güçlenmesini sağlar.

Fazlası zarar!

Vücutta ateş, ishal, kabızlık gibi bir rahatsızlık olmadığı takdirde sağlıklı bir kişinin günlük içmesi gereken su miktarı 1,5-2 litredir. Fiziksel aktivite, hava sıcaklığı günlük alınması gereken su miktarını artıran sebeplerdir. Yapılan çalışmalarda, vücudun ihtiyacından fazla su tüketiminin sağlık açısından herhangi bir faydası olmadığı gözlenmiştir. Çok fazla su tüketmek su zehirlenmesine de yol açabileceği için ölçüyü kaçırmamak önemlidir.

Bugün çok çay kahve içtim, susamadım demeyin

Su dışında kahve, çay, asitli içeceklerle alınan sıvı suyun yerini almamaktadır. Aksine bu tür içeceklerin fazla tüketilmesi susama hissini baskılayarak, suya olan ihtiyacı azaltmaktadır. Susama hissinin olmaması vücudun günlük su ihtiyacının karşılandığı anlamına gelmez.

Koyu renkli idrar sizin için bir alarmdır

Kişinin gün içinde uygun miktarda su içip içmediği İdrar rengine bakılarak anlaşılabilir. İdrar rengi koyu sarı ise su tüketimi yetersiz, açık sarı veya berrak ise su tüketimi yeterlidir. Yetersiz su tüketimi beraberinde yorgunluk, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, ciltte kuruluk gibi sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Vücutta su deposu olmadığı unutulmamalıdır, bu nedenle günlük su tüketimine çok özen gösterilmelidir.

Su içmeyi keyifli hale getirin

Su içmeyi sevmiyorum, tadından hoşlanmıyorum ya da gün içinde aklıma gelmiyor diyen pek çok kişi vardır. Bu konuda birkaç pratik öneri kısa sürede su içme alışkanlığının kazanılmasına yardımcı olacaktır.

  • Kişi su içmek için susamayı beklememelidir.
  • Su içmeyi telefon alarmı, bilgisayar ekranındaki hatırlatıcı ya da küçük notlar yoluyla birey kendine hatırlatabilir.
  • Çalışma masasında ya da evdeyken sürekli görülebilecek bir yerde renkli ve şık bir sürahi, bardak veya şişe bulundurulabilir.
  • Suyun içine elma, tarçın, nane yaprağı, zencefil, çilek, üzüm gibi meyveler eklenerek lezzeti artırılabilir.

Su içmeliyiz, çünkü… yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
9607