X

İnsanın değerini savunmak…

Dijital HBT’ye yeni abonelere 5 kitap hediye

Dijital HBT’ye yeni abone olan ve aboneliklerini yenileyen okurlara, göndermesi bizden 5’er kitap hediye ediyoruz. Orhan Bursalı’nın HBT’ye hediye ettiği kütüphanesinden şimdilik 600 kitabı listeledik. Yeni dijital sayı aboneleri, abonelik bildirimleri ile birlikte web sayfamızdaki listeden seçecekleri 5 kitabı info@herkesebilimteknoloji.com adresine bildirecekler. Ayrıca abone olmayıp da kitaplardan satın almak isteyenler veya fazladan kitap edinmek isteyen HBT okurları, yine ayrı bir satış listesinden kitap satın alabilecekler.

Bilgi için: HBT Kitap Kampanyası: Hediye ve Satılık


Abonelik işlemleri ve kitap satın almak için: HBT Kütüphane

***

Bu sayıya bir kayıpla başlıyoruz. Türkiye’nin dünyada en çok tanınan filozofu Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 90. yaş gününe iki gün kala yaşamını yitirdi. Ardında kitaplar, öğrenciler, kurduğu kurumlar ve çok güçlü bir düşünsel miras bıraktı. Kuçuradi için felsefe, soyut kavramların arasında dolaşmak değildi. İnsan haklarının yalnız hukukçuların ya da siyasetçilerin konusu olmadığını; her şeyden önce insanın değerine ilişkin felsefi bir sorun olduğunu savundu. Etik ve değer felsefesini yaşamın tam ortasına taşıdı. Onun yaşamına, düşüncesine ve yaklaşık 70 yıllık emeğine bakıyoruz.

Kuçuradi’den Doğan Kuban’a geçmek hiç zor değil. Kuban’ın yazısında da geçmişten bugüne uzanan başka bir değer arayışı var. Geçmişi ne olduğu gibi yinelemek ne de silmek… Osmanlı’dan bugüne kalan kültürel mirası çağdaş bir duyarlılıkla yeniden yorumlamak. Kuban’ın ifadesiyle “dilsiz tarihe dil kazandırmak”. Çünkü ithal ettiklerimizi “takıp takıştırmak” bizi çağdaş yapmıyor. Çağdaşlık aynı zamanda kendi geçmişimizi anlayıp onun insanlık değerlerini bugünün dünyasına taşıyabilme işi.

Gezegenin sağlık raporu iyi değil

Ve buradan kapağımıza geçiyoruz. Bu hafta aslında birbirini tamamlayan üç iklim yazısı var. İlki, Pasifik’te hızla güçlenen ve kayıtlardaki en güçlü örneklerden biri olmaya doğru ilerleyen Süper El Niño. Ancak bu kez çok daha sıcak bir dünyada gerçekleşiyor. Etkileri şimdiden balıkçılıktan tarıma, yangınlardan su kaynaklarına kadar uzanıyor.

Üstelik Pasifik’ten binlerce kilometre uzaktaki Türkiye de bu küresel iklim salınımının dışında değil. Araştırmalar El Niño’nun Akdeniz ve Türkiye’de sıcaklık ve yağış düzenlerini etkileyebildiğini gösteriyor. Bir modelleme çalışmasının tahmini ise ürkütücü: Aşırı sıcaklar Şubat 2027’ye kadar dünya genelinde 451 bin ek ölüme yol açabilir.

Kapak dosyamızın ikincisinde bu kez Dünya’yı doktor muayenesine sokuyoruz. Planetary Health Check 2026, gezegenin dokuz temel “yaşam destek sistemi”nden yedisinin artık güvenli sınırların dışına çıktığını gösteriyor. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, tatlı su sistemleri, arazi kullanımı, azot ve fosfor döngüleri, okyanus asitlenmesi, insan yapımı kimyasallar ve plastikler… Peki bütün bunları her gün izleyen insana ne oluyor? Üçüncü yazımız bu sorunun peşinde: Eko-kaygı. Gezegenin başına gelenler insanların ruhsal dünyasına da sızıyor. Fransa’dan Türkiye’ye uzanan araştırmalar eko-kaygının küresel bir olgu olduğunu ortaya koyuyor. Dijital sayfamızda…

Teknolojiyi kim, hangi amaçla yönetecek?

Teknoloji ve Yapay Zekâ sayfalarımız da hayli dolu. Haluk Ertan ve Esra Ertan bizi dijital dünyanın görünmeyen kahramanlarından Stuart Parkin ve spintronik devrimiyle tanıştırıyor. Elektronun “spin” özelliğini bilgi teknolojisinin hizmetine sokan çalışmalar, sabit disklerden bulut depolamaya uzanan devasa veri dünyasının altyapısını değiştirdi.

