Kapak dosyamızda, Avrupa’nın dünyanın geri kalanından yaklaşık iki kat daha hızlı ısındığını gösteren son araştırmalar ışığında iklim krizinin geldiği noktayı ele alıyoruz. Rekor sıcaklıkların kent yaşamından sağlığa, ekonomiden ekosistemlere kadar uzanan etkilerini incelerken, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan değişimleri de birlikte değerlendiriyoruz. Hazar Denizi’nin hızla küçülmesinden sıcak hava dalgalarının yeni normal haline gelmesine kadar uzanan bu tablo, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün sorunu olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.
Doğa ise bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bu sayımızda Avustralya yağmur ormanlarında keşfedilen sıra dışı bir örümceğin, avını kendi tuzağına düşüren alışılmadık avlanma stratejisini aktarırken, Meraklı Çocuk sayfamızda da “Dişi cırcır böceği neden ötmez?” sorusunun peşine düşüyoruz.
Değişim yalnızca iklimde yaşanmıyor. Dijital dünya da hayatımızı yeniden biçimlendiriyor. Tanol Türkoğlu, sosyal medyanın kusursuz hayatlardan uzaklaşıp “gerçeklik” ve “sahicilik” arayışını nasıl yeni bir performans estetiğine dönüştürdüğünü inceliyor. Lale Akarun ise üretici yapay zekânın öğrenme, araştırma ve akademik değerlendirme süreçlerini nasıl kökten değiştirdiğini sorguluyor. Yapay zekânın ödevlerden bilimsel makalelere kadar pek çok alanda üretime ortak olduğu bir dönemde, eğitim sisteminin hangi ilkeler üzerine yeniden kurulması gerektiğini tartışıyor.
Doğan Kuban’ın “Hangi Aydınlanma?” dizisinin ikinci bölümü de düşünce dünyamıza önemli katkılar sunuyor. Kuban, aydınlanmanın yalnızca Batı’nın tarihsel deneyimi olmadığını, laiklikten bilimsel düşünceye uzanan çizginin ülkemiz açısından ne ifade ettiğini kendi özgün bakışıyla değerlendiriyor.
Dünya siyasetinde de benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Yapay zekâ, jeopolitik rekabet ve iklim krizinin aynı anda belirlediği yeni uluslararası dengeleri bu sayımızda Reyhan Oksay’ın, İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü ve Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Senem Aydın-Düzgit ile gerçekleştirdiği söyleşide ele alıyoruz. Tek kutuplu dünya düzeninin çözülmeye başladığı bir dönemde “Quo vadis, dünya?” sorusu her zamankinden daha güncel.
Bilimin geleceğini konuşurken geçmişte bırakılan güçlü mirası da unutmuyoruz. Bilim Tarihi sayfamızda Cumhuriyet’in yetiştirdiği iki büyük fizikçi, Erdal İnönü ve Asım Orhan Barut’u doğumlarının 100. yılında anıyoruz. Farklı yaşam öykülerinden aynı hedefe ulaşan bu iki bilim insanının mirası, bugün de genç araştırmacılara ilham vermeyi sürdürüyor.
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise José Saramago’nun Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş romanından hareketle, yaşamın değerini ölümün değil, sonluluğun belirlediği düşüncesini bağlantısallık bilimi perspektifinden yorumluyor. Bilimle edebiyatı buluşturan bu yazı, yaşamın anlamına farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor.
Sağlık ve beslenme sayfalarımızda ise son yılların en çok tartışılan konularından biri olan protein tüketimini bilimsel veriler ışığında inceliyoruz. Gerçekten ne kadar proteine ihtiyacımız var? Yaygın inanışlarla bilimsel bulgular ne ölçüde örtüşüyor? Bu soruların yanıtlarını uzman görüşleriyle birlikte aktarıyoruz.
Grafik Bilgi sayfamızda, insanların iklim değişikliğine düşündüğümüzden çok daha fazla önem verdiğini, ancak başkalarının aynı kaygıyı paylaşmadığını sandığını ortaya koyan dikkat çekici küresel araştırmayı bulacaksınız. Belki de iklim eyleminin önündeki en büyük engellerden biri ilgisizlik değil, birbirimizi yanlış okuyor olmamız.
Dijital sayfalarımızda ise deprem bilimindeki önemli paradigma değişimini ele alıyoruz. Bilim insanları artık depremin tam zamanını tahmin etmeye çalışmaktan çok, deprem başladıktan sonraki ilk saniyelerde insanlara uyarı vererek hayat kurtarmaya odaklanıyor. Teknolojinin en önemli başarısı bazen geleceği görmek değil, doğru anda harekete geçebilmek oluyor.
Bilim, içinde yaşadığımız dünyanın sürekli değiştiğini bize her gün yeniden hatırlatıyor. Ancak aynı zamanda bu değişimi anlamanın, yorumlamanın ve ona uyum sağlamanın yollarını da gösteriyor. HBT olarak bu sayımızda da iklimden yapay zekâya, jeopolitikten bilimin tarihine kadar uzanan geniş bir yelpazede, yalnızca yeni bilgileri değil, bu bilgilerin hayatımızı nasıl dönüştürdüğünü birlikte düşünmeye davet ediyoruz.
Acı kaybımız
Bu sayımızı hazırlarken eğitim ve bilim dünyası çok değerli bir ismini yitirdi. İstanbul Kültür Üniversitesi’nin kurucusu, Yüksek Mühendis Fahamettin Akıngüç‘ün vefatı, yalnızca bir eğitim kurumunun değil, Cumhuriyet’in aydınlanmacı eğitim anlayışının da önemli temsilcilerinden birinin aramızdan ayrılışı anlamına geliyor. 1960 yılında attığı adımla başlayan eğitim yolculuğu, Kültür Okulları ve ardından İstanbul Kültür Üniversitesi ile binlerce gencin yaşamına dokunan köklü bir mirasa dönüştü. Eğitimi yalnızca bilgi aktarmak değil; kültür, sanat, bilim ve özgür düşünceyle beslenen bir yaşam biçimi olarak gören Akıngüç, mühendislik disiplinini eğitim vizyonuyla buluşturmuş öncü bir eğitimciydi. Bilime, eleştirel düşünceye ve bilim iletişimine verdiği değerle Herkese Bilim Teknoloji dergisinin de en güçlü destekçilerinden biri oldu. Kendisine duyduğumuz minneti ve saygıyı bir kez daha ifade ediyor, geride bıraktığı eğitim mirasının ve yetiştirdiği kuşakların, onun en kalıcı eseri olmaya devam edeceğine yürekten inanıyoruz.
Özlem Yüzak