Bu sayımızın kapak dosyasında, dünyanın önde gelen hesaplamalı biyoloji uzmanlarından Prof. Dr. İvet Bahar tam da bu soruya yanıt arıyor. Yapay zekâ bugün proteinlerin üç boyutlu yapılarını çözebiliyor, milyonlarca molekülü kısa sürede analiz edebiliyor, ilaç geliştirme süreçlerini yıllardan aylara indirebilecek bir potansiyel taşıyor.
Ancak Prof. Bahar’ın özellikle altını çizdiği nokta çok önemli: Yapay zekâ bilimin yerini almıyor; tam tersine, onu yeni bir aşamaya taşıyor. Çünkü geleceğin en büyük ihtiyacı, yapay zekânın ürettiği sonuçları fizik, kimya ve biyolojinin temel yasalarıyla açıklayabilecek bilim insanları olacak. Bu nedenle yapay zekâ çağının en değerli sermayesi hâlâ insan merakı, yaratıcılığı ve eleştirel düşünme becerisi. Prof. Bahar ile söyleşiyi Yağmur Kan gerçekleştirdi.
Doğadan öğrendiğimiz
Doğanın bize öğrettikleri de bu sayıda geniş yer tutuyor.
Bitkilerin beyinleri yok. Buna rağmen kuraklığı, hastalıkları ve tuz stresini “hatırlayabiliyor”, geçmiş deneyimlerinden öğrenebiliyor ve hatta bu bilgiyi sonraki kuşaklara aktarabiliyorlar. Bir başka yazımız ise toprağın altında gözle göremediğimiz kök ağlarının nasıl olağanüstü bir iletişim ve uyum sistemi kurduğunu anlatıyor. Sessiz görünen doğa, aslında sürekli hesap yapan, çevresini algılayan ve geleceğe hazırlanan canlı sistemlerle dolu.
Bilim ilerledikçe doğayı küçümsememiz değil, ona daha fazla hayranlık duymamız gerektiğini bir kez daha görüyoruz.
Gerçeklik kavramı
Bu sayımızın ortak başlıklarından biri de “gerçeklik” kavramı. Tanol Türkoğlu, yapay zekânın kusursuz görüntüler ve içerikler ürettiği bir dönemde sosyal medyanın neden yeniden “gerçek insan”a yöneldiğini sorguluyor. Kusurlar, doğallık ve samimiyet giderek dijital dünyanın en değerli özellikleri hâline geliyor.
Yapay zekâyla ilgili haberlerimiz de bu tartışmayı farklı yönlerden sürdürüyor. Bir yanda teknoloji şirketlerinin filozofları işe almaya başlaması, diğer yanda yapay zekânın kendi ürettiği içeriklerle eğitilmesinin yaratabileceği yeni riskler… Görüyoruz ki teknolojinin geleceği yalnızca mühendislik değil; etik, felsefe ve insan bilimleriyle birlikte şekillenecek.
Bilimin nasıl üretildiği de en az sonuçları kadar önemli.
Müfit Akyos, 2026 Kavli Ödülleri üzerinden bilimin küresel araştırma ağlarını ve bilim insanlarını görünür kılan uluslararası ekosistemi anlatırken önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: Türkiye bu büyük bilim ağının neresinde?
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise Gregory Bateson’dan Nobel ödüllü fizikçi Giorgio Parisi’ye uzanan düşünsel çizgide, yaşamın parçalarla değil ilişkilerle anlaşılabileceğini gösteriyor. Bilimin giderek disiplinler arasında kurduğu köprüler, çağımızın en önemli dönüşümlerinden biri.
Doğan Kuban‘ın yıllar önce kaleme aldığı ama güncelliğini hiç yitirmeyen yazısı ile çocuk eğitimine bambaşka bir pencereden bakıyor. Bir çocuğun yalnızca ne öğrendiği değil, hangi fiziksel ortamda büyüdüğü de onun geleceğini belirliyor. Mimarın gözünden eğitim sistemi üzerine yapılan bu sorgulama, bugün de düşündürücülüğünü koruyor.
Homeros’un Odysseus bilmecesi
Bu sayımızda ayrıca Homeros’un yaklaşık 2.800 yıldır çözülemeyen Odysseus bilmecesinin peşine düşüyor; Brezilya’nın dünyaya örnek gösterilen anne sütü bankalarını inceliyor; GLP-1 salgısını artıran yeni nesil lifleri, kalıcı göçün değişen rotalarını, kedilerden insanlara bulaşabilen yeni mantar tehdidini ve daha pek çok güncel araştırmayı sayfalarımıza taşıyoruz.
Meraklı Çocuk sayfamızda çocukların sıkça sorduğu “Neden canımızın her istediğini yapamıyoruz?” sorusunu bilimsel bir bakışla ele alıyor. Bilgi Küpü, elektrikli araçların geçmişine bakıyor… Grafik Bilgi’de, OECD ülkelerinde göç artışı ve ülkelere katkıları var. Nilgün Özbaşaran Dede’nin araştırma gündemini izleyin… Tabii Tayfun Akgün ve Ergun Akleman, iki mizahı çalışmalarından eksik etmeyenr profesörümüzün bantları sizleri bekliyor.
Dijital HBT
Tabii ki, PDF olarak sunduğumuz Dijital HBT’de çok daha fazlası var: Yorgunsunuz ama uyuyamıyorsunuz, acaba sorumlu taş devrinden kalan beyin olabilir mi?… Deja vu nedir, insanlar neden böyle bir şey yaşar?… Çok ilginç bir araştırma: Anadolu’da Neandertal ile modern insanın ortak kültürüne ilişkin izler saptandı, Gaziantep Üniversitesinden İsmail Baykara ve arkadaşlarının ortak çalışması…
Dijital’e abone olun, tüm arşiv elinizin altında olsun ve HBT’yi destekleyin… Sizlerle birlikte bu dergi yaşıyor…
***
Bilim bize çoğu zaman yeni teknolojiler kazandırıyor. Ama belki daha da önemlisi, dünyaya yeniden bakmayı öğretiyor.
Yapay zekânın hızla geliştiği bir çağda, insanı insan yapan özellikleri yeniden düşünmek zorundayız. Merak etmek, sorgulamak, eleştirel düşünebilmek ve öğrendiklerimizi anlamlandırabilmek…
Belki de geleceğin en güçlü teknolojisi, hâlâ insan zihninin bu eşsiz yeteneği olacak.
İyi okumalar.