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise “Geleceği Kim Kuracak?” dizisinin ikinci bölümünde yapay zekâ tartışmasını teknolojinin dışına çıkarıyor. İnsanlık mı, yapay zekâ mı, yaşamın kendisi mi? Asıl mesele yapay zekâyı nasıl bir toplumsal ağın içine yerleştireceğimiz. Çünkü geleceği YZ’nın hangi mülkiyet, emek, eğitim ve paylaşım ilişkileri içinde kullanılacağı da belirleyecek.

Tanol Türkoğlu başka bir cepheden soruyor: Yapay zekânın baş döndürücü hızını yavaşlatma çağrılarının arkasında gerçekten insanlığın geleceğine ilişkin etik kaygılar mı var? Yoksa Çin’le rekabet, milyarlarca dolarlık şirket değerleri ve kapitalizmin kendi çıkar hesapları mı? Müfit Akyos ise Türkiye’nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisini mercek altına alıyor. İleri teknoloji, dijital ekonomi ve yeşil dönüşüm hedefleri iddialı. Ancak nitelikli insan gücündeki kayıp, ileri teknoloji üretimindeki zayıflık, finansman sorunları ve üniversite-sanayi arasındaki kopukluk aşılmadan bu hedefler ne ölçüde gerçekleştirilebilir?

Kültür Üniversitesi’nden Arş. Gör. Sezer Ağgez de yapay zekâyı bu kez belgesel sinemanın gerçeklik sorunuyla buluşturuyor. Sentetik görüntüler, klonlanmış sesler… Belgesel zaten hiçbir zaman gerçeğin yalın bir kopyası değildi. Ama yapay zekâyla birlikte konu daha da yakıcı hale geliyor.

Kriz günlerinde ne yiyeceğiz?

Bilim ve Beslenme’de çok pratik bir mesele var. Deprem, sel, aşırı hava olayları ya da uzun süreli elektrik kesintileri… Birkaç hafta evdeki stoklarla yaşamak zorunda kalırsak yalnızca karnımızı doyurmak değil, sağlıklı beslenmek de mümkün mü? Grafik Bilgi’de ise yapay zekâ yarışının pek konuşulmayan bir cephesi var: kritik mineraller. Yapay zekâ yalnızca çiplerden, veri merkezlerinden ve elektrikten oluşmuyor. Galyum, nadir toprak elementleri ve tantal gibi hammaddeler olmadan bu dev altyapı da çalışmıyor.

Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündeminde ise şaşırtıcı keşifler peş peşe: Malawi Gölü’nde yaklaşık yarım kilometre derinlikteki basınca dayanabilen sivrisinek larvaları; Tanzanya’da bulunan 240 milyon yıllık yeni bir tarihöncesi tür vb. Hayvanlar Dünyası’nda da iki güzel çalışma var. Binlerce genomun incelenmesi, köpeklerle kurtların evcilleştirmeden sonra sandığımız kadar kesin biçimde birbirlerinden ayrılmadığını gösteriyor. Ve Şempanze anneler ölen yavrularını neden haftalarca, hatta aylarca yanlarında taşıyor?.. Bilgi Küpü’nden tutun, karikatür bantlarımıza ve bulmaca sayfalarımıza kadar uzanan zengin bir dergi hazırlamaya çalıştık.

Dijital HBT’de…

Bir de basılı derginin sayfalarına sığdıramadıklarımız var. Tutankhamun’un mezarının keşfedilmesinin üzerinden bir yüzyıldan fazla zaman geçti ama mezar hâlâ sırlarını bütünüyle vermiş olmayabilir. Yeni jeofizik araştırmalara göre, mezar odasının kuzey duvarının ardında bilinmeyen yapılar olabilir. Eğer gizli odalar gerçekten varsa, bunlardan biri kayıp Kraliçe Nefertiti’nin mezarına açılabilir mi?… Meraklı Çocuk da dijitalde…

***

Kuçuradi’nin “insanın değeri”nden Kuban’ın geçmişle kurduğumuz ilişkiye; hasta bir gezegenden yapay zekânın geleceğine, bir şempanze annenin yavrusunu bırakamamasından üç bin yılı aşkın süredir kapalı olabilecek bir Mısır mezarına… Bu hafta yine birbirinden çok farklı görünen alanlarda dolaşıyoruz. Ama belki hepsinin altında aynı şey var: İnsanın kendisini, geçmişini, içinde yaşadığı dünyayı ve kurmakta olduğu geleceği anlama çabası. Bilimin işi de biraz bu değil mi?

İyi okumalar. Sevgilerimizle…

Özlem Yüzak